Eden’ için Arşiv

Hz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

24 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

R0092  Hz. Mehdi (as)ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlarAhir zamanda neler yaşanacağı, hangi olayların gelişeceği, hangi durumların oluşacağı Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde hayranlık uyandırıcı bir detayla haber verilmiştir ve bu haberlerin her biri tek tek gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bundan 1400 yıl önce haber verdiği olayların, tam tarif ettiği şekilde günümüzde gerçekleşiyor olması, Allah’ın Peygamberimiz (sav)’e lutfettiği bir mucizedir. Hicri 1400 yıl itibariyle, son 30 yıl içinde, Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği 150′den fazla olayın hepsi olmuş, yani Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi, Allah’ın lütfuyla, gerçekleşmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)’in bu mucizelerini kısaca özetlemek gerekirse; tam Kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400′in başlamasıyla birlikte Fırat’ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe’de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı’nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak’ın Kuveyt’i işgali sırasında  petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu’dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül’de Amerika’daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki kuyruklu, diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet tahakkuk etmiştir. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (as)’ın çağında yaşadığımızın delilidir.

Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesinin gerçekleşiyor olması bu kadar açık ve anlaşılırken, bazı kimseler bu durumu görmezlikten gelmekte, çok kutlu ve güzel bir dönemde yaşadığımızı fark edememektedir. Aslında bu da ahir zamanın harikalıklarından biridir ve son derece şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bundan daha da şaşırtıcı olanı bazı kimselerin, Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi ortadayken, daha başka mucizeler istemeleridir. NE VAR Kİ BU 150 MUCİZENİN GÖZLERİNİN ÖNÜNDE ARDARDA GERÇEKLEŞİYOR OLDUĞUNU GÖRMEDİKLERİ VE GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ GİBİ, ALLAH’IN GÖSTERCEĞİ BAŞKA HİÇBİR MUCİZEYİ DE GÖRMEYECEK VE ANLAMAYACAKLARDIR. 1400 yıldır ilk defa Fırat’ın suyunun kesilmesini, 1400 yıldır ilk defa Kabe’de kan akıtılmasını, 1400 yıldır ilk defa Ramazan’da Ay ve Güneş tutulmaları olmasını ve bu şekilde yüzden fazla olayın Hz. Mehdi (as)’ın zuhurunu müjdelediğini hiçbir bilgiye dayanmadan inkar eden insanlar, kendilerine hangi bilgi, hangi delil, hangi mucize getirilirse getirilsin gerçeği kabul etmeyeceklerdir.

Örneğin bazı kimseler hadislerde haber verilen müteşabih bilgileri cahilce yorumlayarak, Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde Hz. Mehdi (as)’ın başının üstünde insanların baktıklarında görecekleri şekilde bulut üstünde melekler bulunacağını ve sürekli Hz. Mehdi (as)’ı işaret ederek insanlara tanıtacağını söylemektedirler. Ancak bu kimselerin iddia ettikleri gibi bir melek gelse ve Hz. Mehdi (as)’ı işaret etse dahi, bunlar Hz. Mehdi (as)’ın çıktığını kabul etmeyecek, kendilerince mutlaka bir tevil, bir açıklama yapacaklardır. Şunu belirtmek gerekir ki, Hz. Mehdi (as)’ın yanında meleklerin bulunacağı ve bu meleklerin kendisine yardım edecekleri Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden de açıkça anlaşılmaktadır. Ancak HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDAKİ MELEKLERİN GÖRÜNMESİ SADECE MANEVİ ALEMDE GERÇEKLEŞEN VE DOLAYISIYLA SADECE MELEKLERİN GÖREBİLECEĞİ BİR OLAY OLACAKTIR. (konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/14225)

İnsanların kendilerine bir elçi geldiğinde, inkarda direnmeleri nedeniyle, mucize görmek istemeleri Kuran’da bildirilen bir gerçektir. Hatta, ayetlerde haber verildiği üzere bu insanlar kendilerine melek gelmesini istemekte, ancak o zaman Peygamberin hak olduğuna inanacaklarını söylemektedirler:

Şimdi onların: “Ona bir hazine indirilmeli veya ONUNLA BİRLİKTE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir. (Hud Suresi, 12)

“Eğer doğruyu söylüyor isen, BİZLERE MELEKLERİ GETİRMELİ DEĞİL MİYDİN?” Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz. (Hicr Suresi, 7-8)

Ve derler ki: “ONA BİR MELEK İNDİRİLMELİ DEĞİL MİYDİ?” Eğer bir melek indirilseydi, elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı. (En’am Suresi, 8)

Ancak Allah bu kimselerin kendilerine melekler gelse dahi inanmayacaklarını haber vermektedir:

Gerçek şu ki, BİZ ONLARA MELEKLER İNDİRSEYDİK, ONLARLA ÖLÜLER KONUŞSAYDI VE HERŞEYİ KARŞILARINA TOPLASAYDIK, -ALLAH’IN DİLEDİĞİ DIŞINDA- YİNE ONLAR İNANMAYACAKLARDI. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar. (En’am Suresi, 111)

Onlar, KENDİLERİNE MELEKLERİN GELMESİNİ Mİ, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: “Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.” (En’am Suresi, 158)

Hz. Mehdi (as) döneminde de, Hz. Mehdi (as)’ın İslam’ı Kuran ahlakının özüne ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine döndürmesi, dini bidatlardan, hurafelerden temizlemesi, dinsizliği fikren yerle bir etmesi, İslam alemini birleştirmesi, Kuran ahlakını yayması nedeniyle bir kısım insanlar “ONUNLA BİRLİKTE, BAŞININ ÜZERİNDE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” diyeceklerdir. Ancak inanmak için mucize beklentisi içinde olan bu insanların unuttukları çok önemli bri gerçek vardır: NASIL Kİ İNSANLARIN İKİ YANINDA BULUNAN YAZICI MELEKLERİ DÜNYA HAYATINDA HİÇ KİMSE GÖREMİYORSA, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’E SIK SIK VAHİY GETİREN CEBRAİL ALEYHİSSELAM İNSANLARA GÖRÜNMEDEN GELİYORSA, HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDA BULUNACAK OLAN CEBRAİL (AS), MİKAİL (AS), İSRAFİL (AS) VE DİĞER YARDIMCI 46.000 MELEK DE GÖRÜNMEYECEKLERDİR.

A0043  Hz. Mehdi (as)ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

24 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]

Hz. İsa(as)’ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

23 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. İsa(as)’ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

101. Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Hz. Ali (ra) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): “Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman haliniz ne olur?” diye sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi, Mecma’u'z-Zevaid’de kaydetmiştir (7, 281))

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Gençlerin din ahlakından uzaklaşmaları ahir zaman özelliklerindendir. Telkine ve yönlendirmeye daha açık olan genç insanlar, kolaylıkla din ahlakına uygun olmayan akımların etkisi altına girebilmekte ya da son derece dejenere bir hayata yönelebilmektedirler. Bunun temelinde gerçek din ahlakının insanlara gereği gibi öğretilmiyor olması vardır. Bazı Batı ülkelerinde veya uzun yıllar komünist rejimle yönetilmiş ülkelerde bu durum daha açık olarak görülmektedir.

genclik dejenarasyon 101 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
genclik dejenarasyon101 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Cumhuriyet, 17 Nisan 2003, “Gençlik çıldırmış olmalı”
Cumhuriyet, 25 Haziran 2003, “Dünya gençliği nereye gidiyor”
Vakit, 8 Temmuz 2002, “Zengin ama mutsuzlar”

102. Ahlaki Çöküş

İçinde bulunduğumuz zamanda dünya toplumlarının sosyal yapılarını tehdit eden çok büyük bir tehlike söz konusudur. Bu tehlike insan bedenini ölüme götüren virüslere benzer şekilde sinsi bir faaliyet göstererek toplumları yıkıma sürüklemektedir. Bu, bir insan topluluğunu ayakta tutan ahlaki değerlerin yozlaşmasıdır.

Ahir zamanda ahlaki çöküşün yaygınlaşacağı Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden anlaşılmaktadır. Fuhşun açıkça yapılmasının bir kıyamet alameti olduğunu Peygamberimiz (sav) bir hadiste şöyle belirtmiştir:

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Fuhuş açık olmadan… kıyamet kopmaz. (Ramuz-El Ehadis, 91/7)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Günümüzde de eşcinselliğin, fuhuş ticaretinin, evlilik dışı cinselliğin, cinsel suçların, tecavüz vakalarının ve cinsel hastalıkların artışı ahlaki çöküşün bazı önemli göstergeleridir.

Bahsi geçen konular sürekli olarak dünya kamuoyunun gündemindedir. Bazı insanlar çevrelerinde olup bitenlerin, tehlikenin boyutlarının farkında değildirler veya bu olayları sosyal hayatın bir parçası olarak değerlendirme gafletine düşmektedirler. Ancak istatistikler tehlikenin boyutlarının görülmemiş bir şekilde her geçen gün büyüdüğünü göstermektedir.

Cinsel hastalık oranları insanlığın önündeki sorunların büyüklüğünü gözler önüne seren önemli bir kriterdir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kayıtlarına göre, cinsel yoldan bulaşan hastalıklar en çok rastlanan hastalık gruplarından birini oluşturmaktadır; 1997 yılı raporları her yıl tahmini olarak 333 milyon yeni vakanın meydana geldiğini göstermekteydi.53 Bunlara ek olarak, AIDS büyük bir sorun olma konumunu korumaktadır. WHO 2000 yılı istatistikleri o döneme kadar 18.8 milyon insanın bu hastalıktan hayatını kaybettiği gerçeğini ortaya koymaktaydı.54 Dünya Sağlık Örgütü’nün AIDS ile ilgili 2000 yılı raporundaki şu ifadeler konuyu özetlemektedir: “AIDS sosyal, ekonomik ve demografik yapılar üzerindeki yıkıcı etkisiyle benzersizdir.”55

Düşündürücü gelişmeler arasında eşcinselliğin yayılışı da oldukça dikkat çekicidir. Eşcinsellerin bazı ülkelerde resmi olarak evlenebilmeleri, evliliğin getirmiş olduğu sosyal haklardan istifade edebilmeleri, dernek ve partiler kurmaları, dünya çapında yapılanmaları, kutsal inançlara karşı gelmeleri, dini değerlere savaş açmaları, Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana geçen on dört yüzyıllık süre zarfında sadece çağımıza mahsus olaylardır.

