<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Ahir</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/ahir/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Sayın Adnan Oktar Görünmez Mehdi İnancının Tehlikesini Anlatıyor</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2011/01/sayin-adnan-oktar-gorunmez-mehdi-inancinin-tehlikesini-anlatiyor.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2011/01/sayin-adnan-oktar-gorunmez-mehdi-inancinin-tehlikesini-anlatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 15:06:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Oktar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Karakter]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Refah]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=465</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Adnan Oktar Görünmez Mehdi İnancının Tehlikesini Anlatıyor
Kıyametten   ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sayın Adnan Oktar Görünmez Mehdi İnancının Tehlikesini Anlatıyor</strong></p>
<p><img src="http://www.ilmiarastirma.net/images/Article/sayin_adnan_oktar_gorunmez_mehdi_inancinin_tehlikesini_anlatiyor_tr.jpg" border="0" alt="Sayın Adnan Oktar Görünmez Mehdi İnancının Tehlikesini Anlatıyor" />Kıyametten   önceki son dönem olan ahir zaman, Peygamberimiz (s.a.v.)’in   hadislerinde müjdelendiği gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuru ve Hz. İsa   (a.s.)’ın nüzulü ile çok kutlu bir döneme işaret eder. Yeryüzündeki   fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur,   mutluluk ve refah getirecek çok mübarek ve değerli bir şahıs olan Hz.   Mehdi (a.s.)’ın zuhuru  yüzyıllardır İslam ümmeti tarafından beklenen   müjdeli bir olaydır. Ancak bazı mezhepler ve gruplar arasında Hz. Mehdi   (a.s.)’ın görünmez olduğu yönünde yanlış bir inanış vardır. Sayın Adnan   Oktar bu “görünmez Mehdi” inancının yanlışlığını röportajlarında sık  sık  vurgulayarak tüm İslam alemine önemli bir çağrıda bulunmakta ve Hz.   Mehdi (a.s.)’ın şahs-ı manevi değil bir şahıs olduğunu delilleriyle   ortaya koymaktadır.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), hadislerinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın özellikleri   hakkında pek çok tanıtıcı bilgi vermiş ve insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ı   bir şahıs olarak göreceklerini bildirmiştir. Rivayetlerden ve İslam   alimlerinin izahlarından Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir şahsı manevi   olmayacağı, fiziksel özelliklerine, karakter ve ahlakına, nesebine kadar   detaylı olarak tarif edilmiş mübarek bir şahıs olacağı, açık ve net  bir  biçimde anlaşılmaktadır.</p>
<p>Sayın Adnan Oktar da çeşitli tarihlerde yaptığı röportajlarında Hz.   Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu ve şahs-ı manevi beklentisinin   tehlikesini detaylı olarak açıklamaktadır.<br />
<strong><br />
Hz. Mehdi (a.s.) Anne ve Babadan Doğacaktır </strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.) bütün peygamberler ve evliyalar gibi anneden babadan   doğmuştur. Hiçbir peygamber, hiçbir evliya tekrar tekrar kaybolup  ortaya  çıkmamıştır. Hiçbir peygamber ruh haline gelip kaybolmamıştır ve  hiçbir  peygamber ruh halinde yüzyıllarca yaşayıp sonra tekrar dünyaya  geri  dönmemiştir. Kendilerine dünyada bahşedilen süre boyunca tebliğ   görevlerini, insan olarak yerine getirmişlerdir. Bu durum asrımızda   zuhur etmiş ve görevine başlamış olan Hz. Mehdi (a.s.) için de   geçerlidir. Sayın Adnan Oktar bu gerçeği şöyle açıklamaktadır:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> İsterse Alevi kaynaklara da bakalım, Şii   kaynaklarına da bakalım. Hz. Mehdi (a.s.) anneden doğmadır, anneden   doğan bir insandır. Yani çocukluktan itibaren büyüyüp gelişen bir insan.   Öyle yüzlerce sene de bir kuyunun içerisinde kalıp, oradan çıkan bir   insan değildir. Bu, açıkça söyleyeyim, bir hurafedir. Böyle bir şey yok.   “Kuyunun içerisinde duruyor” diyorlar, derin bir kuyu gibi bir şey,   etrafını da demir parmaklıklarla çevirmişler, “onun içinden çıkacak”   diyorlar. Yapmayın etmeyin. Ya Amerika tabii ki müthiş tedirgin böyle   bir şeyden. Adam; “ben gördüm” diyor, “ışık suretinde” diyor. Şimdi,   yarın bir gün; “Allah, Hz. Mehdi (a.s.)’a emretti, Hz. Mehdi (a.s.) da   bize bildirdi” dese, ne yapacak adamlar? O yüzden çok tedirginler. Bak,   Ahmedinejad çok aklı başında bir insan, sevecen bir insan, Hz. Mehdi   (a.s.) aşığıdır, çok seven bir insan; Hamaney de öyle. Şimdi,   toplansınlar, bir araya gelsinler, bu konuyu netleştirsinler. “Hz. Mehdi   (a.s.) görünmez bir Mehdi değil” diyecekler. Hz. Mehdi (a.s.) görünür   bir insandır. Babadan anadan doğmuştur. Zuhur yeri de İstanbul’dur. Şii   kaynaklarda, İstanbul olduğu belki yüz tane hadiste var, hep İstanbul   olarak geçiyor, İstanbul’dadır. Doğu tarafından geliyor, Batı’ya doğru   geliyor ve denizi geçeceği belirtiliyor. Bu şekilde olursa, Amerika   böyle bir Hz. Mehdi (a.s.)’a hazır, masonlar hazır, Tapınak Şövalyeleri   hazır; hepsi hazırlar. Yani bunu kabul ediyorlar. Yani sevgiyi savunan,   kan dökmeyi engelleyen, silahları ortadan kaldırmayı amaçlayan bir   Mehdi’ye karşı CIA, FBI falan; hepsi hazırlar, kabul ediyorlar. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/19535">Kanal Avrupa ve Çay TV, 31 Ekim 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Peygamberlere Benzeyen Özelliklere Sahip Olacaktır </strong></p>
<p><em>İmam Zeyn-ul Abidin aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur:</em></p>
<p><em>“Bizim Kaim’imiz (Mehdi) ile Allah’ın resulleri arasında bir takım   benzerlikler vardır. Nuh (a.s.), İbrahim (a.s.), Musa (a.s.), İsa   (a.s.), Eyyub (a.s.) ve Muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih   peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır. Nuh (a.s.) ile uzun   ömürlü olmasında, İbrahim (a.s.) ile, doğumunun gizli olması (Doğumunun   Evde Olmasında) ve halktan uzak durmasında; Musa (a.s.) ile, korku hali   (Mehdi (a.s.)’a yönelik tehlikelerin yoğunluğuyla; öldürme, tuzak  kurma,  tutuklanma, gözaltına alınma, sürgün gibi her türlü tehlikeyle  iç içe  olmasıyla) ve gaybette yaşamasında (sürekli gizlenerek  yaşamasında); İsa  (a.s.) ile halkın onun hakkındaki ihtilafa düşmesi  (bir kısım  insanların, ‘Mehdi (a.s.) gelecek’, bir kısımının da  ‘gelmeyecek’  demesinde); Eyyub (a.s.) ile, beladan sonra kurtuluşun  yetişmesinde (Hz.  Mehdi (a.s.)’a da birçok zorluk, hastalık ve dert  gelmesi; ancak aynı  Hz. Eyüp (a.s.) gibi Allah’ın rahmetiyle hepsinden  kurtulmasıyla);  Muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih ile de kılıçla  kıyam etmesinde  (Peygamberimiz (s.a.v.)’in kutsal emanetleri olan  mübarek sancağı,  kılıcı ve hırkasının, Mehdi (a.s.)’ın yanında  olmasıyla), benzerliği  vardir.”</em>(Kemal’ud-Din s. 322, 31. babin 3. hadis)</p>
<p>Bu hadis-i şerifte, Hz. Mehdi (a.s.)’ın tüm peygamberlere benzeyen  bir  şahıs olacağı, görünmez olmayacağı çok açık olarak belirtilmiştir.  Sayın  Adnan Oktar Hz. Mehdi (a.s.)’ın hayatının tüm peygamberlerin  hayatının  özeti gibi olacağını ve bir şahıs olduğunu şöyle  vurgulamaktadır:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Peygamberimiz (s.a.v.) onu Hz. Yusuf (a.s.)’a   benzetiyor. Bütün peygamberlerin özetidir Hz. Mehdi (a.s.). Bütün   peygamberlerin özeti yani özüdür. “Her peygambere benzer” diyor   Peygamberimiz (s.a.v.) “Eyyüb (a.s.)’a da, Hz. İbrahim (a.s.)’a da, bana   da benzer” diyor. “Herkese benzer” diyor, “bütün Peygamberlere”. “Hz.   Yusuf (a.s.)’a hangi yönden benzer ya Resulullah (s.a.v.)?” diyorlar.   “Zindan yönüyle benzer” diyor. Ama Hz. Yusuf (a.s.) gibi de güzeldir Hz.   Mehdi (a.s.). Yani Hz. Yusuf (a.s.)’ın başına gelenler de Hz. Mehdi   (a.s.)’ın başına gelecektir. Buna işaret edilmiş oluyor. Zaten Yusuf   kıssası Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor aynı zamanda Kuran’da. Mesela Kehf   Suresi baştan sona kadar Mehdiyeti anlatır. Dikkatlice bakılırsa   ebcedlerine varıncaya kadar tam anlamıyla Mehdiyete hakimdir sure. Hatta   Peygamberimiz (s.a.v.) diyor; “Deccalle karşılaştığınız vakit Kehf   Suresi’ni okuyun” diyor. Ne demek bu? “Mehdiyet onun içinde” diyor. Çok   fazla hadis vardır; bakın deccalle karşılaştığınızda Kehf Suresi’ni   okuyun. “Deccaliyete karşı savaşın, mücadelenin sırlarını ve Mehdiyeti   Kehf Suresi’nin içinde bulacaksınız” diyor Peygamberimiz (s.a.v.).   Özetle bu anlama geliyor.” <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/16232">Kocaeli TV, 9 Şubat 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın Fiziksel Özellikleri Hadislerde Detaylı Olarak Anlatılmaktadır </strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde ahir zamanda gelecek olan kutlu   şahıs Hz. Mehdi (a.s.)’ın fiziksel özellikleri hakkında pek çok tanıtıcı   bilgi vermiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) hakkındaki   tasvirleri çok detaylı ve açıktır. Hz. Mehdi (a.s.) ortaya çıktığında   kendisini görenler bu tasvirlerden hemen kendisini tanıyacaklardır.   Hadislere göre:</p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan olacak, Hz.  Mehdi  (a.s.)’ın omzunda “Nübüvvet” Peygamberlik Mührü bulunacak ve 40   yaşlarında olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın yüzünün güzel ve nurlu,   saçlarının siyah, kaşlarının kavisli, gözlerinin iri, güzel burunlu,   parlak dişli, alnının ise açık ve geniş olacağı da hadislerde   bildirilmektedir. Ayrıca Hz. Mehdi (a.s.)’ın sakalı siyah, sık ve bol   olacak, yanağında da bir ben bulunacaktır. Ten rengi Arabi (kırmızıyla   karışık beyaz) olacaktır. Bütün bunların yanısıra hadislerde   bildirildiğine göre Hz. Mehdi (a.s.) çok heybetli, orta boylu, iri   gövdeli, karnı geniş, güzel yüzlü Ben-i İsrail görünümlü bir insan   olacaktır.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in tek tek saydığı bu fiziksel  özellikler  elbette görünmez bir Mehdi’ye ait olamaz. Sayın Adnan Oktar  Hz. Mehdi  (a.s.)’ın fiziksel özelliklerinin bazılarını şöyle  açıklamıştır:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Evet MaşaAllah. “İsmail’i, Elyasa’yı, Yunus’u ve   Lut’u da (hidayete eriştirdik). Onların hepsini alemlere üstün kıldık.   Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık);   onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik”. (Enam Suresi,   86-87) Peygamberimiz (s.a.v.) hangi soydandı? Hz. İbrahim (a.s.)   soyundandı İbrani soyu. Mehdi (a.s.) hangi soydan? Peygamberimiz   (s.a.v.) soyu İbrani soyundandır. Ben-i İsrail görünümlü olmasının   nedeni de odur. İbrani soyundan geldiğindendir. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/20120">Samsun Aks TV’deki canlı röportajı -25 Kasım 2010</a>)</em></p>
<p>“Ebu Cafer, İmam Muhammed Bakır (a.s.) Hazretleri cedleri yoluyla,   biliyorsunuz Hz. Mehdi (a.s.)’ın da ceddidir zaten, Ehl-i Beyt’in   lideri, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i kastediyor, müminlerin emiri,   Aleyhisselamın minberden söylediklerini nakletmiştir. Yani Resulullah   (s.a.v.)’in söylediklerini nakletmiştir. Minberden ne konuştuysa. “Ahir   zamanda soyumdan bir kişi çıkacak,” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)   söylüyor. “Az al renkle karışık, açık tenli” koyu esmer değil, zenci   gibi değil. Bakın az al renkte, hafif kırmızıya çalar, karışık açık   tenli Arabi yani. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in rengi de Arabi. Arabi   denildiğinde beyaz olup, kırmızıya çalan.’’ Açık tenli olacak, açık ve   geniş karınlı olacak, “karnı geniştir diyor” Uyluk kemikleri geniş ve   büyük, belirgin olacak. Peygamber (s.a.v.)’in renginde iki et beni   bulunacak.” İşte biri o kalp hizasındaki olan beni, öbürü de yaprak   şeklinde olan beni. “O Hz. Mehdi (a.s) yükselecek.” İnşaAllah, Allah’ın   Katına.” <em>(Adıyaman Asu, Kral Karadeniz ve Ekin TV, 21 Aralık 2009) </em></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) Hapse Girecektir </strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.)’ın bir şahıs olduğunu   kanıtlayan hadis-i şeriflerinden biri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın   hapsedileceğini söylemesidir.</p>
<p>“Bu işi yapacak olanın (yani Hz. Mehdi (a.s.)’ın) iki gaybeti   (kaybolması, gizlenmesi) vardır. Bu iki gaybetin biri o kadar uzayacak   ki, bazıları: “O öldü”, bazıları da: “O gitti” diyeceklerdir. Ne onu   sevenler, ne de başkaları onun yerini bilemeyecekler, sadece ona çok   yakın hizmetçisi onun yerini bilir.” (“El-Saa Fi Eşrat-is Saa” s. 93   (Mısır baskısı.)</p>
<p>Görünmez Mehdi ise hapsedilemez. Bu çelişkiyi Sayın Adnan Oktar çok hikmetli bir biçimde açıklamaktadır:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Kardeşim bir kere hapsedilmesi yeterli, yani   hapsedilmesi. Görünmez Mehdi’yi sen nasıl hapsedeceksin? Hapsedersin bir   anda görünmez hale gelir. Dünyanın her yerinde olabilen, yani anında   her yerinde olabilen bir insanı sen nasıl hapsedeceksin? Hapsetsen de ne   fark eder? Orada durur bedeni, “milyonlarca bedeni” var diyorsun sen.   Belli ki değil. Hapsedilen Mehdi (a.s.), anneden, babadan doğan Mehdi   (a.s.) olduğu anlaşılıyor. Anneden, babadan doğmayan bir insanın   hapsedilmesi bir anlam taşımaz. Çile çekeceğinden bahsediliyor. Görünmez   bir kişi, ne çilesi çekecek? Nasıl çile çeksin? Hiçbir şey yapamazsın   görünmez bir insana. Dolayısıyla bu yanlış inanç, yanlış düşünceyi  Allah  bir şekilde ortadan kaldıracak. Yani nasıl olacağını şu an  bilmiyorum.  Anlatıyoruz, izah ediyoruz ama göreceksiniz harika şekilde o  da  kalkacak.” <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/20120">Samsun Aks TV’deki canlı röportajı -25 Kasım 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) Pazarlarda Dolaşacaktır </strong></p>
<p>Hadisler, Hz. Mehdi (a.s.)’ın insanlar arasında tanınan, bilinen;   oldukça göz önünde olan, namı ve şöhreti herkes tarafından bilinen   ancak, ‘Hz. Mehdi (a.s.) sıfatıyla tanınmayan’ bir kimse olacağını   göstermektedir.</p>
<p>“Sedir-i Seyrefi der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık   aleyhisselam’dan duydum ki: &#8230; Hakkı gasp olunan ve inkar olunan mazlum   imamınız ve bu (gaybetin) sahibi (Hz. Mehdi (a.s.) onların arasında   dolaşır, pazarlarında gezer, onların bastığı yerlerden geçer. Ama onlar   onu (Hz. Mehdi (a.s.)‘ı tanımazlar, ta ki sonunda Allah kendisini  onlara  tanıtması için tıpkı Hz. Yusuf (a.s.)’a verdiği gibi ona izin  verir.”  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 189)</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Beklemelerine gerek yok, çünkü “geldi” diyor  onlar  “Mehdi (a.s.)”. Bu bir takiyyedir, takiyyeyi kaldırsınlar. Hz.  Mehdi  (a.s.)’ı korumak için yapılan bir takiyyedir bu. Görünmez Mehdi  (a.s.)  için. Yani, “çarşıda, pazarda gezer” diyor “Hz. Mehdi (a.s.)”.  Doğacağı  yer belli, her şeyi belli, görünmez Mehdi (a.s.) hiçbir zaman  için  çıkmayacaktır. Cübbeli’nin dediği tarzda, Cübbeli anlatıyor hurafe   tarzı, öyle bir Mehdi asla çıkmaz. Görünmez Mehdi asla çıkmaz, bir   insanın ruhuna hulul eden Mehdi asla çıkmaz.  <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/19761">Kocaeli TV ve Aba TV 13 Kasım 2010</a>) </em></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın Bulunduğu Mekanla Birlikte Görüntüsü Her Yerde Görünecektir</strong></p>
<p>“Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) çıktığında, insanların imamlarıyla  aralarında  bir postacı olmayacak.  O (Hz. Mehdi (a.s.)) onlara  (dünyaya) kendi  mekanından seslenecek, onlar da  konuşmasını  dinleyecek, hatta onu  görecekler.” (Müntekab-ül Ezhar, s. 483) hadis-i  şerifinde Peygamber  Efendimiz (s.a.v.) Mehdi (a.s.)’ın açıkça insanlar  tarafından görülüp  sesinin duyulacağını belirtmektedir. Bu elbette Hz.  Mehdi (a.s.)’ın bir  şahıs olduğunun göstergesidir.</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Bakın 1400 sene öncesinden Peygamberimiz (s.a.v.)   bildiriyor. “Mehdi (a.s.) bulunduğu mekanla beraber görüntüsü her  yerde  belirecek” diyor, televizyonu açıkça söylemiş olmuyor mu böyle?</p>
<p><strong>ALTUĞ BERKER:</strong> Evet hocam.</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Yani “bütün insanlar seyredecek, dünyanın her   tarafında onu seyredecekler” diyor. Bakın hatta ziyadesi var, bak diyor   ki, Müntekab-ül Ezhar isimli eser, sayfa 483’te, Peygamberimiz   (s.a.v.)’den hadis; “Hz. Mehdi (a.s.) onlara (dünyaya) kendi mekanından   seslenecek.” Bulunduğu yerden seslenecek dünyaya. “Onlar da konuşmasını   dinleyecek, hatta onu görecekler.” Hem radyo, hem televizyon, hem   internete, 1400 sene öncesinden Peygamberimiz (s.a.v.) açıkça işaret   etmiş. Çok net. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/20045">Gaziantep Olay TV, 23 Kasım 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Görünmez Mehdi İnancı Tüm Dünya ve İslam Alemi İçin Büyük Bir Tehlikelidir</strong></p>
<p><strong>Şahs-ı Manevi Her Zaman Yenilir: </strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.)’ın İslam ahlakının dünyaya hakim olması için büyük  bir  fikri mücadele başlatacağı Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadis-i   şeriflerinden anlaşılmaktadır. Bir ruh olarak çıkacak Mehdi (a.s.) ise   Darwinizm, materyalizm, ateizm gibi dinsiz ideolojileri temsil eden   Deccaliyet’in dünya çapında yok edilmesini sağlayamaz. Sayın Adnan Oktar   görünmez Mehdi inancının İslam alemine verebileceği zararı şöyle   açıklamaktadır:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Görünmez Mehdi asla çıkmaz, bir insanın ruhuna   hulul eden Mehdi asla çıkmaz. Şahs-ı manevi her zaman yenilir. Çünkü   başsız bir beden, başı olmayan beden, zaten yenilmiş durumda şu an.   Müslümanlar paramparça. “Şahs-ı manevi olarak çıktı” diyor Nur talebesi   kardeşlerimizin bir kısmı. Yenilmiş vaziyette paramparça oldu Nur   talebeleri. Şahs-ı manevi Mehdi, Müslüman Nur talebelerini bir araya   toparlayamıyor. Parçalanmaya sebep oluyor şahs-ı manevi Mehdi. Şahıs   olan Mehdi (a.s.) bir araya getirir. Şahıs olan ve talebeleri olan Hz.   Mehdi (a.s.) Müslümanları bir araya getirebilir. Yoksa, parçalanmaktan   kurtulamazlar, Allah-u alem, Allah gösteriyor çünkü. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/19761">Kocaeli TV ve Aba TV, 13 Kasım 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Müslümanlar Arasında Parçalanmaya Sebep Olur:</strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.) Müslümanların huzurunu, birlik ve beraberliğini   sağlayacak, İslam ahlakının güzelliğini tüm dünyada yerleşik kılacaktır.   Sayın Adnan Oktar görünmez Mehdi inancının bu birliğin bozulmasına ve   Müslümanlar arasında parçalanmaya neden olacağını şöyle ifade   etmektedir:</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> İran’ın yapacağı şu, hemen görünür Mehdi (a.s.)’ı   kabul etmeleridir. Bakın görünmez Mehdi (a.s.) düşüncesinde İslam   ülkelerini İran’la çatışma konusunda ikna edebilirler. Bakın Vehhabi   kardeşlerimizi ikna edebilirler. Bir kısım Sünni Müslümanları ikna   edebilirler. Çünkü bak diyecekler ki, bunların görünmez Mehdisi size   yönelik bir emir verdiğinde; çünkü Şii’nin dışında bir şey kabul   etmiyorum derse görünmez Mehdi (a.s.) ve hepsini yok edin derse, ki   orada da var o Cübbeli tarzında tipler. Onlarda da pırasacı takımı var,   değil mi? Hepsini doğrayın derse, ne diyeceğiz, ne yapacağız? Bu   durdurulamaz bir güç haline gelir, çok büyük tehlikedir. İran bu büyük   fitneye karşı, şeytanın bu oyununa karşı hemen Resulullah (s.a.v.)’in   sahih hadislerine güvenerek, Kuran’ın mantığına da güvenerek, Kuran’ın   aklına da güvenerek görünür Mehdi (a.s.)’ı kabul etmesi gerekir. Bak   İran Hz. Mehdi (a.s.)’ın geldiğini kabul ediyor ama “görünmez Mehdi   (a.s.) var” diyor. “Bazen görünüyor, bazen görünmüyor” diyor. Kardeşim   öyle şey olur mu? Büyük felaket meydana gelir bunda, çok tehlikeli bir   şey. Biz ne diyeceğini ne bileceğiz? Işığın görüntüsü. Işık halinde   belirdi diyor mesela, biz ne diyeceğiz? Ya şeytan ışık halinde belirirse   ne yapacaksın? “Gidin Müslümanları paramparça edin derse, ne   diyeceksin?” <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/20046">Kaçkar TV, 23 Kasım 2010</a>)</em></p>
<p><strong>Görünmez Mehdi İnancı  “Nefs-i Müdafaa” Adı Altında Müslüman Ülkelere Saldırıya Geçilmesine Neden Olabilir </strong></p>
<p><strong>Sayın Adnan Oktar çeşitli tarihlerdeki röportajlarında İslam alemi için bu olası tehlikeye şöyle dikkat çekmektedir:</strong></p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Görünmez Mehdi (a.s.) çok çok tehlikeli. Onun  için  şimdi İran’dan korkuyorlar. Şimdi mesela biri çıksa dese ki;  “Mehdi  (a.s.) bana bunu dedi, “git Tel Aviv’i bombala” dedi” dese, işte  bu  kadar. Onlar da diyecek ki; “Mesih (a.s.) de bize söyledi, “bütün  İslam  ülkelerine atom bombası atın” dedi” dese, bu kadar. Ondan sonra,  “sizi  de şimdi bulutlara götürecek Hz. İsa (a.s.)” dese, gidip çeker  onları da  vururlar biraz sonra, onları da öldürürler. “Bakın hepinizi  bulutlara  çıkarttık” diyecekler. Deliliğin ucu bucağı yok ki. Yani  psikopatlığın  da ucu bucağı yok. Onun için Mehdiyet akılcılığı,  makullüğü, tutarlılığı  getiriyor. Şefkati, merhameti getiriyor. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/18077">Kocaeli TV 20 Ağustos 2010</a>)</em></p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Ama görünmez Mehdi (a.s.)’ın dehşetini insanlara   yaşatmak haramdır. Acı çektiriyorlar insanlara. Amerika da “nefs-i   müdafaa” diye, Allah esirgesin, olmadık işler yapabilir. Bir kere İsrail   kendini hiç güvende hissetmiyor şu an. Yani Mehdi (a.s.)’ın, görünmez   Mehdi (a.s.)’ın emrinin ne olacağını bilemiyorlar şu an. Halbuki  görünür  Mehdi (a.s.)’la konuşabilirsin. Muhatap olabilirsin, güvence   alabilirsin, şefkatini merhametini bizzat görebilirsin ama ışık   suretiyle belirlenen varlıkla nasıl konuşacaksın sen? Nasıl ikna   edeceksin? Yani neyi konuşacaksın? “Sadece emreder Mehdi (a.s.), iş   biter” diyorsun sen. Nereyi vur nereyi yık diyeceği belli değil ki.   Baksana, Cübbeli; “Mehdi (a.s.)” diyor, “asacak, kesecek, yıkacak, her   yeri birbirine katacak” diyor. Ben bunu Ahmedinejad’a kabul ettirdim,   yani kan dökmeyeceğini hadisle ispat ettim. Çıktı Birleşmiş Milletler’de   de, başka yerlerde de konuştu. Bu kısmı anladılar, kan dökmeyeceğini   anladılar, silahları kaldıracağını anladılar. “Bunu defalarca basın   önünde açıklasın” dedim, Allah razı olsun, çıktı basının önünde   defalarca açıkladı. Ama bu görünmez Mehdi (a.s.) konusunda, İran   halkının inancı da olduğu için müdahale edemiyorlar. Çekiniyorlar halkın   reaksiyonundan. Çünkü halk adı gibi emin görünmez Mehdi (a.s.)’den. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/19535">Kanal Avrupa ve Çay TV, 31 Ekim 2010</a>)<br />
</em><br />
<strong>İslam Birliğinin Oluşabilmesi İçin Müslümanların Bir Lidere İhtiyacı Vardır Bu lider Hz. Mehdi (a.s.)’dır</strong></p>
