Allah’ için Arşiv
Ali İmran suresi, 20. ayette geçen; de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.” ifadesinin ebcedi 2028 yılını vermektedir.
24 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaAli İmran suresi, 20. ayette geçen; de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.” ifadesinin ebcedi 2028 yılını vermektedir.
| Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, DE Kİ: “BEN, BANA UYANLARLA BİRLİKTE, KENDİMİ ALLAH’A TESLİM ETTİM.” Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: “Siz de teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir. (Al-i İmran Suresi, 20) |
Arapça Okunuşu: Fe in haccuke fe kul eslemtu vechiye lillahi ve men ittebeani ve kul lilleziyene utuu elkitabe ve elummiyyine e eslemtum fe in eslemuu fe kad ihtedev ve in tevellev fe innema aleyke elbelagu ve Allahu basiyrun bilibadi
…de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim.”…
Fe kul eslemtu vechiye lillahi ve men ittebeani
80 + 130 + 531 + 24 + 65 + 6 + 90 + 523 = 1449 / 2028 (Şeddesiz)

24 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Ali İmran suresi’nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin “…. ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.
24 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaAli İmran suresi’nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin “…. ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.
| De ki: “EY MÜLKÜN SAHİBİ ALLAH’IM, DİLEDİĞİNE MÜLKÜ VERİRSİN ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.”Ali İmran Suresi, 26 |
Arapça Okunuşu: Kul Allahumme malike elmulki tu’ti elmulke men teşau ve tenziu elmulke mimmen teşau ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşau bi yedike elhayru inneke ala kulli şey’in kadiyrun
…”Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin…
Allahumme maliku elmulki tu’ti elmulke men teşau
76 + 91 + 90 + 811 + 121 + 90 + 702 = 1981 (Şeddesiz)

24 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Hz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar
24 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaHz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar
Ahir zamanda neler yaşanacağı, hangi olayların gelişeceği, hangi durumların oluşacağı Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde hayranlık uyandırıcı bir detayla haber verilmiştir ve bu haberlerin her biri tek tek gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bundan 1400 yıl önce haber verdiği olayların, tam tarif ettiği şekilde günümüzde gerçekleşiyor olması, Allah’ın Peygamberimiz (sav)’e lutfettiği bir mucizedir. Hicri 1400 yıl itibariyle, son 30 yıl içinde, Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği 150′den fazla olayın hepsi olmuş, yani Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi, Allah’ın lütfuyla, gerçekleşmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav)’in bu mucizelerini kısaca özetlemek gerekirse; tam Kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400′in başlamasıyla birlikte Fırat’ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe’de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı’nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak’ın Kuveyt’i işgali sırasında petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu’dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül’de Amerika’daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki kuyruklu, diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet tahakkuk etmiştir. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (as)’ın çağında yaşadığımızın delilidir.
Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesinin gerçekleşiyor olması bu kadar açık ve anlaşılırken, bazı kimseler bu durumu görmezlikten gelmekte, çok kutlu ve güzel bir dönemde yaşadığımızı fark edememektedir. Aslında bu da ahir zamanın harikalıklarından biridir ve son derece şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bundan daha da şaşırtıcı olanı bazı kimselerin, Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi ortadayken, daha başka mucizeler istemeleridir. NE VAR Kİ BU 150 MUCİZENİN GÖZLERİNİN ÖNÜNDE ARDARDA GERÇEKLEŞİYOR OLDUĞUNU GÖRMEDİKLERİ VE GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ GİBİ, ALLAH’IN GÖSTERCEĞİ BAŞKA HİÇBİR MUCİZEYİ DE GÖRMEYECEK VE ANLAMAYACAKLARDIR. 1400 yıldır ilk defa Fırat’ın suyunun kesilmesini, 1400 yıldır ilk defa Kabe’de kan akıtılmasını, 1400 yıldır ilk defa Ramazan’da Ay ve Güneş tutulmaları olmasını ve bu şekilde yüzden fazla olayın Hz. Mehdi (as)’ın zuhurunu müjdelediğini hiçbir bilgiye dayanmadan inkar eden insanlar, kendilerine hangi bilgi, hangi delil, hangi mucize getirilirse getirilsin gerçeği kabul etmeyeceklerdir.
