<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Kendi</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/kendi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla insanlara islam dinini tebliğ edecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2010 20:16:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Demet]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Halas]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Imani]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla insanlara islam dinini tebliğ edecektir</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Muhammed Bakır şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>KAİMİMİZ KIYAM EDİNCE &#8230; ONLARLA KONUŞMAK İSTEDİĞİNDE DUYARLAR VE KENDİ MEKANINDA OLDUĞU HALDE ONU GÖRÜRLER</strong>.<br />
(Yevmul Halas s. 269) (Hz. Peygamber ve Ehli Beyt Gülistan&#8217;ından Bir  Demet Gül, Üstad Seyit Kemal Fakih İmani, Çeviri Kadri Çelik, Kevser  Yayıncılık 2005, Sy.97)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/18863041fs3.gif" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 06:46:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Azm]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Imam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Ulu]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=358</guid>
		<description><![CDATA[İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>İki Ulu&#8217;l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed  (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani  hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir</h3>
<p>Bazı  kimseler Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl  sonra gelmesinin, İmam Rabbani&#8217;nin değerini azalatacağını düşünmekte ve  Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani&#8217;den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini  iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)&#8217;ın İmam Rabbani Hazretlerinden  yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini,  kıymetini azaltacak bir husus değildir. <strong>Allah Peygamberimiz  (sav)&#8217;i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)&#8217;dan sadece 571 yıl  sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)&#8217;dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir  şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm  peygamber arasında 571 yıl vardır. </strong>Hz. Mehdi (as) da İmam  Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu  İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)&#8217;ın  Peygamberimiz (sav)&#8217;in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini  söylemiştir:</p>
<div>
<table border="0" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://us3.harunyahya.com/Image/gif_resimler/120.gif" alt="" /></p>
<p>Bu ümmetin ahirliği, <strong>İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI</strong> ile başlar. <strong>YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN&#8230;</strong> Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran&#8217;ın ahlakının tam  olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi)  BU İKİNCİ BİNDEDİR. <strong>BU  DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE  (YANİ  PEYGAMBERİMİZ (SAV)&#8217;İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR  OLUŞLARIDIR.</strong> (Mektubatı Rabbani, sf 261)<br />
<img src="http://us3.harunyahya.com/Image/gif_resimler/120.gif" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Burada  İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA  DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA  demektedir.</p>
</div>
<p>İmam Rabbani Hazretleri&#8217;nin de söylediği gibi, <strong>İslam  aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam  Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz  (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır. </strong></p>
<p><em>18 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/iki-ulul-azm-peygamber-olan-hz-isa-as-ve-hz-muhammed-sav-arasinda-571-yil-vardir-hz-mehdi-as-da-imam-rabbani-hazretlerinden-yaklasik-400-yil-sonra-gelecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Mehdi ye nasıl yardım edilir ve nasıl talebe olunur?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-ye-nasil-yardim-edilir-ve-nasil-talebe-olunur.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-ye-nasil-yardim-edilir-ve-nasil-talebe-olunur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 06:44:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=355</guid>
		<description><![CDATA[  Mehdi&#8217;ye yardımcı olmak isteyenler, korunup gözetilmeyi beklememeli, herkes ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>  Mehdi&#8217;ye yardımcı olmak isteyenler, korunup gözetilmeyi beklememeli, herkes kendi imkanınca her şeyini kendi yapan olmalı. Zorluk çıkartmak olmaz.<br />
<object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,28,0" width="600" height="540"><param name="movie" value="http://tr.harunyahya.tv/player/flv_player_mp4.swf?movieName=29773&#038;sId=66136" /><param name="quality" value="high" /><embed src="http://tr.harunyahya.tv/player/flv_player_mp4.swf?movieName=29773&#038;sId=66136" quality="high" pluginspage="http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" type="application/x-shockwave-flash" width="600" height="540"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-ye-nasil-yardim-edilir-ve-nasil-talebe-olunur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda Üstadın ifade ettiği &#8221;Mehdi&#8221; ve &#8221;Mehdi Al-i Resul&#8221; ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade ettiği iddiası tamamen yanlıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/risale-i-nur-kulliyatinda-ustadin-ifade-ettigi-mehdi-ve-mehdi-al-i-resul-ifadelerinin-sozde-baska-baska-kisileri-ifade-ettigi-iddiasi-tamamen-yanlistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/risale-i-nur-kulliyatinda-ustadin-ifade-ettigi-mehdi-ve-mehdi-al-i-resul-ifadelerinin-sozde-baska-baska-kisileri-ifade-ettigi-iddiasi-tamamen-yanlistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 18:28:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Feth]]></category>
		<category><![CDATA[Fikri]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mace]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Tesbih]]></category>
		<category><![CDATA[Yola]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda Üstadın ifade ettiği &#8221;Mehdi&#8221;  ve &#8221;Mehdi ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda Üstadın ifade ettiği &#8221;Mehdi&#8221;  ve &#8221;Mehdi Al-i Resul&#8221; ifadelerinin sözde başka başka kişileri ifade  ettiği iddiası tamamen yanlıştır</h3>
<p>Şu  da çok önemlidir ki, bazı nur talebeleri diğer yandan Üstad’ın Hz.  Mehdi (a.s.)’dan bahsederken kullandığı Mehdi ve Mehdi Al-i Resul  kavramlarını da  birbirinden ayrılarmış gibi gösterme gayreti içine  girmişlerdir. Mehdi sıfatının Mehdi Al-i Resul sıfatından sözde daha  düşük bir makamı ifade ettiğini çünkü Üstad’ın bahsettiği Mehdi Al-i  Resul’de geçen Resul ifadesinin eser verilen anlamında olduğunu bu  nedenle de İmam Rabbani Hazretleri, Geylani Hazretleri, Mevlana Halid ve  Üstad Hazretleri gibi eser sahibi müceddidleri ifade ettiğini iddia  etmektedirler. Ahir zamanın Mehdisi’nin ise sözde Üstad’ın hazırladığı  eserlerden yararlanması nedeniyle eser sahibi olamayacak dolayısıyla  Mehdi Al-i Resul’de olamayacaktır.</p>
<p>Oysa Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadis-i şeriflerde Hz.  Mehdi (a.s.)’ın elinde kendi hazırladığı büyük eserlerinin olacağı ve  inkar edenlere karşı bu dev eserlerle fikri bir mücadele vereceği  bildirilmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Ben  esfarla (büyük kitaplarla) mücadele etmedikçe dünya gitmez (kıyamet  kopmaz) &#8230; Onlarla fikri mücadele yapmak üzere, Allah yolunda savaşan,  laimin (başkasını kötüleyenin) levminden (çekiştirmesinden) çekinmeyen,  Müminlerin seçkinlerinden olan ehli Hicaz yola çıkacaktır ve <span style="color: #ff0000;"><strong>Kostantiniyye ile Rumiye (Roma)’yı tesbih ve tekbirle feth edeceklerdir… </strong></span>O şehrin surları bir bir yıkılacaktır &#8230;” <strong>(İbni Mace ve Hakim)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yine  İmam Sadık (r.a.)’dan aktarılan bir hadis-i şerifte de Hz. Mehdi  (a.s.)’ın üzerinde altın yaldızlı mühür bulunan kitaplarıyla büyük bir  tebliğ faaliyeti yapacağı bildirilmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam  Sadık diyor ki: Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) belli bir giysi giydiğinde  Peygamber&#8217;in (s.a.v.) altın mühürle mühürlenmiş mektubunun (kitabının)  mühürünü çıkartarak (kapağını açarak), insanlara yüksek sesle  okuyacaktır.&#8221; <strong>(Bihar&#8217;ül Envar, c. 52, s.326) </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Eğer  bu mantık söz konusu olsaydı, Üstad’ın kendisinden önce gelen  Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin, İmam Rabbani Hazretleri’nin, Mevlana  Halil-i Bağdadi Hazretleri’nin ve kendisinin bu üç görevi tek tek yerine  getirmek suretiyle Ahir zamanın büyük Mehdisi’ni oluşturduklarını  Risalelerde ifade etmiş olması gerekirdi. Oysa tam aksine Üstad Ahir  zamanın büyük Mehdisi zuhur ettiğinde kendisinin vefat etmiş olacağını,  Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerini kabrinden seyredip Allah&#8217;a  şükredeceğini ifade etmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="color: #ff0000;"><strong>&#8230;  TÂ AHİR ZAMANDA, HAYATIN GENİŞ DAİRESİNDE, ASIL SAHİPLERİ, YANİ MEHDÎ  VE ŞAKİRTLERİ CENAB-I HAKKIN İZNİYLE GELİR, O DAİREYİ GENİŞLETTİRİR VE O  TOHUMLAR SÜMBÜLLENİR. BİZLER DE KABRİMİZDE SEYREDİP ALLAH’A ŞÜKREDERİZ.</strong></span> <strong>Kastamonu Lahikası, Sayfa 72, Tarihçe-i Hayat, Sayfa 258, Hizmet Rehberi, Sayfa 267, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Sayfa 153)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yine  Hz. Mehdi (a.s.) için kendisinden sonraki bir dönemde zuhur edeceğini  ifade eden onlarca ifadesi de Risalelerde yer almaktadır.</p>
<p><a href="http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23471/">http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23471/</a></span></p>
<p><em>05 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/risale-i-nur-kulliyatinda-ustadin-ifade-ettigi-mehdi-ve-mehdi-al-i-resul-ifadelerinin-sozde-baska-baska-kisileri-ifade-ettigi-iddiasi-tamamen-yanlistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı düşmanca tavırlarının olacağını haber vermiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 20:56:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ra]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Peygamber efendimiz (sav) bir kısım sözde din aliminin ahir  zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı düşmanca tavırlarının olacağını haber  vermiştir</h3>
