<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Benim</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/benim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın Mutlaka Zuhur Edeceği İle İlgili Açıklamalarını Sahih Hadislere Dayandırmıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Oct 2010 11:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Icad]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Risale]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[




Cenab-ı Hak bir dakika zarfında yer ile gök arasındaki alemi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 1136px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="636">
<tbody>
<tr>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://www.harunyahya.net/images/NewData/bediuzzaman_said_nursi_hz._mehdi_a.s.in_mutlaka_zuhur_edecegi_ile_ilgili_aciklamalarini_sahih_hadislere_dayandirmistir_tr.jpg" border="0" alt="Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi (a.s.)'ın Mutlaka Zuhur Edeceği İle İlgili Açıklamalarını Sahih Hadislere Dayandırmıştır" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://www.harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">Cenab-ı Hak bir dakika zarfında yer ile gök arasındaki alemi bulutlarla  doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını dindirir ve  bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin örneğini ve yazında bir saatte  kış fırtınasını icad eden  <strong>KADİR-İ ZÜLCELAL, HZ. MEHDİ (a.s.) İLE DE,  İSLAM ALEMİ ÜZERİNDEKİ ZULÜM VE KARANLIĞI DAĞITABİLİR VE VA’DETMİŞTİR  VAADİNİ ELBETTE YAPACAKTIR.</strong> (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Kısım, s. 411-412)</p>
<p><strong>(1)<br />
KADİR-İ ZÜLCELAL HZ. MEHDİ (a.s.) İLE DE, İSLAM ALEMİ ÜZERİNDEKİ ZULÜM  VE KARANLIĞI DAĞITABİLİR VE VA’DETMİŞTİR VAADİNİ ELBETTE YAPACAKTIR. </strong> (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Kısım, s. 411-412)</p>
<p><strong>DÜNYADA TEK BİR GÜN KALSA BİLE (KIYAMET KOPMADAN) ALLAH O GÜNÜ UZATACAK,</strong> adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun <strong>EHL-İ BEYT’İMDEN MUTLAKA BİR KİMSE (Hz. Mehdi (a.s.)) GELECEK,</strong> daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve insafla (merhametle) dolduracak. (<strong>Ebu Davud ve Tırmizi</strong> / Büyük Hadis Külliyatı, <strong>Rudani</strong> 5. cilt, s. 365)</p>
<p><strong>KIYAMETİN KOPMASI İÇİN ZAMANDA SADECE BİR GÜNDEN BAŞKA VAKİT KALMAMIŞ DA OLSA ALLAH BENİM EHL-İ BEYT&#8217;İMDEN BİR ZATI GÖNDERECEK</strong> yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o (Hz. Mehdi (a.s.)) yeryüzünü adaletle dolduracak. <strong>(Sünen-i Ebu Davud, 5/92)</strong></p>
<p><strong>DÜNYADAN SADECE BİR GÜN KALSAYDI BİLE, CENAB-I ALLAH MUTLAKA,</strong> zulüm ve cevir ile (haksızlıkla, üzüntüyle) doldurduğu yeryüzünü  doğruluk ve adaletle doldurmak üzere, ismi babamın ismine uyan benden  (Ehli Beyt’imden) bir kimseyi (Ebu Davud ve Tirmiz(HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;I)  GÖNDERMEK İÇİN O GÜNÜ UZATIRDI.”</p>
<p>Ali Bin Ebi Talib’den (ra) rivayet edilmiştir. Resullullah (sav) şöyle buyurmuştur: <strong>“DEHR’DEN BİR GÜNDEN BAŞKA KALMAMIŞ OLSAYDI BİLE, ALLAH</strong> önceden zulümle doldurduğu gibi, onu adaletle dolduracak EHL-İ BEYT’İMDEN BİR KİMSEYİ <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;I) MUTLAKA GÖNDERİRDİ.”</strong> (Ebu Davud tahric etmiştir.) (Fi Zilali’l- Kuran’da Kıyamet ve Alametleri, Ahmed Faiz, 1993, s. 113)</p>
<p>… Ebu Hamzâ-i Somâli’den: Bir gün İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın  yanında oturmuştum. Yanındakiler dağılıp gittikten sonra bana şöyle  buyurdu: <strong>“EY EBU HAMZA! ALLAH’IN YANINDA DEĞİŞMEYECEK OLAN KESİN HÜKÜMLERDEN BİRİ HZ. MEHDİMİZİN KIYAMIDIR&#8230;</strong> Yeryüzü zulüm ve cefa ile dolduktan sonra, adalet ve eşitlikle  dolduracak olan Hz. Mehdi (a.s.)&#8230; (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani,  Gaybet-i Numani s. 90-91)</p>