<p>Müslüman kanı akmaması, İslam ülkelerindeki fakirliğin ve yokluğun  son  bulması, Türk-İslam coğrafyasındaki kargaşa, anarşi ve terörün tam   anlamıyla ortadan kalkması, huzurlu, güvenli, müreffeh, aydınlık bir   medeniyet inşa edilmesi için İslam Birliği’nin kurulması şarttır. Birlik   olmayan İslam aleminin, zarar gören Müslümanları koruması ve kollaması   mümkün olamaz. Ama 1 milyarı aşkın nüfusuyla İslam alemi birlik   olduğunda, dünyanın herhangi bir köşesinde Allah’ın izniyle tek bir   Müslümanın parmağının ucu dahi zarar görmez. Ancak bu birliğin   kurulabilmesi için bir lidere yani bir şahsa ihtiyacı vardır. Bu lider   Hz. Mehdi (a.s.)’dır.</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong> Müslümanların bir lideri olması gerekir. Şimdi  bir  soralım. Masonların lideri var mı? Var derler. Özellikle masonlara   mutlaka bir başkan gerekir. Hristiyanların var mı? Var, papaları var.   Musevilerin var mı? Var. Budistlerin Lama’sı var, değil mi?   Müslümanların? “Müslümanların olmasına gerek yok” diyor. Bu olmadı. O   zaman başsız kalan bir topluluk dağılır ve bu hale gelir. Mutlaka   Müslümanların başı olmalı. Kuran’da hiçbir topluluk yok ki başı olmasın.   Mutlaka her topluğun başı vardır Kuran’da. Mesela Sebe halkı vardır,   onların da Kuran’da bir kadın liderleri var, değil mi? Mesela Firavun   kavmi var, onun başında Firavun var. Nemrut kavmi var, başında Nemrut   var. Mesela Ad kavmi var, Semud kavmi var, mutlaka bu kavimlerin başında   bir lider oluyor. Türkiye’nin de lideri var. Bir inancın liderinin   olmaması mümkün değildir. Allah ayette de söylüyor, “Ey iman edenler,   Allah’a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine   de.” (Nisa Suresi, 59)  diyor. Müslümanların başının olmamasını istemesi   bazı kişilerin Avrupa Birliği’nin, Büyük Ortadoğu Projesi’nin   fikirleriyle örtüşüyor. Büyük Ortadoğu Projesi’ninde de başsız bir   Müslümanlık isteniyor. Ateist masonlar da bunu istiyorlar.  Biz böyle   istemiyoruz. Biz mutlaka Müslümanların bir lideri olsun istiyoruz. <em>(<a href="http://harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/20408">Kocaeli TV ve Aba TV, 11 Aralık 2010</a>) </em></p>
<p><strong>Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’ın Şahıs Olduğunu Bildirmiştir:</strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.), hem mürşid (doğru yolu gösteren kişi), hem kutb-u   a’zam (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın   en büyük mürşidi) olarak bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zât da   Ehl-i Beyt-i Nebevî’den (Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan) olacaktır.   (Mektubat, sf. 411, 412, 441)</p>
<p>Bediüzzaman bu sözünde bir “zat-ı nurani”’den bahsetmektedir. bu  zatı-ı  nurani’nin bir özelliği ehl-i beytten olmasıdır. Yani bu kişi  seyyid  olacaktır. Diğer özellikleri de;</p>
<p>1. … bir müçtehid</p>
<p>2. … bir müceddid</p>
<p>3. … hâkim</p>
<p>4. … Hz. Mehdi</p>
<p>5. … mürşid</p>
<p>6. … kutb-u a’zam</p>
<p>7. … bir zât-ı nuranî</p>
<p>olmasıdır. Görüldüğü gibi Üstad’ın ahir zamanın en büyük fesadı   zamanında gelecek bu zat için kullandığı vasıfların hiçbiri bir şahs-ı   maneviye değil şahsa ait sıfatlardır. Hiçbir şahsı manevinin, bir   topluluğun, bir grubun sıfatı; seyyid, müçtehid, müceddid, hakim, Hz.   Mehdi (a.s.), mürşid, kutb-u azam olamaz. Bunların hepsi sadece bir   zata, bir kişiye verilen sıfatlardır. Üstad’ın bu sıfatlarla   nitelendirdiği Hz. Mehdi (a.s.) da diğer yüzyıl başlarında gelmiş olan   müceddidler gibi bir şahıstır ve ahir zamanda zuhur edecektir.</p>
<p>Nitekim Üstad’ın en has talebelerinden olan Seyyid Salih Özcan   Hocaefendi, Üstad’ın kendisine bizzat bir konuşmaları sırasında Hz.   Mehdi (a.s.)’ı kendinin değil ama Seyyid Salih Özcan’ın göreceğini   söylediğini şöyle ifade etmiştir:<br />
<em><br />
“Benim kafamda vardı. Hz. Mehdi (a.s.)’ı görebilir miyim? Mehdi (a.s.)   nasıl olur? O zaman şey vardı, bu Cizre’de bir Şeyh Efendi vardı. Onun   bir halifesi bir mektup yazmış Üstad’a. Mektubu yazarken, ondan sonra   Üstad dedi ki; “O mektubu getir” dedi Tahir’e. Gitti getirdi, okumaya   başladı. O zaman Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetti. Hz. Mehdi (a.s.)’dan   bahsedince benim kafamda da o vardı, “Acaba Mehdi (a.s.)’ı görebilir   miyiz?” diye. O zaman Üstad kafama hafifçe vurdu: “Keçeli, ben Hz. Mehdi   (a.s.)’ı görmeyeceğim, ama sen göreceksin” dedi.” </em>(10 Nisan 2010)</p>
<p>Bu makale, <strong>İlmi Araştırma Dergisi</strong> <a href="http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&amp;Journal=%C4%B0lmi%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma&amp;Number=79">79. sayı</a> (Ocak 2011) 4. sayfada yayınlanmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2011/01/sayin-adnan-oktar-gorunmez-mehdi-inancinin-tehlikesini-anlatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 16:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Da Son]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Isa]]></category>
		<category><![CDATA[Ra]]></category>
		<category><![CDATA[Sitte]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması









Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri</p>
<p>101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Hz. Ali (ra) anlatıyor: &#8220;Resûlullah aleyhissalâtu                                vesselâm (bir gün): &#8220;Gençlerinizin fıska düştüğü,                                kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?&#8221; diye                                sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi,                                Mecma&#8217;u'z-Zevaid&#8217;de kaydetmiştir (7, 281))</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td height="25"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Gençlerin din ahlakından uzaklaşmaları ahir zaman                      özelliklerindendir. Telkine ve yönlendirmeye daha açık olan                      genç insanlar, kolaylıkla din ahlakına uygun olmayan akımların                      etkisi altına girebilmekte ya da son derece dejenere bir hayata                      yönelebilmektedirler. Bunun temelinde gerçek din ahlakının                      insanlara gereği gibi öğretilmiyor olması vardır. Bazı Batı                      ülkelerinde veya uzun yıllar komünist rejimle yönetilmiş ülkelerde                      bu durum daha açık olarak görülmektedir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="363" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="361"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/genclik_dejenarasyon_101.jpg" alt="" width="359" height="253" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/genclik_dejenarasyon101.jpg" alt="" width="338" height="300" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="color: #990000;">Cumhuriyet, 17 Nisan 2003, &#8220;Gençlik                              çıldırmış olmalı&#8221;<br />
Cumhuriyet, 25 Haziran 2003, &#8220;Dünya gençliği nereye                              gidiyor&#8221;<br />
Vakit, 8 Temmuz 2002, &#8220;Zengin ama mutsuzlar&#8221;</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>102. Ahlaki Çöküş</p>
<p>İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının sosyal yapılarını                      tehdit eden çok büyük bir tehlike söz konusudur. Bu tehlike                      insan bedenini ölüme götüren virüslere benzer şekilde sinsi                      bir faaliyet göstererek toplumları yıkıma sürüklemektedir.                      Bu, bir insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.</p>
<p>Ahir zamanda ahlaki çöküşün yaygınlaşacağı Peygamberimiz                      (sav)&#8217;in hadislerinden anlaşılmaktadır. Fuhşun açıkça yapılmasının                      bir kıyamet alameti olduğunu Peygamberimiz (sav) bir hadiste                      şöyle belirtmiştir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz. (Ramuz-El                                Ehadis, 91/7)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Günümüzde de eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı                      cinselliğin, cinsel suçların, tecavüz vakalarının ve cinsel                      hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli göstergeleridir.</p>
<p>Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya kamuoyunun gündemindedir.                      Bazı insanlar çevrelerinde olup bitenlerin, tehlikenin boyutlarının                      farkında değildirler veya bu olayları sosyal hayatın bir parçası                      olarak değerlendirme gafletine düşmektedirler. Ancak istatistikler                      tehlikenin boyutlarının görülmemiş bir şekilde her geçen gün                      büyüdüğünü göstermektedir.</p>
<p><a id="53." name="53."></a>Cinsel hastalık oranları insanlığın                      önündeki sorunların büyüklüğünü gözler önüne seren önemli                      bir kriterdir. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) kayıtlarına göre,                      cinsel yoldan bulaşan hastalıklar en çok rastlanan hastalık                      gruplarından birini oluşturmaktadır; 1997 yılı raporları her                      yıl tahmini olarak 333 milyon yeni vakanın meydana geldiğini                      göstermekteydi.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">53</a><a id="54." name="54."></a> Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir                      sorun olma konumunu korumaktadır. WHO 2000 yılı istatistikleri                      o döneme kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını                      kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktaydı.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">54</a> <a id="55." name="55."></a>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün AIDS ile ilgili                      2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu özetlemektedir: &#8220;AIDS                      sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki yıkıcı etkisiyle                      benzersizdir.&#8221;<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">55</a></p>
<p>Düşündürücü gelişmeler arasında eşcinselliğin yayılışı da                      oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin bazı ülkelerde resmi                      olarak evlenebilmeleri, evliliğin getirmiş olduğu sosyal haklardan                      istifade edebilmeleri, dernek ve partiler kurmaları, dünya                      çapında yapılanmaları, kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini                      değerlere savaş açmaları, Peygamberimiz (sav)&#8217;in döneminden                      bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza                      mahsus olaylardır.</p>
<p>Günümüzde eşcinselliğin bu yayılışı, geçmişte eşcinselliği                      ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri akla getirmektedir.                      Kuran&#8217;da anlatıldığı gibi, Allah Hz. Lut&#8217;un doğru yola davetine                      azgınlıkla karşılık veren Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle                      helak etmiştir. Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir                      ibret belgesi olarak Lut Gölü&#8217;nün suları altında durmaktadır.</p>
<p>Ahir zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu tasvir eden                      hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla ortaya çıktığı                      açık bir gerçektir. Bu da bizlere bir kez daha, Allah&#8217;ın izniyle,                      Hz. İsa&#8217;nın yeniden dünyaya gelişinin oldukça yakın olduğunu                      hatırlatmaktadır.</p>
<p>103. Zinanın Artması</p>
<p>Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin yaygınlaşmasının                      da kıyametin yani Hz. İsa&#8217;nın gelişinin bir işareti olduğu                      Peygamberimiz (sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:</p>
<p>Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun zayıflaması ise hadislerde                      şöyle tasvir edilmiştir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari,                                Tecrid: 1/16)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kıyamet yaklaşınca&#8230; kadınla yolun ortasında                      cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar. (Taberani,                      Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 111)</p>
<p>Zina çocukları çoğalacak. O kadar ki kişi sokak                      ortasında kadınla zina edecek. (Kıyamet Alametleri, s.140)</p>
<p>Bir zaman gelecek kadınla yolun ortasında zina                      yapılacak. Kimse buna itiraz etmeyecek. (Kıyamet Alametleri,                      s. 142)</p>
<p>Son dönemde herkesin gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş                      yapmakta olan insanlara, gazete ve televizyon haberlerinde                      sıkça rastlanmaktadır. Burada, hadiste kıyamet alameti olarak                      belirtilen bir olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya                      çıkmakta ve pek çok insan bu gerçeğe şahit olmaktadır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="488" height="242">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/zinanin_artmasi_103.jpg" alt="" width="450" height="208" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="72">
<h2><span style="color: #990000;"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/zina_103.jpg" alt="" width="104" height="235" align="left" /></p>
<p>Milliyet, 13 Mayıs 2001, &#8220;Almanya fuhuş, meslek&#8221;<br />
Cumhuriyet 11 Kasım 2001, &#8220;Refah toplumunun çocuk                              fahişeleri&#8221;<br />
Vatan, 01 Eylül 2002, &#8220;Ahlaki çöküntü ekonomik çöküntüyü                              de geçti!&#8230;&#8221;<br />
Evrensel, 6 Eylül 2001, &#8220;Fuhuşun nedeni küreselleşme&#8221;<br />
Akşam, 18 Eylül 1999,&#8221;Fuhuş tuzağı&#8221;<br />
Sabah, 13 Ocak 2002, &#8220;Seks ruleti&#8221;</span></h2>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>104. Eşcinselliğin Kabul Görmesi</p>
<p>Hadisler göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam                      biçimi olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli                      bir belirtisidir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere                                benzeyecek. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,                                s. 451)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde…                      kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm                      Kıyamet ve Diriliş, s. 480</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="429" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="427">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/escinsel_104.jpg" alt="" width="421" height="233" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="400" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="color: #990000;">Sabah, 30 Haziran 2003,&#8221;Eşcinseller,                                      hakları için sokaklara çıktı&#8221;<br />
Güneş, 15 Ocak 2002, &#8220;Erkek bakan erkekle                                      evlendi&#8221;<br />
Sabah, 30 Haziran 2003, &#8220;Evlenebilme özgürlüğü                                      istiyorlar&#8221;<br />
Şok, 30 Temmuz 2003, &#8220;ABD&#8217;de bir ilk &#8216;Homoseksüel                                      Lisesi&#8221;</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>105. Salgın Hastalıklar</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>&#8220;Ey Malik oğlu Avf! Kıyamet öncesi altı (alamet)                                sayayım mı?&#8221; Dedim ki: &#8220;Onlar nelerdir ya Resulullah?&#8221;                                O da şöyle buyurdu: &#8220;&#8230;Sizin aranızda kolera ve                                şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır.&#8221;                                (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, s.147)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar)                      kıran denilen hayvan hastalığı ki, o siz yakalayacak&#8230; (Ölüm-Kıyamet-Ahiret                      ve Ahirzaman Alametleri, s. 417, no. 761)</p>
<p>Sizin içinizde Ikasu&#8217;l-Ğanem (*) hastalığı                      gibi (can) alıcı iki hastalık (olacaktır). (Camiu&#8217;l-Usul,                      10/412)</p>
<p>(*) Ikasu&#8217;l-Ğanem, öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır.</p>
<p>Salgın hastalıklar dönem dönem tüm dünyada insanlar arasında                      etkili olmuştur. Ancak günümüzdeki hastalıkların, geçmiştekilerle                      karşılaştırıldığında, çok daha hızlı yaygınlaştıkları görülmektedir.                      Geçmişte sadece belirli bölgelerde etkili olan hastalıklar,                      günümüzde ulaşımın kazandığı hız oranında birçok ülkeye bir                      anda yayılabilmektedir.</p>
<p>Ayrıca günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar                      ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan                      salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana                      gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük                      tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="506" height="280">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/sars_aids_salgin_105.jpg" alt="" width="187" height="280" /><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/aids_sars_salgin_105.jpg" alt="" width="269" height="280" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="78"><span style="color: #990000;">Ortadoğu, 17 Ekim 2002,&#8221;100 milyon                              AIDS&#8217;li&#8221;<br />
Tercüman, 12 Nisan 2003,&#8221;SARS, savaştan beter&#8221;<br />
Habertürk, 19 Nisan 2003,&#8221;SARS 167 can aldı!&#8221;<br />
Güneş, 27 Kasım 2002,&#8221;5 saniye&#8217;de bir kişi AIDS oluyor&#8221;<br />
Şok, 22 Ekim 2002,&#8221;Berlin&#8217;de her yıl 100 kişi AIDS&#8217;ten                              ölüyor&#8221;<br />
Güneş, 29 Nisan 2003,&#8221;İnsanlık böyle bela görmedi&#8221;<br />
</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2002-2003 yıllarında salgın hastalıkların tehlikeleri ile                      ilgili basın-yayın organlarında yer alan haberlerden sadece                      birkaçı şöyledir:</p>
<p>Etiyopya&#8217;da sıtma salgını: 4200 ölü</p>
<p>Yerel yetkililer, Mayıs-Ağustos ayları arasında bataklıklarda                      sivrisineklerin çoğalmasıyla ortaya çıkan sıtma salgınında                      4200 kişinin öldüğünü kaydettiler. (10.09.2003, www.ntvmsnbc.com)</p>
<p>&#8216;AIDS&#8217;ten ölümler, 70 milyonu bulabilir&#8217;</p>
<p>Araştırmacılar, AIDS hastalığından ölümlerin 2020 yılında                      70 milyon kişiyi bulacağı uyarısında bulundu. (27.06.2003                      www.ntvmsnbc.com)</p>
<p>SARS&#8217;ın kronolojik seyri</p>
<p>Akut solunum yetmezliği sendromunun (SARS), bazı ülkelerde                      kontrol altına alınabildiği, bazı ülkelerde ise yavaşladığı                      haberleri gelmesine karşın, SARS hala korkutucu olmayı sürdürüyor.                      (29.04.2003 www.ntv-msnbc.com)</p>
<p>İran&#8217;da salgın hastalık</p>
<p>İran&#8217;da ölümcül bir virüsün sığırların yüzde 30&#8242;una bulaştığı                      belirtilerek, halk, virüsün sebep olduğu &#8221;Kırım-Kongo hummas?&#8221;                      olarak bilinen salgın hastalığa karşı uyarıldı. İRNA&#8217;nın haberine                      göre, Sağlık Bakanlığı Hastalık İdaresi Merkezi Başkanı Muhammed                      Mehdi Guya, virüsün geçen yıldan bu yana 140&#8242;tan fazla kişiye                      bulaştığının tespit edildiğini, bu kişilerden 20&#8242;sinin öldüğünü                      söyledi. (25.05.2002, www.hürriyetim.com.tr)</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="447" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="445" height="164">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/salginlar_105.jpg" alt="" width="445" height="161" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>106. Ani Ölümlerin Çoğalması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">Kıyametten evvel altı                              (şey) say: Ölümüm, Beyt-i Makdis&#8217;in fethi, sonra koyunun                              kuası (göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız                              ölüm hadiseleri… (Kıyamet Alametleri, s.123)</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/kalpkrizi_106.jpg" alt="" width="118" height="120" align="left" /><br />
Günümüzde ani ölümlere sebep olan hastalıkların sayısında                      artış vardır.</p>
<p>Özellikle çeşitli beslenme ve yaşam şekli bozuklukları nedeniyle,                      kalp krizi oranlarının yükselmesi bu ani ölüm sebeplerinden                      biridir.</p>
<p><em>Ani ölümler de kıyamet alametlerindendir.                      (Kıyamet Alametleri, s.147)</em><br />
107. Cinayetlerin Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>&#8220;Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz.&#8221;                                (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 468)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Liderlerinizi öldürmedikçe, dünyanızda kötüleriniz                      varis olmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 141)</p>
<p>&#8230; fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler                      görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,                      s. 39)</p>
<p>Resulullah: &#8220;Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!&#8221;                      buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) &#8220;Herc nedir ey Allah&#8217;ın Resûlü?&#8221;                      diye sordular. &#8220;Öldürmek! Öldürmek!&#8221; buyurdular.&#8221; (Müslim,                      Fiten: 18, 157)</p>
<p>&#8220;… kan dökülmesi… kıyamet alametlerindendir.&#8221;                      (Kıyamet Alametleri, s.142)</p>
<p>Kıyamet kopmasından önce muhakkak birtakım herc                      vakaları vardır, buyurdu. Ben de: Ey Allah&#8217;ın Resulu, herc                      nedir, diye sordum. Resul-ü Ekrem; Öldürmektir, yani cinayetlerdir,                      buyurdu&#8230; Bu öldürmekten maksat, müşrikleri öldürmek değildir.                      Fakat birbirinizi öldürmenizdir. Hatta o derece ki, insanın                      komşusunu, amcasının oğlunu ve yakın akrabasını öldürmesidir,                      buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.                      385, no. 711)</p>
<p>Cinayet olaylarındaki artış ahir zamanın alametlerindendir.                      Günümüzde kimi insanların adam öldürtmek için katil kiraladıkları,                      birtakım insanların yasa dışı örgütlenmelerle cinayet şebekeleri                      oluşturdukları göz önünde bulundurulursa, bu hadisin haber                      verdiği olayların gerçekleştiği de açıkça görülecektir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="472" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="470" height="291">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cinayetler_107.jpg" alt="" width="259" height="284" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="233">
<div>
<p><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cinayet_107.jpg" alt="" width="332" height="233" align="left" /></p>
<p>Şiddet olayları ahir zamanın alametlerindendir.                                Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu olaylar,                                ahlaki çöküntü ve din ahlakından uzak yaşamanın                                sonuçlarıdır. Time dergisinin 3 Mayıs 1999 tarihli                                sayısında ABD&#8217;de 2 liseli gencin gerçekleştirdiği                                bir katliam konu edilmiştir. Yarı otomatik silahlar                                ve bombalarla okudukları liseye sebepsiz yere saldıran                                bu 2 genç, 13 kişinin ölümüne yol açmışlardır.<br />