Örneğin bazı kimseler hadislerde haber verilen müteşabih bilgileri cahilce yorumlayarak, Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde Hz. Mehdi (as)’ın başının üstünde insanların baktıklarında görecekleri şekilde bulut üstünde melekler bulunacağını ve sürekli Hz. Mehdi (as)’ı işaret ederek insanlara tanıtacağını söylemektedirler. Ancak bu kimselerin iddia ettikleri gibi bir melek gelse ve Hz. Mehdi (as)’ı işaret etse dahi, bunlar Hz. Mehdi (as)’ın çıktığını kabul etmeyecek, kendilerince mutlaka bir tevil, bir açıklama yapacaklardır. Şunu belirtmek gerekir ki, Hz. Mehdi (as)’ın yanında meleklerin bulunacağı ve bu meleklerin kendisine yardım edecekleri Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden de açıkça anlaşılmaktadır. Ancak HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDAKİ MELEKLERİN GÖRÜNMESİ SADECE MANEVİ ALEMDE GERÇEKLEŞEN VE DOLAYISIYLA SADECE MELEKLERİN GÖREBİLECEĞİ BİR OLAY OLACAKTIR. (konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/14225)
İnsanların kendilerine bir elçi geldiğinde, inkarda direnmeleri nedeniyle, mucize görmek istemeleri Kuran’da bildirilen bir gerçektir. Hatta, ayetlerde haber verildiği üzere bu insanlar kendilerine melek gelmesini istemekte, ancak o zaman Peygamberin hak olduğuna inanacaklarını söylemektedirler:
Şimdi onların: “Ona bir hazine indirilmeli veya ONUNLA BİRLİKTE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir. (Hud Suresi, 12)
“Eğer doğruyu söylüyor isen, BİZLERE MELEKLERİ GETİRMELİ DEĞİL MİYDİN?” Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz. (Hicr Suresi, 7-8)
Ve derler ki: “ONA BİR MELEK İNDİRİLMELİ DEĞİL MİYDİ?” Eğer bir melek indirilseydi, elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı. (En’am Suresi,
Ancak Allah bu kimselerin kendilerine melekler gelse dahi inanmayacaklarını haber vermektedir:
Gerçek şu ki, BİZ ONLARA MELEKLER İNDİRSEYDİK, ONLARLA ÖLÜLER KONUŞSAYDI VE HERŞEYİ KARŞILARINA TOPLASAYDIK, -ALLAH’IN DİLEDİĞİ DIŞINDA- YİNE ONLAR İNANMAYACAKLARDI. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar. (En’am Suresi, 111)
Onlar, KENDİLERİNE MELEKLERİN GELMESİNİ Mİ, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: “Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.” (En’am Suresi, 158)
Hz. Mehdi (as) döneminde de, Hz. Mehdi (as)’ın İslam’ı Kuran ahlakının özüne ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine döndürmesi, dini bidatlardan, hurafelerden temizlemesi, dinsizliği fikren yerle bir etmesi, İslam alemini birleştirmesi, Kuran ahlakını yayması nedeniyle bir kısım insanlar “ONUNLA BİRLİKTE, BAŞININ ÜZERİNDE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” diyeceklerdir. Ancak inanmak için mucize beklentisi içinde olan bu insanların unuttukları çok önemli bri gerçek vardır: NASIL Kİ İNSANLARIN İKİ YANINDA BULUNAN YAZICI MELEKLERİ DÜNYA HAYATINDA HİÇ KİMSE GÖREMİYORSA, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’E SIK SIK VAHİY GETİREN CEBRAİL ALEYHİSSELAM İNSANLARA GÖRÜNMEDEN GELİYORSA, HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDA BULUNACAK OLAN CEBRAİL (AS), MİKAİL (AS), İSRAFİL (AS) VE DİĞER YARDIMCI 46.000 MELEK DE GÖRÜNMEYECEKLERDİR.

24 Ağustos 2010
Popularity: 25% [?]
İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir
19 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahyaİki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir
Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani’nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani’den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. Allah Peygamberimiz (sav)’i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)’dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)’dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır. Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:
Bu ümmetin ahirliği, İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI ile başlar. YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN… Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran’ın ahlakının tam olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi) BU İKİNCİ BİNDEDİR. BU DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE (YANİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR OLUŞLARIDIR. (Mektubatı Rabbani, sf 261) |
Burada İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA demektedir.
İmam Rabbani Hazretleri’nin de söylediği gibi, İslam aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır.
18 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
‘Söylenmek’ çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır
15 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya‘Söylenmek’ çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün ‘boş ve amaçsız olanını’ satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.(Lokman Suresi, 6)
Bazı insanlar, gün boyunca karşılaştıkları konular hakkındaki düşüncelerini, sürekli olarak ‘kendi kendilerine söylenerek’ dile getirirler. Kimi zaman rahatsızlık duydukları bir şey, kimi zaman aksaklık olduğunu düşündükleri bir konu, kimi zaman gördükleri yanlış bir tavır, duydukları bir söz bu kimselerin, fazla düşünmeden hemen bu konulardaki rahatsızlıklarını ifade etmelerine neden olur.
