Bir’ için Arşiv
Hz. İsa(as)’ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
23 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaHz. İsa(as)’ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması
|
Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): “Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi, Mecma’u'z-Zevaid’de kaydetmiştir (7, 281)) |
||
Gençlerin din ahlakından uzaklaşmaları ahir zaman özelliklerindendir. Telkine ve yönlendirmeye daha açık olan genç insanlar, kolaylıkla din ahlakına uygun olmayan akımların etkisi altına girebilmekte ya da son derece dejenere bir hayata yönelebilmektedirler. Bunun temelinde gerçek din ahlakının insanlara gereği gibi öğretilmiyor olması vardır. Bazı Batı ülkelerinde veya uzun yıllar komünist rejimle yönetilmiş ülkelerde bu durum daha açık olarak görülmektedir.
![]() ![]() |
| Cumhuriyet, 17 Nisan 2003, “Gençlik çıldırmış olmalı” Cumhuriyet, 25 Haziran 2003, “Dünya gençliği nereye gidiyor” Vakit, 8 Temmuz 2002, “Zengin ama mutsuzlar” |
102. Ahlaki Çöküş
İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının sosyal yapılarını tehdit eden çok büyük bir tehlike söz konusudur. Bu tehlike insan bedenini ölüme götüren virüslere benzer şekilde sinsi bir faaliyet göstererek toplumları yıkıma sürüklemektedir. Bu, bir insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.
Ahir zamanda ahlaki çöküşün yaygınlaşacağı Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden anlaşılmaktadır. Fuhşun açıkça yapılmasının bir kıyamet alameti olduğunu Peygamberimiz (sav) bir hadiste şöyle belirtmiştir:
|
Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz. (Ramuz-El Ehadis, 91/7) |
||
Günümüzde de eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin, cinsel suçların, tecavüz vakalarının ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli göstergeleridir.
Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya kamuoyunun gündemindedir. Bazı insanlar çevrelerinde olup bitenlerin, tehlikenin boyutlarının farkında değildirler veya bu olayları sosyal hayatın bir parçası olarak değerlendirme gafletine düşmektedirler. Ancak istatistikler tehlikenin boyutlarının görülmemiş bir şekilde her geçen gün büyüdüğünü göstermektedir.
Cinsel hastalık oranları insanlığın önündeki sorunların büyüklüğünü gözler önüne seren önemli bir kriterdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kayıtlarına göre, cinsel yoldan bulaşan hastalıklar en çok rastlanan hastalık gruplarından birini oluşturmaktadır; 1997 yılı raporları her yıl tahmini olarak 333 milyon yeni vakanın meydana geldiğini göstermekteydi.53 Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir sorun olma konumunu korumaktadır. WHO 2000 yılı istatistikleri o döneme kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktaydı.54 Dünya Sağlık Örgütü’nün AIDS ile ilgili 2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu özetlemektedir: “AIDS sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki yıkıcı etkisiyle benzersizdir.”55
Düşündürücü gelişmeler arasında eşcinselliğin yayılışı da oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmeleri, evliliğin getirmiş olduğu sosyal haklardan istifade edebilmeleri, dernek ve partiler kurmaları, dünya çapında yapılanmaları, kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini değerlere savaş açmaları, Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza mahsus olaylardır.
Günümüzde eşcinselliğin bu yayılışı, geçmişte eşcinselliği ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri akla getirmektedir. Kuran’da anlatıldığı gibi, Allah Hz. Lut’un doğru yola davetine azgınlıkla karşılık veren Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle helak etmiştir. Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir ibret belgesi olarak Lut Gölü’nün suları altında durmaktadır.
Ahir zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu tasvir eden hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla ortaya çıktığı açık bir gerçektir. Bu da bizlere bir kez daha, Allah’ın izniyle, Hz. İsa’nın yeniden dünyaya gelişinin oldukça yakın olduğunu hatırlatmaktadır.
103. Zinanın Artması
Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin yaygınlaşmasının da kıyametin yani Hz. İsa’nın gelişinin bir işareti olduğu Peygamberimiz (sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:
Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun zayıflaması ise hadislerde şöyle tasvir edilmiştir:
|
Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari, Tecrid: 1/16) |
||
Kıyamet yaklaşınca… kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar. (Taberani, Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 111)
Zina çocukları çoğalacak. O kadar ki kişi sokak ortasında kadınla zina edecek. (Kıyamet Alametleri, s.140)
Bir zaman gelecek kadınla yolun ortasında zina yapılacak. Kimse buna itiraz etmeyecek. (Kıyamet Alametleri, s. 142)
Son dönemde herkesin gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş yapmakta olan insanlara, gazete ve televizyon haberlerinde sıkça rastlanmaktadır. Burada, hadiste kıyamet alameti olarak belirtilen bir olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya çıkmakta ve pek çok insan bu gerçeğe şahit olmaktadır.