Günümüzde eşcinselliğin bu yayılışı, geçmişte eşcinselliği ile tanınmış Lut halkının başına gelenleri akla getirmektedir. Kuran’da anlatıldığı gibi, Allah Hz. Lut’un doğru yola davetine azgınlıkla karşılık veren Lut şehri ve halkını büyük bir felaketle helak etmiştir. Bu sapık toplumdan geri kalanlar halen bir ibret belgesi olarak Lut Gölü’nün suları altında durmaktadır.

Ahir zaman toplumlarındaki ahlaki dejenerasyonu tasvir eden hadislerin bugünün dünyasında tam anlamıyla ortaya çıktığı açık bir gerçektir. Bu da bizlere bir kez daha, Allah’ın izniyle, Hz. İsa’nın yeniden dünyaya gelişinin oldukça yakın olduğunu hatırlatmaktadır.

103. Zinanın Artması

Toplumda evlilik dışı cinsel ilişkilerin yaygınlaşmasının da kıyametin yani Hz. İsa’nın gelişinin bir işareti olduğu Peygamberimiz (sav) tarafından şu şekilde dile getirilmiştir:

Ahlaki değerlerin, utanma duygusunun zayıflaması ise hadislerde şöyle tasvir edilmiştir:

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari, Tecrid: 1/16)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Kıyamet yaklaşınca… kadınla yolun ortasında cinsel münasebette bulunacak kadar haya ortadan kalkar. (Taberani, Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 111)

Zina çocukları çoğalacak. O kadar ki kişi sokak ortasında kadınla zina edecek. (Kıyamet Alametleri, s.140)

Bir zaman gelecek kadınla yolun ortasında zina yapılacak. Kimse buna itiraz etmeyecek. (Kıyamet Alametleri, s. 142)

Son dönemde herkesin gözü önünde açıkça yol ortalarında fuhuş yapmakta olan insanlara, gazete ve televizyon haberlerinde sıkça rastlanmaktadır. Burada, hadiste kıyamet alameti olarak belirtilen bir olay daha tam dikkat çekildiği şekilde ortaya çıkmakta ve pek çok insan bu gerçeğe şahit olmaktadır.

zinanin artmasi 103 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

zina 103 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Milliyet, 13 Mayıs 2001, “Almanya fuhuş, meslek”
Cumhuriyet 11 Kasım 2001, “Refah toplumunun çocuk fahişeleri”
Vatan, 01 Eylül 2002, “Ahlaki çöküntü ekonomik çöküntüyü de geçti!…”
Evrensel, 6 Eylül 2001, “Fuhuşun nedeni küreselleşme”
Akşam, 18 Eylül 1999,”Fuhuş tuzağı”
Sabah, 13 Ocak 2002, “Seks ruleti”

104. Eşcinselliğin Kabul Görmesi

Hadisler göstermektedir ki eşcinselliğin normal bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesi kıyamet öncesindeki dönemin önemli bir belirtisidir:

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Erkekler kadınlara benzeyecek, kadınlar erkeklere benzeyecek. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 451)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ramuz-El Ehadis, 448/8; Ölüm Kıyamet ve Diriliş, s. 480

escinsel 104 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Sabah, 30 Haziran 2003,”Eşcinseller, hakları için sokaklara çıktı”
Güneş, 15 Ocak 2002, “Erkek bakan erkekle evlendi”
Sabah, 30 Haziran 2003, “Evlenebilme özgürlüğü istiyorlar”
Şok, 30 Temmuz 2003, “ABD’de bir ilk ‘Homoseksüel Lisesi”

105. Salgın Hastalıklar

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

“Ey Malik oğlu Avf! Kıyamet öncesi altı (alamet) sayayım mı?” Dedim ki: “Onlar nelerdir ya Resulullah?” O da şöyle buyurdu: “…Sizin aranızda kolera ve şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır.” (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, s.147)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar) kıran denilen hayvan hastalığı ki, o siz yakalayacak… (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 417, no. 761)

Sizin içinizde Ikasu’l-Ğanem (*) hastalığı gibi (can) alıcı iki hastalık (olacaktır). (Camiu’l-Usul, 10/412)

(*) Ikasu’l-Ğanem, öldürücü ve salgın olan bir hayvan hastalığıdır.

Salgın hastalıklar dönem dönem tüm dünyada insanlar arasında etkili olmuştur. Ancak günümüzdeki hastalıkların, geçmiştekilerle karşılaştırıldığında, çok daha hızlı yaygınlaştıkları görülmektedir. Geçmişte sadece belirli bölgelerde etkili olan hastalıklar, günümüzde ulaşımın kazandığı hız oranında birçok ülkeye bir anda yayılabilmektedir.

Ayrıca günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.

sars aids salgin 105 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleriaids sars salgin 105 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Ortadoğu, 17 Ekim 2002,”100 milyon AIDS’li”
Tercüman, 12 Nisan 2003,”SARS, savaştan beter”
Habertürk, 19 Nisan 2003,”SARS 167 can aldı!”
Güneş, 27 Kasım 2002,”5 saniye’de bir kişi AIDS oluyor”
Şok, 22 Ekim 2002,”Berlin’de her yıl 100 kişi AIDS’ten ölüyor”
Güneş, 29 Nisan 2003,”İnsanlık böyle bela görmedi”

2002-2003 yıllarında salgın hastalıkların tehlikeleri ile ilgili basın-yayın organlarında yer alan haberlerden sadece birkaçı şöyledir:

Etiyopya’da sıtma salgını: 4200 ölü

Yerel yetkililer, Mayıs-Ağustos ayları arasında bataklıklarda sivrisineklerin çoğalmasıyla ortaya çıkan sıtma salgınında 4200 kişinin öldüğünü kaydettiler. (10.09.2003, www.ntvmsnbc.com)

‘AIDS’ten ölümler, 70 milyonu bulabilir’

Araştırmacılar, AIDS hastalığından ölümlerin 2020 yılında 70 milyon kişiyi bulacağı uyarısında bulundu. (27.06.2003 www.ntvmsnbc.com)

SARS’ın kronolojik seyri

Akut solunum yetmezliği sendromunun (SARS), bazı ülkelerde kontrol altına alınabildiği, bazı ülkelerde ise yavaşladığı haberleri gelmesine karşın, SARS hala korkutucu olmayı sürdürüyor. (29.04.2003 www.ntv-msnbc.com)

İran’da salgın hastalık

İran’da ölümcül bir virüsün sığırların yüzde 30′una bulaştığı belirtilerek, halk, virüsün sebep olduğu ”Kırım-Kongo hummas?” olarak bilinen salgın hastalığa karşı uyarıldı. İRNA’nın haberine göre, Sağlık Bakanlığı Hastalık İdaresi Merkezi Başkanı Muhammed Mehdi Guya, virüsün geçen yıldan bu yana 140′tan fazla kişiye bulaştığının tespit edildiğini, bu kişilerden 20′sinin öldüğünü söyledi. (25.05.2002, www.hürriyetim.com.tr)

salginlar 105 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

106. Ani Ölümlerin Çoğalması

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Kıyametten evvel altı (şey) say: Ölümüm, Beyt-i Makdis’in fethi, sonra koyunun kuası (göğüste beliren öldürücü sancı) gibi, sayısız ölüm hadiseleri… (Kıyamet Alametleri, s.123)
cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

kalpkrizi 106 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Günümüzde ani ölümlere sebep olan hastalıkların sayısında artış vardır.

Özellikle çeşitli beslenme ve yaşam şekli bozuklukları nedeniyle, kalp krizi oranlarının yükselmesi bu ani ölüm sebeplerinden biridir.

Ani ölümler de kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, s.147)
107. Cinayetlerin Artması

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

“Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz.” (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 468)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Liderlerinizi öldürmedikçe, dünyanızda kötüleriniz varis olmadıkça kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 141)

… fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39)

Resulullah: “Herc artmadıkça Kıyamet kopmaz!” buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) “Herc nedir ey Allah’ın Resûlü?” diye sordular. “Öldürmek! Öldürmek!” buyurdular.” (Müslim, Fiten: 18, 157)

“… kan dökülmesi… kıyamet alametlerindendir.” (Kıyamet Alametleri, s.142)

Kıyamet kopmasından önce muhakkak birtakım herc vakaları vardır, buyurdu. Ben de: Ey Allah’ın Resulu, herc nedir, diye sordum. Resul-ü Ekrem; Öldürmektir, yani cinayetlerdir, buyurdu… Bu öldürmekten maksat, müşrikleri öldürmek değildir. Fakat birbirinizi öldürmenizdir. Hatta o derece ki, insanın komşusunu, amcasının oğlunu ve yakın akrabasını öldürmesidir, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 385, no. 711)

Cinayet olaylarındaki artış ahir zamanın alametlerindendir. Günümüzde kimi insanların adam öldürtmek için katil kiraladıkları, birtakım insanların yasa dışı örgütlenmelerle cinayet şebekeleri oluşturdukları göz önünde bulundurulursa, bu hadisin haber verdiği olayların gerçekleştiği de açıkça görülecektir.

cinayetler 107 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

cinayet 107 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Şiddet olayları ahir zamanın alametlerindendir. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bu olaylar, ahlaki çöküntü ve din ahlakından uzak yaşamanın sonuçlarıdır. Time dergisinin 3 Mayıs 1999 tarihli sayısında ABD’de 2 liseli gencin gerçekleştirdiği bir katliam konu edilmiştir. Yarı otomatik silahlar ve bombalarla okudukları liseye sebepsiz yere saldıran bu 2 genç, 13 kişinin ölümüne yol açmışlardır.
Time, 3 Mayıs 1999, “Time”
Hürriyet, 28 Mayıs 2003, “Ölüm makinası”
Akşam, 18 Şubat 2002, “5 çocuğunu boğarak katletti”

108. İntihar Vakalarının Artması

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Kitabü’n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
intihar 108 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
intihar olum 108 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun raporuna göre intihar vakaları giderek artmakta, dünya genelinde her 40 saniyede bir kişi intihar etmektedir. Oysa Allah, “Ve kendi nefislerinizi öldürmeyin” (Nisa Suresi, 29) ayetiyle intiharı açıkça haram kılmıştır. Bir insanın, her ne sebeple olursa olsun, kendisini öldürmesi İslam’a göre yasaktır.
Gündem, 16 Aralık 2002, “Çin’de yılda 2 milyon kadın intihar ediyor”
Yeni Asya, 12 Eylul 2003, “Her 40 saniyede 1 kişi intihar ediyor”
Cumhuriyet, 27 Ocak 2002, “İntiharlar cinayetten fazla”
Sabah, 14 Mart 2002,
“İntihar köprüsü”