<p>Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, <strong>MUTLAKA BENİM EHLİ BEYT’İMDEN BİRİSİ (HZ. MEHDİ (A.S.)) ÇIKAR.</strong> Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, o (Hz. Mehdi (a.s.))  dünyayı adaletle doldurur. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir  Zaman, s. 11)</p>
<p>İmam Ahme Ebu Ya’la, Semuyeh, Ziyaü’l-Makdisi el-Muhtare’de Ebu Said  (ra)’den rivayet ettiklerine göre Hazreti Peygamber (saas) şöyle  buyurmuştur: <strong>EHLİ BEYT’İMDEN saçı düzgün, alnı açık, burnu muntazam  BİR KİMSE (HZ. MEHDİ (A.S.)), YERYÜZÜNÜ KENDİSİNDEN ÖNCE ZULÜMLE  DOLDURULMASI GİBİ ADALETLE DOLDURMADAN KIYAMET KOPMAYACAKTIR.</strong> (Muhammed bin Salih ed-Dimaşki, Peygamber (saas) Külliyatı, s. 202)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman&#8217;ın Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın Çıkış Zamanıyla İlgili Sözleri</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:48:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[






(Sünen&#8217;i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030) 
“Berâ (RadiyAllahu anh)&#8217;dan; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><strong><br />
</strong></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><strong><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/bediuzzamanin_hz._mehdi_a.s.in_cikis_zamaniyla_ilgili_sozleri_turkcelestirilmis_tr.jpg" border="0" alt="Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi (a.s.)'ın Çıkış Zamanıyla İlgili Sözleri  (Türkçeleştirilmiş)" hspace="7" vspace="2" /></strong></td>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="312" valign="top"><strong><strong>(Sünen&#8217;i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030)</strong></strong> <strong></p>
<p>“Berâ (RadiyAllahu anh)&#8217;dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)  kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, </strong> <strong><strong>saçları  omuzlarına yaklaşmıştı.</strong> ”(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No:  3635.)</p>
<p><strong>(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No: 2122)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: </strong> <strong><strong>- Ey Allah&#8217;ın Resûlü!  dedim. Benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim  edeyim mi?</strong> &#8211; Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi der ki: &#8220;Ebû  Katâde <strong>“Evet ona ikramda bulun! sözü sebebiyle, günde iki sefer  (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3631)</strong></strong> <strong></p>
<p>“(Ebû Talib&#8217;in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir: </strong> <strong><br />
<strong>- Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke&#8217;ye dört gadiresi  (örgüsü) olduğu halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç örgülerini  kasteder.]</strong></strong> <strong> ” (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No:1840-1841; Mevâhib-i  Ledünniyye, Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed b. Hanbel rivâyet  etmişlerdir</p>
<p><strong>(Râmûzu&#8217;l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)</strong></strong> <strong></p>
<p>“Mescid-i Hayf da namaz kıl. </strong> <strong><strong>Zira orada yetmiş peygamber namaz  kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde Hz. Musa (a.s)’da vardır.</strong> Sanki kendisini şu anda üzerinde iki pamuk abası var. Şenua kabilesinin  ağzına liften yular vurulmuş devesi üstünde <strong>saçları örgülü bir halde  görüyorum.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Râmûzu&#8217;l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)</p>
<p>“Erkeğe gelince o gusül abdestinde başının saçlarını (beliklerini)  çözerek iyice dağıtsın ve onun diplerine su ulaşıncaya kadar mükemmel  bir şekilde yıkasın. &#8230;.”</strong></strong> <strong></p>
<p>(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.) </strong> <strong></p>
<p><strong>[Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No: 95 (2338), s. 213]</strong></strong> <strong></p>
<p>“Katâde, Enes&#8217;den şöyle tahdis etti: </strong> <strong></p>
