<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Ebu</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/ebu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın Mutlaka Zuhur Edeceği İle İlgili Açıklamalarını Sahih Hadislere Dayandırmıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Oct 2010 11:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Davud]]></category>
		<category><![CDATA[Dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[Icad]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Risale]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=418</guid>
		<description><![CDATA[




Cenab-ı Hak bir dakika zarfında yer ile gök arasındaki alemi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 1136px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="636">
<tbody>
<tr>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://www.harunyahya.net/images/NewData/bediuzzaman_said_nursi_hz._mehdi_a.s.in_mutlaka_zuhur_edecegi_ile_ilgili_aciklamalarini_sahih_hadislere_dayandirmistir_tr.jpg" border="0" alt="Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi (a.s.)'ın Mutlaka Zuhur Edeceği İle İlgili Açıklamalarını Sahih Hadislere Dayandırmıştır" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://www.harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">Cenab-ı Hak bir dakika zarfında yer ile gök arasındaki alemi bulutlarla  doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını dindirir ve  bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin örneğini ve yazında bir saatte  kış fırtınasını icad eden  <strong>KADİR-İ ZÜLCELAL, HZ. MEHDİ (a.s.) İLE DE,  İSLAM ALEMİ ÜZERİNDEKİ ZULÜM VE KARANLIĞI DAĞITABİLİR VE VA’DETMİŞTİR  VAADİNİ ELBETTE YAPACAKTIR.</strong> (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Kısım, s. 411-412)</p>
<p><strong>(1)<br />
KADİR-İ ZÜLCELAL HZ. MEHDİ (a.s.) İLE DE, İSLAM ALEMİ ÜZERİNDEKİ ZULÜM  VE KARANLIĞI DAĞITABİLİR VE VA’DETMİŞTİR VAADİNİ ELBETTE YAPACAKTIR. </strong> (Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Risale Olan Yedinci Kısım, s. 411-412)</p>
<p><strong>DÜNYADA TEK BİR GÜN KALSA BİLE (KIYAMET KOPMADAN) ALLAH O GÜNÜ UZATACAK,</strong> adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun <strong>EHL-İ BEYT’İMDEN MUTLAKA BİR KİMSE (Hz. Mehdi (a.s.)) GELECEK,</strong> daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve insafla (merhametle) dolduracak. (<strong>Ebu Davud ve Tırmizi</strong> / Büyük Hadis Külliyatı, <strong>Rudani</strong> 5. cilt, s. 365)</p>
<p><strong>KIYAMETİN KOPMASI İÇİN ZAMANDA SADECE BİR GÜNDEN BAŞKA VAKİT KALMAMIŞ DA OLSA ALLAH BENİM EHL-İ BEYT&#8217;İMDEN BİR ZATI GÖNDERECEK</strong> yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o (Hz. Mehdi (a.s.)) yeryüzünü adaletle dolduracak. <strong>(Sünen-i Ebu Davud, 5/92)</strong></p>
<p><strong>DÜNYADAN SADECE BİR GÜN KALSAYDI BİLE, CENAB-I ALLAH MUTLAKA,</strong> zulüm ve cevir ile (haksızlıkla, üzüntüyle) doldurduğu yeryüzünü  doğruluk ve adaletle doldurmak üzere, ismi babamın ismine uyan benden  (Ehli Beyt’imden) bir kimseyi (Ebu Davud ve Tirmiz(HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;I)  GÖNDERMEK İÇİN O GÜNÜ UZATIRDI.”</p>
<p>Ali Bin Ebi Talib’den (ra) rivayet edilmiştir. Resullullah (sav) şöyle buyurmuştur: <strong>“DEHR’DEN BİR GÜNDEN BAŞKA KALMAMIŞ OLSAYDI BİLE, ALLAH</strong> önceden zulümle doldurduğu gibi, onu adaletle dolduracak EHL-İ BEYT’İMDEN BİR KİMSEYİ <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;I) MUTLAKA GÖNDERİRDİ.”</strong> (Ebu Davud tahric etmiştir.) (Fi Zilali’l- Kuran’da Kıyamet ve Alametleri, Ahmed Faiz, 1993, s. 113)</p>
<p>… Ebu Hamzâ-i Somâli’den: Bir gün İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın  yanında oturmuştum. Yanındakiler dağılıp gittikten sonra bana şöyle  buyurdu: <strong>“EY EBU HAMZA! ALLAH’IN YANINDA DEĞİŞMEYECEK OLAN KESİN HÜKÜMLERDEN BİRİ HZ. MEHDİMİZİN KIYAMIDIR&#8230;</strong> Yeryüzü zulüm ve cefa ile dolduktan sonra, adalet ve eşitlikle  dolduracak olan Hz. Mehdi (a.s.)&#8230; (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani,  Gaybet-i Numani s. 90-91)</p>
<p>Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, <strong>MUTLAKA BENİM EHLİ BEYT’İMDEN BİRİSİ (HZ. MEHDİ (A.S.)) ÇIKAR.</strong> Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, o (Hz. Mehdi (a.s.))  dünyayı adaletle doldurur. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir  Zaman, s. 11)</p>
<p>İmam Ahme Ebu Ya’la, Semuyeh, Ziyaü’l-Makdisi el-Muhtare’de Ebu Said  (ra)’den rivayet ettiklerine göre Hazreti Peygamber (saas) şöyle  buyurmuştur: <strong>EHLİ BEYT’İMDEN saçı düzgün, alnı açık, burnu muntazam  BİR KİMSE (HZ. MEHDİ (A.S.)), YERYÜZÜNÜ KENDİSİNDEN ÖNCE ZULÜMLE  DOLDURULMASI GİBİ ADALETLE DOLDURMADAN KIYAMET KOPMAYACAKTIR.</strong> (Muhammed bin Salih ed-Dimaşki, Peygamber (saas) Külliyatı, s. 202)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-said-nursi-hz-mehdi-a-s-in-mutlaka-zuhur-edecegi-ile-ilgili-aciklamalarini-sahih-hadislere-dayandirmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz (s.a.v.), münafikları Müslümanlara tüm detaylarıyla haber vermiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/09/peygamberimiz-s-a-v-munafiklari-muslumanlara-tum-detaylariyla-haber-vermistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/09/peygamberimiz-s-a-v-munafiklari-muslumanlara-tum-detaylariyla-haber-vermistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Sep 2010 12:48:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Adamin]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Asil]]></category>
		<category><![CDATA[Asla]]></category>
		<category><![CDATA[Basir]]></category>
		<category><![CDATA[Caferi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebi]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Evin]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Imani]]></category>
		<category><![CDATA[Mev]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tuz]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=392</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.), münafikları Müslümanlara tüm detaylarıyla haber vermiştir



MEHDİ  (A.S.)’IN ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamberimiz (s.a.v.), münafikları Müslümanlara tüm detaylarıyla haber vermiştir</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>MEHDİ  (A.S.)’IN HÜKÜMRANLIĞI ZAMANINDA ZALİMLERİN VE MÜSTEKBİRLERİN  HÜKÜMRANLIĞI, MÜNAFIKLARIN VE HAİNLERİN … NÜFUZU NABUD OLACAKTIR (SON  BULACAKTIR)</strong>. (El-Mehdiyy-il Mev&#8217;ud, c. 1, s. 252)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ali b. Ebi Talib’in (kerramallahu vecheh) bildirdiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>“Ben ümmetim hakkında  bir mümin ya da müşrikten korkmuyorum. ÇÜNKÜ MÜMİNİ (KÖTÜLÜKTEN) İMANI  ENGELLER. MÜŞRİKİ DE KÜFRÜ DEFEDER. FAKAT ASIL DİLBAZ MÜNAFIKTAN ENDİŞE  ETMEKTEYİM. ÇÜNKÜ O, SİZİN HOŞUNUZA GİDECEK ŞEYLERİ SÖYLER, AMA HOŞUNUZA  GİTMEYECEK İŞLERİ YAPAR.”</strong><br />
Hadisi Taberani, el-Mu’cemu’l-evsat ve el-Mu’cemu’s-sağir, İlim Kitabı, Münafığın polemiği, sf. 512)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Esbağ bin Nebate der ki: Emirülmüminin Ali aleyhisselam şöyle buyurdu: <strong>“&#8230;ÖYLE  Kİ SIZDEN SADECE GÖZDEKI SÜRME KADAR VEYA YEMEKTEKİ TUZ KADAR  KALACAKTIR. VE BEN SİZE BİR ÖRNEK VERECEĞİM: ADAMIN BİRİNIN BİR MİKTAR  BUĞDAYI VARDIR. ONU TEMİZLER VE BİR EVE KOYAR, UZUN BİR SÜRE SONRA GERİ  DÖNDÜĞÜNDE ONUN KURTLANDIĞINI GÖRÜR, ONU TEKRAR AYIKLAR VE TEMİZLER  SONRA TEKRAR EVİN İÇİNE KOYAR. UZUN BİR SÜRE SONRA DÖNDÜĞÜNDE ONUN  TEKRAR KURTLANDIĞINI GÖRÜR. TEKRAR ONU AYIKLAR VE TEMIİZLER VE HEP AYNI  İŞİ TEKRARLAR. SONUNDA KURTLARIN HİÇ ZARAR VEREMEDİĞİ ÇOK AZ SAĞLAM  BUĞDAY KALIR. İŞTE SIZ DE BÖYLESİNİZ. SONUNDA İÇİNİZDE FİTNELERİN ASLA  ZARAR VEREMEDİĞİ ÇOK AZ BİR GRUP KALACAKTIR.” </strong>(Aynı hadisi Ahmet bin Muhammed bin Said de nakleder.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu  Basir’den:  İmam Caferi Sadık aleyhisselam “’Suçlular çehrelerinden  tanınacak’ (Muhammed Suresi, 30), ayeti hakkında şöyle buyurdu: <strong>ALLAH  ONLARI TANIR, LAKİN BU AYET KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) HAKKINDA NAZİL  OLMUŞTUR. HZ. MEHDİ (A.S.) ONLARI (MÜNAFIKLARI) ÇEHRELERİNDEN TANIYACAK  VE ASHABI İLE BİRLİKTE ONLARI (MANEN) DARMADAĞIN EDECEK.”</strong> (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 283</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>MÜNAFIKLARIN FİTNECİ VE KATI KALPLİ OLMASI</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>HİÇBİR  ŞEY SENİ ONA BİAT ETMEKTEN (ONUN TALEBESİ OLMAKTAN, ONA TABİ OLMAKTAN)  ALIKOYMASIN, SENİ ENGELLEYENLER HER ZAMAN FİTNEYE SIĞINANLARDIR. EĞER  KONUŞURLARSA ŞERR KONUŞURLAR,</strong> eğer susarlarsa fasit ve fasıktırlar.  (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 252)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>HZ. MEHDİ (A.S.) HZ. HZ. MEHDİ (A.S.)<br />
CEMAATİNDEKİ MÜNAFIKLARIN DECCALİN PEŞİNDEN GİDİŞİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…  MEDİNE ŞEHRİ SAKİNLERİYLE BERABER ÜÇ DEFA SALLANACAK, BUNUN ÜZERİNE  (MEDİNE&#8217;DE BULUNAN) MÜNAFIK ERKEKLER VE KADINLARDAN HİÇ KİMSE KALMAYIP  HEPSİ ONUN YANINA GİDECEKLER ve BÖYLECE DEMİRCİ KÖRÜĞÜNÜN DEMİRİN KİRİNİ, PASINI GİDERİP ATTIĞI GİBİ MEDİNE&#8217;DE PİSLİĞİ (YANİ HABİS İNSANLARI) DIŞINA ATACAK VE O GÜNE KURTULUŞ GÜNÜ DENECEKTİR. (İbn-i Mace Cilt 10, s. 331-335)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>MÜNAFIKLARIN GİTMESİNDEN SONRA HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZUHURU</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Süleyman  bin Bilâl der ki: İmam Cafer-i Sadık aleyhisselam babasından o da  dedesinden nakleder ki Hz. Hüseyn aleyhisselam şöyle buyurdu: Birgün  adamın biri Emirülmüminin Ali aleyhisselam&#8217;ın yanına gelerek: &#8220;Ey  Emirülmüminin! Bize şu Mehdi&#8217;nizden bahseder misin? Diye arzedince şöyle  buyurdu:<strong> &#8220;GİTMESİ GEREKENLER GİDİP DE MÜMİNLER AZALDIĞINDA VE FİTNECİLER GİTTİĞİNDE İŞTE ORADA (YANİ UZAK BİR YERDE ZUHUR EDECEKTİR.)</strong>&#8220; (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani Sf 250)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>HZ. MEHDİ (A.S.) VE CEMAATİ AYRILANLARDAN ETKİLENMEYECEKTİR</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Hz. Muaviye (r.a)den rivayet edilmiştir: <strong>“ÜMMETİMDEN  BİR TAİFE HERKES ÜZERİNE HAKİM OLMADIKÇA KIYAMET KOPMAZ. ONLAR  KENDİLERİNİ TERK EDENLERE ALDIRMAZLAR VE KENDİLERİNE YARDIM EDENE DE  ALDIRMAZLAR. (</strong>Ramuz el-hadis, 476 (İbni Mace))</p>
<p>Hz. Cabir (ra)dan rivayet edilmiştir: <strong>BU İŞ ONDAN AYRILANLARA RAĞMEN MUZAFFER OLARAK DEVAM EDECEKTİR. MUHALİFLERİN VE AYRILANLARIN ONA ZARARI OLMAZ.</strong> (Ramuz el-hadis 487)</p>
<p>Sevban (r.a)dan rivayet edilmiştir; Resullullah (sav) buyurdu ki: <strong>ÜMMETİMDEN  BİR CEMAAT, ALLAH’IN EMRİ TAHAKKUK EDİNCEYE KADAR BATILA GALEBE ÇALARAK  HAK ÜZERE DEVAM EDECEK VE ONLARI YARDIMCISIZ BIRAKANLAR ONLARA ZARAR  VEREMEYECEKLERDİR.</strong> Sünen-I Tirmizi, 4/91</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>HZ. MEHDİ (A.S.) CEMAATİNİN MÜNAFIKLARDAN TEMİZLENİP ARINMASI </strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Abdullah bin Ömer-i Yemâni, bir ricalden nakleder ki imam Muhammed Bâkır aleyhisselam şöyle buyurdu:<strong> “GÖZDEKİ SÜRMENİN TEMİZLENDİĞİ GİBİ TEMİZLENECEKSİNİZ &#8230;</strong> Ve gözün sahibi, sürmeyi gözüne ne zaman sürecegini bilir ama ne zaman sürmeyi sileceğini bilmez.<strong> İŞTE AYNI ŞEKİLDE SABAHLEYİN BİZİM ŞERİATIMIZA VE EMRİMİZE UYAN  AKŞAMLEYİN ONDAN ÇIKACAKTIR. AKŞAM BİZİM ŞERİATIMIZA VE EMRİMİZE UYAN  İSE SABAHLEYİN ONDAN ÇIKACAKTIR.</strong> Sf 241 (Gaybeti Numani)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;&#8230; ELENECEKSİNİZ, TIPKI ALTININ ELENDİĞİ GİBİ. VE TIPKI ALTIN GİBİ AYIKLANIP SAF OLACAKSINIZ.&#8221;</strong> (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 236)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/9.gif" alt="" /></p>
<p><em>21 Eylül 2010</em></p>
<p><em><br />
</em><br />
<img src="http://www.resimmax.com/data/media/26/www.resimmax.com_3D_resimler__boyutlu_resimler_11.jpg" alt="" width="600" height="523" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/09/peygamberimiz-s-a-v-munafiklari-muslumanlara-tum-detaylariyla-haber-vermistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin Alnında Bir Ben Vardır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 08:48:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Basir]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Iz]]></category>
		<category><![CDATA[Kaim]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[S 253]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[





Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._mehdi_a.s.nin_alninda_bir_ben_vardir_tr.jpg" border="0" alt="Hz. Mehdi (a.s.)'nin Alnında Bir Ben Vardır" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top"><em>Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam  şöyle buyurdu: &#8220;Ey Ebu Muhammed! Kaim&#8217;in (Hz. Mehdi (as)&#8217;nin iki  alameti (veya alametleri) vardır. <strong>BAŞINDA BİR BEN ve BİR İZ vardır</strong>&#8230;&#8221;</em></p>
<p>(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, <em>Gaybet-i Numani</em> s. 253)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali Kaside-i Ercüze&#8217;de Peygamberimiz (s.a.v.)’in Adının Adnan Olduğunu Belirtmiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 21:04:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abu Turab]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazrat Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Isim]]></category>
		<category><![CDATA[Kaside]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prophet]]></category>
		<category><![CDATA[Saas]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[







Bir olay üzerine Hz. Ali kendisine Ebu Turab künyesini veren ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 144px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="665">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._ali_kaside-i_ercuzede_peygamberimiz_s.a.v._tr.jpg" border="0" alt="Hz. Ali Kaside-i Ercüze'de Peygamberimiz (s.a.v.)’in Adının Adnan  Olduğunu Belirtmiştir" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">Bir olay üzerine Hz. Ali kendisine Ebu Turab künyesini veren  Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;e; &#8220;Hadi olan Mustafa Adnan Peygamber&#8221;  diye  hitap eder.</p>
<p>&#8220;Bundan dolayı iki isim sahibi oldu. Bir de künye ki daha önce hiç  duymamıştım, Ebu Turab ki bu bana künyeyi vermişti, <strong>&#8216;Hadi olan  Mustafa Adnan Peygamber&#8217;</strong>.&#8221;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hazrat Ali Reveals in Al-Qasidat Al-Urjuzah That Our Prophet’s (saas)  Name Is Adnan</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._ali_kaside-i_ercuzede_peygamberimiz_s.a.v._en.jpg" border="0" alt="Hazrat Ali Reveals in Al-Qasidat Al-Urjuzah That Our Prophet’s  (saas) Name Is Adnan" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">It is narrated that following one event Hazrat Ali addressed our Prophet  (saas), who gave him the title of Abu Turab, as “The Prophet Mustafa  Adnan the Hadi.”</p>
<p><strong>&#8220;I therefore came to have two names. And there is the title I had  never heard before. He gave me this title, Abu Turab: The Prophet  Mustafa Adnan the Hadi…&#8221;</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı düşmanca tavırlarının olacağını haber vermiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 20:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ra]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir  zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı düşmanca tavırlarının olacağını haber  vermiştir</h3>
<p>Buhari&#8217;de, Müslim&#8217;de, Ebu Davud&#8217;da yer alan  sahih bir hadiste ahir zamandaki cahil bazı alimlerin durumu şöyle haber  verilmektedir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Süveyd bin Gafele (ra)’dan:<strong> AHİR ZAMANDA TÜREMELER ÇIKACAK:  BEYİNLERİ ÇALIŞMAYACAK. KONUŞURKEN ÇOK GÜZEL KONUŞACAKLAR. KURAN  OKUYACAKLAR, FAKAT İMANLARI GIRTLAKLARINDAN AŞAĞIYA GEÇMEYECEK&#8230;.</strong> (Buhari, Sahih 3611, 5057, 6930, Müslim, 1066, EBU Davud  4767, Ahmed  bin Hanbel, Müsned 1, 81, 113, 131, 289; Tayalisi, el-Müsned, nr. 1984.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamberimiz (sav) bu hadisinde ahir  zamandaki cahil sözde alimlerin özelliklerini şöyle belirtmiştir:</p>
<p>1. Beyinleri çalışmayacak, yani akıl zayıflığı içinde olacaklar,<br />
2. Konuşurken güzel konuşacaklar, yani uzun konuşmalar yapacak,  saatlerce açıklamalarda bulunacaklar ama anlattıkları hayatlarına ve  ahlaklarına yansımayacak. Anlattıklarıyla yaşadıkları arasında uyum  olmayacak. Mesela Kuran ayetleriyle müminlerin fedakarlığını  anlatacaklar, ama kendi rahatlarına çok düşkün olacaklar. Allah yolunda  hizmet etmenin önemini anlatacaklar, ama aileleriyle, işleriyle meşgul  oldukları için ilmen mücadele içine girmeyecekler. Peygamberimiz (sav)  &#8220;İmanları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek&#8221; derken bunu kast etmekte,  bu kimselerin samimi bir tavır içinde olmayacaklarını haber vermektedir.</p>
<p>Peygamberimiz (sav), ahir zamanda Kuran’ı çok iyi bilen, saçları tıraş  edilmiş, başları sarıklı bazı kişilerin ortaya çıkacağını da haber  vermiştir. Ancak bu kişiler yaptıkları izahlar ve açıklamalarıyla dini  savunuyor görünseler de konuşmaları, yaptıkları açıklamalar, dine  kendilerince ekledikleri bidatler ve çarpık din anlayışları ile adeta  yayın oktan çıkması gibi, İslam dininden uzak olacaklardır. Bu  anlayışlarıyla Kuran’a ve samimi Müslümanlara karşı mücadele eden bir  tavır içerisinde olacaklardır.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;DOĞUDAN  BAŞLARI TIRAŞLI KAVİMLER ÇIKACAK; DİLLERİ İLE KUR&#8217;ÂN OKUYACAKLAR  (FAKAT) BOĞAZLARINDAN AŞAĞI GEÇMEYECEK. ONLAR DİNDEN YAYDAN OKUN ÇIKTIĞI  GİBİ ÇIKACAKLAR.&#8221;</strong>&nbsp;</p>
<p>(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu kişiler Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı  deccaliyetin safında yer alacaklar, Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı mücadele  edeceklerdir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Resulullah (sav): <strong>&#8220;ÜMMETİMDEN BAŞLARI SARIKLI 70 BİN KİŞİ  DECCAL&#8217;A TABİİ OLACAKTIR.&#8221;</strong><br />
(Ebu Bekir Abdürrazzak b. Hemmam, Abdürrazzak es San’ani , El  Musannef, XI, sf. 393)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;ÜMMETİMDEN  BAŞI SARIKLI YETMİŞ BİN ALİM KİŞİ, DECCALA TABİ OLACAKLAR.&#8221;</strong> (İmam Ahmed Bin Hanbel, Müsned, sf. 796)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bir diğer hadiste ise, bu cahil alimlerin  kendilerine menfat elde etmek amacında oldukları, samimi olmadıkları  şöyle haber verilmektedir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8220;İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, avam  halk Kuran okuyacak, ibadete kendini verecek (fakat) bidat ehlinin  işleri ile meşgul olacaklar; hissetmedikleri yerden şirke sapacaklar. <strong>SÖZ VE İLİMLERİ VASITASIYLA RIZIK ELDE  EDECEKLER, DİNİ ALET EDEREK DÜNYALIK EDİNECEKLER. İŞTE BİR GÖZÜ KÖR  DECCALİN UYDULARI BUNLARDIR.&#8221;</strong><br />
