<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Ki</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/ki/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217; a Karşı Mücadele Edecek Olan Negatif Güçler</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-a-karsi-mucadele-edecek-olan-negatif-gucler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-a-karsi-mucadele-edecek-olan-negatif-gucler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Nov 2010 22:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Ciddi]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Masonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.)&#8217; a Karşı Mücadele Edecek Olan Negatif Güçler
Ahir ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217; a Karşı Mücadele Edecek Olan Negatif Güçler</strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://www.ilmimercek.net/images/Article/hz._mehdi_a.s._a_karsi_mucadele_edecek_olan_negatif_gucler_tr.jpg" border="0" alt="Hz. Mehdi (a.s.)' a Karşı Mücadele Edecek Olan Negatif Güçler" />Ahir  zamanın kutlu şahıslarından Hz. Mehdi (a.s.), dünya tarihinde  görülmemiş çetin bir ortamda çalışmalarına başlayacak ve bu şartlar  içerisinde mücadelesini yürütecektir. Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinden  ayrılan münafıklar, Müslümanların arasından çıkan ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı  hedef alan müşrikler, dinsizliği temsil eden masonlar, ateistler ve  materyalistler Mehdiyet karşısında işbirliği yapacak, tüm teknoloji ve  iletişim imkanlarını da, bu yönde aleyhte faaliyet yapmak için  kullanacaklardır. Dolayısıyla, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde, tarih boyunca  gelmiş geçmiş toplumlardaki inkarcıların sahip olduğu imkanlarla  kıyaslanamayacak kadar çetin ve şiddetli bir mücadele ortamı olacaktır.  Ancak bu kişilerin gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır:</p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.) aleyhindeki her girişim, Hz. Mehdi (a.s.)’ın  faaliyetlerinin etkisinin giderek daha da artmasına ve tüm dünyada ses  getirmesine katkıda bulunacaktır. Unutulmamalıdır ki  <strong>“ &#8230; Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.”</strong> (Nisa Suresi, 141)</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde bildirdiğine göre ahir zaman;<br />
Ahlaki dejenerasyonun, açlık ve yokluğun ciddi boyutlara ulaştığı,  anarşi, terör, kargaşa ve çatışmalar nedeniyle insanlığın hayatını korku  ve tedirginlik içinde yaşadığı;<br />
Dünya çapında cinayetlerin, intiharların ve katliamların alabildiğine  arttığı, sahtekarlığın, dolandırıcılığın, adaletsizliğin hüküm sürdüğü;<br />
Tüm haramların helal sayılacağı, dünya çapında her türlü sapkınlığın açıkça uygulandığı;<br />
İnsanların Kuran ahlakından olabildiğince uzaklaştığı, bunun sonucunda  da sevgisizliğin, acımasızlığın ve bencilliğin dünyaya hakim olduğu;<br />
(Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ın açıkça inkar edildiği ve insanları  Allah inancından uzaklaştırabilmek için, ateizm, materyalizm ve  Darwinizm gibi sapkın ideolojilerin, sözde bilimselmiş gibi  gösterildiği;<br />
Dünyada iman eden insanların çok az sayıda olduğu ve inançlarından  dolayı da büyük bir zulüm, baskı ve eziyete maruz kaldığı bir dönem  olacaktır.</p>
<p>İşte Hz. Mehdi (a.s.) böyle zorlu bir zamanda ortaya çıkacak ve fikri mücadelesini böyle bir ortamda sürdürecektir.</p>
<p>Ahir zamanın bu çetin şartlarında, Hz. Mehdi (a.s.) da, geçmişte  gönderilen tüm peygamberler gibi iftiralara uğrayacak, çeşitli zorluk ve  sıkıntılarla imtihan edilecek, inkar edenlerin kurdukları tuzaklara  göğüs gerecektir.</p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu mücadelesini diğer peygamberlerin dönemlerinden  farklı kılan ise, ahir zamanda dejenerasyonun ve dinsizliğin, tarihte  hiç olmadığı kadar yaygın olması ve tüm dünya çapında yaşanmasıdır.</p>
<p>Ancak buna rağmen, inkar edenlerin çirkin ve küfür dolu sistemi, tüm  dünya çapında Allah’ın izniyle yenilgiye uğrayacaktır. Dünyadaki ahlaki  bozulma her ne kadar geniş çapta ve dinsizliğin Hz. Mehdi (a.s.)  karşısındaki baskısı ne kadar şiddetli olsa da, Allah’ın izniyle hiçbir  şey Hz. Mehdi (a.s.)’ın hak mücadelesini kazanmasına engel  olamayacaktır.</p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.), Ateizm, Materyalizm ve Darwinizm Gibi Dinsiz  Felsefeleri Savunan İnkarcı Zihniyeti Ortadan Kaldırmak İçin Fikri  Mücadele Yürütecektir</strong></p>
<p>Bediüzzaman Said Nursi eserlerinde ahir zamanda ateist felsefelerin  tehlike oluşturacağını bildirmiş, özellikle Darwinist, materyalist  felsefelerin ateizmle güç bulacaklarını ve (Allah’ı tenzih ederiz)  Allah’ın varlığını inkar edecek tehlikeli bir çizgiye geleceklerini  ifade etmiştir. Bu nedenle Hz. Mehdi (a.s.)’ın birinci vazifesinin de,  maddecilik fikri yani (Allah’ı tenzih ederiz) Allah’ı inkar üzerine  kurulmuş materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle fikren mücadele  etmek ve bu felsefelerin insanlar üzerindeki etkisini tam anlamıyla  kaldırmak olacağını belirtmiştir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)  (Emirdağ Lahikası I, 206. Mektup, s. 259)</p>
<p>Ahir zamanda teknolojinin hızla ilerlemesiyle birçok bilim dalında  gelişmeler olacak; Allah’ın varlığının delilleri, yeryüzündeki iman  hakikatleri bilimsel delilleriyle açıkça ortaya çıkacaktır. Hz. Mehdi  (a.s.) bu gerçekleri insanlara en etkili yöntemlerle ulaştıracak ve Hz.  Mehdi (a.s.), dinsizliğin etkisini dünya çapında tam olarak ortadan  kaldırana kadar bu fikri mücadelesini sürdürecektir.</p>
<p>Ancak bu süreç içerisinde elbette ki, tüm dünyayı etkisi altına almış  olan bu dinsiz felsefelerin savunucuları da Hz. Mehdi (a.s.)’ı  kendilerine hedef alacaklardır. Ellerinden gelen her türlü hileli yöntem  ve oyunlara başvurarak, komplolar kurarak, iftiralar atarak, Hz. Mehdi  (a.s.)’ın bu yöndeki fikri çalışmalarını etkisiz hale getirmeye  çalışacaklardır.</p>
<p>Ateistler, ateist masonlar, komünistler, materyalistler, Darwinistler ve  dinsizliği savunan tüm diğer sapkın ideolojiler bu amaç doğrultusunda  Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı birlik olacak ve tüm imkanlarını Hz. Mehdi  (a.s.) aleyhinde kullanmaktan çekinmeyeceklerdir.</p>
<p>Fakat Allah’ın kesin ve hak vaadi üzere, bu hileli düzenlerin hiçbiri  Hz. Mehdi (a.s.)’ı durduramayacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), bu inkarcı  sistemleri bir bir çökertecek ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim  kılacaktır.</p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın Deccal ile Olan Mücadelesi</strong></p>
<p>Deccal, Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşısındaki negatif güce verilen isimdir.  Deccal kıyametten önceki son dönemde, yani ahir zamanda ortaya çıkıp  insanları din ahlakından uzaklaştıracak, yeryüzünde büyük kargaşa ve  zulme neden olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in verdiği bilgilere göre  deccal, karmaşa ve huzursuzluğun yaygınlaşmasına neden olan, insanları  ahlaksızlığa ve kötülüğe iten, kitleleri inkara ve isyana yönlendiren,  terörün ve şiddetin asıl kaynağı olacaktır.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.), deccalin fitnesinin büyüklüğüne dikkat çekerek tüm Müslümanları bu tehlikeye karşı uyarmıştır:</p>
<p>“Allah’ın Hz. Adem (a.s.)’ı yaratmış olduğu günden bu yana, deccalin  fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.” (Medineli Allâme Muhammed  B. Resul el Hüseyin el Berzenci, Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 8.  Baskı, s. 225)</p>