109. İç Savaşlar-İhtilaflar

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Şu muhakkak ki, yakın gelecekte fitne, tefrika ve ihtilaf(lar çıkaran birtakım insan)lar olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 376, no. 685)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Kişi, kardeşini öldürmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet alametleri, s. 141)

Kalpler birbirinden nefret etmedikçe, fikirler ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s.142-143)

Zaire’de Hutu ve Tutsi kabileleri arasında yaşanan iç savaş, 20. yüzyılda yaşanan iç savaşlara çok önemli bir örnektir. 1964 yılında iktidara gelen Albay Joseph Mobutu ülkesinin elindeki tüm maden kaynaklarını batılı ülkelere açtı. Ülkenin sosyal düzeni için hiçbir şey yapmayan Mobutu yıllarca kendi servetini artırdı. Bunun üzerine başlayan kabile savaşları çok büyük bir soykırıma da sahne oldu. Yarım milyona yakın insan öldü.

icsavas 109 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
Akşam, 23 Ağustos 2001

Etnik ırklar arasında yaşanan savaşlar, yani “soy koruyuculuğu”, yalnızca Zaire’de değil pek çok ülke içinde vahşi sahnelerin yaşanmasıyla sonuçlandı. Allah Kuran’da din ahlakından uzak cahiliye insanlarının bu nefret dolu soy koruyuculuklarına şöyle dikkat çekmiştir:

Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, ‘öfkeli soy koruyuculuğu’nu (hamiyeti), cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü’minlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.” Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)

Allah’ın yasakladığı bu düşmanlık ve kin ahir zamanın ilk döneminde de görülecektir. Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne dönmesi ise, tüm bu düşmanlıkların, savaşların, çatışmaların son bulduğu, dünyaya barış ve huzurun yerleştiği kutlu bir dönem olacaktır.

110. Okur-Yazarların Artması

cerceve 01 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Kıyametin yaklaşmasına doğru… okur-yazar çoğalır. (Müslim, Ahmed bin Hanbel; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 98; Ramuz-El Ehadis, 1/121)

cerceve 05 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 06 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri cerceve 07 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

20. ve 21. yüzyılı geçmiş yüzyıllardan ayıran önemli bir özellik de okur-yazarlık oranlarında kaydedilen ilerlemedir. Geçmiş dönemlerde okur-yazarlık toplumun belirli bir kesiminin sahip olduğu bir imtiyaz statüsünde kalmıştır. 20. yüzyılın sonlarına doğru ise başta UNESCO olmak üzere, hükümetler ve sivil toplum örgütleri dünya genelinde kampanyalar düzenlemişlerdir. Bu eğitim seferberliği, teknolojik yeniliklerin de insanlığın hizmetinde kullanılmasıyla birlikte günümüzde meyvelerini vermektedir. UNESCO’nun 2003 yılında yayınlanan raporuna göre, dünya nüfusunun %84′ü okur-yazar konumundadır.56

Bu rakam kuşkusuz, geçen ondört yüzyıl içindeki en yüksek orandır.

okuryazar 110 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
okuryazar ogrenci.110 Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
ileri >>>

53. WHO, “Young People and Sexually Transmitted Diseases”, Fact sheet no: 186, Aralık 1997; http://www.who.int/inf-fs/en/fact186.htmluparrow Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
54. WHO, “Report on the Global HIV/AIDS Epidemic”, Haziran 2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aidsuparrow Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
55. WHO, “Report on the Global HIV/AIDS Epidemic”, Haziran 2000,http://www.unaids.org/epidemic_update/report/Epi_report.htm#aidsuparrow Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
56. UNESCO Statistical Yearbook, 1997-http://www.education.nic.in/htmlweb/arhrne.htmuparrow Hz. İsa(as)ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

Son dönemde bazı Nurcu kardeşlerimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ile ilgili çok açık beyanlarına son derece yanlış yorumlar getirmektedirler. Bu yorumlar Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdiyet konusundaki açık ve net izahlarıyla alenen çelişmektedir. Üstelik Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği bilgilere de uygun değildir.

Özellikle Nur talebelerinin içindeki abilerden bazıları Üstad’ın Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açık ve sarih izahlarını yanlış bir bakış açısıyla değerlendirmektedirler. Oysa Üstad Risalelerinde yer alan ifadelerini Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri ve büyük İslam alimlerinin görüşleri doğrultusunda yapmıştır. Ve açık bir şekilde Hz. Mehdi (as)’ın Hicri 1400′de yani içinde yaşadığımız çağda gelecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Ancak söz konusu Nur talebeleri Üstadın son derece sarih izahlarını sanki müteşabihlermiş, anlaşılması zor ifadelermiş gibi değerlendirip tekrardan Üstad’ın sözlerini şerh etme cihedine gitmektedirler. Bu son derece büyük bir hata ve  Üstad’ın şahsına karşı yapılmış bir ayıptır. Üstad son derece hikmetli konuşan, Risalelerinde çok açık ve net ifadeler kullanarak olayları izah eden bir müceddiddir. Onun açıklamalarını tekrardan tefsir etmeye kalkmak, tefsirin tefsirini, şerhin şerhini yapmak gibi olur ki bu da hiç doğru bir yöntem olmaz.

75  Hz. Mehdi (a.s.)in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

1. HZ. MEHDİ (A.S) KİMSENİN TANIYIP ANLAMAYACAĞI BİR RUH DEĞİL, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN HABER VERDİĞİ YÜZLERCE ALAMETİN ÜZERİNDE TECELLİ ETTİĞİ MÜBAREK BİR İNSANDIR >>>

2. HZ. İSA (A.S)’IN SADECE RUHUYLA GELECEĞİNİ SÖYLEYENLER YANILMAKTADIR, HZ. İSA (A.S) BEDENİYLE VE RUHUYLA BU YÜZYILDA YENİDEN YERYÜZÜNE GELECEKTİR >>>

3. HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ÜÇ GÖREVİNİ SÖZDE 3 AYRI KİŞİNİN YAPACAĞI İDDASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

4. RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI’NDA ÜSTADIN İFADE ETTİĞİ “MEHDİ” VE “MEHDİ AL-İ RESUL” İFADELERİNİN SÖZDE BAŞKA BAŞKA KİŞİLERİ İFADE ETTİĞİ İDDİASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

5. HZ. MEHDİ (A.S.)’IN, ÜSTAD’IN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU ESERLERİ KENDİNE BİR PROGRAM EDİNMESİ NEDENİYLE İŞİNİN GÜYA ÇOK KOLAY OLACAĞI BU NEDENLE ASIL ÜSTAD’IN HZ. MEHDİ (A.S.) OLDUĞU İDDİASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

6. RİSALELERİN RUHUNA TERS DÜŞEN TEVİLLER YAPMALARI, BAZI NURCU KARDEŞLERİMİZİN, ÜSTAD’I VE RİSALELERİ GEREKTİĞİ GİBİ ANLAYAMADIKLARINI GÖSTERMEKTEDİR >>>

7. ÜSTAD HZ. MEHDİ (A.S.)’A DERİN BİR SEVGİ VE SAYGIYLA BAĞLIDIR, ONUN ÖNCÜ BİR ASKERİ VE YARDIMCISIDIR >>>

8. PEYGAMBERİMİZ (SAV) HZ. MEHDİ (AS)’IN HEM ÇIKIŞ TARİHİNİ VE ALAMETLERİNİ, HEM AHLAKINI VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİ, HEM İSMİNİ ÇOK DETAYLI OLARAK TARİF ETMİŞTİR >>>

05 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır

27 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
 
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır Hz. Mehdi (a.s.)'nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır “Hz. Mehdi (a.s.)’nin yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ve Allah’ı nasıl tanımak gerekirse, o şekilde tanıyacaklar.”

(El-Beyan Fi-Akbarı Hz. Mehdi (a.s.) Ahir Zaman (a.s.), bölüm: 5; Mikyal el-Mekarim, cilt:1, sayfa:65)

Hadiste Hz. Mehdi (a.s.)’nin talebelerinin imanlarının derinliğinden bahsedilmektedir. Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s.) dönemi öncesinde insanlar arasında Allah’ı inkar eden felsefeler geniş anlamda hakim olacaktır. Bu nedenle, gerçek anlamda Allah’a iman eden, Allah’ın sıfatlarını gerektiği gibi tanıyıp Allah’tan korkan kişiler çok az sayıda olacaktır. Mehdinin talebeleri ise hiçbir şüphe duymadan Allah’a karşı derin bir iman sahibi olacaklardır. Bu yönleri ile içinde bulundukları toplumda dikkat çekeceklerdir

Popularity: unranked [?]

İncil’deki ‘Su Testisi Taşıyan Adam’ Hz.Mehdi’ye İşaret Etmektedir

20 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
ed İncildeki Su Testisi Taşıyan Adam Hz.Mehdiye İşaret Etmektedir İncil'deki 'Su Testisi Taşıyan Adam' Hz.Mehdi'ye İşaret  Etmektedir ed İncildeki Su Testisi Taşıyan Adam Hz.Mehdiye İşaret Etmektedir İncil’deki bazı sözlerde su testisi taşıyan bir kişiden bahsedilir. İncil’de insanlığa, bereket, güzellik, akıl, şuur açıklığı, birlik beraberlik getirecek bu kişi Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret etmektedir.

Bilindiği gibi “Su testisi taşıyan adam” kavramı astrolojide kova burcuna işaret eden bir tanımlamadır. Bu diğer işaret de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kova burcundan bir kişi olabileceğine işaret ediyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)

Hz. İsa (a.s.) hem talebelerine hem de tüm hıristiyanlara kova burcundan olan bu güvenilir kişiye uymalarını ve sözünü dinlemelerini ögütlemiş, onu son ana kadar takip etmelerini tavsiye etmiştir. İncil’de kova burcundan olduğu ifade edilen bu mübarek şahıstan şöyle bahsedilmektedir:

(Havariler) O’na, “Nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. İsa onlara, “Bakın” dedi, “Kente girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Adamı, gideceği eve kadarizleyin”. (Luka 9-11)

…Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin…” (Markos 14:13)

Popularity: unranked [?]

Büyük İslam alimlerinin, Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayet şerhleri

08 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Büyük İslam alimlerinin, Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayet şerhleri

Popularity: unranked [?]