<p>Buhari&#8217;de, Müslim&#8217;de, Ebu Davud&#8217;da yer alan  sahih bir hadiste ahir zamandaki cahil bazı alimlerin durumu şöyle haber  verilmektedir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Süveyd bin Gafele (ra)’dan:<strong> AHİR ZAMANDA TÜREMELER ÇIKACAK:  BEYİNLERİ ÇALIŞMAYACAK. KONUŞURKEN ÇOK GÜZEL KONUŞACAKLAR. KURAN  OKUYACAKLAR, FAKAT İMANLARI GIRTLAKLARINDAN AŞAĞIYA GEÇMEYECEK&#8230;.</strong> (Buhari, Sahih 3611, 5057, 6930, Müslim, 1066, EBU Davud  4767, Ahmed  bin Hanbel, Müsned 1, 81, 113, 131, 289; Tayalisi, el-Müsned, nr. 1984.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamberimiz (sav) bu hadisinde ahir  zamandaki cahil sözde alimlerin özelliklerini şöyle belirtmiştir:</p>
<p>1. Beyinleri çalışmayacak, yani akıl zayıflığı içinde olacaklar,<br />
2. Konuşurken güzel konuşacaklar, yani uzun konuşmalar yapacak,  saatlerce açıklamalarda bulunacaklar ama anlattıkları hayatlarına ve  ahlaklarına yansımayacak. Anlattıklarıyla yaşadıkları arasında uyum  olmayacak. Mesela Kuran ayetleriyle müminlerin fedakarlığını  anlatacaklar, ama kendi rahatlarına çok düşkün olacaklar. Allah yolunda  hizmet etmenin önemini anlatacaklar, ama aileleriyle, işleriyle meşgul  oldukları için ilmen mücadele içine girmeyecekler. Peygamberimiz (sav)  &#8220;İmanları gırtlaklarından aşağıya geçmeyecek&#8221; derken bunu kast etmekte,  bu kimselerin samimi bir tavır içinde olmayacaklarını haber vermektedir.</p>
<p>Peygamberimiz (sav), ahir zamanda Kuran’ı çok iyi bilen, saçları tıraş  edilmiş, başları sarıklı bazı kişilerin ortaya çıkacağını da haber  vermiştir. Ancak bu kişiler yaptıkları izahlar ve açıklamalarıyla dini  savunuyor görünseler de konuşmaları, yaptıkları açıklamalar, dine  kendilerince ekledikleri bidatler ve çarpık din anlayışları ile adeta  yayın oktan çıkması gibi, İslam dininden uzak olacaklardır. Bu  anlayışlarıyla Kuran’a ve samimi Müslümanlara karşı mücadele eden bir  tavır içerisinde olacaklardır.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;DOĞUDAN  BAŞLARI TIRAŞLI KAVİMLER ÇIKACAK; DİLLERİ İLE KUR&#8217;ÂN OKUYACAKLAR  (FAKAT) BOĞAZLARINDAN AŞAĞI GEÇMEYECEK. ONLAR DİNDEN YAYDAN OKUN ÇIKTIĞI  GİBİ ÇIKACAKLAR.&#8221;</strong>&nbsp;</p>
<p>(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu kişiler Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı  deccaliyetin safında yer alacaklar, Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı mücadele  edeceklerdir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Resulullah (sav): <strong>&#8220;ÜMMETİMDEN BAŞLARI SARIKLI 70 BİN KİŞİ  DECCAL&#8217;A TABİİ OLACAKTIR.&#8221;</strong><br />
(Ebu Bekir Abdürrazzak b. Hemmam, Abdürrazzak es San’ani , El  Musannef, XI, sf. 393)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;ÜMMETİMDEN  BAŞI SARIKLI YETMİŞ BİN ALİM KİŞİ, DECCALA TABİ OLACAKLAR.&#8221;</strong> (İmam Ahmed Bin Hanbel, Müsned, sf. 796)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bir diğer hadiste ise, bu cahil alimlerin  kendilerine menfat elde etmek amacında oldukları, samimi olmadıkları  şöyle haber verilmektedir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8220;İnsanlara öyle bir zaman gelecek ki, avam  halk Kuran okuyacak, ibadete kendini verecek (fakat) bidat ehlinin  işleri ile meşgul olacaklar; hissetmedikleri yerden şirke sapacaklar. <strong>SÖZ VE İLİMLERİ VASITASIYLA RIZIK ELDE  EDECEKLER, DİNİ ALET EDEREK DÜNYALIK EDİNECEKLER. İŞTE BİR GÖZÜ KÖR  DECCALİN UYDULARI BUNLARDIR.&#8221;</strong><br />
(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6255)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ahir zamanın bir diğer özelliği de, bu cahil  sözde alimleri insanların kendilerine önder edinmesidir. Bu kişilerin  cahil olduklarını, samimiyetsiz açıklamalarda bulunduklarını bildikleri  halde bunlara uyanlar olacaktır:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8220;İLİM, ALİMLERİN KALDIRILMASI (VEFAT ETMELERİ, ALLAH KATINA ALINMALARI)  İLE ORTADAN KALKAR. ORTALIKTA HİÇBİR ALİM KALMAZ. NİHAYET İNSANLAR  CAHİLLERİ REHBER VE ÖNDER EDİNİRLER; MESELELERİNİ ONLARA SORARLAR. ONLAR  İLME DAYANMADAN HALKA FETVA VERİR; HEM KENDİSİ SAPAR VE HEM DE HALKI  SAPTIRIR.&#8221;Buhari, nr. 100, 7307; Müslim, İlim 13 (nr. 2673); Tırmizi, İlim 5  (nr. 2652); Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, nr. 5907; İbn Mace, Mukaddime 8  (nr. 52); Ahmed, el-Müsned, 2/162, 190; Darimi, es-Sünen, Mukaddime 26;  İbn Hibban, es-Sahih, nr. 4571, 6719, 6723. Hadis-i şerif Abdullah b.  Ömer’den (r.anhüma) rivayet edilmiştir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri ise Müslümanlara  cahil sözde alimlerin peşinden gitmemeleri gerektiğini öğütlemiştir.  Onların sözlerini dinlemek zehir yemek gibi zararlıdır diye Müslümanları  uyarmıştır. Bu kimseler ahir zamanda Hz. Mehdi (as) gelmeyecek diyerek  adeta insanları fikren zehirleyecektir.</p>
<p>İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>DÜNYALIK  PEŞİNDE OLAN DİN ADAMLARININ SÖZLERİNİ DİNLEMEK, KİTAPLARINI OKUMAK  ZEHİR YEMEK GİBİ ZARARLIDIR. KÖTÜ DİN ADAMLARININ ZARARLARI BULAŞICIDIR.  CEMİYETLERİ BOZAR, MİLLETLERİ PARÇALAR. </strong><strong>Tarihte  İslam devletlerinin başlarına gelen felaketlere hep kötü din adamları  sebep oldu. Devlet adamlarını doğru yoldan bunlar saptırdı. </strong>Peygamber  efendimiz, (Müslümanlar 73 fırkaya bölünecek. Bunların 72’si Cehenneme  gidecek, yalnız bir fırkası Cehennemden kurtulacak) buyurdu. <strong>Bu  72 sapık fırkanın reisleri, hep kötü din adamları idi. </strong>Cehennemden  kurtulacak olan tek fırka ise, Ehl-i sünnettir. <strong>(47. Mektup)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri bir başka sözünde  ise ahir zamanda, bazı sözde cahil din adamlarının Hz. Mehdi (as)&#8217;a  düşmanca tavır göstereceklerini söylemiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Geleceği vaad edilen Mehdi dinin tervicini  (değerini artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad  ettiği (istediği) zaman; <strong>bid&#8217;at ehl-i ile ameli adet edinen,  hasene zannı ile dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan şeyleri,  dinin emri olduğunu zanneden bazı insanlar) hayretle şöyle diyecektir: </strong><strong>BU KİMSE (YANİ MEHDİ) DİNİMİZİ  KALDIRMAK VE ŞERİATIMIZI İZALE (MAHVETMEK) İSTİYOR.</strong> (Mektubat-i Rabbani, 1/535)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İmam Rabbani Hazretleri bu bir kısım cahil  sözde din adamlarının özelliklerini şöyle anlatmıştır:</p>
<p>1.    Bidat ehli ile ameli adet edinen: Yani dinin özünde olmayan, dine  sonradan dahil edilmiş batıl birtakım inanışlara göre davranan.<br />
2.    Hasene zannı ile dini karıştıran: Dinin özünde olmayan şeyleri  dinin emri olduğunu zanneden.<br />
3.    Bu kimselerin en çok gündeme getirdikleri iddia ise, Hz. Mehdi  (as)&#8217;ın dinlerini ortadan kaldırmak istediği olacaktır. Yani Hz. Mehdi  (as) onların batıl dinlerine, bidatlerine göre değil Kuran&#8217;a göre,  Peygamberimiz (sav)&#8217;in sünnetine göre davranacaktır.</p>
<p>Muhyiddin Arabi Hazretleri de Hz. Mehdi (as) döneminde dinin özüne  döneceğini yani Peygamberimiz (sav) dönemindeki gibi saf halinde  yaşanacağını söylemiş, Hz. Mehdi (as)&#8217;a en çok muhalefet eden kimselerin  ise bazı cahil sözde din adamları olacağını şöyle haber vermiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Onun (Hz. Mehdi (as)&#8217;ın) döneminde din  tamamen rey&#8217;den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. <strong>VERECEĞİ BİRÇOK HÜKÜMLERDE  ULEMANIN MEZHEPLERİNE MUHALEFET EDECEKTİR. BUNDAN DOLAYI ONDAN UZAK  DURACAKLARDIR.</strong> Zira zanlarına göre, gerçekten Allah  imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını kabulleneceklerdir&#8230;  (Muhyiddin Arabi, &#8220;Futuhat-El Mekkiye&#8221;, 66. bab, c. 3, s. 327- 328)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Muhyiddin Arabi Hazretlerinin açıklamalarına  göre; Hz. Mehdi (as)&#8217;ın ilmi çok güçlü olacak, onun dönemindeki cahil  alimler onun ilminin gücü ve etkisi karşısında tamamen etkisiz hale  geleceklerdir. Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı çıkmalarının en önemli  sebeplerinden biri ise halk arasında bir imtiyazlarının kalmayacak  olmasıdır. Hz. Mehdi (as)&#8217;a karşı öfkeleri o kadar şiddetli olacak ki  neredeyse onun şehit edilmesine fetva vermeye yeltenecekler ama Hz.  Mehdi (as)&#8217;ın ilmi çok güçlü olduğu için buna cesaret edemeyeceklerdir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>&#8230; Mehdi, dini Peygamberin (sav) zamanında  olduğu gibi aynen tatbik edecek. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak.  Halis ve hakiki dinden başka hiç bir mezhep kalmayacak. <strong>ONUN DÜŞMANLARI İÇTİHAD  ALİMLERİNİN TAKLİD EDENLERİ OLACAK.</strong> <strong>Çünkü onlar  Mehdi&#8217;nin mezhep imamlarının tersine hükmettiğini gördüklerinde bundan HOŞLANMAYACAKLAR, FAKAT KARŞI DA  GELEMEYECEKLER&#8230; Onun kılıncı (ilmi, manevi gücü) kardaşlarıdır.</strong> Kılıcından (ilminden) korktukları için ister istemez hakimiyetine boyun  eğecekler.&nbsp;</p>
<p><strong>ONUN AÇIK DÜŞMANLARI  FUKAHA (FIKIH ALİMLERİ) OLACAK. ÇÜNKÜ HALK ARASINDA BİR İMTİYAZLARI  KALMAYACAK. HATTA AHKAM HUSUSUNDA İLİMLERİ DE AZALACAK.</strong> Bu imamın gelişiyle alimlerin hükümlerdeki anlaşmazlıkları da  giderilecek.. <strong>ŞAYET ELİNDE  KILINÇ (İLİM) OLMASAYDI FAKİHLER ONUN ÖLÜMÜNE FETVA VERİRLERDİ. </strong>Lâkin  Cenâb-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile tathir edecek (temizleyecek),  onlar ona itaat edeceklerdir. Çünkü halk arasında imtiyazları  kalmayacak, hatta ahkam (hükümler) hususunda ilimleri de azalacak.  Mehdi’nin gelişiyle alimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek.  Ondan hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. <strong>KALBEN ONDAN NEFRET EDECEKLER. FAKAT BUNA  RAĞMEN İSTER İSTEMEZ HÜKMÜNÜ KABUL EDECEKLER.</strong></p>
<p>(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci,Kıyamet Alametleri,  186-187)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamberimiz (sav) bir hadisinde ise ahir  zamanda bir kısım cahil alimlerin İslam alemine büyük zarar vereceğini  şöyle ifade etmiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>ÜMMETİM,  KÖTÜ ÂLİMLER,</strong> cahil abidler yüzünden helak olur.  [Darimi]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Peygamber Efendimiz (sav) kıyamet  alametlerinden biri olarak ilmin  ortadan kalkıp cehaletin yerleşeceğini  söylemiştir:</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Allah-u Teala ilmi size ihsan buyurduktan  sonra (hafızanızdan) zorla çekip almaz. Lakin alimleri, ilimleri ile  beraber cemiyet içinden alır, ruhlarını kabzeder. Artık kara cahil bir  zümre kalır. Halk bunlardan dini ihtiyaçlarını sorarlar, onlar da (ayet,  hadis gözetmeden) kendi düşünce ve arzularına göre fetva verip, hem  kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar. (Buhari Tecrid-i  sarih: 2174)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Kıyamette bir din adamı Cehenneme atılır.  Tanıdıkları ona, &#8220;Sen dünyada dinin emirlerini bildirirdin. Niçin bu  azaba düştün?&#8221; derler. O da, &#8220;İnsanlara, günahtır, yapmayın&#8221; der, kendim  yapardım. &#8220;Yapın&#8221; dediklerimi de yapmazdım. Bunun cezasını çekiyorum&#8221;  der. [Buhari]</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de,  enaniyeti güçlü, imanı zayıf, maddeci görüşlere saplanmış bir kısım  cahil din alimlerinin, Hz. Mehdi (as)&#8217;ın gelmeyeceği konusunda mücadele  edeceklerini haber vermiştir. Bediüzzaman <strong>“enaniyetleri kavi”</strong> sözleriyle bu kişilerin aklını beğenen, kendini büyük, kusursuz ve  üstün gören; ve adeta kendi nefsini putlaştıran kimseler olduklarına  dikkat çekmiştir (Allah&#8217;ı tenzih ederiz).<strong> “İmanı zayıf” </strong>sözleriyle  ise, bu bakış açılarının, söz konusu din alimlerinin Allah inançlarının  zayıf olmasından, dine karşı da kuşkulu olmalarından, dini, bir meslek  ya da itibar vesilesi olarak görmelerinden kaynaklandığını belirtmiştir.</p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Kıyamet alâmetlerinden ve âhir zaman  vukuatından</strong> (olaylarından) <strong>ve Bâzı a&#8217;malin</strong> (amellerin) <strong>fazilet ve sevablarından bahseden hâdîs-i Şerife  güzelce anlaşılmadığından, akıllarına güvenen BİR KISIM EHL-İ İLİM</strong> (ilim sahibi), <strong>onların bir kısmına zaîf</strong> (zayıf) <strong>veya  mevzu </strong>(hadis) <strong>demişler. İMANI ZAYIF VE ENANİYETİ KAVİ  BİR KISIM DA </strong>(aklını beğenen, kendini büyük, kusursuz ve üstün  gören; ve adeta kendi nefsini putlaştıran kişiler de (Allah&#8217;ı tenzih  ederiz)),<strong> İNKÂRA KADAR GİTMİŞLER.</strong>&#8221; (Sözler, s. 355)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/98.gif" alt="" /></p>
