<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Durum</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/durum/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 16:24:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Da Son]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Isa]]></category>
		<category><![CDATA[Ra]]></category>
		<category><![CDATA[Sitte]]></category>
		<category><![CDATA[Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=360</guid>
		<description><![CDATA[Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması









Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. İsa(as)&#8217;ın Yeryüzüne Geliş Alametleri</p>
<p>101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Hz. Ali (ra) anlatıyor: &#8220;Resûlullah aleyhissalâtu                                vesselâm (bir gün): &#8220;Gençlerinizin fıska düştüğü,                                kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?&#8221; diye                                sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi,                                Mecma&#8217;u'z-Zevaid&#8217;de kaydetmiştir (7, 281))</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td height="25"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Gençlerin din ahlakından uzaklaşmaları ahir zaman                      özelliklerindendir. Telkine ve yönlendirmeye daha açık olan                      genç insanlar, kolaylıkla din ahlakına uygun olmayan akımların                      etkisi altına girebilmekte ya da son derece dejenere bir hayata                      yönelebilmektedirler. Bunun temelinde gerçek din ahlakının                      insanlara gereği gibi öğretilmiyor olması vardır. Bazı Batı                      ülkelerinde veya uzun yıllar komünist rejimle yönetilmiş ülkelerde                      bu durum daha açık olarak görülmektedir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="363" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="361"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/genclik_dejenarasyon_101.jpg" alt="" width="359" height="253" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/genclik_dejenarasyon101.jpg" alt="" width="338" height="300" /></td>
</tr>
<tr>
<td><span style="color: #990000;">Cumhuriyet, 17 Nisan 2003, &#8220;Gençlik                              çıldırmış olmalı&#8221;<br />
Cumhuriyet, 25 Haziran 2003, &#8220;Dünya gençliği nereye                              gidiyor&#8221;<br />
Vakit, 8 Temmuz 2002, &#8220;Zengin ama mutsuzlar&#8221;</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>102. Ahlaki Çöküş</p>
<p>İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının sosyal yapılarını                      tehdit eden çok büyük bir tehlike söz konusudur. Bu tehlike                      insan bedenini ölüme götüren virüslere benzer şekilde sinsi                      bir faaliyet göstererek toplumları yıkıma sürüklemektedir.                      Bu, bir insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.</p>
<p>Ahir zamanda ahlaki çöküşün yaygınlaşacağı Peygamberimiz                      (sav)&#8217;in hadislerinden anlaşılmaktadır. Fuhşun açıkça yapılmasının                      bir kıyamet alameti olduğunu Peygamberimiz (sav) bir hadiste                      şöyle belirtmiştir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz. (Ramuz-El                                Ehadis, 91/7)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Günümüzde de eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı                      cinselliğin, cinsel suçların, tecavüz vakalarının ve cinsel                      hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli göstergeleridir.</p>
<p>Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya kamuoyunun gündemindedir.                      Bazı insanlar çevrelerinde olup bitenlerin, tehlikenin boyutlarının                      farkında değildirler veya bu olayları sosyal hayatın bir parçası                      olarak değerlendirme gafletine düşmektedirler. Ancak istatistikler                      tehlikenin boyutlarının görülmemiş bir şekilde her geçen gün                      büyüdüğünü göstermektedir.</p>
<p><a id="53." name="53."></a>Cinsel hastalık oranları insanlığın                      önündeki sorunların büyüklüğünü gözler önüne seren önemli                      bir kriterdir. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) kayıtlarına göre,                      cinsel yoldan bulaşan hastalıklar en çok rastlanan hastalık                      gruplarından birini oluşturmaktadır; 1997 yılı raporları her                      yıl tahmini olarak 333 milyon yeni vakanın meydana geldiğini                      göstermekteydi.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">53</a><a id="54." name="54."></a> Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir                      sorun olma konumunu korumaktadır. WHO 2000 yılı istatistikleri                      o döneme kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını                      kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktaydı.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">54</a> <a id="55." name="55."></a>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün AIDS ile ilgili                      2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu özetlemektedir: &#8220;AIDS                      sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki yıkıcı etkisiyle                      benzersizdir.&#8221;<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">55</a></p>
<p>Düşündürücü gelişmeler arasında eşcinselliğin yayılışı da                      oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin bazı ülkelerde resmi                      olarak evlenebilmeleri, evliliğin getirmiş olduğu sosyal haklardan                      istifade edebilmeleri, dernek ve partiler kurmaları, dünya                      çapında yapılanmaları, kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini                      değerlere savaş açmaları, Peygamberimiz (sav)&#8217;in döneminden                      bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza                      mahsus olaylardır.</p>
<p>Günümüzde eşcinselliğin bu yayılışı, geçmişte eşcinselliği                      ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri akla getirmektedir.                      Kuran&#8217;da anlatıldığı gibi, Allah Hz. Lut&#8217;un doğru yola davetine                      azgınlıkla karşılık veren Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle                      helak etmiştir. Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir                      ibret belgesi olarak Lut Gölü&#8217;nün suları altında durmaktadır.</p>
