<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Hz Muhammed</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/hz-muhammed/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 06:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Azm]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Imam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed  (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani  hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir</h3>
<p>Bazı  kimseler Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl  sonra gelmesinin, İmam Rabbani&#8217;nin değerini azalatacağını düşünmekte ve  Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani&#8217;den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini  iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani Hazretlerinden  yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini,  kıymetini azaltacak bir husus değildir. <strong>Allah Peygamberimiz  (sav)&#8217;i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)&#8217;dan sadece 571 yıl  sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)&#8217;dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir  şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm  peygamber arasında 571 yıl vardır. </strong>Hz. Mehdi (as) da İmam  Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu  İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)&#8217;ın  Peygamberimiz (sav)&#8217;in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini  söylemiştir:</p>
<div>
<table border="0" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://us3.harunyahya.com/Image/gif_resimler/120.gif" alt="" /></p>
<p>Bu ümmetin ahirliği, <strong>İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI</strong> ile başlar. <strong>YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN&#8230;</strong> Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran&#8217;ın ahlakının tam  olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi)  BU İKİNCİ BİNDEDİR. <strong>BU  DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE  (YANİ  PEYGAMBERİMİZ (SAV)&#8217;İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR  OLUŞLARIDIR.</strong> (Mektubatı Rabbani, sf 261)<br />
<img src="http://us3.harunyahya.com/Image/gif_resimler/120.gif" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Burada  İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA  DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA  demektedir.</p>
</div>
<p>İmam Rabbani Hazretleri&#8217;nin de söylediği gibi, <strong>İslam  aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam  Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz  (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır. </strong></p>
<p><em>18 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Hz. Mehdi (A.S.)&#8217;in &#8216;Seyyid olacağını&#8217;; kendisinin ise &#8216;Seyyid olmadığını&#8217; açıklamıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-hz-mehdi-a-s-in-seyyid-olacagini-kendisinin-ise-seyyid-olmadigini-aciklamistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-hz-mehdi-a-s-in-seyyid-olacagini-kendisinin-ise-seyyid-olmadigini-aciklamistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 08:10:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Biz]]></category>
		<category><![CDATA[Deki]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Hatta]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Soy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[