(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6255)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ahir zamanın bir diğer özelliği de, bu cahil  sözde alimleri insanların kendilerine önder edinmesidir. Bu kişilerin  cahil olduklarını, samimiyetsiz açıklamalarda bulunduklarını bildikleri  halde bunlara uyanlar olacaktır:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8220;İLİM, ALİMLERİN KALDIRILMASI (VEFAT ETMELERİ, ALLAH KATINA ALINMALARI)  İLE ORTADAN KALKAR. ORTALIKTA HİÇBİR ALİM KALMAZ. NİHAYET İNSANLAR  CAHİLLERİ REHBER VE ÖNDER EDİNİRLER; MESELELERİNİ ONLARA SORARLAR. ONLAR  İLME DAYANMADAN HALKA FETVA VERİR; HEM KENDİSİ SAPAR VE HEM DE HALKI  SAPTIRIR.&#8221;Buhari, nr. 100, 7307; Müslim, İlim 13 (nr. 2673); Tırmizi, İlim 5  (nr. 2652); Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, nr. 5907; İbn Mace, Mukaddime 8  (nr. 52); Ahmed, el-Müsned, 2/162, 190; Darimi, es-Sünen, Mukaddime 26;  İbn Hibban, es-Sahih, nr. 4571, 6719, 6723. Hadis-i şerif Abdullah b.  Ömer’den (r.anhüma) rivayet edilmiştir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri ise Müslümanlara  cahil sözde alimlerin peşinden gitmemeleri gerektiğini öğütlemiştir.  Onların sözlerini dinlemek zehir yemek gibi zararlıdır diye Müslümanları  uyarmıştır. Bu kimseler ahir zamanda Hz. Mehdi (as) gelmeyecek diyerek  adeta insanları fikren zehirleyecektir.</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>DÜNYALIK  PEŞİNDE OLAN DİN ADAMLARININ SÖZLERİNİ DİNLEMEK, KİTAPLARINI OKUMAK  ZEHİR YEMEK GİBİ ZARARLIDIR. KÖTÜ DİN ADAMLARININ ZARARLARI BULAŞICIDIR.  CEMİYETLERİ BOZAR, MİLLETLERİ PARÇALAR. </strong><strong>Tarihte  İslam devletlerinin başlarına gelen felaketlere hep kötü din adamları  sebep oldu. Devlet adamlarını doğru yoldan bunlar saptırdı. </strong>Peygamber  efendimiz, (Müslümanlar 73 fırkaya bölünecek. Bunların 72’si Cehenneme  gidecek, yalnız bir fırkası Cehennemden kurtulacak) buyurdu. <strong>Bu  72 sapık fırkanın reisleri, hep kötü din adamları idi. </strong>Cehennemden  kurtulacak olan tek fırka ise, Ehl-i sünnettir. <strong>(47. Mektup)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri bir başka sözünde  ise ahir zamanda, bazı sözde cahil din adamlarının Hz. Mehdi (as)&#8217;a  düşmanca tavır göstereceklerini söylemiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini  (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad  ettiği (istediği) zaman; <strong>bid&#8217;at ehl-i ile ameli adet edinen,  hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan şeyleri,  dinin emri olduğunu zanneden bazı insanlar) hayretle şöyle diyecektir: </strong><strong>BU KİMSE (YANİ MEHDİ) DİNİMİZİ  KALDIRMAK VE ŞERİATIMIZI İZALE (MAHVETMEK) İSTİYOR.</strong> (Mektubat-i Rabbani, 1/535)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri bu bir kısım cahil  sözde din adamlarının özelliklerini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>1.    Bidat ehli ile ameli adet edinen: Yani dinin özünde olmayan, dine  sonradan dahil edilmiş batıl birtakım inanışlara göre davranan.<br />
2.    Hasene zannı ile dini karıştıran: Dinin özünde olmayan şeyleri  dinin emri olduğunu zanneden.<br />
3.    Bu kimselerin en çok gündeme getirdikleri iddia ise, Hz. Mehdi  (as)&#8217;ın dinlerini ortadan kaldırmak istediği olacaktır. Yani Hz. Mehdi  (as) onların batıl dinlerine, bidatlerine göre değil Kuran&#8217;a göre,  Peygamberimiz (sav)&#8217;in sünnetine göre davranacaktır.</p>
<p>Muhyiddin Arabi Hazretleri de Hz. Mehdi (as) döneminde dinin özüne  döneceğini yani Peygamberimiz (sav) dönemindeki gibi saf halinde  yaşanacağını söylemiş, Hz. Mehdi (as)&#8217;a en çok muhalefet eden kimselerin  ise bazı cahil sözde din adamları olacağını şöyle haber vermiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Onun (Hz. Mehdi (as)&#8217;ın) döneminde din  tamamen rey&#8217;den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. <strong>VERECEĞİ BİRÇOK HÜKÜMLERDE  ULEMANIN MEZHEPLERİNE MUHALEFET EDECEKTİR. BUNDAN DOLAYI ONDAN UZAK  DURACAKLARDIR.</strong> Zira zanlarına göre, gerçekten Allah  imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını kabulleneceklerdir&#8230;  (Muhyiddin Arabi, &#8220;Futuhat-El Mekkiye&#8221;, 66. bab, c. 3, s. 327- 328)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Muhyiddin Arabi Hazretlerinin açıklamalarına  göre; Hz. Mehdi (as)&#8217;ın ilmi çok güçlü olacak, onun dönemindeki cahil  alimler onun ilminin gücü ve etkisi karşısında tamamen etkisiz hale  geleceklerdir. Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı çıkmalarının en önemli  sebeplerinden biri ise halk arasında bir imtiyazlarının kalmayacak  olmasıdır. Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı öfkeleri o kadar şiddetli olacak ki  neredeyse onun şehit edilmesine fetva vermeye yeltenecekler ama Hz.  Mehdi (as)&#8217;ın ilmi çok güçlü olduğu için buna cesaret edemeyeceklerdir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8230; Mehdi, dini Peygamberin (sav) zamanında  olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak.  Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak. <strong>ONUN DÜŞMANLARI İÇTİHAD  ALİMLERİNİN TAKLİD EDENLERİ OLACAK.</strong> <strong>Çünkü onlar  Mehdi&#8217;nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan HOŞLANMAYACAKLAR, FAKAT KARŞI DA  GELEMEYECEKLER&#8230; Onun kılıncı (ilmi, manevi gücü) kardaşlarıdır.</strong> Kılıcından (ilminden) korktukları için ister istemez hakimiyetine boyun  eğecekler.&nbsp;</p>
<p><strong>ONUN AÇIK DÜŞMANLARI  FUKAHA (FIKIH ALİMLERİ) OLACAK. ÇÜNKÜ HALK ARASINDA BİR İMTİYAZLARI  KALMAYACAK. HATTA AHKAM HUSUSUNDA İLİMLERİ DE AZALACAK.</strong> Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da  giderilecek.. <strong>ŞAYET ELİNDE  KILINÇ (İLİM) OLMASAYDI FAKİHLER ONUN ÖLÜMÜNE FETVA VERİRLERDİ. </strong>Lâkin  Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek (temizleyecek),  onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları  kalmayacak, hatta ahkam (hükümler) hususunda ilimleri de azalacak.  Mehdi’nin gelişiyle alimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek.  Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. <strong>KALBEN ONDAN NEFRET EDECEKLER. FAKAT BUNA  RAĞMEN İSTER İSTEMEZ HÜKMÜNÜ KABUL EDECEKLER.</strong></p>
<p>(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci,Kıyamet Alametleri,  186-187)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamberimiz (sav) bir hadisinde ise ahir  zamanda bir kısım cahil alimlerin İslam alemine büyük zarar vereceğini  şöyle ifade etmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ÜMMETİM,  KÖTÜ ÂLİMLER,</strong> cahil abidler yüzünden helak olur.  [Darimi]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamber Efendimiz (sav) kıyamet  alametlerinden biri olarak ilmin  ortadan kalkıp cehaletin yerleşeceğini  söylemiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Allah-u Teala ilmi size ihsan buyurduktan  sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lakin alimleri, ilimleri ile  beraber cemiyet içinden alır, ruhlarını kabzeder. Artık kara cahil bir  zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar, onlar da (ayet,  hadis gözetmeden) kendi düşünce ve arzularına göre fetva verip, hem  kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar. (Buhari Tecrid-i  sarih: 2174)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Kıyamette bir din adamı Cehenneme atılır.  Tanıdıkları ona, &#8220;Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu  azaba düştün?&#8221; derler. O da, &#8220;İnsanlara, günahtır, yapmayın&#8221; der, kendim  yapardım. &#8220;Yapın&#8221; dediklerimi de yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum&#8221;  der. [Buhari]</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de,  enaniyeti güçlü, imanı zayıf, maddeci görüşlere saplanmış bir kısım  cahil din alimlerinin, Hz. Mehdi (as)&#8217;ın gelmeyeceği konusunda mücadele  edeceklerini haber vermiştir. Bediüzzaman <strong>“enaniyetleri kavi”</strong> sözleriyle bu kişilerin aklını beğenen, kendini büyük, kusursuz ve  üstün gören; ve adeta kendi nefsini putlaştıran kimseler olduklarına  dikkat çekmiştir (Allah&#8217;ı tenzih ederiz).<strong> “İmanı zayıf” </strong>sözleriyle  ise, bu bakış açılarının, söz konusu din alimlerinin Allah inançlarının  zayıf olmasından, dine karşı da kuşkulu olmalarından, dini, bir meslek  ya da itibar vesilesi olarak görmelerinden kaynaklandığını belirtmiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Kıyamet alâmetlerinden ve âhir zaman  vukuatından</strong> (olaylarından) <strong>ve Bâzı a&#8217;malin</strong> (amellerin) <strong>fazilet ve sevablarından bahseden hâdîs-i Şerife  güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen BİR KISIM EHL-İ İLİM</strong> (ilim sahibi), <strong>onların bir kısmına zaîf</strong> (zayıf) <strong>veya  mevzu </strong>(hadis) <strong>demişler. İMANI ZAYIF VE ENANİYETİ KAVİ  BİR KISIM DA </strong>(aklını beğenen, kendini büyük, kusursuz ve üstün  gören; ve adeta kendi nefsini putlaştıran kişiler de (Allah&#8217;ı tenzih  ederiz)),<strong> İNKÂRA KADAR GİTMİŞLER.</strong>&#8221; (Sözler, s. 355)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/98.gif" alt="" /></p>
<p><em>14 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın sakalı hafif olup sakalı yanlarda az, aşağı tarafı ise uzun olacaktır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-in-sakali-hafif-olup-sakali-yanlarda-az-asagi-tarafi-ise-uzun-olacaktir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-in-sakali-hafif-olup-sakali-yanlarda-az-asagi-tarafi-ise-uzun-olacaktir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2010 08:18:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abbas]]></category>
		<category><![CDATA[Amr]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Davud]]></category>
		<category><![CDATA[Deccal]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisi]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ibrahim]]></category>
		<category><![CDATA[Incil]]></category>
		<category><![CDATA[Isim]]></category>
		<category><![CDATA[Isimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ismi]]></category>
		<category><![CDATA[Koyan]]></category>
		<category><![CDATA[Lem]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın sakalı hafif olup sakalı yanlarda az,  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın sakalı hafif olup sakalı yanlarda az,  aşağı  tarafı ise uzun olacaktır</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8230;  (HZ MEHDİ (AS)) ORTA BOYLU, ESMER, MECZUM (HAFİF SAKALLI),  KEVSEC  (SAKALI YANLARDA AZ, AŞAĞI TARAFI UZUN OLAN; &#8230; BİR ADAM Kİ,  ONA ŞUAYB  BİN SALİH DENİLİR. &#8230;</strong><strong>(Fetava-i Hadîsiyye, Ebü&#8217;l-Abbas Şehabeddin Ahmed İbn Hacer   el-Heytemi-41)</strong></p>
<p><strong>** Hadîsteki bu isim o zatın asıl ismi değil, unvan-ı  mülahaza  olan ismidir. </strong>Kezalik “Mehdî”, “Cahcah”, “Deccal”,  “Süfyanî” gibi  isimler de birer ünvandır. O şahıslar aynı bu isimle  gelir demek  değildir. Mesela Peygamber (A.S.M.)‘ın ismi Tevrat’ta ve  İncil’de  “Ahyed, Ahmed, Faraklit, Münhamenna” olarak geçmektedir. Hz.  İbrahim’in  babasının adı “Tareh” olduğu halde Kur’an ona “Azer”  demiştir. <strong>Allahu  A’lem  meşrikten çıkan o zatın bütün dünyanın  ordularına karşı koyan  küçücük bir ordusu olduğu için ona şubecik  anlamında Şuayb adı  verilmiştir. “Bin Salih” denilmesi ise, bu zatın  babası da kendisi gibi  salih bir insan olmakla beraber &#8230;</strong></p>
<p><strong>Hem şu hadîste o zatın  diğer bir ismi “Hâris bin Harras”dır ki  Aslan oğlu aslan demektir. O  zatın isminin manasına tevafuk etmektedir.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>“Maveraünnehir’den bir adam (Hz. Mehdi  (a.s.)) çıkar, ona  El-Hâris İbn-ul Harras** denir.</strong><strong>(Ebu Davud, Mehdi 1, (2452))<br />
Ravi: Hz. Hilal İbnu Amr (r.a.)<br />
(Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseynî, c. 5, s. 617)<br />
(Sünen-i  Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/410) </strong></p>
<hr /><strong>Haris aslan demektir.** Haris aslan  demektir. O zatın ismi ile  aynı mânâdadır. Binaenaleyh hadîs kinayeli  olarak o zattan  bahsetmektedir. </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamberimiz (s.a.v)&#8217;den rivayet edilen bu  hadisi şerifteHz. Mehdi  (a.s.) hakkında çok detaylı bilgi vermiştir.   Peygamberimiz (s.a.v.) bu  hadisi şerifinde açıkça Hz. Mehdi (a.s.)’ı  tarif etmiş, bazı fiziksel  özellikleri ve tabiyeti altında olan küçük  grubu hakkında önemli bazı  detaylar vermiştir.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili verdiği   detaylardan biri Hz. Mehdi (a.s.)’ın sakalı ile ilgilidir. Birçok   hadiste Hz. Mehdi (a.s.)’ın sakallı olacağını haber veren  Peygamberimiz   (s.a.v) bu hadisinde de bu sakalın şekliyle ilgili detaylar   bildirmiştir. <strong>Hadisteki  “meczum” yani “hafif sakallı” ifadesiyle Hz.  Mehdi (a.s.)’ın sakal  cinsinin; sert sakal şeklinde değil aynı  Peygamberimiz (s.a.v.)’de de  olduğu gibi ince tüylü sakal şeklinde  olduğu anlaşılmaktadır. Şekil  olarak da yanlardan az yani ince olarak  inen, aşağı kısmı ise uzun  olacak bir şekle sahip olduğunu ifade  etmiştir.</strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Mehdi (a.s.)’ın orta boylu ve esmer yani   diğer hadislerde de bildirildiği gibi kırmızıya çalan beyaz bir cilt   rengine sahip olduğunu bildirmiştir.</p>
<p>Burada Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili olarak   verdiği başka bir önemli detay da başka birçok hadiste de bildirilen ve   Hz. Mehdi (a.s.)’a tabi olan kişilerin sayısının çok az oluşu ile  ilgili  bilgidir.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.) bunu birçok hadisinde ifade etmiştir. Bu   nedenledir ki Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanında, manevi ordusuna sonradan   katılıp sayılarını binlerce kişiye ulaştıracak bir ordu ya da topluluk   olmayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın birlikte inkar edenlere karşı fikri   mücadele yapacağı ordusu, hep çok az sayıda kalacaktır.</p>
<p>Bu hadiste de Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’a <strong>Şuayb   bin Salih </strong>diye hitap etmektedir. Hadisi şerh eden büyük İslam  alimi  Heytemi Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.) için kullanılan<strong> Şuayb</strong> kelimesinin <strong>şubecik </strong>anlamında kullanıldığını ifade  etmiş, bu  ifade ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın çok sayıdaki inkarcılara karşı  fikri  mücadele verecek olan arkadaş grubunun sayısının son derece az   olduğunun ifade edildiğini söylemiştir. Yine <strong>Bin Salih</strong> ifadesiyle  de Hz. Mehdi (a.s.)’ın babasının da salih bir insan olduğuna  dikkat  çekildiğini açıklamıştır.</p>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/18863041fs3.gif" alt="" /></p>
<p><em>13 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-in-sakali-hafif-olup-sakali-yanlarda-az-asagi-tarafi-ise-uzun-olacaktir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh etmişlerdir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 12:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bine]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hud]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nurul]]></category>
		<category><![CDATA[Saim]]></category>
		<category><![CDATA[Salih]]></category>
		<category><![CDATA[Selam]]></category>
		<category><![CDATA[Yakar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam  ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh  etmişlerdir</h3>
<p><strong>•    HUD  SURESİ’NİN, 86. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu Cafer (r.a.), bu alametleri şöyle  saymıştır:</p>
<p>“&#8230;<strong> O (Hz. Mehdi  (a.s.)) çıkınca sırtını Kabe’ye yaslar. Ona (Hz. Mehdi (a.s.))  tabilerinden 313 kişi tabi olur. Hz. Mehdi (a.s.) ilk önce şu ayeti  okur: “EĞER MÜMİN İSENİZ ALLAH’IN BIRAKTIĞI SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.” </strong><strong>(HUD SURESİ, 86)</strong></p>
<p><strong>Bu ayeti okuyup şöyle der:</strong> <strong>“BEN SİZİN İÇİN ALLAH’IN BIRAKTIĞI VE  HALİFESİYİM (Müslümanların manevi lideriyim). BEN ONUN HÜCCETİYİM.” HZ.  MEHDİ (A.S.)’A SELAM VERENLER ŞÖYLE SELAM VERİRLER: “SELAM SANA EY  ALLAH’IN YERYÜZÜNDE BIRAKTIĞI (BAKİYYESİ!)”</strong> <strong>Sonra  herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) bey’at (biat) eder.</strong> (Hz. Mehdi  (a.s.)’ın) <strong>Adamlarının sayısı on bine ulaşır. Allah’ın dışında  bir başkasına ibadet eden, Musevi ve Hıristiyan olan herkes ona (Hz.  Mehdi (a.s.)’a) iman eder. Böylece yeryüzünde tek bir millet hasıl olur;  o İslam milletidir.</strong> Sonra Allah’tan başkasına tapanların  üzerine gökten bir ateş düşer ve onları yakar. Doğrusunu Allah bilir.”</p>
<p><em> (Nurul Ebsar, Ehl-i Beyt, Oniki İmam, Kutuplar ve Mezhep  İmamlarının Menkıbeleri Şeblenci (1250),Tercüme: Saim Güngör, (Pamuk  Yayıncılık Nisan 2004 Cilt: 628 77 93) s. 594)</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    NUR  SURESİ’NİN 55. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ALLAH,  İÇİNİZDEN İMAN EDENLERE VE SALİH AMELLERDE BULUNANLARA VA&#8217;DETMİŞTİR:  HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL &#8216;GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ&#8217; KILDIYSA,  ONLARI DA YERYÜZÜNDE &#8216;GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ&#8217; KILACAK, KENDİLERİ İÇİN  SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE  ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR. ONLAR, YALNIZCA BANA  İBADET EDERLER VE BANA HİÇ BİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAZLAR. KİM BUNDAN SONRA  İNKAR EDERSE, İŞTE ONLAR FASIKTIR.</strong></p>
<p><strong> (Nur  Suresi, 55)</strong> Ali bin Hasan kanalıyla Ayyasi  tarafından rivayet edildi: <strong>Onun yanında bu ayet-i kerime okundu:</strong> Onlar Allah&#8217;a yemin olsun ki bizim ehli beytin sevenlerindendir. <strong>ALLAH BİZDEN BİR ŞAHSIN</strong> <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ELİYLE  ONLARA (BUNU) YAPTIRIR. O ŞAHIS İSE BU ÜMMETİN MEHDİSİDİR.</strong></p>
<p>(Mecmau’l beyan fi tefsiri’l-Kuran Ebu Ali Eminuddin Fazl, Hasan b.  Fazl Tabersi 1986, c:4, sf. 832)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ayaşi tefsirinde:</p>
<p>Zeynel-Abidin Hz.leri: &#8230; (Nur Suresi, 55) ayetini okudu ve şöyle  buyurdu: <strong>“VALLAH! ONLAR,  BİZ EHL-İ BEYTİ SEVENLERDİR. ALLAH ONLAR İÇİN BUNU MUHAKKAK YAPACAKTIR,  BİZDEN BİRİNİN ELİYLE&#8230; Kİ O BU ÜMMETİN MEHDİSİ’DİR.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    ENBİYA  SURESİ’NİN, 105. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong> &#8220;ANDOLSUN  BİZ ZİKİR&#8217;DEN (BÜTÜN SEMAVİ KİTAPLAR VEYA TEVRAT) SONRA ZEBUR&#8217;DA DA  &#8216;HİÇ ŞÜPHESİZ, SALİH KULLARIM YERYÜZÜNE MİRASÇI OLACAKLARDIR&#8217; DİYE  YAZDIK.&#8221;</strong></p>
<p><strong>İMAM MUHAMMED BÂKIR  (A.S) BU AYETLE İLGİLİ OLARAK ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: &#8220;BUNLAR, AHİR ZAMANDA  ZUHUR EDECEK OLAN HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;IN ASHABIDIR.&#8221;</strong> <strong>(  Mecma-ul Beyan Tefsiri.)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     MAİDE SURESİ’NİN, 54. VE EN’AM SURESİ’NİN, 89. AYETLERİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Maide suresi, 54. ayet: <strong>&#8220;EY  İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, ALLAH, YAKINDA ÖYLE BİR TOPLUM GETİRECEK Kİ O ONLARI (HZ. MEHDİ  (A.S.)’I VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLARI) SEVER, ONLAR DA O&#8217;NU SEVERLER.  MÜMİNLERE KARŞI ALÇAK GÖNÜLLÜ, KÂFİRLERE KARŞI ONURLU VE ŞİDDETLİDİRLER.  ALLAH YOLUNDA CEHD (FİKRİ MÜCADELE YAPARLAR) EDERLER VE HİÇBİR  KINAYICININ KINAMASINDAN KORKMAZLAR&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>&#8230; İmam Cafer Sadık (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle  buyurmuştur: <strong>&#8220;BU AYETTE  İŞARET EDİLEN GÖREVİN SAHİBİ</strong> <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.))</strong> <strong>KORUMA ALTINDADIR. ŞAYET  İNSANLARIN TÜMÜ GİTSELER DE, ALLAH ONU</strong> <strong>(HZ.  MEHDİ (A.S.)’I)</strong> <strong>VE ASHABINI GETİRECEKTİR.</strong> <strong>ONLAR  YÜCE ALLAH&#8217;IN HAKLARINDA ŞÖYLE BUYURDUĞU KİMSELERDİR: &#8216;Şimdi şunlar,  bunları inkâr ederse,</strong> <strong>BİZ  BUNLARI İNKÂR ETMEYECEK BİR TOPLUMU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I VE ONA TABİ  OLAN MÜSLÜMANLARI), BUNLARA VEKİL BIRAKMIŞIZ.</strong> <strong>(En&#8217;am  89)</strong></p>
