<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Dair</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/dair/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;NİN HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;IN BU YÜZYILDA GELECEĞİNE DAİR BAZI SÖZLERİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-said-nursinin-hz-mehdi-a-sin-bu-yuzyilda-gelecegine-dair-bazi-sozleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-said-nursinin-hz-mehdi-a-sin-bu-yuzyilda-gelecegine-dair-bazi-sozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 20:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[AhirZaman Ve Mehdi Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bazi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=292</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-said-nursinin-hz-mehdi-a-sin-bu-yuzyilda-gelecegine-dair-bazi-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 20:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5030)</strong>“Berâ (RadiyAllahu anh)’dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)   kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, <strong>saçları  omuzlarına yaklaşmıştı.</strong>”(Sünen-i  ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No:  3635.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No:  2122)</strong>“…Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: – <strong>Ey Allah’ın  Resûlü! dedim. Benim omuzlarıma  kadar dökülen (gür) saçlarım var,  tarayıp tanzim edeyim mi?</strong> – Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi  der ki: “Ebû Katâde<strong> “Evet  ona ikramda bulun! sözü sebebiyle,  günde iki sefer (bakım yapar ve)  saçlarını yağlardı.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3631)</strong>“(Ebû Talib’in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir:<br />
<strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke’ye dört  gadiresi (örgüsü) olduğu  halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç  örgülerini kasteder.]</strong>”  (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs  No:1840-1841; Mevâhib-i Ledünniyye,  Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed  b. Hanbel rivâyet etmişlerdir</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)</strong>“Mescid-i Hayf da namaz kıl. <strong>Zira  orada yetmiş peygamber  namaz kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde  Hz. Musa (a.s)’da  vardır. </strong> Sanki kendisini şu anda  üzerinde iki pamuk abası var.  Şenua kabilesinin ağzına liften yular  vurulmuş devesi üstünde <strong>saçları   örgülü bir halde görüyorum</strong>.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)</strong><strong>“Erkeğe gelince o gusül  abdestinde başının saçlarını  (beliklerini) çözerek iyice dağıtsın ve  onun diplerine su ulaşıncaya  kadar mükemmel bir şekilde yıkasın</strong>.  ….”</p>
<p>(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No:  95 (2338), s. 213]</strong>“Katâde, Enes’den şöyle tahdis etti:</p>
<p><strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın saçları iki  omuzu arasını döver  dururdu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3635)</strong>“…Aişe (RadiyALLAHu anha)’den şöyle demiştir:</p>
<p><strong>Resûlullah (SallAllahu  aleyhi vesellem)’ın omuzlarına  ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen  saçı oldu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5033)</strong>“…Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor:</p>
<p><strong> Medine’de  Resûlullah’ın yanına gittiğimde bana:<br />
- Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün   üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs  No: 24]</strong>“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) … <strong>Saç örgüsü  çözüldüğü zaman ayırırdı, aksi  halde öyle örgülü olurdu ..</strong>.(Şemâil-i  Şerif, Hadîs No:  6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634.  (Bir benzeri))</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884) </strong><strong>“…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)’dan rivâyet  edildiğine göre  Resûlullah (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu  demiştir:</strong></p>
<p><strong>- Ben yedi (kemik)  üzerine secde etmekle ve (secdeye   giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.</strong><br />
”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No:  1040-1041; Sahîh-i Buhari  Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild  9, Hadîs No: 1400)</strong><strong>“Abdullah İbn-i Ömer  (RadiyAllahu anhu)’den rivâyet  olunduğuna göre, Nebi (SallAllahu aleyhi  vesellem) demiştir ki:</strong></p>
<p><strong>Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ’be de buldum. Ansızın esmer  bir kişi  gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli,  başının saçı  iki omuzu arasında sarkıyordu.</strong> (Yeni) Taranmış ve   arınmıştı da baş (ının saç)’ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin  iki  omuzuna koyarak Beyt’i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):</p>
<p>- <strong>Bu kimdir? diye  sordum.<br />
- Bu MERYEM OĞLU MESÎH (İSA)’DIR.” İlâ Ahîr…</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1,  s.452)</strong>Berâ (Radiyallâhu anhu)’ın hadîsinde:”Peygamberimiz (Sallallâhu   aleyhi vesellem)’in saçı mübarek omuzlarına değerdi.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Râmûz-ul Ehâdîs (30.  Bölüm) Hadîs   No:  24.</strong>“Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir:</p>
<p><strong>- Rasûllullah  (Sallallâhu aleyhi vesellem)’ın saçı </strong>recil  (yani ne  düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, <strong>kulakları  ile omuzlarına kadar  (uzun) idi.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>09 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İsa (as) Yeryüzüne Tekrar Dönecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isa-as-yeryuzune-tekrar-donecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isa-as-yeryuzune-tekrar-donecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:11:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Hep]]></category>
		<category><![CDATA[Kulu]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kurdu]]></category>
		<category><![CDATA[Mucizeler]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[


ALLAH&#8217;IN  VAADİ:
Hz. İsa (as) Yeryüzüne Tekrar Dönecektir
Alemler üzerine seçilip, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="800">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" bgcolor="#ffffff">ALLAH&#8217;IN  VAADİ:<br />
Hz. İsa (as) Yeryüzüne Tekrar Dönecektir</p>
<p>Alemler üzerine seçilip, örnek kılınan elçilerin          hayatları, yaşadıkları olaylar, karşılaştıkları          zorluklar, giriştikleri büyük mücadeleler tüm          insanlar için önemli mesajlar ve dersler içerir.          Kuran&#8217;da Allah&#8217;ın, hayatıyla, mücadelesiyle, ahlakıyla          insanlara örnek gösterdiği peygamberlerden biri          de Hz. İsa&#8217;dır.</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın doğumu,          hayatı ve Allah Katına alınması hep mucizevi şekillerde          gerçekleşmiş, bu mübarek peygamberin mucizevi          hayatı Kuran&#8217;da ayrıntılı olarak haber verilmiştir.          Allah Kuran&#8217;da birçok peygamberin kıssalarını          bizlere bildirmektedir. Ancak Hz. İsa çeşitli          yönleriyle diğer peygamberlerden farklı bir konuma          sahiptir. Allah&#8217;ın üstün ilimlerle desteklediği          bu değerli kulu, daha beşikteyken konuşmuş, dünyada          kaldığı süre içerisinde çevresindeki insanlara          büyük mucizeler göstermiştir. Onun bu özel durumunun          diğer bir delili de, Allah Katına alınışı ve tekrar          dünyaya gönderileceğine dair Kuran&#8217;da önemli işaretlerin          olmasıdır.</p>
