<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Olay</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/olay/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 22:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Güzel Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Varsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</h3>
<p><strong>İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için <span style="text-decoration: underline;">sözün &#8216;boş ve amaçsız olanını&#8217; satın alırlar.</span> İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.</strong>(Lokman Suresi, 6)</p>
<p>Bazı  insanlar, gün boyunca karşılaştıkları konular hakkındaki düşüncelerini,  sürekli olarak ‘kendi kendilerine söylenerek’ dile getirirler. Kimi  zaman rahatsızlık duydukları bir şey, kimi zaman aksaklık olduğunu  düşündükleri bir konu, kimi zaman gördükleri yanlış bir tavır,  duydukları bir söz bu kimselerin, fazla düşünmeden hemen bu konulardaki  rahatsızlıklarını ifade etmelerine neden olur.</p>
<p><strong>Aslında  insanın hatalı olduğunu gördüğü bir şeyi dile getirmesi elbetteki  yanlış değildir. Ama, bu konuşmanın yanlış olmaması için, amacın mutlaka  -Allah rızası için- ‘o yanlışı düzeltmek’ olması gerekir. Bir de eğer  ortada hatalı bir tavır, söz ya da olay varsa, o zaman bunun mutlaka  konuyu halledebilecek olan ilgili kişilere iletilmesi gerekir. Ve aynı  zamanda da, yapılan yanlışın olabilecek en güzel, en hikmetli en  isabetli sözlerle karşı tarafa açıklanması gerekir.</strong></p>
<p><strong>İşte ‘söylenme’ alışkanlığında, bu sayılan hedeflerin hiçbiri yoktur.</strong>Amaç, yalnızca kişinin aklına gelenleri söyleyerek <strong>‘sinirini ve öfkesini gidermesi’</strong>dir. Bu da, söylenmenin ne kadar boş ve yanlış bir tavır olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Örneğin,  “Bunu buraya kim koydu?”, “Şuraya bak, kaç gündür burayı hiç temizleyen  olmamış!”, “Ne kadar gürültü yapıyorlar!”, “Ne kadar çok soru  soruyorlar?”, “Bak yine bunu yanlış yapmış, kaç kere tarif ettim!”,  “Yine etrafını dağınık bırakmış!” gibi söylenme çeşitleri, çoğu insanın  hiç düşünmeden ağız alışkanlığıyla gün boyu tekrarladığı bilinen  cümlelerdendir.</p>
<p>Bazen de söz konusu insanlar, başkalarına yönelik değil de, kendi yaşadıkları olaylar hakkında sürekli olarak söylenirler.</p>
<p>“Çok  acıktım.”, “Hiç uyuyamadım.”, “Çok uykusuzum.”, “Nasıl yetiştireceğim,  çok az vaktim kaldı.”, “Çok geç kaldım.”, “Çok hastayım.”, “Başım  ağrıyor.”, “Nasıl bitireceğim ben bunu?”, “Hiç halim yok!”, “Canım hiç  kalkmak istemiyor.”, “Çok üşüyorum.”, “Çok sıcak.”,“Bugün çok işim var,  hepsini aynı anda nasıl yapayım?” gibi, günlük hayatları hakkındaki  hemen her konudaki olumsuz düşüncelerini, bir yandan işlerini yaparak,  bir yandan da sesli olarak sürekli anlatırlar.</p>
<p>Tüm  bu konuşmaların ortak noktası ise, önceki satırlarda da belirtildiği  gibi, ortada bunlara bir çözüm bulma hedefinin olmamasıdır. Amaç, sadece  duyulan rahatsızlığı dile getirmektir. Nitekim çözüme yönelik tedbirler  alınmadığı ve bu yönde girişimde bulunulmadığı için, rahatsız edici  durumlar da sürekli devam eder. Dolayısıyla bu kişi de alıştığı şekilde  bunlardan yakınmayı sürdürür.</p>
<p>Oysa  Kuran ahlakına göre, bir insan çevresinde gördüğü her şeyden, duyduğu  her sesten, şahit olduğu her olaydan sorumludur. Eğer ortada yanlış bir  şey varsa, ‘bunu düzeltmek ya da bunun düzelmesi için çaba harcamak’,  müminin sorumluluğudur. Dolayısıyla müminin, rahatsız edici bir konuya  bakış açısı, öncelikle ‘bunu çözüme kavuşturmak’ yönünde olmalıdır.</p>
