Hz’ için Arşiv

Enam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

15 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Enam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

Kİ: “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. EĞER O DİLESEYDİ ELBETTE TÜMÜNÜZÜ HİDAYETE YÖNELTİP İLETİRDİ.”En’am Suresi,149

Arapça Okunuşu:

Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

… “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. …

lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)
126  +   445 +    1433 = 2004 (Şeddeli)

bâligah(bâligatu)= en üstün, en kuvvetli, kesin olan 1433 = 2012

Hz. Mehdi (a.s.)’ın adlarından biri de HÜCCET’tir.
sqr05eft0 Enam suresinin, 149. ayetinde geçen; ... En üstün ve apaçık delil (hüccet) Allahındır. ....ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

15 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır

13 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır ed Hz. Mehdi (a.s.) Zuhur Ettiğinde; Yalandan, Hileden Kaçınmayan, Sahtekar, Düzenbaz, Ahlaki Çöküntü İçinde Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Ona Karşı Büyük Bir Deccali Mücadele İçinde Olacaklardır Mufazzal bin Ömer der ki: İmam Ebu Abdullah Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “…Ve HALKIN EN ŞİRRETLİLERİ OLDUĞUNDA, ZUHUR VUKU BULACAKTIR (HZ. MEHDİ (A.S.) ORTAYA ÇIKACAKTIR).”(Gaybet-i Numani, s. 187)

Hz. Mehdi (a.s.) ahir zamanda; Darwinizmin, komünizmin, materyalizmin ve ateizmin yani diğer bir adıyla deccaliyetin insanlar ve toplumlar üzerinde en şiddetli tahribat yaptığı bir dönemde zuhur edecektir. Deccaliyet insanların Allah’a iman etmekten iyice uzaklaşmalarına, birçok ülkede dindarların toplum içinde yadırganmasına, din ahlakının yaşanmasının ve anlatılmasının adeta suç gibi algılanmasına neden olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in diğer hadislerinde de haber verdiği üzere, Müslümanları adeta esir alacak, Kuran ahlakının yaşanmasına engel olacaktır. Deccaliyetin bu baskısı ve zulmü günümüzde açık bir şekilde görülmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde Müslümanlar sadece dinlerinden dolayı baskı altına alınmakta, ibadetlerini diledikleri gibi yerine getirmeleri, dinlerini özgürce yaşamaları engellenmekte, inançlı, iman sahibi insanların birbirleriyle görüşmeleri, sohbet etmeleri bile neredeyse suç gibi görülmektedir. Evreni ve içindekileri Allah’ın yarattığı gerçeği, hiçbir bilimsel bilgi ve delile dayanmadan inkar edilmekte, tüm varlığın sözde kör tesadüflerin bir sonucu olduğu gibi akıl ve bilim dışı bir teori olan evrim, insanlara zorla kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Evrim yalanı çeşitli sahtekarlıklarla gündemde tutulmakta, dahası gazete, televizyon, internet gibi araçlar kullanılarak zorla topluma empoze edilmektedir. Deccaliyet bu yolla, Allah’ın varlığını ve yaratışındaki eşsizliği insanların gözlerinden uzaklaştırmayı, her insanın dünyada yaptıklarından hesap vereceğini unutturmayı, manevi değerlerini yitirmiş ve her türlü dejenerasyona açık bir toplum yapısı oluşturmayı hedeflemektedir.

Bu nedenledir ki Darwinizmin bir yalan olduğunu öğrencilerine bilimsel delillerle ispatlayan öğretim görevlileri bile eğitim kurumlarından ihraç edilerek insanlar yıldırılmakta ve diğerlerine de bu yolla göz dağı verilmek istenmektedir. Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan müminlere ilimle ve bilimle cevap verilememekte, buna karşın bu kimseler çeşitli iftira ve karalamalarla etkisiz hale getirilmeye çalışılmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.v.) de hadiste, ahir zamanda azgın, ahlaksız, her türlü ahlaki ve vicdani değeri yitirmiş, yalanı diline dolamış olanların özellikle Hz. Mehdi (as)’ı hedef alacaklarını haber vermektedir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü ve yardımcısı olarak din ahlakının yaşanması için gayret eden samimi ve ihlaslı Müslümanlar da deccaliyetin hedefi olacaktır. Ancak Allah bu çirkin ahlaka sahip olup, Müslümanlar aleyhinde faaliyet gösterenlerin mutlaka hezimete uğrayacaklarını ve galip gelecek olanların mutlaka Allah’ın taraftarları olacağını bildirmiştir:

Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır. Enfal suresi, 36

Allah, yazmıştır: “Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. Mücadele Suresi, 21

Popularity: unranked [?]

Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor -

12 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

çinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri doğrultusunda; fitnelerin çoğalması, İran-Irak Savaşı, Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, Fırat Nehri’nin suyunun kesilmesi, Ramazan ayında iki kez Güneş ve Ay tutulmalarının olması gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri peş peşe gerçekleşmiştir. 2009 yılında Lulin kuyruklu yıldızının çıkması ve geçtiğimiz aylarda Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinin Ağrı Dağı’nda bulunmasının ardından ise tüm iman sahipleri Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında müjdelediği “Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın bulunmasını” da büyük bir şevkle beklemektedirler.

Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.)’dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır. Kuran’da bu sandığın Allah’ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir nişanesi olduğu bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 248) Bu nedenle yıllardan beri hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar Ahit Sandığı’nın bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587 yılından bu yana bu kutsal sandığın yeri bilinmemektedir. Peygamberimiz Hz. Mu-hammed (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahir zamanda bulunacaktır. Ancak sandığın çok önemli bir özelliği daha vardır:

Bu kutsal sandığı bulma şerefi, ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz. Mehdi (a.s.)’a nasip olacaktır. Bu nedenle sandığın bulunması Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı zamanda bu işaret, onun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır. (Doğrusunu Allah bilir.)

Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu şerefli vazifesini şöyle haber vermiştir:

“Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)

“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabutu (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi lil Feteva, II. 82)

Sayın Adnan Oktar röportajlarında bu hadisler doğrultusunda önemli açıklamalar yapmakta, bu sandığın bulunacağını tüm Müslümanlara müjdelemekte ve gerek Ahit Sandığı gerekse o dönemde yaşanacak olan gelişmelerle ilgili detaylı bilgiler vermektedir. Sayın Adnan Oktar’ın konu ile ilgili açıklamaları şu şekildedir:

Ahit Sandığı’nın Görünümü Nasıldır?

ADNAN OKTAR : Som altından, bu şekildedir. Bakın, şimdi bu da bulunacak önceden söylüyorum. Ahit Sandığı. Şimdi Ahit Sandığı’nı Müslüman ortada bırakır mı? Hırsızlar kırıp yıkarlar. Çocuk olsa bunu bilir. Orijinal yerinde durmaz. Orijinal yerinde tutulmaz kutsal olan bir emanet. Taşınır. Sandık da taşınmıştır, inşaAllah. Hatta taşınırken gerekirse kulpunu da çıkarır, orada gider takar. Zaten seyyar kulbu çıkacak gibi, çektin mi çıkar. Akasya ağacından yapılma, üzeri altın kaplama, saf altın kaplamadır. Gerekirse çıkartılıyor. Ama içindeki eşyalar da gerekirse çıkartılır. Gider orada aynı yerde yerleştirirsin. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)

Ahit Sandığı’nın Bulunması Musevileri Nasıl Etkileyecek?

ADNAN OKTAR: Kuran’da Hz. Musa (a.s.)’ın öfkelendiği bir anda o tabletleri atması var, biliyorsunuz, elindeki tableti attı. Ve kırıldı o tablet. Onun parçaları duruyor. Bunu bulacaklar. Bakın şimdi burada söylüyorum. Bakın, diyor ki; “onun bir parçasında” diyor Allah, bir ayetten bahsediyor. Şimdi bakın o ayeti gören ne kadar Musevi varsa, hepsi Müslüman olacaklar. Bak, Kuran ihbar ediyor önceden, söylüyor Allah. Diyor ki; “bir nüshasında şu yazıyordu”, diyor bakın. Şimdi yaklaşık 3 bin yıl sonra açıldığında Kuran’ın dediğinin aynısını görecekler. Yalnız parçalanmış tablet, kırıldığı için. Taştan. Bir nüshasında diyor, “Rabbinden korkanlar için” evet.

OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhaları aldı. (Onlardan bir) nüshasında “Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır” (yazılıydı)”
(Araf Suresi, 154) inşaAllah.
ADNAN OKTAR:
Aynı zamanda bu ayet tabii Hz. Mehdi (a.s.)’a da bakıyor. Bakın, Allah’ın Hadi isminin tecellisi ve Allah’tan bir rahmettir Hz. Mehdi (a.s.). Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın eliyle bulunacak, onu da söyleyeyim. Yani mübareğin eliyle bulunacak. Bak detay veriyorum, inşaAllah. O tablette bulunan aynı bak o ayetle beraber bulunacak. “Hocamız önceden söylemişti” diyeceksiniz. Bu çok önemli bakın. Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinde detaylar verdim, dedim ki; “ahşap parçaları bulunacak” dedim. “Adamlar çıkarıp ahşap parçasını gösterecekler. Ağrı Dağı’nda bulunacak” dedim. “Cudi’den kasıt dağ silsilesidir, dağdır. Dağı gösteriyor. Ve Ağrı Dağı’nda bulunacak” dedim. Değil mi?

OKTAR BABUNA: Tahtaları da tarif etmişsiniz Hocam. Tam söylediğiniz gibi çıktı Hocam.

ADNAN OKTAR: Aynısıyla, detayıyla. Bak şimdi de detay veriyorum. Aynen dediğim gibi bu ayeti göreceksiniz. Tabletin üzerinde, inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)

Ahit Sandığı’nın İçinde Neler Olacak?

ADNAN OKTAR: Asası, gömlek, bir tane uzun gömlek var. Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.) ailesine ait gömlek, bir tane ayakkabı. Yani bildiğimiz ayakkabı değil, sandalet tarzında, o çölde kullandıkları. Altın bir kutu. Hz. Musa (a.s.)’ın asasından parça, asası yok. Asa büyük çünkü. Bu sandığa sığmaz. Asadan parça.

OKTAR BABUNA: O Kuran’da geçen attığı asa mı, yoksa başka mı?

ADNAN OKTAR: Onu bilemem de asası ama inşaAllah. Onu Allah bilir, inşaAllah. Ve başka bazı emanetler, kutsal emanetler. Dolu zaten sandığın içi. Diyebilirler ki, “kardeşim siz gittiniz bir kuyumcuyla anlaştınız”, işte “som altından yaptırdınız”, işte “bu odur diyeceksiniz” de diyebilirler. Kardeşim götürsünler, istedikleri bilim adamlarını getirsinler, karbon metoduyla baksınlar. 3000 yıllık olduğunu görecekler gömleğin. Nereden bulalım 3000 yıllık gömlek biz? Değil mi? Ahşabın yine 3000 yıllık olduğunu görecekler. Ayakkabının 3000 yıllık olduğunu görecekler. Bir de parmak izleri var bunun üzerinde, o da var. Onları da tespit edecekler. Tabii. O devirden kalma. İnşaAllah, bayağı bir şey var üzerinde, alamet var. Bunları görecekler inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)

Ahit Sandığı Nerede Bulunacak?

ADNAN OKTAR: Yine bir detay daha veriyorum; Bu kutsal sandıktaki malzemelerin, Kutsal Emanetlerin bir kısmı Taberiye Gölü’nde. Ama sandık içinde olanlar da ayrı olarak yeniden ayrı bir yerdeler. Yani belki Hatay’da bir mağaranın içerisinde, yani hiç ummadıkları bir dehlizin, hiç ummadıkları bir kanalın içerisinde, bir yerde. Tahmin etmedikleri bir yer. Şu ana kadar hiç kimse “bu buradadır” diyemedi, demedi. Gittikleri halde, ondan sonra araştırdıkları halde Allah onlara onu göstermedi. Tahmin etmedikleri bir yerde çıkacak inşaAllah. Bir kısmı da Taberiye Gölü’nde. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)

Sandığın Olağanüstü Özellikleri Vardır

“Sandık öyle anlaşılan bir sandık değildir. Çürümeye, bozulmaya karşı etkili olan bir sandık. Bir de bu iki heykelin arasından, Tevrat’ta Allah’ın ona hitap ettiği yani tecelli olarak hitap ettiğine dair bilgi var. Allah-u alem doğrudur. Çünkü çalıdan da Allah tecelli ediyor biliyorsunuz, çalıdan da sesleniyor. Bunları böyle şimdilik detay olarak görüyoruz, olduğunda görürsünüz inşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)

Hz. Musa (a.s.)’ın Bebekken Nehre Bırakıldığı Sandık, Ahit Sandığıdır

ADNAN OKTAR : Mesela o gemi olayında da öyle, “gemiyi batırmak için mi?” Annesi onu tekneye koyduğunda mahvolsun diye mi gönderdi? Irmakta, Hz. Musa (a.s.)’ı koydu değil mi sandığın içerisine, sandıkla bıraktı. Mahvolsun diye yapmadı inşaAllah. Ne amaçla yaptı Firavun’un yanına gidecek. Allah onu koruyup kollayacak. Onun kurtulacağını biliyor. Burada da kurtarma amacı var, orada da insanı kurtarma amacı var. Bak aynı olay burada var. Değil mi? Orada mesela annesini sorgulamıyor Hz. Musa (a.s.) makul görüyor. O zaman Hz. Hızır (a.s.)’ı da sorgulamaması lazım bu da makul, inşaAllah. Ki o sandık, annesinin çocuğu koyduğu sandık, Firavun tarafından saklanmıştır. Hatıra olarak saklanmıştır. O sonra Musevilerin eline geçmiştir o sandık. Hz. Musa (a.s.)’ın içine konduğu o sandık. Sonra o sandığın üstü altın kaplanmıştır. Hz. Musa (a.s.)’ın o Kutsal Sandığı’na çevrilmiştir. Tabii inşaAllah, dün resmini gösterdik boyut itibarıyla odur. O sandıktır aynı sandık, inşaAllah. Bu bir ilave bilgi.

OKTAR BABUNA: İlk defa anlattınız maşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet ilk defa anlatıyorum. (Sayın Adnan Oktar’ın 17 Mayıs 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından)

SONUÇ: Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın Bulunacak Olması Ahir Zaman Müjdesidir

Ahir zamanın en önemli özelliklerinden biri de teknolojide çok büyük gelişmeler yaşanacak ve bunların tüm insanların hayrı ve rahatlığı için kullanılacak olmasıdır. Sandık da Allah’ın izniyle bu dönemin bir nişanesi ve tüm insanlık için güzel günlerin müjdecisi olacaktır.

Peygamberimiz (s.a.v.) de birçok hadisinde sandık ve onu bulacak olan Hz. Mehdi (a.s.) hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara müjdelemiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:

“Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O, Tabut-u Sekineyi de Antakya mağarasından çıkarır.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)

“Mehdi elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de onun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)

Hiç şüphesiz yüzyıllar öncesinden bildirilen bu hadis-i şeriflerde Peygam-ber Efendimiz (s.a.v.)’in ahir zamanda olacakları müjdelemesi çok büyük mucizelerdendir. Hz. Mehdi (a.s.)’a dair hadisler, Allah’ın izniyle ahir zamanda gerçekleşecek ve bu mucizeler Müslümanların Allah’a şükretmelerine vesile olacaktır.

“Gönderilenlere selam olsun. Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.” (Saffat Suresi, 181-182)

Ahit Sandığı Tevrat’ta Nasıl Geçiyor?

Tevrat’taki açıklamayı belirtiyorum: “Akasya ağacından sandık yapsınlar,” diyor Tevrat’ta. Bu doğru akasya ağacından, iç çatısı akasya ağacından. “Boyu iki buçuk” yani 1 metre, 1,20 gibi yaklaşık. “Eni ve yüksekliği birer buçuk,” 60 cm, daha yüksek hatta 80 cm, “arşın olsun.” “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Burada ölçüler kendi kafalarına göre verdikleri için oluyor. Orada arşının gerçek karşılığı o. Yani 1,20 m’ye 80 cm olması gerekiyor anladığım kadarıyla ve bildiğim kadarı ile. “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Bu doğru, içi ve dışı saf altınla kaplı. “Çevresine altın pervaz yap.” Bu da doğru. “Dört altın halka döküp dört ayağına tak.” Bu da doğru. “İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak.” Bu da doğru. “Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla, sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir.” Doğru. Çok düzgün akasya ağacından yapılmış sırıklar var ama altın kaplanmış öyle görünmüyor tabii. Tam, net altın görünümünde, jilet gibi yapılmış, çok düzgün. Bakan anlamaz onun içinin ahşap olduğunu anlamaz. “Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.” Taş levhalar Hz. Musa (a.s.)’a gelen on emrin yazılı olduğu taş levhalar onun içinde, sandığın içinde. “Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap. Boyu iki buçuk, eni bir buçuk.” “Kapağın iki kenarına dövme altından birer Keruv yap.” Keruv uçan insan figürü gibi. Melek niyetine yapıyorlar ama melek değil tabii ki, bir insan görünümü. Meleği tam yapamazlar, melek ayrıdır görünümü. Ama meleğe niyet ederek yapılmış bir heykel. “Keruvlardan birini bir kenara, diğerini öteki kenara,” karşılıklı yüz yüzedir ikisi, bu da doğru. “Kapakla tek parça halinde yap. Keruvlar yukarı doğru açık kanatlarıyla,” doğru. “Kapağı örtecek,” bu da doğru. “Yüzleri birbirine dönük olacak,” doğru, “ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy”. “Seninle orada, Levha Sandığı’nın (Ahit Sandığı’nın) üstündeki Keruvlar arasında, Bağışlanma Kapağı’nın üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim.”