<p><strong>- Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)&#8217;ın saçları iki omuzu  arasını döver dururdu.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Aişe (RadiyALLAHu anha)&#8217;den şöyle demiştir: </strong> <strong></p>
<p><strong>Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)&#8217;ın omuzlarına ulaşmayan ve  kulak yumuşaklığını geçen saçı oldu.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen&#8217;ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5033)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor: </strong> <strong></p>
<p><strong>Medine&#8217;de Resûlullah&#8217;ın yanına gittiğimde bana:<br />
- Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün  üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>[Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs No: 24]</strong></strong> <strong></p>
<p>“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) &#8230; </strong> <strong><strong>Saç örgüsü çözüldüğü  zaman ayırırdı, aksi halde öyle örgülü olurdu &#8230;</strong>(Şemâil-i Şerif,  Hadîs No: 6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634. (Bir  benzeri))</p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884)</p>
<p>“…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)&#8217;dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah  (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir:</p>
<p>- Ben yedi (kemik) üzerine secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve  elbiseyi toplamamakla emrolundum.</strong></strong> <strong><br />
”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 1040-1041; Sahîh-i Buhari  Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.)</p>
<p><strong>(Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 9, Hadîs No: 1400)</p>
<p>“Abdullah İbn-i Ömer (RadiyAllahu anhu)&#8217;den rivâyet olunduğuna göre,  Nebi (SallAllahu aleyhi vesellem) demiştir ki:</p>
<p>Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ&#8217;be de buldum. Ansızın esmer bir kişi  gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli, başının saçı  iki omuzu arasında sarkıyordu.</strong></strong> <strong> (Yeni) Taranmış ve arınmıştı da baş  (ının saç)&#8217;ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna koyarak  Beyt&#8217;i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):</p>
<p><strong>- Bu kimdir? diye sordum.<br />
- Bu MERYEM OĞLU MESÎH (İSA)&#8217;DIR.” İlâ Ahîr…</p>
<p>(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s.452)</strong></strong> <strong></p>
<p>Berâ (Radiyallâhu anhu)&#8217;ın hadîsinde:&#8221;Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi  vesellem)&#8217;in saçı mübarek omuzlarına değerdi.&#8221; </strong> <strong></p>
<p><strong>Râmûz-ul Ehâdîs (30.  Bölüm) Hadîs  No:  24.</strong></strong> <strong></p>
<p>&#8220;Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir: </strong> <strong></p>
<p><strong>- Rasûllullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)&#8217;ın saçı</strong></strong> <strong> recil (yani ne  düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, <strong>kulakları  ile omuzlarına kadar (uzun) idi.&#8221;</strong><br />
</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risalelerde Ehli Beyt ve Seyyidlik Konusu (Osmanlıca)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/risalelerde-ehli-beyt-ve-seyyidlik-konusu-osmanlica.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/risalelerde-ehli-beyt-ve-seyyidlik-konusu-osmanlica.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:38:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Acaba]]></category>
		<category><![CDATA[Benden]]></category>
		<category><![CDATA[Beni]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Derman]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Ilm]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun]]></category>
		<category><![CDATA[Memur]]></category>
		<category><![CDATA[Metin]]></category>
		<category><![CDATA[Nev]]></category>
		<category><![CDATA[Nevi]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Takdir]]></category>
		<category><![CDATA[Tebrik]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=272</guid>
		<description><![CDATA[





1.
