<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Ey</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/ey/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İncil, üçleme inancını reddeder. İncil&#8217;de Allah&#8217;ın birliğini ve şirk koşmamayı haber veren pasajlar</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/10/incil-ucleme-inancini-reddeder-incilde-allahin-birligini-ve-sirk-kosmamayi-haber-veren-pasajlar.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/10/incil-ucleme-inancini-reddeder-incilde-allahin-birligini-ve-sirk-kosmamayi-haber-veren-pasajlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:42:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim]]></category>
		<category><![CDATA[Dinle]]></category>
		<category><![CDATA[Diz]]></category>
		<category><![CDATA[Etkin]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Incil]]></category>
		<category><![CDATA[Israil]]></category>
		<category><![CDATA[Markos]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Ndan]]></category>
		<category><![CDATA[Pavlus]]></category>
		<category><![CDATA[Sizler]]></category>
		<category><![CDATA[Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=412</guid>
		<description><![CDATA[
Onların  tartışmalarını dinleyen ve İsa&#8217;nın onlara güzel yanıt  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/makaleler/incil-orjinal-metin.jpg" alt="" /></p>
<p>Onların  tartışmalarını dinleyen ve İsa&#8217;nın onlara güzel yanıt  verdiğini gören  bir din bilgini yaklaşıp ona, &#8220;Buyrukların en önemlisi  hangisidir?&#8221; diye  sordu. İsa şöyle karşılık verdi: &#8220;[Allah'ın  buyruklarının] en önemlisi  şudur: &#8216;Dinle, ey İsrail! <strong>Allah&#8217;ımız Rab tek Rab&#8217;dir…</strong> Din bilgini İsa&#8217;ya, &#8220;İyi söyledin, öğretmenim&#8221; dedi. &#8220;&#8216;Allah tektir ve   O&#8217;ndan başkası yoktur&#8217; demekle doğruyu söyledin.&#8221; (Markos, 12:28-32)</p>
<p><strong>&#8230; Allah birdir.</strong>(Pavlus&#8217;tan Galatyalılara Mektup, 3:20)</p>
<p><strong>&#8230; Rab birdir.</strong>Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Allah&#8217;tır. (Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 12:5-6)</p>
<p><strong>Tek bir Allah vardır&#8230;</strong>(Pavlus&#8217;tan Timoteos&#8217;a 1. Mektup, 2:5)</p>
<p>İsa ona şöyle karşılık verdi: <strong>&#8220;&#8230; Allah&#8217;ın Rab&#8217;be tapacak, yalnız O&#8217;na kulluk edeceksin&#8221;</strong> diye yazılmıştır. (Matta, 4:10)</p>
<p><strong>Kurtarıcımız Tek Allah&#8217;a yücelik olsun&#8230;</strong>(Yahuda&#8217;nın Mektubu, 1:24)</p>
<p><strong>Sen Allah&#8217;ın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun.</strong>Cinler bile buna inanıyor ve [Allah korkusuyla] titriyorlar! (Yakup&#8217;un Mektubu, 2:19)</p>
<p>Sonsuz çağların Hükümranı, ölümsüz, göze görünmez <strong>tek Allah&#8217;a çağlar çağı onur ve yücelik olsun.</strong> (Pavlus&#8217;tan Timoteos&#8217;a 1. Mektup, 1:17)</p>
<p>Birbirinizi yücelten ve <strong>tek olan Allah&#8217;tan </strong>gelen yüceliği aramayan sizler, bana nasıl iman edebilirsiniz? (Yuhanna, 5:44)</p>
<p>İsa  yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp ona,  &#8220;İyi  öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?&#8221; diye  sordu. İsa  ona, <strong>&#8220;&#8230; iyi olan tek biri var, O da Allah&#8217;tır.&#8221; </strong>(Markos, 10:17-18)</p>
<p>&#8230; Biliyoruz ki put, dünyada gerçekte var olmayan bir şeydir ve <strong>birden fazla ilah yoktur&#8230;</strong> <strong>Bizim için tek Allah vardır: </strong>Herşeyin Kendisi&#8217;nden oluştuğu Allah. Bizler de O&#8217;nun için yaşamaktayız&#8230; (Pavlus&#8217;tan Korintlililere 1. Mektup, 8:4-6)</p>
<p><strong>&#8230; Bir tek Allah&#8217;ınız var&#8230;</strong>(Matta, 23:9)</p>
<p>İsa, &#8220;Bana neden iyilik hakkında soru soruyorsun?&#8221; dedi. &#8220;<strong>İyi olan yalnız biri var.</strong> Yaşama kavuşmak istiyorsan, <strong>O&#8217;nun [Allah'ın] buyruklarını yerine getir.&#8221;</strong> (Matta, 19:17)</p>
<p>Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da&#8230; [Allah'ı tenzih ederiz] <strong>bizim için tek bir Allah vardır.</strong> O herşeyin kaynağıdır, bizler O&#8217;nun için yaşıyoruz. (Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 8:5)</p>
<p>&#8230; Rab bir, iman bir&#8230; Herşeyden üstün, herşeyle ve herşeyde olan <strong>herkesin Allah&#8217;ı&#8230; birdir.</strong> (Pavlustan Efeslilere Mektup, 4:4-6)</p>
<p>Her evin bir yapıcısı vardır, <strong>herşeyin yapıcısı ise Allah&#8217;tır.</strong> (İbranilere Mektup, 3:4)</p>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/67.gif" alt="" /></p>
<p><strong><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/makaleler/birlik128.jpg" alt="" /></strong></p>
<p><strong>Şirk Koşmadan Sadece Allah&#8217;a Kulluk Etmek</strong></p>
<p>İsa ona şu karşılığı verdi: &#8220;<strong>&#8216;Allah&#8217;ın olan Rab&#8217;be tap, yalnız O&#8217;na kulluk et&#8217;</strong> diye yazılmıştır.&#8221; (Luka, 4:8)</p>
<p>İsa onlara şu karşılığı verdi:&#8230; <strong>&#8216;Allah&#8217;ın olan Rabbe tap, yalnız O&#8217;na kulluk et&#8217;</strong> diye yazılmıştır. (Matta, 4:10)</p>
<p>&#8230; Sevgili kardeşlerim, putperestlikten kaçının. (Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 10:14)</p>
<p>Herkes bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. <strong>Yaşayan gerçek Allah&#8217;a kulluk etmek&#8230; </strong>üzere putlardan Allah&#8217;a nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar. (Pavlus&#8217;tan Selaniklilere 1. Mektup, 1:9-10)</p>
<p>Ölümsüz  Allah&#8217;ın yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört  ayaklılara,  sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler [Allah'ı tenzih  ederiz]&#8230;  Onlar Allah ile ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular.  Yaradan&#8217;ın  yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. [Allah'ı tenzih  ederiz.] Oysa  Allah sonsuza dek övülmeye layıktır&#8230; (Pavlus&#8217;tan  Romalılara Mektup,  1:23-25)</p>
<p>[Hz. İsa (as):] &#8220;Hiçbir uşak iki efendiye kulluk edemez… <strong>Siz hem Allah&#8217;a, hem paraya kulluk edemezsiniz </strong>[Allah'ı tenzih ederiz].&#8221; (Luka, 16:13)</p>
<p>&#8230; İçinizdeki &#8216;ışık&#8217; karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık! <strong>Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez.</strong> Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. <strong>Siz hem Allah&#8217;a, hem de paraya kulluk edemezsiniz.</strong> (Matta, 6:23-24)</p>
<p>&#8230; <strong>Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar.</strong> Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor. Yiyecek bizi Allah&#8217;a   yaklaştırmaz. Yemezsek bir kaybımız olmaz, yersek de bir kazancımız   olmaz. (Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 8:7-8)</p>
<p><strong>Putperestler kurbanlarını Allah&#8217;a değil, cinlere sunuyorlar.</strong>Cinlerle paydaş olmanızı istemem. Hem Rab&#8217;bin, hem cinlerin kasesinden içemezsiniz; <strong>hem Rab&#8217;bin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız. </strong>(Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 10:20-21)</p>
<p>Putlara sunulan kurban etinin yenmesine gelince, biliyoruz ki, &#8220;Dünyada put bir hiçtir&#8221; ve <strong>&#8220;Birden fazla Allah yoktur&#8221;.</strong> (Pavlus&#8217;tan Korintlilere 1. Mektup, 8:4)</p>
<p>Yavrularım, kendinizi putlardan koruyun. (Yuhanna&#8217;nın 1. Mektubu, 5:21)</p>
<p>Geriye kalan insanlar, yani bu belalardan ölmemiş olanlar, <strong>kendi elleriyle yaptıkları putlardan dönüp tövbe etmediler.</strong> Cinlere ve göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen altın, gümüş, tunç, taş, tahta putlara tapmaktan vazgeçmediler. (Vahiy, 9:20)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/10/incil-ucleme-inancini-reddeder-incilde-allahin-birligini-ve-sirk-kosmamayi-haber-veren-pasajlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman&#8217;ın Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın Çıkış Zamanıyla İlgili Sözleri</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:48:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[






(Sünen&#8217;i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030) 
“Berâ (RadiyAllahu anh)&#8217;dan; ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><strong><br />
</strong></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><strong><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/bediuzzamanin_hz._mehdi_a.s.in_cikis_zamaniyla_ilgili_sozleri_turkcelestirilmis_tr.jpg" border="0" alt="Bediüzzaman'ın Hz. Mehdi (a.s.)'ın Çıkış Zamanıyla İlgili Sözleri  (Türkçeleştirilmiş)" hspace="7" vspace="2" /></strong></td>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="312" valign="top"><strong><strong>(Sünen&#8217;i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030)</strong></strong> <strong></p>
<p>“Berâ (RadiyAllahu anh)&#8217;dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)  kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, </strong> <strong><strong>saçları  omuzlarına yaklaşmıştı.</strong> ”(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No:  3635.)</p>
<p><strong>(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No: 2122)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: </strong> <strong><strong>- Ey Allah&#8217;ın Resûlü!  dedim. Benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim  edeyim mi?</strong> &#8211; Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi der ki: &#8220;Ebû  Katâde <strong>“Evet ona ikramda bulun! sözü sebebiyle, günde iki sefer  (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3631)</strong></strong> <strong></p>
<p>“(Ebû Talib&#8217;in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir: </strong> <strong><br />
<strong>- Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke&#8217;ye dört gadiresi  (örgüsü) olduğu halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç örgülerini  kasteder.]</strong></strong> <strong> ” (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No:1840-1841; Mevâhib-i  Ledünniyye, Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed b. Hanbel rivâyet  etmişlerdir</p>
<p><strong>(Râmûzu&#8217;l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)</strong></strong> <strong></p>
<p>“Mescid-i Hayf da namaz kıl. </strong> <strong><strong>Zira orada yetmiş peygamber namaz  kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde Hz. Musa (a.s)’da vardır.</strong> Sanki kendisini şu anda üzerinde iki pamuk abası var. Şenua kabilesinin  ağzına liften yular vurulmuş devesi üstünde <strong>saçları örgülü bir halde  görüyorum.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Râmûzu&#8217;l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)</p>
<p>“Erkeğe gelince o gusül abdestinde başının saçlarını (beliklerini)  çözerek iyice dağıtsın ve onun diplerine su ulaşıncaya kadar mükemmel  bir şekilde yıkasın. &#8230;.”</strong></strong> <strong></p>
<p>(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.) </strong> <strong></p>
<p><strong>[Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No: 95 (2338), s. 213]</strong></strong> <strong></p>
<p>“Katâde, Enes&#8217;den şöyle tahdis etti: </strong> <strong></p>
<p><strong>- Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)&#8217;ın saçları iki omuzu  arasını döver dururdu.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Aişe (RadiyALLAHu anha)&#8217;den şöyle demiştir: </strong> <strong></p>
<p><strong>Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)&#8217;ın omuzlarına ulaşmayan ve  kulak yumuşaklığını geçen saçı oldu.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>(Sünen&#8217;ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5033)</strong></strong> <strong></p>
<p>“&#8230;Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor: </strong> <strong></p>
<p><strong>Medine&#8217;de Resûlullah&#8217;ın yanına gittiğimde bana:<br />
- Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün  üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”</strong></strong> <strong></p>
<p><strong>[Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs No: 24]</strong></strong> <strong></p>
<p>“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) &#8230; </strong> <strong><strong>Saç örgüsü çözüldüğü  zaman ayırırdı, aksi halde öyle örgülü olurdu &#8230;</strong>(Şemâil-i Şerif,  Hadîs No: 6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634. (Bir  benzeri))</p>
<p><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884)</p>
<p>“…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)&#8217;dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah  (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir:</p>
