<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Meryem</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/meryem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>İncil&#8217;de Hz. İsa&#8217;nın beşeri özellikleri</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/incilde-hz-isanin-beseri-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/incilde-hz-isanin-beseri-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 13:23:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Davut]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelin]]></category>
		<category><![CDATA[Giden]]></category>
		<category><![CDATA[Insan]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Isa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Luka]]></category>
		<category><![CDATA[Matta]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Soyu]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[İncil&#8217;de Hz. İsa&#8217;nın  beşeri özellikleri
Hz. İsa&#8217;nın doğumu, soyu, yakınları
İbrahim ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>İncil&#8217;de Hz. İsa&#8217;nın  beşeri özellikleri</h3>
<p><strong>Hz. İsa&#8217;nın doğumu, soyu, yakınları</strong></p>
<div>İbrahim oğlu, <strong>Davut oğlu İsa  Mesih&#8217;in soyuyla</strong> ilgili kayıt şöyledir&#8230; (Matta, 1/1-2)</div>
<div>Daha sonra <strong>İsa&#8217;nın annesiyle  kardeşleri</strong> geldi. Dışarıda durdular, haber gönderip onu  çağırdılar. (Markos, 3/31)</div>
<div>… Kalabalıklar, &#8220;Bu,<strong> Celile&#8217;nin  Nasıra kentinden İsa Peygamber&#8221;</strong> diyordu. (Matta, 21/11)</div>
<div><strong>Meryem&#8217;in oğlu,  Yakup, Yose, Yahuda ve Simun&#8217;un kardeşi olan marangoz değil mi bu?  Kızkardeşleri burada, aramızda yaşamıyor mu?..</strong> (Markos, 6/3)</div>
<div><strong>İsa bilgice ve  boyca gelişiyor, </strong>Allah ve  insanlar önünde iyilik buluyordu. (Luka, 2/52)</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><strong><br />
Hz. İsa&#8217;nın beşeri özellikleri</strong></div>
<div><strong>Yemek yemesi</strong></div>
<div>Onlarla sofrada otururken <strong>İsa  ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.</strong> (Luka,  24/30)</div>
<div>Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık  içindeki öğrencilerine, &#8220;<strong>Sizde yiyecek bir şey var mı?&#8221; diye  sordu. </strong><strong>Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler. İsa  onu alıp gözlerinin önünde yedi</strong>. (Luka, 24/41-43)</div>
<div>Daha sonra <strong>İsa, Levi&#8217;nin evinde  yemek yerken&#8230;</strong> (Markos, 2/15)</div>
<div>&#8230; İsa, <strong>yolculuktan yorulmuş </strong>olduğu  için kuyunun yanına oturmuştu. Saat on iki sularıydı. Samiriyeli bir  kadın su çekmeye geldi. <strong>İsa ona, &#8220;Bana su ver, içeyim&#8221;</strong> dedi. (Yuhanna, 4/6-7)<br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><strong>Yorulması ve  dinlenmesi</strong></div>
<div>İsa, kayığın uç tarafında <strong>bir  yastığa yaslanmış uyuyordu&#8230; </strong>(Markos, 4/38)</div>
<div>İsa onlara, &#8220;Gelin, tek başımıza tenha  bir yere gidelim de <strong>biraz dinlenin&#8221;</strong> dedi. Gelen giden  öyle çoktu ki, <strong>yemek yemeye</strong> bile vakit bulamıyorlardı.  (Markos, 6/31)</div>
<div>&#8230;Yolculuktan yorulmuş olan İsa kuyunun yanına  oturdu&#8230; (Yuhanna, 4/6)</p>
<div><strong>Hz. İsa  her insan gibi Allah’ın rahmetine muhtaçtır</strong></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>Herşey bana Rabbim tarafından  verildi&#8230;</strong> (Matta, 11/27)</span></span></div>
<div><strong>&#8230;Allah&#8217;ın bana  verdiği buyruk uyarınca iş görüyorum&#8230;</strong> (Yuhanna, 14/31)</div>
<div><strong>&#8230;Size  söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum&#8230; </strong>(Yuhanna, 14/10)</div>
<div><strong>&#8230;Size önemle  belirtirim ki, elçi kendiliğinden hiçbir şey yapamaz&#8230; </strong>(Yuhanna, 5/19)</div>
<div><strong>&#8230;Benim  öğretişim kendimden değil, beni gönderenden esinleniyor.</strong> (Yuhanna, 7/16)</div>
<div><strong>Onları bana  veren Rabbim her varlıktan üstündür&#8230;</strong> (Yuhanna, 10/29)</div>
<div><strong>Çünkü ben  kendiliğimden konuşmadım. Ne diyeceğimi, ne konuşacağımı beni gönderen  Allah buyurdu.</strong> O&#8217;nun  buyruğunun ise sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için <strong>konuştuğum  her sözü Allah&#8217;ın bana bildirdiği gibi söylüyorum.</strong> (Yuhanna,  12/49-50)</div>
<div><strong>İsa Allah&#8217;ın  herşeyi kendi ellerine verdiğini ve Allah&#8217;tan gelmiş olup yine Allah&#8217;a  gittiğini biliyordu.</strong> (Yuhanna, 13/3)</div>
<div>… <strong>Ben her zaman O&#8217;nun beğendiği  işleri yapıyorum.</strong> (Yuhanna, 8/29)</div>
<div><strong>Ben kendi  kendime hiçbir şey yapamam; işittiğim gibi yargılarım. Benim  yargılayışım doğrudur. Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin  isteğini ararım.</strong> (Yuhanna, 5/30)</div>
</div>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<div><strong>Hz. İsa&#8217;nın Allah&#8217;a dua etmesi </strong></div>
<div>Biraz ileriye giderek <strong>yüzüstü  yere kapandı, duaya koyuldu&#8230;</strong> (Matta, 26/39)</div>
<div>… <strong>gözlerini göğe dikerek şükran  duasını yaptı&#8230;</strong> (Matta, 14/19)</div>
<div>Halkı salıverdikten sonra <strong>dua  etmek için tek başına dağa çıktı…</strong> (Matta, 14/23)</div>
<div>Sabah çok erkenden, ortalık henüz  ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada <strong>dua  etmeye başladı.</strong> (Markos, 1/35)</div>
<div>Onları uğurladıktan sonra, <strong>dua  etmek için dağa çıktı. </strong>(Markos, 6/46)</div>
<div>İsa öğrencilerine, <strong>&#8220;Ben dua  ederken </strong>siz burada oturun&#8221; dedi. (Markos, 14/32)</div>
<div>O günlerde İsa, <strong>dua etmek </strong>için  dağa çıktı ve bütün geceyi Allah&#8217;a <strong>dua ederek </strong>geçirdi.  (Luka, 6/12)</div>
<div><strong>İsa bir yerde  dua ediyordu… </strong>(Luka, 11/1)</div>
<div>&#8230; Ben, imanını yitirmeyesin diye  senin için <strong>dua ettim… </strong>(Luka, 22/32)</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/incilde-hz-isanin-beseri-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA (A.S) VE HZ. MEHDİ (A.S)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Adil]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mace]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir
Tevatür: Kuvvetli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir</strong></p>
<div><strong>Tevatür: Kuvvetli haber,                  içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan                  kuvvetli haber. (Büyük  Lugat-Tur-Dav,                    3003)</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="155"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Şevkani                         de Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın ineceğine dair                        hadislerin sayısının 29&#8242;a ulaştığını                        söyleyerek bunları bir bir nakletmiş                        ve sonunda : Bizim naklettiğimiz                        hadisler görüldüğü gibi </strong><strong>tevatür haddine  ulaştı. Bu beyanımızla                        şu sonuca varılıyor ki, beklenen                        Mehdi hakkındaki hadisler, deccal                        hakkında hadisler ve Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın                        inmesine dair hadisler mütevatirdir                        demiştir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace, 10/338</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Kıyametin                          büyük alametlerinden biri olmak                          üzere ahir zamanda Hz.İsa (Aleyhisselam)&#8217;ın                          gökten yere ineceğini bildiren                          hadisler </strong><strong>tevatür derecesindedir.<br />
Sahih-i Müslim, 2/58</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Allah                          Resulu (sav)&#8217;den </strong><strong>mütevatir olarak rivayet  edilen hadislere                          göre Allah&#8217;ın Resulu (sav),                           Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın kıyamet gününden                          önce adaletli bir imam ve hakem                          olarak ineceğini haber vermiştir.<br />
Ibn-i Kesir, Hadislerle Kur&#8217;an                          Tefsiri, 13/7163</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="48"></a>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın      Geleceğini Bildiren Sahih Hadisler</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="247"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                    Hureyre şöyle demiştir  : Resulullah                                                    (sav) buyurdu ki:<br />
Hayatım elinde olan  Allah&#8217;a yemin                                                    ederim ki, </strong><strong>Meryem  oğlu (İsa                                                      Aleyhisselam)&#8217;ın  adil bir hakim                                                      olarak sizin içinize  inmesi<br />
Sahih-i Müslim, 6/532</strong> muhakkak yakındır. O, salibi (haçı)                                                    kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                    kaldıracaktır, mal o  kadar çoğalıp                                                    taşacak ki, hiç kimse  mal kabul                                                    etmez olacaktır.<strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre (r.a.)&#8217;den  rivayet edilmiştir                                                      : Resulullah  (s.a.v.) buyurdu                                                      ki:<br />
Benliğime hakim olan  zata yemin                                                      ederim ki, </strong><strong>Meryem&#8217;in  oğlunun                                                        adaletli bir hakem  olarak size                                                        inmesi pek  yakındır. O, Haç&#8217;ı                                                      kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                      kaldıracak; mal  çoğalacak ki,                                                      kimse onu kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Tirmizi,  4/93</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre&#8217;den rivayet  edildiğine                                                      göre; Peygamber  (s.a.v.) şöyle                                                      buyurdu :<br />
</strong> <strong>İsa  bin Meryem adil bir                                                      hakim ve adaletli  bir imam (devlet                                                      başkanı) olarak  (gökten yere) </strong><strong>inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.                                                      O, (indiğinde) haçı  kıracak (haça  tapınmayı kaldıracak), domuzu                                                      öldürecek (domuz   eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi kaldıracaktır.                                                      Mal da o kadar  çoğalacaktır ki                                                      hiç bir kimse mal  kabul etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/340</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>. .</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="779"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Resulullah                                                    (s.a.v.) buyurdu ki:</strong><strong>İsa bin Meryem (a.s.)  benim ümmetim                                                    içinde;</strong></p>
<p><strong>1- adaletli bir hakim  ve (yönetimde)                                                    adil bir imam olacak,</strong></p>
<p><strong>2- haçı kırıp ezecek  (haça  tapınmayı kaldıracak) ve domuzu                                                    öldürecektir.</strong></p>
<p><strong>3- (Zimmilerden)  Cizyeyi kaldıracak,</strong></p>
<p><strong>4- ve zekatı  terkedecektir. Artık                                                    ne koyun, keçi, sığır  sürüsü ne                                                    de deve sürüsü üzerine  zekat memuru                                                    çalıştırılmayacaktır.</strong></p>
<p><strong>5- Kap su ile dolduğu  gibi yeryüzü                                                    barışla dolacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Din birliği de  olacak, artık                                                    Allah&#8217;tan başkasına  tapılmayacaktır.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>1-  Hz. İsa (a.s.)                                                      adaletli bir  yönetici olacaktır.</strong></p>
<p><strong>2- Hadiste Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın haçı                                                      kırıp (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldüreceği (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek) belirtilmiştir.                                                      Serhü&#8217;s Sünne&#8217;de ve  başka hadis                                                      kitaplarında; Hz.Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                                      tahrif olmuş,  aslından uzaklaşmış                                                      olan Hıristiyanlığı  iptal ederek                                                      Ser-i Şerifimizle  (İslamiyetle)                                                      hükmedeceği  belirtilmiştir. Hz.Hz. İsa (a.s.) tekrar geldiği zaman teslis                                                      inancı haça tapınma,  ruhbaniyet&#8230;                                                      gibi Hıristiyanlığın  da esasında                                                      bulunmayan  hurafeleri kaldıracak,                                                      bu dini indirildiği  ilk haline                                                      döndürecektir.<br />
Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  domuzu öldürmesine                                                      dair cümlenin manası  da şöyledir                                                      : O, domuz beslemeyi  ve yemeyi                                                      yasaklayacak ve  öldürülmesini                                                      emredecektir. Artık  yeryüzünde                                                      domuz bırakmayacak  ve böylece                                                      domuzun yenilmesini  de tamamen                                                      önleyecektir.</strong></p>
<p><strong>3- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  cizyeyi, yani Ehl-i Kitab&#8217;tan alınan vergiyi kaldırmasına dair cümle de  şöyle yorumlanmıştır : Yani Hz. İsa (a.s.), Ehl-i Kitap olan insanları  İslam dinine davet edecek ve böylece cizye vermelerini kabul  etmeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Diğer bir yorum  şekli de şöyledir                                                      : Cizye hiç bir  gayr-i müslimden                                                      alınmayacaktır. Bu  nedenle cizye                                                      almaya da gerek  kalmayacaktır.                                                      Çünkü cizye  müslümanların ihtiyaçlarında                                                      kullanılmak üzere  alınır. İhtiyaç                                                      kalmayınca cizye  almaya da gerek                                                      kalmaz.</strong></p>
<p><strong>4- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de malın bolluğu ve  zekata müstahak                                                      fakirin kalmaması  sebebiyledir.                                                      Bu hüküm de cizye  ile ilgili hüküm                                                      gibidir. Yani Hz.  İsa (a.s.) İslam                                                      dininin koymuş  olduğu zekat hükmünü                                                      kaldıracak değildir.  Böyle bir                                                      mana düşünülemez.  Maksad şudur                                                      : Yüce dinimiz,  zekat müessesesini                                                      o döneme kadar  tatbik edilmek                                                      ve o dönemde gerek  kalmayacağından                                                      tatbik edilmemek  üzere koymuştur.                                                      Hz. İsa (a.s.) da  İslam&#8217;ın konulmuş                                                      hükümlerini tatbik  edecektir.</strong></p>
<p><strong>5- Hz. İsa (a.s.)  zamanında, bütün dünyayı hakimiyeti altına almış olan   Mesih-i Deccal�n fikir sistemi yok edilecek ve  dünyadaki hakimiyeti  tam anlamıyla son bulacaktır. Masonluk  v.s. gibi nifak odakları tamamen  yok edilecek, bütün dünya huzur içinde yaşayacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Bir hadis-i  şeriflerinde Resul-i                                                      Ekrem (sav)  Efendimiz şöyle                                                      buyurmuştur :</strong></p>