Bediüzzaman  &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Hz. Mehdi (A.S.)&#8217;in &#8216;Seyyid ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="3" cellpadding="0" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr align="center">
<td colspan="2" height="24" align="left">
<h3>Bediüzzaman  &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Hz. Mehdi (A.S.)&#8217;in &#8216;Seyyid  olacağını&#8217;; kendisinin ise &#8216;Seyyid olmadığını&#8217; açıklamıştır</h3>
</td>
</tr>
<tr align="center">
<td align="left" valign="top">Bediüzzaman, kendisinin <strong>‘Mehdi’ </strong>olmadığını  delillendirmek amacıyla, eserlerinde birçok kez Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın  hadislerde bildirildiği gibi “seyyid”, yani “Peygamberimiz (sav)&#8217;in  soyundan gelen bir kimse” olacağını, <strong>“KENDİSİNİN İSE SEYYİD  OLMADIĞINI”</strong> belirtmiştir. Bediüzzaman&#8217;ın bu konuya açıklık  getirdiği sözlerinden bazıları şöyledir:</p>
<p>&#8230; Rivayetlerde, Ahir Zaman’ın alâmetlerinden olan ve <strong>ÂL-İ BEYT-İ NEBEVİ’DEN HAZRET-İ  MEHDİ’NİN</strong> (Radıyallahü Anh) hakkında ayrı ayrı haberler  var. <strong>(Şualar, Beşinci Şua, On Dokuzuncu Mesele, s. 465)</strong></p>
<p>… Ben de onlara demiştim: &#8220;<strong>BEN,  KENDİMİ SEYYİD </strong>(Peygamberimiz’in soyundan) <strong>BİLEMİYORUM. BU ZAMANDA NESİLLER  BİLİNMİYOR. HALBUKİ ÂHİR ZAMANIN O BÜYÜK ŞAHSI, ÂL-İ BEYT&#8217;TEN</strong> (Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan) <strong>OLACAKTIR. </strong><strong>(Emirdağ Lâhikası-1, 206. Mektup, s. 339)</strong></p>
<p><strong>&#8230; HEM MEHDİLİK İSNADINI  HİÇ KABUL ETMEDİĞİMİ BÜTÜN KARDEŞLERİM ŞEHADET EDERLER.</strong> Hatta Denizli’deki ehli vukuf eğer Said Mehdiliğini ortaya atsa bütün  şakirtleri kabul edecek dediklerine mukabil, Said itiraznamesinde demiş  ki: <strong>“BEN SEYYİD DEĞİLİM  MEHDİ SEYİD OLACAK” DİYE ONLARI REDDETMİŞ&#8230;</strong> (Şualar, On  Dördüncü Şua, s. 365)</p>
<p><strong> Bediüzzaman tüm bu sözleriyle ‘seyyid olmadığını’ çok kesin  ifadelerle açıklamıştır.</strong> Bunun yanı sıra Bediüzzaman&#8217;ın <strong>“Biz  ancak manevi seyyid olabiliriz” </strong>şeklindeki açıklamaları da  yine Bediüzzaman&#8217;ın seyyid olmadığına açıklık getiren bir başka  delildir:</p>
<p><strong>&#8220;ÂHİR ZAMAN’IN O BÜYÜK  ŞAHSI (Hz. Mehdi (a.s.)) NESLEN ÂL-İ BEYTTEN (soy olarak Hz. Muhammed  (sav)’in soyundan) OLACAK. BİZ NUR ŞAKİRTLERİ, ANCAK MÂNEVÎ ÂL-İ BEYTTEN  (manevi anlamda birer seyyid) SAYILABİLİRİZ. &#8230;</strong> (Şualar, s. 390)</p>
<p>… “Eğer Mehdilik dava etse, bütün şakirdleri (talebeleri) kabul  edecekler”. Ben de onlara demiştim: <strong>BEN,  KENDİMİ SEYYİD (Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan) BİLEMİYORUM.</strong> Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki <strong>AHİR ZAMAN’IN O BÜYÜK  ŞAHSI AL-İ BEYT&#8217;TEN </strong>(Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan) <strong>OLACAKTIR.  GERÇİ MANEN BEN HAZRET-İ ALİ&#8217;NİN (R.A.) BİR VELED-İ MANEVİSİ</strong> (manevi evladı) <strong>HÜKMÜNDE ONDAN HAKİKAT DERSİNİ ALDIM VE AL-İ  MUHAMMED ALEYHİSSELAM</strong> (Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan olanlar)  <strong>BİR MANADA HAKİKİ NUR ŞAKİRTLERİNE ŞAMİL OLMASINDAN </strong>(gerçek  Nur talebelerini kapsamasından dolayı) <strong>BEN DE AL-İ BEYTTEN</strong> (Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan) <strong>SAYILABİLİRİM.</strong></p>
<p>(Emirdağ Lâhikası, 206. Mektup, s. 340) (Şualar, On Dördüncü Şua, s.  557)</p>
