Iman’ için Arşiv
Sayın Adnan Oktar Hz. Musa (a.s.)’ın Ahir Zamanda Bulunacak Ahit Sandığını Anlatıyor -
12 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahyaçinde bulunduğumuz ahir zamanda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri doğrultusunda; fitnelerin çoğalması, İran-Irak Savaşı, Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, Fırat Nehri’nin suyunun kesilmesi, Ramazan ayında iki kez Güneş ve Ay tutulmalarının olması gibi Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametleri peş peşe gerçekleşmiştir. 2009 yılında Lulin kuyruklu yıldızının çıkması ve geçtiğimiz aylarda Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinin Ağrı Dağı’nda bulunmasının ardından ise tüm iman sahipleri Sayın Adnan Oktar’ın röportajlarında müjdelediği “Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın bulunmasını” da büyük bir şevkle beklemektedirler.
Ahit sandığı, Yüce Rabbimiz’in Kuran’da bildirdiği ve içinde Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.)’dan eşyalar bulunan değerli bir sandıktır. Kuran’da bu sandığın Allah’ın müminlere güven duygusu ve huzur veren bir nişanesi olduğu bildirilmektedir. (Bakara Suresi, 248) Bu nedenle yıllardan beri hem Museviler, hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar Ahit Sandığı’nın bulunması için çaba sarf etmişlerdir. Ancak MÖ. 587 yılından bu yana bu kutsal sandığın yeri bilinmemektedir. Peygamberimiz Hz. Mu-hammed (s.a.v.)’in hadislerinden anlaşıldığı üzere sandık ahir zamanda bulunacaktır. Ancak sandığın çok önemli bir özelliği daha vardır:
Bu kutsal sandığı bulma şerefi, ahir zamanın kutlu şahıslarından Hz. Mehdi (a.s.)’a nasip olacaktır. Bu nedenle sandığın bulunması Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışının en önemli alametlerinden biri olacaktır. Aynı zamanda bu işaret, onun hükümranlığının da bir sembolü sayılacaktır. (Doğrusunu Allah bilir.)
Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu şerefli vazifesini şöyle haber vermiştir:
“Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)
“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabutu (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi lil Feteva, II. 82)
Sayın Adnan Oktar röportajlarında bu hadisler doğrultusunda önemli açıklamalar yapmakta, bu sandığın bulunacağını tüm Müslümanlara müjdelemekte ve gerek Ahit Sandığı gerekse o dönemde yaşanacak olan gelişmelerle ilgili detaylı bilgiler vermektedir. Sayın Adnan Oktar’ın konu ile ilgili açıklamaları şu şekildedir:
Ahit Sandığı’nın Görünümü Nasıldır?
ADNAN OKTAR : Som altından, bu şekildedir. Bakın, şimdi bu da bulunacak önceden söylüyorum. Ahit Sandığı. Şimdi Ahit Sandığı’nı Müslüman ortada bırakır mı? Hırsızlar kırıp yıkarlar. Çocuk olsa bunu bilir. Orijinal yerinde durmaz. Orijinal yerinde tutulmaz kutsal olan bir emanet. Taşınır. Sandık da taşınmıştır, inşaAllah. Hatta taşınırken gerekirse kulpunu da çıkarır, orada gider takar. Zaten seyyar kulbu çıkacak gibi, çektin mi çıkar. Akasya ağacından yapılma, üzeri altın kaplama, saf altın kaplamadır. Gerekirse çıkartılıyor. Ama içindeki eşyalar da gerekirse çıkartılır. Gider orada aynı yerde yerleştirirsin. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)
Ahit Sandığı’nın Bulunması Musevileri Nasıl Etkileyecek?
ADNAN OKTAR: Kuran’da Hz. Musa (a.s.)’ın öfkelendiği bir anda o tabletleri atması var, biliyorsunuz, elindeki tableti attı. Ve kırıldı o tablet. Onun parçaları duruyor. Bunu bulacaklar. Bakın şimdi burada söylüyorum. Bakın, diyor ki; “onun bir parçasında” diyor Allah, bir ayetten bahsediyor. Şimdi bakın o ayeti gören ne kadar Musevi varsa, hepsi Müslüman olacaklar. Bak, Kuran ihbar ediyor önceden, söylüyor Allah. Diyor ki; “bir nüshasında şu yazıyordu”, diyor bakın. Şimdi yaklaşık 3 bin yıl sonra açıldığında Kuran’ın dediğinin aynısını görecekler. Yalnız parçalanmış tablet, kırıldığı için. Taştan. Bir nüshasında diyor, “Rabbinden korkanlar için” evet.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhaları aldı. (Onlardan bir) nüshasında “Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır” (yazılıydı)”
(Araf Suresi, 154) inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Aynı zamanda bu ayet tabii Hz. Mehdi (a.s.)’a da bakıyor. Bakın, Allah’ın Hadi isminin tecellisi ve Allah’tan bir rahmettir Hz. Mehdi (a.s.). Ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın eliyle bulunacak, onu da söyleyeyim. Yani mübareğin eliyle bulunacak. Bak detay veriyorum, inşaAllah. O tablette bulunan aynı bak o ayetle beraber bulunacak. “Hocamız önceden söylemişti” diyeceksiniz. Bu çok önemli bakın. Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisinde detaylar verdim, dedim ki; “ahşap parçaları bulunacak” dedim. “Adamlar çıkarıp ahşap parçasını gösterecekler. Ağrı Dağı’nda bulunacak” dedim. “Cudi’den kasıt dağ silsilesidir, dağdır. Dağı gösteriyor. Ve Ağrı Dağı’nda bulunacak” dedim. Değil mi?
OKTAR BABUNA: Tahtaları da tarif etmişsiniz Hocam. Tam söylediğiniz gibi çıktı Hocam.
ADNAN OKTAR: Aynısıyla, detayıyla. Bak şimdi de detay veriyorum. Aynen dediğim gibi bu ayeti göreceksiniz. Tabletin üzerinde, inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)
Ahit Sandığı’nın İçinde Neler Olacak?
ADNAN OKTAR: Asası, gömlek, bir tane uzun gömlek var. Hz. Musa (a.s.) ve Hz. Harun (a.s.) ailesine ait gömlek, bir tane ayakkabı. Yani bildiğimiz ayakkabı değil, sandalet tarzında, o çölde kullandıkları. Altın bir kutu. Hz. Musa (a.s.)’ın asasından parça, asası yok. Asa büyük çünkü. Bu sandığa sığmaz. Asadan parça.
OKTAR BABUNA: O Kuran’da geçen attığı asa mı, yoksa başka mı?
ADNAN OKTAR: Onu bilemem de asası ama inşaAllah. Onu Allah bilir, inşaAllah. Ve başka bazı emanetler, kutsal emanetler. Dolu zaten sandığın içi. Diyebilirler ki, “kardeşim siz gittiniz bir kuyumcuyla anlaştınız”, işte “som altından yaptırdınız”, işte “bu odur diyeceksiniz” de diyebilirler. Kardeşim götürsünler, istedikleri bilim adamlarını getirsinler, karbon metoduyla baksınlar. 3000 yıllık olduğunu görecekler gömleğin. Nereden bulalım 3000 yıllık gömlek biz? Değil mi? Ahşabın yine 3000 yıllık olduğunu görecekler. Ayakkabının 3000 yıllık olduğunu görecekler. Bir de parmak izleri var bunun üzerinde, o da var. Onları da tespit edecekler. Tabii. O devirden kalma. İnşaAllah, bayağı bir şey var üzerinde, alamet var. Bunları görecekler inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)
Ahit Sandığı Nerede Bulunacak?
