Hakim’ için Arşiv

Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır

Şu da çok önemlidir ki, bazı nur talebeleri diğer yandan Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken kullandığı Mehdi ve Mehdi Al-i Resul kavramlarını da  birbirinden ayrılarmış gibi gösterme gayreti içine girmişlerdir. Mehdi sıfatının Mehdi Al-i Resul sıfatından sözde daha düşük bir makamı ifade ettiğini çünkü Üstad’ın bahsettiği Mehdi Al-i Resul’de geçen Resul ifadesinin eser verilen anlamında olduğunu bu nedenle de İmam Rabbani Hazretleri, Geylani Hazretleri, Mevlana Halid ve Üstad Hazretleri gibi eser sahibi müceddidleri ifade ettiğini iddia etmektedirler. Ahir zamanın Mehdisi’nin ise sözde Üstad’ın hazırladığı eserlerden yararlanması nedeniyle eser sahibi olamayacak dolayısıyla Mehdi Al-i Resul’de olamayacaktır.

Oysa Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinde kendi hazırladığı büyük eserlerinin olacağı ve inkar edenlere karşı bu dev eserlerle fikri bir mücadele vereceği bildirilmiştir:

Ben esfarla (büyük kitaplarla) mücadele etmedikçe dünya gitmez (kıyamet kopmaz) … Onlarla fikri mücadele yapmak üzere, Allah yolunda savaşan, laimin (başkasını kötüleyenin) levminden (çekiştirmesinden) çekinmeyen, Müminlerin seçkinlerinden olan ehli Hicaz yola çıkacaktır ve Kostantiniyye ile Rumiye (Roma)’yı tesbih ve tekbirle feth edeceklerdir… O şehrin surları bir bir yıkılacaktır …” (İbni Mace ve Hakim)

Yine İmam Sadık (r.a.)’dan aktarılan bir hadis-i şerifte de Hz. Mehdi (a.s.)’ın üzerinde altın yaldızlı mühür bulunan kitaplarıyla büyük bir tebliğ faaliyeti yapacağı bildirilmiştir:

İmam Sadık diyor ki: Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) belli bir giysi giydiğinde Peygamber’in (s.a.v.) altın mühürle mühürlenmiş mektubunun (kitabının) mühürünü çıkartarak (kapağını açarak), insanlara yüksek sesle okuyacaktır.” (Bihar’ül Envar, c. 52, s.326)

Eğer bu mantık söz konusu olsaydı, Üstad’ın kendisinden önce gelen Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, İmam Rabbani Hazretleri’nin, Mevlana Halil-i Bağdadi Hazretleri’nin ve kendisinin bu üç görevi tek tek yerine getirmek suretiyle Ahir zamanın büyük Mehdisi’ni oluşturduklarını Risalelerde ifade etmiş olması gerekirdi. Oysa tam aksine Üstad Ahir zamanın büyük Mehdisi zuhur ettiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerini kabrinden seyredip Allah’a şükredeceğini ifade etmiştir:

… TÂ AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE, ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDÎ VE ŞAKİRTLERİ CENAB-I HAKKIN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR VE O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH’A ŞÜKREDERİZ. Kastamonu Lahikası, Sayfa 72, Tarihçe-i Hayat, Sayfa 258, Hizmet Rehberi, Sayfa 267, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 153)

Yine Hz. Mehdi (a.s.) için kendisinden sonraki bir dönemde zuhur edeceğini ifade eden onlarca ifadesi de Risalelerde yer almaktadır.

http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23471/

05 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır

27 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
 
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır Hz. Mehdi (a.s.)'nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır “Hz. Mehdi (a.s.)’nin yardımcılarının, Allah hakkında zerre kadar şüpheleri olmayacak ve Allah’ı nasıl tanımak gerekirse, o şekilde tanıyacaklar.”

(El-Beyan Fi-Akbarı Hz. Mehdi (a.s.) Ahir Zaman (a.s.), bölüm: 5; Mikyal el-Mekarim, cilt:1, sayfa:65)

Hadiste Hz. Mehdi (a.s.)’nin talebelerinin imanlarının derinliğinden bahsedilmektedir. Ahir Zamanda Hz. Mehdi (a.s.) dönemi öncesinde insanlar arasında Allah’ı inkar eden felsefeler geniş anlamda hakim olacaktır. Bu nedenle, gerçek anlamda Allah’a iman eden, Allah’ın sıfatlarını gerektiği gibi tanıyıp Allah’tan korkan kişiler çok az sayıda olacaktır. Mehdinin talebeleri ise hiçbir şüphe duymadan Allah’a karşı derin bir iman sahibi olacaklardır. Bu yönleri ile içinde bulundukları toplumda dikkat çekeceklerdir

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’nin ‘hicri 1400′lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını’ söylemiştir

13 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’nin ‘hicri 1400′lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını’ söylemiştir

“YETMİŞ BİRDE FECR-İ SADIK BAŞLADI VEYA BAŞLAYACAK. Eğer bu, fecr-i kazib de olsa, 30 – 40 SENE SONRA FECR-İ SADIK ÇIKACAK…” (Hutbe-i Şamiye, s. 23)

“…Evet ŞİMDİ OLMASA DA 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, İNŞAALLAH YARIM ASIR SONRA ONLARI DARMADAĞIN EDECEK.” (Hutbe-i Şamiye, s. 25)

Bediüzzaman bu sözünü, Miladi 1911 yani Hicri 1327 yılında Şam’da Emevi Camii’nde verdiği hutbesinde söylemiştir. Bediüzzaman bu hutbesinde İslam aleminin, Miladi 1951 yani Hicri 1371’den sonraki geleceğine yönelik açıklamalar yapmıştır. Bediüzzaman, bu konuşmalarında verdiği tarihlerle bir kez daha Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hicri 1400’lü yıllarda ortaya çıkacağını delillendirmiştir.
Bediüzzaman’ın Miladi 1951, yani Hicri 1371′den sonraki yıllarda İslam dünyasının geleceğine yönelik yaptığı açıklamalardaki, “Hicri 1371’den 30 – 40 yıl sonra” ve “Hicri 1371’den yarım asır sonra” yani “Hicri 1371’den 50 yıl sonra” sözleriyle verdiği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Kuran ahlakını hakim kılacağını bildirdiği tarihler şu şekildedir:

Hicri 1371 + 30 = 1401 (Miladi 1981) (30 yıl sonrası)
Hicri 1371 + 40 = 1411 (Miladi 1991) (40 yıl sonrası)
Hicri 1371 + 50 = 1421 (Miladi 2001) (Yarım asır sonrası)

Bediüzzaman’ın bildirdiği bu tarihler, Bediüzzaman’ın ‘Mehdi’ olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bediüzzaman çok açık bir üslupla Hz. Mehdi (a.s.)’ın görevlerini yerine getireceği tarihlerin Bediüzzaman’ın yaşadığı yıllardan çok sonrasında olacağını açıklamıştır.
132 Bediüzzaman Mehdi değildir çünkü Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)nin hicri 1400lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını söylemiştir

06 Temmuz 2010

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Peygamberimiz (sav)’in hadisleri doğrultusunda, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden bir asır sonra’ geleceğini’ açıklamıştır

13 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Peygamberimiz (sav)’in hadisleri doğrultusunda, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden bir asır sonra’ geleceğini’ açıklamıştır

“… Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT dahi bu zamanda gelse…”  (Kastamonu Lahikası, 59. Mektup, s. 57)

Bediüzzaman Said Nursi bu ifadesine ise Miladi 1936 yani Hicri 1354 yılında yazdığı Kastamonu Lahikası adlı eserinde yer vermiştir. Bediüzzaman’ın bu sözleri kaleme aldığı yıllar Hicri 1300’lere denk gelmektedir. Bediüzzaman’ın ‘Bir Asır Sonra’ sözleriyle ifade ettiği, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış tarihi olarak bahsettiği dönem ise bundan 100 yıl sonrasıdır ve Hicri 1400’lü yıllardır’.

Dolayısıyla Bediüzzaman bu sözleriyle bir kez daha “kendi döneminde Hz. Mehdi (a.s.)’ın henüz gelmediğini, Müslümanlar tarafından hala beklendiğini ve kendisinden bir asır sonra geleceğini” bildirmiş ve kendisinin ‘Mehdi’ olmadığını çok açık olarak ortaya koymuştur.

133 Bediüzzaman Mehdi değildir çünkü Bediüzzaman, Peygamberimiz (sav)in hadisleri doğrultusunda, Hz. Mehdi (a.s.)ın kendisinden bir asır sonra geleceğini açıklamıştır

06 Temmuz 2010

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzaman’ın yaşadığı tarihlerden ‘tam bir asır sonra geleceklerini’ ve ‘bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını’ söylemiştir.

13 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzaman’ın yaşadığı tarihlerden ‘tam bir asır sonra geleceklerini’ ve ‘bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını’ söylemiştir.

“BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ’NİN ŞAKİRTLERİ OLABİLİR.” (Şualar, 1. Şua, s. 605), (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 90)

Bediüzzaman bu sözünü, Miladi 1936, yani Hicri 1355’te Şualar adlı eserinin 1. Şua bölümünde yazmıştır. Bediüzzaman’ın ‘bu eseri yazdığı tarihten; yani Hicri 1355 yılından bir asır sonra’ sözleriyle bahsettiği tarih, Hicri 1400’lere denk gelmektedir. Dolayısıyla Bediüzzaman bu sözüyle bir kez daha ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin Bediüzzaman’dan bir asır sonra ve Bediüzzaman’ın vefat etmiş olacağı bir asırda gerçekleşeceğini’ açıklamıştır.

1b5809352ac16e052c710c0eecd654d3 Bediüzzaman Mehdi değildir çünkü Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzamanın yaşadığı tarihlerden tam bir asır sonra geleceklerini ve bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını söylemiştir.

06 Temmuz 2010

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s) kimsenin tanıyıp anlamayacağı bir ruh değil, Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği yüzlerce alametin üzerinde tecelli ettiği mübarek bir insandır

24 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (a.s) kimsenin tanıyıp anlamayacağı bir ruh değil, Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği yüzlerce alametin üzerinde tecelli ettiği mübarek bir insandır

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ve İmam Rabbani, Celaleddin Suyuti, Bediüzzaman Said Nursi gibi büyük İslam alimlerinin açıklamalarında Hz. Mehdi (as)’ın fiziksel ve ahlaki sahip olduğu tüm özellikler, hangi ortamda çıkacağı, çıkışının alametlerinin neler olduğu, kendisine nasıl biat edileceği çok detaylı olarak tarif edilmiştir. MEHDİYETİ ANLATAN BİNLERCE HADİSİN HEPSİNDE HZ. MEHDİ (AS) BİR ZAT, BİR ŞAHIS, ALLAH’IN ÜSTÜN İLİMLER LÜTFETTİĞİ BİR BEŞER OLARAK BİLDİRİLMİŞTİR. TEK BİR HADİSTE DAHİ HZ. MEHDİ (AS)’IN RUH ŞEKLİNDE GELECEĞİ SÖYLENMEMİŞTİR. BU YÖNDE BİR İMA, BİR İŞARİ MANA DAHİ YOKTUR.
Hz. Mehdi (a.s.)’ın sadece ruhuyla geleceği yanılgısındaki Nur talebelerine örnek

1400 senedir İslam dünyasından hiç kimse Hz. Mehdi (as)’ın ruh olarak geleceği iddiasında bulunmamıştır. Peygamberimiz (sav)’in tüm özellikleriyle anlattığı bu mübarek insanın gelişini heyecanla bekleyen yaklaşık 1,5 milyarlık İslam alemi de,  bir ruhun veya manevi bir varlığın beklentisi içinde değildir. Tüm İslam dünyası Müslümanların manevi lideri olacak, onları birleştirecek, Hz. İsa (as) ile birlikte İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacak, dünyaya Asrı Saadet benzeri bir güzellik yaşatacak bu mübarek insanı heyecanla beklemektedir.

1.    Peygamberimiz (sav)’in Mübarek Bir İnsan Olan Hz. Mehdi (as)’ın Fiziksel Özelliklerini Anlatması, Hz. Mehdi (as)’ın Ruhani Bir Varlık Olmayacağının Delillerindendir

Peygamber Efendimiz (sav) yüzlerce hadisle Hz. Mehdi (as)’ın görünümünün nasıl olacağını bildirmiştir. Hatta bu konuda hayret verici detayları haber vermiştir. Eğer Hz. Mehdi (as) ruhani bir varlık olarak gelecek olsa, Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ın saç rengini, boyunu, endamını, gözlerini, sakalını, dişlerini, yüzünü, sırtındaki bene yüzündeki ize ve kaşlarının arasındaki kaş çatma çizgisine kadar detay vererek tüm fiziksel özelliklerini anlatmayacağı açıktır.

Ruh şeklinde olan bir varlığın, gözü, kaşı, sakalı, boyu olmaz. Omuzlarının, karnının ve tüm bedenin geniş olacağı, açık ve geniş alınlı olacağı, saçlarının siyah ve gür olacağı, gözlerinin çekik olacağı, sakalının gür ve sık olacağı, saklanın yanlarda az, aşağı tarafının uzun olacağı, sırtında nübüvvet mührünün olacağı, sırtında ayrıca mersin yaprağına benzeyen bir ben daha olacağı, burnunun ince ve küçük olacağı, burnunun orta bölümünde belli belirsiz bir çıkıntı olacağı, kaşlarının kavisli olacağı, iki kaşı arasında küçük bir çukur olacağı, alnında bir içbükeylik olacağı ve bir ben olacağı, cildinin çok güzel ve parlak olacağı gibi onlarca detay bildirilmez.

Peygamberimiz (sav)’in, Hz. Mehdi (as)’ı bu kadar detaylı tarif etmiş olması müminler için çok büyük bir nimet ve güzelliktir. Peygamberimiz (sav)’in bu tasvirleri vesilesiyle, Hz. Mehdi (as) ortaya çıktığında kendisini görenler bu tasvirlerden hemen kendisini tanıyacaklardır.

Bir ayette, Kitap Ehli’nin Peygamber Efendimiz (sav)’i “çocuklarını tanır gibi” tanıyacakları bildirilmektedir:

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. (Bakara Suresi, 146)

Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi (as)’ın tanınmasına da işaret etmektedir. Hz. Mehdi (as) da ortaya çıktığında, Peygamberimiz (sav)’in tasvirleri ışığında, insanlar onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır. Ancak buna rağmen bazı insanlar, bu mübarek şahsı tanımamazlıktan gelecekler ve kendisini inkar edeceklerdir.

Hz. Mehdi (as)’ın fiziksel özellikleriyle ilgili detaylı bilgi için bkz. http://hazretimehdi.com/fiziksel_siyah_iz.php

146813zi44rqjx5shg8tv5 Hz. Mehdi (a.s) kimsenin tanıyıp anlamayacağı bir ruh değil, Peygamberimiz (sav)in haber verdiği yüzlerce alametin üzerinde tecelli ettiği mübarek bir insandır

2.    Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın Soyunu, Doğumunu, İlk olarak Hangi Şehirde Bulunacağını, Sonra İstanbul’a geleceğini detaylı olarak anlatmıştır. Bunların hepsi bir beşere ait özelliklerdir.

HZ. MEHDİ (AS), PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN SOYUNDANDIR

“Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim EHL-İ BEYTİMDEN (SOYUMDAN) BİR ZATI (HZ. MEHDİ (a.s.)’ı) gönderecek.” (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)

“BENİM EHL-İ BEYTİMDEN (SOYUMDAN) BİR ŞAHIS (HZ. MEHDİ (a.s.)) bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez.” (En-Necmu’s Sakıb, Ukayli)

“Hz. Mehdi (a.s.) ile müjdelenin.  O (HZ. MEHDİ (A.S.), KUREYŞ’TEN VE EHL-İ BEYTİMDEN (SOYUMDAN) BİR KİŞİDİR.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)

MEHDİ (A.S.), BENİM ÇOCUKLARIMDAN BİRİDİR. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir.” (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

HZ. MEHDİ (A.S.) BÜYÜK BİR ŞEHİRDE DOĞACAKTIR

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Hz. Mehdi (a.s.), MEDİNE’DEN (BÜYÜK BİR ŞEHİRDEN) çıkacak ve Mekke’ye gelecek…” (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

“Medine” kelimesinin sözlük anlamı “büyük şehir”dir. Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiğine göre Hz. Mehdi (a.s.), medinede yani büyük bir şehirde doğacaktır.

