Kitab’ için Arşiv

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’YE GÖRE MEHDİ NEDEN GELECEK?

26 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’YE GÖRE
MEHDİ NEDEN GELECEK?

Çünkü,

1- Kuran-ı Kerim’in bazı ayetlerinde işaretle, Peygamberimiz’in (sav) hadislerinde de sarahatle Mehdi’nin geleceği müjdelenmiştir

Bazı ayet-i kerime ve ehadis-i şerife ahir zamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber veriyorlar. (Tılsımlar Mecmuası,168)


2- Allah her yüzyıl bir Müceddid gönderir

Ashâb-ı Kütüb-i Sitte’den İmam-ı Hâkim’in “Müstedrek”inde ve Ebu Dâvud’un “Kitab-ı Sünen”inde, Beyhaki “Şuab-ı İman”da tahriç buyurdukları: “Her yüz senede bir, Cenab-ı Hak bir müceddid-i din gönderiyor…” hadis-i şerifine mazhar ve mâsadak ve müzhir-i tam olan Mevlâna eş şehir kutbü’l ârifin, gavsü’l vâsilin, varis-i Muhammedi, kâmilü’t tarikatü’l âliyye ve-l müceddidiyye Halidi Zülcenaheyn Kuddise sirruhu… (Barla Lahikası, 119)

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat her biri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar. (Emirdağ Lahikası, 260)

Baştaki hadis-i şerifin “her yüz sene başında dini tecdid edecek bir müceddidi gönderiyor” müjdesinin ihbarına muvâzi olarak Hazret-i Mevlana Halid, -ekser ehl i hakikatin tasdikiyle-1200 senesinin yani on ikinci asrın müceddididir. (Barla Lahikası, 120)

Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevafuk ederek Risale-i Nur eczaları aynı vazifeyi görmüş… Kanaat verir ki-nass ı hadis ile-Risale-i Nur tecdid i din hususunda bir müceddid hükmündedir. (Barla Lahikası, 121)
Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslamiyetin edebiyetine bir eser-i himayet olarak, her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muhlis veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a’zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmediyi (A.S.M.) muhafaza etmiş. Madem adeti öyle cereyan ediyor, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden olacaktır. Cenab-ı Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtnılarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık’tan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder.” (Mektubat, 411-412)

3- 13. Asrın müceddidi Bediüzzamandır, 14. asrın müceddidi beklenmektedir

İstikbal-i dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, 318)

Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam’ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler… Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma meyli) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)


4- 14. Asrın müceddidinin Mehdi olduğu bildirilmiştir

“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin Şakirtleri olabilir.” (Şualar, 605)

“Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu zamanda gelse …. (Kastamonu Lahikası, 57)


5-
Bediüzzaman, müjdelenmemiş dahi olsa Mehdi’nin gelmesinin adetullaha uygun olduğunu söylemiştir

…Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık’tan rivayet olmazsa dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i tefekkür hükmeder.” (Mektubat, 411-412)


6- Bediüzzaman Mehdi’yi müjdelemiştir

Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138 – Kastamonu Lahikası, 72)

“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi’nin Şakirtleri olabilir.” (Şualar, 605)


7- Bediüzzaman, Mehdi’ye zemin hazırladığını bildirmiştir

Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten (veli şahıstan) işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki: ‘Şark tarafından bir nur zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını (dine sonradan girmiş hurafeleri) dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)


8- Ümmetin fesadı zamanlarında Allah her zaman bir müceddid, bir halife göndermiştir

..Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden, şeriat-ı İslamiyetin ebediyetine bir eser-i himayet olarak, her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muhlis veya bir müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a’zam veya bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmediyi (A.S.M.) muhafaza etmiş.. (Mektubat, 411-412)


9- Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında da Allah en büyük müceddid olarak Mehdi’yi gönderecektir

..Madem adeti öyle cereyan ediyor, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebevi’den olacaktır.. Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat, 411-412)


10- Yeryüzündeki Müslümanların başında bir emir, bir halife, bir müçtehid yoktur ve dağınık durumdadırlar.

..Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden olacaktır. Cenab-ı Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini bulutlarla doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır..(Mektubat, 411-412)


11- Bediüzzaman, şu an zulüm gören ve mağlup görünümünde olan Müslümanların galip olacağını, tarihini vererek müjdelemiştir

Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam’ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye’deki hakikatler… Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma meyli) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, inşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)


12- Bediüzzaman, hizmetinin Mehdi’ye yönelik bir hazırlık anlamında olduğunu ifade etmiştir

..Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)


13- Bediüzzaman, halen mevcut olan bidatlar zulümatını dağıtacak bir zatı gözlediğini söylemiştir

Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten (veli şahıstan) işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş ve kanaati gelmiş ki: ‘Şark tarafından bir nur zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını (dine sonradan girmiş hurafeleri) dağıtacak.’ Ben böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)


14- Günümüze kadar etkisini sürdüren maddeciliği ve felsefeleri tam susturacak tarzda imani bir çalışmayı yapacak zatın Mehdi ve bu çalışmanın onun 1. vazifesi olacağını Bediüzzaman bildirmiştir

Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek zatın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı olan iman-ı tahkikiyi neşr ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)

Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle ve maddiyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intiçar etmesiyle, herşeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek… (Emirdağ Lahikası, 259)


15- Dünyada yalnız imani değil, birçok alanda çalışma yapacak kişinin de Mehdi olacağı Bediüzzaman tarafından söylenmiştir

Büyük Hz. Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde. (Şualar, 456)


16- Bediüzzaman, birçok alanda çalışma yapma özelliğinin sadece Hz. Mehdi’de birleşeceğini ifade etmiştir

Hem bu üç vezaifi birden bir şahısda, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir zamanda Al-i Beyt-i Nebevi’nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)


17- Üstad, Mehdi’nin ikinci vazifesinin İslam’ın hükümlerini hayata geçirmek olduğunu ifade etmiştir

İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. (Emirdağ Lahikası, 259)


18- Bediüzzaman’a göre Mehdi henüz oluşmamış olan İslam Birliği’ni kuracaktır

İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi’den kurtarmaktır. (Emirdağ Lahikası, 259)


19- Mehdi dünyada şu an halifesi olmayan Müslümanların halifesi olacaktır

İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir.


20- Mehdi şu an büyük karmaşa içinde olan insanlığı maddi, manevi tehlikelerden ve İlahi gazaptan kurtaracaktır

Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi’den kurtarmaktır. (Emirdağ Lahikası, 259)


21- Üstadın ifadesiyle Mehdi’nin milyonlarca kişiden oluşan orduları olacaktır

Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi’den kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır. (Emirdağ Lahikası, 259)


22- Bediüzzaman, Mehdi’nin şeriatı icra ve tatbik edeceğini, yani toplumlarda İslam’ın hükümlerini uygulayacağını söylemiştir.

O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


23- Üstad, Mehdi’nin çok geniş maddi imkanlara sahip olarak İslam Birliği’ni oluşturup, şeriatı icra ve tatbik edeceğini bildirmiştir

Birinci vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


24- Semavi dinlerin hepsinin beklediği Hz. İsa’nın gelişi ile birlikte, İsevilerin Hz. Mehdi ile ittifak yapıp Kuran’a tabi olacaklarını Üstad bildirmiştir

O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi İttihad-ı İslam’a bina ederek, İsevi ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam’a hizmet etmektir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


25- Bediüzzaman, Hıristiyanlığın Kuran’a tabi olması ile dünya çok geniş çapta ve görkemli gelişmelere sahne olacağını söylemiştir

Birinci vazife, o vazifeden üç dört derece daha ziyade kıymetdardır, fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şa’şaalı bir tarzda olduğundan umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


26- Üstad, Mehdi’nin büyük bir saltanat sahibi olacağını müjdelemiştir

Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


27- Bediüzzaman, Hz. Mehdi’ye bütün müminler, ulemalar, evliyalar ve peygamberimizin (sav) soyundan olan seyyidler cemaati iltihak edip tabi olacaklardır demiştir

Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’aniye’nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı Muhammediye’nin (A.S.M.) kanunları bir derece ta’tile uğramasiyle o zat, bütün ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve ittihad-ı İslâm’ın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Al-i Beyt’in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ Lahikası, 260)


28- Kendi dönemi dahil, daha önce gelmiş-geçmiş müceddidlerin hiçbirinin neden müjdelenen Mehdi olmadığını Bediüzzaman izah etmiştir

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat her biri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar. (Emirdağ Lahikası, 260)


29- Şimdiye kadar gelen müceddidler yalnızca iman çalışmasını bir yönüyle yapmışlardır. Bediüzzaman, bahsettiği üç vazifeyi de ancak Mehdi’nin yapacağını bildirmiştir

Hem bu üç vezaifi birden bir şahısda, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir zamanda Al-i Beyt-i Nebevi’nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)


30- Üstad, bazı kimselerin, ‘Mehdi eskiden çıkmıştır’ tarzındaki yanlış inanışlarının sebebini izah etmiş ve beklenen Mehdi ile karıştırdıklarını ifade etmiştir

“Rivayetlerde, ahir zamanın alametlerinden olan ve al-i beyt-i nebeviden Hazret-i Mehdi’nin hakkında ayrı ayrı haberler var. Hatta bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velayet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.