<p><em>14 Temmuz 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/peygamber-efendimiz-sav-bir-kisim-sozde-din-aliminin-ahir-zamanda-hz-mehdi-asa-karsi-dusmanca-tavirlarinin-olacagini-haber-vermistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadisleri doğrultusunda, &#8216;Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın kendisinden bir asır sonra&#8217; geleceğini&#8217; açıklamıştır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-peygamberimiz-savin-hadisleri-dogrultusunda-hz-mehdi-a-s-in-kendisinden-bir-asir-sonra-gelecegini-aciklamistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-peygamberimiz-savin-hadisleri-dogrultusunda-hz-mehdi-a-s-in-kendisinden-bir-asir-sonra-gelecegini-aciklamistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 08:18:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Asir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dahi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Zat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=238</guid>
		<description><![CDATA[



Bediüzzaman  &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadisleri  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="3" cellpadding="0" width="100%" align="center">
<tbody>
<tr align="center">
<td colspan="2" height="24" align="left">
<h3>Bediüzzaman  &#8216;Mehdi&#8217; değildir çünkü Bediüzzaman, &#8216;Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadisleri  doğrultusunda, &#8216;Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın kendisinden bir asır sonra&#8217;  geleceğini&#8217; açıklamıştır</h3>
</td>
</tr>
<tr align="center">
<td align="left" valign="top">“&#8230; Bu zamanda öyle fevkalade hakim  cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza <strong>HAKİKİ  BEKLENİLEN</strong> <strong>VE BİR  ASIR SONRA GELECEK O ZAT </strong>dahi bu zamanda gelse&#8230;”   (Kastamonu Lahikası, 59. Mektup, s. 57)</p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi bu ifadesine ise Miladi 1936 yani Hicri 1354  yılında yazdığı Kastamonu Lahikası adlı eserinde yer vermiştir.  Bediüzzaman&#8217;ın bu sözleri kaleme aldığı yıllar Hicri 1300’lere denk  gelmektedir. Bediüzzaman&#8217;ın <strong>‘Bir Asır Sonra’</strong> sözleriyle  ifade ettiği, <strong>‘Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın çıkış tarihi olarak  bahsettiği dönem ise bundan 100 yıl sonrasıdır ve Hicri 1400’lü  yıllardır’.</strong></p>
<p>Dolayısıyla Bediüzzaman bu sözleriyle bir kez daha <strong>“kendi  döneminde Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın henüz gelmediğini, Müslümanlar tarafından  hala beklendiğini ve kendisinden bir asır sonra geleceğini” bildirmiş ve  kendisinin ‘Mehdi&#8217; olmadığını çok açık olarak ortaya koymuştur.</strong></p>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/133.gif" alt="" /></p>
<p><em>06 Temmuz 2010</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-bediuzzaman-peygamberimiz-savin-hadisleri-dogrultusunda-hz-mehdi-a-s-in-kendisinden-bir-asir-sonra-gelecegini-aciklamistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>IRAK SAVAŞI HZ MEHDİNİN GELİŞ ALAMETİMİ?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 09:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bize]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Efal]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Parasi]]></category>
		<category><![CDATA[Verin]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;ORDUNUN KAYBOLUŞU&#8221;
&#8220;Mehdi&#8217;nin beş alameti bulunur.  Bunlar    ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;ORDUNUN KAYBOLUŞU&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Mehdi&#8217;nin beş alameti bulunur.  Bunlar                    Süfyani, Yemani, samadan bir sayha, <span style="text-decoration: underline;">Beyda&#8217;da bir  ordunun                    batışı</span> ve günahsız insanların öldürülmesidir.&#8221;<br />
(Naim Bin Hammad)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak1.jpg" alt="" width="448" height="406" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAKLILARIN PARASI  KALMAYACAK&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Iraklıların</span> elinde  ölçecekleri                    bir tartı aleti ve <span style="text-decoration: underline;">alış-veriş yapabilecekleri bir  para hemen                    hemen kalmayacak</span>.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  45 El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="462"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak2a.jpg" alt="" width="450" height="262" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak2b.jpg" alt="" width="450" height="232" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;BAĞDAT ALEVLERLE YOK EDİLİR&#8221;</span></p>
<p><em>Ahir zamanda <span style="text-decoration: underline;">Bağdat alevlerle  yok edilir&#8230;</span><br />
</em><em>(Risaletül Huruc ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177,  Kayıt 854)</em></p>
<table border="1" width="358" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="450" height="462">
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak3a.jpg" alt="" width="358" height="215" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/irak3b.jpg" alt="" width="358" height="268" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><br />
</em><span style="text-decoration: underline;">&#8220;BATILI GÜÇLER VE TÜRKİYE&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Müslümanlarla Rumlar arasında sulh  anlaşması                    olacak. Sonra onlar, Müslümanların düşmanlarıyla  savaşacaklar,                    mağlup edip ellerinden mallarını aldıkları zaman o  malları Müslümanlarla                    aralarında paylaşacaklar. Aradan bir müddet geçtikten  sonra                    Müslümanlarla birlik olup Faris&#8217;i ele geçirecekler.  Bir çok                    ganimetlerle birlikte insanlardan esirler alacaklar ve  Müslümanlara:</em></p>
<p>-Biz size vediğimiz gibi, şimdi siz de  bize ganimetlerden                    birşeyler verin! Diyecekler. Müslümanlar ellerindekini  onlarla                    paylaşacaklar, sonra Rumlar:</p>
<p>-<em><span style="text-decoration: underline;">Kendi çocuklarınızdan da verin  bize</span>! </em>Deyince müslümanlar buna razı olmayacaklar. BUNUN  ÜZERİNE                    KOSTANTİNİYE (İSTANBUL) SAHİBİNE GELİP:</p>
<p><em>-Araplar bize ihanet ettiler, biz  sayıca ve                    kuvvetce onlardan fazlayız, müsaade et de savaşalım  diyecekler.                    Kralları:</em></p>
<p><em>-Siz ne kadar çok olursanız olun,  Arapları                    yenemezsiniz! Diyecek. Sonra Romayı elinde tutan krala  başvuracaklar.                    O, bunların teklifini kabul edip, seksen sancakla -her  sancağın                    altında on iki bin kişi bulunacak- DENIZ YOLUYLA bir  ordu gönderecek                    ve şu tenbihi yapacak:</em></p>
<p><em>Şam sahiline ulaştığının zaman  gemilerinizi                    yakın, kendiniz bizzat onlarla savaşın.</em></p>
<p><em>Onlar tam teçhizat Şam&#8217;a gelecekler  ve Şam&#8217;ı                    deniz ve kara olarak tam manasıyla ellerine  geçirecekler. Kudüs&#8217;ü                    tahrip edecekler&#8230;.. (Naim Bin Hammad)</em></p>
<p><em><br />
</em><br />
<span style="text-decoration: underline;">&#8220;ARAP VE RUM (BATI) İTTİFAKI&#8221;</span></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Arap ve Rum kralları biraraya  geldiklerinde                    çok</span><br />
şiddetli bir savaş yaşanacaktır.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi, s. 38 )</em></p>
<p><em><br />
</em><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK VE ŞAM&#8217;A AMBARGO&#8221;</span></p>
<p><em>Ebu Nadre (R.A.) dedi ki; Cabir  (R.A.)&#8217;ın                    yanında idik, şöyle dedi: &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Öyle bir zaman  yaklaşıyor ki,                    Irak ahalisine bir kafiz (kile),<br />
bir dirhem sevk olunmayacak</span>&#8220;.<br />
Dedik ki &#8220;bu kimden dolayı olur&#8221;. Dedi ki: &#8220;Acemler  (Arab&#8217;ın                    gayrısı) bunu men&#8217; ederler.&#8221; Sonra dedi: &#8220;<span style="text-decoration: underline;">Şam  ahalisine bir                    dinar, bir müdy (kile) sevk olunmayacak</span>&#8220;. &#8220;Bu  kimden dolayı                    olur&#8221; dedik.<br />
&#8220;Rumlar&#8217;dan dolayı&#8221; dedi.<br />
(Et-Tac, Ali Nâsıf el-Hüseyni)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="351"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/234.jpg" alt="" width="450" height="347" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;"><br />
&#8220;IRAK YENİDEN YAPILANIR&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;İnsanların en şerlileri Irak&#8217;a  saldırmadıkça                    kıyamet kopmaz.Ve ıraktaki masum insanlar Şam&#8217;a doğru  sığınma                    yerleri ararlar. Şam yeniden yapılanır, <span style="text-decoration: underline;">Irak da  yeniden yapılanır</span>.&#8221;                    .&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  254, El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="462"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/235A.jpg" alt="" width="449" height="212" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/235B.jpg" alt="" width="449" height="242" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK HALKI ŞAM&#8217;A, KUZEY&#8217;E KAÇAR&#8221;</span></p>
<p><em>Şerli kişiler Irak&#8217;a  saldırmadıkça kıyamet                    kopmaz.<br />
(işte o zaman) <span style="text-decoration: underline;">Masum ve temiz Irak halkı Şam&#8217;a  kaçar</span>.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi&#8230; sf. 210)</em></p>