<p>Bunun  yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan  insanların da bu durumdan duyabilecekleri rahatsızlığı gözardı ederler.  Oysa ki bir insanın yanında, yaşadığı hemen her şeyden şikayet eden bir  kişi olması, hem manen hem de fiziksel açıdan çok yorucu ve  yıpratıcıdır.</p>
<p>En  başta, söylenen kişinin içerisinde bulunduğu ruh halinin Kuran&#8217;a uygun  olmaması ve tümüyle cahiliyeye ait bir ahlak yaşaması, bunu gören  müminlerde ciddi bir yadırgamaya ve rahatsızlığa sebep olur. Çünkü  söylenen insan çevresine, <strong>‘herşeyi Allah&#8217;ın yarattığını, her  olayda hayır ve hikmet olduğunu, herşeyin bir kader dahilinde ve  insanların imtihanları için özel yaratılan olaylar olduğunu unuttuğu’ </strong>izlenimini  verir. Zorluklara ve aksaklık gibi görünen, sabır gösterilmesi,  fedakarlıkta bulunulması beklenen olaylara, Kuran ahlakıyla karşılık  vermesi gerektiğinden gafil olduğu şüphesini oluşturur. Kişi, Kuran&#8217;da  bildirilen, <strong> ‘öfkelenilecek bir şeyle karşılaştığında, öfkesini  yenmek; sözün en güzelini söylemek; insanlara en güzel şekilde öğüt  verip, iyiliği emredip kötülükten men etmek’</strong> gibi ahlak  özelliklerini yaşamakla sorumlu iken, bunun yerine, kendisini iradesizce  cahiliye ahlakına bırakması, elbetteki şüphe oluşturan bir tavırdır.</p>
<p>Mümin  vicdanını kullanan insandır. Allah&#8217;tan korkup her an Kuran ahlakına  uygun bir tavır göstermekle; ve her sözünü, Kuran&#8217;a uygun olup  olmadığını düşünerek konuşmakla sorumludur.</p>
<p>Mümin,  söylenme alışkanlığının, Allah&#8217;a inanan, kaderi, dünya hayatının  imtihan yeri olduğunu ve ahireti bilen bir insanın ahlakıyla  bağdaşmayacağını bilir. Söylenmek, mümin asaletine, Müslüman şuuruna ve  müminin vicdanına yakışmayan bir tavırdır. Müslüman gerekirse gördüğü  her aksaklığı tek başına ve kendi imkanlarıyla telafi eder, ama yine de  bunlardan şikayet eden bir üslupla konuşmaz. Zahiren ne kadar mağdur  oluyormuş gibi görünse de, bunu hiçbir zaman için yakınarak dile  getirmez. İlgili kişilerle konuşarak ya da gerekli tedbirleri alarak bu  durumu ortadan kaldırmaya çalışır; ama asla basit bir cahiliye üslubuyla  bunları anlatmaz. Öfkelenecek bir durumla karşılaşsa bile öfkesini  yener. Hiçbir zaman için sinirlendiği için, bunu amaçsız bir şekilde  dışa vurmaz. İnsanın öfkesinden kurtulmasının yolunun söylenmek  olmadığını bilir. Öfkenin ancak Allah&#8217;a tevekkül etmekle ve Kuran  ahlakına uymakla ortadan kalkacağının bilincindedir.</p>
<p>Dolayısıyla  her ne zorlukla karşılaşılırsa karşılaşılsan ‘söylenmemek’ müminler ile  cahiliye insanlarını ayıran önemli ahlak özelliklerinden biridir.  Dolayısıyla Müslümanların, bu konuya bu bakış açısıyla yaklaşmaları ve  Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamak için akıllarını, vicdanlarını  ve iradelerini en güzel şekilde kullanmaları, imanın onlara yüklediği  güzel bir sorumluluktur.</p>
<p><strong>Kullarıma,  sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp  bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.</strong>(İsra Suresi, 53)</p>
<p><em>15 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Günaydın’’, ‘’Afiyet Olsun’’, ‘’Çok Yaşa’’, ‘’Geçmiş Olsun’’ Gibi İyi Niyet Dileklerinde Müminin Üslup Farklılığı</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/gunaydin%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99afiyet-olsun%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99cok-yasa%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99gecmis-olsun%e2%80%99%e2%80%99-gibi-iyi-niyet-dilekler.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/gunaydin%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99afiyet-olsun%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99cok-yasa%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99gecmis-olsun%e2%80%99%e2%80%99-gibi-iyi-niyet-dilekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 09:50:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Afiyet Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Gece]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=262</guid>