<p><strong>ONLAR (HZ. MEHDİ (A.S.)  VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLAR) ŞU AYETİN KASTETTİĞİ KİMSELERDİR: &#8220;EY  İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, (BİLSİN Kİ) ALLAH, YAKINDA ÖYLE  BİR TOPLUM GETİRECEK</strong> <strong>ki&#8230; (Maide Suresi, 54)</strong>..&#8221;  (Tefsir-un Nu&#8217;mani.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     YASİN SURESİ’NİN, 30. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>AMA HÜCCET (HZ. MEHDİ (A.S.)) HALKI  TANIR, HALK İSE ONU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I) TANIYAMAZ. TIPKI YUSUF GİBİ.  YUSUF HALKI TANIDIĞI HALDE ONLAR YUSUF&#8217;U İNKAR EDERLERDİ.</strong> <strong>SONRA HZ. ALİ ŞU AYETİ OKUDU:  &#8220;KULLARA YAZIKLAR OLSUN, RESUL ONLARA GELDİKÇE ONUNLA ALAY EDİYORLARDI.&#8221;</strong> (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ENBİYA SURESİ’NİN, 105. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ANDOLSUN,  BİZ ZİKİRDEN (TEVRAT&#8217;TAN) SONRA ZEBUR&#8217;DA DA: &#8220;ŞÜPHESİZ ARZ&#8217;A SALİH  KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR.&#8221;</strong> diye yazdık. <strong>İmam  Bakır ve Sadık&#8217;tan rivayet edilmektedir: &#8220;Buradaki (ayette bildirilen) &#8220;SALİH KULLAR&#8221;, HZ. MEHDİ (A.S) VE  ARKADAŞLARIDIR.&#8221; </strong>(Hüseyin es-Şirazi, sf. 113)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     NEML SURESİ’NİN, 62. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>“YA  DA SIKINTI VE İHTİYAÇ İÇİNDE OLANA, KENDİSİNE DUA ETTİĞİ ZAMAN İCABET  EDEN,<br />
KÖTÜLÜĞÜ AÇIP GİDEREN VE SİZİ YERYÜZÜNÜN HALİFELERİ KILAN MI? &#8230;”</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>NEML  SURESİ, 62. AYETLE İLGİLİ HADİS:</strong></p>
<p>Muhammed bin Müslim şöyle der: <strong>&#8220;Haceti (ihtiyaç, muhtaçlık  içinde) olan biri O’nu çağırdığında O’na icabet eder.&#8221; ayeti hakkında </strong>İmam  Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: <strong>Bu ayet Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) aleyhisselam hakkında  nazil olmuştur. Beyaz bir kuş şeklinde Kabe&#8217;nin oluğundan gelip HALKIN  İÇİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;A İLK BİAT EDECEK OLAN CEBRAİL ALEYHİSSELAMDIR. </strong>(Şeyh  Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.37</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN, 155. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>Andolsun,</strong> <strong>BİZ SİZİ BİRAZ KORKU, AÇLIK VE  BİR PARÇA MALLARDAN, CANLARDAN VE ÜRÜNLERDEN </strong><br />
<strong>EKSİLTMEKLE  İMTİHAN EDECEĞİZ.</strong> <strong>Sabır gösterenleri müjdele.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8230; Ebu Basir&#8217;den: İmam Caferi Sadık  aleyhisselam şöyle buyurdu:</p>
<p><strong>KAİM&#8217;İN (HZ. MEHDİ  (A.S.)’IN) KIYAMINDAN ÖNCE *BİR YIL HALK AÇ KALACAK VE ONLARI ÖLDÜRÜLME  KORKUSU SARACAK; MALLARI, CANLARI VE MAHSULLERİ AZALACAK.</strong> <strong>Bu olay Allah&#8217;ın Kitabı’nda açıkça yazar. Sonra bu ayeti  tilavet etti: &#8220;SİZLERİ KORKU,  AÇLIK, MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ.  VE SABREDENLERİ MÜJDELE.&#8221;</strong></p>
<p><strong> (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 297)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>*Hz. Mehdi (a.s.)’ın kıyamından önce dünya  çapında 7 yıl süren çok büyük bir ekonomik buhran yaşanacaktır. İmam  Caferi Sadık (a.s.), 7 yıl sürecek olan bu ekonomik krizin özellikle bir  yıl boyunca daha da şiddetini artıracağına ve etkisini göstereceğine  dikkat çekmiştir.</p>
<p>Aynı şekilde Muhammed Bin Müslim’den aktarılan diğer bir rivayete göre  ise;</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>•    İmam Caferi Sadık aleyhisselam  şöyle buyurdu:</p>
<p>•    Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kıyamından önce belirtiler  vardır: “Yüce Allah tarafından mümin kullarına belalar gelecektir. Bu  belirtiler nelerdir? Diye arzettim.</p>
<p>•    Buyurdu ki:</strong> <strong>O, ALLAH AZZE VE CELLE’NİN ŞU BUYRUĞUDUR. “SİZLERİ KORKU, AÇLIK,  MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ. VE  SABREDENLERİ MÜJDELE.”</strong></p>
<p><strong>•    Buyuruyor ki: Siz müminleri mutlaka imtihan edeceğiz.  Korku ile yani saltanatlarının sonlarına doğru filanca oğullarının  hükümeti ile korkutacağız. Ve açlıkla, yani mahsullerin pahalılığı ile.  Malların azalması yani, ticaretlerin kesat olması ve faziletinin  azalması. Canlar (ın azalması) yani, hızlı ve ani ölümler. Mahsuller(in  azalması) yani, çiftçiliğin azalması ve meyvelerin bereketinin azalması.  SABREDENLERİ MÜJDELE YANİ, İŞTE O  ZAMAN KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ALEYHİSSELAM’IN ZUHURU İLE (ONLARI  MÜJDELE. </strong>Sonra bana buyurdu ki: Ey Muhammed! Bu onun  te’vilidir. (asıl mana ve yorumu budur). Allah azze ve celle buyuruyor  ki: “Onun tevilini sadece Allah ve ilimde derin olanlar bilirler.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    A’Lİ İMRAN  SURESİ’NİN, 83. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>PEKİ ONLAR,  ALLAH&#8217;IN DİNİNDEN BAŞKA BİR DİN Mİ ARIYORLAR? OYSA GÖKLERDE VE YERDE  HER NEAYA VARSA -İSTESE DE, İSTEMESE DE- O&#8217;NA TESLİM OLMUŞTUR VE O&#8217;NA  DÖNDÜRÜLMEKTEDİRLER.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Tefsir-i Ayaşi’de, İmam Musa Kazım&#8217;ın  nakliyle, bu ayetin Hz. Mehdi (a.s.)’a baktığı rivayet edilmektedir.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HADİD SURESİ’NİN, 17. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>BİLİN Kİ GERÇEKTEN ALLAH, ÖLÜMÜNDEN SONRA YERYÜZÜNE HAYAT  VERİR. ŞÜPHESİZ BİZ, UMULUR Kİ AKLINIZI KULLANIRSINIZ DİYE SİZE  AYETLERİ AÇIKLADIK. (Hadid Suresi, 17)</strong></p>
<p>Selam b. Müstenir de, İmam Muhammed Bakır (aa)&#8217;dan şu hadisi rivayet  etmiştir:</p>
<p><strong> &#8220;ALLAH TEALA, KIYAM  EDECEK HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;IN ELİYLE YERİ DİRİLTECEKTİR. O (HZ.  MEHDİ (A.S.)), ADALET ÜZERE HALKI YÖNETECEKTİR. BÖYLECE YERYÜZÜ ZULÜMLE  ÖLDÜKTEN SONRA, HZ. (MEHDİ (A.S.)) ADALETLE TEKRAR DİRİLTECEKTİR.&#8221;   (Şeyh Tusi, Gaybet, s. 120; Duhayyil, el-Hz. Mehdi, s. 57)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HUD SURESİ’NİN 8. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Andolsun,  onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar  ertelesek,</strong> mutlaka: &#8220;Onu alıkoyan nedir?&#8221; derler.  Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek  değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre  kuşatacaktır.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…İshak bin Abdülaziz’den:</p>
<p>İmam Caferi Sadık aleyhisselam “ONLARIN  UĞRAYACAKLARI AZABI SAYILI BİR ÜMMETE DEK ERTELERSEK ayeti  hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>Azap, Kaim aleyhisselam’ın (Hz  Mehdi (as)’ın) kıyamıdır. Sayılı bir ümmet ise Bedir’de savaşanların  sayısı kadar olan ashabıdır.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN 148. AYETİ</strong></p>
<p><strong>&#8230; Öyleyse hayırlarda yarışınız.  Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir.</strong> Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…Ebu Basir’den:</strong></p>
<p><strong>İMAM CAFERİ SADIK  ALEYHİSSELAM “HAYIRLI İŞLERE DOĞRU KOŞUN, NEREDE OLURSANIZ OLUN ALLAH  HEPİNİZİ BİRDEN TOPLAR, BİRLEŞTİRİR </strong>ayeti hakkında şöyle  buyurdu: <strong>“Kaim (Hz Mehdi  (as)) ve ashabı hakkında nazil olmuştur. Allah onları (Hz Mehdi (as) ve  ashabını) vaatsiz olarak biraraya toplayacaktır.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     RAHMAN SURESİ’NİN 41. AYETİ</strong></p>
<p><strong>(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar,  simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…Ebu Basir</strong>’den:</p>
<p>İmam Caferi Sadık aleyhisselam <strong>“SUÇLULAR  ÇEHRELERİNDEN TANINACAK</strong> ayeti hakkında şöyle buyurdu: <strong>ALLAH ONLARI TANIR, LAKİN BU  AYET KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. (HZ. MEHDİ (A.S.))  ONLARI ÇEHRELERİNDEN TANIYACAK VE ASHABI İLE BİRLİKTE ONLARI FİKREN  DARMADAĞIN EDECEK.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     FUSSİLLET SURESİ’NİN 53. AYETİ</strong></p>
<p><strong>BİZ  AYETLERİMİZİ HEM AFAKTA, HEM KENDİ NEFİSLERİNDE ONLARA GÖSTERECEĞİZ;   ÖYLE Kİ, ŞÜPHESİZ ONUN HAK OLDUĞU KENDİLERİNE AÇIKÇA BELLİ OLSUN. Her  şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Ebu Basir</strong> der ki: İmam  Muhammed Bakır aleyhisselama Allah azze ve cellenin bu ayetin tefsiri  soruldu: <strong>“PEK YAKINDA  ONLARA ALEMDEKİ VE CANLARINDAKİ DELİLLERİ GÖSTERECEĞİMİZ ZAMAN, SONUNDA  ONUN HAKK OLDUĞUNU ANLAYACAKLARDIR.”</strong> <strong>Şöyle  buyurdu:</strong> <strong>Onlara  nefislerindeki mesh (hayvanlaşma) gösterilecek ve alemin onlara artık  daraldığı gösterilecek. Böylece onlar Allah’ın kudretini hem kendi  nefislerinde hem de alemlerde göreceklerdir. “Sonunda onun hakk olduğunu  anlayacaklardır.” İşte o zaman Kaim’in (Hz Mehdi (as)’ın) zuhurdur. O  (Hz. Mehdi (a.s.)) Allah Azze ve Celle’den gelen hakktır ve bu halk onu  (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) mutlaka görecektir.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     MAİDE SURESİ’NİN 54. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Ey iman  edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah  (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği  mü&#8217;minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise &#8216;güçlü ve onurlu,&#8217;  Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir  topluluk getirir. Bu, Allah&#8217;ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah  (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Süleyman bin  Haruni İcli şöyle der:</strong> İmam Caferi Sadık aleyhisseslam’ın şöyle  buyurduğunu duydum: <strong>“Bu emrin sahibinin (Hz Mehdi (as)’ın)  ashabı mahfuzdurlar,</strong> eğer halkın hepsi ölse dahi Allah onun (Hz.  Mehdi (a.s.)’ın) ashabını getirir. Allah azze ve celle onlar (Hz. Mehdi  (a.s.) ve ashabı) hakkında şöyle buyurmuştur: <strong>“Onlar ona karşı  kafir olsalarda, O’na öyle bir kavim vermişiz ki ona karşı kafir  olmazlar.” Allah onlar Hz. Mehdi</strong> <strong>(a.s.) ve ashabı)</strong> <strong>hakkında ayrıca  şöyle buyurmuştur: “Allah öyle bir kavim getirecek ki Allah onları </strong><strong>(Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabını)</strong><strong> sever, onlar da  Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı getirir Allah’ı severler. Müminlere karşı  alçak gönüllü, kâfirlere karşı azizdirler.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN 249. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Talut, orduyla birlikte ayrıldığında  dedi ki: &#8220;DOĞRUSU ALLAH SİZİ BİR  IRMAKLA İMTİHAN EDECEKTİR. &#8230;&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu Basir şöyle der: İmam Caferi Sadık  aleyhisselam şöyle buyurdu: “Talut’un ashabı bir nehirle imtihan olunmuş  ve Allah onlar hakkında “Sizleri bir nehir ile deneyeceğiz.”  buyurmuştu. <strong>KAİM (HZ.  MEHDİ) ALEYHİSSELAM’IN ASHABI DA TIPKI ONUN GİBİ İMTİHAN OLUNACAKLAR.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ALİ İMRAN SURESİ’NİN 200. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Ey iman  edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah&#8217;tan  korkun. Umulur ki kurtulursunuz.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Bakır (A.S.) bu ayette şöyle ma’na  vermişlerdi:</p>
<p>“Ey Muhammediler! Farzların edasında sabrediniz, düşmanlarınızın  eziyetlerinde musabere ediniz, birbirinize yardım ediniz, <strong>İMAMINIZ MEHDİ RESULE SIMSIKI  SARILINIZ.</strong>” <strong>Süleyman İbrahim, Meveddet  Pınarları, Hz. Muhammed Aleyhisselam ve Al-i Aba, On İki İmam, Hz. Mehdi  (a.s.) Resul Hakkındaki Ayet ve Hadisler, Çeviren: Adnan M. Selman, s.  219)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     TEVBE SURESİ’NİN 33. AYETİ</strong></p>
<p>Müşrikler istemese de O dini (İslam&#8217;ı) bütün  dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen  O&#8217;dur.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Ca’fer Sadık Hz.leri bu ayet hakkında:</p>
<p><strong>“Vallahi! Kaim (Hz.  Mehdi (a.s.)) zuhur etmeden bu ayetin ma’nası tecelli etmez.</strong></p>
<p>Abaye bin Reb’i’den, Emirel Mü’minin Hz. Ali (k.v.) yukarıda  zikredilen ayet hakkında:</p>
<p>“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a kasem ederim ki! Hiçbir köy  kasaba ve şehir kalmayacak ki, sabah akşam içinde, <strong>“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne  Muhammeden Resullullah denmesin”</strong> buyurdu.</p>
<p><strong> </strong><strong> İmam  Zeynel-Abidin ve İmam Muhammed Bakır Hz.leri:</strong></p>
<p><strong> “Cenab-ı Hakk  muhakkak Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) ile İslam dinini bütün dinlere galip  getirecektir.”</strong> buyurdular.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>YUNUS  SURESİ’NİN 20. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Bir de derler ki: &#8220;Rabbinden üzerine bir  ayet (mucize) indirilse ya!..&#8221; De ki: &#8220;Gayb yalnızca Allah&#8217;ındır, siz bekleyedurun; ben de  sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8230;CA’FER  SADIK HZ.LERİ: “BU AYETTEKİ GAYB, HZ. MEHDİ (A.S.)’DIR </strong>buyurdular:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HUD SURESİ’NİN 80. AYETİ</strong></p>
<p><strong>DEDİ Kİ:  &#8220;SİZE YETECEK GÜCÜM OLSAYDI VEYA SAĞLAM BİR YERE SIĞINABİLSEYDİM.&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Meali: <strong>Hz, Lut (a.s.) Allah’a  şikayet ederek kavmine hitaben: Ne vardı, size karşı gelmek için benim  bir kuvvetim olsaydı veya çok sarp bir kaleye sığınabilseydim.</strong></p>
<p><strong> İmam Ca’fer Sadık  Hz.leri: “Bu ayet-i kerimedeki Hz. Lut (a.s.)’ın temenni ettiği kuvvet,  Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kuvveti, sığınmak istediği kale de Hz.  Mehdi (a.s.)’ın ashabı idi. ‘Rukn-i Şedid’ onlardır. Onlardan biri kırk  adam kuvvetindedir ve her birinin kalbi demir gibidir&#8230;.”  buyurmuşlardır.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     YUNUS SURESİ’NİN 110. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Öyle ki elçiler, umutlarını kesip  de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada  onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur.  Suçlu-günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri  çevrilmeyecektir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Mufaddal’dan, Cafer Sadık Hz.lerinden,  babasından, babalarından, Emirel Mü’minin Hz. Ali’den (k.v.):</p>
<p><strong>Allah’ın nusratı (zaferi), ancak insanların ölümü yaşamaya  tercih ettikleri zaman gelir, Rabbimin Kitab-ı Celilinde şu ayette beyan  ettiği gibi:&#8230;</p>
<p>Ta ki peygamberler ‘Nusrat-ı mev’udenin hemen tecelli etmemesinden”  ümitsiz oldukları, yalana çıkarıldıklarını zannettikleri bir zamanda,  ansızın yardımımız (Hz. Mehdi (a.s.)) onlara yetişti. Biz istediğimizi  kurtarırız.</strong></p>
<p><strong> CENAB-I HAKK’IN  NUSRATI KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.) ) İLE GELECEK.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ENBİYA SURESİ’NİN 105. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>Andolsun, biz Zikir&#8217;den sonra Zebur&#8217;da da:  &#8220;Şüphesiz Arz&#8217;a salih kullarım varisçi olacaktır&#8221; diye yazdık.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Biz bunu <strong>Levh-i Mahfuz’da</strong> yazdıktan sonra kasem  olsun Zebur’da da yazmıştık. Muhakkak Arza salih kullarım varis olur.</p>
<p><strong> Muhammed Bakır ve Ca’fer Sadık Hz.leri:</strong><br />
<strong>“BU AYETTE  ZİKREDİLENLER, KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) VE ASHABIDIR” BUYURDULAR.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HAC SURESİ’NİN 41. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Onlar ki,  yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru  namazı kılarlar, zekatı verirler, ma&#8217;rufu emrederler, münkerden  sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah&#8217;a aittir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu’l Carud’dan:</p>
<p><strong> &#8230; O zulm ile yurdlarından çıkarılan kimselere, eğer arzda  yer verirsek, ‘onlar (Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı) iktidar sahibi olunca  şımarmazlar”, namazlarına devam ederler, zekatlarını verirler, ma’rufu  emrederler ve kötülükten nehyederler. Bunların bütün umurunun akıbeti  Allah’a aittir.</strong></p>
<p><strong>İmam Bakır Hz.leri :  “BU AYET HZ. MEHDİ (A.S.) VE ASHABI HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. ALLAH  ONLARI DOĞUDAN BATIYA KADAR, BÜTÜN DÜNYAYA SAHİB YAPACAK, İSLAM’I  ONLARLA YÜCELTECEK, ZULÜMDEN VE BİD’ATDEN ESER KALMAYACAK. “</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ZARİYAT SURESİ’NİN, 23. AYETİ</strong></p>
<p><strong>İşte, göğün ve yerin Rabbine  andolsun ki, </strong> <strong> ŞÜPHESİZ, O (SİZE VA&#8217;DEDİLEN) SİZİN  (ARANIZDA) KONUŞTUKLARINIZ KADAR, ELBETTE KESİN BİR GERÇEKTİR.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>“Meali: <strong>Semaların ve arzın Rabbi  hakkı için </strong><strong>şüphesiz  o (Hz. Mehdi (a.s.)), söylediğiniz söz gibi haktır.</strong></p>
<p>Bu ayette de Cenab-ı Hakk: <strong>“SEMAVATIN  VE ARZIN RABBİNE YEMİN EDERİM Kİ, KAİM’İN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN)  ZUHURUNUN VA’Dİ, KONUŞTUĞUNUZ SÖZ GİBİ ŞÜPHESİZ VE HAKDIR” buyuruyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    RUM  SURESİ’NİN 4., 5. AYETLERİ</strong></p>
<p><strong>&#8230;Ve o gün mü&#8217;minler sevineceklerdir.  Allah&#8217;ın yardımıyla.</strong><strong> O, dilediğine yardım eder&#8230;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>İmam Ca’fer Sadık (a.s.) bu ayet hakkında:  “KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ZUHUR EDİNCE, MÜ’MİNLER ALLAH’IN NUSRATI İLE  FERAHLANACAKLAR” buyurdu.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     FUSSİLET SURESİ’NİN 53. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Biz  ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz;   öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her  şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Ebu Basir’den: İmam Bakır  hazretlerine bu ayet hakkında sorulduğunda şöyle buyurdular: “İçlerinde  ve dışlarında</strong> <strong>Allah’ın  acib ve garib mu’cizelerini görecekler ki, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN  ZUHURUNUN HAK OLDUĞUNA İNANACAKLAR. BUNDA HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ  KALMAYACAK.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/99.gif" alt="" /></p>
<p><em>05 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE MEHDİ NEDEN GELECEK?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 09:23:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Barla]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hakk]]></category>
		<category><![CDATA[Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Madem]]></category>
		<category><![CDATA[Mana]]></category>
		<category><![CDATA[Nass]]></category>
		<category><![CDATA[Nevi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE
MEHDİ NEDEN GELECEK?