<table border="1" width="300" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/236a.jpg" alt="" width="300" height="209" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/236b.jpg" alt="" width="300" height="189" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&#8220;ŞAM&#8217;DA FİTNELER&#8221;</p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Şam&#8217;da fitneler</span> bir  taraftan sakinleştikçe,                    diğer bir taraftan alevlenir. Gökten çağırıcı bir  melek &#8220;Mehdi                    emirinizdir. Mehdi Halifenizdir&#8221; demedikçe de fitneler  bitmez.<br />
(Risaletül Huruc ül Mehdi&#8230; s. 63)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237.jpg" alt="" width="446" height="308" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;ŞAM, IRAK, ARABİSTAN&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;Resulullah (s.a.v) şöyle  buyurmuştur:                    &#8230;Öyle bela ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse,  sığınabileceği                    bir makan bulamayacaktır. <span style="text-decoration: underline;">Bu belalar Şam&#8217;ın  etrafında dolanacak,                    Irak&#8217;ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini  ve ayağını                    bağlayacaktır</span>. İslam ümmeti orada belalara karşı  bozkırlarda                    savaşacaklar. Hiçbir kimse, onların haline acıyıp;  vah! vah!                    bile demeyecek. Onlar belayı bir taraftan defetmeye  çalışırlarken,                    diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 s.  38-39 El                    Muttaki)</em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;belalar Şam&#8217;ın etrafında  dolanacak,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237a.jpg" alt="" width="447" height="166" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;Irak&#8217;ın üzerine çökecek,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237b.jpg" alt="" width="450" height="130" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8230;Irak&#8217;ın üzerine çökecek,</span></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/237c.jpg" alt="" width="450" height="142" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;FIRAT İLE DİCLE ARASINDA, BÜYÜK  SAVAŞ OLACAK&#8221;</span></p>
<p><em>&#8220;<span style="text-decoration: underline;">Fırat ile Dicle arasında</span> Zevra                    denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak.  Kadınlar                    esir edilecek, <span style="text-decoration: underline;">erkekler ise,<br />
koyun kesilir gibi boğazlanacak</span>.&#8221;<br />
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame, kısm-ul efal. c.5 sf.  38 El                    Muttaki)</em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="492"><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/238a.jpg" alt="" width="449" height="255" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/238b.jpg" alt="" width="449" height="229" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;IRAK&#8217;IN ÜÇE BÖLÜNECEĞİ&#8221;</span></p>
<p><em>Resulullah (s.a.v.)in  bildirdiğine göre,                    <span style="text-decoration: underline;">Irak halkı üç fırkaya ayrılır</span>. Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">çapulculara</span> katılır. Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">ailelerini geride bırakıp  kaçarlar</span>.<br />
Bir kısmı <span style="text-decoration: underline;">savaşır ve öldürülürler</span>.<br />
Siz bunları gördüğünüz vakit kıyamete hazırlanın.<br />
(Fera İdu Fevaidi&#8217;l Fikr Fi&#8217;l İmam El-Mehdi  El-Muntazar)&#8221; </em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Küfe halkı üç kısma ayrılacak</span>:  Bir                    kısmı, Süfyani&#8217;nin ordusuna katılacak. Onlar, Cenab-ı  Hakk&#8217;ın                    yarattığı en kötü insanlardır. Bir kısmı onlarla  savaşacak onlar                    Cenab-ı Hakkın şerefli kullarıdır. Bir kısmı da  yağmacılara                    katılacak, onlar günahkarlardır.<br />
(En-Necmu&#8217;s Sakıb Fi BeyanıEnne&#8217;l Mehdi Min Evladı Ali  B.Ebi                    Talib)</em></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"><br />
Bir kısmı çapulculara kalır</span></em></p>
<table border="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/240a.jpg" alt="" width="446" height="173" /><br />
<img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/240b.jpg" alt="" width="446" height="292" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><span style="text-decoration: underline;"><br />
Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar</span>.</em></p>
<table border="1" width="424" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/241a.jpg" alt="" width="424" height="284" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Bir kısmı savaşır ve  öldürülürler</span>.</em></p>
<table border="1" width="424" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="282">
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/241b.jpg" alt="" width="416" height="278" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="text-decoration: underline;">&#8220;MASUM ÇOCUKLARIN  ÖLDÜRÜLMESİ&#8221; </span></p>
<p><em>&#8220;…Muhammed ümmetinden masum bir  çocuk </em><em>öldürüldüğünde,                    gökten bir melek &#8216;hak onda (Mehdi&#8217;de) </em><em>ve onun  yanında                    olandadır&#8217; diye haykırır.<br />
</em><em>(Sabban isafur Ragibin s.154)</em></p>
<div><img src="http://www.beklenenmehdi.com/res/242.jpg" alt="" width="300" height="295" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/irak-savasi-hz-mehdinin-gelis-alametimi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 20:41:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Güzel Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bam]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Teli]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=126</guid>
		<description><![CDATA[Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…
Bazen insanlar eksik bir yönlerini düzeltmek için ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hataları düzeltirken unutulmaması gerekenler…</p>
<p>Bazen insanlar eksik bir yönlerini düzeltmek için çaba harcarlar. Bunun socunda da gerçekten düzelttiklerini zannederler. 1 şiddetinde bir baskıyla karşılaştıklarında buna dayanırlar. 2 şiddetinde bir baskı olduğunda buna da dayanırlar. Ama biraz daha fazlası geldiğinde buna karşı direnç gösteremezler. Nefislerindeki bu eksikliği tetikleyecek herhangi bir kışkırtmada hemen eski tavırlarına geri dönerler. O ana kadar kökten hallettiklerini, tamamen düzelttiklerini sandıkları o eksikliklerini aslında hiç düzeltmemiş olduklarında da ancak böyle bir durum oluşunca anlarlar.</p>
<p>Bazen de insanların, -toplumda kullanılan ifadeyle- bir ‘bam telleri’ vardır. Herşeye karşı tahammülleri vardır ama o ‘bam teli’ olan noktada tüm kontrollerini yitirirler. Kimi zaman bu ‘bam teli’ tek bir sözdür. Kimi zaman bir tavır, kimi zaman belirli şartlar, kimi zaman da belirli bir insandan gelen tepkiler. Böyle bir kişi en ağır sözlere karşı bile, güzel bir sabır gösterip, güzel ahlakla karşılık verebilirken, o söz söylendiğinde, nefsindeki ani bir tırmanışla sabrını kaybeder. Ya da herkesin yaptığı hatalar veya verdiği tepkiler onu rahatsız etmezken, belirli bir kişinin tavırları onda müthiş bir rahatsızlık oluşturur. İşte bu ‘bam tellerini’ iyi tespit edemeyen ya da tespit ettiklerinde de, özellikle bu konu üzerinde nefislerini iyi eğitmemiş olan kişiler de, hatalarına kolaylıkla geri dönebilirler.</p>
<p>Ama önemli olan insanın böyle durumlarla karşılaşmadan önce o kusurundan gerçekten kurtulup kurtulamadığını iyi analiz edebilmesidir. Buna göre de öyle bir hatayı hiç yapmayacak şekilde kendini eğitebilmesidir. Çünkü istediği takdirde, insanın buna da güç yetirebilecek kapasitesi vardır. Ama bunun için gereken şart, ‘kişinin kendisine karşı çok dürüst olması’dır. Kendisine, sanki yabancı biriymiş gibi ‘dışarıdan bakabilmesi’dir. Nefsine acımamasıdır. Kendini haklı görmemesidir. Kusurunu mazur görmemesidir. Kendini ‘müstağni görmemesi’dir. Eksikleri olabileceğini hiç ihtimal vermeden, ‘Ben zaten iyiyim’, ‘ben zaten değiştim’, ‘ben zaten elimden gelen çabayı gösteriyorum’, ‘ben zaten samimiyim’ dememesidir. Bu tarz mantık örgülerinin, kişiliğini değiştirmesine olumsuz etki edebileceğini bilmesidir.</p>
<p>Böyle bir kişi nefsine karşı daha sert önlemler almalıdır. İradesini daha fazla güçlendirmelidir. Hatalı yönlerine karşı daha köklü tedbirler almalıdır. Nefsindeki eksik noktaları iyi tespit edip bu konuda çok sayıda aksi eylem yapmalıdır. Örneğin nefsinde tembellik varsa, ısrarla sürekli daha da çalışkan olmak, her gördüğü işe atılmak, her ihtiyacı olana en önde yardıma koşmak için dikkat vermelidir. Gururlu ve enaniyetli bir yapısı varsa, gün içinde her fırsatta kardeşlerine karşı gururunu kıracak, tevazusunu gösterecek sözler söylemeli ve bu tür davranışlarda bulunmalıdır. Rahatsızlık duyduğu, öfkelendiği, kıskandığı, tahammül edemediği belirli bir kişi varsa, özellikle o kişiye karşı özel bir saygı, sevgi, ilgi, şefkat ve ihtimam göstermeyi ihtisas konusu haline getirmelidir. Bu kişiye hürmetle ikramlarda bulunmalı, yardıma ihtiyacı olduğuna ilk öne atılan o olmalı, konuşmalarında o kişiyi onore eden, ön plana çıkaran ve yücelten sevgi dolu bir üslup kullanmalıdır.</p>
<p>Eğer nefsinin, eğitmeye çalıştığı kötü bir yönü varsa, bu kötü huyunun kendisine ‘Allah’ın sevgisini kaybettirebileceğini’ iyi düşünmelidir. ‘Allah’ın sevgisi, dostluğu, rahmeti’ bir insanın dünyada karşılaşabileceği tüm nimetlerden çok daha ve hiçbiriyle kıyaslanmayacak büyük bir nimettir. İnsana ‘Al, dünyanın tamamı senin olsun; tüm zenginlikler, tüm evler, arabalar, tüm yiyecekler, tüm güzel mekanlar; kısacası aklına gelen herşey ve tamamı senin olsun’ dense ama bu insan Allah’ın sevgisini kaybetmiş olsa, bunların hiçbiri onu mutlu edemez ve hiçbirinin değeri olmaz. Allah’ın sevgisinden mahrum olmak, hiçbir nimetle kıyaslanamayacak bir kayıptır. İnsanın elinde sahip olduğu tek bir dünya malı dahi olmasa, ama Allah’ın sevgisi, dostluğu, yakınlığı olsa; insanın bundan duyacağı mutluluk da hiçbir şeyle kıyaslanamayacak kadar büyük olur. Bu yüzden eğer bir insan, bir eksiğini düzeltmede ‘iradesinin yetmediğini’, ‘elinden geleni yaptığını ama halledemediğini’ düşünüyorsa, önce bu büyük tehlikeyi iyice tefekkür etmeli, sonra aynı sözü o kadar rahat söyleyip söyleyemeyeceğini bir daha düşünmelidir. ‘İradem yetmiyor’ sözü, müminin söyleyeceği bir söz değildir. Mümin kendisine güçsüzlüğü, iradesizliği yakıştırmaz ve böyle bir şeyi asla kabul etmez. Ne kadar zorlanırsa zorlansın yine de söyleceği söz, ‘Ben Allah’ın izniyle bunu hallederim, Allah bana yardım eder’ olur. Bu sözü söyleyen bir insana, Allah o yolda bütün kapıları açar; güç kuvvet verir. O hatasını yenecek aklı, Allah o insanın ruhunda oluşturur.</p>