<p><strong>Muhakkak O yeryüzüne  inecektir&#8230;                                                      İnsanları İslama  davet edecektir.                                                      O&#8217;nun zamanında  Allah Teala İslam                                                      dışında bütün  dinleri kaldıracak.<br />
Tezkiret-il Kurtubi, 499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Yukarıdaki hadislerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın yeryüzüne  indiriliş                  alameti olarak bildirilen durumların hiçbirisi  gerçekleşmemiştir.                  Hıristiyanlık bozulmus, tahrif edilmiş şeklini muhafaza                  etmekte, teslise (üçleme) inanılmakta, haram olmasına  rağmen domuz eti yenmektedir.                  Dünya karışıklıklar içindedir; huzur, güven, barış                  ortamı yoktur, savaşlar, iç savaşlar devam etmektedir.                  Bolluğun aksine yokluk hakimdir. Bu durumda Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın                  henüz zuhur etmediği  anlaşılmaktadır.    Fakat bu üstün  Peygamber�n geliş zamanı çok yakındır. Peygamberimiz  (sav)�en rivayet edilen  hadisler ve din alimlerinin verdikleri  bilgiler, Hz. İsa (a.s.)�n, Hz. Mehdi  (a.s.) ile Hicri 14. yüzyılda  dünyaya tekrar geleceğini müjdelemektedir. İçinde  bulunduğumuz yüzyıl,  Hicri 14. yüzyıldır.</strong></p>
<p><strong><a name="49"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Ve Mesih Deccal</strong></p>
</div>
<p><strong>Mesih-i Deccal: Hakki                  batıl, batılı hak gösteren. Sahih hadislerin  haberleriyle,                  ahirzamanda gelecek ve Allah&#8217;ı (c.c.) inkar edip  kendisinin                  ilah olduğunu iddia edecek, dünyayı fesada verecek,                  tek gözlü  bir şahıstır.<br />
Büyük LUGAT TÜR-DAV</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="32"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Her                                      biri Allah&#8217;ın resulu olduğunu                                      iddia eden otuza yakın yalancı </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">deccal</span> gönderilmedikçe                                      kıyamet kopmayacaktır.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/82</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) çıkmadan önce birçok sahte <span style="text-decoration: underline;">Mesih                    (deccal)</span> çıkacaktır:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) ilk defa                   göğe alındığı haliyle yeryüzüne bırakılacağından,                  O&#8217;nun zamanında annesi, babası olan; doğup büyüyen                  33 yaşına gelmiş bir kimsenin Hz. İsa (a.s.) olma  ihtimali                  yoktur. Ondan evvel çıkan sahte Mesihlerin  (deccallerin),                  o devirde anne ve babaları olacaktır. Doğup, büyüyüp                  belli bir yaşa geldikten sonra sahtekarca  kendilerinin                  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edeceklerdir. Fakat  dikkatli,                  ferasetli, kültürlü, akıllı insanlar bu yalanları                  farkedip, onlara aldanmayacaklardır. Bu, deccalin,  dünyaya  hakim olmak için materyalist-marksist stratejiyi kullandığı  döneme denk  gelmektedir.</strong></p>
<p><strong>Deccal, bu sefer  dünyaya                  hakim olmak için tekrar strateji değiştirecek, dünyada                  materyalizme galip gelmiş olan &#8220;Yaratılış&#8221; inancını                  kendi menfaati doğrultusunda kullanmak isteyecektir.    Yaratılış inancını insanlara karşı kullanacak, Allah adına ortaya   çıkacak, hatta peygamber olduğunu iddia edecek, fakat ortaya çıkan  fitneden  onun deccal olduğu anlaşılacaktır.</strong></p>
<div><strong> Mesih-i Deccal hipnotizma, manyetizma ve sihir türünden                  bazı yöntemleri kullanarak birçok istidracı (*)  harikalar                  gösterecek, kendisinin Beklenen                  Mesih [yani Hz.  İsa (a.s.)] olduğunu iddia edecektir.  (Mesih, Hz. İsa (a.s.)�n lakabıdır.)</strong></div>
<p><strong>Değerli İslam alimi  Bediüzzaman Said Nursi, Mesih-i Deccal�n aldatıcı  yönünü şu şekilde  belirtmiştir:</strong></p>
<p><strong>Ve onların başına geçen                               en büyükleri, ispirtizma (hipnotizma) ve  manyetizmanın                              hadisatı nev&#8217;inden müdhiş harikalara mazhar  olan Deccal                              ise daha ileri gidip cebbarane suri  hükümetini bir                nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder. Mehdi  ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75</strong></p>
<p><strong>Üstad&#8217;ın da  sözünde  belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi   aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek  çok kişiyi  kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz.  İsa&#8217;yı ve  Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal&#8217;in  gösterdiği yalancı  mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal&#8217;e  aldanmasına neden olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kendisine Mesih diyen Mesih-i Deccal, halen  dünyanın pek çok ülkesinde teşvik edilen ve meşru gösterilen  ahlaksızlığı, cinsi sapıklığı, homoseksüelliği                              daha da teşvik edecektir.  Onun kendilerine  fayda  getirdiğini zanneden, onun oyununa aldanan, gösterdiği cehennem  hayatını cennet  zanneden pek çok kişi O&#8217;na katılacaklardır. Deccal,  sahte peygamber görünümü  ile dindarları da etkilemeye çalışacak ama  gerçekte onlar arasında ayrılık çıkarmaya,  onları güçsüz düşürmeye,  hatta onları büyük müsibetlere uğratmaya çalışacaktır.  Deccal, samimi  dindar Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin en büyük düşmanı  olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Yanlış yönlendirilmiş bazı  Hıristiyanlar                               o devirde Hz.İsa (as)&#8217;ı beklediklerinden  dolayı, O&#8217;nu tahrif                              edilmiş, değiştirilmiş İncil&#8217;deki vasıfları  ile bekleyeceklerdir.                              Mesih-i Deccal de tam onların hayal  ettikleri gibi                              istidracı harikalıklar gösterecektir.   Örneğin, Hz. İsa (a.s.)� Yüce Rabbimiz�n bahşettiği üstün mucizevi   özelliklere sahip olduğunu iddia edecek, bir                              şahsa hipnoz telkini ile ölmüş annesini  konuşur halde                              gösterecektir. Ayrıca yine sihir ve  hipnozla, annesinin                              O&#8217;na katılmasını tavsiye ettiğini kendisine  işittirecektir.                              Görme ve işitme halüsinasyonları olacaktır.  (Dışarıdan                              bakan sihirin etkisinde olmayan bir kişi ise  o görüntüyü                              göremeyecektir.)</strong></p>
<p><strong>Deccal, önce beklenen  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edecek, ardından da Hıristiyanlığın   teslis inancındaki gibi Allah&#8217;ın kendisine hulül ettiğini (içine  girdiğini)  söyleyerek ilahlığını ilan edecektir (Allah� tenzih ederiz).  Bu sapkın yöntemi kullanarak  dünyada muazzam bir taraftar kitlesi  kazanacaktır. Daha çok keyfe ve zevke  yönelik, ahlaksızca ögretileri ve  tavsiyeleri olacağı için taraftarlarının sayısı  daha da artacaktır.</strong></p>
<p><strong>Böyle  azgınlığın arttığı  bir devrede İslam alemi de Hz. Mehdi (a.s.)�n liderliğinde  birleşmiş  olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), her ne kadar Hıristiyan alemini  &#8220;Sahte  Mesih&#8221;e karşı uyaracaksa da, Hıristiyanlar, tam bekledikleri tarzda   iddialarda bulunmasından, bekledikleri zamanda zuhur etmesinden ve  İstidrac  nevinden birçok harikalıklar göstermesinden dolayı bu izahlara   aldırmayacaklardır.</strong></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.),  deccalin  gösterdiği istidracı harikalıkları bozma konusunda bir öncü olacak ama   deccalin kirli oyunu yine de sona ermeyecektir. O halüsinasyonlardan  oluşan  istidracı harikalıkları ve deccalin bu sinsi oyununu tamamen  ortadan  kaldıracak, onun fikir sistemini yok edecek olan Hz.  İsa  (a.s.) olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman,  bu gerçeği  şöyle izah eder:</strong></p>
<p><strong><em>Sihir                   ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla                   kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi                  altına alan) o dehşetli Deccal&#8217;i öldürebilecek,  mesleğini                  değiştirecek; ancak harika ve mu&#8217;cizatlı ve umumun                  makbulu bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar                  ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa  Aleyhisselamdır. </em><br />
<em>Mektubat, 53</em></strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İşari                                                  manada ayet mealleri</strong><strong>26/32- Bunun                                                                           üzerine asasını bırakıverdi, bir                                                                           de (ne görsünler) o, açıkça bir                                                                           ejderha oluverdi.</strong></p>
<p><strong>7/117- Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı                                                                           fırlatıver&#8221; diye vahyettik. (O                                                                           da fırlatıverince) bir de baktılar                                                                           ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp                                                                           yutuyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. Musa (a.s.)  o zamanın                              deccallerinin isdidraclarını ancak mucize  ile yok                              etmişti.</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;O&#8217;nun [Hz. İsa (a.s.)'ın] nefesinin  kokusunu duyan hiçbir kafirin ölmemesi mümkün değildir. Deccal&#8217;in  yalancı olduğu etrafa dalga dalga yayılacaktır. Deccaliyet perişan  olacak fikir sistemi yok edilecektir.</strong><strong>Sünen-i Ibn-i Mace, 10/323</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="40"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hz. İsa (a.s.) </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Deccal</span>&#8216;a nihayet                                                     Lud kapısı yanına  yetişecek ve                                                    onu öldürecektir.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/105</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Lud  kapısında Mesih-i Deccal ile karşılaşacak,  onu tartışarak yenecektir;  Deccali  öldürmesinden kasıt onun fikir sistemini yok etmesidir. Hz.  Musa (a.s.)�a aynı  şekilde Firavun&#8217;un fikir sistemini yok etmişti. Hz.  İbrahim (a.s.) ise Nemrud&#8217;un  fikir sistemini yok etmişti. Hz. Mehdi  (a.s.) süfyanın şahsını değil fikir  sistemini yok edecek, Hz. İsa  (a.s.) da, Mesih-i Deccal&#8217;in  fikir sistemini ortadan kaldıracaktır.  Önemli olan da, ebette ki bu şahısların  yaydığı sapkın ideolojinin,  toplumları helake götüren kirli fikir sisteminin  ortadan kalkmasıdır.</strong></p>
<p><strong>Deccali yenip  fikir sistemini ortadan  kaldıracak olan Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın gerçek Mesih  olduğunu anlayan Hıristiyan  alemi, Allah�n izniyle, büyük bir süratle  Allah�n takdir ettiği doğru yola  yani hak din olan İslam&#8217;a girecektir.  �strong&gt;Andolsun,  Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse  yoktur,�(Nisa Suresi,  159) ayetinde belirtildiği gibi, bundan sonra  tüm dünya Allah�n hak dinine tabi  olacak ve dinsizlik tamamen ortadan  kalkacaktır.</strong></p>
<p><strong> <a name="51"></a>Hz. İsa (a.s.) Zamanında Yeryüzü Barışla Dolacak</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Kap                                                  su ile dolduğu gibi </strong><strong>yeryüzü                                                     barışla dolacaktır.<br />
-Hiçbir kimse arasında  bir </strong><strong>düşmanlık                                                    kalmayacaktır.<br />
-Ve bütün düşmanlıklar,  boğuşmalar,                                                  hasetleşmeler muhakkak  kaybolup                                                  gidecektir.<br />
Sahih-i Müslim, 1/136</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Savaş (erbabı) da </strong><strong>ağırlıklarını (silah ve  malzemelerini) </strong><strong>bıracak.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Harp (erbabi) </strong><strong>ağırlıklarını (yani silah ve  saireyi) </strong><strong>bırakacak.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                Alametleri, 496</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz.  İsa (a.s.) Mesih-i Deccal&#8217;in tüm fikir sistemini ortadan kaldırıp,   sistemini dağıttıktan sonra dünyaya hakim olacaklardır. O zaman tek bir  dinin yani İslamiyetin yeryüzüne yayılması ile  ırkçılık, milli egoizm  yok olacak; sevgi, kardeşlik, güzel ahlak ana düşünce  haline gelecek;  ayrıca masonluk, siyonizm, materyalist felsefe, komünizm,  faşizm,  kapitalizm gibi diğer sapkın ideolojiler de tarih sahnesinden silinecek;   egoistlik, bencillik, kin, düşmanlık gibi her türlü sapkınlık anlamını  kaybederek  yok olacaktır.  Savaşların, çatışmaların  sebepleri yok  olacağı için, savaş sanayine harcanan tirilyonlarca para, bu  sefer  meşru ihtiyaçlara, gıda, imar, teknoloji, bilim, kültür, sağlık  harcamaları  gibi son derece gerekli ve önemli ihtiyaçlara ve bunun  yanında da insanların  mutluluğu için gerekli diğer yatırımlara  harcanacaktır. Elbette doğrusunu Allah  bilir.</strong></p>
<p><strong><a name="52"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Zamanında Büyük Bolluk Olacak</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;</strong><strong>Mal                                                    da o kadar  çoğalacaktır ki,                                                    hiçbir kimse mal kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/340</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Meryem                                                      oğlu (İsa) iner ve  Deccal&#8217;i öldürür.                                                      Ondan sonra kırk yıl </strong><strong>bol nimet içinde yaşarsınız.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                      il Ahir Zaman, 90</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İsa                                                      (Aleyhisselam)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de </strong><strong>malın bolluğu ve zekata                                                      muhtaç fakirin  kalmaması sebebiyledir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/339</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) zamanında, bilimin  gelişmesiyle hayvansal ve bitkisel  gıdaların üretimi arttırılacak, ilim  ve teknoloji son safhaya ulaşacak, dünya  kurulduğundan bu yana  teknolojik olarak en gelişmiş çağ yaşanacaktır. İnsanlar  teknolojinin  imkanlarıyla çok rahat ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Hz. İsa  (a.s.)  ve Hz. Mehdi (a.s.)�n öncülüğünü yaptığı bu kutlu dönem, insanların   rahatlık, huzur, güven ve mutluluk içinde yaşadıkları bir refah  dönemidir. Bu döneme  bu yüzden &#8220;Altın Çağ&#8221; adı verilmiştir.</strong></p>
<p><strong><a name="53"></a>Hz.  İsa (a.s.) Yeni Bir Din Getirmeyecektir</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                   Seyh, Kitab-ül Fiten&#8217;de  Ebu Hureyre&#8217;den                                                  tahric etti, Resulullah  buyurdu:                                                  İsa bin Meryem iner,  Deccal&#8217;i                                                  öldürür ve kırk (40) yıl </strong><strong>Allah&#8217;ın                                                    kitabı ve benim  sünnetimle hükmeder, vefat eder.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                  il Ahir Zaman, 92</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İmam                                                    Nevevi: Hz. İsa Ümmeti  Muhammed&#8217;e                                                    Peygamber olarak  değil; </strong><strong>Şeriat-ı                                                      Muhammediyyeyi  tatbik etmek için gelecektir,  demektedir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil                                                    Mehdiyy-il Muntazar,  68</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><em> Kadi Iyaz:  &#8220;Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesi, Deccal&#8217;i öldürmesi haktır ve gerçektir.                              Ehl-i Sünnet mezhebi ve yolu bu konuda varid  olan                              hadisler nedeniyle budur. Ne akli yönden ne  de Ser-i                              Şerif&#8217;te bu görüşü iptal edebilecek hiçbir  delil yoktur.                              Bu itibarla bu hüküm sabittir. Mütezile ve  Cehemiye                              mezheplerine mensub bazı kimseler ve onlara  katılanlar                              bu konudaki hadislerin, Allah&#8217;ın 33/40- &#8220;Muhammed,                                 &#8230; ancak o, Allah&#8217;ın Resûlü ve  peygamberlerin sonuncusudur.&#8221; mealindeki ayete, Peygamber  Efendimizin &#8220;Benden                                  sonra hiçbir peygamber yoktur&#8221; mealindeki hadisine                              ve Peygamberimizden (s.a.v.) sonra hiçbir  peygamberin                              olmadığına ve şeriatının kıyamete dek ebedi  olup,                              hükümlerinin yürürlükten kalkmayacağına dair  Müslümanların                              icma&#8217;ına ters düştüğü gerekçesiyle  reddedilmiş olduğunu                              ileri sürmekteler ise de; Bu iddia ve  gerekçe batıldır.                              Çünkü Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın inmesinden maksad  onun şeriatımızı                              yürürlükten kaldırıcı bir şeriatla ve  Peygamber olarak                              inmesi değildir. Ne bu hadislerde ne de  başka hadislerde                              böyle birşey yoktur. Bilakis Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın şeriatımızla                              hükmedecek adil bir hakim ve halkın  terkettiği şeriatımızın                              hükümlerini ihya edici olarak ineceği sahih  hadislerle                              sabittir.&#8221; demiştir.</em><br />