ADNAN OKTAR: Yine bir detay daha veriyorum; Bu kutsal sandıktaki malzemelerin, Kutsal Emanetlerin bir kısmı Taberiye Gölü’nde. Ama sandık içinde olanlar da ayrı olarak yeniden ayrı bir yerdeler. Yani belki Hatay’da bir mağaranın içerisinde, yani hiç ummadıkları bir dehlizin, hiç ummadıkları bir kanalın içerisinde, bir yerde. Tahmin etmedikleri bir yer. Şu ana kadar hiç kimse “bu buradadır” diyemedi, demedi. Gittikleri halde, ondan sonra araştırdıkları halde Allah onlara onu göstermedi. Tahmin etmedikleri bir yerde çıkacak inşaAllah. Bir kısmı da Taberiye Gölü’nde. (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)
Sandığın Olağanüstü Özellikleri Vardır
“Sandık öyle anlaşılan bir sandık değildir. Çürümeye, bozulmaya karşı etkili olan bir sandık. Bir de bu iki heykelin arasından, Tevrat’ta Allah’ın ona hitap ettiği yani tecelli olarak hitap ettiğine dair bilgi var. Allah-u alem doğrudur. Çünkü çalıdan da Allah tecelli ediyor biliyorsunuz, çalıdan da sesleniyor. Bunları böyle şimdilik detay olarak görüyoruz, olduğunda görürsünüz inşaAllah.” (Sayın Adnan Oktar’ın 16 Mayıs 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından)
Hz. Musa (a.s.)’ın Bebekken Nehre Bırakıldığı Sandık, Ahit Sandığıdır
ADNAN OKTAR : Mesela o gemi olayında da öyle, “gemiyi batırmak için mi?” Annesi onu tekneye koyduğunda mahvolsun diye mi gönderdi? Irmakta, Hz. Musa (a.s.)’ı koydu değil mi sandığın içerisine, sandıkla bıraktı. Mahvolsun diye yapmadı inşaAllah. Ne amaçla yaptı Firavun’un yanına gidecek. Allah onu koruyup kollayacak. Onun kurtulacağını biliyor. Burada da kurtarma amacı var, orada da insanı kurtarma amacı var. Bak aynı olay burada var. Değil mi? Orada mesela annesini sorgulamıyor Hz. Musa (a.s.) makul görüyor. O zaman Hz. Hızır (a.s.)’ı da sorgulamaması lazım bu da makul, inşaAllah. Ki o sandık, annesinin çocuğu koyduğu sandık, Firavun tarafından saklanmıştır. Hatıra olarak saklanmıştır. O sonra Musevilerin eline geçmiştir o sandık. Hz. Musa (a.s.)’ın içine konduğu o sandık. Sonra o sandığın üstü altın kaplanmıştır. Hz. Musa (a.s.)’ın o Kutsal Sandığı’na çevrilmiştir. Tabii inşaAllah, dün resmini gösterdik boyut itibarıyla odur. O sandıktır aynı sandık, inşaAllah. Bu bir ilave bilgi.
OKTAR BABUNA: İlk defa anlattınız maşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet ilk defa anlatıyorum. (Sayın Adnan Oktar’ın 17 Mayıs 2010 tarihli Adıyaman Asu TV röportajından)
SONUÇ: Hz. Musa (a.s.)’ın Ahit Sandığı’nın Bulunacak Olması Ahir Zaman Müjdesidir
Ahir zamanın en önemli özelliklerinden biri de teknolojide çok büyük gelişmeler yaşanacak ve bunların tüm insanların hayrı ve rahatlığı için kullanılacak olmasıdır. Sandık da Allah’ın izniyle bu dönemin bir nişanesi ve tüm insanlık için güzel günlerin müjdecisi olacaktır.
Peygamberimiz (s.a.v.) de birçok hadisinde sandık ve onu bulacak olan Hz. Mehdi (a.s.) hakkında bilgiler vermiş ve bu kutlu olayı Müslümanlara müjdelemiştir. Bu hadislerden bazıları şöyledir:
“Onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O, Tabut-u Sekineyi de Antakya mağarasından çıkarır.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)
“Mehdi elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de onun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten)
Hiç şüphesiz yüzyıllar öncesinden bildirilen bu hadis-i şeriflerde Peygam-ber Efendimiz (s.a.v.)’in ahir zamanda olacakları müjdelemesi çok büyük mucizelerdendir. Hz. Mehdi (a.s.)’a dair hadisler, Allah’ın izniyle ahir zamanda gerçekleşecek ve bu mucizeler Müslümanların Allah’a şükretmelerine vesile olacaktır.
“Gönderilenlere selam olsun. Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.” (Saffat Suresi, 181-182)
Ahit Sandığı Tevrat’ta Nasıl Geçiyor?
Tevrat’taki açıklamayı belirtiyorum: “Akasya ağacından sandık yapsınlar,” diyor Tevrat’ta. Bu doğru akasya ağacından, iç çatısı akasya ağacından. “Boyu iki buçuk” yani 1 metre, 1,20 gibi yaklaşık. “Eni ve yüksekliği birer buçuk,” 60 cm, daha yüksek hatta 80 cm, “arşın olsun.” “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Burada ölçüler kendi kafalarına göre verdikleri için oluyor. Orada arşının gerçek karşılığı o. Yani 1,20 m’ye 80 cm olması gerekiyor anladığım kadarıyla ve bildiğim kadarı ile. “İçini de dışını da saf altınla kapla.” Bu doğru, içi ve dışı saf altınla kaplı. “Çevresine altın pervaz yap.” Bu da doğru. “Dört altın halka döküp dört ayağına tak.” Bu da doğru. “İkisi bir yanda, ikisi öbür yanda olacak.” Bu da doğru. “Akasya ağacından sırıklar yapıp altınla kapla, sandığın taşınması için sırıkları yanlardaki halkalara geçir.” Doğru. Çok düzgün akasya ağacından yapılmış sırıklar var ama altın kaplanmış öyle görünmüyor tabii. Tam, net altın görünümünde, jilet gibi yapılmış, çok düzgün. Bakan anlamaz onun içinin ahşap olduğunu anlamaz. “Sırıklar sandığın halkalarında kalacak, çıkarılmayacak. Antlaşmanın taş levhalarını sana vereceğim. Onları sandığın içine koy.” Taş levhalar Hz. Musa (a.s.)’a gelen on emrin yazılı olduğu taş levhalar onun içinde, sandığın içinde. “Saf altından bir Bağışlanma Kapağı yap. Boyu iki buçuk, eni bir buçuk.” “Kapağın iki kenarına dövme altından birer Keruv yap.” Keruv uçan insan figürü gibi. Melek niyetine yapıyorlar ama melek değil tabii ki, bir insan görünümü. Meleği tam yapamazlar, melek ayrıdır görünümü. Ama meleğe niyet ederek yapılmış bir heykel. “Keruvlardan birini bir kenara, diğerini öteki kenara,” karşılıklı yüz yüzedir ikisi, bu da doğru. “Kapakla tek parça halinde yap. Keruvlar yukarı doğru açık kanatlarıyla,” doğru. “Kapağı örtecek,” bu da doğru. “Yüzleri birbirine dönük olacak,” doğru, “ve kapağa bakacak. Kapağı sandığın üzerine, sana vereceğim taş levhaları ise sandığın içine koy”. “Seninle orada, Levha Sandığı’nın (Ahit Sandığı’nın) üstündeki Keruvlar arasında, Bağışlanma Kapağı’nın üzerinde görüşeceğim ve İsrailliler için sana buyruklar vereceğim.”