![]() |
Cumhuriyet 11 Kasım 2001, “Refah toplumunun çocuk fahişeleri” Vatan, 01 Eylül 2002, “Ahlaki çöküntü ekonomik çöküntüyü de geçti!…” Evrensel, 6 Eylül 2001, “Fuhuşun nedeni küreselleşme” Akşam, 18 Eylül 1999,”Fuhuş tuzağı” Sabah, 13 Ocak 2002, “Seks ruleti” |
104. Eşcinselliğin Kabul Görmesi
Hadisler göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli bir belirtisidir:
|
Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 451) |
||
Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480
![]() |
|
|
105. Salgın Hastalıklar
|
“Ey Malik oğlu Avf! Kıyamet öncesi altı (alamet) sayayım mı?” Dedim ki: “Onlar nelerdir ya Resulullah?” O da şöyle buyurdu: “…Sizin aranızda kolera ve şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır.” (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, s.147) |
||
Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar) kıran denilen hayvan hastalığı ki, o siz yakalayacak… (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 417, no. 761)
Sizin içinizde Ikasu’l-Ğanem (*) hastalığı gibi (can) alıcı iki hastalık (olacaktır). (Camiu’l-Usul, 10/412)
(*) Ikasu’l-Ğanem, öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır.
Salgın hastalıklar dönem dönem tüm dünyada insanlar arasında etkili olmuştur. Ancak günümüzdeki hastalıkların, geçmiştekilerle karşılaştırıldığında, çok daha hızlı yaygınlaştıkları görülmektedir. Geçmişte sadece belirli bölgelerde etkili olan hastalıklar, günümüzde ulaşımın kazandığı hız oranında birçok ülkeye bir anda yayılabilmektedir.
Ayrıca günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.
![]() ![]() |
| Ortadoğu, 17 Ekim 2002,”100 milyon AIDS’li” Tercüman, 12 Nisan 2003,”SARS, savaştan beter” Habertürk, 19 Nisan 2003,”SARS 167 can aldı!” Güneş, 27 Kasım 2002,”5 saniye’de bir kişi AIDS oluyor” Şok, 22 Ekim 2002,”Berlin’de her yıl 100 kişi AIDS’ten ölüyor” Güneş, 29 Nisan 2003,”İnsanlık böyle bela görmedi” |
2002-2003 yıllarında salgın hastalıkların tehlikeleri ile ilgili basın-yayın organlarında yer alan haberlerden sadece birkaçı şöyledir:
Etiyopya’da sıtma salgını: 4200 ölü
Yerel yetkililer, Mayıs-Ağustos ayları arasında bataklıklarda sivrisineklerin çoğalmasıyla ortaya çıkan sıtma salgınında 4200 kişinin öldüğünü kaydettiler. (10.09.2003, www.ntvmsnbc.com)
‘AIDS’ten ölümler, 70 milyonu bulabilir’
Araştırmacılar, AIDS hastalığından ölümlerin 2020 yılında 70 milyon kişiyi bulacağı uyarısında bulundu. (27.06.2003 www.ntvmsnbc.com)
SARS’ın kronolojik seyri
Akut solunum yetmezliği sendromunun (SARS), bazı ülkelerde kontrol altına alınabildiği, bazı ülkelerde ise yavaşladığı haberleri gelmesine karşın, SARS hala korkutucu olmayı sürdürüyor. (29.04.2003 www.ntv-msnbc.com)
İran’da salgın hastalık
İran’da ölümcül bir virüsün sığırların yüzde 30′una bulaştığı belirtilerek, halk, virüsün sebep olduğu ”Kırım-Kongo hummas?” olarak bilinen salgın hastalığa karşı uyarıldı. İRNA’nın haberine göre, Sağlık Bakanlığı Hastalık İdaresi Merkezi Başkanı Muhammed Mehdi Guya, virüsün geçen yıldan bu yana 140′tan fazla kişiye bulaştığının tespit edildiğini, bu kişilerden 20′sinin öldüğünü söyledi. (25.05.2002, www.hürriyetim.com.tr)
![]() |
106. Ani Ölümlerin Çoğalması
| Kıyametten evvel altı (şey) say: Ölümüm, Beyt-i Makdis’in fethi, sonra koyunun kuası (göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız ölüm hadiseleri… (Kıyamet Alametleri, s.123) | ||

Günümüzde ani ölümlere sebep olan hastalıkların sayısında artış vardır.
Özellikle çeşitli beslenme ve yaşam şekli bozuklukları nedeniyle, kalp krizi oranlarının yükselmesi bu ani ölüm sebeplerinden biridir.
Ani ölümler de kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, s.147)
107. Cinayetlerin Artması
|
“Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz.” (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 468) |
||
Liderlerinizi öldürmedikçe, dünyanızda kötüleriniz varis olmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 141)
… fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39)
Resulullah: “Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Herc nedir ey Allah’ın Resûlü?” diye sordular. “Öldürmek! Öldürmek!” buyurdular.” (Müslim, Fiten: 18, 157)
“… kan dökülmesi… kıyamet alametlerindendir.” (Kıyamet Alametleri, s.142)
Kıyamet kopmasından önce muhakkak birtakım herc vakaları vardır, buyurdu. Ben de: Ey Allah’ın Resulu, herc nedir, diye sordum. Resul-ü Ekrem; Öldürmektir, yani cinayetlerdir, buyurdu… Bu öldürmekten maksat, müşrikleri öldürmek değildir. Fakat birbirinizi öldürmenizdir. Hatta o derece ki, insanın komşusunu, amcasının oğlunu ve yakın akrabasını öldürmesidir, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 385, no. 711)
Cinayet olaylarındaki artış ahir zamanın alametlerindendir. Günümüzde kimi insanların adam öldürtmek için katil kiraladıkları, birtakım insanların yasa dışı örgütlenmelerle cinayet şebekeleri oluşturdukları göz önünde bulundurulursa, bu hadisin haber verdiği olayların gerçekleştiği de açıkça görülecektir.