<em>Sünen-i Ibn-i Mace,  10/338</em></strong></p>
<p><strong><em>Hz. İsa  (a.s.) inecek                              ve hatem&#8217;ür rüsul Resulullah (s.a.v.)  efendimizin                                şeriatina tabi olacaktır.</em><br />
<em>Mektubat-i Rabbani,  2/1309</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) Efendimiz                              ahirzamanda yeryüzüne  indirildiği vakit,  peygamberlikle                              vazifeli olarak yeni bir şeriat  getirmeyecektir. Sahih                              hadislerin ve İmam-Rabbani Hazretleri&#8217;nin  izahında                              belirtildiği şekilde, Peygamber Efendimizin  (s.a.v.)                              Şeriatını uygulayacaktır. Kur-an-ı Kerim  ayetlerine                              göre hükmedecektir.<br />
</strong> <strong><br />
<a name="54"></a>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                  Hilyesi</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Peygamber                                                  efendimiz (sav)  buyurmuştur ki:<br />
Onu [Hz. İsa (a.s.)�]  gördüğünüz zaman şu alametlerle                                                  tanıyınız:<br />
1.Uzuna yakın orta boylu<br />
2.Rengi kırmızı ile  beyaza yakın<br />
3.Üzerinde herd boyası  ile boyanmış                                                  iki elbise vardır.<br />
4.O derece temiz ki  kendisine                                                  ıslak dokunmadığı halde  başı su                                                  damlatır gibidir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametleri, 499</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                    Hureyre (r.a.) şöyle  dedi: Peygamber                                                    (s.a.v) buyurdu ki:  Geceleyin                                                    yürütüldüğüm zaman  Musa Aleyhisselam&#8217;a                                                    kavuştum. (Peygamber  onu tavsif                                                    ederek:) Bir de gördüm  ki, O Senüe                                                    kabilesi erkeklerinden  biri gibi                                                    kara yağız, uzun  boylu, balık                                                    etli, düz saçlı bir  zattır. İsa&#8217;ya                                                    da kavuştum (Peygamber  onu da                                                    tavsif ederek: ) </strong><strong>İsa,  orta                                                      yapılı, sanki  hamamdan çıkmış                                                      gibi al çehreliydi.<br />
Sahih-i Müslim, 2/1053</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Yine                                                    Abdullah Ibn-i Ömer  (r.a.) dan                                                    rivayet olunduguna  göre Nebi (sav)                                                    demiştir ki:<br />
Ben bu gece kendimi  rüyamda Kabe&#8217;de                                                    buldum. Ansızın esmer  bir kişi                                                    gördüm. Sanki o </strong><strong>esmer  insanlardan                                                      en güzeli, başının  saçı iki omuzu                                                      arasında sarkıyordu.  (Yeni)                                                    taranmış ve arınmıştı  da bas&#8217;inin                                                    saç)ı su damlatıyordu. </strong><strong>İki                                                      elini iki kişinin  iki omuzuna                                                      koyarak Beyt&#8217;i tavaf  ediyordu. (Orada bulunanlara) Bu kimdir?                                                    diye sordum. Onlar :  Bu Meryem&#8217;in                                                    oğlu Mesih (İsa)&#8217;dır,  dediler.<br />
Sahih-i Buhari, 9/177</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="55"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                Peygamberimizin (s.s.v) Kabri Yanına  Defnedilecektir</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İbni                                                    Asakir Abdullah b.  Selamdan: &#8220;Tevrat&#8217;ta                                                    Peygamberin sıfatı  anlatılıyor                                                    ve orada </strong><strong>İsa  aleyhisselamin                                                      onunla beraber defn  edileceği                                                      yazılıyor.<br />
Buhari Tarihinde, İbni  Asakir                                                    Ondan (Abdullah b.  Selam) dan                                                    nakl ettiklerine göre, </strong><strong>İsa                                                      aleyhisselam  Resulüllah ile iki                                                      Sahabisi (Ebu Bekr  ve Ömer (r.a.)                                                      &#8216;nın yanında defn  edilip kabir                                                      adedi dörde  çıkacaktır.<br />
İbni Cevzi&#8217;nin  Abdullah bin Ömer                                                    (R. Anhüma)&#8217;dan  merfuan nakl ettiği                                                    bir rivayette şöyle  buyurulmaktadır:<br />
&#8220;İsa aleyhisselam  yeryüzüne inecek, </strong><strong>evlenecek çoluk çocuk sahibi                                                      olup kırk beş sene  yaşıyacak,                                                      sonra ölecek,  benimle ayrı kabire                                                      gömülecek, sonra ben  ve İsa aynı                                                      kabirden Ebu Bekr  ile Ömer (r.a.)                                                      arasından  kalkacağız!&#8221;<br />
Kıyamet Alametleri,  246/247</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz.                                                      İsa, yeryüzünde  iken </strong><strong>evlenecek                                                        ve bir çocuğu  olacaktır. Ölünce, Müslümanlar onun namazını                                                      kıldıktan sonra </strong><strong>Ravza-i  Mutahhare&#8217;ye defnedeceklerdir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar  Fi Alamatil                                                      Mehdiyy-il Muntazar,  65</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Muhakkak                                                      ki, Meryem oğlu, İsa  yeryüzüne                                                      indiği zaman  evlenecek, çocuğu                                                      olacak, yeryüzünde  45 yıl kalacaktır.<br />
Miskatü-l Mesabih,  3/47</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde indikten ve                                                      40 yıl kalıp  yaşadıktan sonra                                                      ölür. Müslümanlar,  O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  O&#8217;nu toprağa                                                      verirler. (Bu hadis,  ebu Davud                                                      et Tayalisi&#8217;nin  Müsned&#8217;inden rivayet                                                      edilmiştir.)<br />
Hazreti Hz. İsa  (a.s.) yeryüzünde                                                       kırk sene yaşadıktan  sonra vefat                                                      edecektir.  Müslümanlar O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  defnedecekler.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret  ve Ahirzaman                                                      Alametleri, 498-499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>.<br />
Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde yaklaşık 40-45  sene kaldıktan                              sonra vazifesini tam yapmış olarak vefat  edecektir.                              Müslümanlar cenaze namazını kılıp, Peygamber  Efendimizin                              (s.a.v.) kabri yanına defnedeceklerdir.</strong></p>
<p><strong><br />
<a name="56"></a>Risale-i Nur Külliyatında  İsa Aleyhisselam<br />
</strong> <strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Dünyaya Tekrar  Gönderilecektir:</strong></p>
</div>
<p><strong>Süfyan                              ve mehdi hakkındaki hadislerin ifade  ettikleri mana                              budur ki, ahir zamandan dinsizliğin iki  ceryanı kuvvet                              bulacak.</strong></p>
<p><strong>Birisi:                              Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.)                              inkar edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs  ehl-i                              nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslamiyenin  tahribine                              çalışacaktır. Ona karşı Al-i Beyt-i  Nebevinin silsile-i                              nuranisine baglanan, ehl-i  velayet ve ehl-i                               kemalin başına geçecek Al-i Beytten Muhammed  Mehdi                              isminde </strong><strong>bir zat-ı nurani, o Süfyanin  şahs-ı manevisi                                olan cereyan-i münafikaneyi öldürüp  dağıtacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 53)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Hadis-i şeriflerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;dan önce geleceği                              bildirilen Hz.Mehdi; Süfyan&#8217;ın İslam  aleminde yaptığı                              manevi tahribatı tamire çalışacak,  İslamiyetin yeniden                              canlandırılmasına ve dünya çapında  yayılmasına gayret                              edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz.Mehdi  (a.s.), Allah&#8217;ı                              inkar üzerine kurulmuş bütün felsefe ve  teorileri                              tam anlamıyla susturacak, başta Süfyan&#8217;dan  kaynaklanan                              bütün fitne ve fesad odaklarını, kurumlarını  kapatacaktır.                              Mehdi, Halife ünvanıyla İslam  aleminin başına                              geçecek, Kur-an-ı Kerim&#8217;i ve iman esaslarını  günün                              şartlarını da dikkate alarak ilmi bir  şekilde insanlara                              açıklayacak, müminlerin imanlarını  güçlendirecektir.</strong></p>
<p><strong>İkinci  cereyan ise: Tabiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden                              bir cereyan-i nemrudane, gittikçe  ahirzamanda felsefe-i                              maddiye vasıtasiyle intisar ederek kuvvet  bulup, uluhiyeti                              inkar edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir  padişahı                              tanımayan ve ordudaki zabıtan ve efrad onun  askerleri                              olduğunu kabul etmiyen vahşi bir adam,  herkese, her                              askere bir nevi padişahlık ve bir güna  hakimiyet verir.                              Öyle de : &#8220;Allah&#8217;ı inkar eden o cereyan  efradları                              birer küçük Nemrud hükmünde nefislerinde  birer rububiyet                              verir.</strong><strong> Ve onların başına geçen en  büyükleri, ispirtizma                                ve manyetizmanın hadisatı nev&#8217;inden müdhiş  harikalara                                mazhar olan deccal ise daha ileri  gidip, cebbarâne                              sûri hükûmetine bir nevi rubûbiyet tasavvur  edip ulûhiyetini                              ilan eder. Bir sineğe maglûb olan ve bir  sineğin kanadını                              bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet  dâvâ                              etmesi, ne derece ahmakcasına bir maskaralık  olduğu                              malumdur.</strong></p>
<p><strong>İşte                              böyle bir sırada (Mesih-i deccalin ortaya  çıktığı sırada),  o cereyan pek kuvvetli göründüğü                              bir zamanda, Hazreti İsa (a.s)&#8217;in şahsiyet-i  maneviyesinden                              ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur  edecek, yani </strong><strong>rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek;                              hal-i hazır Hıristiyanlik dini o hakikata  karşı tasaffi                              edecek, hurafattan ve tahrifattan  sıyrılacak, hakaik-i                              İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık  bir nevi                              İslamiyete inkilab edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a                              iktida ederek, o İsevilik , şahs-ı manevisi,  tabi;                              ve İslamiyet, metbu&#8217; makamında kalacak.  Din-i hak,                              bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet  bulacaktır.                              Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken  mağlub olan                              İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik                              cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında  iken                              alem-i semavetta cism-i başerisiyle bulunan  şahs-ı                              İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının  başına geçeceğini                              bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Sey&#8217;in  vadine                              istinad ederek haber vermiştir. Madem haber  vermiş,                              haktır, madem Kadir-i Külli Sey &#8220;va&#8217;detmiş  elbette                              yapacaktır.<br />
(Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong>****</strong></p>
<p><strong>Mesih&#8217;i Deccal&#8217;in çok  kuvvetli olduğu bir devrede,  Hıristiyanlık dini, içinde bulunduğu  hurafelerden, sapkınlıklardan (teslis,  haç, domuz eti yemek v.s.)  temizlenecek, ilk nuzül ettiği, orjinal haline  dönecektir. İlahi dinler  birbirinin devamı olduğundan birisi bozulunca diğeri  onu düzeltmek ve  yeni hükümler koymak için gönderildiğinden, Hıristiyanlık da   hurafelerden, sapkın inançlardan kurtulduktan sonra manen bir nevi  İslamiyet  olacak, dolayısıyla Hıristiyanlar da Kur-an-ı Kerim&#8217;e  uyacaklardır. Aynı durum  Musevilik için de geçerli olacak. Müslümanlık,  Hıristiyanlık ve Museviliğin birleşmesi  sonucunda inananlar  kuvvetlenip, dinsizlik cereyanını yok edecek bir güce gelecek;  iman  edenlerin başında ise, Allah tarafından cismani olarak dünyaya  gönderilmiş  olan Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) bulunacaktır. Bunu  Peygamberimiz (sav)  Allah&#8217;ın vaadine dayanarak haber vermiştir. Allah  elbette vaadini yerine  getirecektir.</strong></p>
<p><strong>Sahih  hadislerde  müjdelenen hususlar bunlardır. Ahirzamanda gelmesi beklenen Hz. İsa   (a.s.) efendimizi tek bir zat olarak değil de &#8220;şahs-ı manevi veya   cemaat&#8221; şeklinde düşünmek veya &#8220;gelmiştir, görevini yapıp vefat   etmiştir&#8221; iddiasında bulunmak, mütevatir haline gelmiş bu konuyu   yalanlamak olur ki, manevi sorumluluk getirebilir, müslümanlara çok  büyük zarar  verebilir. Allah bunu vaadetmiştir ve vaadini elbette  yerine getirecektir.  Bediüzzaman başka bir eserinde de Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın dünyaya tekrar gelmesinin  kesin olduğunu bildirmektedir.</strong></p>
<p><strong>Evet,                              hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i  İsa&#8217;nın semavi                                nüzulu kat&#8217;i olmakla beraber; mana-yi  işarisiyle                              başka hakikatleri ifade ettiği gibi bu  hakikata da                              mucizane işaret ediyor.<br />