Allah, “oradan tecelli edeceğim” diyor, “oradan sesimi duyacaksın” diyor, sandığın üstünden. Biliyorsun bir de çalı ve ateş yanan çalıdan seslenmişti Allah Hz. Musa (a.s.)’a, inşaAllah. Onun için yani öyle olağanüstü bir sandık, öyle herhangi bir sandık değil inşaAllah. “Rab Musa’ya şöyle der: ‘Ve seninle orada bulaşacağım ve seninle kefaret örtüsü üzerinden, Kutsal Ahit Sandığı üzerindeki Melekler arasından söyleşeceğim’,” o figürün arasından, o görüntünün arasından söyleşeceğim, (Çıkış 25/22). “Rab Musa’ya dedi; ‘Dağa, yanıma gel’ burada bekle, halkın öğrenmesi için üzerinde yasalarla, buyrukları yazdığım taş levhaları sana vereceğim.” Bu doğru, Hz. Musa (a.s.)’a taş levhalar olarak verilmiştir. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)
Ahit Sandığı Kuran’da Nasıl Geçiyor?
ADNAN OKTAR: Bakın, ayet veriyorum. Bakara Suresi, 248. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: ‘Onun hükümdarlığının belgesi’”, yani Mehdi (a.s.)’ın liderliğinin delili diyelim, ahir zamana bakan yönüyle, “size Tabut’un gelmesi (olacaktır ki),” yani Hz. Musa (a.s.)’ın Kutsal Sandığı. “Onda Rabbinizden ‘bir güven duygusu ve huzur’”, “içinize güven duygusu gelecek” diyor ve huzur, onun bulunuşuyla. Öyle bir özelliği de var, Allah’ın hikmeti, mesela kalplere güven ve huzur inmesine vesile oluyor. Çünkü bütün savaşlarda götürüyorlarmış o sandığı, onu gördüklerinde coşuyorlar o zamanki müminler. “Huzur ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar”, hem Hz. Harun (a.s.)’ın ailesinden, hem Hz. Musa (a.s.)’ın ailesinden, “arta kalanlar var; onu melekler taşır”. Meleklerin kontrolünde diyor Allah. “Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır.” Delil vardır. Delil nedir? Ortaya koyarsın, buna delil derler. Değil mi? Allah, bu bir delildir diyor işte, inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde, Ahit Sandığı’nın yeriyle ilgili olarak Antakya’ya dikkat çekmesi son derece anlamlıdır. Bu ilimizde birçok doğal mağara vardır ve buralar sandığın uzun yıllar saklı kalması için çok elverişli yerlerdir. Ahit Sandığı’nın bugüne kadar bu bölgede bulunamamış olması, bölgenin coğrafi özelliklerinin zorluğundan ve teknik imkansızlıklardan kaynaklanmış olabilir. Ancak yüzyıllardır bulunamayan sandığın, son birkaç on yıl içinde gelişen teknolojik imkânlar çerçevesinde bulunması Allah’ın izniyle mümkündür. Dahası sandığın zamanımızda bulunacak olmasını, tahakkuk eden diğer ahir zaman alametleri de desteklemektedir.
Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkındaki Hadis-i Şerifleri Açıklıyor
“Ona Mehdi (a.s.) denilmesinin nedeni”; bakın Peygamberimiz (s.a.v.) olayı açıklıyor; “gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir.” Bakın gizli olan bir şeyin ilmini verecek Allah, bulmanın ilmini. Allah ona bir şekilde bunu gösterecek, bir ilimle inşaAllah. “Antakya denilen bir yerden,” Hatay, Türkiye sınırları içerisinde bakın dikkat edin. Bakın, Ağrı da Türkiye sınırları içerisinde, orada bulundu. Hepsi Mehdi (a.s.)’ın olduğu yerlerde oluyor dikkat ederseniz, inşaAllah. “Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” Suyuti söylüyor bunu, hadis imamıdır. (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82) “Mehdi (a.s.), Tabut-u Sekine’ yi de Antakya’da mağaradan çıkarır” (Naim bin Hammad, Kitab-ül Fiten). Yani bu kadar, hadis olduğu için söyleyeyim, bu gizlenecek gibi değil tabii. “Antakya mağarasından Tabut-u Sekine’yi çıkaracaktır. Şam’daki dağdan da gerçek Tevrat’ı çıkaracak.” Şam’daki bir mağaradan da gerçek Tevrat’ı röle olarak, Tevrat rölesini, böyle deri üzerine yazılmış Tevrat rölesini çıkaracak ve “birçok Yahudi Müslüman olacak” diyor,(Risaletül Huruc ül Mehdi, s.124-125). Yalnız tabii Taberiye Gölü’nde de bir arama yapılacak, Taberiye Gölü’nün zemininde. Tatlı su gölüdür, suyu tatlı, en çukurda olan göllerden ikincisidir Taberiye Gölü. Yeryüzü düzeyine göre en çukurdadır, fakat tatlı suyu, maşaAllah. Bakın ikinci işaret de, “Mehdi (a.s.) Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye Gölü’nden çıkaracak.” Yani bu iki tane açıklama olması iyi. Çünkü hakikaten Taberiye Gölü’nde de bir şey var, dibinde. Dibi çamur, gölün dibi, onun altında inşaAllah, yani kapsamlı bir arama yapılacak tabii inşaAllah. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)
“Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın. O Mehdi (a.s.)’dır.“ (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)
Sayın Adnan Oktar Ahit Sandığı Hakkında Tarihi Kaynaklarda Yer Alan Bilgileri Anlatıyor
“Talut’un, Calut ile savaşmasının sonucunda sandık Calut’un eline geçmiştir geçici bir süre. Ancak daha sonra Hz. Davud (a.s.), Calut’u öldürmüş ve böylece sandık Hz. Davud (a.s.)’ın eline yeniden geçiyor. Ahit Sandığı, Kudüs’e taşınıyor. Hz. Davud (a.s.) sandığı kendisinden sonra hükümdar olan Hz. Süleyman (a.s.)’a emanet bırakmıştır.” Hz. Süleyman (a.s.)’ın eline geçiyor sonra, onun kontrolüne geçiyor. “Hz. Süleyman (a.s.) tarafından yaptırılan Süleyman Mescidi’ne konulan sandık M.Ö. 587 yılına kadar Beyt-ül Makdis’de, Mescid-i Aksa’da kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru Nabukadnezar Kudüs’ü işgal etti, burayı yerle bir ettirerek bu bölgede yaşayan Yahudileri sürgüne gönderdi.” O zamanki Müslüman onlar, Museviler Müslüman idi, hak din oluyor o zaman. “İşte o tarihten sonra sandık kayboldu.” Kaybolmadı, saklandı muhafaza altına alındı ve “Bir daha da izi bulunamadı,” diyor. Allah onu muhafaza altına aldı.