Aslında insanın hatalı olduğunu gördüğü bir şeyi dile getirmesi elbetteki yanlış değildir. Ama, bu konuşmanın yanlış olmaması için, amacın mutlaka -Allah rızası için- ‘o yanlışı düzeltmek’ olması gerekir. Bir de eğer ortada hatalı bir tavır, söz ya da olay varsa, o zaman bunun mutlaka konuyu halledebilecek olan ilgili kişilere iletilmesi gerekir. Ve aynı zamanda da, yapılan yanlışın olabilecek en güzel, en hikmetli en isabetli sözlerle karşı tarafa açıklanması gerekir.
İşte ‘söylenme’ alışkanlığında, bu sayılan hedeflerin hiçbiri yoktur.Amaç, yalnızca kişinin aklına gelenleri söyleyerek ‘sinirini ve öfkesini gidermesi’dir. Bu da, söylenmenin ne kadar boş ve yanlış bir tavır olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Örneğin, “Bunu buraya kim koydu?”, “Şuraya bak, kaç gündür burayı hiç temizleyen olmamış!”, “Ne kadar gürültü yapıyorlar!”, “Ne kadar çok soru soruyorlar?”, “Bak yine bunu yanlış yapmış, kaç kere tarif ettim!”, “Yine etrafını dağınık bırakmış!” gibi söylenme çeşitleri, çoğu insanın hiç düşünmeden ağız alışkanlığıyla gün boyu tekrarladığı bilinen cümlelerdendir.
Bazen de söz konusu insanlar, başkalarına yönelik değil de, kendi yaşadıkları olaylar hakkında sürekli olarak söylenirler.
“Çok acıktım.”, “Hiç uyuyamadım.”, “Çok uykusuzum.”, “Nasıl yetiştireceğim, çok az vaktim kaldı.”, “Çok geç kaldım.”, “Çok hastayım.”, “Başım ağrıyor.”, “Nasıl bitireceğim ben bunu?”, “Hiç halim yok!”, “Canım hiç kalkmak istemiyor.”, “Çok üşüyorum.”, “Çok sıcak.”,“Bugün çok işim var, hepsini aynı anda nasıl yapayım?” gibi, günlük hayatları hakkındaki hemen her konudaki olumsuz düşüncelerini, bir yandan işlerini yaparak, bir yandan da sesli olarak sürekli anlatırlar.
Tüm bu konuşmaların ortak noktası ise, önceki satırlarda da belirtildiği gibi, ortada bunlara bir çözüm bulma hedefinin olmamasıdır. Amaç, sadece duyulan rahatsızlığı dile getirmektir. Nitekim çözüme yönelik tedbirler alınmadığı ve bu yönde girişimde bulunulmadığı için, rahatsız edici durumlar da sürekli devam eder. Dolayısıyla bu kişi de alıştığı şekilde bunlardan yakınmayı sürdürür.
Oysa Kuran ahlakına göre, bir insan çevresinde gördüğü her şeyden, duyduğu her sesten, şahit olduğu her olaydan sorumludur. Eğer ortada yanlış bir şey varsa, ‘bunu düzeltmek ya da bunun düzelmesi için çaba harcamak’, müminin sorumluluğudur. Dolayısıyla müminin, rahatsız edici bir konuya bakış açısı, öncelikle ‘bunu çözüme kavuşturmak’ yönünde olmalıdır.
Bunun yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan insanların da bu durumdan duyabilecekleri rahatsızlığı gözardı ederler. Oysa ki bir insanın yanında, yaşadığı hemen her şeyden şikayet eden bir kişi olması, hem manen hem de fiziksel açıdan çok yorucu ve yıpratıcıdır.
En başta, söylenen kişinin içerisinde bulunduğu ruh halinin Kuran’a uygun olmaması ve tümüyle cahiliyeye ait bir ahlak yaşaması, bunu gören müminlerde ciddi bir yadırgamaya ve rahatsızlığa sebep olur. Çünkü söylenen insan çevresine, ‘herşeyi Allah’ın yarattığını, her olayda hayır ve hikmet olduğunu, herşeyin bir kader dahilinde ve insanların imtihanları için özel yaratılan olaylar olduğunu unuttuğu’ izlenimini verir. Zorluklara ve aksaklık gibi görünen, sabır gösterilmesi, fedakarlıkta bulunulması beklenen olaylara, Kuran ahlakıyla karşılık vermesi gerektiğinden gafil olduğu şüphesini oluşturur. Kişi, Kuran’da bildirilen, ‘öfkelenilecek bir şeyle karşılaştığında, öfkesini yenmek; sözün en güzelini söylemek; insanlara en güzel şekilde öğüt verip, iyiliği emredip kötülükten men etmek’ gibi ahlak özelliklerini yaşamakla sorumlu iken, bunun yerine, kendisini iradesizce cahiliye ahlakına bırakması, elbetteki şüphe oluşturan bir tavırdır.
Mümin vicdanını kullanan insandır. Allah’tan korkup her an Kuran ahlakına uygun bir tavır göstermekle; ve her sözünü, Kuran’a uygun olup olmadığını düşünerek konuşmakla sorumludur.