		<description><![CDATA[‘Günaydın’’, ‘’Afiyet Olsun’’, ‘’Çok Yaşa’’, ‘’Geçmiş Olsun’’ Gibi İyi Niyet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a style="text-decoration: none;" href="http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/17471">‘Günaydın’’, ‘’Afiyet Olsun’’, ‘’Çok Yaşa’’, ‘’Geçmiş Olsun’’ Gibi İyi Niyet Dileklerinde Müminin Üslup Farklılığı</a><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="20" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="data" value="http://www.harunyahya.net/player/Mp3Player.swf" /><param name="bgcolor" value="#006699" /><param name="FlashVars" value="mp3=http://fs.harunyahya.net/downloads.php/Article/_tr.mp3" /><param name="src" value="http://www.harunyahya.net/player/Mp3Player.swf" /><param name="flashvars" value="mp3=http://fs.harunyahya.net/downloads.php/Article/_tr.mp3" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="20" src="http://www.harunyahya.net/player/Mp3Player.swf" flashvars="mp3=http://fs.harunyahya.net/downloads.php/Article/_tr.mp3" bgcolor="#006699" data="http://www.harunyahya.net/player/Mp3Player.swf"></embed></object></p>
<p><a href="javascript:selectAll('sec.kopya')">Hepsini  Seç</a> <a href="javascript:OpenWin('17471','340','221','tr')"><img src="http://harunyahya.net/images/Article/_tr.jpg" border="0" alt="‘Günaydın’’,  ‘’Afiyet Olsun’’, ‘’Çok Yaşa’’, ‘’Geçmiş Olsun’’ Gibi İyi Niyet  Dileklerinde Müminin Üslup Farklılığı" hspace="7" vspace="2" align="left" /></a>Toplumda alışkanlık haline gelmiş bazı konuşma  kalıpları vardır. Bu, tüm insanların kullandığı ortak bir dildir. Sabah  kalkıldığında “Günaydın”, akşam karşılaşıldığında “İyi akşamlar”, gece  yatarken “İyi geceler, iyi uykular”, yemek yerken “Afiyet olsun”,  hastalanıldığında “Geçmiş olsun”, bir iş yaparken “Kolay gelsin”,  hapşırıldığında “Çok yaşa” gibi&#8230;</p>
<p>Hemen her insan, çocukluk yıllarından itibaren  çevresinden gördüğü bu  kalıplaşmış üsluba düşünmeden uyum sağlar. Oysaki insanın tüm bu sözleri  söylerken, bu güzel dilekleri gerçekleştirecek olan yegane gücün Allah  olduğunu unutmaması ve bu önemli gerçeği konuşmalarında ifade etmesi  gerekir.</p>
<p>Mümin attığı her adımda, söylediği her sözde, aklından geçen her  düşüncede şuurludur. Hayatı boyunca yaşadığı her olayın yalnızca  Rabbimiz’in dilemesiyle gerçekleştiğini asla unutmaz. Bir insana gününü  ya da gecesini güzel geçirtecek, hastalandığında sağlık ve şifa verecek,  uykusunda huzur ve rahatlık verecek, yediği yemeği lezzetli ve faydalı  kılacak ya da yaptığı işi kolaylaştırıp sonuçlandıracak olan yalnızca  Yüce Rabbimiz’dir.</p>
<p>Bunun yanı sıra müminin hayatta en derin ve en yoğun sevgiyle sevdiği,  en bağlı, en sadık olduğu Yüce Rabbimiz’dir. Sevdiği birçok insan, olay  ya da nesne aklından zaman zaman çıkabilir. Ama Allah’a olan sevgisi o  kadar güçlüdür ki, 24 saat her an her saniye Rabbimiz’in varlığının,  gücünün, sevgisinin, dostluğunun, merhametinin, adaletinin şuurunda  olarak yaşar. Aklında Allah’ın varlığının ve hakimiyetinin olmadığı tek  bir an bile olmaz.</p>