“M.Ö. 587 ile M.S. 70 yılları arasında Kudüs’te muhafaza edildiği kabul edilen,” Öyle değil Kudüs’ten çıkarıldı Kudüs riskli bulunduğu için. Çünkü işgal ediliyor, her yeri aranıyor. Kudüs’te değil sandık, onu biliyorum inşaAllah. “Museviler sandığın ancak Mesih, Kral Mesih’in, yani Mehdi (a.s.)’ın gelişinden sonra ortaya çıkaracağına inandıkları için aramamaktadırlar.” Aramıyorlar çünkü sadece Hz. Mehdi (a.s.) bulacaktır. Kral Mesih, Tevrat’ta Kral Mesih olarak geçer. Yani arıyorlar tabii, arıyorlar da ama bulamazlar o anlamda diyorum, yoksa arıyorlar tabii ki. “Hıristiyanlar da sandığı Hz. İsa (a.s.)’ın yeryüzüne kıyametten önce tekrar gelişinin alametlerinden gördükleri için sandık onlar için çok önemli.” Onlar da arıyorlar, ama bulamazlar, inşaAllah.
“Sandık taşınırken hep bir perde arkasında saklı tutularak onu taşıyanların dahi sandığı görmeleri engellenmiştir.” Örtülüyor üstü sandığın. Hiçbir şekilde halka gösterilmiyor, çok nadir açılan sandık, üstündeki örtü nadir kaldırılıyor. (Sayın Adnan Oktar’ın 15 Mayıs 2010 tarihli Kocaeli TV röportajından)
Bu makale, İlmi Araştırma Dergisi 74. sayı (Ağustos 2010) 4. sayfada yayınlanmıştır.
Popularity: unranked [?]
Hz. Mehdi (a.s.)’nin Talebelerinin İmanları Çok Kuvvetli Olacaktır
27 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
||||
|
Popularity: unranked [?]
Büyük İslam alimleri Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh etmişlerdir
06 Temmuz 2010 Yazan Harun YahyaBüyük İslam alimleri Kuran’da Hz. Mehdi (a.s.)’a ve İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden bazı ayetleri şöyle şerh etmişlerdir
• HUD SURESİ’NİN, 86. AYETİ
| Ebu Cafer (r.a.), bu alametleri şöyle saymıştır:
“… O (Hz. Mehdi (a.s.)) çıkınca sırtını Kabe’ye yaslar. Ona (Hz. Mehdi (a.s.)) tabilerinden 313 kişi tabi olur. Hz. Mehdi (a.s.) ilk önce şu ayeti okur: “EĞER MÜMİN İSENİZ ALLAH’IN BIRAKTIĞI SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.” (HUD SURESİ, 86) Bu ayeti okuyup şöyle der: “BEN SİZİN İÇİN ALLAH’IN BIRAKTIĞI VE HALİFESİYİM (Müslümanların manevi lideriyim). BEN ONUN HÜCCETİYİM.” HZ. MEHDİ (A.S.)’A SELAM VERENLER ŞÖYLE SELAM VERİRLER: “SELAM SANA EY ALLAH’IN YERYÜZÜNDE BIRAKTIĞI (BAKİYYESİ!)” Sonra herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) bey’at (biat) eder. (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) Adamlarının sayısı on bine ulaşır. Allah’ın dışında bir başkasına ibadet eden, Musevi ve Hıristiyan olan herkes ona (Hz. Mehdi (a.s.)’a) iman eder. Böylece yeryüzünde tek bir millet hasıl olur; o İslam milletidir. Sonra Allah’tan başkasına tapanların üzerine gökten bir ateş düşer ve onları yakar. Doğrusunu Allah bilir.” (Nurul Ebsar, Ehl-i Beyt, Oniki İmam, Kutuplar ve Mezhep İmamlarının Menkıbeleri Şeblenci (1250),Tercüme: Saim Güngör, (Pamuk Yayıncılık Nisan 2004 Cilt: 628 77 93) s. 594) |
• NUR SURESİ’NİN 55. AYETİ
| ALLAH, İÇİNİZDEN İMAN EDENLERE VE SALİH AMELLERDE BULUNANLARA VA’DETMİŞTİR: HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILDIYSA, ONLARI DA YERYÜZÜNDE ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILACAK, KENDİLERİ İÇİN SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR. ONLAR, YALNIZCA BANA İBADET EDERLER VE BANA HİÇ BİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAZLAR. KİM BUNDAN SONRA İNKAR EDERSE, İŞTE ONLAR FASIKTIR.
(Nur Suresi, 55) Ali bin Hasan kanalıyla Ayyasi tarafından rivayet edildi: Onun yanında bu ayet-i kerime okundu: Onlar Allah’a yemin olsun ki bizim ehli beytin sevenlerindendir. ALLAH BİZDEN BİR ŞAHSIN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ELİYLE ONLARA (BUNU) YAPTIRIR. O ŞAHIS İSE BU ÜMMETİN MEHDİSİDİR. (Mecmau’l beyan fi tefsiri’l-Kuran Ebu Ali Eminuddin Fazl, Hasan b. Fazl Tabersi 1986, c:4, sf. 832) |
| Ayaşi tefsirinde:
Zeynel-Abidin Hz.leri: … (Nur Suresi, 55) ayetini okudu ve şöyle buyurdu: “VALLAH! ONLAR, BİZ EHL-İ BEYTİ SEVENLERDİR. ALLAH ONLAR İÇİN BUNU MUHAKKAK YAPACAKTIR, BİZDEN BİRİNİN ELİYLE… Kİ O BU ÜMMETİN MEHDİSİ’DİR.” |
• ENBİYA SURESİ’NİN, 105. AYETİ
| “ANDOLSUN BİZ ZİKİR’DEN (BÜTÜN SEMAVİ KİTAPLAR VEYA TEVRAT) SONRA ZEBUR’DA DA ‘HİÇ ŞÜPHESİZ, SALİH KULLARIM YERYÜZÜNE MİRASÇI OLACAKLARDIR’ DİYE YAZDIK.”