Allah, “oradan tecelli edeceğim” diyor, “oradan sesimi duyacaksın” diyor, sandığın üstünden. Biliyorsun bir de çalı ve ateş yanan çalıdan seslenmişti Allah Hz. Musa (a.s.)’a, inşaAllah. Onun için yani öyle olağanüstü bir sandık, öyle herhangi bir sandık değil inşaAllah. “Rab Musa’ya şöyle der: ‘Ve seninle orada bulaşacağım ve seninle kefaret örtüsü üzerinden, Kutsal Ahit Sandığı üzerindeki Melekler arasından söyleşeceğim’,” o figürün arasından, o görüntünün arasından söyleşeceğim, (Çıkış 25/22). “Rab Musa’ya dedi; ‘Dağa, yanıma gel’ burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerinde yasalarla, buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim.” Bu doğru, Hz. Musa (a.s.)’a taş levhalar olarak verilmiştir. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)

Ahit Sandığı Kuran’da Nasıl Geçiyor?

ADNAN OKTAR: Bakın, ayet veriyorum. Bakara Suresi, 248. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: ‘Onun hükümdarlığının belgesi’”, yani Mehdi (a.s.)’ın liderliğinin delili diyelim, ahir zamana bakan yönüyle, “size Tabut’un gelmesi (olacaktır ki),” yani Hz. Musa (a.s.)’ın Kutsal Sandığı. “Onda Rabbinizden ‘bir güven duygusu ve huzur’”, “içinize güven duygusu gelecek” diyor ve huzur, onun bulunuşuyla. Öyle bir özelliği de var, Allah’ın hikmeti, mesela kalplere güven ve huzur inmesine vesile oluyor. Çünkü bütün savaşlarda götürüyorlarmış o sandığı, onu gördüklerinde coşuyorlar o zamanki müminler. “Huzur ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar”, hem Hz. Harun (a.s.)’ın ailesinden, hem Hz. Musa (a.s.)’ın ailesinden, “arta kalanlar var; onu melekler taşır”. Meleklerin kontrolünde diyor Allah. “Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” Delil vardır. Delil nedir? Ortaya koyarsın, buna delil derler. Değil mi? Allah, bu bir delildir diyor işte, inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde, Ahit Sandığı’nın yeriyle ilgili olarak Antakya’ya dikkat çekmesi son derece anlamlıdır. Bu ilimizde birçok doğal mağara vardır ve buralar sandığın uzun yıllar saklı kalması için çok elverişli yerlerdir. Ahit Sandığı’nın bugüne kadar bu bölgede bulunamamış olması, bölgenin coğrafi özelliklerinin zorluğundan ve teknik imkansızlıklardan kaynaklanmış olabilir. Ancak yüzyıllardır bulunamayan sandığın, son birkaç on yıl içinde gelişen teknolojik imkânlar çerçevesinde bulunması Allah’ın izniyle mümkündür. Dahası sandığın zamanımızda bulunacak olmasını, tahakkuk eden diğer ahir zaman alametleri de desteklemektedir.

Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkındaki Hadis-i Şerifleri Açıklıyor

“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni”; bakın Peygamberimiz (s.a.v.) olayı açıklıyor; “gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir.” Bakın gizli olan bir şeyin ilmini verecek Allah, bulmanın ilmini. Allah ona bir şekilde bunu gösterecek, bir ilimle inşaAllah. “Antakya denilen bir yerden,” Hatay, Türkiye sınırları içerisinde bakın dikkat edin. Bakın, Ağrı da Türkiye sınırları içerisinde, orada bulundu. Hepsi Mehdi (a.s.)’ın olduğu yerlerde oluyor dikkat ederseniz, inşaAllah. “Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” Suyuti söylüyor bunu, hadis imamıdır. (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82) “Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’ yi de Antakya’da mağaradan çıkarır” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten). Yani bu kadar, hadis olduğu için söyleyeyim, bu gizlenecek gibi değil tabii. “Antakya mağarasından Tabut-u Sekine’yi çıkaracaktır. Şam’daki dağdan da gerçek Tevrat’ı çıkaracak.” Şam’daki bir mağaradan da gerçek Tevrat’ı röle olarak, Tevrat rölesini, böyle deri üzerine yazılmış Tevrat rölesini çıkaracak ve “birçok Yahudi Müslüman olacak” diyor,(Risaletül Huruc ül Mehdi, s.124-125). Yalnız tabii Taberiye Gölü’nde de bir arama yapılacak, Taberiye Gölü’nün zemininde. Tatlı su gölüdür, suyu tatlı, en çukurda olan göllerden ikincisidir Taberiye Gölü. Yeryüzü düzeyine göre en çukurdadır, fakat tatlı suyu, maşaAllah. Bakın ikinci işaret de, “Mehdi (a.s.) Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” Yani bu iki tane açıklama olması iyi. Çünkü hakikaten Taberiye Gölü’nde de bir şey var, dibinde. Dibi çamur, gölün dibi, onun altında inşaAllah, yani kapsamlı bir arama yapılacak tabii inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)

“Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Mehdi (a.s.)’dır.“ (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkında Tarihi Kaynaklarda Yer Alan Bilgileri Anlatıyor

“Talut’un, Calut ile savaşmasının sonucunda sandık Calut’un eline geçmiştir geçici bir süre. Ancak daha sonra Hz. Davud (a.s.), Calut’u öldürmüş ve böylece sandık Hz. Davud (a.s.)’ın eline yeniden geçiyor. Ahit Sandığı, Kudüs’e taşınıyor. Hz. Davud (a.s.) sandığı kendisinden sonra hükümdar olan Hz. Süleyman (a.s.)’a emanet bırakmıştır.” Hz. Süleyman (a.s.)’ın eline geçiyor sonra, onun kontrolüne geçiyor. “Hz. Süleyman (a.s.) tarafından yaptırılan Süleyman Mescidi’ne konulan sandık M.Ö. 587 yılına kadar Beyt-ül Makdis’de, Mescid-i Aksa’da kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru Nabukadnezar Kudüs’ü işgal etti, burayı yerle bir ettirerek bu bölgede yaşayan Yahudileri sürgüne gönderdi.” O zamanki Müslüman onlar, Museviler Müslüman idi, hak din oluyor o zaman. “İşte o tarihten sonra sandık kayboldu.” Kaybolmadı, saklandı muhafaza altına alındı ve “Bir daha da izi bulunamadı,” diyor. Allah onu muhafaza altına aldı.
“M.Ö. 587 ile M.S. 70 yılları arasında Kudüs’te muhafaza edildiği kabul edilen,” Öyle değil Kudüs’ten çıkarıldı Kudüs riskli bulunduğu için. Çünkü işgal ediliyor, her yeri aranıyor. Kudüs’te değil sandık, onu biliyorum inşaAllah. “Museviler sandığın ancak Mesih, Kral Mesih’in, yani Mehdi (a.s.)’ın gelişinden sonra ortaya çıkaracağına inandıkları için aramamaktadırlar.” Aramıyorlar çünkü sadece Hz. Mehdi (a.s.) bulacaktır. Kral Mesih, Tevrat’ta Kral Mesih olarak geçer. Yani arıyorlar tabii, arıyorlar da ama bulamazlar o anlamda diyorum, yoksa arıyorlar tabii ki. “Hıristiyanlar da sandığı Hz. İsa (a.s.)’ın yeryüzüne kıyametten önce tekrar gelişinin alametlerinden gördükleri için sandık onlar için çok önemli.” Onlar da arıyorlar, ama bulamazlar, inşaAllah.

“Sandık taşınırken hep bir perde arkasında saklı tutularak onu taşıyanların dahi sandığı görmeleri engellenmiştir.” Örtülüyor üstü sandığın. Hiçbir şekilde halka gösterilmiyor, çok nadir açılan sandık, üstündeki örtü nadir kaldırılıyor. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)

Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 74. sayı (Ağustos 2010) 4. sayfada yayınlanmıştır.

Popularity: unranked [?]

Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar?