Mümin, söylenme alışkanlığının, Allah’a inanan, kaderi, dünya hayatının imtihan yeri olduğunu ve ahireti bilen bir insanın ahlakıyla bağdaşmayacağını bilir. Söylenmek, mümin asaletine, Müslüman şuuruna ve müminin vicdanına yakışmayan bir tavırdır. Müslüman gerekirse gördüğü her aksaklığı tek başına ve kendi imkanlarıyla telafi eder, ama yine de bunlardan şikayet eden bir üslupla konuşmaz. Zahiren ne kadar mağdur oluyormuş gibi görünse de, bunu hiçbir zaman için yakınarak dile getirmez. İlgili kişilerle konuşarak ya da gerekli tedbirleri alarak bu durumu ortadan kaldırmaya çalışır; ama asla basit bir cahiliye üslubuyla bunları anlatmaz. Öfkelenecek bir durumla karşılaşsa bile öfkesini yener. Hiçbir zaman için sinirlendiği için, bunu amaçsız bir şekilde dışa vurmaz. İnsanın öfkesinden kurtulmasının yolunun söylenmek olmadığını bilir. Öfkenin ancak Allah’a tevekkül etmekle ve Kuran ahlakına uymakla ortadan kalkacağının bilincindedir.
Dolayısıyla her ne zorlukla karşılaşılırsa karşılaşılsan ‘söylenmemek’ müminler ile cahiliye insanlarını ayıran önemli ahlak özelliklerinden biridir. Dolayısıyla Müslümanların, bu konuya bu bakış açısıyla yaklaşmaları ve Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamak için akıllarını, vicdanlarını ve iradelerini en güzel şekilde kullanmaları, imanın onlara yüklediği güzel bir sorumluluktur.
Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.(İsra Suresi, 53)
15 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Enam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir
15 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaEnam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir
| Kİ: “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. EĞER O DİLESEYDİ ELBETTE TÜMÜNÜZÜ HİDAYETE YÖNELTİP İLETİRDİ.”En’am Suresi,149 |
Arapça Okunuşu:
Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
… “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. …
lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)
126 + 445 + 1433 = 2004 (Şeddeli)
bâligah(bâligatu)= en üstün, en kuvvetli, kesin olan 1433 = 2012
Hz. Mehdi (a.s.)’ın adlarından biri de HÜCCET’tir.

15 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır
13 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “…Ve HALKIN EN ŞİRRETLİLERİ OLDUĞUNDA, ZUHUR VUKU BULACAKTIR (HZ. MEHDİ (A.S.) ORTAYA ÇIKACAKTIR).”(Gaybet-i Numani, s. 187)
Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda; Darwinizmin, komünizmin, materyalizmin ve ateizmin yani diğer bir adıyla deccaliyetin insanlar ve toplumlar üzerinde en şiddetli tahribat yaptığı bir dönemde zuhur edecektir. Deccaliyet insanların Allah’a iman etmekten iyice uzaklaşmalarına, birçok ülkede dindarların toplum içinde yadırganmasına, din ahlakının yaşanmasının ve anlatılmasının adeta suç gibi algılanmasına neden olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in diğer hadislerinde de haber verdiği üzere, Müslümanları adeta esir alacak, Kuran ahlakının yaşanmasına engel olacaktır. Deccaliyetin bu baskısı ve zulmü günümüzde açık bir şekilde görülmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanlar sadece dinlerinden dolayı baskı altına alınmakta, ibadetlerini diledikleri gibi yerine getirmeleri, dinlerini özgürce yaşamaları engellenmekte, inançlı, iman sahibi insanların birbirleriyle görüşmeleri, sohbet etmeleri bile neredeyse suç gibi görülmektedir. Evreni ve içindekileri Allah’ın yarattığı gerçeği, hiçbir bilimsel bilgi ve delile dayanmadan inkar edilmekte, tüm varlığın sözde kör tesadüflerin bir sonucu olduğu gibi akıl ve bilim dışı bir teori olan evrim, insanlara zorla kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Evrim yalanı çeşitli sahtekarlıklarla gündemde tutulmakta, dahası gazete, televizyon, internet gibi araçlar kullanılarak zorla topluma empoze edilmektedir. Deccaliyet bu yolla, Allah’ın varlığını ve yaratışındaki eşsizliği insanların gözlerinden uzaklaştırmayı, her insanın dünyada yaptıklarından hesap vereceğini unutturmayı, manevi değerlerini yitirmiş ve her türlü dejenerasyona açık bir toplum yapısı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu nedenledir ki Darwinizmin bir yalan olduğunu öğrencilerine bilimsel delillerle ispatlayan öğretim görevlileri bile eğitim kurumlarından ihraç edilerek insanlar yıldırılmakta ve diğerlerine de bu yolla göz dağı verilmek istenmektedir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan müminlere ilimle ve bilimle cevap verilememekte, buna karşın bu kimseler çeşitli iftira ve karalamalarla etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) de hadiste, ahir zamanda azgın, ahlaksız, her türlü ahlaki ve vicdani değeri yitirmiş, yalanı diline dolamış olanların özellikle Hz. Mehdi (as)’ı hedef alacaklarını haber vermektedir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü ve yardımcısı olarak din ahlakının yaşanması için gayret eden samimi ve ihlaslı Müslümanlar da deccaliyetin hedefi olacaktır. Ancak Allah bu çirkin ahlaka sahip olup, Müslümanlar aleyhinde faaliyet gösterenlerin mutlaka hezimete uğrayacaklarını ve galip gelecek olanların mutlaka Allah’ın taraftarları olacağını bildirmiştir: Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. Enfal suresi, 36 Allah, yazmıştır: “Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. Mücadele Suresi, 21 |
Popularity: unranked [?]
Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır
06 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaRisale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır
Şu da çok önemlidir ki, bazı nur talebeleri diğer yandan Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken kullandığı Mehdi ve Mehdi Al-i Resul kavramlarını da birbirinden ayrılarmış gibi gösterme gayreti içine girmişlerdir. Mehdi sıfatının Mehdi Al-i Resul sıfatından sözde daha düşük bir makamı ifade ettiğini çünkü Üstad’ın bahsettiği Mehdi Al-i Resul’de geçen Resul ifadesinin eser verilen anlamında olduğunu bu nedenle de İmam Rabbani Hazretleri, Geylani Hazretleri, Mevlana Halid ve Üstad Hazretleri gibi eser sahibi müceddidleri ifade ettiğini iddia etmektedirler. Ahir zamanın Mehdisi’nin ise sözde Üstad’ın hazırladığı eserlerden yararlanması nedeniyle eser sahibi olamayacak dolayısıyla Mehdi Al-i Resul’de olamayacaktır.
Oysa Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinde kendi hazırladığı büyük eserlerinin olacağı ve inkar edenlere karşı bu dev eserlerle fikri bir mücadele vereceği bildirilmiştir:
| Ben esfarla (büyük kitaplarla) mücadele etmedikçe dünya gitmez (kıyamet kopmaz) … Onlarla fikri mücadele yapmak üzere, Allah yolunda savaşan, laimin (başkasını kötüleyenin) levminden (çekiştirmesinden) çekinmeyen, Müminlerin seçkinlerinden olan ehli Hicaz yola çıkacaktır ve Kostantiniyye ile Rumiye (Roma)’yı tesbih ve tekbirle feth edeceklerdir… O şehrin surları bir bir yıkılacaktır …” (İbni Mace ve Hakim) |
Yine İmam Sadık (r.a.)’dan aktarılan bir hadis-i şerifte de Hz. Mehdi (a.s.)’ın üzerinde altın yaldızlı mühür bulunan kitaplarıyla büyük bir tebliğ faaliyeti yapacağı bildirilmiştir:
| İmam Sadık diyor ki: Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) belli bir giysi giydiğinde Peygamber’in (s.a.v.) altın mühürle mühürlenmiş mektubunun (kitabının) mühürünü çıkartarak (kapağını açarak), insanlara yüksek sesle okuyacaktır.” (Bihar’ül Envar, c. 52, s.326) |
Eğer bu mantık söz konusu olsaydı, Üstad’ın kendisinden önce gelen Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, İmam Rabbani Hazretleri’nin, Mevlana Halil-i Bağdadi Hazretleri’nin ve kendisinin bu üç görevi tek tek yerine getirmek suretiyle Ahir zamanın büyük Mehdisi’ni oluşturduklarını Risalelerde ifade etmiş olması gerekirdi. Oysa tam aksine Üstad Ahir zamanın büyük Mehdisi zuhur ettiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerini kabrinden seyredip Allah’a şükredeceğini ifade etmiştir:
| … TÂ AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE, ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDÎ VE ŞAKİRTLERİ CENAB-I HAKKIN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR VE O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH’A ŞÜKREDERİZ. Kastamonu Lahikası, Sayfa 72, Tarihçe-i Hayat, Sayfa 258, Hizmet Rehberi, Sayfa 267, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 153) |
Yine Hz. Mehdi (a.s.) için kendisinden sonraki bir dönemde zuhur edeceğini ifade eden onlarca ifadesi de Risalelerde yer almaktadır.