![]() |
|
Şiddet olayları ahir zamanın alametlerindendir. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu olaylar, ahlaki çöküntü ve din ahlakından uzak yaşamanın sonuçlarıdır. Time dergisinin 3 Mayıs 1999 tarihli sayısında ABD’de 2 liseli gencin gerçekleştirdiği bir katliam konu edilmiştir. Yarı otomatik silahlar ve bombalarla okudukları liseye sebepsiz yere saldıran bu 2 genç, 13 kişinin ölümüne yol açmışlardır. |
108. İntihar Vakalarının Artması
|
İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Kitabü’n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131) |
||
![]() ![]() |
|
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun raporuna göre intihar vakaları giderek artmakta, dünya genelinde her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir. Oysa Allah, “Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin” (Nisa Suresi, 29) ayetiyle intiharı açıkça haram kılmıştır. Bir insanın, her ne sebeple olursa olsun, kendisini öldürmesi İslam’a göre yasaktır.
Gündem, 16 Aralık 2002, “Çin’de yılda 2 milyon kadın intihar ediyor” Yeni Asya, 12 Eylul 2003, “Her 40 saniyede 1 kişi intihar ediyor” Cumhuriyet, 27 Ocak 2002, “İntiharlar cinayetten fazla” Sabah, 14 Mart 2002, “İntihar köprüsü” |
109. İç Savaşlar-İhtilaflar
|
Şu muhakkak ki, yakın gelecekte fitne, tefrika ve ihtilaf(lar çıkaran birtakım insan)lar olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 376, no. 685) |
||
Kişi, kardeşini öldürmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet alametleri, s. 141)
Kalpler birbirinden nefret etmedikçe, fikirler ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s.142-143)
Zaire’de Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaş, 20. yüzyılda yaşanan iç savaşlara çok önemli bir örnektir. 1964 yılında iktidara gelen Albay Joseph Mobutu ülkesinin elindeki tüm maden kaynaklarını batılı ülkelere açtı. Ülkenin sosyal düzeni için hiçbir şey yapmayan Mobutu yıllarca kendi servetini artırdı. Bunun üzerine başlayan kabile savaşları çok büyük bir soykırıma da sahne oldu. Yarım milyona yakın insan öldü.
![]() |
|
Akşam, 23 Ağustos 2001
|
Etnik ırklar arasında yaşanan savaşlar, yani “soy koruyuculuğu”, yalnızca Zaire’de değil pek çok ülke içinde vahşi sahnelerin yaşanmasıyla sonuçlandı. Allah Kuran’da din ahlakından uzak cahiliye insanlarının bu nefret dolu soy koruyuculuklarına şöyle dikkat çekmiştir:
Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, ‘öfkeli soy koruyuculuğu’nu (hamiyeti), cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü’minlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.” Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)
Allah’ın yasakladığı bu düşmanlık ve kin ahir zamanın ilk döneminde de görülecektir. Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönmesi ise, tüm bu düşmanlıkların, savaşların, çatışmaların son bulduğu, dünyaya barış ve huzurun yerleştiği kutlu bir dönem olacaktır.
110. Okur-Yazarların Artması
|
Kıyametin yaklaşmasına doğru… okur-yazar çoğalır. (Müslim, Ahmed bin Hanbel; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 98; Ramuz-El Ehadis, 1/121) |
||
20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan ayıran önemli bir özellik de okur-yazarlık oranlarında kaydedilen ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okur-yazarlık toplumun belirli bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz statüsünde kalmıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise başta UNESCO olmak üzere, hükümetler ve sivil toplum örgütleri dünya genelinde kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu eğitim seferberliği, teknolojik yeniliklerin de insanlığın hizmetinde kullanılmasıyla birlikte günümüzde meyvelerini vermektedir. UNESCO’nun 2003 yılında yayınlanan raporuna göre, dünya nüfusunun %84′ü okur-yazar konumundadır.56
Bu rakam kuşkusuz, geçen ondört yüzyıl içindeki en yüksek orandır.
![]() ![]() |
| ileri >>> |
53. WHO, “Young People and Sexually Transmitted Diseases”, Fact sheet no: 186, Aralık 1997; http://www.who.int/inf-fs/en/fact186.html![]()
54. WHO, “Report on the Global HIV/AIDS Epidemic”, Haziran 2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids![]()
55. WHO, “Report on the Global HIV/AIDS Epidemic”, Haziran 2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids![]()
56. UNESCO Statistical Yearbook, 1997-http://www.education.nic.in/htmlweb/arhrne.htm![]()
Popularity: unranked [?]
İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir
19 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahyaİki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir
Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani’nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani’den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. Allah Peygamberimiz (sav)’i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)’dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)’dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır. Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:
Bu ümmetin ahirliği, İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI ile başlar. YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN… Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran’ın ahlakının tam olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi) BU İKİNCİ BİNDEDİR. BU DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE (YANİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR OLUŞLARIDIR. (Mektubatı Rabbani, sf 261) |
Burada İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA demektedir.
İmam Rabbani Hazretleri’nin de söylediği gibi, İslam aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır.
18 Ağustos 2010
Popularity: unranked [?]
Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır
13 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “…Ve HALKIN EN ŞİRRETLİLERİ OLDUĞUNDA, ZUHUR VUKU BULACAKTIR (HZ. MEHDİ (A.S.) ORTAYA ÇIKACAKTIR).”(Gaybet-i Numani, s. 187)
Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda; Darwinizmin, komünizmin, materyalizmin ve ateizmin yani diğer bir adıyla deccaliyetin insanlar ve toplumlar üzerinde en şiddetli tahribat yaptığı bir dönemde zuhur edecektir. Deccaliyet insanların Allah’a iman etmekten iyice uzaklaşmalarına, birçok ülkede dindarların toplum içinde yadırganmasına, din ahlakının yaşanmasının ve anlatılmasının adeta suç gibi algılanmasına neden olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in diğer hadislerinde de haber verdiği üzere, Müslümanları adeta esir alacak, Kuran ahlakının yaşanmasına engel olacaktır. Deccaliyetin bu baskısı ve zulmü günümüzde açık bir şekilde görülmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanlar sadece dinlerinden dolayı baskı altına alınmakta, ibadetlerini diledikleri gibi yerine getirmeleri, dinlerini özgürce yaşamaları engellenmekte, inançlı, iman sahibi insanların birbirleriyle görüşmeleri, sohbet etmeleri bile neredeyse suç gibi görülmektedir. Evreni ve içindekileri Allah’ın yarattığı gerçeği, hiçbir bilimsel bilgi ve delile dayanmadan inkar edilmekte, tüm varlığın sözde kör tesadüflerin bir sonucu olduğu gibi akıl ve bilim dışı bir teori olan evrim, insanlara zorla kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Evrim yalanı çeşitli sahtekarlıklarla gündemde tutulmakta, dahası gazete, televizyon, internet gibi araçlar kullanılarak zorla topluma empoze edilmektedir. Deccaliyet bu yolla, Allah’ın varlığını ve yaratışındaki eşsizliği insanların gözlerinden uzaklaştırmayı, her insanın dünyada yaptıklarından hesap vereceğini unutturmayı, manevi değerlerini yitirmiş ve her türlü dejenerasyona açık bir toplum yapısı oluşturmayı hedeflemektedir. Bu nedenledir ki Darwinizmin bir yalan olduğunu öğrencilerine bilimsel delillerle ispatlayan öğretim görevlileri bile eğitim kurumlarından ihraç edilerek insanlar yıldırılmakta ve diğerlerine de bu yolla göz dağı verilmek istenmektedir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan müminlere ilimle ve bilimle cevap verilememekte, buna karşın bu kimseler çeşitli iftira ve karalamalarla etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.) de hadiste, ahir zamanda azgın, ahlaksız, her türlü ahlaki ve vicdani değeri yitirmiş, yalanı diline dolamış olanların özellikle Hz. Mehdi (as)’ı hedef alacaklarını haber vermektedir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü ve yardımcısı olarak din ahlakının yaşanması için gayret eden samimi ve ihlaslı Müslümanlar da deccaliyetin hedefi olacaktır. Ancak Allah bu çirkin ahlaka sahip olup, Müslümanlar aleyhinde faaliyet gösterenlerin mutlaka hezimete uğrayacaklarını ve galip gelecek olanların mutlaka Allah’ın taraftarları olacağını bildirmiştir: Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. Enfal suresi, 36 Allah, yazmıştır: “Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. Mücadele Suresi, 21 |
Popularity: unranked [?]
Bediüzzaman Hazretleri Türkiye’nin İslam aleminin lideri olacağını söylemiştir
12 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaBediüzzaman Hazretleri Türkiye’nin İslam aleminin lideri olacağını söylemiştir
| Said Özdemir Ağabey’in Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir anısı:
“Ben ise Hicaz’a gitmek istediğimi söyleyince ‘Niye?’ diye sordu. ‘Efendim’ dedim, ‘memleketin halini görüyorsunuz. Gittikçe daha fenalaşacak. Orada olsam çocuklarım da kurtulur, ben de’ dedim. “KARDEŞİM’, DEDİ, ‘BEN ORADA OLSAM BURAYA GELİRDİM. ALEM-İ İSLÂM KAPISININ KİLİDİ TÜRKİYE’DİR. BU KİLİT BU KAPIYI ÂLEM-İ İSLÂM ÜZERİNE AÇAR. KAT’İYEN BURADAN GİTMEK İÇİN İZİN YOK’ DEDİ. (Necmettin Şahiner, Son Şahitler) 09 Ağustos 2010 |
|
Popularity: unranked [?]
Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar?
09 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
![]() |
Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih hadislerde ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın hem fiziksel özellikleri hem de zuhuru öncesi ve sonrası meydana gelecek önemli olaylar çok detaylı bir şekilde bildirilmiştir. Tüm bu deliller Hz. Mehdi (a.s.)’ın mutlaka bir şahıs olarak zuhur edeceğini göstermekte, onun bir şahsı manevi olarak geleceği iddiasına olanlara cevap vermektedir. Ayrıca üstad risalelerinde yaklaşık 70 ayrı yerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın “bir zat, bir şahıs” yani yaşayan bir kişi olacağını vurgulayarak risalelerin asla Mehdi olmadığına da cevap vermiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bir şahsı manevi değil bir şahıs olacaktır. Risale-i Nur’ları kendisine bir program yaparak insanların imanının kurtulmasına vesile olacaktır.
Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. ….Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233. 1. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihinin Bediüzzaman’ın yaşadığı hicri yüzyıla uymaması : Hepsinden önce Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi ile ilgili olarak hicri 1400 tarihini vermiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) için verdiği bu tarihten yüz sene önce yaşamış ve görev yapmış bir müceddiddir. Ayrıca kendisi de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden yüz sene sonra zuhur edeceğini mükerrer defalar söylemiştir. İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında toplanacaklardır. (Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108) Bu hadisler doğrultusunda açıklamalar yapan büyük İslam alimleri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi olarak hicri 1400’ü vermişlerdir. Örneğin Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendinden 100 sene sonra yani hicri 1400 de zuhur edeceğini şöyle ifade etmiştir: Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)’NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR(Şualar, s. 605) Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT dahi bu zamanda gelse…(Kastamonu Lahikası, s. 57) 2. Bediüzzaman tarafından; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı bildirilen üç büyük vazifesinin hicri 1400’e gelene kadar hiçbir müceddid tarafından toplu olarakyapılmamış olması. Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. Ehl-i îmanı dalaletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. İkinci vazifesi : Hilafet-i muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile şeair-i islamiyeyi (İslama ait değerleri) ihya etmektir. Alem-i islamın (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) nokta-i istinad edip (dayanak noktası edinip), beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gazab-ı ilahîden (beladan) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri (hizmetkarları), milyonlarla efradı (efradı) bulunan ordular lazımdır. Üçüncü vazifesi : İnkılabat-ı zamaniye (zamana bağlı değişimler) ile çok ahkam-ı kur’aniyenin (kuran’ın hükümlerinini) zedelenmesiyle ve şeriat-ı muhammedîyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla o zat, bütün ehl-i îmanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı islamın (islam birliğinin) muavenetiyle (yardımıyla) ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa al-i beytin neslinden her Aasırda kuvvetli ve kesretli (kalabalık) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla (katılımlarıyla) o vazife-i uzmayı (çok büyük görevi) yapmaya çalışır.Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233. Hz. Mehdi (a.s.)’ın bizzat şahsının ve kendisi hayattayken yerine getireceği bu üç vazifeyi toplu olarak ne Bediüzzaman Hazretleri ne de ona kadar gelen müceddidler bir arada yapamamışlardır. Bu görevlerden ancak bir tanesini bir yönüyle hayata geçirenler olmuşsa da toplu olarak yapacak olan Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır. bu nedenle de üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.) olması söz konusu değildir. 3. Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığına işaret olan ve Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirtilen 200 kadar Ahir Zaman alameti, geçmiş hiçbir müceddid üzerinde TOPLU OLARAK zuhur etmemiştir. 1. SOYU (NESEBİ) 4. Hz. İsa (a.s.) nüzul edecek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlığında; onun arkasında namaz kılacaktır Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beyt-ül Mukaddes’te sabah namazı kılarken o sırada nüzul eden İsa (a.s.)’ı takdim edecek ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak, “Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır” diyecek ve nihayet Hz.Mehdi, İsa (a.s.) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 79; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 438) İmamları salih bir insan olan Hz. Mehdi olduğu halde, Beytü’l Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştirHz. Mehdi, Hz. İsa’yı öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki, “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirilmiştir.”… (Ebu Rafi’den rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496) Hz. Bediüzzaman döneminde de ondan önceki yüzyıllarda yaşayan müceddidlerin dönemlerinde de Hz. İsa (a.s.)’ın nüzul ettiğine dair bir alamet gerçekleşmemiştir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) nüzul ettiğinde Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerde ve bu doğrultuda Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstad Hazretleri’nin de belirttiği gibi tüm hıristiyanları hak din olan İslam’a davet edecek ve Hıristiyanların İslam dinine geçmelerine vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in konu ile ilgili hadislerinden bazıları şöyledir: “(Hz.İsa) Kırk (40) yıl Allah’ın Kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 92) “Hz. İsa Ümmeti Muhammed’e peygamber olarak değil; Şeriat-ı Muhammediyyeyi (İslamiyet’in esaslarını) tatbik etmek için gelecektir, demektedir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 68)Üstad ise Mektubat’ta bu konuyu şöyle açıklamaktadır: “Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (ASM) ile amel edecek mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı küfriye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah’ı inkara) karşı İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab edeceği (geçeceği) bir sırada , nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi, vahy-i semavi kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevisini yok eder; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevilik şahs-ı manevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccal’ı yok eder.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini yok edecek.” (Mektubat, s. 6) Yukarıda saydığımız tüm bu şartlar hicri 1400’e kadar yaşamış olan hiçbir müceddid döneminde zuhur etmemiştir. Müslümanlar arasında bir birlik sağlanmamış, din ahlakı Dünya üzerinde hakim olmamış, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti bidatlerden arınmış olarak ilk zamandaki halis haliyle uygulanmaya başlanmamıştır. Türk İslam birliği tesis edilip müslümanlar huzura, güvene, barış ve bolluk ortamına kavuşmamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında yaşanacak olan bolluk ve zenginlik hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlar henüz batıl teslis inançlarından vazgeçmemişler ve İslam şeriatına uymamışlardır. Hz. İsa (a.s.) nüzul edip Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkasında namaz kılmamış ve deccaliyet tam olarak etkisiz hale gelmemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu gösteren diğer yüzlerce alamet de toplu olarak hicri 1400’e kadar gerçekleşmemiştir. |
Popularity: unranked [?]