<p>Ahir zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu tasvir eden                      hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla ortaya çıktığı                      açık bir gerçektir. Bu da bizlere bir kez daha, Allah&#8217;ın izniyle,                      Hz. İsa&#8217;nın yeniden dünyaya gelişinin oldukça yakın olduğunu                      hatırlatmaktadır.</p>
<p>103. Zinanın Artması</p>
<p>Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin yaygınlaşmasının                      da kıyametin yani Hz. İsa&#8217;nın gelişinin bir işareti olduğu                      Peygamberimiz (sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:</p>
<p>Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun zayıflaması ise hadislerde                      şöyle tasvir edilmiştir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari,                                Tecrid: 1/16)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kıyamet yaklaşınca&#8230; kadınla yolun ortasında                      cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar. (Taberani,                      Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 111)</p>
<p>Zina çocukları çoğalacak. O kadar ki kişi sokak                      ortasında kadınla zina edecek. (Kıyamet Alametleri, s.140)</p>
<p>Bir zaman gelecek kadınla yolun ortasında zina                      yapılacak. Kimse buna itiraz etmeyecek. (Kıyamet Alametleri,                      s. 142)</p>
<p>Son dönemde herkesin gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş                      yapmakta olan insanlara, gazete ve televizyon haberlerinde                      sıkça rastlanmaktadır. Burada, hadiste kıyamet alameti olarak                      belirtilen bir olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya                      çıkmakta ve pek çok insan bu gerçeğe şahit olmaktadır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="488" height="242">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/zinanin_artmasi_103.jpg" alt="" width="450" height="208" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="72">
<h2><span style="color: #990000;"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/zina_103.jpg" alt="" width="104" height="235" align="left" /></p>
<p>Milliyet, 13 Mayıs 2001, &#8220;Almanya fuhuş, meslek&#8221;<br />
Cumhuriyet 11 Kasım 2001, &#8220;Refah toplumunun çocuk                              fahişeleri&#8221;<br />
Vatan, 01 Eylül 2002, &#8220;Ahlaki çöküntü ekonomik çöküntüyü                              de geçti!&#8230;&#8221;<br />
Evrensel, 6 Eylül 2001, &#8220;Fuhuşun nedeni küreselleşme&#8221;<br />
Akşam, 18 Eylül 1999,&#8221;Fuhuş tuzağı&#8221;<br />
Sabah, 13 Ocak 2002, &#8220;Seks ruleti&#8221;</span></h2>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>104. Eşcinselliğin Kabul Görmesi</p>
<p>Hadisler göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam                      biçimi olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli                      bir belirtisidir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere                                benzeyecek. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,                                s. 451)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde…                      kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm                      Kıyamet ve Diriliş, s. 480</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="429" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="427">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/escinsel_104.jpg" alt="" width="421" height="233" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="400" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="color: #990000;">Sabah, 30 Haziran 2003,&#8221;Eşcinseller,                                      hakları için sokaklara çıktı&#8221;<br />
Güneş, 15 Ocak 2002, &#8220;Erkek bakan erkekle                                      evlendi&#8221;<br />
Sabah, 30 Haziran 2003, &#8220;Evlenebilme özgürlüğü                                      istiyorlar&#8221;<br />
Şok, 30 Temmuz 2003, &#8220;ABD&#8217;de bir ilk &#8216;Homoseksüel                                      Lisesi&#8221;</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>105. Salgın Hastalıklar</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>&#8220;Ey Malik oğlu Avf! Kıyamet öncesi altı (alamet)                                sayayım mı?&#8221; Dedim ki: &#8220;Onlar nelerdir ya Resulullah?&#8221;                                O da şöyle buyurdu: &#8220;&#8230;Sizin aranızda kolera ve                                şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır.&#8221;                                (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, s.147)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar)                      kıran denilen hayvan hastalığı ki, o siz yakalayacak&#8230; (Ölüm-Kıyamet-Ahiret                      ve Ahirzaman Alametleri, s. 417, no. 761)</p>
<p>Sizin içinizde Ikasu&#8217;l-Ğanem (*) hastalığı                      gibi (can) alıcı iki hastalık (olacaktır). (Camiu&#8217;l-Usul,                      10/412)</p>
<p>(*) Ikasu&#8217;l-Ğanem, öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır.</p>
<p>Salgın hastalıklar dönem dönem tüm dünyada insanlar arasında                      etkili olmuştur. Ancak günümüzdeki hastalıkların, geçmiştekilerle                      karşılaştırıldığında, çok daha hızlı yaygınlaştıkları görülmektedir.                      Geçmişte sadece belirli bölgelerde etkili olan hastalıklar,                      günümüzde ulaşımın kazandığı hız oranında birçok ülkeye bir                      anda yayılabilmektedir.</p>
<p>Ayrıca günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar                      ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan                      salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana                      gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük                      tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="506" height="280">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/sars_aids_salgin_105.jpg" alt="" width="187" height="280" /><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/aids_sars_salgin_105.jpg" alt="" width="269" height="280" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="78"><span style="color: #990000;">Ortadoğu, 17 Ekim 2002,&#8221;100 milyon                              AIDS&#8217;li&#8221;<br />
Tercüman, 12 Nisan 2003,&#8221;SARS, savaştan beter&#8221;<br />
Habertürk, 19 Nisan 2003,&#8221;SARS 167 can aldı!&#8221;<br />
Güneş, 27 Kasım 2002,&#8221;5 saniye&#8217;de bir kişi AIDS oluyor&#8221;<br />
Şok, 22 Ekim 2002,&#8221;Berlin&#8217;de her yıl 100 kişi AIDS&#8217;ten                              ölüyor&#8221;<br />