Allahu a’lem bissevab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir te’vili şudur ki: Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır me’yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te’yid edecek bir nevi Mehdi’ye veyahud Mehdi’nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile her devirde belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela: Nakşibend ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdi’nin bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: “Eskide çıkmış.” Her ne ise… (Şualar, 456)


31- Mehdi’nin Ehl-i Beytten biri olarak Ahir zamanda çıkması, “hem zaruri bir durumdur, hem de toplumsal hayatın kanunlarının bir gereğidir” der Bediüzzaman

Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren ve binler manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur’aniyenin mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan “Büyük Mehdi” nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır…” (Şualar, 456)


32- Bediüzzaman, Hz. İsa’nın semavi nuzulünün kesin olduğunu bildirdiğine göre, Hz. İsa geldiğinde kiminle ittifak yapacaktır, o anda Müslümanların başında kim olacaktır? Rivayetler ve Bediüzzaman bu şahsın Mehdi olduğunu söylemektedir

Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa’nın semavi nuzulü kat’i olmakla beraber; mânâ-yı işârisiyle-başka hakikatları ifade ettiği gibi bu hakikata da mu’cizane işaret ediyor. (Kastamonu Lahikası, 50)

Şahs-ı İsa Aleyhisselam’ın kılıncı ile maktül olan şahs-ı Deccal’ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi’nin hakikatını hakikat-ı İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hattâ, “Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz. Mehdi’ye namazda iktida eder, tâbi olur.” diye rivâyeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kurâniye’nin matbuiyetine ve hakimiyetine işaret eder. (Şualar, 493)


33- Hıristiyanlık dininin üçleme ve başka batıl ve hurafelerden arınacağı Bediüzzaman tarafından ifade edilmiştir. Böyle bir gelişme henüz gerçekleşmemiş, beklenmektedir

.. Hal-i hazır Hıristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak .. (Mektubat 53-54)


34- Hurafelerden arınan, saflaşan Hıristiyanlık dini, hak din olan İslam’a dönüşüp, İslam’a tabi olacaktır. Üstadın, rivayetlere göre aktardığı bu gerçek, henüz yaşanmamış ve beklenilen olağanüstü bir gelişmedir

.. Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet’e inkilab edecektir… Ve Kur’an’a iktida ederek, o İsevilik şahsı manevisi tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacak. (Mektubat 53-54)

35- İslamiyet ve ona tabi olan Hıristiyanlık ittifak edip büyük güç kazanarak dinsizlik akımını mağlup edeceklerdir. Dünyanın çehresini değiştirecek bu gelişme, henüz yaşanmamış ve beklenmektedir

..Din-i hak, bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karsı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak.. (Mektubat 53-54)


36- Bu ittifakın başına da Hz. İsa geçecektir. Hıristiyanların da beklediği Hz. İsa’nın nuzulü ve ittifak ile gelen bu neticeler yaşanmadığına göre, Bediüzzaman’ın yaşanacağını söylediği bu gelişmeler beklenmektedir

.. İttihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken alem-i semavatta cism-i beşerisiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey’in va’dine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Sey’ va’detmiş elbette yapacaktır … (Mektubat, 53-54)


37- Dinsizlik akımı etkisini sürdürdüğüne göre, iki din ittifak etmediğine göre, hak dinin kuvvet bulmasını gerçekleştirecek olan iki mübarek zat olan Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın gelmeleri beklenmektedir

Şahs-ı İsa Aleyhisselam’ın kılıncı ile maktül olan şahs-ı Deccal’ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi’nin hakikatını hakikat-ı İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hattâ, “Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz. Mehdi’ye namazda iktida eder, tâbi olur.” diye rivâyeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kurâniye’nin matbuiyetine ve hakimiyetine işaret eder. (Şualar, 493)


38- İslam’ın, bu gelişmelerle birlikte dünyaya hakim olacağı müjdelendiğine göre, Müslümanların bunu ve bunun gerçekleşmesine vesile olacak Hz. Mehdi’nin zuhurunu, Bediüzzaman gibi gözlüyor olmaları doğru olanıdır

Allahu a’lem bissevab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir te’vili şudur ki: Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır me’yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te’yid edecek bir nevi Mehdi’ye veyahud Mehdi’nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile her devirde belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela: Nakşibend ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdi’nin bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: “Eskide çıkmış.” Her ne ise…

Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren ve binler manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur’aniyenin mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan “Büyük Mehdi” nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır…” (Şualar, 456)


39- Kuran’ın hakikatleri henüz ihya edilmemiştir. Bediüzzaman’ın tabiriyle bir nev’i ta’tile uğrayan Kuran’ın hükümleri, Hz. Mehdi tarafından ihya edilecektir.

Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’aniye’nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı Muhammediye’nin (A.S.M.) kanunları bir derece ta’tile uğramasiyle o zat, bütün ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve ittihad-ı İslâm’ın muavenetiyle ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Al-i Beyt’in neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ Lahikası, 260)

.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan “Büyük Mehdi” nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır…” (Şualar, 456)


40- Kuran’ın hükümleri Mehdi tarafından icra edilecektir.

.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan “Büyük Mehdi” nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır…” (Şualar, 456)

O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)


41- Mehdi ve talebeleri geldiğinde üstad kendisinin hayatta olmayacağını, vefat etmiş olacağını vurgulamıştır

Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138 – Kastamonu Lahikası, 72)


42- Bediüzzaman, hizmetiyle yaşadığı ülke ve yaşadığı yere yakın bölgelerdeki insanlara hizmetini ulaştırabilmiş, ancak Mehdi’nin İslam aleminin birliğini dayanak noktası alarak, etkisini tüm insanlığa ulaştıracağını söylemiştir

İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi’den kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular lazımdır. (Emirdağ Lahikası, 259)


43- Bediüzzaman, Mehdi’nin kendisinin komutanı, kendisinin de onun bir eri bir askeri olduğunu ifade etmiştir.

O ileride gelecek acib şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdâr bir neferi olduğumu zannediyorum. (Barla Lahikası, 162)


44- Bediüzzaman kendisinin “seyyid” olmadığına, Mehdi’nin ise “seyyid” olacağına özellikle dikkat çekmiştir

“Ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki âhir zamanın o büyük şahsı, Âl-i Beyt’ten olacaktır.” (Emirdağ Lahikası, 247-250)


45- Bediüzzaman, kendi talebelerinin Risale-i Nurları ve kendisini hata ederek Mehdi zannettiklerini ve yanıldıklarını ifade etmiştir

… Risale-i Nur’un şahs-ı manevisini haklı olarak Hz. Mehdi telakki ediyorlar. O şahs-ı manevinin de bir mümessili, Nur şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı manevisi ve o şahs-ı maneviden bir nevi mümessili olan biçare tercümanını zannettiklerinden, bazen o ismi O’na veriyorlar. Gerçi bu, bir iltibas ve bir sehivdir, fakat onda mes’ul değiller. (Tılsımlar Mecmuası, 201)


46- Bediüzzaman’a göre, ahir zamanın büyük Mehdisi ünvanını alacak kişide ve cemaatinde üç vazifenin de yapıldığı görülmelidir

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat herbiri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar. (Emirdağ Lahikası, 260)

Hem bu üç vezaifi birden bir şahısda, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir zamanda Al-i Beyt-i Nebevi’nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi’de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)


47- Üstad, ahir zamanda zuhur edeceği müjdelenen şahısları herkesin tanıyamayacağını, ancak yakınlarının imanlarının nuru ile tanıyabileceklerini ifade etmiştir

Hz. İsa (A.S) geldiği vakit, herkesin onun İsa olduğunu bilmesi gerekmez. O’nun yakınları ve ileri gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar. Yoksa açıkça herkes onu tanımayacaktır. (Mektubat, 54)

Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam’ın nuzulü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. (Şualar, 487)


48- Hz. İsa’yı en iyi tanıyacak kişi şüphesiz ki Hz. Mehdi’dir. Bediüzzaman onun talebelerinin sayılarının az olacağı ve küçük bir cemaat olduğunu söylemektedir

İsa Aleyhisselam’ı nur-u iman ile tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin kemiyeti, Deccal’in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nispeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir. (Şualar, 495)


49- Hz. Mehdi ve ahir zamanda zuhur edeceği bildirilen diğer şahısların herkes tarafından tanınamayacağı, ancak imanın nurundan kaynaklanan bir dikkatle tanınabileceği Bediüzzaman tarafından bildirilmiştir

Şimdi Mehdi gibi eşhâsın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki:

Ehadîsi tefsir edenler, metn-i Ehadîsi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ: Merkez-i saltanat o vakit Şam’da veya Medine’de olduğundan, vukuat-ı Mehdiye veya Süfyâniyeyi merkez-i saltanat civarında olan Basra, Kûfe, Şam gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler.

Hem de o eşhasın şahs-ı mânevîsine veya temsil ettikleri Cemâate âit âsâr-ı azîmeyi o eşhasın zâtlarında tasavvur ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı hârika çıktıkları vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler.

Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas, hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de bidayeten Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u îmânın dikkatiyle, o eşhas-ı âhirzaman tanınabilir.


50- Bediüzzaman, Mehdilik için kendine hüsn-ü zan edenlerin, sadece iman vazifesine göre değerlendirme yaptıklarını, halbuki Mehdi’nin diğer vazifeleri olan ‘şeriatı ihya ve hilafeti tatbik’ etmesini dikkate almadıkları için yanıldıklarını ifade etmiştir

Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife ahirzamanda gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber veriyorlar. Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden en ehemmiyetlisi olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; o gelecek zata dair haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur’un şahs-ı manevisine hatta bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı ihya ve hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki mühim vazifesini nazara almamışlar. Onların kanaatleri, onların Risale-i Nur’dan istifade cihetinde faidelidir, zarasızdır; fakat Nur’un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alet olmamasına ve dünyevi ve manevi makamatı aramamasına zarar verdiği gibi, Nurların muhafızları her taifenin hususan siyasi taifenin tenkidine ve hücumuna vesile olabilir. (Tılsımlar Mecmuası, 168)

Popularity: unranked [?]

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

24 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar’ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)’in bir sünnetidir

Sayın Adnan Oktar yaptığı tüm radyo ve televizyon röportajlarında ve sohbetlerinde Mehdiyet konusuna özel önem vermekte ve bu konuya geniş yer ayırmaktadır. Kuşkusuz ki bu durum, her konuda olduğu gibi Sayın Adnan Oktar’ın kendisine Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetini rehber edinmesinden kaynaklanmaktadır.

1.  Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesi ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin Müslümanlara müjdelenmesi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir sünnetidir.

arastirma 042010 Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirAllah Kuran’da, İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması için gayret etmenin tüm Müslümanların önemli bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Kuran’da bu konuda çok fazla ayet yer almaktadır. Ve Allah’ın Adetullahı gereği, tarihin her döneminde hak dinin tebliğinde Müslümanlara önderlik eden, onları hidayete yönelten manevi bir lider olmuştur. Allah Kuran ayetlerinde tüm toplumlara, onlara yol gösterecek bir elçi gönderdiğini bildirmiştir. İşte ahir zamanda Müslümanları Kuran ahlakına ve hidayete yöneltecek, onları birleştirip tek bir çatı altında toplayacak olan kişi de Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Peygamberimiz (s.a.v.)‘in tevatür derecesindeki sahih hadisleriyle bu konu yaklaşık 14 asır önce insanlara müjdelenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konunun önemini hadislerinde çok açık bir şekilde vurgulamış ve Müslümanların da birbirlerini bu konuyu gündeme getirerek müjdelemelerini bildirmiştir:

“HZ. MEHDİ (A.S.) İLE MÜJDELENİN. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13)

Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (s.a.v.), “Mehdi (a.s.) zuhur eder, HERKES SADECE O’NDAN KONUŞUR, O’nun sevgisini içer ve O’NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSETMEZLER.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33) sözleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir.

İşte Sayın Adnan Oktar da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu hadisleri gereği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini Müslümanlara müjdelemekte, Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtmakta ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber verdiği gibi, konuşmalarında sıklıkla Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmektedir
Peygamberimiz (s.a.v.) de yaşadığı dönemde, hem beraberindeki Müslümanlara hem de kendisinden sonra yaşayacak nesillere Hz. Mehdi (a.s.)’ı tanıtmış ve konuşmalarında Hz. Mehdi (a.s.)’a geniş yer ayırmıştır. Eğer Mehdiyet önemsiz ya da üzerinde durulmasına gerek olmayan bir konu olsaydı, elbetteki bunun uygulamasını en başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in konuşmalarında görürdük. Ancak tam tersine, Peygamberimiz (s.a.v.), Allah’ın yol göstermesiyle, hem kendisi bu konuyu çok ehemmiyetli görmüş hem de Müslümanları, tarihin her döneminde bu konuyu gündemde tutmaya, tüm Müslüman alemini bu konuyla müjdelemeye teşvik etmiştir.

2. 1400 yılı aşkın bir süredir tüm büyük İslam alimleri Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişini müjdelemiş; eserlerinde ve sohbetlerinde bu konuya geniş yer ayırmışlardır.

Peygamberimiz (s.a.v.)‘den bu yana, 14 yüzyıldan beri yaşamış olan tüm İslam alimleri, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünneti gereği Mehdiyet konusunun üzerinde önemle durmuş; hadisleri aktarmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara tanıtan özellikleri tüm detaylarıyla yüzlerce sayfa boyunca açıklamışlardır. Bu kimselerin her biri, İslam tarihinde önemli yeri olan, Müslümanlara pek çok konuda yol göstermiş, yaşadıkları dönemlerin kutbu olmuş büyük alimlerdir. Yine Ehli Sünnet’in büyükleri olan hadis imamlarımız, mezhep imamlarımız da Mehdiyet konusuna büyük önem vermiş; eserlerinde Mehdiyet konusunu tüm detaylarıyla açıklamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın müjdecisi, Hicri 13. yy’ın kutbu, büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde yüzlerce sayfayı Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine ayırmıştır.

Mehdiyet konusunu önemle vurgulayan ve tarih boyunca Müslümanlara yol gösterici olmuş büyük İslam alimlerinden bazılarının isimleri şöyledir:

1.  İMAM-I AZAM EBU HANİFE
2.  İMAM-I HANBELİ
3.  İMAM-I ŞAFİİ
4.  İMAM-I MALİKİ
5.  İMAM MUHAMMED BİN İSMAİL BUHARİ (BUHARİ)
6.  EBUL-HÜSEYN MÜSLİM BİN HACCAC KUŞEYRİ (MÜSLİM)
7.  BÜYÜK HADİS ALİMİ  MUHAMMED BİN İSA TİRMİZİ
8.  HAFIZ EBU DAVUD SÜLEYMAN BİN EŞ’AS SİCİSTANİ
9.  EBU ABDULLAH MUHAMMED BİN YEZİD (İBN-İ MACE)
10. MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ
11. ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ
12. ABDÜLKADİR GEYLANİ
13. İMAM GAZALİ
14. İMAM-I RABBANİ,
15. MUHYİDDİN ARABİ
16. İBN KESİR
17. İBN TEYMİYE
18. ZAHİDU’L KEVSERİ
19. CELALEDDİN SUYUTİ
20. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
21. ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ
22. HÜSEYİN HİLMİ IŞIK
23. MAHMUD ESA’D COŞAN
24. MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU
25. EBU KASIM TABARANİ
26. ELMALILI HAMDİ YAZIR
27. MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ
28. MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ
29. KURTUBİ
30. İMAM MATURİDİ
31. İMAM ACCURİ
32. İBN HAZM
33. PEZDEVİ
34. NESEFİ
35. TEFTAZANİ
36. İBNU’L ARABİ
37. İMAM CAFER ET TAHAVİ
38. BEYAZİ
39. SEYYİD ALUSİ
40. EBU’L MÜNTEHA
41. ES-SEFFARİNİ
42. ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD
43. EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ
44. MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ
45. ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ
46. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
47. ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ
48. HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ
49. EB’UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ
50. SAİD HAVVA
51. ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ
52. M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ
53. MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ
54. NUREDDİN ATER
55. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ
56. EBU’S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE
57. EN-NEVEVİ
58. EBU’L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ
59. MUHAMMED EL-MEKKİ
60. EBU BEKİRAHMED B. MUHAMMED İSKAFİ
61. HAFIZ EBU BEKİR B. HAYSEME
62. EBU-L BEKİR MUHAMMED B. İBRAHİM KELABAZİ BUHARİ
63. EBU KASIM ABDURRAHMAN SÜHEYLİ
64. YUSUF B. YAHYA MAKDİSİ EŞ-ŞAFİİ
65. ŞEYH İBRAHİM B. MUHAMMED HAMVİNİ
66. İBN-İ HACER EŞ-ŞAFİİ EL-MEKKİ
67. İBN-İ HACER-İ MEKKİ
68. ŞEYH MUHAMMED B. AHMET SEFARİNİ  EL-HANBELİ
69. SÜLEYMAN B. İBRAHİM KUNDUZİ 
70. SEYYİD MUHAMMED SIDDIK KANUCİ BUHARİ
71. EBULFAZL ABDULLAH B. MUHAMMED SIDDIK
72. ALLAME ŞEVKANİ,
73. HAFIZ ESKALANİ
74. İBN-İ HACER-İ HEYSEMİ
75. ŞEBLENCİ
76. MISIRLI ŞEYH MUHAMMED-İ HANEFİ
77. ŞEYH MUHAMMED SABBAN
78. SÜVEYDİ
79. AHMED BİN ZEYNİ DEHLAN EŞ ŞAFİİ
80. ABDULVAHHAB ABDULLATİF 
81. ALLAME EBU TAYİP
82. SAİD BİN CABİR
83. NİYAZİ MISRİ
84. EN NİFERİ
85. İMAMI AZAM FIKHI EKBER ŞERHİNDE ALİYYUL KAR’İ
86. TAHTAVİ
87. ŞEYH MANSUR ALİ NASİF  (TAÇ İLMİHALİ)
88. SEYYİD KUTUP
89. ŞEYH FAKİH İMANİ
90. ALİ ES SABUNİ’
91. MUHAMMED MEHDİ EL-HORASAN
92. ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ

3. Yüce Rabbimiz, Hz. Adem (a.s.)’dan ve dünyanın yaratılışından bu yana, tüm dünyayı Mehdiyet için hazırlamıştır.

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

arastirma 042010 a Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirDünyanın var oluşundan, Hz. Adem (a.s.)’ın yaratılışından bu yana Allah tüm yeryüzünü ve tarihte yaşanan tüm olayları Mehdiyet için hazırlamıştır. Hz. İsa (a.s.) zamanında İncil, Hz. Musa (a.s.) döneminde ise Tevrat ile, Hz. Davud (a.s.) zamanında Zebur ile tüm insanlar Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişiyle müjdelenmişlerdir. Allah, Hz. Mehdi (a.s.) ile tüm yeryüzüne İslam ahlakını hakim kılmak için, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinden önce dünyaya dinsizliği hakim etmiştir. 20. yüzyılda yaşanan tüm savaşlar; I. ve II. Dünya Savaşları, yeryüzünde hüküm süren terör ve anarşi olayları, Müslümanların yaşadığı birçok bölgede hüküm süren baskılar, zorluk, sıkıntı ve acılar, açlık, sefalet ve kargaşalar, hep Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi öncesinde özel olarak yaratılmış olaylardır. Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadisleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışını insanlara haber veren yüzlerce olayın gerçekleşeceğini bildirmiş; ve bu alametlerin çok büyük bir bölümü de yine bu dönemde sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı için özel olarak gerçekleştirilmiştir. Rabbimiz, Kendi Katına yükselttiği Hz. İsa (a.s.)’yı, yüzyıllar sonra böyle şerefli bir olay için tekrar yeryüzüne indireceğini bildirmiştir. Tüm bunlar dünyanın seyrini değiştiren, dönüm noktası olarak ifade edilen çok büyük ve tarihi olaylardır.

Allah’ın, tüm bu tarihi gelişmeleri, sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin hazırlık safhaları olarak yaratmış olması, kuşkusuz ki Mehdiyet konusunun önemini ortaya koymaktadır. Buna rağmen Mehdiyet’i ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı (Allah’ı tenzih ederiz) önemsizmiş gibi göstermek ve sürekli gündeme getirilmesine gerek olmadığını düşünmek son derece hatalı bir bakış açısıdır.   Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde, “dünyanın tek bir günlük ömrü dahi kalmış olsa, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi için bu vaktin uzatılacağını” bildirmiştir. Sadece bu hadis dahi, Mehdiyet’in ne kadar önemli olduğunu Müslümanların kavraması açısından son derece açıklayıcıdır:

“Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ehl-i Beyt’imden ismi ismime mutabık olan bir kişi (Hz. Mehdi (a.s.)) başa geçecektir… DÜNYANIN ANCAK BİR GÜNLÜK ÖMRÜ KALMIŞ OLSA, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN) BAŞA GEÇMESİ İÇİN CENAB-I ALLAH O GÜNÜ BEHEMEHAL UZATIR.” (Sünen-i Tirmizi 4/92)

4. Kuran’da İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olacağı vadedilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) de, 14 asırdır hasretle beklenen bu büyük olaya Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesile olacağını bildirmiştir. Mehdiyet’ten bahsedilmesini önemsiz ve gereksiz görmek, İslam ahlakının hakimiyetini de önemsiz görmek olur.

Allah Kuran’ın pek çok ayeti ile, İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacağı bir dönem olacağını vadetmiştir. Hadislerde de bu vaadin, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle gerçekleşeceği bildirilmiştir. Buna rağmen Mehdiyet’in önemi yok demek, (Allah’ı tenzih ederiz) Kuran’ın da, İslam’ın da, İslam ahlakının dünya hakimiyetinin de önemini takdir edemeyen bir bakış açısı olduğunu gösterir.

Oysa ki Allah’ın Kuran’da bildirdiği ayetler çok açıktır. Allah, hak din olan İslam’ı dünyaya hakim kılacaktır. Allah, her dönemde Müslümanları uyarıp korkutan, onları hidayete yönelten, onları tek bir birlik altında toplayan bir elçi göndermektedir. Bu Allah’ın Adetullahıdır. Ve Allah, Peygamberimiz (s.a.v.) ile, ahir zamanda Müslümanların bu manevi liderinin, dünyada İslam’ın hakimiyetine vesile olacak olan şahsın Hz. Mehdi (a.s.) olduğunu bildirmiştir. İslam alemi, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den bu yana 1400 yılı aşkın bir süredir Mehdiyet’i aşkla şevkle gündemde tutmuş, Hz. Mehdi (a.s.)’ı sevgiyle anmış ve onun döneminde yaşayanlardan olabilmek için Allah’a gönülden dua etmişlerdir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın hemen hemen tüm geliş alametlerinin gerçekleştiği, içinde bulunduğumuz ahir zamanda ise, elbette ki Mehdiyet tüm Müslümanların dillerinden düşürmemeleri gereken bir konudur. Tüm Müslümanların Mehdiyet konusundan şevkle bahsetmeleri, azim ve gayretle gündemde tutmaları ve tüm dünya Müslümanlarını da, bu yüzyılda gerçekleşecek olan bu tarihi olayla müjdelemeleri son derece önemlidir.

Allah’ın Kuran’da İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişine işaret eden ayetlerden bazıları şöyledir:

“Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: “HİÇ ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILDIYSA, ONLARI DA YERYÜZÜNDE ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILACAK, KENDİLERİ İÇİN SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR…”” (Nur Suresi, 55)

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.” (Saff Suresi, 13)

“Andolsun, Biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “ŞÜPHESİZ ARZ’A SALİH KULLARIM VARİSÇİ OLACAKTIR” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)

“Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: “GERÇEKTEN ONLAR, MUHAKKAK NUSRET (YARDIM VE ZAFER) BULACAKLARDIR. VE HİÇ ŞÜPHESİZ; BİZİM ORDULARIMIZ, ÜSTÜN GELECEK OLANLAR ONLARDIR.”” (Saffat Suresi, 171-173)

“Allah, yazmıştır: “ANDOLSUN, BEN GALİP GELECEĞİM VE ELÇİLERİM DE.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” (Mücadele Suresi, 21)

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN İSLAM’I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

“ALLAH’IN YARDIMI VE FETİH GELDİĞİ ZAMAN, VE İNSANLARIN ALLAH’IN DİNİNE DALGA DALGA GİRDİKLERİNİ GÖRDÜĞÜNDE, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr Suresi, 1-3)

5. Kuran’da, tarih boyunca kötülerle iyilerin, deccaliyet ile Mehdiyet’in, batıl ile hak dinin bir mücadelesi olduğu bildirilmiştir. İşte ahir zamanda deccaliyeti yenecek olan güç ve hemen her sorunun çözümü de Mehdiyet olacaktır.

Allah’ın Kuran ayetlerindeki vaatleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadislerinde verilen bilgiler Mehdiyet konusunun önemini açıkça ortaya koymaktadır. Kuran’da, tarih boyunca yaşanmış olan her devirde deccallerin ve Mehdilerin mücadelesinin var olduğu bildirilmektedir. Ve bu iki fikrin; yani inananlarla inanmayanların, hak ile batılın mücadelesi kıyamete kadar da sürecektir.

Örneğin Hz. İbrahim (a.s.), yaşadığı dönemin Mehdisi, Nemrud da o dönemin deccali olmuştur. Hz. Musa (a.s.) da kendi döneminin Mehdisi ve Firavun da o zamanın deccali olmuştur. Tarihin her aşamasında, deccallerin ve Mehdilerin göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesi vardır.

Peygamberimiz (s.a.v.), ahir zamanda çıkacak olan deccalin, bu güne kadar gelmiş geçmiş en azılı, en etkili ve en güçlü Deccal hareketi olacağını bildirmiştir. İşte buna karşılık Allah, Ahir Zaman Mehdisi’ni de o denli önemli kılmış, Hz. Mehdi (a.s.)’ın deccal ile olan mücadelesini ve bunun sonucundaki galibiyetini de o denli büyük bir olay olarak yaratmıştır.

Said Nursi Hazretleri risalelerinde, Ahir Zaman Mehdisi’nin çıkacağı içerisinde bulunduğumuz bu zamanı, “ahir zamanın EN BÜYÜK FESADI dönemi” (Mektubat, s.411-412) sözleriyle tanımlamıştır. Gerçekten de içerisinde bulunduğumuz bu dönemde, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanmaktadır. Hz. Adem (a.s.)’dan bu yana, bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Nemrud ne Firavun ne de Hülagü devrinde hiç olmamıştır. Bu kadar büyük bir fesat ilk defa yaşanmaktadır. Ahir zaman deccali artık çıkmıştır. Deccal dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadıdır. Öyle ki tarih boyunca bütün Peygamberler, ahir zaman deccalinin şerrinden Allah’a sığınmışlardır. Halihazırda tarih boyunca yaşamış olan tüm Firavunların, Nemrudların ve deccallerin toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuştur. Dolayısıyla elbette ki, ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.) da bu denli önemli bir şahıs ve Mehdiyet de bu denli önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.