Çünkü,
1- Kuran-ı Kerim&#8217;in bazı  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE<br />
MEHDİ NEDEN GELECEK?</strong></p>
<p><strong>Çünkü,</strong></p>
<p><strong><em>1- Kuran-ı Kerim&#8217;in bazı  ayetlerinde                    işaretle, Peygamberimiz&#8217;in (sav) hadislerinde de  sarahatle Mehdi&#8217;nin                    geleceği müjdelenmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Bazı ayet-i kerime ve ehadis-i şerife  ahir zamanda                    gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber  veriyorlar.                    (Tılsımlar Mecmuası,168)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>2- Allah her yüzyıl bir Müceddid gönderir</em></strong></p>
<p><strong>Ashâb-ı Kütüb-i Sitte&#8217;den İmam-ı Hâkim&#8217;in  &#8220;Müstedrek&#8221;inde                    ve Ebu Dâvud&#8217;un &#8220;Kitab-ı Sünen&#8221;inde, Beyhaki &#8220;Şuab-ı  İman&#8221;da                    tahriç buyurdukları: &#8220;</strong><strong>Her yüz senede bir,  Cenab-ı Hak                    bir müceddid-i din gönderiyor&#8230;&#8221; hadis-i  şerifine                    mazhar ve mâsadak ve müzhir-i tam olan Mevlâna eş  şehir kutbü&#8217;l                    ârifin, gavsü&#8217;l vâsilin, varis-i Muhammedi, kâmilü&#8217;t  tarikatü&#8217;l                    âliyye ve-l müceddidiyye Halidi Zülcenaheyn Kuddise  sirruhu&#8230;                    (Barla Lahikası, 119)</strong></p>
<p><strong>Gerçi </strong><strong>her asırda hidayet edici,  bir nevi                    Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat  her biri                    üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle,  ahir zamanın                    Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar. (Emirdağ Lahikası,  260)</strong></p>
<p><strong>Baştaki hadis-i şerifin &#8220;</strong><strong>her yüz  sene başında                    dini tecdid edecek bir müceddidi gönderiyor&#8221;  müjdesinin                    ihbarına muvâzi olarak Hazret-i Mevlana Halid, -ekser  ehl i                    hakikatin tasdikiyle-1200 senesinin yani on ikinci  asrın müceddididir.                    (Barla Lahikası, 120)</strong></p>
<blockquote>
<div><strong>Madem</strong><strong> tam yüz sene  sonra,                    aynen dört cihette tevafuk ederek </strong><strong>Risale-i Nur  eczaları                    aynı vazifeyi görmüş&#8230; Kanaat verir ki-nass ı hadis  ile-Risale-i                    Nur tecdid i din hususunda bir müceddid hükmündedir. (Barla Lahikası, 121)</strong></div>
<div><strong>Cenab-ı Hakk; kemal-i  rahmetinden,                    şeriat-ı İslamiyetin edebiyetine bir eser-i himayet  olarak, </strong><strong>her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muhlis  veya bir                    müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a&#8217;zam  veya                    bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde  mübarek zatları                    göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah  etmiş; Din-i                    Ahmediyi (A.S.M.) muhafaza etmiş. Madem adeti öyle  cereyan ediyor, </strong><strong>ahir zamanın en büyük fesadı zamanında,  elbette en büyük                    bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim,  hem mehdi,                    hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi  gönderecek                    ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden olacaktır. Cenab-ı                     Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini  bulutlarla                    doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin  fırtnılarını                    teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin  numunesini                    ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden </strong><strong>Kadir-i                     Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir.                    Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i                    İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab  ve hikmet-i                    Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve  vukua                    layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık&#8217;tan rivayet olmazsa  dahi, herhalde                    öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i  tefekkür hükmeder.&#8221;                    (Mektubat, 411-412)</strong></div>
</blockquote>
<div>
<p><strong><em>3- 13. Asrın müceddidi  Bediüzzamandır,                    14. asrın müceddidi beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>İstikbal-i dünyeviyede </strong><strong>1400 sene  sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın)  zannetmişler.                    (Sözler, 318)</strong></p>
<p><strong>Ta </strong><strong>1371 senesinden sonraki alem-i                    İslam&#8217;ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye&#8217;deki  hakikatler&#8230;                    Evet şimdi olmasa da </strong><strong>30-40 sene sonra fen ve                    hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti  tam teçhiz                    edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip  dağıtmak                    için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma  meyli)                    ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman  taifesinin                    cephesine göndermiş, inşAllah </strong><strong>yarım asır sonra onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 4- 14. Asrın müceddidinin Mehdi olduğu  bildirilmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli  &#8220;lamlar&#8221; ve                    &#8220;mimler&#8221; ikişer sayılsa bundan </strong><strong>bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, </strong><strong>Hazret-i  Mehdi&#8217;nin Şakirtleri olabilir.&#8221; (Şualar, 605)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bu zamanda öyle fevkalade hakim  cereyanlar var                    ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza </strong><strong>hakiki                     beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu                    zamanda gelse &#8230;. (Kastamonu Lahikası, 57)</strong></p>
<p><strong><br />
<em>5-</em></strong> <strong> <em>Bediüzzaman,  müjdelenmemiş                    dahi olsa Mehdi&#8217;nin gelmesinin adetullaha uygun  olduğunu söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8230;Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de,  alem-i İslam&#8217;ın                    zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini  elbette yapacaktır.                    Kudret-i İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer  daire-i esbab                    ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o  kadar makul                    ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık&#8217;tan rivayet  olmazsa                    dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır  diye ehl-i                    tefekkür hükmeder.&#8221; (Mektubat, 411-412)</strong></p>
<p><strong><em><br />
6- Bediüzzaman Mehdi&#8217;yi müjdelemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde  asıl                    sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri),  Cenab-ı                    Hakk&#8217;ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o  tohumlar sünbüllenir.                    Bizler de kabrimizde seyredip Allah&#8217;a şükrederiz.  (Sikke-i Tasdik-i                    Gaybi, 138 &#8211; Kastamonu Lahikası, 72)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli  &#8220;lamlar&#8221; ve                    &#8220;mimler&#8221; ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı  dağıtacak                    zatlar ise, Hazret-i Mehdi&#8217;nin Şakirtleri olabilir.&#8221;  (Şualar,                    605)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 7- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;ye zemin  hazırladığını bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten  (veli şahıstan)                    işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden  istihrac                    etmiş ve kanaati gelmiş ki: &#8216;Şark tarafından bir nur  zuhur edecek                    (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını (dine sonradan  girmiş                    hurafeleri) dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna  çok intizar                    ettim (gözledim) ve ediyorum. </strong><strong>Fakat çiçekler  baharda                    gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım  gelir. Ve                    anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin  izhar ediyoruz                    (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 8- Ümmetin fesadı zamanlarında Allah her  zaman                    bir müceddid, bir halife göndermiştir</em></strong></p>
<p><strong>..Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden,  şeriat-ı İslamiyetin                    ebediyetine bir eser-i himayet olarak, </strong><strong>her bir  fesad-ı                    ümmet zamanında bir muhlis veya bir müceddid veya bir  halife-i                    zişan veya bir kutb-u a&#8217;zam veya bir mürşid-i ekmel  veyahut                    bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş;                     fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmediyi  (A.S.M.)                    muhafaza etmiş.. (Mektubat, 411-412)</strong></p>
<p><strong><em><br />
9- Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında da Allah en  büyük                    müceddid olarak Mehdi&#8217;yi gönderecektir</em></strong></p>
<p><strong>..Madem adeti öyle cereyan ediyor,</strong><strong> ahir                    zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük  bir müçtehid,                    hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem  mürşid,                    hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek  ve o zat                    da, ehl-i beyt-i Nebevi&#8217;den olacaktır.. Kadir-i Zülcelal                    Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir. Ve                    vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat,  411-412)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>10- Yeryüzündeki Müslümanların başında bir  emir,                    bir halife, bir müçtehid yoktur ve dağınık  durumdadırlar. </em></strong></p>
<p><strong>..Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında,  elbette                    en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem  hakim,                    hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir  zat-ı nuraniyi                    gönderecek ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden  olacaktır. Cenab-ı                    Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini  bulutlarla                    doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin  fırtınalarını                    teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin  numunesini                    ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i  Zülcelal                    Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir. Ve                    vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır..(Mektubat,  411-412)</strong></p>
<p><strong><br />
<em>11- Bediüzzaman, şu an zulüm gören ve  mağlup görünümünde                    olan Müslümanların galip olacağını, tarihini vererek  müjdelemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ta </strong><strong><em>1371 senesinden sonraki</em> alem-i İslam&#8217;ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i  Şamiye&#8217;deki                    hakikatler&#8230; Evet şimdi olmasa da </strong><strong><em>30-40  sene sonra</em> fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç  kuvveti tam                    teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup  edip dağıtmak                    için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma  meyli)                    ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman  taifesinin                    cephesine göndermiş, inşaAllah </strong><strong><em>yarım asır  sonra</em> onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>12- Bediüzzaman, hizmetinin Mehdi&#8217;ye  yönelik bir                    hazırlık anlamında olduğunu ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>..Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle  kudsi çiçeklere                    zemin hazır etmek lazım gelir. </strong><strong>Ve anladık ki,  bu hizmetimizle                    o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 13- Bediüzzaman, halen mevcut olan  bidatlar zulümatını                    dağıtacak bir zatı gözlediğini söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten  (veli şahıstan)                    işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden  istihrac                    etmiş ve kanaati gelmiş ki: </strong><strong>&#8216;Şark tarafından  bir nur                    zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını  (dine sonradan                    girmiş hurafeleri) dağıtacak.&#8217; Ben böyle bir nurun  zuhuruna                    çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. (Sikke-i                     Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 14- Günümüze kadar etkisini sürdüren  maddeciliği                    ve felsefeleri tam susturacak tarzda imani bir  çalışmayı yapacak                    zatın Mehdi ve bu çalışmanın onun 1. vazifesi  olacağını Bediüzzaman                    bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek  zatın üç                    vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı  olan </strong><strong>iman-ı                    tahkikiyi neşr ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong>Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle  ve maddiyun                    ve tabiiyyun taunu, beşer içine intiçar etmesiyle,  herşeyden                    evvel </strong><strong>felsefeyi ve maddiyun fikrini tam  susturacak bir tarzda</strong><strong> imanı kurtarmaktır. </strong><strong>Ehl-i                     imanı dalâletten muhafaza etmek&#8230; (Emirdağ  Lahikası,                    259)</strong></p>
<p><strong><em><br />
15- Dünyada yalnız imani değil, birçok alanda çalışma  yapacak                    kişinin de Mehdi olacağı Bediüzzaman tarafından  söylenmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Büyük Hz. Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri var.  Ve </strong><strong>siyaset                    aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad  aleminde. (Şualar, 456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 16- Bediüzzaman, birçok alanda çalışma  yapma özelliğinin                    sadece Hz. Mehdi&#8217;de birleşeceğini ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hem </strong><strong>bu üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı manevide  ancak                    içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i  Tasdik-i                    Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 17- Üstad, Mehdi&#8217;nin ikinci vazifesinin  İslam&#8217;ın                    hükümlerini hayata geçirmek olduğunu ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile </strong><strong>şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir.                     (Emirdağ Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 18- Bediüzzaman&#8217;a göre Mehdi henüz  oluşmamış olan                    İslam Birliği&#8217;ni kuracaktır</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile </strong><strong>şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir.  Alem-i                    İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi                    ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. (Emirdağ                    Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 19- Mehdi dünyada şu an halifesi olmayan  Müslümanların                    halifesi olacaktır</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: </strong><strong>Hilafet i  Muhammediye                    (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya  etmektir.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 20- Mehdi şu an büyük karmaşa içinde olan  insanlığı                    maddi, manevi tehlikelerden ve İlahi gazaptan  kurtaracaktır</em></strong></p>
<p><strong>Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad  edip </strong><strong>beşeriyeti                    maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. (Emirdağ Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 21- Üstadın ifadesiyle Mehdi&#8217;nin  milyonlarca kişiden                    oluşan orduları olacaktır</em></strong></p>
<p><strong>Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad  edip beşeriyeti                    maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. </strong><strong>Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri,  milyonlarla                    efradı bulunan ordular lazımdır. (Emirdağ  Lahikası,                    259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 22- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;nin şeriatı icra  ve tatbik                    edeceğini, yani toplumlarda İslam&#8217;ın hükümlerini  uygulayacağını                    söylemiştir.</em></strong></p>
<p><strong>O zatın ikinci vazifesi, </strong><strong>şeriatı  icra ve                    tatbik etmektir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 23- Üstad, Mehdi&#8217;nin çok geniş maddi  imkanlara                    sahip olarak İslam Birliği&#8217;ni oluşturup, şeriatı icra  ve tatbik                    edeceğini bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Birinci vazife maddi kuvvetle değil,  belki kuvvetli                    itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu </strong><strong>ikinci                     vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki,  o ikinci                    vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>24- Semavi dinlerin hepsinin beklediği Hz.  İsa&#8217;nın                    gelişi ile birlikte, İsevilerin Hz. Mehdi ile ittifak  yapıp                    Kuran&#8217;a tabi olacaklarını Üstad bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i  İslamiyeyi İttihad-ı                    İslam&#8217;a bina ederek, <em>İsevi ruhanileriyle  ittifak                    edip din-i İslam&#8217;a hizmet etmektir.</em> (Sikke-i Tasdik-i                    Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 25- Bediüzzaman, Hıristiyanlığın Kuran&#8217;a  tabi olması                    ile dünya çok geniş çapta ve görkemli gelişmelere  sahne olacağını                    söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Birinci vazife, o vazifeden üç dört  derece daha                    ziyade kıymetdardır, fakat o </strong><strong>ikinci, üçüncü  vazifeler                    pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şa&#8217;şaalı bir  tarzda olduğundan umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli  görünüyorlar.                    (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 26- Üstad, Mehdi&#8217;nin büyük bir saltanat  sahibi                    olacağını müjdelemiştir </em></strong></p>
<p><strong>Bu vazife, pek </strong><strong>büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir.  (Sikke-i                    Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 27- Bediüzzaman, Hz. Mehdi&#8217;ye bütün  müminler, ulemalar,                    evliyalar ve peygamberimizin (sav) soyundan olan  seyyidler cemaati                    iltihak edip tabi olacaklardır demiştir</em></strong></p>
<p><strong>Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile  çok ahkâm-ı                    Kur&#8217;aniye&#8217;nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı  Muhammediye&#8217;nin (A.S.M.)                    kanunları bir derece ta&#8217;tile uğramasiyle o zat, </strong><strong>bütün                     ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve  ittihad-ı İslâm&#8217;ın                    muavenetiyle ve </strong><strong>bütün ulema ve evliyanın ve                    bilhassa </strong><strong>Al-i Beyt&#8217;in neslinden her asırda  kuvvetli                    ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin  iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ  Lahikası,                    260)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 28- Kendi dönemi dahil, daha önce  gelmiş-geçmiş                    müceddidlerin hiçbirinin neden müjdelenen Mehdi  olmadığını Bediüzzaman                    izah etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi  Mehdi                    ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat her biri üç  vazifeden birisini                    bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük  Mehdi ünvanını                    alamamışlar. (Emirdağ Lahikası, 260)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 29- Şimdiye kadar gelen müceddidler  yalnızca iman                    çalışmasını bir yönüyle yapmışlardır. Bediüzzaman,  bahsettiği                    üç vazifeyi de ancak Mehdi&#8217;nin yapacağını bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hem </strong><strong>bu üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden </strong><strong>Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı  manevide                    ancak içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası,  139 ve                    Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 30- Üstad, bazı kimselerin, &#8216;Mehdi  eskiden çıkmıştır&#8217;                    tarzındaki yanlış inanışlarının sebebini izah etmiş ve  beklenen                    Mehdi ile karıştırdıklarını ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Rivayetlerde, ahir zamanın  alametlerinden olan                    ve al-i beyt-i nebeviden Hazret-i Mehdi&#8217;nin hakkında  ayrı ayrı                    haberler var. Hatta bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i  velayet, eskide                    onun çıkmasına hükmetmişler.</strong></p>
<p><strong>Allahu a&#8217;lem bissevab, bu ayrı ayrı  rivayetlerin                    bir te&#8217;vili şudur ki: Büyük Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri  var. Ve                    siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde,  cihad                    alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her  bir asır                    me&#8217;yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te&#8217;yid  edecek bir                    nevi Mehdi&#8217;ye veyahud Mehdi&#8217;nin onların imdadına o  vakitte gelmek                    ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile  her devirde                    belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış,  ceddinin                    şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela:  Nakşibend                    ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi </strong><strong>büyük  Mehdi&#8217;nin                    bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi,  Mehdi                    hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed  Aleyhissalatü                    Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir  kısım ehl-i                    hakikat demiş: &#8220;Eskide çıkmış.&#8221; Her ne ise&#8230; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 31- Mehdi&#8217;nin Ehl-i Beytten biri olarak  Ahir zamanda                    çıkması, &#8220;hem zaruri bir durumdur, hem de toplumsal  hayatın                    kanunlarının bir gereğidir&#8221; der Bediüzzaman</em></strong></p>
<p><strong>Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren  ve binler                    manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve  hakikat-i Kur&#8217;aniyenin                    mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle  beslenen,                    tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda </strong><strong>şeriat-i                     Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i  Ahmediyeyi                    (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile,  başkumandanları                    olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221; nin kemal-i  adaletini ve                    hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla  beraber,                    gayet lazım ve </strong><strong>zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 32- Bediüzzaman, Hz. İsa&#8217;nın semavi  nuzulünün kesin                    olduğunu bildirdiğine göre, Hz. İsa geldiğinde kiminle  ittifak                    yapacaktır, o anda Müslümanların başında kim  olacaktır? Rivayetler                    ve Bediüzzaman bu şahsın Mehdi olduğunu söylemektedir</em></strong></p>