(Kastamonu  Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.) Mesih Deccal&#8217;i Öldürecektir:</strong></p>
<p><strong>Kat&#8217;i ve  sahih rivayette var ki: &#8220;İsa Aleyhisselam büyük Deccal&#8217;i öldürür.&#8221;<br />
Vel&#8217;ilmü indallah, bunun da iki vechi var:<br />
</strong> <strong><br />
Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispirtizma                              gibi istidracı harikalarıyle kendini  muhafaza eden                              ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccal&#8217;i  öldürebilecek,                              mesleğini değiştirecek; ancak harika ve  muc&#8217;cizatlı                              ve umumun makbulü bir zat olabilir ki: </strong><strong>O  zat, en                                ziyade alakadar ve ekser insanların  Peygamberi olan                                Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;dır.</strong></p>
<p><strong>İkinci vechi şudur                              ki: &#8220;Şahs-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı  ve maktul                              olan şahs-ı Deccal&#8217;in, teşkil ettiği  dehşetli maddiyunluk                              ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı  manevisini                              mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o  ruhaniler,                              din-i İsevinin hakikatını hakikat-ı İslamiye  ile mezcaderek                              o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.  Hatta,                              &#8220;Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i  Mehdi&#8217;ye                              namazda iktida eder, tabi olur. &#8221; diye  rivayeti bu                              ittifaka ve hakikat-ı Kur-aniyenin  mutbuiyetine ve                              hakimiyetine işar<em>et eder.</em><br />
<em>(Sualar, 493)</em></strong></p>
<p><strong>****<br />
<em><br />
</em>Sihir ve hipnotizma gibi harikulade kuvvetlerle                              herkesi etkileyerek varlığını sürdüren  deccal ve onun                              fikir sistemi, ancak, vahiyle hareket eden  gerektiğinde                              mucizelerle desteklenen Hz. İsa (a.s.)  tarafından yok                              edilecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) tekrar                              dünyaya geldigi zaman yeni bir din  getirmeyecek, Islam                              dinine uyacaktir. Fakat bir peygamber olduğu  için,                              kendisine vahiy gelecek ve mucize  gösterecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın idaresi  altında  Hıristiyanlığın                              hakikati ile İslamiyeti birleştiren  talebeleri, bu                              birleşmenin sağladığı güç ile Mesih-i  Deccal&#8217;in dinsizlik                              cereyanını, Allah&#8217;ı  inkar fikrini etkisiz  hale                              getirip, yok edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hem alem-i insaniyette                              inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve  mukaddesat-ı                              beşeriyeyi zir ü zeber eden Deccal  komitesini, Hazret-i                              Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın din-i hakikisini  İslamiyetin hakikatiyle                              birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar  bir İsevi                              cemaati namı altında ve </strong><strong>&#8220;Müslüman  İseviler&#8221; ünvanına                                layık bir cemiyet, o Deccal komitesini,   Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak;    beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurataracak.<br />
<em>(Mektubat 413)</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Geldiğinde                              Başlarda Tanınmaması:</strong></p>
<p><strong>Hazret-i  İsa Aleyhisselam                              geldiği vakit, herkes O&#8217;nun hakiki İsa  olduğunu bilmek                              lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı,  nur-u iman                              ile O&#8217;nu tanır. Yoksa bedahet derecesinde  herkes O&#8217;nu                              tanımayacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 54)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  hazretleri,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın dünyaya geldiğinin ilk  yıllarında                              ancak yakın talebeleri tarafından imanın  nuru ile                              tanınabileceğini, yoksa herkesin açıkça onu  tanıyamayacağını                              bildiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hatta  Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın                              nuzülü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam  olduğu, nur-u                              imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez.<br />
(Sualar, 487)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) yeryüzüne                              ilk geldiği vakit (nüzul ettiği vakit)  imtihan sırrı                              olarak kendisini bilmeyecek, daha sonra  kendisinin                              farkına varacaktır. Talebeleri de imanın  nuru ile                              O&#8217;nu zann-ı galiple (büyük zanla) sonradan  tanıyacaklardır.                              Herkes açıkça O&#8217;nun Hz. İsa&#8217;(a.s.) olduğuna  hemen kanaat getiremeyecekdir.                              Küçük bir Hıristiyan grup içerisinde  mücadelesine                              başlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) tam  anlamıyla                              zuhur ettikten sonra görebilen herkes onu  görecek                              ve hakiki Hz. İsa (a.s.) olduğunu  bileceklerdir. Fakat                              yine de &#8220;Acaba gerçekten İsa bu mu?&#8221; diye  şüphe edenler                              var olacaktır. Böyle şüphesi olanlar küfürle  suçlanamaz,                              çünkü bu konu bir Akaid konusu değildir.  Yalnız böyle                              şüphede olanlar bu mübarek şahsın feyzinden,  bereketinden                              mahrum kalabilir.</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın Küçük                              Bir Cemaati Olacak:</strong></p>
<p><strong>İsa  Aleyhisselam&#8217;ı nur-u                              iman ile tanıyan ve ona tabi olan cemaat-i  ruhaniye-i                              mücahidinin kemiyeti, Deccal&#8217;in mektepçe ve  askerce                              ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve  küçük                              olmasına işaret ve kinayedir.<br />
(Sualar, 495)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) küçük                              bir cemaat içerisinde vazifeye  başlayacaktır. Daha                              ziyade İsrail ve İsrail&#8217;e yakın bölgelerde  faaliyet                              gösterecektir. Okullarda ve askeri  birimlerde talebeleri                              olacak ilk başta kendilerini  gizleyeceklerdir.(Doğrusunu Allah bilir)</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hakim                                                  et-Tirmizi, &#8220;Nevdirü&#8217;l  Usul&#8221;da                                                  şöyle nakletmiştir.  Peygamberimiz                                                  (sav): Meryem oğlu İsa  Ümmetim                                                  içinde havarilerinden  bir takım                                                  halkı bulacaktır. Başka  rivayette                                                  ise Peygamberimiz (sav)  üç                                                  defa: Muhakkak ki Mesih  (İsa)                                                  aleyhisselam bu ümmetten  birtakım                                                  kavimlere yetişecek ki,  onlar                                                  sizin gibidirler. Yahut  sizden                                                  daha hayırlıdırlar.  İlkinde benim                                                  sonunda Mesih (İsa)&#8217;nın  bulunduğu                                                  bir ümmeti Allah asla  utandırmaz,                                                  buyurmuştur.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametler, 501</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Resulullah                                                    (sav) efendimiz şöyle  buyurdu:<br />
Yemin ediyorum ki  Meryem oğlu                                                    İsa o gün yeryüzünün  en hayırlı                                                    800 erkek ile 400  kadın kişilerin                                                    yanlarına inecektir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                    Alametler, 498</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Hakkında Bazı Hadisler  Mütaşabihtir:</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Said Nursi,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesine ve Deccal&#8217;i  öldürmesine aid                              hadislerin müteşabih (benzetmelerle  anlatılan) hadislerden                              olduğunu, muhakkak tevilinin yapılması, yani  müteşabihatının                              çözülerek açıklanması gerektiğini izah  etmektedir.                              Aksi takdirde, sözde alimlerin bu hadislerin  müteşabıhatına                              aldırmadan, zahirine bakıp şüpheye düştüğünü  veya                              hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini  ifade                              etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Ahir  zamanda Hz. İsa (a.s.) nüzulüne ve Deccal&#8217;i öldürmesine ait hadis-i                              şahihanın ma&#8217;na-yı hakikileri  anlaşılmadığından, bir                              kısım zahir ulemalar, o rivayet ve  hadislerin zahirine                              bakıp şüpheye düşmüşler; veya sıhhatini  inkar edip,                              veya hurafevari bir mana verip adeta muhal  bir sureti                              bekler bir tarzda avam-i müslimine zarar  verirler.                              Mülhidler ise, bu gibi zahirce akıldan çok  uzak hadisleri                              şerr-i rüşte ederek hakaik-i İslamiyeye  tezyifkarane                              bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu  gibi ehadis-i                              müteşabihenin hakiki te&#8217;villerini Kur&#8217;an  feyziyle                              göstermiş. Şimdilik nümune olarak bir tek  misal beyan                              ederiz. Şöyle ki:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) Deccal                              ile mücadelesi zamanında, Hazret-i İsa (as)  onu öldüreceği                              vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra  kılıncı onun                              dizine yetiştirebilir derecesinde, vücudda o  derece                              Deccalin heykeli Hazret-i İsa  Aleyhisselamdan on,                              belki yirmi misli yüksek kametli olmak lazım  gelir.                              Bu rivayetin zahiri ifadesi sırr-ı teklife  ve sırr-ı                              imtihana münafi olduğu gibi nev-i beşerde  cari olan                adetullaha muvafık düşmüyor.<br />
<em>(Kastamonu Lahikası,  49)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Rivayette var ki:  İsa Aleyhisselam Deccal&#8217;i                              öldürdüğü münasebetiyle &#8220;Deccal&#8217;in fevkalade  büyük                              ve minareden daha yüksek bir azamet-i  heykelde ve                              Hazret-i İsa aleyhisselam ona nisbeten çok  küçük bulunduğunu..&#8221;                              gösterir.</strong></p>
<p><strong>Bunun  tevili şu olmak                              gerektir ki:<br />
İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile tanıyan ve  tabi                              olan cemaat-i ruhniye-i mücahidinin  kemiyeti, Deccal&#8217;in </strong><strong>mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına                              nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve  kinayedir.<br />
<em>(Sualar, 495)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Hazretleri,                              hadis-i şerifte İsa aleyhisselam&#8217;ın Deccal  ile mücadelesinde                              onu öldüreceği vakitte on arşın (5 metre)  yukarıya                              atladıktan sonra kılıcı ancak onun  dizine yetiştirebildiği                              derecesinde Deccal&#8217;in İsa (a.s.)&#8217;a oranla  boyunun                              on-oniki katı (18-20 m.) uzun olması  gerektiğini izah                              etmektedir. Böyle bir yaratılış, Allah&#8217;ın  kudreti                              dahilinde olmakla beraber adetullaha  aykırıdır.</strong></p>
<p><strong>Adetullah: Allah&#8217;ın                              kainatta koyduğu değişmez yasalar.</strong></p>
<p><strong>Ancak bu  bekleniş tarzı                              deccalin asker gücüne, eğitim kurumlarına ve  her                              alanda maddi bakımdan üstün ordularına  kıyasla Hz. İsa (a.s.)                              ve cemaatinin sayıca çok daha az olduğuna  işaret                              ettiği şeklinde açıklanırsa, mesele daha  akılcı anlaşılır                              bir hale gelmiş olur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURAN&#8217;DA AHİR ZAMANA VE HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;YE İŞARET EDEN AYETLER</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ahir-zamana-ve-hz-mehdi-a-s-ye-isaret-eden-ayetler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ahir-zamana-ve-hz-mehdi-a-s-ye-isaret-eden-ayetler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 07:49:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara]]></category>
		<category><![CDATA[Bize]]></category>
		<category><![CDATA[Bizi]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Edin]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Nahl Suresi]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Sahib]]></category>
		<category><![CDATA[Uydular]]></category>
		<category><![CDATA[Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Yolla]]></category>
		<category><![CDATA[Zalim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[KURAN&#8217;DA AHİR ZAMANA VE       ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KURAN&#8217;DA AHİR ZAMANA VE              HZ. MEHDİ (A.S.)&#8217;YE<br />
İŞARET EDEN AYETLER</strong></p>
<p><strong>Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere                  lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar  kılmak                  istiyoruz. (Kasas Suresi, 5)</strong></p>
<p><strong>Biz hangi memlekete bir peygamber  gönderdiysek                  onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları  dayanılmaz                  bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz. (Araf                    Suresi, 94)</strong></p>
<p><strong>Andolsun, senden önceki ümmetlere  (peygamberler)                  gönderdik de onları dayanılmaz zorluk (yoksulluk) ve  sıkıntılarla                  çeviriverdik. Umulur ki yalvarırlar diye. (Enam Suresi, 42)</strong></p>
<p><strong>Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve:  &#8220;Rabbimiz,                  bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından  bir                  veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım  eden                  yolla&#8221; diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf                  bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa                    Suresi, 75)</strong></p>
<p><strong>İnsanların kendi ellerinin kazandığı  dolayısıyla,                  karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki,  dönerler                  diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını  kendilerine                  taddırmaktadır. (Rum Suresi,                    41)</strong></p>
<p><strong>Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı)  Güvenlik                  ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol  gelmekteydi;                  fakat Allah&#8217;ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah  yaptıklarına                  karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı. (Nahl Suresi, 112)</strong></p>
<p><strong>Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali                   başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?  Onlara                  öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve  öylesine                  sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki mü&#8217;minlerle;  &#8220;Allah&#8217;ın                  yardımı ne zaman?&#8221; diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz  Allah&#8217;ın                  yardımı pek yakındır. (Bakara                    Suresi, 214)</strong></p>
<p><strong>&#8230; Sonra onların arkasından öyle  nesiller                  türedi ki, namaz (kılma duyarlılığın)ı kaybettiler ve  şehvetlerine                  kapılıp-uydular. Böylece bunlar azgınlıklarının  cezasıyla                  karşılaşacaklardır. (Meryem  Suresi,                    59)</strong></p>