<p>Hadislere göre Hz. Mehdi (a.s.), tarihin bu gelmiş geçmiş en şiddetli  şeytani gücüne ve fitnesine karşı da mücadele edecektir. Bu hadislerden  biri şöyledir:</p>
<p>“Deccal çıkınca ona karşı müminlerden bir adam (Hz. Mehdi (a.s.)),  yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, deccalin merkezlerde  gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar.” (Mehdilik ve İmamiye s. 37,  Sahih-i Müslim, 11/393’den nakil)</p>
<p>Hadiste haber verilen bu deccal sistemi, Hz. Mehdi (a.s.)’ın mücadelesi  için özel olarak yaratılmıştır. Bu kadar büyük çaplı olmasının sebebi,  insanların şeytana ne kadar kolay esir düşeceğinin ve Hz. Mehdi’nin de  bu sistemi ne kadar kolay yıkacağının görülmesi içindir.</p>
<p>Deccalin ve deccaliyetin, farkında olmadan ve istemeden üstlenecekleri  önemli bir görev de, insanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıtması olacaktır.  Tarih boyunca dinsizliği temsil eden en şiddetli güçler, her zaman  kendilerine ‘imanı ve hak dini temsil eden en güçlü insanları’ hedef  almışlardır. Peygamberler, elçiler ve din ahlakını tebliğ eden en etkili  insanlar her zaman için deccaliyetin en öncelikli hedefi olmuştur.  Dönemin Firavun’u Hz. Musa (a.s.)’ı, Nemrud Hz. İbrahim (a.s.)’ı, Mekke  müşriklerinin önde gelenleri Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’i  etkisiz hale getirmeye çalışmışlardır. İşte deccaliyet kimi hedef  alıyorsa, insanların aradıkları hidayet önderleri de orada olmuştur.  Ahir zamanda da bu durum değişmeyecek; ahir zamanın büyük deccali de Hz.  Mehdi (a.s.)’la mücadele edecektir. İnsanlar da hak dini temsil eden  ahir zamanın Büyük Hidayet Önderi olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın kim olduğunu  bu vesileyle anlayacaklardır.</p>
<p>Sayın Adnan Oktar’ın bu konuyla ilgili bir açıklaması şöyledir:</p>
<p><em>“&#8230; Firavun da günlerini alıyor bak. Mısır’ın her yerine adamlar,  kervanlar gidiyor, adam toplanıyor. Yani o devrin sahtekar alimlerini  topluyorlar, büyücü alimlerini. Hz. Musa (a.s.) ile karşılaştırmak için.  Hayır, istese Hz. Musa (a.s.)’ı şehit edebilir. Etmiyor. Yani “onun bir  kere fikren mutlaka yıkılması gerekir” diyor. “İnsanların kafasında  etkisi kalmasın” diyor. Yani “zaten ben onu mat edeceğim” diyor,  “görsünler” diyor. Onun için demokrat gösteriyor kendini. Ama işin  doğrusu şimdiki birçoğuna göre daha demokrat firavun, onu da söyleyeyim.  Hakikaten. Adam, “gel tartışalım” diyor. Tartışma ortamı meydana  getiriyor, konuşuyor. Şimdinin firavunları ona da müsaade etmiyor, değil  mi? Tartışmasız karar veriyor adam. Yanaşmıyor tartışmaya. Biz de şimdi  ahir zaman deccaline bakacağız, deccalin en çok dikkatini çeken kimse, o  odur. O kişi odur. Yani gayet kolaydır. Mıknatısı tutarsın, plastiği  çekmez, kağıdı çekmez, şak demiri çeker. Değil mi? Hah dersin Hz. Mehdi  (a.s.) bu. Yani çünkü onu ilgilendiren odur. Mıknatıs ondan anlar,  demirden anlar. Plastik etkilenmez ondan, hiçbir şey etkilemez.  İnşaAllah.”</em> (Sayın Adnan Oktar’ın <a href="http://www.harunyahya.tv/" target="_blank">harunyahya.tv</a>’deki canlı röportajından, 18 Mart 2010)</p>
<p>Deccalin hadislerde işaret edilen önemli bir özelliği de, teknolojiyi,  kitle iletişim araçlarını, basın yayın organlarını ve interneti  kullanarak her eve ulaşabileceği; bu yolla iftira ve yalanlarını çok  fazla sayıda kişiye ulaştıracak olmasıdır. Deccalin bu yolla propaganda  yapacağına işaret eden hadislerden biri şöyledir:</p>
<p>“Deccal çıktığında müthiş bir şekilde bağırır, nara atar ki, doğu ve  batının bütün halkı onu duyar.” (İbni Kesir, en-Nihaye, 1:96)</p>
<p>Deccal bu araçlarla ahlaksızlığın propagandasını yapıp salih müminleri  karalamayı hedefleyecektir. Televizyon ve basın yolunu kullanarak Hz.  Mehdi (a.s.) hakkında kendince “uzak durun”, “sapkın”, “büyülenmiş”,  “insanları delalete sürüklüyor”, “insanları kandırıyor” gibi iftiralar  atacaktır.</p>
<p>Bir hadiste “Şüphesiz beraberinde bir cennet ve bir cehennem (diye  isimlendirdiği iki ırmak) bulunması da onun (deccalin) fitnesidir.  Aslında cehennemi bir cennet olup, cenneti de bir cehennemdir.” (İbn-i  Mace, 4075, 4076; Tırmizi, Fiten: 59, no. 2240, 4/510) sözleriyle  bildirildiği gibi, deccal insanlara iyiyi kötü, kötüyü iyi gibi  gösterecektir. İnsanların dünya ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile  olacak olan Hz. Mehdi (a.s.)’ı, onlara büyük bir tehlike olarak sunmaya  çalışacaktır.</p>
<p>“Deccalin tabileri (ona uyanlar) çoktur. Kendisine birçok kimse iltihak  eder (katılır).” (Et-Tebrizi, Veliyüddin Muhammed bir  Abdillahi’l-Hatibi’l-Ömeri, Mişkatü’l-Mesabih, Dımeşk: 1382/1962,  3:38.2) hadisiyle haber verildiği gibi, kullanacağı tüm bu hileli  yöntemlerle pek çok kişinin kendisine uymasını sağlayacaktır.</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), deccal sisteminin Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı olan mücadelesini bir hadisinde şöyle açıklamıştır:</p>
<p>“Mümin şahıs (Hz. Mehdi (a.s.)) deccali) görünce: “Ey insanlar! Resulullah (sav)’in zikrettiği deccal işte budur” der. <strong>DECCAL  HEMEN ONUNLA İLGİLİ EMRİNİ VERİR DE O ZAT KARNI ÜZERİNE UZATILIR VE  ARKASINDAN: “ONU ALIN DA YARALAYIN!” DER. ARTIK O ZATIN SIRTI VE KARNI  DÖVE DÖVE GENİŞLETİLİR. BU SEFER ONU İKİ ELİ VE İKİ AYAĞI İLE YAKALAR DA  FIRLATIR ATAR.</strong> İnsanlar deccalin onu bir ateş içine attığını  sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır.” (İbrahim Süleymanoğlu,  Mehdilik ve İmamiye, s. 40)</p>
<p>Ancak deccal elindeki tüm bu imkanlara ve kurduğu hileli düzenlere  rağmen, Mehdiyet’in yükselişini engelleyemeyecektir. Hadiste mecazi  anlamda kullanılan, Hz. Mehdi (a.s.)’ın “sırtının ve karnının dövüle  dövüle genişletilmesi” ifadesi, Hz. Mehdi (a.s.)’a yapılan baskı ve  saldırılarla, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ününün ve şanının daha da yayılacağını  ve etkisinin dünya çapında giderek artacağını göstermektedir.</p>
<p>Yine hadiste, “Deccalin Hz. Mehdi (a.s.)’ı bir ateş içine atması” da,  deccalin kötülük yapmak isterken, aslında Hz. Mehdi (a.s.)’ın gücünü  artırmış olacağını göstermektedir. Deccaliyetin savunucuları, Hz.  İbrahim (a.s.) gibi, Hz. Mehdi (a.s.)’ı da manevi bir ateşte  yakacaklarını iddia edecekler; ama Allah o ateşi Hz. Mehdi (a.s.) için  soğuk ve esenlik kılacaktır. Allah, inkar edenlerin tuzaklarını bozacak  ve bu yöndeki her girişimlerini de Hz. Mehdi (a.s.)’ın şanının  şöhretinin, etki gücünün artmasına vesile kılacaktır.</p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Ahir Zaman Münafıklarıyla Olan Mücadelesi</strong></p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.)’ın fikri mücadelesi yalnızca inkarcı sistemlere ve  Allah’a şirk koşan kişilere karşı olmayacaktır. Allah’ın, ‘Kuran’da  ateşin en alçak tabakasında olacaklarını’ bildirdiği münafıklar da, Hz.  Mehdi (a.s.)’a karşı çeşitli saldırılar düzenleyecek, Hz. Mehdi (a.s.)  bu samimiyetsiz kişilere karşı da mücadele yürütecektir.</p>
<p>Tarih boyunca tüm samimi mümin topluluklarının içinde yer alan  münafıklar, Hz. Mehdi (a.s.) cemaati içinde de bulunacaklardır.  Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, ilk başta Hz. Mehdi (a.s.)’ın  yanında yer alan, ancak Allah’a ve Kuran’a sadakat göstermeyen, Allah  korkusu zayıf olan bu kişilerin, kendi menfaatleriyle çatışan bir durum  olduğunda Hz. Mehdi (a.s.)’ın yanından hemen ayrılacakları şöyle  bildirilmiştir:</p>
<p>“Kıyamet, fitneler karanlık gecelerin parçaları gibi zuhur edinceye kadar kopmaz. <strong>KİŞİ,  MÜMİN OLARAK SABAHLAR, KAFİR OLARAK AKŞAMLAR. VEYA MÜMİN OLARAK  AKŞAMLAR, KAFİR OLARAK SABAHLAR. DÜNYA MENFAATİ KARŞILIĞINDA DİNİNİ  SATAR.</strong>” (Müslim) (İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, s. 388)</p>