Güneş, 29 Nisan 2003,&#8221;İnsanlık böyle bela görmedi&#8221;<br />
</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>2002-2003 yıllarında salgın hastalıkların tehlikeleri ile                      ilgili basın-yayın organlarında yer alan haberlerden sadece                      birkaçı şöyledir:</p>
<p>Etiyopya&#8217;da sıtma salgını: 4200 ölü</p>
<p>Yerel yetkililer, Mayıs-Ağustos ayları arasında bataklıklarda                      sivrisineklerin çoğalmasıyla ortaya çıkan sıtma salgınında                      4200 kişinin öldüğünü kaydettiler. (10.09.2003, www.ntvmsnbc.com)</p>
<p>&#8216;AIDS&#8217;ten ölümler, 70 milyonu bulabilir&#8217;</p>
<p>Araştırmacılar, AIDS hastalığından ölümlerin 2020 yılında                      70 milyon kişiyi bulacağı uyarısında bulundu. (27.06.2003                      www.ntvmsnbc.com)</p>
<p>SARS&#8217;ın kronolojik seyri</p>
<p>Akut solunum yetmezliği sendromunun (SARS), bazı ülkelerde                      kontrol altına alınabildiği, bazı ülkelerde ise yavaşladığı                      haberleri gelmesine karşın, SARS hala korkutucu olmayı sürdürüyor.                      (29.04.2003 www.ntv-msnbc.com)</p>
<p>İran&#8217;da salgın hastalık</p>
<p>İran&#8217;da ölümcül bir virüsün sığırların yüzde 30&#8242;una bulaştığı                      belirtilerek, halk, virüsün sebep olduğu &#8221;Kırım-Kongo hummas?&#8221;                      olarak bilinen salgın hastalığa karşı uyarıldı. İRNA&#8217;nın haberine                      göre, Sağlık Bakanlığı Hastalık İdaresi Merkezi Başkanı Muhammed                      Mehdi Guya, virüsün geçen yıldan bu yana 140&#8242;tan fazla kişiye                      bulaştığının tespit edildiğini, bu kişilerden 20&#8242;sinin öldüğünü                      söyledi. (25.05.2002, www.hürriyetim.com.tr)</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="447" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="445" height="164">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/salginlar_105.jpg" alt="" width="445" height="161" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>106. Ani Ölümlerin Çoğalması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">Kıyametten evvel altı                              (şey) say: Ölümüm, Beyt-i Makdis&#8217;in fethi, sonra koyunun                              kuası (göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız                              ölüm hadiseleri… (Kıyamet Alametleri, s.123)</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/kalpkrizi_106.jpg" alt="" width="118" height="120" align="left" /><br />
Günümüzde ani ölümlere sebep olan hastalıkların sayısında                      artış vardır.</p>
<p>Özellikle çeşitli beslenme ve yaşam şekli bozuklukları nedeniyle,                      kalp krizi oranlarının yükselmesi bu ani ölüm sebeplerinden                      biridir.</p>
<p><em>Ani ölümler de kıyamet alametlerindendir.                      (Kıyamet Alametleri, s.147)</em><br />
107. Cinayetlerin Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>&#8220;Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz.&#8221;                                (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 468)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Liderlerinizi öldürmedikçe, dünyanızda kötüleriniz                      varis olmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 141)</p>
<p>&#8230; fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler                      görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,                      s. 39)</p>
<p>Resulullah: &#8220;Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!&#8221;                      buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) &#8220;Herc nedir ey Allah&#8217;ın Resûlü?&#8221;                      diye sordular. &#8220;Öldürmek! Öldürmek!&#8221; buyurdular.&#8221; (Müslim,                      Fiten: 18, 157)</p>
<p>&#8220;… kan dökülmesi… kıyamet alametlerindendir.&#8221;                      (Kıyamet Alametleri, s.142)</p>
<p>Kıyamet kopmasından önce muhakkak birtakım herc                      vakaları vardır, buyurdu. Ben de: Ey Allah&#8217;ın Resulu, herc                      nedir, diye sordum. Resul-ü Ekrem; Öldürmektir, yani cinayetlerdir,                      buyurdu&#8230; Bu öldürmekten maksat, müşrikleri öldürmek değildir.                      Fakat birbirinizi öldürmenizdir. Hatta o derece ki, insanın                      komşusunu, amcasının oğlunu ve yakın akrabasını öldürmesidir,                      buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.                      385, no. 711)</p>
<p>Cinayet olaylarındaki artış ahir zamanın alametlerindendir.                      Günümüzde kimi insanların adam öldürtmek için katil kiraladıkları,                      birtakım insanların yasa dışı örgütlenmelerle cinayet şebekeleri                      oluşturdukları göz önünde bulundurulursa, bu hadisin haber                      verdiği olayların gerçekleştiği de açıkça görülecektir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="472" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="470" height="291">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cinayetler_107.jpg" alt="" width="259" height="284" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="233">
<div>
<p><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cinayet_107.jpg" alt="" width="332" height="233" align="left" /></p>
<p>Şiddet olayları ahir zamanın alametlerindendir.                                Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu olaylar,                                ahlaki çöküntü ve din ahlakından uzak yaşamanın                                sonuçlarıdır. Time dergisinin 3 Mayıs 1999 tarihli                                sayısında ABD&#8217;de 2 liseli gencin gerçekleştirdiği                                bir katliam konu edilmiştir. Yarı otomatik silahlar                                ve bombalarla okudukları liseye sebepsiz yere saldıran                                bu 2 genç, 13 kişinin ölümüne yol açmışlardır.<br />
<span style="color: #990000;">Time, 3 Mayıs 1999, &#8220;Time&#8221;<br />
Hürriyet, 28 Mayıs 2003, &#8220;Ölüm makinası&#8221;<br />
