<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Kitab</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/kitab/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE MEHDİ NEDEN GELECEK?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 09:23:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Barla]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hakk]]></category>
		<category><![CDATA[Halife]]></category>
		<category><![CDATA[Hidayet]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Madem]]></category>
		<category><![CDATA[Mana]]></category>
		<category><![CDATA[Nass]]></category>
		<category><![CDATA[Nevi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE
MEHDİ NEDEN GELECEK?
Çünkü,
1- Kuran-ı Kerim&#8217;in bazı  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ&#8217;YE GÖRE<br />
MEHDİ NEDEN GELECEK?</strong></p>
<p><strong>Çünkü,</strong></p>
<p><strong><em>1- Kuran-ı Kerim&#8217;in bazı  ayetlerinde                    işaretle, Peygamberimiz&#8217;in (sav) hadislerinde de  sarahatle Mehdi&#8217;nin                    geleceği müjdelenmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Bazı ayet-i kerime ve ehadis-i şerife  ahir zamanda                    gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber  veriyorlar.                    (Tılsımlar Mecmuası,168)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>2- Allah her yüzyıl bir Müceddid gönderir</em></strong></p>
<p><strong>Ashâb-ı Kütüb-i Sitte&#8217;den İmam-ı Hâkim&#8217;in  &#8220;Müstedrek&#8221;inde                    ve Ebu Dâvud&#8217;un &#8220;Kitab-ı Sünen&#8221;inde, Beyhaki &#8220;Şuab-ı  İman&#8221;da                    tahriç buyurdukları: &#8220;</strong><strong>Her yüz senede bir,  Cenab-ı Hak                    bir müceddid-i din gönderiyor&#8230;&#8221; hadis-i  şerifine                    mazhar ve mâsadak ve müzhir-i tam olan Mevlâna eş  şehir kutbü&#8217;l                    ârifin, gavsü&#8217;l vâsilin, varis-i Muhammedi, kâmilü&#8217;t  tarikatü&#8217;l                    âliyye ve-l müceddidiyye Halidi Zülcenaheyn Kuddise  sirruhu&#8230;                    (Barla Lahikası, 119)</strong></p>
<p><strong>Gerçi </strong><strong>her asırda hidayet edici,  bir nevi                    Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat  her biri                    üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle,  ahir zamanın                    Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar. (Emirdağ Lahikası,  260)</strong></p>
<p><strong>Baştaki hadis-i şerifin &#8220;</strong><strong>her yüz  sene başında                    dini tecdid edecek bir müceddidi gönderiyor&#8221;  müjdesinin                    ihbarına muvâzi olarak Hazret-i Mevlana Halid, -ekser  ehl i                    hakikatin tasdikiyle-1200 senesinin yani on ikinci  asrın müceddididir.                    (Barla Lahikası, 120)</strong></p>
<blockquote>
<div><strong>Madem</strong><strong> tam yüz sene  sonra,                    aynen dört cihette tevafuk ederek </strong><strong>Risale-i Nur  eczaları                    aynı vazifeyi görmüş&#8230; Kanaat verir ki-nass ı hadis  ile-Risale-i                    Nur tecdid i din hususunda bir müceddid hükmündedir. (Barla Lahikası, 121)</strong></div>
<div><strong>Cenab-ı Hakk; kemal-i  rahmetinden,                    şeriat-ı İslamiyetin edebiyetine bir eser-i himayet  olarak, </strong><strong>her bir fesad-ı ümmet zamanında bir muhlis  veya bir                    müceddid veya bir halife-i zişan veya bir kutb-u a&#8217;zam  veya                    bir mürşid-i ekmel veyahut bir nevi Mehdi hükmünde  mübarek zatları                    göndermiş; fesadı izale edip milleti ıslah  etmiş; Din-i                    Ahmediyi (A.S.M.) muhafaza etmiş. Madem adeti öyle  cereyan ediyor, </strong><strong>ahir zamanın en büyük fesadı zamanında,  elbette en büyük                    bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim,  hem mehdi,                    hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi  gönderecek                    ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden olacaktır. Cenab-ı                     Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini  bulutlarla                    doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin  fırtnılarını                    teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin  numunesini                    ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden </strong><strong>Kadir-i                     Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir.                    Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. Kudret-i                    İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer daire-i esbab  ve hikmet-i                    Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o kadar makul ve  vukua                    layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık&#8217;tan rivayet olmazsa  dahi, herhalde                    öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır diye ehl-i  tefekkür hükmeder.&#8221;                    (Mektubat, 411-412)</strong></div>
</blockquote>
<div>
<p><strong><em>3- 13. Asrın müceddidi  Bediüzzamandır,                    14. asrın müceddidi beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>İstikbal-i dünyeviyede </strong><strong>1400 sene  sonra gelecek bir hakikati asırlarında karib (yakın)  zannetmişler.                    (Sözler, 318)</strong></p>
<p><strong>Ta </strong><strong>1371 senesinden sonraki alem-i                    İslam&#8217;ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i Şamiye&#8217;deki  hakikatler&#8230;                    Evet şimdi olmasa da </strong><strong>30-40 sene sonra fen ve                    hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti  tam teçhiz                    edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip  dağıtmak                    için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma  meyli)                    ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman  taifesinin                    cephesine göndermiş, inşAllah </strong><strong>yarım asır sonra onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 4- 14. Asrın müceddidinin Mehdi olduğu  bildirilmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli  &#8220;lamlar&#8221; ve                    &#8220;mimler&#8221; ikişer sayılsa bundan </strong><strong>bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, </strong><strong>Hazret-i  Mehdi&#8217;nin Şakirtleri olabilir.&#8221; (Şualar, 605)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bu zamanda öyle fevkalade hakim  cereyanlar var                    ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza </strong><strong>hakiki                     beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi bu                    zamanda gelse &#8230;. (Kastamonu Lahikası, 57)</strong></p>
<p><strong><br />
<em>5-</em></strong> <strong> <em>Bediüzzaman,  müjdelenmemiş                    dahi olsa Mehdi&#8217;nin gelmesinin adetullaha uygun  olduğunu söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8230;Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de,  alem-i İslam&#8217;ın                    zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini  elbette yapacaktır.                    Kudret-i İlahiye noktasında gayet kolaydır. Eğer  daire-i esbab                    ve hikmet-i Rabbaniye noktasında düşünülse, yine o  kadar makul                    ve vukua layıktır ki; Eğer muhbir-i Sadık&#8217;tan rivayet  olmazsa                    dahi, herhalde öyle olmak lazım gelir. Ve olacaktır  diye ehl-i                    tefekkür hükmeder.&#8221; (Mektubat, 411-412)</strong></p>
<p><strong><em><br />
6- Bediüzzaman Mehdi&#8217;yi müjdelemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde  asıl                    sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri),  Cenab-ı                    Hakk&#8217;ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o  tohumlar sünbüllenir.                    Bizler de kabrimizde seyredip Allah&#8217;a şükrederiz.  (Sikke-i Tasdik-i                    Gaybi, 138 &#8211; Kastamonu Lahikası, 72)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli  &#8220;lamlar&#8221; ve                    &#8220;mimler&#8221; ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı  dağıtacak                    zatlar ise, Hazret-i Mehdi&#8217;nin Şakirtleri olabilir.&#8221;  (Şualar,                    605)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 7- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;ye zemin  hazırladığını bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten  (veli şahıstan)                    işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden  istihrac                    etmiş ve kanaati gelmiş ki: &#8216;Şark tarafından bir nur  zuhur edecek                    (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını (dine sonradan  girmiş                    hurafeleri) dağıtacak. Ben böyle bir nurun zuhuruna  çok intizar                    ettim (gözledim) ve ediyorum. </strong><strong>Fakat çiçekler  baharda                    gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lazım  gelir. Ve                    anladık ki, bu hizmetimizle o nurani zatlara zemin  izhar ediyoruz                    (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 8- Ümmetin fesadı zamanlarında Allah her  zaman                    bir müceddid, bir halife göndermiştir</em></strong></p>
<p><strong>..Cenab-ı Hakk; kemal-i rahmetinden,  şeriat-ı İslamiyetin                    ebediyetine bir eser-i himayet olarak, </strong><strong>her bir  fesad-ı                    ümmet zamanında bir muhlis veya bir müceddid veya bir  halife-i                    zişan veya bir kutb-u a&#8217;zam veya bir mürşid-i ekmel  veyahut                    bir nevi Mehdi hükmünde mübarek zatları göndermiş;                     fesadı izale edip milleti ıslah etmiş; Din-i Ahmediyi  (A.S.M.)                    muhafaza etmiş.. (Mektubat, 411-412)</strong></p>
<p><strong><em><br />
9- Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında da Allah en  büyük                    müceddid olarak Mehdi&#8217;yi gönderecektir</em></strong></p>
<p><strong>..Madem adeti öyle cereyan ediyor,</strong><strong> ahir                    zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük  bir müçtehid,                    hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem  mürşid,                    hem kutb-u azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek  ve o zat                    da, ehl-i beyt-i Nebevi&#8217;den olacaktır.. Kadir-i Zülcelal                    Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir. Ve                    vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat,  411-412)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>10- Yeryüzündeki Müslümanların başında bir  emir,                    bir halife, bir müçtehid yoktur ve dağınık  durumdadırlar. </em></strong></p>
<p><strong>..Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında,  elbette                    en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem  hakim,                    hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir  zat-ı nuraniyi                    gönderecek ve o zat da, ehl-i beyt-i Nebeviden  olacaktır. Cenab-ı                    Hakk, bir dakika zarfında beyn-es-sema vel-arz alemini  bulutlarla                    doldurup boşalttığı gibi, bir saniyede denizin  fırtınalarını                    teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin  numunesini                    ve yazda bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i  Zülcelal                    Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam&#8217;ın zulümatını  dağıtabilir. Ve                    vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır..(Mektubat,  411-412)</strong></p>
<p><strong><br />
<em>11- Bediüzzaman, şu an zulüm gören ve  mağlup görünümünde                    olan Müslümanların galip olacağını, tarihini vererek  müjdelemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ta </strong><strong><em>1371 senesinden sonraki</em> alem-i İslam&#8217;ın mukadderatına nazar eden Hutbe-i  Şamiye&#8217;deki                    hakikatler&#8230; Evet şimdi olmasa da </strong><strong><em>30-40  sene sonra</em> fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç  kuvveti tam                    teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup  edip dağıtmak                    için taharri-i hakikat meyelanını (Hakikati araştırma  meyli)                    ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman  taifesinin                    cephesine göndermiş, inşaAllah </strong><strong><em>yarım asır  sonra</em> onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, 25)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>12- Bediüzzaman, hizmetinin Mehdi&#8217;ye  yönelik bir                    hazırlık anlamında olduğunu ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>..Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle  kudsi çiçeklere                    zemin hazır etmek lazım gelir. </strong><strong>Ve anladık ki,  bu hizmetimizle                    o nurani zatlara zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 13- Bediüzzaman, halen mevcut olan  bidatlar zulümatını                    dağıtacak bir zatı gözlediğini söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Çok zaman evvel bir ehl-i velayetten  (veli şahıstan)                    işittim ki; o zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden  istihrac                    etmiş ve kanaati gelmiş ki: </strong><strong>&#8216;Şark tarafından  bir nur                    zuhur edecek (ortaya çıkacak), bidatlar zulümatını  (dine sonradan                    girmiş hurafeleri) dağıtacak.&#8217; Ben böyle bir nurun  zuhuruna                    çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. (Sikke-i                     Tasdik-i Gaybi, 189)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 14- Günümüze kadar etkisini sürdüren  maddeciliği                    ve felsefeleri tam susturacak tarzda imani bir  çalışmayı yapacak                    zatın Mehdi ve bu çalışmanın onun 1. vazifesi  olacağını Bediüzzaman                    bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Ümmetin beklediği, ahir zamanda gelecek  zatın üç                    vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı  olan </strong><strong>iman-ı                    tahkikiyi neşr ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong>Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle  ve maddiyun                    ve tabiiyyun taunu, beşer içine intiçar etmesiyle,  herşeyden                    evvel </strong><strong>felsefeyi ve maddiyun fikrini tam  susturacak bir tarzda</strong><strong> imanı kurtarmaktır. </strong><strong>Ehl-i                     imanı dalâletten muhafaza etmek&#8230; (Emirdağ  Lahikası,                    259)</strong></p>
<p><strong><em><br />
15- Dünyada yalnız imani değil, birçok alanda çalışma  yapacak                    kişinin de Mehdi olacağı Bediüzzaman tarafından  söylenmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Büyük Hz. Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri var.  Ve </strong><strong>siyaset                    aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad  aleminde. (Şualar, 456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 16- Bediüzzaman, birçok alanda çalışma  yapma özelliğinin                    sadece Hz. Mehdi&#8217;de birleşeceğini ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hem </strong><strong>bu üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı manevide  ancak                    içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i  Tasdik-i                    Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 17- Üstad, Mehdi&#8217;nin ikinci vazifesinin  İslam&#8217;ın                    hükümlerini hayata geçirmek olduğunu ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile </strong><strong>şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir.                     (Emirdağ Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 18- Bediüzzaman&#8217;a göre Mehdi henüz  oluşmamış olan                    İslam Birliği&#8217;ni kuracaktır</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile </strong><strong>şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir.  Alem-i                    İslâmın vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi                    ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. (Emirdağ                    Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 19- Mehdi dünyada şu an halifesi olmayan  Müslümanların                    halifesi olacaktır</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: </strong><strong>Hilafet i  Muhammediye                    (A.S.M.) ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya  etmektir.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 20- Mehdi şu an büyük karmaşa içinde olan  insanlığı                    maddi, manevi tehlikelerden ve İlahi gazaptan  kurtaracaktır</em></strong></p>