<p><strong>Kim de benim zikrimden yüz çevirirse,  artık                  onun için sıkıntılı bir geçim vardır&#8230; (Taha Suresi, 124)</strong></p>
<p><strong>Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve  korkup-sakınsalardı,                  gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız)  bolluklar                  (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de  onları                  kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik. (Araf Suresi, 96)</strong></p>
<p><strong>Sizden önceki nesillerden onlardan  kurtardığımızdan                  pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek  fazilet                  sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise,  içinde                  bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar,  suçlu-günahkarlardı. (Hud Suresi, 116)</strong></p>
<p><strong>O, iş başına geçti mi (ya da sırtını  çevirip                  gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve  nesli                  helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu  sevmez. (Bakara Suresi, 205)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Gerçekten sen, gönderilen  (elçi)lerdensin.                  Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).  (Yasin Suresi, 3-4)</strong></p>
<p><strong>Kitap ehlinden ve müşriklerden inkar  edenler,                  kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar,  (bulundukları                  durumdan) kopup-ayrılacak değillerdi. (O delil de)  Allah&#8217;tan                  gönderilmiş bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri  okumaktadır;                  onların içinde dosdoğru &#8216;yazılı-hükümler&#8217; vardır. (Beyyine Suresi, 1-3)</strong></p>
<p><strong>İçlerinden bir adama: &#8220;İnsanları uyar                  ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri  katında                  &#8216;gerçek bir makam&#8217; olduğunu müjde ver&#8221; diye vahyetmemiz,                   insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkar edenler: &#8220;Gerçekten  bu,                  açıkça bir büyücüdür&#8221; dediler. (Yunus                     Suresi, 2)</strong></p>
<p><strong>Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara  resulleri                  geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve  onlar                  zulme uğratılmazlar. (Yunus                    Suresi, 47)</strong></p>
<p><strong>Müşrikler istemese de o dini (İslam&#8217;ı)                  bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve  hak                  dinle gönderen O&#8217;dur. (Tevbe                    Suresi, 33)</strong></p>
<p><strong>Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din  ile,                  diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi.  Şahid                  olarak Allah yeter. (Fetih Suresi,                     28)</strong></p>
<p><strong>Ey iman edenler, içinizden kim dininden                   geri döner (irtidat eder)se, Allah (yerine) kendisinin  onları                  sevdiği, onların da kendisini sevdiği mü&#8217;minlere karşı  alçak                  gönüllü, kafirlere karşı ise &#8216;güçlü ve onurlu,&#8217; Allah  yolunda                  cehd eden (çaba harcayan) ve kınayıcının kınamasından  korkmayan                  bir topluluk getirir. Bu, Allah&#8217;ın bir fazlıdır, onu  dilediğine                  verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, bilendir. (Maide                    Suresi, 54)</strong></p>
<p><strong>Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu)                   emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir  topluluk                  bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran Suresi, 104)</strong></p>
<p><strong>Ve onların içinden, sabrettikleri zaman                   emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık;  onlar                  bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. (Secde Suresi, 24)</strong></p>
<p><strong>Dedi ki: &#8220;Kiminiz kiminize düşman                  olarak, hepiniz ordan inin. Artık size Benden bir yol  gösterici                  gelecektir; kim Benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp  sapmaz                  ve mutsuz olmaz.&#8221; (Taha                    Suresi, 123)</strong></p>
<p><strong>Doğruyu getiren ve doğrulayanlara  gelince;                  işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır. (Zümer                    Suresi, 33)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi  Allah&#8217;ın                  oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek  olurlarsa,                  şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir. (Enfal                    Suresi, 39)</strong></p>
<p><strong>İnkar edenlere de ki: &#8220;Yakında  yenilgiye                  uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz.&#8221;                  Ne kötü yataktır o. (Al-i İmran                    Suresi, 12)</strong></p>
<p><strong>Bizim uğrumuzda cehd edenlere (çaba  harcayanlara),                  şüphesiz yollarımızı gösteririz. Gerçekten Allah, ihsan  edenlerle                  beraberdir. (Ankebut Suresi,                    69)</strong></p>
<p><strong>Musa kavmine: &#8220;Allah&#8217;tan yardım dileyin                   ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah&#8217;ındır; ona  kullarından                  dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler  içindir.&#8221;                  dedi. Dediler ki: &#8220;Sen bize gelmeden önce de, geldikten                  sonra da eziyete uğratıldık.&#8221; (Musa:) &#8220;Umulur ki,                  Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde  halifeler                  (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı  gözleyecek&#8221;                  dedi. (Araf Suresi, 128-129)</strong></p>
<p><strong>O, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı                   gerçekleştirmek ve batılı geçersiz kılmak için (böyle  istiyordu.) (Enfal Suresi, <img src='http://www.mehdiyet.net/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
<p><strong>Hayır, biz hakkı batılın üstüne  fırlatırız,                  o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki,  o,                  yok olup gitmiştir. (Allah&#8217;a karşı)  Nitelendiregeldiklerinizden                  dolayı eyvahlar size. (Enbiya                    Suresi, 18)</strong></p>
<p><strong>De ki: &#8220;Şüphesiz Rabbim hakkı (batılın                  yerine veya dilediği kimsenin kalbine) koyar. O,  gaybleri                  bilendir. De ki: &#8220;Hak geldi; batıl ise ne (bir şey)  ortaya                  çıkarabilir, ne geri getirebilir.&#8221;  (Sebe Suresi, 48-49)</strong></p>
<p><strong>De ki: &#8220;Hak  geldi, batıl yok oldu.                  Hiç şüphesiz batıl yok olucudur. (İsra Suresi, 81)</strong></p>
<p><strong>Ağızlarıyla Allah&#8217;ın nurunu söndürmek  istiyorlar.                  Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu  tamamlamaktan                  başkasını istemiyor. (Tevbe  Suresi,                    32)</strong></p>
<p><strong>Onlar ki, yanlarındaki Tevrat&#8217;ta ve  İncil&#8217;de                  (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi)  olan                  elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği)  emrediyor,                  münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal,  murdar                  şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini,  üzerlerindeki                  zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup  savunanlar,                  yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru  izleyenler;                  işte kurtuluşa erenler bunlardır.  (Araf Suresi, 157)</strong></p>
<p><strong>Onlar, Allah&#8217;ın nurunu ağızlarıyla  söndürmek                  istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır;  kafirler                  hoş görmese bile. (Saff Suresi,                    <img src='http://www.mehdiyet.net/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> </strong></p>
<p><strong>Sonra biz, elçilerimizi ve iman  edenleri                  böyle kurtarırız; mü&#8217;minleri kurtarmamız bizim üzerimize  bir                  haktır. (Yunus Suresi, 103)</strong></p>
<p><strong>Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve                  destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır;  inkar                  edenlerin velileri ise tağut&#8217;tur. Onları nurdan  karanlıklara                  çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz  kalacaklardır. (Bakara Suresi, 257)</strong></p>
<p><strong>Dediler ki: &#8220;Eğer seninle birlikte                  hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve  konumumuzdan)                  çekilip-kopartılırız.&#8221; Oysa biz onları, kendi katımızdan                   bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp  toplandığı,                  güvenli bir harem&#8217;de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların  çoğu                  bilmiyorlar. (Kasas Suresi, 57)</strong></p>
<p><strong>İşte böyle, senden önce de (herhangi)  bir                  memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun  refah                  içinde şımarıp azan önde gelenleri (şöyle) demişlerdir:  &#8216;Gerçekten                  biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve  doğrusu                  biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz&#8217;(O  peygamberlerden                  her biri şöyle) Demiştir: &#8216;Ben size atalarınızı üstünde  bulduğunuz                  şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı? Onlar da  demişlerdi                  ki: &#8216;Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir  olanlarız&#8217;. (Zuhruf Suresi, 23-24)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Gönderilmişlere selam olsun. (Saffat Suresi, 181)</strong></p>
<p><strong>İşte bunlar, Allah&#8217;ın ayetleridir;  onları                  sana bir hak olarak okuyoruz. Sen de gönderilen  elçilerdensin. (Bakara Suresi, 252)</strong></p>
<p><strong>&#8230; Her nerede olursanız, Allah sizleri                   bir araya getirecektir. Şüphesiz Allah, her şeye güç  yetirendir. (Bakara Suresi, 148)</strong></p>
<p><strong>Ve derlerdi ki: &#8220;Biz, ünlenmiş bir                  şair için ilahlarımızı terk mi edeceğiz?&#8221; Hayır, o,  hakkı                  getirmiş ve gönderilen (elçi)leri de doğrulamıştı. (Saffat                    Suresi, 36-37)</strong></p>
<p><strong>Andolsun, gönderilen kullarımıza (şu)  sözümüz                  geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve  zafer)                  bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün  gelecek                  olanlar onlardır. (Saffat Suresi,                    171-173)</strong></p>
<p><strong>Andolsun senden önce de elçiler  yalanlandı;                  onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve  eziyete                  uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah&#8217;ın sözlerini  (va&#8217;dlerini)                  değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin  haberlerinden                  bir bölümü sana da geldi. (Enam                    Suresi, 34)</strong></p>
<p><strong>Birbiri ardınca gönderilenlere andolsun  (Mürselat                   Suresi, 1)</strong></p>
<p><strong>Elçilerini hidayet ve hak din üzere  gönderen                  O&#8217;dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam&#8217;ı) bütün dinlere  karşı                  üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saff Suresi, 9)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Allah içinizden iman edenlere ve salih                  amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan  öncekileri                  nasıl &#8216;güç ve iktidar sahibi&#8217; kıldıysa, onları da  yeryüzünde                  &#8216;güç ve iktidar sahibi&#8217; kılacak, kendileri için seçip  beğendiği                  dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve  onları                  korkularından sonra güvenliğe çevirecektir&#8230; (Nur Suresi, 55)</strong></p>
<p><strong>Allah&#8217;ın yardımı ve fetih geldiği  zaman,                  ve insanların Allah&#8217;ın dinine dalga dalga girdiklerini  gördüğünde,                  hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O&#8217;ndan mağfiret  dile.                  Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (Nasr Suresi, 1-3)</strong></p>
<p><strong>Andolsun, biz Zikir&#8217;den sonra Zebur&#8217;da                  da: &#8220;Şüphesiz Arz&#8217;a salih kullarım varisçi olacaktır&#8221;                  diye yazdık. (Enbiya Suresi,                    105)</strong></p>
<p><strong>Ve sizi onların topraklarına,  yurtlarına,                  mallarına ve daha ayak basmadığınız bir yere mirasçı  kıldı.                  Allah, her şeye güç yetirendir.  (Ahzab Suresi, 27)</strong></p>
<p><strong>Sonra, nasıl  yapıp-davranacaksınız diye gözlemek                  için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık.  (Yunus                  Suresi, 14)</strong></p>
<p><strong>&#8230; Kötülüğü açıp gideren ve sizi  yeryüzünün                  halifeleri kılan mı? Allah ile beraber başka bir ilah  mı?                  Ne az öğüt-alıp düşünüyorsunuz.  (Neml Suresi, 62)</strong></p>
<p><strong>Onlar ki, yeryüzünde kendilerini  yerleştirir,                  iktidar sahibi kılarsak, dosdoğru namazı kılarlar,  zekatı                  verirler, ma&#8217;rufu emrederler, münkerden sakındırırlar.  Bütün                  işlerin sonu Allah&#8217;a aittir. (Hac                    Suresi, 41)</strong></p>
<p><strong>Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten)                   iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran Suresi, 139)</strong></p>
<p><strong>Ancak iman edenler, salih amellerde  bulunanlar                  ve Allah&#8217;ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan  sonra                  zafer kazananlar başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir  inkılaba                  uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir. (Şuara Suresi, 227)</strong></p>
<p><strong>Kendisine bereketler kıldığımız yerin  doğusuna                  da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları  (müstaz&#8217;afları)                  mirasçılar kıldık&#8230; (Araf Suresi,                     137)</strong></p>
<p><strong>Allah, yazmıştır: &#8220;Andolsun, ben galip                  geleceğim ve elçilerim de.&#8221; Gerçekten Allah, en büyük                  kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele                    Suresi, 21)</strong></p>
<p><strong>Allah&#8217;ı, sakın elçilerine verdiği  sözden                  dönen sanma. Gerçekten Allah azizdir, intikam sahibidir. (İbrahim Suresi, 47)</strong></p>
<p><strong>Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka  yerleştireceğiz.                  İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait  (bir                  ayrıcalıktır). Fetih istediler, (sonunda) her zorba  inatçı                  bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.  (İbrahim Suresi, 14-15)</strong></p>
<p><strong>Ve seveceğiniz bir başka (nimet) daha  var:                  Allah&#8217;tan &#8216;yardım ve zafer (nusret)&#8217; ve yakın bir fetih.  Mü&#8217;minleri                  müjdele. (Saff Suresi, 13)</strong></p>
<p><strong>Şüphesiz, Biz sana apaçık bir fetih  verdik.                  Öyle ki Allah, senin geçmiş ve gelecek (her) günahını  bağışlasın,                  üzerindeki nimetini tamamlasın ve seni dosdoğru bir yola  yöneltsin.                  Ve Allah, sana &#8216;üstün ve onurlu&#8217; bir zaferle yardım  etsin. (Fetih Suresi, 1-3)</strong></p>
<p><strong>&#8230; Fakat Allah, sizin bilmediğinizi  bildi,                  böylece bundan önce size yakın bir fetih (nasib) kıldı. (Fetih Suresi, 27)</strong></p>
<p><strong>Müjde, dünya hayatında ve ahirette  onlarındır.                  Allah&#8217;ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük  &#8216;kurtuluş                  ve mutluluk&#8217; budur. (Yunus Suresi,                     64)</strong></p>
<p><strong>De ki: &#8220;Herkes gözetlemektedir; siz                  de gözleyip durun. Sonunda, dümdüz (dosdoğru) yolun  sahipleri                  kimlermiş ve doğru yola ulaşan kimlermiş, pek yakında  öğreneceksiniz.&#8221; (Taha Suresi, 135)</strong></p>
<p><strong>Allah kendi (dini)ne yardım edenlere  kesin                  olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz  olandır. (Hac Suresi, 40)</strong></p>
<p><strong>Ey iman edenler, Allah&#8217;a itaat edin;  elçiye                  itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de&#8230; (Nisa Suresi, 59)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Korkma&#8221; dedik. &#8220;Muhakkak                  sen üstün geleceksin.&#8221; (Taha                    Suresi, 68)</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Gerçekten Allah&#8217;ın Kitabını okuyanlar,                  namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak  verdiklerimizden                  gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara  uğramayacak                  bir ticareti umabilirler. (Fatır                    Suresi, 29)</strong></p>