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

24 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

Sayın Adnan Oktar yaptığı tüm radyo ve televizyon röportajlarında ve sohbetlerinde Mehdiyet konusuna özel önem vermekte ve bu konuya geniş yer ayırmaktadır. Kuşkusuz ki bu durum, her konuda olduğu gibi Sayın Adnan Oktar’ın kendisine Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini rehber edinmesinden kaynaklanmaktadır.

1.  Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesi ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin Müslümanlara müjdelenmesi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir sünnetidir.

arastirma 042010 Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirAllah Kuran’da, İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması için gayret etmenin tüm Müslümanların önemli bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Kuran’da bu konuda çok fazla ayet yer almaktadır. Ve Allah’ın Adetullahı gereği, tarihin her döneminde hak dinin tebliğinde Müslümanlara önderlik eden, onları hidayete yönelten manevi bir lider olmuştur. Allah Kuran ayetlerinde tüm toplumlara, onlara yol gösterecek bir elçi gönderdiğini bildirmiştir. İşte ahir zamanda Müslümanları Kuran ahlakına ve hidayete yöneltecek, onları birleştirip tek bir çatı altında toplayacak olan kişi de Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Peygamberimiz (s.a.v.)‘in tevatür derecesindeki sahih hadisleriyle bu konu yaklaşık 14 asır önce insanlara müjdelenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konunun önemini hadislerinde çok açık bir şekilde vurgulamış ve Müslümanların da birbirlerini bu konuyu gündeme getirerek müjdelemelerini bildirmiştir:

“HZ. MEHDİ (A.S.) İLE MÜJDELENİN. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13)

Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (s.a.v.), “Mehdi (a.s.) zuhur eder, HERKES SADECE O’NDAN KONUŞUR, O’nun sevgisini içer ve O’NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33) sözleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir.

İşte Sayın Adnan Oktar da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu hadisleri gereği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini Müslümanlara müjdelemekte, Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtmakta ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber verdiği gibi, konuşmalarında sıklıkla Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmektedir
Peygamberimiz (s.a.v.) de yaşadığı dönemde, hem beraberindeki Müslümanlara hem de kendisinden sonra yaşayacak nesillere Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıtmış ve konuşmalarında Hz. Mehdi (a.s.)’a geniş yer ayırmıştır. Eğer Mehdiyet önemsiz ya da üzerinde durulmasına gerek olmayan bir konu olsaydı, elbetteki bunun uygulamasını en başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in konuşmalarında görürdük. Ancak tam tersine, Peygamberimiz (s.a.v.), Allah’ın yol göstermesiyle, hem kendisi bu konuyu çok ehemmiyetli görmüş hem de Müslümanları, tarihin her döneminde bu konuyu gündemde tutmaya, tüm Müslüman alemini bu konuyla müjdelemeye teşvik etmiştir.

2. 1400 yılı aşkın bir süredir tüm büyük İslam alimleri Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini müjdelemiş; eserlerinde ve sohbetlerinde bu konuya geniş yer ayırmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.)‘den bu yana, 14 yüzyıldan beri yaşamış olan tüm İslam alimleri, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünneti gereği Mehdiyet konusunun üzerinde önemle durmuş; hadisleri aktarmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtan özellikleri tüm detaylarıyla yüzlerce sayfa boyunca açıklamışlardır. Bu kimselerin her biri, İslam tarihinde önemli yeri olan, Müslümanlara pek çok konuda yol göstermiş, yaşadıkları dönemlerin kutbu olmuş büyük alimlerdir. Yine Ehli Sünnet’in büyükleri olan hadis imamlarımız, mezhep imamlarımız da Mehdiyet konusuna büyük önem vermiş; eserlerinde Mehdiyet konusunu tüm detaylarıyla açıklamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın müjdecisi, Hicri 13. yy’ın kutbu, büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde yüzlerce sayfayı Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine ayırmıştır.

Mehdiyet konusunu önemle vurgulayan ve tarih boyunca Müslümanlara yol gösterici olmuş büyük İslam alimlerinden bazılarının isimleri şöyledir:

1.  İMAM-I AZAM EBU HANİFE
2.  İMAM-I HANBELİ
3.  İMAM-I ŞAFİİ
4.  İMAM-I MALİKİ
5.  İMAM MUHAMMED BİN İSMAİL BUHARİ (BUHARİ)
6.  EBUL-HÜSEYN MÜSLİM BİN HACCAC KUŞEYRİ (MÜSLİM)
7.  BÜYÜK HADİS ALİMİ  MUHAMMED BİN İSA TİRMİZİ
8.  HAFIZ EBU DAVUD SÜLEYMAN BİN EŞ’AS SİCİSTANİ
9.  EBU ABDULLAH MUHAMMED BİN YEZİD (İBN-İ MACE)
10. MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ
11. ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ
12. ABDÜLKADİR GEYLANİ
13. İMAM GAZALİ
14. İMAM-I RABBANİ,
15. MUHYİDDİN ARABİ
16. İBN KESİR
17. İBN TEYMİYE
18. ZAHİDU’L KEVSERİ
19. CELALEDDİN SUYUTİ
20. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
21. ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ
22. HÜSEYİN HİLMİ IŞIK
23. MAHMUD ESA’D COŞAN
24. MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU
25. EBU KASIM TABARANİ
26. ELMALILI HAMDİ YAZIR
27. MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ
28. MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ
29. KURTUBİ
30. İMAM MATURİDİ
31. İMAM ACCURİ
32. İBN HAZM
33. PEZDEVİ
34. NESEFİ
35. TEFTAZANİ
36. İBNU’L ARABİ
37. İMAM CAFER ET TAHAVİ
38. BEYAZİ
39. SEYYİD ALUSİ
40. EBU’L MÜNTEHA
41. ES-SEFFARİNİ
42. ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD
43. EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ
44. MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ
45. ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ
46. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
47. ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ
48. HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ
49. EB’UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ
50. SAİD HAVVA
51. ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ
52. M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ
53. MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ
54. NUREDDİN ATER
55. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
56. EBU’S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE
57. EN-NEVEVİ
58. EBU’L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ
59. MUHAMMED EL-MEKKİ
60. EBU BEKİRAHMED B. MUHAMMED İSKAFİ
61. HAFIZ EBU BEKİR B. HAYSEME
62. EBU-L BEKİR MUHAMMED B. İBRAHİM KELABAZİ BUHARİ
63. EBU KASIM ABDURRAHMAN SÜHEYLİ
64. YUSUF B. YAHYA MAKDİSİ EŞ-ŞAFİİ
65. ŞEYH İBRAHİM B. MUHAMMED HAMVİNİ
66. İBN-İ HACER EŞ-ŞAFİİ EL-MEKKİ
67. İBN-İ HACER-İ MEKKİ
68. ŞEYH MUHAMMED B. AHMET SEFARİNİ  EL-HANBELİ
69. SÜLEYMAN B. İBRAHİM KUNDUZİ 
70. SEYYİD MUHAMMED SIDDIK KANUCİ BUHARİ
71. EBULFAZL ABDULLAH B. MUHAMMED SIDDIK
72. ALLAME ŞEVKANİ,
73. HAFIZ ESKALANİ
74. İBN-İ HACER-İ HEYSEMİ
75. ŞEBLENCİ
76. MISIRLI ŞEYH MUHAMMED-İ HANEFİ
77. ŞEYH MUHAMMED SABBAN
78. SÜVEYDİ
79. AHMED BİN ZEYNİ DEHLAN EŞ ŞAFİİ
80. ABDULVAHHAB ABDULLATİF 
81. ALLAME EBU TAYİP
82. SAİD BİN CABİR
83. NİYAZİ MISRİ
84. EN NİFERİ
85. İMAMI AZAM FIKHI EKBER ŞERHİNDE ALİYYUL KAR’İ
86. TAHTAVİ
87. ŞEYH MANSUR ALİ NASİF  (TAÇ İLMİHALİ)
88. SEYYİD KUTUP
89. ŞEYH FAKİH İMANİ
90. ALİ ES SABUNİ’
91. MUHAMMED MEHDİ EL-HORASAN
92. ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

3. Yüce Rabbimiz, Hz. Adem (a.s.)’dan ve dünyanın yaratılışından bu yana, tüm dünyayı Mehdiyet için hazırlamıştır.

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

arastirma 042010 a Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirDünyanın var oluşundan, Hz. Adem (a.s.)’ın yaratılışından bu yana Allah tüm yeryüzünü ve tarihte yaşanan tüm olayları Mehdiyet için hazırlamıştır. Hz. İsa (a.s.) zamanında İncil, Hz. Musa (a.s.) döneminde ise Tevrat ile, Hz. Davud (a.s.) zamanında Zebur ile tüm insanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle müjdelenmişlerdir. Allah, Hz. Mehdi (a.s.) ile tüm yeryüzüne İslam ahlakını hakim kılmak için, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinden önce dünyaya dinsizliği hakim etmiştir. 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlar; I. ve II. Dünya Savaşları, yeryüzünde hüküm süren terör ve anarşi olayları, Müslümanların yaşadığı birçok bölgede hüküm süren baskılar, zorluk, sıkıntı ve acılar, açlık, sefalet ve kargaşalar, hep Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi öncesinde özel olarak yaratılmış olaylardır. Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadisleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını insanlara haber veren yüzlerce olayın gerçekleşeceğini bildirmiş; ve bu alametlerin çok büyük bir bölümü de yine bu dönemde sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı için özel olarak gerçekleştirilmiştir. Rabbimiz, Kendi Katına yükselttiği Hz. İsa (a.s.)’yı, yüzyıllar sonra böyle şerefli bir olay için tekrar yeryüzüne indireceğini bildirmiştir. Tüm bunlar dünyanın seyrini değiştiren, dönüm noktası olarak ifade edilen çok büyük ve tarihi olaylardır.