33.Bediüzzaman ‘Mehdi’ Değildir Çünkü “Hz. Mehdi (a.s.) ‘Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Hakimiyet Sahibi’ Olacaktır. Bediüzzaman Böyle ‘Büyük Bir Maddi Kuvvet’ Ve ‘Dünya Çapında Böyle Bir Hakimiyet’ Sahibi Olmamıştır.
09 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
…O zatın ikinci vazifesi, Şeriatı icra ve tatbik etmektir (İslam ahlakının esaslarını hayata geçirmektir). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, BU İKİNCİ VAZİFE, GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ, O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN (yerine getirebilsin). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)
Bediüzzaman bu açıklamasında, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, tüm dünyayı kapsayacak şekilde Kuran ahlakının gereklerini toplum içerisinde hayata geçirme vazifesinin ancak ‘BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ’ belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Maddi güç ve hakimiyetin olması diğer vazifelerin de yerine getirilmesine vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana Müslümanlar arasında bir manevi liderin öncülüğünde böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır. Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış, çok büyük bir hizmet vermiş ve ardında çok kıymetli eserler bırakmıştır. Ancak Bediüzzaman’ın bu fikri mücadelesi maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil; çok kısıtlı maddi şartlar altında ve benzersiz zorluklar içerisinde geçmiştir. Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Tüm bu zorluklar, Bediüzzaman’ın şerefli mücadelesini daha daha değerli hale getirmiş; ve ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir. Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi bu durum, Hz. Mehdi (a.s.)’ın elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve hakimiyet”in Bediüzzaman’ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim Bediüzzaman da, kendisine Mehdilik yakıştırmasında bulunan kimselere ‘Mehdi’ olmadığını bu delili de öne sürerek açıklamaktadır. |
Popularity: unranked [?]
Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır
06 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaHz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır
Son dönemde bazı Nurcu kardeşlerimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ile ilgili çok açık beyanlarına son derece yanlış yorumlar getirmektedirler. Bu yorumlar Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdiyet konusundaki açık ve net izahlarıyla alenen çelişmektedir. Üstelik Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği bilgilere de uygun değildir.
Özellikle Nur talebelerinin içindeki abilerden bazıları Üstad’ın Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açık ve sarih izahlarını yanlış bir bakış açısıyla değerlendirmektedirler. Oysa Üstad Risalelerinde yer alan ifadelerini Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri ve büyük İslam alimlerinin görüşleri doğrultusunda yapmıştır. Ve açık bir şekilde Hz. Mehdi (as)’ın Hicri 1400′de yani içinde yaşadığımız çağda gelecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Ancak söz konusu Nur talebeleri Üstadın son derece sarih izahlarını sanki müteşabihlermiş, anlaşılması zor ifadelermiş gibi değerlendirip tekrardan Üstad’ın sözlerini şerh etme cihedine gitmektedirler. Bu son derece büyük bir hata ve Üstad’ın şahsına karşı yapılmış bir ayıptır. Üstad son derece hikmetli konuşan, Risalelerinde çok açık ve net ifadeler kullanarak olayları izah eden bir müceddiddir. Onun açıklamalarını tekrardan tefsir etmeye kalkmak, tefsirin tefsirini, şerhin şerhini yapmak gibi olur ki bu da hiç doğru bir yöntem olmaz.
3. HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ÜÇ GÖREVİNİ SÖZDE 3 AYRI KİŞİNİN YAPACAĞI İDDASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>
05 Ağustos 2010
Popularity: 25% [?]
Hz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel eşyası bulundu
05 Ağustos 2010 Yazan Harun YahyaHz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel eşyası bulundu
Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir haberde, Kudüs ve çevresinde yapılan araştırmalarda Hz. İsa (as) dönemine yani 2000 yıl öncesine ait bir kupa bulunduğu açıklandı. Üzerinde ” Rab, geri döndüm” yazısı bulunan kupanın Hz. İsa (as)’ın bundan 2000 yıl önce kullanmış olduğu kişisel bir eşyası olması ihtimali çok yüksektir. O dönemde kullanılan yazı türüyle yazılmış olan bu yazı, kupanın Hz. İsa (as)’ın önceki hayatına dair bir eşya olduğunu göstermektedir:
“Son dönemde en fazla dikkat çeken gelişmelerden biri ise, bir süre önce Siyon Dağı’nda keşfedilen ve üzerinde “ Hz. İsa, geri döndüm” yazan iki bin yıllık bir kupanın bulunması oldu. Arkeologları şaşırtan şey, bu sözün Ölü Deniz Parşömenleri’ndekine benzer bir kod ile yazılmış olmasıydı.” (Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010)

Vatan Gazetesi, 2 Ağustos 2010
İçinde bulunduğumuz Hicri 1400, Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi, Hz. İsa (as)’ın Allah’ın izniyle dünyaya dönüş çağıdır. Hz. İsa (as), Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden ve İslam alimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı üzere şu anda yeryüzündedir ve faaliyet halindedir. Önümüzde 10-20 yıl içinde ise, Allah’ın izniyle, tüm insanlık alenen O’nun nurlu yüzünü yeniden görecektir.