<p>Bununla beraber, <strong>&#8220;BEN DE  MÂNEVÎ ÂL-İ BEYTTEN SAYILABİLİRİM&#8221; DEMEKTEN MAKSADIM, BİR KISIM  MÜÇTEHİDLERİN, &#8220;ONUN ÂİLESİNE VE ASHABINA SELÂM OLSUN&#8221; DUASINDA, &#8220;SEYYİD  OLMAYAN, FAKAT EHL-İ TAKVÂ BULUNANLAR O DUADA DAHİLDİRLER&#8221;  DEDİKLERİNDEN, O UMUMÎ DUADA BENİM DE BİR HİSSEM BULUNMASI İÇİN  RİCAKÂRÂNE BİR TEVİLDİR.</strong> <strong>Yoksa, o hatâkârane  mânâ (hatalı anlam) hiç hatırıma gelmemiş.</strong> (Şualar, 14. Şua, s.  358 )</p>
<p>Dolayısıyla bu da Bediüzzaman&#8217;ın ‘Mehdi&#8217;  olmadığının en açık  delillerinden biridir. Nitekim Bediüzzaman da, kendisine yöneltilen  Mehdilik yakıştırmasını kabul etmediğini anlatırken, seyyid olmayışının,  ‘Mehdi&#8217; olamayacağının delillerinden biri olduğunu belirtmektedir. Bu  durumda eğer Bediüzzaman “Hayır, ben ‘Mehdi&#8217; değilim, çünkü seyyid de  değilim” diyorsa, buna inanmak gerekir.</p>
<p>Ayrıca Said Nursi eğer seyyid olmuş olsaydı, bunu gizlemesi için hiçbir  sebep yoktur. Çünkü seyyid olmak, saklanması gereken bir özellik  değildir. Tam aksine Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in neslinden olmak  Müslümanlar için büyük bir şereftir. Dolayısıyla Bediüzzaman seyyid  olsaydı, bunu hiçbir şekilde gizlemez ve açıkça ifade ederdi.  Peygamberimiz (sav)&#8217;in soyundan olduğunu ifade etmekten büyük bir onur  duyardı. Kendisine ‘Mehdi olup olmadığı’ sorulduğunda; “Evet seyyidim,  ama ‘Mehdi&#8217; değilim” derdi. Zira çünkü Bediüzzaman bizzat kendisi  eserlerinde, “seyyid olan bir kişinin seyyidliğini gizlemesinin Kuran  ahlakına uygun olmadığını” belirtmiştir:</p>
<p><strong>&#8230; SEYYİD OLMAYAN  “SEYYİDİM” VE SEYYİD OLAN “DEĞİLİM” DİYENLER, İKİSİ DE GÜNAHKAR; VE  DUHUL İLE (dahil olarak) HURUC (isyan) HARAM OLDUKLARI GİBİ&#8230; hadis ve  Kuran’da dahi, ziyade veya noksan etmek memnu’dur (yasaklanmıştır)&#8230;</strong> (Muhakemat, Birinci Makale, Unsuru’l-Hakikat, On İkinci Mukaddeme, s.  52)</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;ın bu sözü çok açıktır. İslam ahlakına göre, seyyid olan  bir kişi hiçbir nedenle bunu gizleyemez, saklayamaz. Seyyid olmayan bir  kişi de “ben seyyidim” diyemez. Bu durumda Bediüzzaman da eğer seyyid  olmuş olsaydı, hiçbir şekilde bu gerçeği gizleme yoluna gitmezdi.</p>
<p>Bunun yanı sıra her seyyid olan kişi, mutlaka ‘Mehdi&#8217; olacak diye bir  durum da söz konusu değildir. Dünya üzerinde milyonlarca seyyid olan  insan bulunmaktadır. Bir kişinin seyid olması ‘Mehdi&#8217; olmasını  gerektirmediği için seyyid olan her insan bu gerçeği rahatlıkla dile  getirebilir.</p>
<p>Dahası Bediüzzaman “Benim bu konudaki tek eksikliğim seyidliğim, eğer  seyid olsaydım ‘Mehdi&#8217; olurdum” da dememiştir. Çünkü zaten eğer  Bediüzzaman seyyid olmuş olsaydı bile, Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın diğer  alametleri kendisinde oluşmadığı için yine de ‘Mehdi&#8217; olmadığı çok açık  bir şekilde ortadadır.</p>
<p>Zira Bediüzzaman, risalelerinde Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın tüm özelliklerini  ve ortaya çıktığında yapacağı benzersiz faaliyetleri uzun uzun açıklamış  ve bunların hiçbirinin kendi yaşadığını dönemde henüz gerçekleşmediğini  belirtmiştir.</p>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/18.gif" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-hz-mehdi-a-s-in-seyyid-olacagini-kendisinin-ise-seyyid-olmadigini-aciklamistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Muhammed (sav): &#8221;İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar&#8221;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-muhammed-sav-insanlar-uykudadir-olumle-uyanirlar.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-muhammed-sav-insanlar-uykudadir-olumle-uyanirlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 11:33:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Fark]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Kilometre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Muhammed (sav): &#8221;İnsanlar uykudadır, ölümle  uyanırlar&#8221;