<p>Bu nedenle hatasını düzültmek isteyen insanın ilk yapacağı ‘Allah’a güvenip dayanmak’ olmalıdır. Nefsine karşı dürüst ve samimi yaklaşmak, bu konuda elinden gelen tüm çabayı göstermek ve Allah’ın kendisine yardım edeceğinden kesin emin olmak…</p>
<p>Sonrasında, Allah’ın insanlardan, ‘güçlerinin yetmeyeceği bir şeyi istemeyeceğini’ asla unutmamalıdır. Eğer Allah insanın karşısına çözmesi gereken bir konu, düzeltmesi gereken bir hata, yenmesi gereken bir özellik çıkartıyorsa, o kişiye mutlaka bunu yapabilecek gücü de vermiştir. Kuran ayetlerinde bu önemli sır insanlara şöyle bildirilmiştir:</p>
<p>Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez…(Bakara Suresi, 286)</p>
<p>… Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz… (Enam Suresi, 152)</p>
<p>Diğer yandan da Allah, Kendi rızası için böyle bir işte sebat gösteren kullarına ‘Kendi Katından mutlak bir yardım’ da vadetmiştir:</p>
<p>… Kim Allah’tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.(Talak Suresi, 4)</p>
<p>Demek ki, gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır.</p>
<p>Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.</p>
<p>Şu halde boş kaldığın zaman, durmaksızın (dua ve ibadetle) yorulmaya-devam et.</p>
<p>Ve yalnızca Rabbine rağbet et.(İnşirah Suresi, 5-8)</p>
<p>Allah böyle bir konuda samimi çaba harcayan kullarına, ne kadar büyük zorluklarla karşılaşırlarsa karşılaşsınlar, bunun beraberinde mutlaka bir ‘kolaylık’ yaratacağını vadetmiştir. Ve Allah kullarına, her ne olursa olsun ‘yalnızca Allah’a yönelip dönmelerini’; gerçek çözümü ancak burada bulabileceklerini hatırlatmıştır.</p>
<p>20 Haziran 2010</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hatalari-duzeltirken-unutulmamasi-gerekenler%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Isa]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Isa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Ismini]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Ndan]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Onurlu]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI

Hz. İsa&#8217;nın Doğumu
Allah, Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın doğumundan ölümüne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/12.jpg" border="4" alt="" width="300" height="209" /></p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın Doğumu</p>
<p>Allah, Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın doğumundan ölümüne  kadar her konuda,          diğer insanlardan büyük farklılıklar gösterdiğine          dikkat çekmiştir. Herşeyden önce Hz. İsa, bilinen          sebeplerin dışında bir yaratılışla doğmuş ve babasız          olarak dünyaya gelmiştir. Allah, o doğmadan önce,          birçok özelliğini ve onu insanlar için bir Mesih          olarak gönderdiğini melekleri aracılığıyla annesi          Hz. Meryem&#8217;e bildirmiştir. Hz. İsa&#8217;nın bu seçkin          özelliklerinden biri, &#8220;Allah&#8217;ın kelimesi&#8221; olarak        sıfatlandırılmış olmasıdır:</p>
<p>&#8230; Meryem oğlu Mesih İsa,  ancak          Allah&#8217;ın elçisi ve kelimesidir. Onu (&#8216;ol&#8217; kelimesini)          Meryem&#8217;e yöneltmiştir ve O&#8217;ndan bir ruhtur&#8230;          (Nisa Suresi, 171)</p>
<p>Hani Melekler, dediler ki:  &#8220;Meryem,          doğrusu Allah Kendi&#8217;nden bir kelimeyi sana müjdelemektedir.          Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih&#8217;tir. O, dünyada          ve ahirette &#8216;seçkin, onurlu, saygındır&#8217; ve (Allah&#8217;a)          yakın kılınanlardandır&#8230; (Al-i İmran Suresi,          45)</p>
<p>Kuran&#8217;da &#8220;Allah&#8217;ın kelimesi&#8221;          ifadesi yalnızca Hz. İsa için kullanılmıştır.          Allah, Hz. İsa henüz dünyaya gelmeden onun ismini          bildirmiştir. Allah Kendi&#8217;nden bir kelime olarak          Hz. İsa&#8217;ya &#8220;İsa Mesih&#8221; ismini vermiştir. Bu, Hz.          İsa&#8217;nın diğer insanlardan daha farklı bir yaratılışla        yaratıldığının ifadelerinden biridir.</p>
<p>Allah, hamileliği ve Hz. İsa&#8217;nın          doğumu aşamasında Hz. Meryem&#8217;i her açıdan en güzel          şekilde desteklemiş, ona yol göstermiştir. Allah          kavminden uzakta, tek başına gerçekleşen bu hayati          olayda, hiçbir tecrübesi olmayan ve bir yardımcısı          da bulunmayan Hz. Meryem için ortamı uygun kılmış          ve doğum sorunsuz bir şekilde gerçekleşmiştir.          Hz. Meryem Allah&#8217;ın yardımıyla bu zor işi tek          başına gerçekleştirebilmiştir. Allah Hz. Meryem&#8217;e        olan bu nimetini Kuran&#8217;da şöyle bildirmektedir:</p>
<p>Derken doğum sancısı onu bir          hurma dalına sürükledi. Dedi ki: &#8220;Keşke bundan          önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.&#8221;          Altından (bir ses) ona seslendi: &#8220;Hüzne kapılma,          Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.          Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz          oluşmuş-taze hurma dökülüversin. Artık, ye, iç,          gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek          olursan, de ki: &#8220;Ben Rahman (olan Allah) a oruç          adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım. (Meryem          Suresi, 23-26)</p>
<p>Ayetlerde de görüldüğü gibi Allah          vahyi ile Hz. Meryem&#8217;e yardımını iletmiş, hüzne          kapılmamasını, alt yanında onun için bir su arkı          kıldığını bildirmiştir. İhtiyaç duyduğu her konuda          yapması gereken herşeyi bildirerek ona yardım          etmiş ve doğumun en iyi şekilde gerçekleşmesini          sağlamıştır. Allah&#8217;ın Hz. Meryem üzerindeki rahmeti          ve koruması doğum olayında tüm açıklığıyla görülmektedir.          (Detaylı bilgi için Bkz. Örnek Müslüman Kadın:          Hazreti Meryem, Harun Yahya, Mart 2003, Araştırma        Yayıncılık)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="340" align="right">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/beytullahim.jpg" alt="" width="320" height="302" /><br />
İncil&#8217;de Hz. İsa&#8217;nın Beytüllahim&#8217;de doğduğu              bildirilir. Bu nedenle de Hıristiyanlar              bu şehri kutsal kabul ederler.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hz. Meryem, daha önce çekilmiş                                  olduğu ıssız bölgeden Hz. İsa ile  birlikte kavminin                                  yanına geldiğinde, onlar, sadece zan ve  tahmin                                  üzerine Hz. Meryem&#8217;e karşı birtakım  çirkin iftiralarda                                  bulunmuşlardır. Oysa iftiralarda bulunan  bu kavmin                                  bireyleri, Hz. Meryem&#8217;i tanıyor, hem  onun, hem                                  de İmran ailesinin ne kadar Allah&#8217;a  bağlı, dindar                                  ve iffetlerine düşkün insanlar  olduklarını çok                                  iyi biliyorlardı. Gerçekte Hz. İsa&#8217;nın  dünyaya                                  geliş şekli, Allah&#8217;ın Hz. Meryem&#8217;in  kavmine gösterdiği                                  büyük bir mucize, Allah&#8217;ın varlığına  ilişkin önemli                                  bir delildir. Ancak Hz. Meryem&#8217;in  etrafındakiler                                  bu durumu anlayamamış, onun hakkında  gerçek dışı                                  bazı ithamlarda bulunarak ona çirkin bir  iftira                                  atmaya çalışmışlardır:</p>
<p>Böylece onu taşıyarak kavmine          geldi. Dediler ki: &#8220;Ey Meryem sen gerçekten şaşırtıcı          bir şey yaptın. Ey Harun&#8217;un kız kardeşi senin          baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın          utanmaz (bir kadın) değildi. (Meryem Suresi, 27-28)</p>
<p>Hz. Meryem ise gerçekte bu çirkin          suçlama ve iftiralar ile deneniyordu. Allah&#8217;a          son derece bağlı ve iffetine düşkün bir insana          bu yönde bir iftira atılması, Allah&#8217;ın onun için          yarattığı bir imtihandır. Bu durum karşısında          Hz. Meryem hemen Allah&#8217;a sığınmış ve onların bu          iftiralarına karşı Allah&#8217;ın kendisine yardım edeceğini          bilerek tevekkül etmiştir. O yardımı ve desteği          yalnızca Allah&#8217;tan beklemiş ve her defasında da        Allah&#8217;ın geniş fazlı ve rahmetiyle karşılık görmüştür.</p>
<p>Allah zor durumda olan bu seçkin          kuluna yine bir mucizeyle yardım etmiş ve kavmi          kendisi ile konuşmak istediğinde susmasını ve          suçlamalarda bulunanlara Hz. İsa&#8217;yı işaret etmesini          bildirmiştir. Allah&#8217;ın Hz.Meryem&#8217;e bildirdiği        bu emri Kuran&#8217;da şu şekilde bildirilir:</p>
<p>Eğer herhangi bir beşer görecek           olursan, de ki: &#8220;Ben Rahman (olan Allah)a oruç          adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım.&#8221; (Meryem          Suresi, 26)</p>
<p>Allah, Hz. Meryem&#8217;e Hz. İsa&#8217;nın          doğumunu müjdelediği zaman, onun henüz beşikteki          bir bebekken konuşacağını da haber vermişti. İşte          o mucize, bu zor anında Hz. Meryem&#8217;e Rabbimiz&#8217;den        çok büyük bir destek olmuştur:</p>
<p>Beşikte de, yetişkinliğinde de          insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.          (Al-i İmran Suresi, 46)</p>
<p>Allah Hz. Meryem&#8217;in yapacağı          açıklamayı mucizevi bir şekilde Hz. İsa&#8217;ya yaptırmıştır.          Böylece, hem Hz. Meryem&#8217;i atılan iftiralardan          temize çıkarmış, hem de bir mucize ile Hz. İsa&#8217;nın        elçiliğini İsrailoğullarına müjdelemiştir:</p>
<p>Bunun üzerine ona (çocuğa)  işaret          etti. Dediler ki: &#8220;Henüz beşikte olan bir çocukla          biz nasıl konuşabiliriz?&#8221; (İsa) Dedi ki: &#8220;Şüphesiz          ben Allah&#8217;ın kuluyum. (Allah) Bana kitabı verdi          ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım)          beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana          namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. Anneme itaati          de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir;          doğduğum gün öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım          gün de.&#8221; (Meryem Suresi, 29-33)</p>
<p>Hz. İsa Allah&#8217;ın kulu olduğunu,          kendisine kitap verildiğini ve yetişkin olunca          insanlara tebliğ yapmakla görevli bir peygamber          olduğunu, Allah için namaz kılıp zekat vermesi          gerektiğini, annesi Hz. Meryem&#8217;e saygılı olup          sözünü dinlemesi gerektiğini, öleceğini ve kıyamet        günü diriltileceğini de bilmektedir.</p>
<p>Bu durum İsrailoğullarına olağanüstü          bir gerçekle karşı karşıya olduklarını; bekledikleri          Mesih&#8217;in dünyaya geldiğini kanıtlamıştır. Allah        şu şekilde bildirmektedir:</p>
<p>Irzını koruyan          (Meryem); Biz ona Kendi ruhumuzdan üfledik, onu          ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. (Enbiya          Suresi, 91)</p>
<p>Ayetlerde İsrailoğullarına bir          haber daha verilmektedir: kendilerine gösterilen          tüm mucizevi olaylara rağmen, Hz. Meryem&#8217;e iftirada          bulunmayı sürdüren kimseler için büyük bir azap.        (Nisa Suresi, 156-157)<br />