HZ. MEHDİ (A.S.) “KARA KÖYÜ”NDEN ÇIKACAKTIR

Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen diğer bir hadiste de Hz. Mehdi (a.s.)’ın doğum yeri olarak “Kara” denilen bir bölgeye de işaret edilmiştir:

“Mehdi (a.s.)’ın Kara köyünden çıkacağı söylenmiştir.” (Mustafa Reşit Filizi, Risalet-ül Huruc ül Mehdi, s. 69)

HZ. MEHDİ (A.S.)’IN DOĞUMU EVDE OLACAKTIR

Hadislerde ayrıca Hz. Mehdi (a.s.)’ın doğumunun gizli olacağı; yani doğumunun evde gerçekleşeceği de bildirilmiştir:

İmam Zeyn-ul Abidin aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur: “Bizim Kaim’imiz (Hz. Mehdi (a.s.)) ile Allah’ın resulleri arasında bir takım benzerlikler vardır. Nuh (a.s.), İbrahim (a.s.), Musa (a.s.), İsa (a.s.), Eyyub (a.s.) ve Muhammed (sav) peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır… İBRAHİM (a.s.) İLE, DOĞUMUNUN GİZLİ OLMASI (DOĞUMUNUN EVDE OLMASINDA) …benzerliği vardır.” (Kemal’ud-Din s. 322, 31. babin 3. hadis)

Hz. Ali b. Hüseyin Zeynel Abidin (a.s.) şöyle buyurur: “KÂİM’İMİZİN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) DOĞUMU İNSANLARA GİZLİ KALACAKTIR…” (Bihar-ül Envar, c. 51, s. 135)

HZ. MEHDİ (A.S.) TÜRKİYE’DEN ÇIKACAKTIR

Peygamberimiz (sav)’in bir hadisinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın Türkiye’den çıkacağı ve mücadelesinin sonuna kadar da buradan ayrılmayacağı bildirilmiştir:

“HZ. MEHDÎ (A.S.) RUM’DAN, TÜRKLERDEN (çünkü, eskiden Türkiye’ye “Diyar-ı Rum” deniliyordu.) AYRILMAYACAKTIR.” (İş’afü’r-Rağıbîn’den naklen Tılsımlar Mecmuası, Bediüzzaman Said Nursi, s. 212)

HZ. MEHDİ (AS), İSTANBUL’U MANEN FETHEDECEKTİR

Resullah (SAV) şöyle buyurmuştur:

Ehli Beytimden bir ŞAHIS Hz. Mehdi (as), (dünyaya) sahip oluncaya kadar kıyamet kopmaz.
O (HZ. MEHDİ (AS)), İSTANBUL’U VE CEBEL’İ (dağı- İstanbul’un 7 Tepe’sini) (MANEN) FETHEDECEKTİR. (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

Uzak yerlerdeki talebeleri Hz. Mehdi (a.s.)’a biat edecek. Zulümü ve zalimleri fikren etkisiz hale getirecek, ülkeler düzelecek, CENAB-I HAK KENDİSİNE İSTANBUL’U (MANEN) FETHETTİRECEKTİR. (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal)

Tüm bu hadislerden açıkça görüldüğü üzere Hz. Mehdi (as);

•    Peygamber Efendimiz (sav)’in soyundan gelen,
•    Büyük bir şehirde doğan,
•    Doğumu evde gerçekleşen,
•    Mücadelesini İstanbul’da ve Türkiye’de yürütecek olan MÜBAREK BİR İNSANDIR. Ruh şeklinde veya ruhani olan bir varlık değildir.

146813zi44rqjx5shg8tv5 Hz. Mehdi (a.s) kimsenin tanıyıp anlamayacağı bir ruh değil, Peygamberimiz (sav)in haber verdiği yüzlerce alametin üzerinde tecelli ettiği mübarek bir insandır

3.    Deccale Karşı Verilecek Büyük İlmi Mücadelenin Lideri olan Hz. Mehdi (as) Ruhani Bir Varlık Değildir

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde deccal ve fitnesi de detaylı olarak anlatılmıştır. Hz. Mehdi (as) bu büyük fitneye karşı amansız bir fikri mücadele verecek, deccaliyeti etkisiz hale getirerek, İslam ahlakının dalga dalga dünyaya hakim olmasına vesile olacaktır. Böyle büyük bir mücadeleyi ruh şeklinde, mefhumu belli olmayan bir varlığın yürütemeyeceği açıktır.

Bediüzzaman Hazretleri de ahir zamanda Darwinizm ve materyalizmin güçleneceğini, deccaliyetin bu güçten destek alarak yayılacağını, ancak Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)’ın fikri mücadeleleriyle bu fitnelerin son bulacağını belirtmiştir. Hz. Mehdi (as)’ın birinci görevinin de, Darwinizm ve materyalizmi fikren etkisiz hale getirmek olduğunu söylemiştir. Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi, Hz. Mehdi (as) bu görevini tam olarak yerine getirecek, Darwinizm’i ve materyalizmi fikren ortadan kaldırarak, insanların imanlarının kurtulmasına vesile olacaktır:

Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle (etkisiyle) ve MADDİYUN VE TABİİYYUN TAUNU (Darwinizm ve materyalizm hastalığı), BEŞER İÇİNE İNTİÇAR ETMESİYLE (insanlar arasında yayılmasıyla), her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini (materyalizmi) TAM SUSTURACAK bir tarzda imanı kurtarmaktır.

Ruh şekliden bir varlığın;
-    Darwinizme ve materyalizme karşı ilmi mücadele yapamayacağı;
-    Bu dinsiz ideolojileri fikren etkisiz hale getirmek için kitaplar yazamayacağı, belgeseller hazırlayamayacağı, konferanslar düzenleyemeyeceği;
-    Bu ideolojileri tam anlamıyla susturarak imanı kurtaran bir çalışma yapamayacağı açıktır.

Bu önemli ve hayati çalışmaları bir beşer olarak zuhur edecek Hz. Mehdi (as) yerine getirecek ve Allah’ın izniyle İslam ahlakını dünyaya hakim kılacaktır.

146813zi44rqjx5shg8tv5 Hz. Mehdi (a.s) kimsenin tanıyıp anlamayacağı bir ruh değil, Peygamberimiz (sav)in haber verdiği yüzlerce alametin üzerinde tecelli ettiği mübarek bir insandır

4.    Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) İle İlgili Haber Verdiği Hadislerin Tümü Bir Ruh İçin Değil, Bir İnsan İçin Geçerlidir

Burada Peygamber Efendimiz (sav)’in Hz. Mehdi (as) ile ilgili hadislerinden sadece birkaç örneğe yer verilmiştir. Bu konuda detaylı bilgil almak isteyen kimseler www.hazretimehdi.com sitesine başvurabilirler.

İstanbul’u manen fethedecek olan bir ruh değildir.
Hz. Mehdi (as), Konstantiniyye ve Deylem Dağını (manen) fethedecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)

Allah Teâlâ Hazretleri, mümin kullarına Roma’nın merkezi olan İstanbul’un tesbih ve tekbir ile (manen) fethini nasip buyurmadıkça kıyamet kopmayacaktır.

Peygamber Efendimiz (sav)’in gömleğini giyip, kılıcını kuşanacak ve mübarek sancağını açacak, kutsal emanetlerle birlikte çıkacak olan bir ruh değil, Hz. Mehdi (as)’ın zatıdır.

Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)’in sancağı, gömleği, kılıcı, işaretleri, nuru ve güzel ifadesiyle yatsı vaktinde çıkar. (Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi, “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)

ALLAH’IN ELÇİSİ İÇİN HAZRETİ CEBRAİL (AS) TARAFINDAN Bedir Savaşı sırasında getirilen sancak İMAM-I ZAMAN (HZ. MEHDİ (AS)) TARAFINDAN YÜKSELTİLECEKTİR. BU SANCAĞIN ÖZEL NİTELİĞİ dört bir yanda bir aylık masefedeki DÜŞMANLARIN KALBİNE KORKU SALIYOR OLMASIDIR. Buna eşdeğer olarak, İNANANLARIN KALPLERİNDE MEMNUNİYETİ VE SAĞLAMLIĞI ARTTIRACAKTIR. (Bihar-ül Envar, Cilt. 51, Sayfa 135; Cilt 52, Sayfa 328; Mikyaal al-Makaarem, Cilt 1, s. 241)

İslam alemi ruhani bir varlığa değil, Hz. Mehdi (as)’ın zatına biat edeceklerdir.

Halifenin ölümü anında ihtilaf olur. Medine halkından bir kişi koşarak Mekke’ye çıkar. Mekke halkından bir grup onu (Hz. Mehdi (as)’ı), istememesine rağmen (bulunduğu yerden) çıkarırlar. Hacer-i Esved’le Makamı İbrahim arasında ona (Hz. Mehdi (as)’a) biat ederler. (Sünen-i Ebu Davud, 5/94; El-Kavlu’l Muhtasa Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)

Rükun ile Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi (as) o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)

Müslüman dünyasını ayrılıklardan kurtarıp birleştirerek Türk İslam Birliği’ni sağlayacak olan ruhi bir varlık değildir.

İman edenlerin Efendisi (sav) der ki: “… ALLAH SİZİN İÇİN, SİZİ BİRLEŞTİRECEK VE SİZİ DAĞINIKKEN BİRARAYA GETİRECEK BİRİNİ (HZ. MEHDİ (AS)’I) ÇIKARANA DEK… Beklerseniz, ödüllendirileceksiniz ve sizin haksızlığa uğratılmanızın intikamını alacak (Darwinizm’e, materyalizme ve ateizme ilmi zeminde gereken cevabı verecek) olanın ve haklarınızın kurtarıcısı olanın, o (Hz. Mehdi (as)) olduğunu kesinlikle anlayacaksınız…” (Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, c. 51], Ansariyan Yayıncılık, Derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 182)

Ruh halinde bir varlık İslam aleminin manevi lideri olamaz.

Malik bin Zamra der ki, Emirülmüminin Ali aleyhisselam bana şöyle buyurdu: “… Hayrın çoğu o zamandadır ey Malik! O ZAMANDA KÂİM’İMİZ  (HZ. MEHDİ (AS)) KIYAM EDECEK … SONRA ALLAH HERKESİ ONUN ETRAFINDA TOPLAYACAK.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 242)

… Ve sonra istemediği halde biatlarını kabul eder. Eğer siz ona yetişirseniz, ona biat ediniz. Çünkü o yerde de gökte de Hz. Mehdi (as)’dır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Kahraman Neşriyat, s. 35)

Ruh şeklinde bir varlığın az kardeşinin olması mümkün değildir.

