Nin’ için Arşiv

Ali İmran suresi’nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin “…. ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.

24 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Ali İmran suresi’nin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin “…. ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.

De ki: “EY MÜLKÜN SAHİBİ ALLAH’IM, DİLEDİĞİNE MÜLKÜ VERİRSİN ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.”Ali İmran Suresi, 26

Arapça Okunuşu: Kul Allahumme malike elmulki tu’ti elmulke men teşau ve tenziu elmulke mimmen teşau ve tuizzu men teşau ve tuzillu men teşau bi yedike elhayru inneke ala kulli şey’in kadiyrun

…”Ey mülkün sahibi Allah’ım, dilediğine mülkü verirsin…
Allahumme    maliku   elmulki   tu’ti    elmulke   men   teşau
76               +    91    +     90    +  811  +   121   +  90  +  702  = 1981 (Şeddesiz)

207806v52glqm7ioyt6  Ali İmran suresinin, 26. ayetinde geçen ey mülkün sahibi Allahım, dilediğine mülkü verirsin “.... ifadesinin ebced değeri 1981 yılını vermektedir.

24 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

19 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani’nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani’den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. Allah Peygamberimiz (sav)’i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)’dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)’dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır. Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:

120 İki Ulul Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Bu ümmetin ahirliği, İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI ile başlar. YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN… Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran’ın ahlakının tam olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi) BU İKİNCİ BİNDEDİR. BU DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE (YANİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR OLUŞLARIDIR. (Mektubatı Rabbani, sf 261)
120 İki Ulul Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Burada İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA demektedir.

İmam Rabbani Hazretleri’nin de söylediği gibi, İslam aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır.

18 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Enam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

15 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Enam suresi’nin, 149. ayetinde geçen; ”… ”En ‘üstün ve apaçık’ delil (hüccet) Allah’ındır. ….”ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

Kİ: “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. EĞER O DİLESEYDİ ELBETTE TÜMÜNÜZÜ HİDAYETE YÖNELTİP İLETİRDİ.”En’am Suresi,149

Arapça Okunuşu:

Kul fe lillâhil huccetul bâligah(bâligatu), fe lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).

… “EN ‘ÜSTÜN VE APAÇIK’ DELİL (HÜCCET) ALLAH’INDIR. …

lillâhil huccetul bâligah(bâligatu)
126  +   445 +    1433 = 2004 (Şeddeli)

bâligah(bâligatu)= en üstün, en kuvvetli, kesin olan 1433 = 2012

Hz. Mehdi (a.s.)’ın adlarından biri de HÜCCET’tir.
sqr05eft0 Enam suresinin, 149. ayetinde geçen; ... En üstün ve apaçık delil (hüccet) Allahındır. ....ifadesinin ebced değeri 2012 yılını vermektedir

15 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman Hazretleri Türkiye’nin İslam aleminin lideri olacağını söylemiştir

12 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman Hazretleri Türkiye’nin İslam aleminin lideri olacağını söylemiştir

Said Özdemir Ağabey’in Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili bir anısı:

“Ben ise Hicaz’a gitmek istediğimi söyleyince ‘Niye?’ diye sordu. ‘Efendim’ dedim, ‘memleketin halini görüyorsunuz. Gittikçe daha fenalaşacak. Orada olsam çocuklarım da kurtulur, ben de’ dedim.

“KARDEŞİM’, DEDİ, ‘BEN ORADA OLSAM BURAYA GELİRDİM. ALEM-İ İSLÂM KAPISININ KİLİDİ TÜRKİYE’DİR. BU KİLİT BU KAPIYI ÂLEM-İ İSLÂM ÜZERİNE AÇAR. KAT’İYEN BURADAN GİTMEK İÇİN İZİN YOK’ DEDİ.

(Necmettin Şahiner, Son Şahitler)

09 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar?

09 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya
ed Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? ed Hicri 1400 Yılına Gelene Kadar Ki Müceddidler Neden Ahir Zamanın Büyük Mehdisi Olamazlar? Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen sahih hadislerde ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın hem fiziksel özellikleri hem de zuhuru öncesi ve sonrası meydana gelecek önemli olaylar çok detaylı bir şekilde bildirilmiştir. Tüm bu deliller Hz. Mehdi (a.s.)’ın mutlaka bir şahıs olarak zuhur edeceğini göstermekte, onun bir şahsı manevi olarak geleceği iddiasına olanlara cevap vermektedir. Ayrıca üstad risalelerinde yaklaşık 70 ayrı yerde Hz. Mehdi (a.s.)’ın “bir zat, bir şahıs” yani yaşayan bir kişi olacağını vurgulayarak risalelerin asla Mehdi olmadığına da cevap vermiştir. Yani Hz. Mehdi (a.s.) bir şahsı manevi değil bir şahıs olacaktır. Risale-i Nur’ları kendisine bir program yaparak insanların imanının kurtulmasına vesile olacaktır.

Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. ….Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233.

1. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihinin Bediüzzaman’ın yaşadığı hicri yüzyıla uymaması :
Hepsinden önce Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi ile ilgili olarak hicri 1400 tarihini vermiştir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hz. Mehdi (a.s.) için verdiği bu tarihten yüz sene önce yaşamış ve görev yapmış bir müceddiddir. Ayrıca kendisi de Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendisinden yüz sene sonra zuhur edeceğini mükerrer defalar söylemiştir.
İnsanlar 1400 senesinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin yanında toplanacaklardır.
(Risaletül Huruc-ül Mehdi, s. 108)

Bu hadisler doğrultusunda açıklamalar yapan büyük İslam alimleri de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhur tarihi olarak hicri 1400’ü vermişlerdir.