<p>“O (Hz. Mehdi (a.s.)) bir süre onlardan uzaklaşacak, <strong>BÖYLECE DALALET  EHLİ AYRILACAKTIR. ÖYLE Kİ CAHİL ŞÖYLE DİYECEK: ALLAH’A ULAŞMAK  KONUSUNDA AL-İ MUHAM-MED’E (PEYGAMBERİMİZ (S.A.V.)’İN SOYUNDAN BİRİNE –  YANİ HZ. MEHDİ (A.S.)’A)) İHTİYAÇ YOKTUR</strong>.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 161)</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Mehdi (a.s.) dönemindeki bu münafıkların,  ahlak açısından her türlü kötülüğü teşvik edip uygulayabilecek bir  zihniyette olacaklarını bildirmiştir:</p>
<p>Amr bin sad’dan: <strong>“HALKI (ZAHİRDE) BENİM EVLADIMA DAVET ETSELER DE,  BENİM EVLADIMDAN UZAK OLURLAR. BU ÖYLE KÖTÜ BİR TOPLULUKTUR Kİ AHLAKLARI  YOKTUR. ZORBALARA MUSALLATTIRLAR, CABBARLARA FİTNEYİ ÖĞRETİRLER,  HAKİMLERE KAN DÖKTÜRÜRLER.”</strong> (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde, ayrılan kişilerin Hz.  Mehdi (a.s.) cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da  bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz  kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah’ın izniyle Hz. Mehdi (a.s.)  cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması  onları daha da kuvvetlendirecektir.</p>
<p>İnkar edenler ve müşrikler gibi, münafıkların Hz. Mehdi (a.s.) ve  cemaatine olan saldırıları ve aleyhte girişimleri de Allah’ın yardımıyla  sonuçsuz kalacaktır.</p>
<p>Ayrılan münafıkların çabaları Hz. Mehdi (a.s.)’a hiçbir şekilde zarar  veremeyecek, Hz. Mehdi (a.s.) fikri mücadelesiyle bu samimiyetsiz  topluluğun tuzaklarını etkisiz hale getirecektir:</p>
<p>…Ebu Basir’den: İmam Caferi Sadık aleyhisselam <strong>“’Suçlular  çehrelerinden tanınacak’ (Muhammed Suresi, 30), ayeti hakkında şöyle  buyurdu: ALLAH ONLARI TANIR, LAKİN BU AYET KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.))  HAKKINDA NAZİL OLMUŞTUR. HZ. MEHDİ (A.S.) ONLARI (MÜNAFIKLARI)  ÇEHRELERİNDEN TA-NIYACAK VE ASHABI İLE BİRLİKTE ONLARI (MANEN)  DARMADAĞIN EDECEK</strong>.” (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 283)</p>
<p>Sayın Adnan Oktar bir ropörtajında, Hz. Mehdi (a.s.) dönemindeki  münafıkların, gelmiş geçmiş en şiddetli münafıklardan olduğunu şöyle  açıklamıştır:</p>
<p>“Evet, ahir zamanda, Hz. Mehdi (a.s.) devrinde münafıklar olacak. Hz.  Mehdi (a.s.)’ın cemaatine, arkadaşlarına karşı mücadele eden, o cemaat  içerisinden yani Müslümanlar içerisinden çıkan münafıklar olacaklardır.  Kendilerini Müslüman gibi tanıtacaklardır. Hatta “Medine sarsılır” diyor  Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadiste. “Münafıklar toplu olarak  bazen, 2 ve 3 kere ayrılacaklardır” diyor Hz. Mehdi (a.s.) cemaatinden.  Ve işleri güçleri Hz. Mehdi (a.s.)’a ve cemaatine zarar verdirmek üzere  bir faaliyet olacaktır. Mesela gece-gündüz Allah’ın onlara verdiği o  ilhamla, sürekli o öfkeyi yaşayacaklardır. Ahir zamanın münafıkları,  gelmiş-geçmiş münafıkların en şiddetlilerindendir, yani Hz. Mehdi (a.s.)  cemaatinin münafıkları. Resulullah (s.a.v.) söylüyor Hz. Mehdi (a.s.)  cemaatine bu münafıkların musallat olacağını, hatta “Buğdaya musallat  olan kurt gibi olacaklar” diyor. “Buğdayı temizleyecek” diyor Hz. Mehdi  (a.s.), “temizlenecek yine musallat olacak kurt” diyor, “yine  temizlenecek, yine musallat olacak, bu böyle uzun süre devam edecek”  diyor. “En sonunda 313 tane saf, temiz, hakiki mümin kalacak” diyor ve  “böylece de münafıkların etkisi kalmayacak” diyor. (Şeyh Muhammed b.  İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 246) Hakikaten münafık çok büyük  bir fitne ve beladır. Müslüman şefkat gösterir, merhamet gösterir, sevgi  gösterir, dost zanneder, alır, barındırmaya çalışır. Ona yardımcı olur.  Maddi destek sağlar. Manevi fayda sağlamaya çalışır. Fakat münafığa  bakarsın ki bir gün bir alçaklık etmiş, küfürle, dinsizlerle ittifak  etmiş. Münafıkların Müslümanların nerede ne yaptıkları ile ilgili onlara  bilgi vererek, onların ani baskın yapmasını, ani atak yapmasını  sağlayacak işbirliği içinde olacaklarını Allah ayette bildiriyor. Yani  “sizi” diyor, “felaketlerin sarmasını beklerler” diyor Cenab-ı Allah. Bu  şekilde belirtiyor. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Kötü felaket onları  sarsın.” diyor Allah (Tevbe Suresi, 98). Bu ne demektir? Şimdi Allah,  böyle bir duayı, Allah böyle söylediyse, “kötü felaket onları sarsın”  dediyse, ne demektir? “Ben onları mahvedeceğim” demek istiyor Allah.  Yani “dünyada mahvedeceğim” demek. Nasıl oluyor? Manevi azapla. Ve bütün  münafıklarda bir azap vardır ruhlarında. Ruhları cehenneme döner. Yani  kaçınılmaz olarak gece-gündüz bir acı duyarlar, rahatsız olurlar.”  (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Ocak 2010 tarihinde Kral Karadeniz, Adıyaman Asu  ve Ekin TV’de yayınlanan canlı röportajından)</p>
<p><strong>Bazı Sözde Fıkıh Alimleri ve Yobaz Hocalar Hz. Mehdi (a.s)’a Karşı Gelecek ve Ona Karşı Mücadele Edeceklerdir</strong></p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerinde, Hz. Mehdi (a.s.) zamanında  yaşayacak bazı sözde din alimlerinin de Hz. Mehdi (a.s.)’ın karşısında  yer alarak, ona karşı mücadele edeceklerine dikkat çekmiştir:</p>
<p><strong>“Beni Haşim bir genç (Hz. Mehdi (a.s.)) çıkacak. İnsanları dine  çağıracak. Araplara da tebliğ yapacak. ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN)  KARŞITLARI ÇOĞUNLUKLA ALİMLER OLACAK. YAZILMIŞ RİVA-YETLER VE AKTARILMIŞ  SÖZLERE RAĞMEN, ONLAR ANCAK KENDİ BEN-CİL ARZULARINI ANLATACAKLAR. EĞER  GERÇEĞİN ÖZÜ ONLARIN HE-VESLERİNE VE ARZULARINA AYKIRI DÜŞERSE, O ZAMAN  SÖYLEYENİ İMAN-SIZLIKLA SUÇLARLAR VE DERLER Kİ: “BUNLAR ÖNCEKİ  İMAMLARIMIZIN ANLATTIKLARINA MUHALİFTİR, DEĞİŞ-MEZ KANUNUMUZDA BU  YOKTUR.”” </strong>(Beheyullah: Kitab-ı İkan, s. 241-243)</p>
<p>Hz. Mehdi (a.s.) bir taraftan dinsizliğin savunucularıyla fikri bir  mücadele yürütürken, bir yandan da Müslümanlar arasında fitne fesat  çıkarmaya çalışan bu zihniyetteki insanlarla bir mücadele içinde  olacaktır.</p>
<p>Bu sözde din alimlerinin Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı çıkmalarının en önemli  sebeplerinden biri ise, Hz. Mehdi (a.s.)’ın, Müslümanların manevi  lideri olması durumunda, bu kimselerin halk arasında bir imtiyazlarının  kalmayacak olmasıdır.</p>
<p>Bu nedenle de Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı öfkeleri o kadar şiddetli  olacaktır ki, neredeyse onun şehit edilmesine fetva vermeye niyet  edecek, ancak Hz. Mehdi (as)’ın ilmi çok güçlü olduğu için buna cesaret  edemeyeceklerdir:</p>
<p><strong>“&#8230; İMAM-I MEHDİ (A.S.) ÇIKTIĞI ZAMAN hasseten (özellikle, yalnızca,  ayrıca, hususi olarak) FUKAHA (FIKIH ALİMLERİ) ONA (HZ. MEHDİ (A.S.)’A)  DÜŞMAN OLACAK. ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) KILINCI KARDEŞLERİDİR. Elinde  kılınç olmasa idi, -YANİ KARDEŞLERİ OLMASA İDİ- ZAMANIN FUKAHASI (FIKIH  ALİMLERİ) ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) KATLİYLE FETVA VERİRLERDİ. Lakin  Cenâb-ı hak onu (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) keremiyle ve kılınç (KARDEŞLERİYLE)  ile tathir (temizlemek, yıkayıp pak etmek) edecek, onlar ona (Hz. Mehdi  (a.s.)’a) itimad edeceklerdir. HÜKMÜNÜ İNANMAYAN DA KABULE MECBUR OLUP  AKSİNİ İZMAR (gizlemek, saklamak) EDECEKLER.”</strong> (Ramuz el-Hadis, age. 56, 73)</p>
<p>Peygamberimiz (s.a.v.), ahir zamanda Kuran’ı çok iyi bilen, saçları  tıraş edilmiş, başları sarıklı bazı kişilerin ortaya çıkacağını da haber  vermiştir. Bu kişiler yaptıkları izahlar ve açıklamalarıyla dini  savunuyor görünseler de, konuşmaları ve çarpık din anlayışları ile İslam  dininden uzak olacaklardır. Bu anlayışlarıyla Kuran’a ve samimi  Müslümanlara karşı mücadele eden bir tavır içerisinde olacaklardır.</p>