Allah’ın, tüm bu tarihi gelişmeleri, sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin hazırlık safhaları olarak yaratmış olması, kuşkusuz ki Mehdiyet konusunun önemini ortaya koymaktadır. Buna rağmen Mehdiyet’i ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı (Allah’ı tenzih ederiz) önemsizmiş gibi göstermek ve sürekli gündeme getirilmesine gerek olmadığını düşünmek son derece hatalı bir bakış açısıdır.   Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde, “dünyanın tek bir günlük ömrü dahi kalmış olsa, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi için bu vaktin uzatılacağını” bildirmiştir. Sadece bu hadis dahi, Mehdiyet’in ne kadar önemli olduğunu Müslümanların kavraması açısından son derece açıklayıcıdır:

“Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutabık olan bir kişi (Hz. Mehdi (a.s.)) başa geçecektir… DÜNYANIN ANCAK BİR GÜNLÜK ÖMRÜ KALMIŞ OLSA, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) BAŞA GEÇMESİ İÇİN CENAB-I ALLAH O GÜNÜ BEHEMEHAL UZATIR.” (Sünen-i Tirmizi 4/92)

4. Kuran’da İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olacağı vadedilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) de, 14 asırdır hasretle beklenen bu büyük olaya Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesile olacağını bildirmiştir. Mehdiyet’ten bahsedilmesini önemsiz ve gereksiz görmek, İslam ahlakının hakimiyetini de önemsiz görmek olur.

Allah Kuran’ın pek çok ayeti ile, İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacağı bir dönem olacağını vadetmiştir. Hadislerde de bu vaadin, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle gerçekleşeceği bildirilmiştir. Buna rağmen Mehdiyet’in önemi yok demek, (Allah’ı tenzih ederiz) Kuran’ın da, İslam’ın da, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin de önemini takdir edemeyen bir bakış açısı olduğunu gösterir.

Oysa ki Allah’ın Kuran’da bildirdiği ayetler çok açıktır. Allah, hak din olan İslam’ı dünyaya hakim kılacaktır. Allah, her dönemde Müslümanları uyarıp korkutan, onları hidayete yönelten, onları tek bir birlik altında toplayan bir elçi göndermektedir. Bu Allah’ın Adetullahıdır. Ve Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile, ahir zamanda Müslümanların bu manevi liderinin, dünyada İslam’ın hakimiyetine vesile olacak olan şahsın Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bildirmiştir. İslam alemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den bu yana 1400 yılı aşkın bir süredir Mehdiyet’i aşkla şevkle gündemde tutmuş, Hz. Mehdi (a.s.)’ı sevgiyle anmış ve onun döneminde yaşayanlardan olabilmek için Allah’a gönülden dua etmişlerdir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın hemen hemen tüm geliş alametlerinin gerçekleştiği, içinde bulunduğumuz ahir zamanda ise, elbette ki Mehdiyet tüm Müslümanların dillerinden düşürmemeleri gereken bir konudur. Tüm Müslümanların Mehdiyet konusundan şevkle bahsetmeleri, azim ve gayretle gündemde tutmaları ve tüm dünya Müslümanlarını da, bu yüzyılda gerçekleşecek olan bu tarihi olayla müjdelemeleri son derece önemlidir.

Allah’ın Kuran’da İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine işaret eden ayetlerden bazıları şöyledir:

“Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: “HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILDIYSA, ONLARI DA YERYÜZÜNDE ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILACAK, KENDİLERİ İÇİN SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR…”” (Nur Suresi, 55)

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.” (Saff Suresi, 13)

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “ŞÜPHESİZ ARZ’A SALİH KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

“Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: “GERÇEKTEN ONLAR, MUHAKKAK NUSRET (YARDIM VE ZAFER) BULACAKLARDIR. VE HİÇ ŞÜPHESİZ; BİZİM ORDULARIMIZ, ÜSTÜN GELECEK OLANLAR ONLARDIR.”” (Saffat Suresi, 171-173)

“Allah, yazmıştır: “ANDOLSUN, BEN GALİP GELECEĞİM VE ELÇİLERİM DE.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” (Mücadele Suresi, 21)

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN İSLAM’I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

“ALLAH’IN YARDIMI VE FETİH GELDİĞİ ZAMAN, VE İNSANLARIN ALLAH’IN DİNİNE DALGA DALGA GİRDİKLERİNİ GÖRDÜĞÜNDE, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi, 1-3)

5. Kuran’da, tarih boyunca kötülerle iyilerin, deccaliyet ile Mehdiyet’in, batıl ile hak dinin bir mücadelesi olduğu bildirilmiştir. İşte ahir zamanda deccaliyeti yenecek olan güç ve hemen her sorunun çözümü de Mehdiyet olacaktır.

Allah’ın Kuran ayetlerindeki vaatleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadislerinde verilen bilgiler Mehdiyet konusunun önemini açıkça ortaya koymaktadır. Kuran’da, tarih boyunca yaşanmış olan her devirde deccallerin ve Mehdilerin mücadelesinin var olduğu bildirilmektedir. Ve bu iki fikrin; yani inananlarla inanmayanların, hak ile batılın mücadelesi kıyamete kadar da sürecektir.

Örneğin Hz. İbrahim (a.s.), yaşadığı dönemin Mehdisi, Nemrud da o dönemin deccali olmuştur. Hz. Musa (a.s.) da kendi döneminin Mehdisi ve Firavun da o zamanın deccali olmuştur. Tarihin her aşamasında, deccallerin ve Mehdilerin göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesi vardır.

Peygamberimiz (s.a.v.), ahir zamanda çıkacak olan deccalin, bu güne kadar gelmiş geçmiş en azılı, en etkili ve en güçlü Deccal hareketi olacağını bildirmiştir. İşte buna karşılık Allah, Ahir Zaman Mehdisi’ni de o denli önemli kılmış, Hz. Mehdi (a.s.)’ın deccal ile olan mücadelesini ve bunun sonucundaki galibiyetini de o denli büyük bir olay olarak yaratmıştır.

Said Nursi Hazretleri risalelerinde, Ahir Zaman Mehdisi’nin çıkacağı içerisinde bulunduğumuz bu zamanı, “ahir zamanın EN BÜYÜK FESADI dönemi” (Mektubat, s.411-412) sözleriyle tanımlamıştır. Gerçekten de içerisinde bulunduğumuz bu dönemde, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanmaktadır. Hz. Adem (a.s.)’dan bu yana, bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Nemrud ne Firavun ne de Hülagü devrinde hiç olmamıştır. Bu kadar büyük bir fesat ilk defa yaşanmaktadır. Ahir zaman deccali artık çıkmıştır. Deccal dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadıdır. Öyle ki tarih boyunca bütün Peygamberler, ahir zaman deccalinin şerrinden Allah’a sığınmışlardır. Halihazırda tarih boyunca yaşamış olan tüm Firavunların, Nemrudların ve deccallerin toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuştur. Dolayısıyla elbette ki, ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.) da bu denli önemli bir şahıs ve Mehdiyet de bu denli önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.

Tarihte ilk defa bu kadar büyük bir Deccal ve bu kadar şiddetli bir küfür hakim iken, Mehdiyet’in önemsizliğinden bahsetmek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini iddia etmek, Allah’ın Kuran ile bildirdiği Adetullahına da uygun değildir. Rabbimiz dünya tarihi boyunca her zaman böyle bir Adetullah yaratmıştır. Her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur ve bunların karşısında da Mehdiler olmuştur. Ama bu dönemde en büyük deccaller en büyük Nemrudlar en büyük Firavunlar ortaya çıkmışken, bu dönemde “Hz. Mehdi (a.s.) yoktur, gelmeyecektir” denmesi Kuran’ın mantığına uygun değildir. Deccal varsa mutlaka Hz. Mehdi (a.s.) da vardır. Dolayısıyla da böyle bir dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmemek olmaz. Çünkü çözüm Mehdiyet’tedir. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle Müslümanların yaşadığı tüm sıkıntılar, acılar, zorluklar son bulacak; yeryüzünde hüküm süren dinsizlik fikren mağlup olacak, Nemrudların, Firavunların, deccallerin fikri sistemi yok olup gidecektir.

6. Kimi insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememelerinin altında dünyaya yönelik menfaat kaygıları yatmaktadır.

Kimi insanların Mehdiyet konusuna hep şüphe ve tereddüt ile yaklaşmalarının, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini bildiren apaçık delillere dahi sürekli olarak muhalefet etmelerinin altındaki en önemli neden “menfaat kaygısı”dır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Mehdiyet makamı tüm inananlar için bir rahmet olduğu; onun vesilesiyle tüm İslam alemine barış, adalet, bolluk, bereket, huzur, refah, mutluluk geleceği halde, yine de bazı kimseler Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememektedirler.

Elbette ki bu son derece dikkat çekici ve düşündürücü bir durumdur. Bir Müslümanın, dünyadaki tüm Müslümanların iyiliğini, rahatını, birlik ve beraberliğini, güvenlik ve refah içerisinde yaşamalarını istemesi gerekir. Ama buna rağmen bazı kimseleri bu duruma vesile olacak kişinin gelmesinden yana değillerdir. Bunun altında yatan sebepler kuşkusuz rahmani değil, nefsanidir. Kimileri sakin, kendi halinde, düzenli, tertipli bir hayat yaşamak için; kimileri kurulu düzenlerinin bozulmaması, olay çıkmaması, işlerine, evliliklerine, sosyal hayatlarına zarar gelmemesi için; kimileri mehdilik vasfını kendi bağlı oldukları hocalarına atfedebilmek ve böylece kendilerince bu kimsenin konumunu, itibarını korumak amacıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememekte ve Mehdiyet konusundan bahsedilmesinden de rahatsız olmaktadırlar. Ayrıca eğer Hz. Mehdi (a.s.) gelecek olursa, O’na destek olmaları, onunla birlikte birçok fedakarlığı, zorluk ve sıkıntıyı göze almaları; gerektiğinde aile ve işlerine yönelik çıkarlarından feragat etmeleri; geleceğe yönelik dünyevi planlarından vazgeçmeleri gerekebileceğini düşünerek, Hz. Mehdi (a.s.) konusunun gündeme gelmesinden kaçınmaktadırlar.

Ancak bilinmelidir ki bu kimselerin içerisinde bulunduğu durum, tarihin her döneminde ve Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da yaşanmıştır. Her Müslüman toplumunda, iman şevki az olan, İslam’ın menfaatlerindense kendi menfaatlerini önde tutan ve dünya hayatının çekiciliğine kapılan insanlar olmuştur. Kuran’da, Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanları hicret etmeye, mücadeleye ya da savaşa çağırdığında, ailesini, işini, çocuklarını bahane ederek geride kalan insanların durumunu anlatan pek çok ayet vardır. Bu kimseler Peygamber (s.a.v.) ile birlikte Allah için zorluklara, fedakarlıklara katlanmayı adeta bir kabus gibi görmüş ve itinayla uzak durmuşlardır.