Şu anda bu ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. Muhammed (sav): &#8221;İnsanlar uykudadır, ölümle  uyanırlar&#8221;</h3>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Şu anda bu yazıyı okuyan kişiler  de dahil olmak üzere, birçok insan hayatı boyunca büyük bir yanılgı  içinde yaşar. Bu yanılgı ise, aslında çok iyi bildikleri ancak  düşünmedikleri için fark edemedikleri bir gerçekle ilgilidir. Bu gerçek  şudur: Her insan, tüm hayatını aslında çok küçük bir mekanda, yani  kafatasının içinde, tek başına yaşar. Bu, bilimin de gösterdiği kesin  bir gerçektir. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Örneğin siz şu anda bu yazıyı  bilgisayarınızdan okuyorsunuz ve bilgisayarınızın 20-30 cm uzağınızda  olduğunu sanıyorsunuz. Oturduğunuz odadaki televizyonun ise sizden 2  metre kadar ileride olduğunu düşünüyorsunuz. Camınızdan gördüğünüz deniz  manzarasının ise sizin birkaç kilometre uzağınızda olduğunu zannediyor  olabilirsiniz. Balkona çıktığınızda gördüğünüz yıldızlar ise, size göre  sizden milyarlarca kilometre uzaklıkta. Bunun sonucunda ise kendinizi  sonsuz büyüklükte bir evrenin içinde yaşayan, çevresi insanlarla dolu  biri sanıyor olabilirsiniz. İşte siz de diğer insanların büyük bölümü  gibi bu noktada yanılıyorsunuz. Çünkü burada saydıklarımızın hepsi,  bilgisayarınız, televizyonunuz, pencereden bakınca gördüğünüz manzara ve  yıldızlar, dostlarınız, yakınlarınız, aslında sizin dışınızda,  ilerinizde veya uzağınızda değiller, hepsi sizin içinizdeler. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Bu görüntülerin her biri beyninizin arka  bölümündeki görme merkezinde oluşan görüntüler. Siz şu anda beyninizin  arkasındaki küçücük bir bölgede oluşan bu yazının görüntüsünü  görüyorsunuz. Başka bir deyişle, şu anda bu yazıyı okuyan sizin  gözleriniz değil, çünkü bu yazı gözünüzün önünde değil, kafatasınızın  arkasında bir yerde. Ancak siz hayatınız boyunca gözlerinizin bunları  gördüğünü, tüm gördüklerinizin gözünüzün önünde, sizin dışınızda  varlıklar olduğunu zannederek yanıldınız. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Ortaokul veya lisedeki bazı bilgilerinizi  tazelerseniz, bu söylediklerimizin aslında sizin de bildiğiniz bilimsel  gerçekler olduğunu, sadece size bu şekilde anlatılmadığı için bu gerçeği  bu yönüyle hiç düşünmediğinizi anlayacaksınız. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Dünya gözünüzün önünde değil, beyninizin  arkasında</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Gözlerimiz ve gözlerimize bağlı olan  milyonlarca sinir hücremiz, sadece &#8220;görme olayının&#8221; gerçekleşmesi için  beyne mesaj ileten kablo görevine sahiptirler. Bir cisimden gelen ışık,  göz merceğinden geçer ve gözün arka tarafındaki ağ tabakanın üzerine  başaşağı ve iki boyutlu bir görüntü bırakır. Ağ tabakadaki çubuk ve koni  hücreler, bazı kimyasal işlemlerden sonra bu görüntüyü elektriksel  akıma dönüştürür. Bu elektriksel akımlar, göz sinirleri aracılığı ile  beynin arka kısmında yer alan görme merkezine götürülür. Beyin ise bu  gelen sinyali anlamlı ve üç boyutlu görüntüler haline getirir.