Kardeşi az olandır (Risalet ül Mehdi, s161)

Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın bekar olacağını söylemiştir. Peygamberimiz (sav)’in ruh şeklinde bir varlıktan bahsetmediği açıktır.

Mes’ûdî şöyle nakletmektedir: “Ali b. Hazma, İbn-i Sirâc ve İbn-i Ebi Said, bir ara İmam Rıza’nın (a.s) huzuruna vardıklarında Ali B. Hazma İmam’a şöyle arzetti: “Ey Resulullah’ın oğlu, biz, siz (Ehli Beyt imamların)dan şöyle nakletmişiz ki; HER İMAM ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA EVLADINI GÖRÜR. (Acaba bu doğru mudur?) İmam (a.s) cevabında şöyle buyurdu: “Şunu da hadise eklediniz mi “KÂİM (HZ. MEHDİ) HARİÇ?” (İsbât-ül Vasiye (Mes’udî), s. 201)

Hz. Mehdi (as) tüm insanların, hatta denizdeki balıkların, havadaki kuşların onun sevgisiyle coşacakları bir insandır. İnsanlar sevgilerini ruh şeklinde bir varlığa değil, Hz. Mehdi (as)’ın zatına yönelteceklerdir.

Onun (Hz. Mehdi (as)’ın) hilafetinden yer ve gök ehli, bütün yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile razı olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 31)

Allah onun (Hz. Mehdi (as)’ın) muhabbetini insanların kalplerine yerleştirecektir. Böylece onlar, gündüzleri arslan kesilen ve geceleri de ibadetle geçiren bir toplum olacaklar. (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

Popularity: unranked [?]

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

24 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

Sayın Adnan Oktar yaptığı tüm radyo ve televizyon röportajlarında ve sohbetlerinde Mehdiyet konusuna özel önem vermekte ve bu konuya geniş yer ayırmaktadır. Kuşkusuz ki bu durum, her konuda olduğu gibi Sayın Adnan Oktar’ın kendisine Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini rehber edinmesinden kaynaklanmaktadır.

1.  Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesi ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin Müslümanlara müjdelenmesi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir sünnetidir.

arastirma 042010 Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirAllah Kuran’da, İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması için gayret etmenin tüm Müslümanların önemli bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Kuran’da bu konuda çok fazla ayet yer almaktadır. Ve Allah’ın Adetullahı gereği, tarihin her döneminde hak dinin tebliğinde Müslümanlara önderlik eden, onları hidayete yönelten manevi bir lider olmuştur. Allah Kuran ayetlerinde tüm toplumlara, onlara yol gösterecek bir elçi gönderdiğini bildirmiştir. İşte ahir zamanda Müslümanları Kuran ahlakına ve hidayete yöneltecek, onları birleştirip tek bir çatı altında toplayacak olan kişi de Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Peygamberimiz (s.a.v.)‘in tevatür derecesindeki sahih hadisleriyle bu konu yaklaşık 14 asır önce insanlara müjdelenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konunun önemini hadislerinde çok açık bir şekilde vurgulamış ve Müslümanların da birbirlerini bu konuyu gündeme getirerek müjdelemelerini bildirmiştir:

“HZ. MEHDİ (A.S.) İLE MÜJDELENİN. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13)

Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (s.a.v.), “Mehdi (a.s.) zuhur eder, HERKES SADECE O’NDAN KONUŞUR, O’nun sevgisini içer ve O’NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33) sözleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir.

İşte Sayın Adnan Oktar da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu hadisleri gereği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini Müslümanlara müjdelemekte, Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtmakta ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber verdiği gibi, konuşmalarında sıklıkla Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmektedir
Peygamberimiz (s.a.v.) de yaşadığı dönemde, hem beraberindeki Müslümanlara hem de kendisinden sonra yaşayacak nesillere Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıtmış ve konuşmalarında Hz. Mehdi (a.s.)’a geniş yer ayırmıştır. Eğer Mehdiyet önemsiz ya da üzerinde durulmasına gerek olmayan bir konu olsaydı, elbetteki bunun uygulamasını en başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in konuşmalarında görürdük. Ancak tam tersine, Peygamberimiz (s.a.v.), Allah’ın yol göstermesiyle, hem kendisi bu konuyu çok ehemmiyetli görmüş hem de Müslümanları, tarihin her döneminde bu konuyu gündemde tutmaya, tüm Müslüman alemini bu konuyla müjdelemeye teşvik etmiştir.

2. 1400 yılı aşkın bir süredir tüm büyük İslam alimleri Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini müjdelemiş; eserlerinde ve sohbetlerinde bu konuya geniş yer ayırmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.)‘den bu yana, 14 yüzyıldan beri yaşamış olan tüm İslam alimleri, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünneti gereği Mehdiyet konusunun üzerinde önemle durmuş; hadisleri aktarmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtan özellikleri tüm detaylarıyla yüzlerce sayfa boyunca açıklamışlardır. Bu kimselerin her biri, İslam tarihinde önemli yeri olan, Müslümanlara pek çok konuda yol göstermiş, yaşadıkları dönemlerin kutbu olmuş büyük alimlerdir. Yine Ehli Sünnet’in büyükleri olan hadis imamlarımız, mezhep imamlarımız da Mehdiyet konusuna büyük önem vermiş; eserlerinde Mehdiyet konusunu tüm detaylarıyla açıklamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın müjdecisi, Hicri 13. yy’ın kutbu, büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde yüzlerce sayfayı Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine ayırmıştır.

Mehdiyet konusunu önemle vurgulayan ve tarih boyunca Müslümanlara yol gösterici olmuş büyük İslam alimlerinden bazılarının isimleri şöyledir:

1.  İMAM-I AZAM EBU HANİFE
2.  İMAM-I HANBELİ
3.  İMAM-I ŞAFİİ
4.  İMAM-I MALİKİ
5.  İMAM MUHAMMED BİN İSMAİL BUHARİ (BUHARİ)
6.  EBUL-HÜSEYN MÜSLİM BİN HACCAC KUŞEYRİ (MÜSLİM)
7.  BÜYÜK HADİS ALİMİ  MUHAMMED BİN İSA TİRMİZİ
8.  HAFIZ EBU DAVUD SÜLEYMAN BİN EŞ’AS SİCİSTANİ
9.  EBU ABDULLAH MUHAMMED BİN YEZİD (İBN-İ MACE)
10. MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ
11. ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ
12. ABDÜLKADİR GEYLANİ
13. İMAM GAZALİ
14. İMAM-I RABBANİ,
15. MUHYİDDİN ARABİ
16. İBN KESİR
17. İBN TEYMİYE
18. ZAHİDU’L KEVSERİ
19. CELALEDDİN SUYUTİ
20. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
21. ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ
22. HÜSEYİN HİLMİ IŞIK
23. MAHMUD ESA’D COŞAN
24. MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU
25. EBU KASIM TABARANİ
26. ELMALILI HAMDİ YAZIR
27. MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ
28. MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ
29. KURTUBİ
30. İMAM MATURİDİ
31. İMAM ACCURİ
32. İBN HAZM
33. PEZDEVİ
34. NESEFİ
35. TEFTAZANİ
36. İBNU’L ARABİ
37. İMAM CAFER ET TAHAVİ
38. BEYAZİ
39. SEYYİD ALUSİ
40. EBU’L MÜNTEHA
41. ES-SEFFARİNİ
42. ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD
43. EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ
44. MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ
45. ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ
46. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
47. ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ
48. HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ
49. EB’UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ
50. SAİD HAVVA
51. ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ
52. M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ
53. MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ
54. NUREDDİN ATER
55. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
56. EBU’S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE
57. EN-NEVEVİ
58. EBU’L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ
59. MUHAMMED EL-MEKKİ
60. EBU BEKİRAHMED B. MUHAMMED İSKAFİ
61. HAFIZ EBU BEKİR B. HAYSEME
62. EBU-L BEKİR MUHAMMED B. İBRAHİM KELABAZİ BUHARİ
63. EBU KASIM ABDURRAHMAN SÜHEYLİ
64. YUSUF B. YAHYA MAKDİSİ EŞ-ŞAFİİ
65. ŞEYH İBRAHİM B. MUHAMMED HAMVİNİ
66. İBN-İ HACER EŞ-ŞAFİİ EL-MEKKİ
67. İBN-İ HACER-İ MEKKİ
68. ŞEYH MUHAMMED B. AHMET SEFARİNİ  EL-HANBELİ
69. SÜLEYMAN B. İBRAHİM KUNDUZİ 
70. SEYYİD MUHAMMED SIDDIK KANUCİ BUHARİ
71. EBULFAZL ABDULLAH B. MUHAMMED SIDDIK
72. ALLAME ŞEVKANİ,
73. HAFIZ ESKALANİ
74. İBN-İ HACER-İ HEYSEMİ
75. ŞEBLENCİ
76. MISIRLI ŞEYH MUHAMMED-İ HANEFİ
77. ŞEYH MUHAMMED SABBAN
78. SÜVEYDİ
79. AHMED BİN ZEYNİ DEHLAN EŞ ŞAFİİ
80. ABDULVAHHAB ABDULLATİF 
81. ALLAME EBU TAYİP
82. SAİD BİN CABİR
83. NİYAZİ MISRİ
84. EN NİFERİ
85. İMAMI AZAM FIKHI EKBER ŞERHİNDE ALİYYUL KAR’İ
86. TAHTAVİ
87. ŞEYH MANSUR ALİ NASİF  (TAÇ İLMİHALİ)
88. SEYYİD KUTUP
89. ŞEYH FAKİH İMANİ
90. ALİ ES SABUNİ’
91. MUHAMMED MEHDİ EL-HORASAN
92. ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