<p>- Ben yedi (kemik) üzerine secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve  elbiseyi toplamamakla emrolundum.</strong></strong> <strong><br />
”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 1040-1041; Sahîh-i Buhari  Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.)</p>
<p><strong>(Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 9, Hadîs No: 1400)</p>
<p>“Abdullah İbn-i Ömer (RadiyAllahu anhu)&#8217;den rivâyet olunduğuna göre,  Nebi (SallAllahu aleyhi vesellem) demiştir ki:</p>
<p>Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ&#8217;be de buldum. Ansızın esmer bir kişi  gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli, başının saçı  iki omuzu arasında sarkıyordu.</strong></strong> <strong> (Yeni) Taranmış ve arınmıştı da baş  (ının saç)&#8217;ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna koyarak  Beyt&#8217;i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):</p>
<p><strong>- Bu kimdir? diye sordum.<br />
- Bu MERYEM OĞLU MESÎH (İSA)&#8217;DIR.” İlâ Ahîr…</p>
<p>(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s.452)</strong></strong> <strong></p>
<p>Berâ (Radiyallâhu anhu)&#8217;ın hadîsinde:&#8221;Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi  vesellem)&#8217;in saçı mübarek omuzlarına değerdi.&#8221; </strong> <strong></p>
<p><strong>Râmûz-ul Ehâdîs (30.  Bölüm) Hadîs  No:  24.</strong></strong> <strong></p>
<p>&#8220;Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir: </strong> <strong></p>
<p><strong>- Rasûllullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)&#8217;ın saçı</strong></strong> <strong> recil (yani ne  düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, <strong>kulakları  ile omuzlarına kadar (uzun) idi.&#8221;</strong><br />
</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzamanin-hz-mehdi-a-s-in-cikis-zamaniyla-ilgili-sozleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jul 2010 20:40:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Benim]]></category>
		<category><![CDATA[Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberler]]></category>
		<category><![CDATA[Talib]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın  saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5030)</strong>“Berâ (RadiyAllahu anh)’dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)   kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, <strong>saçları  omuzlarına yaklaşmıştı.</strong>”(Sünen-i  ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No:  3635.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No:  2122)</strong>“…Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: – <strong>Ey Allah’ın  Resûlü! dedim. Benim omuzlarıma  kadar dökülen (gür) saçlarım var,  tarayıp tanzim edeyim mi?</strong> – Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi  der ki: “Ebû Katâde<strong> “Evet  ona ikramda bulun! sözü sebebiyle,  günde iki sefer (bakım yapar ve)  saçlarını yağlardı.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3631)</strong>“(Ebû Talib’in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir:<br />
<strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke’ye dört  gadiresi (örgüsü) olduğu  halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç  örgülerini kasteder.]</strong>”  (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs  No:1840-1841; Mevâhib-i Ledünniyye,  Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed  b. Hanbel rivâyet etmişlerdir</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)</strong>“Mescid-i Hayf da namaz kıl. <strong>Zira  orada yetmiş peygamber  namaz kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde  Hz. Musa (a.s)’da  vardır. </strong> Sanki kendisini şu anda  üzerinde iki pamuk abası var.  Şenua kabilesinin ağzına liften yular  vurulmuş devesi üstünde <strong>saçları   örgülü bir halde görüyorum</strong>.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)</strong><strong>“Erkeğe gelince o gusül  abdestinde başının saçlarını  (beliklerini) çözerek iyice dağıtsın ve  onun diplerine su ulaşıncaya  kadar mükemmel bir şekilde yıkasın</strong>.  ….”</p>
<p>(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No:  95 (2338), s. 213]</strong>“Katâde, Enes’den şöyle tahdis etti:</p>
<p><strong>- Resûlullah  (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın saçları iki  omuzu arasını döver  dururdu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs  No: 3635)</strong>“…Aişe (RadiyALLAHu anha)’den şöyle demiştir:</p>
<p><strong>Resûlullah (SallAllahu  aleyhi vesellem)’ın omuzlarına  ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen  saçı oldu.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen’ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No:  5033)</strong>“…Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor:</p>
<p><strong> Medine’de  Resûlullah’ın yanına gittiğimde bana:<br />
- Yanıma yaklaş, buyurdu. Yanına yaklaşınca elini saçımın örgüsünün   üzerine koydu, saçımı okşadı, bana dua etti.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>[Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs  No: 24]</strong>“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) … <strong>Saç örgüsü  çözüldüğü zaman ayırırdı, aksi  halde öyle örgülü olurdu ..</strong>.(Şemâil-i  Şerif, Hadîs No:  6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634.  (Bir benzeri))</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884) </strong><strong>“…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)’dan rivâyet  edildiğine göre  Resûlullah (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu  demiştir:</strong></p>
<p><strong>- Ben yedi (kemik)  üzerine secde etmekle ve (secdeye   giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum.</strong><br />
”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No:  1040-1041; Sahîh-i Buhari  Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild  9, Hadîs No: 1400)</strong><strong>“Abdullah İbn-i Ömer  (RadiyAllahu anhu)’den rivâyet  olunduğuna göre, Nebi (SallAllahu aleyhi  vesellem) demiştir ki:</strong></p>
<p><strong>Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ’be de buldum. Ansızın esmer  bir kişi  gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli,  başının saçı  iki omuzu arasında sarkıyordu.</strong> (Yeni) Taranmış ve   arınmıştı da baş (ının saç)’ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin  iki  omuzuna koyarak Beyt’i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):</p>
<p>- <strong>Bu kimdir? diye  sordum.<br />
- Bu MERYEM OĞLU MESÎH (İSA)’DIR.” İlâ Ahîr…</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>(Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1,  s.452)</strong>Berâ (Radiyallâhu anhu)’ın hadîsinde:”Peygamberimiz (Sallallâhu   aleyhi vesellem)’in saçı mübarek omuzlarına değerdi.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img title="Peygamberimiz (s.a.v.), diğer  Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/53.gif" alt="53 Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını  uzattıklarına dair bazı hadisler" /></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Râmûz-ul Ehâdîs (30.  Bölüm) Hadîs   No:  24.</strong>“Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir:</p>
<p><strong>- Rasûllullah  (Sallallâhu aleyhi vesellem)’ın saçı </strong>recil  (yani ne  düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, <strong>kulakları  ile omuzlarına kadar  (uzun) idi.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>09 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamberimiz-s-a-v-diger-peygamberler-ve-ashabin-saclarini-uzattiklarina-dair-bazi-hadisler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh etmişlerdir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 12:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bine]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hud]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Millet]]></category>
		<category><![CDATA[Nurul]]></category>
		<category><![CDATA[Saim]]></category>
		<category><![CDATA[Salih]]></category>
		<category><![CDATA[Selam]]></category>
		<category><![CDATA[Yakar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=211</guid>
		<description><![CDATA[Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Büyük İslam alimleri Kuran&#8217;da Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;a ve İslam  ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh  etmişlerdir</h3>
<p><strong>•    HUD  SURESİ’NİN, 86. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu Cafer (r.a.), bu alametleri şöyle  saymıştır:</p>
<p>“&#8230;<strong> O (Hz. Mehdi  (a.s.)) çıkınca sırtını Kabe’ye yaslar. Ona (Hz. Mehdi (a.s.))  tabilerinden 313 kişi tabi olur. Hz. Mehdi (a.s.) ilk önce şu ayeti  okur: “EĞER MÜMİN İSENİZ ALLAH’IN BIRAKTIĞI SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.” </strong><strong>(HUD SURESİ, 86)</strong></p>
<p><strong>Bu ayeti okuyup şöyle der:</strong> <strong>“BEN SİZİN İÇİN ALLAH’IN BIRAKTIĞI VE  HALİFESİYİM (Müslümanların manevi lideriyim). BEN ONUN HÜCCETİYİM.” HZ.  MEHDİ (A.S.)’A SELAM VERENLER ŞÖYLE SELAM VERİRLER: “SELAM SANA EY  ALLAH’IN YERYÜZÜNDE BIRAKTIĞI (BAKİYYESİ!)”</strong> <strong>Sonra  herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) bey’at (biat) eder.</strong> (Hz. Mehdi  (a.s.)’ın) <strong>Adamlarının sayısı on bine ulaşır. Allah’ın dışında  bir başkasına ibadet eden, Musevi ve Hıristiyan olan herkes ona (Hz.  Mehdi (a.s.)’a) iman eder. Böylece yeryüzünde tek bir millet hasıl olur;  o İslam milletidir.</strong> Sonra Allah’tan başkasına tapanların  üzerine gökten bir ateş düşer ve onları yakar. Doğrusunu Allah bilir.”</p>
<p><em> (Nurul Ebsar, Ehl-i Beyt, Oniki İmam, Kutuplar ve Mezhep  İmamlarının Menkıbeleri Şeblenci (1250),Tercüme: Saim Güngör, (Pamuk  Yayıncılık Nisan 2004 Cilt: 628 77 93) s. 594)</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    NUR  SURESİ’NİN 55. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ALLAH,  İÇİNİZDEN İMAN EDENLERE VE SALİH AMELLERDE BULUNANLARA VA&#8217;DETMİŞTİR:  HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL &#8216;GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ&#8217; KILDIYSA,  ONLARI DA YERYÜZÜNDE &#8216;GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ&#8217; KILACAK, KENDİLERİ İÇİN  SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE  ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR. ONLAR, YALNIZCA BANA  İBADET EDERLER VE BANA HİÇ BİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAZLAR. KİM BUNDAN SONRA  İNKAR EDERSE, İŞTE ONLAR FASIKTIR.</strong></p>
<p><strong> (Nur  Suresi, 55)</strong> Ali bin Hasan kanalıyla Ayyasi  tarafından rivayet edildi: <strong>Onun yanında bu ayet-i kerime okundu:</strong> Onlar Allah&#8217;a yemin olsun ki bizim ehli beytin sevenlerindendir. <strong>ALLAH BİZDEN BİR ŞAHSIN</strong> <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ELİYLE  ONLARA (BUNU) YAPTIRIR. O ŞAHIS İSE BU ÜMMETİN MEHDİSİDİR.</strong></p>
<p>(Mecmau’l beyan fi tefsiri’l-Kuran Ebu Ali Eminuddin Fazl, Hasan b.  Fazl Tabersi 1986, c:4, sf. 832)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ayaşi tefsirinde:</p>
<p>Zeynel-Abidin Hz.leri: &#8230; (Nur Suresi, 55) ayetini okudu ve şöyle  buyurdu: <strong>“VALLAH! ONLAR,  BİZ EHL-İ BEYTİ SEVENLERDİR. ALLAH ONLAR İÇİN BUNU MUHAKKAK YAPACAKTIR,  BİZDEN BİRİNİN ELİYLE&#8230; Kİ O BU ÜMMETİN MEHDİSİ’DİR.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    ENBİYA  SURESİ’NİN, 105. AYETİ</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong> &#8220;ANDOLSUN  BİZ ZİKİR&#8217;DEN (BÜTÜN SEMAVİ KİTAPLAR VEYA TEVRAT) SONRA ZEBUR&#8217;DA DA  &#8216;HİÇ ŞÜPHESİZ, SALİH KULLARIM YERYÜZÜNE MİRASÇI OLACAKLARDIR&#8217; DİYE  YAZDIK.&#8221;</strong></p>
<p><strong>İMAM MUHAMMED BÂKIR  (A.S) BU AYETLE İLGİLİ OLARAK ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: &#8220;BUNLAR, AHİR ZAMANDA  ZUHUR EDECEK OLAN HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;IN ASHABIDIR.&#8221;</strong> <strong>(  Mecma-ul Beyan Tefsiri.)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     MAİDE SURESİ’NİN, 54. VE EN’AM SURESİ’NİN, 89. AYETLERİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Maide suresi, 54. ayet: <strong>&#8220;EY  İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, ALLAH, YAKINDA ÖYLE BİR TOPLUM GETİRECEK Kİ O ONLARI (HZ. MEHDİ  (A.S.)’I VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLARI) SEVER, ONLAR DA O&#8217;NU SEVERLER.  MÜMİNLERE KARŞI ALÇAK GÖNÜLLÜ, KÂFİRLERE KARŞI ONURLU VE ŞİDDETLİDİRLER.  ALLAH YOLUNDA CEHD (FİKRİ MÜCADELE YAPARLAR) EDERLER VE HİÇBİR  KINAYICININ KINAMASINDAN KORKMAZLAR&#8230;</strong>&#8221;</p>