http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23471/
05 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Hz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel eşyası bulundu
05 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaHz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel eşyası bulundu
Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberde, Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalarda Hz. İsa (as) dönemine yani 2000 yıl öncesine ait bir kupa bulunduğu açıklandı. Üzerinde ” Rab, geri döndüm” yazısı bulunan kupanın Hz. İsa (as)’ın bundan 2000 yıl önce kullanmış olduğu kişisel bir eşyası olması ihtimali çok yüksektir. O dönemde kullanılan yazı türüyle yazılmış olan bu yazı, kupanın Hz. İsa (as)’ın önceki hayatına dair bir eşya olduğunu göstermektedir:
“Son dönemde en fazla dikkat çeken gelişmelerden biri ise, bir süre önce Siyon Dağı’nda keşfedilen ve üzerinde “ Hz. İsa, geri döndüm” yazan iki bin yıllık bir kupanın bulunması oldu. Arkeologları şaşırtan şey, bu sözün Ölü Deniz Parşömenleri’ndekine benzer bir kod ile yazılmış olmasıydı.” (Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010)

Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010
İçinde bulunduğumuz Hicri 1400, Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi, Hz. İsa (as)’ın Allah’ın izniyle dünyaya dönüş çağıdır. Hz. İsa (as), Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden ve İslam alimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı üzere şu anda yeryüzündedir ve faaliyet halindedir. Önümüzde 10-20 yıl içinde ise, Allah’ın izniyle, tüm insanlık alenen O’nun nurlu yüzünü yeniden görecektir.
Böyle bir dönemde Hz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel bir eşyasının bulunmuş olması ise son derece manidardır. Sayın Adnan Oktar, hadislere ve büyük İslam alimlerinin sözlerine dayanarak, daha önce yaptığı açıklamalarında Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya döndüğünde üzerinde 2000 yıl önceki kıyafeti bulunacağını, yanında o döneme ait kişisel eşyalarıyla birlikte geleceğini söylemiştir. Sayın Adnan Oktar’ın konuyla ilgili açıklamalarından bazı örnekler şu şekildedir:
Sayın Adnan Oktar |
Kral Karadeniz, 23 Ağustos 2009
Adnan Oktar:O güzeller güzelinin öyle bir hoş göz rengi vardır Hz. İsa Aleyhisselam. Saçı kestaneyi andıran altın sarısına yakındır Hz. İsa Aleyhisselam, omuzlarına dökülür, fakat yıkanmadığı halde saçı yaşmış gibi görünüyor, yani böyle yıkanmış gibi görünüyor. Müthiş nurlu, öyle tarif edilebilecek gibi değil, bakanın nefesini keser, zaten Deccalin nefesini kesiyor bakar bakmaz, sırf bakışı yeter, başka bir şeye gerek yok yani inşaAllah ama tabi anlayan da anlar, birçok şeye gerek var tabi o görevli zaten Allah’ı anlatmakla mükellef, öyle demeyim tabi, yanlış anlaşılabilir o, Allah affetsin. Fakat çok çok etkili, uzun boylu değil, orta boylu, geniş omuzlu, atletik yapılıdır Hz. İsa Mesih. Aynı göğe alındığı yaşta gelecektir o güzeller güzeli, aynı kıyafetiyle ama sonradan tabi kıyafetini değiştirir, fakat orijinal kıyafetini göreceğiz, yani göğe alındığı kıyafetini göreceğiz, göğe alındığı ayakkabısı, YANINDAKİ BEYLİK, KÜÇÜK EŞYALARI, çok az parası, hepsini göreceğiz inşaAllah.Zamanın dışına çıkmıştır, bir an zamanın dışına çıkmıştır, geri zamanın içine girecek.
Kaçkar TV, 26 Şubat 2009
Adnan Oktar:Hz. İsa ilk geldiğinde bir Hıristiyan cemaat içine gelecek, ama bu Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati olacak. Onu uyur halde Allah bırakacak onların bulunduğu bir odaya, bulundukları bir eve uyur halde bırakacak. O kişiler Hz. İsa’yla karşılaştıklarında sadece şüphe edecekler yani emin olamazlar. Yani kim olduğunu bilmeyecekler. Sadece geçmişini hatırlamayan bir insan olarak bulacaklar. O kıyafetlerine de özel bir anlam vermezler o anlamda, yani sadece garipserler, yani şaşırırlar. Hz. İsa sürekli o kıyafeti giyecek diye bir şey yok. İlk geldiği anda o kıyafetle. Fakat o kıyafetler saklanacaktır yani talebeleri saklayacaktır. MESELA O DEVİRDE KULLANDIĞI MADENİ PARALAR, O KULLANDIĞI KENDİ KOKUSU, KOKU KUTUSU, AYNASI, ONA BENZER BELLİ EŞYALAR, üstünde yani cebinde bulunan kıyafetler, üstündeki kıyafetlerin aynı o şekliyle alınmıştır, o şekliyle de geri bırakılacak inşaAllah.