</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Burada çok yüzeysel olarak anlattığımız  görme, gerçekte son derece olağanüstü bir işlemdir. Işık demetleri  anında ve kusursuz şekilde elektrik sinyallerine dönüştürülmekte ve  sonra bu elektrik sinyalleri, üç boyutlu, rengarenk, ışıl ışıl bir dünya  olarak bize görünmektedir.</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Sonuç olarak siz hayatınız boyunca  gördüğünüz her şeyi beyninizin içinde gördünüz. &#8220;Dışarıda&#8221;, yani sizin  bedeninizin dışında, uzağınızda olduğunu sandığınız her şey, çiçekler,  denizler, gemiler, uçaklar, yıldızlar, güneş, ay, aileniz, dostlarınız,  eviniz, arabanız, iş yeriniz, dağlar, kuşlar, kısacası her şey, aslında  sizin içinizde idi. Siz, bugüne kadar beyninizin dışında bulunan hiçbir  nesneyi görmediniz, gördüğünüz her şey kafatasınızın içinde idi. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Duyduğunuz sesler, dokunduğunuz cisimler,  aldığınız kokular ve tatlar için de aynı gerçek söz konusudur. Bir cisme  dokunduğunuzda, hiçbir zaman o cismin aslına dokunamazsınız.  Dokunduğunuz beyninizdeki cisimdir. Dokunma hissi elinizde değil,  beyninizde oluşur. Bu nedenle, örneğin siz şu anda bilgisayarınızın  tuşlarına dokunduğunuzda, gerçekte beyninizin içindeki bilgisayarı  hissedersiniz. Masanızın sertliği, ipek bir kumaşın elinizde oluşturduğu  his, metalin soğukluğu gibi dokunmaya ait tüm hisler beyninizde  oluşmaktadır. Yani siz bugüne kadar hep kafatasınızın içindeki küçücük  bir yerde yaşadınız. Beyninizin dışında ne olduğunu, oradaki gerçek  alemi ise asla göremediniz.</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Beyninizin dışında madde olarak  adlandırılan görüntüden oluşan ve sağlamlık hissi verilen bir alem  vardır. Ancak siz bu aleme asla duyularınız aracılığı ile ulaşamazsınız.  Her insan beyninde oluşan alemi seyreder, beyninde oluşan aleme  dokunur, beynindeki alemin sesini dinler. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Allah, yarattığı madde alemini, her insana  beyninde bir görüntü olarak izlettirmekte ve bu görüntüye sağlamlık,  sertlik vererek görüntüyü gerçek gibi algılattırmaktadır. 20. yüzyılda  bilimsel bulgularla kanıtlanan bu gerçek yüzyıllarca önce yaşamış olan  büyük İslam alimi İmam Rabbani tarafından etraflıca açıklanmıştır. İmam  Rabbani, mektuplarından birinde şöyle bir izahta bulunmaktadır:</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">&#8220;Hâricde ve hakîkatde, Allahü teâlâdan  başka, mevcûd yokdur. Allahü teâlâ, kudreti ile, kendi ismlerinin ve  sıfatlarının kemâlıinı mümkinât sûretlerinin perdesinde göstermiş, ya’nî  eşyâyı, kendi kemâlâtına uygun olarak, his ve vehm mertebesinde, îcâd  etmiş, var etmişdir. Böylece, eşyâ, vehmde görünmekde, hayâlde devâm  etmekdedir. O hâlde eşyâ, hayâlde göründüğü için vardır. Lâkin Allahü  teâlâ, bu görünüşe devâm verdiği, yok olmakdan koruduğu eşyanın yapısına  sağlamlık verdiği ve ebedî mu’ameleyi de bunlara bağlı kıldığı için,  vehmdeki varlık ve hayâldeki devâm da, hakîkî varlık olmuşdur.&#8221; (İmam-ı  Rabbani, İkinci Cilt, 44. Mektup)</span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>İnsan görüntüyü gerçek zannederek  yanılır</strong></span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Burada anlatılanlar, her insanın üzerinde  büyük bir ciddiyetle düşünmesi gereken çok önemli bir hakikattir. Çünkü  bu gerçeği görmezden gelen her insan, ömrü boyunca küçücük bir noktada  oluşan görüntüyü gerçek zannederek yanılmaktadır. Örneğin beynindeki  minik bir noktada oluşan iş kulelerinin sahibi olduğunu zanneden bir  adam, bu görüntüden dolayı