3. Yüce Rabbimiz, Hz. Adem (a.s.)’dan ve dünyanın yaratılışından bu yana, tüm dünyayı Mehdiyet için hazırlamıştır.

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

arastirma 042010 a Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirDünyanın var oluşundan, Hz. Adem (a.s.)’ın yaratılışından bu yana Allah tüm yeryüzünü ve tarihte yaşanan tüm olayları Mehdiyet için hazırlamıştır. Hz. İsa (a.s.) zamanında İncil, Hz. Musa (a.s.) döneminde ise Tevrat ile, Hz. Davud (a.s.) zamanında Zebur ile tüm insanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle müjdelenmişlerdir. Allah, Hz. Mehdi (a.s.) ile tüm yeryüzüne İslam ahlakını hakim kılmak için, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinden önce dünyaya dinsizliği hakim etmiştir. 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlar; I. ve II. Dünya Savaşları, yeryüzünde hüküm süren terör ve anarşi olayları, Müslümanların yaşadığı birçok bölgede hüküm süren baskılar, zorluk, sıkıntı ve acılar, açlık, sefalet ve kargaşalar, hep Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi öncesinde özel olarak yaratılmış olaylardır. Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadisleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını insanlara haber veren yüzlerce olayın gerçekleşeceğini bildirmiş; ve bu alametlerin çok büyük bir bölümü de yine bu dönemde sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı için özel olarak gerçekleştirilmiştir. Rabbimiz, Kendi Katına yükselttiği Hz. İsa (a.s.)’yı, yüzyıllar sonra böyle şerefli bir olay için tekrar yeryüzüne indireceğini bildirmiştir. Tüm bunlar dünyanın seyrini değiştiren, dönüm noktası olarak ifade edilen çok büyük ve tarihi olaylardır.

Allah’ın, tüm bu tarihi gelişmeleri, sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin hazırlık safhaları olarak yaratmış olması, kuşkusuz ki Mehdiyet konusunun önemini ortaya koymaktadır. Buna rağmen Mehdiyet’i ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı (Allah’ı tenzih ederiz) önemsizmiş gibi göstermek ve sürekli gündeme getirilmesine gerek olmadığını düşünmek son derece hatalı bir bakış açısıdır.   Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde, “dünyanın tek bir günlük ömrü dahi kalmış olsa, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi için bu vaktin uzatılacağını” bildirmiştir. Sadece bu hadis dahi, Mehdiyet’in ne kadar önemli olduğunu Müslümanların kavraması açısından son derece açıklayıcıdır:

“Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutabık olan bir kişi (Hz. Mehdi (a.s.)) başa geçecektir… DÜNYANIN ANCAK BİR GÜNLÜK ÖMRÜ KALMIŞ OLSA, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) BAŞA GEÇMESİ İÇİN CENAB-I ALLAH O GÜNÜ BEHEMEHAL UZATIR.” (Sünen-i Tirmizi 4/92)

4. Kuran’da İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olacağı vadedilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) de, 14 asırdır hasretle beklenen bu büyük olaya Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesile olacağını bildirmiştir. Mehdiyet’ten bahsedilmesini önemsiz ve gereksiz görmek, İslam ahlakının hakimiyetini de önemsiz görmek olur.

Allah Kuran’ın pek çok ayeti ile, İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacağı bir dönem olacağını vadetmiştir. Hadislerde de bu vaadin, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle gerçekleşeceği bildirilmiştir. Buna rağmen Mehdiyet’in önemi yok demek, (Allah’ı tenzih ederiz) Kuran’ın da, İslam’ın da, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin de önemini takdir edemeyen bir bakış açısı olduğunu gösterir.

Oysa ki Allah’ın Kuran’da bildirdiği ayetler çok açıktır. Allah, hak din olan İslam’ı dünyaya hakim kılacaktır. Allah, her dönemde Müslümanları uyarıp korkutan, onları hidayete yönelten, onları tek bir birlik altında toplayan bir elçi göndermektedir. Bu Allah’ın Adetullahıdır. Ve Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile, ahir zamanda Müslümanların bu manevi liderinin, dünyada İslam’ın hakimiyetine vesile olacak olan şahsın Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bildirmiştir. İslam alemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den bu yana 1400 yılı aşkın bir süredir Mehdiyet’i aşkla şevkle gündemde tutmuş, Hz. Mehdi (a.s.)’ı sevgiyle anmış ve onun döneminde yaşayanlardan olabilmek için Allah’a gönülden dua etmişlerdir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın hemen hemen tüm geliş alametlerinin gerçekleştiği, içinde bulunduğumuz ahir zamanda ise, elbette ki Mehdiyet tüm Müslümanların dillerinden düşürmemeleri gereken bir konudur. Tüm Müslümanların Mehdiyet konusundan şevkle bahsetmeleri, azim ve gayretle gündemde tutmaları ve tüm dünya Müslümanlarını da, bu yüzyılda gerçekleşecek olan bu tarihi olayla müjdelemeleri son derece önemlidir.

Allah’ın Kuran’da İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine işaret eden ayetlerden bazıları şöyledir:

“Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: “HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILDIYSA, ONLARI DA YERYÜZÜNDE ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILACAK, KENDİLERİ İÇİN SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR…”” (Nur Suresi, 55)

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.” (Saff Suresi, 13)

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “ŞÜPHESİZ ARZ’A SALİH KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

“Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: “GERÇEKTEN ONLAR, MUHAKKAK NUSRET (YARDIM VE ZAFER) BULACAKLARDIR. VE HİÇ ŞÜPHESİZ; BİZİM ORDULARIMIZ, ÜSTÜN GELECEK OLANLAR ONLARDIR.”” (Saffat Suresi, 171-173)

“Allah, yazmıştır: “ANDOLSUN, BEN GALİP GELECEĞİM VE ELÇİLERİM DE.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” (Mücadele Suresi, 21)

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN İSLAM’I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

“ALLAH’IN YARDIMI VE FETİH GELDİĞİ ZAMAN, VE İNSANLARIN ALLAH’IN DİNİNE DALGA DALGA GİRDİKLERİNİ GÖRDÜĞÜNDE, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi, 1-3)

5. Kuran’da, tarih boyunca kötülerle iyilerin, deccaliyet ile Mehdiyet’in, batıl ile hak dinin bir mücadelesi olduğu bildirilmiştir. İşte ahir zamanda deccaliyeti yenecek olan güç ve hemen her sorunun çözümü de Mehdiyet olacaktır.

Allah’ın Kuran ayetlerindeki vaatleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadislerinde verilen bilgiler Mehdiyet konusunun önemini açıkça ortaya koymaktadır. Kuran’da, tarih boyunca yaşanmış olan her devirde deccallerin ve Mehdilerin mücadelesinin var olduğu bildirilmektedir. Ve bu iki fikrin; yani inananlarla inanmayanların, hak ile batılın mücadelesi kıyamete kadar da sürecektir.

Örneğin Hz. İbrahim (a.s.), yaşadığı dönemin Mehdisi, Nemrud da o dönemin deccali olmuştur. Hz. Musa (a.s.) da kendi döneminin Mehdisi ve Firavun da o zamanın deccali olmuştur. Tarihin her aşamasında, deccallerin ve Mehdilerin göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesi vardır.

Peygamberimiz (s.a.v.), ahir zamanda çıkacak olan deccalin, bu güne kadar gelmiş geçmiş en azılı, en etkili ve en güçlü Deccal hareketi olacağını bildirmiştir. İşte buna karşılık Allah, Ahir Zaman Mehdisi’ni de o denli önemli kılmış, Hz. Mehdi (a.s.)’ın deccal ile olan mücadelesini ve bunun sonucundaki galibiyetini de o denli büyük bir olay olarak yaratmıştır.