09 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
ed Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? ed Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih hadislerde ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın hem fiziksel özellikleri hem de zuhuru öncesi ve sonrası meydana gelecek önemli olaylar çok detaylı bir şekilde bildirilmiştir. Tüm bu deliller Hz. Mehdi (a.s.)’ın mutlaka bir şahıs olarak zuhur edeceğini göstermekte, onun bir şahsı manevi olarak geleceği iddiasına olanlara cevap vermektedir. Ayrıca üstad risalelerinde yaklaşık 70 ayrı yerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın “bir zat, bir şahıs” yani yaşayan bir kişi olacağını vurgulayarak risalelerin asla Mehdi olmadığına da cevap vermiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bir şahsı manevi değil bir şahıs olacaktır. Risale-i Nur’ları kendisine bir program yaparak insanların imanının kurtulmasına vesile olacaktır.

Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. ….Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233.

1. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihinin Bediüzzaman’ın yaşadığı hicri yüzyıla uymaması :
Hepsinden önce Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi ile ilgili olarak hicri 1400 tarihini vermiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) için verdiği bu tarihten yüz sene önce yaşamış ve görev yapmış bir müceddiddir. Ayrıca kendisi de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden yüz sene sonra zuhur edeceğini mükerrer defalar söylemiştir.
İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında toplanacaklardır.
(Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)

Bu hadisler doğrultusunda açıklamalar yapan büyük İslam alimleri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi olarak hicri 1400’ü vermişlerdir.

Örneğin Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendinden 100 sene sonra yani hicri 1400 de zuhur edeceğini şöyle ifade etmiştir:
İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE
(dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)’NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR
(Şualar, s. 605)
Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT
dahi bu zamanda gelse…(Kastamonu Lahikası, s. 57)
2. Bediüzzaman tarafından; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı bildirilen üç büyük vazifesinin hicri 1400’e gelene kadar hiçbir müceddid tarafından toplu olarakyapılmamış olması.
Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. Ehl-i îmanı dalaletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.

İkinci vazifesi : Hilafet-i muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile şeair-i islamiyeyi (İslama ait değerleri) ihya etmektir. Alem-i islamın (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) nokta-i istinad edip (dayanak noktası edinip), beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gazab-ı ilahîden (beladan) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri (hizmetkarları), milyonlarla efradı (efradı) bulunan ordular lazımdır.

Üçüncü vazifesi : İnkılabat-ı zamaniye (zamana bağlı değişimler) ile çok ahkam-ı kur’aniyenin (kuran’ın hükümlerinini) zedelenmesiyle ve şeriat-ı muhammedîyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla o zat, bütün ehl-i îmanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı islamın (islam birliğinin) muavenetiyle (yardımıyla) ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa al-i beytin neslinden her Aasırda kuvvetli ve kesretli (kalabalık) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla (katılımlarıyla) o vazife-i uzmayı (çok büyük görevi) yapmaya çalışır.Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233.

Hz. Mehdi (a.s.)’ın bizzat şahsının ve kendisi hayattayken yerine getireceği bu üç vazifeyi toplu olarak ne Bediüzzaman Hazretleri ne de ona kadar gelen müceddidler bir arada yapamamışlardır. Bu görevlerden ancak bir tanesini bir yönüyle hayata geçirenler olmuşsa da toplu olarak yapacak olan Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır. bu nedenle de üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.) olması söz konusu değildir.

3. Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığına işaret olan ve Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirtilen 200 kadar Ahir Zaman alameti, geçmiş hiçbir müceddid üzerinde TOPLU OLARAK zuhur etmemiştir.