İMAM MUHAMMED BÂKIR (A.S) BU AYETLE İLGİLİ OLARAK ŞÖYLE BUYURMUŞTUR: “BUNLAR, AHİR ZAMANDA ZUHUR EDECEK OLAN HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ASHABIDIR.” ( Mecma-ul Beyan Tefsiri.) |
• MAİDE SURESİ’NİN, 54. VE EN’AM SURESİ’NİN, 89. AYETLERİ:
| Maide suresi, 54. ayet: “EY İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, ALLAH, YAKINDA ÖYLE BİR TOPLUM GETİRECEK Kİ O ONLARI (HZ. MEHDİ (A.S.)’I VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLARI) SEVER, ONLAR DA O’NU SEVERLER. MÜMİNLERE KARŞI ALÇAK GÖNÜLLÜ, KÂFİRLERE KARŞI ONURLU VE ŞİDDETLİDİRLER. ALLAH YOLUNDA CEHD (FİKRİ MÜCADELE YAPARLAR) EDERLER VE HİÇBİR KINAYICININ KINAMASINDAN KORKMAZLAR…”
… İmam Cafer Sadık (a.s) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “BU AYETTE İŞARET EDİLEN GÖREVİN SAHİBİ (HZ. MEHDİ (A.S.)) KORUMA ALTINDADIR. ŞAYET İNSANLARIN TÜMÜ GİTSELER DE, ALLAH ONU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I) VE ASHABINI GETİRECEKTİR. ONLAR YÜCE ALLAH’IN HAKLARINDA ŞÖYLE BUYURDUĞU KİMSELERDİR: ‘Şimdi şunlar, bunları inkâr ederse, BİZ BUNLARI İNKÂR ETMEYECEK BİR TOPLUMU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLARI), BUNLARA VEKİL BIRAKMIŞIZ. (En’am 89) ONLAR (HZ. MEHDİ (A.S.) VE ONA TABİ OLAN MÜSLÜMANLAR) ŞU AYETİN KASTETTİĞİ KİMSELERDİR: “EY İNANANLAR! SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE, (BİLSİN Kİ) ALLAH, YAKINDA ÖYLE BİR TOPLUM GETİRECEK ki… (Maide Suresi, 54)..” (Tefsir-un Nu’mani.) |
• YASİN SURESİ’NİN, 30. AYETİ:
| AMA HÜCCET (HZ. MEHDİ (A.S.)) HALKI TANIR, HALK İSE ONU (HZ. MEHDİ (A.S.)’I) TANIYAMAZ. TIPKI YUSUF GİBİ. YUSUF HALKI TANIDIĞI HALDE ONLAR YUSUF’U İNKAR EDERLERDİ. SONRA HZ. ALİ ŞU AYETİ OKUDU: “KULLARA YAZIKLAR OLSUN, RESUL ONLARA GELDİKÇE ONUNLA ALAY EDİYORLARDI.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 162) |
• ENBİYA SURESİ’NİN, 105. AYETİ:
| ANDOLSUN, BİZ ZİKİRDEN (TEVRAT’TAN) SONRA ZEBUR’DA DA: “ŞÜPHESİZ ARZ’A SALİH KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR.” diye yazdık. İmam Bakır ve Sadık’tan rivayet edilmektedir: “Buradaki (ayette bildirilen) “SALİH KULLAR”, HZ. MEHDİ (A.S) VE ARKADAŞLARIDIR.” (Hüseyin es-Şirazi, sf. 113) |
• NEML SURESİ’NİN, 62. AYETİ:
“YA DA SIKINTI VE İHTİYAÇ İÇİNDE OLANA, KENDİSİNE DUA ETTİĞİ ZAMAN İCABET EDEN,
KÖTÜLÜĞÜ AÇIP GİDEREN VE SİZİ YERYÜZÜNÜN HALİFELERİ KILAN MI? …”
| NEML SURESİ, 62. AYETLE İLGİLİ HADİS:
Muhammed bin Müslim şöyle der: “Haceti (ihtiyaç, muhtaçlık içinde) olan biri O’nu çağırdığında O’na icabet eder.” ayeti hakkında İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: Bu ayet Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) aleyhisselam hakkında nazil olmuştur. Beyaz bir kuş şeklinde Kabe’nin oluğundan gelip HALKIN İÇİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)’A İLK BİAT EDECEK OLAN CEBRAİL ALEYHİSSELAMDIR. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s.37 |
• BAKARA SURESİ’NİN, 155. AYETİ:
Andolsun, BİZ SİZİ BİRAZ KORKU, AÇLIK VE BİR PARÇA MALLARDAN, CANLARDAN VE ÜRÜNLERDEN
EKSİLTMEKLE İMTİHAN EDECEĞİZ. Sabır gösterenleri müjdele.
| … Ebu Basir’den: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:
KAİM’İN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) KIYAMINDAN ÖNCE *BİR YIL HALK AÇ KALACAK VE ONLARI ÖLDÜRÜLME KORKUSU SARACAK; MALLARI, CANLARI VE MAHSULLERİ AZALACAK. Bu olay Allah’ın Kitabı’nda açıkça yazar. Sonra bu ayeti tilavet etti: “SİZLERİ KORKU, AÇLIK, MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ. VE SABREDENLERİ MÜJDELE.” (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 297) |
*Hz. Mehdi (a.s.)’ın kıyamından önce dünya çapında 7 yıl süren çok büyük bir ekonomik buhran yaşanacaktır. İmam Caferi Sadık (a.s.), 7 yıl sürecek olan bu ekonomik krizin özellikle bir yıl boyunca daha da şiddetini artıracağına ve etkisini göstereceğine dikkat çekmiştir.
Aynı şekilde Muhammed Bin Müslim’den aktarılan diğer bir rivayete göre ise;
| • İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:
• Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kıyamından önce belirtiler vardır: “Yüce Allah tarafından mümin kullarına belalar gelecektir. Bu belirtiler nelerdir? Diye arzettim. • Buyurdu ki: O, ALLAH AZZE VE CELLE’NİN ŞU BUYRUĞUDUR. “SİZLERİ KORKU, AÇLIK, MAL, CAN VE MAHSULLERİN EKSİLMESİ İLE MUTLAKA İMTİHAN EDECEĞİZ. VE SABREDENLERİ MÜJDELE.”• Buyuruyor ki: Siz müminleri mutlaka imtihan edeceğiz. Korku ile yani saltanatlarının sonlarına doğru filanca oğullarının hükümeti ile korkutacağız. Ve açlıkla, yani mahsullerin pahalılığı ile. Malların azalması yani, ticaretlerin kesat olması ve faziletinin azalması. Canlar (ın azalması) yani, hızlı ve ani ölümler. Mahsuller(in azalması) yani, çiftçiliğin azalması ve meyvelerin bereketinin azalması. SABREDENLERİ MÜJDELE YANİ, İŞTE O ZAMAN KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ALEYHİSSELAM’IN ZUHURU İLE (ONLARI MÜJDELE. Sonra bana buyurdu ki: Ey Muhammed! Bu onun te’vilidir. (asıl mana ve yorumu budur). Allah azze ve celle buyuruyor ki: “Onun tevilini sadece Allah ve ilimde derin olanlar bilirler.” |
• A’Lİ İMRAN SURESİ’NİN, 83. AYETİ:
PEKİ ONLAR, ALLAH’IN DİNİNDEN BAŞKA BİR DİN Mİ ARIYORLAR? OYSA GÖKLERDE VE YERDE HER NEAYA VARSA -İSTESE DE, İSTEMESE DE- O’NA TESLİM OLMUŞTUR VE O’NA DÖNDÜRÜLMEKTEDİRLER.
| Tefsir-i Ayaşi’de, İmam Musa Kazım’ın nakliyle, bu ayetin Hz. Mehdi (a.s.)’a baktığı rivayet edilmektedir. |
• HADİD SURESİ’NİN, 17. AYETİ:
| BİLİN Kİ GERÇEKTEN ALLAH, ÖLÜMÜNDEN SONRA YERYÜZÜNE HAYAT VERİR. ŞÜPHESİZ BİZ, UMULUR Kİ AKLINIZI KULLANIRSINIZ DİYE SİZE AYETLERİ AÇIKLADIK. (Hadid Suresi, 17)
Selam b. Müstenir de, İmam Muhammed Bakır (aa)’dan şu hadisi rivayet etmiştir: “ALLAH TEALA, KIYAM EDECEK HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ELİYLE YERİ DİRİLTECEKTİR. O (HZ. MEHDİ (A.S.)), ADALET ÜZERE HALKI YÖNETECEKTİR. BÖYLECE YERYÜZÜ ZULÜMLE ÖLDÜKTEN SONRA, HZ. (MEHDİ (A.S.)) ADALETLE TEKRAR DİRİLTECEKTİR.” (Şeyh Tusi, Gaybet, s. 120; Duhayyil, el-Hz. Mehdi, s. 57) |
• HUD SURESİ’NİN 8. AYETİ
Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelesek, mutlaka: “Onu alıkoyan nedir?” derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.