Tarihte ilk defa bu kadar büyük bir Deccal ve bu kadar şiddetli bir küfür hakim iken, Mehdiyet’in önemsizliğinden bahsetmek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmeyeceğini iddia etmek, Allah’ın Kuran ile bildirdiği Adetullahına da uygun değildir. Rabbimiz dünya tarihi boyunca her zaman böyle bir Adetullah yaratmıştır. Her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur ve bunların karşısında da Mehdiler olmuştur. Ama bu dönemde en büyük deccaller en büyük Nemrudlar en büyük Firavunlar ortaya çıkmışken, bu dönemde “Hz. Mehdi (a.s.) yoktur, gelmeyecektir” denmesi Kuran’ın mantığına uygun değildir. Deccal varsa mutlaka Hz. Mehdi (a.s.) da vardır. Dolayısıyla da böyle bir dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmemek olmaz. Çünkü çözüm Mehdiyet’tedir. Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle Müslümanların yaşadığı tüm sıkıntılar, acılar, zorluklar son bulacak; yeryüzünde hüküm süren dinsizlik fikren mağlup olacak, Nemrudların, Firavunların, deccallerin fikri sistemi yok olup gidecektir.

6. Kimi insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememelerinin altında dünyaya yönelik menfaat kaygıları yatmaktadır.

Kimi insanların Mehdiyet konusuna hep şüphe ve tereddüt ile yaklaşmalarının, Hz. Mehdi (a.s.)’ın geleceğini bildiren apaçık delillere dahi sürekli olarak muhalefet etmelerinin altındaki en önemli neden “menfaat kaygısı”dır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Mehdiyet makamı tüm inananlar için bir rahmet olduğu; onun vesilesiyle tüm İslam alemine barış, adalet, bolluk, bereket, huzur, refah, mutluluk geleceği halde, yine de bazı kimseler Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememektedirler.

Elbette ki bu son derece dikkat çekici ve düşündürücü bir durumdur. Bir Müslümanın, dünyadaki tüm Müslümanların iyiliğini, rahatını, birlik ve beraberliğini, güvenlik ve refah içerisinde yaşamalarını istemesi gerekir. Ama buna rağmen bazı kimseleri bu duruma vesile olacak kişinin gelmesinden yana değillerdir. Bunun altında yatan sebepler kuşkusuz rahmani değil, nefsanidir. Kimileri sakin, kendi halinde, düzenli, tertipli bir hayat yaşamak için; kimileri kurulu düzenlerinin bozulmaması, olay çıkmaması, işlerine, evliliklerine, sosyal hayatlarına zarar gelmemesi için; kimileri mehdilik vasfını kendi bağlı oldukları hocalarına atfedebilmek ve böylece kendilerince bu kimsenin konumunu, itibarını korumak amacıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememekte ve Mehdiyet konusundan bahsedilmesinden de rahatsız olmaktadırlar. Ayrıca eğer Hz. Mehdi (a.s.) gelecek olursa, O’na destek olmaları, onunla birlikte birçok fedakarlığı, zorluk ve sıkıntıyı göze almaları; gerektiğinde aile ve işlerine yönelik çıkarlarından feragat etmeleri; geleceğe yönelik dünyevi planlarından vazgeçmeleri gerekebileceğini düşünerek, Hz. Mehdi (a.s.) konusunun gündeme gelmesinden kaçınmaktadırlar.

Ancak bilinmelidir ki bu kimselerin içerisinde bulunduğu durum, tarihin her döneminde ve Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da yaşanmıştır. Her Müslüman toplumunda, iman şevki az olan, İslam’ın menfaatlerindense kendi menfaatlerini önde tutan ve dünya hayatının çekiciliğine kapılan insanlar olmuştur. Kuran’da, Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanları hicret etmeye, mücadeleye ya da savaşa çağırdığında, ailesini, işini, çocuklarını bahane ederek geride kalan insanların durumunu anlatan pek çok ayet vardır. Bu kimseler Peygamber (s.a.v.) ile birlikte Allah için zorluklara, fedakarlıklara katlanmayı adeta bir kabus gibi görmüş ve itinayla uzak durmuşlardır.

İşte ahir zamanda Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesini istemeyen kimselerin durumu da bundan farklı değildir. Samimi Müslümanlara Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi bir nur gibi gelirken, dünya hayatını hedefleyen insanlar bu durumdan şiddetle çekinmektedirler. Bir ayette Allah bu kimselerin durumunu şöyle açıklamaktadır:

“Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte  (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor.” (Tevbe Suresi, 42)

 

“Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.”
(Saff Suresi, 13)

7.  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi Allah’ın yarattığı bir kaderdir. Aleyhte  yürütülen hiçbir çaba, bu müjdenin gerçekleşmesine engel olamayacaktır.

Allah bir ayetinde, “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; MÜŞRİKLER HOŞ GÖRMESE BİLE.” (Saff Suresi, 9) şeklinde buyurmuştur. Bu ayet bize çok önemli bir gerçeği haber vermektedir. Ne deccallerin, Nemrutların, Firavunların mücadelesi ne de kalplerinde hastalık ya da imanlarında zayıflık bulunan kimselerin çabaları Allah’ın Adetullahına asla etki edemez. Allah her ne olursa olsun, vaadini yerine getirendir. Allah, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu yüzyılda geleceğini ve İslam alemini şereflendireceğini haber vermiştir. Allah vaadini gerçekleştirecek ve inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) tüm Müslümanların manevi lideri olarak yeryüzüne Kuran ahlakını hakim kılacaktır.

SAYIN ADNAN OKTAR’IN KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI

“Mehdiyet’i Gündeme Getirmekten Kaçınmak Samimiyetsizlik Olur”

arastirma 042010 b Sayın Adnan Oktarın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)in bir sünnetidirADNAN  OKTAR: “Bir de bir delikanlı da; “Hocam” diyor, “siz Allah razı olsun iyi, hoş, güzel konuşuyorsunuz ama her konuyu döndürüp dolaştırıp Mehdi (a.s.)’a dayandırıyorsunuz. Yani biz bunu anlayamıyoruz…” diyorlar. Peki kardeşim yani Kuran’da, bütününe baktığımızda hangi devirde deccal ve Mehdi (a.s.) mücadelesi olmayan bir dönem var? Hangi dönemde var? Bir göstersinler bakayım? Kuran’ın her döneminde, her yerde, Hz. İbrahim (a.s.) döneminde. Hz. İbrahim (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Nemrut “dönemin deccali”dir. Firavun “dönemin deccali”dir. Hz. Musa (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Değil mi? Dolayısıyla onların göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesinden bahsediliyor Kuran’da.

“Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında…” diyor Said Nursi. Dünya tarihinin görülmüş, gelmiş geçmiş en büyük fesadı yaşanıyor şu an. Bakın Hz. Adem (a.s.)’dan itibaren bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Firavun devrinde, ne Nemrut devrinde, ne Hülagü devrinde hiç olmamış. İlk defa oluyor bu kadar büyük bir fesat ve deccal çıkmış artık bakın. Bütün peygamberler Allah’a sığınıyorlar deccalin şerrinden. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük olayıdır deccal. Peki, Deccaliyet zuhur etmiş, değil mi? Firavunların, Nemrutların toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuş fakat Mehdi yok diyorlar. Mehdisi yok bu hareketin. İlk defa diyorlar yani. “Dünya tarihinde her zaman Allah böyle bir Adetullah yaratmıştır, her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur, Mehdiler olmuştur ama bu sefer en büyük deccal çıkmıştır, en büyük Firavun ve Nemrutlar zuhur etmiştir fakat Mehdi (a.s.) yoktur” diyorlar. Şimdi bu olmadı. Bu sahtekarlık ve samimiyetsizlik olur. Yani Kuran’a göre, Kuran mantığıyla baktığımızda samimiyetsizlik olur. Yani deccal varsa, mutlaka Mehdi vardır inşaAllah. “Dolayısıyla bize Mehdi (a.s.)’dan bahsetme”. Peki neden bahsedelim? Nasıl canımızın yandığından bahsedelim. İşte “Ey Amerika kahrol” diyeceksin. Yahudilere, Siyonistlere işte onlara lanet edeceksin, masonlara lanet edeceksin. Peki çözüm? “Ağlaşacağız” diyor. “Toplanıp beraber ağlayalım” diyorlar. Hadi başla bakalım diyorlar. Bismillah birisini başlatıyorlar ağlamaya. Ağlama günü tertip ediliyor, ağlamaya başlıyorlar. Herkes mendillerle falan; “niye işte bizi bu hale getirdiniz ey zalimler, ey acımasızlar?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. “Sizde hiç acıma yok mu ey zalimler?” Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. Konu bu. Çözüm? Aman diyorlar yani “Mehdi konusunu bırak. Bunun çözümü ağlamaktır” diyorlar. Çözümü Mehdiyet’tir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde bunu demiş. Ama diyor ki adam, “Mehdiyet gündeme gelince şimdi benim işim var, gücüm var, güzel rahat eve kavuştum, yiyeceğim, içeceğim yerinde. Tam evlendik, yengen evde. Keşkül, sütlaç falan her şey var.” Mehdi dedin mi; Mehdi (a.s.) ne demek? Çile, mücadele, acı çekmek, hapis. Değil mi? Heyecan, açlık, susuzluk. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Açlık, susuzluk, zorluklarla müminlerin imtihan olacağını söylüyor ve ne diyor ayette ayrıca? “Daha öncekilerin başına gelenler” diyor şeytandan Allah’a sığınırım; “sizin de başınıza gelmeden hemen cennete girebileceğinizi mi zannettiniz?” diyor Cenab-ı Allah. Şimdi adam daha öncekilerin başına gelenler; “aman Allah esirgesin” diyor. Hz İbrahim (a.s.)’ın başına gelenler, Hz. Musa kavminin, Resulullah’ın (s.a.v.) zamanında olan olaylar şimdi bizim de başımıza gelirse bütün keyfimiz, saltanatımız kaçar. Şimdi en iyisi biz Mehdi (a.s.) konusunu bir ortadan kaldıralım. Dolayısıyla sadece deccal çıktığında ağlaşalım. Deccal vursun, bunlar da ağlasın. Değil mi? Deccal dövsün, öldürsün, bunlar ağlaşsınlar. Bas bas bağırsınlar, böyle dövüne dövüne, şarkılar söyleyerek. Orada artık beste yapıyor adam. Yani besteyle ağlıyor. Çözüm budur diyor. Çözüm ağlamak değil. Deccal çıkmışken, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında Mehdi (a.s.)’ı aramamak oyundur. Nefsani bir oyundur ve şeytanın da bunda etkisi olduğunu görmemek için çocuk olmak lazım. Değil mi? Bu kasten anlamazlıktan gelinen bir sistem. Taa başından beri.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