kibirlenir, şımarır, bir gün öleceğini  unutarak kendisini sonsuz güçlü zanneder. Veya beynindeki bir noktada  oluşan fakir hayat görüntüsü başka bir insanın ezik, mutsuz ve umutsuz  yaşamasına neden olur. Beyninin içindeki küçücük bir yerde oluşan para  görüntüsünü kaybeden insan hemen perişan olur. Beyninin içindeki araba  görüntüsünün çizildiğini gören bir başkası ise hiddetlenir, mal  hırsından dolayı büyük bir öfke duyar. Oysa, bu kişilerin her biri  rüyasında zengin veya fakir olan, veya rüyasında arabası çizilen bir  insandan farklı bir durumda değildirler. Çizilen araba, beynimizin  içinde oluşan bir araba görüntüsüdür. Bu arabanın aslını, dışarıdaki  gerçek halini hiç kimse, hiç bir zaman bilemez ve göremez. Bunu ancak  beynimizdeki ve dışındaki alemi yaratan Yüce Allah bilir. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">İşte bu gerçeğin farkında olmayan, veya  çok açık olmasına rağmen bu gerçeği kabullenmek istemeyen insanlar,  hayatları boyunca hep yanılgı içinde, gerçekleri görmezden gelerek  yaşarlar. Bu insanların durumu bir sinema filmini veya tiyatro oyununu  gerçek zannederek bu filmin veya oyunun içinde yaşamak isteyen bir  insanın durumu gibidir. Çevresindekiler bu insanı ne kadar ikna etmeye  ve ona gerçekleri göstermeye çalışsalar da bu insan bunu anlamazlıktan  gelir. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>Her insanın bu gerçeği kabul  ederek kavrayacağı bir an vardır</strong></span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Ancak her insanın, hiçbir istisna  olmaksızın, bu gerçeği anlayacağı, kavrayacağı ve kabul edeceği bir an  vardır. İşte bu an her insana ölümle birlikte gelecektir. Ölümle  birlikte insanın beyninde seyrettiği dünya hayatına dair görüntü  değişecek, bunun yerine ölüm anının, hesap gününün ve ahiretin görüntüsü  gelecektir. Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da bildirdiği gibi, ölümle birlikte insan  sanki bir uykudan uyanacak, rüyasından gerçek dünyaya geçer gibi, gerçek  ve sonsuz hayatına geçecek, bu hayatında görüntüsü daha net ve gerçek  olacaktır. Aynı rüyasındaki daha bulanık görüntüden uyanıp daha net olan  dünya hayatına geçiş yapan insan gibi. Ayetlerde tüm alemlerin Rabbi  olan Allah bu gerçeği şöyle bildirmektedir:</span></p>
<div>
<blockquote dir="ltr">
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>Demişlerdir ki: &#8220;Eyvahlar  bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu,  Rahman (olan Allah)ın va&#8217;dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler  doğru söylemiş&#8221;. (Yasin Suresi, 52)</strong></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>&#8220;Andolsun, sen bundan gaflet  içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık  bugün görüş-gücün keskindir.&#8221; (Kaf Suresi, 22)</strong></span></div>
</blockquote>
</div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Her sözü güvenilir olan, ilim ve hikmet  timsali Peygamber Efendimiz (SAV) de bir hadis-i şeriflerinde &#8220;insanlar  uykudadır, ölümle uyanırlar&#8221; (İmam Gazali,<em> İslam Klasikleri</em> 2,  Bedir Yayınları, 18 sf. 36152) buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir. </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Gerçek olan ölümden sonraki hayattır.  Dünya hayatı ise, aynı bir rüya gibi insana beynindeki küçücük bir  noktada izlettirilen bir görüntü alemidir. Bir insanın bu görüntüye  aldanıp, gerçek ve sonsuz hayatını unutması, düşünmemesi ise büyük bir  gaflet ve yanılgıdır. Bu gerçeği dünyada görmeyenler ahirette büyük bir  pişmanlık yaşayacaklardır. Hayatları boyunca bağlandıkları, gerçek  zannederek peşinden sürüklendikleri, Allah&#8217;ı ve ahireti unutarak şirk  koştukları insanların, malların, mevkilerin, ünvanların aslında birer  hayal olduğunu, beyinlerindeki görüntüler olduğunu anlayanlar bu  pişmanlıklarını dile getireceklerdir. Asla yok olmayacağını  zannettikleri şeylerin birer birer bir görüntü gibi kaybolduğunu  gördüklerinde büyük hüsrana uğrayacaklardır. Allah, bu insanların  ahiretteki itiraflarını Kuran&#8217;da şöyle bildirir:</span></p>