<p>&#8230; İmam Cafer Sadık (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle  buyurmuştur: <strong>&#8220;BU AYETTE  İŞARET EDİLEN GÖREVİN SAHİBİ</strong> <strong>(HZ. MEHDİ (A.S.))</strong> <strong>KORUMA ALTINDADIR. ŞAYET  İNSANLARIN TÜMÜ GİTSELER DE, ALLAH ONU</strong> <strong>(HZ.  MEHDİ (A.S.)’I)</strong> <strong>VE ASHABINI GETİRECEKTİR.</strong> <strong>ONLAR  YÜCE ALLAH&#8217;IN HAKLARINDA ŞÖYLE BUYURDUĞU KİMSELERDİR: &#8216;Şimdi şunlar,  bunları inkâr ederse,</strong> <strong>BİZ  BUNLARI İNKÂR ETMEYECEK BİR TOPLUMU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I VE ONA TABİ  OLAN MÜSLÜMANLARI), BUNLARA VEKİL BIRAKMIŞIZ.</strong> <strong>(En&#8217;am  89)</strong></p>
<p><strong>ONLAR (HZ. MEHDİ (A.S.)  VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLAR) ŞU AYETİN KASTETTİĞİ KİMSELERDİR: &#8220;EY  İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, (BİLSİN Kİ) ALLAH, YAKINDA ÖYLE  BİR TOPLUM GETİRECEK</strong> <strong>ki&#8230; (Maide Suresi, 54)</strong>..&#8221;  (Tefsir-un Nu&#8217;mani.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     YASİN SURESİ’NİN, 30. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>AMA HÜCCET (HZ. MEHDİ (A.S.)) HALKI  TANIR, HALK İSE ONU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I) TANIYAMAZ. TIPKI YUSUF GİBİ.  YUSUF HALKI TANIDIĞI HALDE ONLAR YUSUF&#8217;U İNKAR EDERLERDİ.</strong> <strong>SONRA HZ. ALİ ŞU AYETİ OKUDU:  &#8220;KULLARA YAZIKLAR OLSUN, RESUL ONLARA GELDİKÇE ONUNLA ALAY EDİYORLARDI.&#8221;</strong> (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ENBİYA SURESİ’NİN, 105. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ANDOLSUN,  BİZ ZİKİRDEN (TEVRAT&#8217;TAN) SONRA ZEBUR&#8217;DA DA: &#8220;ŞÜPHESİZ ARZ&#8217;A SALİH  KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR.&#8221;</strong> diye yazdık. <strong>İmam  Bakır ve Sadık&#8217;tan rivayet edilmektedir: &#8220;Buradaki (ayette bildirilen) &#8220;SALİH KULLAR&#8221;, HZ. MEHDİ (A.S) VE  ARKADAŞLARIDIR.&#8221; </strong>(Hüseyin es-Şirazi, sf. 113)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     NEML SURESİ’NİN, 62. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>“YA  DA SIKINTI VE İHTİYAÇ İÇİNDE OLANA, KENDİSİNE DUA ETTİĞİ ZAMAN İCABET  EDEN,<br />
KÖTÜLÜĞÜ AÇIP GİDEREN VE SİZİ YERYÜZÜNÜN HALİFELERİ KILAN MI? &#8230;”</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>NEML  SURESİ, 62. AYETLE İLGİLİ HADİS:</strong></p>
<p>Muhammed bin Müslim şöyle der: <strong>&#8220;Haceti (ihtiyaç, muhtaçlık  içinde) olan biri O’nu çağırdığında O’na icabet eder.&#8221; ayeti hakkında </strong>İmam  Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: <strong>Bu ayet Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) aleyhisselam hakkında  nazil olmuştur. Beyaz bir kuş şeklinde Kabe&#8217;nin oluğundan gelip HALKIN  İÇİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;A İLK BİAT EDECEK OLAN CEBRAİL ALEYHİSSELAMDIR. </strong>(Şeyh  Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.37</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN, 155. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>Andolsun,</strong> <strong>BİZ SİZİ BİRAZ KORKU, AÇLIK VE  BİR PARÇA MALLARDAN, CANLARDAN VE ÜRÜNLERDEN </strong><br />
<strong>EKSİLTMEKLE  İMTİHAN EDECEĞİZ.</strong> <strong>Sabır gösterenleri müjdele.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8230; Ebu Basir&#8217;den: İmam Caferi Sadık  aleyhisselam şöyle buyurdu:</p>
<p><strong>KAİM&#8217;İN (HZ. MEHDİ  (A.S.)’IN) KIYAMINDAN ÖNCE *BİR YIL HALK AÇ KALACAK VE ONLARI ÖLDÜRÜLME  KORKUSU SARACAK; MALLARI, CANLARI VE MAHSULLERİ AZALACAK.</strong> <strong>Bu olay Allah&#8217;ın Kitabı’nda açıkça yazar. Sonra bu ayeti  tilavet etti: &#8220;SİZLERİ KORKU,  AÇLIK, MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ.  VE SABREDENLERİ MÜJDELE.&#8221;</strong></p>
<p><strong> (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 297)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>*Hz. Mehdi (a.s.)’ın kıyamından önce dünya  çapında 7 yıl süren çok büyük bir ekonomik buhran yaşanacaktır. İmam  Caferi Sadık (a.s.), 7 yıl sürecek olan bu ekonomik krizin özellikle bir  yıl boyunca daha da şiddetini artıracağına ve etkisini göstereceğine  dikkat çekmiştir.</p>
<p>Aynı şekilde Muhammed Bin Müslim’den aktarılan diğer bir rivayete göre  ise;</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>•    İmam Caferi Sadık aleyhisselam  şöyle buyurdu:</p>
<p>•    Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kıyamından önce belirtiler  vardır: “Yüce Allah tarafından mümin kullarına belalar gelecektir. Bu  belirtiler nelerdir? Diye arzettim.</p>
<p>•    Buyurdu ki:</strong> <strong>O, ALLAH AZZE VE CELLE’NİN ŞU BUYRUĞUDUR. “SİZLERİ KORKU, AÇLIK,  MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ. VE  SABREDENLERİ MÜJDELE.”</strong></p>
<p><strong>•    Buyuruyor ki: Siz müminleri mutlaka imtihan edeceğiz.  Korku ile yani saltanatlarının sonlarına doğru filanca oğullarının  hükümeti ile korkutacağız. Ve açlıkla, yani mahsullerin pahalılığı ile.  Malların azalması yani, ticaretlerin kesat olması ve faziletinin  azalması. Canlar (ın azalması) yani, hızlı ve ani ölümler. Mahsuller(in  azalması) yani, çiftçiliğin azalması ve meyvelerin bereketinin azalması.  SABREDENLERİ MÜJDELE YANİ, İŞTE O  ZAMAN KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ALEYHİSSELAM’IN ZUHURU İLE (ONLARI  MÜJDELE. </strong>Sonra bana buyurdu ki: Ey Muhammed! Bu onun  te’vilidir. (asıl mana ve yorumu budur). Allah azze ve celle buyuruyor  ki: “Onun tevilini sadece Allah ve ilimde derin olanlar bilirler.”</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    A’Lİ İMRAN  SURESİ’NİN, 83. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>PEKİ ONLAR,  ALLAH&#8217;IN DİNİNDEN BAŞKA BİR DİN Mİ ARIYORLAR? OYSA GÖKLERDE VE YERDE  HER NEAYA VARSA -İSTESE DE, İSTEMESE DE- O&#8217;NA TESLİM OLMUŞTUR VE O&#8217;NA  DÖNDÜRÜLMEKTEDİRLER.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Tefsir-i Ayaşi’de, İmam Musa Kazım&#8217;ın  nakliyle, bu ayetin Hz. Mehdi (a.s.)’a baktığı rivayet edilmektedir.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HADİD SURESİ’NİN, 17. AYETİ:</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>BİLİN Kİ GERÇEKTEN ALLAH, ÖLÜMÜNDEN SONRA YERYÜZÜNE HAYAT  VERİR. ŞÜPHESİZ BİZ, UMULUR Kİ AKLINIZI KULLANIRSINIZ DİYE SİZE  AYETLERİ AÇIKLADIK. (Hadid Suresi, 17)</strong></p>
<p>Selam b. Müstenir de, İmam Muhammed Bakır (aa)&#8217;dan şu hadisi rivayet  etmiştir:</p>
<p><strong> &#8220;ALLAH TEALA, KIYAM  EDECEK HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;IN ELİYLE YERİ DİRİLTECEKTİR. O (HZ.  MEHDİ (A.S.)), ADALET ÜZERE HALKI YÖNETECEKTİR. BÖYLECE YERYÜZÜ ZULÜMLE  ÖLDÜKTEN SONRA, HZ. (MEHDİ (A.S.)) ADALETLE TEKRAR DİRİLTECEKTİR.&#8221;   (Şeyh Tusi, Gaybet, s. 120; Duhayyil, el-Hz. Mehdi, s. 57)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HUD SURESİ’NİN 8. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Andolsun,  onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar  ertelesek,</strong> mutlaka: &#8220;Onu alıkoyan nedir?&#8221; derler.  Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek  değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre  kuşatacaktır.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…İshak bin Abdülaziz’den:</p>
<p>İmam Caferi Sadık aleyhisselam “ONLARIN  UĞRAYACAKLARI AZABI SAYILI BİR ÜMMETE DEK ERTELERSEK ayeti  hakkında şöyle buyurdu:</p>
<p>Azap, Kaim aleyhisselam’ın (Hz  Mehdi (as)’ın) kıyamıdır. Sayılı bir ümmet ise Bedir’de savaşanların  sayısı kadar olan ashabıdır.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN 148. AYETİ</strong></p>
<p><strong>&#8230; Öyleyse hayırlarda yarışınız.  Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir.</strong> Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…Ebu Basir’den:</strong></p>
<p><strong>İMAM CAFERİ SADIK  ALEYHİSSELAM “HAYIRLI İŞLERE DOĞRU KOŞUN, NEREDE OLURSANIZ OLUN ALLAH  HEPİNİZİ BİRDEN TOPLAR, BİRLEŞTİRİR </strong>ayeti hakkında şöyle  buyurdu: <strong>“Kaim (Hz Mehdi  (as)) ve ashabı hakkında nazil olmuştur. Allah onları (Hz Mehdi (as) ve  ashabını) vaatsiz olarak biraraya toplayacaktır.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     RAHMAN SURESİ’NİN 41. AYETİ</strong></p>
<p><strong>(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar,  simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>…Ebu Basir</strong>’den:</p>
<p>İmam Caferi Sadık aleyhisselam <strong>“SUÇLULAR  ÇEHRELERİNDEN TANINACAK</strong> ayeti hakkında şöyle buyurdu: <strong>ALLAH ONLARI TANIR, LAKİN BU  AYET KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. (HZ. MEHDİ (A.S.))  ONLARI ÇEHRELERİNDEN TANIYACAK VE ASHABI İLE BİRLİKTE ONLARI FİKREN  DARMADAĞIN EDECEK.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     FUSSİLLET SURESİ’NİN 53. AYETİ</strong></p>
<p><strong>BİZ  AYETLERİMİZİ HEM AFAKTA, HEM KENDİ NEFİSLERİNDE ONLARA GÖSTERECEĞİZ;   ÖYLE Kİ, ŞÜPHESİZ ONUN HAK OLDUĞU KENDİLERİNE AÇIKÇA BELLİ OLSUN. Her  şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Ebu Basir</strong> der ki: İmam  Muhammed Bakır aleyhisselama Allah azze ve cellenin bu ayetin tefsiri  soruldu: <strong>“PEK YAKINDA  ONLARA ALEMDEKİ VE CANLARINDAKİ DELİLLERİ GÖSTERECEĞİMİZ ZAMAN, SONUNDA  ONUN HAKK OLDUĞUNU ANLAYACAKLARDIR.”</strong> <strong>Şöyle  buyurdu:</strong> <strong>Onlara  nefislerindeki mesh (hayvanlaşma) gösterilecek ve alemin onlara artık  daraldığı gösterilecek. Böylece onlar Allah’ın kudretini hem kendi  nefislerinde hem de alemlerde göreceklerdir. “Sonunda onun hakk olduğunu  anlayacaklardır.” İşte o zaman Kaim’in (Hz Mehdi (as)’ın) zuhurdur. O  (Hz. Mehdi (a.s.)) Allah Azze ve Celle’den gelen hakktır ve bu halk onu  (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) mutlaka görecektir.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     MAİDE SURESİ’NİN 54. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Ey iman  edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah  (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği  mü&#8217;minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise &#8216;güçlü ve onurlu,&#8217;  Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir  topluluk getirir. Bu, Allah&#8217;ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah  (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Süleyman bin  Haruni İcli şöyle der:</strong> İmam Caferi Sadık aleyhisseslam’ın şöyle  buyurduğunu duydum: <strong>“Bu emrin sahibinin (Hz Mehdi (as)’ın)  ashabı mahfuzdurlar,</strong> eğer halkın hepsi ölse dahi Allah onun (Hz.  Mehdi (a.s.)’ın) ashabını getirir. Allah azze ve celle onlar (Hz. Mehdi  (a.s.) ve ashabı) hakkında şöyle buyurmuştur: <strong>“Onlar ona karşı  kafir olsalarda, O’na öyle bir kavim vermişiz ki ona karşı kafir  olmazlar.” Allah onlar Hz. Mehdi</strong> <strong>(a.s.) ve ashabı)</strong> <strong>hakkında ayrıca  şöyle buyurmuştur: “Allah öyle bir kavim getirecek ki Allah onları </strong><strong>(Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabını)</strong><strong> sever, onlar da  Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı getirir Allah’ı severler. Müminlere karşı  alçak gönüllü, kâfirlere karşı azizdirler.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     BAKARA SURESİ’NİN 249. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Talut, orduyla birlikte ayrıldığında  dedi ki: &#8220;DOĞRUSU ALLAH SİZİ BİR  IRMAKLA İMTİHAN EDECEKTİR. &#8230;&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu Basir şöyle der: İmam Caferi Sadık  aleyhisselam şöyle buyurdu: “Talut’un ashabı bir nehirle imtihan olunmuş  ve Allah onlar hakkında “Sizleri bir nehir ile deneyeceğiz.”  buyurmuştu. <strong>KAİM (HZ.  MEHDİ) ALEYHİSSELAM’IN ASHABI DA TIPKI ONUN GİBİ İMTİHAN OLUNACAKLAR.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ALİ İMRAN SURESİ’NİN 200. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Ey iman  edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah&#8217;tan  korkun. Umulur ki kurtulursunuz.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Bakır (A.S.) bu ayette şöyle ma’na  vermişlerdi:</p>
<p>“Ey Muhammediler! Farzların edasında sabrediniz, düşmanlarınızın  eziyetlerinde musabere ediniz, birbirinize yardım ediniz, <strong>İMAMINIZ MEHDİ RESULE SIMSIKI  SARILINIZ.</strong>” <strong>Süleyman İbrahim, Meveddet  Pınarları, Hz. Muhammed Aleyhisselam ve Al-i Aba, On İki İmam, Hz. Mehdi  (a.s.) Resul Hakkındaki Ayet ve Hadisler, Çeviren: Adnan M. Selman, s.  219)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     TEVBE SURESİ’NİN 33. AYETİ</strong></p>
<p>Müşrikler istemese de O dini (İslam&#8217;ı) bütün  dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen  O&#8217;dur.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Ca’fer Sadık Hz.leri bu ayet hakkında:</p>