“Ev Mücahitliği Mantığı Büyük Yanılgıdır”

ADNAN OKTAR: “Bunu önce Bediüzzaman’a bıraktılar. Zaten o Mehdi (a.s.)’dır. 30 yıl gider hapiste yatar, onlar da evde otururlar, Risale-i Nur külliyatını okur, “vah vah işte Üstadımız ne kadar zorluklar çekmiş maşaAllah” diyecek. Ama o Üstad tabii, o yapar. Yani o çile çeker o. Olmuş. Eski peygamberler, bizim Peygamberimiz de (sav) çile çekebilir ama 21. yüzyıla gelmiş artık çile devri kalmış mı yani onlar için? Artık ev mücahitliği dönemi başlamış artık cami mücahitliği. Camiye çıkacak, sarığı cübbeyi takacak. Böyle elinde yüzükle, akik yüzükle bağıra bağıra; “Ey işte gafiller, ey cahiller” diye camideki garibanlara orada onlara esip savuracak. Onlar da terliyor böyle artık olayın şiddetinden. Ve muazzam bir cihat yapılmış oluyor. Böyle bir olay yok. Küfre karşı aktif olarak, etkili ilmi mücadele var. İnşaAllah. Ve bunun sonucunda da basın üstüne gelir, iftiraya uğrarsın, hakarete uğrarsın, tutuklanırsın. Gözaltına alınırsın, işinden gücünden olursun, keyfin kaçar, hastalanırsın. Hepsi olacak yani. Bunları göze alacak mümin. İnşaAllah. Şimdi Kuran’ın herhangi bir sayfasını açsınlar. Açtıklarında ya deccal ya Mehdi; ikisi birden hatta. Mesela şu iki sayfayı açtığımızda hem deccalden, hem Mehdi’den bahseder. Hep Mehdi ve deccal mücadelesiyle doludur Kuran. Onlar istiyor ki deccal olsun fakat Mehdi olmasın. Böyle olmaz.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından)

Popularity: unranked [?]

Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti

20 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Harun Yahya

Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti

Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın ortaya çıkışının alametlerini çok detaylı şekilde haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği bu alameletlerin yüzden fazlası Hicri 1400 itibariyle, teker terker, ardı ardına tahakkuk etmiştir. Resulullah (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak bildirdiği olaylardan birisi de Afganistan’ın işgalidir. Bilindiği üzere Hicri 1400′ün tam başında, 1979′da Afganistan Rus orduları tarafından işgal edilmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bu gelişmeyi haber verirken bildirdiği önemli bilgilerden biri de “Afganistan’da altın ve gümüş olmayan, madeni hazineler bulunduğu”dur. Nitekim son yapılan araştırmalar Afganistan’da toplam değeri 1 trilyon doları bulan maden rezervi olduğunu ortaya koymuştur. Peygamber Efendimiz (sav)’in bundan 1400 sene önce haber verdiği bu bilginin günümüzde ortaya çıkışı, mübarek Peygamberimiz (sav)’in Allah’ın lutfuyla gösterdiği mucizelerinden biridir.

“Talikan’a (AFGANİSTAN‘A) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın ORADA ALTIN VE GÜMÜŞ OLMAYAN HAZİNELERİ VARDIR.”
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Bugün Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan maden rezervi  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Habertürk Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan trilyonluk maden  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan lityum  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği haberlerden  biri daha tahakkuk etti

19 Haziran 2010

twitter8  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Popularity: unranked [?]

HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ZAMANI

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ZAMANI

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Enes Malik ‘den tahric etti. O dedi ki, Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.

sphere1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Enes b. Malik ‘den O dedi ki Resulullah (s.a.v) buyurdu:
Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için gündüzlerini oruçla, gecelerini de ibadetle geçirmişcesine şu dünyanın yedi bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 88

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, geçmişle, gelecekle ve ahiret hayatı ile ilgili meseleler hakkında haber verirken teşbihler kullanmıştır.

Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir.

(Allahualem Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili  rivayetler, bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten itibaren, insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir.  Bazı ulemalar, Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada insanlık tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır. Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman belirlemesi yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti tesbit için, takvim başlangıcı gibi  7 bin yıl evveli ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması yapılmış olur.

İmam Rabbani Hazretleri Mektubat ‘ta şu rivayeti nakletmiştir.

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Takriben 124 bin tane peygamberimiz gelip geçti.

Mektubat-i Rabbani, 1/354

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
Hz. Ademden itibaren Resullah efendimize kadar 124 bin peygamber gelip geçmiştir. Başka bir rivayette İmam-ı Rabbani hazretleri şöyle buyurmuştur:
c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Böyle aradan “1000 senenin” geçtiği vakit, geçen ümmetlerde Ulü’l azm bir peygamberin geldiği vakittir. .

Mektubat-i Rabbani, 1/495

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene de de Ulü ‘l azm bir peygamber gelmiştir.  Her 100 senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem aleyhisselam efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar:

124.000x 100= 12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.)  Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir (Allahualem)

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Ahmet İbni Hanbel ilel inde nakletti.
Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, 89
c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
Daha önceki hadislerle dünyanın ömrünün 7 bin yıl oldugunu görmüştük. Burada ise Efendimize kadar 5 bin 600 yıl geçtiği belirtiliyor. Bu rivayete göre Ümmet-i Muhammed ‘in ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. (7000-5600=1400)(Allahualem)

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Abdullah (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v) buyurdu ki: Ehl-i beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir…
Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah O günü behemehal uzatır.
Sünen-i Tirmizi 4/92

sphere1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Hz.Ali ‘den rivayet olduğuna göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış ta olsa, Allah (cc) benim Ehl-i beytimden bir zatı gönderecek.
Sünen-i  Ebu Davud, 5/92

sphere1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

İbn-i Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre ‘den tahric ettiler, o dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu:
Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini Melik kılar.
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Muntazar, 10
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 27
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.437

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
Biraz önceki rivayetlerden ve şartlardan anladığımız kadarıyla Hicri 1400 yılı aynı zamanda Hz. Mehdinin çıkış yılıdır. Hicri 1400 yılına girmeye dünya günü olarak 1 gün! bile kalsa, vazifeye hazır bekleyen Mehdinin vazifesini yapması için, kıyamet belirli bir zaman ertelenecektir. (Allahualem)  İbni Abbas ‘dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır, O dedi ki; Dünya yedi gündür, Her bir gün bin yıl gibidir ve Resulullah (s.a.v.) ‘de onun sonunda gönderildi.
c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Dakkak b. Zeyd-ü Cüheni ‘den rivayet ettiler.
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah (s.a.v.) ‘e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.) yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında idi: O buyurdu ki, Yedi basamaklı gördüğün minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin senedir. Ben de O ‘nun son bininde olacağım.

Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 89

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Bu rivayetlerden de anladığımız kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri 1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)yi bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak, Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)nin vazifesini yapmasına müsait hale getirilecektir.