<p><strong>Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i                     İsa&#8217;nın semavi nuzulü kat&#8217;i olmakla beraber;  mânâ-yı                    işârisiyle-başka hakikatları ifade ettiği gibi bu  hakikata da                    mu&#8217;cizane işaret ediyor. (Kastamonu Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Şahs-ı İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı ile  maktül olan                    şahs-ı Deccal&#8217;ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve  dinsizliğin                    azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak  İsevi                    ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi&#8217;nin  hakikatını hakikat-ı                    İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak,  mânen öldürecek.                    Hattâ, &#8220;</strong><strong>Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz.  Mehdi&#8217;ye                    namazda iktida eder, tâbi olur.&#8221; diye  rivâyeti bu ittifaka                    ve hakikat-ı Kurâniye&#8217;nin matbuiyetine ve hakimiyetine  işaret                    eder. (Şualar, 493)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 33- Hıristiyanlık dininin üçleme ve başka  batıl                    ve hurafelerden arınacağı Bediüzzaman tarafından ifade  edilmiştir.                    Böyle bir gelişme henüz gerçekleşmemiş, beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>.. Hal-i hazır Hıristiyanlık dini o  hakikata karşı                    tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak  .. (Mektubat                    53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 34- Hurafelerden arınan, saflaşan  Hıristiyanlık                    dini, hak din olan İslam&#8217;a dönüşüp, İslam&#8217;a tabi  olacaktır.                    Üstadın, rivayetlere göre aktardığı bu gerçek, henüz  yaşanmamış                    ve beklenilen olağanüstü bir gelişmedir</em></strong></p>
<p><strong>.. Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet&#8217;e  inkilab                    edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a iktida ederek, o İsevilik  şahsı manevisi                    tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacak. (Mektubat  53-54)</strong></p>
<p><strong><em>35- İslamiyet ve ona tabi  olan Hıristiyanlık                    ittifak edip büyük güç kazanarak dinsizlik akımını  mağlup edeceklerdir.                    Dünyanın çehresini değiştirecek bu gelişme, henüz  yaşanmamış                    ve beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>..Din-i hak, bu iltihak neticesinde azim  bir kuvvet                    bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karsı ayrı ayrı iken  mağlub                    olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik cereyanına                    galebe edip dağıtacak.. (Mektubat 53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 36- Bu ittifakın başına da Hz. İsa  geçecektir.                    Hıristiyanların da beklediği Hz. İsa&#8217;nın nuzulü ve  ittifak ile                    gelen bu neticeler yaşanmadığına göre, Bediüzzaman&#8217;ın  yaşanacağını                    söylediği bu gelişmeler beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>.. İttihad neticesinde, dinsizlik  cereyanına galebe                    edip dağıtacak istidadında iken </strong><strong>alem-i  semavatta cism-i                    beşerisiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselam, o din-i  hak cereyanının                    başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık, bir  Kadir-i Külli                    Şey&#8217;in va&#8217;dine istinad ederek haber vermiştir. Madem  haber vermiş,                    haktır; madem Kadir-i Külli Sey&#8217; va&#8217;detmiş elbette  yapacaktır                    &#8230; (Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 37- Dinsizlik akımı etkisini sürdürdüğüne  göre,                    iki din ittifak etmediğine göre, hak dinin kuvvet  bulmasını                    gerçekleştirecek olan iki mübarek zat olan Hz. Mehdi  ve Hz.                    İsa&#8217;nın gelmeleri beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>Şahs-ı İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı ile  maktül olan                    şahs-ı Deccal&#8217;ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve  dinsizliğin                    azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak  İsevi                    ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi&#8217;nin  hakikatını hakikat-ı                    İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak,  mânen öldürecek.                    Hattâ, &#8220;</strong><strong>Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz.  Mehdi&#8217;ye                    namazda iktida eder, tâbi olur.&#8221; diye  rivâyeti bu ittifaka                    ve hakikat-ı Kurâniye&#8217;nin matbuiyetine ve hakimiyetine  işaret                    eder. (Şualar, 493)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 38- İslam&#8217;ın, bu gelişmelerle birlikte  dünyaya                    hakim olacağı müjdelendiğine göre, Müslümanların bunu  ve bunun                    gerçekleşmesine vesile olacak Hz. Mehdi&#8217;nin zuhurunu,  Bediüzzaman                    gibi gözlüyor olmaları doğru olanıdır</em></strong></p>
<p><strong>Allahu a&#8217;lem bissevab, bu ayrı ayrı  rivayetlerin                    bir te&#8217;vili şudur ki: Büyük Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri  var. Ve                    siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde,  cihad                    alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her  bir asır                    me&#8217;yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te&#8217;yid  edecek bir                    nevi Mehdi&#8217;ye veyahud Mehdi&#8217;nin onların imdadına o  vakitte gelmek                    ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile  her devirde                    belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış,  ceddinin                    şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela:  Nakşibend                    ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdi&#8217;nin  bir kısım                    vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında  gelen rivayetlerde,                    medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam  olduğundan rivayetler                    ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: &#8220;Eskide  çıkmış.&#8221;                    Her ne ise&#8230;</strong></p>
<p><strong>Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren  ve binler                    manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve  hakikat-i Kur&#8217;aniyenin                    mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle  beslenen,                    tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda şeriat-i  Muhammediyeyi                    ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.) ihya                    ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan &#8220;Büyük  Mehdi&#8221; nin                    kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya  göstermeleri gayet                    makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve  hayat-i içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 39- Kuran&#8217;ın hakikatleri henüz ihya  edilmemiştir.                    Bediüzzaman&#8217;ın tabiriyle bir nev&#8217;i ta&#8217;tile uğrayan  Kuran&#8217;ın                    hükümleri, Hz. Mehdi tarafından ihya edilecektir.</em></strong></p>
<p><strong>Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile  çok ahkâm-ı                    Kur&#8217;aniye&#8217;nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı  Muhammediye&#8217;nin (A.S.M.)                    kanunları bir derece ta&#8217;tile uğramasiyle o zat, </strong><strong>bütün                     ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve </strong><strong>ittihad-ı                     İslâm&#8217;ın</strong> muavenetiyle ve <strong>bütün ulema  ve evliyanın ve bilhassa </strong><strong>Al-i Beyt&#8217;in neslinden her asırda  kuvvetli                    ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle                    o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ Lahikası,  260)</strong></p>
<p><strong>.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i  Furkaniyeyi                    ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra  ile,                    başkumandanları olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221;  nin kemal-i                    adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet  makul                    olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 40- Kuran&#8217;ın hükümleri Mehdi tarafından  icra edilecektir.</em></strong></p>
<p><strong>.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i  Furkaniyeyi                    ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra  ile,                    başkumandanları olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221;  nin kemal-i                    adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet  makul                    olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong>O zatın ikinci vazifesi, </strong><strong>şeriatı  icra ve                    tatbik etmektir. Birinci vazife maddi  kuvvetle değil,                    belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu  halde, bu                    ikinci vazife </strong><strong>gayet büyük maddi bir kuvvet  lazım ki,                    o ikinci vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i  Gaybi,                    9)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 41- Mehdi ve talebeleri geldiğinde üstad  kendisinin                    hayatta olmayacağını, vefat etmiş olacağını  vurgulamıştır</em></strong></p>
<p><strong>Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde  asıl                    sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri),  Cenab-ı                    Hakk&#8217;ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o  tohumlar sünbüllenir. </strong><strong>Bizler de kabrimizde seyredip Allah&#8217;a  şükrederiz.                    (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138 &#8211; Kastamonu Lahikası, 72)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 42- Bediüzzaman, hizmetiyle yaşadığı ülke  ve yaşadığı                    yere yakın bölgelerdeki insanlara hizmetini  ulaştırabilmiş,                    ancak Mehdi&#8217;nin İslam aleminin birliğini dayanak  noktası alarak,                    etkisini tüm insanlığa ulaştıracağını söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i  İslâmın                    vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve  mânevi tehlikelerden                    ve gadab-ı İlâhi&#8217;den kurtarmaktır. Bu vazifenin,  nokta-i istinadı                    ve hadimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular  lazımdır. (Emirdağ                    Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 43- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;nin kendisinin  komutanı,                    kendisinin de onun bir eri bir askeri olduğunu ifade  etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong>O ileride gelecek acib şahsın bir  hizmetkarı ve                    ona yer hazır edecek bir dümdarı ve </strong><strong>o büyük  kumandanın                    pişdâr bir neferi olduğumu zannediyorum.  (Barla Lahikası,                    162)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 44- Bediüzzaman kendisinin &#8220;seyyid&#8221;  olmadığına,                    Mehdi&#8217;nin ise &#8220;seyyid&#8221; olacağına özellikle dikkat  çekmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu  zamanda nesiller                    bilinmiyor. Halbuki âhir zamanın o büyük şahsı, Âl-i  Beyt&#8217;ten                    olacaktır.&#8221; (Emirdağ Lahikası, 247-250)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 45- Bediüzzaman, kendi talebelerinin  Risale-i Nurları                    ve kendisini hata ederek Mehdi zannettiklerini ve  yanıldıklarını                    ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8230; Risale-i Nur&#8217;un şahs-ı manevisini  haklı olarak                    Hz. Mehdi telakki ediyorlar. O şahs-ı manevinin de bir  mümessili,                    Nur şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı  manevisi ve                    o şahs-ı maneviden bir nevi mümessili olan biçare  tercümanını                    zannettiklerinden, bazen o ismi O&#8217;na veriyorlar. Gerçi </strong><strong>bu,                    bir iltibas ve bir sehivdir, fakat onda mes&#8217;ul  değiller.                    (Tılsımlar Mecmuası, 201)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 46- Bediüzzaman&#8217;a göre, ahir zamanın  büyük Mehdisi                    ünvanını alacak kişide ve cemaatinde üç vazifenin de  yapıldığı                    görülmelidir</em></strong></p>
<p><strong>Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi  Mehdi                    ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat herbiri </strong><strong>üç  vazifeden                    birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın  Büyük                    Mehdi ünvanını alamamışlar.<em> </em>(Emirdağ                     Lahikası, 260)</strong></p>
<p><strong>Hem bu </strong><strong>üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı manevide  ancak                    içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i  Tasdik-i                    Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 47- Üstad, ahir zamanda zuhur edeceği  müjdelenen                    şahısları herkesin tanıyamayacağını, ancak  yakınlarının imanlarının                    nuru ile tanıyabileceklerini ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (A.S) geldiği vakit, herkesin  onun İsa                    olduğunu bilmesi gerekmez. </strong><strong>O&#8217;nun yakınları ve  ileri                    gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar.  Yoksa                    açıkça herkes onu tanımayacaktır. (Mektubat, 54)</strong></p>
<p><strong>Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın nuzulü  dahi                    ve</strong><strong> kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u  imanın dikkatiyle                    bilinir; herkes bilemez. (Şualar, 487)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 48- Hz. İsa&#8217;yı en iyi tanıyacak kişi  şüphesiz ki                    Hz. Mehdi&#8217;dir. Bediüzzaman onun talebelerinin  sayılarının az                    olacağı ve küçük bir cemaat olduğunu söylemektedir </em></strong></p>
<p><strong>İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile  tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin  kemiyeti,                    Deccal&#8217;in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına  nispeten                    çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir. (Şualar,  495)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 49- Hz. Mehdi ve ahir zamanda zuhur  edeceği bildirilen                    diğer şahısların herkes tarafından tanınamayacağı,  ancak imanın                    nurundan kaynaklanan bir dikkatle tanınabileceği  Bediüzzaman                    tarafından bildirilmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Şimdi Mehdi gibi eşhâsın hakkındaki  rivâyâtın ihtilâfâtı                    ve sırrı şudur ki:</strong></p>
<p><strong>Ehadîsi tefsir edenler, metn-i Ehadîsi  tefsirlerine                    ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ: Merkez-i  saltanat                    o vakit Şam&#8217;da veya Medine&#8217;de olduğundan, vukuat-ı  Mehdiye veya                    Süfyâniyeyi merkez-i saltanat civarında olan Basra,  Kûfe, Şam                    gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler.</strong></p>
<p><strong>Hem de o eşhasın şahs-ı mânevîsine veya  temsil                    ettikleri Cemâate âit âsâr-ı azîmeyi o eşhasın  zâtlarında tasavvur                    ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı hârika  çıktıkları                    vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil  vermişler.</strong></p>
<p><strong>Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe  meydanıdır.                    Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle  ise o                    eşhas, hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman  çokları, hattâ                    kendisi de bidayeten Deccal olduğunu bilmez. </strong><strong>Belki  nur-u                    îmânın dikkatiyle, o eşhas-ı âhirzaman tanınabilir.</strong></p>
<p><strong><br />
<em>50- Bediüzzaman, Mehdilik için kendine hüsn-ü zan  edenlerin,                    sadece iman vazifesine göre değerlendirme  yaptıklarını, halbuki                    Mehdi&#8217;nin diğer vazifeleri olan &#8216;şeriatı ihya ve  hilafeti tatbik&#8217;                    etmesini dikkate almadıkları için yanıldıklarını ifade  etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife  ahirzamanda                    gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber  veriyorlar.                    Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden  en ehemmiyetlisi                    olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve  hakaik-i                    imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur  ve şakirdlerinin                    şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; </strong><strong>o gelecek  zata dair                    haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur&#8217;un şahs-ı  manevisine hatta                    bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı  ihya ve                    hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki  mühim                    vazifesini nazara almamışlar. Onların  kanaatleri, onların                    Risale-i Nur&#8217;dan istifade cihetinde faidelidir,  zarasızdır;                    fakat Nur&#8217;un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alet  olmamasına                    ve dünyevi ve manevi makamatı aramamasına zarar  verdiği gibi,                    Nurların muhafızları her taifenin hususan siyasi  taifenin tenkidine                    ve hücumuna vesile olabilir. (Tılsımlar Mecmuası, 168)</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuran&#8217;da ve hadislerde haber verilen Dabbet-ül Arz bilgisayar ve internet teknolojisine işaret etmektedir (doğrusunu Allah bilir)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ve-hadislerde-haber-verilen-dabbet-ul-arz-bilgisayar-ve-internet-teknolojisine-isaret-etmektedir-dogrusunu-allah-bilir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ve-hadislerde-haber-verilen-dabbet-ul-arz-bilgisayar-ve-internet-teknolojisine-isaret-etmektedir-dogrusunu-allah-bilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 10:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abbas]]></category>
		<category><![CDATA[Adeta]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Arz]]></category>
		<category><![CDATA[Benzer]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgisayar Ve Internet]]></category>
		<category><![CDATA[Da Ve]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebuz]]></category>
		<category><![CDATA[Elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ince]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Insana]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[Resul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=170</guid>
		<description><![CDATA[Kuran&#8217;da ve hadislerde haber verilen Dabbet-ül Arz  bilgisayar ve ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Kuran&#8217;da ve hadislerde haber verilen Dabbet-ül Arz  bilgisayar ve internet teknolojisine işaret etmektedir (doğrusunu Allah  bilir)</h3>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><em>İbni Abbas  (ra)&#8217;dan: &#8220;Yüzü insan yüzüne benzer,</em><strong><em>Gagası kıllı</em></strong><em>&#8230;&#8221;  (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276) </em></span></span></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>Yüzü insan yüzüne benzer</em>:</strong> Yüzü insan  yüzüne benzer ifadesiyle Dabbe’nin insana benzer özelliklere sahip  olacağına işaret edilmektedir. Günümüzde bilgisayarlar da tıpkı insan  gibi kameralar vesilesiyle görmekte, algılayıcı sistemleriyle işitmekte  ve doğrudan konuşmaktadır. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>Gagası kıllıdır:</em></strong> Bu hadiste  bildirilen <strong>“gagası kıllıdır”</strong> ifadesi, bilgisayarların  şarj edilmesi için kullanılan ve ince tellerden oluşan elektrik  kablosuna işaret ediyor olabilir. Hayvanların gagası plastik gibidir,  adeta bir mikayı andırır. İnce kabloları olan plastik şarj, hadiste  belirtilen benzetmeye işaret ediyor olabilir. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hüzeyfe (ra)&#8217;dan:  &#8220;&#8230; <strong>Hiç kimse ona yetişemeyecek kaçan da kurtulamayacak</strong>.&#8221;  (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)</span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Günümüzde bilgi iletiminde, bilgisayarın hızına erişebilmek  mümkün olamamaktadır. Ve Dabbe’nin çıktığı dönemde, Kuran’ı ve  Müslümanların tebliğini dinlemek istemeyenler bile, bilgisayarlar  evlerine kadar girdiğinden, Allah’ın Yüce kudretini ve Kuran ahlakını  mutlaka öğrenmek zorunda kalacaklar, kaçamayacaklardır. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ebu Hureyre  (ra)&#8217;dan: &#8220;<strong>Dabbet-ül Arz’da her türlü renk mevcuttur</strong>&#8230;  &#8221; (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)</span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şu anda günümüz bilgisayarlarında 16.8 milyon renk mevcuttur. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ebuz Zübeyr (ra)&#8217;dan  nakletmiştir: &#8220;&#8230; <strong>Gözü hınzır gözü gibi, kulağı fil kulağı  gibi</strong> &#8230;&#8221; (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B.  Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)</span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Günümüz bilgisayarlarında artık küçük göz şeklinde kameralar  vardır, bu kameralar vesilesiyle bilgisayarlar her türlü görüntüyü  algılayabilmektedirler. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Günümüzde laptop bilgisayarların görünümü, fil kulağını andırır  şekildedir. Aynı şekilde bilgisayarların ses kayıt özelliği sayesinde,  mekandaki tüm sesler rahatlıkla bilgisayar tarafından algılanmakta,  hatta kaydedilebilmektedir. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Beraberinde <strong>Hz.  Musa (as)&#8217;ın asası</strong> &#8230; olacak. Yüksek sesle şöyle bağıracak:  &#8220;İnsanlar artık ayetlerimize yürekten iman etmez oldular.&#8221; <strong>Sonra  mümin ile kafiri damgalayacak </strong>(iman edenlerle inkar edenlerin  tanınmasına vesile olacaktır)<strong>. </strong>(Kıyamet Alametleri,  Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk  Yayıncılık, s. 277)</span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>Hz. Musa (as)&#8217;ın asası olacak:</em> </strong>Yüce  Allah,Hz. Musa (a.s.)’ın asasını bir anda canlı yılana dönüştürerek,  dönemin Darwinist ve materyalistlerine karşı yoktan Yaratılışın en büyük  delillerinden birini göstermiştir. Ahir zamanda da bilgisayar ve  internet yoluyla tüm Darwinist ve materyalistlere Yaratılışın delilleri  gösterilecektir. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>Sonra mümin ile kafiri damgalayacak: </em></strong>Ahir  zamanda müminlerin de kafirlerin de bilgisayar ve internet yoluyla  Peygamberimiz (s.a.v)’in mührü ile karşılaşacağı anlaşılmaktadır.  Hadiste, internete giren herkesin Resulullah (s.a.v.)’ın mührünü  göreceğine, bu mührün müminlerin şevkini arttırıp, yüzlerini  aydınlatacağına, inkar edenlerin ise enaniyetlerini kıracağına işaret  etmektedir. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Mümine rastlayacak <strong>müminin  yüzünü damgaladığında yüzü pırıl pırıl olacak. Kafiri damgalayınca  simsiyah kesilecek</strong>.