Hz. İsa&#8217;nın Hayatı</p>
<p>Hz. İsa, tarihi kaynaklara göre, bundan yaklaşık  2000 yıl önce          yaşamış, Allah&#8217;ın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı          bir elçisidir. Matta İncili&#8217;nde Hz. İsa&#8217;nın I.          Herod ve rejim değişikliği döneminde (MÖ 4), Luka          İncili&#8217;nde ise İmparator Augustus döneminde (MS          6), Yahudiye&#8217;deki nüfus sayımı sırasında doğduğu          bildirilir. Bu bilgileri doğrulamak mümkün değildir.          Ancak çeşitli kaynakları inceleyen uzmanlar, Hz.          İsa&#8217;nın MÖ 7-6 yılları arasında doğduğunu tahmin        etmektedirler.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/incil.jpg" alt="" width="126" height="190" /></td>
<td>
<div>Şimdiye              kadar bulunmuş en eski İncil parçası (MS              125)</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Allah&#8217;ın üstün özelliklerle                                  lütufta bulunduğu, sonsuz cennet  yurduyla müjdelediği                                  bu değerli elçisinin getirmiş olduğu hak  din bugün                                  ismen yeryüzünde bulunsa da, gerçekte  dejenerasyona                                  uğramış ve aslından saptırılmıştır.  Allah&#8217;ın Hz.                                  İsa&#8217;ya vahyettiği İncil de aynı şekilde  ismen                                  mevcuttur, ancak aslı ortada yoktur.  Hıristiyan                                  kaynakları çeşitli bozulmalara uğramış  ve tahrif                                  edilmiştir. Dolayısıyla bugün Hz. İsa  ile ilgili                                  gerçek bilgileri bu kaynaklardan temin  etmemiz                                  mümkün değildir. Hz. İsa hakkında  doğruluğu kesin                                  bilgiye ulaşabileceğimiz yegane kaynak,  Allah&#8217;ın                                  kıyamete kadar koruyacağını vaat ettiği  Kuran&#8217;dır.                                  Kuran&#8217;da, Hz. İsa&#8217;nın doğumu, hayatı, bu  süre                                  içinde karşılaştığı olaylardan örnekler,  çevresindeki                                  insanların durumu ve daha birçok konudan  bahsedilmiştir.                                  Hz. İsa&#8217;nın Yahudilere nasıl tebliğ  yaptığı da                                  birçok örnekle haber verilmiştir. Al-i  İmran Suresi&#8217;nde                                  Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>&#8220;Benden önceki Tevrat&#8217;ı  doğrulamak          ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak          üzere size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle geldim. Artık          Allah&#8217;tan korkup bana itaat edin. Gerçekten Allah,          benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz&#8217;dir. Öyleyse          O&#8217;na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur.&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 50-51)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın bu davetine çoğu          Yahudi icabet etmemiş, ancak az sayıdaki havari          ona uymuştur. Kuran&#8217;da bu samimi inananların varlığı        şöyle bildirilmektedir:</p>
<p>Nitekim İsa, onlarda inkarı  sezince,          dedi ki: &#8220;Allah için bana yardım edecekler kimdir?&#8221;          Havariler: &#8220;Allah&#8217;ın yardımcıları biziz; biz Allah&#8217;a          inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza          şahit ol&#8221; dediler. &#8220;Rabbimiz, biz indirdiğine          inandık ve elçiye uyduk. Böylece bizi şahitlerle          beraber yaz.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 52-53)</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre Hz. İsa, yanında          bu 12 öğrencisi olduğu halde Filistin&#8217;in dört          bir tarafını dolaşmıştır. İnsanları Allah&#8217;a iman          etmeye davet etmek için yaptığı bu yolculukları          sırasında Allah&#8217;ın dilemesiyle çeşitli mucizeler          gerçekleştirmiştir. Hasta ve sakat insanları,          alaca hastalığına tutulanları iyileştirmiş, doğuştan          kör olanların gözlerini açmış ve ölüleri diriltmiştir.          Bu mucizeler Kuran ayetlerinde şu şekilde haber        verilmektedir:</p>
<p>&#8230;&#8221;Gerçek şu, ben size  Rabbiniz&#8217;den          bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde          bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik          Allah&#8217;ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah&#8217;ın izniyle          doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı          iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi          ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz,          eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet          vardır.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 49)</p>
<p>Allah şöyle diyecek:          &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi          hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim,          beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.          Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim.          İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun          da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu.          Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun,          (yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun.          İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde          onlardan inkara sapanlar, &#8220;Şüphesiz bu apaçık          bir sihirdir&#8221; demişlerdi (de) İsrailoğullarını          senden geri püskürtmüştüm.&#8221; (Maide Suresi, 110)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_iyilestirme.jpg" alt="" width="500" height="484" /><br />
Ünlü İtalyan ressam DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın,              Hz. İsa&#8217;nın körleri iyileştirmesini tasvir              ettiği, &#8220;The Healing of the Blind Man&#8221;              isimli duvar resmi</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hz. İsa büyük mucizeler göstermiş,          insanlar onun gösterdiği bu mucizelerden çok etkilenmişlerdir.          Ancak Hz. İsa daima, bu mucizelerin Allah&#8217;ın izniyle          gerçekleştiğini belirtmiş, İncil açıklamalarında          ise iyileştirdiği insanlara sık sık &#8220;imanın seni          kurtardı&#8221; demiştir. Nitekim halk da, Matta İncili&#8217;ne          göre, Hz. İsa&#8217;nın mucizeleri karşısında Allah&#8217;ı        yüceltmişlerdir:</p>
<p>İsa o bölgeden ayrılıp Galile          gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.          Yanına büyük bir kalabalık geldi. Beraberlerinde          kötürüm, kör, çolak, dilsiz ve daha birçok hasta          vardı. Hastaları O&#8217;nun ayaklarının dibine bıraktılar.          O da onları iyileştirdi. Halk, dilsizlerin konuştuğunu,          çolakların sağlam oluverdiğini, körlerin gördüğünü,          kötürümlerin yürüdüğünü görünce şaştı ve İsrail&#8217;in          Tanrı&#8217;sını yüceltti. (Matta, 15: 29-31)</p>
<p>Artan engellere rağmen, özellikle          de, baskı ve zulüm altında yaşayan halkın arasında,          Hz. İsa&#8217;ya inananların sayısı artmaya başlamıştır.          Bu dönemde Hz. İsa ve havarileri bütün çevre kasabaları          ve şehirleri dolaşmışlardır. Bu arada rahipler          ve yazıcılar, yıllardır sürdürdükleri geleneklerinin          batıl yönlerini kendilerine anlatan, kurdukları          düzendeki sapmaları hatırlatan, kendilerini sadece          Allah&#8217;a iman edip, Allah için yaşamaya çağıran          Hz. İsa&#8217;ya karşı tuzaklar hazırlamaya başlamışlardır.        (Luka, 22: 1-2; Yuhanna, 11: 48).</p>
<p>Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın Allah Katına          alındığı ve bir benzerinin, o zannedilerek öldürüldüğü          haber verilmiştir. Hz. İsa, bütün peygamberlerin          yaptığı gibi, kavmini, Allah&#8217;a iman etmeye, gönülden          teslim olup Allah&#8217;ın hoşnutluğunu kazanmak için          yaşamaya, günahlardan ve kötülüklerden sakınmaya,          salih amellerde bulunmaya davet etmiştir. Onlara          dünya hayatının geçiciliğini ve ölümün yakınlığını          hatırlatmış, ahiret gününde her insanın tüm yaptıklarıyla          hesaba çekileceğini bildirmiştir. İnsanları yalnızca          Allah&#8217;a ibadet etmeye ve sadece Allah&#8217;tan korkup          sakınmaya çağırmıştır. İncil&#8217;de de bu konularla          ilgili çok sayıda öğüde ve mesel adı verilen eğitici          hikayelere rastlamak mümkündür. Hz. İsa, İncil&#8217;de          yer alan ifadeyle, &#8220;imanı kıt olanlar&#8221;a karşı          öğütler vermekte, insanlara &#8220;Allah&#8217;ın Egemenliği&#8221;nin          yakın olduğunu müjdelemekte ve onları Allah&#8217;tan          bağışlanma dilemeye davet etmektedir. Bu hakimiyet,          Yahudilerin Mesih&#8217;in gelişiyle birlikte kurulacağını          umdukları ve İsrailoğullarının imanına ve kurtuluşuna        vesile olmasını bekledikleri hakimiyettir.</p>
<p>Hz. İsa, Hz. Musa Şeriatı&#8217;na;          yani gerçek Tevrat&#8217;ın hükümlerine bağlı kalmış          ve Yahudileri de, bu hükümlerden uzaklaştıkları          ya da bu hükümleri samimiyetsiz bir biçimde, gösteriş          amacıyla uyguladıkları için uyarmıştır. Yeni Ahit&#8217;e          göre, kendisine karşı çıkan Yahudilere &#8220;Musa&#8217;ya             iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz,            çünkü o benim hakkımda yazmıştır&#8221; (Yuhanna, 5:            46) demiştir. Hz. İsa insanları Tevrat&#8217;a          dönmeye davet etmiştir. Matta İncili&#8217;nde Hz. İsa&#8217;nın          &#8220;Kutsal Yasa&#8221;ya yani Hz. Musa&#8217;nın Şeriatı&#8217;na uyulması        için verdiği bir emir şöyle aktarılır:</p>
<p>&#8230; Ben geçersiz kılmaya değil,          tamamlamaya geldim&#8230; (Matta, 5: 17)</p>
<p>Bu nedenle, bu buyrukların en          küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına          öyle yapmayı öğretirse, Göklerin Egemenliği&#8217;nde          en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine          getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği&#8217;nde          büyük sayılacak. (Matta, 5: 19)</p>
<p>Kuran&#8217;da da Hz. İsa için şu şekilde        haber verilmektedir:</p>
<p>Benden önceki          Tevrat&#8217;ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı          şeyleri helal kılmak üzere size Rabbiniz&#8217;den bir          ayetle geldim. Artık Allah&#8217;tan korkup bana itaat          edin. (Al-i İmran Suresi, 50)<br />
Hz. İsa&#8217;nın Mücadelesi</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın geldiği dönemde,          Yahudi toplumunun içinde dini farklı şekillerde          yorumlayan birçok mezhep bulunmaktaydı. Allah&#8217;ın          Hz. Musa&#8217;ya vahyettiği hak dinden uzaklaşılmış,          batıl gelenekler ve çarpık inançlar türetilmişti.          Bunlara ek olarak, putperest Helen kültürü de          insanlar arasında yaygınlaştırılmakta ve özendirilmekteydi.          Bu kültürün etkisi altındaki bazı Yahudi mezhepleri          ise sahip oldukları tevhid inancının yerine, bu          sapkın anlayışın sembollerini, heykellerini koymaya        başlamışlardı.</p>