<span style="color: #990000;">Time, 3 Mayıs 1999, &#8220;Time&#8221;<br />
Hürriyet, 28 Mayıs 2003, &#8220;Ölüm makinası&#8221;<br />
Akşam, 18 Şubat 2002, &#8220;5 çocuğunu boğarak katletti&#8221; </span></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>108. İntihar Vakalarının Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü                                belalar kaplar. (Kitabü&#8217;n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="429" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="427">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/intihar_108.jpg" alt="" width="427" height="272" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/intihar_olum_108.jpg" alt="" width="276" height="272" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>Dünya Sağlık Örgütü                              (WHO)&#8217;nun raporuna göre intihar vakaları giderek artmakta,                              dünya genelinde her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir.                              Oysa Allah, &#8220;Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin&#8221; (Nisa                              Suresi, 29) ayetiyle intiharı açıkça haram kılmıştır.                              Bir insanın, her ne sebeple olursa olsun, kendisini                              öldürmesi İslam&#8217;a göre yasaktır.<br />
<span style="color: #990000;">Gündem, 16 Aralık 2002, </span><span style="color: #990000;">&#8220;Çin&#8217;de                              yılda 2 milyon kadın intihar ediyor&#8221;<br />
</span><span style="color: #990000;">Yeni Asya, 12 Eylul 2003,                              &#8220;Her 40 saniyede 1 kişi intihar ediyor&#8221;<br />
Cumhuriyet, 27 Ocak 2002, &#8220;İntiharlar cinayetten fazla&#8221;<br />
Sabah, 14 Mart 2002, </span><span style="color: #990000;">&#8220;İntihar                              köprüsü&#8221; </span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>109. İç Savaşlar-İhtilaflar</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Şu muhakkak ki, yakın gelecekte fitne, tefrika                                ve ihtilaf(lar çıkaran birtakım insan)lar olacaktır.                                (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.                                376, no. 685)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kişi, kardeşini öldürmedikçe kıyamet kopmaz.                      (Kıyamet alametleri, s. 141)</p>
<p>Kalpler birbirinden nefret etmedikçe, fikirler                      ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet                      kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s.142-143)</p>
<p>Zaire&#8217;de Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaş,                      20. yüzyılda yaşanan iç savaşlara çok önemli bir örnektir.                      1964 yılında iktidara gelen Albay Joseph Mobutu ülkesinin                      elindeki tüm maden kaynaklarını batılı ülkelere açtı. Ülkenin                      sosyal düzeni için hiçbir şey yapmayan Mobutu yıllarca kendi                      servetini artırdı. Bunun üzerine başlayan kabile savaşları                      çok büyük bir soykırıma da sahne oldu. Yarım milyona yakın                      insan öldü.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="490" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="488" height="295">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/icsavas_109.jpg" alt="" width="488" height="295" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div><span style="color: #990000;">Akşam,                              23 Ağustos 2001</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Etnik ırklar arasında yaşanan savaşlar, yani &#8220;soy koruyuculuğu&#8221;,                      yalnızca Zaire&#8217;de değil pek çok ülke içinde vahşi sahnelerin                      yaşanmasıyla sonuçlandı. Allah Kuran&#8217;da din ahlakından uzak                      cahiliye insanlarının bu nefret dolu soy koruyuculuklarına                      şöyle dikkat çekmiştir:</p>
<p>Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, &#8216;öfkeli                      soy koruyuculuğu&#8217;nu (hamiyeti), cahiliyenin &#8216;öfkeli soy koruyuculuğunu&#8217;                      kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü&#8217;minlerin                      üzerine &#8216;(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu&#8217; indirdi                      ve onları &#8220;takva sözü&#8221; üzerinde &#8216;kararlılıkla ayakta tuttu.&#8221;                      Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi                      hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)</p>
<p>Allah&#8217;ın yasakladığı bu düşmanlık ve kin ahir zamanın ilk                      döneminde de görülecektir. Hz. İsa&#8217;nın tekrar yeryüzüne dönmesi                      ise, tüm bu düşmanlıkların, savaşların, çatışmaların son bulduğu,                      dünyaya barış ve huzurun yerleştiği kutlu bir dönem olacaktır.</p>
<p>110. Okur-Yazarların Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Kıyametin yaklaşmasına doğru…                                okur-yazar çoğalır. (Müslim, Ahmed bin Hanbel; Son                                Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 98; Ramuz-El Ehadis,                                1/121)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a id="56." name="56."></a>20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan                      ayıran önemli bir özellik de okur-yazarlık oranlarında kaydedilen                      ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okur-yazarlık toplumun belirli                      bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz statüsünde kalmıştır.                      20. yüzyılın sonlarına doğru ise başta UNESCO olmak üzere,                      hükümetler ve sivil toplum örgütleri dünya genelinde kampanyalar                      düzenlemişlerdir. Bu eğitim seferberliği, teknolojik yeniliklerin                      de insanlığın hizmetinde kullanılmasıyla birlikte günümüzde                      meyvelerini vermektedir. UNESCO&#8217;nun 2003 yılında yayınlanan                      raporuna göre, dünya nüfusunun %84&#8242;ü okur-yazar konumundadır.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">56</a></p>
<p>Bu rakam kuşkusuz, geçen ondört yüzyıl içindeki en yüksek                      orandır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="410" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="408" height="246">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/okuryazar_110.jpg" alt="" width="359" height="246" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/okuryazar_ogrenci.110.jpg" alt="" width="181" height="246" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="50%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="53%">
<div><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_13.html">&lt;&lt;&lt;<strong> geri</strong></a></div>
</td>
<td width="47%"><strong><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_15.html">ileri </a></strong><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_06.html">&gt;&gt;&gt;</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a id="dipnot" name="dipnot"></a>53. WHO, &#8220;Young                      People and Sexually Transmitted Diseases&#8221;, Fact sheet no:                      186, Aralık 1997; http://www.who.int/inf-fs/en/fact186.html<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#53."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
54. WHO, &#8220;Report on the Global HIV/AIDS Epidemic&#8221;, Haziran                      2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#54."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
55. WHO, &#8220;Report on the Global HIV/AIDS Epidemic&#8221;, Haziran                      2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#55."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
56. UNESCO Statistical Yearbook, 1997-http://www.education.nic.in/htmlweb/arhrne.htm<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#56."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-zuhur-ettiginde-yalandan-hileden-kacinmayan-sahtekar-duzenbaz-ahlaki-cokuntu-icinde-olan-munafiklar-ve-inkarcilar-ona-karsi-buyuk-bir-deccali-mucadele-icinde-olacaklardir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-zuhur-ettiginde-yalandan-hileden-kacinmayan-sahtekar-duzenbaz-ahlaki-cokuntu-icinde-olan-munafiklar-ve-inkarcilar-ona-karsi-buyuk-bir-deccali-mucadele-icinde-olacaklardir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 21:12:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Esir]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Gazete]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Tahribat]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yolla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=345</guid>
		<description><![CDATA[





Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"></td>
<td width="115" align="center" valign="top"><img src="http://www.harunyahya.net/images/NewData/hz._mehdi_a.s._zuhur_ettiginde;_yalandan_hileden_kacinmayan_sahtekar_duzenbaz_ahlaki_cokuntu_icinde_olan_munafiklar_ve_inkarcilar_ona_karsi_buyuk_bir_deccali_mucadele_icinde_olacaklardir_tr.jpg" border="0" alt="Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://www.harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="352" valign="top">Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: <strong>&#8220;&#8230;Ve HALKIN EN ŞİRRETLİLERİ OLDUĞUNDA, ZUHUR VUKU BULACAKTIR (HZ. MEHDİ (A.S.) ORTAYA ÇIKACAKTIR).&#8221;(Gaybet-i Numani, s. 187)</strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda; Darwinizmin, komünizmin, materyalizmin ve  ateizmin yani diğer bir adıyla deccaliyetin insanlar ve toplumlar  üzerinde en şiddetli tahribat yaptığı bir dönemde zuhur edecektir.  Deccaliyet insanların Allah&#8217;a iman etmekten iyice uzaklaşmalarına,  birçok ülkede dindarların toplum içinde yadırganmasına, din ahlakının  yaşanmasının ve anlatılmasının adeta suç gibi algılanmasına neden  olacaktır. Peygamberimiz (sav)&#8217;in diğer hadislerinde de haber verdiği  üzere, Müslümanları adeta esir alacak, Kuran ahlakının yaşanmasına engel  olacaktır. Deccaliyetin bu baskısı ve zulmü günümüzde açık bir şekilde  görülmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanlar sadece dinlerinden  dolayı baskı altına alınmakta, ibadetlerini diledikleri gibi yerine  getirmeleri, dinlerini özgürce yaşamaları engellenmekte, inançlı, iman  sahibi insanların birbirleriyle görüşmeleri, sohbet etmeleri bile  neredeyse suç gibi görülmektedir. Evreni ve içindekileri Allah&#8217;ın  yarattığı gerçeği, hiçbir bilimsel bilgi ve delile dayanmadan inkar  edilmekte, tüm varlığın sözde kör tesadüflerin bir sonucu olduğu gibi  akıl ve bilim dışı bir teori olan evrim, insanlara zorla kabul  ettirilmeye çalışılmaktadır. Evrim yalanı çeşitli sahtekarlıklarla  gündemde tutulmakta, dahası gazete, televizyon, internet gibi araçlar  kullanılarak zorla topluma empoze edilmektedir. Deccaliyet bu yolla,  Allah&#8217;ın varlığını ve yaratışındaki eşsizliği insanların gözlerinden  uzaklaştırmayı, her insanın dünyada yaptıklarından hesap vereceğini  unutturmayı, manevi değerlerini yitirmiş ve her türlü dejenerasyona açık  bir toplum yapısı oluşturmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Bu nedenledir ki Darwinizmin bir yalan olduğunu öğrencilerine bilimsel  delillerle ispatlayan öğretim görevlileri bile eğitim kurumlarından  ihraç edilerek insanlar yıldırılmakta ve diğerlerine de bu yolla göz  dağı verilmek istenmektedir. Allah&#8217;ın varlığını ve birliğini anlatan  müminlere ilimle ve bilimle cevap verilememekte, buna karşın bu kimseler  çeşitli iftira ve karalamalarla etkisiz hale getirilmeye  çalışılmaktadır.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.) de hadiste, ahir zamanda azgın, ahlaksız, her  türlü ahlaki ve vicdani değeri yitirmiş, yalanı diline dolamış olanların  özellikle Hz. Mehdi (as)’ı hedef alacaklarını haber vermektedir. Hz.  Mehdi (a.s.)’ın öncüsü ve yardımcısı olarak din ahlakının yaşanması için  gayret eden samimi ve ihlaslı Müslümanlar da deccaliyetin hedefi  olacaktır. Ancak Allah bu çirkin ahlaka sahip olup, Müslümanlar  aleyhinde faaliyet gösterenlerin mutlaka hezimete uğrayacaklarını ve  galip gelecek olanların mutlaka Allah&#8217;ın taraftarları olacağını  bildirmiştir:</p>
<p><strong>Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah&#8217;ın yolundan engellemek  için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu,  onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr  edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. Enfal suresi, 36</p>
<p>Allah, yazmıştır: &#8220;Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.&#8221;  Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.  Mücadele Suresi, 21</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-zuhur-ettiginde-yalandan-hileden-kacinmayan-sahtekar-duzenbaz-ahlaki-cokuntu-icinde-olan-munafiklar-ve-inkarcilar-ona-karsi-buyuk-bir-deccali-mucadele-icinde-olacaklardir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor -</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/sayin-adnan-oktar-hz-musa-a-s-%e2%80%99in-ahir-zamanda-bulunacak-ahit-sandigini-anlatiyor.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/sayin-adnan-oktar-hz-musa-a-s-%e2%80%99in-ahir-zamanda-bulunacak-ahit-sandigini-anlatiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 08:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Oktar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahit]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Bulma]]></category>
		<category><![CDATA[FıRat Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Harun]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Musa]]></category>
		<category><![CDATA[Nda]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sekine]]></category>
		<category><![CDATA[Tabut]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>
		<category><![CDATA[Yana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[çinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in  hadisleri doğrultusunda; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>çinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in  hadisleri doğrultusunda; fitnelerin çoğalması, İran-Irak Savaşı, Kabe  baskını ve Kabe’de kan akıtılması, Fırat Nehri’nin suyunun kesilmesi,  Ramazan ayında iki kez Güneş ve Ay tutulmalarının olması gibi Hz. Mehdi  (a.s.)’ın çıkış alametleri peş peşe gerçekleşmiştir. 2009 yılında Lulin  kuyruklu yıldızının çıkması ve geçtiğimiz aylarda Hz. Nuh (a.s.)’ın  gemisinin Ağrı Dağı’nda bulunmasının ardından ise tüm iman sahipleri  Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında müjdelediği “Hz. Musa (a.s.)’ın  Ahit Sandığı’nın bulunmasını” da büyük bir şevkle beklemektedirler.</p>
<p>Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa  (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.)’dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır.  Kuran’da bu sandığın Allah’ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir  nişanesi olduğu bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 248) Bu nedenle  yıllardan beri hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar Ahit  Sandığı’nın bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587  yılından bu yana bu kutsal sandığın yeri bilinmemektedir. Peygamberimiz  Hz. Mu-hammed (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahir  zamanda bulunacaktır. Ancak sandığın çok önemli bir özelliği daha  vardır: </strong> <strong></p>
<p>Bu kutsal sandığı bulma şerefi, ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz.  Mehdi (a.s.)’a nasip olacaktır. Bu nedenle sandığın bulunması Hz. Mehdi  (a.s.)’ın çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı  zamanda bu işaret, onun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır.  (Doğrusunu Allah bilir.) </strong> <strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu şerefli vazifesini şöyle haber vermiştir: </strong> <strong></p>
<p>“Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a) </strong> <strong></p>
<p>“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu  göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabutu (kutsal emanetler  sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi lil Feteva, II. 82) </strong> <strong></p>
<p>Sayın Adnan Oktar röportajlarında bu hadisler doğrultusunda önemli  açıklamalar yapmakta, bu sandığın bulunacağını tüm Müslümanlara  müjdelemekte ve gerek Ahit Sandığı gerekse o dönemde yaşanacak olan  gelişmelerle ilgili detaylı bilgiler vermektedir. Sayın Adnan Oktar’ın  konu ile ilgili açıklamaları şu şekildedir: </strong> <strong></p>
<p><strong>Ahit Sandığı’nın Görünümü Nasıldır?</p>
<p>ADNAN OKTAR</strong></strong> <strong>: Som altından, bu şekildedir. Bakın, şimdi bu da  bulunacak önceden söylüyorum. Ahit Sandığı. Şimdi Ahit Sandığı’nı  Müslüman ortada bırakır mı? Hırsızlar kırıp yıkarlar. Çocuk olsa bunu  bilir. Orijinal yerinde durmaz. Orijinal yerinde tutulmaz kutsal olan  bir emanet. Taşınır. Sandık da taşınmıştır, inşaAllah. Hatta taşınırken  gerekirse kulpunu da çıkarır, orada gider takar. Zaten seyyar kulbu  çıkacak gibi, çektin mi çıkar. Akasya ağacından yapılma, üzeri altın  kaplama, saf altın kaplamadır. Gerekirse çıkartılıyor. Ama içindeki  eşyalar da gerekirse çıkartılır. Gider orada aynı yerde yerleştirirsin.  (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)</p>
<p><strong>Ahit Sandığı’nın Bulunması Musevileri Nasıl Etkileyecek?</p>
<p>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Kuran’da Hz. Musa (a.s.)’ın öfkelendiği bir anda o  tabletleri atması var, biliyorsunuz, elindeki tableti attı. Ve kırıldı o  tablet. Onun parçaları duruyor. Bunu bulacaklar. Bakın şimdi burada  söylüyorum. Bakın, diyor ki; “onun bir parçasında” diyor Allah, bir  ayetten bahsediyor. Şimdi bakın o ayeti gören ne kadar Musevi varsa,  hepsi Müslüman olacaklar. Bak, Kuran ihbar ediyor önceden, söylüyor  Allah. Diyor ki; “bir nüshasında şu yazıyordu”, diyor bakın. Şimdi  yaklaşık 3 bin yıl sonra açıldığında Kuran’ın dediğinin aynısını  görecekler. Yalnız parçalanmış tablet, kırıldığı için. Taştan. Bir  nüshasında diyor, “Rabbinden korkanlar için” evet.</p>
<p><strong>OKTAR BABUNA:</strong></strong> <strong> Şeytandan Allah’a sığınırım. <strong>“Musa kabaran  öfkesi (gazabı) yatışınca Levhaları aldı. (Onlardan bir) nüshasında  “Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır”  (yazılıydı)”</strong><br />
</strong> (Araf Suresi, 154) inşaAllah.  <strong><br />
<strong>ADNAN OKTAR: </strong></strong> <strong>Aynı zamanda bu ayet tabii Hz. Mehdi (a.s.)’a da  bakıyor. Bakın, Allah’ın Hadi isminin tecellisi ve Allah’tan bir  rahmettir Hz. Mehdi (a.s.). Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın eliyle bulunacak, onu  da söyleyeyim. Yani mübareğin eliyle bulunacak. Bak detay veriyorum,  inşaAllah. O tablette bulunan aynı bak o ayetle beraber bulunacak.  “Hocamız önceden söylemişti” diyeceksiniz. Bu çok önemli bakın. Hz. Nuh  (a.s.)’ın gemisinde detaylar verdim, dedim ki; “ahşap parçaları  bulunacak” dedim. “Adamlar çıkarıp ahşap parçasını gösterecekler. Ağrı  Dağı’nda bulunacak” dedim. “Cudi’den kasıt dağ silsilesidir, dağdır.  Dağı gösteriyor. Ve Ağrı Dağı’nda bulunacak” dedim. Değil mi?</p>
<p><strong>OKTAR BABUNA:</strong></strong> <strong> Tahtaları da tarif etmişsiniz Hocam. Tam söylediğiniz gibi çıktı Hocam.</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Aynısıyla, detayıyla. Bak şimdi de detay veriyorum.  Aynen dediğim gibi bu ayeti göreceksiniz. Tabletin üzerinde, inşaAllah.  (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)</p>
<p><strong>Ahit Sandığı’nın İçinde Neler Olacak?</p>
<p>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Asası, gömlek, bir tane uzun gömlek var. Hz. Musa  (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.) ailesine ait gömlek, bir tane ayakkabı. Yani  bildiğimiz ayakkabı değil, sandalet tarzında, o çölde kullandıkları.  Altın bir kutu. Hz. Musa (a.s.)’ın asasından parça, asası yok. Asa büyük  çünkü. Bu sandığa sığmaz. Asadan parça.</p>
<p><strong>OKTAR BABUNA:</strong></strong> <strong> O Kuran’da geçen attığı asa mı, yoksa başka mı?</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Onu bilemem de asası ama inşaAllah. Onu Allah bilir,  inşaAllah. Ve başka bazı emanetler, kutsal emanetler. Dolu zaten  sandığın içi. Diyebilirler ki, “kardeşim siz gittiniz bir kuyumcuyla  anlaştınız”, işte “som altından yaptırdınız”, işte “bu odur  diyeceksiniz” de diyebilirler. Kardeşim götürsünler, istedikleri bilim  adamlarını getirsinler, karbon metoduyla baksınlar. 3000 yıllık olduğunu  görecekler gömleğin. Nereden bulalım 3000 yıllık gömlek biz? Değil mi?  Ahşabın yine 3000 yıllık olduğunu görecekler. Ayakkabının 3000 yıllık  olduğunu görecekler. Bir de parmak izleri var bunun üzerinde, o da var.  Onları da tespit edecekler. Tabii. O devirden kalma. İnşaAllah, bayağı  bir şey var üzerinde, alamet var. Bunları görecekler inşaAllah. (Sayın  Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)</p>
<p><strong>Ahit Sandığı Nerede Bulunacak?</p>
<p>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Yine bir detay daha veriyorum; Bu kutsal sandıktaki  malzemelerin, Kutsal Emanetlerin bir kısmı Taberiye Gölü’nde. Ama sandık  içinde olanlar da ayrı olarak yeniden ayrı bir yerdeler. Yani belki  Hatay’da bir mağaranın içerisinde, yani hiç ummadıkları bir dehlizin,  hiç ummadıkları bir kanalın içerisinde, bir yerde. Tahmin etmedikleri  bir yer. Şu ana kadar hiç kimse “bu buradadır” diyemedi, demedi.  Gittikleri halde, ondan sonra araştırdıkları halde Allah onlara onu  göstermedi. Tahmin etmedikleri bir yerde çıkacak inşaAllah. Bir kısmı da  Taberiye Gölü’nde. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal  Avrupa röportajından)</p>
<p><strong>Sandığın Olağanüstü Özellikleri Vardır</strong></strong> <strong></p>
<p>“Sandık öyle anlaşılan bir sandık değildir. Çürümeye, bozulmaya karşı  etkili olan bir sandık. Bir de bu iki heykelin arasından, Tevrat’ta  Allah’ın ona hitap ettiği yani tecelli olarak hitap ettiğine dair bilgi  var. Allah-u alem doğrudur. Çünkü çalıdan da Allah tecelli ediyor  biliyorsunuz, çalıdan da sesleniyor. Bunları böyle şimdilik detay olarak  görüyoruz, olduğunda görürsünüz inşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 16  Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından) </strong> <strong></p>
<p><strong>Hz. Musa (a.s.)’ın Bebekken Nehre Bırakıldığı Sandık, Ahit Sandığıdır</p>
<p>ADNAN OKTAR</strong></strong> <strong>: Mesela o gemi olayında da öyle, “gemiyi batırmak için  mi?” Annesi onu tekneye koyduğunda mahvolsun diye mi gönderdi? Irmakta,  Hz. Musa (a.s.)’ı koydu değil mi sandığın içerisine, sandıkla bıraktı.  Mahvolsun diye yapmadı inşaAllah. Ne amaçla yaptı Firavun’un yanına  gidecek. Allah onu koruyup kollayacak. Onun kurtulacağını biliyor.  Burada da kurtarma amacı var, orada da insanı kurtarma amacı var. Bak  aynı olay burada var. Değil mi? Orada mesela annesini sorgulamıyor Hz.  Musa (a.s.) makul görüyor. O zaman Hz. Hızır (a.s.)’ı da sorgulamaması  lazım bu da makul, inşaAllah. Ki o sandık, annesinin çocuğu koyduğu  sandık, Firavun tarafından saklanmıştır. Hatıra olarak saklanmıştır. O  sonra Musevilerin eline geçmiştir o sandık. Hz. Musa (a.s.)’ın içine  konduğu o sandık. Sonra o sandığın üstü altın kaplanmıştır. Hz. Musa  (a.s.)’ın o Kutsal Sandığı’na çevrilmiştir. Tabii inşaAllah, dün resmini  gösterdik boyut itibarıyla odur. O sandıktır aynı sandık, inşaAllah. Bu  bir ilave bilgi.</p>