<p><strong>“Doğudan başları tıraşlı kavimler çıkacak; DİLLERİ İLE KUR’ÂN  OKUYACAKLAR (FAKAT) BOĞAZLARINDAN AŞAĞI GEÇMEYECEK. Onlar dinden yaydan  okun çıktığı gibi çıkacaklar.” </strong>(Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 6294)</p>
<p>Bu kişiler Hz. Mehdi (a.s.)’a karşı deccaliyetin safında yer alacaklar ve ona karşı mücadele edeceklerdir:</p>
<p>Resulullah (s.a.v.): “Ümmetimden BAŞLARI SARIKLI 70 BİN KİŞİ Deccal’a  tabii olacaktır.” (Ebu Bekir Abdürrazzak b. Hemmam, Abdürrazzak es  San’ani, El Musaannef, XI, 393)</p>
<p>Muhyiddin Arabi Hazretleri de, Hz. Mehdi (a.s.) döneminde dinin özüne  döneceğini yani Peygamberimiz (sav) dönemindeki gibi, saf halinde  yaşanacağını ve bundan dolayı da Hz. Mehdi (a.s.)’a en çok muhalefet  eden kimselerin ‘bazı cahil sözde din adamları’ olacağını haber  vermiştir:</p>
<p>“Onun (Hz. Mehdi (as)’ın) döneminde din tamamen rey’den arınmış olarak eski hüviyetini kazanacaktır. <strong>VERECEĞİ BİRÇOK HÜKÜMLERDE ULEMANIN MEZHEPLERİNE MUHALEFET EDECEKTİR. BUNDAN DOLAYI ONDAN</strong> (Hz. Mehdi (a.s.)’dan) UZAK DURACAKLARDIR. Zira zanlarına göre,  gerçekten Allah’ın imamlarından sonra bir müçtehid bırakmadığını  kabulleneceklerdir&#8230;” (Muhyiddin Arabi, “Futuhat-El Mekkiye”, 66. bab,  c. 3, s. 327- 328)</p>
<p>Büyük İslam mütefekkiri İmam Rabbani ise bu konuyu şöyle açıklamıştır:</p>
<p>“Geleceği vaad edilen Hz. Mehdi (a.s.) dinin tervicini (değerini  artırmayı), sünnetin ihyasını (yeniden canlandırmasını) murad ettiği  (istediği) zaman; bid’at ehl-i ile ameli adet edinen, hasene zannı ile  dini karıştıran (dinin aslında, özünde olmayan şeyleri, dinin emri  olduğunu zanneden bazı insanlar) hayretle söyle diyecektir: <strong>BU KİMSE (HZ. MEHDİ (A.S.))  DİNİMİZİ KALDIRMAK VE ŞERİATIMIZI İZALE (MAHVETMEK) İSTİYOR.</strong>” (Mektubat-i Rabbani, 1/535)<br />
Ancak Allah’ın desteğiyle, Hz. Mehdi (a.s.)’ın ilmi çok güçlü olacak,  cahil alimler onun ilminin gücü ve etkisi karşısında fikren tamamen  etkisiz hale geleceklerdir:</p>
<p>“Fütühat-ül Mekkiye” isimli eserinde Muhyiddin Arabi el Endülüsi şöyle bildirmektedir:</p>
<p>“ONUN HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) DÜŞMAN-LARI İÇTİHAD ALİMLERİNİN TAKLİD  EDENLERİ OLACAK&#8230; ŞAYET ELİNDE  KILINÇ (İLİM) OLMASAYDI FAKİHLER ONUN  (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) ÖLÜMÜNE FETVA VERİRLERDİ. Lâkin Cenâb-ı Hak, onu  (Hz. Mehdi (a.s.)’ı) keremiyle ve kılınç (kardeşleriyle) ile tathir  edecek (temizleyecek), ONLAR ONA (Hz. Mehdi (a.s.)’a) İTAAT  EDECEKLERDİR. ÇÜNKÜ HALK ARASINDA İMTİYAZLARI KALMAYACAK, HATTA AHKAM  HUSUSUNDA İLİMLERİ DE AZALACAK. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle alimlerin  hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan (Hz. Mehdi (a.s.)’dan)  hem korkacaklar hem de birşeyler umacaklar. KALBEN ONDAN (HZ. MEHDİ  (A.S.)’DAN) NEFRET EDECEKLER. FAKAT BUNA RAĞMEN İSTER İSTEMEZ HÜKMÜNÜ  KABUL EDECEKLER.” (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet  Alametleri, s. 186-187)</p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın Karşısındaki Negatif Güçler, Dönemin Ahir Zaman  Olması Sebebiyle, Hz. Mehdi (a.s.)’a Karşı Tarihin En Çetin Mücadelesini  Vereceklerdir</strong></p>
<p>Yüce Allah her dönemde müminlerle birlikte inkarcıları da yaratmış ve  inkar edenler her zaman müminlere karşı amansız bir mücadele  vermişlerdir. Allah’ın adetullahı gereği mümin toplulukları her zaman  sayıca az olmuş, inkar edenler ise imtihanın gereği olarak çoğunluğu  temsil etmişlerdir.</p>
<p>İşte ahir zamanda da yine Allah’ın bu adetullahı gereği Hz. Mehdi  (a.s.)’ın cemaatinin sayısı 300 kişi civarında olacak ve bu kadar az bir  sayıyla, tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılmanın fikri mücadelesini  vereceklerdir.</p>
<p>İçerisinde bulunduğumuz ahir zamanda, teknolojinin, görsel ve yazılı  basının etkisinin, ve internet, uydu gibi iletişim imkanlarının en  yüksek güce ulaştığı düşünüldüğünde, dinsizliğin Hz. Mehdi (a.s.)  karşısında vereceği mücadelenin ne kadar etkin olacağı da daha iyi  anlaşılmaktadır.</p>
<p>Sayın Adnan Oktar Mehdiyet’in karşısında yer alan negatif güçlerin etkisini bir röportajında şöyle bir örnekle açıklamıştır:</p>
<p>“Mehdiyet, dünyada görülmemiş derecede şiddetli olaylarla  karşılaşacaktır. Yani dünya tarihinde hiç görülmemiş olaylarla  karşılaşacaktır. Çünkü mesela eskiden peygamberlerin zamanında, bir  bölgede mesela yüz binlik bir şehirde fitne çıkarıyorlar, 50 bin kişilik  yahut bir milyon topluluk içinde fitne çıkarıyorlar; şu an 7 milyar  insanın içinde fitne çıkarılıyor. Mehdiyet’in karşısında milyarlarca  sapkın insan var.” (Adnan Oktar’ın Gaziantep Olay TV’deki canlı  röportajı, 6 Nisan 2010)</p>
<p>İşte Hz. Mehdi (a.s.), böyle bir ortamda çalışmalarına başlayacak ve bu  şartlar içerisinde mücadelesini yürütecektir. Ancak Allah’ın, bundan  yaklaşık 1430 sene önce vadettiği gibi Hz. Mehdi (a.s.), çok az sayıdaki  talebeleriyle birlikte tüm bu inkarcı topluluklarına karşı galip  gelecektir. Sayın Adnan Oktar bir röportajında bu gerçeği şöyle  müjdelemiştir:</p>
<p>“Cenab-ı Allah verdiği sözden asla dönmez.  “İslam’ı Ben hakim edeceğim  diyor” Allah; evlatlarımdan Hz. Mehdi (a.s.) ile. Hiç kimse olmasa dahi  Allah İslam’ı hakim edecektir bir avuç talebesiyle. Bakın dünyada bunu  kimse durduramıyor.” (Sayın Adnan Oktar’ın 14 Ocak 2010 Tarihli Çay TV  ve Kahramanmaraş Aksu TV Röportajından)</p>
<p>Kimi insanlar istemese de, Allah vaadini gerçekleştirecek; İslam  ahlakını tüm dünyada hakim kılacak ve Müslümanlara önderlik edecek  manevi bir lider olan Hz. Mehdi (a.s.) ile din ahlakını yerleşik  kılacaktır.</p>
<p>Bunların hiçbiri, Allah’ın izniyle, engellenebilecek gelişmeler  değildir; kaderde zaten gerçekleşmiştir. Yüce Allah Kuran’da bu müjdeyi  müminlere şöyle bildirmektedir:</p>
<p><strong>“Müşrikler istemese de, O, dini (İslam’ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O’dur.”</strong> (Tevbe Suresi,  33)</p>
<p>Ahir zamanın iki mübarek ve değerli şahsı Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi  (a.s.), Allah’ın izniyle ahir zamanda yaşanan sapkın zihniyeti tamamen  ortadan kaldıracak ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim edilmesine  vesile olacaklardır. Allah’ın izniyle Rabbimiz’in bu güzel vaadi, içinde  bulunduğumuz bu yüzyılda gerçekleşecektir. Allah Kuran’ın, <strong>“ &#8230; Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.” </strong>(Nisa  Suresi, 141) ayetiyle, müminlere kurulan tuzakların, yapılan baskıların  asla başarıya   ulaşmayacağını bildirmiştir. Allah’ın izniyle, Hz. İsa  (a.s.) yeniden yeryüzüne geldiğinde ve Hz. Mehdi (a.s.) ortaya  çıktığında, salih müminler bu mübarek insanların destekçisi olacaklar ve  sayıları ne kadar az olsa da, Kuran ahlakını tüm yeryüzüne yerleşik  kılacaklardır.</p>
<p>Bu makale, <strong>İlmi Mercek Dergisi</strong> <a href="http://www.ilmimercek.net/index.php?Pg=Publish&amp;Journal=%C4%B0lmi%20Mercek&amp;Number=76">76. sayı</a> (Ekim 2010) 6. sayfada yayınlanmıştır.</p>
<p><img src="http://www.ilmimercek.net/img/tablo_alt767px.gif" alt="" width="767" height="9" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-a-karsi-mucadele-edecek-olan-negatif-gucler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda münafıklar-münafıklık</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/09/risale-i-nur-kulliyatinda-munafiklar-munafiklik.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/09/risale-i-nur-kulliyatinda-munafiklar-munafiklik.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Sep 2010 18:17:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[2c]]></category>