| …İshak bin Abdülaziz’den:
İmam Caferi Sadık aleyhisselam “ONLARIN UĞRAYACAKLARI AZABI SAYILI BİR ÜMMETE DEK ERTELERSEK ayeti hakkında şöyle buyurdu: Azap, Kaim aleyhisselam’ın (Hz Mehdi (as)’ın) kıyamıdır. Sayılı bir ümmet ise Bedir’de savaşanların sayısı kadar olan ashabıdır.” |
• BAKARA SURESİ’NİN 148. AYETİ
… Öyleyse hayırlarda yarışınız. Her nerede olursanız, Allah sizleri bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
| …Ebu Basir’den:
İMAM CAFERİ SADIK ALEYHİSSELAM “HAYIRLI İŞLERE DOĞRU KOŞUN, NEREDE OLURSANIZ OLUN ALLAH HEPİNİZİ BİRDEN TOPLAR, BİRLEŞTİRİR ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Kaim (Hz Mehdi (as)) ve ashabı hakkında nazil olmuştur. Allah onları (Hz Mehdi (as) ve ashabını) vaatsiz olarak biraraya toplayacaktır.” |
• RAHMAN SURESİ’NİN 41. AYETİ
(Çünkü o gün) Suçlu-günahkarlar, simalarından tanınır da alınlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
| …Ebu Basir’den:
İmam Caferi Sadık aleyhisselam “SUÇLULAR ÇEHRELERİNDEN TANINACAK ayeti hakkında şöyle buyurdu: ALLAH ONLARI TANIR, LAKİN BU AYET KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. (HZ. MEHDİ (A.S.)) ONLARI ÇEHRELERİNDEN TANIYACAK VE ASHABI İLE BİRLİKTE ONLARI FİKREN DARMADAĞIN EDECEK. |
• FUSSİLLET SURESİ’NİN 53. AYETİ
BİZ AYETLERİMİZİ HEM AFAKTA, HEM KENDİ NEFİSLERİNDE ONLARA GÖSTERECEĞİZ; ÖYLE Kİ, ŞÜPHESİZ ONUN HAK OLDUĞU KENDİLERİNE AÇIKÇA BELLİ OLSUN. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
| Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselama Allah azze ve cellenin bu ayetin tefsiri soruldu: “PEK YAKINDA ONLARA ALEMDEKİ VE CANLARINDAKİ DELİLLERİ GÖSTERECEĞİMİZ ZAMAN, SONUNDA ONUN HAKK OLDUĞUNU ANLAYACAKLARDIR.” Şöyle buyurdu: Onlara nefislerindeki mesh (hayvanlaşma) gösterilecek ve alemin onlara artık daraldığı gösterilecek. Böylece onlar Allah’ın kudretini hem kendi nefislerinde hem de alemlerde göreceklerdir. “Sonunda onun hakk olduğunu anlayacaklardır.” İşte o zaman Kaim’in (Hz Mehdi (as)’ın) zuhurdur. O (Hz. Mehdi (a.s.)) Allah Azze ve Celle’den gelen hakktır ve bu halk onu (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) mutlaka görecektir.” |
• MAİDE SURESİ’NİN 54. AYETİ
Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin onları sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü’minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı ise ‘güçlü ve onurlu,’ Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın bir fazlıdır, onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir.
| Süleyman bin Haruni İcli şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisseslam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Bu emrin sahibinin (Hz Mehdi (as)’ın) ashabı mahfuzdurlar, eğer halkın hepsi ölse dahi Allah onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) ashabını getirir. Allah azze ve celle onlar (Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı) hakkında şöyle buyurmuştur: “Onlar ona karşı kafir olsalarda, O’na öyle bir kavim vermişiz ki ona karşı kafir olmazlar.” Allah onlar Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı) hakkında ayrıca şöyle buyurmuştur: “Allah öyle bir kavim getirecek ki Allah onları (Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabını) sever, onlar da Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı getirir Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı azizdirler.” |
• BAKARA SURESİ’NİN 249. AYETİ
Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: “DOĞRUSU ALLAH SİZİ BİR IRMAKLA İMTİHAN EDECEKTİR. …”
| Ebu Basir şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Talut’un ashabı bir nehirle imtihan olunmuş ve Allah onlar hakkında “Sizleri bir nehir ile deneyeceğiz.” buyurmuştu. KAİM (HZ. MEHDİ) ALEYHİSSELAM’IN ASHABI DA TIPKI ONUN GİBİ İMTİHAN OLUNACAKLAR.” |
• ALİ İMRAN SURESİ’NİN 200. AYETİ
Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.
| İmam Bakır (A.S.) bu ayette şöyle ma’na vermişlerdi:
“Ey Muhammediler! Farzların edasında sabrediniz, düşmanlarınızın eziyetlerinde musabere ediniz, birbirinize yardım ediniz, İMAMINIZ MEHDİ RESULE SIMSIKI SARILINIZ.” Süleyman İbrahim, Meveddet Pınarları, Hz. Muhammed Aleyhisselam ve Al-i Aba, On İki İmam, Hz. Mehdi (a.s.) Resul Hakkındaki Ayet ve Hadisler, Çeviren: Adnan M. Selman, s. 219) |
• TEVBE SURESİ’NİN 33. AYETİ
Müşrikler istemese de O dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur.
| İmam Ca’fer Sadık Hz.leri bu ayet hakkında:
“Vallahi! Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) zuhur etmeden bu ayetin ma’nası tecelli etmez. Abaye bin Reb’i’den, Emirel Mü’minin Hz. Ali (k.v.) yukarıda zikredilen ayet hakkında: “Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a kasem ederim ki! Hiçbir köy kasaba ve şehir kalmayacak ki, sabah akşam içinde, “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resullullah denmesin” buyurdu. İmam Zeynel-Abidin ve İmam Muhammed Bakır Hz.leri: “Cenab-ı Hakk muhakkak Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) ile İslam dinini bütün dinlere galip getirecektir.” buyurdular. |
YUNUS SURESİ’NİN 20. AYETİ
Bir de derler ki: “Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya!..” De ki: “Gayb yalnızca Allah’ındır, siz bekleyedurun; ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim.”
| …CA’FER SADIK HZ.LERİ: “BU AYETTEKİ GAYB, HZ. MEHDİ (A.S.)’DIR buyurdular: |
• HUD SURESİ’NİN 80. AYETİ
DEDİ Kİ: “SİZE YETECEK GÜCÜM OLSAYDI VEYA SAĞLAM BİR YERE SIĞINABİLSEYDİM.”
| Meali: Hz, Lut (a.s.) Allah’a şikayet ederek kavmine hitaben: Ne vardı, size karşı gelmek için benim bir kuvvetim olsaydı veya çok sarp bir kaleye sığınabilseydim.