<p>Karmaşa içindeki topluma hidayet          önderi olarak gönderilen Hz. İsa aralarında bulunduğu          süre boyunca çok çeşitli topluluklarla mücadele          etmiştir. Kuran ayetlerinden Hz. İsa&#8217;nın dinleri          konusunda ihtilafa düşenlere yol gösterdiği anlaşılmaktadır.          İncil&#8217;de yer alan bazı tariflerden de, Hz. İsa&#8217;nın          öncelikle sahte din adamlarını, Allah&#8217;a eş koşan          müşrik grupları, dindar gözükerek halkı kandıranları          yaptıklarından vazgeçmeye, samimiyetle Allah&#8217;a          iman etmeye davet ettiği anlaşılmaktadır. İncil&#8217;de          sık sık adı geçen iki grup Ferisiler ve Saddukiler          bu açıdan önemlidir. Çeşitli konularda derin anlaşmazlıklar          içinde bulunan bu iki grubun bir kısım mensuplarının          ortak özellikleri ise, Allah&#8217;ın Hz. İsa aracılığıyla          insanlara gönderdiği vahiyden şiddetle rahatsız          olmalarıdır. Çünkü, Hz. İsa&#8217;nın tebliğ ettiği          hak dine göre hem maddeci bir dünya görüşüne sahip          olan Saddukiler, hem de samimiyetini kaybederek,          şekle ve hurafeye yönelen Ferisiler yanlış yoldaydı.          Bu gruplar, içinde bulundukları durumu anladıklarında          hemen Hz. İsa&#8217;ya karşı cephe almışlardır. Allah        Kuran&#8217;da şu şekilde bildirmektedir:</p>
<p>İsa açık belgelerle gelince,          dedi ki &#8220;Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında          ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak          için de. Öyleyse Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat          edin. (Zuhruf Suresi, 63)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_teblig.jpg" alt="" width="500" height="480" /><br />
DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın, Hz. İsa&#8217;nın havarilerine              tebliğini anlatan bir resmi</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hem Ferisiler hem de Saddukiler          kurulu düzenden menfaat sağlıyorlardı. Bu sebeple          de Hz. İsa&#8217;ya itaat etmiyorlardı. Yahudi toplumu          üzerinde büyük bir otoriteye sahiptiler. Din adamı          olarak herkesten büyük bir saygı görüyorlardı.          Oluşturdukları sahte din, onlara statü ve hatta          para kazandıran bir kurum haline gelmişti. Ülkeyi          yönetmekte olan Roma Valisi ile de sıkı bir işbirliğine          girmişlerdi. Özellikle de Saddukiler Roma ile          İsrail halkı arasındaki gerilimi azaltmakta, buna          karşılık Roma&#8217;nın kendilerine sağladığı ayrıcalıklardan          yararlanmaktaydılar. Bu şartlar gözönünde bulundurulduğunda,          Hz. İsa&#8217;nın tebliğinin neden bu din adamlarını          rahatsız ettiğini anlamak çok kolaydır. Çünkü          Hz. İsa, tüm peygamberler gibi, bozuk olan, her          türlü ahlaksızlığı meşru gören &#8220;kurulu düzen&#8221;i          hedef almıştı. İnsanlardan yaptıkları tüm adaletsizlikleri,          haksızlıkları, ahlaksızlıkları ve putperest dinlerini          terk etmelerini sadece Allah için yaşamalarını          istiyordu. Hz. İsa insanlara Allah korkusunu,          Allah&#8217;ı sevmeyi, Allah&#8217;a teslim olmayı öğütlüyordu.          Batıl kurallardan, bağnaz uygulamalardan uzaklaşmalarını,          sadece Allah&#8217;a ibadet edip yaptıkları her işte          Allah&#8217;a yönelmelerini söylüyordu. Gösterdiği mucizeler          onun, Allah&#8217;ın alemler üzerine seçip beğendiği,          ilim ve kuvvet olarak desteklediği, çok kıymetli          bir peygamber olduğunu açıkça ortaya koyuyordu.          Onun iman derinliği, yüksek ahlakı, üstün kavrayışı          ve hikmetli açıklamaları insanlarda büyük bir        hayranlık uyandırıyordu.</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre, Hz. İsa, tebliğ          yaparken bir yandan da şiddetli zulüm gören halka          kurtuluşun yaklaştığını, yakında Allah&#8217;ın Egemenliği&#8217;nin          kurulacağını söyleyerek onların içindeki inancı          canlandırmıştır. Bu arada Hz. İsa&#8217;nın Hz. Davud&#8217;un          soyundan geldiği haberi de halkta yaygınlaşmış          ve onun beklenen Mesih olduğu inancı dalga dalga          yayılmıştır. (Matta, 9: 28-35) İşte tüm bunlar          kurulu düzenden menfaat sağlayan bağnaz din adamlarını          ve Roma&#8217;nın getirdiği putperest kültürü kabul        edenleri rahatsız etmiştir.</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre, bu çevreler,          Hz. İsa&#8217;nın tebliğini etkisiz kılmak için her          fırsatı değerlendirmiş, ama her seferinde yenilgiye          uğramışlardır. Hz. İsa&#8217;nın, onların iddialarını          tamamen çürüten cevaplar vermesi ve hikmetli açıklamalarda          bulunması din adamlarını oldukça rahatsız etmiştir.          Zaten onları tuzak kurmaya iten nedenlerden biri          de, Hz. İsa&#8217;nın kendileri hakkında anlattıkları          olmuştur. Hz. İsa, Luka İncili&#8217;ne göre, halkın        önünde onların sahtekarlıklarını şu şekilde açıklamıştır:</p>
<p>Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan           hoşlanan, meydanlarda selamlanmaya, havralarda          en seçkin yerlere, şölenlerde baş köşelere kurulmaya          bayılan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların          malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun          dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır.          (Luka, 20: 46-47)</p>
<p>Bazı Yahudi rahipleri Tevrat          hükümlerini değiştirmişler, kendi menfaatlerine          uygun yeni hükümler eklemişlerdi. Hz. İsa Yahudi          kavmine verdiği öğütlerle bu sahte hükümleri ortadan          kaldırıyordu. Hz. İsa&#8217;nın temizlemeye çalıştığı          şey, Hz. Musa&#8217;nın getirdiği yasaların üstünü örtmüş          olan batıl gelenekler, hurafeler, insanların oluşturdukları          yasaklardı. Markos İncili&#8217;ne göre, Ferisilerle        konuşurken onları özellikle bu açıdan uyarmıştır:</p>
<p>İsa onlara (Ferisilere ve din          adamlarına) şöyle cevap verdi:&#8230; Siz Tanrı buyruğunu          bir yana bırakmış, insan geleneğine uyuyorsunuz&#8230;          Böylece kuşaktan kuşağa aktardığınız geleneklerle          Tanrı&#8217;nın sözünü geçersiz kılıyorsunuz. Buna benzer          daha birçok şey yapıyorsunuz.&#8221; (Markos, 7: 6-13)</p>
<p>Ferisiler, kazançlarının onda          birini Allah&#8217;a adamaları gerektiğine inanır ve          bu kurala da uyarlardı. Ancak bunu bir ibadetten          çok bir gelenek şekline getirmişlerdi. Hz. İsa,        Luka İncili&#8217;ne göre, onları şöyle uyarmıştır:</p>
<p>&#8220;Ama vay halinize,          ey Ferisiler! Siz nanenin, sedef otunun ve her          tür sebzenin ondalığını verirsiniz de, adaleti          ve Tanrı sevgisini ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi          ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi.          Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin          yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.          Vay halinize! İnsanların, farkında olmadan üzerlerinde          gezindiği belirsiz mezarlara benziyorsunuz.&#8221; (Luka,          11: 42-44)</p>
<p>&#8230; &#8220;Sizin de vay          halinize, ey Yasa uzmanları!&#8221; dedi. &#8220;İnsanlara          taşınması güç yükler yüklersiniz, kendiniz ise          bu yükleri kaldırmak için bir tek parmağınızı          kıpırdatmazsınız. (Luka, 11: 46)</p>
<p>Vay halinize!..          Vay halinize, ey Yasa uzmanları! Bilgi kapısının          anahtarını alıp götürdünüz. Kendiniz bu kapıdan          girmediniz, girmek isteyenlere de engel oldunuz.&#8221;          (Luka, 11: 52)</p>
<p>Bu tür uyarılar ve yaptıkları          ahlaksızlıkların birer birer ortaya çıkarılması          din adamlarının Hz. İsa&#8217;ya olan düşmanlıklarını          daha da artırmıştır. Nitekim Luka&#8217;ya göre, Hz.          İsa&#8217;nın üstteki sözlerinden sonra sözde din bilginleriyle          Ferisiler onu tuzağa düşürmek için fırsat kollamaya        başlamışlardır. (Luka, 11: 53-54)</p>
<p>Hz. İsa, Kuran&#8217;da belirtildiği          gibi İsrailoğullarını Allah&#8217;a gönülden iman etmeye          ve Hz. Musa&#8217;nın getirdiği şeriata geri dönmeye          davet etmiştir. Hz. İsa&#8217;nın Yahudiler hakkında          Tevrat&#8217;ın İşaya kitabından alıntı yapılarak söylediği          aşağıdaki sözler de, Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da inkar edenler          için bildirdiği &#8220;&#8230; Kalpleri            vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır            bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler&#8230;&#8221;            (Araf Suresi, 179) ayeti ile büyük bir        benzerlik gösterir:</p>
<p>&#8220;Çok dinleyeceksiniz ama birşey          anlamayacaksınız. Çok göreceksiniz ama bir şey          kavramayacaksınız. Çünkü bu halkın yüreği yağ          bağladı, kulakları duymaz oldu. Gözlerini yumdular.          Gözleriyle görmesinler, Kulaklarıyla duymasınlar,          Yürekleriyle anlamasınlar diye. Dönmesinler de          ben kendilerini iyileştirmeyeyim diye.&#8221; (Matta,          13: 14-15)</p>
<p>Peygamberler, Allah&#8217;ın kendilerine          verdiği sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirmiş,          insanları hidayet yoluna davet etmek için ellerindeki          imkanları ve tüm güçlerini sonuna kadar kullanmışlardır.          Hz. İsa da kendisine kurulan tüm tuzaklar, atılan          iftiralar ve düzenlenen saldırılar karşısında          çok üstün bir sabır göstermiş, Allah&#8217;a tevekkül          edip tebliğine devam etmiştir. O, yanında az sayıda          yardımcısı olmasına rağmen hep galip gelen taraf          olmuştur. Bu tebliğ sırasında dini aslına döndürmek,          hurafelerden ve batıl uygulamalardan temizlemek          için pek çok yönteme başvurmuştur. Rabbimiz&#8217;in          kendisine bahşettiği üstün kavrayış ve hikmet          sayesinde İsrailoğullarına karşı son derece etkileyici        konuşmalar yapmış, hikmetli örnekler vermiştir.</p>
<p>Sonuç olarak Hz. İsa insanları          sadece Allah&#8217;a imana davet etmiş, din ahlakının          hakim olacağını müjdelemiş, batıl inançlarla,          hurafelerle ve putperestlerle mücadele etmiş,          dünyanın bir imtihan yeri olduğunu örneklerle          açıklamış, kavmin bozuk ahlak anlayışını düzeltmek          için büyük bir gayret göstermiş, üstün ahlakıyla          da çevresindeki insanlara en güzel örnek olmuştur.          Ancak tüm bu faaliyetler, düşmanlarının daha katı          davranmalarına, onu öldürmek için büyük bir tuzak        kurmalarına yol açmıştır.<br />
Hz. İsa&#8217;nın Mucizeleri ve Tebliği</p>
<p>Doğumundan Allah&#8217;ın Katına alınışına kadar bütün  hayatı mucizelerle          dolu olan Hz. İsa&#8217;nın yaşadığı ve Allah&#8217;ın izniyle          gerçekleştirdiği mucizeler, Kuran&#8217;da şu şekilde        haber verilmektedir:</p>