<p><strong>OKTAR BABUNA:</strong></strong> <strong> İlk defa anlattınız maşaAllah Hocam.</p>
<p><strong>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Evet ilk defa anlatıyorum. (Sayın Adnan Oktar’ın 17 Mayıs 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından)</p>
<p><strong>SONUÇ: Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın Bulunacak Olması Ahir Zaman Müjdesidir</strong></strong> <strong></p>
<p>Ahir zamanın en önemli özelliklerinden biri de teknolojide çok büyük  gelişmeler yaşanacak ve bunların tüm insanların hayrı ve rahatlığı için  kullanılacak olmasıdır. Sandık da Allah’ın izniyle bu dönemin bir  nişanesi ve tüm insanlık için güzel günlerin müjdecisi olacaktır. </strong> <strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.) de birçok hadisinde sandık ve onu bulacak olan  Hz. Mehdi (a.s.) hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara  müjdelemiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir: </strong> <strong></p>
<p><em>“Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O, Tabut-u Sekineyi de Antakya mağarasından çıkarır.”</em></strong> (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten) <strong></p>
<p><em>“Mehdi elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden  çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de onun önüne getirilir. Yahudiler bunu  görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.”</em></strong> <strong> (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)</p>
<p>Hiç şüphesiz yüzyıllar öncesinden bildirilen bu hadis-i şeriflerde  Peygam-ber Efendimiz (s.a.v.)’in ahir zamanda olacakları müjdelemesi çok  büyük mucizelerdendir. Hz. Mehdi (a.s.)’a dair hadisler, Allah’ın  izniyle ahir zamanda gerçekleşecek ve bu mucizeler Müslümanların Allah’a  şükretmelerine vesile olacaktır. </strong> <strong></p>
<p><strong>“Gönderilenlere selam olsun. Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.” </strong></strong> <strong>(Saffat Suresi, 181-182)</p>
<p><strong>Ahit Sandığı Tevrat’ta Nasıl Geçiyor? </strong></strong> <strong></p>
<p>Tevrat’taki açıklamayı belirtiyorum: “Akasya ağacından sandık  yapsınlar,” diyor Tevrat’ta. Bu doğru akasya ağacından, iç çatısı akasya  ağacından. “Boyu iki buçuk” yani 1 metre, 1,20 gibi yaklaşık. “Eni ve  yüksekliği birer buçuk,” 60 cm, daha yüksek hatta 80 cm, “arşın olsun.”  “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Burada ölçüler kendi kafalarına  göre verdikleri için oluyor. Orada arşının gerçek karşılığı o. Yani 1,20  m’ye 80 cm olması gerekiyor anladığım kadarıyla ve bildiğim kadarı ile.  “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Bu doğru, içi ve dışı saf  altınla kaplı. “Çevresine altın pervaz yap.” Bu da doğru. “Dört altın  halka döküp dört ayağına tak.” Bu da doğru. “İkisi bir yanda, ikisi öbür  yanda olacak.” Bu da doğru. “Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla  kapla, sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir.”  Doğru. Çok düzgün akasya ağacından yapılmış sırıklar var ama altın  kaplanmış öyle görünmüyor tabii. Tam, net altın görünümünde, jilet gibi  yapılmış, çok düzgün. Bakan anlamaz onun içinin ahşap olduğunu anlamaz.  “Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş  levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.” Taş levhalar  Hz. Musa (a.s.)’a gelen on emrin yazılı olduğu taş levhalar onun içinde,  sandığın içinde. “Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap. Boyu iki  buçuk, eni bir buçuk.” “Kapağın iki kenarına dövme altından birer Keruv  yap.” Keruv uçan insan figürü gibi. Melek niyetine yapıyorlar ama melek  değil tabii ki, bir insan görünümü. Meleği tam yapamazlar, melek ayrıdır  görünümü. Ama meleğe niyet ederek yapılmış bir heykel. “Keruvlardan  birini bir kenara, diğerini öteki kenara,” karşılıklı yüz yüzedir ikisi,  bu da doğru. “Kapakla tek parça halinde yap. Keruvlar yukarı doğru açık  kanatlarıyla,” doğru. “Kapağı örtecek,” bu da doğru. “Yüzleri birbirine  dönük olacak,” doğru, “ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın üzerine, sana  vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy”. “Seninle orada, Levha  Sandığı’nın (Ahit Sandığı’nın) üstündeki Keruvlar arasında, Bağışlanma  Kapağı’nın üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana buyruklar  vereceğim.” </strong> <strong></p>
<p>Allah, </strong> <strong><em>“oradan tecelli edeceğim”</em> diyor, <em>“oradan sesimi duyacaksın” </em>diyor,  sandığın üstünden. Biliyorsun bir de çalı ve ateş yanan çalıdan  seslenmişti Allah Hz. Musa (a.s.)’a, inşaAllah. Onun için yani öyle  olağanüstü bir sandık, öyle herhangi bir sandık değil inşaAllah. “Rab  Musa’ya şöyle der: ‘Ve seninle orada bulaşacağım ve seninle kefaret  örtüsü üzerinden, Kutsal Ahit Sandığı üzerindeki Melekler arasından  söyleşeceğim’,” o figürün arasından, o görüntünün arasından  söyleşeceğim, (Çıkış 25/22).<em> “Rab Musa’ya dedi; ‘Dağa, yanıma gel’  burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerinde yasalarla, buyrukları  yazdığım taş levhaları sana vereceğim.”</em> Bu doğru, Hz. Musa (a.s.)’a  taş levhalar olarak verilmiştir. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010  tarihli Kocaeli TV röportajından)</p>
<p><strong>Ahit Sandığı Kuran’da Nasıl Geçiyor?</p>
<p>ADNAN OKTAR:</strong></strong> <strong> Bakın, ayet veriyorum. Bakara Suresi, 248. Şeytandan Allah’a sığınırım. <strong>“Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: ‘Onun hükümdarlığının belgesi’”</strong>, yani Mehdi (a.s.)’ın liderliğinin delili diyelim, ahir zamana bakan yönüyle, <strong>“size Tabut’un gelmesi (olacaktır ki),”</strong> yani Hz. Musa (a.s.)’ın Kutsal Sandığı. <strong>“Onda Rabbinizden ‘bir güven duygusu ve huzur’”, “içinize güven duygusu gelecek”</strong> diyor ve huzur, onun bulunuşuyla. Öyle bir özelliği de var, Allah’ın  hikmeti, mesela kalplere güven ve huzur inmesine vesile oluyor. Çünkü  bütün savaşlarda götürüyorlarmış o sandığı, onu gördüklerinde coşuyorlar  o zamanki müminler.<strong> “Huzur ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden  arta kalanlar”, hem Hz. Harun (a.s.)’ın ailesinden, hem Hz. Musa  (a.s.)’ın ailesinden, “arta kalanlar var; onu melekler taşır”</strong>. Meleklerin kontrolünde diyor Allah. <strong>“Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.”</strong> Delil vardır. Delil nedir? Ortaya koyarsın, buna delil derler. Değil  mi? Allah, bu bir delildir diyor işte, inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın  15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde, Ahit Sandığı’nın yeriyle  ilgili olarak Antakya’ya dikkat çekmesi son derece anlamlıdır. Bu  ilimizde birçok doğal mağara vardır ve buralar sandığın uzun yıllar  saklı kalması için çok elverişli yerlerdir. Ahit Sandığı’nın bugüne  kadar bu bölgede bulunamamış olması, bölgenin coğrafi özelliklerinin  zorluğundan ve teknik imkansızlıklardan kaynaklanmış olabilir. Ancak  yüzyıllardır bulunamayan sandığın, son birkaç on yıl içinde gelişen  teknolojik imkânlar çerçevesinde bulunması Allah’ın izniyle mümkündür.  Dahası sandığın zamanımızda bulunacak olmasını, tahakkuk eden diğer ahir  zaman alametleri de desteklemektedir. </strong> <strong></p>
<p><strong>Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkındaki Hadis-i Şerifleri Açıklıyor </strong></strong> <strong></p>
<p>“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni”; bakın Peygamberimiz (s.a.v.)  olayı açıklıyor; “gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir.” Bakın  gizli olan bir şeyin ilmini verecek Allah, bulmanın ilmini. Allah ona  bir şekilde bunu gösterecek, bir ilimle inşaAllah. “Antakya denilen bir  yerden,” Hatay, Türkiye sınırları içerisinde bakın dikkat edin. Bakın,  Ağrı da Türkiye sınırları içerisinde, orada bulundu. Hepsi Mehdi  (a.s.)’ın olduğu yerlerde oluyor dikkat ederseniz, inşaAllah. “Antakya  denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya  çıkaracaktır.” Suyuti söylüyor bunu, hadis imamıdır. (Suyuti, el- Havi  li’l Feteva, II. 82) “Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’ yi de Antakya’da  mağaradan çıkarır” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten). Yani bu kadar,  hadis olduğu için söyleyeyim, bu gizlenecek gibi değil tabii. “Antakya  mağarasından Tabut-u Sekine’yi çıkaracaktır. Şam’daki dağdan da gerçek  Tevrat’ı çıkaracak.” Şam’daki bir mağaradan da gerçek Tevrat’ı röle  olarak, Tevrat rölesini, böyle deri üzerine yazılmış Tevrat rölesini  çıkaracak ve “birçok Yahudi Müslüman olacak” diyor,(Risaletül Huruc ül  Mehdi, s.124-125). Yalnız tabii Taberiye Gölü’nde de bir arama  yapılacak, Taberiye Gölü’nün zemininde. Tatlı su gölüdür, suyu tatlı, en  çukurda olan göllerden ikincisidir Taberiye Gölü. Yeryüzü düzeyine göre  en çukurdadır, fakat tatlı suyu, maşaAllah. Bakın ikinci işaret de,  “Mehdi (a.s.) Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden  çıkaracak.” Yani bu iki tane açıklama olması iyi. Çünkü hakikaten  Taberiye Gölü’nde de bir şey var, dibinde. Dibi çamur, gölün dibi, onun  altında inşaAllah, yani kapsamlı bir arama yapılacak tabii inşaAllah.  (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından) </strong> <strong></p>
<p><em>“Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Mehdi (a.s.)’dır.“</em></strong> <strong> (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)</p>
<p><strong>Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkında Tarihi Kaynaklarda Yer Alan Bilgileri Anlatıyor </strong></strong> <strong></p>
<p>“Talut’un, Calut ile savaşmasının sonucunda sandık Calut’un eline  geçmiştir geçici bir süre. Ancak daha sonra Hz. Davud (a.s.), Calut’u  öldürmüş ve böylece sandık Hz. Davud (a.s.)’ın eline yeniden geçiyor.  Ahit Sandığı, Kudüs’e taşınıyor. Hz. Davud (a.s.) sandığı kendisinden  sonra hükümdar olan Hz. Süleyman (a.s.)’a emanet bırakmıştır.” Hz.  Süleyman (a.s.)’ın eline geçiyor sonra, onun kontrolüne geçiyor. “Hz.  Süleyman (a.s.) tarafından yaptırılan Süleyman Mescidi’ne konulan sandık  M.Ö. 587 yılına kadar Beyt-ül Makdis’de, Mescid-i Aksa’da kaldı. Aynı  yıl içinde Babil İmparatoru Nabukadnezar Kudüs’ü işgal etti, burayı  yerle bir ettirerek bu bölgede yaşayan Yahudileri sürgüne gönderdi.” O  zamanki Müslüman onlar, Museviler Müslüman idi, hak din oluyor o zaman.  “İşte o tarihten sonra sandık kayboldu.” Kaybolmadı, saklandı muhafaza  altına alındı ve “Bir daha da izi bulunamadı,” diyor. Allah onu muhafaza  altına aldı. </strong> <strong><br />
“M.Ö. 587 ile M.S. 70 yılları arasında Kudüs’te muhafaza edildiği kabul  edilen,” Öyle değil Kudüs’ten çıkarıldı Kudüs riskli bulunduğu için.  Çünkü işgal ediliyor, her yeri aranıyor. Kudüs’te değil sandık, onu  biliyorum inşaAllah. “Museviler sandığın ancak Mesih, Kral Mesih’in,  yani Mehdi (a.s.)’ın gelişinden sonra ortaya çıkaracağına inandıkları  için aramamaktadırlar.” Aramıyorlar çünkü sadece Hz. Mehdi (a.s.)  bulacaktır. Kral Mesih, Tevrat’ta Kral Mesih olarak geçer. Yani  arıyorlar tabii, arıyorlar da ama bulamazlar o anlamda diyorum, yoksa  arıyorlar tabii ki. “Hıristiyanlar da sandığı Hz. İsa (a.s.)’ın  yeryüzüne kıyametten önce tekrar gelişinin alametlerinden gördükleri  için sandık onlar için çok önemli.” Onlar da arıyorlar, ama bulamazlar,  inşaAllah.</p>
<p>“Sandık taşınırken hep bir perde arkasında saklı tutularak onu  taşıyanların dahi sandığı görmeleri engellenmiştir.” Örtülüyor üstü  sandığın. Hiçbir şekilde halka gösterilmiyor, çok nadir açılan sandık,  üstündeki örtü nadir kaldırılıyor. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010  tarihli Kocaeli TV röportajından)</strong> <strong></p>
<p>Bu makale, <strong>İlmi Araştırma Dergisi</strong> <a href="http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&amp;Journal=%C4%B0lmi%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma&amp;Number=74" target="_blank">74. sayı</a> (Ağustos 2010) 4. sayfada yayınlanmıştır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/sayin-adnan-oktar-hz-musa-a-s-%e2%80%99in-ahir-zamanda-bulunacak-ahit-sandigini-anlatiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-talebelerinin-imanlari-cok-kuvvetli-olacaktir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-talebelerinin-imanlari-cok-kuvvetli-olacaktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 09:44:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[


 












&#8220;Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="489">
<tbody>
<tr>
<td height="1"><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td height="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
</tr>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="115" align="center" valign="top"><strong><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._mehdi_a.s.nin_talebelerinin_imanlari_cok_kuvvetli_olacaktir_tr.jpg" border="0" alt="Hz. Mehdi (a.s.)'nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır" /></strong></td>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="352" valign="top"><strong><em>&#8220;Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ve Allah’ı nasıl tanımak gerekirse, o şekilde tanıyacaklar.&#8221;</em></p>
<p>(E<em>l-Beyan Fi-Akbarı Hz. Mehdi (a.s.) Ahir Zaman (a.s.), bölüm</em>: 5; Mikyal el-Mekarim, cilt:1, sayfa:65)</p>
<p>Hadiste Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin talebelerinin imanlarının derinliğinden bahsedilmektedir. Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s.) dönemi öncesinde insanlar arasında Allah’ı inkar eden felsefeler geniş anlamda hakim olacaktır. Bu nedenle, gerçek anlamda Allah’a iman eden, Allah’ın sıfatlarını gerektiği gibi tanıyıp Allah’tan korkan kişiler çok az sayıda olacaktır. Mehdinin talebeleri ise hiçbir şüphe duymadan Allah’a karşı derin bir iman sahibi olacaklardır. Bu yönleri ile içinde bulundukları toplumda dikkat çekeceklerdir</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-talebelerinin-imanlari-cok-kuvvetli-olacaktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IRAK SAVAŞI HZ MEHDİNİN GELİŞ ALAMETİMİ?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 09:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bize]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Efal]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Parasi]]></category>
		<category><![CDATA[Verin]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;ORDUNUN KAYBOLUŞU&#8221;
&#8220;Mehdi&#8217;nin beş alameti bulunur.  Bunlar    ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;ORDUNUN KAYBOLUŞU&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Mehdi&#8217;nin beş alameti bulunur.  Bunlar                    Süfyani, Yemani, samadan bir sayha, <span style="text-decoration: underline;">Beyda&#8217;da bir  ordunun                    batışı</span> ve günahsız insanların öldürülmesidir.&#8221;<br />
(Naim Bin Hammad)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak1.jpg" alt="" width="448" height="406" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAKLILARIN PARASI  KALMAYACAK&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Iraklıların</span> elinde  ölçecekleri                    bir tartı aleti ve <span style="text-decoration: underline;">alış-veriş yapabilecekleri bir  para hemen                    hemen kalmayacak</span>.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  45 El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="462"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak2a.jpg" alt="" width="450" height="262" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak2b.jpg" alt="" width="450" height="232" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;BAĞDAT ALEVLERLE YOK EDİLİR&#8221;</span></p>
<p><em>Ahir zamanda <span style="text-decoration: underline;">Bağdat alevlerle  yok edilir&#8230;</span><br />
</em><em>(Risaletül Huruc ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177,  Kayıt 854)</em></p>
<table border="1" width="358" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="450" height="462">
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak3a.jpg" alt="" width="358" height="215" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak3b.jpg" alt="" width="358" height="268" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><br />
</em><span style="text-decoration: underline;">&#8220;BATILI GÜÇLER VE TÜRKİYE&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Müslümanlarla Rumlar arasında sulh  anlaşması                    olacak. Sonra onlar, Müslümanların düşmanlarıyla  savaşacaklar,                    mağlup edip ellerinden mallarını aldıkları zaman o  malları Müslümanlarla                    aralarında paylaşacaklar. Aradan bir müddet geçtikten  sonra                    Müslümanlarla birlik olup Faris&#8217;i ele geçirecekler.  Bir çok                    ganimetlerle birlikte insanlardan esirler alacaklar ve  Müslümanlara:</em></p>
<p>-Biz size vediğimiz gibi, şimdi siz de  bize ganimetlerden                    birşeyler verin! Diyecekler. Müslümanlar ellerindekini  onlarla                    paylaşacaklar, sonra Rumlar:</p>
<p>-<em><span style="text-decoration: underline;">Kendi çocuklarınızdan da verin  bize</span>! </em>Deyince müslümanlar buna razı olmayacaklar. BUNUN  ÜZERİNE                    KOSTANTİNİYE (İSTANBUL) SAHİBİNE GELİP:</p>
<p><em>-Araplar bize ihanet ettiler, biz  sayıca ve                    kuvvetce onlardan fazlayız, müsaade et de savaşalım  diyecekler.                    Kralları:</em></p>
<p><em>-Siz ne kadar çok olursanız olun,  Arapları                    yenemezsiniz! Diyecek. Sonra Romayı elinde tutan krala  başvuracaklar.                    O, bunların teklifini kabul edip, seksen sancakla -her  sancağın                    altında on iki bin kişi bulunacak- DENIZ YOLUYLA bir  ordu gönderecek                    ve şu tenbihi yapacak:</em></p>
<p><em>Şam sahiline ulaştığının zaman  gemilerinizi                    yakın, kendiniz bizzat onlarla savaşın.</em></p>
<p><em>Onlar tam teçhizat Şam&#8217;a gelecekler  ve Şam&#8217;ı                    deniz ve kara olarak tam manasıyla ellerine  geçirecekler. Kudüs&#8217;ü                    tahrip edecekler&#8230;.. (Naim Bin Hammad)</em></p>
<p><em><br />
</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">&#8220;ARAP VE RUM (BATI) İTTİFAKI&#8221;</span></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Arap ve Rum kralları biraraya  geldiklerinde                    çok</span><br />
şiddetli bir savaş yaşanacaktır.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi, s. 38 )</em></p>
<p><em><br />
</em><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK VE ŞAM&#8217;A AMBARGO&#8221;</span></p>
<p><em>Ebu Nadre (R.A.) dedi ki; Cabir  (R.A.)&#8217;ın                    yanında idik, şöyle dedi: &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Öyle bir zaman  yaklaşıyor ki,                    Irak ahalisine bir kafiz (kile),<br />
bir dirhem sevk olunmayacak</span>&#8220;.<br />
Dedik ki &#8220;bu kimden dolayı olur&#8221;. Dedi ki: &#8220;Acemler  (Arab&#8217;ın                    gayrısı) bunu men&#8217; ederler.&#8221; Sonra dedi: &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Şam  ahalisine bir                    dinar, bir müdy (kile) sevk olunmayacak</span>&#8220;. &#8220;Bu  kimden dolayı                    olur&#8221; dedik.<br />
&#8220;Rumlar&#8217;dan dolayı&#8221; dedi.<br />
(Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="351"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/234.jpg" alt="" width="450" height="347" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
&#8220;IRAK YENİDEN YAPILANIR&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;İnsanların en şerlileri Irak&#8217;a  saldırmadıkça                    kıyamet kopmaz.Ve ıraktaki masum insanlar Şam&#8217;a doğru  sığınma                    yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, <span style="text-decoration: underline;">Irak da  yeniden yapılanır</span>.&#8221;                    .&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  254, El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="462"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/235A.jpg" alt="" width="449" height="212" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/235B.jpg" alt="" width="449" height="242" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK HALKI ŞAM&#8217;A, KUZEY&#8217;E KAÇAR&#8221;</span></p>
<p><em>Şerli kişiler Irak&#8217;a  saldırmadıkça kıyamet                    kopmaz.<br />
(işte o zaman) <span style="text-decoration: underline;">Masum ve temiz Irak halkı Şam&#8217;a  kaçar</span>.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi&#8230; sf. 210)</em></p>
<table border="1" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/236a.jpg" alt="" width="300" height="209" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/236b.jpg" alt="" width="300" height="189" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&#8220;ŞAM&#8217;DA FİTNELER&#8221;</p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Şam&#8217;da fitneler</span> bir  taraftan sakinleştikçe,                    diğer bir taraftan alevlenir. Gökten çağırıcı bir  melek &#8220;Mehdi                    emirinizdir. Mehdi Halifenizdir&#8221; demedikçe de fitneler  bitmez.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi&#8230; s. 63)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237.jpg" alt="" width="446" height="308" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;ŞAM, IRAK, ARABİSTAN&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Resulullah (s.a.v) şöyle  buyurmuştur:                    &#8230;Öyle bela ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse,  sığınabileceği                    bir makan bulamayacaktır. <span style="text-decoration: underline;">Bu belalar Şam&#8217;ın  etrafında dolanacak,                    Irak&#8217;ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini  ve ayağını                    bağlayacaktır</span>. İslam ümmeti orada belalara karşı  bozkırlarda                    savaşacaklar. Hiçbir kimse, onların haline acıyıp;  vah! vah!                    bile demeyecek. Onlar belayı bir taraftan defetmeye  çalışırlarken,                    diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 s.  38-39 El                    Muttaki)</em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;belalar Şam&#8217;ın etrafında  dolanacak,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237a.jpg" alt="" width="447" height="166" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;Irak&#8217;ın üzerine çökecek,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237b.jpg" alt="" width="450" height="130" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;Irak&#8217;ın üzerine çökecek,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237c.jpg" alt="" width="450" height="142" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;FIRAT İLE DİCLE ARASINDA, BÜYÜK  SAVAŞ OLACAK&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Fırat ile Dicle arasında</span> Zevra                    denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak.  Kadınlar                    esir edilecek, <span style="text-decoration: underline;">erkekler ise,<br />