Akşam, 18 Şubat 2002, &#8220;5 çocuğunu boğarak katletti&#8221; </span></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>108. İntihar Vakalarının Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü                                belalar kaplar. (Kitabü&#8217;n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="429" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="427">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/intihar_108.jpg" alt="" width="427" height="272" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/intihar_olum_108.jpg" alt="" width="276" height="272" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>Dünya Sağlık Örgütü                              (WHO)&#8217;nun raporuna göre intihar vakaları giderek artmakta,                              dünya genelinde her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir.                              Oysa Allah, &#8220;Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin&#8221; (Nisa                              Suresi, 29) ayetiyle intiharı açıkça haram kılmıştır.                              Bir insanın, her ne sebeple olursa olsun, kendisini                              öldürmesi İslam&#8217;a göre yasaktır.<br />
<span style="color: #990000;">Gündem, 16 Aralık 2002, </span><span style="color: #990000;">&#8220;Çin&#8217;de                              yılda 2 milyon kadın intihar ediyor&#8221;<br />
</span><span style="color: #990000;">Yeni Asya, 12 Eylul 2003,                              &#8220;Her 40 saniyede 1 kişi intihar ediyor&#8221;<br />
Cumhuriyet, 27 Ocak 2002, &#8220;İntiharlar cinayetten fazla&#8221;<br />
Sabah, 14 Mart 2002, </span><span style="color: #990000;">&#8220;İntihar                              köprüsü&#8221; </span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>109. İç Savaşlar-İhtilaflar</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Şu muhakkak ki, yakın gelecekte fitne, tefrika                                ve ihtilaf(lar çıkaran birtakım insan)lar olacaktır.                                (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.                                376, no. 685)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kişi, kardeşini öldürmedikçe kıyamet kopmaz.                      (Kıyamet alametleri, s. 141)</p>
<p>Kalpler birbirinden nefret etmedikçe, fikirler                      ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet                      kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s.142-143)</p>
<p>Zaire&#8217;de Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaş,                      20. yüzyılda yaşanan iç savaşlara çok önemli bir örnektir.                      1964 yılında iktidara gelen Albay Joseph Mobutu ülkesinin                      elindeki tüm maden kaynaklarını batılı ülkelere açtı. Ülkenin                      sosyal düzeni için hiçbir şey yapmayan Mobutu yıllarca kendi                      servetini artırdı. Bunun üzerine başlayan kabile savaşları                      çok büyük bir soykırıma da sahne oldu. Yarım milyona yakın                      insan öldü.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="490" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="488" height="295">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/icsavas_109.jpg" alt="" width="488" height="295" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div><span style="color: #990000;">Akşam,                              23 Ağustos 2001</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Etnik ırklar arasında yaşanan savaşlar, yani &#8220;soy koruyuculuğu&#8221;,                      yalnızca Zaire&#8217;de değil pek çok ülke içinde vahşi sahnelerin                      yaşanmasıyla sonuçlandı. Allah Kuran&#8217;da din ahlakından uzak                      cahiliye insanlarının bu nefret dolu soy koruyuculuklarına                      şöyle dikkat çekmiştir:</p>
<p>Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, &#8216;öfkeli                      soy koruyuculuğu&#8217;nu (hamiyeti), cahiliyenin &#8216;öfkeli soy koruyuculuğunu&#8217;                      kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü&#8217;minlerin                      üzerine &#8216;(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu&#8217; indirdi                      ve onları &#8220;takva sözü&#8221; üzerinde &#8216;kararlılıkla ayakta tuttu.&#8221;                      Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi                      hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)</p>
<p>Allah&#8217;ın yasakladığı bu düşmanlık ve kin ahir zamanın ilk                      döneminde de görülecektir. Hz. İsa&#8217;nın tekrar yeryüzüne dönmesi                      ise, tüm bu düşmanlıkların, savaşların, çatışmaların son bulduğu,                      dünyaya barış ve huzurun yerleştiği kutlu bir dönem olacaktır.</p>
<p>110. Okur-Yazarların Artması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_01.jpg" alt="" width="300" height="26" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="31" height="100" background="res/cerceve_02.jpg"></td>
<td width="239" height="100" background="res/cerceve_03.jpg">
<div>
<p>Kıyametin yaklaşmasına doğru…                                okur-yazar çoğalır. (Müslim, Ahmed bin Hanbel; Son                                Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 98; Ramuz-El Ehadis,                                1/121)</p>
</div>
</td>
<td width="30" height="100" background="res/cerceve_04.jpg"></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_05.jpg" alt="" width="31" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_06.jpg" alt="" width="239" height="24" /></td>
<td><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/cerceve_07.jpg" alt="" width="30" height="24" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a id="56." name="56."></a>20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan                      ayıran önemli bir özellik de okur-yazarlık oranlarında kaydedilen                      ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okur-yazarlık toplumun belirli                      bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz statüsünde kalmıştır.                      20. yüzyılın sonlarına doğru ise başta UNESCO olmak üzere,                      hükümetler ve sivil toplum örgütleri dünya genelinde kampanyalar                      düzenlemişlerdir. Bu eğitim seferberliği, teknolojik yeniliklerin                      de insanlığın hizmetinde kullanılmasıyla birlikte günümüzde                      meyvelerini vermektedir. UNESCO&#8217;nun 2003 yılında yayınlanan                      raporuna göre, dünya nüfusunun %84&#8242;ü okur-yazar konumundadır.<a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#dipnot">56</a></p>
<p>Bu rakam kuşkusuz, geçen ondört yüzyıl içindeki en yüksek                      orandır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="410" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="408" height="246">
<div><img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/okuryazar_110.jpg" alt="" width="359" height="246" /><br />
<img src="http://www.ahirzaman.net/alametler/res/okuryazar_ogrenci.110.jpg" alt="" width="181" height="246" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="50%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="53%">