<p><strong>Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad  edip </strong><strong>beşeriyeti                    maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. (Emirdağ Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 21- Üstadın ifadesiyle Mehdi&#8217;nin  milyonlarca kişiden                    oluşan orduları olacaktır</em></strong></p>
<p><strong>Alem-i İslâmın vahdetini nokta-i istinad  edip beşeriyeti                    maddi ve mânevi tehlikelerden ve gadab-ı İlâhi&#8217;den  kurtarmaktır. </strong><strong>Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri,  milyonlarla                    efradı bulunan ordular lazımdır. (Emirdağ  Lahikası,                    259)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 22- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;nin şeriatı icra  ve tatbik                    edeceğini, yani toplumlarda İslam&#8217;ın hükümlerini  uygulayacağını                    söylemiştir.</em></strong></p>
<p><strong>O zatın ikinci vazifesi, </strong><strong>şeriatı  icra ve                    tatbik etmektir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 23- Üstad, Mehdi&#8217;nin çok geniş maddi  imkanlara                    sahip olarak İslam Birliği&#8217;ni oluşturup, şeriatı icra  ve tatbik                    edeceğini bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Birinci vazife maddi kuvvetle değil,  belki kuvvetli                    itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu </strong><strong>ikinci                     vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki,  o ikinci                    vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em>24- Semavi dinlerin hepsinin beklediği Hz.  İsa&#8217;nın                    gelişi ile birlikte, İsevilerin Hz. Mehdi ile ittifak  yapıp                    Kuran&#8217;a tabi olacaklarını Üstad bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i  İslamiyeyi İttihad-ı                    İslam&#8217;a bina ederek, <em>İsevi ruhanileriyle  ittifak                    edip din-i İslam&#8217;a hizmet etmektir.</em> (Sikke-i Tasdik-i                    Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 25- Bediüzzaman, Hıristiyanlığın Kuran&#8217;a  tabi olması                    ile dünya çok geniş çapta ve görkemli gelişmelere  sahne olacağını                    söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>Birinci vazife, o vazifeden üç dört  derece daha                    ziyade kıymetdardır, fakat o </strong><strong>ikinci, üçüncü  vazifeler                    pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şa&#8217;şaalı bir  tarzda olduğundan umumun ve avamın nazarında daha ehemmiyetli  görünüyorlar.                    (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 26- Üstad, Mehdi&#8217;nin büyük bir saltanat  sahibi                    olacağını müjdelemiştir </em></strong></p>
<p><strong>Bu vazife, pek </strong><strong>büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir.  (Sikke-i                    Tasdik-i Gaybi, 9)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 27- Bediüzzaman, Hz. Mehdi&#8217;ye bütün  müminler, ulemalar,                    evliyalar ve peygamberimizin (sav) soyundan olan  seyyidler cemaati                    iltihak edip tabi olacaklardır demiştir</em></strong></p>
<p><strong>Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile  çok ahkâm-ı                    Kur&#8217;aniye&#8217;nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı  Muhammediye&#8217;nin (A.S.M.)                    kanunları bir derece ta&#8217;tile uğramasiyle o zat, </strong><strong>bütün                     ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve  ittihad-ı İslâm&#8217;ın                    muavenetiyle ve </strong><strong>bütün ulema ve evliyanın ve                    bilhassa </strong><strong>Al-i Beyt&#8217;in neslinden her asırda  kuvvetli                    ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin  iltihaklariyle o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ  Lahikası,                    260)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 28- Kendi dönemi dahil, daha önce  gelmiş-geçmiş                    müceddidlerin hiçbirinin neden müjdelenen Mehdi  olmadığını Bediüzzaman                    izah etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi  Mehdi                    ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat her biri üç  vazifeden birisini                    bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük  Mehdi ünvanını                    alamamışlar. (Emirdağ Lahikası, 260)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 29- Şimdiye kadar gelen müceddidler  yalnızca iman                    çalışmasını bir yönüyle yapmışlardır. Bediüzzaman,  bahsettiği                    üç vazifeyi de ancak Mehdi&#8217;nin yapacağını bildirmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hem </strong><strong>bu üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden </strong><strong>Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı  manevide                    ancak içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası,  139 ve                    Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 30- Üstad, bazı kimselerin, &#8216;Mehdi  eskiden çıkmıştır&#8217;                    tarzındaki yanlış inanışlarının sebebini izah etmiş ve  beklenen                    Mehdi ile karıştırdıklarını ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Rivayetlerde, ahir zamanın  alametlerinden olan                    ve al-i beyt-i nebeviden Hazret-i Mehdi&#8217;nin hakkında  ayrı ayrı                    haberler var. Hatta bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i  velayet, eskide                    onun çıkmasına hükmetmişler.</strong></p>
<p><strong>Allahu a&#8217;lem bissevab, bu ayrı ayrı  rivayetlerin                    bir te&#8217;vili şudur ki: Büyük Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri  var. Ve                    siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde,  cihad                    alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her  bir asır                    me&#8217;yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te&#8217;yid  edecek bir                    nevi Mehdi&#8217;ye veyahud Mehdi&#8217;nin onların imdadına o  vakitte gelmek                    ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile  her devirde                    belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış,  ceddinin                    şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela:  Nakşibend                    ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi </strong><strong>büyük  Mehdi&#8217;nin                    bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi,  Mehdi                    hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed  Aleyhissalatü                    Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir  kısım ehl-i                    hakikat demiş: &#8220;Eskide çıkmış.&#8221; Her ne ise&#8230; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 31- Mehdi&#8217;nin Ehl-i Beytten biri olarak  Ahir zamanda                    çıkması, &#8220;hem zaruri bir durumdur, hem de toplumsal  hayatın                    kanunlarının bir gereğidir&#8221; der Bediüzzaman</em></strong></p>
<p><strong>Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren  ve binler                    manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve  hakikat-i Kur&#8217;aniyenin                    mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle  beslenen,                    tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda </strong><strong>şeriat-i                     Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i  Ahmediyeyi                    (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra ile,  başkumandanları                    olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221; nin kemal-i  adaletini ve                    hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla  beraber,                    gayet lazım ve </strong><strong>zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 32- Bediüzzaman, Hz. İsa&#8217;nın semavi  nuzulünün kesin                    olduğunu bildirdiğine göre, Hz. İsa geldiğinde kiminle  ittifak                    yapacaktır, o anda Müslümanların başında kim  olacaktır? Rivayetler                    ve Bediüzzaman bu şahsın Mehdi olduğunu söylemektedir</em></strong></p>
<p><strong>Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i                     İsa&#8217;nın semavi nuzulü kat&#8217;i olmakla beraber;  mânâ-yı                    işârisiyle-başka hakikatları ifade ettiği gibi bu  hakikata da                    mu&#8217;cizane işaret ediyor. (Kastamonu Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Şahs-ı İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı ile  maktül olan                    şahs-ı Deccal&#8217;ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve  dinsizliğin                    azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak  İsevi                    ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi&#8217;nin  hakikatını hakikat-ı                    İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak,  mânen öldürecek.                    Hattâ, &#8220;</strong><strong>Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz.  Mehdi&#8217;ye                    namazda iktida eder, tâbi olur.&#8221; diye  rivâyeti bu ittifaka                    ve hakikat-ı Kurâniye&#8217;nin matbuiyetine ve hakimiyetine  işaret                    eder. (Şualar, 493)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 33- Hıristiyanlık dininin üçleme ve başka  batıl                    ve hurafelerden arınacağı Bediüzzaman tarafından ifade  edilmiştir.                    Böyle bir gelişme henüz gerçekleşmemiş, beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>.. Hal-i hazır Hıristiyanlık dini o  hakikata karşı                    tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak  .. (Mektubat                    53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 34- Hurafelerden arınan, saflaşan  Hıristiyanlık                    dini, hak din olan İslam&#8217;a dönüşüp, İslam&#8217;a tabi  olacaktır.                    Üstadın, rivayetlere göre aktardığı bu gerçek, henüz  yaşanmamış                    ve beklenilen olağanüstü bir gelişmedir</em></strong></p>
<p><strong>.. Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet&#8217;e  inkilab                    edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a iktida ederek, o İsevilik  şahsı manevisi                    tabi; ve İslamiyet, metbu makamında kalacak. (Mektubat  53-54)</strong></p>
<p><strong><em>35- İslamiyet ve ona tabi  olan Hıristiyanlık                    ittifak edip büyük güç kazanarak dinsizlik akımını  mağlup edeceklerdir.                    Dünyanın çehresini değiştirecek bu gelişme, henüz  yaşanmamış                    ve beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>..Din-i hak, bu iltihak neticesinde azim  bir kuvvet                    bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karsı ayrı ayrı iken  mağlub                    olan İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik cereyanına                    galebe edip dağıtacak.. (Mektubat 53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 36- Bu ittifakın başına da Hz. İsa  geçecektir.                    Hıristiyanların da beklediği Hz. İsa&#8217;nın nuzulü ve  ittifak ile                    gelen bu neticeler yaşanmadığına göre, Bediüzzaman&#8217;ın  yaşanacağını                    söylediği bu gelişmeler beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>.. İttihad neticesinde, dinsizlik  cereyanına galebe                    edip dağıtacak istidadında iken </strong><strong>alem-i  semavatta cism-i                    beşerisiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselam, o din-i  hak cereyanının                    başına geçeceğini bir Muhbir-i Sadık, bir  Kadir-i Külli                    Şey&#8217;in va&#8217;dine istinad ederek haber vermiştir. Madem  haber vermiş,                    haktır; madem Kadir-i Külli Sey&#8217; va&#8217;detmiş elbette  yapacaktır                    &#8230; (Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 37- Dinsizlik akımı etkisini sürdürdüğüne  göre,                    iki din ittifak etmediğine göre, hak dinin kuvvet  bulmasını                    gerçekleştirecek olan iki mübarek zat olan Hz. Mehdi  ve Hz.                    İsa&#8217;nın gelmeleri beklenmektedir</em></strong></p>
<p><strong>Şahs-ı İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı ile  maktül olan                    şahs-ı Deccal&#8217;ın teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk ve  dinsizliğin                    azametli heykeli ve şahs-ı manevisini mahvedecek ancak  İsevi                    ruhanileridir ki; o ruhaniler din-i İsevi&#8217;nin  hakikatını hakikat-ı                    İslamiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak,  mânen öldürecek.                    Hattâ, &#8220;</strong><strong>Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hz.  Mehdi&#8217;ye                    namazda iktida eder, tâbi olur.&#8221; diye  rivâyeti bu ittifaka                    ve hakikat-ı Kurâniye&#8217;nin matbuiyetine ve hakimiyetine  işaret                    eder. (Şualar, 493)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 38- İslam&#8217;ın, bu gelişmelerle birlikte  dünyaya                    hakim olacağı müjdelendiğine göre, Müslümanların bunu  ve bunun                    gerçekleşmesine vesile olacak Hz. Mehdi&#8217;nin zuhurunu,  Bediüzzaman                    gibi gözlüyor olmaları doğru olanıdır</em></strong></p>
<p><strong>Allahu a&#8217;lem bissevab, bu ayrı ayrı  rivayetlerin                    bir te&#8217;vili şudur ki: Büyük Mehdi&#8217;nin çok vazifeleri  var. Ve                    siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde,  cihad                    alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her  bir asır                    me&#8217;yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te&#8217;yid  edecek bir                    nevi Mehdi&#8217;ye veyahud Mehdi&#8217;nin onların imdadına o  vakitte gelmek                    ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile  her devirde                    belki her asırda bir nevi Mehdi Al-i Beyt-ten çıkmış,  ceddinin                    şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela:  Nakşibend                    ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdi&#8217;nin  bir kısım                    vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında  gelen rivayetlerde,                    medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam  olduğundan rivayetler                    ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: &#8220;Eskide  çıkmış.&#8221;                    Her ne ise&#8230;</strong></p>
<p><strong>Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren  ve binler                    manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve  hakikat-i Kur&#8217;aniyenin                    mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle  beslenen,                    tekemmül eden A-li Beyt, elbette ahir zamanda şeriat-i  Muhammediyeyi                    ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.) ihya                    ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan &#8220;Büyük  Mehdi&#8221; nin                    kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya  göstermeleri gayet                    makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve  hayat-i içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 39- Kuran&#8217;ın hakikatleri henüz ihya  edilmemiştir.                    Bediüzzaman&#8217;ın tabiriyle bir nev&#8217;i ta&#8217;tile uğrayan  Kuran&#8217;ın                    hükümleri, Hz. Mehdi tarafından ihya edilecektir.</em></strong></p>