koyun kesilir gibi boğazlanacak</span>.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  38 El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="492"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/238a.jpg" alt="" width="449" height="255" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/238b.jpg" alt="" width="449" height="229" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK&#8217;IN ÜÇE BÖLÜNECEĞİ&#8221;</span></p>
<p><em>Resulullah (s.a.v.)in  bildirdiğine göre,                    <span style="text-decoration: underline;">Irak halkı üç fırkaya ayrılır</span>. Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">çapulculara</span> katılır. Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">ailelerini geride bırakıp  kaçarlar</span>.<br />
Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">savaşır ve öldürülürler</span>.<br />
Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.<br />
(Fera İdu Fevaidi&#8217;l Fikr Fi&#8217;l İmam El-Mehdi  El-Muntazar)&#8221; </em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Küfe halkı üç kısma ayrılacak</span>:  Bir                    kısmı, Süfyani&#8217;nin ordusuna katılacak. Onlar, Cenab-ı  Hakk&#8217;ın                    yarattığı en kötü insanlardır. Bir kısmı onlarla  savaşacak onlar                    Cenab-ı Hakkın şerefli kullarıdır. Bir kısmı da  yağmacılara                    katılacak, onlar günahkarlardır.<br />
(En-Necmu&#8217;s Sakıb Fi BeyanıEnne&#8217;l Mehdi Min Evladı Ali  B.Ebi                    Talib)</em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"><br />
Bir kısmı çapulculara kalır</span></em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/240a.jpg" alt="" width="446" height="173" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/240b.jpg" alt="" width="446" height="292" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"><br />
Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar</span>.</em></p>
<table border="1" width="424" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/241a.jpg" alt="" width="424" height="284" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Bir kısmı savaşır ve  öldürülürler</span>.</em></p>
<table border="1" width="424" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="282">
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/241b.jpg" alt="" width="416" height="278" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;MASUM ÇOCUKLARIN  ÖLDÜRÜLMESİ&#8221; </span></p>
<p><em>&#8220;…Muhammed ümmetinden masum bir  çocuk </em><em>öldürüldüğünde,                    gökten bir melek &#8216;hak onda (Mehdi&#8217;de) </em><em>ve onun  yanında                    olandadır&#8217; diye haykırır.<br />
</em><em>(Sabban isafur Ragibin s.154)</em></p>
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/242.jpg" alt="" width="300" height="295" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI: SAVAŞLAR VE AFETLER &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-sehirlerin-yok-olmasi-savaslar-ve-afetler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-sehirlerin-yok-olmasi-savaslar-ve-afetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 16:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Atom]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Britannica]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Nagasaki]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tahribat]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Büyük  Şehirlerin Yok Olması:      ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük  Şehirlerin Yok Olması:                  Savaşlar ve Afetler</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="63"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">&#8220;Büyük                                    şehirler dün sanki yokmuş gibi helak  olur.&#8221;</p>
<p>(Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil  Ahir                                    Zaman, s. 38)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="3" width="404" align="center" bordercolor="#000000">
<tbody>
<tr>
<td width="250" height="307" valign="middle">
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/pic/49.jpg" alt="" width="250" height="301" /></div>
</td>
<td width="140" valign="middle">
<div>20.                      yüzyıl için en çok kullanılan tanımlama &#8220;felaketler                      yüzyılı&#8221;dır. Gerek depremler, kasırgalar ya da                      seller gibi doğal afetler, gerek iç savaşlar ve  çatışmalar,                      gerekse de büyük deniz ya da uçak kazaları çok  sayıda                      insanın ölümüne yol açmıştır. Yok olan şehirler,  tarihten                      silinen halklar kıyametin hadislerde haber verilen  alametlerindendir.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadiste belirtilen büyük şehirlerin helak  oluşu,                  savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana  gelen                  yıkımları akla getirmektedir. Yakın geçmişte  geliştirilen                  nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri  çağdaş                  silahların savaşlarda kullanılması büyük tahribata neden  olmuştur.                  Bu korkunç silahlar tarihteki benzerleriyle  kıyaslanmayacak                  düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef  konumundaki                  &#8220;büyük şehirler&#8221; de bu yıkımlardan birinci derecede                  etkilenen yerler olmuştur. II. Dünya Savaşı&#8217;nın  benzersiz                  sonuçları buna bir örnek olarak verilebilir. Dünya  tarihinin                  en büyük savaşında, atom bombasının kullanılmasıyla  Hiroşima                  ve Nagasaki tamamen yerle bir olmuştur. Avrupa&#8217;nın  başkentleri                  ve önemli şehirleri de ağır bombardımanlar neticesinde  büyük                  ölçüde yıkılmıştır. Britannica Ansiklopedisi II. Dünya  Savaşı&#8217;nın                  Avrupa şehirlerinde neden olduğu hasarı şöyle anlatır:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="135" align="center" bordercolor="#000000">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/pic/48.jpg" border="0" alt="" width="270" height="169" /><br />
<span>Hadislerde Ahir  Zaman&#8217;da büyük                              şehirlerin dün yokmuş gibi olacakları haber  verilir.                              Geçtiğimiz yüzyıl yok olan şehirlerle  doludur. Atom                              bombasından sonra Hiroşima (üstte) ve Çeçen  şehirleri                              (yanda) buna sadece iki örnektir.</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a name="15."></a>Meydana gelen tahribat  Avrupa&#8217;nın                  büyük bölümünü ayın yüzeyine dönüştürmüştü: Şehirler  bombardımanlar                  sonucunda harap oldu, sayfiye yerleri kavruldu ve  simsiyah                  oldu, yollar bombaların açtığı çukurlarla kaplandı,  demiryolları                  kullanılamaz hale geldi, köprüler yıkıldı, limanlar  batık                  gemilerle doldu. Savaş sonrası Almanya&#8217;nın Amerikan  Bölgesi                  askeri valisi General Lucius D. Clay&#8217;in dediği gibi,  &#8220;Berlin                  sanki ölülerin şehri gibiydi.&#8221;(Britannica                     Encyclopedia 2000, &#8220;The blast of World War II&#8221;)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="3" width="182" align="right" bordercolor="#000000">
<tbody>
<tr>
<td height="276">
<div>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/pic/51.jpg" alt="" width="200" height="148" /><br />
Geçtiğimiz asır dünyaya sayısız felaket  getirmiştir.                          Pek çok ülkede yıkıcı olaylar baş göstermiş,  milyonlarca                          insan bu felaketlerde yaşamını yitirmiştir. Bu  olaylar,                          hadislerde dikkat çekilen Ahir Zaman olaylarıyla  büyük                          bir paralellik göstermektedir. İnsanların artık bu durumdan ibret alarak Kuran ahlakına yönelmeleri  şarttır.</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kısacası, II. Dünya Savaşı&#8217;nın tarihte  benzeri                  görülmeyen genişlikteki tahribatı hadisin işaret ettiği  olayla                  birebir uyuşmaktadır.</p>
<p><a name="16."></a><a name="17."></a>&#8220;Şehirlerin                   yok olmasına&#8221; neden olan bir diğer etken de doğal  afetlerdir.                  Doğal afetlerin içinde bulunduğumuz çağda hem sayısal  hem                  de büyüklük olarak arttığı istatistiksel bir gerçektir.  Son                  on yılda baş gösteren iklim değişikliklerinin yol açtığı  felaketler                  bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Sanayi,  zararlı                  ve istenmeyen bir yan ürün olan küresel ısınmaya sebep  olmakta,                  giderek ısınan dünya atmosferindeki dengeler bozulmakta  ve                  böylece iklim değişiklikleri meydana gelmektedir. 1998  yılı                  şimdiye kadar kaydedilen en sıcak  yıl olmuştur.(BBC                  News Online, &#8220;The first horseman: Environmental  disaster&#8221;,                  Aralık 1999, http://news.bbc.co.uk/hi/english/sci/tech/<br />
newsid_563000/563127.stm)Amerika Ulusal İklimsel Veri                  Merkezi&#8217;nin kayıtlarına göre de en fazla iklimsel afet  1998&#8242;de                  meydana gelmiştir.(National Climatic                  Data Center, &#8220;Billion Dollar U.S. Weather Disasters&#8221;,                  Ekim 2000,  http://www.ncdc.noaa.gov/ol/reports/billionz.html)</p>
<p>Son yıllardaki kasırga, fırtına, tayfun ve hortum                  gibi felaketler başta Amerika kıtası olmak üzere  dünyanın                  birçok yerinde yıkıcı zarara neden olmuştur. Bunlara ek  olarak                  seller de bazı yerleşim merkezlerinin sular ve çamur  altında                  kalmasına yol açmıştır. Ayrıca depremler, volkanlar ve  tsunami      dalgalarının yaptığı büyük tahribatlar da unutulmamıştır.</p>
<table border="1" width="200" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/afet_1975_2002.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-sehirlerin-yok-olmasi-savaslar-ve-afetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Rabbani Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan önce hadislerde belirtilen birçok alametin oluşacağını söylemiştir, bu alametlerin hemen hepsi çıkmıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-hz-mehdi-a-s-cikmadan-once-hadislerde-belirtilen-bircok-alametin-olusacagini-soylemistir-bu-alametlerin-hemen-hepsi-cikmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-hz-mehdi-a-s-cikmadan-once-hadislerde-belirtilen-bircok-alametin-olusacagini-soylemistir-bu-alametlerin-hemen-hepsi-cikmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 16:35:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Birbiri]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ipi]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sagir]]></category>
		<category><![CDATA[Tesbih]]></category>
		<category><![CDATA[Zahir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[İmam Rabbani Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan önce hadislerde  belirtilen ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>İmam Rabbani Hz. Mehdi (a.s.) çıkmadan önce hadislerde  belirtilen birçok alametin oluşacağını söylemiştir, bu alametlerin hemen  hepsi çıkmıştır</strong></h2>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam Rabbani Hazretleri  Hz. Mehdi’nin zuhurundan önce pek çok alametin tahakkuk edeceğini  bildirmiş ve bu alametleri de harika haller olarak nitelendirmiştir:</p>
<p></span></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;">MEHDİ’NİN  ZUHUR ZAMANI YAKINDIR</span>. ONUN ZUHUR ZAMANI OLAN YÜZ (ASIR) BAŞINA  GELİNCEYE KADAR NİCE MEBDE’LER (BAŞLANGIÇ ALAMETLERİ) VE MUKADDİMELER  (ÖN ALAMETLER) ZUHUR EDECEKTİR&#8230;.</strong><br />
</span></span><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="text-decoration: underline;">MEHDİ</span> DAHA BÜYÜKTÜR. Onun sebebi ile, İslam’a ve Müslümanlara büyük takviye  gelecektir. Onun velayetinin dahi, zahir ve batın büyük tasarrufu  vardır. Nice harika hallerin ve kerametlerin sahibi olacaktır. ONUN  ZAMANINDA, NİCE HAYRET VEREN HALLER ZUHUR EDECEKTİR. &#8230; Onun vücudunun  zuhurundan evvel, adet harici HARİKA HALLER MEYDANA GELE.</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam-ı  Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 2. cilt, 381. Mektup, s. 1184-1186)</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><span style="font-family: Verdana;"></p>
<p></span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam Rabbani Hazretleri’nin ifade ettiği  bu harika olayların hepsi Hicri 1400 senesinden başlayarak günümüze  kadarki 30 yıllık süre içerisinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’nin  anlatımıyla mucizevi şekilde <strong>tesbih taneleri gibi</strong>”  birbirini izleyerek gerçekleşmiştir.</p>
<p></span></p>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>Allah Resûlü  sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:<br />
&#8220;… eskimiş ipi kopan bir kolyenin taneleri gibi birbiri  ardına gelen alâmetleri beklesinler.&#8221;</strong></p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ebû Hureyre  radıyallahu anh. Tirmizî.</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>Kıyamet  alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların  artarda kopması gibi.<br />
</strong><br />
(Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü&#8217;s-Sagir, 3/167)<br />
</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
</strong></p>
<div><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Diğer hadisler  için bakınız. </span><a href="http://www.hazretimehdi.com/cikis.php" target="_blank"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">http://www.hazretimehdi.com/cikis.php</span></a><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">)</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;">Aşağıda sadece az bir kısmına yer  verdiğimiz ahir zaman alametleri bazı kişilerin sözde Hz. Mehdi  (a.s.)’nin zuhuru diğer bir yüzyıla kalmıştır iddiasını tamamen geçersiz  hale getirmektedir:</span></p>
<p></span></p>
<div>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-1-</span></strong></p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam Rabbani Hazretleri  Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru için iki dişli münevver bir yıldızın  çıkışını önemli bir alamet olarak belirtmiş, öyle ki bu yıldızın tüm  özelliklerini en ince detayına kadar tarif etmiştir:</span></div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ashabın  verdiği habere göre, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:</p>
<p><strong>&#8220;Vaad edilen Mehdi&#8217;nin zuhur mukaddimeleri olan  Abbasi Melik Horasan&#8217;a vardığı zaman,<span style="text-decoration: underline;"> ŞARK TARAFINDA İKİ DİŞLİ,  MÜNEVVER BİR BOYNUZ ÇIKAR</span>.&#8221;</strong></p>
<p>Bu rivayetin yapıldığı haşiyede yazıldığına göre, o sütunun  iki başı vardı&#8230;</p>
<p><strong>ŞARK TARAFINDA MEYDANA ÇIKAN O BEYAZLIK; ÖNCELERİ  NURLU BİR SÜTUN HALİNDE İDİ. SONRA, ONA BİR EĞRİLİK GELDİ; BOYNUZ  ŞEKLİNİ ALDI.</strong></p>
<p>İhtimaldir ki, onun için:<br />
-iki başlı, isminin verilmesi, şu itibara göre ola:<br />
</span><strong><br />
</strong><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>HER İKİ  TARAFINDA DA BİR İNCELİK OLUP DİŞE BENZERLER; BUNUN İÇİN, HER İKİ  TARAFTA BAŞ İTİBAR EDİLMİŞTİR.</strong> Nitekim, bir süngünün de her iki  tarafı incelik taşısa, onun için de:</p>
<p>-<strong>İki başlı</strong>, tabirini kullanır.</p>
<p>Kardeşim Şeyh Muhammed Tahir Bedahşi Confor&#8217;dan geldi. Şöyle  anlatıyor:</p>
<p><strong>-O SÜTUNUN ÜST TARAFINDA DA İKİ BAŞI VAR; İKİ DİŞE  BENZİYOR. İKİSİ ARASINDA DA KISA BİR AYRILIK VAR.</strong></p>
<p>Bu mânanın teşhisi sahrada hasıl oldu.</p>
<p>Aynı haberi, bir başka topluluk da verdi.</p>
<p>Halbuki bu doğuş, <strong>Mehdi&#8217;nin zuhuru zamanında olacak  zuhur değildir. Zira, ONUN ZUHURU, YÜZ BAŞLARINDA OLACAKTIR. Şu anda  dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş vaziyettedir.</strong></span></span><strong><br />
</strong><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hadis-i şerifte, Mehdi&#8217;nin  alâmetleri hakkında şöyle anlatılmıştır:</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;ŞARK  TARAFINDA BİR KUYRUKLU YILDIZ DOĞUP AYDINLIK VERECEKTİR.&#8221;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">BU YILDIZ DAHİ DOĞMUŞTUR. AMMA O MUDUR, YOKSA ONUN BİR  BENZERİ MİDİR</span>?</strong></p>
<p>Bu yıldıza Kuyruklu yıldız, adının verilmesi, ihtimal ki, şu  anlatmalara dayanıyor:</p>
<p></span></span><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>SABİTLERİN  SEYRİ, MAĞRİBDEN (BATIDAN) MEŞRİKADIR (DOĞUYADIR) (4)&#8230;</p>
<p></strong><strong>BU YILDIZIN DURUMU DA, ONUN SEYRİNE  GÖREDİR. YANİ YÜZÜ MEŞRİK CANİBİNE DOĞRU, ARKASI DAHİ, MAĞRİB  TARAFINADIR. BU UZUN BEYAZLIK DAHİ, ONUN ARKA TARAFINDADIR.</strong> Bu  mana icabı olarak, ona:</p>
<p>-Kuyruk&#8230; isminin verilmesi yerindedir.</p>
<p><strong>ONUN HER GÜNKÜ İRTİFI İSE, MEŞRİKTEN MAĞRİBEDİR.  ANCAK O, KISRİ (KENDİNE HAS DURUMUNDA AĞIRLIK TAŞIYAN) SEYRİ İLE FELEK-İ  AZAMIN SEYRİNE BAĞLIDIR.</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam-ı  Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1184<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İmam Rabbani  Hazretleri’nin<strong> “BU YILDIZ DAHİ DOĞMUŞTUR. AMMA O MUDUR, YOKSA  ONUN BİR BENZERİ MİDİR?” </strong>ifadesinden, tüm detaylarıyla tarif  ettiği söz konusu yıldızın kendi döneminde çıkmadığı anlaşılmaktadır.  Eğer bu özelliklerle birebir uyum içinde olan ve 24 Şubat 2009 tarihinde  Dünya’ya en yakın noktadan geçen Lulin kuyruklu yıldızı o devirde de  görünmüş olsaydı hiç şüphesiz ki İmam Rabbani Hazretleri bunu çok açık  ve emin bir üslupla ifade ederdi. Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhuru için ana  delillerden kabul ettiği bu alametin kendi devrinde tahakkuk etmemiş  olması, Hz. Mehdi (a.s.)’nin o devirde çıkmadığına ve Hz. Mehdi  (a.s.)’nin bu kuyruklu yıldızın görüleceği ileriki bir yüzyılda yani  günümüzde zuhur edeceğine dair delil teşkil etmektedir.</span></div>
</div>
<p><strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: large;">-2-</span><br />
</span><br />
</span></strong></p>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>İmam  Rabbani Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’nin Kuran ahlakına tamamen aykırı,  küfrani  bir yaşam tarzının her yönüyle açık ve aleni bir şekilde  yaşanacağı bir dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur edeceğini ifade  etmektedir:</strong><br />
</span></span></div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8230; Bir  hadis-i şerifte, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>“<span style="text-decoration: underline;">KÜFÜR HER YANI İSTİLA EDİP HÜKMÜ CEMİYET İÇİNDE  AŞİKARE İŞLENMEDİKÇE</span>, MEHDİ ZUHUR ETMEZ. BU VAKİTTE, VAKİ OLAN İSE,  KÜFRÜN İSTİLASIDIR. ONUN KUVVETİDİR. İSLAM’IN VE MÜSLÜMANLARIN DAHİ  ZAAFIDIR.</strong></p>
<p>Bu vakit, Resulullah (sav) Efendimizin, ehl-i İslam’ın garib  düşeceklerini anlattığı devirdir. <span style="text-decoration: underline;"><strong>Onlara ne mutlu</strong></span><strong>.</strong> Ayrıca, Resulullah (sav) Efendimiz onları müjdelemiştir.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(İmam-ı  Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 2. cilt, 381. Mektup, s. 1184-1186)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bilindiği üzere İmam  Rabbani Hazretleri’nin yaşadığı yıllar İslam’ın en parlak yaşandığı  yıllardı. Müslüman aleminin başında bir halife vardı. Dolayısıyla bu  hadis-i şerifte bahsi geçen küfür sisteminin her yere hakim olması  durumu İmam Rabbani’nin yaşadığı dönemde yoktu. Demek ki İmam Rabbani  kendisinden sonraki bir döneme, insanların İslam ahlakından iyice  uzaklaşıp dalalete düştükleri bir döneme dikkat çekmekte ve Hz. Mehdi  (a.s.)’nin de bu dönemde zuhur edeceğine işaret etmektedir. Hz. Mehdi  (a.s.)’nin çıkışında da Müslüman alemi çok büyük bir zulüm sistemi  içinde bulunacaktır, başlarında manevi bir liderleri olmayacaktır.  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’nin tarif ettiği dönem, her türlü din dışı  sistemin en uç boyutlarda yaşanağı ahir zamandır, ve içinde bulunduğumuz  zaman da bu zamana denk gelmektedir. Öyleyse Hz. Mehdi (a.s.)’nin  zuhuru da içinde bulunduğumuz bu dönemde olacaktır.<br />
</span></p>
<div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-3-</span></strong><br />
</span></span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hicri 1400’de, hadiste Peygamberimiz  (s.a.v.)’in tam açıkladığı şekilde Fırat’ın suyu, üzerine kurulan baraj  ile kesilmiştir. </span></div>
</div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Fırat  Nehri&#8217;nin suyu çekilerek</span> altın hazinesini açıklaması zamanı  yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey  almasın.&#8221;</strong><br />
</span></span></div>
<p><strong><br />
</strong></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Hadisi  Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.)</p>
<p>(Riyâzü&#8217;s-sâlihîn min hadîsi seyyidi&#8217;l-mürselîn, İmam  Nevevî&#8217;, 3/332)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-4-</span></strong></p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yine Peygamberimiz  (s.a.v.), Afganistan’ın işgal edileceğini;</span></div>
</div>
<p><strong><br />
</strong></p>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;Talikan&#8217;a  (Afganistan&#8217;a) yazık oldu.</strong> Şüphesiz Allah Teala&#8217;nın orada  altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah&#8217;ı hakkıyla bilen  insanlar vardır. Onlar ahir zaman Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;sinin  yardımcılarıdır.&#8221;<br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Kitab-ül  Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,  s. 59)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">hadisiyle bildirmiştir.  Rusların Afganistan’ı 1979 yılında yani Hicri 1400’de işgal etmeleriyle  bu hadis tahakkuk etmiştir.</p>
<p></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"></p>
<p></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-5-</span></strong><br />
</span></span></div>
<div>
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peygamberimiz (s.a.v.) ahir zamanda Hz.  Mehdi (a.s.)’nin çıkış alametlerinden biri olarak Ramazan ayında iki yıl  üstüste güneş ve ay tutulmaları olacağını haber vermiştir.</span></div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;Hz.  Mehdi (a.s.) için 2 alamet vardır ki&#8230; Bunun birincisi, Ramazan&#8217;ın  birinci gecesi Ay&#8217;ın ikincisi de ortasında Güneş&#8217;in tutulmasıdır.&#8221;?</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(El-Kavlu&#8217;l  Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;Hz.  Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkmasından önce bir Ramazan içinde Güneş iki defa  tutulacaktır.&#8221;?</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Ölüm-Kıyamet-Ahiret  ve Ahir Zaman Alametleri, s. 440)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>&#8220;&#8230;  Güneş&#8217;in oruç ayının ortasında, Ay&#8217;ın ise sonunda tutulması&#8230;&#8221;</strong></p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Kitab-ül  Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>&#8220;Hz. Mehdi  (a.s.)&#8217;nin gelişi Ramazan ayında ayın iki kere tutulmasına sebep  olacaktır.&#8221;?</strong><br />