<p>Ve mümin için Allah’ı zikretmek, Allah’ı anıp yüceltmek çok büyük bir  ibadettir. Aynı zamanda da bu müminin ruhunun en lezzet aldığı  nimetlerden biridir. Bu nedenle hemen her fırsatta Allah’ı anmak,  Allah’ın şanını yüceltmek, Allah’ın büyüklüğünü dile getirerek Allah’ı  övmek ister. Kullandığı her üslupla Allah’a olan sevgisini, bağlılığını,  teslimiyetini dua mahiyetinde ifade etmek ister. Dolayısıyla müminin  her hali ve tavrı gibi, günlük hayattaki üslubu da diğer insanlardan çok  farklıdır.</p>
<p><strong>Müminlerin İyi Niyet Dilekleri Nasıl Olmalıdır?</strong></p>
<p>Mümin her sözü söylerken, o eylemi gerçekleştirecek olanın mutlaka Allah  olduğunu belirtir. Her iyi niyet dileğinde, o güzelliği Allah’tan  istediğini dile getirir.</p>
<p>Örneğin:</p>
<p>“Günaydın” yerine “Allah gününü aydın etsin”,<br />
“İyi akşamlar” yerine “Allah hayırlı, iyi akşamlar versin”,<br />
“İyi geceler” yerine “Allah güzel geceler versin”,<br />
“İyi uykular” yerine “Allah güzel uykular versin”,<br />
“Afiyet olsun” yerine “Allah afiyet versin”,<br />
“Geçmiş olsun” yerine “Allah hastalığına şifa versin”,<br />
“Kolay gelsin” yerine “Allah işinde kolaylık versin”,<br />
“Çok yaşa” yerine “Allah uzun ömürler versin” gibi, Allah’ı anarak ve bu  dilekleri yerine getirecek olan Yüce Rabbimiz’in adını zikrederek  karşılık verir.</p>
<p>Bunun yanı sıra bir kişi kendisine, Allah’ın ismini anarak bu şekilde  bir iyi niyet sözü söylediğinde de, yine imandaki şuurunu gösteren bir  üslupla cevap verir. Örneğin kendisine “Allah hayırlı günler versin”  diyen bir kişiye sadece, “Sana da” diyerek cevap vermez. Yine mutlaka  Allah’ın adını zikredip Rabbimiz’i yüceltir. “Allah sana da hayırlı  günler versin” diyerek cevap verir. Ya da kendisine “Allah rahatlık  versin” diyen bir mümine, -Allah’ı tenzih ederiz- “Sana da rahatlık  versin” gibi bir söz söylemez. “Allah sana da rahatlık versin” der.  Allah’ı düşünerek de olsa, Allah’ın ismini söylemeden bu tarz bir ifade  kullanmaz. Üslubundaki ufacık bir eksikliği dahi, Allah’a duyduğu  sevgisine, bağlılığına ve dostluğuna yakıştırmaz.</p>
<p>Bu müminin güzel ahlakındandır. İman eden bir insan yalnızca Allah’ın  yaratacağını bildiği bir olaydan Allah’ın adını anmadan bahsetmeyi  vicdanen kabul edemez. Karşısındaki kişinin üslubu her nasıl olursa  olsun, onun vereceği karşılık mutlaka Allah’ın ismini anarak, Rabbimiz’i  yücelterek olur. Müminlerin sahip olmaları gereken bu ahlak, bir ayette  şöyle bildirilmiştir:</p>
<p><strong>“İsimlerin en güzeli Allah’ındır. Öyleyse O’na bunlarla dua edin.  O’nun isimlerinde ‘aykırılığa (ve inkara) sapanları’ bırakın. Yapmakta  oldukları dolayısıyla yakında cezalandırılacaklardır.”</strong> (Araf Suresi,  180)</p>
<p><strong>Allah’ı Anmak En Önemli İbadettir</strong></p>
<p>Allah’ı her an akılda tutmak, Kuran ayetlerini düşünmek insanın aklının  ve şuurunun sürekli açık olmasını sağlar. Böyle olunca da, kişi Kuran’ın  emirlerine ve yasaklarına uymada büyük titizlik gösterir.</p>
<p>Allah’a sürekli dua eder. Herşeyi Allah’tan ister, her konuda Allah’a  başvurur, kendini tamamen Allah’a teslim eder. Bir mümin için Allah’ı  anmak <strong>“&#8230;Allah’ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet) tür&#8230;”</strong> (Ankebut Suresi, 45) ayetiyle bildirildiği üzere en önemli ibadettir.  İman eden bir insan günlük hayatın akışı içinde Allah’ı geçici de olsa  aklından çıkarmaz, Allah ile olan manevi bağlantısını bir an bile  koparmaz. Müminlerin bu üstün ahlakı Kuran’da şöyle haber verilmiştir:</p>
<p><strong>“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve  göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:)  “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin  azabından koru.</strong>” (Al-i İmran Suresi, 191)</p>