<div>
<blockquote dir="ltr">
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>Sonra onlara denilecek:  &#8220;Sizin şirk koştuklarınız nerede?&#8221; &#8220;Allah&#8217;ın dışında (taptıklarınız).&#8221;  Dediler ki: &#8220;Bizi bırakıp-kayboluverdiler. Hayır, biz önceleri (meğer)  hiç bir şeye tapar değilmişiz.&#8221; İşte Allah, kafirleri böyle  şaşırtıp-saptırır. (Mü&#8217;min Suresi, 73-74)</strong></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong> </strong></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"><strong>… Nihayet elçilerimiz,  hayatlarına son vermek üzere kendilerine gittiklerinde onlara diyecekler  ki: &#8220;Allah&#8217;tan başka taptıklarınız nerede?&#8221; &#8220;Onlar bizi  bırakıp-kayboldular&#8221; diyecekler. (Böylelikle) Bunlar, gerçekten kâfirler  olduklarına kendi aleyhlerinde şehadet ettiler. (Araf Suresi, 37)</strong></span></div>
</blockquote>
</div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"> </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;">Dünyada bu gerçekleri görmezden gelerek,  düşünmeyen her insan ahirette aynı konuşmayı yapacak, aynı telafisi  olmayan pişmanlığı yaşayacaktır. Allah&#8217;ın bir rüya gibi gösterdiği dünya  hayatına kapılıp gidenler, ölümü gerçek ve tek yaşantılarının sonu  zannedenler, ölümle birlikte içinde bulundukları bu gaflet uykusundan  uyanacak, rüyalarından ayrılacaklar ve işte o zaman asıl gerçeği  göreceklerdir. Aklını ve vicdanını kullanan, samimi ve dikkatli düşünen  her insan ise, daha dünyada iken gerçekleri fark ederek, ahiret hayatı  için ciddi bir gayret içinde olacaktır. </span></p>
<p><a title="Hz. Muhammed  (sav): ''İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar''" href="http://tr1.harunyahya.com/selectMirrorForDetail.php?dev-t=7EZU2FZ0164&amp;mode=download&amp;with=mod=file,id=22263&amp;keepThis=true&amp;TB_iframe=true&amp;height=450&amp;width=510"> <img src="http://tr1.harunyahya.com/images/1.png" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="24" height="24" align="absmiddle" /> Download PDF	           (138 KByte) </a> <a title="Hz. Muhammed  (sav): ''İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar''" href="http://tr1.harunyahya.com/selectMirrorForDetail.php?dev-t=7EZU2FZ0164&amp;mode=download&amp;with=mod=file,id=22262&amp;keepThis=true&amp;TB_iframe=true&amp;height=450&amp;width=510"> <img src="http://tr1.harunyahya.com/images/5.png" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="24" height="24" align="absmiddle" /> Download DOC	           (8 KByte) </a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-muhammed-sav-insanlar-uykudadir-olumle-uyanirlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 18:54:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Alimi]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Gaybi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Oranda]]></category>
		<category><![CDATA[Yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ
On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz.  Muhammed, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ</strong></p>