İşte ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesini istemeyen kimselerin durumu da bundan farklı değildir. Samimi Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi bir nur gibi gelirken, dünya hayatını hedefleyen insanlar bu durumdan şiddetle çekinmektedirler. Bir ayette Allah bu kimselerin durumunu şöyle açıklamaktadır:

“Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte  (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.” (Tevbe Suresi, 42)

 

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.”
(Saff Suresi, 13)

7.  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi Allah’ın yarattığı bir kaderdir. Aleyhte  yürütülen hiçbir çaba, bu müjdenin gerçekleşmesine engel olamayacaktır.

Allah bir ayetinde, “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; MÜŞRİKLER HOŞ GÖRMESE BİLE.” (Saff Suresi, 9) şeklinde buyurmuştur. Bu ayet bize çok önemli bir gerçeği haber vermektedir. Ne deccallerin, Nemrutların, Firavunların mücadelesi ne de kalplerinde hastalık ya da imanlarında zayıflık bulunan kimselerin çabaları Allah’ın Adetullahına asla etki edemez. Allah her ne olursa olsun, vaadini yerine getirendir. Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini ve İslam alemini şereflendireceğini haber vermiştir. Allah vaadini gerçekleştirecek ve inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) tüm Müslümanların manevi lideri olarak yeryüzüne Kuran ahlakını hakim kılacaktır.

SAYIN ADNAN OKTAR’IN KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI

“Mehdiyet’i Gündeme Getirmekten Kaçınmak Samimiyetsizlik Olur”

arastirma 042010 b Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirADNAN  OKTAR: “Bir de bir delikanlı da; “Hocam” diyor, “siz Allah razı olsun iyi, hoş, güzel konuşuyorsunuz ama her konuyu döndürüp dolaştırıp Mehdi (a.s.)’a dayandırıyorsunuz. Yani biz bunu anlayamıyoruz…” diyorlar. Peki kardeşim yani Kuran’da, bütününe baktığımızda hangi devirde deccal ve Mehdi (a.s.) mücadelesi olmayan bir dönem var? Hangi dönemde var? Bir göstersinler bakayım? Kuran’ın her döneminde, her yerde, Hz. İbrahim (a.s.) döneminde. Hz. İbrahim (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Nemrut “dönemin deccali”dir. Firavun “dönemin deccali”dir. Hz. Musa (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Değil mi? Dolayısıyla onların göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesinden bahsediliyor Kuran’da.

“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında…” diyor Said Nursi. Dünya tarihinin görülmüş, gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanıyor şu an. Bakın Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Firavun devrinde, ne Nemrut devrinde, ne Hülagü devrinde hiç olmamış. İlk defa oluyor bu kadar büyük bir fesat ve deccal çıkmış artık bakın. Bütün peygamberler Allah’a sığınıyorlar deccalin şerrinden. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük olayıdır deccal. Peki, Deccaliyet zuhur etmiş, değil mi? Firavunların, Nemrutların toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuş fakat Mehdi yok diyorlar. Mehdisi yok bu hareketin. İlk defa diyorlar yani. “Dünya tarihinde her zaman Allah böyle bir Adetullah yaratmıştır, her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur, Mehdiler olmuştur ama bu sefer en büyük deccal çıkmıştır, en büyük Firavun ve Nemrutlar zuhur etmiştir fakat Mehdi (a.s.) yoktur” diyorlar. Şimdi bu olmadı. Bu sahtekarlık ve samimiyetsizlik olur. Yani Kuran’a göre, Kuran mantığıyla baktığımızda samimiyetsizlik olur. Yani deccal varsa, mutlaka Mehdi vardır inşaAllah. “Dolayısıyla bize Mehdi (a.s.)’dan bahsetme”. Peki neden bahsedelim? Nasıl canımızın yandığından bahsedelim. İşte “Ey Amerika kahrol” diyeceksin. Yahudilere, Siyonistlere işte onlara lanet edeceksin, masonlara lanet edeceksin. Peki çözüm? “Ağlaşacağız” diyor. “Toplanıp beraber ağlayalım” diyorlar. Hadi başla bakalım diyorlar. Bismillah birisini başlatıyorlar ağlamaya. Ağlama günü tertip ediliyor, ağlamaya başlıyorlar. Herkes mendillerle falan; “niye işte bizi bu hale getirdiniz ey zalimler, ey acımasızlar?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. “Sizde hiç acıma yok mu ey zalimler?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. Konu bu. Çözüm? Aman diyorlar yani “Mehdi konusunu bırak. Bunun çözümü ağlamaktır” diyorlar. Çözümü Mehdiyet’tir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde bunu demiş. Ama diyor ki adam, “Mehdiyet gündeme gelince şimdi benim işim var, gücüm var, güzel rahat eve kavuştum, yiyeceğim, içeceğim yerinde. Tam evlendik, yengen evde. Keşkül, sütlaç falan her şey var.” Mehdi dedin mi; Mehdi (a.s.) ne demek? Çile, mücadele, acı çekmek, hapis. Değil mi? Heyecan, açlık, susuzluk. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Açlık, susuzluk, zorluklarla müminlerin imtihan olacağını söylüyor ve ne diyor ayette ayrıca? “Daha öncekilerin başına gelenler” diyor şeytandan Allah’a sığınırım; “sizin de başınıza gelmeden hemen cennete girebileceğinizi mi zannettiniz?” diyor Cenab-ı Allah. Şimdi adam daha öncekilerin başına gelenler; “aman Allah esirgesin” diyor. Hz İbrahim (a.s.)’ın başına gelenler, Hz. Musa kavminin, Resulullah’ın (s.a.v.) zamanında olan olaylar şimdi bizim de başımıza gelirse bütün keyfimiz, saltanatımız kaçar. Şimdi en iyisi biz Mehdi (a.s.) konusunu bir ortadan kaldıralım. Dolayısıyla sadece deccal çıktığında ağlaşalım. Deccal vursun, bunlar da ağlasın. Değil mi? Deccal dövsün, öldürsün, bunlar ağlaşsınlar. Bas bas bağırsınlar, böyle dövüne dövüne, şarkılar söyleyerek. Orada artık beste yapıyor adam. Yani besteyle ağlıyor. Çözüm budur diyor. Çözüm ağlamak değil. Deccal çıkmışken, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında Mehdi (a.s.)’ı aramamak oyundur. Nefsani bir oyundur ve şeytanın da bunda etkisi olduğunu görmemek için çocuk olmak lazım. Değil mi? Bu kasten anlamazlıktan gelinen bir sistem. Taa başından beri.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

“Ev Mücahitliği Mantığı Büyük Yanılgıdır”

ADNAN OKTAR: “Bunu önce Bediüzzaman’a bıraktılar. Zaten o Mehdi (a.s.)’dır. 30 yıl gider hapiste yatar, onlar da evde otururlar, Risale-i Nur külliyatını okur, “vah vah işte Üstadımız ne kadar zorluklar çekmiş maşaAllah” diyecek. Ama o Üstad tabii, o yapar. Yani o çile çeker o. Olmuş. Eski peygamberler, bizim Peygamberimiz de (sav) çile çekebilir ama 21. yüzyıla gelmiş artık çile devri kalmış mı yani onlar için? Artık ev mücahitliği dönemi başlamış artık cami mücahitliği. Camiye çıkacak, sarığı cübbeyi takacak. Böyle elinde yüzükle, akik yüzükle bağıra bağıra; “Ey işte gafiller, ey cahiller” diye camideki garibanlara orada onlara esip savuracak. Onlar da terliyor böyle artık olayın şiddetinden. Ve muazzam bir cihat yapılmış oluyor. Böyle bir olay yok. Küfre karşı aktif olarak, etkili ilmi mücadele var. İnşaAllah. Ve bunun sonucunda da basın üstüne gelir, iftiraya uğrarsın, hakarete uğrarsın, tutuklanırsın. Gözaltına alınırsın, işinden gücünden olursun, keyfin kaçar, hastalanırsın. Hepsi olacak yani. Bunları göze alacak mümin. İnşaAllah. Şimdi Kuran’ın herhangi bir sayfasını açsınlar. Açtıklarında ya deccal ya Mehdi; ikisi birden hatta. Mesela şu iki sayfayı açtığımızda hem deccalden, hem Mehdi’den bahseder. Hep Mehdi ve deccal mücadelesiyle doludur Kuran. Onlar istiyor ki deccal olsun fakat Mehdi olmasın. Böyle olmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

Popularity: unranked [?]