		<category><![CDATA[C3]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl]]></category>
		<category><![CDATA[Fei]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Gizli]]></category>
		<category><![CDATA[Inkilab]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbe]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[Kastamonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Ku]]></category>
		<category><![CDATA[Leyh]]></category>
		<category><![CDATA[Lezzet]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Nda]]></category>
		<category><![CDATA[Olana]]></category>
		<category><![CDATA[Risale I Nur]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda münafıklar-münafıklık



&#8220;BİLEREK ZARARA RAZI OLANA ŞEFKAT EDİP LEHİNDE ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align: left;">Risale-i Nur Külliyatı&#8217;nda münafıklar-münafıklık</h3>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10">
<tbody>
<tr>
<td><strong>&#8220;BİLEREK ZARARA RAZI OLANA ŞEFKAT EDİP LEHİNDE BAKILMAZ.&#8221; </strong>İşte ben çendan (gerçi) Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;in kuvvetine istinaden dava ediyorum ki: <strong>&#8220;ÇOK  ALÇAK OLMAMAK VE YILAN GİBİ DALALET ZEHİRİNİ SERPMEKLE TELEZZÜZ  ETMEMEK (LEZZET ALMAMAK) SARTIYLA, EN MÜTEMERRİD (DİK KAFALILIK EDEN)  BİR DİNSİZİ, BİRKAÇ SAAT ZARFINDA İKNA ETMEZSEM DE, İLZAM ETMEYE (ÜSTÜN  GELMEYE, YENMEYE) HAZIRIM.&#8221; FAKAT NİHAYET DERECEDE ALÇAKLIĞA DÜŞMÜŞ BİR  VİCDAN Kİ, BİLEREK DİNİNİ DÜNYAYA SATAR VE BİLEREK HAKİKAT ELMASLARINI  PİS, MUZIR ŞİŞE PARÇALARINA MÜBADELE EDER (DEĞİŞTİRİR) DERECEDE  MÜNAFIKLIĞA GİRMİŞ İNSAN SURETİNDEKİ YILANLARA HAKAİKİ (HAKİKATLERİ)  SÖYLEMEK; HAKAİKE (HAKİKATE)  KARŞI BİR HÜRMETSİZLİKTİR. … ÇÜNKİ BU  İŞLERİ YAPANLAR, KAÇ DEFA HAKİKATİ RİSALE-I NUR&#8217;DAN İŞİTTİLER. VE  BİLEREK, HAKİKATLARİ ZINDIKA (DİNSİZLİK, İNANÇSIZLIK) DALALETLERİNE  KARŞI ÇÜRÜTMEK İSTİYORLAR. BÖYLELER, YILAN GİBİ ZEHİRDEN LEZZET  ALIYORLAR.Mektubat, sf. 346</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10">
<tbody>
<tr>
<td><strong>MÜNAFIK  İTİKADSİZDİR (İMANSIZDIR, İNANÇSIZDIR), KALBSİZDİR VE VİCDANSIZDIR,  PEYGAMBER (A.S.M.) ALEYHİNDEDİR.Emirdağ Lahikası sf. 78-79</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Bu  zamanda ehl-İslâmın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir  dalaletle kalblerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i  yegânesi (tek çaresi): Nurdur, nur göstermektir ki, kalbler ıslah olsun,  imanlar kurtulsun. EGER SİYASET TOPUZUYLA HAREKET EDİLSE, GALEBE  ÇALINSA (ÜSTÜN GELİNSE), O KÂFİRLER MÜNAFIK DERECESİNE İNER. MÜNAFIK,  KÂFİRDEN DAHA FENADIR. DEMEK, TOPUZ BÖYLE BİR ZAMANDA KALBİ ISLAH ETMEZ.  O VAKİT KÜFÜR KALBE GİRER, SAKLANIR; NİFAKA (MÜNAFIKLIĞA, İKİ  YÜZLÜLÜĞE) İNKILAB EDER (DÖNÜŞÜR). Kastamonu Lahikası, sf. 104)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="text-align: left;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Gizli  münafıkların takib ettikleri iki plândan birisi: BENİM HAYSİYETİMİ  KIRMAK İLE GÜYA NURLARIN KIYMETİ DÜŞECEK.İkincisi: NUR ŞAKİRDLERİNE  TELAŞ VE FÜ̈TUR (GEVŞEKLİK) VERMEKLE NURLARIN İNTİŞARINA (DAĞILMASINA)  MANİ OLUNACAK. HİÇ KORKMAYINIZ. MİLYONLAR KAHRAMAN BASLAR FEDA OLDUKLARI  BİR KUDSÎ HAKİKATA BİZİM GİBİ BAZI BÎÇARELERİN BAŞLARI DA FEDA OLSUN. </strong> <strong>Şualar, sf. 436</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="text-align: left; height: 244px;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="594">
<tbody>
<tr>
<td><em><strong>Sual  : Kafirlerin kötülenmesi) hakkında yalnız iki ayetle yetinilmiştir. On  iki ayetin özetiyle münafıklar hakkında yapılan sözü uzatma neye  binaendir? </strong></em><br />
<strong>Cevap :</strong> Münafıklar hakkında sözün uzatılması, yani uzatmayı icap ettiren birkaç ince mana vardır:<br />
<strong>Birincisi:</strong> <strong>DÜŞMAN  MEÇHUL OLDUĞU ZAMAN DAHA ZARARLI OLUR. KANDIRICI OLURSA DAHA HABİS  OLUR. ALDATICI OLURSA, FESADI DAHA ŞİDDETLİ OLUR. İÇERİDE OLURSA, ZARARI  DAHA AZİM OLUR. ÇÜNKÜ; DAHİLİ DÜŞMAN KUVVETİ DAĞITIR, CESARETİ AZALTIR.  HARİCİ DÜŞMAN İSE, BİLAKİS, ASABİYETİ ŞİDDETLENDİRİR, SAĞLAMLIĞI  ARTTIRIR. MÜNAFIĞIN CİNAYET GİBİ OLAN SUÇU, İSLAM ÜZERİNE PEK BÜYÜKTÜR.  İSLAM ALEMİNİ ZELZELEYE MARUZ BIRAKAN MÜNAFIKLIKTIR. BUNUN İÇİNDİR Kİ,  ŞANI PEK BÜYÜK KURAN, MÜNAFIKLARI FAZLACA AYIPLAMIŞ VE ÇİRKİN BULMUŞTUR. </strong></p>
<p><strong>&#8230;. Üçüncüsü: İNCE ALAY, DÜZEN, İKİYÜZLÜLÜK, HİLE, YALAN, RİYA GİBİ KÖTÜ AHLAKLAR MÜNAFIKTA VAR. KAFİRDE O DERECEDE YOKTUR.</strong> Bu cihetten münafıklar hakkında sözü uzatma yapılmıştır.<br />
<strong>Dördüncüsü: ÇOĞUNLUKLA  MÜNAFIKLAR, &#8230; ŞEYTANİ BİR ZEKA SAHİPLERİ OLUP, DAHA HİLEKAR, DAHA OYUNCU OLURLAR. &#8230;</strong><strong>İşaratü&#8217;l-İ&#8217;caz, Sayfa 83, 84</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="text-align: left;"><em>24 Eylül 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/09/risale-i-nur-kulliyatinda-munafiklar-munafiklik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali İmran suresi, 20. ayette geçen; de ki: &#8220;Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221; ifadesinin ebcedi 2028 yılını vermektedir.</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresi-20-ayette-gecen-de-ki-ben-bana-uyanlarla-birlikte-kendimi-allaha-teslim-ettim-ifadesinin-ebcedi-2028-yilini-vermektedir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresi-20-ayette-gecen-de-ki-ben-bana-uyanlarla-birlikte-kendimi-allaha-teslim-ettim-ifadesinin-ebcedi-2028-yilini-vermektedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 06:46:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Imran]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allahu]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Kad]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=372</guid>
		<description><![CDATA[Ali İmran suresi, 20. ayette geçen; de ki: &#8220;Ben, bana ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Ali İmran suresi, 20. ayette geçen; de ki: &#8220;Ben, bana  uyanlarla birlikte, kendimi Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221;  ifadesinin ebcedi  2028 yılını vermektedir.</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, <strong>DE Kİ: &#8220;BEN, BANA UYANLARLA BİRLİKTE, KENDİMİ ALLAH&#8217;A TESLİM ETTİM.&#8221; </strong>Ve  kitap verilenlerle ümmilere de ki: &#8220;Siz de teslim oldunuz mu?&#8221; Eğer  teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz  çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları  hakkıyla görendir. <strong>(Al-i İmran Suresi, 20)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Arapça Okunuşu: </strong>Fe  in haccuke fe kul eslemtu vechiye lillahi ve men ittebeani ve kul  lilleziyene utuu elkitabe ve elummiyyine e eslemtum fe in eslemuu fe kad  ihtedev ve in tevellev fe innema aleyke elbelagu ve Allahu basiyrun  bilibadi</p>
<p><strong>…de ki: &#8220;Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah&#8217;a teslim ettim.&#8221;…</strong><br />
Fe      kul     eslemtu    vechiye    lillahi    ve    men  ittebeani<br />
80 +  130  +    531   +     24     +    65   +   6  + 90   +  523 = <strong>1449 / 2028 (Şeddesiz)</strong></p>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/2270778ahieqohuuz_1%5B1%5D.gif" alt="" /></p>