<div><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_13.html">&lt;&lt;&lt;<strong> geri</strong></a></div>
</td>
<td width="47%"><strong><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_15.html">ileri </a></strong><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_06.html">&gt;&gt;&gt;</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a id="dipnot" name="dipnot"></a>53. WHO, &#8220;Young                      People and Sexually Transmitted Diseases&#8221;, Fact sheet no:                      186, Aralık 1997; http://www.who.int/inf-fs/en/fact186.html<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#53."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
54. WHO, &#8220;Report on the Global HIV/AIDS Epidemic&#8221;, Haziran                      2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#54."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
55. WHO, &#8220;Report on the Global HIV/AIDS Epidemic&#8221;, Haziran                      2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aids<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#55."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span><br />
56. UNESCO Statistical Yearbook, 1997-http://www.education.nic.in/htmlweb/arhrne.htm<span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; color: #000000; font-size: xx-small;"><a href="http://www.ahirzaman.net/alametler/alametler_14.html#56."><img src="http://www.ahirzaman.net/images/uparrow.gif" border="0" alt="" width="10" height="10" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-isaasin-yeryuzune-gelis-alametleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 13:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dawkins]]></category>
		<category><![CDATA[Dna]]></category>
		<category><![CDATA[Dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Hep]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Protein]]></category>
		<category><![CDATA[Rna]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte]]></category>
		<category><![CDATA[Suda]]></category>
		<category><![CDATA[Tamami]]></category>
		<category><![CDATA[Tim White]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz
Darwinistler istedikleri  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/21.jpg" border="1" alt="" hspace="5" vspace="5" width="200" height="291" align="left" />Darwinistler istedikleri  kadar içi formüllerle dolu aldatıcı kitaplar yazsınlar, istedikleri  kadar sahte fosil getirsinler, Yaratılışa dair bilimsel delillere  istedikleri kadar demagojik saldırılarda bulunsunlar, istedikleri kadar  her tarafa hayali çizimlerle doldurdukları kartondan afişler yapıştırıp  bunu evrim sergisi diye tanıtıp dursunlar, daha temelden yenilmiş  oldukları gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Çünkü Darwinistlerin en  büyük kabusu henüz daha canlılığın başlangıcıdır. Darwinistler henüz bir  tane proteinin nasıl oluştuğuna dair TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ  YAPAMAMIŞLARDIR. Bu durum, Dawkins’in, Futuyma’nın, Tim White’ın ve  diğer bütün Darwinistlerin içine düştüğü içler acısı durumu ifade eder.  Yaptıkları hiçbir demagoji, tek bir protein karşısındaki bu büyük ve  görkemli yenilginin önüne geçememektedir. TEK BİR PROTEİN, DARWİNİZM’İ  TÜMÜYLE ALTÜST ETMİŞTİR.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Darwinist  demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her  şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın  başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğiliminde olmuşlardır.  “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya  başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler  bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat  kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını  çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi  kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu  bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya  RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının  HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu gerçek,  Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Tek  bir proteinin oluşması için DNA gerekir</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Protein  olmadan DNA oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       DNA  olmadan protein oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Protein  olmadan protein oluşamaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Tek  bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Bu  proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Ribozom  olmadan protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       RNA  olmadan da protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       ATP  olmadan protein oluşmaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       ATP’yi  üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücre  çekirdeği olmadan protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Sitoplazma  olmadan da protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücredeki  organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücredeki  bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler  gereklidir</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Bu  organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.<br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/DNA1.jpg" border="1" alt="" hspace="5" vspace="5" width="256" height="256" align="right" />Bu sistem,  bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan  diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları  olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kısacası, </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">BİR PROTEİNİN VAR  OLMASI İÇİN <span style="text-decoration: underline;">HÜCRENİN TAMAMI</span> GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz  ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var  olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ. </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu protein kendi  kendine oluşsa bile (ki, bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına  etrafta dolanır ve ölür.</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Dolayısıyla,  Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü  derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN  HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN,  KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR. </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cambridge  Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, <em>Signature  in the Cell</em> (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır:<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">DNA’nın yapısının  ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların  başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye  başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi  taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında,  canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip  olması gerektiğinden şüphelendiler. <strong>Bir diskin içine saklanmış  olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz  olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan  işe yaramazdır.