Said Nursi Hazretleri risalelerinde, Ahir Zaman Mehdisi’nin çıkacağı içerisinde bulunduğumuz bu zamanı, “ahir zamanın EN BÜYÜK FESADI dönemi” (Mektubat, s.411-412) sözleriyle tanımlamıştır. Gerçekten de içerisinde bulunduğumuz bu dönemde, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanmaktadır. Hz. Adem (a.s.)’dan bu yana, bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Nemrud ne Firavun ne de Hülagü devrinde hiç olmamıştır. Bu kadar büyük bir fesat ilk defa yaşanmaktadır. Ahir zaman deccali artık çıkmıştır. Deccal dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadıdır. Öyle ki tarih boyunca bütün Peygamberler, ahir zaman deccalinin şerrinden Allah’a sığınmışlardır. Halihazırda tarih boyunca yaşamış olan tüm Firavunların, Nemrudların ve deccallerin toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuştur. Dolayısıyla elbette ki, ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.) da bu denli önemli bir şahıs ve Mehdiyet de bu denli önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.

Tarihte ilk defa bu kadar büyük bir Deccal ve bu kadar şiddetli bir küfür hakim iken, Mehdiyet’in önemsizliğinden bahsetmek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini iddia etmek, Allah’ın Kuran ile bildirdiği Adetullahına da uygun değildir. Rabbimiz dünya tarihi boyunca her zaman böyle bir Adetullah yaratmıştır. Her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur ve bunların karşısında da Mehdiler olmuştur. Ama bu dönemde en büyük deccaller en büyük Nemrudlar en büyük Firavunlar ortaya çıkmışken, bu dönemde “Hz. Mehdi (a.s.) yoktur, gelmeyecektir” denmesi Kuran’ın mantığına uygun değildir. Deccal varsa mutlaka Hz. Mehdi (a.s.) da vardır. Dolayısıyla da böyle bir dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmemek olmaz. Çünkü çözüm Mehdiyet’tedir. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle Müslümanların yaşadığı tüm sıkıntılar, acılar, zorluklar son bulacak; yeryüzünde hüküm süren dinsizlik fikren mağlup olacak, Nemrudların, Firavunların, deccallerin fikri sistemi yok olup gidecektir.

6. Kimi insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememelerinin altında dünyaya yönelik menfaat kaygıları yatmaktadır.

Kimi insanların Mehdiyet konusuna hep şüphe ve tereddüt ile yaklaşmalarının, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini bildiren apaçık delillere dahi sürekli olarak muhalefet etmelerinin altındaki en önemli neden “menfaat kaygısı”dır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Mehdiyet makamı tüm inananlar için bir rahmet olduğu; onun vesilesiyle tüm İslam alemine barış, adalet, bolluk, bereket, huzur, refah, mutluluk geleceği halde, yine de bazı kimseler Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememektedirler.

Elbette ki bu son derece dikkat çekici ve düşündürücü bir durumdur. Bir Müslümanın, dünyadaki tüm Müslümanların iyiliğini, rahatını, birlik ve beraberliğini, güvenlik ve refah içerisinde yaşamalarını istemesi gerekir. Ama buna rağmen bazı kimseleri bu duruma vesile olacak kişinin gelmesinden yana değillerdir. Bunun altında yatan sebepler kuşkusuz rahmani değil, nefsanidir. Kimileri sakin, kendi halinde, düzenli, tertipli bir hayat yaşamak için; kimileri kurulu düzenlerinin bozulmaması, olay çıkmaması, işlerine, evliliklerine, sosyal hayatlarına zarar gelmemesi için; kimileri mehdilik vasfını kendi bağlı oldukları hocalarına atfedebilmek ve böylece kendilerince bu kimsenin konumunu, itibarını korumak amacıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememekte ve Mehdiyet konusundan bahsedilmesinden de rahatsız olmaktadırlar. Ayrıca eğer Hz. Mehdi (a.s.) gelecek olursa, O’na destek olmaları, onunla birlikte birçok fedakarlığı, zorluk ve sıkıntıyı göze almaları; gerektiğinde aile ve işlerine yönelik çıkarlarından feragat etmeleri; geleceğe yönelik dünyevi planlarından vazgeçmeleri gerekebileceğini düşünerek, Hz. Mehdi (a.s.) konusunun gündeme gelmesinden kaçınmaktadırlar.

Ancak bilinmelidir ki bu kimselerin içerisinde bulunduğu durum, tarihin her döneminde ve Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da yaşanmıştır. Her Müslüman toplumunda, iman şevki az olan, İslam’ın menfaatlerindense kendi menfaatlerini önde tutan ve dünya hayatının çekiciliğine kapılan insanlar olmuştur. Kuran’da, Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanları hicret etmeye, mücadeleye ya da savaşa çağırdığında, ailesini, işini, çocuklarını bahane ederek geride kalan insanların durumunu anlatan pek çok ayet vardır. Bu kimseler Peygamber (s.a.v.) ile birlikte Allah için zorluklara, fedakarlıklara katlanmayı adeta bir kabus gibi görmüş ve itinayla uzak durmuşlardır.

İşte ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesini istemeyen kimselerin durumu da bundan farklı değildir. Samimi Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi bir nur gibi gelirken, dünya hayatını hedefleyen insanlar bu durumdan şiddetle çekinmektedirler. Bir ayette Allah bu kimselerin durumunu şöyle açıklamaktadır:

“Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte  (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.” (Tevbe Suresi, 42)

 

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.”
(Saff Suresi, 13)

7.  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi Allah’ın yarattığı bir kaderdir. Aleyhte  yürütülen hiçbir çaba, bu müjdenin gerçekleşmesine engel olamayacaktır.

Allah bir ayetinde, “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; MÜŞRİKLER HOŞ GÖRMESE BİLE.” (Saff Suresi, 9) şeklinde buyurmuştur. Bu ayet bize çok önemli bir gerçeği haber vermektedir. Ne deccallerin, Nemrutların, Firavunların mücadelesi ne de kalplerinde hastalık ya da imanlarında zayıflık bulunan kimselerin çabaları Allah’ın Adetullahına asla etki edemez. Allah her ne olursa olsun, vaadini yerine getirendir. Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini ve İslam alemini şereflendireceğini haber vermiştir. Allah vaadini gerçekleştirecek ve inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) tüm Müslümanların manevi lideri olarak yeryüzüne Kuran ahlakını hakim kılacaktır.

SAYIN ADNAN OKTAR’IN KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI

“Mehdiyet’i Gündeme Getirmekten Kaçınmak Samimiyetsizlik Olur”

arastirma 042010 b Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirADNAN  OKTAR: “Bir de bir delikanlı da; “Hocam” diyor, “siz Allah razı olsun iyi, hoş, güzel konuşuyorsunuz ama her konuyu döndürüp dolaştırıp Mehdi (a.s.)’a dayandırıyorsunuz. Yani biz bunu anlayamıyoruz…” diyorlar. Peki kardeşim yani Kuran’da, bütününe baktığımızda hangi devirde deccal ve Mehdi (a.s.) mücadelesi olmayan bir dönem var? Hangi dönemde var? Bir göstersinler bakayım? Kuran’ın her döneminde, her yerde, Hz. İbrahim (a.s.) döneminde. Hz. İbrahim (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Nemrut “dönemin deccali”dir. Firavun “dönemin deccali”dir. Hz. Musa (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Değil mi? Dolayısıyla onların göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesinden bahsediliyor Kuran’da.