</span><br />
</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Kıyamet  Alametleri, s. 200)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hicri 1400 içinde 1981 ve 1982 yıllarında  arka arkaya ve tam Ramazan ayında güneş ve ay tutulmaları  gerçekleşmiştir. 81 ve 82 yıllarında arka arkaya gerçekleşen bu gökyüzü  olaylarıyla hadis tam olarak tahakkuk etmiştir.</p>
<p></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"></p>
<p></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-6-</span></strong><br />
</span></span></div>
<div>
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;">Yine Dünyamızın yakınından ancak 76  yılda bir geçen Halley kuyruklu yıldızı 1986 yılında yani Hicri 1406’da  geçmiş ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadiste;</span><br />
</span></div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>O  gelmeden önce</strong></span><strong>, </strong><span style="text-decoration: underline;"><strong>doğudan ışık  veren bir kuyruklu yıldız görünecektir</strong></span><strong>.</strong></p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(El-Kavlu&#8217;l  Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">şeklinde bildirdiği bir  alamet daha gerçekleşmiştir.</p>
<p></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-size: large;">-7-</span></strong><br />
</span></span></div>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;">Peygamberimiz (s.a.v.) hadisinde; </span></p>
<p></span></p>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>“  &#8230; AZERBAYCAN&#8217;DAN MUTLAKA BİR ATEŞ ÇIKACAKTIR. Ve hiçbir şey onun  karşısında duramayacak. Böyle bir şey olunca evinizde oturun&#8230;”</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Şeyh  Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 311)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">şeklinde belirtmiş  gerçekten de Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ toprakları 1988 tarihinde  Ermeniler tarafından işgal edilerek bu hadis de yine Hicri 1400 içinde  gerçekleşmiştir.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"></p>
<p></span></div>
<div><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><span style="font-size: large;">-8-</span><br />
</span></strong></div>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;">1979 yılında (Hicri 1 Muharrem  1400’de) Hac sırasında Kabe’de büyük bir katliam olmuştur. (1 Muharrem  1400) <strong><span style="text-decoration: underline;">Olayın meydana geliş tarihi Hicri 1400 yılının ilk  günüdür. Bu sırada 30 kişi hayatını kaybetmiştir</span>.</strong> Peygamberimiz (s.a.v.) hadiste;</span><br />
</span></div>
</div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>ONUN  (HZ. MEHDİ (A.S.)’NIN) ÇIKACAĞI YIL, insanlar hacca, başlarında bir  emir bulunmadan gidecekler&#8230; Hep birlikte Beyt-i Şerif&#8217;i tavaf  edecekler, sonra Mina&#8217;ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine  saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.&#8221;</strong><br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Kıyamet  Alametleri, s. 168-169)<br />
</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">şeklinde ifade ederek <strong>“Hz.  Mehdi (a.s.)’nin çıkacağı yıl”</strong> Kabe’de böyle önemli bir olayın  olacağından bahsetmektedir. <strong>“Çıkacağı yıl”</strong> ifadesi bu  açıdan son derece önemlidir. Çünkü hem bu olay hem de Hz. Mehdi  (a.s.)’nin çıkış tarihi 1979 yılını göstermektedir. 1979 yılında  gerçekleşen bu olayın ardından 7 yıl sonra Hac sırasında çok daha kanlı  bir olay meydana gelmiştir. Bu sefer de 402 kişi öldürülmüştür. Ancak bu  olayın ilkinden farkı son olayın Kabe’nin içinde değil yanında  gerçekleşmiş olmasıdır. Bu 2 olay da hadislerde Hz. Mehdi (a.s.)’nin  çıkış alameti olarak anlatılan <strong>“Kabe baskını ve Kabe’de kan  akıtılması”</strong> olaylarıyla tam olarak aynı şekilde olmuştur.</p>
<p>Ahir zaman alametleri bir bütündür ve bu alametlerin 30 yıllık bir zaman  dilimi içinde gerçekleşmesi, hem Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber  verdiği ahir zaman içinde yaşadığımızı, hem de tüm Müslümanlarca büyük  bir heyecan ve umutla beklenen Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhurunu  müjdelemektedirler. Bu nedenle büyük ve küçük alametler olarak  adlandırılmış olan alametlerin hepsi Müslümanlar için son derece önem  taşımaktadır. Bu alametlerden herhangi birinin gerçekleştiğini görmek  Müslümanların umutlarını pekiştirmekte, heyecanlarını artırmakta ve  şevklerini kat kat yükseltmektedir.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-hz-mehdi-a-s-cikmadan-once-hadislerde-belirtilen-bircok-alametin-olusacagini-soylemistir-bu-alametlerin-hemen-hepsi-cikmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzayda insan eli biçiminde bir görüntü oluşacaktır, bu Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkış alameti olacaktır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/uzayda-insan-eli-biciminde-bir-goruntu-olusacaktir-bu-hz-mehdi-a-s-nin-cikis-alameti-olacaktir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/uzayda-insan-eli-biciminde-bir-goruntu-olusacaktir-bu-hz-mehdi-a-s-nin-cikis-alameti-olacaktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 16:33:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Chandra]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nasa]]></category>
		<category><![CDATA[Nida]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[S 51]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Uzay]]></category>
		<category><![CDATA[Vuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Uzayda insan eli biçiminde bir görüntü oluşacaktır, bu Hz. Mehdi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Uzayda insan eli biçiminde bir görüntü oluşacaktır, bu Hz. Mehdi  (a.s.)&#8217;nin çıkış alameti olacaktır</strong></h2>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8230; Esma  binti Umeys dedi ki: <strong>O GÜNÜN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ZUHURUNUN)  ALAMETİ SEMADAN UZATILMIŞ VE İNSANLARIN KENDİSİNE BAKIP DURDUĞU BİR  EL’DİR.</strong></span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Celalettin  Suyutinin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali  Bin Hüsameddin El Muttaki, S.  69</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>&#8230;  İŞTE O ZAMAN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ZUHURU ZAMANINDA) SEMADAN KENDİNİ  BELLİ EDEN BİR EL GÖRÜNÜR&#8230; </strong></span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Celalettin  Suyutinin Tasnifinden Hadisler,  Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali  Bin Hüsameddin El Muttaki, S.  51</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>SEMADAN  ZUHUR EDEN BİR EL</strong> ve “emiriniz Mehdi’dir” şeklindeki bir nida  duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir. <strong>O GÜNÜN  ALAMETİ: SEMADAN BİR EL UZANACAK</strong> ve insanlar ona bakacak ve  göreceklerdir.</span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ahmed İbn-i  Hacer-i Mekki (Heytemi), Beklenen Mehdinin Alametleri, El-Kavlu&#8217;l  Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, S. 53</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/hand_in_space.jpg" alt="" width="500" height="375" align="middle" /></p>
<p></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peygamber Efendimiz  (s.a.v.)’den rivayet edilen bu hadislerde<strong> gökte bir “el”in  görüneceği ve bu elin Hz. Mehdi (a.s.)’nin geliş alametlerinden olduğu </strong>bildirilmektedir.  Bu döneme kadar ihtilafların devam edeceği ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin  semadan, yani radyo, televizyon ve internet gibi iletişim araçları  vesilesiyle, sürekli gündem olacağı hadislerden anlaşılmaktadır.</p>
<p>Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’ne bağlı Chandra Röntgen  Gözlemevi tarafından çekilen bir uzay fotoğrafında el şeklindeki bir  nötron yıldızları kümesi başka bir yıldız kümesini kavrıyomuş gibi  görülmektedir. Hadislerde belirtilen el ifadesi, NASA tarafından <strong>“Tanrı’nın  eli”</strong> olarak adlandırılan ve uzayda vuku bulan bir gök olayının  vesile olduğu bu görüntüye işari manada bakıyor olabilir. (Doğrusunu  Allah bilir.)</p>
<p>Söz konusu yıldız kümesinin oluşturduğu el şeklinin duruşu hadisteki  uzanma tanımına da tam uymaktadır. NASA tarafından çekilen fotoğraftaki  el şekli bir yere uzanıyormuş görünümündedir. Ayrıca insanların Hz.  Mehdi dönemindeki gelişmiş yüksek uzay ve astronomi teknolojisi  sayesinde uzayda meydana gelen bu gök olayını teleskoplar vesilesiyle  bakarak görebilmeleri de hadisteki ifadelerle birebir uyum içindedir.</p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur alametleri <a href="http://www.hazretimehdi.com/signs/signs_index.html" target="_blank">&#8220;… eskimiş ipi  kopan bir kolyenin taneleri gibi birbiri ardına gelen alâmetleri  beklesinler.&#8221;</a> (Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.) hadisinde  belirtildiği gibi son 30 yıllık süre zarfında art arda yaşanmıştır ve  yaşanmaya da devam etmektedir. En son 24 Şubat 2009 tarihinde dünyaya en  yakın noktadan geçen çift kuyruklu Lulin kuyruklu yıldızının İmam-ı  Rabbani tarafından tefsir edilen <a href="http://www.hazretimehdi.com/lulin.html" target="_blank">“şark tarafında iki dişli  münevver bir boynuz çıkar” </a>hadisine işaret ediyor olmasının  ardından, şimdi de <strong>“semadan bir el uzanacak”</strong> hadisinin  işaret ettiği uzaydaki bu el görüntüsü Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur  ettiğine, faaliyete başladığına, insanlar tarafından farkedilmesinin de  iyice yaklaştığına delil teşkil etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)</span></p>
<div><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/hand_in_space2.jpg" alt="" align="middle" /></div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/uzayda-insan-eli-biciminde-bir-goruntu-olusacaktir-bu-hz-mehdi-a-s-nin-cikis-alameti-olacaktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA (A.S) VE HZ. MEHDİ (A.S)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Adil]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mace]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir
Tevatür: Kuvvetli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir</strong></p>
<div><strong>Tevatür: Kuvvetli haber,                  içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan                  kuvvetli haber. (Büyük  Lugat-Tur-Dav,                    3003)</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="155"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Şevkani                         de Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın ineceğine dair                        hadislerin sayısının 29&#8242;a ulaştığını                        söyleyerek bunları bir bir nakletmiş                        ve sonunda : Bizim naklettiğimiz                        hadisler görüldüğü gibi </strong><strong>tevatür haddine  ulaştı. Bu beyanımızla                        şu sonuca varılıyor ki, beklenen                        Mehdi hakkındaki hadisler, deccal                        hakkında hadisler ve Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın                        inmesine dair hadisler mütevatirdir                        demiştir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace, 10/338</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Kıyametin                          büyük alametlerinden biri olmak                          üzere ahir zamanda Hz.İsa (Aleyhisselam)&#8217;ın                          gökten yere ineceğini bildiren                          hadisler </strong><strong>tevatür derecesindedir.<br />
Sahih-i Müslim, 2/58</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Allah                          Resulu (sav)&#8217;den </strong><strong>mütevatir olarak rivayet  edilen hadislere                          göre Allah&#8217;ın Resulu (sav),                           Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın kıyamet gününden                          önce adaletli bir imam ve hakem                          olarak ineceğini haber vermiştir.<br />
Ibn-i Kesir, Hadislerle Kur&#8217;an                          Tefsiri, 13/7163</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="48"></a>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın      Geleceğini Bildiren Sahih Hadisler</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="247"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                    Hureyre şöyle demiştir  : Resulullah                                                    (sav) buyurdu ki:<br />
Hayatım elinde olan  Allah&#8217;a yemin                                                    ederim ki, </strong><strong>Meryem  oğlu (İsa                                                      Aleyhisselam)&#8217;ın  adil bir hakim                                                      olarak sizin içinize  inmesi<br />
Sahih-i Müslim, 6/532</strong> muhakkak yakındır. O, salibi (haçı)                                                    kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                    kaldıracaktır, mal o  kadar çoğalıp                                                    taşacak ki, hiç kimse  mal kabul                                                    etmez olacaktır.<strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre (r.a.)&#8217;den  rivayet edilmiştir                                                      : Resulullah  (s.a.v.) buyurdu                                                      ki:<br />
Benliğime hakim olan  zata yemin                                                      ederim ki, </strong><strong>Meryem&#8217;in  oğlunun                                                        adaletli bir hakem  olarak size                                                        inmesi pek  yakındır. O, Haç&#8217;ı                                                      kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                      kaldıracak; mal  çoğalacak ki,                                                      kimse onu kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Tirmizi,  4/93</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre&#8217;den rivayet  edildiğine                                                      göre; Peygamber  (s.a.v.) şöyle                                                      buyurdu :<br />
</strong> <strong>İsa  bin Meryem adil bir                                                      hakim ve adaletli  bir imam (devlet                                                      başkanı) olarak  (gökten yere) </strong><strong>inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.                                                      O, (indiğinde) haçı  kıracak (haça  tapınmayı kaldıracak), domuzu                                                      öldürecek (domuz   eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi kaldıracaktır.                                                      Mal da o kadar  çoğalacaktır ki                                                      hiç bir kimse mal  kabul etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/340</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>. .</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="779"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Resulullah                                                    (s.a.v.) buyurdu ki:</strong><strong>İsa bin Meryem (a.s.)  benim ümmetim                                                    içinde;</strong></p>
<p><strong>1- adaletli bir hakim  ve (yönetimde)                                                    adil bir imam olacak,</strong></p>
<p><strong>2- haçı kırıp ezecek  (haça  tapınmayı kaldıracak) ve domuzu                                                    öldürecektir.</strong></p>
<p><strong>3- (Zimmilerden)  Cizyeyi kaldıracak,</strong></p>
<p><strong>4- ve zekatı  terkedecektir. Artık                                                    ne koyun, keçi, sığır  sürüsü ne                                                    de deve sürüsü üzerine  zekat memuru                                                    çalıştırılmayacaktır.</strong></p>
<p><strong>5- Kap su ile dolduğu  gibi yeryüzü                                                    barışla dolacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Din birliği de  olacak, artık                                                    Allah&#8217;tan başkasına  tapılmayacaktır.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>1-  Hz. İsa (a.s.)                                                      adaletli bir  yönetici olacaktır.</strong></p>
<p><strong>2- Hadiste Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın haçı                                                      kırıp (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldüreceği (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek) belirtilmiştir.                                                      Serhü&#8217;s Sünne&#8217;de ve  başka hadis                                                      kitaplarında; Hz.Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                                      tahrif olmuş,  aslından uzaklaşmış                                                      olan Hıristiyanlığı  iptal ederek                                                      Ser-i Şerifimizle  (İslamiyetle)                                                      hükmedeceği  belirtilmiştir. Hz.Hz. İsa (a.s.) tekrar geldiği zaman teslis                                                      inancı haça tapınma,  ruhbaniyet&#8230;                                                      gibi Hıristiyanlığın  da esasında                                                      bulunmayan  hurafeleri kaldıracak,                                                      bu dini indirildiği  ilk haline                                                      döndürecektir.<br />
Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  domuzu öldürmesine                                                      dair cümlenin manası  da şöyledir                                                      : O, domuz beslemeyi  ve yemeyi                                                      yasaklayacak ve  öldürülmesini                                                      emredecektir. Artık  yeryüzünde                                                      domuz bırakmayacak  ve böylece                                                      domuzun yenilmesini  de tamamen                                                      önleyecektir.</strong></p>
<p><strong>3- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  cizyeyi, yani Ehl-i Kitab&#8217;tan alınan vergiyi kaldırmasına dair cümle de  şöyle yorumlanmıştır : Yani Hz. İsa (a.s.), Ehl-i Kitap olan insanları  İslam dinine davet edecek ve böylece cizye vermelerini kabul  etmeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Diğer bir yorum  şekli de şöyledir                                                      : Cizye hiç bir  gayr-i müslimden                                                      alınmayacaktır. Bu  nedenle cizye                                                      almaya da gerek  kalmayacaktır.                                                      Çünkü cizye  müslümanların ihtiyaçlarında                                                      kullanılmak üzere  alınır. İhtiyaç                                                      kalmayınca cizye  almaya da gerek                                                      kalmaz.</strong></p>
<p><strong>4- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de malın bolluğu ve  zekata müstahak                                                      fakirin kalmaması  sebebiyledir.                                                      Bu hüküm de cizye  ile ilgili hüküm                                                      gibidir. Yani Hz.  İsa (a.s.) İslam                                                      dininin koymuş  olduğu zekat hükmünü                                                      kaldıracak değildir.  Böyle bir                                                      mana düşünülemez.  Maksad şudur                                                      : Yüce dinimiz,  zekat müessesesini                                                      o döneme kadar  tatbik edilmek                                                      ve o dönemde gerek  kalmayacağından                                                      tatbik edilmemek  üzere koymuştur.                                                      Hz. İsa (a.s.) da  İslam&#8217;ın konulmuş                                                      hükümlerini tatbik  edecektir.</strong></p>
<p><strong>5- Hz. İsa (a.s.)  zamanında, bütün dünyayı hakimiyeti altına almış olan   Mesih-i Deccal�n fikir sistemi yok edilecek ve  dünyadaki hakimiyeti  tam anlamıyla son bulacaktır. Masonluk  v.s. gibi nifak odakları tamamen  yok edilecek, bütün dünya huzur içinde yaşayacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Bir hadis-i  şeriflerinde Resul-i                                                      Ekrem (sav)  Efendimiz şöyle                                                      buyurmuştur :</strong></p>
<p><strong>Muhakkak O yeryüzüne  inecektir&#8230;                                                      İnsanları İslama  davet edecektir.                                                      O&#8217;nun zamanında  Allah Teala İslam                                                      dışında bütün  dinleri kaldıracak.<br />
Tezkiret-il Kurtubi, 499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Yukarıdaki hadislerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın yeryüzüne  indiriliş                  alameti olarak bildirilen durumların hiçbirisi  gerçekleşmemiştir.                  Hıristiyanlık bozulmus, tahrif edilmiş şeklini muhafaza                  etmekte, teslise (üçleme) inanılmakta, haram olmasına  rağmen domuz eti yenmektedir.                  Dünya karışıklıklar içindedir; huzur, güven, barış                  ortamı yoktur, savaşlar, iç savaşlar devam etmektedir.                  Bolluğun aksine yokluk hakimdir. Bu durumda Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın                  henüz zuhur etmediği  anlaşılmaktadır.    Fakat bu üstün  Peygamber�n geliş zamanı çok yakındır. Peygamberimiz  (sav)�en rivayet edilen  hadisler ve din alimlerinin verdikleri  bilgiler, Hz. İsa (a.s.)�n, Hz. Mehdi  (a.s.) ile Hicri 14. yüzyılda  dünyaya tekrar geleceğini müjdelemektedir. İçinde  bulunduğumuz yüzyıl,  Hicri 14. yüzyıldır.</strong></p>
<p><strong><a name="49"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Ve Mesih Deccal</strong></p>
</div>
<p><strong>Mesih-i Deccal: Hakki                  batıl, batılı hak gösteren. Sahih hadislerin  haberleriyle,                  ahirzamanda gelecek ve Allah&#8217;ı (c.c.) inkar edip  kendisinin                  ilah olduğunu iddia edecek, dünyayı fesada verecek,                  tek gözlü  bir şahıstır.<br />