Hz. İsa’yı beklemek

23 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

1 Hz. İsayı beklemek Download PDF (109 KByte) 5 Hz. İsayı beklemek Download DOC (6 KByte)

Hz. İsa’yı beklemek

Hz. İsa’nın yeryüzüne yeniden gelecek olması, biz Müslümanlar için çok önemlidir. O Allah’ın bir mucizesiyle babasız olarak doğmuş, İsrailoğulları’nı doğru yola davet etmiş, onlara pek çok mucizeler göstermiş olan bir peygamberdir. Mesih’tir ve Kuran’a göre “Allah’ın Kelimesi”dir. (Nisa Suresi, 171) Onun yeniden yeryüzüne gelmesi ile birlikte ise, gerçekte aynı şekilde Allah’a inanan, aynı ahlaki değerleri paylaşan ve Kuran’a göre birbirlerine insanlar içinde “sevgice en yakın olan” (Maide Suresi, 82) Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıklar giderilecek ve dünyanın bu en büyük iki dini topluluğu birleşecektir. Yeryüzündeki üçüncü İlahi dinin mensupları, yani Yahudiler de gerçek Mesihleri olan Hz. İsa’ya iman ederek hidayet bulacaklardır. (Nisa Suresi, 159) Böylece üç İlahi din birleşecek, yeryüzünde Allah’a iman ve O’nun peygamberi Hz. İsa’ya itaat temeli üzerine kurulu tek bir din kalacaktır. Bu din, Allah’ı inkar eden felsefeleri ve putperest inançları fikren yenilgiye uğratacak, böylece dünya savaşlardan, çatışmalardan, ırkçılıktan ve etnik düşmanlıklardan, zulüm ve haksızlıklardan kurtulacak, insanlık barış, mutluluk ve huzur içinde bir “Altınçağ” yaşayacaktır.
Bu, kuşkusuz, dünya tarihinin en büyük olaylarından biridir. Üç İlahi dinin birleşeceği bu ortam, tüm Amerika kıtasının, Avrupa’nın, İslam dünyasının, Rusya’nın, İsrail’in ortak bir inançla ittifak kurması anlamına gelir ki, böylesine bir birlik tarihte hiç sağlanmamıştır. Bu birliğin dünyaya getireceği barış, huzur, istikrar, mutluluk hiçbir devirde sağlanmamış, bunun eşi ve benzeri görülmemiştir.
Dahası, Hz. İsa’nın yeryüzüne dönecek olması, dünya tarihinin en büyük mucizelerinden biridir.
Allah’ın dilediği peygamberler, Allah’ın takdiri ile, çeşitli mucizeler gösterirler. Hz. İsa, Allah’ın lütfuyla, bundan 2000 yıl önce Filistin topraklarında; ölülerin diriltilmesi, körlerin ve cüzzamlıların iyileştirilmesi, cansız maddelere can verilmesi gibi (Maide Suresi, 110) mucizeler göstermiştir.
Hz. İsa’nın 2000 yıl sonra yeniden dünyaya dönmesi, annesiz ve babasız olarak olgun yaşında yaşama yeniden başlaması ise çok büyük bir mucize olacaktır. Hz. İsa insanlara yeni mucizeler de gösterecektir. Böylece bilimsel ve felsefi düzeyde zaten çökme noktasına gelmiş olan materyalist felsefe, tüm dünya insanlarının gözü önünde, geri dönülemez biçimde yıkılacak, insanlar Allah’ın varlığının ve kudretinin apaçık kanıtlarını göreceklerdir.
İşte, Allah’ın Kuran’da bildirdiği işaretler, Peygamberimiz (sav)’in hadisleri ve İslam alimlerinin yorumları ışığında, bizler bu kutlu dönemin çok yakın olduğuna inanıyoruz. Biz Müslümanlar olarak, Hz. İsa’nın yakında gelecek olmasından dolayı büyük bir heyecan duyuyor, kendimizi ve dünyayı bu kutlu misafire hazırlamak için elimizden geleni yapıyoruz.
Hıristiyanlara çağrımız ise, onların da bu konuda olabildiğince duyarlı, bilinçli ve şevkli olmalarıdır.
Hıristiyan Dünyası Hz. İsa’nın Gelişine Hazır mı?
Hz. İsa sevgisi, Hıristiyanlara tarih boyunca güzel ahlak kazandırmıştır. Allah Kuran’da Hıristiyanları “insanlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın” olanlar olarak tarif eder ve ayetin devamında şöyle buyurur:
… Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide Suresi, 82)
Bir diğer ayette ise Hıristiyanların olumlu ahlakından şöyle söz edilir:
Sonra onların izleri üzerinde elçilerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik; ona İncil’i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık… (Hadid Suresi, 27)
Tarih boyunca Hıristiyanlar türlü zulümlere katlanmış, dünya zevklerinden ellerini çekerek çile dolu hayatları tercih etmiş, büyük fedakarlıklarda bulunmuşlardır. Tüm bunlar, samimiyetin önemli birer göstergeleridir. Ancak Hz. İsa’nın dönüşünün yakın olduğu bu çağda, bu samimiyetin daha da güçlü gösterilmesi gerekir.
• Hıristiyan kaynaklarına göre de Hz. İsa yeryüzüne dönecektir.
Yeni Ahit’te defalarca Hz. İsa’nın yeryüzüne yeniden döneceği haber verilir. İbranilere Mektup’ta yazıldığına göre, “Mesih ikinci kez… kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.” (Bap 9, 28) Daha pek çok Yeni Ahit pasajında Hz. İsa’nın yeniden geleceği müjdelenir. Bu vaat kesin olduğuna göre, tüm Hıristiyanların bunu “dünya görüşleri”nin temeli haline getirmeleri, ikinci gelişi her zaman için beklemeleri ve dünya üzerinde buna göre bir faaliyet yürütmeleri gereklidir.
• Hıristiyan kaynaklarına göre de Hz. İsa’nın dönüşü yakındır.
Pek çok Hıristiyan, ikinci gelişin çok yakın olduğu kanaatindedir. Çünkü Yehi Ahit’te ve Eski Ahit’te Mesih’in gelişi ile ilgili bilgilerin tamamına yakını gerçekleşmiştir. Tüm dünyada din ahlakının yayılışı, ateist felsefelerin çökmeye yüz tutması, insanların Allah inancına yönelişi de önemli bir alamettir. Durum bu iken, hiçbir Hıristiyanın Hz. İsa’nın İkinci Gelişi konusunda kayıtsız kalması doğru olmaz.
• Hıristiyan kaynaklarına göre de Hz. İsa’nın dönüşü, tarihin en büyük olayı olacaktır.
İkinci geliş Hıristiyan kaynaklarına göre de kesin ve yakın bir gerçek olduğundan, bunun tüm Hıristiyanlık aleminin en önemli gündemi olması gerekir. Hz. İsa gibi Allah’ın üstün kıldığı kutlu bir peygamber yakında dünyaya geleceğine göre, bunun için hazırlık yapılması, bu konunun sürekli gündemde tutulması gerekir.
• Hz. İsa geldiğinde tüm inananları birleştireceğinden, zaten yakında hiçbir anlamı kalmayacak olan Hıristiyanlar arası ayrılıkların, tartışmaların, husumetlerin bir kenara bırakılması gerekir.
• Hz. İsa geldiğinde, ona inanan tüm Hıristiyanlar ve Müslümanlar ortak bir inançta birleşeceğine göre, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasındaki ön yargı ve güvensizliklerin aşılması için şimdiden çalışmak gerekir.
İncil’in en son bölümü olan “Esinlenme” kitabında şöyle yazar: “… Dünyanın egemenliği, Rabbimiz’in ve O’nun Mesihinin oldu. Ve O sonsuzlara dek egemenlik sürecek.” (Esinlenme, Bap 11,15)
Tüm Hıristiyanların yaklaşan bu büyük müjdenin bilinci, heyecanı, aşkı, şevki içinde olması gerekir.
Bu bilinci, heyecanı, aşkı ve şevki yaşayan Müslümanlar olarak Hıristiyanlara sesleniyoruz:
Gelin, Hz. İsa’nın yaklaşan dönüşüne el birliği ile hazırlanalım. Hz. İsa’nın bize zaten en doğruyu öğreteceğini bilerek, aramızdaki inanç farklılıklarına saygı gösterelim. Onun görmek istediği gibi, dünyayı barış, kardeşlik, merhamet ve sevgi ile doldurmaya çalışalım. Ona düşman olan, Allah’ı inkar eden felsefe ve ideolojilere karşı el birliği ile fikri mücadele verelim.
Gelin, dünya tarihinin yaklaşan en büyük mucizelerinden ve müjdelerinden birini birlikte bekleyelim.

Popularity: unranked [?]

Ay’ın Yarılması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya
rakamlar1 Ayın Yarılması >>>

Ay’ın Yarılması

Kuran’ın 54. Suresi’nin adı olan “Kamer”in Türkçe karşılığı “Ay”dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin “uyarılarını gözardı eden” Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:

Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

Ayette kullanılan “yarmak” fiilinin Arapça karşılığı “şakka”dır. Bu kelimenin Arapça’da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde “ikiye yarılmak” manası tercih edilmektedir. Bununla birlikte, “şakka” kelimesi Arapçada “toprağı sürme, toprağı kazma” anlamlarında kullanılmaktadır.

İkinci anlamına örnek olarak, Abese Suresi’nin 26. ayetinde geçen kullanımını verebiliriz:

Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık. Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)

Açıkça görüldüğü gibi, bu ayetteki “şakka” ifadesi “yerin ikiye yarılması” manasında değil, “çeşitli bitkilerin yetişmesi için toprağın sürülerek yarılması” anlamında kullanılmıştır.

İşte tam bu noktada, Kuran’ın çok büyük bir mucizesiyle karşılaşmaktayız. Kamer Suresi’nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen ayet, 20 Temmuz 1969′da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Amerikalı astronotların Ay’a ayak basarak, Ay toprağı üzerinde bilimsel araştırmalar yapmaları, taş ve toprak örnekleri toplamaları ayın yarılması ayetindeki ifadelere tam olarak uymaktadır.

a1 Ayın Yarılması >>>
Bir anlamı ile Kuran’da kıyametin yaklaştığının bir alameti olarak bildirilen “Ay’ın yarılması”, 20 Temmuz 1969 tarihinde ABD’li astronotların Ay’a çıkarak, Ay toprağını kazmaları ile gerçekleşmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)

Ay’ın keşfi, “Bir insan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir atılım” sloganıyla özdeşleşmiştir. Bu tarihi gezi uzay araştırmalarında bir dönüm noktasıdır; kameralar aracılığıyla belgelenmiş ve o tarihten bu yana yaşayan insanların seyrettikleri bir olay olmuştur. Kamer Suresi’nin ilk ayetinde Allah’ın bildirdiği gibi, bu büyük olay aynı zamanda bir kıyamet alametidir; dünyanın kıyamet öncesi son zaman diliminde olduğunun bir belirtisidir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır. Kamer Suresi’nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebced değeri bizlere Ay’a ayak basma yılı olan 1969 tarihini vermektedir.

… Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı…

HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969

Ancak şunu da belirtmeliyiz: Elbette Ay’ın yarılması olayı, Allah’ın Peygamberimiz (sav)’e verdiği mucizelerden biridir. Bir hadiste bu mucize şöyle bildirilmiştir:

spacer Ayın Yarılması >>> spacer Ayın Yarılması >>> spacer Ayın Yarılması >>> spacer Ayın Yarılması >>>
cercevekk r1 c1 Ayın Yarılması >>> spacer Ayın Yarılması >>>
… Said ibn Ebi Arube, Katade’den; o da Enes ibn Malik (R)’den tahdis etti: Mekke ahalisi Resulullah’tan kendilerine bir ayet (bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay’ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hıra Dağı’nı o iki bölük arasında gördüler.
(Sahih-i Buhari ve Tercemesi, cilt 8, no.88)
spacer Ayın Yarılması >>>
cercevekk r3 c1 Ayın Yarılması >>> spacer Ayın Yarılması >>>

Yukarıda anlatılan mucize ayette haber verilen Ay’ın yarılması olayıdır. Ancak Kuran her çağa bakan bir kitap olduğu için, bu ayetle günümüzde Ay’ın keşfi konusuna da dikkat çekildiği düşünülebilir. (En doğrusunu Allah bilir)

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir

13 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir.