Altıncısı: Nurun şakirtlerinden bazılarının Nurlardan fevkalâde iman  hüccetlerini ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><strong><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/risalelerde_ehli_beyt_ve_seyyidlik_konusu_osmanlica_tr.jpg" border="0" alt="Risalelerde Ehli Beyt ve Seyyidlik Konusu (Osmanlıca)" hspace="7" vspace="2" /></strong></td>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="312" valign="top"><strong><strong>1.<br />
Altıncısı:</strong> Nurun şakirtlerinden bazılarının Nurlardan fevkalâde iman  hüccetlerini ve sarsılmaz, aynelyakîn ulûm-u imaniyeyi görüp istifade  ettiklerinden, bu bîçare tercümanına bir nevi teşvik ve tebrik ve takdir  ve teşekkür nev’inde ziyade hüsn-ü zanla müfritâne methetmeleriyle beni  suçlu gösterene derim:</p>
<p>Ben âciz, zayıf, gurbette, menfî, yarım ümmî, aleyhimde propaganda ile  halkı benden ürkütmek hâleti içinde Kur’ân’ın ilâçlarından ve imanî ve  kudsî hakikatlerinden dertlerime tam derman olarak kendime bulduğum  zaman, bu millete ve bu vatan evlâtlarına dahi tam bir ilâç olacağına  kanaat getirdiğim için, o kıymettar hakikatleri kaleme aldım. Hattım pek  noksan olmasından yardımcılara pek çok muhtaç iken, inayet-i İlâhiye  bana sadık, has, metin yardımcıları verdi. </strong> <strong></p>
<p><strong>Elbette ben onların hüsn-ü zanlarını ve samimâne medihlerini  bütün  bütün reddetmek ve hatırlarını tekdirle kırmak, o hazine-i Kur’âniyeden  alınan Nurlara bir ihanet ve adavet  hükmüne geçer. Ve o elmas kalemli  ve kahraman kalbli muavinleri kaçıracak diye, onların âdi, müflis  şahsıma karşı medh ü senâlarını, asıl mal sahibi ve bir mânevî mucize-i  Kur’âniye olan Risale-i Nur’a ve has şakirtlerinin şahsiyet-i  mâneviyesine çeviriyordum.</strong></strong> <strong> &#8220;Benim haddimden yüz derece ziyade hisse  veriyorsunuz&#8221; diye bir cihette hatırlarını kırıyordum. Acaba hiç bir  kanun, müstenkif ve razı olmayan bir adamı başkaların onu methetmesiyle  suçlu yapar mı ki, kanun namına hareket eden resmî memur beni suçlu  yapıyor? Hem neşrettiğimiz aleyhimizde yazılan kararnamenin elli  dördüncü sayfasında, <strong>&#8220;Ahirzamanın o büyük şahsı neslen âl-i beytten  olacak. Biz Nur şakirtleri, ancak mânevî âl-i beytten sayılabiliriz&#8230;  (Şualar, Sayfa 390)</p>
<p>2.<br />
55:</strong> &#8220;Hazret-i Ali&#8217;nin (r.a.) ilm-i hakikat itibariyle şakirdi  olduğumdan, mânevî evlâdı olabilirim&#8221; demesiyle kendine atfedilen  makamlara liyakatini kabul etmiş görülmektedir.</p>
<p>Bedî&#8217; mânâsında olan Celcelûtiye kasidesinde (Hz. Ali (r.a.) tarafından  telif edilen bir kasîde) İmam-ı Ali&#8217;nin (r.a.) çok cihetlerle Risale-i  Nur&#8217;a sarahat derecesine yakın işarâtı içinde, Bediüzzaman ismini  Risale-i Nur&#8217;a vermesinden, bana emaneten verilen o ismi Risale-i Nur&#8217;a  iade ettiğimi yazmışım. Bununla beraber, </strong> <strong><strong>&#8220;Ben de mânevî âl-i beytten  sayılabilirim&#8221; demekten maksadım, bir kısım müçtehidlerin, “onun  âilesine ve ashabına selâm olsun” duasında, &#8220;seyyid olmayan, fakat ehl-i  takvâ bulunanlar o duada dahildirler&#8221; dediklerinden, o umumî duada  benim de bir hissem bulunması için ricakârâne bir tevildir.</strong> Yoksa, o  hatâkârane mânâ hiç hatırıma gelmemiş. <strong>(Şualar, 14. Şua, sayfa: 358 )</p>
<p>3.</strong></strong> <strong><br />
Hem mahkemede Denizli ehl-i vukufu, bazı şakirtlerin bu itikatlarına  göre, bana karşı demişler ki:</p>