&#8221; (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame  Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277)</span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İnternete girdiklerinde Allah’ın varlığının delilleriyle, Kuran  ayetleriyle ve İslam ahlakını anlatan eserlerle karşılaşan ve  Peygamberimiz (s.a.v)’in mührünü karşılarında gören müminlerin  hidayetleri artacak, imanları daha da kuvvetlenecektir. Peygamberimiz  (s.a.v)’in mührü ile karşılaşan inkarcıların ise öfkelerinin şiddetinden  yüzleri kapkara olacaktır. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>“</em></strong><em>&#8230;<strong>Yeryüzünde  bir yıldız gibi seyredecek. Peşine düşen onu yakalayamıyacak, </strong>ondan  kaçarsa kurtulamayacak&#8230;. (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame  Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277) </em></span></span></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bilgisayarlar, internet yoluyla tüm bilgileri dünyanın her  yanına saniyeler içinde ulaştırabilmektedir. Bilgisayarlar hemen her  evde olduğu için insanlar hak ve doğrudan kaçamayacaklardır. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Çıkacak üç defa <strong>yerle  gök arasında olan herkesin duyabileceği bir sesle haykıracak.</strong>&#8221; </span></em></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>&#8220;Doğuya  yönelip haykıracak, bütün Doğulular sesini duyacak. Şam&#8217;a yönelip  haykıracak, bütün Yemenliler sesini duyacak</em></strong><em>.<strong>&#8220;</strong> (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 277) </em></span></span></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Dabbet-ül Arz yerin altına da hakim, yerin üstüne de hakim,  gökyüzüne de hakimdir. Ulaşmadığı, girmediği hiçbir şehir, hiçbir ev  kalmayacaktır. Şu anda bilgisayarlar evlerin tümüne girmiştir ve uydu  teknolojileri ve internet vesilesiyle yer altında çalışan insanlardan,  gökdelenlerin tepesinde yaşayan ya da gökyüzünde uçakla seyahat eden  insanlara kadar bütün insanlara her ses ve her görüntü ulaşabilmektedir. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><em><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Gerçekten namaz  kılan kişinin yanına gelecek, &#8220;bu senin namazın olmadı çünkü sen  yalancısın ve mürainin (ikiyüzlü riyakar kimsenin) ta kendisisin&#8221;  diyerek iki gözünün arasına, <strong>yalancı damgası vurulacak</strong>.  (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 278) </span></em></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kuran’ı kendince şahit tutarak dilini eğip büken, Kuran’a  muhalif olduğu halde dindar görünümü altında hareket eden ikiyüzlü  kişilere, bilgisayar ve internet yoluyla cevap verilmekte ve onların  “yalancı” oldukları açıkça ifşa edilmektedir. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>Şeytanı  öldüreceği</em></strong><em> (fikren yok edeceği) hususundaki beyanat  hatırlanacağı vechiyle (üzere) yukarıda geçmiştir. (Kıyamet Alametleri,  Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk  Yayıncılık, s. 278)</em></span></span></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şeytanın sistemi olan Darwinizm, materyalizm, ateizm; internet  yoluyla dünyaya ulaşan ve Allah’ın birliğini ve yüceliğini anlatan  yayınlar vesilesiyle tamamen yerle bir olacak, şeytanın dini bu  vesileyle ortadan kalkacaktır. </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong><em>&#8230;bir  adım atışta üç günlük mesafeyi birden katedecek</em></strong><em>&#8230;  (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El  Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 278)</em></span></span></div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Günümüzde, bilgisayar ve internet vesilesiyle tek bir saniye  içinde dünyanın diğer ucuna bilgiler iletilebilmekte, tüm insanlara  ulaşabilmektedir.</span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>SN. ADNAN  OKTAR&#8217;IN DABBET-ÜL ARZ KONUSUNDAKİ AÇIKLAMALARI (29 Ağustos 2009)</strong></span></p>
<p><object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" width="320" height="280" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,28,0"><param name="movie" value="http://tr.harunyahya.tv/player/flv_player.swf?movieName=17202&amp;sId=39208" /><param name="quality" value="high" /></object></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong> Şu  Dabbet-ül Arz’ı bir anlatalım. Evet. Şeytandan Allah’a sığınırım.<strong> “Sen  artık Allah’a tevekkül et. Sen apaçık bir hak üzerindesin.” </strong>(Neml  Suresi, 79) Mümin Allah’a tevekkül edecek. Hak üzerindeyse gönlü çok  rahat olacak inşaAllah. “Çünkü gerçekten sen ölülere söz  dinletemezsin.”  (Neml Suresi, 80) Yani Allah küfür için onlar ölüdürler  diyor. Siz onları diri zannedersiniz fakat onlar ölüdürler.” Diyor. <strong>“  Hayvanlar gibidirler hatta hayvanlardan daha da aşağıdırlar” </strong>(Araf  Suresi, 179) diyor.  Yani vicdanen çökmüşlerdir diyor Allah.  “Ve  arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.”  (Neml  Suresi, 80) Yani hiçbir şekilde dinlemek istemiyor. Mesela Müslüman  geliyor, hadi bana müsaade diyor kaçıyor. Mesela ezan okunuyor  kapattırıyor. Yahut Kur’an okunuyor televizyonu kapattırıyor.  Veya  içeriye  &#8211; mesela otururken bir lokalde veya herhangi bir yerde – dindar  birisi giriyor, hemen çıkıyor. Bak diyor ki Cenab-ı Allah “… ve  arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” Dinlemek  istemiyor. “ve Sen körleri düştükleri sapıklıktan çekip hidayete  erdirecek değilsin.” Kör adam, anlatıyorsun anlatıyorsun anlamıyor.  Allah hidayet vermedikçe anlamıyor.<strong> “Sen ancak ayetlerimize iman  edenlere söz dinletebilirsin.” </strong>(Neml Suresi, 81) Allah’tan  korkuyordur bu, söz dinler. <strong>“İşte Müslüman olanlar bunlardır”</strong> (Neml Suresi, 81) Allah’ın hidayet vermesi ve Allah’tan korkması  gerekiyor. <strong>“O söz, başlarına geldiği zaman onlara yerden bir  Dabbe çıkarırız&#8230;”</strong> (Neml Suresi, 82) Dabbet’ül Minel’ard.  Yerden mamül bir varlık. Bir dabbe … Debelenen … yahut herhangi bir  kendinden yürüyen eşya için de aynı kelime kullanıyor; Dabbe; yani  depreşen,  hareket eden. <strong>“&#8230;O da insanların bizim ayetlerimize   kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.”</strong> (Neml  Suresi, 82)Yani imana dair,  iman hakkında onlara bilgi veriyor.  Bilgi  veren bir şey. Şimdi biz bunu – Dabbe’yi &#8211; bir anlamaya çalışalım.<strong> “O söz başlarına geldiği zaman.”</strong> Ne zaman geliyor bu söz?   Kıyamet vakti. Mehdi’nin zuhur vakti. O söz başlarına geldiği zaman.  Artık kıyamet iyice yaklaşmış. Son an artık çünkü  2120’de kıyamet  bekleniyor. Artık o söz gelmiş inşaAllah. “Onlara yerden mamul bir dabbe  çıkarırız. O da insanlara bizim ayetlerimize kesin bilgiyle&#8230;” Bakın  kesin bilgi, demek kesin bir bilgi var, bir de kesin bilgi var. Net  bilgi. Şimdi, ahir zamanda insanlara Kur’an’ın ışığından istifadeyle  kesin bilgi sunuluyor.  “Kesin bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.”  Bakıyoruz bilgisayara. Bu konuşuyor mu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Konuşuyor</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Konuşuyor. Yazıyor da.</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Evet</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Anlatıyor da. Soru sorduğunda anında cevap  veriyor değil mi? Neden mamül bu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yerdeki elementlerden demir, var, alüminyum  var, çinko var</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Değil mi; magnezyum, bakır, kobalt, çinko  hepsi var. Silisyum hepsinden var. Yerden mamul bir kere, o tamam.  Konuşuyor. Allah’ı anıyor Allah hakkında bilgi veriyor. Kesin bilgi  veriyor mu ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Veriyor</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Net bilgi veriyor mu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Veriyor</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Güzel, şimdi hadislere göre bakalım, sürati  nasıl bunun?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">O çok hızlı</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Bak diyor ki <em>“hiç kimse ona yetişemeyecek,  kaçan da kurtulamayacak.” </em>(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame  Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 276)  Çünkü evinde dini öğrenmek istemiyor ama, bastın mı düğmeye Allah,  Resul, Muhammed (sav), Peygamberimiz (sav)’in mührüyle karşılaşıyor.  Allah’ın hükümleriyle karşılaşıyor, Kuran ayetleriyle karşılaşıyor,  Hadis-i Şeriflerle karşılaşıyor, Darwinizm’in, materyalizmi n  yıkılışıyla karşılaşıyor,  nereye gitse karşısına çıkıyor, ne diyor,  kaçan da kurtulamayacak.<br />
Bakın diyor ki renkli olacak diyor. O hayvanda her türlü renk mevcuttur.  O dabbede,  o cisimde, o alette,  her türlü renk mevcuttur. Renkli mi  bunun görüntüleri?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Evet</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Her türlü renk var mı ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Var</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hadise uyuyor mu ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Uyuyor.</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Musa’nın asası yanında olacak diyor. Siz  yaratılışı  ispat ediyor musunuz internette ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ediyoruz inşaAllah</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Hz Musa asayı atıp neyi ispat etti Firavuna ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yaratılışı</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yaratılışı ispat etti değil mi ? Ne dedi  bak,ağaçtan  Allah bir anda hayvan yaratıyor, Nil’in çamurlarından  yaratılmadı, demek ki o devrin Darwinizm’i yanlıştı, doğrusu  yaratılıştır diyor. Bakın diyor ben bir ağacı yaratıyorum, canlanıyor,  dolayısıyla sizin tesadüf iddianız doğru değil. Allah yaratıyor değil mi  ? Hz Musa’nın asası gibi yaratılışı ispat edecek, anlatacak. Ne diyor,  müminin yüzünü damgaladığında yüzü pırıl pırıl olacak. Sen burada  internette Peygamberimiz (sav)’in mührünü gördüğünde için açılıyor mu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Açılıyor</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Bir neşe geliyor mu ?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Geliyor</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Peygamberimiz (sav)’in mühründe neler var?  Allah, Muhammed, Resul. Ne anlatıyor internet? Allah’ı anlatıyor.  Muhammed (sav)’i anlatıyor. O’nun Resul olduğunu anlatıyor.  Ve yüzünü  parlatıyor müminin. Pırıl pırıl oluyor.  Kafiri damgalayınca simsiyah  kesilecek diyor.  İnanmayan karşılaştığında da kan  boğuyor, tansiyonu  çıkıyor, morarıyor.  Bir okuyor oradaki gerçekleri. Tansiyonu fırlıyor  18’e 20’ye. Bunalıyor, sıkılıyor. Başka bir yere geçiyor. Orada da  karşısına geçiyor. Yani kafir; inanmayan. İnanmayanı damgalıyor. Evet.  Bak yeryüzünde diyor bir yıldız gibi seyredecek. Olağanüstü bir sürat  olacak, peşine düşen onu yakalayamayacak.  Yani elektrik sürati olduğu  için olağanüstü süratli. Yerle gök arasında herkesin duyabileceği bir  sesle haykıracak.  Yerin altında alıyor mu bu internet?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna: </strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Alıyor.</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Üstünde alıyor mu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Alıyor.</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Herkes duyuyor mu?</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Oktar Babuna:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Duyuyor.</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Evet doğuya yönelip haykıracak bütün doğulular  sesini duyacak. Şam’a dönüp haykıracak. Bütün Yemenliler sesini duyacak.  Yani bütün dünya cihetlerini belirtiyor. Dünyanın her yerinde herkes  sesini duyacak diyor. Bakın diyor ki;<em> “bazı iki yüzlü, riyakar  kimsenin kişilerin iki gözünün arasına yalancı damgasını vuracak.” </em>((Kıyamet  Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul Al-Huseyni El Berzenci,  Pamuk Yayıncılık, s. 278)) Resulullah (sav)’ın mührüyle onu damgalıyor.  Sen yalan söylüyorsun, Darwinizm yalan, materyalizm yalan. Bu yalanı  onlara ispat ediyor Dabbet-ül Arz. Anlaşıldı mı? Ve de Hz. Mehdi’nin  yardımcısıdır Dabbet-ül Arz. Hz. İsa Aleyhisselamın da yardımcısıdır ve  bir nevi de kılıncıdır. Manevi kılıncıdır. Şeytan’ı öldürecek diyor.  Şeytan ne? Deccaliyet,  Deccaliyet  ne? Darwinizm, materyalizm,  Allah’tan korkmayan sistem. Ne diyor ? Şeytan öldürecek diyor. Şimdi biz  internetle şeytanı öldürüyor muyuz? Darwinizm’i, materyalizmi yok  ediyor muyuz? Hadis tam anlamıyla çıkmış mı? Çıkmış evet. Bir adım  atışta üç günlük mesafeyi birden kat edecek. Olağanüstü süratli. Mesela  dünyanın her yerinde şu an izleniyor. Bütün dünyaya dağılacağı Dabbet-  ül arz’ın. Her yerde kolu olacak diyor. Her yere ulaşacak. Göğe  ulaşacak, yere ulaşacak. Ulaşmadığı hiçbir yer kalmayacak. Hatta her eve  girecek diyor. Her eve girip herkesi damgalayacak diyor, Resulullah  (sav)’ın mührüyle.</p>
<p><strong>Oktar Babuna: </strong>İnşaAllah</p>
<p></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Adnan Oktar:</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> Bakın; Hz Caferi Sadık’ta şöyle buyurur; <em>“Adeta  kaimi, Hz Mehdi Aleyhisselam’ı görür gibiyim.” </em>Peygamberin (sav)  altın mühürle mühürlenmiş sözleşmesini cebinden çıkarıyor. Mehdi  Peygamber Efendimiz (sav)’in mührünü kullanacak. Altın diyor altın.  Rengini de belirtiyor. Altın bir mühürle mührünü çıkarıyor.  Mührünü  açarak onları insanlara okuyor. Rivayet var. İsa Aleyhisselam onu alıp  açacak; sandığı açacak. Bir sandık buluyor Hz İsa aleyhisselam da ve onu  açıyor ve içinde bir mühür, Resulullah (sav)’ın mührü ve bin tane kitap  bulacak diyor. Hazır, Hz. İsa Aleyhisselam’dan önce. Mehdi  Aleyhisselamın hazırladığı kitaplar. Bu kitaplarla İslam’ı, Kuran  ahlakının esaslarını, sünnetini ihya edecek.<br />
Risalet&#8217;ül Meşrep Elverdi fi Mezhebil Mehdi, Ali bin Sultan Muhammed  el-Kari, sayfa &#8211; 4 enis cülescsi kitabından. 700 yıllık 800 yıllık  eserler bunlar.  1000 yıllık eserler . Buralarda anlatılıyor. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ve-hadislerde-haber-verilen-dabbet-ul-arz-bilgisayar-ve-internet-teknolojisine-isaret-etmektedir-dogrusunu-allah-bilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA (A.S) VE HZ. MEHDİ (A.S)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Adil]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mace]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir
Tevatür: Kuvvetli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir</strong></p>
<div><strong>Tevatür: Kuvvetli haber,                  içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan                  kuvvetli haber. (Büyük  Lugat-Tur-Dav,                    3003)</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="155"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Şevkani                         de Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın ineceğine dair                        hadislerin sayısının 29&#8242;a ulaştığını                        söyleyerek bunları bir bir nakletmiş                        ve sonunda : Bizim naklettiğimiz                        hadisler görüldüğü gibi </strong><strong>tevatür haddine  ulaştı. Bu beyanımızla                        şu sonuca varılıyor ki, beklenen                        Mehdi hakkındaki hadisler, deccal                        hakkında hadisler ve Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın                        inmesine dair hadisler mütevatirdir                        demiştir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace, 10/338</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Kıyametin                          büyük alametlerinden biri olmak                          üzere ahir zamanda Hz.İsa (Aleyhisselam)&#8217;ın                          gökten yere ineceğini bildiren                          hadisler </strong><strong>tevatür derecesindedir.<br />
Sahih-i Müslim, 2/58</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Allah                          Resulu (sav)&#8217;den </strong><strong>mütevatir olarak rivayet  edilen hadislere                          göre Allah&#8217;ın Resulu (sav),                           Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın kıyamet gününden                          önce adaletli bir imam ve hakem                          olarak ineceğini haber vermiştir.<br />
Ibn-i Kesir, Hadislerle Kur&#8217;an                          Tefsiri, 13/7163</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="48"></a>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın      Geleceğini Bildiren Sahih Hadisler</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="247"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                    Hureyre şöyle demiştir  : Resulullah                                                    (sav) buyurdu ki:<br />
Hayatım elinde olan  Allah&#8217;a yemin                                                    ederim ki, </strong><strong>Meryem  oğlu (İsa                                                      Aleyhisselam)&#8217;ın  adil bir hakim                                                      olarak sizin içinize  inmesi<br />
Sahih-i Müslim, 6/532</strong> muhakkak yakındır. O, salibi (haçı)                                                    kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                    kaldıracaktır, mal o  kadar çoğalıp                                                    taşacak ki, hiç kimse  mal kabul                                                    etmez olacaktır.<strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre (r.a.)&#8217;den  rivayet edilmiştir                                                      : Resulullah  (s.a.v.) buyurdu                                                      ki:<br />
Benliğime hakim olan  zata yemin                                                      ederim ki, </strong><strong>Meryem&#8217;in  oğlunun                                                        adaletli bir hakem  olarak size                                                        inmesi pek  yakındır. O, Haç&#8217;ı                                                      kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                      kaldıracak; mal  çoğalacak ki,                                                      kimse onu kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Tirmizi,  4/93</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre&#8217;den rivayet  edildiğine                                                      göre; Peygamber  (s.a.v.) şöyle                                                      buyurdu :<br />
</strong> <strong>İsa  bin Meryem adil bir                                                      hakim ve adaletli  bir imam (devlet                                                      başkanı) olarak  (gökten yere) </strong><strong>inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.                                                      O, (indiğinde) haçı  kıracak (haça  tapınmayı kaldıracak), domuzu                                                      öldürecek (domuz   eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi kaldıracaktır.                                                      Mal da o kadar  çoğalacaktır ki                                                      hiç bir kimse mal  kabul etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/340</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>. .</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="779"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Resulullah                                                    (s.a.v.) buyurdu ki:</strong><strong>İsa bin Meryem (a.s.)  benim ümmetim                                                    içinde;</strong></p>
<p><strong>1- adaletli bir hakim  ve (yönetimde)                                                    adil bir imam olacak,</strong></p>
<p><strong>2- haçı kırıp ezecek  (haça  tapınmayı kaldıracak) ve domuzu                                                    öldürecektir.</strong></p>
<p><strong>3- (Zimmilerden)  Cizyeyi kaldıracak,</strong></p>
<p><strong>4- ve zekatı  terkedecektir. Artık                                                    ne koyun, keçi, sığır  sürüsü ne                                                    de deve sürüsü üzerine  zekat memuru                                                    çalıştırılmayacaktır.</strong></p>
<p><strong>5- Kap su ile dolduğu  gibi yeryüzü                                                    barışla dolacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Din birliği de  olacak, artık                                                    Allah&#8217;tan başkasına  tapılmayacaktır.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>1-  Hz. İsa (a.s.)                                                      adaletli bir  yönetici olacaktır.</strong></p>
<p><strong>2- Hadiste Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın haçı                                                      kırıp (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldüreceği (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek) belirtilmiştir.                                                      Serhü&#8217;s Sünne&#8217;de ve  başka hadis                                                      kitaplarında; Hz.Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                                      tahrif olmuş,  aslından uzaklaşmış                                                      olan Hıristiyanlığı  iptal ederek                                                      Ser-i Şerifimizle  (İslamiyetle)                                                      hükmedeceği  belirtilmiştir. Hz.Hz. İsa (a.s.) tekrar geldiği zaman teslis                                                      inancı haça tapınma,  ruhbaniyet&#8230;                                                      gibi Hıristiyanlığın  da esasında                                                      bulunmayan  hurafeleri kaldıracak,                                                      bu dini indirildiği  ilk haline                                                      döndürecektir.<br />
Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  domuzu öldürmesine                                                      dair cümlenin manası  da şöyledir                                                      : O, domuz beslemeyi  ve yemeyi                                                      yasaklayacak ve  öldürülmesini                                                      emredecektir. Artık  yeryüzünde                                                      domuz bırakmayacak  ve böylece                                                      domuzun yenilmesini  de tamamen                                                      önleyecektir.</strong></p>
<p><strong>3- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  cizyeyi, yani Ehl-i Kitab&#8217;tan alınan vergiyi kaldırmasına dair cümle de  şöyle yorumlanmıştır : Yani Hz. İsa (a.s.), Ehl-i Kitap olan insanları  İslam dinine davet edecek ve böylece cizye vermelerini kabul  etmeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Diğer bir yorum  şekli de şöyledir                                                      : Cizye hiç bir  gayr-i müslimden                                                      alınmayacaktır. Bu  nedenle cizye                                                      almaya da gerek  kalmayacaktır.                                                      Çünkü cizye  müslümanların ihtiyaçlarında                                                      kullanılmak üzere  alınır. İhtiyaç                                                      kalmayınca cizye  almaya da gerek                                                      kalmaz.</strong></p>
<p><strong>4- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de malın bolluğu ve  zekata müstahak                                                      fakirin kalmaması  sebebiyledir.                                                      Bu hüküm de cizye  ile ilgili hüküm                                                      gibidir. Yani Hz.  İsa (a.s.) İslam                                                      dininin koymuş  olduğu zekat hükmünü                                                      kaldıracak değildir.  Böyle bir                                                      mana düşünülemez.  Maksad şudur                                                      : Yüce dinimiz,  zekat müessesesini                                                      o döneme kadar  tatbik edilmek                                                      ve o dönemde gerek  kalmayacağından                                                      tatbik edilmemek  üzere koymuştur.                                                      Hz. İsa (a.s.) da  İslam&#8217;ın konulmuş                                                      hükümlerini tatbik  edecektir.</strong></p>