Böyle bir dönemde Hz. İsa (as)’ın 2000 yıl önce kullandığı kişisel bir eşyasının bulunmuş olması ise son derece manidardır. Sayın Adnan Oktar, hadislere ve büyük İslam alimlerinin sözlerine dayanarak, daha önce yaptığı açıklamalarında Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya döndüğünde üzerinde 2000 yıl önceki kıyafeti bulunacağını, yanında o döneme ait kişisel eşyalarıyla birlikte geleceğini söylemiştir. Sayın Adnan Oktar’ın konuyla ilgili açıklamalarından bazı örnekler şu şekildedir:
Sayın Adnan Oktar |
Kral Karadeniz, 23 Ağustos 2009
Adnan Oktar:O güzeller güzelinin öyle bir hoş göz rengi vardır Hz. İsa Aleyhisselam. Saçı kestaneyi andıran altın sarısına yakındır Hz. İsa Aleyhisselam, omuzlarına dökülür, fakat yıkanmadığı halde saçı yaşmış gibi görünüyor, yani böyle yıkanmış gibi görünüyor. Müthiş nurlu, öyle tarif edilebilecek gibi değil, bakanın nefesini keser, zaten Deccalin nefesini kesiyor bakar bakmaz, sırf bakışı yeter, başka bir şeye gerek yok yani inşaAllah ama tabi anlayan da anlar, birçok şeye gerek var tabi o görevli zaten Allah’ı anlatmakla mükellef, öyle demeyim tabi, yanlış anlaşılabilir o, Allah affetsin. Fakat çok çok etkili, uzun boylu değil, orta boylu, geniş omuzlu, atletik yapılıdır Hz. İsa Mesih. Aynı göğe alındığı yaşta gelecektir o güzeller güzeli, aynı kıyafetiyle ama sonradan tabi kıyafetini değiştirir, fakat orijinal kıyafetini göreceğiz, yani göğe alındığı kıyafetini göreceğiz, göğe alındığı ayakkabısı, YANINDAKİ BEYLİK, KÜÇÜK EŞYALARI, çok az parası, hepsini göreceğiz inşaAllah.Zamanın dışına çıkmıştır, bir an zamanın dışına çıkmıştır, geri zamanın içine girecek.
Kaçkar TV, 26 Şubat 2009
Adnan Oktar:Hz. İsa ilk geldiğinde bir Hıristiyan cemaat içine gelecek, ama bu Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaati olacak. Onu uyur halde Allah bırakacak onların bulunduğu bir odaya, bulundukları bir eve uyur halde bırakacak. O kişiler Hz. İsa’yla karşılaştıklarında sadece şüphe edecekler yani emin olamazlar. Yani kim olduğunu bilmeyecekler. Sadece geçmişini hatırlamayan bir insan olarak bulacaklar. O kıyafetlerine de özel bir anlam vermezler o anlamda, yani sadece garipserler, yani şaşırırlar. Hz. İsa sürekli o kıyafeti giyecek diye bir şey yok. İlk geldiği anda o kıyafetle. Fakat o kıyafetler saklanacaktır yani talebeleri saklayacaktır. MESELA O DEVİRDE KULLANDIĞI MADENİ PARALAR, O KULLANDIĞI KENDİ KOKUSU, KOKU KUTUSU, AYNASI, ONA BENZER BELLİ EŞYALAR, üstünde yani cebinde bulunan kıyafetler, üstündeki kıyafetlerin aynı o şekliyle alınmıştır, o şekliyle de geri bırakılacak inşaAllah.
Başkent TV, 13 Şubat 2009
Adnan Oktar:Hem nasıl bir sevinç. Bir kere insanlar ölümden dirilecekler. Yani kaybettikleri sevgiyi geri kazanacaklar, ama olan bir insanın gözü görmeye başlayacak, kulağı duymayan insan duymaya başlayacak. En büyük nimeti kaybetmişti insanlar, bu nimet onlara geri verilecek. Sevgiyi kazanacaklar. Allah sevgisini, Allah korkusunu kazanacaklar. Dinin gerçeğini görecekler, Kuran’ın mucizelerini görecekler. Hz. İsa’nın inişi ne demek, çok büyük bir olay, yani 2000 önce göğe alınan bir peygamber yeniden geri geliyor, aynı orijinal kıyafeti ile gelecek ve görecekler. Aynı terliğidir ayağındaki terlik, aynı cübbesidir. Üzerindeki parfümü herşeyi orijinaldir. Aynı şekilde de gelecek. Bu nefes kesecek bir mucizedir.Çok çok şaşırtıcak bir şeydir. Mehdi en ince detayına kadar tarif edilmiştir. Tıpkısının aynısı olarak Mehdiyi görecekler. Birebir aynısını görcekler. Mehdi’nin yapacağı olayları bir bir görecekler.