</strong> (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği  gibi “<strong>Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine  çoğalamaz&#8230; Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için  gerekli makinelere sahip olabilirler&#8230;</strong> DNA, yardım alarak  veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla  kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’&#8230; <strong>Hücrenin  içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein  oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz</strong>.” <sup><span style="font-size: x-small;">1</span></sup></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu açıklamalardan,  son dönemlerde uzay dinine giren Dawkins’in açıklamalarının tutarsızlığı  da bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dünya, bir canlı hücrenin yaşaması  için uzaydaki en uygun ortamdır. Ancak bu uygun şartlar bile, canlı  hücrenin kendi kendine oluşabilmesine imkan vermemektedir. Dawkins, bu  gerçek karşısında yeni bir çözüm arayışına girmiş ve kendi kendine  çoğalabilen bir molekülün uzayda oluştuğunu ve daha sonra dünyaya  geldiğini iddia etmiştir. Buradaki birinci açmaz, böyle bir canlı  molekülün kendi kendine oluşamayacağıdır. İkincisi ise yukarıda  belirtmiş olduğumuz gibi, canlı bir molekülün dünyada dahi kendi kendine  çoğalabilme yeteneğine sahip olmadığıdır. Nitekim bütün bu açmazların  farkında olan Dawkins de en sonunda böyle bir molekülün üstün bir akıl  tarafından yaratılmış olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır.</span><sup><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;">2</span><span style="font-family: Verdana;"> </span></span></sup></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><br />
</span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></p>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Verdana;"><sup>1 </sup>Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell,  Harper One, 2009, s. 132-133</span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Verdana;"><sup>2</sup> Ben Stein, Expelled “No Intelligent  Allowed”, 2008, movie</span></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 20:41:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Güzel Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bam]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Teli]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…
Bazen insanlar eksik bir yönlerini düzeltmek için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…</p>
<p>Bazen insanlar eksik bir yönlerini düzeltmek için çaba harcarlar. Bunun socunda da gerçekten düzelttiklerini zannederler. 1 şiddetinde bir baskıyla karşılaştıklarında buna dayanırlar. 2 şiddetinde bir baskı olduğunda buna da dayanırlar. Ama biraz daha fazlası geldiğinde buna karşı direnç gösteremezler. Nefislerindeki bu eksikliği tetikleyecek herhangi bir kışkırtmada hemen eski tavırlarına geri dönerler. O ana kadar kökten hallettiklerini, tamamen düzelttiklerini sandıkları o eksikliklerini aslında hiç düzeltmemiş olduklarında da ancak böyle bir durum oluşunca anlarlar.</p>
<p>Bazen de insanların, -toplumda kullanılan ifadeyle- bir ‘bam telleri’ vardır. Herşeye karşı tahammülleri vardır ama o ‘bam teli’ olan noktada tüm kontrollerini yitirirler. Kimi zaman bu ‘bam teli’ tek bir sözdür. Kimi zaman bir tavır, kimi zaman belirli şartlar, kimi zaman da belirli bir insandan gelen tepkiler. Böyle bir kişi en ağır sözlere karşı bile, güzel bir sabır gösterip, güzel ahlakla karşılık verebilirken, o söz söylendiğinde, nefsindeki ani bir tırmanışla sabrını kaybeder. Ya da herkesin yaptığı hatalar veya verdiği tepkiler onu rahatsız etmezken, belirli bir kişinin tavırları onda müthiş bir rahatsızlık oluşturur. İşte bu ‘bam tellerini’ iyi tespit edemeyen ya da tespit ettiklerinde de, özellikle bu konu üzerinde nefislerini iyi eğitmemiş olan kişiler de, hatalarına kolaylıkla geri dönebilirler.</p>
<p>Ama önemli olan insanın böyle durumlarla karşılaşmadan önce o kusurundan gerçekten kurtulup kurtulamadığını iyi analiz edebilmesidir. Buna göre de öyle bir hatayı hiç yapmayacak şekilde kendini eğitebilmesidir. Çünkü istediği takdirde, insanın buna da güç yetirebilecek kapasitesi vardır. Ama bunun için gereken şart, ‘kişinin kendisine karşı çok dürüst olması’dır. Kendisine, sanki yabancı biriymiş gibi ‘dışarıdan bakabilmesi’dir. Nefsine acımamasıdır. Kendini haklı görmemesidir. Kusurunu mazur görmemesidir. Kendini ‘müstağni görmemesi’dir. Eksikleri olabileceğini hiç ihtimal vermeden, ‘Ben zaten iyiyim’, ‘ben zaten değiştim’, ‘ben zaten elimden gelen çabayı gösteriyorum’, ‘ben zaten samimiyim’ dememesidir. Bu tarz mantık örgülerinin, kişiliğini değiştirmesine olumsuz etki edebileceğini bilmesidir.</p>
<p>Böyle bir kişi nefsine karşı daha sert önlemler almalıdır. İradesini daha fazla güçlendirmelidir. Hatalı yönlerine karşı daha köklü tedbirler almalıdır. Nefsindeki eksik noktaları iyi tespit edip bu konuda çok sayıda aksi eylem yapmalıdır. Örneğin nefsinde tembellik varsa, ısrarla sürekli daha da çalışkan olmak, her gördüğü işe atılmak, her ihtiyacı olana en önde yardıma koşmak için dikkat vermelidir. Gururlu ve enaniyetli bir yapısı varsa, gün içinde her fırsatta kardeşlerine karşı gururunu kıracak, tevazusunu gösterecek sözler söylemeli ve bu tür davranışlarda bulunmalıdır. Rahatsızlık duyduğu, öfkelendiği, kıskandığı, tahammül edemediği belirli bir kişi varsa, özellikle o kişiye karşı özel bir saygı, sevgi, ilgi, şefkat ve ihtimam göstermeyi ihtisas konusu haline getirmelidir. Bu kişiye hürmetle ikramlarda bulunmalı, yardıma ihtiyacı olduğuna ilk öne atılan o olmalı, konuşmalarında o kişiyi onore eden, ön plana çıkaran ve yücelten sevgi dolu bir üslup kullanmalıdır.</p>