1. SOYU (NESEBİ)
2. GÜZEL OLMASI
3. BURNU GÜZELDİR
4. ALNI AÇIK VE GENİŞTİR
5. ALNINDA BİR BEN VARDIR
6. ALNINDA BIR İZ (YARA İZİ) VARDIR
7. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ALNINDA HAFİF BIR İÇBÜKEYLİK VARDIR
8. ÇEKIK GÖZLÜDÜR
9. YANAĞINDA BEN VARDIR
10. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN YANAĞINDAKİ BEN, HZ. MUSA (A.S.)’NIN YANAĞINDAKİ BEN GİBİDİR
11. DİŞLERİ PARLAKTIR
12. KAŞLARI KAVİSLİDİR
13. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İKİ KAŞI ARASINDA KÜÇÜK BİR ÇUKUR VARDIR
14. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN CİLDİ PARLAKTIR
15. SAÇI SİYAHTIR
16. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN SAÇLARI GÜZELLİĞİYLE DİKKAT ÇEKECEKTİR
17. SAKALI SIKTIR
18. HZ. MEHDİ (A.S.) İNSANLARA GÜZEL SİMALI BİRİ OLARAK GELECEKTİR
19. HZ. MEHDİ (A.S), GÖRÜNÜMÜYLE İSRAİLOĞULLARI’NA BENZEYECEKTİR
20. CİLT RENGİ KIRMIZIYLA KARIŞIK BEYAZDIR
21. ENDAMI
22. BOYU
23. GENİŞ VÜCUTLUDUR
24. UYLUKLARI GENİŞTİR
25. KARNI GENİŞTİR
26. YAŞI
27. HZ. MEHDİ (A.S.) İLERİ YAŞLARDA, AMA GENÇ BİR İNSAN GÖRÜNÜMÜNDE OLACAKTIR
28. HZ. MEHDİ (A.S.) İLERİ YAŞLARINDA DA GENÇ YÜZLÜ OLACAKTIR
29. SAĞ BACAĞINDA SİYAH BİR İZ VARDIR
30. SIRTINDA YAPRAK ŞEKLİNDE BİR BEN VARDIR
31. OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR
32. YÜRÜYÜŞÜ
33. KONUŞMASI
34. HEYBETLİ BİR ŞAHISTIR
35. MEHDİ (A.S.)’NİN BEDENİ VE SESİ ÇOK GÜÇLÜ OLACAK; AYNI ZAMANDA DA SÖZLERİ VE KONUŞMALARIYLA DÜNYA ÇAPINDA ÇOK BÜYÜK ETKİ UYANDIRACAKTIR
36. FİTNELERİN ÇOĞALMASI
37. KURAN’DAN UZAKLAŞTIRAN FİTNELER
38. FİTNELERİN HER YANA YAYILMASI
39. HARAMLARIN HELAL SAYILMASI
40. İRAN-IRAK SAVAŞI
41. AFGANİSTAN’IN İŞGALİ
42. FIRAT’IN SUYUNUN KESİLMESİ
43. GÜNEŞ’TEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ
44. KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI
45. KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI
46. SİSTEMLERİN DEĞİŞMESİ
47. MÜSLÜMANLARIN BASKI GÖRMESİ
48. TOZLU DUMANLI BİR FİTNE
49. YAYGIN KATLİAMLAR
50. HZ. MEHDİ (A.S.)’DEN ÜMİT KESİLMESİ
51. FAKİRLİĞİN VE AÇLIĞIN ARTMASI
52. EKONOMİK DURUMUN KÖTÜLEŞMESİ
53. ŞAM VE MISIR MELİKLERİNİN ÖLDÜRÜLMESİ
54. MISIR’IN ESİR DÜŞMESİ
55. MAHALLE ARALARINDA SAVAŞ
56. ALLAH’IN AÇIKÇA İNKAR EDİLMESİ
57. SAVAŞLAR VE ANARŞİ
58. ESKİ ÜRDÜN KRALI ABDULLAH’IN ÖLDÜRÜLMESİ
59. DÖRDÜNCÜ SULH VE ARAP-İSRAİL BARIŞI
60. BİR ORDUNUN KAYBOLMASI
61. IRAKLILARIN PARASININ KALMAMASI
62. BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI: SAVAŞLAR VE AFETLER
63. HARAP OLMUŞ YERLERİN İMARI, İMAR EDİLMİŞ YERLERİN TAHRİBİ
64. DEPREMLERİN ÇOĞALMASI
65. CİNAYETLERİN ARTMASI
66. İNSANLARIN LİDERLERİNİ ÖLDÜRMESİ
67. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE BÜYÜK BİR OLAY MEYDANA GELECEKTİR
68. AHLAKİ ÇÖKÜŞ
69. MÜSLÜMANLARLA YAHUDİLERİN SAVAŞMASI
70. İKİ RAMAZANDA GÜNEŞ TUTULMASI
71. AHİR ZAMANDAKİ İNSANLAR ARASINDAKİ SEVGİSİZLİK
72. HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDEN BİRİ DE, İNSANLARIN DOĞRU YOLDAN AYRILIP SAĞ VE SOLU TUTMUŞ OLMALARIDIR
73. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İSTANBUL’A GELİŞİNİ İNSANLARA HABER VEREN BÜYÜK ALAMET
74. FIRAT NEHRİ’NİN SUYUNUN KESİLMESİNİN ARDINDAN TIRMANIŞA GEÇEN PKK TERÖRÜ, HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR
75. AY’IN YARILMASI
76. KİŞİNİN KARDEŞİNİ ÖLDÜRMESİ
77. IRAK’IN ÜÇE BÖLÜNMESİ
78. ŞAM, IRAK, ARABİSTAN’DA KARGAŞA
79. ŞAM’DA FİTNELER
80. IRAK HALKI ŞAM’A, KUZEYE KAÇAR
81. IRAK’IN YENİDEN YAPILANMASI
82. İSRAİL-FİLİSTİN BARIŞ GÖRÜŞMELERİ
83. IRAK VE ŞAM’A AMBARGO
84. ANARŞİ VE KARGAŞA GÜNLERİ
85. ALLAH’TAN BAŞKA İLAHLAR EDİNİLMESİ
86. MATERYALİST FELSEFENİN YAYGINLAŞMASINA İŞARET
87. BARIŞIN KALKMASI
88. İHTİLALLERİN OLMASI
89. İNSANLARIN BİRBİRİNDEN KAÇMASI
90. DÜNYAYI KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI
91. BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ
92. BAZI MÜSLÜMANLARIN DURUMU
93. İSLAM DÜNYASININ MEVCUT KONUMU
94. MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ İLE SAVAŞMALARI
95. MÜSLÜMANLARIN MARUZ KALDIKLARI ŞİDDETLİ BELALAR
96. MASUM İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMESİ
97. MASUM ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİ
98. İNSANLARIN SEBEPSİZ YERE ÖLDÜRÜLMESİ
99. HER YERDE KARGAŞAYA SEBEP OLAN FİTNELER
100. KURAKLIK
101. FAKİRLİK VE AÇLIK
102. TİCARETİN VE YOLLARIN KESİLMESİ
103. KAZANCIN AZALMASI
104. MİLLİ SERVETLERİN ZENGİNLER ARASINDA BÖLÜŞÜLMESİ
105. EVLERİN MEZAR OLMASI
106. YER ÇÖKMELERİ
107. RÜZGAR VE KASIRGALAR
108. ŞİDDETLİ BİR YAĞMURUN YAĞMASI
109. YILDIRIMLARIN ÇOĞALMASI
110. HER YERE ULAŞAN BİR FİTNE
111. KURAN’IN GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNÜLMEMESİ
112. AZERBAYCAN’IN İŞGALİ
113. MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA ÖZENMESİ
114. İSLAM AHLAKINDAN UZAKLAŞTIRAN PROPAGANDACILAR
115. İKİYÜZLÜ VE SAHTEKAR DİN ADAMLARI
116. SİYASET ADAMLARINDAKİ DEJENERASYON
117. “İYİLİĞİ EMRETME, KÖTÜLÜKTEN MEN ETME” İBADETİNİN TERKİ
118. MARUF (İYİLİK, DOĞRULUK) İLE MÜNKER (KÖTÜLÜK)ÜN BİRBİRİYLE KARIŞTIRILMASI
119. CAMİ VE MESCİTLERİN FARKLI AMAÇLARLA KULLANILMASI
120. YAKINLARININ, KİŞİYİ KÖTÜLÜĞE TEŞVİK ETMESİ
121. GERÇEK MÜMİNLERİN SAYICA ÇOK AZ OLMASI
122. CAMİ VE MESCİTLERİN FARKLI AMAÇLARLA KULLANILMASI
123. KURAN’I MENFAAT İÇİN OKUYANLARIN ÇIKMASI
124. YILDIZ FALINA İNANILMASI VE KADERİN YALANLANMASI
125. HACCIN ALLAH’IN RIZASI DIŞINDA AMAÇLARLA DA YAPILMASI
126. İNSANLARIN NEFSANİ TUTKULARINA ÖNEM VERMELERİ
127. SOSYAL BOZULMA
128. HAİNE İTİMAT EDİLMESİ, DOĞRULARIN HAİN SAYILMASI
129. GÜVENİLİR İNSANLARIN AZALMASI
130. EMANET EHLİ İNSANLARIN AZALMASI
131. ZEKATIN TERK EDİLMESİ
132. NAMAZ İBADETİNİN TERK EDİLMESİ
133. YALANCI ŞAHİTLİK VE İFTİRANIN YAYGINLAŞMASI
134. ÜSTÜNLÜĞÜN TAKVADA DEĞİL ZENGİNLİKTE ARANMASI
135. HAYVANLARA İNSANLARDAN ÇOK DEĞER VEREN KİŞİLER
136. ÜRÜN ARTIŞI
137. AİLEVİ İLİŞKİLERİN BOZULMASI
138. İNSANİ İLİŞKİLERİN BOZULMASI
139. İNSANLAR ARASINDA SEVGİ VE SAYGININ AZALMASI
140. AİLE KURUMUNUN ZAYIFLAMASI
141. DÜNYA HIRSININ ARTMASI
142. SAHTEKARLIK VE RÜŞVETİN ARTMASI
143. RİYAKARLIK VE GÖSTERİŞİN HAKİM OLMASI
144. ZİNANIN ARTMASI
145. KABA SÖZ VE KÜFRÜN YAYGINLAŞMASI
146. EŞCİNSELLİĞİN KABUL GÖRMESİ
147. SALGIN HASTALIKLAR
148. ANİ ÖLÜMLERİN ÇOĞALMASI
149. DEDİKODU VE ALAYIN ARTMASI
150. İNTİHAR VAKALARININ ARTMASI
151. İÇ SAVAŞLAR-İHTİLAFLAR
152. KİMİ GENÇLERİN DİN AHLAKINDAN UZAKLAŞMASI
153. ŞEHİRLEŞMEDE ARTIŞ
154. ZAMANIN KISALMASI
155. YÜKSEK BİNALARIN İNŞA EDİLMESİ
156. ÇARŞILARIN YAKINLAŞMASI
157. KİŞİNİN KAMÇISININ UCUYLA KONUŞMASI
158. KİŞİYE KENDİ SESİNİN KONUŞMASI
159. SEMADAN BİR EL
160. ÇÖLLERİN YEŞERTİLMESİ
161. ÖMÜRLERİN UZAMASI
162. HAK DİNİN VE KURAN AHLAKININ TERK EDİLMESİ
163. SAHTE PEYGAMBERLERİN ORTAYA ÇIKIŞI
164. DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ
165. BÜYÜK BİR EKONOMİK KRİZ OLMASI
166. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN KIYAFETLERİ DE CİLDİ DE PARLAK OLACAKTIR
167. ÇİN’DE YAŞANAN DEPREM VE SEL FELAKETİ BİRER AHİR ZAMAN ALAMETİDİR
168. HZ. MEHDİ (A.S) DEVRİNDE SAPKIN SİSTEMLER YIKILACAK
169. RESULULLAH (SAV), HZ. MEHDİ (A.S.) DEVRİNDE ATOM BOMBASI KULLANILACAĞINI 1400 SENE ÖNCE BİLDİRMİŞTİR
170. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE KÖRLER İYİLEŞECEK, HASTALAR ŞİFA BULACAK, UZUN ÖMÜR YAYGINLAŞACAKTIR
171. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE HEM DÜNYANIN YAPISI HEM EVREN HAKKINDA BİLGİLERE ULAŞILACAK
172. HZ. MEHDİ (A.S.) HALKIN, ARTIK KENDİLERİNİ YÖNETECEK TEK BİR KİŞİ BİLE BULAMAYACAKLARI BİR DÖNEMDE ZUHUR EDECEKTİR
173. HZ. MEHDİ (A.S.) ZUHUR ETTİĞİNDE ÇOĞUNLUK NAMAZ KILMAYACAK, İSLAM’DA ŞARABIN HARAM KILINDIĞINDAN DAHİ HABERSİZ OLACAKLARDIR
174. KURAKLIĞIN ARDINDAN GÖRÜLEN YOĞUN YAĞMUR YAĞIŞLARI HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR
175. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN SEVENLERİ DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDEKİ TELEVİZYON VE RADYO YAYINLARI YOLUYLA ONUN KONUŞMALARINI İŞİTECEKLER; UÇAKLA YA DA DİĞER SÜRATLİ VASITALARLA ÇOK KISA BİR SÜRE İÇERİSİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN YANINA GELECEKLERDİR
176. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ DÜNYANIN İSTEDİKLERİ HER YERİYLE İNTERNET VASITASIYLA BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE İLETİŞİM KURABİLECEKLERDİR
177. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ ÖLÜ HAYVAN VE BİTKİ FOSİLLERİNİ CANLILARIYLA KIYASLAYARAK İNSANLARA GÖSTERECEKLER, BU ŞEKİLDE ALLAH’IN İZNİYLE DARWİNİZMİ VE MATERYALİZMİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKLERDİR
178. HZ. MEHDİ (A.S.) ROMA’YI MANEN FETHEDECEKTİR, VATİKAN’DA BÜYÜK BİR DEPREM OLACAKTIR
179. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDEKİ GÖRÜNTÜLÜ İLETİŞİM SİSTEMLERİ
180. HZ. MEHDİ (A.S.) TOPLUMDA YOĞUN ŞİRKİN HAKİM OLDUĞU BİR DÖNEMDE ZUHUR EDECEKTİR
181. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ OLAN GENÇLERİN BİR KISMI GÖRDÜKLERİ ZULÜM VE BASKI YÜZÜNDEN DECCAL’İN FİTNESİNE KAPILAN AİLELERİNDEN KOPUP-AYRILACAKLARDI
182. HZ. MEHDİ (A.S), İNSANLARIN BİRBİRLERİYLE EN GEÇİMSİZ VE EN KAVGACI OLDUKLARI DÖNEMDE ORTAYA ÇIKACAKTIR
183. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ZUHURUNDAN ÖNCE TOPLUMDA UYUŞTURUCUYA VE CİNAYETLERE BAĞLI ÖLÜMLER ARTACAKTIR
184. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN DOĞUMU EVDE OLACAKTIR
185. HADİSLERDE BELİRTİLEN ”GÖKTEN TAŞ VE BENZERLERİNİN YAĞMASI”, GÜNÜMÜZDE DÜNYANIN PEK ÇOK YERİNİ HEDEF ALAN BOMBARDIMANLARLA GERÇEKLEŞMEKTEDİR
186. EVRİM İLE MAYMUNDAN OLUŞTUKLARINA İNANAN BAZI İNSANLAR, MAYMUN VE DOMUZ KARAKTERİNDE VE GÖRÜNÜMÜNDE OLACAKLARDIR
187. AHİR ZAMANDA İNSANLARIN SURETLERİNDE BOZULMA VE ÇİRKİNLEŞME OLACAKTIR
188. PEYGAMBERİMİZ (SAV) AHİR ZAMANDA FİLİSTİN’DE ZULÜM YAŞANACAĞINI HABER VERMİŞTİR
189. MEHDİ’NİN BİR ALAMETİ DE, ”BEKAR OLMASI”DIR
190. HZ. MEHDİ (A.S.), ATEŞİN EN ALÇAK TABAKASINDA YER ALACAKLARI BİLDİRİLEN MÜNAFIKLAR İLE MÜCADELE EDECEKTİR
191. AHİR ZAMANA YÖNELİK TEKNOLOJİK İŞARETLER
YAĞMUR BOMBASI
SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ
DEFİNE DEDEKTÖRÜ
TROL AVCILIĞI
ÖMÜRLERİN UZAMASI
GÜNEŞ OCAKLARININ KEŞFİ
DUMAN BULUTLARI