<p><strong>Mallarını Allah yolunda infak edenlerin                   örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane  bulunan                  bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat  kat                  artırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara                    Suresi, 261)</strong></p>
<p><strong>Rabbinizin rızkından yiyin ve O&#8217;na  şükredin.                  Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabbiniz var. (Sebe                    Suresi, 15)</strong></p>
<p><strong>Sizin yanınızda olan tükenir, Allah&#8217;ın                  katında olan ise kalıcıdır. Sabredenlerin karşılığını  yaptıklarının                  en güzeliyle biz muhakkak vereceğiz. Erkek olsun, kadın  olsun,                  bir mü&#8217;min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç  şüphesiz                  biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların  karşılığını,                  yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl                    Suresi, 96-97)</strong></p>
<p><strong>Allah barış yurduna çağırır ve kimi  dilerse                  dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha  güzeli                  ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı  sarar,                  ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada  süresiz                  kalacaklardır. (Yunus Suresi,                    25-26)</strong></p>
<p><strong>De ki: &#8220;Şüphesiz &#8216;lutuf ve ihsan  (fazl)&#8217;                  Allah&#8217;ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah  (rahmeti)                  geniş olandır, bilendir. O, kime dilerse rahmetini  tahsis                  eder, Allah büyük &#8216;lutuf ve ihsan (fazl)&#8217; sahibidir.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 73-74)</strong></p>
<p><strong>Kime dilerse hikmeti ona verir;  şüphesiz                  kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da  verilmiştir.                  Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kuranda-ahir-zamana-ve-hz-mehdi-a-s-ye-isaret-eden-ayetler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Gece]]></category>
		<category><![CDATA[Elini]]></category>
		<category><![CDATA[Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Ishak]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe]]></category>
		<category><![CDATA[Sanki]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>
		<category><![CDATA[Yakub]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ
Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in    ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in          hadislerinde Hz. İsa ile ilgili birçok önemli                   haber verilmiştir. Hadislerde bu mübarek insanın          şemaili hakkında da bazı bilgiler bulunmaktadır.          Buna göre, Hz. İsa orta boylu, kırmızıya çalar          beyaz tenli, düz saçlı, olağanüstü güzelliğe sahip          bir kimsedir. Saçını uzatmakta, omuzları arasına          salmaktadır. Sırtına yün elbise, ayağına ağaç          kabuğundan yapılmış bir sandal giymektedir. Hz.          İsa dünyadan yüz çevirir, ahireti özler, Allah&#8217;a          ibadetle vakit geçirirdi.<sup><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_2.html#1">1</a></sup> Her görenin  hayran kalacağı güzellikteki bu mübarek          insan bazı hadislerde şu şekilde tarif edilmektedir:</p>
<p>&#8220;Ben bu gece kendimi          rüyamda Kabe&#8217;de buldum. Ansızın esmer bir kişi          gördüm. Sanki o, esmer insanlardan görülenlerden          en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu.          Taranmış ve arınmıştı da başı su damlatıyordu.          İki elini iki kişinin iki omzuna koyarak Beyt-i          tavaf ediyordu. &#8216;Bu kimdir?&#8217; diye sordum. Onlar:          -Bu Meryem&#8217;in oğlu Mesih&#8217;tir, dediler.&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230; O halde, onu          görünce tanıyacaksınız. O, orta boylu, beyaz ve          pembe tenli bir kişi olup, sarı bir kıyafet içinde          olacaktır&#8230;&#8221;<sup><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_2.html#2">2</a></sup></p>
<p>Allah&#8217;ın seçip göndermiş olduğu          her peygamber gibi, Hz. İsa&#8217;da da tüm üstün ahlak          özellikleri en güzel şekilde tecelli etmektedir.          Onu diğer insanlardan ayıran en belirgin özelliklerinden          biri, insanların görür görmez etkilenecekleri          yüksek ahlakı ve şahsiyetidir. Hz.İsa, Allah&#8217;a          olan güveni, tevekkülü ve imanı ile son derece          kararlı, cesaretli, toplumun etkisi altında kalmayan,          aksine herkesi etkileyen, güçlü bir insandır.          Nitekim tüm peygamberlerin sahip oldukları bu          üstünlük ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir:</p>
<p><strong>Bu, İbrahim&#8217;e, kavmine  karşı          verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle          yükseltiriz&#8230; Ve ona İshak&#8217;ı ve Yakub&#8217;u armağan          ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce          de Nuh&#8217;u ve onun soyundan Davud&#8217;u, Süleyman&#8217;ı,          Eyyub&#8217;u, Yusuf&#8217;u, Musa&#8217;yı ve Harun&#8217;u hidayete          ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.          Zekeriya&#8217;yı, Yahya&#8217;yı, İsa&#8217;yı ve İlyas&#8217;ı da (hidayete          eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail&#8217;i,          Elyasa&#8217;yı, Yunus&#8217;u ve Lut&#8217;u da (hidayete eriştirdik).          Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından,          soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara          kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.          Bu, Allah&#8217;ın hidayetidir; kullarından dilediğini          bununla hidayete erdirir&#8230; (Enam Suresi, 83-88)</strong></p>
<p>Diğer peygamberler gibi Hz. İsa          da, adaletten ayrılmayan, tevazulu, şefkatli,          samimi, dürüst, fedakar bir insan olarak, Allah&#8217;ın          seçkin kıldığı peygamberlerdendir. Bir ayette          Allah Hz. İsa için şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>İşte bu elçiler; bir kısmını          bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah&#8217;ın kendileriyle          konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem          oğlu İsa&#8217;ya apaçık belgeler verdik ve O&#8217;nu Ruhu&#8217;l-Kudüs&#8217;le          destekledik&#8230; (Bakara Suresi, 253)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın hayatına bakıldığında          bu üstün ahlak özelliklerini görmek mümkündür.          Hz. İsa en başta gerçek dini insanlara anlatan          bir hidayet önderidir. O hem Allah&#8217;ın tüm emir          ve tavsiyelerine en fazla riayet eden, hem de          en doğrusunu anlatarak halkı hurafelerden arındıran          bir yol göstericidir. Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın, Allah&#8217;ın          bildirdiği ibadetleri ve diğer ahlaki özellikleri          hassasiyetle uyguladığı şu şekilde belirtilmektedir:</p>
<p><strong>(İsa) Dedi ki: &#8220;Şüphesiz  ben          Allah&#8217;ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve          beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım)          beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana          namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. Anneme itaati          de.&#8221;&#8230; (Meryem Suresi, 30-32)</strong></p>
<p>Hz. İsa yeryüzünde bulunduğu          süre boyunca, doğruyu yanlıştan ayırma, hikmetli          ve etkili söz söyleme gibi özellikleri en güzel          örneklerle ortaya koymuştur. Düşmanlarının onu          küçük düşürmek için art niyetle sordukları sorulara          en hikmetli ve en akılcı cevaplar vermiş, tek          bir örnekle düşmanlarının bütün girişimlerini          ortadan kaldırmıştır. O, kavminin tavrı karşısında          her zaman tevekküllü olmuş, Allah&#8217;a olan güçlü          imanı ve ihlası ona güç vermiş, Allah&#8217;ın varlığını          en etkili yollarla anlatmıştır.</p>
<p>Hz. İsa diğer peygamberler gibi          tebliğinde açık, yalın ve halkın anlayacağı bir          dil kullanmıştır. Verdiği hikmetli örnekler insanların          vicdanlarını hemen harekete geçirmiş, onları derin          düşünmeye, Allah&#8217;ın razı olacağı gibi davranmaya          teşvik etmiştir. Hz. İsa&#8217;nın tebliğinden, onun          Allah&#8217;a olan sevgisi, coşkulu imanı ve Allah&#8217;ın          emirlerini uygulamadaki titizliği açık bir şekilde          anlaşılmaktadır. İzlediği tebliğ yöntemi, onun          Allah&#8217;ın seçip beğendiği ve insanlara üstün kıldığı,          kutlu bir insan olduğunu bizlere en güzel şekilde          göstermektedir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>1<a name="1"></a>. M. Asım  Köksal,          Peygamberler Tarihi, s. 334, 335<br />
2<a name="2"></a>. Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid        Mücadelesi ve Hz. Peygamber, 1. cilt, s. 377-383</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:02:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Annesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Hani]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Isa]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Isa Mesih]]></category>
		<category><![CDATA[Ismini]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Melekler]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Ndan]]></category>
		<category><![CDATA[Nisa]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Onurlu]]></category>
		<category><![CDATA[Uygun]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=39</guid>
		<description><![CDATA[HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI

Hz. İsa&#8217;nın Doğumu
Allah, Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın doğumundan ölümüne ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HAZRETİ İSA&#8217;NIN HAYATI</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/12.jpg" border="4" alt="" width="300" height="209" /></p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın Doğumu</p>
<p>Allah, Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın doğumundan ölümüne  kadar her konuda,          diğer insanlardan büyük farklılıklar gösterdiğine          dikkat çekmiştir. Herşeyden önce Hz. İsa, bilinen          sebeplerin dışında bir yaratılışla doğmuş ve babasız          olarak dünyaya gelmiştir. Allah, o doğmadan önce,          birçok özelliğini ve onu insanlar için bir Mesih          olarak gönderdiğini melekleri aracılığıyla annesi          Hz. Meryem&#8217;e bildirmiştir. Hz. İsa&#8217;nın bu seçkin          özelliklerinden biri, &#8220;Allah&#8217;ın kelimesi&#8221; olarak        sıfatlandırılmış olmasıdır:</p>
<p>&#8230; Meryem oğlu Mesih İsa,  ancak          Allah&#8217;ın elçisi ve kelimesidir. Onu (&#8216;ol&#8217; kelimesini)          Meryem&#8217;e yöneltmiştir ve O&#8217;ndan bir ruhtur&#8230;          (Nisa Suresi, 171)</p>
<p>Hani Melekler, dediler ki:  &#8220;Meryem,          doğrusu Allah Kendi&#8217;nden bir kelimeyi sana müjdelemektedir.          Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih&#8217;tir. O, dünyada          ve ahirette &#8216;seçkin, onurlu, saygındır&#8217; ve (Allah&#8217;a)          yakın kılınanlardandır&#8230; (Al-i İmran Suresi,          45)</p>
<p>Kuran&#8217;da &#8220;Allah&#8217;ın kelimesi&#8221;          ifadesi yalnızca Hz. İsa için kullanılmıştır.          Allah, Hz. İsa henüz dünyaya gelmeden onun ismini          bildirmiştir. Allah Kendi&#8217;nden bir kelime olarak          Hz. İsa&#8217;ya &#8220;İsa Mesih&#8221; ismini vermiştir. Bu, Hz.          İsa&#8217;nın diğer insanlardan daha farklı bir yaratılışla        yaratıldığının ifadelerinden biridir.</p>
<p>Allah, hamileliği ve Hz. İsa&#8217;nın          doğumu aşamasında Hz. Meryem&#8217;i her açıdan en güzel          şekilde desteklemiş, ona yol göstermiştir. Allah          kavminden uzakta, tek başına gerçekleşen bu hayati          olayda, hiçbir tecrübesi olmayan ve bir yardımcısı          da bulunmayan Hz. Meryem için ortamı uygun kılmış          ve doğum sorunsuz bir şekilde gerçekleşmiştir.          Hz. Meryem Allah&#8217;ın yardımıyla bu zor işi tek          başına gerçekleştirebilmiştir. Allah Hz. Meryem&#8217;e        olan bu nimetini Kuran&#8217;da şöyle bildirmektedir:</p>
<p>Derken doğum sancısı onu bir          hurma dalına sürükledi. Dedi ki: &#8220;Keşke bundan          önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.&#8221;          Altından (bir ses) ona seslendi: &#8220;Hüzne kapılma,          Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.          Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz          oluşmuş-taze hurma dökülüversin. Artık, ye, iç,          gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek          olursan, de ki: &#8220;Ben Rahman (olan Allah) a oruç          adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım. (Meryem          Suresi, 23-26)</p>
<p>Ayetlerde de görüldüğü gibi Allah          vahyi ile Hz. Meryem&#8217;e yardımını iletmiş, hüzne          kapılmamasını, alt yanında onun için bir su arkı          kıldığını bildirmiştir. İhtiyaç duyduğu her konuda          yapması gereken herşeyi bildirerek ona yardım          etmiş ve doğumun en iyi şekilde gerçekleşmesini          sağlamıştır. Allah&#8217;ın Hz. Meryem üzerindeki rahmeti          ve koruması doğum olayında tüm açıklığıyla görülmektedir.          (Detaylı bilgi için Bkz. Örnek Müslüman Kadın:          Hazreti Meryem, Harun Yahya, Mart 2003, Araştırma        Yayıncılık)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="340" align="right">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/beytullahim.jpg" alt="" width="320" height="302" /><br />
İncil&#8217;de Hz. İsa&#8217;nın Beytüllahim&#8217;de doğduğu              bildirilir. Bu nedenle de Hıristiyanlar              bu şehri kutsal kabul ederler.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hz. Meryem, daha önce çekilmiş                                  olduğu ıssız bölgeden Hz. İsa ile  birlikte kavminin                                  yanına geldiğinde, onlar, sadece zan ve  tahmin                                  üzerine Hz. Meryem&#8217;e karşı birtakım  çirkin iftiralarda                                  bulunmuşlardır. Oysa iftiralarda bulunan  bu kavmin                                  bireyleri, Hz. Meryem&#8217;i tanıyor, hem  onun, hem                                  de İmran ailesinin ne kadar Allah&#8217;a  bağlı, dindar                                  ve iffetlerine düşkün insanlar  olduklarını çok                                  iyi biliyorlardı. Gerçekte Hz. İsa&#8217;nın  dünyaya                                  geliş şekli, Allah&#8217;ın Hz. Meryem&#8217;in  kavmine gösterdiği                                  büyük bir mucize, Allah&#8217;ın varlığına  ilişkin önemli                                  bir delildir. Ancak Hz. Meryem&#8217;in  etrafındakiler                                  bu durumu anlayamamış, onun hakkında  gerçek dışı                                  bazı ithamlarda bulunarak ona çirkin bir  iftira                                  atmaya çalışmışlardır:</p>
<p>Böylece onu taşıyarak kavmine          geldi. Dediler ki: &#8220;Ey Meryem sen gerçekten şaşırtıcı          bir şey yaptın. Ey Harun&#8217;un kız kardeşi senin          baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın          utanmaz (bir kadın) değildi. (Meryem Suresi, 27-28)</p>
<p>Hz. Meryem ise gerçekte bu çirkin          suçlama ve iftiralar ile deneniyordu. Allah&#8217;a          son derece bağlı ve iffetine düşkün bir insana          bu yönde bir iftira atılması, Allah&#8217;ın onun için          yarattığı bir imtihandır. Bu durum karşısında          Hz. Meryem hemen Allah&#8217;a sığınmış ve onların bu          iftiralarına karşı Allah&#8217;ın kendisine yardım edeceğini          bilerek tevekkül etmiştir. O yardımı ve desteği          yalnızca Allah&#8217;tan beklemiş ve her defasında da        Allah&#8217;ın geniş fazlı ve rahmetiyle karşılık görmüştür.</p>
<p>Allah zor durumda olan bu seçkin          kuluna yine bir mucizeyle yardım etmiş ve kavmi          kendisi ile konuşmak istediğinde susmasını ve          suçlamalarda bulunanlara Hz. İsa&#8217;yı işaret etmesini          bildirmiştir. Allah&#8217;ın Hz.Meryem&#8217;e bildirdiği        bu emri Kuran&#8217;da şu şekilde bildirilir:</p>
<p>Eğer herhangi bir beşer görecek           olursan, de ki: &#8220;Ben Rahman (olan Allah)a oruç          adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım.&#8221; (Meryem          Suresi, 26)</p>
<p>Allah, Hz. Meryem&#8217;e Hz. İsa&#8217;nın          doğumunu müjdelediği zaman, onun henüz beşikteki          bir bebekken konuşacağını da haber vermişti. İşte          o mucize, bu zor anında Hz. Meryem&#8217;e Rabbimiz&#8217;den        çok büyük bir destek olmuştur:</p>
<p>Beşikte de, yetişkinliğinde de          insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir.          (Al-i İmran Suresi, 46)</p>
<p>Allah Hz. Meryem&#8217;in yapacağı          açıklamayı mucizevi bir şekilde Hz. İsa&#8217;ya yaptırmıştır.          Böylece, hem Hz. Meryem&#8217;i atılan iftiralardan          temize çıkarmış, hem de bir mucize ile Hz. İsa&#8217;nın        elçiliğini İsrailoğullarına müjdelemiştir:</p>