Büyük LUGAT TÜR-DAV</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="32"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Her                                      biri Allah&#8217;ın resulu olduğunu                                      iddia eden otuza yakın yalancı </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">deccal</span> gönderilmedikçe                                      kıyamet kopmayacaktır.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/82</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) çıkmadan önce birçok sahte <span style="text-decoration: underline;">Mesih                    (deccal)</span> çıkacaktır:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) ilk defa                   göğe alındığı haliyle yeryüzüne bırakılacağından,                  O&#8217;nun zamanında annesi, babası olan; doğup büyüyen                  33 yaşına gelmiş bir kimsenin Hz. İsa (a.s.) olma  ihtimali                  yoktur. Ondan evvel çıkan sahte Mesihlerin  (deccallerin),                  o devirde anne ve babaları olacaktır. Doğup, büyüyüp                  belli bir yaşa geldikten sonra sahtekarca  kendilerinin                  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edeceklerdir. Fakat  dikkatli,                  ferasetli, kültürlü, akıllı insanlar bu yalanları                  farkedip, onlara aldanmayacaklardır. Bu, deccalin,  dünyaya  hakim olmak için materyalist-marksist stratejiyi kullandığı  döneme denk  gelmektedir.</strong></p>
<p><strong>Deccal, bu sefer  dünyaya                  hakim olmak için tekrar strateji değiştirecek, dünyada                  materyalizme galip gelmiş olan &#8220;Yaratılış&#8221; inancını                  kendi menfaati doğrultusunda kullanmak isteyecektir.    Yaratılış inancını insanlara karşı kullanacak, Allah adına ortaya   çıkacak, hatta peygamber olduğunu iddia edecek, fakat ortaya çıkan  fitneden  onun deccal olduğu anlaşılacaktır.</strong></p>
<div><strong> Mesih-i Deccal hipnotizma, manyetizma ve sihir türünden                  bazı yöntemleri kullanarak birçok istidracı (*)  harikalar                  gösterecek, kendisinin Beklenen                  Mesih [yani Hz.  İsa (a.s.)] olduğunu iddia edecektir.  (Mesih, Hz. İsa (a.s.)�n lakabıdır.)</strong></div>
<p><strong>Değerli İslam alimi  Bediüzzaman Said Nursi, Mesih-i Deccal�n aldatıcı  yönünü şu şekilde  belirtmiştir:</strong></p>
<p><strong>Ve onların başına geçen                               en büyükleri, ispirtizma (hipnotizma) ve  manyetizmanın                              hadisatı nev&#8217;inden müdhiş harikalara mazhar  olan Deccal                              ise daha ileri gidip cebbarane suri  hükümetini bir                nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder. Mehdi  ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75</strong></p>
<p><strong>Üstad&#8217;ın da  sözünde  belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi   aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek  çok kişiyi  kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz.  İsa&#8217;yı ve  Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal&#8217;in  gösterdiği yalancı  mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal&#8217;e  aldanmasına neden olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kendisine Mesih diyen Mesih-i Deccal, halen  dünyanın pek çok ülkesinde teşvik edilen ve meşru gösterilen  ahlaksızlığı, cinsi sapıklığı, homoseksüelliği                              daha da teşvik edecektir.  Onun kendilerine  fayda  getirdiğini zanneden, onun oyununa aldanan, gösterdiği cehennem  hayatını cennet  zanneden pek çok kişi O&#8217;na katılacaklardır. Deccal,  sahte peygamber görünümü  ile dindarları da etkilemeye çalışacak ama  gerçekte onlar arasında ayrılık çıkarmaya,  onları güçsüz düşürmeye,  hatta onları büyük müsibetlere uğratmaya çalışacaktır.  Deccal, samimi  dindar Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin en büyük düşmanı  olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Yanlış yönlendirilmiş bazı  Hıristiyanlar                               o devirde Hz.İsa (as)&#8217;ı beklediklerinden  dolayı, O&#8217;nu tahrif                              edilmiş, değiştirilmiş İncil&#8217;deki vasıfları  ile bekleyeceklerdir.                              Mesih-i Deccal de tam onların hayal  ettikleri gibi                              istidracı harikalıklar gösterecektir.   Örneğin, Hz. İsa (a.s.)� Yüce Rabbimiz�n bahşettiği üstün mucizevi   özelliklere sahip olduğunu iddia edecek, bir                              şahsa hipnoz telkini ile ölmüş annesini  konuşur halde                              gösterecektir. Ayrıca yine sihir ve  hipnozla, annesinin                              O&#8217;na katılmasını tavsiye ettiğini kendisine  işittirecektir.                              Görme ve işitme halüsinasyonları olacaktır.  (Dışarıdan                              bakan sihirin etkisinde olmayan bir kişi ise  o görüntüyü                              göremeyecektir.)</strong></p>
<p><strong>Deccal, önce beklenen  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edecek, ardından da Hıristiyanlığın   teslis inancındaki gibi Allah&#8217;ın kendisine hulül ettiğini (içine  girdiğini)  söyleyerek ilahlığını ilan edecektir (Allah� tenzih ederiz).  Bu sapkın yöntemi kullanarak  dünyada muazzam bir taraftar kitlesi  kazanacaktır. Daha çok keyfe ve zevke  yönelik, ahlaksızca ögretileri ve  tavsiyeleri olacağı için taraftarlarının sayısı  daha da artacaktır.</strong></p>
<p><strong>Böyle  azgınlığın arttığı  bir devrede İslam alemi de Hz. Mehdi (a.s.)�n liderliğinde  birleşmiş  olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), her ne kadar Hıristiyan alemini  &#8220;Sahte  Mesih&#8221;e karşı uyaracaksa da, Hıristiyanlar, tam bekledikleri tarzda   iddialarda bulunmasından, bekledikleri zamanda zuhur etmesinden ve  İstidrac  nevinden birçok harikalıklar göstermesinden dolayı bu izahlara   aldırmayacaklardır.</strong></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.),  deccalin  gösterdiği istidracı harikalıkları bozma konusunda bir öncü olacak ama   deccalin kirli oyunu yine de sona ermeyecektir. O halüsinasyonlardan  oluşan  istidracı harikalıkları ve deccalin bu sinsi oyununu tamamen  ortadan  kaldıracak, onun fikir sistemini yok edecek olan Hz.  İsa  (a.s.) olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman,  bu gerçeği  şöyle izah eder:</strong></p>
<p><strong><em>Sihir                   ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla                   kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi                  altına alan) o dehşetli Deccal&#8217;i öldürebilecek,  mesleğini                  değiştirecek; ancak harika ve mu&#8217;cizatlı ve umumun                  makbulu bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar                  ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa  Aleyhisselamdır. </em><br />
<em>Mektubat, 53</em></strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İşari                                                  manada ayet mealleri</strong><strong>26/32- Bunun                                                                           üzerine asasını bırakıverdi, bir                                                                           de (ne görsünler) o, açıkça bir                                                                           ejderha oluverdi.</strong></p>
<p><strong>7/117- Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı                                                                           fırlatıver&#8221; diye vahyettik. (O                                                                           da fırlatıverince) bir de baktılar                                                                           ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp                                                                           yutuyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. Musa (a.s.)  o zamanın                              deccallerinin isdidraclarını ancak mucize  ile yok                              etmişti.</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;O&#8217;nun [Hz. İsa (a.s.)'ın] nefesinin  kokusunu duyan hiçbir kafirin ölmemesi mümkün değildir. Deccal&#8217;in  yalancı olduğu etrafa dalga dalga yayılacaktır. Deccaliyet perişan  olacak fikir sistemi yok edilecektir.</strong><strong>Sünen-i Ibn-i Mace, 10/323</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="40"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hz. İsa (a.s.) </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Deccal</span>&#8216;a nihayet                                                     Lud kapısı yanına  yetişecek ve                                                    onu öldürecektir.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/105</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Lud  kapısında Mesih-i Deccal ile karşılaşacak,  onu tartışarak yenecektir;  Deccali  öldürmesinden kasıt onun fikir sistemini yok etmesidir. Hz.  Musa (a.s.)�a aynı  şekilde Firavun&#8217;un fikir sistemini yok etmişti. Hz.  İbrahim (a.s.) ise Nemrud&#8217;un  fikir sistemini yok etmişti. Hz. Mehdi  (a.s.) süfyanın şahsını değil fikir  sistemini yok edecek, Hz. İsa  (a.s.) da, Mesih-i Deccal&#8217;in  fikir sistemini ortadan kaldıracaktır.  Önemli olan da, ebette ki bu şahısların  yaydığı sapkın ideolojinin,  toplumları helake götüren kirli fikir sisteminin  ortadan kalkmasıdır.</strong></p>
<p><strong>Deccali yenip  fikir sistemini ortadan  kaldıracak olan Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın gerçek Mesih  olduğunu anlayan Hıristiyan  alemi, Allah�n izniyle, büyük bir süratle  Allah�n takdir ettiği doğru yola  yani hak din olan İslam&#8217;a girecektir.  �strong&gt;Andolsun,  Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse  yoktur,�(Nisa Suresi,  159) ayetinde belirtildiği gibi, bundan sonra  tüm dünya Allah�n hak dinine tabi  olacak ve dinsizlik tamamen ortadan  kalkacaktır.</strong></p>
<p><strong> <a name="51"></a>Hz. İsa (a.s.) Zamanında Yeryüzü Barışla Dolacak</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Kap                                                  su ile dolduğu gibi </strong><strong>yeryüzü                                                     barışla dolacaktır.<br />
-Hiçbir kimse arasında  bir </strong><strong>düşmanlık                                                    kalmayacaktır.<br />
-Ve bütün düşmanlıklar,  boğuşmalar,                                                  hasetleşmeler muhakkak  kaybolup                                                  gidecektir.<br />
Sahih-i Müslim, 1/136</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Savaş (erbabı) da </strong><strong>ağırlıklarını (silah ve  malzemelerini) </strong><strong>bıracak.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Harp (erbabi) </strong><strong>ağırlıklarını (yani silah ve  saireyi) </strong><strong>bırakacak.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                Alametleri, 496</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz.  İsa (a.s.) Mesih-i Deccal&#8217;in tüm fikir sistemini ortadan kaldırıp,   sistemini dağıttıktan sonra dünyaya hakim olacaklardır. O zaman tek bir  dinin yani İslamiyetin yeryüzüne yayılması ile  ırkçılık, milli egoizm  yok olacak; sevgi, kardeşlik, güzel ahlak ana düşünce  haline gelecek;  ayrıca masonluk, siyonizm, materyalist felsefe, komünizm,  faşizm,  kapitalizm gibi diğer sapkın ideolojiler de tarih sahnesinden silinecek;   egoistlik, bencillik, kin, düşmanlık gibi her türlü sapkınlık anlamını  kaybederek  yok olacaktır.  Savaşların, çatışmaların  sebepleri yok  olacağı için, savaş sanayine harcanan tirilyonlarca para, bu  sefer  meşru ihtiyaçlara, gıda, imar, teknoloji, bilim, kültür, sağlık  harcamaları  gibi son derece gerekli ve önemli ihtiyaçlara ve bunun  yanında da insanların  mutluluğu için gerekli diğer yatırımlara  harcanacaktır. Elbette doğrusunu Allah  bilir.</strong></p>
<p><strong><a name="52"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Zamanında Büyük Bolluk Olacak</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;</strong><strong>Mal                                                    da o kadar  çoğalacaktır ki,                                                    hiçbir kimse mal kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/340</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Meryem                                                      oğlu (İsa) iner ve  Deccal&#8217;i öldürür.                                                      Ondan sonra kırk yıl </strong><strong>bol nimet içinde yaşarsınız.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                      il Ahir Zaman, 90</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İsa                                                      (Aleyhisselam)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de </strong><strong>malın bolluğu ve zekata                                                      muhtaç fakirin  kalmaması sebebiyledir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/339</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) zamanında, bilimin  gelişmesiyle hayvansal ve bitkisel  gıdaların üretimi arttırılacak, ilim  ve teknoloji son safhaya ulaşacak, dünya  kurulduğundan bu yana  teknolojik olarak en gelişmiş çağ yaşanacaktır. İnsanlar  teknolojinin  imkanlarıyla çok rahat ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Hz. İsa  (a.s.)  ve Hz. Mehdi (a.s.)�n öncülüğünü yaptığı bu kutlu dönem, insanların   rahatlık, huzur, güven ve mutluluk içinde yaşadıkları bir refah  dönemidir. Bu döneme  bu yüzden &#8220;Altın Çağ&#8221; adı verilmiştir.</strong></p>
<p><strong><a name="53"></a>Hz.  İsa (a.s.) Yeni Bir Din Getirmeyecektir</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                   Seyh, Kitab-ül Fiten&#8217;de  Ebu Hureyre&#8217;den                                                  tahric etti, Resulullah  buyurdu:                                                  İsa bin Meryem iner,  Deccal&#8217;i                                                  öldürür ve kırk (40) yıl </strong><strong>Allah&#8217;ın                                                    kitabı ve benim  sünnetimle hükmeder, vefat eder.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                  il Ahir Zaman, 92</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İmam                                                    Nevevi: Hz. İsa Ümmeti  Muhammed&#8217;e                                                    Peygamber olarak  değil; </strong><strong>Şeriat-ı                                                      Muhammediyyeyi  tatbik etmek için gelecektir,  demektedir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil                                                    Mehdiyy-il Muntazar,  68</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><em> Kadi Iyaz:  &#8220;Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesi, Deccal&#8217;i öldürmesi haktır ve gerçektir.                              Ehl-i Sünnet mezhebi ve yolu bu konuda varid  olan                              hadisler nedeniyle budur. Ne akli yönden ne  de Ser-i                              Şerif&#8217;te bu görüşü iptal edebilecek hiçbir  delil yoktur.                              Bu itibarla bu hüküm sabittir. Mütezile ve  Cehemiye                              mezheplerine mensub bazı kimseler ve onlara  katılanlar                              bu konudaki hadislerin, Allah&#8217;ın 33/40- &#8220;Muhammed,                                 &#8230; ancak o, Allah&#8217;ın Resûlü ve  peygamberlerin sonuncusudur.&#8221; mealindeki ayete, Peygamber  Efendimizin &#8220;Benden                                  sonra hiçbir peygamber yoktur&#8221; mealindeki hadisine                              ve Peygamberimizden (s.a.v.) sonra hiçbir  peygamberin                              olmadığına ve şeriatının kıyamete dek ebedi  olup,                              hükümlerinin yürürlükten kalkmayacağına dair  Müslümanların                              icma&#8217;ına ters düştüğü gerekçesiyle  reddedilmiş olduğunu                              ileri sürmekteler ise de; Bu iddia ve  gerekçe batıldır.                              Çünkü Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın inmesinden maksad  onun şeriatımızı                              yürürlükten kaldırıcı bir şeriatla ve  Peygamber olarak                              inmesi değildir. Ne bu hadislerde ne de  başka hadislerde                              böyle birşey yoktur. Bilakis Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın şeriatımızla                              hükmedecek adil bir hakim ve halkın  terkettiği şeriatımızın                              hükümlerini ihya edici olarak ineceği sahih  hadislerle                              sabittir.&#8221; demiştir.</em><br />
<em>Sünen-i Ibn-i Mace,  10/338</em></strong></p>
<p><strong><em>Hz. İsa  (a.s.) inecek                              ve hatem&#8217;ür rüsul Resulullah (s.a.v.)  efendimizin                                şeriatina tabi olacaktır.</em><br />
<em>Mektubat-i Rabbani,  2/1309</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) Efendimiz                              ahirzamanda yeryüzüne  indirildiği vakit,  peygamberlikle                              vazifeli olarak yeni bir şeriat  getirmeyecektir. Sahih                              hadislerin ve İmam-Rabbani Hazretleri&#8217;nin  izahında                              belirtildiği şekilde, Peygamber Efendimizin  (s.a.v.)                              Şeriatını uygulayacaktır. Kur-an-ı Kerim  ayetlerine                              göre hükmedecektir.<br />
</strong> <strong><br />
<a name="54"></a>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                  Hilyesi</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Peygamber                                                  efendimiz (sav)  buyurmuştur ki:<br />
Onu [Hz. İsa (a.s.)�]  gördüğünüz zaman şu alametlerle                                                  tanıyınız:<br />
1.Uzuna yakın orta boylu<br />
2.Rengi kırmızı ile  beyaza yakın<br />
3.Üzerinde herd boyası  ile boyanmış                                                  iki elbise vardır.<br />
4.O derece temiz ki  kendisine                                                  ıslak dokunmadığı halde  başı su                                                  damlatır gibidir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametleri, 499</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                    Hureyre (r.a.) şöyle  dedi: Peygamber                                                    (s.a.v) buyurdu ki:  Geceleyin                                                    yürütüldüğüm zaman  Musa Aleyhisselam&#8217;a                                                    kavuştum. (Peygamber  onu tavsif                                                    ederek:) Bir de gördüm  ki, O Senüe                                                    kabilesi erkeklerinden  biri gibi                                                    kara yağız, uzun  boylu, balık                                                    etli, düz saçlı bir  zattır. İsa&#8217;ya                                                    da kavuştum (Peygamber  onu da                                                    tavsif ederek: ) </strong><strong>İsa,  orta                                                      yapılı, sanki  hamamdan çıkmış                                                      gibi al çehreliydi.<br />
Sahih-i Müslim, 2/1053</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Yine                                                    Abdullah Ibn-i Ömer  (r.a.) dan                                                    rivayet olunduguna  göre Nebi (sav)                                                    demiştir ki:<br />
Ben bu gece kendimi  rüyamda Kabe&#8217;de                                                    buldum. Ansızın esmer  bir kişi                                                    gördüm. Sanki o </strong><strong>esmer  insanlardan                                                      en güzeli, başının  saçı iki omuzu                                                      arasında sarkıyordu.  (Yeni)                                                    taranmış ve arınmıştı  da bas&#8217;inin                                                    saç)ı su damlatıyordu. </strong><strong>İki                                                      elini iki kişinin  iki omuzuna                                                      koyarak Beyt&#8217;i tavaf  ediyordu. (Orada bulunanlara) Bu kimdir?                                                    diye sordum. Onlar :  Bu Meryem&#8217;in                                                    oğlu Mesih (İsa)&#8217;dır,  dediler.<br />
Sahih-i Buhari, 9/177</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="55"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                Peygamberimizin (s.s.v) Kabri Yanına  Defnedilecektir</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İbni                                                    Asakir Abdullah b.  Selamdan: &#8220;Tevrat&#8217;ta                                                    Peygamberin sıfatı  anlatılıyor                                                    ve orada </strong><strong>İsa  aleyhisselamin                                                      onunla beraber defn  edileceği                                                      yazılıyor.<br />
Buhari Tarihinde, İbni  Asakir                                                    Ondan (Abdullah b.  Selam) dan                                                    nakl ettiklerine göre, </strong><strong>İsa                                                      aleyhisselam  Resulüllah ile iki                                                      Sahabisi (Ebu Bekr  ve Ömer (r.a.)                                                      &#8216;nın yanında defn  edilip kabir                                                      adedi dörde  çıkacaktır.<br />
İbni Cevzi&#8217;nin  Abdullah bin Ömer                                                    (R. Anhüma)&#8217;dan  merfuan nakl ettiği                                                    bir rivayette şöyle  buyurulmaktadır:<br />
&#8220;İsa aleyhisselam  yeryüzüne inecek, </strong><strong>evlenecek çoluk çocuk sahibi                                                      olup kırk beş sene  yaşıyacak,                                                      sonra ölecek,  benimle ayrı kabire                                                      gömülecek, sonra ben  ve İsa aynı                                                      kabirden Ebu Bekr  ile Ömer (r.a.)                                                      arasından  kalkacağız!&#8221;<br />