<p>Bu makale, <strong>İlmi  Araştırma Dergisi</strong> <a href="http://www.ilmiarastirma.net/index.php?Pg=Publish&amp;Journal=%C4%B0lmi%20Ara%C5%9Ft%C4%B1rma&amp;Number=73" target="_blank">73. sayı</a> (Temmuz  2010) 26. sayfada yayınlanmıştır.</p>
<p><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="492">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="3" width="1"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td colspan="2" width="491" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="491" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="487">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="-85" height="18">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="19"><img src="http://harunyahya.net/logos/mp3.gif" border="0" alt="" /></td>
<td><a href="http://fs.harunyahya.net/popup/Download.php?WorkNumber=17471&amp;Format=mp3">Mp3 dosyası (.mp3) &#8211; 4 download</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="60" align="right">8.03  MB</td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="-85" height="18">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="19"><img src="http://harunyahya.net/logos/rtf.gif" border="0" alt="" /></td>
<td><a href="http://fs.harunyahya.net/popup/Download.php?WorkNumber=17471&amp;Format=rtf">Word dosyası (.zip) &#8211; 3 download</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="60" align="right">0.43  MB</td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="-85" height="18">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="19"><img src="http://harunyahya.net/logos/pdf.gif" border="0" alt="" /></td>
<td><a href="http://fs.harunyahya.net/popup/Download.php?WorkNumber=17471&amp;Format=pdf">Pdf dosyası (.zip) &#8211; 3 download</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="60" align="right">0.11  MB</td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="-85" height="24">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="19"><img src="http://harunyahya.net/logos/headphones.png" border="0" alt="" /></td>
<td><object width="200" height="20" type="application/x-shockwave-flash" data="/player/Mp3Player.swf"><param name="movie" value="/player/Mp3Player.swf" /><param name="bgcolor" value="#006699" /><param name="FlashVars" value="mp3=http://174.132.123.178/downloads.php/Article/_tr.mp3" /></object></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="60" align="right"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/gunaydin%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99afiyet-olsun%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99cok-yasa%e2%80%99%e2%80%99-%e2%80%98%e2%80%99gecmis-olsun%e2%80%99%e2%80%99-gibi-iyi-niyet-dilekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://fs.harunyahya.net/downloads.php/Article/_tr.mp3" length="8419058" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Ali Kaside-i Ercüze&#8217;de Peygamberimiz (s.a.v.)’in Adının Adnan Olduğunu Belirtmiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jul 2010 21:04:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abu Turab]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Hazrat Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Isim]]></category>
		<category><![CDATA[Kaside]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Prophet]]></category>
		<category><![CDATA[Saas]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[







Bir olay üzerine Hz. Ali kendisine Ebu Turab künyesini veren ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="height: 144px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="665">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._ali_kaside-i_ercuzede_peygamberimiz_s.a.v._tr.jpg" border="0" alt="Hz. Ali Kaside-i Ercüze'de Peygamberimiz (s.a.v.)’in Adının Adnan  Olduğunu Belirtmiştir" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">Bir olay üzerine Hz. Ali kendisine Ebu Turab künyesini veren  Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;e; &#8220;Hadi olan Mustafa Adnan Peygamber&#8221;  diye  hitap eder.</p>