<p>Bunun üzerine ona (çocuğa)  işaret          etti. Dediler ki: &#8220;Henüz beşikte olan bir çocukla          biz nasıl konuşabiliriz?&#8221; (İsa) Dedi ki: &#8220;Şüphesiz          ben Allah&#8217;ın kuluyum. (Allah) Bana kitabı verdi          ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım)          beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana          namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. Anneme itaati          de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir;          doğduğum gün öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım          gün de.&#8221; (Meryem Suresi, 29-33)</p>
<p>Hz. İsa Allah&#8217;ın kulu olduğunu,          kendisine kitap verildiğini ve yetişkin olunca          insanlara tebliğ yapmakla görevli bir peygamber          olduğunu, Allah için namaz kılıp zekat vermesi          gerektiğini, annesi Hz. Meryem&#8217;e saygılı olup          sözünü dinlemesi gerektiğini, öleceğini ve kıyamet        günü diriltileceğini de bilmektedir.</p>
<p>Bu durum İsrailoğullarına olağanüstü          bir gerçekle karşı karşıya olduklarını; bekledikleri          Mesih&#8217;in dünyaya geldiğini kanıtlamıştır. Allah        şu şekilde bildirmektedir:</p>
<p>Irzını koruyan          (Meryem); Biz ona Kendi ruhumuzdan üfledik, onu          ve çocuğunu insanlığa bir ayet kıldık. (Enbiya          Suresi, 91)</p>
<p>Ayetlerde İsrailoğullarına bir          haber daha verilmektedir: kendilerine gösterilen          tüm mucizevi olaylara rağmen, Hz. Meryem&#8217;e iftirada          bulunmayı sürdüren kimseler için büyük bir azap.        (Nisa Suresi, 156-157)<br />
Hz. İsa&#8217;nın Hayatı</p>
<p>Hz. İsa, tarihi kaynaklara göre, bundan yaklaşık  2000 yıl önce          yaşamış, Allah&#8217;ın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı          bir elçisidir. Matta İncili&#8217;nde Hz. İsa&#8217;nın I.          Herod ve rejim değişikliği döneminde (MÖ 4), Luka          İncili&#8217;nde ise İmparator Augustus döneminde (MS          6), Yahudiye&#8217;deki nüfus sayımı sırasında doğduğu          bildirilir. Bu bilgileri doğrulamak mümkün değildir.          Ancak çeşitli kaynakları inceleyen uzmanlar, Hz.          İsa&#8217;nın MÖ 7-6 yılları arasında doğduğunu tahmin        etmektedirler.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="200" align="right">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/incil.jpg" alt="" width="126" height="190" /></td>
<td>
<div>Şimdiye              kadar bulunmuş en eski İncil parçası (MS              125)</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Allah&#8217;ın üstün özelliklerle                                  lütufta bulunduğu, sonsuz cennet  yurduyla müjdelediği                                  bu değerli elçisinin getirmiş olduğu hak  din bugün                                  ismen yeryüzünde bulunsa da, gerçekte  dejenerasyona                                  uğramış ve aslından saptırılmıştır.  Allah&#8217;ın Hz.                                  İsa&#8217;ya vahyettiği İncil de aynı şekilde  ismen                                  mevcuttur, ancak aslı ortada yoktur.  Hıristiyan                                  kaynakları çeşitli bozulmalara uğramış  ve tahrif                                  edilmiştir. Dolayısıyla bugün Hz. İsa  ile ilgili                                  gerçek bilgileri bu kaynaklardan temin  etmemiz                                  mümkün değildir. Hz. İsa hakkında  doğruluğu kesin                                  bilgiye ulaşabileceğimiz yegane kaynak,  Allah&#8217;ın                                  kıyamete kadar koruyacağını vaat ettiği  Kuran&#8217;dır.                                  Kuran&#8217;da, Hz. İsa&#8217;nın doğumu, hayatı, bu  süre                                  içinde karşılaştığı olaylardan örnekler,  çevresindeki                                  insanların durumu ve daha birçok konudan  bahsedilmiştir.                                  Hz. İsa&#8217;nın Yahudilere nasıl tebliğ  yaptığı da                                  birçok örnekle haber verilmiştir. Al-i  İmran Suresi&#8217;nde                                  Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>&#8220;Benden önceki Tevrat&#8217;ı  doğrulamak          ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak          üzere size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle geldim. Artık          Allah&#8217;tan korkup bana itaat edin. Gerçekten Allah,          benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz&#8217;dir. Öyleyse          O&#8217;na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur.&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 50-51)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın bu davetine çoğu          Yahudi icabet etmemiş, ancak az sayıdaki havari          ona uymuştur. Kuran&#8217;da bu samimi inananların varlığı        şöyle bildirilmektedir:</p>
<p>Nitekim İsa, onlarda inkarı  sezince,          dedi ki: &#8220;Allah için bana yardım edecekler kimdir?&#8221;          Havariler: &#8220;Allah&#8217;ın yardımcıları biziz; biz Allah&#8217;a          inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza          şahit ol&#8221; dediler. &#8220;Rabbimiz, biz indirdiğine          inandık ve elçiye uyduk. Böylece bizi şahitlerle          beraber yaz.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 52-53)</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre Hz. İsa, yanında          bu 12 öğrencisi olduğu halde Filistin&#8217;in dört          bir tarafını dolaşmıştır. İnsanları Allah&#8217;a iman          etmeye davet etmek için yaptığı bu yolculukları          sırasında Allah&#8217;ın dilemesiyle çeşitli mucizeler          gerçekleştirmiştir. Hasta ve sakat insanları,          alaca hastalığına tutulanları iyileştirmiş, doğuştan          kör olanların gözlerini açmış ve ölüleri diriltmiştir.          Bu mucizeler Kuran ayetlerinde şu şekilde haber        verilmektedir:</p>
<p>&#8230;&#8221;Gerçek şu, ben size  Rabbiniz&#8217;den          bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde          bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik          Allah&#8217;ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah&#8217;ın izniyle          doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı          iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi          ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz,          eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet          vardır.&#8221; (Al-i İmran Suresi, 49)</p>
<p>Allah şöyle diyecek:          &#8220;Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi          hatırla. Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim,          beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.          Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim.          İznimle çamurdan kuş biçiminde (bir şeyi) oluşturuyordun          da (yine) iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu.          Doğuştan kör olanı, alacalıyı iznimle iyileştiriyordun,          (yine) Benim iznimle ölüleri (hayata) çıkarıyordun.          İsrailoğullarına apaçık belgelerle geldiğinde          onlardan inkara sapanlar, &#8220;Şüphesiz bu apaçık          bir sihirdir&#8221; demişlerdi (de) İsrailoğullarını          senden geri püskürtmüştüm.&#8221; (Maide Suresi, 110)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_iyilestirme.jpg" alt="" width="500" height="484" /><br />
Ünlü İtalyan ressam DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın,              Hz. İsa&#8217;nın körleri iyileştirmesini tasvir              ettiği, &#8220;The Healing of the Blind Man&#8221;              isimli duvar resmi</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hz. İsa büyük mucizeler göstermiş,          insanlar onun gösterdiği bu mucizelerden çok etkilenmişlerdir.          Ancak Hz. İsa daima, bu mucizelerin Allah&#8217;ın izniyle          gerçekleştiğini belirtmiş, İncil açıklamalarında          ise iyileştirdiği insanlara sık sık &#8220;imanın seni          kurtardı&#8221; demiştir. Nitekim halk da, Matta İncili&#8217;ne          göre, Hz. İsa&#8217;nın mucizeleri karşısında Allah&#8217;ı        yüceltmişlerdir:</p>
<p>İsa o bölgeden ayrılıp Galile          gölünün kıyısından geçerek dağa çıkıp oturdu.          Yanına büyük bir kalabalık geldi. Beraberlerinde          kötürüm, kör, çolak, dilsiz ve daha birçok hasta          vardı. Hastaları O&#8217;nun ayaklarının dibine bıraktılar.          O da onları iyileştirdi. Halk, dilsizlerin konuştuğunu,          çolakların sağlam oluverdiğini, körlerin gördüğünü,          kötürümlerin yürüdüğünü görünce şaştı ve İsrail&#8217;in          Tanrı&#8217;sını yüceltti. (Matta, 15: 29-31)</p>
<p>Artan engellere rağmen, özellikle          de, baskı ve zulüm altında yaşayan halkın arasında,          Hz. İsa&#8217;ya inananların sayısı artmaya başlamıştır.          Bu dönemde Hz. İsa ve havarileri bütün çevre kasabaları          ve şehirleri dolaşmışlardır. Bu arada rahipler          ve yazıcılar, yıllardır sürdürdükleri geleneklerinin          batıl yönlerini kendilerine anlatan, kurdukları          düzendeki sapmaları hatırlatan, kendilerini sadece          Allah&#8217;a iman edip, Allah için yaşamaya çağıran          Hz. İsa&#8217;ya karşı tuzaklar hazırlamaya başlamışlardır.        (Luka, 22: 1-2; Yuhanna, 11: 48).</p>
<p>Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın Allah Katına          alındığı ve bir benzerinin, o zannedilerek öldürüldüğü          haber verilmiştir. Hz. İsa, bütün peygamberlerin          yaptığı gibi, kavmini, Allah&#8217;a iman etmeye, gönülden          teslim olup Allah&#8217;ın hoşnutluğunu kazanmak için          yaşamaya, günahlardan ve kötülüklerden sakınmaya,          salih amellerde bulunmaya davet etmiştir. Onlara          dünya hayatının geçiciliğini ve ölümün yakınlığını          hatırlatmış, ahiret gününde her insanın tüm yaptıklarıyla          hesaba çekileceğini bildirmiştir. İnsanları yalnızca          Allah&#8217;a ibadet etmeye ve sadece Allah&#8217;tan korkup          sakınmaya çağırmıştır. İncil&#8217;de de bu konularla          ilgili çok sayıda öğüde ve mesel adı verilen eğitici          hikayelere rastlamak mümkündür. Hz. İsa, İncil&#8217;de          yer alan ifadeyle, &#8220;imanı kıt olanlar&#8221;a karşı          öğütler vermekte, insanlara &#8220;Allah&#8217;ın Egemenliği&#8221;nin          yakın olduğunu müjdelemekte ve onları Allah&#8217;tan          bağışlanma dilemeye davet etmektedir. Bu hakimiyet,          Yahudilerin Mesih&#8217;in gelişiyle birlikte kurulacağını          umdukları ve İsrailoğullarının imanına ve kurtuluşuna        vesile olmasını bekledikleri hakimiyettir.</p>
<p>Hz. İsa, Hz. Musa Şeriatı&#8217;na;          yani gerçek Tevrat&#8217;ın hükümlerine bağlı kalmış          ve Yahudileri de, bu hükümlerden uzaklaştıkları          ya da bu hükümleri samimiyetsiz bir biçimde, gösteriş          amacıyla uyguladıkları için uyarmıştır. Yeni Ahit&#8217;e          göre, kendisine karşı çıkan Yahudilere &#8220;Musa&#8217;ya             iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz,            çünkü o benim hakkımda yazmıştır&#8221; (Yuhanna, 5:            46) demiştir. Hz. İsa insanları Tevrat&#8217;a          dönmeye davet etmiştir. Matta İncili&#8217;nde Hz. İsa&#8217;nın          &#8220;Kutsal Yasa&#8221;ya yani Hz. Musa&#8217;nın Şeriatı&#8217;na uyulması        için verdiği bir emir şöyle aktarılır:</p>
<p>&#8230; Ben geçersiz kılmaya değil,          tamamlamaya geldim&#8230; (Matta, 5: 17)</p>
<p>Bu nedenle, bu buyrukların en          küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına          öyle yapmayı öğretirse, Göklerin Egemenliği&#8217;nde          en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine          getirir ve başkalarına öğretirse, Göklerin Egemenliği&#8217;nde          büyük sayılacak. (Matta, 5: 19)</p>
<p>Kuran&#8217;da da Hz. İsa için şu şekilde        haber verilmektedir:</p>
<p>Benden önceki          Tevrat&#8217;ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı          şeyleri helal kılmak üzere size Rabbiniz&#8217;den bir          ayetle geldim. Artık Allah&#8217;tan korkup bana itaat          edin. (Al-i İmran Suresi, 50)<br />
Hz. İsa&#8217;nın Mücadelesi</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın geldiği dönemde,          Yahudi toplumunun içinde dini farklı şekillerde          yorumlayan birçok mezhep bulunmaktaydı. Allah&#8217;ın          Hz. Musa&#8217;ya vahyettiği hak dinden uzaklaşılmış,          batıl gelenekler ve çarpık inançlar türetilmişti.          Bunlara ek olarak, putperest Helen kültürü de          insanlar arasında yaygınlaştırılmakta ve özendirilmekteydi.          Bu kültürün etkisi altındaki bazı Yahudi mezhepleri          ise sahip oldukları tevhid inancının yerine, bu          sapkın anlayışın sembollerini, heykellerini koymaya        başlamışlardı.</p>
<p>Karmaşa içindeki topluma hidayet          önderi olarak gönderilen Hz. İsa aralarında bulunduğu          süre boyunca çok çeşitli topluluklarla mücadele          etmiştir. Kuran ayetlerinden Hz. İsa&#8217;nın dinleri          konusunda ihtilafa düşenlere yol gösterdiği anlaşılmaktadır.          İncil&#8217;de yer alan bazı tariflerden de, Hz. İsa&#8217;nın          öncelikle sahte din adamlarını, Allah&#8217;a eş koşan          müşrik grupları, dindar gözükerek halkı kandıranları          yaptıklarından vazgeçmeye, samimiyetle Allah&#8217;a          iman etmeye davet ettiği anlaşılmaktadır. İncil&#8217;de          sık sık adı geçen iki grup Ferisiler ve Saddukiler          bu açıdan önemlidir. Çeşitli konularda derin anlaşmazlıklar          içinde bulunan bu iki grubun bir kısım mensuplarının          ortak özellikleri ise, Allah&#8217;ın Hz. İsa aracılığıyla          insanlara gönderdiği vahiyden şiddetle rahatsız          olmalarıdır. Çünkü, Hz. İsa&#8217;nın tebliğ ettiği          hak dine göre hem maddeci bir dünya görüşüne sahip          olan Saddukiler, hem de samimiyetini kaybederek,          şekle ve hurafeye yönelen Ferisiler yanlış yoldaydı.          Bu gruplar, içinde bulundukları durumu anladıklarında          hemen Hz. İsa&#8217;ya karşı cephe almışlardır. Allah        Kuran&#8217;da şu şekilde bildirmektedir:</p>
<p>İsa açık belgelerle gelince,          dedi ki &#8220;Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında          ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak          için de. Öyleyse Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat          edin. (Zuhruf Suresi, 63)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_teblig.jpg" alt="" width="500" height="480" /><br />
DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın, Hz. İsa&#8217;nın havarilerine              tebliğini anlatan bir resmi</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hem Ferisiler hem de Saddukiler          kurulu düzenden menfaat sağlıyorlardı. Bu sebeple          de Hz. İsa&#8217;ya itaat etmiyorlardı. Yahudi toplumu          üzerinde büyük bir otoriteye sahiptiler. Din adamı          olarak herkesten büyük bir saygı görüyorlardı.          Oluşturdukları sahte din, onlara statü ve hatta          para kazandıran bir kurum haline gelmişti. Ülkeyi          yönetmekte olan Roma Valisi ile de sıkı bir işbirliğine          girmişlerdi. Özellikle de Saddukiler Roma ile          İsrail halkı arasındaki gerilimi azaltmakta, buna          karşılık Roma&#8217;nın kendilerine sağladığı ayrıcalıklardan          yararlanmaktaydılar. Bu şartlar gözönünde bulundurulduğunda,          Hz. İsa&#8217;nın tebliğinin neden bu din adamlarını          rahatsız ettiğini anlamak çok kolaydır. Çünkü          Hz. İsa, tüm peygamberler gibi, bozuk olan, her          türlü ahlaksızlığı meşru gören &#8220;kurulu düzen&#8221;i          hedef almıştı. İnsanlardan yaptıkları tüm adaletsizlikleri,          haksızlıkları, ahlaksızlıkları ve putperest dinlerini          terk etmelerini sadece Allah için yaşamalarını          istiyordu. Hz. İsa insanlara Allah korkusunu,          Allah&#8217;ı sevmeyi, Allah&#8217;a teslim olmayı öğütlüyordu.          Batıl kurallardan, bağnaz uygulamalardan uzaklaşmalarını,          sadece Allah&#8217;a ibadet edip yaptıkları her işte          Allah&#8217;a yönelmelerini söylüyordu. Gösterdiği mucizeler          onun, Allah&#8217;ın alemler üzerine seçip beğendiği,          ilim ve kuvvet olarak desteklediği, çok kıymetli          bir peygamber olduğunu açıkça ortaya koyuyordu.          Onun iman derinliği, yüksek ahlakı, üstün kavrayışı          ve hikmetli açıklamaları insanlarda büyük bir        hayranlık uyandırıyordu.</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre, Hz. İsa, tebliğ          yaparken bir yandan da şiddetli zulüm gören halka          kurtuluşun yaklaştığını, yakında Allah&#8217;ın Egemenliği&#8217;nin          kurulacağını söyleyerek onların içindeki inancı          canlandırmıştır. Bu arada Hz. İsa&#8217;nın Hz. Davud&#8217;un          soyundan geldiği haberi de halkta yaygınlaşmış          ve onun beklenen Mesih olduğu inancı dalga dalga          yayılmıştır. (Matta, 9: 28-35) İşte tüm bunlar          kurulu düzenden menfaat sağlayan bağnaz din adamlarını          ve Roma&#8217;nın getirdiği putperest kültürü kabul        edenleri rahatsız etmiştir.</p>