<p><em>24 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresi-20-ayette-gecen-de-ki-ben-bana-uyanlarla-birlikte-kendimi-allaha-teslim-ettim-ifadesinin-ebcedi-2028-yilini-vermektedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali İmran suresi&#8217;nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allah&#8217;ım, dilediğine mülkü verirsin “&#8230;. ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresinin-26-ayetinde-gecen-ey-mulkun-sahibi-allahim-diledigine-mulku-verirsin-%e2%80%9c-ifadesinin-ebced-degeri-1981-yilini-vermektedir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresinin-26-ayetinde-gecen-ey-mulkun-sahibi-allahim-diledigine-mulku-verirsin-%e2%80%9c-ifadesinin-ebced-degeri-1981-yilini-vermektedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 06:44:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ala]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Imran]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ebced]]></category>
		<category><![CDATA[Inneke]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kulli]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Senin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=369</guid>
		<description><![CDATA[Ali İmran suresi&#8217;nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Ali İmran suresi&#8217;nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi  Allah&#8217;ım, dilediğine mülkü verirsin “&#8230;. ifadesinin ebced değeri  1981  yılını vermektedir.</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>De ki: &#8220;<strong>EY MÜLKÜN SAHİBİ ALLAH&#8217;IM, DİLEDİĞİNE MÜLKÜ VERİRSİN</strong> ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini  alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç  yetirensin.&#8221;<strong>Ali İmran Suresi, 26</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Arapça Okunuşu:</strong> Kul Allahumme malike elmulki tu’ti elmulke men teşau ve tenziu elmulke  mimmen teşau ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşau bi yedike elhayru  inneke ala kulli şey’in kadiyrun</p>
<p><strong>…&#8221;Ey mülkün sahibi Allah&#8217;ım, dilediğine mülkü verirsin…</strong><br />
Allahumme    maliku   elmulki   tu’ti    elmulke   men   teşau<br />
76               +    91    +     90    +  811  +   121   +  90  +  702  = <strong>1981 (Şeddesiz)</strong></p>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/207806v52glqm7ioyt6.gif" alt="" /></p>
<p><em>24 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/ali-imran-suresinin-26-ayetinde-gecen-ey-mulkun-sahibi-allahim-diledigine-mulku-verirsin-%e2%80%9c-ifadesinin-ebced-degeri-1981-yilini-vermektedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 22:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Güzel Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Varsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</h3>
<p><strong>İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için <span style="text-decoration: underline;">sözün &#8216;boş ve amaçsız olanını&#8217; satın alırlar.</span> İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.</strong>(Lokman Suresi, 6)</p>
<p>Bazı  insanlar, gün boyunca karşılaştıkları konular hakkındaki düşüncelerini,  sürekli olarak ‘kendi kendilerine söylenerek’ dile getirirler. Kimi  zaman rahatsızlık duydukları bir şey, kimi zaman aksaklık olduğunu  düşündükleri bir konu, kimi zaman gördükleri yanlış bir tavır,  duydukları bir söz bu kimselerin, fazla düşünmeden hemen bu konulardaki  rahatsızlıklarını ifade etmelerine neden olur.</p>
<p><strong>Aslında  insanın hatalı olduğunu gördüğü bir şeyi dile getirmesi elbetteki  yanlış değildir. Ama, bu konuşmanın yanlış olmaması için, amacın mutlaka  -Allah rızası için- ‘o yanlışı düzeltmek’ olması gerekir. Bir de eğer  ortada hatalı bir tavır, söz ya da olay varsa, o zaman bunun mutlaka  konuyu halledebilecek olan ilgili kişilere iletilmesi gerekir. Ve aynı  zamanda da, yapılan yanlışın olabilecek en güzel, en hikmetli en  isabetli sözlerle karşı tarafa açıklanması gerekir.</strong></p>
<p><strong>İşte ‘söylenme’ alışkanlığında, bu sayılan hedeflerin hiçbiri yoktur.</strong>Amaç, yalnızca kişinin aklına gelenleri söyleyerek <strong>‘sinirini ve öfkesini gidermesi’</strong>dir. Bu da, söylenmenin ne kadar boş ve yanlış bir tavır olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Örneğin,  “Bunu buraya kim koydu?”, “Şuraya bak, kaç gündür burayı hiç temizleyen  olmamış!”, “Ne kadar gürültü yapıyorlar!”, “Ne kadar çok soru  soruyorlar?”, “Bak yine bunu yanlış yapmış, kaç kere tarif ettim!”,  “Yine etrafını dağınık bırakmış!” gibi söylenme çeşitleri, çoğu insanın  hiç düşünmeden ağız alışkanlığıyla gün boyu tekrarladığı bilinen  cümlelerdendir.</p>
<p>Bazen de söz konusu insanlar, başkalarına yönelik değil de, kendi yaşadıkları olaylar hakkında sürekli olarak söylenirler.</p>
<p>“Çok  acıktım.”, “Hiç uyuyamadım.”, “Çok uykusuzum.”, “Nasıl yetiştireceğim,  çok az vaktim kaldı.”, “Çok geç kaldım.”, “Çok hastayım.”, “Başım  ağrıyor.”, “Nasıl bitireceğim ben bunu?”, “Hiç halim yok!”, “Canım hiç  kalkmak istemiyor.”, “Çok üşüyorum.”, “Çok sıcak.”,“Bugün çok işim var,  hepsini aynı anda nasıl yapayım?” gibi, günlük hayatları hakkındaki  hemen her konudaki olumsuz düşüncelerini, bir yandan işlerini yaparak,  bir yandan da sesli olarak sürekli anlatırlar.</p>
<p>Tüm  bu konuşmaların ortak noktası ise, önceki satırlarda da belirtildiği  gibi, ortada bunlara bir çözüm bulma hedefinin olmamasıdır. Amaç, sadece  duyulan rahatsızlığı dile getirmektir. Nitekim çözüme yönelik tedbirler  alınmadığı ve bu yönde girişimde bulunulmadığı için, rahatsız edici  durumlar da sürekli devam eder. Dolayısıyla bu kişi de alıştığı şekilde  bunlardan yakınmayı sürdürür.</p>
<p>Oysa  Kuran ahlakına göre, bir insan çevresinde gördüğü her şeyden, duyduğu  her sesten, şahit olduğu her olaydan sorumludur. Eğer ortada yanlış bir  şey varsa, ‘bunu düzeltmek ya da bunun düzelmesi için çaba harcamak’,  müminin sorumluluğudur. Dolayısıyla müminin, rahatsız edici bir konuya  bakış açısı, öncelikle ‘bunu çözüme kavuşturmak’ yönünde olmalıdır.</p>
<p>Bunun  yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan  insanların da bu durumdan duyabilecekleri rahatsızlığı gözardı ederler.  Oysa ki bir insanın yanında, yaşadığı hemen her şeyden şikayet eden bir  kişi olması, hem manen hem de fiziksel açıdan çok yorucu ve  yıpratıcıdır.</p>
<p>En  başta, söylenen kişinin içerisinde bulunduğu ruh halinin Kuran&#8217;a uygun  olmaması ve tümüyle cahiliyeye ait bir ahlak yaşaması, bunu gören  müminlerde ciddi bir yadırgamaya ve rahatsızlığa sebep olur. Çünkü  söylenen insan çevresine, <strong>‘herşeyi Allah&#8217;ın yarattığını, her  olayda hayır ve hikmet olduğunu, herşeyin bir kader dahilinde ve  insanların imtihanları için özel yaratılan olaylar olduğunu unuttuğu’ </strong>izlenimini  verir. Zorluklara ve aksaklık gibi görünen, sabır gösterilmesi,  fedakarlıkta bulunulması beklenen olaylara, Kuran ahlakıyla karşılık  vermesi gerektiğinden gafil olduğu şüphesini oluşturur. Kişi, Kuran&#8217;da  bildirilen, <strong> ‘öfkelenilecek bir şeyle karşılaştığında, öfkesini  yenmek; sözün en güzelini söylemek; insanlara en güzel şekilde öğüt  verip, iyiliği emredip kötülükten men etmek’</strong> gibi ahlak  özelliklerini yaşamakla sorumlu iken, bunun yerine, kendisini iradesizce  cahiliye ahlakına bırakması, elbetteki şüphe oluşturan bir tavırdır.</p>
<p>Mümin  vicdanını kullanan insandır. Allah&#8217;tan korkup her an Kuran ahlakına  uygun bir tavır göstermekle; ve her sözünü, Kuran&#8217;a uygun olup  olmadığını düşünerek konuşmakla sorumludur.</p>