<p>Eğer nefsinin, eğitmeye çalıştığı kötü bir yönü varsa, bu kötü huyunun kendisine ‘Allah’ın sevgisini kaybettirebileceğini’ iyi düşünmelidir. ‘Allah’ın sevgisi, dostluğu, rahmeti’ bir insanın dünyada karşılaşabileceği tüm nimetlerden çok daha ve hiçbiriyle kıyaslanmayacak büyük bir nimettir. İnsana ‘Al, dünyanın tamamı senin olsun; tüm zenginlikler, tüm evler, arabalar, tüm yiyecekler, tüm güzel mekanlar; kısacası aklına gelen herşey ve tamamı senin olsun’ dense ama bu insan Allah’ın sevgisini kaybetmiş olsa, bunların hiçbiri onu mutlu edemez ve hiçbirinin değeri olmaz. Allah’ın sevgisinden mahrum olmak, hiçbir nimetle kıyaslanamayacak bir kayıptır. İnsanın elinde sahip olduğu tek bir dünya malı dahi olmasa, ama Allah’ın sevgisi, dostluğu, yakınlığı olsa; insanın bundan duyacağı mutluluk da hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük olur. Bu yüzden eğer bir insan, bir eksiğini düzeltmede ‘iradesinin yetmediğini’, ‘elinden geleni yaptığını ama halledemediğini’ düşünüyorsa, önce bu büyük tehlikeyi iyice tefekkür etmeli, sonra aynı sözü o kadar rahat söyleyip söyleyemeyeceğini bir daha düşünmelidir. ‘İradem yetmiyor’ sözü, müminin söyleyeceği bir söz değildir. Mümin kendisine güçsüzlüğü, iradesizliği yakıştırmaz ve böyle bir şeyi asla kabul etmez. Ne kadar zorlanırsa zorlansın yine de söyleceği söz, ‘Ben Allah’ın izniyle bunu hallederim, Allah bana yardım eder’ olur. Bu sözü söyleyen bir insana, Allah o yolda bütün kapıları açar; güç kuvvet verir. O hatasını yenecek aklı, Allah o insanın ruhunda oluşturur.</p>
<p>Bu nedenle hatasını düzültmek isteyen insanın ilk yapacağı ‘Allah’a güvenip dayanmak’ olmalıdır. Nefsine karşı dürüst ve samimi yaklaşmak, bu konuda elinden gelen tüm çabayı göstermek ve Allah’ın kendisine yardım edeceğinden kesin emin olmak…</p>
<p>Sonrasında, Allah’ın insanlardan, ‘güçlerinin yetmeyeceği bir şeyi istemeyeceğini’ asla unutmamalıdır. Eğer Allah insanın karşısına çözmesi gereken bir konu, düzeltmesi gereken bir hata, yenmesi gereken bir özellik çıkartıyorsa, o kişiye mutlaka bunu yapabilecek gücü de vermiştir. Kuran ayetlerinde bu önemli sır insanlara şöyle bildirilmiştir:</p>
<p>Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez…(Bakara Suresi, 286)</p>
<p>… Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz… (Enam Suresi, 152)</p>
<p>Diğer yandan da Allah, Kendi rızası için böyle bir işte sebat gösteren kullarına ‘Kendi Katından mutlak bir yardım’ da vadetmiştir:</p>
<p>… Kim Allah’tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.(Talak Suresi, 4)</p>
<p>Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.</p>
<p>Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.</p>
<p>Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.</p>
<p>Ve yalnızca Rabbine rağbet et.(İnşirah Suresi, 5-8)</p>
<p>Allah böyle bir konuda samimi çaba harcayan kullarına, ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, bunun beraberinde mutlaka bir ‘kolaylık’ yaratacağını vadetmiştir. Ve Allah kullarına, her ne olursa olsun ‘yalnızca Allah’a yönelip dönmelerini’; gerçek çözümü ancak burada bulabileceklerini hatırlatmıştır.</p>
<p>20 Haziran 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuyruklu Yıldızın Doğması &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Kuyruklu Yıldızın Doğması














O        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuyruklu Yıldızın Doğması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>O                                              gelmeden önce, doğudan ışık  veren                                              bir kuyruklu yıldız  görünecektir.                                              (El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil Mehdiyy-il                                              Muntazar, s. 53)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>O                                              yıldızın doğması, Güneş ve  Ay tutulmasından                                              sonra olacaktır. (Kitab-ül  Burhan                                              Fi Alameti-il Mehdiyy-il  Ahir Zaman,                                              s. 32)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>&#8230;                                              Ne zaman ki Melikler  seyahat, zenginler                                              ticaret, fakirler dinlenmek,  hafızlar                                              gösteriş yapmak için hacca  giderler;                                              işte o zaman, kuyruğu  bulunan bir                                              yıldız zuhur edecektir.  (Kıyamet Alametleri,                                              s.123)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadislerde belirtildiği  gibi:</p>
<p>- 1986 yılında (Hicri 1406&#8242;da)  yani 14.                                        yüzyıl başlarında &#8220;Halley&#8221;  kuyruklu yıldızı                                        Dünyamız&#8217;ın yakınından geçmiştir.  Bu kuyruklu                                        yıldız parlak ışıklı bir  yıldızdır.</p>
<p>- Hareket yönü doğudan batıya  doğrudur.</p>
<p>- 1981 ve 1982 (Hicri 1401-1402)  yıllarında                                        meydana gelen Ay ve Güneş  tutulmaları olayından                                        sonra ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu yıldızın doğuşunun da diğer  çıkış alametleri                                        ile aynı zamanda meydana gelmesi,  Halley                                        kuyruklu yıldızının hadiste işaret  edilen                                        yıldız olduğunu doğrular  niteliktedir.</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/a7.jpg" alt="" width="660" height="120" /></p>
<p>Bu yıldız geçtiğinde meydana  geldiği rivayet edilen bazı önemli olaylar da şunlardır:</p>
<ul>
<li>Hz. İsa doğmuştur.</li>
<li>Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;e  ilk vahiy                                          gelmeye başlamıştır.</li>
<li>Osmanlı Devleti tarih  sahnesinde yer                                          almaya başlamıştır.</li>
<li>İstanbul Fatih Sultan Mehmet  tarafından                                          fethedildiğinde de bu yıldız  görülmüştür.</li>
</ul>
<p>Halley Kuyruklu  Yıldızı                                        Hakkında Bazı İlginç Rakamlar</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="269" align="right">
<tbody>
<tr>
<td width="267" height="325"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/kuyrukluyildiz_7.jpg" alt="" width="260" height="323" align="right" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>Cronicle                                              20th, Mart 1986, s.1278</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Halley kuyruklu  yıldızı ile ilgili bazı                                        sayıların &#8220;19&#8243; sayısının tam  katları olması                                        da oldukça dikkat çekicidir:</p>
<p>Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda  bir geçiyor                                        76 = 19 x 4</p>
<p>Bu yıldız en son Hicri 1406&#8242;da  görüldü                                        1406 = 19 x 74</p>
<p>Bu konuyla ilgili bir diğer  ilginç durum                                        da şudur: Yukarıda da  hesapladığımız gibi                                        Halley yıldızının geçmiş olduğu  Hicri 1406                                        yılı 19&#8242;un tam 74 katıdır. &#8220;74&#8243;  sayısı ise                                        aynı zamanda Kuran-ı Kerim&#8217;de 19  mucizesine                                        işaret edilen MÜDDESSİR Suresi&#8217;nin  sıra                                        numarasıdır.</p>