<p><strong>5- Hz. İsa (a.s.)  zamanında, bütün dünyayı hakimiyeti altına almış olan   Mesih-i Deccal�n fikir sistemi yok edilecek ve  dünyadaki hakimiyeti  tam anlamıyla son bulacaktır. Masonluk  v.s. gibi nifak odakları tamamen  yok edilecek, bütün dünya huzur içinde yaşayacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Bir hadis-i  şeriflerinde Resul-i                                                      Ekrem (sav)  Efendimiz şöyle                                                      buyurmuştur :</strong></p>
<p><strong>Muhakkak O yeryüzüne  inecektir&#8230;                                                      İnsanları İslama  davet edecektir.                                                      O&#8217;nun zamanında  Allah Teala İslam                                                      dışında bütün  dinleri kaldıracak.<br />
Tezkiret-il Kurtubi, 499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Yukarıdaki hadislerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın yeryüzüne  indiriliş                  alameti olarak bildirilen durumların hiçbirisi  gerçekleşmemiştir.                  Hıristiyanlık bozulmus, tahrif edilmiş şeklini muhafaza                  etmekte, teslise (üçleme) inanılmakta, haram olmasına  rağmen domuz eti yenmektedir.                  Dünya karışıklıklar içindedir; huzur, güven, barış                  ortamı yoktur, savaşlar, iç savaşlar devam etmektedir.                  Bolluğun aksine yokluk hakimdir. Bu durumda Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın                  henüz zuhur etmediği  anlaşılmaktadır.    Fakat bu üstün  Peygamber�n geliş zamanı çok yakındır. Peygamberimiz  (sav)�en rivayet edilen  hadisler ve din alimlerinin verdikleri  bilgiler, Hz. İsa (a.s.)�n, Hz. Mehdi  (a.s.) ile Hicri 14. yüzyılda  dünyaya tekrar geleceğini müjdelemektedir. İçinde  bulunduğumuz yüzyıl,  Hicri 14. yüzyıldır.</strong></p>
<p><strong><a name="49"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Ve Mesih Deccal</strong></p>
</div>
<p><strong>Mesih-i Deccal: Hakki                  batıl, batılı hak gösteren. Sahih hadislerin  haberleriyle,                  ahirzamanda gelecek ve Allah&#8217;ı (c.c.) inkar edip  kendisinin                  ilah olduğunu iddia edecek, dünyayı fesada verecek,                  tek gözlü  bir şahıstır.<br />
Büyük LUGAT TÜR-DAV</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="32"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Her                                      biri Allah&#8217;ın resulu olduğunu                                      iddia eden otuza yakın yalancı </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">deccal</span> gönderilmedikçe                                      kıyamet kopmayacaktır.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/82</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) çıkmadan önce birçok sahte <span style="text-decoration: underline;">Mesih                    (deccal)</span> çıkacaktır:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) ilk defa                   göğe alındığı haliyle yeryüzüne bırakılacağından,                  O&#8217;nun zamanında annesi, babası olan; doğup büyüyen                  33 yaşına gelmiş bir kimsenin Hz. İsa (a.s.) olma  ihtimali                  yoktur. Ondan evvel çıkan sahte Mesihlerin  (deccallerin),                  o devirde anne ve babaları olacaktır. Doğup, büyüyüp                  belli bir yaşa geldikten sonra sahtekarca  kendilerinin                  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edeceklerdir. Fakat  dikkatli,                  ferasetli, kültürlü, akıllı insanlar bu yalanları                  farkedip, onlara aldanmayacaklardır. Bu, deccalin,  dünyaya  hakim olmak için materyalist-marksist stratejiyi kullandığı  döneme denk  gelmektedir.</strong></p>
<p><strong>Deccal, bu sefer  dünyaya                  hakim olmak için tekrar strateji değiştirecek, dünyada                  materyalizme galip gelmiş olan &#8220;Yaratılış&#8221; inancını                  kendi menfaati doğrultusunda kullanmak isteyecektir.    Yaratılış inancını insanlara karşı kullanacak, Allah adına ortaya   çıkacak, hatta peygamber olduğunu iddia edecek, fakat ortaya çıkan  fitneden  onun deccal olduğu anlaşılacaktır.</strong></p>
<div><strong> Mesih-i Deccal hipnotizma, manyetizma ve sihir türünden                  bazı yöntemleri kullanarak birçok istidracı (*)  harikalar                  gösterecek, kendisinin Beklenen                  Mesih [yani Hz.  İsa (a.s.)] olduğunu iddia edecektir.  (Mesih, Hz. İsa (a.s.)�n lakabıdır.)</strong></div>
<p><strong>Değerli İslam alimi  Bediüzzaman Said Nursi, Mesih-i Deccal�n aldatıcı  yönünü şu şekilde  belirtmiştir:</strong></p>
<p><strong>Ve onların başına geçen                               en büyükleri, ispirtizma (hipnotizma) ve  manyetizmanın                              hadisatı nev&#8217;inden müdhiş harikalara mazhar  olan Deccal                              ise daha ileri gidip cebbarane suri  hükümetini bir                nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder. Mehdi  ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75</strong></p>
<p><strong>Üstad&#8217;ın da  sözünde  belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi   aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek  çok kişiyi  kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz.  İsa&#8217;yı ve  Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal&#8217;in  gösterdiği yalancı  mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal&#8217;e  aldanmasına neden olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kendisine Mesih diyen Mesih-i Deccal, halen  dünyanın pek çok ülkesinde teşvik edilen ve meşru gösterilen  ahlaksızlığı, cinsi sapıklığı, homoseksüelliği                              daha da teşvik edecektir.  Onun kendilerine  fayda  getirdiğini zanneden, onun oyununa aldanan, gösterdiği cehennem  hayatını cennet  zanneden pek çok kişi O&#8217;na katılacaklardır. Deccal,  sahte peygamber görünümü  ile dindarları da etkilemeye çalışacak ama  gerçekte onlar arasında ayrılık çıkarmaya,  onları güçsüz düşürmeye,  hatta onları büyük müsibetlere uğratmaya çalışacaktır.  Deccal, samimi  dindar Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin en büyük düşmanı  olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Yanlış yönlendirilmiş bazı  Hıristiyanlar                               o devirde Hz.İsa (as)&#8217;ı beklediklerinden  dolayı, O&#8217;nu tahrif                              edilmiş, değiştirilmiş İncil&#8217;deki vasıfları  ile bekleyeceklerdir.                              Mesih-i Deccal de tam onların hayal  ettikleri gibi                              istidracı harikalıklar gösterecektir.   Örneğin, Hz. İsa (a.s.)� Yüce Rabbimiz�n bahşettiği üstün mucizevi   özelliklere sahip olduğunu iddia edecek, bir                              şahsa hipnoz telkini ile ölmüş annesini  konuşur halde                              gösterecektir. Ayrıca yine sihir ve  hipnozla, annesinin                              O&#8217;na katılmasını tavsiye ettiğini kendisine  işittirecektir.                              Görme ve işitme halüsinasyonları olacaktır.  (Dışarıdan                              bakan sihirin etkisinde olmayan bir kişi ise  o görüntüyü                              göremeyecektir.)</strong></p>
<p><strong>Deccal, önce beklenen  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edecek, ardından da Hıristiyanlığın   teslis inancındaki gibi Allah&#8217;ın kendisine hulül ettiğini (içine  girdiğini)  söyleyerek ilahlığını ilan edecektir (Allah� tenzih ederiz).  Bu sapkın yöntemi kullanarak  dünyada muazzam bir taraftar kitlesi  kazanacaktır. Daha çok keyfe ve zevke  yönelik, ahlaksızca ögretileri ve  tavsiyeleri olacağı için taraftarlarının sayısı  daha da artacaktır.</strong></p>
<p><strong>Böyle  azgınlığın arttığı  bir devrede İslam alemi de Hz. Mehdi (a.s.)�n liderliğinde  birleşmiş  olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), her ne kadar Hıristiyan alemini  &#8220;Sahte  Mesih&#8221;e karşı uyaracaksa da, Hıristiyanlar, tam bekledikleri tarzda   iddialarda bulunmasından, bekledikleri zamanda zuhur etmesinden ve  İstidrac  nevinden birçok harikalıklar göstermesinden dolayı bu izahlara   aldırmayacaklardır.</strong></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.),  deccalin  gösterdiği istidracı harikalıkları bozma konusunda bir öncü olacak ama   deccalin kirli oyunu yine de sona ermeyecektir. O halüsinasyonlardan  oluşan  istidracı harikalıkları ve deccalin bu sinsi oyununu tamamen  ortadan  kaldıracak, onun fikir sistemini yok edecek olan Hz.  İsa  (a.s.) olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman,  bu gerçeği  şöyle izah eder:</strong></p>
<p><strong><em>Sihir                   ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla                   kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi                  altına alan) o dehşetli Deccal&#8217;i öldürebilecek,  mesleğini                  değiştirecek; ancak harika ve mu&#8217;cizatlı ve umumun                  makbulu bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar                  ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa  Aleyhisselamdır. </em><br />
<em>Mektubat, 53</em></strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İşari                                                  manada ayet mealleri</strong><strong>26/32- Bunun                                                                           üzerine asasını bırakıverdi, bir                                                                           de (ne görsünler) o, açıkça bir                                                                           ejderha oluverdi.</strong></p>
<p><strong>7/117- Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı                                                                           fırlatıver&#8221; diye vahyettik. (O                                                                           da fırlatıverince) bir de baktılar                                                                           ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp                                                                           yutuyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. Musa (a.s.)  o zamanın                              deccallerinin isdidraclarını ancak mucize  ile yok                              etmişti.</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;O&#8217;nun [Hz. İsa (a.s.)'ın] nefesinin  kokusunu duyan hiçbir kafirin ölmemesi mümkün değildir. Deccal&#8217;in  yalancı olduğu etrafa dalga dalga yayılacaktır. Deccaliyet perişan  olacak fikir sistemi yok edilecektir.</strong><strong>Sünen-i Ibn-i Mace, 10/323</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="40"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hz. İsa (a.s.) </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Deccal</span>&#8216;a nihayet                                                     Lud kapısı yanına  yetişecek ve                                                    onu öldürecektir.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/105</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Lud  kapısında Mesih-i Deccal ile karşılaşacak,  onu tartışarak yenecektir;  Deccali  öldürmesinden kasıt onun fikir sistemini yok etmesidir. Hz.  Musa (a.s.)�a aynı  şekilde Firavun&#8217;un fikir sistemini yok etmişti. Hz.  İbrahim (a.s.) ise Nemrud&#8217;un  fikir sistemini yok etmişti. Hz. Mehdi  (a.s.) süfyanın şahsını değil fikir  sistemini yok edecek, Hz. İsa  (a.s.) da, Mesih-i Deccal&#8217;in  fikir sistemini ortadan kaldıracaktır.  Önemli olan da, ebette ki bu şahısların  yaydığı sapkın ideolojinin,  toplumları helake götüren kirli fikir sisteminin  ortadan kalkmasıdır.</strong></p>
<p><strong>Deccali yenip  fikir sistemini ortadan  kaldıracak olan Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın gerçek Mesih  olduğunu anlayan Hıristiyan  alemi, Allah�n izniyle, büyük bir süratle  Allah�n takdir ettiği doğru yola  yani hak din olan İslam&#8217;a girecektir.  �strong&gt;Andolsun,  Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse  yoktur,�(Nisa Suresi,  159) ayetinde belirtildiği gibi, bundan sonra  tüm dünya Allah�n hak dinine tabi  olacak ve dinsizlik tamamen ortadan  kalkacaktır.</strong></p>
<p><strong> <a name="51"></a>Hz. İsa (a.s.) Zamanında Yeryüzü Barışla Dolacak</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Kap                                                  su ile dolduğu gibi </strong><strong>yeryüzü                                                     barışla dolacaktır.<br />
-Hiçbir kimse arasında  bir </strong><strong>düşmanlık                                                    kalmayacaktır.<br />
-Ve bütün düşmanlıklar,  boğuşmalar,                                                  hasetleşmeler muhakkak  kaybolup                                                  gidecektir.<br />
Sahih-i Müslim, 1/136</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Savaş (erbabı) da </strong><strong>ağırlıklarını (silah ve  malzemelerini) </strong><strong>bıracak.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Harp (erbabi) </strong><strong>ağırlıklarını (yani silah ve  saireyi) </strong><strong>bırakacak.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                Alametleri, 496</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz.  İsa (a.s.) Mesih-i Deccal&#8217;in tüm fikir sistemini ortadan kaldırıp,   sistemini dağıttıktan sonra dünyaya hakim olacaklardır. O zaman tek bir  dinin yani İslamiyetin yeryüzüne yayılması ile  ırkçılık, milli egoizm  yok olacak; sevgi, kardeşlik, güzel ahlak ana düşünce  haline gelecek;  ayrıca masonluk, siyonizm, materyalist felsefe, komünizm,  faşizm,  kapitalizm gibi diğer sapkın ideolojiler de tarih sahnesinden silinecek;   egoistlik, bencillik, kin, düşmanlık gibi her türlü sapkınlık anlamını  kaybederek  yok olacaktır.  Savaşların, çatışmaların  sebepleri yok  olacağı için, savaş sanayine harcanan tirilyonlarca para, bu  sefer  meşru ihtiyaçlara, gıda, imar, teknoloji, bilim, kültür, sağlık  harcamaları  gibi son derece gerekli ve önemli ihtiyaçlara ve bunun  yanında da insanların  mutluluğu için gerekli diğer yatırımlara  harcanacaktır. Elbette doğrusunu Allah  bilir.</strong></p>
<p><strong><a name="52"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Zamanında Büyük Bolluk Olacak</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;</strong><strong>Mal                                                    da o kadar  çoğalacaktır ki,                                                    hiçbir kimse mal kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/340</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Meryem                                                      oğlu (İsa) iner ve  Deccal&#8217;i öldürür.                                                      Ondan sonra kırk yıl </strong><strong>bol nimet içinde yaşarsınız.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                      il Ahir Zaman, 90</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İsa                                                      (Aleyhisselam)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de </strong><strong>malın bolluğu ve zekata                                                      muhtaç fakirin  kalmaması sebebiyledir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/339</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) zamanında, bilimin  gelişmesiyle hayvansal ve bitkisel  gıdaların üretimi arttırılacak, ilim  ve teknoloji son safhaya ulaşacak, dünya  kurulduğundan bu yana  teknolojik olarak en gelişmiş çağ yaşanacaktır. İnsanlar  teknolojinin  imkanlarıyla çok rahat ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Hz. İsa  (a.s.)  ve Hz. Mehdi (a.s.)�n öncülüğünü yaptığı bu kutlu dönem, insanların   rahatlık, huzur, güven ve mutluluk içinde yaşadıkları bir refah  dönemidir. Bu döneme  bu yüzden &#8220;Altın Çağ&#8221; adı verilmiştir.</strong></p>
<p><strong><a name="53"></a>Hz.  İsa (a.s.) Yeni Bir Din Getirmeyecektir</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                   Seyh, Kitab-ül Fiten&#8217;de  Ebu Hureyre&#8217;den                                                  tahric etti, Resulullah  buyurdu:                                                  İsa bin Meryem iner,  Deccal&#8217;i                                                  öldürür ve kırk (40) yıl </strong><strong>Allah&#8217;ın                                                    kitabı ve benim  sünnetimle hükmeder, vefat eder.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                  il Ahir Zaman, 92</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İmam                                                    Nevevi: Hz. İsa Ümmeti  Muhammed&#8217;e                                                    Peygamber olarak  değil; </strong><strong>Şeriat-ı                                                      Muhammediyyeyi  tatbik etmek için gelecektir,  demektedir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil                                                    Mehdiyy-il Muntazar,  68</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><em> Kadi Iyaz:  &#8220;Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesi, Deccal&#8217;i öldürmesi haktır ve gerçektir.                              Ehl-i Sünnet mezhebi ve yolu bu konuda varid  olan                              hadisler nedeniyle budur. Ne akli yönden ne  de Ser-i                              Şerif&#8217;te bu görüşü iptal edebilecek hiçbir  delil yoktur.                              Bu itibarla bu hüküm sabittir. Mütezile ve  Cehemiye                              mezheplerine mensub bazı kimseler ve onlara  katılanlar                              bu konudaki hadislerin, Allah&#8217;ın 33/40- &#8220;Muhammed,                                 &#8230; ancak o, Allah&#8217;ın Resûlü ve  peygamberlerin sonuncusudur.&#8221; mealindeki ayete, Peygamber  Efendimizin &#8220;Benden                                  sonra hiçbir peygamber yoktur&#8221; mealindeki hadisine                              ve Peygamberimizden (s.a.v.) sonra hiçbir  peygamberin                              olmadığına ve şeriatının kıyamete dek ebedi  olup,                              hükümlerinin yürürlükten kalkmayacağına dair  Müslümanların                              icma&#8217;ına ters düştüğü gerekçesiyle  reddedilmiş olduğunu                              ileri sürmekteler ise de; Bu iddia ve  gerekçe batıldır.                              Çünkü Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın inmesinden maksad  onun şeriatımızı                              yürürlükten kaldırıcı bir şeriatla ve  Peygamber olarak                              inmesi değildir. Ne bu hadislerde ne de  başka hadislerde                              böyle birşey yoktur. Bilakis Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın şeriatımızla                              hükmedecek adil bir hakim ve halkın  terkettiği şeriatımızın                              hükümlerini ihya edici olarak ineceği sahih  hadislerle                              sabittir.&#8221; demiştir.</em><br />
<em>Sünen-i Ibn-i Mace,  10/338</em></strong></p>
<p><strong><em>Hz. İsa  (a.s.) inecek                              ve hatem&#8217;ür rüsul Resulullah (s.a.v.)  efendimizin                                şeriatina tabi olacaktır.</em><br />
<em>Mektubat-i Rabbani,  2/1309</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) Efendimiz                              ahirzamanda yeryüzüne  indirildiği vakit,  peygamberlikle                              vazifeli olarak yeni bir şeriat  getirmeyecektir. Sahih                              hadislerin ve İmam-Rabbani Hazretleri&#8217;nin  izahında                              belirtildiği şekilde, Peygamber Efendimizin  (s.a.v.)                              Şeriatını uygulayacaktır. Kur-an-ı Kerim  ayetlerine                              göre hükmedecektir.<br />
</strong> <strong><br />
<a name="54"></a>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                  Hilyesi</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Peygamber                                                  efendimiz (sav)  buyurmuştur ki:<br />
Onu [Hz. İsa (a.s.)�]  gördüğünüz zaman şu alametlerle                                                  tanıyınız:<br />
1.Uzuna yakın orta boylu<br />
2.Rengi kırmızı ile  beyaza yakın<br />
3.Üzerinde herd boyası  ile boyanmış                                                  iki elbise vardır.<br />
4.O derece temiz ki  kendisine                                                  ıslak dokunmadığı halde  başı su                                                  damlatır gibidir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametleri, 499</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                    Hureyre (r.a.) şöyle  dedi: Peygamber                                                    (s.a.v) buyurdu ki:  Geceleyin                                                    yürütüldüğüm zaman  Musa Aleyhisselam&#8217;a                                                    kavuştum. (Peygamber  onu tavsif                                                    ederek:) Bir de gördüm  ki, O Senüe                                                    kabilesi erkeklerinden  biri gibi                                                    kara yağız, uzun  boylu, balık                                                    etli, düz saçlı bir  zattır. İsa&#8217;ya                                                    da kavuştum (Peygamber  onu da                                                    tavsif ederek: ) </strong><strong>İsa,  orta                                                      yapılı, sanki  hamamdan çıkmış                                                      gibi al çehreliydi.<br />
Sahih-i Müslim, 2/1053</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Yine                                                    Abdullah Ibn-i Ömer  (r.a.) dan                                                    rivayet olunduguna  göre Nebi (sav)                                                    demiştir ki:<br />
Ben bu gece kendimi  rüyamda Kabe&#8217;de                                                    buldum. Ansızın esmer  bir kişi                                                    gördüm. Sanki o </strong><strong>esmer  insanlardan                                                      en güzeli, başının  saçı iki omuzu                                                      arasında sarkıyordu.  (Yeni)                                                    taranmış ve arınmıştı  da bas&#8217;inin                                                    saç)ı su damlatıyordu. </strong><strong>İki                                                      elini iki kişinin  iki omuzuna                                                      koyarak Beyt&#8217;i tavaf  ediyordu. (Orada bulunanlara) Bu kimdir?                                                    diye sordum. Onlar :  Bu Meryem&#8217;in                                                    oğlu Mesih (İsa)&#8217;dır,  dediler.<br />
Sahih-i Buhari, 9/177</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="55"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                Peygamberimizin (s.s.v) Kabri Yanına  Defnedilecektir</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İbni                                                    Asakir Abdullah b.  Selamdan: &#8220;Tevrat&#8217;ta                                                    Peygamberin sıfatı  anlatılıyor                                                    ve orada </strong><strong>İsa  aleyhisselamin                                                      onunla beraber defn  edileceği                                                      yazılıyor.<br />
Buhari Tarihinde, İbni  Asakir                                                    Ondan (Abdullah b.  Selam) dan                                                    nakl ettiklerine göre, </strong><strong>İsa                                                      aleyhisselam  Resulüllah ile iki                                                      Sahabisi (Ebu Bekr  ve Ömer (r.a.)                                                      &#8216;nın yanında defn  edilip kabir                                                      adedi dörde  çıkacaktır.<br />