<p>Yeni Ahit&#8217;e göre, bu çevreler,          Hz. İsa&#8217;nın tebliğini etkisiz kılmak için her          fırsatı değerlendirmiş, ama her seferinde yenilgiye          uğramışlardır. Hz. İsa&#8217;nın, onların iddialarını          tamamen çürüten cevaplar vermesi ve hikmetli açıklamalarda          bulunması din adamlarını oldukça rahatsız etmiştir.          Zaten onları tuzak kurmaya iten nedenlerden biri          de, Hz. İsa&#8217;nın kendileri hakkında anlattıkları          olmuştur. Hz. İsa, Luka İncili&#8217;ne göre, halkın        önünde onların sahtekarlıklarını şu şekilde açıklamıştır:</p>
<p>Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan           hoşlanan, meydanlarda selamlanmaya, havralarda          en seçkin yerlere, şölenlerde baş köşelere kurulmaya          bayılan din bilginlerinden sakının. Dul kadınların          malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun          dua eden bu kişilerin cezası daha da ağır olacaktır.          (Luka, 20: 46-47)</p>
<p>Bazı Yahudi rahipleri Tevrat          hükümlerini değiştirmişler, kendi menfaatlerine          uygun yeni hükümler eklemişlerdi. Hz. İsa Yahudi          kavmine verdiği öğütlerle bu sahte hükümleri ortadan          kaldırıyordu. Hz. İsa&#8217;nın temizlemeye çalıştığı          şey, Hz. Musa&#8217;nın getirdiği yasaların üstünü örtmüş          olan batıl gelenekler, hurafeler, insanların oluşturdukları          yasaklardı. Markos İncili&#8217;ne göre, Ferisilerle        konuşurken onları özellikle bu açıdan uyarmıştır:</p>
<p>İsa onlara (Ferisilere ve din          adamlarına) şöyle cevap verdi:&#8230; Siz Tanrı buyruğunu          bir yana bırakmış, insan geleneğine uyuyorsunuz&#8230;          Böylece kuşaktan kuşağa aktardığınız geleneklerle          Tanrı&#8217;nın sözünü geçersiz kılıyorsunuz. Buna benzer          daha birçok şey yapıyorsunuz.&#8221; (Markos, 7: 6-13)</p>
<p>Ferisiler, kazançlarının onda          birini Allah&#8217;a adamaları gerektiğine inanır ve          bu kurala da uyarlardı. Ancak bunu bir ibadetten          çok bir gelenek şekline getirmişlerdi. Hz. İsa,        Luka İncili&#8217;ne göre, onları şöyle uyarmıştır:</p>
<p>&#8220;Ama vay halinize,          ey Ferisiler! Siz nanenin, sedef otunun ve her          tür sebzenin ondalığını verirsiniz de, adaleti          ve Tanrı sevgisini ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi          ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi.          Vay halinize, ey Ferisiler! Havralarda en seçkin          yerlere kurulmaya, meydanlarda selamlanmaya bayılırsınız.          Vay halinize! İnsanların, farkında olmadan üzerlerinde          gezindiği belirsiz mezarlara benziyorsunuz.&#8221; (Luka,          11: 42-44)</p>
<p>&#8230; &#8220;Sizin de vay          halinize, ey Yasa uzmanları!&#8221; dedi. &#8220;İnsanlara          taşınması güç yükler yüklersiniz, kendiniz ise          bu yükleri kaldırmak için bir tek parmağınızı          kıpırdatmazsınız. (Luka, 11: 46)</p>
<p>Vay halinize!..          Vay halinize, ey Yasa uzmanları! Bilgi kapısının          anahtarını alıp götürdünüz. Kendiniz bu kapıdan          girmediniz, girmek isteyenlere de engel oldunuz.&#8221;          (Luka, 11: 52)</p>
<p>Bu tür uyarılar ve yaptıkları          ahlaksızlıkların birer birer ortaya çıkarılması          din adamlarının Hz. İsa&#8217;ya olan düşmanlıklarını          daha da artırmıştır. Nitekim Luka&#8217;ya göre, Hz.          İsa&#8217;nın üstteki sözlerinden sonra sözde din bilginleriyle          Ferisiler onu tuzağa düşürmek için fırsat kollamaya        başlamışlardır. (Luka, 11: 53-54)</p>
<p>Hz. İsa, Kuran&#8217;da belirtildiği          gibi İsrailoğullarını Allah&#8217;a gönülden iman etmeye          ve Hz. Musa&#8217;nın getirdiği şeriata geri dönmeye          davet etmiştir. Hz. İsa&#8217;nın Yahudiler hakkında          Tevrat&#8217;ın İşaya kitabından alıntı yapılarak söylediği          aşağıdaki sözler de, Allah&#8217;ın Kuran&#8217;da inkar edenler          için bildirdiği &#8220;&#8230; Kalpleri            vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır            bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler&#8230;&#8221;            (Araf Suresi, 179) ayeti ile büyük bir        benzerlik gösterir:</p>
<p>&#8220;Çok dinleyeceksiniz ama birşey          anlamayacaksınız. Çok göreceksiniz ama bir şey          kavramayacaksınız. Çünkü bu halkın yüreği yağ          bağladı, kulakları duymaz oldu. Gözlerini yumdular.          Gözleriyle görmesinler, Kulaklarıyla duymasınlar,          Yürekleriyle anlamasınlar diye. Dönmesinler de          ben kendilerini iyileştirmeyeyim diye.&#8221; (Matta,          13: 14-15)</p>
<p>Peygamberler, Allah&#8217;ın kendilerine          verdiği sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirmiş,          insanları hidayet yoluna davet etmek için ellerindeki          imkanları ve tüm güçlerini sonuna kadar kullanmışlardır.          Hz. İsa da kendisine kurulan tüm tuzaklar, atılan          iftiralar ve düzenlenen saldırılar karşısında          çok üstün bir sabır göstermiş, Allah&#8217;a tevekkül          edip tebliğine devam etmiştir. O, yanında az sayıda          yardımcısı olmasına rağmen hep galip gelen taraf          olmuştur. Bu tebliğ sırasında dini aslına döndürmek,          hurafelerden ve batıl uygulamalardan temizlemek          için pek çok yönteme başvurmuştur. Rabbimiz&#8217;in          kendisine bahşettiği üstün kavrayış ve hikmet          sayesinde İsrailoğullarına karşı son derece etkileyici        konuşmalar yapmış, hikmetli örnekler vermiştir.</p>
<p>Sonuç olarak Hz. İsa insanları          sadece Allah&#8217;a imana davet etmiş, din ahlakının          hakim olacağını müjdelemiş, batıl inançlarla,          hurafelerle ve putperestlerle mücadele etmiş,          dünyanın bir imtihan yeri olduğunu örneklerle          açıklamış, kavmin bozuk ahlak anlayışını düzeltmek          için büyük bir gayret göstermiş, üstün ahlakıyla          da çevresindeki insanlara en güzel örnek olmuştur.          Ancak tüm bu faaliyetler, düşmanlarının daha katı          davranmalarına, onu öldürmek için büyük bir tuzak        kurmalarına yol açmıştır.<br />
Hz. İsa&#8217;nın Mucizeleri ve Tebliği</p>
<p>Doğumundan Allah&#8217;ın Katına alınışına kadar bütün  hayatı mucizelerle          dolu olan Hz. İsa&#8217;nın yaşadığı ve Allah&#8217;ın izniyle          gerçekleştirdiği mucizeler, Kuran&#8217;da şu şekilde        haber verilmektedir:</p>
<p>Allah şöyle diyecek: &#8220;Ey Meryem           oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla.          Ben seni Ruhu&#8217;l-Kudüs ile destekledim, beşikte          iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun.          Sana Kitab&#8217;ı, hikmeti, Tevrat&#8217;ı ve İncil&#8217;i öğrettim&#8230;&#8221;          (Maide Suresi, 110)</p>
<p>İsrailoğullarına elçi kılacak.          (O İsrailoğullarına şöyle diyecek:) &#8220;Gerçek şu          ben size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle geldim. Ben size          çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur içine          üfürürüm o da hemencecik Allah&#8217;ın izniyle kuş          oluverir. Ve Allah&#8217;ın izniyle doğuştan kör olanı,          alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü          diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi          size haber veririm. Şüphesiz eğer inanmışsanız          bunda sizin için kesin bir ayet vardır.&#8221; (Al-i          İmran Suresi, 49)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın ayetlerde bildirilen          mucizeleri; babasız olarak doğması, beşikte iken          konuşması, Allah&#8217;ın kutsal kitaplarını, Tevrat&#8217;ı,          İncil&#8217;i ve Kuran&#8217;ı bilmesi, çamurdan kuş biçiminde          bir şey yapıp, nefesiyle canlandırıp uçurması,          doğuştan kör olanı, alaca hastalığını iyileştirmesi,          ölüyü diriltmesi, insanların yediklerini ve saklayıp          biriktirdiklerini haber vermesi, kendisinden sonra          gelecek kutlu insanı, Peygamberimiz Hz. Muhammed        (sav)&#8217;i &#8220;Ahmet&#8221; ismiyle haber vermesi sayılabilir.</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın gösterdiği tüm bu          mucizelere ve Allah&#8217;ın vahyiyle yaptığı tebliğe          rağmen kavmin büyük bir bölümü inkarlarını sürdürmüştür.          Kuran&#8217;da örnekleri verilmiş diğer kavimler gibi,          o dönemin inkarcıları da Hz. İsa&#8217;nın yaptıklarının          büyüden başka bir şey olmadığını söyleyerek, onu        büyücülükle itham etmişlerdir:</p>
<p>Hani Meryem oğlu İsa da: &#8220;Ey          İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah&#8217;tan          gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat&#8217;ı          doğrulayıcı ve benden sonra ismi &#8220;Ahmed&#8221; olan          bir elçinin de müjdeleyicisiyim&#8221; demişti. Fakat          o, onlara apaçık belgelerle gelince: &#8220;Bu, açıkça          bir büyüdür&#8221; dediler. (Saff Suresi, 6)</p>
<p>Yine Kuran&#8217;da bildirildiği gibi          Hz. İsa Yahudiliği ortadan kaldırmak için değil,          bu şeriatın aslında doğru olduğunu vurgulamak          ve içine eklenmiş olan hurafeleri temizleyerek,          dini aslına döndürmek için gönderilmiştir. Ayrıca          Allah onu, çeşitli Yahudi tarikatları arasındaki          tartışmaları açıklığa kavuşturmakla da görevlendirilmiştir.        Kuran&#8217;da şöyle bildirilmektedir:</p>
<p>(Hz. İsa:)&#8221;Benden önceki  Tevrat&#8217;ı          doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri          helal kılmak üzere size Rabbiniz&#8217;den bir ayetle          geldim. Artık Allah&#8217;tan korkup bana itaat edin.&#8221;          (Al-i İmran Suresi, 50)</p>
<p>İsa, açık belgelerle gelince,          dedi ki: &#8220;Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında          ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak          için de. Öyleyse Allah&#8217;tan sakının ve bana itaat          edin.&#8221; (Zuhruf Suresi, 63)</p>
<p>Hz. İsa Tevrat&#8217;taki imani konuları          doğrulamış, fakat Allah&#8217;ın insanlara bir yol gösterici          ve öğüt olarak gönderdiği yeni kitabını; İncil&#8217;i        getirmiştir:</p>
<p>Onların (peygamberleri)  ardından          yanlarındaki Tevrat&#8217;ı doğrulayıcı olarak Meryem          oğlu İsa&#8217;yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve          nur bulunan, önündeki Tevrat&#8217;ı doğrulayan ve muttakiler          için yol gösterici ve öğüt olan İncil&#8217;i verdik.          İncil sahipleri Allah&#8217;ın onda indirdikleriyle          hükmetsinler. Kim Allah&#8217;ın indirdiğiyle hükmetmezse,          işte onlar, fasık olanlardır. (Maide Suresi, 46-47)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın çağrısına cevap verenlerin          sayısı başlangıçta çok az olmuştur. Çünkü bu çağrı,          hem geçimlerini yıllardır hakim kıldıkları hurafe          ve gelenekten sağlayan rahip sınıfının, hem de          Allah&#8217;ın hakimiyetini kabul etmeyen yönetici sınıfın          ayrıcalıklarını ortadan kaldırıyordu. Onların          uyguladıkları baskı ve tehdit, halkın korkmasına          ve Hz. İsa&#8217;dan uzaklaşmalarına yol açıyordu. Hz.          İsa&#8217;nın yaptığı tebliğ yaygınlaşmaya, onu takip          edenlerin sayısı artmaya başladığında, bu grupların          hazırladıkları sinsi tuzaklar ve Hz. İsa&#8217;yı engellemek          için yaptıkları planlar da artmıştır. Bu gibi          tuzaklarla tarih boyunca tüm peygamberler karşılaşmışlardır.          Kuran&#8217;da müşriklerin elçilere karşı gösterdikleri        bu insanlık dışı tutum şöyle belirtilmiştir:</p>
<p>&#8230; Demek, size ne zaman bir          elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse          büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak,          bir kısmınız da onu öldüreceksiniz, öyle mi? (Bakara          Suresi, 87)</p>
<p>Toplum içinde Hz. İsa&#8217;yı dinleyip          inananlar ile inkar edenler ayrılmaya başlamış,          iki grup arasındaki fark belirgin bir şekilde          ortaya çıkmıştır. Bir tarafta gerçek dini anlatan          ve insanları tek bir Allah&#8217;a iman etmeye çağıran          Allah&#8217;ın elçisi, diğer yanda ise hangi mucizeyi,          hangi delili görürse görsün, inanmamaya karar          vermiş bir grup vardır. Hz. İsa&#8217;nın karşısındaki          düşmanlar kendilerini açıkça belli etmişlerdir.          Onu dinleyen, yanında olan kişilerden de sonradan          onu inkar edenler çıkmış olması muhtemeldir. Nitekim          Allah &#8220;Sonra, içlerinden            birtakım fırkalar ihtilafa düştü&#8230;&#8221; (Zuhruf Suresi,            65) ayetiyle bu durumu bizlere haber vermektedir.          Bu nedenle de Hz. İsa kavmin içinde iman eden,          gerçekten güvenebileceği kişileri belirlemiştir.        Bu durum Kuran&#8217;da şu şekilde belirtilmiştir:</p>
<p>Nitekim İsa, onlarda inkârı  sezince,          dedi ki: &#8220;Allah için bana yardım edecekler kimdir?&#8221;          Havariler: &#8220;Allah&#8217;ın yardımcıları biziz; biz Allah&#8217;a          inandık, bizim gerçekten Müslümanlar olduğumuza          şahit ol&#8221; dediler. (Al-i İmran Suresi, 52)</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="500" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/res/Duccio_sonyemek.jpg" alt="" width="500" height="380" /><br />
DUCCIO di Buoninsegna&#8217;nın, Hz. İsa&#8217;yı havarileriyle              yemek yerken tasvir ettiği bir tablosu</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;yı öldürmek          amacıyla inkar edenlerin bir tuzak kurdukları          haber verilir. Rivayetlere göre Hz. İsa&#8217;nın yanındakilerden          birisinin ihanet etmesini sağlayan bir kısım bağnaz          din adamları, Allah&#8217;ın elçisini tutuklayıp Romalılara          teslim etmek istemişlerdir. Yine rivayetlere göre          ölüm cezasını uygulama hakkı olmayan rahipler,          Roma yönetimini kışkırtmak için bir tuzak hazırlamış          ve Hz. İsa&#8217;yı Romalı yöneticilere karşı olan bir          kişi olarak tanıtmışlardır. Çünkü Romalıların          bu konuda çok hassas ve acımasız olduklarını bilmektedirler.        Bu tuzağın sonu ise Kuran&#8217;da şöyle bildirilmiştir.</p>
<p>Onlar (inanmayanlar) bir düzen          kurdular. Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu.          Allah, düzen kurucuların en hayırlısıdır. (Al-i          İmran Suresi, 54)</p>
<p>Ayetlerde de bildirildiği gibi,          Hz. İsa&#8217;yı öldürmek için harekete geçilmiş, tuzak          kurulmuştur. Ancak onlar Hz. İsa&#8217;yı öldürmeyi          başaramamışlar, onun bir benzerini, Hz. İsa zannederek          öldürmüşlerdir. Allah, Hz. İsa&#8217;yı Kendi Katına        yükselterek, hazırlanan tuzağı boşa çıkarmıştır:</p>
<p>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü  Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; demeleri          nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa          onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara          (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında          anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler.          Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin          hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.          Hayır; Allah onu Kendi&#8217;ne yükseltti. Allah üstün          ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa          Suresi, 157-158)</p>
<p>Romalıların Hz. İsa&#8217;yı çarmıha          gererek öldürdükleri iddiası dünya genelinde oldukça          yaygındır. Bu iddiaya göre, Hz. İsa&#8217;yı tutuklayan          Romalılar ve Yahudi din adamları onu çarmıha gererek          öldürmüşlerdir. Nitekim, Hıristiyan aleminin çok          büyük bir bölümü de olayı bu şekilde kabul etmekte,          fakat Hz. İsa&#8217;nın öldükten sonra dirilerek göğe          yükseldiğine inanmaktadır. Ancak Kuran ayetlerini          incelediğimizde olayın aslının böyle olmadığını        görürüz:</p>
<p>Ve: &#8220;Biz, Allah&#8217;ın Resulü  Meryem          oğlu Mesih İsa&#8217;yı gerçekten öldürdük&#8221; (katelna)          demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.)          Oysa onu öldürmediler (ma katelehu) ve onu asmadılar          (ma salebe). Ama onlara (onun) benzeri gösterildi          (şubbihe). Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa          düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların          bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri          yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler (ma katelehu).          (Nisa Suresi, 157)</p>
<p>Aynı ayetin devamında Hz. İsa&#8217;nın        ölümü için şu şekilde bildirilmektedir:</p>
<p>Hayır; Allah onu Kendi&#8217;ne  yükseltti          (refea). Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet          sahibidir. (Nisa Suresi, 158)</p>
<p>Ayette bildirilen gerçek açıktır.          Yahudilerin kışkırtmalarıyla Hz. İsa&#8217;yı öldürmeye          kalkışan Romalılar, bunda başarılı olamamışlardır.          Ayette geçen &#8220;&#8230;Ama onlara (onun) benzeri gösterildi&#8230;&#8221;        ifadesi bu durumu açıkça haber vermektedir.</p>
<p>Allah insanlara Hz. İsa&#8217;nın bir          benzerini göstermiş ve onu Kendi Katına yükseltmiştir.          Ayrıca Rabbimiz, bu iddiada bulunanların gerçeğe        dair bir bilgileri olmadığını da bildirmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hazreti-isanin-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