Örneğin Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)’ın kendinden 100 sene sonra yani hicri 1400 de zuhur edeceğini şöyle ifade etmiştir:
İSTİKBAL-İ DÜNYEVİYEDE
(dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK BİR HAKİKATİ asırlarında karib (yakın) zannetmişler. (Sözler, s. 318

Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli “lamlar” ve “mimler” ikişer sayılsa BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ (A.S.)’NİN ŞAKİRTLERİ (TALEBELERİ) OLABİLİR
(Şualar, s. 605)
Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT
dahi bu zamanda gelse…(Kastamonu Lahikası, s. 57)
2. Bediüzzaman tarafından; Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı bildirilen üç büyük vazifesinin hicri 1400’e gelene kadar hiçbir müceddid tarafından toplu olarakyapılmamış olması.
Birincisi : Fen ve felsefenin tasallutiyle (tesiriyle) ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyûn (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), fikrini tam susturacak bir tarzda îmanı kurtarmaktır. Ehl-i îmanı dalaletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zat, o taifenin uzun tetkikatı (tetkikleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.

İkinci vazifesi : Hilafet-i muhammediye (a.s.m.) ünvanı ile şeair-i islamiyeyi (İslama ait değerleri) ihya etmektir. Alem-i islamın (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) nokta-i istinad edip (dayanak noktası edinip), beşeriyeti maddî ve manevî tehlikelerden ve gazab-ı ilahîden (beladan) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı ve hadimleri (hizmetkarları), milyonlarla efradı (efradı) bulunan ordular lazımdır.

Üçüncü vazifesi : İnkılabat-ı zamaniye (zamana bağlı değişimler) ile çok ahkam-ı kur’aniyenin (kuran’ın hükümlerinini) zedelenmesiyle ve şeriat-ı muhammedîyenin (a.s.m.) kanunları bir derece tatile uğramasıyla o zat, bütün ehl-i îmanın manevî yardımlarıyla ve ittihad-ı islamın (islam birliğinin) muavenetiyle (yardımıyla) ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa al-i beytin neslinden her Aasırda kuvvetli ve kesretli (kalabalık) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin iltihaklarıyla (katılımlarıyla) o vazife-i uzmayı (çok büyük görevi) yapmaya çalışır.Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-233.

Hz. Mehdi (a.s.)’ın bizzat şahsının ve kendisi hayattayken yerine getireceği bu üç vazifeyi toplu olarak ne Bediüzzaman Hazretleri ne de ona kadar gelen müceddidler bir arada yapamamışlardır. Bu görevlerden ancak bir tanesini bir yönüyle hayata geçirenler olmuşsa da toplu olarak yapacak olan Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır. bu nedenle de üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.) olması söz konusu değildir.

3. Hz. Mehdi (a.s.)’nin varlığına işaret olan ve Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından belirtilen 200 kadar Ahir Zaman alameti, geçmiş hiçbir müceddid üzerinde TOPLU OLARAK zuhur etmemiştir.