Kanal 35, 14 Mart 2009
Adnan Oktar:Beni niye terk ettin, ahlaksızlık yaptın Allah’ta belanı verdi işte. Hz. İsa o anda göğe çekildi, aynı kıyafetiyle üzerindeki bir kısım paraları, ondan sonra aynası, ondan sonra parfüm kutusu yani esansı yanında kullandığı esansı, kendi eşyalarıyla ayakkabısının parmağının arasından geçen tokalı ayakkabısı vardı o. Uzun kıyafeti, cübbesi onunla göğe çekilmiştir, aynı o şekliyle. Geldiğinde de aynı şekliyle gelecektir.Yani tatlıların tatlısı, güzellerin güzelidir, insanlar çok şaşıracaklar ama tabii yani küfürden bir insan onu gördüğünde tanıyamaz. Yani Said Nursi diyor; “yakın talebeleri, havas ve seçkinleri onu imanın nuruyla tanıyacaklar” diyor. Yoksa adam şuurunu kaybetmiş, geçmişini bilmeyen bir insan zannedecekler tanımayanlar, anlayamayanlar. Bir Hıristiyan cemaat içerisine bırakılacağını söylüyor Said Nursi Hazretleri ama Müslümanlığı andıran bir Hıristiyan cemaat. Yani onların bulunduğu bir kilise veyahut onların bulunduğu büyük bir ev de olabilir, neresi ise orada onu uyur halde bırakacak Allah. O orada uykudan uyanacak bilmiyor hiçbir şeyi, onlar da onun işte hafızasını kaybetmiş bir insan olduğunu zannedecekler. İlk başta anlayamayacaklar ama onun olağan üstü zeki olması ve çok akıllı olmasından dolayı kısa sürede bütün dilleri öğrenecek, Tevrat’ı öğrenecek, Kuran’ı öğrenecek, İncil’i öğrenecek. Onlar okur okumaz ezberlerler. Said Nursi Hazretleri de öyleydi, bizim Peygamberimiz de öyleydi. Hz. İbrahim, İshak, Yakup hepsi öyledir. Yani muazzam bir ezber ve hafıza gücü vardır Peygamberlerin, özel öyle yaratılırlar. Velilerde de vardır bu mesela Said Nursi Hazretleri gibi, onlarda da muazzam bir hafıza oluyor. Vakti geldiğinde önce saklayacaklar Hz. İsa’yı (a.s.), ama vakti geldiğinde mucize göstertecek yani aleni mucize. Hatta mucizenin şiddetinden ve gücünden “ona iman etmedik hiçbir fert kalmayacak” diyor Cenab-ı Allah, Ehli Kitap’tan. Yani görünüşünün şiddeti, yani nur şiddeti efendiliği, güzel konuşmaları, yani Peygamber çünkü Ulül-Azm büyük bir Peygamberdir. Ama o güzelliğine rağmen, o tatlılığına rağmen Hz. Mehdi’yi kendisine imam tayin ediyor, sen benim liderimsin diyor. Vahiyle alıyor tabii bunu vahiyle alacak. Mehdi şiddetle karşı koyacak böyle, hatta namaza onu itiyor, Mehdi geri geri yine geliyor siz geçin efendim diyor. Bu sefer direk sırtından itiyor Hz. İsa, sen geçeceksin diyor ondan sonra Mehdi imamlığı alıyor. İşte bütün dünyanın lideri olacak ondan sonra Mehdi, hem Hıristiyan aleminin, hem İslam aleminin lideri olacak. Bu da bir hayli yaklaştı, yani Mehdi’yi zannediyorum 2014’lerden sonra çok çok net halk anlamış olacak. Ama 2021’lerde çok aleni hale geleceği için yani benim pek tarif etmeme gerek kalmaz zannediyorum. İnşaAllah inşaAllah.
Dem TV, 23 Ocak 2009
Adnan Oktar:Çok keskin bakışlıdır Mesih. Geldiğinde aynen dediğim gibi göreceksiniz. İki tane sarı kıyafeti vardır üstünde göğe alındığında, bir üstte, bir altında. Bir cübbe gibi, bir de uzun kıyafeti vardı, maşlah gibi uzun bir kıyafet. Ayağında ayakkabısı, parmak arası, başparmak arasından geçen terlik tarzında, ona çarık da deniyor. Öyle deriden yapılma, köseleden yapılma ayakkabısı var. BEYLİK EŞYALARI FALAN AYNI ORİJİNAL HALİYLE33 yaşında yeniden, dünyaya yeniden bırakılacaktır. Zamanın ve mekanın dışına çıkmıştır. Yeniden zamanın ve mekanın içerisine sokulacaktır. Ona belki bir saniye gibi gelecektir o. O 2000 yıl. Geldiğinde zaten bu tavrından, üslubundan, kişiliğinden hemen insanlar onu tanır. Said Nursi Hazretleri diyor, “Mesih geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Yakın talebeleri ve seçkinler onu imanın nuruyla tanırlar” diyor.
Kon TV, 1 Şubat 2009
Adnan Oktar:Bu çok net. Hz. İsa’nın nüzulü de öyle. Yani bir insan çıkıp ben Hz. İsa olacağım diye dava etmesiyle olmayacak. Hz. İsa gökte ve Allah’ın Katında. O uyku halinde indirilecek, iddia ile olmayacak. Yani gerçekten İsa olduğu için o göreve başlayacak. 2 bin yıl önceki kıyafetiyle gelecek, 2 bin yıl önceki ayakkabısıyla, 2 bin yıl önceki parfümü üzerinde olacak. O kendi güzel kokusuyla gelecek. Ve aynı şekliyledir.Ve Mehdi de yani Peygamber Efendimizin tam tarif ettiği gibi bütün fizik özellikleriyle aynı insandır ve kaderdeki şekliyle ortaya çıkacaktır.
03 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]
Hz. Mehdi (a.s.)’nin Alnında Bir Ben Vardır
29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
![]() |
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Ebu Muhammed! Kaim’in (Hz. Mehdi (as)’nin iki alameti (veya alametleri) vardır. BAŞINDA BİR BEN ve BİR İZ vardır…”
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253) |
Popularity: unranked [?]
İnsanların Hz. Mehdi (a.s.)’yi Tanıyamamalarının Bir Hikmeti De Allah’ın Hz. Mehdi (a.s.) Üzerindeki Korumasındandır
27 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
|
Popularity: unranked [?]

