<p><strong>&#8220;Eğer mehdilik dava etse, bütün şakirdleri kabul edecekler.&#8221; ben de  onlara demiştim: &#8220;ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu zamanda nesiller  bilinmiyor. Halbuki ahir zamanın o büyük şahsı, al-i beytten  (Peygamberimiz (s.a.v.)’in neslinden) olacaktır. Gerçi manen  ben  Hazret-i Ali nin (r.a.) bir veled-i manevisi hükmünde onnada hakiki Nur  şakirtlerine şamil olmasından, ben de Al-i Beytten sayılabilirim.</strong></strong> <strong> Fakat bu zaman şahs-ı manevi zamanı olmasından hakikat dersini aldım ve  Al-i Muhammed Aleyhisselam bir madan ve Nurun mesleğinde hiçbir cihette   benlik ve şahsiyet ve şahsi makamları arzu etmek ve şan şeref kazanmak  olmaz; ve sırr-ı ihlasa tam muhalif olmasından, Cenab-ı Hakka hadsiz  şükür ediyorum ki, beni kendime beğendirmemesinden, ben öyle şahsi ve  haddimden hadsiz derece fazla makamata gözümü dikmem. Ve Nurdaki ihlası  bozmamak için, uhrevi makamat dahi bana verilse, bırakmaya kendimi  mecbur biliyorum&#8221; dedim, o ehl-i vukuf sustu.<br />
<strong>(Emirdağ Lahikası, Sayfa 232,233)</p>
<p>4.<br />
İddianamede benim hakkımda dört esas var:</p>
<p>Birinci Esas:</strong></strong> <strong> Güya bende tefahhur ve hodfüruşluk var ve kendimi  müceddid biliyorum.</p>
<p><strong>Ben bütün kuvvetimle bunu reddederim. Hem mehdilik isnadını hiç kabul  etmediğime bütün kardeşlerim şehadet ederler. Hattâ denizli&#8217;deki ehl-i  vukuf, &#8220;eğer said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirdleri kabul edecek&#8221;  dediklerine mukabil, said itiraznamesinde  demiş ki: &#8220;ben seyyid  değilim. Mehdi seyyid olacak.&#8221; diye onları reddetmiş.<br />
5.<br />
Seyyid olmayan seyyidim ve seyyid olan değilim diyenler, ikisi de  günahkar ve duhul ile huruc haram oldukları gibi&#8230; Hadis ve Kuran’da  dahi, ziyade veya noksan etmek memnu’dur.</strong></strong> <strong> Fakat ziyade etmek, nizamı  bozduğu  ve vehme kapı açtığı için, daha zararlıdır. Noksana cehil bir  derece özür olur. Fakat ziyade etmek, ilimle olur. Âlim olan mâzur  değildir. Kezalik, dinden birşeyi fasl veya olmayanı vasl etmek, ikisi  de caiz değildir.  <strong>(Muhakemat, sayfa: 46)</strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/risalelerde-ehli-beyt-ve-seyyidlik-konusu-osmanlica.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 20:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5030)</strong>“Berâ (RadiyAllahu anh)’dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)   kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, <strong>saçları  omuzlarına yaklaşmıştı.</strong>”(Sünen-i  ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No:  3635.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No:  2122)</strong>“…Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: – <strong>Ey Allah’ın  Resûlü! dedim. Benim omuzlarıma  kadar dökülen (gür) saçlarım var,  tarayıp tanzim edeyim mi?</strong> – Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi  der ki: “Ebû Katâde<strong> “Evet  ona ikramda bulun! sözü sebebiyle,  günde iki sefer (bakım yapar ve)  saçlarını yağlardı.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3631)</strong>“(Ebû Talib’in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir:<br />
<strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke’ye dört  gadiresi (örgüsü) olduğu  halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç  örgülerini kasteder.]</strong>”  (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs  No:1840-1841; Mevâhib-i Ledünniyye,  Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed  b. Hanbel rivâyet etmişlerdir</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)</strong>“Mescid-i Hayf da namaz kıl. <strong>Zira  orada yetmiş peygamber  namaz kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde  Hz. Musa (a.s)’da  vardır. </strong> Sanki kendisini şu anda  üzerinde iki pamuk abası var.  Şenua kabilesinin ağzına liften yular  vurulmuş devesi üstünde <strong>saçları   örgülü bir halde görüyorum</strong>.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)</strong><strong>“Erkeğe gelince o gusül  abdestinde başının saçlarını  (beliklerini) çözerek iyice dağıtsın ve  onun diplerine su ulaşıncaya  kadar mükemmel bir şekilde yıkasın</strong>.  ….”</p>
<p>(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No:  95 (2338), s. 213]</strong>“Katâde, Enes’den şöyle tahdis etti:</p>
<p><strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın saçları iki  omuzu arasını döver  dururdu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3635)</strong>“…Aişe (RadiyALLAHu anha)’den şöyle demiştir:</p>
<p><strong>Resûlullah (SallAllahu  aleyhi vesellem)’ın omuzlarına  ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen  saçı oldu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5033)</strong>“…Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor:</p>
<p><strong> Medine’de  Resûlullah’ın yanına gittiğimde bana:<br />
- Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün   üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs  No: 24]</strong>“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) … <strong>Saç örgüsü  çözüldüğü zaman ayırırdı, aksi  halde öyle örgülü olurdu ..</strong>.(Şemâil-i  Şerif, Hadîs No:  6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634.  (Bir benzeri))</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884) </strong><strong>“…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)’dan rivâyet  edildiğine göre  Resûlullah (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu  demiştir:</strong></p>
<p><strong>- Ben yedi (kemik)  üzerine secde etmekle ve (secdeye   giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.</strong><br />
”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No:  1040-1041; Sahîh-i Buhari  Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild  9, Hadîs No: 1400)</strong><strong>“Abdullah İbn-i Ömer  (RadiyAllahu anhu)’den rivâyet  olunduğuna göre, Nebi (SallAllahu aleyhi  vesellem) demiştir ki:</strong></p>
<p><strong>Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ’be de buldum. Ansızın esmer  bir kişi  gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli,  başının saçı  iki omuzu arasında sarkıyordu.</strong> (Yeni) Taranmış ve   arınmıştı da baş (ının saç)’ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin  iki  omuzuna koyarak Beyt’i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):</p>
<p>- <strong>Bu kimdir? diye  sordum.<br />
- Bu MERYEM OĞLU MESÎH (İSA)’DIR.” İlâ Ahîr…</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1,  s.452)</strong>Berâ (Radiyallâhu anhu)’ın hadîsinde:”Peygamberimiz (Sallallâhu   aleyhi vesellem)’in saçı mübarek omuzlarına değerdi.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Râmûz-ul Ehâdîs (30.  Bölüm) Hadîs   No:  24.</strong>“Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir:</p>
<p><strong>- Rasûllullah  (Sallallâhu aleyhi vesellem)’ın saçı </strong>recil  (yani ne  düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, <strong>kulakları  ile omuzlarına kadar  (uzun) idi.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>09 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