1. SOYU (NESEBİ)
2. GÜZEL OLMASI
3. BURNU GÜZELDİR
4. ALNI AÇIK VE GENİŞTİR
5. ALNINDA BİR BEN VARDIR
6. ALNINDA BIR İZ (YARA İZİ) VARDIR
7. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ALNINDA HAFİF BIR İÇBÜKEYLİK VARDIR
8. ÇEKIK GÖZLÜDÜR
9. YANAĞINDA BEN VARDIR
10. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN YANAĞINDAKİ BEN, HZ. MUSA (A.S.)’NIN YANAĞINDAKİ BEN GİBİDİR
11. DİŞLERİ PARLAKTIR
12. KAŞLARI KAVİSLİDİR
13. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İKİ KAŞI ARASINDA KÜÇÜK BİR ÇUKUR VARDIR
14. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN CİLDİ PARLAKTIR
15. SAÇI SİYAHTIR
16. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN SAÇLARI GÜZELLİĞİYLE DİKKAT ÇEKECEKTİR
17. SAKALI SIKTIR
18. HZ. MEHDİ (A.S.) İNSANLARA GÜZEL SİMALI BİRİ OLARAK GELECEKTİR
19. HZ. MEHDİ (A.S), GÖRÜNÜMÜYLE İSRAİLOĞULLARI’NA BENZEYECEKTİR
20. CİLT RENGİ KIRMIZIYLA KARIŞIK BEYAZDIR
21. ENDAMI
22. BOYU
23. GENİŞ VÜCUTLUDUR
24. UYLUKLARI GENİŞTİR
25. KARNI GENİŞTİR
26. YAŞI
27. HZ. MEHDİ (A.S.) İLERİ YAŞLARDA, AMA GENÇ BİR İNSAN GÖRÜNÜMÜNDE OLACAKTIR
28. HZ. MEHDİ (A.S.) İLERİ YAŞLARINDA DA GENÇ YÜZLÜ OLACAKTIR
29. SAĞ BACAĞINDA SİYAH BİR İZ VARDIR
30. SIRTINDA YAPRAK ŞEKLİNDE BİR BEN VARDIR
31. OMUZUNDA NÜBÜVVET MÜHRÜ VARDIR
32. YÜRÜYÜŞÜ
33. KONUŞMASI
34. HEYBETLİ BİR ŞAHISTIR
35. MEHDİ (A.S.)’NİN BEDENİ VE SESİ ÇOK GÜÇLÜ OLACAK; AYNI ZAMANDA DA SÖZLERİ VE KONUŞMALARIYLA DÜNYA ÇAPINDA ÇOK BÜYÜK ETKİ UYANDIRACAKTIR
36. FİTNELERİN ÇOĞALMASI
37. KURAN’DAN UZAKLAŞTIRAN FİTNELER
38. FİTNELERİN HER YANA YAYILMASI
39. HARAMLARIN HELAL SAYILMASI
40. İRAN-IRAK SAVAŞI
41. AFGANİSTAN’IN İŞGALİ
42. FIRAT’IN SUYUNUN KESİLMESİ
43. GÜNEŞ’TEN BİR ALAMETİN BELİRMESİ
44. KUYRUKLU YILDIZIN DOĞMASI
45. KABE BASKINI VE KABE’DE KAN AKITILMASI
46. SİSTEMLERİN DEĞİŞMESİ
47. MÜSLÜMANLARIN BASKI GÖRMESİ
48. TOZLU DUMANLI BİR FİTNE
49. YAYGIN KATLİAMLAR
50. HZ. MEHDİ (A.S.)’DEN ÜMİT KESİLMESİ
51. FAKİRLİĞİN VE AÇLIĞIN ARTMASI
52. EKONOMİK DURUMUN KÖTÜLEŞMESİ
53. ŞAM VE MISIR MELİKLERİNİN ÖLDÜRÜLMESİ
54. MISIR’IN ESİR DÜŞMESİ
55. MAHALLE ARALARINDA SAVAŞ
56. ALLAH’IN AÇIKÇA İNKAR EDİLMESİ
57. SAVAŞLAR VE ANARŞİ
58. ESKİ ÜRDÜN KRALI ABDULLAH’IN ÖLDÜRÜLMESİ
59. DÖRDÜNCÜ SULH VE ARAP-İSRAİL BARIŞI
60. BİR ORDUNUN KAYBOLMASI
61. IRAKLILARIN PARASININ KALMAMASI
62. BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI: SAVAŞLAR VE AFETLER
63. HARAP OLMUŞ YERLERİN İMARI, İMAR EDİLMİŞ YERLERİN TAHRİBİ
64. DEPREMLERİN ÇOĞALMASI
65. CİNAYETLERİN ARTMASI
66. İNSANLARIN LİDERLERİNİ ÖLDÜRMESİ
67. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE BÜYÜK BİR OLAY MEYDANA GELECEKTİR
68. AHLAKİ ÇÖKÜŞ
69. MÜSLÜMANLARLA YAHUDİLERİN SAVAŞMASI
70. İKİ RAMAZANDA GÜNEŞ TUTULMASI
71. AHİR ZAMANDAKİ İNSANLAR ARASINDAKİ SEVGİSİZLİK
72. HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDEN BİRİ DE, İNSANLARIN DOĞRU YOLDAN AYRILIP SAĞ VE SOLU TUTMUŞ OLMALARIDIR
73. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İSTANBUL’A GELİŞİNİ İNSANLARA HABER VEREN BÜYÜK ALAMET
74. FIRAT NEHRİ’NİN SUYUNUN KESİLMESİNİN ARDINDAN TIRMANIŞA GEÇEN PKK TERÖRÜ, HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR
75. AY’IN YARILMASI
76. KİŞİNİN KARDEŞİNİ ÖLDÜRMESİ
77. IRAK’IN ÜÇE BÖLÜNMESİ
78. ŞAM, IRAK, ARABİSTAN’DA KARGAŞA
79. ŞAM’DA FİTNELER
80. IRAK HALKI ŞAM’A, KUZEYE KAÇAR
81. IRAK’IN YENİDEN YAPILANMASI
82. İSRAİL-FİLİSTİN BARIŞ GÖRÜŞMELERİ
83. IRAK VE ŞAM’A AMBARGO
84. ANARŞİ VE KARGAŞA GÜNLERİ
85. ALLAH’TAN BAŞKA İLAHLAR EDİNİLMESİ
86. MATERYALİST FELSEFENİN YAYGINLAŞMASINA İŞARET
87. BARIŞIN KALKMASI
88. İHTİLALLERİN OLMASI
89. İNSANLARIN BİRBİRİNDEN KAÇMASI
90. DÜNYAYI KARIŞIKLIK VE KARGAŞANIN KAPLAMASI
91. BÜYÜK OLAYLARIN VE HAYRET VERİCİ ŞEYLERİN MEYDANA GELMESİ
92. BAZI MÜSLÜMANLARIN DURUMU
93. İSLAM DÜNYASININ MEVCUT KONUMU
94. MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ İLE SAVAŞMALARI
95. MÜSLÜMANLARIN MARUZ KALDIKLARI ŞİDDETLİ BELALAR
96. MASUM İNSANLARIN ÖLDÜRÜLMESİ
97. MASUM ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİ
98. İNSANLARIN SEBEPSİZ YERE ÖLDÜRÜLMESİ
99. HER YERDE KARGAŞAYA SEBEP OLAN FİTNELER
100. KURAKLIK
101. FAKİRLİK VE AÇLIK
102. TİCARETİN VE YOLLARIN KESİLMESİ
103. KAZANCIN AZALMASI
104. MİLLİ SERVETLERİN ZENGİNLER ARASINDA BÖLÜŞÜLMESİ
105. EVLERİN MEZAR OLMASI
106. YER ÇÖKMELERİ
107. RÜZGAR VE KASIRGALAR
108. ŞİDDETLİ BİR YAĞMURUN YAĞMASI
109. YILDIRIMLARIN ÇOĞALMASI
110. HER YERE ULAŞAN BİR FİTNE
111. KURAN’IN GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNÜLMEMESİ
112. AZERBAYCAN’IN İŞGALİ
113. MÜSLÜMANLARIN MÜSLÜMAN OLMAYANLARA ÖZENMESİ
114. İSLAM AHLAKINDAN UZAKLAŞTIRAN PROPAGANDACILAR
115. İKİYÜZLÜ VE SAHTEKAR DİN ADAMLARI
116. SİYASET ADAMLARINDAKİ DEJENERASYON
117. “İYİLİĞİ EMRETME, KÖTÜLÜKTEN MEN ETME” İBADETİNİN TERKİ
118. MARUF (İYİLİK, DOĞRULUK) İLE MÜNKER (KÖTÜLÜK)ÜN BİRBİRİYLE KARIŞTIRILMASI
119. CAMİ VE MESCİTLERİN FARKLI AMAÇLARLA KULLANILMASI
120. YAKINLARININ, KİŞİYİ KÖTÜLÜĞE TEŞVİK ETMESİ