<p>Mümin,  söylenme alışkanlığının, Allah&#8217;a inanan, kaderi, dünya hayatının  imtihan yeri olduğunu ve ahireti bilen bir insanın ahlakıyla  bağdaşmayacağını bilir. Söylenmek, mümin asaletine, Müslüman şuuruna ve  müminin vicdanına yakışmayan bir tavırdır. Müslüman gerekirse gördüğü  her aksaklığı tek başına ve kendi imkanlarıyla telafi eder, ama yine de  bunlardan şikayet eden bir üslupla konuşmaz. Zahiren ne kadar mağdur  oluyormuş gibi görünse de, bunu hiçbir zaman için yakınarak dile  getirmez. İlgili kişilerle konuşarak ya da gerekli tedbirleri alarak bu  durumu ortadan kaldırmaya çalışır; ama asla basit bir cahiliye üslubuyla  bunları anlatmaz. Öfkelenecek bir durumla karşılaşsa bile öfkesini  yener. Hiçbir zaman için sinirlendiği için, bunu amaçsız bir şekilde  dışa vurmaz. İnsanın öfkesinden kurtulmasının yolunun söylenmek  olmadığını bilir. Öfkenin ancak Allah&#8217;a tevekkül etmekle ve Kuran  ahlakına uymakla ortadan kalkacağının bilincindedir.</p>
<p>Dolayısıyla  her ne zorlukla karşılaşılırsa karşılaşılsan ‘söylenmemek’ müminler ile  cahiliye insanlarını ayıran önemli ahlak özelliklerinden biridir.  Dolayısıyla Müslümanların, bu konuya bu bakış açısıyla yaklaşmaları ve  Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamak için akıllarını, vicdanlarını  ve iradelerini en güzel şekilde kullanmaları, imanın onlara yüklediği  güzel bir sorumluluktur.</p>
<p><strong>Kullarıma,  sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp  bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.</strong>(İsra Suresi, 53)</p>
<p><em>15 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enam suresi&#8217;nin, 149. ayetinde geçen; &#8221;&#8230; &#8221;En &#8216;üstün ve apaçık&#8217; delil (hüccet) Allah&#8217;ındır. &#8230;.&#8221;ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/enam-suresinin-149-ayetinde-gecen-en-ustun-ve-apacik-delil-huccet-allahindir-ifadesinin-ebced-degeri-2012-yilini-vermektedir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/enam-suresinin-149-ayetinde-gecen-en-ustun-ve-apacik-delil-huccet-allahindir-ifadesinin-ebced-degeri-2012-yilini-vermektedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 22:51:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Delil]]></category>
		<category><![CDATA[Ebced]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Indir]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kul]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=348</guid>
		<description><![CDATA[Enam suresi&#8217;nin, 149. ayetinde geçen; &#8221;&#8230; &#8221;En &#8216;üstün ve  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Enam suresi&#8217;nin, 149. ayetinde geçen; &#8221;&#8230; &#8221;En &#8216;üstün ve  apaçık&#8217;  delil (hüccet) Allah&#8217;ındır. &#8230;.&#8221;ifadesinin ebced değeri 2012  yılını  vermektedir</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Kİ: &#8220;EN &#8216;ÜSTÜN VE APAÇIK&#8217; DELİL (HÜCCET) ALLAH&#8217;INDIR. EĞER O  DİLESEYDİ ELBETTE TÜMÜNÜZÜ HİDAYETE YÖNELTİP İLETİRDİ.&#8221;En’am Suresi,149 </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Arapça Okunuşu: </strong></p>
<p>Kul fe<strong> lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)</strong>, fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).</p>
<p><strong>&#8230; &#8220;EN &#8216;ÜSTÜN VE APAÇIK&#8217; DELİL (HÜCCET) ALLAH&#8217;INDIR. &#8230;</strong></p>
<p><strong>lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)</strong><br />
126  +   445 +    1433 = <strong>2004 (Şeddeli)</strong></p>
<p><strong>bâligah(bâligatu)=</strong> <strong>en üstün, en kuvvetli, kesin olan</strong> <strong>1433 = 2012</strong></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Hz. Mehdi (a.s.)’ın adlarından biri de HÜCCET’tir.</strong></em></span><br />
<span style="text-decoration: underline;"><em><strong><img src="http://us3.harunyahya.com/Image/gif_resimler/sqr05eft0.gif" alt="" /></strong></em></span></p>
<p><em>15 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/enam-suresinin-149-ayetinde-gecen-en-ustun-ve-apacik-delil-huccet-allahindir-ifadesinin-ebced-degeri-2012-yilini-vermektedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>33.Bediüzzaman &#8216;Mehdi&#8217; Değildir Çünkü &#8220;Hz. Mehdi (a.s.) &#8216;Büyük Bir Maddi Kuvvet Ve Hakimiyet Sahibi&#8217; Olacaktır. Bediüzzaman Böyle &#8216;Büyük Bir Maddi Kuvvet&#8217; Ve &#8216;Dünya Çapında Böyle Bir Hakimiyet&#8217; Sahibi Olmamıştır.</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/33-bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-hz-mehdi-a-s-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-hakimiyet-sahibi-olacaktir-bediuzzaman-boyle-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-dunya-capinda-boyle-bir-hakimiyet.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/33-bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-hz-mehdi-a-s-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-hakimiyet-sahibi-olacaktir-bediuzzaman-boyle-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-dunya-capinda-boyle-bir-hakimiyet.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 09:36:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Belki]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Gayet]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Icra]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvvet]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[




&#8230;O zatın ikinci vazifesi, Şeriatı icra ve tatbik etmektir (İslam ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/33.bediuzzaman_mehdi_degildir_cunku_hz._mehdi_a.s._buyuk_bir_maddi_kuvvet_ve_hakimiyet_sahibi_olacaktir._bediuzzaman_boyle_buyuk_bir_maddi_kuvvet_ve_dunya_capinda_boyle_bir_hakimiyet_sahibi_olmamistir._tr.jpg" border="0" alt="33.Bediüzzaman 'Mehdi' Değildir Çünkü " hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">&#8230;O zatın ikinci vazifesi, Şeriatı icra ve tatbik etmektir (İslam  ahlakının esaslarını hayata geçirmektir). Birinci vazife, maddi kuvvetle  değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, <strong>BU İKİNCİ VAZİFE, GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ, O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN (yerine getirebilsin). </strong>(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)</p>
<p>Bediüzzaman bu açıklamasında, Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın, tüm dünyayı  kapsayacak şekilde Kuran ahlakının gereklerini toplum içerisinde hayata  geçirme vazifesinin ancak <strong>‘BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ’</strong> belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Maddi  güç ve hakimiyetin olması diğer vazifelerin de yerine getirilmesine  vesile olacaktır.</p>
<p><strong>Peygamberimiz (sav)&#8217;in döneminden bu yana Müslümanlar arasında bir  manevi liderin öncülüğünde böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır.  Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet  sahibi olmamıştır.</strong> Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu  uğurda her türlü fedakarlığı göze almış, çok büyük bir hizmet vermiş ve  ardında çok kıymetli eserler bırakmıştır. Ancak <strong>Bediüzzaman&#8217;ın bu  fikri mücadelesi maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil; çok  kısıtlı maddi şartlar altında ve benzersiz zorluklar içerisinde  geçmiştir.</strong> Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok  kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Tüm bu zorluklar,  Bediüzzaman&#8217;ın şerefli mücadelesini daha daha değerli hale getirmiş; ve  ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir.  Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi <strong>bu durum,  Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve  hakimiyet”in Bediüzzaman&#8217;ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça  ortaya koymaktadır.</strong> Nitekim Bediüzzaman da, kendisine Mehdilik  yakıştırmasında bulunan kimselere ‘Mehdi&#8217; olmadığını bu delili de öne  sürerek açıklamaktadır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/33-bediuzzaman-mehdi-degildir-cunku-hz-mehdi-a-s-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-hakimiyet-sahibi-olacaktir-bediuzzaman-boyle-buyuk-bir-maddi-kuvvet-ve-dunya-capinda-boyle-bir-hakimiyet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-in-zuhuruna-yonelik-olarak-risalelerde-yeri-olmayan-cok-yanlis-izahlar-yapilmaktadir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-in-zuhuruna-yonelik-olarak-risalelerde-yeri-olmayan-cok-yanlis-izahlar-yapilmaktadir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 18:37:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gt 2]]></category>