<p>Kuran&#8217;da inkar edenlerin Hz.          İsa&#8217;yı öldürmek amacıyla bir tuzak kurdukları          haber verilir. Rivayetlere göre Hz. İsa&#8217;nın yanındakilerden          birisinin ihanet etmesini sağlayan bir kısım bağnaz          Yahudi din adamları (kahinler), Allah&#8217;ın elçisini          tutuklayıp Romalılara teslim etmek istemişlerdir.          Yine rivayetlere göre ölüm cezasını uygulama hakkı          olmayan söz konusu kahinler, Roma yönetimini kışkırtmak          için bir tuzak hazırlamış ve Hz. İsa&#8217;yı Romalı          yöneticilere karşı faaliyet yürüten bir kişi olarak          tanıtmışlardır. Çünkü Romalıların bu konuda çok          hassas ve acımasız olduklarını bilmektedirler.          Bu tuzağın sonu ise Kuran&#8217;da şöyle bildirilmiştir.</p>
<p><strong>Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular.          Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah,          düzen kurucuların en hayırlısıdır. (Al-i İmran          Suresi, 54)</strong></p>
<p>Ayette de bildirildiği gibi,          Hz. İsa&#8217;yı öldürmek için harekete geçilmiş, tuzak          kurulmuştur. Ancak onlar Hz. İsa&#8217;yı öldürmeyi          başaramamışlar, onun bir benzerini, Hz. İsa zannederek          öldürmüşlerdir. Allah, Hz. İsa&#8217;yı Kendi Katına          yükselterek, hazırlanan tuzağı boşa çıkarmıştır:</p>
<p><strong>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; demeleri          nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa          onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara          (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında          anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.          Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin          hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.          Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün          ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa          Suresi, 157-158)</strong></p>
<p>Romalıların Hz. İsa&#8217;yı çarmıha          gererek öldürdükleri zannı oldukça yaygındır.          Bu zanna göre, Hz. İsa&#8217;yı tutuklayan Romalılar          ve Yahudi din adamları onu çarmıha gererek öldürmüşlerdir.          Tarihte bazı Hıristiyan mezhepleri (örneğin Docetism)          bunu reddetmişse de, günümüzde Hıristiyan aleminin          tamamı olayı bu şekilde kabul etmekte, fakat Hz.          İsa&#8217;nın öldükten sonra dirilerek göğe yükseldiğine          inanmaktadır. Ancak Kuran ayetlerini incelediğimizde          olayın aslının böyle olmadığını görürüz:</p>
<p><strong>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü  Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; (katelna)          demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)          Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar          (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi          (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa          düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların          bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri          yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler (ma katelehu).          (Nisa Suresi, 157)</strong></p>
<p>Aynı ayetin devamında Hz. İsa&#8217;nın ölümü için          şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p><strong>Hayır; Allah onu Kendine yükseltti          (refea). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet          sahibidir. (Nisa Suresi, 158)</strong></p>