Başkent TV, 13 Şubat 2009
Adnan Oktar:Hem nasıl bir sevinç. Bir kere insanlar ölümden dirilecekler. Yani kaybettikleri sevgiyi geri kazanacaklar, ama olan bir insanın gözü görmeye başlayacak, kulağı duymayan insan duymaya başlayacak. En büyük nimeti kaybetmişti insanlar, bu nimet onlara geri verilecek. Sevgiyi kazanacaklar. Allah sevgisini, Allah korkusunu kazanacaklar. Dinin gerçeğini görecekler, Kuran’ın mucizelerini görecekler. Hz. İsa’nın inişi ne demek, çok büyük bir olay, yani 2000 önce göğe alınan bir peygamber yeniden geri geliyor, aynı orijinal kıyafeti ile gelecek ve görecekler. Aynı terliğidir ayağındaki terlik, aynı cübbesidir. Üzerindeki parfümü herşeyi orijinaldir. Aynı şekilde de gelecek. Bu nefes kesecek bir mucizedir.Çok çok şaşırtıcak bir şeydir. Mehdi en ince detayına kadar tarif edilmiştir. Tıpkısının aynısı olarak Mehdiyi görecekler. Birebir aynısını görcekler. Mehdi’nin yapacağı olayları bir bir görecekler.
Kanal 35, 14 Mart 2009
Adnan Oktar:Beni niye terk ettin, ahlaksızlık yaptın Allah’ta belanı verdi işte. Hz. İsa o anda göğe çekildi, aynı kıyafetiyle üzerindeki bir kısım paraları, ondan sonra aynası, ondan sonra parfüm kutusu yani esansı yanında kullandığı esansı, kendi eşyalarıyla ayakkabısının parmağının arasından geçen tokalı ayakkabısı vardı o. Uzun kıyafeti, cübbesi onunla göğe çekilmiştir, aynı o şekliyle. Geldiğinde de aynı şekliyle gelecektir.Yani tatlıların tatlısı, güzellerin güzelidir, insanlar çok şaşıracaklar ama tabii yani küfürden bir insan onu gördüğünde tanıyamaz. Yani Said Nursi diyor; “yakın talebeleri, havas ve seçkinleri onu imanın nuruyla tanıyacaklar” diyor. Yoksa adam şuurunu kaybetmiş, geçmişini bilmeyen bir insan zannedecekler tanımayanlar, anlayamayanlar. Bir Hıristiyan cemaat içerisine bırakılacağını söylüyor Said Nursi Hazretleri ama Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaat. Yani onların bulunduğu bir kilise veyahut onların bulunduğu büyük bir ev de olabilir, neresi ise orada onu uyur halde bırakacak Allah. O orada uykudan uyanacak bilmiyor hiçbir şeyi, onlar da onun işte hafızasını kaybetmiş bir insan olduğunu zannedecekler. İlk başta anlayamayacaklar ama onun olağan üstü zeki olması ve çok akıllı olmasından dolayı kısa sürede bütün dilleri öğrenecek, Tevrat’ı öğrenecek, Kuran’ı öğrenecek, İncil’i öğrenecek. Onlar okur okumaz ezberlerler. Said Nursi Hazretleri de öyleydi, bizim Peygamberimiz de öyleydi. Hz. İbrahim, İshak, Yakup hepsi öyledir. Yani muazzam bir ezber ve hafıza gücü vardır Peygamberlerin, özel öyle yaratılırlar. Velilerde de vardır bu mesela Said Nursi Hazretleri gibi, onlarda da muazzam bir hafıza oluyor. Vakti geldiğinde önce saklayacaklar Hz. İsa’yı (a.s.), ama vakti geldiğinde mucize göstertecek yani aleni mucize. Hatta mucizenin şiddetinden ve gücünden “ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Cenab-ı Allah, Ehli Kitap’tan. Yani görünüşünün şiddeti, yani nur şiddeti efendiliği, güzel konuşmaları, yani Peygamber çünkü Ulül-Azm büyük bir Peygamberdir. Ama o güzelliğine rağmen, o tatlılığına rağmen Hz. Mehdi’yi kendisine imam tayin ediyor, sen benim liderimsin diyor. Vahiyle alıyor tabii bunu vahiyle alacak. Mehdi şiddetle karşı koyacak böyle, hatta namaza onu itiyor, Mehdi geri geri yine geliyor siz geçin efendim diyor. Bu sefer direk sırtından itiyor Hz. İsa, sen geçeceksin diyor ondan sonra Mehdi imamlığı alıyor. İşte bütün dünyanın lideri olacak ondan sonra Mehdi, hem Hıristiyan aleminin, hem İslam aleminin lideri olacak. Bu da bir hayli yaklaştı, yani Mehdi’yi zannediyorum 2014’lerden sonra çok çok net halk anlamış olacak. Ama 2021’lerde çok aleni hale geleceği için yani benim pek tarif etmeme gerek kalmaz zannediyorum. İnşaAllah inşaAllah.