<p>Allah şöyle diyecek: &#8220;Ey Meryem           oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla.          Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim, beşikte          iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.          Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim&#8230;&#8221;          (Maide Suresi, 110)</p>
<p>İsrailoğullarına elçi kılacak.          (O İsrailoğullarına şöyle diyecek:) &#8220;Gerçek şu          ben size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle geldim. Ben size          çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur içine          üfürürüm o da hemencecik Allah&#8217;ın izniyle kuş          oluverir. Ve Allah&#8217;ın izniyle doğuştan kör olanı,          alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü          diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi          size haber veririm. Şüphesiz eğer inanmışsanız          bunda sizin için kesin bir ayet vardır.&#8221; (Al-i          İmran Suresi, 49)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın ayetlerde bildirilen          mucizeleri; babasız olarak doğması, beşikte iken          konuşması, Allah&#8217;ın kutsal kitaplarını, Tevrat&#8217;ı,          İncil&#8217;i ve Kuran&#8217;ı bilmesi, çamurdan kuş biçiminde          bir şey yapıp, nefesiyle canlandırıp uçurması,          doğuştan kör olanı, alaca hastalığını iyileştirmesi,          ölüyü diriltmesi, insanların yediklerini ve saklayıp          biriktirdiklerini haber vermesi, kendisinden sonra          gelecek kutlu insanı, Peygamberimiz Hz. Muhammed        (sav)&#8217;i &#8220;Ahmet&#8221; ismiyle haber vermesi sayılabilir.</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın gösterdiği tüm bu          mucizelere ve Allah&#8217;ın vahyiyle yaptığı tebliğe          rağmen kavmin büyük bir bölümü inkarlarını sürdürmüştür.          Kuran&#8217;da örnekleri verilmiş diğer kavimler gibi,          o dönemin inkarcıları da Hz. İsa&#8217;nın yaptıklarının          büyüden başka bir şey olmadığını söyleyerek, onu        büyücülükle itham etmişlerdir:</p>
<p>Hani Meryem oğlu İsa da: &#8220;Ey          İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah&#8217;tan          gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat&#8217;ı          doğrulayıcı ve benden sonra ismi &#8220;Ahmed&#8221; olan          bir elçinin de müjdeleyicisiyim&#8221; demişti. Fakat          o, onlara apaçık belgelerle gelince: &#8220;Bu, açıkça          bir büyüdür&#8221; dediler. (Saff Suresi, 6)</p>
<p>Yine Kuran&#8217;da bildirildiği gibi          Hz. İsa Yahudiliği ortadan kaldırmak için değil,          bu şeriatın aslında doğru olduğunu vurgulamak          ve içine eklenmiş olan hurafeleri temizleyerek,          dini aslına döndürmek için gönderilmiştir. Ayrıca          Allah onu, çeşitli Yahudi tarikatları arasındaki          tartışmaları açıklığa kavuşturmakla da görevlendirilmiştir.        Kuran&#8217;da şöyle bildirilmektedir:</p>
<p>(Hz. İsa:)&#8221;Benden önceki  Tevrat&#8217;ı          doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri          helal kılmak üzere size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle          geldim. Artık Allah&#8217;tan korkup bana itaat edin.&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 50)</p>
<p>İsa, açık belgelerle gelince,          dedi ki: &#8220;Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında          ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak          için de. Öyleyse Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat          edin.&#8221; (Zuhruf Suresi, 63)</p>
<p>Hz. İsa Tevrat&#8217;taki imani konuları          doğrulamış, fakat Allah&#8217;ın insanlara bir yol gösterici          ve öğüt olarak gönderdiği yeni kitabını; İncil&#8217;i        getirmiştir:</p>
<p>Onların (peygamberleri)  ardından          yanlarındaki Tevrat&#8217;ı doğrulayıcı olarak Meryem          oğlu İsa&#8217;yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve          nur bulunan, önündeki Tevrat&#8217;ı doğrulayan ve muttakiler          için yol gösterici ve öğüt olan İncil&#8217;i verdik.          İncil sahipleri Allah&#8217;ın onda indirdikleriyle          hükmetsinler. Kim Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmetmezse,          işte onlar, fasık olanlardır. (Maide Suresi, 46-47)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın çağrısına cevap verenlerin          sayısı başlangıçta çok az olmuştur. Çünkü bu çağrı,          hem geçimlerini yıllardır hakim kıldıkları hurafe          ve gelenekten sağlayan rahip sınıfının, hem de          Allah&#8217;ın hakimiyetini kabul etmeyen yönetici sınıfın          ayrıcalıklarını ortadan kaldırıyordu. Onların          uyguladıkları baskı ve tehdit, halkın korkmasına          ve Hz. İsa&#8217;dan uzaklaşmalarına yol açıyordu. Hz.          İsa&#8217;nın yaptığı tebliğ yaygınlaşmaya, onu takip          edenlerin sayısı artmaya başladığında, bu grupların          hazırladıkları sinsi tuzaklar ve Hz. İsa&#8217;yı engellemek          için yaptıkları planlar da artmıştır. Bu gibi          tuzaklarla tarih boyunca tüm peygamberler karşılaşmışlardır.          Kuran&#8217;da müşriklerin elçilere karşı gösterdikleri        bu insanlık dışı tutum şöyle belirtilmiştir:</p>
<p>&#8230; Demek, size ne zaman bir          elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse          büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak,          bir kısmınız da onu öldüreceksiniz, öyle mi? (Bakara          Suresi, 87)</p>
<p>Toplum içinde Hz. İsa&#8217;yı dinleyip          inananlar ile inkar edenler ayrılmaya başlamış,          iki grup arasındaki fark belirgin bir şekilde          ortaya çıkmıştır. Bir tarafta gerçek dini anlatan          ve insanları tek bir Allah&#8217;a iman etmeye çağıran          Allah&#8217;ın elçisi, diğer yanda ise hangi mucizeyi,          hangi delili görürse görsün, inanmamaya karar          vermiş bir grup vardır. Hz. İsa&#8217;nın karşısındaki          düşmanlar kendilerini açıkça belli etmişlerdir.          Onu dinleyen, yanında olan kişilerden de sonradan          onu inkar edenler çıkmış olması muhtemeldir. Nitekim          Allah &#8220;Sonra, içlerinden            birtakım fırkalar ihtilafa düştü&#8230;&#8221; (Zuhruf Suresi,            65) ayetiyle bu durumu bizlere haber vermektedir.          Bu nedenle de Hz. İsa kavmin içinde iman eden,          gerçekten güvenebileceği kişileri belirlemiştir.        Bu durum Kuran&#8217;da şu şekilde belirtilmiştir:</p>
<p>Nitekim İsa, onlarda inkârı  sezince,          dedi ki: &#8220;Allah için bana yardım edecekler kimdir?&#8221;          Havariler: &#8220;Allah&#8217;ın yardımcıları biziz; biz Allah&#8217;a          inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza          şahit ol&#8221; dediler. (Al-i İmran Suresi, 52)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_sonyemek.jpg" alt="" width="500" height="380" /><br />
DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın, Hz. İsa&#8217;yı havarileriyle              yemek yerken tasvir ettiği bir tablosu</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;yı öldürmek          amacıyla inkar edenlerin bir tuzak kurdukları          haber verilir. Rivayetlere göre Hz. İsa&#8217;nın yanındakilerden          birisinin ihanet etmesini sağlayan bir kısım bağnaz          din adamları, Allah&#8217;ın elçisini tutuklayıp Romalılara          teslim etmek istemişlerdir. Yine rivayetlere göre          ölüm cezasını uygulama hakkı olmayan rahipler,          Roma yönetimini kışkırtmak için bir tuzak hazırlamış          ve Hz. İsa&#8217;yı Romalı yöneticilere karşı olan bir          kişi olarak tanıtmışlardır. Çünkü Romalıların          bu konuda çok hassas ve acımasız olduklarını bilmektedirler.        Bu tuzağın sonu ise Kuran&#8217;da şöyle bildirilmiştir.</p>
<p>Onlar (inanmayanlar) bir düzen          kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu.          Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır. (Al-i          İmran Suresi, 54)</p>
<p>Ayetlerde de bildirildiği gibi,          Hz. İsa&#8217;yı öldürmek için harekete geçilmiş, tuzak          kurulmuştur. Ancak onlar Hz. İsa&#8217;yı öldürmeyi          başaramamışlar, onun bir benzerini, Hz. İsa zannederek          öldürmüşlerdir. Allah, Hz. İsa&#8217;yı Kendi Katına        yükselterek, hazırlanan tuzağı boşa çıkarmıştır:</p>
<p>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü  Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; demeleri          nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa          onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara          (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında          anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.          Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin          hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.          Hayır; Allah onu Kendi&#8217;ne yükseltti. Allah üstün          ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa          Suresi, 157-158)</p>
<p>Romalıların Hz. İsa&#8217;yı çarmıha          gererek öldürdükleri iddiası dünya genelinde oldukça          yaygındır. Bu iddiaya göre, Hz. İsa&#8217;yı tutuklayan          Romalılar ve Yahudi din adamları onu çarmıha gererek          öldürmüşlerdir. Nitekim, Hıristiyan aleminin çok          büyük bir bölümü de olayı bu şekilde kabul etmekte,          fakat Hz. İsa&#8217;nın öldükten sonra dirilerek göğe          yükseldiğine inanmaktadır. Ancak Kuran ayetlerini          incelediğimizde olayın aslının böyle olmadığını        görürüz:</p>
<p>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü  Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; (katelna)          demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)          Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar          (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi          (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa          düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların          bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri          yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler (ma katelehu).          (Nisa Suresi, 157)</p>
<p>Aynı ayetin devamında Hz. İsa&#8217;nın        ölümü için şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p>Hayır; Allah onu Kendi&#8217;ne  yükseltti          (refea). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet          sahibidir. (Nisa Suresi, 158)</p>
<p>Ayette bildirilen gerçek açıktır.          Yahudilerin kışkırtmalarıyla Hz. İsa&#8217;yı öldürmeye          kalkışan Romalılar, bunda başarılı olamamışlardır.          Ayette geçen &#8220;&#8230;Ama onlara (onun) benzeri gösterildi&#8230;&#8221;        ifadesi bu durumu açıkça haber vermektedir.</p>
<p>Allah insanlara Hz. İsa&#8217;nın bir          benzerini göstermiş ve onu Kendi Katına yükseltmiştir.          Ayrıca Rabbimiz, bu iddiada bulunanların gerçeğe        dair bir bilgileri olmadığını da bildirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