“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında…” diyor Said Nursi. Dünya tarihinin görülmüş, gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanıyor şu an. Bakın Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Firavun devrinde, ne Nemrut devrinde, ne Hülagü devrinde hiç olmamış. İlk defa oluyor bu kadar büyük bir fesat ve deccal çıkmış artık bakın. Bütün peygamberler Allah’a sığınıyorlar deccalin şerrinden. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük olayıdır deccal. Peki, Deccaliyet zuhur etmiş, değil mi? Firavunların, Nemrutların toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuş fakat Mehdi yok diyorlar. Mehdisi yok bu hareketin. İlk defa diyorlar yani. “Dünya tarihinde her zaman Allah böyle bir Adetullah yaratmıştır, her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur, Mehdiler olmuştur ama bu sefer en büyük deccal çıkmıştır, en büyük Firavun ve Nemrutlar zuhur etmiştir fakat Mehdi (a.s.) yoktur” diyorlar. Şimdi bu olmadı. Bu sahtekarlık ve samimiyetsizlik olur. Yani Kuran’a göre, Kuran mantığıyla baktığımızda samimiyetsizlik olur. Yani deccal varsa, mutlaka Mehdi vardır inşaAllah. “Dolayısıyla bize Mehdi (a.s.)’dan bahsetme”. Peki neden bahsedelim? Nasıl canımızın yandığından bahsedelim. İşte “Ey Amerika kahrol” diyeceksin. Yahudilere, Siyonistlere işte onlara lanet edeceksin, masonlara lanet edeceksin. Peki çözüm? “Ağlaşacağız” diyor. “Toplanıp beraber ağlayalım” diyorlar. Hadi başla bakalım diyorlar. Bismillah birisini başlatıyorlar ağlamaya. Ağlama günü tertip ediliyor, ağlamaya başlıyorlar. Herkes mendillerle falan; “niye işte bizi bu hale getirdiniz ey zalimler, ey acımasızlar?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. “Sizde hiç acıma yok mu ey zalimler?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. Konu bu. Çözüm? Aman diyorlar yani “Mehdi konusunu bırak. Bunun çözümü ağlamaktır” diyorlar. Çözümü Mehdiyet’tir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde bunu demiş. Ama diyor ki adam, “Mehdiyet gündeme gelince şimdi benim işim var, gücüm var, güzel rahat eve kavuştum, yiyeceğim, içeceğim yerinde. Tam evlendik, yengen evde. Keşkül, sütlaç falan her şey var.” Mehdi dedin mi; Mehdi (a.s.) ne demek? Çile, mücadele, acı çekmek, hapis. Değil mi? Heyecan, açlık, susuzluk. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Açlık, susuzluk, zorluklarla müminlerin imtihan olacağını söylüyor ve ne diyor ayette ayrıca? “Daha öncekilerin başına gelenler” diyor şeytandan Allah’a sığınırım; “sizin de başınıza gelmeden hemen cennete girebileceğinizi mi zannettiniz?” diyor Cenab-ı Allah. Şimdi adam daha öncekilerin başına gelenler; “aman Allah esirgesin” diyor. Hz İbrahim (a.s.)’ın başına gelenler, Hz. Musa kavminin, Resulullah’ın (s.a.v.) zamanında olan olaylar şimdi bizim de başımıza gelirse bütün keyfimiz, saltanatımız kaçar. Şimdi en iyisi biz Mehdi (a.s.) konusunu bir ortadan kaldıralım. Dolayısıyla sadece deccal çıktığında ağlaşalım. Deccal vursun, bunlar da ağlasın. Değil mi? Deccal dövsün, öldürsün, bunlar ağlaşsınlar. Bas bas bağırsınlar, böyle dövüne dövüne, şarkılar söyleyerek. Orada artık beste yapıyor adam. Yani besteyle ağlıyor. Çözüm budur diyor. Çözüm ağlamak değil. Deccal çıkmışken, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında Mehdi (a.s.)’ı aramamak oyundur. Nefsani bir oyundur ve şeytanın da bunda etkisi olduğunu görmemek için çocuk olmak lazım. Değil mi? Bu kasten anlamazlıktan gelinen bir sistem. Taa başından beri.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

“Ev Mücahitliği Mantığı Büyük Yanılgıdır”

ADNAN OKTAR: “Bunu önce Bediüzzaman’a bıraktılar. Zaten o Mehdi (a.s.)’dır. 30 yıl gider hapiste yatar, onlar da evde otururlar, Risale-i Nur külliyatını okur, “vah vah işte Üstadımız ne kadar zorluklar çekmiş maşaAllah” diyecek. Ama o Üstad tabii, o yapar. Yani o çile çeker o. Olmuş. Eski peygamberler, bizim Peygamberimiz de (sav) çile çekebilir ama 21. yüzyıla gelmiş artık çile devri kalmış mı yani onlar için? Artık ev mücahitliği dönemi başlamış artık cami mücahitliği. Camiye çıkacak, sarığı cübbeyi takacak. Böyle elinde yüzükle, akik yüzükle bağıra bağıra; “Ey işte gafiller, ey cahiller” diye camideki garibanlara orada onlara esip savuracak. Onlar da terliyor böyle artık olayın şiddetinden. Ve muazzam bir cihat yapılmış oluyor. Böyle bir olay yok. Küfre karşı aktif olarak, etkili ilmi mücadele var. İnşaAllah. Ve bunun sonucunda da basın üstüne gelir, iftiraya uğrarsın, hakarete uğrarsın, tutuklanırsın. Gözaltına alınırsın, işinden gücünden olursun, keyfin kaçar, hastalanırsın. Hepsi olacak yani. Bunları göze alacak mümin. İnşaAllah. Şimdi Kuran’ın herhangi bir sayfasını açsınlar. Açtıklarında ya deccal ya Mehdi; ikisi birden hatta. Mesela şu iki sayfayı açtığımızda hem deccalden, hem Mehdi’den bahseder. Hep Mehdi ve deccal mücadelesiyle doludur Kuran. Onlar istiyor ki deccal olsun fakat Mehdi olmasın. Böyle olmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir

13 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir.

BUNA RAĞMEN, “MEHDİLİK İÇİN İKİ GÖREVİ YAPMANIN YETERLİ OLDUĞUNU SÖYLEYİP BEDİÜZZAMAN’I MEHDİ İLAN ETMEK” DÜRÜST BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR.

Bediüzzaman eserlerinde “Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu” ve “bu üç görevin birarada yerine getirilmesinin Hz. Mehdi (a.s.)’yi tanıtacak en önemli alametlerden biri olduğunu” belirtmiştir. Bu görevlerin birincisi “materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle fikri mücadele yapılması ve bu akımların fikren tam olarak susturulması”dır. İkincisi, “İslam dünyasının liderliğini üstlenerek İslam Birliği’nin sağlanması”, üçüncüsü ise, “Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınması”dır. Bediüzzaman kendi yaşadığı dönemde bu üç görevin birden yerine getirilemediğini, bunu ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin gerçekleştirebileceğini söylemiştir:

Hem bu ÜÇ VEZAİFİ (görevi) BİRDEN BİR ŞAHISTA YAHUT CEMAATTE BU ZAMANDA BULUNMASI VE MÜKEMMEL OLMASI VE BİRBİRİNİ CERHETMEMESİ (birbirine engel olmaması, zarar vermemesi) PEK UZAK, ADETA KABİL (mümkün) GÖRÜLMÜYOR. AHİR ZAMANDA, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ’NİN (A.S.M.) (Peygamberimiz (sav)’in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ’DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR (biraraya gelebilir, toplanabilir).

(Kastamonu Lahikası, s. 139)

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Hz. Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş. Fakat HER BİRİ ÜÇ VAZİFELERDEN BİRİSİNİ BİR CİHETTE (açıdan) YAPMASI İTİBARIYLA (nedeniyle) AHİR ZAMANIN BÜYÜK MEHDİSİ ÜNVANINI ALMAMIŞLAR.

(Emirdağ Lahikası, s. 260)

A0035 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin “ÜÇ GÖREVİ BİRDEN” yerine getireceğini belirtmiş; ve kendisi de dahil olmak üzere, önceki müceddidlerin hiçbirinin bunların üçünü birarada gerçekleştirmediğini ifade etmiştir. Bediüzzaman, ayrıca “BU ZAMANDA” sözleriyle kendi yaşadığı dönemde, Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç görevi tek bir şahsın aynı anda yerine getirmesinin mümkün olmadığını söylemektedir. Ayrıca bu üç vazifenin birbirini engellememesinin de imkansız olduğunu söylemektedir. Bediüzzaman bu kanaatinin ne kadar güçlü olduğunu ise, “PEK UZAK” ve “ADETA KABİL (MÜMKÜN) GÖRÜNMÜYOR” sözleriyle belirtmiştir. Bediüzzaman ancak kendisinden bir asır sonra gelecek Büyük Mehdi’nin bu görevlerin hepsini yerine getireceğini bildirmektedir.

Bediüzzaman bir başka sözünde de, Kuran ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak amacıyla önceki asırlarda da bazı Müslüman şahısların geldiğini, ancak bunların hiçbirinin, ahir zamanda Hz. Mehdi’nin yapacağı üç önemli görevi bu şekilde birarada yerine getirmediklerini ifade etmiştir. Bu nedenle de ahir zamanın “BÜYÜK MEHDİ”si ünvanını alamadıklarını belirtmiştir.

Bediüzzaman Risale-i Nur’un da Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevinden birincisi olan “imanı kurtarmak” görevini yerine getirdiğini söylemiştir. Ancak bu hizmetin dar dairede yani belirli bir çerçevede yani sınırlı bir alanda kaldığını belirtmiştir. “Hz. Mehdi’nin imani çalışmaları ise, İslam ahlakının ‘tüm dünyada‘ hakim kılınmasını sağlayacaktır”:

Bazı ayat-ı kerime (ayetler) ve ehadis-i şerife (hadisler) AHİR ZAMANDA GELECEK BİR MÜCEDDİD-İ EKBERİ (en büyük müceddidi) mana-yı işari ile (işari anlamda) haber veriyorlar. Fakat O GELECEK ZATIN VE CEMİYETİNİN ÜÇ VAZİFESİNDEN en ehemmiyetlisi (önemlisi) olan ve zahiren (görünüşte) en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi (iman hakikatlerini) güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin (talebelerinin) şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; O GELECEK ZATA dair HABERLERİ VE İŞARETLERİ, RİSALE-İ NUR’UN ŞAHS-I MANEVİSİNE HATTA BAZEN TERCÜMANINA DA TATBİKE (uydurmaya) ÇALIŞMIŞLAR ve Şeriatı ihya (Kuran ahlakının esaslarını hatırlatarak yeniden hayata geçirme) ve hilafeti tatbik olan ÇOK GENİŞ DAİREDE HÜKMEDEN BU MÜHİM VAZİFESİNİ NAZARA ALMAMIŞLAR (göz önünde bulundurmamışlar).