<p><strong>“Vallahi! Kaim (Hz.  Mehdi (a.s.)) zuhur etmeden bu ayetin ma’nası tecelli etmez.</strong></p>
<p>Abaye bin Reb’i’den, Emirel Mü’minin Hz. Ali (k.v.) yukarıda  zikredilen ayet hakkında:</p>
<p>“Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a kasem ederim ki! Hiçbir köy  kasaba ve şehir kalmayacak ki, sabah akşam içinde, <strong>“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne  Muhammeden Resullullah denmesin”</strong> buyurdu.</p>
<p><strong> </strong><strong> İmam  Zeynel-Abidin ve İmam Muhammed Bakır Hz.leri:</strong></p>
<p><strong> “Cenab-ı Hakk  muhakkak Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) ile İslam dinini bütün dinlere galip  getirecektir.”</strong> buyurdular.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>YUNUS  SURESİ’NİN 20. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Bir de derler ki: &#8220;Rabbinden üzerine bir  ayet (mucize) indirilse ya!..&#8221; De ki: &#8220;Gayb yalnızca Allah&#8217;ındır, siz bekleyedurun; ben de  sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8230;CA’FER  SADIK HZ.LERİ: “BU AYETTEKİ GAYB, HZ. MEHDİ (A.S.)’DIR </strong>buyurdular:</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HUD SURESİ’NİN 80. AYETİ</strong></p>
<p><strong>DEDİ Kİ:  &#8220;SİZE YETECEK GÜCÜM OLSAYDI VEYA SAĞLAM BİR YERE SIĞINABİLSEYDİM.&#8221;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Meali: <strong>Hz, Lut (a.s.) Allah’a  şikayet ederek kavmine hitaben: Ne vardı, size karşı gelmek için benim  bir kuvvetim olsaydı veya çok sarp bir kaleye sığınabilseydim.</strong></p>
<p><strong> İmam Ca’fer Sadık  Hz.leri: “Bu ayet-i kerimedeki Hz. Lut (a.s.)’ın temenni ettiği kuvvet,  Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kuvveti, sığınmak istediği kale de Hz.  Mehdi (a.s.)’ın ashabı idi. ‘Rukn-i Şedid’ onlardır. Onlardan biri kırk  adam kuvvetindedir ve her birinin kalbi demir gibidir&#8230;.”  buyurmuşlardır.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     YUNUS SURESİ’NİN 110. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Öyle ki elçiler, umutlarını kesip  de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada  onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur.  Suçlu-günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri  çevrilmeyecektir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Mufaddal’dan, Cafer Sadık Hz.lerinden,  babasından, babalarından, Emirel Mü’minin Hz. Ali’den (k.v.):</p>
<p><strong>Allah’ın nusratı (zaferi), ancak insanların ölümü yaşamaya  tercih ettikleri zaman gelir, Rabbimin Kitab-ı Celilinde şu ayette beyan  ettiği gibi:&#8230;</p>
<p>Ta ki peygamberler ‘Nusrat-ı mev’udenin hemen tecelli etmemesinden”  ümitsiz oldukları, yalana çıkarıldıklarını zannettikleri bir zamanda,  ansızın yardımımız (Hz. Mehdi (a.s.)) onlara yetişti. Biz istediğimizi  kurtarırız.</strong></p>
<p><strong> CENAB-I HAKK’IN  NUSRATI KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.) ) İLE GELECEK.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ENBİYA SURESİ’NİN 105. AYETİ:</strong></p>
<p><strong>Andolsun, biz Zikir&#8217;den sonra Zebur&#8217;da da:  &#8220;Şüphesiz Arz&#8217;a salih kullarım varisçi olacaktır&#8221; diye yazdık.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Biz bunu <strong>Levh-i Mahfuz’da</strong> yazdıktan sonra kasem  olsun Zebur’da da yazmıştık. Muhakkak Arza salih kullarım varis olur.</p>
<p><strong> Muhammed Bakır ve Ca’fer Sadık Hz.leri:</strong><br />
<strong>“BU AYETTE  ZİKREDİLENLER, KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) VE ASHABIDIR” BUYURDULAR.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     HAC SURESİ’NİN 41. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Onlar ki,  yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru  namazı kılarlar, zekatı verirler, ma&#8217;rufu emrederler, münkerden  sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah&#8217;a aittir.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu’l Carud’dan:</p>
<p><strong> &#8230; O zulm ile yurdlarından çıkarılan kimselere, eğer arzda  yer verirsek, ‘onlar (Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı) iktidar sahibi olunca  şımarmazlar”, namazlarına devam ederler, zekatlarını verirler, ma’rufu  emrederler ve kötülükten nehyederler. Bunların bütün umurunun akıbeti  Allah’a aittir.</strong></p>
<p><strong>İmam Bakır Hz.leri :  “BU AYET HZ. MEHDİ (A.S.) VE ASHABI HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. ALLAH  ONLARI DOĞUDAN BATIYA KADAR, BÜTÜN DÜNYAYA SAHİB YAPACAK, İSLAM’I  ONLARLA YÜCELTECEK, ZULÜMDEN VE BİD’ATDEN ESER KALMAYACAK. “</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     ZARİYAT SURESİ’NİN, 23. AYETİ</strong></p>
<p><strong>İşte, göğün ve yerin Rabbine  andolsun ki, </strong> <strong> ŞÜPHESİZ, O (SİZE VA&#8217;DEDİLEN) SİZİN  (ARANIZDA) KONUŞTUKLARINIZ KADAR, ELBETTE KESİN BİR GERÇEKTİR.</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>“Meali: <strong>Semaların ve arzın Rabbi  hakkı için </strong><strong>şüphesiz  o (Hz. Mehdi (a.s.)), söylediğiniz söz gibi haktır.</strong></p>
<p>Bu ayette de Cenab-ı Hakk: <strong>“SEMAVATIN  VE ARZIN RABBİNE YEMİN EDERİM Kİ, KAİM’İN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN)  ZUHURUNUN VA’Dİ, KONUŞTUĞUNUZ SÖZ GİBİ ŞÜPHESİZ VE HAKDIR” buyuruyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•    RUM  SURESİ’NİN 4., 5. AYETLERİ</strong></p>
<p><strong>&#8230;Ve o gün mü&#8217;minler sevineceklerdir.  Allah&#8217;ın yardımıyla.</strong><strong> O, dilediğine yardım eder&#8230;</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>İmam Ca’fer Sadık (a.s.) bu ayet hakkında:  “KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ZUHUR EDİNCE, MÜ’MİNLER ALLAH’IN NUSRATI İLE  FERAHLANACAKLAR” buyurdu.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>•     FUSSİLET SURESİ’NİN 53. AYETİ</strong></p>
<p><strong>Biz  ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz;   öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her  şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?</strong></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Ebu Basir’den: İmam Bakır  hazretlerine bu ayet hakkında sorulduğunda şöyle buyurdular: “İçlerinde  ve dışlarında</strong> <strong>Allah’ın  acib ve garib mu’cizelerini görecekler ki, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN  ZUHURUNUN HAK OLDUĞUNA İNANACAKLAR. BUNDA HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ  KALMAYACAK.”</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/99.gif" alt="" /></p>
<p><em>05 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/buyuk-islam-alimleri-kuranda-hz-mehdi-a-s-a-ve-islam-ahlakinin-dunya-hakimiyetine-isaret-eden-bazi-ayetleri-soyle-serh-etmislerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dindar bir vatan evladı: Mustafa Kemal Atatürk</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/dindar-bir-vatan-evladi-mustafa-kemal-ataturk.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/dindar-bir-vatan-evladi-mustafa-kemal-ataturk.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 18:50:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Millet]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Dindar bir vatan evladı: Mustafa Kemal Atatürk
Yarım yüzyılı  aşkın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Dindar bir vatan evladı: Mustafa Kemal Atatürk</h3>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk2.jpg" border="2" alt="" hspace="5" vspace="5" width="350" height="461" align="right" />Yarım yüzyılı  aşkın bir süredir bazı ideolojik çevreler tarafından Türk halkına son  derece çarpık bir mantık aşılanmaya çalışıldı.</p>
<p>Oysa, Atatürk&#8217;ün hayatı ve düşünceleri araştırılıp incelendiğinde,  materyalist kesimlerin öne sürdükleri bu tür iddiaların bütünüyle gerçek  dışı olduğu ortaya çıkar. Gerek Atatürk&#8217;ü yakından tanıyan kişilerin  aktardıkları bilgiler, gerekse Atatürk&#8217;ün hayatını anlatan güvenilir  kaynaklar incelendiğinde, Atatürk&#8217;ün sarsılmaz bir Allah inancına sahip,  Kuran-ı Kerim&#8217;i kendisine rehber edinmiş samimi bir Müslüman olduğu  görülecektir.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün sağlam bir İslam inancına sahip olduğu, çeşitli vesilelerle  yaptığı konuşmalarda da açıkça kendini göstermektedir. Cumhuriyetimizin  kurucusu Büyük Önderimiz&#8217;in ortaya koyduğu uygulamaları incelediğimizde  de, bunların dinimizin özüne ve Kuran-ı Kerim&#8217;de tarif edilenlere uygun  olduklarını görürüz.</p>
<p>Atatürk&#8217;ü dinden uzak ve materyalist bir kişi olarak göstermek  isteyenler şunu iyi bilmelidirler ki, Atatürk hayatı boyunca, temelini  materyalizmden alan komünizme karşı büyük bir mücadele vermiştir. Bu  konuyla ilgili olarak da, &#8220;<strong>Şurası unutulmamalıdır ki; Türk  aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her görüldüğü yerde  ezilmelidir.&#8221;</strong> (Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926)  talimatını vermiştir.</p>
<p>Bizlere yani Türk Ulusu&#8217;na düşen vazife ise Atamızı, onun ilkelerini,  fikir ve düşüncelerini en doğru bilgilerle tanımak, halkımıza tanıtmak  ve gelecek nesillere aktarmaktır.</p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk3.jpg" border="2" alt="" hspace="5" vspace="5" width="250" height="269" align="left" />Atatürk,  Allah&#8217;ın birliğini, büyüklüğünü şu samimi sözlerle ifade etmiştir:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<blockquote dir="ltr"><p>&#8220;<strong>Ey Millet! Allah  birdir. Şanı büyüktür. Allah&#8217;ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize  olsun. Koyduğu esas kanunlar, Kur&#8217;ân-ı Azimüşşan`daki ayetlerdir.  İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir.  Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer  ilahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün  ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak`tır.&#8221;</strong> (Atatürk`ün S ve D. c.  2, s. 93)</p></blockquote>
<p>Atatürk, Kuran-ı Kerim&#8217;e  olan bağlılığını onu &#8216;Kitab-ı Ekmel&#8217; yani (En Mükemmel Kitap) diye  tanımlayarak dile getiriyordu. Dolmabahçe Sarayı ve Çankaya Köşkü&#8217;ne  hafızları çağırtarak sık sık Kuran okutmuş, ayetler üzerinde  incelemelerde bulunmuş ve hafızlarla meal ve tefsir konularında fikir  alış verişinde bulunmuştu.</p>
<p>Atatürk özel sohbetlerinde  pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimiz&#8217;in  hayatından, Asr-ı Saadet ve Hülefayı Raşidin (dört halife)  dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden, Allah&#8217;ın kudretinden söz  etmiştir. İslam Dininin son ve mükemmel din, Peygamberimiz (sav)&#8217;in de  son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da  dindar olmayı, dinini öğrenmeyi öğütlemiştir.</p>
<p></span></p>
<div><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk4.jpg" alt="" hspace="5" vspace="5" width="569" height="377" align="middle" /></p>
</div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
Atatürk, dinimizin akıl ve mantığa uygun olduğunu da aşağıdaki  sözleriyle belirtmiştir:</p>
<blockquote dir="ltr"><p><strong>&#8220;Bilhassa bizim  dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu  dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki  akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de  uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam&#8217;ın  menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz  aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din  olmazdı.&#8221;</strong> (Atatürk&#8217;ün S.D. II, 1923, s. 127)</p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk1.jpg" border="2" alt="" hspace="5" vspace="17" width="261" height="303" align="left" /></span>İslam  Dini hakkında bu kadar güzel fikirlere sahip olan ve her ortamda bu  düşüncelerini dile getiren Atatürk, açıktır ki Allah&#8217;tan korkan,  Allah&#8217;ın emirlerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışan bir  Müslümandı. Atatürk, Çanakkale Zaferi`nde çarpışan Türk askerlerinin  iman ruhunu şöyle anlatmıştır:</p>
<blockquote dir="ltr"><p><strong>&#8220;Çanakkale  İslâm&#8217;la korundu&#8221;</strong> diyen Atatürk şöyle devam ediyor:<strong> &#8220;Öleni görüyor. Üç dakikaya kadar öleceğini biliyor. En ufak bir fütur  (yılgınlık) bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde  Kur&#8217;ân, cennete girmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler kelime-i şehadet  getirerek yürüyor. Bu, Türk askerlerindeki ruh kuvvetini gösteren,  şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale  Muharebesi`ni kazandıran bu yüksek ruhtur.&#8221;</strong> (Atatürk`ün S ve D.  c. 2, s. 93)</p>