		<category><![CDATA[Hata]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[Oysa]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Sanki]]></category>
		<category><![CDATA[Tefsir]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Zat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır</h3>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana;">Son dönemde bazı Nurcu  kardeşlerimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın  gelişi ile ilgili çok açık beyanlarına son derece yanlış yorumlar  getirmektedirler. Bu yorumlar Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdiyet  konusundaki açık ve net izahlarıyla alenen çelişmektedir. Üstelik  Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in hadislerinde haber verdiği bilgilere de  uygun değildir.</p>
<p>Özellikle Nur talebelerinin içindeki abilerden bazıları Üstad’ın Hz.  İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açık ve sarih izahlarını  yanlış bir bakış açısıyla değerlendirmektedirler. Oysa Üstad  Risalelerinde yer alan ifadelerini Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri  ve büyük İslam alimlerinin görüşleri doğrultusunda yapmıştır. Ve açık  bir şekilde Hz. Mehdi (as)&#8217;ın Hicri 1400&#8242;de yani içinde yaşadığımız  çağda gelecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Ancak söz konusu Nur  talebeleri Üstadın son derece sarih izahlarını sanki müteşabihlermiş,  anlaşılması zor ifadelermiş gibi değerlendirip tekrardan Üstad’ın  sözlerini şerh etme cihedine gitmektedirler. Bu son derece büyük bir  hata ve  Üstad’ın şahsına karşı yapılmış bir ayıptır. Üstad son derece  hikmetli konuşan, Risalelerinde çok açık ve net ifadeler kullanarak  olayları izah eden bir müceddiddir. Onun açıklamalarını tekrardan tefsir  etmeye kalkmak, tefsirin tefsirini, şerhin şerhini yapmak gibi olur ki  bu da hiç doğru bir yöntem olmaz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/75.gif" alt="" width="243" height="76" /></strong></span></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">1. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23504/">HZ.  MEHDİ (A.S) KİMSENİN TANIYIP ANLAMAYACAĞI BİR RUH DEĞİL, PEYGAMBERİMİZ  (SAV)&#8217;İN HABER VERDİĞİ YÜZLERCE ALAMETİN ÜZERİNDE TECELLİ ETTİĞİ MÜBAREK  BİR İNSANDIR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">2. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23502/">HZ.  İSA (A.S)&#8217;IN SADECE RUHUYLA GELECEĞİNİ SÖYLEYENLER YANILMAKTADIR, HZ.  İSA (A.S) BEDENİYLE VE RUHUYLA BU YÜZYILDA YENİDEN YERYÜZÜNE GELECEKTİR  &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">3. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23672">HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ÜÇ GÖREVİNİ SÖZDE 3 AYRI KİŞİNİN YAPACAĞI İDDASI TAMAMEN YANLIŞTIR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">4. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23673">RİSALE-İ  NUR KÜLLİYATI’NDA ÜSTADIN İFADE ETTİĞİ “MEHDİ” VE “MEHDİ AL-İ RESUL”  İFADELERİNİN SÖZDE BAŞKA BAŞKA KİŞİLERİ İFADE ETTİĞİ İDDİASI TAMAMEN  YANLIŞTIR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">5. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23674">HZ.  MEHDİ (A.S.)’IN, ÜSTAD’IN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU ESERLERİ KENDİNE BİR  PROGRAM EDİNMESİ NEDENİYLE İŞİNİN GÜYA ÇOK KOLAY OLACAĞI BU NEDENLE ASIL  ÜSTAD’IN HZ. MEHDİ (A.S.) OLDUĞU İDDİASI TAMAMEN YANLIŞTIR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">6. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23675">RİSALELERİN  RUHUNA TERS DÜŞEN TEVİLLER YAPMALARI, BAZI NURCU KARDEŞLERİMİZİN,  ÜSTAD’I VE RİSALELERİ GEREKTİĞİ GİBİ ANLAYAMADIKLARINI GÖSTERMEKTEDİR  &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">7. <a href="http://tr1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23676">ÜSTAD HZ. MEHDİ (A.S.)’A DERİN BİR SEVGİ VE SAYGIYLA BAĞLIDIR, ONUN ÖNCÜ BİR ASKERİ VE YARDIMCISIDIR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;">8. <a href="http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/23521/">PEYGAMBERİMİZ  (SAV) HZ. MEHDİ (AS)&#8217;IN HEM ÇIKIŞ TARİHİNİ VE ALAMETLERİNİ, HEM  AHLAKINI VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİ, HEM İSMİNİ ÇOK DETAYLI OLARAK TARİF  ETMİŞTİR &gt;&gt;&gt;</a></span></p>
<p><em>05 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/hz-mehdi-a-s-in-zuhuruna-yonelik-olarak-risalelerde-yeri-olmayan-cok-yanlis-izahlar-yapilmaktadir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri&#8217;nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-seyh-esseyyid-muhammed-rasid-erol-k-s-hazretlerinin-seyhi-ve-hocasi-buyuk-mursid-gavs-hazretleri-seyyid-abdulhakim-huseyni-k-s-diyor-ki.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-seyh-esseyyid-muhammed-rasid-erol-k-s-hazretlerinin-seyhi-ve-hocasi-buyuk-mursid-gavs-hazretleri-seyyid-abdulhakim-huseyni-k-s-diyor-ki.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 08:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ehl]]></category>
		<category><![CDATA[Gavs]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=307</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol  (k.s.) Hazretleri&#8217;nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri  Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:</h3>
<p><a href="http://us1.harunyahya.com/Image/makaleler/gavsiazam.jpg"><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/makaleler/gavsiazam_b.jpg" alt="" width="561" height="447" /></a></p>
<p><a href="http://us1.harunyahya.com/Image/makaleler/gavsiazam.jpg"><strong>YAZIYI BÜYÜTMEK İÇİN RESMİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ &gt;&gt;&gt;</strong></a></p>
<p><em>03 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-seyh-esseyyid-muhammed-rasid-erol-k-s-hazretlerinin-seyhi-ve-hocasi-buyuk-mursid-gavs-hazretleri-seyyid-abdulhakim-huseyni-k-s-diyor-ki.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin Alnında Bir Ben Vardır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 08:48:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Basir]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Iz]]></category>
		<category><![CDATA[Kaim]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[S 253]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[





Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._mehdi_a.s.nin_alninda_bir_ben_vardir_tr.jpg" border="0" alt="Hz. Mehdi (a.s.)'nin Alnında Bir Ben Vardır" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top"><em>Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam  şöyle buyurdu: &#8220;Ey Ebu Muhammed! Kaim&#8217;in (Hz. Mehdi (as)&#8217;nin iki  alameti (veya alametleri) vardır. <strong>BAŞINDA BİR BEN ve BİR İZ vardır</strong>&#8230;&#8221;</em></p>
<p>(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, <em>Gaybet-i Numani</em> s. 253)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-mehdi-a-s-nin-alninda-bir-ben-vardir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