<p>Ayette bildirilen gerçek açıktır.          Bazı Yahudilerin kışkırtmalarıyla Hz. İsa&#8217;yı öldürmeye          kalkışan Romalılar, bunda başarılı olamamışlardır.          Ayette geçen &#8220;&#8230;Ama onlara            (onun) benzeri gösterildi&#8230;&#8221; ifadesi bu          durumu açıkça haber vermektedir.</p>
<p>Allah insanlara Hz.          İsa&#8217;nın bir benzerini göstermiş ve onu Kendi Katına          yükseltmiştir. Ayrıca Rabbimiz, bu iddiada bulunanların          gerçeğe dair bir bilgileri olmadığını da bildirmiştir.</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın çarmıha gerilmiş          olması konusunda ilk çağlarda çeşitli ayrı düşünceler          ortaya çıkmıştır. Sonraki yüzyıllarda, Konsül          kararlarıyla, Hıristiyanlığın iman kaideleri belirlenene          kadar bu fikir ayrılıkları devam etmiş ve Hz.          İsa&#8217;nın çarmıha gerilmediğini iddia eden akımlar          sapkın ilan edilmişlerdir.</p>
<p>Kuran&#8217;da          Hz. İsa&#8217;nın Allah Katına Yükselişi</p>
<p>Peygamberlerin ölümlerinin aktarıldığı          kıssalarda geçen kelimelerle, Hz. İsa&#8217;nın Allah          Katına alınışının anlatıldığı ayetlerin incelenmesi,          Hz. İsa&#8217;nın durumuyla ilgili önemli bir gerçeği          ortaya çıkarmaktadır: Hz. İsa diğer peygamberler          gibi vefat etmemiş ya da inkar edenler tarafından          öldürülmemiş, Rabbimiz onu Kendi Katına yükseltmiştir.          Bu bölümde Hz. İsa&#8217;nın ve diğer peygamberlerin          ölümlerini ifade eden kelimelerin Arapça karşılıklarını          ve Kuran ayetlerinde ne şekilde kullanıldıklarını          inceleyeceğiz.</p>
<p>Kuran&#8217;da peygamberlerin ölmesi          veya öldürülmesiyle ilgili olarak kullanılan kelimeler          ileride daha detaylı göreceğimiz gibi &#8220;katele          (öldürmek), mate (ölmek), haleke (helak olmak),          salebe (asmak)&#8221; ya da birkaç özel kelimedir. Oysa          Hz. İsa için, Kuran&#8217;da çok açık bir şekilde, &#8220;Onu öldürmediler (ma katelehu) ve asmadılar (ma            salebuhu)&#8221; ifadesi kullanılarak hiçbir          öldürme şekliyle öldürülmediği bildirilmiştir.          Allah ayetlerde insanlara Hz. İsa&#8217;nın bir benzerinin          gösterildiğini ve onun Kendi Katına yükseltildiğini          bildirmektedir. Bu gerçek Al-i İmran Suresi&#8217;nde          şu şekilde haber verilir:</p>
<p><strong>Hani Allah, İsa&#8217;ya          demişti ki: &#8220;Ey İsa doğrusu seni Ben vefat ettireceğim          (müteveffiyke), seni Kendime yükselteceğim (rafiuke),          seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları          kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim&#8230;&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 55)</strong></p>
<p>Kuran&#8217;da ölüm anlamı içeren kelimelerin          ve Al-i İmran Suresi&#8217;nde geçen &#8220;vefat ettirme&#8221;          kelimesinin kullanım şekilleri şöyledir:</p>
<p>1<br />
Teveffa: Vefat Ettirme</p>
<p>Ayette geçen &#8220;vefat&#8221; kelimesinin          karşılığı Türkçe&#8217;de kullanılan ölme anlamından          farklı anlamlara gelmektedir. Ayetlerin Arapça          karşılıklarının incelenmesi, Hz. İsa&#8217;nın bildiğimiz          manada ölmediğini açıkça ortaya koyar. Maide Suresi&#8217;nin          117. ayetinde ölüm olayı şu şekilde aktarılır:</p>
<p>&#8220;Ben onlara bana          emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim.          (O da şuydu:) &#8216;Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz          olan Allah&#8217;a kulluk edin.&#8217; Onların içinde kaldığım          sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Beni          vefat ettirdiğinde (teveffeyteni), üzerlerindeki          gözetleyici Sendin. Sen herşeyin üzerine şahid          olansın.&#8221;</p>