4. Hz. İsa (a.s.) nüzul edecek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlığında; onun arkasında namaz kılacaktır
Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beyt-ül Mukaddes’te sabah namazı kılarken o sırada nüzul eden İsa (a.s.)’ı takdim edecek ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak, “Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır” diyecek ve nihayet Hz.Mehdi, İsa (a.s.) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 79; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 438)

İmamları salih bir insan olan Hz. Mehdi olduğu halde, Beytü’l Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştirHz. Mehdi, Hz. İsa’yı öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki, “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirilmiştir.”… (Ebu Rafi’den rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496)

Hz. Bediüzzaman döneminde de ondan önceki yüzyıllarda yaşayan müceddidlerin dönemlerinde de Hz. İsa (a.s.)’ın nüzul ettiğine dair bir alamet gerçekleşmemiştir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) nüzul ettiğinde Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerde ve bu doğrultuda Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstad Hazretleri’nin de belirttiği gibi tüm hıristiyanları hak din olan İslam’a davet edecek ve Hıristiyanların İslam dinine geçmelerine vesile olacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in konu ile ilgili hadislerinden bazıları şöyledir:
“(Hz.İsa) Kırk (40) yıl Allah’ın Kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 92)

“Hz. İsa Ümmeti Muhammed’e peygamber olarak değil; Şeriat-ı Muhammediyyeyi (İslamiyet’in esaslarını) tatbik etmek için gelecektir, demektedir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 68)

Üstad ise Mektubat’ta bu konuyu şöyle açıklamaktadır:
“Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (ASM) ile amel edecek mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı küfriye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah’ı inkara) karşı İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab edeceği (geçeceği) bir sırada
, nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi, vahy-i semavi kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevisini yok eder; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevilik şahs-ı manevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccal’ı yok eder.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini yok edecek.” (Mektubat, s. 6)

Yukarıda saydığımız tüm bu şartlar hicri 1400’e kadar yaşamış olan hiçbir müceddid döneminde zuhur etmemiştir. Müslümanlar arasında bir birlik sağlanmamış, din ahlakı Dünya üzerinde hakim olmamış, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti bidatlerden arınmış olarak ilk zamandaki halis haliyle uygulanmaya başlanmamıştır. Türk İslam birliği tesis edilip müslümanlar huzura, güvene, barış ve bolluk ortamına kavuşmamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında yaşanacak olan bolluk ve zenginlik hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlar henüz batıl teslis inançlarından vazgeçmemişler ve İslam şeriatına uymamışlardır. Hz. İsa (a.s.) nüzul edip Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkasında namaz kılmamış ve deccaliyet tam olarak etkisiz hale gelmemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu gösteren diğer yüzlerce alamet de toplu olarak hicri 1400’e kadar gerçekleşmemiştir.

Popularity: unranked [?]

33.Bediüzzaman ‘Mehdi’ Değildir Çünkü “Hz. Mehdi (a.s.) ‘Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Hakimiyet Sahibi’ Olacaktır. Bediüzzaman Böyle ‘Büyük Bir Maddi Kuvvet’ Ve ‘Dünya Çapında Böyle Bir Hakimiyet’ Sahibi Olmamıştır.

09 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
33.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü ed 33.Bediüzzaman Mehdi Değildir Çünkü Hz. Mehdi (a.s.) Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Hakimiyet Sahibi Olacaktır. Bediüzzaman Böyle Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Dünya Çapında Böyle Bir Hakimiyet Sahibi Olmamıştır. …O zatın ikinci vazifesi, Şeriatı icra ve tatbik etmektir (İslam ahlakının esaslarını hayata geçirmektir). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, BU İKİNCİ VAZİFE, GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ, O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN (yerine getirebilsin). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)

Bediüzzaman bu açıklamasında, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, tüm dünyayı kapsayacak şekilde Kuran ahlakının gereklerini toplum içerisinde hayata geçirme vazifesinin ancak ‘BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ’ belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Maddi güç ve hakimiyetin olması diğer vazifelerin de yerine getirilmesine vesile olacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana Müslümanlar arasında bir manevi liderin öncülüğünde böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır. Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış, çok büyük bir hizmet vermiş ve ardında çok kıymetli eserler bırakmıştır. Ancak Bediüzzaman’ın bu fikri mücadelesi maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil; çok kısıtlı maddi şartlar altında ve benzersiz zorluklar içerisinde geçmiştir. Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Tüm bu zorluklar, Bediüzzaman’ın şerefli mücadelesini daha daha değerli hale getirmiş; ve ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir. Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi bu durum, Hz. Mehdi (a.s.)’ın elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve hakimiyet”in Bediüzzaman’ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim Bediüzzaman da, kendisine Mehdilik yakıştırmasında bulunan kimselere ‘Mehdi’ olmadığını bu delili de öne sürerek açıklamaktadır.

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevini sözde 3 ayrı kişinin yapacağı iddiası tamamen yanlıştır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevini sözde 3 ayrı kişinin yapacağı iddiası tamamen yanlıştır

Nurcu kardeşlerimizden biri; Üstad’ın Ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı üç büyük görevi ile ilgili açıklamasını son derece çarpıtarak tefsir etmektedir. Üstad’ın bu ifadelerinde Ahir zamanda sözde üç tane Hz. Mehdi (a.s.) geleceğini ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın diyanet, siyaset ve saltanat aleminde yapacağı üç büyük görevini ayrı ayrı bu kişilerin yerine getireceklerini söylediğini iddia etmektedir. Ancak bu açıklaması Nurcu kardeşimizin çok büyük bir yanılgı içinde olduğunu göstermektedir. Üstad, Risalelerin hiçbir yerinde üç vazifeyi ayrı ayrı yapacak 3 ayrı Mehdi olacağı gibi bir mantıktan bahsetmemiştir.