<p><strong>Üçüncü Vazifesi: İnkılâbat-ı zamaniye ile  çok ahkâm-ı                    Kur&#8217;aniye&#8217;nin zedelenmesiyle ve Şeriat ı  Muhammediye&#8217;nin (A.S.M.)                    kanunları bir derece ta&#8217;tile uğramasiyle o zat, </strong><strong>bütün                     ehl-i imanın mânevi yardımlariyle ve </strong><strong>ittihad-ı                     İslâm&#8217;ın</strong> muavenetiyle ve <strong>bütün ulema  ve evliyanın ve bilhassa </strong><strong>Al-i Beyt&#8217;in neslinden her asırda  kuvvetli                    ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklariyle                    o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. (Emirdağ Lahikası,  260)</strong></p>
<p><strong>.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i  Furkaniyeyi                    ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra  ile,                    başkumandanları olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221;  nin kemal-i                    adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet  makul                    olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 40- Kuran&#8217;ın hükümleri Mehdi tarafından  icra edilecektir.</em></strong></p>
<p><strong>.. Şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i  Furkaniyeyi                    ve sünnet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ihya ile, ilan ve icra  ile,                    başkumandanları olan &#8220;</strong><strong>Büyük Mehdi&#8221;  nin kemal-i                    adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet  makul                    olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i  içtimaiye-i                    insaniyedeki düsturların muktezasıdır&#8230;&#8221; (Şualar,  456)</strong></p>
<p><strong>O zatın ikinci vazifesi, </strong><strong>şeriatı  icra ve                    tatbik etmektir. Birinci vazife maddi  kuvvetle değil,                    belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu  halde, bu                    ikinci vazife </strong><strong>gayet büyük maddi bir kuvvet  lazım ki,                    o ikinci vazife tatbik edilebilsin. (Sikke-i Tasdik-i  Gaybi,                    9)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 41- Mehdi ve talebeleri geldiğinde üstad  kendisinin                    hayatta olmayacağını, vefat etmiş olacağını  vurgulamıştır</em></strong></p>
<p><strong>Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde  asıl                    sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri),  Cenab-ı                    Hakk&#8217;ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o  tohumlar sünbüllenir. </strong><strong>Bizler de kabrimizde seyredip Allah&#8217;a  şükrederiz.                    (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138 &#8211; Kastamonu Lahikası, 72)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 42- Bediüzzaman, hizmetiyle yaşadığı ülke  ve yaşadığı                    yere yakın bölgelerdeki insanlara hizmetini  ulaştırabilmiş,                    ancak Mehdi&#8217;nin İslam aleminin birliğini dayanak  noktası alarak,                    etkisini tüm insanlığa ulaştıracağını söylemiştir</em></strong></p>
<p><strong>İkinci Vazifesi: Hilafet i Muhammediye  (A.S.M.)                    ünvanı ile şeair-i İslamiyeyi ihya etmektir. Alem-i  İslâmın                    vahdetini nokta-i istinad edip beşeriyeti maddi ve  mânevi tehlikelerden                    ve gadab-ı İlâhi&#8217;den kurtarmaktır. Bu vazifenin,  nokta-i istinadı                    ve hadimleri, milyonlarla efradı bulunan ordular  lazımdır. (Emirdağ                    Lahikası, 259)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 43- Bediüzzaman, Mehdi&#8217;nin kendisinin  komutanı,                    kendisinin de onun bir eri bir askeri olduğunu ifade  etmiştir.</em></strong></p>
<p><strong>O ileride gelecek acib şahsın bir  hizmetkarı ve                    ona yer hazır edecek bir dümdarı ve </strong><strong>o büyük  kumandanın                    pişdâr bir neferi olduğumu zannediyorum.  (Barla Lahikası,                    162)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 44- Bediüzzaman kendisinin &#8220;seyyid&#8221;  olmadığına,                    Mehdi&#8217;nin ise &#8220;seyyid&#8221; olacağına özellikle dikkat  çekmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8220;Ben, kendimi seyyid bilemiyorum. Bu  zamanda nesiller                    bilinmiyor. Halbuki âhir zamanın o büyük şahsı, Âl-i  Beyt&#8217;ten                    olacaktır.&#8221; (Emirdağ Lahikası, 247-250)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 45- Bediüzzaman, kendi talebelerinin  Risale-i Nurları                    ve kendisini hata ederek Mehdi zannettiklerini ve  yanıldıklarını                    ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>&#8230; Risale-i Nur&#8217;un şahs-ı manevisini  haklı olarak                    Hz. Mehdi telakki ediyorlar. O şahs-ı manevinin de bir  mümessili,                    Nur şakirdlerinin tesanüdünden gelen bir şahs-ı  manevisi ve                    o şahs-ı maneviden bir nevi mümessili olan biçare  tercümanını                    zannettiklerinden, bazen o ismi O&#8217;na veriyorlar. Gerçi </strong><strong>bu,                    bir iltibas ve bir sehivdir, fakat onda mes&#8217;ul  değiller.                    (Tılsımlar Mecmuası, 201)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 46- Bediüzzaman&#8217;a göre, ahir zamanın  büyük Mehdisi                    ünvanını alacak kişide ve cemaatinde üç vazifenin de  yapıldığı                    görülmelidir</em></strong></p>
<p><strong>Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi  Mehdi                    ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat herbiri </strong><strong>üç  vazifeden                    birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın  Büyük                    Mehdi ünvanını alamamışlar.<em> </em>(Emirdağ                     Lahikası, 260)</strong></p>
<p><strong>Hem bu </strong><strong>üç vezaifi birden bir şahısda,                    yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması  ve birbirini                    cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir  zamanda                    Al-i Beyt-i Nebevi&#8217;nin (A.S.M.) cemaati-i nuraniyesini  temsil                    eden Hazret-i Mehdi&#8217;de ve cemaatindeki şahs-ı manevide  ancak                    içtima edebilir. (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i  Tasdik-i                    Gaybi, 156)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 47- Üstad, ahir zamanda zuhur edeceği  müjdelenen                    şahısları herkesin tanıyamayacağını, ancak  yakınlarının imanlarının                    nuru ile tanıyabileceklerini ifade etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (A.S) geldiği vakit, herkesin  onun İsa                    olduğunu bilmesi gerekmez. </strong><strong>O&#8217;nun yakınları ve  ileri                    gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar.  Yoksa                    açıkça herkes onu tanımayacaktır. (Mektubat, 54)</strong></p>
<p><strong>Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın nuzulü  dahi                    ve</strong><strong> kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u  imanın dikkatiyle                    bilinir; herkes bilemez. (Şualar, 487)</strong></p>
<p><strong><br />
<em> 48- Hz. İsa&#8217;yı en iyi tanıyacak kişi  şüphesiz ki                    Hz. Mehdi&#8217;dir. Bediüzzaman onun talebelerinin  sayılarının az                    olacağı ve küçük bir cemaat olduğunu söylemektedir </em></strong></p>
<p><strong>İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile  tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin  kemiyeti,                    Deccal&#8217;in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına  nispeten                    çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir. (Şualar,  495)</strong></p>
<p><strong><br />
</strong> <strong><em> 49- Hz. Mehdi ve ahir zamanda zuhur  edeceği bildirilen                    diğer şahısların herkes tarafından tanınamayacağı,  ancak imanın                    nurundan kaynaklanan bir dikkatle tanınabileceği  Bediüzzaman                    tarafından bildirilmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Şimdi Mehdi gibi eşhâsın hakkındaki  rivâyâtın ihtilâfâtı                    ve sırrı şudur ki:</strong></p>
<p><strong>Ehadîsi tefsir edenler, metn-i Ehadîsi  tefsirlerine                    ve istinbatlarına tatbik etmişler. Meselâ: Merkez-i  saltanat                    o vakit Şam&#8217;da veya Medine&#8217;de olduğundan, vukuat-ı  Mehdiye veya                    Süfyâniyeyi merkez-i saltanat civarında olan Basra,  Kûfe, Şam                    gibi yerlerde tasavvur ederek öyle tefsir etmişler.</strong></p>
<p><strong>Hem de o eşhasın şahs-ı mânevîsine veya  temsil                    ettikleri Cemâate âit âsâr-ı azîmeyi o eşhasın  zâtlarında tasavvur                    ederek öyle tefsir etmişler ki, o eşhas-ı hârika  çıktıkları                    vakit bütün halk onları tanıyacak gibi bir şekil  vermişler.</strong></p>
<p><strong>Halbuki demiştik: Bu dünya tecrübe  meydanıdır.                    Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle  ise o                    eşhas, hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman  çokları, hattâ                    kendisi de bidayeten Deccal olduğunu bilmez. </strong><strong>Belki  nur-u                    îmânın dikkatiyle, o eşhas-ı âhirzaman tanınabilir.</strong></p>
<p><strong><br />
<em>50- Bediüzzaman, Mehdilik için kendine hüsn-ü zan  edenlerin,                    sadece iman vazifesine göre değerlendirme  yaptıklarını, halbuki                    Mehdi&#8217;nin diğer vazifeleri olan &#8216;şeriatı ihya ve  hilafeti tatbik&#8217;                    etmesini dikkate almadıkları için yanıldıklarını ifade  etmiştir</em></strong></p>
<p><strong>Bazı ayat-ı kerime ve ehadis-i şerife  ahirzamanda                    gelecek bir müceddid-i ekberi mana-yı işari ile haber  veriyorlar.                    Fakat o gelecek zatın ve cemiyetinin üç vazifesinden  en ehemmiyetlisi                    olan ve zahiren en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve  hakaik-i                    imaniyeyi güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur  ve şakirdlerinin                    şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; </strong><strong>o gelecek  zata dair                    haberleri ve işaretleri, Risale-i Nur&#8217;un şahs-ı  manevisine hatta                    bazen tercümanına da tatbike çalışmışlar ve Şeriatı  ihya ve                    hilafeti tatbik olan çok geniş dairede hükmeden bu iki  mühim                    vazifesini nazara almamışlar. Onların  kanaatleri, onların                    Risale-i Nur&#8217;dan istifade cihetinde faidelidir,  zarasızdır;                    fakat Nur&#8217;un mesleğindeki ihlasa ve hiçbir şeye alet  olmamasına                    ve dünyevi ve manevi makamatı aramamasına zarar  verdiği gibi,                    Nurların muhafızları her taifenin hususan siyasi  taifenin tenkidine                    ve hücumuna vesile olabilir. (Tılsımlar Mecmuası, 168)</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/bediuzzaman-said-nursiye-gore-mehdi-neden-gelecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayın Adnan Oktar&#8217;ın, konuşmalarında İslam ahlakının hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması, Kuran ahlakının bir gereği ve Peygamberimiz (sav)&#8217;in bir sünnetidir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/sayin-adnan-oktarin-konusmalarinda-islam-ahlakinin-hakimiyeti-ve-mehdiyet-konularina-ozel-yer-ayirmasi-kuran-ahlakinin-bir-geregi-ve-peygamberimiz-savin-bir-sunnetidir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/sayin-adnan-oktarin-konusmalarinda-islam-ahlakinin-hakimiyeti-ve-mehdiyet-konularina-ozel-yer-ayirmasi-kuran-ahlakinin-bir-geregi-ve-peygamberimiz-savin-bir-sunnetidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2010 10:23:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Oktar]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayet]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Lider]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Adnan Oktar&#8217;ın, konuşmalarında İslam ahlakının  hakimiyeti ve Mehdiyet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Sayın Adnan Oktar&#8217;ın, konuşmalarında İslam ahlakının  hakimiyeti ve Mehdiyet konularına özel yer ayırması,  Kuran ahlakının  bir gereği ve Peygamberimiz (sav)&#8217;in bir sünnetidir</h3>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>Sayın  Adnan Oktar yaptığı tüm radyo ve televizyon röportajlarında ve  sohbetlerinde Mehdiyet konusuna özel önem vermekte ve bu konuya geniş  yer ayırmaktadır. Kuşkusuz ki bu durum, her konuda olduğu gibi Sayın  Adnan Oktar’ın kendisine Kuran ayetlerini ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in  sünnetini rehber edinmesinden kaynaklanmaktadır.</b></font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>1.&nbsp;  Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesi ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin  Müslümanlara müjdelenmesi Peygamberimiz (s.a.v.)’in bir sünnetidir.</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><img src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010.jpg" mce_src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010.jpg" alt="" vspace="5" width="350" align="right" height="273" hspace="5">Allah  Kuran’da, İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması için gayret etmenin tüm  Müslümanların önemli bir sorumluluğu olduğunu bildirmiştir. Kuran’da bu  konuda çok fazla ayet yer almaktadır. Ve Allah’ın Adetullahı gereği,  tarihin her döneminde hak dinin tebliğinde Müslümanlara önderlik eden,  onları hidayete yönelten manevi bir lider olmuştur. Allah Kuran  ayetlerinde tüm toplumlara, onlara yol gösterecek bir elçi gönderdiğini  bildirmiştir. İşte ahir zamanda Müslümanları Kuran ahlakına ve hidayete  yöneltecek, onları birleştirip tek bir çatı altında toplayacak olan kişi  de Hz. Mehdi (a.s.)’dır. Peygamberimiz (s.a.v.)‘in tevatür  derecesindeki sahih hadisleriyle bu konu yaklaşık 14 asır önce insanlara  müjdelenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konunun önemini hadislerinde  çok açık bir şekilde vurgulamış ve Müslümanların da birbirlerini bu  konuyu gündeme getirerek müjdelemelerini bildirmiştir:</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><i>“HZ. MEHDİ (A.S.)  İLE MÜJDELENİN. O Kureyş’ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir.” (Kitab-ul  Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13)</i></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Bir başka hadisinde ise  Peygamberimiz (s.a.v.), <b><i>“Mehdi (a.s.) zuhur eder, HERKES  SADECE O’NDAN KONUŞUR, O’nun sevgisini içer ve O’NDAN BAŞKA BİR ŞEYDEN  BAHSETMEZLER.”</i></b> (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il  Ahir Zaman, s. 33) sözleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkacağı  dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İşte Sayın Adnan Oktar  da, Peygamberimiz (s.a.v.)’in bu hadisleri gereği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın  gelişini Müslümanlara müjdelemekte, Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara  tanıtmakta ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in haber verdiği gibi,  konuşmalarında sıklıkla Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsetmektedir<br /> Peygamberimiz (s.a.v.) de yaşadığı dönemde, hem beraberindeki  Müslümanlara hem de kendisinden sonra yaşayacak nesillere Hz. Mehdi  (a.s.)’ı tanıtmış ve konuşmalarında Hz. Mehdi (a.s.)’a geniş yer  ayırmıştır. Eğer Mehdiyet önemsiz ya da üzerinde durulmasına gerek  olmayan bir konu olsaydı, elbetteki bunun uygulamasını en başta  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in konuşmalarında görürdük. Ancak tam  tersine, Peygamberimiz (s.a.v.), Allah’ın yol göstermesiyle, hem kendisi  bu konuyu çok ehemmiyetli görmüş hem de Müslümanları, tarihin her  döneminde bu konuyu gündemde tutmaya, tüm Müslüman alemini bu konuyla  müjdelemeye teşvik etmiştir.</font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>2.  1400 yılı aşkın bir süredir tüm büyük İslam alimleri Müslümanlara Hz.  Mehdi (a.s.)’ın gelişini müjdelemiş; eserlerinde ve sohbetlerinde bu  konuya geniş yer ayırmışlardır.</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Peygamberimiz  (s.a.v.)‘den bu yana, 14 yüzyıldan beri yaşamış olan tüm İslam alimleri,  Peygamberimiz (s.a.v.)