<p>Bu ayetlerde geçen ve Türkçe          meallerde öldürme ya da vefat ettirme olarak çevrilen kelime Arapça&#8217;da  &#8220;teveffa&#8221; kökünden          türemiştir ve bu kelime ölüm manasına değil, &#8220;canın          alınması&#8221; manasına gelmektedir. İnsanın canının          alınmasının ise her zaman ölüm anlamına gelmediğini          Allah Kuran&#8217;da bizlere bildirmektedir. Örneğin          &#8220;teveffa&#8221; kelimesinin geçtiği bir ayette insanın          ölümünden değil, uykudaki halinden bahsedilmektedir:</p>
<p><strong>Sizi geceleyin vefat          ettiren (teveffakum) ve gündüzün &#8220;güç yetirip          etkilemekte olduklarınızı&#8221; bilen, sonra adı konulmuş          ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten O&#8217;dur&#8230;          (Enam Suresi, 60)</strong></p>
<p>Bu ayette &#8220;vefat ettirme&#8221; olarak          tercüme edilen kelime ile, Al-i İmran Suresi&#8217;nin          55. ayetinde geçen kelime aynıdır, yani her iki          ayette de &#8220;teveffa&#8221; kelimesi geçmektedir. İnsanın,          gece içinde bulunduğu durum ölüm olmadığına göre          yukarıdaki ayette geçen &#8220;teveffakum&#8221; kelimesinin          ölümü kastetmediği, doğru tercümenin &#8220;geceleyin          canlarınızı alan&#8221; şeklinde olması gerektiği açıktır.          Aşağıdaki ayette ise aynı kelime şu şekilde geçmektedir:</p>
<p><strong>Allah, ölecekleri          (mevt) zaman canlarını alır (teveffa); ölmeyeni          de uykusunda (canını alır) (lem temut). Böylece,          kendisi hakkında ölüm kararı (el mevte) verilmiş          olanı tutar, öbürüsünü ise adı konulmuş bir ecele          kadar salıverir&#8230; (Zümer Suresi, 42)</strong></p>
<p>Bu ayetten de anlaşılacağı gibi,          Allah uyuyan insanın canını almaktadır, ama hakkında          ölüm kararı verilmemiş olanı eceli gelinceye kadar          tekrar salıvermektedir. Bu haliyle insan bildiğimiz          manada ölmüş olmaz. Yalnızca geçici bir süre için          ruhu bedeninden ayrılmış farklı bir boyuta girmiş          olur. Allah uyanacağı zaman insanın ruhunu bedenine          iade eder. Prof. Dr. Süleyman Ateş de tefsirinde          &#8220;teveffa&#8221; kelimesini şu şekilde açıklamıştır:</p>
<p><a id="4." name="4."></a><em>Teveffinin,           uyku manasında kullanıldığını söyleyenlere göre          -ki çoğunluk bu görüştedir- ayetin takdiri &#8220;Seni          uyutacağım&#8221; şeklindedir. Sonuç olarak Hz. İsa&#8217;nın          uykudakine benzer bir duruma sokularak Allah Katına          yükseltildiğini, olayın bildiğimiz ölüm olmadığını,          sadece bu boyuttan bir ayrılış olduğunu söyleyebiliriz.          (En doğrusunu Allah bilir.)</em> <a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_4.html#dipnot">4</a><br />
2<br />
Katele: Öldürmek</p>
<div>Kuran&#8217;da ölüm          konusu anlatılırken genelde kullanılan kelime          Arapça&#8217;da &#8220;öldürmek&#8221; anlamına gelen &#8220;katele&#8221; kelimesidir.          Mümin Suresi&#8217;nde &#8220;katele&#8221; kelimesi şu şekilde          kullanılmaktadır:</div>
<p><strong>Firavun dedi ki:          &#8220;Bırakın beni, Musa&#8217;yı öldüreyim (aktul) de o          (gitsin) Rabbine yalvarıp-yakarsın&#8221;&#8230; (Mümin          Suresi, 26)</strong></p>
<p>Ayette geçen &#8220;Musa&#8217;yı öldüreyim&#8221;          ifadesinin Arapçası &#8220;aktul Musa&#8221; şeklindedir.          Bu kelime katele fiilinden türemiştir. Bir diğer          ayette ise aynı kelime şu şekilde kullanılmaktadır:</p>