İmam Ca’fer Sadık Hz.leri: “Bu ayet-i kerimedeki Hz. Lut (a.s.)’ın temenni ettiği kuvvet, Kaim’in (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) kuvveti, sığınmak istediği kale de Hz. Mehdi (a.s.)’ın ashabı idi. ‘Rukn-i Şedid’ onlardır. Onlardan biri kırk adam kuvvetindedir ve her birinin kalbi demir gibidir….” buyurmuşlardır. |
• YUNUS SURESİ’NİN 110. AYETİ
Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu-günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
| Mufaddal’dan, Cafer Sadık Hz.lerinden, babasından, babalarından, Emirel Mü’minin Hz. Ali’den (k.v.):
Allah’ın nusratı (zaferi), ancak insanların ölümü yaşamaya tercih ettikleri zaman gelir, Rabbimin Kitab-ı Celilinde şu ayette beyan ettiği gibi:… Ta ki peygamberler ‘Nusrat-ı mev’udenin hemen tecelli etmemesinden” ümitsiz oldukları, yalana çıkarıldıklarını zannettikleri bir zamanda, ansızın yardımımız (Hz. Mehdi (a.s.)) onlara yetişti. Biz istediğimizi kurtarırız. CENAB-I HAKK’IN NUSRATI KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.) ) İLE GELECEK. |
• ENBİYA SURESİ’NİN 105. AYETİ:
Andolsun, biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.
| Biz bunu Levh-i Mahfuz’da yazdıktan sonra kasem olsun Zebur’da da yazmıştık. Muhakkak Arza salih kullarım varis olur.
Muhammed Bakır ve Ca’fer Sadık Hz.leri: |
• HAC SURESİ’NİN 41. AYETİ
Onlar ki, yeryüzünde kendilerini yerleştirir, iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar, zekatı verirler, ma’rufu emrederler, münkerden sakındırırlar. Bütün işlerin sonu Allah’a aittir.
| Ebu’l Carud’dan:
… O zulm ile yurdlarından çıkarılan kimselere, eğer arzda yer verirsek, ‘onlar (Hz. Mehdi (a.s.) ve ashabı) iktidar sahibi olunca şımarmazlar”, namazlarına devam ederler, zekatlarını verirler, ma’rufu emrederler ve kötülükten nehyederler. Bunların bütün umurunun akıbeti Allah’a aittir. İmam Bakır Hz.leri : “BU AYET HZ. MEHDİ (A.S.) VE ASHABI HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. ALLAH ONLARI DOĞUDAN BATIYA KADAR, BÜTÜN DÜNYAYA SAHİB YAPACAK, İSLAM’I ONLARLA YÜCELTECEK, ZULÜMDEN VE BİD’ATDEN ESER KALMAYACAK. “ |
• ZARİYAT SURESİ’NİN, 23. AYETİ
İşte, göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, ŞÜPHESİZ, O (SİZE VA’DEDİLEN) SİZİN (ARANIZDA) KONUŞTUKLARINIZ KADAR, ELBETTE KESİN BİR GERÇEKTİR.
| “Meali: Semaların ve arzın Rabbi hakkı için şüphesiz o (Hz. Mehdi (a.s.)), söylediğiniz söz gibi haktır.
Bu ayette de Cenab-ı Hakk: “SEMAVATIN VE ARZIN RABBİNE YEMİN EDERİM Kİ, KAİM’İN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ZUHURUNUN VA’Dİ, KONUŞTUĞUNUZ SÖZ GİBİ ŞÜPHESİZ VE HAKDIR” buyuruyor. |
• RUM SURESİ’NİN 4., 5. AYETLERİ
…Ve o gün mü’minler sevineceklerdir. Allah’ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder…
| İmam Ca’fer Sadık (a.s.) bu ayet hakkında: “KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) ZUHUR EDİNCE, MÜ’MİNLER ALLAH’IN NUSRATI İLE FERAHLANACAKLAR” buyurdu. |
• FUSSİLET SURESİ’NİN 53. AYETİ
Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz; öyle ki, şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahid olması yetmez mi?
| Ebu Basir’den: İmam Bakır hazretlerine bu ayet hakkında sorulduğunda şöyle buyurdular: “İçlerinde ve dışlarında Allah’ın acib ve garib mu’cizelerini görecekler ki, HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ZUHURUNUN HAK OLDUĞUNA İNANACAKLAR. BUNDA HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ KALMAYACAK.” |

05 Temmuz 2010
Popularity: unranked [?]
Hz. İsa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Müslüman olarak yeryüzüne inecektir
27 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaHz. İsa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Müslüman olarak yeryüzüne inecektir
|
HZ. İSÂ, İNCİL’DE, BU ÜMMETİN ÖVGÜ DOLU SIFATLARINI GÖRDÜĞÜNDE, ONLARDAN EYLEMESİ İÇİN ALLAH’A DUÂ ETMİŞ, ALLAH DA ONUN DUÂSINI KABUL ETMİŞTİR. Günü geldiğinde müceddid olarak yeryüzüne inmesi bunun içindir.
(Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Feza Gazetecilik, 1996, 14/74)
|
|
Hz. İsa (a.s.) Peygamber Efendimiz (sav)’e ümmet olmak için inecektir. Hakiki İncil’de Muhammed aleyhisselamın üstünlüklerini gören HAZRET-İ İSA, ONUN ÜMMETİNDEN OLMAK İÇİN ÇOK YALVARDI, DUA ETTİ VE DUASI KABUL EDİLDİ. Allahü Teâlâ, onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olmak için yeryüzüne inecek, onun dinine uyacak ve onu yayacak, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi tahrif olmuş dinleri İslam dinine çevirecektir.
(Herkese Lazım Olan İman, Ebü’l-Baha Ziyaeddin Mevlana Halid b. Ahmed Halid-i Bağdadi, 1242/1827 ; Trc: Kemahlı Feyzullah Efendi, 6. bsk., İstanbul, İhlas Yayınları, 1989)
|

Popularity: unranked [?]
Hz. İsa’yı beklemek
23 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya
Download PDF (109 KByte)
Download DOC (6 KByte)
Hz. İsa’yı beklemek
Popularity: unranked [?]
Cesur, Kararlı, Samimi, Şefkatli, Sevgi Dolu bir Yaklaşımla HEMEN HİÇ BEKLEMEDEN TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ
13 Haziran 2010 Yazan Harun Yahyaesur, Kararlı, Samimi, Şefkatli, Sevgi Dolu bir Yaklaşımla
HEMEN HİÇ BEKLEMEDEN TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ
�Türk İslam Birliği`nin oluşmasında boşa geçen her gün bir kayıptır, bir zarardır.
�Hiç gecikme olmaksızın Türk İslam Birliği hemen oluşturulmalıdır.
�Bütün Türk milleti bu güzel birliği destekliyor ve onaylıyor.
�Bütün Türk devletleri, İslam ülkeleri bu birliği bir zaruret olarak görüyor. Sevinçle samimiyetle destekliyor.
�Amerika`nın, Rusya`nın, Çin`in, Avrupa`nın bütün dünyanın hem maddi hem manevi olarak lehine, hayrına olan bu birlik, bütün dünyaya barış, kardeşlik, sevgi ve ferahlık getirecektir.
�Türk İslam Birliği, dünyadaki terörü, karmaşayı, huzursuzluğu, küresel krizi derhal durduracak yegane çözümdür.
Türk-İslam Birliği, bir sevgi birliğidir. Muhabbet birliğidir, gönül birliğidir. Bu birliğin temeli, sevgi, fedakarlık, yardımseverlik, merhamet, hoşgörü, anlayış ve uzlaşıdır. Ayrıca insana saygı, sanatta, bilimde ve teknolojide en yüksek noktaya ulaşmak birliğin hedefidir. Birliğin kurulmasıyla, sadece Türk toplumları ve Müslümanlar değil, tüm dünya aydınlığa kavuşacaktır.