<p>Atatürk; Peygamber Efendimizi çok iyi tanımış, onun üstün özelliklerini  çeşitli vesilelerle anlatmıştır:</p>
<p><strong>&#8220;O, Allah&#8217;ın birinci ve en büyük kuludur. O&#8217;nun izinde bugün  milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar  O, ölümsüzdür.&#8221;</strong> (Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk&#8217;ün Fikir ve  Düşünceleri, Atatürk ve Din Eğitimi, A. Gürtaş, s. 26)</p></blockquote>
<blockquote dir="ltr"><p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>&#8220;O&#8217;nun  hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir  destanını okusunlar. Hz. Muhammed (sav)&#8217;in bir avuç imanlı Müslümanla  mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı  Bedir&#8217;de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O&#8217;nun peygamber  olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır.&#8221;</strong> (Hakikati  Tasvir, &#8220;Ş. Günaltay&#8217;ın Anıları&#8221;, A. Gürtaş, s. 26)</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Atatürk&#8217;ün Hz. Muhammed  (sav)&#8217;e yönelik övgü dolu sözleri ise şöyledir:</p>
<blockquote dir="ltr"><p><strong>&#8220;Bütün dünyanın  Müslümanları Allah&#8217;ın son peygamberi Hz. Muhammed&#8217;in gösterdiği yolu  takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm  Müslümanlar Hz. Muhammed&#8217;i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli;  İslamiyet&#8217;in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu  şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.&#8221;</strong> (Urduca  Yayınlarda Atatürk, A.Ü. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Yayını, 1979, s.  70-71)</p>
<p><strong>&#8220;Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)&#8217;e karşı  beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları  korumakla tecelli edebilir.&#8221;</strong> (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi,  sayı 100, s.)</p></blockquote>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk6.jpg" border="2" alt="" hspace="5" vspace="5" width="308" height="298" align="right" />Atatürk,  laikliği, din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. Bize  düşen görev, Atatürk&#8217;ün de yaptığı gibi, İslam&#8217;ı savunmak ve Allah&#8217;ın  dinini insanlara öğretmektir.</p>
<blockquote dir="ltr"><p><strong>&#8220;Şurası  unutulmamalıdır ki; Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her  görüldüğü yerde ezilmelidir.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p><strong> </strong>Darwinist, materyalist  zihniyetle dünyada milyonlarca insanın ölümüne neden olan bu kanlı  diktatörler, hadislerin tabiriyle AHİR ZAMAN DECCALLERİDİR.</p>
<p>Tam bir Türk milliyetçisi ve Türk-İslam Birliği taraftarı olan  Atatürk&#8217;ün &#8220;<strong>Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir. Her  görüldüğü yerde ezilmelidir</strong>.&#8221; sözü onun tüm bu deccallere ve  zihniyetlerine karşı olduğunu göstermektedir. Komünizmle mücadele eden  Atatürk ayrıca Türk-İslam Birliğinin en büyük savunucularından biri  olarak bu birliğin önemine şöyle dikkat çekmiştir:</p>
<blockquote dir="ltr"><p><strong>&#8220;Türk Birliği&#8217;nin  bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi  dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği&#8217;ne inanıyorum,  onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk Birliğiyle  açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır.&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bütün İslam aleminin manen olduğu kadar maddeten de birlik  içinde ve müttefik hale gelmesinden sadece sevinç duyarız. Bunun için de  bizim kendi hudutlarımız içerisinde bağımsız olduğumuz gibi,  Suriyeliler ve Iraklılar da milli hakimiyete dayalı bağımsız bir güç  olarak ortaya çıkabilmelidirler.&#8221;<br />
</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/ataturk5.jpg" alt="" width="569" height="460" /></strong></p></blockquote>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/dindar-bir-vatan-evladi-mustafa-kemal-ataturk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana gelecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 16:41:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Angi]]></category>
		<category><![CDATA[Asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[Ummet]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana  gelecektir</strong></h2>
<table style="height: 138px;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;<strong>(1)</strong> Hz.  Mehdi (as) çıkmadan önce <strong>(2)</strong> medinede <strong>(3)</strong> simsiyah taşların bile <strong>(4)</strong> kan içinde kaybolacağı <strong>(5)</strong> büyük bir vak&#8217;a olacaktır. Bu olayda bir kadının öldürülmesi <strong>(6)</strong> bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır. Ve bu olay 2 km kadar  yayılacaktır. &#8221;</p>
<p>(EI-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-iI Muntazar, 41) </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/kanli1mayis.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="299" height="204" align="left" /><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>(1) Hz. Mehdi  (as) çıkmadan önce &#8230;</strong> Hadis-i şerifin böyle başlaması bu  olayın aynı zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;nin çıkış öncesi alametlerinden  olduğu</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">nu gösteriyor. Hz. Mehdi  (as)&#8217;nin çıkış zamanı hadis-i şerifler ve büyük İslam alimlerinin  izahlarına göre Hicri 1400 (Miladi 1979-80) yılı başlarındadır. Hadiste  geçen &#8220;Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce&#8221; ifadesi, Hz. Mehdi (as)&#8217;in ortaya  çıkışından kısa bir süre önce bu büyük olayın olacağına işaret  etmektedir. Kanlı <strong>1 Mayıs olayları, 1977</strong> yılında  meydana gelmiştir.<br />
</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong><br />
(2) .</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>&#8230; Medinede</strong> &#8230; Arapça&#8217;da Medine kelimesi aynı zamanda büyük şehir karşılığında da  kullanılmaktadır. Aşağıdaki hadis buna örnektir. </span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hz. İbni</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Am</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">r&#8217;dan rivayet edilmiştir. Resulullah (sav)  buyurdu ki:<br />
Ey Ummet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz&#8230; Altıncısı  da medinenin fethi.<br />
Denildi ki: H</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">angi medine? Buyurdu  ki: Kostantiniyye. (İstanbul)<br />
(Bu İstanbul&#8217;un Hz. Mehdi (as) tarafından yapılacak manevi fethidir.)<br />
(Kıyamet Alametleri, s. 204  Ramuz EI Ehadis 1/296)</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/1mayis77.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="470" height="320" align="right" /></span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<strong>(3) &#8230; Simsiyah taşların bile kan içinde kaybolacağı</strong> &#8230; Hadis-i şerifin bu kısmında da kanlı hadisenin üzerinde cereyan  edeceği zemin yüzeyi tarif edilmektedir. Siyah taş, yani asfalt yol  üzerinde kanlı bir olay olacağına işaret edilmektedir.<br />
- 1 Mayıs Taksim olayında 34 ölü ve 200 kişinin yaralanmasından akan  kanlar, siyah taşlar </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(yani asfalt  yol) üzerine dökülmüş ve bu kanlar caddeye yayılmıştır.<br />
Asfalt yol: Ufak çakıl taşlarının asfalt maddesi ile karıştırılmasından  oluşur.<br />
Bu karışım yola döküldüğünde yekpare siyah taş halini almaktadır. </span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<strong> (4) &#8230; kan içinde kaybolacağı</strong> &#8230; Çatışmalar  neticesinde akan kan, bazı kısımlarda asfaltı bir örtü gibi örtmüş ve  asfalt yer yer görülmez hale gelmiştir.</p>
<p><strong>(5) &#8230; büyük bir vak&#8217;a olacaktır &#8230; </strong><br />
1 Mayıs Taksim hadisesi anarşi döneminde çok sayıda insanın katledildiği  ve çok fazla kanın akıtıldığı büyük bir hadisedir.</p>
<p><strong>(6) &#8230; Bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır </strong>&#8230;  Burada bir benzetme yapılarak öldürmenin pek kolayca işleneceğine  dikkat çekiliyor. Nasıl bir kamçı, basit el hareketleriyle her tarafa  doğru kolaylıkla sallanabiliyorsa, aynı kolaylıkla kamçı gibi  kabzasından tutulan ve her tarafa yönetilebilen tabanca da sadece  tetiğinin çekilmesiyle hedefteki şahsı öldürebilir. </span></p>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/1mayis77_2.jpg" alt="" width="470" height="320" /></p>
<h3>Büyük Bir Olayın Meydana Gelmesi</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli  Gazete, 1 Mayıs 1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1may77_milli4577.jpg" alt="" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete, 3 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis77_milli3577.jpg" alt="" width="500" height="471" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete. 2 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis77_millig2577.jpg" alt="" width="500" height="487" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete, 3 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis2_milli3577.jpg" alt="" width="500" height="646" /></div>
</div>
</div>
</div>
<p><em>22 Mayıs 2009</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye, Türk İslam Birliği&#8217;nin Doğal Lideridir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/turkiye-turk-islam-birliginin-dogal-lideridir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/turkiye-turk-islam-birliginin-dogal-lideridir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 07:23:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Asla]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Kutlu]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Samimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tesis]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[



Türk ve İslam devletlerinin biraraya  gelmesiyle tesis edilecek Türk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="477" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/Article/turkiye_turk_islam_birliginin_dogal_lideridir_tr.jpg" border="0" alt="Türkiye, Türk İslam Birliği'nin Doğal Lideridir" hspace="7" vspace="2" align="left" />Türk ve İslam devletlerinin biraraya  gelmesiyle tesis edilecek Türk İslam Birliği dünya barışı ve huzuru için  kurtarıcı bir güç olacaktır. Bazı kimseler bu birliğin isminin &#8220;Türk  İslam Birliği&#8221; olmasından rahatsızlık duymakta, Türkiye&#8217;nin öncülüğünde  bir birlik kurulmasının mümkün olmadığı iddiasını öne sürmektedirler.  Oysa, Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğumuz ahir zamanda öncü bir rol  üstleneceği Peygamberimiz (sav) tarafından haber verilmiş bir gerçektir.  Bunun yanı sıra tarihi ve siyasi koşullar da Türkiye&#8217;yi Türk İslam  aleminin doğal lideri yapmaktadır.</p>
<p>Türk İslam Birliği asla ırk üstünlüğüne dayalı bir birlik değildir. Irk  üstünlüğü iddiası Kuran ahlakına aykırı olan bir tutumdur ve hiçbir  samimi Müslümanın böyle bir iddiada bulunması mümkün değildir. Allah  Kuran&#8217;da üstünlüğün ancak takva ile olduğunu bildirmiştir:</p>
<p><strong>Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve  birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde)  kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya  da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah,  bilendir, haber alandır.</strong> (Hucurat Suresi, 13)</p>
<p>Peygamberimiz (sav) de; &#8220;Acemin Arap&#8217;a, Arap&#8217;ın Acem&#8217;e bir üstünlüğü  yoktur&#8221; buyurarak Müslümanların bu konuda nasıl tavır alması gerektiğini  bizlere göstermiştir.</p>
<p>Irk üstünlüğü iddiası ile yola çıkılması durumunda, Allah&#8217;ın böyle akıl  ve vicdan dışı, Kuran&#8217;a ve sünnete uygun olmayan bir sisteme başarı  vermeyeceği, bereket vermeyeceği açıktır. Dolayısıyla Türk İslam  Birliği&#8217;nin kurulması talep edilirken de, Türk Milleti&#8217;nin üstün ahlakı,  fedakarlığı, mazlumu sahiplenme duygusu, koruyuculuğu, hamiyeti  İslamiyesinin güçlü olması, adaleti göz önünde bulundurulmakta, Türk  Milleti&#8217;nin ahlak özelliğine dikkat çekilerek bu kutlu birliğin lideri  olması gerektiği söylenmektedir.</p>