<p><strong>&#8230; Peygamberleri          haksız yere öldürmelerindendi (yaktulune)&#8230; (Bakara          Suresi, 61)</strong></p>
<p>Ayette geçen &#8220;öldürmelerindendi&#8221;          kelimesinin Arapçası &#8220;yaktulune&#8221; şeklindedir ve          yine aynı şekilde katele kelimesinden türemiştir.          Ve tercümede de açıkça ifade edildiği gibi &#8220;öldürmek&#8221;          anlamına gelmektedir.</p>
<p>Aşağıda peygamberlerin ölümünü          açıklayan bazı ayetlerde &#8220;katele&#8221; fiilinin ne          şekilde kullanıldığı belirtilmektedir. Parantez          içinde anlamları bildirilen tüm kelimelerin fiil          kökleri KATELE&#8217;dir:</p>
<p><strong>&#8230; Onların bu sözlerini          ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini (katlehum)          yazacağız&#8230; (Al-i İmran Suresi, 181)</p>
<p>&#8230; De ki: &#8220;Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce          ne diye Allah&#8217;ın peygamberlerini öldürüyordunuz?&#8221;          (taktulune) (Bakara Suresi, 91)</p>
<p>Allah&#8217;ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri          haksız yere öldürenler (yaktulune) ve insanlardan          adaleti emredenleri öldürenler; (yaktulune)&#8230;          (Al-i İmran Suresi, 21)</p>
<p>&#8220;Öldürün (uktulu) Yusuf&#8217;u veya onu bir yere atıp-bırakın&#8230;&#8221;          (Yusuf Suresi, 9)</p>
<p>&#8230;&#8221;Ey Musa, önde gelenler, seni öldürmek (li          yaktulu) konusunda aralarında görüşmektedirler&#8230;&#8221;          (Kasas Suresi, 20)</p>
<p>Bunun üzerine kavminin (İbrahim&#8217;e) cevabı yalnızca:  &#8220;Onu öldürün (uktuluhu) ya da yakın&#8221; demek oldu&#8230;          (Ankebut Suresi, 24)</strong><br />
3<br />
Haleke: Ölmek</p>
<p>Kuran&#8217;da öldürme fiili için kullanılan          bir diğer kelime ise &#8220;haleke&#8221; fiilidir. Haleke          kelimesi ayetlerde &#8220;helak olmak, ölmek&#8221; anlamlarında          kullanılmaktadır. Örneğin Mümin Suresi&#8217;nin 34.          ayetinde şu şekilde geçmektedir:</p>
<p><strong>&#8230; Sonunda o, vefat          edince, (haleke) demiştiniz ki; &#8220;Allah, ondan          sonra kesin olarak bir elçi göndermez&#8230; (Mümin          Suresi, 34)</strong></p>
<p>Ayette, Türkçeye &#8220;vefat edince&#8221;          olarak çevrilen ifadenin Arapçası &#8220;iza heleke&#8221;          şeklindedir ve bu kelimenin anlamı da ölmektir.<br />
4<br />
El Mevte: Ölüm</p>
<p>Kuran&#8217;da peygamberlerin ölümüyle          ilgili olarak kullanılan bir diğer kelime ise          &#8220;el mevte&#8221; kelimesidir. Mate kelimesi ayetlerde          &#8220;ölmek&#8221; anlamında kullanılmaktadır. Bunlardan          biri Sebe Suresi&#8217;nde Hz. Süleyman ile ilgili olarak          bildirilmektedir:</p>
<p><strong>Böylece onun (Süleyman&#8217;ın)           ölümüne (el mevte) karar verdiğimiz zaman, ölümünü          (mevtihi), onlara, asasını yemekte olan bir ağaç          kurdundan başkası haber vermedi&#8230; (Sebe Suresi,          14)</strong></p>
<p>Aynı kökenden gelen bir diğer          kullanım ise Hz. Yahya&#8217;ya yönelik olarak kullanılmaktadır:</p>
<p><strong>Ona selam olsun;          doğduğu gün, öleceği gün (yemutu) ve diri olarak          yeniden-kaldırılacağı gün de. (Meryem Suresi,          15)</strong></p>
<p>Bu ayette &#8220;öleceği&#8221; şeklinde          çevrilen kelimenin Arapçası &#8220;yemutu&#8221; kelimesidir.          Aynı kelime Hz. Yakub&#8217;un ölümü ile ilgili ayetlerde          de geçmektedir. Bakara Suresi&#8217;nde şu şekilde kullanılır:</p>
<p><strong>Yoksa siz, Yakub&#8217;un          ölüm anında (el mevte) orada şahidler miydiniz?..          (Bakara Suresi, 133)</strong></p>
<p>Bu ayette geçen &#8220;el mevte&#8221; kelimesi          de yine aynı kökten gelmekte ve ölüm anlamı taşımaktadır.</p>