İbni Cevzi&#8217;nin  Abdullah bin Ömer                                                    (R. Anhüma)&#8217;dan  merfuan nakl ettiği                                                    bir rivayette şöyle  buyurulmaktadır:<br />
&#8220;İsa aleyhisselam  yeryüzüne inecek, </strong><strong>evlenecek çoluk çocuk sahibi                                                      olup kırk beş sene  yaşıyacak,                                                      sonra ölecek,  benimle ayrı kabire                                                      gömülecek, sonra ben  ve İsa aynı                                                      kabirden Ebu Bekr  ile Ömer (r.a.)                                                      arasından  kalkacağız!&#8221;<br />
Kıyamet Alametleri,  246/247</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz.                                                      İsa, yeryüzünde  iken </strong><strong>evlenecek                                                        ve bir çocuğu  olacaktır. Ölünce, Müslümanlar onun namazını                                                      kıldıktan sonra </strong><strong>Ravza-i  Mutahhare&#8217;ye defnedeceklerdir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar  Fi Alamatil                                                      Mehdiyy-il Muntazar,  65</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Muhakkak                                                      ki, Meryem oğlu, İsa  yeryüzüne                                                      indiği zaman  evlenecek, çocuğu                                                      olacak, yeryüzünde  45 yıl kalacaktır.<br />
Miskatü-l Mesabih,  3/47</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde indikten ve                                                      40 yıl kalıp  yaşadıktan sonra                                                      ölür. Müslümanlar,  O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  O&#8217;nu toprağa                                                      verirler. (Bu hadis,  ebu Davud                                                      et Tayalisi&#8217;nin  Müsned&#8217;inden rivayet                                                      edilmiştir.)<br />
Hazreti Hz. İsa  (a.s.) yeryüzünde                                                       kırk sene yaşadıktan  sonra vefat                                                      edecektir.  Müslümanlar O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  defnedecekler.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret  ve Ahirzaman                                                      Alametleri, 498-499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>.<br />
Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde yaklaşık 40-45  sene kaldıktan                              sonra vazifesini tam yapmış olarak vefat  edecektir.                              Müslümanlar cenaze namazını kılıp, Peygamber  Efendimizin                              (s.a.v.) kabri yanına defnedeceklerdir.</strong></p>
<p><strong><br />
<a name="56"></a>Risale-i Nur Külliyatında  İsa Aleyhisselam<br />
</strong> <strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Dünyaya Tekrar  Gönderilecektir:</strong></p>
</div>
<p><strong>Süfyan                              ve mehdi hakkındaki hadislerin ifade  ettikleri mana                              budur ki, ahir zamandan dinsizliğin iki  ceryanı kuvvet                              bulacak.</strong></p>
<p><strong>Birisi:                              Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.)                              inkar edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs  ehl-i                              nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslamiyenin  tahribine                              çalışacaktır. Ona karşı Al-i Beyt-i  Nebevinin silsile-i                              nuranisine baglanan, ehl-i  velayet ve ehl-i                               kemalin başına geçecek Al-i Beytten Muhammed  Mehdi                              isminde </strong><strong>bir zat-ı nurani, o Süfyanin  şahs-ı manevisi                                olan cereyan-i münafikaneyi öldürüp  dağıtacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 53)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Hadis-i şeriflerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;dan önce geleceği                              bildirilen Hz.Mehdi; Süfyan&#8217;ın İslam  aleminde yaptığı                              manevi tahribatı tamire çalışacak,  İslamiyetin yeniden                              canlandırılmasına ve dünya çapında  yayılmasına gayret                              edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz.Mehdi  (a.s.), Allah&#8217;ı                              inkar üzerine kurulmuş bütün felsefe ve  teorileri                              tam anlamıyla susturacak, başta Süfyan&#8217;dan  kaynaklanan                              bütün fitne ve fesad odaklarını, kurumlarını  kapatacaktır.                              Mehdi, Halife ünvanıyla İslam  aleminin başına                              geçecek, Kur-an-ı Kerim&#8217;i ve iman esaslarını  günün                              şartlarını da dikkate alarak ilmi bir  şekilde insanlara                              açıklayacak, müminlerin imanlarını  güçlendirecektir.</strong></p>
<p><strong>İkinci  cereyan ise: Tabiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden                              bir cereyan-i nemrudane, gittikçe  ahirzamanda felsefe-i                              maddiye vasıtasiyle intisar ederek kuvvet  bulup, uluhiyeti                              inkar edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir  padişahı                              tanımayan ve ordudaki zabıtan ve efrad onun  askerleri                              olduğunu kabul etmiyen vahşi bir adam,  herkese, her                              askere bir nevi padişahlık ve bir güna  hakimiyet verir.                              Öyle de : &#8220;Allah&#8217;ı inkar eden o cereyan  efradları                              birer küçük Nemrud hükmünde nefislerinde  birer rububiyet                              verir.</strong><strong> Ve onların başına geçen en  büyükleri, ispirtizma                                ve manyetizmanın hadisatı nev&#8217;inden müdhiş  harikalara                                mazhar olan deccal ise daha ileri  gidip, cebbarâne                              sûri hükûmetine bir nevi rubûbiyet tasavvur  edip ulûhiyetini                              ilan eder. Bir sineğe maglûb olan ve bir  sineğin kanadını                              bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet  dâvâ                              etmesi, ne derece ahmakcasına bir maskaralık  olduğu                              malumdur.</strong></p>
<p><strong>İşte                              böyle bir sırada (Mesih-i deccalin ortaya  çıktığı sırada),  o cereyan pek kuvvetli göründüğü                              bir zamanda, Hazreti İsa (a.s)&#8217;in şahsiyet-i  maneviyesinden                              ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur  edecek, yani </strong><strong>rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek;                              hal-i hazır Hıristiyanlik dini o hakikata  karşı tasaffi                              edecek, hurafattan ve tahrifattan  sıyrılacak, hakaik-i                              İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık  bir nevi                              İslamiyete inkilab edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a                              iktida ederek, o İsevilik , şahs-ı manevisi,  tabi;                              ve İslamiyet, metbu&#8217; makamında kalacak.  Din-i hak,                              bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet  bulacaktır.                              Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken  mağlub olan                              İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik                              cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında  iken                              alem-i semavetta cism-i başerisiyle bulunan  şahs-ı                              İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının  başına geçeceğini                              bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Sey&#8217;in  vadine                              istinad ederek haber vermiştir. Madem haber  vermiş,                              haktır, madem Kadir-i Külli Sey &#8220;va&#8217;detmiş  elbette                              yapacaktır.<br />
(Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong>****</strong></p>
<p><strong>Mesih&#8217;i Deccal&#8217;in çok  kuvvetli olduğu bir devrede,  Hıristiyanlık dini, içinde bulunduğu  hurafelerden, sapkınlıklardan (teslis,  haç, domuz eti yemek v.s.)  temizlenecek, ilk nuzül ettiği, orjinal haline  dönecektir. İlahi dinler  birbirinin devamı olduğundan birisi bozulunca diğeri  onu düzeltmek ve  yeni hükümler koymak için gönderildiğinden, Hıristiyanlık da   hurafelerden, sapkın inançlardan kurtulduktan sonra manen bir nevi  İslamiyet  olacak, dolayısıyla Hıristiyanlar da Kur-an-ı Kerim&#8217;e  uyacaklardır. Aynı durum  Musevilik için de geçerli olacak. Müslümanlık,  Hıristiyanlık ve Museviliğin birleşmesi  sonucunda inananlar  kuvvetlenip, dinsizlik cereyanını yok edecek bir güce gelecek;  iman  edenlerin başında ise, Allah tarafından cismani olarak dünyaya  gönderilmiş  olan Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) bulunacaktır. Bunu  Peygamberimiz (sav)  Allah&#8217;ın vaadine dayanarak haber vermiştir. Allah  elbette vaadini yerine  getirecektir.</strong></p>
<p><strong>Sahih  hadislerde  müjdelenen hususlar bunlardır. Ahirzamanda gelmesi beklenen Hz. İsa   (a.s.) efendimizi tek bir zat olarak değil de &#8220;şahs-ı manevi veya   cemaat&#8221; şeklinde düşünmek veya &#8220;gelmiştir, görevini yapıp vefat   etmiştir&#8221; iddiasında bulunmak, mütevatir haline gelmiş bu konuyu   yalanlamak olur ki, manevi sorumluluk getirebilir, müslümanlara çok  büyük zarar  verebilir. Allah bunu vaadetmiştir ve vaadini elbette  yerine getirecektir.  Bediüzzaman başka bir eserinde de Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın dünyaya tekrar gelmesinin  kesin olduğunu bildirmektedir.</strong></p>
<p><strong>Evet,                              hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i  İsa&#8217;nın semavi                                nüzulu kat&#8217;i olmakla beraber; mana-yi  işarisiyle                              başka hakikatleri ifade ettiği gibi bu  hakikata da                              mucizane işaret ediyor.<br />
(Kastamonu  Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.) Mesih Deccal&#8217;i Öldürecektir:</strong></p>
<p><strong>Kat&#8217;i ve  sahih rivayette var ki: &#8220;İsa Aleyhisselam büyük Deccal&#8217;i öldürür.&#8221;<br />
Vel&#8217;ilmü indallah, bunun da iki vechi var:<br />
</strong> <strong><br />
Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispirtizma                              gibi istidracı harikalarıyle kendini  muhafaza eden                              ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccal&#8217;i  öldürebilecek,                              mesleğini değiştirecek; ancak harika ve  muc&#8217;cizatlı                              ve umumun makbulü bir zat olabilir ki: </strong><strong>O  zat, en                                ziyade alakadar ve ekser insanların  Peygamberi olan                                Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;dır.</strong></p>
<p><strong>İkinci vechi şudur                              ki: &#8220;Şahs-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı  ve maktul                              olan şahs-ı Deccal&#8217;in, teşkil ettiği  dehşetli maddiyunluk                              ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı  manevisini                              mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o  ruhaniler,                              din-i İsevinin hakikatını hakikat-ı İslamiye  ile mezcaderek                              o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.  Hatta,                              &#8220;Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i  Mehdi&#8217;ye                              namazda iktida eder, tabi olur. &#8221; diye  rivayeti bu                              ittifaka ve hakikat-ı Kur-aniyenin  mutbuiyetine ve                              hakimiyetine işar<em>et eder.</em><br />
<em>(Sualar, 493)</em></strong></p>
<p><strong>****<br />
<em><br />
</em>Sihir ve hipnotizma gibi harikulade kuvvetlerle                              herkesi etkileyerek varlığını sürdüren  deccal ve onun                              fikir sistemi, ancak, vahiyle hareket eden  gerektiğinde                              mucizelerle desteklenen Hz. İsa (a.s.)  tarafından yok                              edilecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) tekrar                              dünyaya geldigi zaman yeni bir din  getirmeyecek, Islam                              dinine uyacaktir. Fakat bir peygamber olduğu  için,                              kendisine vahiy gelecek ve mucize  gösterecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın idaresi  altında  Hıristiyanlığın                              hakikati ile İslamiyeti birleştiren  talebeleri, bu                              birleşmenin sağladığı güç ile Mesih-i  Deccal&#8217;in dinsizlik                              cereyanını, Allah&#8217;ı  inkar fikrini etkisiz  hale                              getirip, yok edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hem alem-i insaniyette                              inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve  mukaddesat-ı                              beşeriyeyi zir ü zeber eden Deccal  komitesini, Hazret-i                              Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın din-i hakikisini  İslamiyetin hakikatiyle                              birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar  bir İsevi                              cemaati namı altında ve </strong><strong>&#8220;Müslüman  İseviler&#8221; ünvanına                                layık bir cemiyet, o Deccal komitesini,   Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak;    beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurataracak.<br />
<em>(Mektubat 413)</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Geldiğinde                              Başlarda Tanınmaması:</strong></p>
<p><strong>Hazret-i  İsa Aleyhisselam                              geldiği vakit, herkes O&#8217;nun hakiki İsa  olduğunu bilmek                              lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı,  nur-u iman                              ile O&#8217;nu tanır. Yoksa bedahet derecesinde  herkes O&#8217;nu                              tanımayacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 54)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  hazretleri,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın dünyaya geldiğinin ilk  yıllarında                              ancak yakın talebeleri tarafından imanın  nuru ile                              tanınabileceğini, yoksa herkesin açıkça onu  tanıyamayacağını                              bildiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hatta  Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın                              nuzülü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam  olduğu, nur-u                              imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez.<br />
(Sualar, 487)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) yeryüzüne                              ilk geldiği vakit (nüzul ettiği vakit)  imtihan sırrı                              olarak kendisini bilmeyecek, daha sonra  kendisinin                              farkına varacaktır. Talebeleri de imanın  nuru ile                              O&#8217;nu zann-ı galiple (büyük zanla) sonradan  tanıyacaklardır.                              Herkes açıkça O&#8217;nun Hz. İsa&#8217;(a.s.) olduğuna  hemen kanaat getiremeyecekdir.                              Küçük bir Hıristiyan grup içerisinde  mücadelesine                              başlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) tam  anlamıyla                              zuhur ettikten sonra görebilen herkes onu  görecek                              ve hakiki Hz. İsa (a.s.) olduğunu  bileceklerdir. Fakat                              yine de &#8220;Acaba gerçekten İsa bu mu?&#8221; diye  şüphe edenler                              var olacaktır. Böyle şüphesi olanlar küfürle  suçlanamaz,                              çünkü bu konu bir Akaid konusu değildir.  Yalnız böyle                              şüphede olanlar bu mübarek şahsın feyzinden,  bereketinden                              mahrum kalabilir.</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın Küçük                              Bir Cemaati Olacak:</strong></p>
<p><strong>İsa  Aleyhisselam&#8217;ı nur-u                              iman ile tanıyan ve ona tabi olan cemaat-i  ruhaniye-i                              mücahidinin kemiyeti, Deccal&#8217;in mektepçe ve  askerce                              ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve  küçük                              olmasına işaret ve kinayedir.<br />
(Sualar, 495)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) küçük                              bir cemaat içerisinde vazifeye  başlayacaktır. Daha                              ziyade İsrail ve İsrail&#8217;e yakın bölgelerde  faaliyet                              gösterecektir. Okullarda ve askeri  birimlerde talebeleri                              olacak ilk başta kendilerini  gizleyeceklerdir.(Doğrusunu Allah bilir)</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hakim                                                  et-Tirmizi, &#8220;Nevdirü&#8217;l  Usul&#8221;da                                                  şöyle nakletmiştir.  Peygamberimiz                                                  (sav): Meryem oğlu İsa  Ümmetim                                                  içinde havarilerinden  bir takım                                                  halkı bulacaktır. Başka  rivayette                                                  ise Peygamberimiz (sav)  üç                                                  defa: Muhakkak ki Mesih  (İsa)                                                  aleyhisselam bu ümmetten  birtakım                                                  kavimlere yetişecek ki,  onlar                                                  sizin gibidirler. Yahut  sizden                                                  daha hayırlıdırlar.  İlkinde benim                                                  sonunda Mesih (İsa)&#8217;nın  bulunduğu                                                  bir ümmeti Allah asla  utandırmaz,                                                  buyurmuştur.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametler, 501</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Resulullah                                                    (sav) efendimiz şöyle  buyurdu:<br />
Yemin ediyorum ki  Meryem oğlu                                                    İsa o gün yeryüzünün  en hayırlı                                                    800 erkek ile 400  kadın kişilerin                                                    yanlarına inecektir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                    Alametler, 498</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Hakkında Bazı Hadisler  Mütaşabihtir:</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Said Nursi,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesine ve Deccal&#8217;i  öldürmesine aid                              hadislerin müteşabih (benzetmelerle  anlatılan) hadislerden                              olduğunu, muhakkak tevilinin yapılması, yani  müteşabihatının                              çözülerek açıklanması gerektiğini izah  etmektedir.                              Aksi takdirde, sözde alimlerin bu hadislerin  müteşabıhatına                              aldırmadan, zahirine bakıp şüpheye düştüğünü  veya                              hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini  ifade                              etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Ahir  zamanda Hz. İsa (a.s.) nüzulüne ve Deccal&#8217;i öldürmesine ait hadis-i                              şahihanın ma&#8217;na-yı hakikileri  anlaşılmadığından, bir                              kısım zahir ulemalar, o rivayet ve  hadislerin zahirine                              bakıp şüpheye düşmüşler; veya sıhhatini  inkar edip,                              veya hurafevari bir mana verip adeta muhal  bir sureti                              bekler bir tarzda avam-i müslimine zarar  verirler.                              Mülhidler ise, bu gibi zahirce akıldan çok  uzak hadisleri                              şerr-i rüşte ederek hakaik-i İslamiyeye  tezyifkarane                              bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu  gibi ehadis-i                              müteşabihenin hakiki te&#8217;villerini Kur&#8217;an  feyziyle                              göstermiş. Şimdilik nümune olarak bir tek  misal beyan                              ederiz. Şöyle ki:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) Deccal                              ile mücadelesi zamanında, Hazret-i İsa (as)  onu öldüreceği                              vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra  kılıncı onun                              dizine yetiştirebilir derecesinde, vücudda o  derece                              Deccalin heykeli Hazret-i İsa  Aleyhisselamdan on,                              belki yirmi misli yüksek kametli olmak lazım  gelir.                              Bu rivayetin zahiri ifadesi sırr-ı teklife  ve sırr-ı                              imtihana münafi olduğu gibi nev-i beşerde  cari olan                adetullaha muvafık düşmüyor.<br />
<em>(Kastamonu Lahikası,  49)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Rivayette var ki:  İsa Aleyhisselam Deccal&#8217;i                              öldürdüğü münasebetiyle &#8220;Deccal&#8217;in fevkalade  büyük                              ve minareden daha yüksek bir azamet-i  heykelde ve                              Hazret-i İsa aleyhisselam ona nisbeten çok  küçük bulunduğunu..&#8221;                              gösterir.</strong></p>
<p><strong>Bunun  tevili şu olmak                              gerektir ki:<br />
İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile tanıyan ve  tabi                              olan cemaat-i ruhniye-i mücahidinin  kemiyeti, Deccal&#8217;in </strong><strong>mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına                              nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve  kinayedir.<br />
<em>(Sualar, 495)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Hazretleri,                              hadis-i şerifte İsa aleyhisselam&#8217;ın Deccal  ile mücadelesinde                              onu öldüreceği vakitte on arşın (5 metre)  yukarıya                              atladıktan sonra kılıcı ancak onun  dizine yetiştirebildiği                              derecesinde Deccal&#8217;in İsa (a.s.)&#8217;a oranla  boyunun                              on-oniki katı (18-20 m.) uzun olması  gerektiğini izah                              etmektedir. Böyle bir yaratılış, Allah&#8217;ın  kudreti                              dahilinde olmakla beraber adetullaha  aykırıdır.</strong></p>
<p><strong>Adetullah: Allah&#8217;ın                              kainatta koyduğu değişmez yasalar.</strong></p>
<p><strong>Ancak bu  bekleniş tarzı                              deccalin asker gücüne, eğitim kurumlarına ve  her                              alanda maddi bakımdan üstün ordularına  kıyasla Hz. İsa (a.s.)                              ve cemaatinin sayıca çok daha az olduğuna  işaret                              ettiği şeklinde açıklanırsa, mesele daha  akılcı anlaşılır                              bir hale gelmiş olur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