İmam Rabbani, Mehdi’nin peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Ancak beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene). Ona bir üstünlük verilip suyu bulması, arttırıla… Böylece kemalatin aslı zuhur edip onun zilletini örte.. Ve nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin.
Allah ondan razı olsun.
Mektubat-i Rabbani, 1/569

sphere1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Şeriatın teyit hasletleri, milleti tecdidi bu ikinci bindedir.
Bu davanın doğruluğuna adil şahid: İsa’nın (a.s.) Mehdi’nin (r.a.) bu bin içinde var oluşlarıdır.
Mektubat-i Rabbani 1/611

sphere1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Resulullah (s.a.v.)in ümmeti arasından çıkanlar pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.)in irtihali üzerinden binsene geçtikten sonra isterse az olsunlar. Onların pek kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl ola.
Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi’nin gelişi de bunun içindir. Onun mübarek kudümünü (gelişini), Hatem’ür-rüsül Resulüllüh (s.a.v.) müjdelemiştir. İsa (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten sonra nüzul edecektir.
Mektubat-i Rabbani 1/440

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
Peygamber Efendimiz’in vefatından bin sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani Hazretlerinin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yılı içerisinde Hz.Mehdi (a.r.) gelecektir. Bunun için en uygun zaman 1400-1600 yılları arasıdır. Bu seneler ikinci bin yılının tam ortasıdır. 1400′den 1500′e kadar İslam ahlakının hakimiyeti, 1500-1600 yılları arasında da bozulma ve kıyamet beklenecektir.
c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi aşmayacaktır.

Kıyamet Alametleri, 299

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
Celaleddin Suyuti’nin “El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar”isimli kitabından nakil  Beddiüzaman Said Nursi Hazretleri de, ümmetin galibiane ömrünün 1506 yılına kadar olacağını bildirmektedir.
c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

“… Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle ahir zamanda bir taife-i mücahidinin (din için çalışanların, cihad edenlerin) son zamanlarına; ve ikinci cümle, binbeşyüzaltı(1506) makamile galibane mücahedenin tarihine…. işaret eder.
(…) bu tarihe kadar (1506) zahir ve aşikarane, belki galibane devam edeceğine remze yakın ima eder.”

Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 46

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI
İmam Suyuti (r.a) dahil bir kısım ulema bu ümmetin icabet ömrünün (Hicri) 1500 yıllarına kadar devam edeceğine daha sonra da bozulmanın başlayacağına (Allahualem) diyerek işaret etmektedirler.  Sahih kaynaklı Hadis-i Şeriflere göre Hz.Mehdi (a.r.) zuhur ettikten sonra 40 sene yaşayacaktır. Hz.İsa (a.s.) efendimiz hakkındaki Hadis-i şeriflerde de O’nun yeryüzünde kalış müddedinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir. Bunun bir kısmını Hz.Mehdi (a.r.) ile Hz. İsa (a.s.) efendilerimiz beraber yaşayacaklardır; bu da yaklaşık 7-10  senedir. Bu bilgilere göre Hz.Mehdi (a.r.) ve Hz.İsa (a.s.) efendimizin vefatına kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten 1500′e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de vaziyetin muhafazasına çalışıldığı bir devre olacaktır.  Bu rivayette de Mehdi’nin yüzyıl başında zuhur edeceği bildirilmektedir.

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Zira onun (Hz. Mehdi (a.s.)’nin ) zuhuru, yüz başlarında olacaktır.

Mektubat-i Rabbani

c1 HZ. MEHDİ (A.S)NİN ÇIKIŞ ZAMANI

Yukarıda izah edildiği gibi, İmam Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i Muhammed’in ömrü 1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500 yılına ulaşmaya bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı başlarıdır.

Yapılan hesaplar, Mehdi ancak Hicri 14. asrın başlarında çıktığı taktirde doğrulanacaktır. Ümmetin ömrü Hicri 1500 senesini aşmayacağına göre, Mehdinin Hicri 1400′ün başlarında gelmesi gerekmektedir.  El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494
Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai ‘nin Kebiri)

Popularity: unranked [?]

Güneş Tutulması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Güneş Tutulması

spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>
cercevekk r1 c1 Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>
Güneş alamet olarak doğmadıkça Mehdi çıkmayacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)
spacer Güneş Tutulması >>>
cercevekk r3 c1 Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>

10 Güneş Tutulması >>>

Güneş’te oluşacak alamet, 20. yüzyılda yaşanan patlamanın yanısıra, geçtiğimiz yıllarda yaşanan büyük Güneş tutulmasına da işaret ediyor olabilir. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması 20. yüzyılın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada dikkat çeken bir nokta da Türkiye’nin de bu tam tutulmanın en iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın’dan Silopi’ye kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçe tutulmayı gözleyebilmiştir.

guneshaber 11 Güneş Tutulması >>>
( üst orta resim) Türkiye Gazetesi, 12 Ağustos 1999
BBC News (17 Ağustos 1999): “Gündüz gece oldu”
CNN.com (11 Ağustos 1999): “Milyonlar yüzyılın son tutulmasını seyrediyor”

Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde ardarda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler Allah’ın inanan kullarına birer müjdesidir.

Popularity: unranked [?]

Güneş’ten Bir Alametin Belirmesi >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Güneş’ten Bir Alametin Belirmesi

spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
cercevekk r1 c1 Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
O, (Mehdi), Güneş’ten bir alamet belirinceye kadar gelmeyecektir.
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)
spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
cercevekk r3 c1 Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
cercevekk r1 c1 Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
Güneş alamet olarak doğmadıkça Mehdi çıkmayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33) spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>
cercevekk r3 c1 Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>> spacer Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>

Kıyametin alametlerinden biri de Güneş’te meydana gelecek olağanüstülüklerdir. 20. yüzyılda Güneş’te büyük bir patlama yaşanmış ve Dünya bu patlamadan çok etkilenmiştir. Hadiste yer alan Güneş’te belirecek söz konusu alamet, 20. yüzyılda görülen bu büyük patlama olabilir.

a10a Güneşten Bir Alametin Belirmesi >>>

(2000 yılında çekilen, Güneş’in patlamalar sonucunda aldığı son hali görüntüleyen bir fotoğraf)

Popularity: unranked [?]

Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması

spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler… Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina’ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 168-169)
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>

Yukarıdaki hadislerde “onun çıkacağı yıl” cümlesi ile, Mehdi’nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi’nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.

Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi bu rivayetin kalan kısmını da doğrular.

1979 (Hicri 1400)’de gerçekleşen bu Kabe baskınının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu olayda caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama’nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İran’lı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile bir hadiste haber verildiği gibi “büyük günahlar işlenmiştir”. Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:

spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Resulullah buyurdu: Ramazan’da bir seda, Şevval’de bir ses, Zilkade’de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Ramazan’da bir seda olur. Şevval’de de bir seda olur. Zilkade’de kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhicce’de hacılar talana uğrar. Muharrem’de gökten şöyle nida olur. “Dikkat ediniz. Filan kimse Allah’ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz.” (Ramuz El Hadis, 2/518-5) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Şevval ayında ayaklanma, Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler (kanlı harpler) olur. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Şevval’de savaş naraları, Zilhicce’de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur, yine Zilhicce’de Hacı talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama’ın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
mekke 8 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> mekke Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
1979 yılında gerçekleşen Kabe baskınında bir katliam yaşanmıştır. Bu olayın ahir zaman alametlerinin ardı ardına çıktığı dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde meydana gelmesi dikkat çekicidir. Bundan 7 sene sonra Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu kanlı olaylar, hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır.
(sol resim) Türkiye Gazetesi, 21 Kasım 1979
(sag resim) Türkiye Gazetesi, 2 Ağustos 1987

Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:

Beyt-ül Muazzama’nın yanında büyük günahlar işlenir.

Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama’nın (Kabe’nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce Ayı’nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe’nin içinde değil yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400′de Beyt-ül Muazzama’nın (Kabe’nin) bizzat içerisinde olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kabe’de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Mehdi hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olamayacağı açıktır.

… Zilhicce’de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur.

Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem, İran-Irak Savaşı’nın çıktığı, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdi.

Popularity: unranked [?]

Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Kuyruklu Yıldızın Doğması

spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r1 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53) spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r3 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r1 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
O yıldızın doğması, Güneş ve Ay tutulmasından sonra olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32) spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r3 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r1 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
… Ne zaman ki Melikler seyahat, zenginler ticaret, fakirler dinlenmek, hafızlar gösteriş yapmak için hacca giderler; işte o zaman, kuyruğu bulunan bir yıldız zuhur edecektir. (Kıyamet Alametleri, s.123) spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
cercevekk r3 c1 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>> spacer Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>

Hadislerde belirtildiği gibi:

- 1986 yılında (Hicri 1406′da) yani 14. yüzyıl başlarında “Halley” kuyruklu yıldızı Dünyamız’ın yakınından geçmiştir. Bu kuyruklu yıldız parlak ışıklı bir yıldızdır.

- Hareket yönü doğudan batıya doğrudur.

- 1981 ve 1982 (Hicri 1401-1402) yıllarında meydana gelen Ay ve Güneş tutulmaları olayından sonra ortaya çıkmıştır.