<p>Tüm bunların yanı sıra Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun mirasını taşıyan  Türkiye, Türk İslam coğrayfasıyla tarihsel bir bağa sahiptir. Osmanlı  İmparatorluğu&#8217;ndan bu yana, bu geniş coğrafyada huzur ve dirlik  kalmamıştır. Bu gerçek, Batılı ve Doğulu çok sayıda siyasetçi ve tarihçi  tarafından da dile getirilmekte ve bölgenin Osmanlı&#8217;nın adaletini ve  düzenini özlediği sık sık gündeme getirilmektedir. Türkiye bu düzeni  rahatlıkla sağlayabilecek birikime ve güce sahiptir. Yetişmiş olgun  kadrosu, itidalli tavrı, adil bir anlayışa sahip olması büyük bir  avantajdır. Nitekim Türk İslam alemine bakıldığında böyle büyük bir  sorumluluğa talip olan bir başka ülke de görülmemektedir. Türkiye&#8217;nin  Türk İslam aleminin ağabeyliğinde olmasına itiraz eden bir ülke de  yoktur. Kısaca Türk İslam alemi ittifakla Türkiye&#8217;nin öncülüğünü,  ağabeyliğini, koruyuculuğunu kabul etmekte ve istemektedir.</p>
<p>İçinde bulunduğumuz dönem Türk İslam aleminin manevi bir lider  önderliğinde birleşmeye, bir ve bütün olarak hareket etmeye en çok  ihtiyaç duyduğu dönemdir. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar sıkıntı  ve zorluk içindedir. Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz yaklaşık 60 yıldır  türlü işkencelere maruz kalıyorlar ve akıl almaz baskı altındadırlar.  Filistin&#8217;de Müslümanlar yarım asrı aşkın süredir katledilmekte, kendi  topraklarında sürgün hayatı yaşamaktadırlar. Irak&#8217;tan hemen her gün ölüm  haberi gelmekte, Kerküklü kardeşlerimiz ölüm korkusuyla yaşamaktadır.  Kırım&#8217;da Müslümanlar zorluklar altında varlıklarını devam ettirmeye  çalışmakta, Afganistan&#8217;da neredeyse hergün Müslüman kanı dökülmekte,  Pakistan&#8217;da binlerce Müslüman kendi ülkesinde mülteci konumuna  yaşamaktadırlar. Yakın geçmişte Bosnalı Müslümanlar tüm dünyanın gözü  önünde, Avrupa&#8217;nın ortasında, acımasızca soykırıma tabi tutulmuştur. Pek  çok ülkede hapisaneler, düşüncelerinden ve inançlarından dolu  tutuklanmış olan Müslümanlarla doludur. Bu acıların, bu katliamların, bu  sıkıntıların, bu çilelerin hiçbiri yeni değildir. Müslümanlar,  neredeyse yüzyıldır baskı altında acımasızca ezilmektedir. Bu fitnenin  son bulması, akan kanın durması ise ancak Türk İslam Birliği&#8217;nin  kurulmasıyla mümkündür. Filistin&#8217;i, Irak&#8217;ı, Afganistan&#8217;ı, Doğu  Türkistan&#8217;ı, Kırım&#8217;ı, Kerkük&#8217;ü, Moro&#8217;yu kurtaracak tek çözüm ise Türk  İslam Birliği&#8217;dir.</p>
<p>Türk İslam Birliği&#8217;ni tesis etmenin aciliyeti gözler önündeyken,  kendilerince bu birliğin kurulmasını imkansız görenler, bu mübarek  birliğin kurulması için gayret etmeyenler, bu yolda yapılan çalışmaları  desteklemeyenler çok büyük bir vebal altına girdiklerini  unutmamalıdırlar. Zulme rıza göstermenin de zulüm olduğu gerçeğini göz  ardı etmemelidirler. Bu büyük coğrafyada akan her damla kandan, yıkılan  her evden, şehit olan her masumdan, yaralanıp sakat kalan her mazlumdan,  açlık ve yokluk içinde yaşayan her insandan, Türk İslam Birliği için  gayret etmeyen her Müslüman en az bu zulmü yapanlar kadar sorumludur.</p>
<p>Türk İslam Birliği&#8217;nin kurulması Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da gösterdiği,  Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadislerinde detaylarıyla anlattığı çözümdür.  Birlik olmak Kuran&#8217;a göre farz, dağılıp ayrılmak ise haramdır.  Temennimiz, Allah&#8217;ın &#8220;Allah&#8217;ın ipine sımsıkı sarılın, dağılıp  ayrılmayın&#8221; hükmü gereği biran önce birleşip Türk İslam Birliği&#8217;nin  tesis edilmesi, bu vesileyle çekilen acıların son bulması, tüm dünyanın  huzura ve güvenliğe kavuşmasıdır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/turkiye-turk-islam-birliginin-dogal-lideridir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA&#8217;NIN YERYÜZÜNE İKİNCİ KEZ GELİŞİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-yeryuzune-ikinci-kez-gelisi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-yeryuzune-ikinci-kez-gelisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:12:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[9f]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[B1]]></category>
		<category><![CDATA[Baba]]></category>
		<category><![CDATA[Bcm]]></category>
		<category><![CDATA[Bcn]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[C4]]></category>
		<category><![CDATA[Da Ve]]></category>
		<category><![CDATA[Dinde]]></category>
		<category><![CDATA[Dinin]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kez]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Ona]]></category>
		<category><![CDATA[Seni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[HZ. İSA&#8217;NIN YERYÜZÜNE        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. İSA&#8217;NIN YERYÜZÜNE          İKİNCİ KEZ GELİŞİ</p>
<blockquote>
<blockquote><p>Hz. İsa&#8217;nın yeryüzüne ikinci              kez geleceği konusu Kuran&#8217;da ve Peygamber              Efendimiz (sav)&#8217;in hadislerinde çok açık olarak              bildirilmiştir. Pek çok ayette ve hadiste              bu konu ile ilgili kesin ifadeler bulunmaktadır.</p></blockquote>
</blockquote>
<p>Kuran&#8217;dan Deliller</p>
<p><strong>I. Delil</strong></p>
<p>&#8220;&#8230; sana uyanları          kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim&#8230;&#8221;</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın ikinci kez yeryüzüne          geleceğine dair işaretler taşıyan ayetlerden ilki          Al-i İmran Suresi&#8217;nin 55. ayetidir:</p>
<p>Hani Allah, İsa&#8217;ya          demişti ki: &#8220;Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim          ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden          temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar          inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz          yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz          şeyde aranızda Ben hükmedeceğim. (Al-i İmran Suresi,          55)</p>
<p>Allah kıyamete kadar inkar edenlere          üstün gelen ve Hz. İsa&#8217;ya gerçekten tabi olan          bir grubun varlığından söz etmektedir. Hz. İsa          hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı. Ve          onun Allah Katına yükselişinin ardından da hızla          dinde dejenerasyon başladı. Sonraki iki yüzyıl          boyunca da, Hz. İsa&#8217;ya iman edenler (İseviler)          şiddetli baskılara maruz kaldılar. Üstelik İsevilerin          hiçbir siyasi gücü de bulunmamaktaydı. Bu durumda          geçmişte yaşayan Hıristiyanların, inkar edenlere          üstün geldiklerini ve bu ayetin onlara baktığını          söyleyemeyiz.</p>
<p>Günümüzde ise Hıristiyanlığın          özünden uzaklaştığını, Hz. İsa&#8217;nın anlattığı hak          dinden farklı bir dine dönüştüğünü görürüz. Hıristiyanların          çoğu arasında Hz. İsa&#8217;nın Allah&#8217;ın oğlu olduğu          şeklindeki (Allah&#8217;ı tenzih ederiz) sapkın inanç          benimsenmiş ve teslis inancı (üçleme; Baba, oğul,          kutsal Ruh) asırlar önce kabul edilmiştir. Bu          durumda, dinin aslından iyice uzaklaşmış olan          günümüz Hıristiyanlarını da Hz. İsa&#8217;ya uyanlar          olarak kabul edemeyiz, çünkü Allah, Kuran&#8217;ın birçok          ayetinde &#8220;üçleme&#8221;ye inananların inkar içerisinde          olduklarını bildirmiştir:</p>
<p>Andolsun, &#8220;Allah          üçün üçüncüsüdür&#8221; diyenler küfre düşmüştür. Oysa          tek bir İlah&#8217;tan başka İlah yoktur&#8230; (Maide Suresi,          73)</p>
<p>Bu durumda &#8220;sana uyanları  kıyamete kadar inkara sapanların          üstüne geçireceğim&#8221; ifadesi açık bir işaret          taşımaktadır. Hz. İsa&#8217;ya uyan ve kıyamete kadar          yaşayacak olan bir topluluk olması gerekmektedir.          Böyle bir topluluk, kuşkusuz Hz. İsa&#8217;nın yeryüzüne          tekrar gelişiyle ortaya çıkacaktır. Ve tekrar          dünyaya gelişi sırasında bu kutlu insana tabi          olanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır.</p>
<p>Ayrıca          ayetin sonunda geçen &#8220;&#8230;Sonra            dönüşünüz Banadır&#8230;&#8221; ifadesi de dikkat          çekicidir. Allah Hz. İsa&#8217;ya uyanları kıyamete          kadar inkara sapanların üstüne geçireceğini haber          verdikten sonra Hz. İsa da dahil olmak üzere tümünün          kendisine döneceğini bildirmektedir. &#8220;Allah&#8217;a          dönmeleri&#8221; ölmeleri olarak anlaşılmaktadır. Bu          da, Hz. İsa&#8217;nın da kıyamete yakın dönemde yeryüzüne          tekrar geldikten sonra ölümünün gerçekleşeceğine          bir işaret olabilir.</p>
<p><strong>II. delil</strong></p>
<p>&#8220;&#8230; ölmeden          önce ona inanmayacak kimse yoktur&#8230;&#8221;</p>
<p>Nisa Suresi&#8217;nin 156-158. ayetlerinin          arkasından Allah, 159. ayette şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>Andolsun, Kitap          Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.          Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.          (Nisa Suresi, 159)</p>
<p>Yukarıdaki ayette yer alan  &#8220;ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur&#8221; ifadesi oldukça  dikkat çekicidir. Bu cümlenin          Arapça karşılığı şu şekildedir:  &#8220;&#8230; ve  in min ehlil kitabi illa leyüminenne bihi            kable mevtihi&#8221;</p>
<p>Burada bazı tefsirciler &#8220;o&#8221; zamirinin          Hz. İsa yerine Kuran&#8217;a baktığını düşünmüşler ve          ayete Kitap Ehlinin ölmeden Kuran&#8217;a iman edeceği          şeklinde bir yorumda bulunmuşlardır. Oysa bu ayet          öncesindeki iki ayette de &#8220;o&#8221; zamiri tartışmasız          bir biçimde Hz. İsa için kullanılmıştır:</p>
<p>Nisa Suresi, 157. ayet:</p>
<p>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın          Resulü Meryem oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221;          demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)          Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara          (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında          anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.          Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin          hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.</p>
<p>Nisa Suresi, 158. ayet:</p>
<p>Hayır; Allah onu          Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm          ve hikmet sahibidir.</p>
<p>Bu ayetlerin hemen arkasından          gelen ayette kullanılan &#8220;o&#8221; zamirinin Hz. İsa&#8217;dan          başka bir varlığı kastettiğinin hiçbir delili          yoktur.</p>
<p>Nisa Suresi, 159. ayet:</p>
<p>Andolsun, Kitap          Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur.          Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır.</p>
<p>Diğer taraftan ayetin ikinci          cümlesinde yer alan &#8220;Kıyamet            günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır&#8221; ifadesi de  oldukça önemlidir. Kuran&#8217;da kıyamet          günü insanın dilinin, ellerinin ve ayaklarının          (Nur Suresi, 24, Yasin Suresi, 65), işitme, görme          duyularının ve derilerinin (Fussilet Suresi, 20-23)          kendi aleyhlerine şahitlik edecekleri bildirilmektedir.          Kuran&#8217;ın şahitliği ile ilgili ise hiçbir ayet          yoktur. İlk cümlenin -<em>cümle yapısı olarak            veya ayetlerin ardarda gelişi açısından herhangi            bir delil bulunmamasına rağmen</em>- &#8220;Kuran&#8221;ı          ifade ettiği kabul edilirse, ikinci cümlede yer          alan &#8220;o&#8221; zamirinin de Kuran&#8217;a işaret ettiği iddia          edilmiş olur. Oysa Allah Kuran&#8217;da bizlere bu konuyla          ilgili herhangi bir bilgi vermemiştir. (En doğrusunu          Allah bilir)</p>
<p>Kuran ayetlerine baktığımızda          aynı zamirin, Kuran&#8217;a işaret ettiği durumlarda,          (Tarık Suresi, 13, Tekvir Suresi, 19, Neml Suresi,          77 ve Şuara Suresi, 192-196&#8242;da olduğu gibi) ayetin          öncesinde ya da sonrasında mutlaka Kuran&#8217;dan bahsedildiğini          görürüz. Ayetin öncesinde, sonrasında veya ayetin          içinde Kuran&#8217;dan bahsedilmiyorsa, bu ayetin Kuran&#8217;ı          tarif ettiğini söylemek yanlış olabilir. Ayet          çok açık bir biçimde Hz. İsa&#8217;ya inanılmasından          ve onun inananlara şahit olmasından bahsetmektedir.</p>
<p>Ayetin manası hakkında belirteceğimiz          ikinci nokta ise &#8220;ölümünden önce&#8221; ifadesinin yorumu          ile ilgilidir. Bazıları bu ifadenin &#8220;Kitap Ehlinin          kendi ölümlerinden önce&#8221; inanması anlamında olduğunu          düşünmektedirler. Bu yoruma göre Kitap Ehlinden          olan her kişi kendisine ölüm gelmeden Hz. İsa&#8217;ya          mutlaka iman edecektir. Oysa Hz. İsa döneminde          Kitap Ehli tanımlamasına dahil olan Yahudiler          ona iman etmemekle kalmamış, onu öldürmek için          tuzak kurmuşlardır. Daha sonra da onu öldü sanıp          inkarlarını sürdürmüşlerdir. Aynı durum bugünkü          Yahudiler için de geçerlidir, çünkü onlar Hz.          İsa&#8217;yı peygamber olarak kabul etmemektedirler.          Bugüne kadar Hz. İsa&#8217;ya iman etmemiş milyonlarca          Ehli Kitap Yahudi yaşamış ve Hz. İsa&#8217;ya iman etmeden          ölmüştür. Dolayısıyla ayette söz konusu olan Kitap          Ehlinin değil, Hz. İsa&#8217;nın ölümüdür. Sonuç olarak,          ayetlerin bizlere gösterdiği gerçek ise şudur: &#8220;Hz. İsa ölmeden önce tüm            Ehli Kitap ona iman edecektir.&#8221;</p>