<p>Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)          ile ilgili bir ayette ise &#8220;katele&#8221; ve &#8220;mate&#8221; fiilleri          aynı anda kullanılmaktadır:</p>
<p><strong>Muhammed, yalnızca          bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip-geçmiştir.          Şimdi o ölürse (mate) ya da öldürülürse, (kutile)          siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz?&#8230;          (Al-i İmran Suresi, 144)</strong></p>
<p>Mate (ölmek) kökünden gelen mevt          kelimesi, yine peygamber ölümlerinin anlatıldığı          başka ayetlerde de geçmektedir:</p>
<p><strong>&#8230; Dedi ki: &#8220;Keşke          bundan önce ölseydim de (mittu), hafızalardan          silinip unutuluverseydim.&#8221; (Meryem Suresi, 23)</p>
<p>Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü (el hulde)          vermedik; şimdi sen ölürsen (mitte) onlar ölümsüz          mü kalacaklar? (Enbiya Suresi, 34)</p>
<p>&#8220;Beni öldürecek (yumituni), sonra diriltecek olan          da O&#8217;dur.&#8221; (Şuara Suresi, 81)</strong><br />
5<br />
Halid: Ölümsüz</p>
<p>Ayetlerde yer alıp, doğrudan          ölmek ya da öldürmek fiilini değil, ancak ölümsüzlüğü          ifade eden bir başka kelime ise &#8220;halid&#8221; kelimesidir.          Halid kelimesinin anlamı kalıcı olmak, bekası          devam etmek şeklindedir. Enbiya Suresi&#8217;nde &#8220;halid&#8221;          kelimesi şu şekilde kullanılmıştır:</p>
<p><strong>Biz onları, yemek          yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz (halidiyne)          değillerdi.          (Enbiya Suresi, <img src='http://www.mehdiyet.net/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
<p>6<br />
Salebe: Asmak</p>
<p>Kuran&#8217;da peygamberlerin ölümleri          anlatılırken kullanılan kelimelerden biri de salebe          (asmak) fiilidir. Salebe fiili &#8220;asmak, çarmıha          germek ve idam etmek&#8221; gibi anlamlara gelmektedir.          Bu fiil bazı ayetlerde şu şekilde kullanılmaktadır:</p>
<p><strong>&#8230; Oysa onu öldürmediler          ve onu asmadılar (ma salebu) &#8230; (Nisa Suresi,          157)</p>
<p>&#8230; Biri efendisine şarap içirecek, diğeri ise          asılacak (yuslebi)&#8230; (Yusuf Suresi, 41)</p>
<p>&#8230; Ancak öldürülmeleri asılmaları (yusallebu)&#8230;          (Maide Suresi, 33)</p>
<p>Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama          keseceğim ve hepinizi idam edeceğim. (usallibennekum)          (Araf Suresi, 124)</strong></p>
<p>Ayetlerde de görüldüğü gibi Hz.          İsa&#8217;nın vefatıyla diğer peygamberlerin ölümlerinin          aktarıldığı ayetler birbirinden çok farklı kelimelerle          ifade edilmektedir. Allah Kuran ayetlerinde Hz.          İsa&#8217;nın öldürülmediğini, asılmadığını, insanlara          onun bir benzerinin gösterildiğini, onu vefat          ettirdiğini (yani uykudaki gibi canını aldığını)          ve Kendi Katına yükselttiğini bildirmiştir. Hz.          İsa için &#8220;canını almak&#8221; anlamına gelen &#8220;teveffa&#8221;          fiili kullanılırken, diğer peygamberler için normal          ölümü ifade eden &#8220;katele&#8221; ya da &#8220;mevt&#8221; gibi ifadeler          kullanılmaktadır. Bu bilgiler ise bize Hz. İsa&#8217;nın          durumunun olağanüstülüğünü bir kez daha göstermektedir.</td>
<td background="images/index_r2_c3.jpg"></td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td background="images/index_r2_c1.jpg"></td>
<td valign="top" bgcolor="#ffffff"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/ayrac.jpg" alt="" width="299" height="54" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isa-as-yeryuzune-tekrar-donecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