121. GERÇEK MÜMİNLERİN SAYICA ÇOK AZ OLMASI
122. CAMİ VE MESCİTLERİN FARKLI AMAÇLARLA KULLANILMASI
123. KURAN’I MENFAAT İÇİN OKUYANLARIN ÇIKMASI
124. YILDIZ FALINA İNANILMASI VE KADERİN YALANLANMASI
125. HACCIN ALLAH’IN RIZASI DIŞINDA AMAÇLARLA DA YAPILMASI
126. İNSANLARIN NEFSANİ TUTKULARINA ÖNEM VERMELERİ
127. SOSYAL BOZULMA
128. HAİNE İTİMAT EDİLMESİ, DOĞRULARIN HAİN SAYILMASI
129. GÜVENİLİR İNSANLARIN AZALMASI
130. EMANET EHLİ İNSANLARIN AZALMASI
131. ZEKATIN TERK EDİLMESİ
132. NAMAZ İBADETİNİN TERK EDİLMESİ
133. YALANCI ŞAHİTLİK VE İFTİRANIN YAYGINLAŞMASI
134. ÜSTÜNLÜĞÜN TAKVADA DEĞİL ZENGİNLİKTE ARANMASI
135. HAYVANLARA İNSANLARDAN ÇOK DEĞER VEREN KİŞİLER
136. ÜRÜN ARTIŞI
137. AİLEVİ İLİŞKİLERİN BOZULMASI
138. İNSANİ İLİŞKİLERİN BOZULMASI
139. İNSANLAR ARASINDA SEVGİ VE SAYGININ AZALMASI
140. AİLE KURUMUNUN ZAYIFLAMASI
141. DÜNYA HIRSININ ARTMASI
142. SAHTEKARLIK VE RÜŞVETİN ARTMASI
143. RİYAKARLIK VE GÖSTERİŞİN HAKİM OLMASI
144. ZİNANIN ARTMASI
145. KABA SÖZ VE KÜFRÜN YAYGINLAŞMASI
146. EŞCİNSELLİĞİN KABUL GÖRMESİ
147. SALGIN HASTALIKLAR
148. ANİ ÖLÜMLERİN ÇOĞALMASI
149. DEDİKODU VE ALAYIN ARTMASI
150. İNTİHAR VAKALARININ ARTMASI
151. İÇ SAVAŞLAR-İHTİLAFLAR
152. KİMİ GENÇLERİN DİN AHLAKINDAN UZAKLAŞMASI
153. ŞEHİRLEŞMEDE ARTIŞ
154. ZAMANIN KISALMASI
155. YÜKSEK BİNALARIN İNŞA EDİLMESİ
156. ÇARŞILARIN YAKINLAŞMASI
157. KİŞİNİN KAMÇISININ UCUYLA KONUŞMASI
158. KİŞİYE KENDİ SESİNİN KONUŞMASI
159. SEMADAN BİR EL
160. ÇÖLLERİN YEŞERTİLMESİ
161. ÖMÜRLERİN UZAMASI
162. HAK DİNİN VE KURAN AHLAKININ TERK EDİLMESİ
163. SAHTE PEYGAMBERLERİN ORTAYA ÇIKIŞI
164. DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞİN GÖRÜNMESİ
165. BÜYÜK BİR EKONOMİK KRİZ OLMASI
166. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN KIYAFETLERİ DE CİLDİ DE PARLAK OLACAKTIR
167. ÇİN’DE YAŞANAN DEPREM VE SEL FELAKETİ BİRER AHİR ZAMAN ALAMETİDİR
168. HZ. MEHDİ (A.S) DEVRİNDE SAPKIN SİSTEMLER YIKILACAK
169. RESULULLAH (SAV), HZ. MEHDİ (A.S.) DEVRİNDE ATOM BOMBASI KULLANILACAĞINI 1400 SENE ÖNCE BİLDİRMİŞTİR
170. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE KÖRLER İYİLEŞECEK, HASTALAR ŞİFA BULACAK, UZUN ÖMÜR YAYGINLAŞACAKTIR
171. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDE HEM DÜNYANIN YAPISI HEM EVREN HAKKINDA BİLGİLERE ULAŞILACAK
172. HZ. MEHDİ (A.S.) HALKIN, ARTIK KENDİLERİNİ YÖNETECEK TEK BİR KİŞİ BİLE BULAMAYACAKLARI BİR DÖNEMDE ZUHUR EDECEKTİR
173. HZ. MEHDİ (A.S.) ZUHUR ETTİĞİNDE ÇOĞUNLUK NAMAZ KILMAYACAK, İSLAM’DA ŞARABIN HARAM KILINDIĞINDAN DAHİ HABERSİZ OLACAKLARDIR
174. KURAKLIĞIN ARDINDAN GÖRÜLEN YOĞUN YAĞMUR YAĞIŞLARI HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR
175. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN SEVENLERİ DÜNYANIN ÇEŞİTLİ YERLERİNDEKİ TELEVİZYON VE RADYO YAYINLARI YOLUYLA ONUN KONUŞMALARINI İŞİTECEKLER; UÇAKLA YA DA DİĞER SÜRATLİ VASITALARLA ÇOK KISA BİR SÜRE İÇERİSİNDE HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN YANINA GELECEKLERDİR
176. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ DÜNYANIN İSTEDİKLERİ HER YERİYLE İNTERNET VASITASIYLA BİRKAÇ DAKİKA İÇİNDE İLETİŞİM KURABİLECEKLERDİR
177. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ ÖLÜ HAYVAN VE BİTKİ FOSİLLERİNİ CANLILARIYLA KIYASLAYARAK İNSANLARA GÖSTERECEKLER, BU ŞEKİLDE ALLAH’IN İZNİYLE DARWİNİZMİ VE MATERYALİZMİ ETKİSİZ HALE GETİRECEKLERDİR
178. HZ. MEHDİ (A.S.) ROMA’YI MANEN FETHEDECEKTİR, VATİKAN’DA BÜYÜK BİR DEPREM OLACAKTIR
179. HZ. MEHDİ (A.S.) DÖNEMİNDEKİ GÖRÜNTÜLÜ İLETİŞİM SİSTEMLERİ
180. HZ. MEHDİ (A.S.) TOPLUMDA YOĞUN ŞİRKİN HAKİM OLDUĞU BİR DÖNEMDE ZUHUR EDECEKTİR
181. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN TALEBELERİ OLAN GENÇLERİN BİR KISMI GÖRDÜKLERİ ZULÜM VE BASKI YÜZÜNDEN DECCAL’İN FİTNESİNE KAPILAN AİLELERİNDEN KOPUP-AYRILACAKLARDI
182. HZ. MEHDİ (A.S), İNSANLARIN BİRBİRLERİYLE EN GEÇİMSİZ VE EN KAVGACI OLDUKLARI DÖNEMDE ORTAYA ÇIKACAKTIR
183. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ZUHURUNDAN ÖNCE TOPLUMDA UYUŞTURUCUYA VE CİNAYETLERE BAĞLI ÖLÜMLER ARTACAKTIR
184. HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN DOĞUMU EVDE OLACAKTIR
185. HADİSLERDE BELİRTİLEN ”GÖKTEN TAŞ VE BENZERLERİNİN YAĞMASI”, GÜNÜMÜZDE DÜNYANIN PEK ÇOK YERİNİ HEDEF ALAN BOMBARDIMANLARLA GERÇEKLEŞMEKTEDİR
186. EVRİM İLE MAYMUNDAN OLUŞTUKLARINA İNANAN BAZI İNSANLAR, MAYMUN VE DOMUZ KARAKTERİNDE VE GÖRÜNÜMÜNDE OLACAKLARDIR
187. AHİR ZAMANDA İNSANLARIN SURETLERİNDE BOZULMA VE ÇİRKİNLEŞME OLACAKTIR
188. PEYGAMBERİMİZ (SAV) AHİR ZAMANDA FİLİSTİN’DE ZULÜM YAŞANACAĞINI HABER VERMİŞTİR
189. MEHDİ’NİN BİR ALAMETİ DE, ”BEKAR OLMASI”DIR
190. HZ. MEHDİ (A.S.), ATEŞİN EN ALÇAK TABAKASINDA YER ALACAKLARI BİLDİRİLEN MÜNAFIKLAR İLE MÜCADELE EDECEKTİR
191. AHİR ZAMANA YÖNELİK TEKNOLOJİK İŞARETLER
YAĞMUR BOMBASI
SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ
DEFİNE DEDEKTÖRÜ
TROL AVCILIĞI
ÖMÜRLERİN UZAMASI
GÜNEŞ OCAKLARININ KEŞFİ
DUMAN BULUTLARI