Bu yıldızın doğuşunun da diğer çıkış alametleri ile aynı zamanda meydana gelmesi, Halley kuyruklu yıldızının hadiste işaret edilen yıldız olduğunu doğrular niteliktedir.

a7 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>

Bu yıldız geçtiğinde meydana geldiği rivayet edilen bazı önemli olaylar da şunlardır:

  • Hz. İsa doğmuştur.
  • Peygamber Efendimiz (sav)’e ilk vahiy gelmeye başlamıştır.
  • Osmanlı Devleti tarih sahnesinde yer almaya başlamıştır.
  • İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde de bu yıldız görülmüştür.

Halley Kuyruklu Yıldızı Hakkında Bazı İlginç Rakamlar

kuyrukluyildiz 7 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
Cronicle 20th, Mart 1986, s.1278

Halley kuyruklu yıldızı ile ilgili bazı sayıların “19″ sayısının tam katları olması da oldukça dikkat çekicidir:

Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda bir geçiyor 76 = 19 x 4

Bu yıldız en son Hicri 1406′da görüldü 1406 = 19 x 74

Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç durum da şudur: Yukarıda da hesapladığımız gibi Halley yıldızının geçmiş olduğu Hicri 1406 yılı 19′un tam 74 katıdır. “74″ sayısı ise aynı zamanda Kuran-ı Kerim’de 19 mucizesine işaret edilen MÜDDESSİR Suresi’nin sıra numarasıdır.

Kuran’ın Müddessir Suresi’nin (74. sure) 30. ayetinde “19″ sayısının müminler için bir rahmet, inkar edenler için ise bir fitne vesilesi olduğu bildirilmektedir.

Halley kuyruklu yıldızının 19 ile olan bu dikkat çekici bağlantısı da, inkar edenler üzerine bir fitne, müminlere ise bir rahmet müjdelediğine işaret ediyor olabilir.

Müddessir Suresi’nin 1. ve 2. ayetlerinde Hz. Muhammed (sav)’e “EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT” şeklinde buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin açık anlamıdır. Fakat bu ayetlerin ahir zamana yönelik ikinci bir örtülü, gizli işaretleri de bulunabilir. Belki de “EY GİZLENEN” denilerek Resulullah Efendimiz’in soyundan gelecek olan ve Hicri 1406′da çıkış alametlerinden biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu hadisesi) belirecek olan Mehdi’ye işaret ediliyor olabilir.

Müddessir Suresi

1. Ey örtüsüne bürünen

2. Kalk ve korkut (uyar)

Müddessir: örtünen-bürünen-gizlenen demektir.

Bir başka mucizevi işaret ise Halley yıldızının, 1986 (Hicri 1406)’daki geçişinin, Hz. Muhammed (sav)’in peygamberlikle vazifelendirildiği MS. 607′den bu yana 19. geçişi olmasıdır.

Kuyruklu Yıldızın Doğması

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Mart 1986

halley cmh15386 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>

Cumhuriyet Gazetesi, 18 Mart 1986

halley2 cmh18386 Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>

Popularity: unranked [?]

Fırat’ın Suyunun Kesilmesi >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Fırat’ın Suyunun Kesilmesi

Fırat Nehri’nin suyunun kesilip durdurulması da Mehdi’nin çıkış alametlerindendir:

spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r1 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
Fırat Nehri’nin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın.
( Riyazü’s Salihin, 3/332)
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r3 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>

Diğer hadislerde bu olayın ayrıntılarıyla ilgili önemli bilgiler verilmektedir:

spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r1 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
Resulullah: Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek, onlardan her adam, keşke kurtulan ben olsaydım, diyecektir buyurmuşlar.
(Sahih-i Müslim, 11/320)
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r3 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r1 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır bulunursa, ondan bir şey almasın.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 28)
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r3 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r1 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
(Resulullah:) “Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır” dedi.
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)
spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
cercevekk r3 c1 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>> spacer Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>

Fırat Nehri’nin suyunun durdurulması ve altın değerinde bir hazinenin ortaya çıkması pek çok büyük hadis kitabında yer almaktadır.

a5 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>
Keban Barajı’nın inşa edilmesiyle Fırat Nehri’nin suyu durdurulmuştur.
(üst, sol resim) Hürriyet, 4 Kasım 1973

Şimdi yukarıda yer verdiğimiz hadislerde geçen bu konuyla ilgili önemli ifadeleri tek tek ele alarak inceleyelim:

Resulullah buyurdu ki: (1) Fırat Nehri’nin suyu çekilip (2) altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz… (Riyazü’s Salihin, 3/332)

(1) Fırat Nehri’nin suyunun çekilip…

Suyuti’nin kitabında bu hadis “suyun durdurulması” olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri’nin suyunu durdurarak kesmiştir.

(2) “Altın”dan bir dağ meydana çıkmadıkça…

Yapılan baraj sayesinde; elektriğin üretilmesi, toplanan suyun arazide kullanılarak toprağın veriminin artması ve ulaşım kolaylığının sağlanması gibi sebeplerle, buradaki topraklar “altın” gibi kıymetli hale gelmiştir.

Keban barajı ve Fırat Nehri üzerine sonradan kurulan diğer barajlar, betondan dev birer dağı andırmaktadır. Bu barajlardan (hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde servet dökülmektedir. Dolayısıyla barajlar “altın bir dağ” özelliği kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)

Fırat’ın Suyunun Kesilmesi

Hürriyet Gazetesi, 4 Kasım 1973

firatsuyu hurr41173 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>

Son Havadis Gazetesi, 19 Kasım 1973

kebanbar shavadis191173 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>

Türkiye Gazetesi, 4 Kasım 1973

keban2 turkiye 04kasim1973 Fıratın Suyunun Kesilmesi >>>

20 Mayıs 2009

Popularity: unranked [?]

Afganistan’ın İşgali >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Afganistan’ın İşgali

spacer Afganistanın İşgali >>> spacer Afganistanın İşgali >>> spacer Afganistanın İşgali >>> spacer Afganistanın İşgali >>>
cercevekk r1 c1 Afganistanın İşgali >>> spacer Afganistanın İşgali >>>
Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. ”
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)
spacer Afganistanın İşgali >>>
cercevekk r3 c1 Afganistanın İşgali >>> spacer Afganistanın İşgali >>>

Hadiste Afganistan’ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan’ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır…

Rivayetin bu bölümünde de Afganistan’ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan’da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

Rusya’nın Afganistan işgali ile ilgili, o dönemde Der Spiegel dergisinde çıkan bir yazıda, Rusya’nın işgali bitirse de bölgenin ekonomik kontrolünü elinden bırakmak istemediği açıklanmıştı. Afganistan’ın o dönemde sahip olduğu yıllık 150 milyar metreküpten fazla doğalgaz rezervinin bunda büyük payı vardı. Ayrıca Afganistan’ın zengin kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın maden yatakları ve dünyanın en zengin lapis yatakları da Rusya’nın bu ısrarlı tutumunu açıklıyordu.

a4 Afganistanın İşgali >>>
Sovyet ordusu 1979 yılında Afganistan’ı işgal etti. Yaklaşık 9 yıl süren bu işgal 1988′de son buldu. Resimde 1988 yılında Afganistan’dan geri çekilen Sovyet ordusu görülüyor. Üstteki resimde ise Sovyet ordusuna karşı mücadele etmiş olan Afgan mücahidleri görülüyor.
Afganistan’ın zengin doğalgaz rezervi çeşitli projelerle kullanılmaya çalışılmaktadır. BBC News’ta verilen haberde, Afganistan’ın 2 milyon dolarlık doğalgaz boru hattı inşasına başlama konusunda gündeme gelen anlaşmalar konu edilmiştir.
(üst sol resim) Yeni Şafak Gazetesi, 2 Aralık 2001
(üst sağ alt resim) BBC News, 13 Mayıs 2002

Afganistan’ın İşgali

Akşam Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgal aksam291279 Afganistanın İşgali >>>

Hürriyet Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgal1 hurriyet291279 Afganistanın İşgali >>>

Türkiye Gazetesi, 28 Aralık 1979

afganisgal trky281279 Afganistanın İşgali >>>

Cumhuriyet Gazetesi, 28 Aralık 1979

afganisgali cmhryt281279 Afganistanın İşgali >>>

Son Havadis Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgal shavadis291279 Afganistanın İşgali >>>

Son Havadis Gazetesi, 31 Aralık 1979

afganisgal shavadis311279 Afganistanın İşgali >>>

Türkiye Gazetesi, 31 Aralık 1979

afganisgal trky311279 Afganistanın İşgali >>>

Tercüman Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgali 29 12 79 trcmn Afganistanın İşgali >>>

Tercüman Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgali 29 12 79 trcmn2 Afganistanın İşgali >>>

Tercüman Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgali 29 12 79 trcmn3 Afganistanın İşgali >>>

Yeni Asya Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganistanisgali yeniasya291279 Afganistanın İşgali >>>

Cumhuriyet Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganistan cmhryt291279 Afganistanın İşgali >>>

Hürriyet Gazetesi, 30 Aralık 1979

afganistanisgali hurriyet301279 Afganistanın İşgali >>>

Yeni Asya Gazetesi, 29 Aralık 1979

afganisgl yasya291279 Afganistanın İşgali >>>

Akşam Gazetesi, 13 Aralık 1979

afganmusluma aksam131279 Afganistanın İşgali >>>

20 Mayıs 2009

Popularity: unranked [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.