BUNA RAĞMEN, “MEHDİLİK İÇİN İKİ GÖREVİ YAPMANIN YETERLİ OLDUĞUNU SÖYLEYİP BEDİÜZZAMAN’I MEHDİ İLAN ETMEK” DÜRÜST BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR.

Bediüzzaman eserlerinde “Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu” ve “bu üç görevin birarada yerine getirilmesinin Hz. Mehdi (a.s.)’yi tanıtacak en önemli alametlerden biri olduğunu” belirtmiştir. Bu görevlerin birincisi “materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle fikri mücadele yapılması ve bu akımların fikren tam olarak susturulması”dır. İkincisi, “İslam dünyasının liderliğini üstlenerek İslam Birliği’nin sağlanması”, üçüncüsü ise, “Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınması”dır. Bediüzzaman kendi yaşadığı dönemde bu üç görevin birden yerine getirilemediğini, bunu ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin gerçekleştirebileceğini söylemiştir:

Hem bu ÜÇ VEZAİFİ (görevi) BİRDEN BİR ŞAHISTA YAHUT CEMAATTE BU ZAMANDA BULUNMASI VE MÜKEMMEL OLMASI VE BİRBİRİNİ CERHETMEMESİ (birbirine engel olmaması, zarar vermemesi) PEK UZAK, ADETA KABİL (mümkün) GÖRÜLMÜYOR. AHİR ZAMANDA, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ’NİN (A.S.M.) (Peygamberimiz (sav)’in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ’DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR (biraraya gelebilir, toplanabilir).

(Kastamonu Lahikası, s. 139)

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Hz. Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş. Fakat HER BİRİ ÜÇ VAZİFELERDEN BİRİSİNİ BİR CİHETTE (açıdan) YAPMASI İTİBARIYLA (nedeniyle) AHİR ZAMANIN BÜYÜK MEHDİSİ ÜNVANINI ALMAMIŞLAR.

(Emirdağ Lahikası, s. 260)

A0035 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin “ÜÇ GÖREVİ BİRDEN” yerine getireceğini belirtmiş; ve kendisi de dahil olmak üzere, önceki müceddidlerin hiçbirinin bunların üçünü birarada gerçekleştirmediğini ifade etmiştir. Bediüzzaman, ayrıca “BU ZAMANDA” sözleriyle kendi yaşadığı dönemde, Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç görevi tek bir şahsın aynı anda yerine getirmesinin mümkün olmadığını söylemektedir. Ayrıca bu üç vazifenin birbirini engellememesinin de imkansız olduğunu söylemektedir. Bediüzzaman bu kanaatinin ne kadar güçlü olduğunu ise, “PEK UZAK” ve “ADETA KABİL (MÜMKÜN) GÖRÜNMÜYOR” sözleriyle belirtmiştir. Bediüzzaman ancak kendisinden bir asır sonra gelecek Büyük Mehdi’nin bu görevlerin hepsini yerine getireceğini bildirmektedir.

Bediüzzaman bir başka sözünde de, Kuran ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak amacıyla önceki asırlarda da bazı Müslüman şahısların geldiğini, ancak bunların hiçbirinin, ahir zamanda Hz. Mehdi’nin yapacağı üç önemli görevi bu şekilde birarada yerine getirmediklerini ifade etmiştir. Bu nedenle de ahir zamanın “BÜYÜK MEHDİ”si ünvanını alamadıklarını belirtmiştir.

Bediüzzaman Risale-i Nur’un da Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevinden birincisi olan “imanı kurtarmak” görevini yerine getirdiğini söylemiştir. Ancak bu hizmetin dar dairede yani belirli bir çerçevede yani sınırlı bir alanda kaldığını belirtmiştir. “Hz. Mehdi’nin imani çalışmaları ise, İslam ahlakının ‘tüm dünyada‘ hakim kılınmasını sağlayacaktır”:

Bazı ayat-ı kerime (ayetler) ve ehadis-i şerife (hadisler) AHİR ZAMANDA GELECEK BİR MÜCEDDİD-İ EKBERİ (en büyük müceddidi) mana-yı işari ile (işari anlamda) haber veriyorlar. Fakat O GELECEK ZATIN VE CEMİYETİNİN ÜÇ VAZİFESİNDEN en ehemmiyetlisi (önemlisi) olan ve zahiren (görünüşte) en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi (iman hakikatlerini) güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin (talebelerinin) şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; O GELECEK ZATA dair HABERLERİ VE İŞARETLERİ, RİSALE-İ NUR’UN ŞAHS-I MANEVİSİNE HATTA BAZEN TERCÜMANINA DA TATBİKE (uydurmaya) ÇALIŞMIŞLAR ve Şeriatı ihya (Kuran ahlakının esaslarını hatırlatarak yeniden hayata geçirme) ve hilafeti tatbik olan ÇOK GENİŞ DAİREDE HÜKMEDEN BU MÜHİM VAZİFESİNİ NAZARA ALMAMIŞLAR (göz önünde bulundurmamışlar).


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, S. 9)


R0009 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Büyük Mehdi ünvanını taşıyacak olan HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN, İMANI KURTARMAK GÖREVİNİ, HEM DİĞER İKİ GÖREVİYLE BİRARADA HEM DE DÜNYA ÇAPINDA gerçekleştireceğini açıklamıştır. Bilindiği gibi “Bediüzzaman Hz. Mehdi’nin diğer görevleri olan İslam Birliği’ni oluşturmamış, tüm dünyadaki Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, bu vasıfla Hristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınmasına vesile olmamıştır.

Tüm bu bilgiler gerçekleri çok açık bir şekilde ortaya koyduğu halde, Bediüzzaman’ın bunlardan sadece bir iki tanesini ve bunları da çok sınırlı bir kesime yönelik olarak yapmış olmasının Mehdilik alameti olduğunu söylemek, dürüstlüğe uygun bir yaklaşım değildir. Bediüzzaman’ın tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılmadığı, tüm dünya Müslümanları arasında İslam birliğini kurmadığı, Hıristiyanların tamamının İslam’a dönmelerine vesile olmadığı çok açıktır.

BEDİÜZZAMAN “HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN HEM DİYANET, HEM SİYASET HEM DE SALTANAT ALANLARINDA MEHDİLİK YAPACAĞINI” BELİRTMİŞTİR.


Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç ayrı alanda birden Mehdilik yapacağını yani, hem “SİYASET MEHDİSİ” hem “SALTANAT MEHDİSİ” hem de “DİYANET MEHDİSİ” olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu önemli özelliğini açıkladığı sözlerinden biri şöyledir:


“Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve SİYASET ALEMİNDE, DİYANET ALEMİNDE, SALTANAT ALEMİNDE, MÜCADELE ALEMİNDE ÇOK DAİREDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ…”


(Şualar, s. 590)

A0014 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman’a göre “Hz. Mehdi (a.s.), Mehdilik görevini sadece tek bir alanda gerçekleştirmeyecek, dört ayrı alanda birden büyük ve önemli faaliyetleri olacaktır”.

Ayrıca Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç büyük görev hakkında geniş bilgi vermiş ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin “diyanet, siyaset, saltanat ve mücadele alanlarında Mehdilik görevini ne şekilde yerine getireceğini” de detaylı olarak anlatmıştır. Bu sözlerinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin “İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını, Müslümanların manevi liderliğini üstlenerek İslam Birliği’ni sağlayacağını, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapacağını” ayrıntılı olarak açıklamıştır.

Bediüzzaman’a Mehdilik zannıyla yaklaşan kimseler, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Bediüzzaman’ın da eserlerinde açıklamış olduğu Hz. Mehdi (a.s.)’nin ikinci ve üçüncü görevlerinin yerine getirilmemiş olması konusuna bir açıklama getirememektedirler. Bediüzzaman ömrünü İslam’a hizmete adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze alarak imani yönde çok büyük bir hizmette bulunmuştur. Ancak hayatta olduğu sırada tüm Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, İslam Birliği’ni kurmamış, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Hz. İsa (a.s.) ile biraraya gelmemiş, birlikte namaz kılmamış ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasına vesile olmamıştır. Sözlerinde açıkladığı gibi, siyaset ve saltanat aleminde Mehdilik görevini üstlenmemiştir. Tüm dünyaya adalet ve hakkaniyet getirmemiş, tüm Müslüman dünyası üzerindeki zulüm ve haksızlıkların ortadan kaldırılmasına vesile olmamıştır.

BEDİÜZZAMAN, “HZ. MEHDİ’NİN BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYET SAHİBİ OLACAĞINI” BİLDİRMİŞTİR, ANCAK BEDİÜZZAMAN HAYATINI SIKINTI VE ZORLUK İÇERİSİNDE GEÇİRMİŞTİR

… O ZATIN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) İKİNCİ VAZİFESİ, KURAN AHLAKINI İCRA VE TATBİK ETMEKTİR (HAYATA GEÇİRMEKTİR). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN.


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)


A0019 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)’nin vazifelerinden birinin de, “KURAN AHLAKININ GEREKLERİNİ TOPLUM İÇERİSİNDE HAYATA GEÇİRMEK” olduğunu ve “BU GÖREVİN ANCAK “BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE” GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ” belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Maddi güç ve hakimiyetin olması, onun diğer vazifelerini gerçekleştirmesine de vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır. Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış ve çok büyük bir hizmet vermiştir. Ancak Bediüzzaman’ın tebliği maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil, maddi şartların çok zor olduğu benzersiz sıkıntılar içerisinde geçmiştir. Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla Bediüzzaman hakim konumunda olmamış; aksine baskı altına alınmış, ömrünün 30 yılını esaret, maddi sıkıntılar ve zorluklar altında geçirmiştir. Sayıldığı gibi geniş bir kesimin desteğini almamış; aksine çeşitli haksızlıklara uğramış, eziyetlere tabi tutulmuş, yaşamının büyük bölümünü hapis ve sürgün gibi şartlar altında sürdürmüştür. Tüm bunlar, Allah’ın izniyle onun dünyadaki ve ahiretteki makamını yücelten çok şerefli olaylardır. Ve bu zorluklar Bediüzzaman’ın şerefli mücadelesini daha değerli hale getirmiş ve ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir. Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi bu durum, Hz. Mehdi (a.s.)’nin elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve hakimiyet”in Bediüzzaman’ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bediüzzaman tüm bunların kendisinden sonraki yüzyılın müceddidi olarak Hz. Mehdi’ye nasip olacağını bildirmiştir.

Popularity: unranked [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.