‘in sünneti gereği Mehdiyet konusunun üzerinde  önemle durmuş; hadisleri aktarmış ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı insanlara  tanıtan özellikleri tüm detaylarıyla yüzlerce sayfa boyunca  açıklamışlardır. Bu kimselerin her biri, İslam tarihinde önemli yeri  olan, Müslümanlara pek çok konuda yol göstermiş, yaşadıkları dönemlerin  kutbu olmuş büyük alimlerdir. Yine Ehli Sünnet’in büyükleri olan hadis  imamlarımız, mezhep imamlarımız da Mehdiyet konusuna büyük önem vermiş;  eserlerinde Mehdiyet konusunu tüm detaylarıyla açıklamışlardır. Hz.  Mehdi (a.s.)’ın müjdecisi, Hicri 13. yy’ın kutbu, büyük İslam alimi  Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde yüzlerce sayfayı Hz. Mehdi  (a.s.)’ın gelişine ayırmıştır.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Mehdiyet konusunu  önemle vurgulayan ve tarih boyunca Müslümanlara yol gösterici olmuş  büyük İslam alimlerinden bazılarının isimleri şöyledir:</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">1.&nbsp; İMAM-I AZAM EBU  HANİFE<br /> 2.&nbsp; İMAM-I HANBELİ<br /> 3.&nbsp; İMAM-I ŞAFİİ<br /> 4.&nbsp; İMAM-I MALİKİ<br /> 5.&nbsp; İMAM MUHAMMED BİN İSMAİL BUHARİ (BUHARİ)<br /> 6.&nbsp; EBUL-HÜSEYN MÜSLİM BİN HACCAC KUŞEYRİ (MÜSLİM)<br /> 7.&nbsp; BÜYÜK HADİS ALİMİ&nbsp; MUHAMMED BİN İSA TİRMİZİ<br /> 8.&nbsp; HAFIZ EBU DAVUD SÜLEYMAN BİN EŞ’AS SİCİSTANİ<br /> 9.&nbsp; EBU ABDULLAH MUHAMMED BİN YEZİD (İBN-İ MACE)<br /> 10. MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ <br /> 11. ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ<br /> 12. ABDÜLKADİR GEYLANİ<br /> 13. İMAM GAZALİ<br /> 14. İMAM-I RABBANİ, <br /> 15. MUHYİDDİN ARABİ <br /> 16. İBN KESİR<br /> 17. İBN TEYMİYE<br /> 18. ZAHİDU’L KEVSERİ<br /> 19. CELALEDDİN SUYUTİ <br /> 20. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ <br /> 21. ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ<br /> 22. HÜSEYİN HİLMİ IŞIK<br /> 23. MAHMUD ESA’D COŞAN<br /> 24. MAHMUT SAMİ RAMAZANOĞLU<br /> 25. EBU KASIM TABARANİ<br /> 26. ELMALILI HAMDİ YAZIR<br /> 27. MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ <br /> 28. MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ<br /> 29. KURTUBİ<br /> 30. İMAM MATURİDİ<br /> 31. İMAM ACCURİ <br /> 32. İBN HAZM<br /> 33. PEZDEVİ<br /> 34. NESEFİ<br /> 35. TEFTAZANİ<br /> 36. İBNU’L ARABİ<br /> 37. İMAM CAFER ET TAHAVİ<br /> 38. BEYAZİ<br /> 39. SEYYİD ALUSİ<br /> 40. EBU’L MÜNTEHA<br /> 41. ES-SEFFARİNİ<br /> 42. ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD<br /> 43. EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ<br /> 44. MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ<br /> 45. ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ<br /> 46. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ<br /> 47. ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ<br /> 48. HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ<br /> 49. EB’UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ<br /> 50. SAİD HAVVA<br /> 51. ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ <br /> 52. M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ<br /> 53. MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ<br /> 54. NUREDDİN ATER<br /> 55. EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ<br /> 56. EBU’S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE<br /> 57. EN-NEVEVİ<br /> 58. EBU’L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ<br /> 59. MUHAMMED EL-MEKKİ<br /> 60. EBU BEKİRAHMED B. MUHAMMED İSKAFİ <br /> 61. HAFIZ EBU BEKİR B. HAYSEME <br /> 62. EBU-L BEKİR MUHAMMED B. İBRAHİM KELABAZİ BUHARİ <br /> 63. EBU KASIM ABDURRAHMAN SÜHEYLİ<br /> 64. YUSUF B. YAHYA MAKDİSİ EŞ-ŞAFİİ <br /> 65. ŞEYH İBRAHİM B. MUHAMMED HAMVİNİ <br /> 66. İBN-İ HACER EŞ-ŞAFİİ EL-MEKKİ <br /> 67. İBN-İ HACER-İ MEKKİ<br /> 68. ŞEYH MUHAMMED B. AHMET SEFARİNİ&nbsp; EL-HANBELİ <br /> 69. SÜLEYMAN B. İBRAHİM KUNDUZİ&nbsp; <br /> 70. SEYYİD MUHAMMED SIDDIK KANUCİ BUHARİ <br /> 71. EBULFAZL ABDULLAH B. MUHAMMED SIDDIK<br /> 72. ALLAME ŞEVKANİ, <br /> 73. HAFIZ ESKALANİ <br /> 74. İBN-İ HACER-İ HEYSEMİ<br /> 75. ŞEBLENCİ <br /> 76. MISIRLI ŞEYH MUHAMMED-İ HANEFİ<br /> 77. ŞEYH MUHAMMED SABBAN<br /> 78. SÜVEYDİ<br /> 79. AHMED BİN ZEYNİ DEHLAN EŞ ŞAFİİ<br /> 80. ABDULVAHHAB ABDULLATİF&nbsp; <br /> 81. ALLAME EBU TAYİP<br /> 82. SAİD BİN CABİR<br /> 83. NİYAZİ MISRİ<br /> 84. EN NİFERİ<br /> 85. İMAMI AZAM FIKHI EKBER ŞERHİNDE ALİYYUL KAR’İ<br /> 86. TAHTAVİ<br /> 87. ŞEYH MANSUR ALİ NASİF&nbsp; (TAÇ İLMİHALİ)<br /> 88. SEYYİD KUTUP<br /> 89. ŞEYH FAKİH İMANİ<br /> 90. ALİ ES SABUNİ’<br /> 91. MUHAMMED MEHDİ EL-HORASAN<br /> 92. ŞEYHÜLİSLAM MUSTAFA SABRİ EFENDİ</font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>3.  Yüce Rabbimiz, Hz. Adem (a.s.)’dan ve dünyanın yaratılışından bu yana,  tüm dünyayı Mehdiyet için hazırlamıştır.</b></font></p>
<blockquote dir="ltr"><p><font face="Verdana" size="3"><b>“Andolsun, Biz  Zikir’den sonra Zebur’da da: “Şüphesiz Arz’a salih kullarım varisçi  olacaktır” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)</b></font></p>
</blockquote>
<p><font face="Verdana" size="3"><img src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010_a.jpg" mce_src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010_a.jpg" alt="" vspace="5" width="375" align="left" height="291" hspace="5">Dünyanın  var oluşundan, Hz. Adem (a.s.)’ın yaratılışından bu yana Allah tüm  yeryüzünü ve tarihte yaşanan tüm olayları Mehdiyet için hazırlamıştır.  Hz. İsa (a.s.) zamanında İncil, Hz. Musa (a.s.) döneminde ise Tevrat  ile, Hz. Davud (a.s.) zamanında Zebur ile tüm insanlar Hz. Mehdi  (a.s.)’ın gelişiyle müjdelenmişlerdir. Allah, Hz. Mehdi (a.s.) ile tüm  yeryüzüne İslam ahlakını hakim kılmak için, Hz. Mehdi (a.s.)’ın  gelişinden önce dünyaya dinsizliği hakim etmiştir. 20. yüzyılda yaşanan  tüm savaşlar; I. ve II. Dünya Savaşları, yeryüzünde hüküm süren terör ve  anarşi olayları, Müslümanların yaşadığı birçok bölgede hüküm süren  baskılar, zorluk, sıkıntı ve acılar, açlık, sefalet ve kargaşalar, hep  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi öncesinde özel olarak yaratılmış olaylardır.  Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadisleriyle Hz. Mehdi (a.s.)’ın  çıkışını insanlara haber veren yüzlerce olayın gerçekleşeceğini  bildirmiş; ve bu alametlerin çok büyük bir bölümü de yine bu dönemde  sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkışı için özel olarak gerçekleştirilmiştir.  Rabbimiz, Kendi Katına yükselttiği Hz. İsa (a.s.)’yı, yüzyıllar sonra  böyle şerefli bir olay için tekrar yeryüzüne indireceğini bildirmiştir.  Tüm bunlar dünyanın seyrini değiştiren, dönüm noktası olarak ifade  edilen çok büyük ve tarihi olaylardır. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Allah’ın, tüm bu tarihi  gelişmeleri, sırf Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin hazırlık safhaları  olarak yaratmış olması, kuşkusuz ki Mehdiyet konusunun önemini ortaya  koymaktadır. Buna rağmen Mehdiyet’i ve Hz. Mehdi (a.s.)’ı (Allah’ı  tenzih ederiz) önemsizmiş gibi göstermek ve sürekli gündeme  getirilmesine gerek olmadığını düşünmek son derece hatalı bir bakış  açısıdır.&nbsp;&nbsp; Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde, <b>“dünyanın tek  bir günlük ömrü dahi kalmış olsa, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi için bu  vaktin uzatılacağını”</b> bildirmiştir. Sadece bu hadis dahi,  Mehdiyet’in ne kadar önemli olduğunu Müslümanların kavraması açısından  son derece açıklayıcıdır:</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><i>“Abdullah (r.a) dan  rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: Ehl-i Beyt’imden  ismi ismime mutabık olan bir kişi (Hz. Mehdi (a.s.)) başa geçecektir&#8230;  DÜNYANIN ANCAK BİR GÜNLÜK ÖMRÜ KALMIŞ OLSA, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)’IN)  BAŞA GEÇMESİ İÇİN CENAB-I ALLAH O GÜNÜ BEHEMEHAL UZATIR.” (Sünen-i  Tirmizi 4/92)</i></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b><font color="#993300">4. Kuran’da İslam ahlakının tüm yeryüzüne hakim olacağı  vadedilmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) de, 14 asırdır hasretle beklenen  bu büyük olaya Hz. Mehdi (a.s.)’ın vesile olacağını bildirmiştir.  Mehdiyet’ten bahsedilmesini önemsiz ve gereksiz görmek, İslam ahlakının  hakimiyetini de önemsiz görmek olur.</font></b> </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Allah Kuran’ın pek çok  ayeti ile, İslam ahlakını tüm dünyada hakim kılacağı bir dönem olacağını  vadetmiştir. Hadislerde de bu vaadin, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle  gerçekleşeceği bildirilmiştir. Buna rağmen Mehdiyet’in önemi yok demek,  (Allah’ı tenzih ederiz) Kuran’ın da, İslam’ın da, İslam ahlakının dünya  hakimiyetinin de önemini takdir edemeyen bir bakış açısı olduğunu  gösterir. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Oysa ki Allah’ın  Kuran’da bildirdiği ayetler çok açıktır. Allah, hak din olan İslam’ı  dünyaya hakim kılacaktır. Allah, her dönemde Müslümanları uyarıp  korkutan, onları hidayete yönelten, onları tek bir birlik altında  toplayan bir elçi göndermektedir. Bu Allah’ın Adetullahıdır. Ve Allah,  Peygamberimiz (s.a.v.) ile, ahir zamanda Müslümanların bu manevi  liderinin, dünyada İslam’ın hakimiyetine vesile olacak olan şahsın Hz.  Mehdi (a.s.) olduğunu bildirmiştir. İslam alemi, Peygamber Efendimiz  (s.a.v.)’den bu yana 1400 yılı aşkın bir süredir Mehdiyet’i aşkla şevkle  gündemde tutmuş, Hz. Mehdi (a.s.)’ı sevgiyle anmış ve onun döneminde  yaşayanlardan olabilmek için Allah’a gönülden dua etmişlerdir. Hz. Mehdi  (a.s.)’ın hemen hemen tüm geliş alametlerinin gerçekleştiği, içinde  bulunduğumuz ahir zamanda ise, elbette ki Mehdiyet tüm Müslümanların  dillerinden düşürmemeleri gereken bir konudur. Tüm Müslümanların  Mehdiyet konusundan şevkle bahsetmeleri, azim ve gayretle gündemde  tutmaları ve tüm dünya Müslümanlarını da, bu yüzyılda gerçekleşecek olan  bu tarihi olayla müjdelemeleri son derece önemlidir. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Allah’ın Kuran’da İslam  ahlakını yeryüzüne hakim kılacağını bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın  gelişine işaret eden ayetlerden bazıları şöyledir:</font></p>
<blockquote dir="ltr"><p><font face="Verdana" size="3"><b>“Allah  içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: “HİÇ  ŞÜPHESİZ ONLARDAN ÖNCEKİLERİ NASIL ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILDIYSA,  ONLARI DA YERYÜZÜNDE ‘GÜÇ VE İKTİDAR SAHİBİ’ KILACAK, KENDİLERİ İÇİN  SEÇİP BEĞENDİĞİ DİNLERİNİ KENDİLERİNE YERLEŞİK KILIP SAĞLAMLAŞTIRACAK VE  ONLARI KORKULARINDAN SONRA GÜVENLİĞE ÇEVİRECEKTİR&#8230;”” (Nur Suresi, 55)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“Ve seveceğiniz  bir başka (nimet) daha var: ALLAH’TAN ‘YARDIM VE ZAFER (NUSRET)’ VE  YAKIN BİR FETİH. Mü’minleri müjdele.” (Saff Suresi, 13)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“Andolsun, Biz  Zikir’den sonra Zebur’da da: “ŞÜPHESİZ ARZ’A SALİH KULLARIM VARİSÇİ  OLACAKTIR” diye yazdık.” (Enbiya Suresi, 105)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“Andolsun,  gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: “GERÇEKTEN ONLAR,  MUHAKKAK NUSRET (YARDIM VE ZAFER) BULACAKLARDIR. VE HİÇ ŞÜPHESİZ; BİZİM  ORDULARIMIZ, ÜSTÜN GELECEK OLANLAR ONLARDIR.”” (Saffat Suresi, 171-173)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“Allah,  yazmıştır: “ANDOLSUN, BEN GALİP GELECEĞİM VE ELÇİLERİM DE.” Gerçekten  Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.” (Mücadele  Suresi, 21)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“Elçilerini  hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. ÖYLE Kİ ONU (HAK DİN OLAN  İSLAM’I) BÜTÜN DİNLERE KARŞI ÜSTÜN KILACAKTIR; müşrikler hoş görmese  bile.” (Saff Suresi, 9)</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>“ALLAH’IN  YARDIMI VE FETİH GELDİĞİ ZAMAN, VE İNSANLARIN ALLAH’IN DİNİNE DALGA  DALGA GİRDİKLERİNİ GÖRDÜĞÜNDE, hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve  O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.” (Nasr  Suresi, 1-3)</b></font></p>
</blockquote>
<p><font face="Verdana" size="3"><b><font color="#993300">5. Kuran’da, tarih boyunca kötülerle iyilerin,  deccaliyet ile Mehdiyet’in, batıl ile hak dinin bir mücadelesi olduğu  bildirilmiştir. İşte ahir zamanda deccaliyeti yenecek olan güç ve hemen  her sorunun çözümü de Mehdiyet olacaktır.</font></b> </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Allah’ın Kuran  ayetlerindeki vaatleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)‘in hadislerinde verilen  bilgiler Mehdiyet konusunun önemini açıkça ortaya koymaktadır.  Kuran’da, tarih boyunca yaşanmış olan her devirde deccallerin ve  Mehdilerin mücadelesinin var olduğu bildirilmektedir. Ve bu iki fikrin;  yani inananlarla inanmayanların, hak ile batılın mücadelesi kıyamete  kadar da sürecektir. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Örneğin Hz. İbrahim  (a.s.), yaşadığı dönemin Mehdisi, Nemrud da o dönemin deccali olmuştur.  Hz. Musa (a.s.) da kendi döneminin Mehdisi ve Firavun da o zamanın  deccali olmuştur. Tarihin her aşamasında, deccallerin ve Mehdilerin  göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesi vardır.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Peygamberimiz (s.a.v.),  ahir zamanda çıkacak olan deccalin, bu güne kadar gelmiş geçmiş en  azılı, en etkili ve en güçlü Deccal hareketi olacağını bildirmiştir.  İşte buna karşılık Allah, Ahir Zaman Mehdisi’ni de o denli önemli  kılmış, Hz. Mehdi (a.s.)’ın deccal ile olan mücadelesini ve bunun  sonucundaki galibiyetini de o denli büyük bir olay olarak yaratmıştır. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Said Nursi Hazretleri  risalelerinde, Ahir Zaman Mehdisi’nin çıkacağı içerisinde bulunduğumuz  bu zamanı, <b><i>“ahir zamanın EN BÜYÜK FESADI dönemi”</i></b> (Mektubat, s.411-412) sözleriyle tanımlamıştır. Gerçekten de içerisinde  bulunduğumuz bu dönemde, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük fesadı  yaşanmaktadır. Hz. Adem (a.s.)’dan bu yana, bu devre kadar bu derece  büyük bir fesat ne Nemrud ne Firavun ne de Hülagü devrinde hiç  olmamıştır. Bu kadar büyük bir fesat ilk defa yaşanmaktadır. Ahir zaman  deccali artık çıkmıştır. Deccal dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük  fesadıdır. Öyle ki tarih boyunca bütün Peygamberler, ahir zaman  deccalinin şerrinden Allah’a sığınmışlardır. Halihazırda tarih boyunca  yaşamış olan tüm Firavunların, Nemrudların ve deccallerin toplamından  daha şiddetli bir küfür dünyaya hakim olmuştur. Dolayısıyla elbette ki,  ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi (a.s.) da bu denli önemli bir şahıs  ve Mehdiyet de bu denli önemle üzerinde durulması gereken bir konudur. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Tarihte ilk defa bu  kadar büyük bir Deccal ve bu kadar şiddetli bir küfür hakim iken,  Mehdiyet’in önemsizliğinden bahsetmek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın  gelmeyeceğini iddia etmek, Allah’ın Kuran ile bildirdiği Adetullahına da  uygun değildir. Rabbimiz dünya tarihi boyunca her zaman böyle bir  Adetullah yaratmıştır. Her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur ve  bunların karşısında da Mehdiler olmuştur. Ama bu dönemde en büyük  deccaller en büyük Nemrudlar en büyük Firavunlar ortaya çıkmışken, bu  dönemde “Hz. Mehdi (a.s.) yoktur, gelmeyecektir” denmesi Kuran’ın  mantığına uygun değildir. Deccal varsa mutlaka Hz. Mehdi (a.s.) da  vardır. Dolayısıyla da böyle bir dönemde Hz. Mehdi (a.s.)’dan  bahsetmemek olmaz. Çünkü çözüm Mehdiyet’tedir. Hz. Mehdi (a.s.)  vesilesiyle Müslümanların yaşadığı tüm sıkıntılar, acılar, zorluklar son  bulacak; yeryüzünde hüküm süren dinsizlik fikren mağlup olacak,  Nemrudların, Firavunların, deccallerin fikri sistemi yok olup  gidecektir.</font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>6.  Kimi insanların Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememelerinin altında  dünyaya yönelik menfaat kaygıları yatmaktadır.</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Kimi insanların  Mehdiyet konusuna hep şüphe ve tereddüt ile yaklaşmalarının, Hz. Mehdi  (a.s.)’ın geleceğini bildiren apaçık delillere dahi sürekli olarak  muhalefet etmelerinin altındaki en önemli neden “menfaat kaygısı”dır.  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ve Mehdiyet makamı tüm inananlar için bir  rahmet olduğu; onun vesilesiyle tüm İslam alemine barış, adalet, bolluk,  bereket, huzur, refah, mutluluk geleceği halde, yine de bazı kimseler  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememektedirler.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Elbette ki bu son  derece dikkat çekici ve düşündürücü bir durumdur. Bir Müslümanın,  dünyadaki tüm Müslümanların iyiliğini, rahatını, birlik ve  beraberliğini, güvenlik ve refah içerisinde yaşamalarını istemesi  gerekir. Ama buna rağmen bazı kimseleri bu duruma vesile olacak kişinin  gelmesinden yana değillerdir. Bunun altında yatan sebepler kuşkusuz  rahmani değil, nefsanidir. Kimileri sakin, kendi halinde, düzenli,  tertipli bir hayat yaşamak için; kimileri kurulu düzenlerinin  bozulmaması, olay çıkmaması, işlerine, evliliklerine, sosyal hayatlarına  zarar gelmemesi için; kimileri mehdilik vasfını kendi bağlı oldukları  hocalarına atfedebilmek ve böylece kendilerince bu kimsenin konumunu,  itibarını korumak amacıyla Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelmesini istememekte ve  Mehdiyet konusundan bahsedilmesinden de rahatsız olmaktadırlar. Ayrıca  eğer Hz. Mehdi (a.s.) gelecek olursa, O’na destek olmaları, onunla  birlikte birçok fedakarlığı, zorluk ve sıkıntıyı göze almaları;  gerektiğinde aile ve işlerine yönelik çıkarlarından feragat etmeleri;  geleceğe yönelik dünyevi planlarından vazgeçmeleri gerekebileceğini  düşünerek, Hz. Mehdi (a.s.) konusunun gündeme gelmesinden  kaçınmaktadırlar. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Ancak bilinmelidir ki  bu kimselerin içerisinde bulunduğu durum, tarihin her döneminde ve  Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da yaşanmıştır. Her Müslüman  toplumunda, iman şevki az olan, İslam’ın menfaatlerindense kendi  menfaatlerini önde tutan ve dünya hayatının çekiciliğine kapılan  insanlar olmuştur. Kuran’da, Peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanları hicret  etmeye, mücadeleye ya da savaşa çağırdığında, ailesini, işini,  çocuklarını bahane ederek geride kalan insanların durumunu anlatan pek  çok ayet vardır. Bu kimseler Peygamber (s.a.v.) ile birlikte Allah için  zorluklara, fedakarlıklara katlanmayı adeta bir kabus gibi görmüş ve  itinayla uzak durmuşlardır. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İşte ahir zamanda Hz.  Mehdi (a.s.)’ın gelmesini, Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsedilmesini istemeyen  kimselerin durumu da bundan farklı değildir. Samimi Müslümanlara Hz.  Mehdi (a.s.)’ın gelişi bir nur gibi gelirken, dünya hayatını hedefleyen  insanlar bu durumdan şiddetle çekinmektedirler. Bir ayette Allah bu  kimselerin durumunu şöyle açıklamaktadır:</font></p>
