![]() |
![]() |
![]() |
Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih hadislerde ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın hem fiziksel özellikleri hem de zuhuru öncesi ve sonrası meydana gelecek önemli olaylar çok detaylı bir şekilde bildirilmiştir. Tüm bu deliller Hz. Mehdi (a.s.)’ın mutlaka bir şahıs olarak zuhur edeceğini göstermekte, onun bir şahsı manevi olarak geleceği iddiasına olanlara cevap vermektedir. Ayrıca üstad risalelerinde yaklaşık 70 ayrı yerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın “bir zat, bir şahıs” yani yaşayan bir kişi olacağını vurgulayarak risalelerin asla Mehdi olmadığına da cevap vermiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bir şahsı manevi değil bir şahıs olacaktır. Risale-i Nur’ları kendisine bir program yaparak insanların imanının kurtulmasına vesile olacaktır.
Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. ….Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233. 1. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihinin Bediüzzaman’ın yaşadığı hicri yüzyıla uymaması : Hepsinden önce Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi ile ilgili olarak hicri 1400 tarihini vermiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) için verdiği bu tarihten yüz sene önce yaşamış ve görev yapmış bir müceddiddir. Ayrıca kendisi de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden yüz sene sonra zuhur edeceğini mükerrer defalar söylemiştir. İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında toplanacaklardır. (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108) Bu hadisler doğrultusunda açıklamalar yapan büyük İslam alimleri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi olarak hicri 1400’ü vermişlerdir. Örneğin Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendinden 100 sene sonra yani hicri 1400 de zuhur edeceğini şöyle ifade etmiştir: Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)’NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR(Şualar, s. 605) Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT dahi bu zamanda gelse…(Kastamonu Lahikası, s. 57) 2. Bediüzzaman tarafından; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı bildirilen üç büyük vazifesinin hicri 1400’e gelene kadar hiçbir müceddid tarafından toplu olarakyapılmamış olması. Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. Ehl-i îmanı dalaletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. İkinci vazifesi : Hilafet-i muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile şeair-i islamiyeyi (İslama ait değerleri) ihya etmektir. Alem-i islamın (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) nokta-i istinad edip (dayanak noktası edinip), beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gazab-ı ilahîden (beladan) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri (hizmetkarları), milyonlarla efradı (efradı) bulunan ordular lazımdır. Üçüncü vazifesi : İnkılabat-ı zamaniye (zamana bağlı değişimler) ile çok ahkam-ı kur’aniyenin (kuran’ın hükümlerinini) zedelenmesiyle ve şeriat-ı muhammedîyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla o zat, bütün ehl-i îmanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı islamın (islam birliğinin) muavenetiyle (yardımıyla) ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa al-i beytin neslinden her Aasırda kuvvetli ve kesretli (kalabalık) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla (katılımlarıyla) o vazife-i uzmayı (çok büyük görevi) yapmaya çalışır.Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bizzat şahsının ve kendisi hayattayken yerine getireceği bu üç vazifeyi toplu olarak ne Bediüzzaman Hazretleri ne de ona kadar gelen müceddidler bir arada yapamamışlardır. Bu görevlerden ancak bir tanesini bir yönüyle hayata geçirenler olmuşsa da toplu olarak yapacak olan Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır. bu nedenle de üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.) olması söz konusu değildir. 3. Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığına işaret olan ve Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirtilen 200 kadar Ahir Zaman alameti, geçmiş hiçbir müceddid üzerinde TOPLU OLARAK zuhur etmemiştir. 1. SOYU (NESEBİ) 4. Hz. İsa (a.s.) nüzul edecek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlığında; onun arkasında namaz kılacaktır Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beyt-ül Mukaddes’te sabah namazı kılarken o sırada nüzul eden İsa (a.s.)’ı takdim edecek ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak, “Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır” diyecek ve nihayet Hz.Mehdi, İsa (a.s.) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 79; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 438) İmamları salih bir insan olan Hz. Mehdi olduğu halde, Beytü’l Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştirHz. Mehdi, Hz. İsa’yı öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki, “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirilmiştir.”… (Ebu Rafi’den rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496) Hz. Bediüzzaman döneminde de ondan önceki yüzyıllarda yaşayan müceddidlerin dönemlerinde de Hz. İsa (a.s.)’ın nüzul ettiğine dair bir alamet gerçekleşmemiştir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) nüzul ettiğinde Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerde ve bu doğrultuda Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstad Hazretleri’nin de belirttiği gibi tüm hıristiyanları hak din olan İslam’a davet edecek ve Hıristiyanların İslam dinine geçmelerine vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in konu ile ilgili hadislerinden bazıları şöyledir: “(Hz.İsa) Kırk (40) yıl Allah’ın Kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 92) “Hz. İsa Ümmeti Muhammed’e peygamber olarak değil; Şeriat-ı Muhammediyyeyi (İslamiyet’in esaslarını) tatbik etmek için gelecektir, demektedir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 68)Üstad ise Mektubat’ta bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (ASM) ile amel edecek mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı küfriye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah’ı inkara) karşı İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab edeceği (geçeceği) bir sırada , nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi, vahy-i semavi kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevisini yok eder; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevilik şahs-ı manevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccal’ı yok eder.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini yok edecek.” (Mektubat, s. 6) Yukarıda saydığımız tüm bu şartlar hicri 1400’e kadar yaşamış olan hiçbir müceddid döneminde zuhur etmemiştir. Müslümanlar arasında bir birlik sağlanmamış, din ahlakı Dünya üzerinde hakim olmamış, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti bidatlerden arınmış olarak ilk zamandaki halis haliyle uygulanmaya başlanmamıştır. Türk İslam birliği tesis edilip müslümanlar huzura, güvene, barış ve bolluk ortamına kavuşmamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında yaşanacak olan bolluk ve zenginlik hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlar henüz batıl teslis inançlarından vazgeçmemişler ve İslam şeriatına uymamışlardır. Hz. İsa (a.s.) nüzul edip Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkasında namaz kılmamış ve deccaliyet tam olarak etkisiz hale gelmemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu gösteren diğer yüzlerce alamet de toplu olarak hicri 1400’e kadar gerçekleşmemiştir. |
Mehdiyet.Net: Ana Sayfa // Yeni Bilgiler // Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar?