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, S. 9)


R0009 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Büyük Mehdi ünvanını taşıyacak olan HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN, İMANI KURTARMAK GÖREVİNİ, HEM DİĞER İKİ GÖREVİYLE BİRARADA HEM DE DÜNYA ÇAPINDA gerçekleştireceğini açıklamıştır. Bilindiği gibi “Bediüzzaman Hz. Mehdi’nin diğer görevleri olan İslam Birliği’ni oluşturmamış, tüm dünyadaki Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, bu vasıfla Hristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınmasına vesile olmamıştır.

Tüm bu bilgiler gerçekleri çok açık bir şekilde ortaya koyduğu halde, Bediüzzaman’ın bunlardan sadece bir iki tanesini ve bunları da çok sınırlı bir kesime yönelik olarak yapmış olmasının Mehdilik alameti olduğunu söylemek, dürüstlüğe uygun bir yaklaşım değildir. Bediüzzaman’ın tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılmadığı, tüm dünya Müslümanları arasında İslam birliğini kurmadığı, Hıristiyanların tamamının İslam’a dönmelerine vesile olmadığı çok açıktır.

BEDİÜZZAMAN “HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN HEM DİYANET, HEM SİYASET HEM DE SALTANAT ALANLARINDA MEHDİLİK YAPACAĞINI” BELİRTMİŞTİR.


Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç ayrı alanda birden Mehdilik yapacağını yani, hem “SİYASET MEHDİSİ” hem “SALTANAT MEHDİSİ” hem de “DİYANET MEHDİSİ” olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu önemli özelliğini açıkladığı sözlerinden biri şöyledir:


“Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve SİYASET ALEMİNDE, DİYANET ALEMİNDE, SALTANAT ALEMİNDE, MÜCADELE ALEMİNDE ÇOK DAİREDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ…”


(Şualar, s. 590)

A0014 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman’a göre “Hz. Mehdi (a.s.), Mehdilik görevini sadece tek bir alanda gerçekleştirmeyecek, dört ayrı alanda birden büyük ve önemli faaliyetleri olacaktır”.

Ayrıca Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç büyük görev hakkında geniş bilgi vermiş ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin “diyanet, siyaset, saltanat ve mücadele alanlarında Mehdilik görevini ne şekilde yerine getireceğini” de detaylı olarak anlatmıştır. Bu sözlerinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin “İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını, Müslümanların manevi liderliğini üstlenerek İslam Birliği’ni sağlayacağını, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapacağını” ayrıntılı olarak açıklamıştır.

Bediüzzaman’a Mehdilik zannıyla yaklaşan kimseler, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Bediüzzaman’ın da eserlerinde açıklamış olduğu Hz. Mehdi (a.s.)’nin ikinci ve üçüncü görevlerinin yerine getirilmemiş olması konusuna bir açıklama getirememektedirler. Bediüzzaman ömrünü İslam’a hizmete adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze alarak imani yönde çok büyük bir hizmette bulunmuştur. Ancak hayatta olduğu sırada tüm Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, İslam Birliği’ni kurmamış, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Hz. İsa (a.s.) ile biraraya gelmemiş, birlikte namaz kılmamış ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasına vesile olmamıştır. Sözlerinde açıkladığı gibi, siyaset ve saltanat aleminde Mehdilik görevini üstlenmemiştir. Tüm dünyaya adalet ve hakkaniyet getirmemiş, tüm Müslüman dünyası üzerindeki zulüm ve haksızlıkların ortadan kaldırılmasına vesile olmamıştır.

BEDİÜZZAMAN, “HZ. MEHDİ’NİN BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYET SAHİBİ OLACAĞINI” BİLDİRMİŞTİR, ANCAK BEDİÜZZAMAN HAYATINI SIKINTI VE ZORLUK İÇERİSİNDE GEÇİRMİŞTİR

… O ZATIN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) İKİNCİ VAZİFESİ, KURAN AHLAKINI İCRA VE TATBİK ETMEKTİR (HAYATA GEÇİRMEKTİR). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN.


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)


A0019 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)’nin vazifelerinden birinin de, “KURAN AHLAKININ GEREKLERİNİ TOPLUM İÇERİSİNDE HAYATA GEÇİRMEK” olduğunu ve “BU GÖREVİN ANCAK “BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE” GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ” belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Maddi güç ve hakimiyetin olması, onun diğer vazifelerini gerçekleştirmesine de vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır. Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış ve çok büyük bir hizmet vermiştir. Ancak Bediüzzaman’ın tebliği maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil, maddi şartların çok zor olduğu benzersiz sıkıntılar içerisinde geçmiştir. Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla Bediüzzaman hakim konumunda olmamış; aksine baskı altına alınmış, ömrünün 30 yılını esaret, maddi sıkıntılar ve zorluklar altında geçirmiştir. Sayıldığı gibi geniş bir kesimin desteğini almamış; aksine çeşitli haksızlıklara uğramış, eziyetlere tabi tutulmuş, yaşamının büyük bölümünü hapis ve sürgün gibi şartlar altında sürdürmüştür. Tüm bunlar, Allah’ın izniyle onun dünyadaki ve ahiretteki makamını yücelten çok şerefli olaylardır. Ve bu zorluklar Bediüzzaman’ın şerefli mücadelesini daha değerli hale getirmiş ve ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir. Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi bu durum, Hz. Mehdi (a.s.)’nin elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve hakimiyet”in Bediüzzaman’ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bediüzzaman tüm bunların kendisinden sonraki yüzyılın müceddidi olarak Hz. Mehdi’ye nasip olacağını bildirmiştir.

Popularity: unranked [?]

MEHDİLİK NE DEMEKTİR?

13 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

MEHDİLİK NE DEMEKTİR?

Ahir zaman ve Mehdiyet kavramları bazı insanlar için çok tanıdık olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu iki kavramı açıklamakta yarar vardır. Ahir zaman sözü, “son dönem” anlamına gelir. İslam’a göre ahir zaman, kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve insanlar arasında çok yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.

mahdi MEHDİLİK NE DEMEKTİR?İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel bir yiyecek, daha iyi ve toplumsal sorunların yaşanmadığı bir hayat, refah, huzur, bolluk, güzellik… İşte ahir zaman da tüm bu “daha iyi”, “daha güzel” kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının ve kıtlığın yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barışın ve huzurun aldığı ve tüm inanan kulların asırlardır özlemini duydukları, İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bu dönemi ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer alır. Peygamberimiz (sav)’in ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman hakkında önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlara bakıldığında, ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım önemli olay ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman dünyanın önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak sonra da gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir dönemdir.

Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya Allah’ı inkar eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere olacaktır. İnsanlar yaratılış amaçlarından uzaklaşacak, bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak, insanlar “Nasıl kurtuluruz?” sorusunun cevabını arayacaklardır.

Ahir zamanın bu dönemi, aynı zamanda dinin de dejenere edildiği bir dönemdir. İslam dini, içine sokulan birtakım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle aslından uzaklaştırılmıştır. Dindarlık adı altında tutuculuk ve ikiyüzlülük yapan bazı kimseler bu hurafeleri daha da yaygınlaştırmak için çabalamakta, İslam’ın özündeki güzel ahlakın kavranmasına engel olmaktadırlar. Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden felsefeler, öte yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler, insanlığı büyük bir karanlığa sürüklemiştir.

Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük karmaşası içindeki insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Yolunu şaşırmış olan insanlığı doğru yola davet etmek için, “Mehdi” (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Mehdi, önce İslam dünyasının içinde fikri bir mücadele yürütecek ve İslam’ın aslından kopmuş olan Müslümanları gerçek imana ve ahlaka döndürecektir. Mehdi’nin bu noktada üç temel görevi vardır:

1. Allah’ı inkar eden ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin çürütülmesi.

2. İslam’ı, onu dejenere etmiş olan ikiyüzlü kimselerin boyunduruğundan kurtararak hurafeciliğe karşı mücadele edilmesi. Kuran’ın hükümlerine dayanan gerçek İslam ahlakının ortaya çıkarılması ve uygulanması.

3. Tüm İslam dünyasını siyasi ve sosyal yönlerden güçlendirmesi, huzur, güvenlik ve refah sağlaması, toplumsal sorunları çözmesi.

Hadislerde bildirildiğine göre, Mehdi’yle aynı dönemde dünyaya yeniden dönecek olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran’a göre yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz. İsa’ya uyması ile birlikte, İslam ve Hıristiyan dünyaları tek bir inançta birleşecek ve dünya “Altınçağ” olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ahir zamanın başlangıç alametleri ile ilgili çeşitli açıklamalar mevcuttur. Ayrıca Kuran’da da bu döneme işari manada bakan ayetler vardır. Bu bölümde çeşitli ahir zaman alametleri, hadisler ve Kuran ayetleri doğrultusunda açıklanmaktadır.

Popularity: unranked [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.