4. Hz. İsa (a.s.) nüzul edecek ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın imamlığında; onun arkasında namaz kılacaktır
Hz. Mehdi, müminlerle beraber Beyt-ül Mukaddes’te sabah namazı kılarken o sırada nüzul eden İsa (a.s.)’ı takdim edecek ve Hz. İsa, ellerini onun omuzlarına koyarak, “Namazın kaameti senin için getirilmiş, bu yüzden sen kıldır” diyecek ve nihayet Hz.Mehdi, İsa (a.s.) ve müminlere imam olarak namazı kıldıracaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 79; Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 438)

İmamları salih bir insan olan Hz. Mehdi olduğu halde, Beytü’l Makdis’e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştirHz. Mehdi, Hz. İsa’yı öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun omuzlarına elini koyar ve ona der ki, “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama işareti) senin için getirilmiştir.”… (Ebu Rafi’den rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496)

Hz. Bediüzzaman döneminde de ondan önceki yüzyıllarda yaşayan müceddidlerin dönemlerinde de Hz. İsa (a.s.)’ın nüzul ettiğine dair bir alamet gerçekleşmemiştir. Çünkü Hz. İsa (a.s.) nüzul ettiğinde Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadislerde ve bu doğrultuda Risale-i Nur Külliyatı’nda Üstad Hazretleri’nin de belirttiği gibi tüm hıristiyanları hak din olan İslam’a davet edecek ve Hıristiyanların İslam dinine geçmelerine vesile olacaktır.

Peygamberimiz (sav)’in konu ile ilgili hadislerinden bazıları şöyledir:
“(Hz.İsa) Kırk (40) yıl Allah’ın Kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder.” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 92)

“Hz. İsa Ümmeti Muhammed’e peygamber olarak değil; Şeriat-ı Muhammediyyeyi (İslamiyet’in esaslarını) tatbik etmek için gelecektir, demektedir.” (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 68)

Üstad ise Mektubat’ta bu konuyu şöyle açıklamaktadır:
“Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (ASM) ile amel edecek mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı küfriye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah’ı inkara) karşı İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab edeceği (geçeceği) bir sırada
, nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi, vahy-i semavi kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevisini yok eder; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevilik şahs-ı manevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccal’ı yok eder.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini yok edecek.” (Mektubat, s. 6)

Yukarıda saydığımız tüm bu şartlar hicri 1400’e kadar yaşamış olan hiçbir müceddid döneminde zuhur etmemiştir. Müslümanlar arasında bir birlik sağlanmamış, din ahlakı Dünya üzerinde hakim olmamış, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünneti bidatlerden arınmış olarak ilk zamandaki halis haliyle uygulanmaya başlanmamıştır. Türk İslam birliği tesis edilip müslümanlar huzura, güvene, barış ve bolluk ortamına kavuşmamışlardır. Hz. Mehdi (a.s.)’ın zamanında yaşanacak olan bolluk ve zenginlik hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir. Hıristiyanlar henüz batıl teslis inançlarından vazgeçmemişler ve İslam şeriatına uymamışlardır. Hz. İsa (a.s.) nüzul edip Hz. Mehdi (a.s.)’ın arkasında namaz kılmamış ve deccaliyet tam olarak etkisiz hale gelmemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bildirdiği ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunu gösteren diğer yüzlerce alamet de toplu olarak hicri 1400’e kadar gerçekleşmemiştir.