Aksine Üstad, Emirdağ Lahikası’nda Ahir zamanın büyük Mehdisinin üç büyük vazifesi olacağını, bu üç vazifeyi bir arada yapabilme gücünde ve iktidarında olması nedeniyle de kendisine “Ahir Zamanın büyük Mehdisi” ünvanı deneceğini ifade etmiştir:

Mehdî’nin üç vazifesi

Nurun ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi (talebesi), çokların namına (başkaları adına) benden sordu ki: “Nurun halis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane (ısrarla) olarak ahirzamanda gelen al-i Beytin büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar.

Sen de bu kadar musırrane (ısrarla) onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat’î (kesin) bir hüccet (delil) var ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat (müsaade) etmiyorsun. Bu ise bir tezattır, her halde hallini istiyoruz.”

Ben de bu zatın temsil ettiği çok mesaillere (meselelere) cevaben derim ki: O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tabir ve te’vil lazım.

Birincisi: ÇOK DEFA MEKTUPLARIMDA İŞARET ETTİĞİM GİBİ, MEHDÎ AL-İ RESÛLÜN TEMSİL ETTİĞİ KUDSÎ (mukaddes) CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVÎSİNİN ÜC VAZİFESİ VAR. EĞER ÇABUK KIYAMET KOPMAZSA VE BEŞER BÜTÜN BÜTÜN YOLDAN ÇIKMAZSA, O VAZİFELERİ ONUN CEMİYETİ VE SEYYİDLER CEMAATİ YAPACAĞINI RAHMET-İ İLAHİYEDEN BEKLİYORUZ. VE ONUN ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAK:

Birincisi : FEN VE FELSEFENİN TASALLUTİYLE (TESİRİYLE) VE MADDİYYUN VE TABİİYYUN TAUNU BEŞER İÇİNE İNTİŞAR ETMESİYLE, HER ŞEYDEN EVVEL FELSEFEYİ VE MADDİYYÛN (MATERYALİZM, DARWİNİZM VE ATEİZM SALGINI), FİKRİNİ TAM SUSTURACAK BİR TARZDA ÎMANI KURTARMAKTIR. EHL-İ ÎMANI DALALETTEN MUHAFAZA ETMEK (İMAN EDENLERİ SAPKINLIKTAN KORUMAK) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. HERHALDE O VAZİFEYİ ONDAN EVVEL BİR TAİFE BİR CİHETTE GÖRECEK. O ZAT, O TAİFENİN UZUN TETKİKATI (tetkikleri) İLE YAZDIKLARI ESERİ KENDİNE HAZIR BİR PROĞRAM YAPACAK, ONUN İLE O BİRİNCİ VAZİFEYİ TAM YAPMIŞ OLACAK. BU VAZİFENİN İSTİNAD ETTİĞİ (dayandığı) KUVVET VE MANEVÎ ORDUSU, YALNIZ İHLAS VE SADAKAT VE TESANÜD SIFATLARINA TAM SAHİP OLAN BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR. NE KADAR DA AZ OLSALAR, MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ VE KIYMETLİ SAYILIRLAR.

İkinci vazifesi : HİLAFET-İ MUHAMMEDİYE (A.S.M.) ÜNVANI İLE ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslama ait değerleri) İHYA ETMEKTİR. ALEM-İ İSLAMIN (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) NOKTA-İ İSTİNAD EDİP (dayanak noktası edinip), BEŞERİYETİ MADDÎ VE MANEVÎ TEHLİKELERDEN VE GAZAB-I İLAHÎDEN (BELADAN) KURTARMAKTIR. BU VAZİFENİN, NOKTA-İ İSTİNADI VE HADİMLERİ (HİZMETKARLARI), MİLYONLARLA EFRADI (EFRADI) BULUNAN ORDULAR LAZIMDIR.

Üçüncü vazifesi : İNKILABAT-I ZAMANİYE (ZAMANA BAĞLI DEĞİŞİMLER) İLE ÇOK AHKAM-I KUR’ANİYENİN (KURAN’IN HÜKÜMLERİNİNİ) ZEDELENMESİYLE VE ŞERİAT-I MUHAMMEDÎYENİN (A.S.M.) KANUNLARI BİR DERECE TATİLE UĞRAMASIYLA O ZAT, BÜTÜN EHL-İ ÎMANIN MANEVÎ YARDIMLARIYLA VE İTTİHAD-I İSLAMIN (İSLAM BİRLİĞİNİN) MUAVENETİYLE (YARDIMIYLA) VE BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN VE BİLHASSA AL-İ BEYTİN NESLİNDEN HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ (KALABALIK) BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA (KATILIMLARIYLA) O VAZİFE-İ UZMAYI (ÇOK BÜYÜK GÖREVİ) YAPMAYA ÇALIŞIR.

Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan îmanı kurtarmak ve îmanı, tahkikî (doğruluğunu ispat ederek) bir surette umuma ders vermek, hatta avamın da îmanını tahkikî yapmak vazifesi ise, manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici (doğru yolu gösterici) manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur Şakirtleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur’da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecededir, diye Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdî telakki (kabul) ediyorlar. O ŞAHS-I MANEVÎNİN DE BİR MÜMESSİLİ, NUR ŞAKİRDLERİNİN TESANÜDÜNDEN GELEN BİR ŞAHS-I MANEVÎSİ VE O ŞAHS-I MANEVÎDE BİR NEVİ MÜMESSİLİ OLAN BÎÇARE (ZAVALLI) TERCÜMANINI ZANNETTİKLERİNDEN, BAZAN O İSMİ ONA DA VERİYORLAR. GERÇİ BU, BİR İLTİBAS(KARIŞTIRMA) VE BİR SEHİVDİR (YANLIŞLIKTIR), fakat onlar onda mes’ul değiller. Çünkü ziyade hüsn-ü zan, eskidenberi cereyan ediyor ve itiraz edilmez. Ben de o kardeşlerimin pek ziyade hüsn-ü zanlarını bir nevi dua ve bir temennî ve Nur Talebelerinin kemal-i itikadlarının bir tereşşuhu gördüğümden onlara çok ilişmezdim. Hatta eski evliyanın bir kısmı, keramet-i gaybiyelerinden Risale-i Nur’u aynı o ahirzamanın hidayet edicisi olduğu, diye keşifleri bu tahkikat ile te’vili anlaşılır. Demek iki noktada bir iltibas var, te’vil lazımdır.

Birincisi: AHİRDEKİ İKİ VAZİFE, GERÇİ HAKİKAT NOKTASINDA BİRİNCİ VAZİFE DERECESİNDE DEĞİLLER, fakat hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) ve ittihad-ı İslam ordularıyla zemin yüzünde saltanat-ı İslamiyeyi sürmek cihetinde herkeste, hususan avamda, hususan ehl-i siyasette, hususan bu asrın efkarında o birinci vazifeden bin derece geniş görünüyor; ve bu isim bir adama verildiği vakit, bu iki vazife hatıra geliyor; siyaset manasını ihsas eder; belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir; belki bir şan, şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir. Ve eskidenberi ve şimdi de çok safdil ve makamperest zatlar “Mehdî olacağım,” diye dava ederler. GERÇİ HER ASIRDA HİDAYET EDİCİ BİR NEVİ MEHDÎ VE MÜCEDDİD GELİYOR VE GELMİŞ, FAKAT HERBİRİ ÜÇ VAZİFELERDEN BİRİSİNİ BİR CİHETTE YAPMASI İTİBARİYLE, AHİRZAMANIN BÜYÜK MEHDÎ ÜNVANINI ALMAMIŞLAR…
Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-232

Üstad’ın; Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevi bir arada yapacağını ifade ettiği bu sözü tekrardan şerh edilmeye ya da tefsir edilmeye gerek bıraktırmayacak kadar açık ve sarihtir. Ayrıca Üstad bu sözünde, Ahir zamanın büyük Mehdisinin zuhur edeceği hicri 1400 yılından önce de, bu görevlerden birini bir cihette yapan mehdilerin geldiğini de ifade etmektedir. Ancak onlara; “bir nevi Hz. Mehdi (a.s.)  ve müceddid” şeklinde hitap etmektedir. Eğer bazı Nur talebelerinin iddia ettikleri gibi Ahir zamanın büyük Mehdisi üç görevi, bir arada değil de sadece tek bir alanda yapacak olsaydı Üstad diğer müceddidlere hitap ettiği gibi Hz. Mehdi (a.s.)’a da “bir nevi Mehdi” sıfatını verir ve kendisinden Risale boyunca bu şekilde bahsederdi. Oysa Hz. Mehdi (a.s.) için Üstad; “Ahir Zamanın büyük Mehdisi” ifadesini kullanmakta ve böyle hitap etmesinin nedeni olarak da onun üç vazifeyi  bir arada yapacak olmasını göstermektedir:

Ayrıca Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsettiği diğer ifadelerinde onun farklılığını ifade etmek için  “O büyük zat” “Başkumandan”, Mehdi Al-i Resul, ”EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD, HEM EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD, HEM HAKİM, HEK MEHDİ, HEM MÜRŞİD, HEM KUTB-U AZAM, “Ahir Zamanda gelecek bir müceddid-i ekber”, “Acip şahıs”, “HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT”, 1400 sene sonra gelecek bir HAKİKAT” gibi hitaplar kullanması da Hz. Mehdi (a.s.)’ı önceki yüzyıllarda gelmiş ancak tek bir cihette vazife yapmış diğer mübarek insanlardan makam olarak ayırdığını gösteren diğer delillerdendir.