Dem TV, 23 Ocak 2009
Adnan Oktar:Çok keskin bakışlıdır Mesih. Geldiğinde aynen dediğim gibi göreceksiniz. İki tane sarı kıyafeti vardır üstünde göğe alındığında, bir üstte, bir altında. Bir cübbe gibi, bir de uzun kıyafeti vardı, maşlah gibi uzun bir kıyafet. Ayağında ayakkabısı, parmak arası, başparmak arasından geçen terlik tarzında, ona çarık da deniyor. Öyle deriden yapılma, köseleden yapılma ayakkabısı var. BEYLİK EŞYALARI FALAN AYNI ORİJİNAL HALİYLE33 yaşında yeniden, dünyaya yeniden bırakılacaktır. Zamanın ve mekanın dışına çıkmıştır. Yeniden zamanın ve mekanın içerisine sokulacaktır. Ona belki bir saniye gibi gelecektir o. O 2000 yıl. Geldiğinde zaten bu tavrından, üslubundan, kişiliğinden hemen insanlar onu tanır. Said Nursi Hazretleri diyor, “Mesih geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri ve seçkinler onu imanın nuruyla tanırlar” diyor.
Kon TV, 1 Şubat 2009
Adnan Oktar:Bu çok net. Hz. İsa’nın nüzulü de öyle. Yani bir insan çıkıp ben Hz. İsa olacağım diye dava etmesiyle olmayacak. Hz. İsa gökte ve Allah’ın Katında. O uyku halinde indirilecek, iddia ile olmayacak. Yani gerçekten İsa olduğu için o göreve başlayacak. 2 bin yıl önceki kıyafetiyle gelecek, 2 bin yıl önceki ayakkabısıyla, 2 bin yıl önceki parfümü üzerinde olacak. O kendi güzel kokusuyla gelecek. Ve aynı şekliyledir.Ve Mehdi de yani Peygamber Efendimizin tam tarif ettiği gibi bütün fizik özellikleriyle aynı insandır ve kaderdeki şekliyle ortaya çıkacaktır.
03 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]
Hz. Mehdi (a.s.) Gizli ve Aniden Çıkacak
29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
![]() |
- Ahmed b. Muhammed İmam Hasan Mücteba’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor.
“Dedem Resullullah’a sordum: Biz Ehl-i Beyt’ten Kaim ne zama kıyam edecektir? Buyurdu: Ey Hasan! O, yere ve göğe pek ağır gelen “o saat” e benzer, aniden / birdenbire zuhur edecektir.” - Kumeyt b. Zeyd el-Esedi, İmam M. Bakır’dan rivayet ediyor. “Allah’ın Resulünden bir konuda (yani Hz. Mehdi (a.s)’nin kıyamı hakkında) soruldu; buyurdu: O, “saat” e benzer, ancak aniden zuhur edecektir.” - Dı’bil b. Ali el-Hüzai, İmam Rıza’dan rivayet ediyor: “Resullullah’a; Ey Allah’ın Resulü, soyunuzdan olan Kaim ne zaman kıyam edecek, diye soruldu. (Efendimiz) buyurdu; O, ‘O saate’ (kıyamet olacağı ana) benzer, onun zamanını Allah’tan başkası bilmez.. Ancak aniden vuku bulur.“ - Hazzaz Kummi: Ahmed b. Muhammed b. Münzir, rivayet ediyor: Ali oğlu Hasan buyurdu: Dedem Resulullah’a sordum: Biz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim ne zaman zuhur edecektir? Buyurdu: “Ya Hasan, kuşkusuz ki onun zuhuru kıyametin oluşuna benzer: “… O göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir…“ - Şeyh Saduk: Dı’bil Hüzai rivayet ediyor: İmam Rıza buyurdu: Bana babam aktardı, ona da babası, ona da babalarından aktarılmıştır: Peygamber’e soruldu: Ey Allah’ın Resulü soyunuzdan olan Kaim ne zaman zuhur edecek, buyurdu: “Onun benzeri kıyamettir, şöyle ki: “… onu tam zamanında ortaya çıkaracak olan, yalnız O (Allah)’dur. O göklere de, yere de ağır gelmiştir, o size ansızın gelecektir…“ “Ey Resulullah’ın oğlu peki o ne zaman zuhur edecek?” diye sordum, buyurdu: “Andolsun ki bunu Allah’ın Resulü’ne sordular, buyurdu ki; Onun benzeri kıyamettir: Aniden meydana gelir. (Kıyamet aniden meydana geldiği gibi Hz. Mehdi (a.s) de aniden zuhur edecektir) - Züraret b A’yur rivayet ediyor: “İmam Muhammed Bakır’a; Allah-u Teala’nın: “Aniden / birdenbire gelecek olan saatten başkasını beklemezler ki,” buyruğu hakkında sordum. Buyurdu: Maksat Hz. Kaim’in zuhur “zamanını” beklemektedir…” |
Popularity: unranked [?]