<blockquote dir="ltr"><p><font face="Verdana" size="3"><b>“Eğer yakın bir  yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama  zorluk onlara uzak geldi. “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle  birlikte&nbsp; (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler.  Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan  söylediklerini biliyor.” (Tevbe Suresi, 42)</b></font></p>
</blockquote>
<p><font face="Verdana" size="3">
<p>&nbsp;</p>
<table width="550" align="center" border="1" cellpadding="1" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>
<p><font face="Verdana" size="3"><b>&#8220;Ve  seveceğiniz bir başka (nimet) daha var: ALLAH&#8217;TAN &#8216;YARDIM VE ZAFER  (NUSRET)&#8217; VE YAKIN BİR FETİH. Mü&#8217;minleri müjdele.&#8221;</b> <br /> (Saff Suresi, 13)</font></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>7.&nbsp;  Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi Allah’ın yarattığı bir kaderdir. Aleyhte&nbsp;  yürütülen hiçbir çaba, bu müjdenin gerçekleşmesine engel olamayacaktır.</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Allah bir ayetinde, <b>“Elçilerini  hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan  İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; MÜŞRİKLER HOŞ GÖRMESE  BİLE.”</b> (Saff Suresi, 9) şeklinde buyurmuştur. Bu ayet bize çok  önemli bir gerçeği haber vermektedir. Ne deccallerin, Nemrutların,  Firavunların mücadelesi ne de kalplerinde hastalık ya da imanlarında  zayıflık bulunan kimselerin çabaları Allah’ın Adetullahına asla etki  edemez. Allah her ne olursa olsun, vaadini yerine getirendir. Allah,  Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadisleri ile Hz. Mehdi (a.s.)’ın bu  yüzyılda geleceğini ve İslam alemini şereflendireceğini haber vermiştir.  Allah vaadini gerçekleştirecek ve inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.) tüm  Müslümanların manevi lideri olarak yeryüzüne Kuran ahlakını hakim  kılacaktır.</font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>SAYIN  ADNAN OKTAR’IN KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI</b></font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>“Mehdiyet’i  Gündeme Getirmekten Kaçınmak Samimiyetsizlik Olur”</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b><font color="#993300"><img src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010_b.jpg" mce_src="http://67.15.194.43http//tr1.harunyahya.com/Image/arastirma_042010_b.jpg" alt="" vspace="5" width="350" align="right" height="386" hspace="5">ADNAN  OKTAR:</font></b> “Bir de bir delikanlı da; “Hocam” diyor, “siz  Allah razı olsun iyi, hoş, güzel konuşuyorsunuz ama her konuyu döndürüp  dolaştırıp Mehdi (a.s.)’a dayandırıyorsunuz. Yani biz bunu  anlayamıyoruz&#8230;” diyorlar. Peki kardeşim yani Kuran’da, bütününe  baktığımızda hangi devirde deccal ve Mehdi (a.s.) mücadelesi olmayan bir  dönem var? Hangi dönemde var? Bir göstersinler bakayım? Kuran’ın her  döneminde, her yerde, Hz. İbrahim (a.s.) döneminde. Hz. İbrahim (a.s.)  “dönemin Mehdisi”dir. Nemrut “dönemin deccali”dir. Firavun “dönemin  deccali”dir. Hz. Musa (a.s.) “dönemin Mehdisi”dir. Değil mi? Dolayısıyla  onların göğüs göğüse çok güçlü bir mücadelesinden bahsediliyor  Kuran’da. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">“Ahir zamanın en büyük  fesadı zamanında&#8230;” diyor Said Nursi. Dünya tarihinin görülmüş, gelmiş  geçmiş en büyük fesadı yaşanıyor şu an. Bakın Hz. Adem (a.s.)’dan  itibaren bu devre kadar bu derece büyük bir fesat ne Firavun devrinde,  ne Nemrut devrinde, ne Hülagü devrinde hiç olmamış. İlk defa oluyor bu  kadar büyük bir fesat ve deccal çıkmış artık bakın. Bütün peygamberler  Allah’a sığınıyorlar deccalin şerrinden. Dünya tarihinin gelmiş geçmiş  en büyük olayıdır deccal. Peki, Deccaliyet zuhur etmiş, değil mi?  Firavunların, Nemrutların toplamından daha şiddetli bir küfür dünyaya  hakim olmuş fakat Mehdi yok diyorlar. Mehdisi yok bu hareketin. İlk defa  diyorlar yani. “Dünya tarihinde her zaman Allah böyle bir Adetullah  yaratmıştır, her zaman küfür olmuştur, deccaller olmuştur, Mehdiler  olmuştur ama bu sefer en büyük deccal çıkmıştır, en büyük Firavun ve  Nemrutlar zuhur etmiştir fakat Mehdi (a.s.) yoktur” diyorlar. Şimdi bu  olmadı. Bu sahtekarlık ve samimiyetsizlik olur. Yani Kuran’a göre, Kuran  mantığıyla baktığımızda samimiyetsizlik olur. Yani deccal varsa,  mutlaka Mehdi vardır inşaAllah. “Dolayısıyla bize Mehdi (a.s.)’dan  bahsetme”. Peki neden bahsedelim? Nasıl canımızın yandığından  bahsedelim. İşte “Ey Amerika kahrol” diyeceksin. Yahudilere,  Siyonistlere işte onlara lanet edeceksin, masonlara lanet edeceksin.  Peki çözüm? “Ağlaşacağız” diyor. “Toplanıp beraber ağlayalım” diyorlar.  Hadi başla bakalım diyorlar. Bismillah birisini başlatıyorlar ağlamaya.  Ağlama günü tertip ediliyor, ağlamaya başlıyorlar. Herkes mendillerle  falan; “niye işte bizi bu hale getirdiniz ey zalimler, ey acımasızlar?”  Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. “Sizde hiç acıma yok mu ey zalimler?”  Hüngür, hüngür, hüngür, hüngür. Konu bu. Çözüm? Aman diyorlar yani  “Mehdi konusunu bırak. Bunun çözümü ağlamaktır” diyorlar. Çözümü  Mehdiyet’tir. Peygamberimiz (s.a.v.) hadislerde bunu demiş. Ama diyor ki  adam, “Mehdiyet gündeme gelince şimdi benim işim var, gücüm var, güzel  rahat eve kavuştum, yiyeceğim, içeceğim yerinde. Tam evlendik, yengen  evde. Keşkül, sütlaç falan her şey var.” Mehdi dedin mi; Mehdi (a.s.) ne  demek? Çile, mücadele, acı çekmek, hapis. Değil mi? Heyecan, açlık,  susuzluk. Ayette ne diyor Cenab-ı Allah? Açlık, susuzluk, zorluklarla  müminlerin imtihan olacağını söylüyor ve ne diyor ayette ayrıca? <b>“Daha  öncekilerin başına gelenler”</b> diyor şeytandan Allah’a  sığınırım; <b>“sizin de başınıza gelmeden hemen cennete  girebileceğinizi mi zannettiniz?”</b> diyor Cenab-ı Allah. Şimdi  adam daha öncekilerin başına gelenler; “aman Allah esirgesin” diyor. Hz  İbrahim (a.s.)’ın başına gelenler, Hz. Musa kavminin, Resulullah’ın  (s.a.v.) zamanında olan olaylar şimdi bizim de başımıza gelirse bütün  keyfimiz, saltanatımız kaçar. Şimdi en iyisi biz Mehdi (a.s.) konusunu  bir ortadan kaldıralım. Dolayısıyla sadece deccal çıktığında ağlaşalım.  Deccal vursun, bunlar da ağlasın. Değil mi? Deccal dövsün, öldürsün,  bunlar ağlaşsınlar. Bas bas bağırsınlar, böyle dövüne dövüne, şarkılar  söyleyerek. Orada artık beste yapıyor adam. Yani besteyle ağlıyor. Çözüm  budur diyor. Çözüm ağlamak değil. Deccal çıkmışken, ahir zamanın en  büyük fesadı zamanında Mehdi (a.s.)’ı aramamak oyundur. Nefsani bir  oyundur ve şeytanın da bunda etkisi olduğunu görmemek için çocuk olmak  lazım. Değil mi? Bu kasten anlamazlıktan gelinen bir sistem. Taa  başından beri.” (Sayın Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv  röportajından)</font></p>
<p><font color="#993300" face="Verdana" size="3"><b>“Ev  Mücahitliği Mantığı Büyük Yanılgıdır”</b></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><b><font color="#993300">ADNAN OKTAR:</font></b> “Bunu önce Bediüzzaman’a  bıraktılar. Zaten o Mehdi (a.s.)’dır. 30 yıl gider hapiste yatar, onlar  da evde otururlar, Risale-i Nur külliyatını okur, “vah vah işte  Üstadımız ne kadar zorluklar çekmiş maşaAllah” diyecek. Ama o Üstad  tabii, o yapar. Yani o çile çeker o. Olmuş. Eski peygamberler, bizim  Peygamberimiz de (sav) çile çekebilir ama 21. yüzyıla gelmiş artık çile  devri kalmış mı yani onlar için? Artık ev mücahitliği dönemi başlamış  artık cami mücahitliği. Camiye çıkacak, sarığı cübbeyi takacak. Böyle  elinde yüzükle, akik yüzükle bağıra bağıra; “Ey işte gafiller, ey  cahiller” diye camideki garibanlara orada onlara esip savuracak. Onlar  da terliyor böyle artık olayın şiddetinden. Ve muazzam bir cihat  yapılmış oluyor. Böyle bir olay yok. Küfre karşı aktif olarak, etkili  ilmi mücadele var. İnşaAllah. Ve bunun sonucunda da basın üstüne gelir,  iftiraya uğrarsın, hakarete uğrarsın, tutuklanırsın. Gözaltına  alınırsın, işinden gücünden olursun, keyfin kaçar, hastalanırsın. Hepsi  olacak yani. Bunları göze alacak mümin. İnşaAllah. Şimdi Kuran’ın  herhangi bir sayfasını açsınlar. Açtıklarında ya deccal ya Mehdi; ikisi  birden hatta. Mesela şu iki sayfayı açtığımızda hem deccalden, hem  Mehdi’den bahseder. Hep Mehdi ve deccal mücadelesiyle doludur Kuran.  Onlar istiyor ki deccal olsun fakat Mehdi olmasın. Böyle olmaz.” (Sayın  Adnan Oktar’ın 4 Mart 2010 tarihli HarunYahya.tv röportajından) </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/sayin-adnan-oktarin-konusmalarinda-islam-ahlakinin-hakimiyeti-ve-mehdiyet-konularina-ozel-yer-ayirmasi-kuran-ahlakinin-bir-geregi-ve-peygamberimiz-savin-bir-sunnetidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/peygamber-efendimiz-sav%e2%80%99in-verdigi-haberlerden-biri-daha-tahakkuk-etti.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/peygamber-efendimiz-sav%e2%80%99in-verdigi-haberlerden-biri-daha-tahakkuk-etti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 20:42:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Altin]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Nitekim]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya
Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha  tahakkuk ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Harun Yahya</h3>
<h3>Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha  tahakkuk  etti</h3>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)  Hz. Mehdi (as)’ın ortaya çıkışının  alametlerini çok detaylı şekilde  haber vermiştir. Peygamberimiz  (sav)’in haber verdiği bu alameletlerin  yüzden fazlası Hicri 1400  itibariyle, teker terker, ardı ardına tahakkuk  etmiştir. Resulullah  (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak  bildirdiği olaylardan  birisi de Afganistan’ın işgalidir. Bilindiği üzere  Hicri 1400′ün tam  başında, 1979′da Afganistan Rus orduları tarafından  işgal edilmiştir.  Peygamberimiz (sav)’in bu gelişmeyi haber verirken  bildirdiği önemli  bilgilerden biri de “Afganistan’da altın ve gümüş  olmayan, madeni  hazineler bulunduğu”dur. Nitekim son yapılan  araştırmalar Afganistan’da  toplam değeri 1 trilyon doları bulan maden  rezervi olduğunu ortaya  koymuştur. Peygamber Efendimiz (sav)’in bundan  1400 sene önce haber  verdiği bu bilginin günümüzde ortaya çıkışı,  mübarek Peygamberimiz  (sav)’in Allah’ın lutfuyla gösterdiği  mucizelerinden biridir.</p>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="5" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>
<p><strong>“Talikan’a (AFGANİSTAN‘A)   yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın ORADA ALTIN VE GÜMÜŞ OLMAYAN  HAZİNELERİ VARDIR.”</strong><br />
(<em>Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59</em>)</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Bugün Gazetesi, 15  Haziran 2010</strong></p>
<p><img title=" Peygamber Efendimiz (sav)in  verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/makaleler/afganistan_maden_rezervi.jpg" alt="afganistan maden rezervi  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti" /></p>
<p><strong>Habertürk Gazetesi,  15 Haziran 2010</strong></p>
<p><img title=" Peygamber Efendimiz (sav)in  verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/makaleler/afganistan_trilyonluk_maden.jpg" alt="afganistan trilyonluk maden  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti" /></p>
<p><strong>Cumhuriyet  Gazetesi, 15 Haziran 2010</strong></p>
<p><img title=" Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti" src="http://tr1.harunyahya.com/Image/makaleler/afganistan_lityum.jpg" alt="afganistan lityum  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği haberlerden  biri daha tahakkuk etti" /></p>
</div>
<p><em>19 Haziran 2010</em></p>
<p><a href="http://twitter.com/tarikozten" target="_blank"><img title=" Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği haberlerden biri daha  tahakkuk etti" src="http://www.ahirzamansohbetleri.com/wp-content/plugins/igit-follow-me-after-post-button-new/twitter8.png" alt="twitter8  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/peygamber-efendimiz-sav%e2%80%99in-verdigi-haberlerden-biri-daha-tahakkuk-etti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN ÇIKIŞ ZAMANI</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:14:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Adeta]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Malik]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN            ÇIKIŞ ZAMANI</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="53"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Enes                              Malik &#8216;den tahric etti. O dedi ki,  Resulullah                              (s.a.v.) buyurdu:<br />
Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi                              gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin                              katında bir gün sizin saydıklarınızdan                              bin yıl gibidir.</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Enes b.                                Malik &#8216;den O dedi ki Resulullah (s.a.v)                                buyurdu:<br />
Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir                                ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için                                gündüzlerini oruçla, gecelerini de                                ibadetle geçirmişcesine şu dünyanın yedi                                bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.<br />
<span style="color: #000000;">Kitab-ül                                                                Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,                                                                88</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
<p>Hazreti Resulullah              sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, geçmişle, gelecekle              ve ahiret hayatı ile ilgili meseleler hakkında haber  verirken              teşbihler kullanmıştır.</p>
<p>Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın              gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir.</p>