05 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstadın ifade ettiği ”Mehdi” ve ”Mehdi Al-i Resul” ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır

Şu da çok önemlidir ki, bazı nur talebeleri diğer yandan Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsederken kullandığı Mehdi ve Mehdi Al-i Resul kavramlarını da  birbirinden ayrılarmış gibi gösterme gayreti içine girmişlerdir. Mehdi sıfatının Mehdi Al-i Resul sıfatından sözde daha düşük bir makamı ifade ettiğini çünkü Üstad’ın bahsettiği Mehdi Al-i Resul’de geçen Resul ifadesinin eser verilen anlamında olduğunu bu nedenle de İmam Rabbani Hazretleri, Geylani Hazretleri, Mevlana Halid ve Üstad Hazretleri gibi eser sahibi müceddidleri ifade ettiğini iddia etmektedirler. Ahir zamanın Mehdisi’nin ise sözde Üstad’ın hazırladığı eserlerden yararlanması nedeniyle eser sahibi olamayacak dolayısıyla Mehdi Al-i Resul’de olamayacaktır.

Oysa Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadis-i şeriflerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın elinde kendi hazırladığı büyük eserlerinin olacağı ve inkar edenlere karşı bu dev eserlerle fikri bir mücadele vereceği bildirilmiştir:

Ben esfarla (büyük kitaplarla) mücadele etmedikçe dünya gitmez (kıyamet kopmaz) … Onlarla fikri mücadele yapmak üzere, Allah yolunda savaşan, laimin (başkasını kötüleyenin) levminden (çekiştirmesinden) çekinmeyen, Müminlerin seçkinlerinden olan ehli Hicaz yola çıkacaktır ve Kostantiniyye ile Rumiye (Roma)’yı tesbih ve tekbirle feth edeceklerdir… O şehrin surları bir bir yıkılacaktır …” (İbni Mace ve Hakim)

Yine İmam Sadık (r.a.)’dan aktarılan bir hadis-i şerifte de Hz. Mehdi (a.s.)’ın üzerinde altın yaldızlı mühür bulunan kitaplarıyla büyük bir tebliğ faaliyeti yapacağı bildirilmiştir:

İmam Sadık diyor ki: Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) belli bir giysi giydiğinde Peygamber’in (s.a.v.) altın mühürle mühürlenmiş mektubunun (kitabının) mühürünü çıkartarak (kapağını açarak), insanlara yüksek sesle okuyacaktır.” (Bihar’ül Envar, c. 52, s.326)

Eğer bu mantık söz konusu olsaydı, Üstad’ın kendisinden önce gelen Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, İmam Rabbani Hazretleri’nin, Mevlana Halil-i Bağdadi Hazretleri’nin ve kendisinin bu üç görevi tek tek yerine getirmek suretiyle Ahir zamanın büyük Mehdisi’ni oluşturduklarını Risalelerde ifade etmiş olması gerekirdi. Oysa tam aksine Üstad Ahir zamanın büyük Mehdisi zuhur ettiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerini kabrinden seyredip Allah’a şükredeceğini ifade etmiştir:

… TÂ AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE, ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDÎ VE ŞAKİRTLERİ CENAB-I HAKKIN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR VE O TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH’A ŞÜKREDERİZ. Kastamonu Lahikası, Sayfa 72, Tarihçe-i Hayat, Sayfa 258, Hizmet Rehberi, Sayfa 267, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 153)

Yine Hz. Mehdi (a.s.) için kendisinden sonraki bir dönemde zuhur edeceğini ifade eden onlarca ifadesi de Risalelerde yer almaktadır.

http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23471/

05 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Alnında Bir Ben Vardır

29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Alnında Bir Ben Vardır Hz. Mehdi (a.s.)'nin Alnında Bir Ben Vardır ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Alnında Bir Ben Vardır Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Ebu Muhammed! Kaim’in (Hz. Mehdi (as)’nin iki alameti (veya alametleri) vardır. BAŞINDA BİR BEN ve BİR İZ vardır…”

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253)

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.), Gerçek İslam Ahlakını Ortaya Çıkaracaktır

29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
Hz. Mehdi (a.s.), Gerçek İslam Ahlakını Ortaya Çıkaracaktır ed Hz. Mehdi (a.s.), Gerçek İslam Ahlakını Ortaya Çıkaracaktır Hadislerde bildirildiğine göre Hz. Mehdi ortaya çıktığında, İslam dinine sonradan dahil edilmiş tüm batıl inanış ve uygulamaları ortadan kaldıracaktır. “… insanlar arasında Peygamberin (sav) sünneti seniyyesiyle muamele edecek” rivayetinde bildirildiği gibi, Peygamber Efendimiz (sav)’in yoluna uyacak ve tıpkı onun dönemindeki gibi din ahlakının hak haliyle yaşanmasına vesile olacaktır.

“… Dini Peygamber (sav)’in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak.”

(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, sf.186-187)

“Hz. Mehdi hiçbir bidatı bırakmaycak.”

(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)

“Mehdi kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber (sav) gibi dinin icablarını yerine getirecektir.”

(Kıyamet Alametleri, sf. 163)

“Hz. Peygamber (sav) en başta İslam’ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi de en sonunda aynı şekilde İslam’ı ayakta tutacaktır.”

(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 27)

Bidat: Dinin aslında olmadığı halde, dine dahil edilen adetler.

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.) Kan Akıtmayacak

29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
ed Hz. Mehdi (a.s.) Kan Akıtmayacak Hz. Mehdi (a.s.) Kan Akıtmayacak ed Hz. Mehdi (a.s.) Kan Akıtmayacak “People will seek refuge in Hazrat Mahdi (as) as honeybees cluster around their sovereign. HE WILL FILL THE WORLD THAT WAS ONCE FULL OF CRUELTY WITH JUSTICE. HIS JUSTICE WILL BE AS SUCH THAT HE WILL NOT WAKE A SLEEPING PERSON OR EVEN SHED ONE DROP OF BLOOD. THE EARTH WILL RETURN TO THE AGE OF BLISS. (Ibn Hajar al-Haythami, Al-Qawl al-Mukhtasar fi `Alamat al-Mahdi al-Muntadhar, p. 29)

“Hazrat Mahdi (as will follow the way of the Prophet (saas). He will not wake up a sleeping person or SHED BLOOD.” (Al-Barzanji, Al-Isha’ah li-ashrat al-sa’ah, p. 163)

“In the time of [Hazrat Mahdi (as)] no one will be woken up from their sleep OR HAVE A BLEEDING NOSE.” (Ibn Hajar al-Haythami, Al-Qawl al-Mukhtasar fi `Alamat al-Mahdi al-Muntadhar, p. 44)

“Those swearing allegiance to him [Hazrat Mahdi (as)] will swear allegiance between Rock and Pillar (around Ka’bah). They never wake a sleeping person, NEVER SHED BLOOD.” (Ibn Hajar al-Haythami, Al-Qawl al-Mukhtasar fi `Alamat al-Mahdi al-Muntadhar, p. 24)

LIKE THE CUP FILLS WITH WATER, SO WILL EARTH FILL WITH PEACE. There will be no enmity left between any people. All hostility, fighting, and envy will surely disappear.” (Sahih Muslim, 1/136)

“… In the same way that Almighty Allah began Islam with us, so He will bring it to an end with him [Hazrat Mahdi (as)]. In the same way that they were freed from polytheism and enmity and their hearts were filled with friendship and love through me, so it will be again with the coming of Hazrat Mahdi (as).” (Al-Muttaqi al-Hindi, Al-Burhan fi Alamat al-Mahdi Akhir az-Zaman, p. 20)

Popularity: 25% [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.