<p>Ayet gerçek manasıyla ele alındığında          ise çok açık gerçeklerle karşılaşırız.</p>
<p>Birincisi, ayette gelecekten          bahsedildiği açıktır, çünkü Hz. İsa&#8217;nın ölümü          söz konusudur. Oysa o ölmemiş Allah Katına yükselmiştir.          Hz. İsa dünyaya yeniden gelecek ve her insan gibi          yaşayıp ölecektir. İkincisi Hz. İsa&#8217;ya tüm Ehli          Kitabın iman etmesi söz konusudur. Bu da henüz          gerçekleşmemiş ancak kesin olarak gerçekleşeceği          bildirilen bir olaydır. Dolayısıyla buradaki &#8220;ölümünden          önce&#8221; ifadesinin işaret ettiği kişi Hz. İsa&#8217;dır.          Kitap Ehli onu görüp bilecek, ona yaşarken ilerleyen          satırlarda detaylı olarak anlatılacağı gibi Müslüman          olarak itaat edecek ve Hz. İsa da onların durumlarıyla          ilgili ahirette şahitlik edecektir. (En doğrusunu          Allah bilir.)</p>
<p><strong>III. delil</strong></p>
<p>&#8220;Şüphesiz          o, kıyamet-saati için bir ilimdir&#8230;&#8221;</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın yeniden yeryüzüne          döneceği ile ilgili bir başka ayet de Zuhruf Suresi&#8217;nin          61. ayetidir. Bu surenin 57. ayetinden itibaren          Hz. İsa&#8217;dan bahsedilir:</p>
<p>Meryem oğlu (İsa)          bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen          ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlar.          Dediler ki: &#8220;Bizim ilahlarımız mı daha hayırlı,          yoksa o mu?&#8221; Onu yalnızca bir tartışma-konusu          olsun diye (örnek) verdiler. Hayır, onlar &#8216;tartışmacı          ve düşman&#8217; bir kavimdir. O, yalnızca bir kuldur;          kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına          bir örnek kıldık. Eğer Biz dilemiş olsaydık, elbette          sizden melekler kılardık; yeryüzünde (size) halef          (yerinize geçenler) olurlardı. (Zuhruf Suresi,          57-60)</p>
<p>Bu ayetlerin hemen arkasından          gelen 61. ayette Hz. İsa&#8217;nın kıyamet saati için          bir ilim olduğu belirtilmektedir:</p>
<p>Şüphesiz o, kıyamet-saati          için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya          kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur. (Zuhruf          Suresi, 61)</p>
<p>Bu ayetin Hz. İsa&#8217;nın ahir zamanda          yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını          söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran&#8217;ın indirilişinden          yaklaşık altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla          bu ilk hayatını &#8220;kıyamet saati için bir bilgi&#8221;          yani bir kıyamet alameti olarak anlayamayız. Ayetin          işaret ettiği anlam, Hz. İsa&#8217;nın, ahir zamanda,          yani kıyametten önceki son zaman diliminde yeniden          yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti          olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p>Bu ayette geçen &#8220;O,          kıyamet saati için bir ilimdir&#8221; ifadesinin          Arapça karşılığı şu şekildedir: &#8220;İnnehu le  ilmun lissaati.&#8221;</p>
<p>Bu ifadede yer alan &#8220;hu&#8221; zamirinin          &#8220;Kuran&#8221;a işaret ettiğini söyleyenler vardır. Ancak          yukarıda da belirtildiği gibi Kuran için &#8220;hu&#8221;          yani &#8220;o&#8221; zamiri kullanıldığında mutlaka ayetin          öncesinde veya sonrasında veya ayetin içinde Kuran&#8217;ı          anlatan başka ifadeler de bulunmaktadır. Başka          bir konu içinde &#8220;hu&#8221; zamiri ile Kuran&#8217;dan bahsedilmez.          Ayrıca bu ayetin öncesindeki ayete bakıldığında,          orada da açıkça Hz. İsa kastedilerek o zamiri          kullanıldığı görülecektir:</p>
<p>&#8220;O, yalnızca bir          kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına          bir örnek kıldık.&#8221; (Zuhruf Suresi, 59)</p>
<p>Bu zamirin Kuran&#8217;a işaret ettiğini          söyleyenler ise ayetin devamında geçen &#8220;Ondan             kuşkulanmayın, bana uyun&#8221; ifadesini delil          olarak gösterirler. Ancak bu ifadenin öncesindeki          ayetler tamamen Hz. İsa&#8217;dan bahsetmektedir. Bu          nedenle &#8220;hu&#8221; zamirinin bir önceki ayetlerle ilgili          olması ve Hz. İsa&#8217;yı anlatması daha uygundur.          Nitekim büyük İslam alimleri de bu zamiri gerek          ayetlere gerekse sahih hadislere dayanarak Hz.          İsa olarak açıklamaktadırlar. Elmalılı Hamdi Yazır&#8217;ın          tefsirinde bu konu şu şekilde açıklanmaktadır:</p>
<p><a id="5." name="5."></a><em>&#8220;Muhakkak           ki o saat için bir ilimdir de -saatin geleceğini          ölülerin dirilip, kıyam edeceğini bildiren bir          delil ve alamettir. Çünkü İsa gerek zuhuru ve          gerek emvati ihya (ölüleri diriltme) mucizesi          ve gerek emvatın kıyamını (ölülerin kalkışını)          haber vermesi itibarıyla kıyametin vaki olacağına          bir delil olduğu gibi hadiste varid olduğuna göre          eşratı saattendir (kıyamet alametidir).&#8221;</em><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_3.html#dipnot">1</a></p>
<p><strong>IV. delil</strong></p>
<p>&#8220;&#8230; Ona          Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğretecek&#8230;&#8221;</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın ikinci gelişine işaret          eden başka ayetler de şöyledir:</p>
<p>Hani Melekler, dediler          ki: &#8220;Meryem, doğrusu Allah Kendinden bir kelimeyi          sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa          Mesih&#8217;tir. O, dünyada ve ahirette &#8216;seçkin, onurlu,          saygındır&#8217; ve (Allah&#8217;a) yakın kılınanlardandır.          Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır.          Ve O salihlerdendir. &#8220;Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken,          nasıl bir çocuğum olabilir?&#8221; dedi. (Fakat) Allah          neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar          verirse, yalnızca ona &#8220;ol&#8221; der, o da hemen oluverir.          Ona Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğretecek.          (Al-i İmran Suresi, 45-48)</p>
<p>Ayette, Allah&#8217;ın Hz. İsa&#8217;ya,          Tevrat&#8217;ı, İncil&#8217;i ve bir de &#8220;Kitab&#8217;ı&#8221; öğreteceği          haber verilmektedir. Bu kitabın hangi kitap olduğu          kuşkusuz önemlidir. Aynı ifade Maide Suresi&#8217;nin          110. ayetinde de yer almaktadır:</p>
<p>Allah şöyle diyecek:          &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi          hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim,          beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.          Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim&#8230;&#8221;          (Maide Suresi, 110)</p>
<p>Her iki ayette de geçen &#8220;Kitap&#8221;          ifadesini incelediğimizde, bunun Kuran&#8217;a işaret          ettiğini görürüz. Ayetlerde Tevrat ve İncil dışında          gönderilen son hak kitabın Kuran olduğu bildirilmektedir.          (Hz. Davud&#8217;a verilen Zebur da Eski Ahit&#8217;in içindedir)          Bunun yanında, Kuran&#8217;ın başka ayetlerinde, &#8220;Kitap&#8221;          kelimesi, İncil ve Tevrat&#8217;ın yanında Kuran&#8217;ı ifade          etmek için kullanılmıştır:</p>
<p>Allah&#8230; O&#8217;ndan          başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O, sana Kitab&#8217;ı          Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak          indirdi. O, Tevrat ve İncil&#8217;i de indirmişti. (Al-i          İmran Suresi, 2-3)</p>
<p>Kitap kelimesinin Kuran&#8217;a işaret          ettiği başka ayetler de şu şekildedir:</p>
<p>Allah Katından yanlarında          olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman,          -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı-          işte bilip-tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler.          Artık Allah&#8217;ın laneti kafirlerin üzerinedir. (Bakara          Suresi, 89)</p>
<p>Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak,          sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek          ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.          (Bakara Suresi, 151)</p>
<p>Bu durumda, Hz. İsa&#8217;ya öğretilecek          olan üçüncü &#8220;Kitab&#8221;ın Kuran olduğunu ve bunun          da ancak Hz. İsa&#8217;nın ahir zamanda dünyaya dönüşünde          mümkün olabileceğini düşünebiliriz. Çünkü Hz.          İsa Kuran&#8217;ın indirilmesinden yaklaşık 600 sene          önce yaşamıştı. İlerleyen bölümlerde detaylı olarak          göreceğimiz gibi, Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in          hadislerinde Hz. İsa&#8217;nın dünyaya ikinci kez gelişinde          İncil ile değil Kuran&#8217;la hükmedeceği bildirilmektedir.          Bu da ayetteki manaya tam olarak uygun düşmektedir.          (Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.)</p>
<p><strong><br />
V. Delil</strong></p>
<p>&#8220;Şüphesiz,          Allah Katında İsa&#8217;nın durumu, Adem&#8217;in durumu gibidir&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;Şüphesiz,          Allah Katında İsa&#8217;nın durumu, Adem&#8217;in durumu gibidir&#8230;&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 59) ayeti de Hz. İsa&#8217;nın          dönüşüne işaret ediyor olabilir. Tefsir alimleri          genellikle bu ayetin her iki peygamberin de babasız          olma özelliğine, Hz. Adem&#8217;in Allah&#8217;ın &#8220;Ol&#8221; emriyle          topraktan yaratılması ile Hz. İsa&#8217;nın yine &#8220;Ol&#8221;          emriyle babasız doğmasına işaret ettiğine dikkat          çekmişlerdir. Ancak ayetin ikinci bir işareti          daha olabilir. Hz. Adem cennetten nasıl yeryüzüne          indirildiyse, Hz. İsa da ahir zamanda Allah&#8217;ın          Katından yeryüzüne indirilecek olabilir. (En doğrusunu          Allah bilir.)</p>
<p>Görüldüğü gibi Hz. İsa&#8217;nın yeryüzüne          yeniden döneceğine ilişkin olarak Kuran&#8217;da geçen          ayetler çok açıktır. Kuran&#8217;da diğer peygamberler          için bunlara benzer ifadeler kullanılmamıştır.          Ancak tüm bu ifadeler, Hz. İsa için kullanılmıştır.          Bunun anlamı ise oldukça açıktır.</p>
<p>VI. delil</p>
<p>&#8220;&#8230;doğduğum          gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım          gün&#8230;&#8221;</p>
<p>Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın ölümünü          ifade eden bir diğer ayet ise Meryem Suresi&#8217;nde          şöyle haber verilmektedir:</p>
<p>&#8220;Selam üzerimedir;          doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım           gün de.&#8221; (Meryem Suresi, 33)</p>
<p>Bu ayet Al-i İmran Suresi&#8217;nin          55. ayetiyle birlikte incelendiğinde çok önemli          bir gerçeğe işaret etmektedir. Al-i İmran Suresi&#8217;ndeki          ayette Hz. İsa&#8217;nın Allah Katına yükseltildiği          ifade edilmektedir. Bu ayette ölme ya da öldürülme          ile ilgili bir bilgi verilmemektedir. Ancak Meryem          Suresi&#8217;nin 33. ayetinde Hz. İsa&#8217;nın öleceği günden          bahsedilmektedir. Bu ikinci ölüm ise ancak Hz.          İsa&#8217;nın ikinci kez dünyaya gelişi ve bir süre          yaşadıktan sonra vefat etmesiyle mümkün olabilir.          (En doğrusunu Allah bilir)<br />
VII. Delil</p>
<p>&#8220;&#8230; beşikte          iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla          konuşuyordun&#8230;&#8221;</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın tekrar dünyaya geleceği          ile ilgili bir başka delil ise Maide Suresi&#8217;nin          110. ayetinde ve Al-i İmran Suresi&#8217;nin 46. ayetinde          geçen &#8220;kehlen&#8221; kelimesidir.          Ayetlerde şu şekilde buyurulmaktadır:</p>
<p>&#8220;Allah şöyle diyecek:          &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi          hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim,          beşikte iken de, yetişkin (kehlen) iken de insanlarla          konuşuyordun&#8230;&#8221; (Maide Suresi, 110)</p>
<p>&#8220;Beşikte de, yetişkinliğinde (kehlen) de insanlarla          konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.&#8221; (Al-i İmran          Suresi, 46)</p>