Son dönemlerde yaşanan gelişmeler, Türk-İslam alemi tarafından büyük bir şevk ve heyecanla beklenen Türk-İslam Birliği’nin kurulmasının çok yakın olduğunu göstermektedir. Bu tarihi birliğin ilk ve en önemli adımı ise Azerbaycan ve Türkiye’nin iki devlet, tek millet olarak birleşmesi olacaktır. Yakın gelecekte Türkiye süper devlet olarak, Türk-İslam aleminin liderliğini üstlenecek ve Kafkasya’dan Tanzanya’ya, Fas’tan Fiji’ye uzanan geniş bir coğrafyada, tüm Müslümanları tek bir çatı altında birleştirecektir.
Birlik olmak Türk-İslam dünyasına müthiş güç kazandıracaktır. İman edenlerin ittifakını güçlü kılan aslında onların imanları ve ihlaslarıdır. Gerçek dostluk ve ittifak ancak samimi iman ile kurulur. Müminler, birbirlerini araya hiçbir çıkar ya da menfaat beklentisi katmadan, halis niyetle ve sadece Allah rızası için sever, Allah rızası için dost olur ve Allah rızası için birlik olurlar. Temeli dünya üzerindeki en sağlam kaynağa, Allah sevgisine ve Allah korkusuna dayalı olan bu birliğin bozulması, dağılıp yıkılması Allah’ın dilemesi dışında hiçbir şekilde mümkün olmaz.
Türk-İslam Birliği dünyaya barış getirecektir
Türk-İslam Birliği öncelikle Müslüman ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözüp İslam dünyasına sulh getirecek, öte yandan dünya genelinde çatışma ve savaşı kışkırtan her türlü hareketin karşısında yer alacak, savaşı körükleyen her türlü girişime karşı engelleyici bir güç olacaktır.
Türk İslam Birliğinin kurulmasıyla, Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, İsrail kısaca tüm dünya rahatlayacaktır. Terör sorunu son bulacak, hammadde kaynaklarına ulaşım garanti altına alınacak, ekonomik ve sosyal düzen korunacak, kültürel çatışma tamamen ortadan kalkacaktır. Amerika askerlerini topraklarından binlerce kilometre uzağa göndermek zorunda kalmayacak, İsrail duvarlar arkasında yaşamayacak, Avrupa Birliği ülkeleri ekonomik herhangi bir engelle karşılaşmayacak, Rusya güvenlik endişesi duymayacak, Çin hammadde sıkıntısı çekmeyecektir.
Avrupa Birliği`nin terör endişesinden kurtulması onlar için çok büyük bir nimet ve lükstür. Türk-İslam Birliği, bunu sağlayacak kesin çözümdür. İslam âleminde ki bütün çilelerin, bütün kargaşanın bitmesi de Türk İslam Birliği ile mümkündür. Türk Devletler bu vesileyle, Avrupa ayarında hatta onu da geçen büyük bir medeniyet hamlesi yapabilirler. Çünkü Türk Devletleri potansiyel yönden çok zengin bir coğrafyadır. Türk İslam Birliği bu bölgeye büyük bir zenginlik, bereket, huzur ve kalite getirecektir.
Türk İslam Birliği Küresel Ekonomik Krizi Durduracak Yegane Çözümdür
Türk-İslam Birliği ticareti canlandıracak, ekonomiyi güçlendirecektir. Ekonomide, siyasi alanda ve kültürel sahada Müslüman ülkeler arasında gerçekleştirilecek bir bütünlük, geri kalmış olanların hızla ilerlemesine, gerekli imkana ve alt yapıya sahip olanların bunları en verimli şekilde kullanabilmelerine olanak tanıyacaktır. Ekonomik büyüme, bilim ve teknolojiye yapılacak yatırımları artıracaktır. Ekonominin gelişimi ile birlikte eğitim seviyesinde de doğal bir yükselme olacak, toplum çok yönlü gelişecektir.
Türk-İslam Birliği, Müslüman alemini de kalkındıracaktır. Oluşturulacak İslam ortak pazarı sayesinde, bir ülkede üretilen ürünler, gümrük, kota gibi sınırsal engellere takılmadan bir diğer ülkede kolaylıkla pazarlanabilecektir. Ticaret alanı genişleyecek, tüm Müslüman ülkelerin pazar payı artacak, ihracat gelişecek, bu, Müslüman ülkelerdeki sanayileşme sürecini hızlandıracak, ekonomide sağlanacak kalkınma ile teknolojide de gelişme yaşanacaktır.
Türk-İslam Birliği’nin tesis edilmesiyle enerji kaynakları da güvence altına alınacaktır. Türk-İslam Birliği’yle zengin yer altı kaynaklarının bulunduğu bölgelere istikrar ve barış hakim olacak, buralarda demokratik sistem en düzgün şekilde işleyecektir. Böylece bu kaynakların en verimli şekilde kullanılmasında ve kaynakların değerlendirilmesinde İslam ülkelerinin olduğu kadar diğer toplumların da hiçbir zarar görmeyeceği bir model oluşacaktır. Bu da, başta petrol üretimi ve fiyatları olmak üzere dünya ekonomik dengeleri açısından son derece önemli olan hususlarda, istikrarlı ve dengeli bir siyaset izlenmesini sağlayacaktır.
Ekonomisi güçlü bir Türk-İslam alemi, Batı dünyası ve diğer toplumlar için de önemli bir refah kaynağı olacaktır. Bu toplumlar karşılarında güven içinde, tedirginlik duymadan iş birliği yapabilecekleri, ticari faaliyet içinde olabilecekleri bir güç bulacaklardır. Ayrıca Batılı kurum ve kuruluşların sürekli olarak bu bölgelerin kalkınması için aktardıkları fonlara da gerek kalmayacak, bu fonlar dünya ekonomisinin güçlenmesi için kullanılacaktır.
Bu doğrultuda Türk milletine çok büyük görev düşmektedir. Türkiye’nin görevi tüm dünyaya huzur, refah ve bereket getirecek bu Türk-İslam aleminin lideri olmasıdır. Türk-İslam aleminin liderliği dünya tarihinin en büyük vazifelerinden birisidir. TÜRK MİLLETİNİN EN HAYATİ GÖREVLERİNDEN BİRİ BUDUR. Yani Türk Milleti olarak görevimiz sadece Türkiye’yi kurtarmak değil bütün Türk-İslam alemini kurtarmak ve dünya barışı ve refahını sağlamaktır.
Popularity: unranked [?]
Said Nursi Alem-i İslam’ın bayraktarlığını Türk milletinin yapacağını söylemiştir
27 Mayıs 2010 Yazan adminHarun Yahya
Said Nursi Alem-i İslam’ın bayraktarlığını Türk milletinin yapacağını söylemiştir
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, Müslüman Türk Milletinin manevi şahsiyetine olan inancını eserlerinde birçok kez vurgulamıştır. Necmeddin Şahiner “Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi” isimli kitabında Bediüzzaman Said Nursi’nin Müslüman Türk Milletine olan bu inancını yine Bediüzzaman’ın kendi sözleriyle şöyle aktarmıştır:
|
“Allahü Zülcelal Hazretleri, Kuran-ı Kerim’de “ÖYLE BİR KAVİM GÖNDERECEĞİM Kİ ONLAR ALLAH’I, ALLAH DA ONLARI SEVER” buyurmuştur (Maide Suresi, 54). Ben de bu beyan-ı İlahi karşısında düşündüm. BU KAVMİN BİN YILDANBERİ ALEM-I İSLAM’IN BAYRAKTARLIĞINI YAPAN TÜRK MİLLETİ OLDUĞUNU ANLADIM.”
(Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, s. 233-234.)
|
Popularity: unranked [?]