<p>(Allahualem              Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili  rivayetler,              bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli              bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata              geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden              başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten  itibaren,              insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları              artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir.  Bazı ulemalar,              Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada  insanlık              tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır.              Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli              bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana              getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman  belirlemesi              yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti              tesbit için, takvim başlangıcı gibi  7 bin yıl evveli              ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor              olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun              şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması  yapılmış              olur.</p>
<p>İmam Rabbani              Hazretleri Mektubat &#8216;ta şu rivayeti nakletmiştir.</p>
</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Takriben                              124 bin tane peygamberimiz gelip geçti.</p>
<p>Mektubat-i Rabbani, 1/354</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Hz. Ademden itibaren Resullah efendimize kadar 124              bin peygamber gelip geçmiştir. Başka bir rivayette İmam-ı              Rabbani hazretleri şöyle buyurmuştur:</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Böyle                                aradan &#8220;1000 senenin&#8221; geçtiği vakit,                                geçen ümmetlerde Ulü&#8217;l azm bir peygamberin                                 geldiği vakittir. .</p>
<p>Mektubat-i Rabbani, 1/495</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<p>Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene              de de Ulü &#8216;l azm bir peygamber gelmiştir.  Her 100              senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem  aleyhisselam              efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar:</p>
<p>124.000x 100=              12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.)               Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır              derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için              önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir  (Allahualem)</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Ahmet                                İbni Hanb<span style="color: #000000;">el ilel                                  inde nakl</span>etti.<br />
Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.<br />
<span style="color: #000000;"><br />
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman,                                   89 </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
Daha önceki hadislerle dünyanın              ömrünün 7 bin yıl oldugunu görmüştük. Burada ise Efendimize              kadar 5 bin 600 yıl geçtiği belirtiliyor. Bu rivayete göre              Ümmet-i Muhammed &#8216;in ömrü Hicri 1400 yılına kadardır.  (7000-5600=1400)(Allahualem)</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Abdullah                        (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah                        (s.a.v) buyurdu ki: Ehl-i beytimden                        ismi ismime mutabık olan bir kişi başa                        geçecektir&#8230;<br />
Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış                        olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı                        Allah O günü behemehal uzatır.<br />
Sünen-i Tirmizi 4/92</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Hz.Ali                          &#8216;den rivayet olduğuna göre Resulullah                          (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
Kıyametin kopması için zamanda sadece                          bir günden başka vakit kalmamış ta olsa,                          Allah (cc) benim Ehl-i beytimden bir                          zatı gönderecek.<br />
Sünen-i  Ebu Davud, 5/92</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>İbn-i                          Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre &#8216;den tahric                          ettiler, o dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu:<br />
Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o                          günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini                          Melik kılar.<br />
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il                          Muntazar, 10<br />
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il                          Muntazar, 27<br />
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri,                          s.437</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Biraz önceki rivayetlerden ve şartlardan anladığımız kadarıyla Hicri 1400 yılı        aynı zamanda Hz. Mehdinin çıkış yılıdır. Hicri 1400 yılına        girmeye dünya günü olarak 1 gün! bile kalsa, vazifeye hazır        bekleyen Mehdinin vazifesini yapması için, kıyamet belirli        bir zaman ertelenecektir. (Allahualem)  İbni Abbas        &#8216;dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır, O        dedi ki; Dünya yedi gündür, Her bir gün bin yıl gibidir        ve Resulullah (s.a.v.) &#8216;de onun sonunda gönderildi.</div>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="145"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Dakkak                        b. Zeyd-ü Cüheni &#8216;den rivayet ettiler.<br />
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah (s.a.v.)                        &#8216;e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.)                        yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında                        idi: O buyurdu ki, Yedi basamaklı gördüğün                        minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin                        senedir. Ben de O &#8216;nun son bininde olacağım.</p>
<p>Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il                        Ahir Zaman, 89</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu rivayetlerden de anladığımız      kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri      1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki      ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)yi      bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak,      Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)nin vazifesini yapmasına müsait hale  getirilecektir.</p>
<p>İmam Rabbani, Mehdi&#8217;nin      peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra      ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Ancak                         beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten                        sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene).                        Ona bir üstünlük verilip suyu bulması,                        arttırıla&#8230; Böylece kemalatin aslı                        zuhur edip onun zilletini örte.. Ve                        nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin.<br />
Allah ondan razı olsun.<br />
Mektubat-i Rabbani, 1/569</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Şeriatın                          teyit hasletleri, milleti tecdidi bu                          ikinci bindedir.<br />
Bu davanın doğruluğuna adil şahid: İsa&#8217;nın                          (a.s.) Mehdi&#8217;nin (r.a.) bu bin içinde                          var oluşlarıdır.<br />
Mektubat-i Rabbani 1/611</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Resulullah                          (s.a.v.)in ümmeti arasından çıkanlar                          pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.)in                          irtihali üzerinden binsene geçtikten                          sonra isterse az olsunlar. Onların pek                          kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın                          takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl                          ola.<br />
Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi&#8217;nin                          gelişi de bunun içindir. Onun mübarek                          kudümünü (gelişini), Hatem&#8217;ür-rüsül                          Resulüllüh (s.a.v.) müjdelemiştir. İsa                          (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten                          sonra nüzul edecektir.<br />
Mektubat-i Rabbani 1/440</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Peygamber Efendimiz&#8217;in vefatından bin        sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani        Hazretlerinin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yılı        içerisinde Hz.Mehdi (a.r.) gelecektir. Bunun için en uygun        zaman 1400-1600 yılları arasıdır. Bu seneler ikinci bin        yılının tam ortasıdır. 1400&#8242;den 1500&#8242;e kadar İslam ahlakının  hakimiyeti,        1500-1600 yılları arasında da bozulma ve kıyamet beklenecektir.</div>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="76"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Bu                         ümmetin ömrü bin (1000) seneyi                        geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi                        aşmayacaktır.</p>
<p>Kıyamet Alametleri, 299</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
Celaleddin Suyuti&#8217;nin &#8220;El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti    El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar&#8221;isimli kitabından nakil     Beddiüzaman Said Nursi Hazretleri de, ümmetin galibiane    ömrünün 1506 yılına kadar olacağını bildirmektedir.</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="76"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">&#8220;&#8230;                         Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle                        ahir zamanda bir taife-i mücahidinin                        (din için çalışanların, cihad edenlerin)                        son zamanlarına; ve ikinci cümle,  binbeşyüzaltı(1506)                        makamile galibane mücahedenin tarihine&#8230;.                        işaret eder.<br />
(&#8230;) bu tarihe kadar (1506) zahir ve                        aşikarane, belki galibane devam edeceğine                        remze yakın ima eder.&#8221;</p>
<p>Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 46</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
İmam Suyuti (r.a) dahil bir kısım ulema bu ümmetin icabet    ömrünün (Hicri) 1500 yıllarına kadar devam edeceğine daha    sonra da bozulmanın başlayacağına (Allahualem) diyerek işaret    etmektedirler.  Sahih kaynaklı Hadis-i Şeriflere göre    Hz.Mehdi (a.r.) zuhur ettikten sonra 40 sene yaşayacaktır.    Hz.İsa (a.s.) efendimiz hakkındaki Hadis-i şeriflerde de    O&#8217;nun yeryüzünde kalış müddedinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir.     Bunun bir kısmını Hz.Mehdi (a.r.) ile Hz. İsa (a.s.) efendilerimiz    beraber yaşayacaklardır; bu da yaklaşık 7-10  senedir.    Bu bilgilere göre Hz.Mehdi (a.r.) ve Hz.İsa (a.s.)  efendimizin vefatına    kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten    1500&#8242;e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de vaziyetin    muhafazasına çalışıldığı bir devre olacaktır.  Bu rivayette    de Mehdi&#8217;nin yüzyıl      başında zuhur edeceği bildirilmektedir.</p>
</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="48"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Zira                       onun (Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin ) zuhuru, yüz başlarında                      olacaktır.</p>
<p>Mektubat-i Rabbani</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıda izah edildiği gibi, İmam                      Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i  Muhammed&#8217;in ömrü                      1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500  yılına ulaşmaya                      bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı  başlarıdır.</p>
<div>Yapılan hesaplar, Mehdi ancak Hicri 14. asrın başlarında çıktığı    taktirde doğrulanacaktır. Ümmetin ömrü Hicri 1500 senesini    aşmayacağına göre, Mehdinin Hicri 1400&#8242;ün başlarında gelmesi    gerekmektedir.  El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il    Muntazar<br />
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494<br />
Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai &#8216;nin Kebiri)</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Tutulması &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunes-tutulmasi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunes-tutulmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:24:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bbc]]></category>
		<category><![CDATA[Cnn]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Silopi]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Güneş Tutulması














Güneş         ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş Tutulması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Güneş                                              alamet olarak doğmadıkça  Mehdi çıkmayacaktır.<br />
(Kitab-ül Burhan Fi  Alameti-il Mehdiyy-il                                              Ahir Zaman, s. 33)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/10.jpg" alt="" width="389" height="101" /></p>
<p>Güneş&#8217;te oluşacak alamet, 20.  yüzyılda                                        yaşanan patlamanın yanısıra,  geçtiğimiz                                        yıllarda yaşanan büyük Güneş  tutulmasına                                        da işaret ediyor olabilir. 11  Ağustos 1999                                        tarihinde gerçekleşen Güneş  tutulması 20.                                        yüzyılın son tam Güneş  tutulmasıdır. İlk                                        kez bu kadar çok insan Güneş  tutulmasını,                                        hem de bu kadar uzun bir süre  izleyebilmiş,                                        inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu  tutulmada                                        dikkat çeken bir nokta da  Türkiye&#8217;nin de                                        bu tam tutulmanın en iyi izlendiği  ülkelerden                                        birisi olmasıdır. Bartın&#8217;dan  Silopi&#8217;ye kadar,                                        yaklaşık olarak 12 şehir ve 100  ilçe tutulmayı                                        gözleyebilmiştir.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="172">
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/guneshaber_11.jpg" alt="" width="650" height="156" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="41">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>(                                                    üst orta resim)  Türkiye Gazetesi,                                                    12 Ağustos 1999<br />
BBC News (17 Ağustos  1999):                                                    &#8220;Gündüz gece oldu&#8221;<br />
CNN.com (11 Ağustos  1999): &#8220;Milyonlar                                                    yüzyılın son  tutulmasını seyrediyor&#8221;</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu kadar işaretin birarada ve çok  kısa                                        bir zaman dilimi içinde ardarda  gerçekleşmiş                                        olması elbette tesadüf değildir.  Bu işaretler                                        Allah&#8217;ın inanan kullarına birer  müjdesidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunes-tutulmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş&#8217;ten Bir Alametin Belirmesi &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunesten-bir-alametin-belirmesi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunesten-bir-alametin-belirmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Güneş&#8217;ten Bir Alametin Belirmesi














O,       ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş&#8217;ten Bir Alametin Belirmesi</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>O,                                              (Mehdi), Güneş&#8217;ten bir  alamet belirinceye                                              kadar gelmeyecektir.<br />
(El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil Mehdiyy-il                                              Muntazar, s. 47)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Güneş                                              alamet olarak doğmadıkça  Mehdi çıkmayacaktır.                                              (Kitab-ül Burhan Fi  Alameti-il Mehdiyy-il                                              Ahir Zaman, s. 33)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kıyametin alametlerinden biri de  Güneş&#8217;te                                        meydana gelecek  olağanüstülüklerdir. 20.                                        yüzyılda Güneş&#8217;te büyük bir  patlama yaşanmış                                        ve Dünya bu patlamadan çok  etkilenmiştir.                                        Hadiste yer alan Güneş&#8217;te  belirecek söz                                        konusu alamet, 20. yüzyılda  görülen bu büyük                                        patlama olabilir.</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/a10a.jpg" alt="" width="350" height="267" /></p>