<p>Kuran&#8217;ın Müddessir Suresi&#8217;nin  (74. sure)                                        30. ayetinde &#8220;19&#8243; sayısının  müminler için                                        bir rahmet, inkar edenler için ise  bir fitne                                        vesilesi olduğu bildirilmektedir.</p>
<p>Halley kuyruklu yıldızının 19 ile  olan                                        bu dikkat çekici bağlantısı da,  inkar edenler                                        üzerine bir fitne, müminlere ise  bir rahmet                                        müjdelediğine işaret ediyor  olabilir.</p>
<p>Müddessir Suresi&#8217;nin 1. ve 2.  ayetlerinde                                        Hz. Muhammed (sav)&#8217;e                                        &#8220;EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT&#8221; şeklinde                                         buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin  açık anlamıdır.                                        Fakat bu ayetlerin ahir zamana  yönelik ikinci                                        bir örtülü, gizli işaretleri de  bulunabilir.                                        Belki de  &#8220;EY  GİZLENEN&#8221;                                        denilerek Resulullah Efendimiz&#8217;in  soyundan                                        gelecek olan ve Hicri 1406&#8242;da  çıkış alametlerinden                                        biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu  hadisesi)                                        belirecek olan Mehdi&#8217;ye işaret  ediliyor                                        olabilir.</p>
<p>Müddessir Suresi</p>
<p>1. Ey örtüsüne  bürünen</p>
<p>2. Kalk ve korkut  (uyar)</p>
<p>Müddessir:  örtünen-bürünen-gizlenen demektir.</p>
<p>Bir başka mucizevi işaret ise  Halley yıldızının,                                        1986 (Hicri 1406)&#8217;daki geçişinin,  Hz. Muhammed                                        (sav)&#8217;in peygamberlikle  vazifelendirildiği                                        MS. 607&#8242;den bu yana 19. geçişi  olmasıdır.</p>
<h3>Kuyruklu Yıldızın Doğması</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet  Gazetesi, 15 Mart 1986</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/halley_cmh15386.jpg" alt="" width="500" height="652" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet Gazetesi,  18 Mart 1986</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/halley2_cmh18386.jpg" alt="" width="300" height="568" /></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 18:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alimi]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Gaybi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Oranda]]></category>
		<category><![CDATA[Yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ
On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz.  Muhammed, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ</strong></p>
<p><strong>On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz.  Muhammed,                      kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara  dayalı                      düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara  aktarmıştır.                      Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis  kitapları                      ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze  ulaşmıştır. Elinizdeki                      kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler  de Peygamberimiz                      (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri  içermektedir.</strong></p>
<p><strong>Bu aşamada, kıyamet alametleri  hakkındaki hadislerin                      doğruluğu ve güvenilirliğine ilişkin bazı şüpheler  akla gelebilir.                      Tarihte Peygamberimiz (sav)&#8217;e atfen bazı sahte  hadisler uydurulduğu                      bilinen bir gerçektir. Fakat araştırmamıza konu olan  hadislerin                      Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmiş sözler  olduğu kolaylıkla                      anlaşılabilir. Elimizde doğruyu yanlıştan ayırmaya  yarayan                      bir yöntem bilgisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi,  kıyamet                      ile ilgili hadisler geleceğe yönelik olayları ihtiva  etmektedir.                      Bu nedenle zaman içerisinde, hadisin birebir  gerçekleşmesi                      sözlerin kaynağı konusundaki tüm kuşkuları ortadan  kaldırmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Söz konusu kıstas ahir zaman ve kıyamet  alametleri                      üzerine araştırma yapan birçok İslam alimi  tarafından da kullanılmıştır.                      Konunun uzmanlarından Bediüzzaman Said Nursi de ahir  zaman                      hakkındaki hadislerin günümüzde meydana gelen ve  gözle görülen                      olaylara tam mutabık çıkmasının hadislerin hakikat  olduğunu                      gösterdiğini ifade etmiştir.</strong></p>
<p><strong>Hadislerde bildirilen işaretlerin bir  kısmı 1400                      yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde,  dünyanın belirli                      bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş  olabilir. Böyle                      bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez.  Zira bir                      devrin ahir zaman olarak nitelendirilmesi için  kıyamet alametlerinin                      tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek  gerçekleşmesi gerekmektedir.</strong></p>
<p><strong>Nitekim ahir zaman hadisleri  incelendiğinde hayret                      verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz  (sav)&#8217;in                      yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler  yeryüzünün                      hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam  anlamıyla                      belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda  yaşanmaktadır.                      Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini  çizmektedir.                      Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece  mucizevi                      bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara,  Allah&#8217;ın huzurunda                      hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış  olduğunu ve                      bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin  önemini bir                      kez daha hatırlatmaktadır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