Kıyamet Alametleri,  246/247</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz.                                                      İsa, yeryüzünde  iken </strong><strong>evlenecek                                                        ve bir çocuğu  olacaktır. Ölünce, Müslümanlar onun namazını                                                      kıldıktan sonra </strong><strong>Ravza-i  Mutahhare&#8217;ye defnedeceklerdir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar  Fi Alamatil                                                      Mehdiyy-il Muntazar,  65</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Muhakkak                                                      ki, Meryem oğlu, İsa  yeryüzüne                                                      indiği zaman  evlenecek, çocuğu                                                      olacak, yeryüzünde  45 yıl kalacaktır.<br />
Miskatü-l Mesabih,  3/47</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde indikten ve                                                      40 yıl kalıp  yaşadıktan sonra                                                      ölür. Müslümanlar,  O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  O&#8217;nu toprağa                                                      verirler. (Bu hadis,  ebu Davud                                                      et Tayalisi&#8217;nin  Müsned&#8217;inden rivayet                                                      edilmiştir.)<br />
Hazreti Hz. İsa  (a.s.) yeryüzünde                                                       kırk sene yaşadıktan  sonra vefat                                                      edecektir.  Müslümanlar O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  defnedecekler.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret  ve Ahirzaman                                                      Alametleri, 498-499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>.<br />
Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde yaklaşık 40-45  sene kaldıktan                              sonra vazifesini tam yapmış olarak vefat  edecektir.                              Müslümanlar cenaze namazını kılıp, Peygamber  Efendimizin                              (s.a.v.) kabri yanına defnedeceklerdir.</strong></p>
<p><strong><br />
<a name="56"></a>Risale-i Nur Külliyatında  İsa Aleyhisselam<br />
</strong> <strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Dünyaya Tekrar  Gönderilecektir:</strong></p>
</div>
<p><strong>Süfyan                              ve mehdi hakkındaki hadislerin ifade  ettikleri mana                              budur ki, ahir zamandan dinsizliğin iki  ceryanı kuvvet                              bulacak.</strong></p>
<p><strong>Birisi:                              Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.)                              inkar edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs  ehl-i                              nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslamiyenin  tahribine                              çalışacaktır. Ona karşı Al-i Beyt-i  Nebevinin silsile-i                              nuranisine baglanan, ehl-i  velayet ve ehl-i                               kemalin başına geçecek Al-i Beytten Muhammed  Mehdi                              isminde </strong><strong>bir zat-ı nurani, o Süfyanin  şahs-ı manevisi                                olan cereyan-i münafikaneyi öldürüp  dağıtacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 53)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Hadis-i şeriflerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;dan önce geleceği                              bildirilen Hz.Mehdi; Süfyan&#8217;ın İslam  aleminde yaptığı                              manevi tahribatı tamire çalışacak,  İslamiyetin yeniden                              canlandırılmasına ve dünya çapında  yayılmasına gayret                              edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz.Mehdi  (a.s.), Allah&#8217;ı                              inkar üzerine kurulmuş bütün felsefe ve  teorileri                              tam anlamıyla susturacak, başta Süfyan&#8217;dan  kaynaklanan                              bütün fitne ve fesad odaklarını, kurumlarını  kapatacaktır.                              Mehdi, Halife ünvanıyla İslam  aleminin başına                              geçecek, Kur-an-ı Kerim&#8217;i ve iman esaslarını  günün                              şartlarını da dikkate alarak ilmi bir  şekilde insanlara                              açıklayacak, müminlerin imanlarını  güçlendirecektir.</strong></p>
<p><strong>İkinci  cereyan ise: Tabiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden                              bir cereyan-i nemrudane, gittikçe  ahirzamanda felsefe-i                              maddiye vasıtasiyle intisar ederek kuvvet  bulup, uluhiyeti                              inkar edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir  padişahı                              tanımayan ve ordudaki zabıtan ve efrad onun  askerleri                              olduğunu kabul etmiyen vahşi bir adam,  herkese, her                              askere bir nevi padişahlık ve bir güna  hakimiyet verir.                              Öyle de : &#8220;Allah&#8217;ı inkar eden o cereyan  efradları                              birer küçük Nemrud hükmünde nefislerinde  birer rububiyet                              verir.</strong><strong> Ve onların başına geçen en  büyükleri, ispirtizma                                ve manyetizmanın hadisatı nev&#8217;inden müdhiş  harikalara                                mazhar olan deccal ise daha ileri  gidip, cebbarâne                              sûri hükûmetine bir nevi rubûbiyet tasavvur  edip ulûhiyetini                              ilan eder. Bir sineğe maglûb olan ve bir  sineğin kanadını                              bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet  dâvâ                              etmesi, ne derece ahmakcasına bir maskaralık  olduğu                              malumdur.</strong></p>
<p><strong>İşte                              böyle bir sırada (Mesih-i deccalin ortaya  çıktığı sırada),  o cereyan pek kuvvetli göründüğü                              bir zamanda, Hazreti İsa (a.s)&#8217;in şahsiyet-i  maneviyesinden                              ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur  edecek, yani </strong><strong>rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek;                              hal-i hazır Hıristiyanlik dini o hakikata  karşı tasaffi                              edecek, hurafattan ve tahrifattan  sıyrılacak, hakaik-i                              İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık  bir nevi                              İslamiyete inkilab edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a                              iktida ederek, o İsevilik , şahs-ı manevisi,  tabi;                              ve İslamiyet, metbu&#8217; makamında kalacak.  Din-i hak,                              bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet  bulacaktır.                              Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken  mağlub olan                              İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik                              cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında  iken                              alem-i semavetta cism-i başerisiyle bulunan  şahs-ı                              İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının  başına geçeceğini                              bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Sey&#8217;in  vadine                              istinad ederek haber vermiştir. Madem haber  vermiş,                              haktır, madem Kadir-i Külli Sey &#8220;va&#8217;detmiş  elbette                              yapacaktır.<br />
(Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong>****</strong></p>
<p><strong>Mesih&#8217;i Deccal&#8217;in çok  kuvvetli olduğu bir devrede,  Hıristiyanlık dini, içinde bulunduğu  hurafelerden, sapkınlıklardan (teslis,  haç, domuz eti yemek v.s.)  temizlenecek, ilk nuzül ettiği, orjinal haline  dönecektir. İlahi dinler  birbirinin devamı olduğundan birisi bozulunca diğeri  onu düzeltmek ve  yeni hükümler koymak için gönderildiğinden, Hıristiyanlık da   hurafelerden, sapkın inançlardan kurtulduktan sonra manen bir nevi  İslamiyet  olacak, dolayısıyla Hıristiyanlar da Kur-an-ı Kerim&#8217;e  uyacaklardır. Aynı durum  Musevilik için de geçerli olacak. Müslümanlık,  Hıristiyanlık ve Museviliğin birleşmesi  sonucunda inananlar  kuvvetlenip, dinsizlik cereyanını yok edecek bir güce gelecek;  iman  edenlerin başında ise, Allah tarafından cismani olarak dünyaya  gönderilmiş  olan Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) bulunacaktır. Bunu  Peygamberimiz (sav)  Allah&#8217;ın vaadine dayanarak haber vermiştir. Allah  elbette vaadini yerine  getirecektir.</strong></p>
<p><strong>Sahih  hadislerde  müjdelenen hususlar bunlardır. Ahirzamanda gelmesi beklenen Hz. İsa   (a.s.) efendimizi tek bir zat olarak değil de &#8220;şahs-ı manevi veya   cemaat&#8221; şeklinde düşünmek veya &#8220;gelmiştir, görevini yapıp vefat   etmiştir&#8221; iddiasında bulunmak, mütevatir haline gelmiş bu konuyu   yalanlamak olur ki, manevi sorumluluk getirebilir, müslümanlara çok  büyük zarar  verebilir. Allah bunu vaadetmiştir ve vaadini elbette  yerine getirecektir.  Bediüzzaman başka bir eserinde de Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın dünyaya tekrar gelmesinin  kesin olduğunu bildirmektedir.</strong></p>
<p><strong>Evet,                              hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i  İsa&#8217;nın semavi                                nüzulu kat&#8217;i olmakla beraber; mana-yi  işarisiyle                              başka hakikatleri ifade ettiği gibi bu  hakikata da                              mucizane işaret ediyor.<br />
(Kastamonu  Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.) Mesih Deccal&#8217;i Öldürecektir:</strong></p>
<p><strong>Kat&#8217;i ve  sahih rivayette var ki: &#8220;İsa Aleyhisselam büyük Deccal&#8217;i öldürür.&#8221;<br />
Vel&#8217;ilmü indallah, bunun da iki vechi var:<br />
</strong> <strong><br />
Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispirtizma                              gibi istidracı harikalarıyle kendini  muhafaza eden                              ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccal&#8217;i  öldürebilecek,                              mesleğini değiştirecek; ancak harika ve  muc&#8217;cizatlı                              ve umumun makbulü bir zat olabilir ki: </strong><strong>O  zat, en                                ziyade alakadar ve ekser insanların  Peygamberi olan                                Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;dır.</strong></p>
<p><strong>İkinci vechi şudur                              ki: &#8220;Şahs-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı  ve maktul                              olan şahs-ı Deccal&#8217;in, teşkil ettiği  dehşetli maddiyunluk                              ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı  manevisini                              mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o  ruhaniler,                              din-i İsevinin hakikatını hakikat-ı İslamiye  ile mezcaderek                              o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.  Hatta,                              &#8220;Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i  Mehdi&#8217;ye                              namazda iktida eder, tabi olur. &#8221; diye  rivayeti bu                              ittifaka ve hakikat-ı Kur-aniyenin  mutbuiyetine ve                              hakimiyetine işar<em>et eder.</em><br />
<em>(Sualar, 493)</em></strong></p>
<p><strong>****<br />
<em><br />
</em>Sihir ve hipnotizma gibi harikulade kuvvetlerle                              herkesi etkileyerek varlığını sürdüren  deccal ve onun                              fikir sistemi, ancak, vahiyle hareket eden  gerektiğinde                              mucizelerle desteklenen Hz. İsa (a.s.)  tarafından yok                              edilecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) tekrar                              dünyaya geldigi zaman yeni bir din  getirmeyecek, Islam                              dinine uyacaktir. Fakat bir peygamber olduğu  için,                              kendisine vahiy gelecek ve mucize  gösterecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın idaresi  altında  Hıristiyanlığın                              hakikati ile İslamiyeti birleştiren  talebeleri, bu                              birleşmenin sağladığı güç ile Mesih-i  Deccal&#8217;in dinsizlik                              cereyanını, Allah&#8217;ı  inkar fikrini etkisiz  hale                              getirip, yok edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hem alem-i insaniyette                              inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve  mukaddesat-ı                              beşeriyeyi zir ü zeber eden Deccal  komitesini, Hazret-i                              Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın din-i hakikisini  İslamiyetin hakikatiyle                              birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar  bir İsevi                              cemaati namı altında ve </strong><strong>&#8220;Müslüman  İseviler&#8221; ünvanına                                layık bir cemiyet, o Deccal komitesini,   Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak;    beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurataracak.<br />
<em>(Mektubat 413)</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Geldiğinde                              Başlarda Tanınmaması:</strong></p>
<p><strong>Hazret-i  İsa Aleyhisselam                              geldiği vakit, herkes O&#8217;nun hakiki İsa  olduğunu bilmek                              lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı,  nur-u iman                              ile O&#8217;nu tanır. Yoksa bedahet derecesinde  herkes O&#8217;nu                              tanımayacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 54)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  hazretleri,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın dünyaya geldiğinin ilk  yıllarında                              ancak yakın talebeleri tarafından imanın  nuru ile                              tanınabileceğini, yoksa herkesin açıkça onu  tanıyamayacağını                              bildiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hatta  Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın                              nuzülü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam  olduğu, nur-u                              imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez.<br />
(Sualar, 487)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) yeryüzüne                              ilk geldiği vakit (nüzul ettiği vakit)  imtihan sırrı                              olarak kendisini bilmeyecek, daha sonra  kendisinin                              farkına varacaktır. Talebeleri de imanın  nuru ile                              O&#8217;nu zann-ı galiple (büyük zanla) sonradan  tanıyacaklardır.                              Herkes açıkça O&#8217;nun Hz. İsa&#8217;(a.s.) olduğuna  hemen kanaat getiremeyecekdir.                              Küçük bir Hıristiyan grup içerisinde  mücadelesine                              başlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) tam  anlamıyla                              zuhur ettikten sonra görebilen herkes onu  görecek                              ve hakiki Hz. İsa (a.s.) olduğunu  bileceklerdir. Fakat                              yine de &#8220;Acaba gerçekten İsa bu mu?&#8221; diye  şüphe edenler                              var olacaktır. Böyle şüphesi olanlar küfürle  suçlanamaz,                              çünkü bu konu bir Akaid konusu değildir.  Yalnız böyle                              şüphede olanlar bu mübarek şahsın feyzinden,  bereketinden                              mahrum kalabilir.</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın Küçük                              Bir Cemaati Olacak:</strong></p>
<p><strong>İsa  Aleyhisselam&#8217;ı nur-u                              iman ile tanıyan ve ona tabi olan cemaat-i  ruhaniye-i                              mücahidinin kemiyeti, Deccal&#8217;in mektepçe ve  askerce                              ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve  küçük                              olmasına işaret ve kinayedir.<br />
(Sualar, 495)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) küçük                              bir cemaat içerisinde vazifeye  başlayacaktır. Daha                              ziyade İsrail ve İsrail&#8217;e yakın bölgelerde  faaliyet                              gösterecektir. Okullarda ve askeri  birimlerde talebeleri                              olacak ilk başta kendilerini  gizleyeceklerdir.(Doğrusunu Allah bilir)</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hakim                                                  et-Tirmizi, &#8220;Nevdirü&#8217;l  Usul&#8221;da                                                  şöyle nakletmiştir.  Peygamberimiz                                                  (sav): Meryem oğlu İsa  Ümmetim                                                  içinde havarilerinden  bir takım                                                  halkı bulacaktır. Başka  rivayette                                                  ise Peygamberimiz (sav)  üç                                                  defa: Muhakkak ki Mesih  (İsa)                                                  aleyhisselam bu ümmetten  birtakım                                                  kavimlere yetişecek ki,  onlar                                                  sizin gibidirler. Yahut  sizden                                                  daha hayırlıdırlar.  İlkinde benim                                                  sonunda Mesih (İsa)&#8217;nın  bulunduğu                                                  bir ümmeti Allah asla  utandırmaz,                                                  buyurmuştur.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametler, 501</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Resulullah                                                    (sav) efendimiz şöyle  buyurdu:<br />
Yemin ediyorum ki  Meryem oğlu                                                    İsa o gün yeryüzünün  en hayırlı                                                    800 erkek ile 400  kadın kişilerin                                                    yanlarına inecektir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                    Alametler, 498</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Hakkında Bazı Hadisler  Mütaşabihtir:</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Said Nursi,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesine ve Deccal&#8217;i  öldürmesine aid                              hadislerin müteşabih (benzetmelerle  anlatılan) hadislerden                              olduğunu, muhakkak tevilinin yapılması, yani  müteşabihatının                              çözülerek açıklanması gerektiğini izah  etmektedir.                              Aksi takdirde, sözde alimlerin bu hadislerin  müteşabıhatına                              aldırmadan, zahirine bakıp şüpheye düştüğünü  veya                              hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini  ifade                              etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Ahir  zamanda Hz. İsa (a.s.) nüzulüne ve Deccal&#8217;i öldürmesine ait hadis-i                              şahihanın ma&#8217;na-yı hakikileri  anlaşılmadığından, bir                              kısım zahir ulemalar, o rivayet ve  hadislerin zahirine                              bakıp şüpheye düşmüşler; veya sıhhatini  inkar edip,                              veya hurafevari bir mana verip adeta muhal  bir sureti                              bekler bir tarzda avam-i müslimine zarar  verirler.                              Mülhidler ise, bu gibi zahirce akıldan çok  uzak hadisleri                              şerr-i rüşte ederek hakaik-i İslamiyeye  tezyifkarane                              bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu  gibi ehadis-i                              müteşabihenin hakiki te&#8217;villerini Kur&#8217;an  feyziyle                              göstermiş. Şimdilik nümune olarak bir tek  misal beyan                              ederiz. Şöyle ki:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) Deccal                              ile mücadelesi zamanında, Hazret-i İsa (as)  onu öldüreceği                              vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra  kılıncı onun                              dizine yetiştirebilir derecesinde, vücudda o  derece                              Deccalin heykeli Hazret-i İsa  Aleyhisselamdan on,                              belki yirmi misli yüksek kametli olmak lazım  gelir.                              Bu rivayetin zahiri ifadesi sırr-ı teklife  ve sırr-ı                              imtihana münafi olduğu gibi nev-i beşerde  cari olan                adetullaha muvafık düşmüyor.<br />
<em>(Kastamonu Lahikası,  49)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Rivayette var ki:  İsa Aleyhisselam Deccal&#8217;i                              öldürdüğü münasebetiyle &#8220;Deccal&#8217;in fevkalade  büyük                              ve minareden daha yüksek bir azamet-i  heykelde ve                              Hazret-i İsa aleyhisselam ona nisbeten çok  küçük bulunduğunu..&#8221;                              gösterir.</strong></p>
<p><strong>Bunun  tevili şu olmak                              gerektir ki:<br />
İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile tanıyan ve  tabi                              olan cemaat-i ruhniye-i mücahidinin  kemiyeti, Deccal&#8217;in </strong><strong>mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına                              nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve  kinayedir.<br />
<em>(Sualar, 495)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Hazretleri,                              hadis-i şerifte İsa aleyhisselam&#8217;ın Deccal  ile mücadelesinde                              onu öldüreceği vakitte on arşın (5 metre)  yukarıya                              atladıktan sonra kılıcı ancak onun  dizine yetiştirebildiği                              derecesinde Deccal&#8217;in İsa (a.s.)&#8217;a oranla  boyunun                              on-oniki katı (18-20 m.) uzun olması  gerektiğini izah                              etmektedir. Böyle bir yaratılış, Allah&#8217;ın  kudreti                              dahilinde olmakla beraber adetullaha  aykırıdır.</strong></p>
<p><strong>Adetullah: Allah&#8217;ın                              kainatta koyduğu değişmez yasalar.</strong></p>
<p><strong>Ancak bu  bekleniş tarzı                              deccalin asker gücüne, eğitim kurumlarına ve  her                              alanda maddi bakımdan üstün ordularına  kıyasla Hz. İsa (a.s.)                              ve cemaatinin sayıca çok daha az olduğuna  işaret                              ettiği şeklinde açıklanırsa, mesele daha  akılcı anlaşılır                              bir hale gelmiş olur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