<p>(2000  yılında çekilen, Güneş&#8217;in                                        patlamalar sonucunda aldığı son  hali görüntüleyen                                        bir fotoğraf)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/gunesten-bir-alametin-belirmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de Kan Akıtılması &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:13:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Hac]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Iran]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Katliam]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de       ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de                                        Kan Akıtılması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Onun                                              çıkacağı yıl, insanlar  hacca, başlarında                                              bir emir bulunmadan  gidecekler&#8230;                                              Hep birlikte Beyt-i Şerif&#8217;i  tavaf                                              edecekler, sonra Mina&#8217;ya  indiklerinde,                                              köpekler gibi birbirine  saldıracak,                                              hacılar soyulacak, kanlar  Akabe Cemresinin                                              üzerine akacak.<br />
(Kıyamet Alametleri, s.  168-169)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>İnsanlar                                              başlarında bir imam  bulunmaksızın                                              hac ederler. Mina&#8217;ya  indiklerinde                                              etrafları, köpeklerin sarışı  gibi                                              sarılıp, kabilelerin  birbirine girmesi                                              ile büyük savaşlar olur.  Öyle ki ayaklar                                              kan gölü içinde kalır.  (Kitab-ül Burhan                                              Fi Alameti-il Mehdiyy-il  Ahir Zaman,                                              s. 35)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdaki hadislerde &#8220;onun  çıkacağı yıl&#8221;                                        cümlesi ile, Mehdi&#8217;nin çıkış  tarihinde Hac                                        sırasında meydana gelecek bir  katliama dikkat                                        çekilmektedir. 1979 yılında, Hac  sırasında                                        gerçekleşen Kabe baskınında aynen  böyle                                        bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı  Kabe baskını                                        da ahir zamanın başlangıcının ve  Mehdi&#8217;nin                                        çıkışının diğer alametlerinin  gerçekleştiği                                        dönemin tam başında yani Hicri  1400 yılının                                        ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21  Kasım 1979)                                        tarihinde meydana gelmiştir.</p>
<p>Yine hadis-i şerifte kanların  akacağından                                        bahsedilerek öldürme olaylarına  dikkat çekilmiştir.                                        Baskın sırasında Suudi askerleri  ile militanlar                                        arasında meydana gelen çarpışmada  30 kişinin                                        öldürülmesi bu rivayetin kalan  kısmını da                                        doğrular.</p>
<p>1979 (Hicri 1400)&#8217;de gerçekleşen  bu Kabe                                        baskınının ardından 7 sene sonra  Hicri 1407                                        yılında, Hac sırasında çok daha  büyük kanlı                                        bir olay meydana gelmiştir. Bu  olayda caddelerde                                        gösteri yapan hacılara  saldırılarak 402                                        kişi katledilmiş, çok fazla kan  akıtılmıştır.                                        Beyt-ül Muazzama&#8217;nın yanında,  Müslümanların                                        (Suudi Arabistan askerleri ile  İran&#8217;lı Hacıların)                                        birbirlerini öldürmeleri ile bir  hadiste                                        haber verildiği gibi &#8220;büyük  günahlar işlenmiştir&#8221;.                                        Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde  tarif                                        edilen ortamla çok büyük  benzerlikler taşımaktadır:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Resulullah                                              buyurdu: Ramazan&#8217;da bir  seda, Şevval&#8217;de                                              bir ses, Zilkade&#8217;de  kabileler arasında                                              savaş olur. Hacılar talana  uğrar.                                              Mina&#8217;da ölülerin çok olacağı  bir savaş                                              olur, öyle ki orada taşları  kan gölü                                              içinde bırakacak kadar kan  akar. (Kitab-ül                                              Burhan Fi Alameti-il  Mehdiyy-il Ahir                                              Zaman, s. 31)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Ramazan&#8217;da                                              bir seda olur. Şevval&#8217;de de  bir seda                                              olur. Zilkade&#8217;de kabileler  birbiriyle                                              çarpışır. Zilhicce&#8217;de  hacılar talana                                              uğrar. Muharrem&#8217;de gökten  şöyle nida                                              olur. &#8220;Dikkat ediniz. Filan  kimse                                              Allah&#8217;ın halkının  hayırlılarındandır.                                              Onu dinleyiniz ve ona  uyunuz.&#8221; (Ramuz                                              El Hadis, 2/518-5)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Şevval                                              ayında ayaklanma, Zilkade&#8217;de  harb                                              konuşmaları, Zilhicce&#8217;de ise  harb                                              vaki olacak. Hacılar  soyulacak, kanları                                              (Cemretül Akabe) üzerine  akacak. (Kıyamet                                              Alametleri, s. 166)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Zilkade                                              ayında kabileler savaşır,  hacılar                                              kaçırılır, melhameler (kanlı  harpler)                                              olur. (Kitab-ül Burhan Fi  Alameti-il                                              Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.  34)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Şevval&#8217;de                                              savaş naraları, Zilhicce&#8217;de  harb ve                                              kıtal (muharebe, kavga)  olur, yine                                              Zilhicce&#8217;de Hacı talana  uğrar, hatta                                              caddeler kandan geçilmez ve  haramlar                                              çiğnenir. Beyt-ül  Muazzama&#8217;ın yanında                                              büyük günahlar işlenir.  (Kitab-ül                                              Burhan Fi Alameti-il  Mehdiyy-il Ahir                                              Zaman, s. 37)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/mekke_8.jpg" alt="" width="230" height="270" /> <img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/mekke.jpg" alt="" width="400" height="234" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>1979                                                    yılında gerçekleşen  Kabe baskınında                                                    bir katliam  yaşanmıştır. Bu                                                    olayın ahir zaman  alametlerinin                                                    ardı ardına çıktığı  dönemin                                                    tam başında yani Hicri  1400                                                    yılının ilk gününde  meydana                                                    gelmesi dikkat  çekicidir. Bundan                                                    7 sene sonra Hac  sırasında çok                                                    daha büyük kanlı bir  olay meydana                                                    gelmiştir. Bu kanlı  olaylar,                                                    hadislerde tarif  edilen ortamla                                                    çok büyük benzerlikler  taşımaktadır.<br />
(sol resim) Türkiye  Gazetesi,                                                    21 Kasım 1979<br />
(sag resim) Türkiye  Gazetesi,                                                    2 Ağustos 1987</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadislerde geçen ifadeleri  incelediğimizde                                        de aynı dönemle ilgili önemli  olaylara işaretler                                        bulunduğu görülecektir:</p>
<p>Beyt-ül  Muazzama&#8217;nın yanında                                        büyük günahlar işlenir.</p>
<p>Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül  Muazzama&#8217;nın                                        (Kabe&#8217;nin) içinde değil, yanında  çıkacak                                        olaylara dikkat çekilmektedir.  1407 yılının                                        Zilhicce Ayı&#8217;nda (Hac mevsiminde)  meydana                                        gelen olaylar da ilkinden farklı  olarak                                        Kabe&#8217;nin içinde değil yanında  gerçekleşmiştir.                                        En başta anlattığımız olay ise 1  Muharrem                                        1400&#8242;de Beyt-ül Muazzama&#8217;nın  (Kabe&#8217;nin)                                        bizzat içerisinde olmuştur. Her  iki olay                                        da rivayetlerin işaretine uygun  bir şekilde                                        gerçekleşmiştir.</p>
<p>Kabe&#8217;de kan akıtılması, hacıların  katledilmesi                                        gibi, hadislerde haber verilen  böyle önemli                                        iki büyük hadisenin Mehdi hakkında  bildirilen                                        tüm alametlerin çıktığı dönemde  birbiri                                        ardına gerçekleşmesinin bir  rastlantı olamayacağı                                        açıktır.</p>
<p>&#8230; Zilhicce&#8217;de  harb ve kıtal                                        (muharebe, kavga) olur.</p>
<p>Hadislerde, bu savaş ve  çatışmalardan,                                        hacıların öldürülmesi konusu ile  birlikte                                        bahsedilmesi söz konusu olayların  aynı zaman                                        diliminde meydana geleceklerini  göstermektedir.                                        Aynı dönem, İran-Irak Savaşı&#8217;nın  çıktığı,                                        Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve  karışıklıkların                                        en yoğun yaşandığı bir dönemdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuyruklu Yıldızın Doğması &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Kuyruklu Yıldızın Doğması














O        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kuyruklu Yıldızın Doğması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>O                                              gelmeden önce, doğudan ışık  veren                                              bir kuyruklu yıldız  görünecektir.                                              (El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil Mehdiyy-il                                              Muntazar, s. 53)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>O                                              yıldızın doğması, Güneş ve  Ay tutulmasından                                              sonra olacaktır. (Kitab-ül  Burhan                                              Fi Alameti-il Mehdiyy-il  Ahir Zaman,                                              s. 32)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>&#8230;                                              Ne zaman ki Melikler  seyahat, zenginler                                              ticaret, fakirler dinlenmek,  hafızlar                                              gösteriş yapmak için hacca  giderler;                                              işte o zaman, kuyruğu  bulunan bir                                              yıldız zuhur edecektir.  (Kıyamet Alametleri,                                              s.123)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadislerde belirtildiği  gibi:</p>
<p>- 1986 yılında (Hicri 1406&#8242;da)  yani 14.                                        yüzyıl başlarında &#8220;Halley&#8221;  kuyruklu yıldızı                                        Dünyamız&#8217;ın yakınından geçmiştir.  Bu kuyruklu                                        yıldız parlak ışıklı bir  yıldızdır.</p>
<p>- Hareket yönü doğudan batıya  doğrudur.</p>
<p>- 1981 ve 1982 (Hicri 1401-1402)  yıllarında                                        meydana gelen Ay ve Güneş  tutulmaları olayından                                        sonra ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu yıldızın doğuşunun da diğer  çıkış alametleri                                        ile aynı zamanda meydana gelmesi,  Halley                                        kuyruklu yıldızının hadiste işaret  edilen                                        yıldız olduğunu doğrular  niteliktedir.</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/a7.jpg" alt="" width="660" height="120" /></p>
<p>Bu yıldız geçtiğinde meydana  geldiği rivayet edilen bazı önemli olaylar da şunlardır:</p>
<ul>
<li>Hz. İsa doğmuştur.</li>
<li>Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;e  ilk vahiy                                          gelmeye başlamıştır.</li>
<li>Osmanlı Devleti tarih  sahnesinde yer                                          almaya başlamıştır.</li>
<li>İstanbul Fatih Sultan Mehmet  tarafından                                          fethedildiğinde de bu yıldız  görülmüştür.</li>
</ul>
<p>Halley Kuyruklu  Yıldızı                                        Hakkında Bazı İlginç Rakamlar</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="269" align="right">
<tbody>
<tr>
<td width="267" height="325"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/kuyrukluyildiz_7.jpg" alt="" width="260" height="323" align="right" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>Cronicle                                              20th, Mart 1986, s.1278</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Halley kuyruklu  yıldızı ile ilgili bazı                                        sayıların &#8220;19&#8243; sayısının tam  katları olması                                        da oldukça dikkat çekicidir:</p>
<p>Halley Kuyruklu Yıldızı 76 yılda  bir geçiyor                                        76 = 19 x 4</p>
<p>Bu yıldız en son Hicri 1406&#8242;da  görüldü                                        1406 = 19 x 74</p>
<p>Bu konuyla ilgili bir diğer  ilginç durum                                        da şudur: Yukarıda da  hesapladığımız gibi                                        Halley yıldızının geçmiş olduğu  Hicri 1406                                        yılı 19&#8242;un tam 74 katıdır. &#8220;74&#8243;  sayısı ise                                        aynı zamanda Kuran-ı Kerim&#8217;de 19  mucizesine                                        işaret edilen MÜDDESSİR Suresi&#8217;nin  sıra                                        numarasıdır.</p>