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (a.s.)’in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

Son dönemde bazı Nurcu kardeşlerimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişi ile ilgili çok açık beyanlarına son derece yanlış yorumlar getirmektedirler. Bu yorumlar Bediüzzaman Hazretlerinin Mehdiyet konusundaki açık ve net izahlarıyla alenen çelişmektedir. Üstelik Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde haber verdiği bilgilere de uygun değildir.

Özellikle Nur talebelerinin içindeki abilerden bazıları Üstad’ın Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili açık ve sarih izahlarını yanlış bir bakış açısıyla değerlendirmektedirler. Oysa Üstad Risalelerinde yer alan ifadelerini Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisleri ve büyük İslam alimlerinin görüşleri doğrultusunda yapmıştır. Ve açık bir şekilde Hz. Mehdi (as)’ın Hicri 1400′de yani içinde yaşadığımız çağda gelecek bir zat olduğunu anlatmıştır. Ancak söz konusu Nur talebeleri Üstadın son derece sarih izahlarını sanki müteşabihlermiş, anlaşılması zor ifadelermiş gibi değerlendirip tekrardan Üstad’ın sözlerini şerh etme cihedine gitmektedirler. Bu son derece büyük bir hata ve  Üstad’ın şahsına karşı yapılmış bir ayıptır. Üstad son derece hikmetli konuşan, Risalelerinde çok açık ve net ifadeler kullanarak olayları izah eden bir müceddiddir. Onun açıklamalarını tekrardan tefsir etmeye kalkmak, tefsirin tefsirini, şerhin şerhini yapmak gibi olur ki bu da hiç doğru bir yöntem olmaz.

75  Hz. Mehdi (a.s.)in zuhuruna yönelik olarak Risalelerde yeri olmayan çok yanlış izahlar yapılmaktadır

1. HZ. MEHDİ (A.S) KİMSENİN TANIYIP ANLAMAYACAĞI BİR RUH DEĞİL, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN HABER VERDİĞİ YÜZLERCE ALAMETİN ÜZERİNDE TECELLİ ETTİĞİ MÜBAREK BİR İNSANDIR >>>

2. HZ. İSA (A.S)’IN SADECE RUHUYLA GELECEĞİNİ SÖYLEYENLER YANILMAKTADIR, HZ. İSA (A.S) BEDENİYLE VE RUHUYLA BU YÜZYILDA YENİDEN YERYÜZÜNE GELECEKTİR >>>

3. HZ. MEHDİ (A.S.)’IN ÜÇ GÖREVİNİ SÖZDE 3 AYRI KİŞİNİN YAPACAĞI İDDASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

4. RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI’NDA ÜSTADIN İFADE ETTİĞİ “MEHDİ” VE “MEHDİ AL-İ RESUL” İFADELERİNİN SÖZDE BAŞKA BAŞKA KİŞİLERİ İFADE ETTİĞİ İDDİASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

5. HZ. MEHDİ (A.S.)’IN, ÜSTAD’IN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU ESERLERİ KENDİNE BİR PROGRAM EDİNMESİ NEDENİYLE İŞİNİN GÜYA ÇOK KOLAY OLACAĞI BU NEDENLE ASIL ÜSTAD’IN HZ. MEHDİ (A.S.) OLDUĞU İDDİASI TAMAMEN YANLIŞTIR >>>

6. RİSALELERİN RUHUNA TERS DÜŞEN TEVİLLER YAPMALARI, BAZI NURCU KARDEŞLERİMİZİN, ÜSTAD’I VE RİSALELERİ GEREKTİĞİ GİBİ ANLAYAMADIKLARINI GÖSTERMEKTEDİR >>>

7. ÜSTAD HZ. MEHDİ (A.S.)’A DERİN BİR SEVGİ VE SAYGIYLA BAĞLIDIR, ONUN ÖNCÜ BİR ASKERİ VE YARDIMCISIDIR >>>

8. PEYGAMBERİMİZ (SAV) HZ. MEHDİ (AS)’IN HEM ÇIKIŞ TARİHİNİ VE ALAMETLERİNİ, HEM AHLAKINI VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİNİ, HEM İSMİNİ ÇOK DETAYLI OLARAK TARİF ETMİŞTİR >>>

05 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevini sözde 3 ayrı kişinin yapacağı iddiası tamamen yanlıştır

06 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevini sözde 3 ayrı kişinin yapacağı iddiası tamamen yanlıştır

Nurcu kardeşlerimizden biri; Üstad’ın Ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi (a.s.)’ın yapacağı üç büyük görevi ile ilgili açıklamasını son derece çarpıtarak tefsir etmektedir. Üstad’ın bu ifadelerinde Ahir zamanda sözde üç tane Hz. Mehdi (a.s.) geleceğini ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın diyanet, siyaset ve saltanat aleminde yapacağı üç büyük görevini ayrı ayrı bu kişilerin yerine getireceklerini söylediğini iddia etmektedir. Ancak bu açıklaması Nurcu kardeşimizin çok büyük bir yanılgı içinde olduğunu göstermektedir. Üstad, Risalelerin hiçbir yerinde üç vazifeyi ayrı ayrı yapacak 3 ayrı Mehdi olacağı gibi bir mantıktan bahsetmemiştir.