<p>Bu kelime Kuran&#8217;da sadece yukarıdaki          iki ayette ve sadece Hz. İsa için kullanılmaktadır.          Hz. İsa&#8217;nın yetişkin halini ifade etmek için kullanılan          &#8220;kehlen&#8221; kelimesinin anlamı <em>&#8220;otuz ile elli            yaşları arasında, gençlik devresini bitirip ihtiyarlığa            ayak basan, yaşı kemale ermiş kimse&#8221; </em>şeklindedir.          Bu kelime İslam alimleri arasında ittifakla  &#8220;35 yaş sonrası döneme işaret ediyor&#8221; şeklinde          çevrilmektedir.</p>
<p><a id="6." name="6."></a>Hz.          İsa&#8217;nın genç bir yaş olan otuz yaşının başlarında          Allah Katına yükseldiğini, yeryüzüne indikten          sonra kırk yıl kalacağını ifade eden ve İbni Abbas&#8217;tan          rivayet edilen hadise dayanan İslam alimleri,          Hz. İsa&#8217;nın yaşlılık döneminin, tekrar dünyaya          gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu ayetin,          Hz. İsa&#8217;nın nüzulüne dair bir delil olduğunu söylemektedirler.<a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_3.html#dipnot">2</a> (En doğrusunu  Allah bilir)</p>
<p>İslam alimlerinin bu yorumunun          isabetli olduğu, söz konusu ayetler dikkatle incelendiğinde          kolaylıkla anlaşılmaktadır. Kuran ayetlerine bakıldığında          bu ifadenin, yalnızca Hz. İsa için kullanıldığını          görürüz. Tüm peygamberler insanlarla konuşup,          onları dine davet etmişlerdir. Hepsi de yetişkin          yaşlarında tebliğ görevini yerine getirmişlerdir.          Ancak Kuran&#8217;da hiçbir peygamber için bu şekilde          bir ifade kullanılmamaktadır. Bu ifade sadece          Hz. İsa için ve mucizevi bir durumu ifade etmek          amacıyla kullanılmıştır. Çünkü ayetlerde birbiri          ardından gelen &#8220;beşikte&#8221; ve &#8220;yetişkin iken&#8221; kelimeleri          iki büyük mucizevi zamana dikkat çekmektedirler.</p>
<p>Nitekim İmam Taberi,<em> Taberi          Tefsiri</em> isimli eserinde bu ayetlerde geçen          ifadeleri şu şekilde açıklamaktadır:</p>
<p><a id="7." name="7."></a><em>&#8220;Bu          ifadeler (Maide Suresi, 110), Hz. İsa&#8217;nın ömrünü          tamamlayıp yaşlılık döneminde insanlarla konuşabilmesi          için gökten ineceğine işaret etmektedir. Çünkü          o, genç yaştayken göğe kaldırılmıştı&#8230; </em></p>
<p><em>Bu ayette          (Al-i İmran Suresi, 46), Hz. İsa&#8217;nın hayatta olduğuna          delil vardır ve ehl-i sünnet de bu görüştedir.          Çünkü ayette, onun yaşlandığı zamanda da insanlarla          konuşacağı ifade edilmektedir. Yaşlanması da ancak,          semadan yeryüzüne ineceği zamanda olacaktır.&#8221;</em><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_3.html#dipnot">3</a></p>
<p>&#8220;Kehlen&#8221; kelimesinin açıklamaları          da, Kuran&#8217;da yer alan diğer bilgiler gibi, Hz.          İsa&#8217;nın tekrar yeryüzüne gelişine işaret etmektedir.          (En doğrusunu Allah bilir) Tüm bu anlatılanlar          Hz. İsa&#8217;nın ahir zaman adı verilen dönemde yeryüzüne          tekrar geleceğini ve insanları hak din olan İslam&#8217;a          yönelteceğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz bu,          Allah&#8217;ın iman edenlere büyük bir müjdesi, rahmeti          ve nimetidir. İman edenlerin sorumluluğu ise,          Hz. İsa&#8217;yı en güzel şekilde savunup desteklemek          ve onun insanları çağırdığı Kuran ahlakını en          doğru şekilde yaşamaktır.<br />
Kuran Ayetlerinde Benzer Örnekler</p>
<p>Kuran ayetlerinde uzun süre ölü          kaldıktan sonra yeniden dirilme, yüzlerce yıl          uykuda kalma gibi Hz. İsa&#8217;nın durumuyla benzeyen          bazı örnekler yer almaktadır. Bunlardan bazıları          şu şekildedir:</p>
<p><strong>Yüzyıl sonra          diriltilen adam</strong></p>
<p>Bu örneklerden biri, Bakara          Suresi&#8217;nde anlatılan &#8220;yüz yıl ölü kaldığı&#8221;          belirtilen bir kimsenin hayatına ilişkindir:</p>
<p>Ya da altı üstüne          gelmiş ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini          (görmedin mi?) Demişti ki: &#8220;Allah burasını          ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?&#8221; Bunun          üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı sonra onu          diriltti. (Ve ona) Dedi ki: &#8220;Ne kadar kaldın?&#8221;          O: &#8220;Bir gün veya bir günden az kaldım&#8221;          dedi. (Allah ona:) &#8220;Hayır yüz yıl kaldın          böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış;          eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara          ibret-belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir          bak nasıl biraraya getiriyoruz sonra da onlara          et giydiriyoruz?&#8221; dedi. O kendisine (bunlar)          apaçık belli olduktan sonra dedi ki: &#8220;(Artık          şimdi) Biliyorum ki gerçekten Allah herşeye güç          yetirendir. (Bakara Suresi, 259)</p>
<p>Önceki sayfalarda belirttiğimiz          gibi ayetlerde Hz. İsa&#8217;nın canının alındığından          bahsedilmemektedir. Yukarıda verdiğimiz ayette          ise tam bir ölüm (mevt) söz konusudur. Dolayısıyla          kesin olarak ölen bir insanın bile Allah&#8217;ın dilemesiyle          bu dünyada tekrar diriltildiği Kuran&#8217;da bildirilen          bir gerçektir. Kuran&#8217;da buna benzer başka olaylardan          da örnekler verilmektedir.</p>
<p><strong></p>
<p>Kehf Ehli&#8217;nin          yıllar sonra uyandırılmaları</strong></p>
<p>Konuya işaret eden diğer bir          örnek ise Kehf Suresi&#8217;ndeki &#8220;Ashab-ı Kehf&#8221;          kıssasındadır.</p>
<p>Allah&#8217;ın, yaşadıkları dönemin          din karşıtı hükümdarının zulmünden korunmak için          mağaraya sığınan bir grup gençten bahsettiği bu          kıssada, onların uzun yıllar uyuduktan sonra tekrar          uyandırıldıkları anlatılmaktadır. Ayetler şöyledir:</p>
<p>O gençler mağaraya          sığındıkları zaman demişlerdi ki: &#8220;Rabbimiz          katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize          doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). Böylelikle          mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk          (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 10-11)</p>
<p>Sen onları uyanık sanırsın oysa onlar (derin bir          uykuda) uyuşmuşlardır. Biz onları sağ yana ve          sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu          uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın geri          dönüp onlardan kaçardın onlardan içini korku kaplardı.          Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye          onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir          sözcü dedi ki: &#8220;Ne kadar kaldınız?&#8221;          Dediler ki: &#8220;Bir gün veya günün bir (kaç          saatlik) kısmı kadar kaldık.&#8221; Dediler ki:          &#8220;Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir;          şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de,          hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık          getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın          sizi kimseye sezdirmesin.&#8221;<br />
(Kehf Suresi, 18-19)</p>
<p>Kuran&#8217;da gençlerin mağarada          kaç yıl kaldıkları tam olarak bildirilmez. Bunun          için yıllar yılı tabiri kullanılır ki sürenin          çok kısa olmadığı buradan anlaşılmaktadır. Ayrıca          kalış süresiyle ilgili insanların tahmini de oldukça          uzun bir süre olan 309 yıldır:</p>
<p>Onlar mağaralarında          üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.          De ki: &#8220;Ne kadar kaldıklarını Allah daha          iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O&#8217;nundur. O,          ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O&#8217;nun          dışında onların bir velisi yoktur. Kendi hükmünde          hiç kimseyi ortak kılmaz.&#8221; (Kehf Suresi,          25-26)</p>
<p>Elbette burada önemli olan sürenin          kısa veya uzun olması değildir. Üzerinde durduğumuz          konu Allah&#8217;ın bazı insanları dünyadaki bildiğimiz          hayattan, uyutmak veya canlarını almak suretiyle          uzaklaştırdıktan sonra onları tekrar canlandırmasıdır.          Tıpkı uykudan uyanan insanlar gibi kişileri tekrar          hayata döndürmesidir. Hz. İsa da bu insanlardan          biridir ve zamanı geldiğinde tekrar dünya üzerinde          yaşayacak, görevini yaptıktan sonra &#8220;Dedi            ki: &#8220;Orada (dünyada) yaşayacak, orada ölecek            ve oradan çıkarılacaksınız.&#8221; (Araf Suresi,            25) ayetinin hükmü gereği her insan gibi          dünyada ölecektir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><a name="dipnot"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-yeryuzune-ikinci-kez-gelisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Said Nursi Alem-i İslam&#8217;ın bayraktarlığını Türk milletinin yapacağını söylemiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/said-nursi-alem-i-islamin-bayraktarligini-turk-milletinin-yapacagini-soylemistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/said-nursi-alem-i-islamin-bayraktarligini-turk-milletinin-yapacagini-soylemistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 10:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Halis]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kez]]></category>
		<category><![CDATA[Maide]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Onurlu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=35</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya

Said Nursi Alem-i İslam&#8217;ın bayraktarlığını Türk milletinin  yapacağını ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Harun Yahya</h3>
<h3></h3>
<h3>Said Nursi Alem-i İslam&#8217;ın bayraktarlığını Türk milletinin  yapacağını söylemiştir</h3>
<p>Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Müslüman  Türk Milletinin manevi şahsiyetine olan inancını eserlerinde birçok kez  vurgulamıştır. Necmeddin Şahiner <em><strong>“Bilinmeyen Taraflarıyla  Bediüzzaman Said Nursi”</strong></em> isimli kitabında Bediüzzaman Said  Nursi’nin Müslüman Türk Milletine olan bu inancını yine Bediüzzaman’ın  kendi sözleriyle şöyle aktarmıştır:</p>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>“Allahü  Zülcelal Hazretleri, Kuran-ı Kerim’de <strong>“ÖYLE BİR KAVİM  GÖNDERECEĞİM Kİ ONLAR ALLAH’I, ALLAH DA ONLARI SEVER”</strong> buyurmuştur (Maide Suresi, 54). Ben de bu beyan-ı İlahi karşısında  düşündüm.<strong> BU KAVMİN BİN YILDANBERİ ALEM-I İSLAM’IN  BAYRAKTARLIĞINI YAPAN TÜRK MİLLETİ OLDUĞUNU ANLADIM.”</strong></div>
<div><em>(Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla  Bediüzzaman Said Nursi, s. 233-234.)</em></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>Dolayısıyla Bediüzzaman Said Nursi  Hazretleri’nin dikkat çektiği Maide Suresi’nin 54. ayeti, Türk kavminden  çıkacak olan ve Ahir zamanın en büyük kutbu olan Hz. Mehdi (a.s.)’a ve  Allah&#8217;a ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e saygı ve sevgiyle bağlı olan halis  talebelerine de işaret etmektedir. Ayette Allah;</div>
<div><span style="text-decoration: underline;"><strong>“Ey iman edenler, içinizden kim  dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları  sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü&#8217;minlere karşı alçak gönüllü,  kafirlere karşı ise &#8216;güçlü ve onurlu,&#8217; Allah yolunda cehd eden (çaba  harcayan) ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir.</strong></span> Bu, Allah&#8217;ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle)  geniş olandır, bilendir.” <strong>(Maide Suresi, 54)</strong> şeklinde  bildirmektedir.</div>
<div>Görüldüğü gibi Allah, din ahlakının ve  Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti seniyyesinin terk edildiği bir döneme  dikkat çekmektedir. İçinde yaşadığımız Ahir Zaman tam olarak bu durumun  yaşandığı bir dönemdir. Özellikle bu yüzyılda insanlar din ahlakından,  Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetlerinden uzaklaşmışlar ve imanen  zaafiyet içine girmişlerdir. Dolayısıyla da Kuran ahlakının yayılması  görevini üstlenen müslümanların sayısı çok azalmıştır. İşte böyle bir  dönemde Allah, samimi dindar olmaları ve hamiyetlerinden dolayı toplum  tarafından kınanan ve yerilen, İslam dinine sıkısıkıya bağlı, çok  dirayetli, Allah&#8217;a kalben teslim olmuş, İslam ahlakının dünya üzerinde  hakim olması görevini yerine getirme azmine tam sahip, Allah’ın sevdiği  bir topluluk getireceğini açık bir şekilde ifade etmektedir.</div>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/36.gif" alt="" />﻿</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/said-nursi-alem-i-islamin-bayraktarligini-turk-milletinin-yapacagini-soylemistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