<p>Kuran&#8217;ın Müddessir Suresi&#8217;nin  (74. sure)                                        30. ayetinde &#8220;19&#8243; sayısının  müminler için                                        bir rahmet, inkar edenler için ise  bir fitne                                        vesilesi olduğu bildirilmektedir.</p>
<p>Halley kuyruklu yıldızının 19 ile  olan                                        bu dikkat çekici bağlantısı da,  inkar edenler                                        üzerine bir fitne, müminlere ise  bir rahmet                                        müjdelediğine işaret ediyor  olabilir.</p>
<p>Müddessir Suresi&#8217;nin 1. ve 2.  ayetlerinde                                        Hz. Muhammed (sav)&#8217;e                                        &#8220;EY ÖRTÜNEN! KALK VE KORKUT&#8221; şeklinde                                         buyurulmaktadır. Bu, ayetlerin  açık anlamıdır.                                        Fakat bu ayetlerin ahir zamana  yönelik ikinci                                        bir örtülü, gizli işaretleri de  bulunabilir.                                        Belki de  &#8220;EY  GİZLENEN&#8221;                                        denilerek Resulullah Efendimiz&#8217;in  soyundan                                        gelecek olan ve Hicri 1406&#8242;da  çıkış alametlerinden                                        biri (Kuyruklu Yıldızın doğuşu  hadisesi)                                        belirecek olan Mehdi&#8217;ye işaret  ediliyor                                        olabilir.</p>
<p>Müddessir Suresi</p>
<p>1. Ey örtüsüne  bürünen</p>
<p>2. Kalk ve korkut  (uyar)</p>
<p>Müddessir:  örtünen-bürünen-gizlenen demektir.</p>
<p>Bir başka mucizevi işaret ise  Halley yıldızının,                                        1986 (Hicri 1406)&#8217;daki geçişinin,  Hz. Muhammed                                        (sav)&#8217;in peygamberlikle  vazifelendirildiği                                        MS. 607&#8242;den bu yana 19. geçişi  olmasıdır.</p>
<h3>Kuyruklu Yıldızın Doğması</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet  Gazetesi, 15 Mart 1986</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/halley_cmh15386.jpg" alt="" width="500" height="652" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet Gazetesi,  18 Mart 1986</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/halley2_cmh18386.jpg" alt="" width="300" height="568" /></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuyruklu-yildizin-dogmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fırat&#8217;ın Suyunun Kesilmesi &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/firatin-suyunun-kesilmesi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/firatin-suyunun-kesilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:02:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Baraj]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[FıRat Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Sol]]></category>
		<category><![CDATA[Tek Tek]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Fırat&#8217;ın Suyunun Kesilmesi
Fırat Nehri&#8217;nin suyunun kesilip  durdurulması   ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fırat&#8217;ın Suyunun Kesilmesi</p>
<p>Fırat Nehri&#8217;nin suyunun kesilip  durdurulması                                        da Mehdi&#8217;nin çıkış  alametlerindendir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Fırat                                              Nehri&#8217;nin suyu çekilerek  altın hazinesini                                              açıklaması zamanı  yaklaşıyor. Her                                              kim, o zaman orada bulunursa  o hazineden                                              bir şey almasın.<br />
( Riyazü&#8217;s Salihin, 3/332)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Diğer hadislerde bu olayın  ayrıntılarıyla                                        ilgili önemli bilgiler  verilmektedir:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Resulullah:                                              Fırat Nehri altın bir dağ  üzerinden                                              açılmadıkça kıyamet  kopmayacaktır.                                              İnsanlar onun için harb  edecek ve                                              her yüz kişiden doksan  dokuzu öldürülecek,                                              onlardan her adam, keşke  kurtulan                                              ben olsaydım, diyecektir  buyurmuşlar.<br />
(Sahih-i Müslim, 11/320)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Resulullah                                              şöyle buyurdu: Yakında Fırat  Nehri                                              altın hazinesini açığa  çıkarır, kim                                              buna hazır bulunursa, ondan  bir şey                                              almasın.<br />
(Kitab-ül Burhan Fi  Alameti-il Mehdiyy-il                                              Ahir Zaman, s. 28)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>(Resulullah:)                                              &#8220;Fırat Nehri bir altın  dağını açığa                                              çıkarır&#8221; dedi.<br />
(Sünen-i Ebu Davud, 5/116)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Fırat Nehri&#8217;nin                                        suyunun durdurulması ve altın  değerinde                                        bir hazinenin ortaya çıkması pek  çok büyük                                        hadis kitabında yer almaktadır.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="282">
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/a5.jpg" alt="" width="600" height="260" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>Keban                                                    Barajı&#8217;nın inşa  edilmesiyle                                                    Fırat Nehri&#8217;nin suyu  durdurulmuştur.<br />
(üst, sol resim)  Hürriyet, 4                                                    Kasım 1973</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Şimdi yukarıda yer verdiğimiz  hadislerde                                        geçen bu konuyla ilgili önemli  ifadeleri                                        tek tek ele alarak inceleyelim:</p>
<p>Resulullah buyurdu  ki: (1)                                        Fırat Nehri&#8217;nin suyu çekilip (2)  altından                                        bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet  kopmaz&#8230;                                        (Riyazü&#8217;s Salihin, 3/332)</p>
<p>(1) Fırat Nehri&#8217;nin  suyunun                                        çekilip&#8230;</p>
<p>Suyuti&#8217;nin kitabında bu hadis  &#8220;suyun durdurulması&#8221;                                        olarak geçmektedir. Gerçekten de  Keban Barajı,                                        Fırat Nehri&#8217;nin suyunu durdurarak  kesmiştir.</p>
<p>(2) &#8220;Altın&#8221;dan bir  dağ meydana                                        çıkmadıkça&#8230;</p>
<p>Yapılan baraj sayesinde;  elektriğin üretilmesi,                                        toplanan suyun arazide  kullanılarak toprağın                                        veriminin artması ve ulaşım  kolaylığının                                        sağlanması gibi sebeplerle,  buradaki topraklar                                        &#8220;altın&#8221; gibi kıymetli hale  gelmiştir.</p>
<p>Keban barajı ve Fırat Nehri  üzerine sonradan                                        kurulan diğer barajlar, betondan  dev birer                                        dağı andırmaktadır. Bu barajlardan  (hadis-i                                        şerifteki benzetmeye göre dağdan)  altın                                        değerinde servet dökülmektedir.  Dolayısıyla                                        barajlar &#8220;altın bir dağ&#8221; özelliği  kazanmaktadır.                                        (En doğrusunu Allah bilir)</p>
<h3>Fırat&#8217;ın Suyunun Kesilmesi</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hürriyet  Gazetesi, 4 Kasım 1973</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/firatsuyu_hurr41173.jpg" alt="" width="500" height="605" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Son Havadis Gazetesi,  19 Kasım 1973</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/kebanbar_shavadis191173.jpg" alt="" width="500" height="691" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Türkiye Gazetesi, 4  Kasım 1973</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/keban2_turkiye_04kasim1973.jpg" alt="" width="500" height="555" /></p>
</div>
</div>
</div>
<p><em>20 Mayıs 2009</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/firatin-suyunun-kesilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Afganistan&#8217;ın İşgali &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/afganistanin-isgali.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/afganistanin-isgali.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 07:59:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bbc]]></category>
		<category><![CDATA[Boru]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Der Spiegel]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Geri]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Maddi]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Sol]]></category>
		<category><![CDATA[Spiegel]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[
Afganistan&#8217;ın  İşgali















Talikan&#8217;a        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Afganistan&#8217;ın  İşgali</p>
</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Talikan&#8217;a                                              (Afganistan&#8217;a) yazık oldu.  Şüphesiz                                              Allah Teala&#8217;nın orada altın  ve gümüş                                              olmayan hazineleri vardır.  &#8221;<br />
(Kitab-ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy-il                                              Ahir Zaman, s. 59)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadiste Afganistan&#8217;ın ahir  zamanda işgal                                        edileceğine işaret vardır.  Gerçekten de                                        Rusların Afganistan&#8217;ı işgali olan  1979 yılı                                        Hicri 1400 yılına, diğer bir  ifadeyle Hicri                                        14. yüzyılın başlangıcına denk  gelmektedir.</p>
<p>Orada altın ve  gümüş olmayan                                        hazineleri vardır&#8230;</p>
<p>Rivayetin bu bölümünde de  Afganistan&#8217;ın                                        maddi zenginliklerine dikkat  çekilmektedir.                                        Bugün Afganistan&#8217;da çeşitli  sebeplerle işletilmeye                                        açılmamış büyük petrol yatakları,  demir                                        havzaları ve kömür madenleri  tespit edilmiştir.</p>
<p>Rusya&#8217;nın Afganistan işgali ile  ilgili,                                        o dönemde <em>Der Spiegel</em> dergisinde                                        çıkan bir yazıda, Rusya&#8217;nın işgali  bitirse                                        de bölgenin ekonomik kontrolünü  elinden                                        bırakmak istemediği açıklanmıştı.  Afganistan&#8217;ın                                        o dönemde sahip olduğu yıllık 150  milyar                                        metreküpten fazla doğalgaz  rezervinin bunda                                        büyük payı vardı. Ayrıca  Afganistan&#8217;ın zengin                                        kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın  maden                                        yatakları ve dünyanın en zengin  lapis yatakları                                        da Rusya&#8217;nın bu ısrarlı tutumunu  açıklıyordu.</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="3" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/a4.jpg" alt="" width="660" height="374" /></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td height="99">
<table cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="91" bordercolor="#993300">
<div>Sovyet                                                    ordusu 1979 yılında  Afganistan&#8217;ı                                                    işgal etti. Yaklaşık 9  yıl süren                                                    bu işgal 1988&#8242;de son  buldu.                                                    Resimde 1988 yılında  Afganistan&#8217;dan                                                    geri çekilen Sovyet  ordusu görülüyor.                                                    Üstteki resimde ise  Sovyet ordusuna                                                    karşı mücadele etmiş  olan Afgan                                                    mücahidleri görülüyor.<br />
Afganistan&#8217;ın zengin  doğalgaz                                                    rezervi çeşitli  projelerle kullanılmaya                                                    çalışılmaktadır. BBC  News&#8217;ta                                                    verilen haberde,  Afganistan&#8217;ın                                                    2 milyon dolarlık  doğalgaz boru                                                    hattı inşasına başlama  konusunda                                                    gündeme gelen  anlaşmalar konu                                                    edilmiştir.<br />
(üst sol resim) Yeni  Şafak Gazetesi,                                                    2 Aralık 2001<br />
(üst sağ alt resim)  BBC News,                                                    13 Mayıs 2002</div>
<div></div>
<div></div>
<div>
<h3>Afganistan&#8217;ın İşgali</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Akşam  Gazetesi, 29 Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal_aksam291279.jpg" alt="" width="500" height="288" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hürriyet Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal1_hurriyet291279.jpg" alt="" width="500" height="987" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Türkiye Gazetesi, 28  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal_trky281279.jpg" alt="" width="405" height="337" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet Gazetesi,  28 Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgali_cmhryt281279.jpg" alt="" width="500" height="322" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Son Havadis Gazetesi,  29 Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal_shavadis291279.jpg" alt="" width="195" height="501" /></p>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Son Havadis Gazetesi,  31 Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal_shavadis311279.jpg" alt="" width="500" height="356" /></p>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Türkiye Gazetesi, 31  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgal_trky311279.jpg" alt="" width="500" height="395" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tercüman Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgali_29_12_79_trcmn.jpg" alt="" width="500" height="455" /></p>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tercüman Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgali_29_12_79_trcmn2.jpg" alt="" width="500" height="486" /></p>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tercüman Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgali_29_12_79_trcmn3.jpg" alt="" width="500" height="475" /></p>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yeni Asya Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganistanisgali_yeniasya291279.jpg" alt="" width="500" height="418" /></div>
</div>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cumhuriyet Gazetesi,  29 Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganistan_cmhryt291279.jpg" alt="" width="500" height="259" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hürriyet Gazetesi, 30  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganistanisgali_hurriyet301279.jpg" alt="" width="500" height="520" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Yeni Asya Gazetesi, 29  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganisgl_yasya291279.jpg" alt="" width="300" height="184" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Akşam Gazetesi, 13  Aralık 1979</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/afganmusluma_aksam131279.jpg" alt="" width="500" height="110" /></div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div></div>
</div>
</div>
</div>
<p><em>20 Mayıs 2009</em></p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/afganistanin-isgali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