Aksine Üstad, Emirdağ Lahikası’nda Ahir zamanın büyük Mehdisinin üç büyük vazifesi olacağını, bu üç vazifeyi bir arada yapabilme gücünde ve iktidarında olması nedeniyle de kendisine “Ahir Zamanın büyük Mehdisi” ünvanı deneceğini ifade etmiştir:

Mehdî’nin üç vazifesi

Nurun ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi (talebesi), çokların namına (başkaları adına) benden sordu ki: “Nurun halis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane (ısrarla) olarak ahirzamanda gelen al-i Beytin büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar.

Sen de bu kadar musırrane (ısrarla) onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat’î (kesin) bir hüccet (delil) var ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat (müsaade) etmiyorsun. Bu ise bir tezattır, her halde hallini istiyoruz.”

Ben de bu zatın temsil ettiği çok mesaillere (meselelere) cevaben derim ki: O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tabir ve te’vil lazım.

Birincisi: ÇOK DEFA MEKTUPLARIMDA İŞARET ETTİĞİM GİBİ, MEHDÎ AL-İ RESÛLÜN TEMSİL ETTİĞİ KUDSÎ (mukaddes) CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVÎSİNİN ÜC VAZİFESİ VAR. EĞER ÇABUK KIYAMET KOPMAZSA VE BEŞER BÜTÜN BÜTÜN YOLDAN ÇIKMAZSA, O VAZİFELERİ ONUN CEMİYETİ VE SEYYİDLER CEMAATİ YAPACAĞINI RAHMET-İ İLAHİYEDEN BEKLİYORUZ. VE ONUN ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAK:

Birincisi : FEN VE FELSEFENİN TASALLUTİYLE (TESİRİYLE) VE MADDİYYUN VE TABİİYYUN TAUNU BEŞER İÇİNE İNTİŞAR ETMESİYLE, HER ŞEYDEN EVVEL FELSEFEYİ VE MADDİYYÛN (MATERYALİZM, DARWİNİZM VE ATEİZM SALGINI), FİKRİNİ TAM SUSTURACAK BİR TARZDA ÎMANI KURTARMAKTIR. EHL-İ ÎMANI DALALETTEN MUHAFAZA ETMEK (İMAN EDENLERİ SAPKINLIKTAN KORUMAK) ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tetkikat (tetkikler) ile meşguliyeti iktiza ettiğinden (gerektirdiğinden), Hazret-i Mehdî’nin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. HERHALDE O VAZİFEYİ ONDAN EVVEL BİR TAİFE BİR CİHETTE GÖRECEK. O ZAT, O TAİFENİN UZUN TETKİKATI (tetkikleri) İLE YAZDIKLARI ESERİ KENDİNE HAZIR BİR PROĞRAM YAPACAK, ONUN İLE O BİRİNCİ VAZİFEYİ TAM YAPMIŞ OLACAK. BU VAZİFENİN İSTİNAD ETTİĞİ (dayandığı) KUVVET VE MANEVÎ ORDUSU, YALNIZ İHLAS VE SADAKAT VE TESANÜD SIFATLARINA TAM SAHİP OLAN BİR KISIM ŞAKİRDLERDİR. NE KADAR DA AZ OLSALAR, MANEN BİR ORDU KADAR KUVVETLİ VE KIYMETLİ SAYILIRLAR.

İkinci vazifesi : HİLAFET-İ MUHAMMEDİYE (A.S.M.) ÜNVANI İLE ŞEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslama ait değerleri) İHYA ETMEKTİR. ALEM-İ İSLAMIN (İslam aleminin) VAHDETİNİ (birliğini) NOKTA-İ İSTİNAD EDİP (dayanak noktası edinip), BEŞERİYETİ MADDÎ VE MANEVÎ TEHLİKELERDEN VE GAZAB-I İLAHÎDEN (BELADAN) KURTARMAKTIR. BU VAZİFENİN, NOKTA-İ İSTİNADI VE HADİMLERİ (HİZMETKARLARI), MİLYONLARLA EFRADI (EFRADI) BULUNAN ORDULAR LAZIMDIR.

Üçüncü vazifesi : İNKILABAT-I ZAMANİYE (ZAMANA BAĞLI DEĞİŞİMLER) İLE ÇOK AHKAM-I KUR’ANİYENİN (KURAN’IN HÜKÜMLERİNİNİ) ZEDELENMESİYLE VE ŞERİAT-I MUHAMMEDÎYENİN (A.S.M.) KANUNLARI BİR DERECE TATİLE UĞRAMASIYLA O ZAT, BÜTÜN EHL-İ ÎMANIN MANEVÎ YARDIMLARIYLA VE İTTİHAD-I İSLAMIN (İSLAM BİRLİĞİNİN) MUAVENETİYLE (YARDIMIYLA) VE BÜTÜN ULEMA VE EVLİYANIN VE BİLHASSA AL-İ BEYTİN NESLİNDEN HER ASIRDA KUVVETLİ VE KESRETLİ (KALABALIK) BULUNAN MİLYONLAR FEDAKAR SEYYİDLERİN İLTİHAKLARIYLA (KATILIMLARIYLA) O VAZİFE-İ UZMAYI (ÇOK BÜYÜK GÖREVİ) YAPMAYA ÇALIŞIR.

Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan îmanı kurtarmak ve îmanı, tahkikî (doğruluğunu ispat ederek) bir surette umuma ders vermek, hatta avamın da îmanını tahkikî yapmak vazifesi ise, manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici (doğru yolu gösterici) manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur Şakirtleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur’da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecededir, diye Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdî telakki (kabul) ediyorlar. O ŞAHS-I MANEVÎNİN DE BİR MÜMESSİLİ, NUR ŞAKİRDLERİNİN TESANÜDÜNDEN GELEN BİR ŞAHS-I MANEVÎSİ VE O ŞAHS-I MANEVÎDE BİR NEVİ MÜMESSİLİ OLAN BÎÇARE (ZAVALLI) TERCÜMANINI ZANNETTİKLERİNDEN, BAZAN O İSMİ ONA DA VERİYORLAR. GERÇİ BU, BİR İLTİBAS(KARIŞTIRMA) VE BİR SEHİVDİR (YANLIŞLIKTIR), fakat onlar onda mes’ul değiller. Çünkü ziyade hüsn-ü zan, eskidenberi cereyan ediyor ve itiraz edilmez. Ben de o kardeşlerimin pek ziyade hüsn-ü zanlarını bir nevi dua ve bir temennî ve Nur Talebelerinin kemal-i itikadlarının bir tereşşuhu gördüğümden onlara çok ilişmezdim. Hatta eski evliyanın bir kısmı, keramet-i gaybiyelerinden Risale-i Nur’u aynı o ahirzamanın hidayet edicisi olduğu, diye keşifleri bu tahkikat ile te’vili anlaşılır. Demek iki noktada bir iltibas var, te’vil lazımdır.

Birincisi: AHİRDEKİ İKİ VAZİFE, GERÇİ HAKİKAT NOKTASINDA BİRİNCİ VAZİFE DERECESİNDE DEĞİLLER, fakat hilafet-i Muhammediye (a.s.m.) ve ittihad-ı İslam ordularıyla zemin yüzünde saltanat-ı İslamiyeyi sürmek cihetinde herkeste, hususan avamda, hususan ehl-i siyasette, hususan bu asrın efkarında o birinci vazifeden bin derece geniş görünüyor; ve bu isim bir adama verildiği vakit, bu iki vazife hatıra geliyor; siyaset manasını ihsas eder; belki de bir hodfüruşluk manasını hatıra getirir; belki bir şan, şeref ve makamperestlik ve şöhretperestlik arzularını gösterir. Ve eskidenberi ve şimdi de çok safdil ve makamperest zatlar “Mehdî olacağım,” diye dava ederler. GERÇİ HER ASIRDA HİDAYET EDİCİ BİR NEVİ MEHDÎ VE MÜCEDDİD GELİYOR VE GELMİŞ, FAKAT HERBİRİ ÜÇ VAZİFELERDEN BİRİSİNİ BİR CİHETTE YAPMASI İTİBARİYLE, AHİRZAMANIN BÜYÜK MEHDÎ ÜNVANINI ALMAMIŞLAR…
Emirdağ Lahikası-1, sf. 231-232

Üstad’ın; Hz. Mehdi (a.s.)’ın üç görevi bir arada yapacağını ifade ettiği bu sözü tekrardan şerh edilmeye ya da tefsir edilmeye gerek bıraktırmayacak kadar açık ve sarihtir. Ayrıca Üstad bu sözünde, Ahir zamanın büyük Mehdisinin zuhur edeceği hicri 1400 yılından önce de, bu görevlerden birini bir cihette yapan mehdilerin geldiğini de ifade etmektedir. Ancak onlara; “bir nevi Hz. Mehdi (a.s.)  ve müceddid” şeklinde hitap etmektedir. Eğer bazı Nur talebelerinin iddia ettikleri gibi Ahir zamanın büyük Mehdisi üç görevi, bir arada değil de sadece tek bir alanda yapacak olsaydı Üstad diğer müceddidlere hitap ettiği gibi Hz. Mehdi (a.s.)’a da “bir nevi Mehdi” sıfatını verir ve kendisinden Risale boyunca bu şekilde bahsederdi. Oysa Hz. Mehdi (a.s.) için Üstad; “Ahir Zamanın büyük Mehdisi” ifadesini kullanmakta ve böyle hitap etmesinin nedeni olarak da onun üç vazifeyi  bir arada yapacak olmasını göstermektedir:

Ayrıca Üstad’ın Hz. Mehdi (a.s.)’dan bahsettiği diğer ifadelerinde onun farklılığını ifade etmek için  “O büyük zat” “Başkumandan”, Mehdi Al-i Resul, ”EN BÜYÜK BİR MÜÇTEHİD, HEM EN BÜYÜK BİR MÜCEDDİD, HEM HAKİM, HEK MEHDİ, HEM MÜRŞİD, HEM KUTB-U AZAM, “Ahir Zamanda gelecek bir müceddid-i ekber”, “Acip şahıs”, “HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK O ZAT”, 1400 sene sonra gelecek bir HAKİKAT” gibi hitaplar kullanması da Hz. Mehdi (a.s.)’ı önceki yüzyıllarda gelmiş ancak tek bir cihette vazife yapmış diğer mübarek insanlardan makam olarak ayırdığını gösteren diğer delillerdendir.

05 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri’nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:

04 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Büyük Ehl-i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretleri’nin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:

gavsiazam b Büyük Ehl i Sünnet Alimi Şeyh Esseyyid Muhammed Raşid Erol (k.s.) Hazretlerinin Şeyhi ve Hocası, Büyük Mürşid Gavs Hazretleri Seyyid Abdülhakim Hüseyni (k.s.) diyor ki:

YAZIYI BÜYÜTMEK İÇİN RESMİN ÜZERİNE TIKLAYINIZ >>>

03 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Alnında Bir Ben Vardır

29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya
ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Alnında Bir Ben Vardır Hz. Mehdi (a.s.)'nin Alnında Bir Ben Vardır ed Hz. Mehdi (a.s.)nin Alnında Bir Ben Vardır Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Ey Ebu Muhammed! Kaim’in (Hz. Mehdi (as)’nin iki alameti (veya alametleri) vardır. BAŞINDA BİR BEN ve BİR İZ vardır…”

(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253)

Popularity: unranked [?]

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN HZ. MEHDİ (A.S)’IN BU YÜZYILDA GELECEĞİNE DAİR BAZI SÖZLERİ

28 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Popularity: unranked [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.