<p><strong>On dört yüzyıl önce Peygamberimiz Hz.  Muhammed,                      kıyamet ile ilgili bazı gaybi bilgileri ve bunlara  dayalı                      düşüncelerini kendisiyle birlikte olan Müslümanlara  aktarmıştır.                      Bu değerli sözler nesilden nesile geçmiş, hadis  kitapları                      ve İslam alimlerinin eserleriyle günümüze  ulaşmıştır. Elinizdeki                      kitabın ilerleyen bölümlerinde kullanılan hadisler  de Peygamberimiz                      (sav) tarafından işte bu anlamda söylenmiş haberleri  içermektedir.</strong></p>
<p><strong>Bu aşamada, kıyamet alametleri  hakkındaki hadislerin                      doğruluğu ve güvenilirliğine ilişkin bazı şüpheler  akla gelebilir.                      Tarihte Peygamberimiz (sav)&#8217;e atfen bazı sahte  hadisler uydurulduğu                      bilinen bir gerçektir. Fakat araştırmamıza konu olan  hadislerin                      Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmiş sözler  olduğu kolaylıkla                      anlaşılabilir. Elimizde doğruyu yanlıştan ayırmaya  yarayan                      bir yöntem bilgisi bulunmaktadır. Bilindiği gibi,  kıyamet                      ile ilgili hadisler geleceğe yönelik olayları ihtiva  etmektedir.                      Bu nedenle zaman içerisinde, hadisin birebir  gerçekleşmesi                      sözlerin kaynağı konusundaki tüm kuşkuları ortadan  kaldırmaktadır.</strong></p>
<p><strong>Söz konusu kıstas ahir zaman ve kıyamet  alametleri                      üzerine araştırma yapan birçok İslam alimi  tarafından da kullanılmıştır.                      Konunun uzmanlarından Bediüzzaman Said Nursi de ahir  zaman                      hakkındaki hadislerin günümüzde meydana gelen ve  gözle görülen                      olaylara tam mutabık çıkmasının hadislerin hakikat  olduğunu                      gösterdiğini ifade etmiştir.</strong></p>
<p><strong>Hadislerde bildirilen işaretlerin bir  kısmı 1400                      yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde,  dünyanın belirli                      bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş  olabilir. Böyle                      bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu göstermez.  Zira bir                      devrin ahir zaman olarak nitelendirilmesi için  kıyamet alametlerinin                      tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek  gerçekleşmesi gerekmektedir.</strong></p>
<p><strong>Nitekim ahir zaman hadisleri  incelendiğinde hayret                      verici bir sonuç meydana çıkmaktadır. Peygamberimiz  (sav)&#8217;in                      yüzyıllar önce ayrıntılarıyla açıkladığı işaretler  yeryüzünün                      hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam  anlamıyla                      belirtildiği biçimde içinde bulunduğumuz çağda  yaşanmaktadır.                      Hadisler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini  çizmektedir.                      Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece  mucizevi                      bir olaydır. Gerçekleşen her alamet insanlara,  Allah&#8217;ın huzurunda                      hesap verecekleri kıyamet gününün çok yaklaşmış  olduğunu ve                      bir an önce Kuran ahlakını hayata geçirmelerinin  önemini bir                      kez daha hatırlatmaktadır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdi%e2%80%99nin-cikis-alametleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