<p>&#8220;Bundan dolayı iki isim sahibi oldu. Bir de künye ki daha önce hiç  duymamıştım, Ebu Turab ki bu bana künyeyi vermişti, <strong>&#8216;Hadi olan  Mustafa Adnan Peygamber&#8217;</strong>.&#8221;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hazrat Ali Reveals in Al-Qasidat Al-Urjuzah That Our Prophet’s (saas)  Name Is Adnan</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="155" align="center" valign="top"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/hz._ali_kaside-i_ercuzede_peygamberimiz_s.a.v._en.jpg" border="0" alt="Hazrat Ali Reveals in Al-Qasidat Al-Urjuzah That Our Prophet’s  (saas) Name Is Adnan" hspace="7" vspace="2" /></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></td>
<td width="312" valign="top">It is narrated that following one event Hazrat Ali addressed our Prophet  (saas), who gave him the title of Abu Turab, as “The Prophet Mustafa  Adnan the Hadi.”</p>
<p><strong>&#8220;I therefore came to have two names. And there is the title I had  never heard before. He gave me this title, Abu Turab: The Prophet  Mustafa Adnan the Hadi…&#8221;</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/hz-ali-kaside-i-ercuzede-peygamberimiz-s-a-v-%e2%80%99in-adinin-adnan-oldugunu-belirtmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 13:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dawkins]]></category>
		<category><![CDATA[Dna]]></category>
		<category><![CDATA[Dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Hep]]></category>
		<category><![CDATA[Insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Protein]]></category>
		<category><![CDATA[Rna]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte]]></category>
		<category><![CDATA[Suda]]></category>
		<category><![CDATA[Tamami]]></category>
		<category><![CDATA[Tim White]]></category>
		<category><![CDATA[Veya]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=199</guid>
		<description><![CDATA[Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz
Darwinistler istedikleri  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hücre bir bütün olarak var olmadan protein oluşamaz</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/21.jpg" border="1" alt="" hspace="5" vspace="5" width="200" height="291" align="left" />Darwinistler istedikleri  kadar içi formüllerle dolu aldatıcı kitaplar yazsınlar, istedikleri  kadar sahte fosil getirsinler, Yaratılışa dair bilimsel delillere  istedikleri kadar demagojik saldırılarda bulunsunlar, istedikleri kadar  her tarafa hayali çizimlerle doldurdukları kartondan afişler yapıştırıp  bunu evrim sergisi diye tanıtıp dursunlar, daha temelden yenilmiş  oldukları gerçeğini değiştiremeyeceklerdir. Çünkü Darwinistlerin en  büyük kabusu henüz daha canlılığın başlangıcıdır. Darwinistler henüz bir  tane proteinin nasıl oluştuğuna dair TEK BİR AÇIKLAMA DAHİ  YAPAMAMIŞLARDIR. Bu durum, Dawkins’in, Futuyma’nın, Tim White’ın ve  diğer bütün Darwinistlerin içine düştüğü içler acısı durumu ifade eder.  Yaptıkları hiçbir demagoji, tek bir protein karşısındaki bu büyük ve  görkemli yenilginin önüne geçememektedir. TEK BİR PROTEİN, DARWİNİZM’İ  TÜMÜYLE ALTÜST ETMİŞTİR.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Darwinist  demagojinin önemli bir özelliği tüm kompleksliğine rağmen, yaşamdaki her  şeyi basit göstermeye çalışmak olduğundan, Darwinistler, hayatın  başlangıcı konusunu da hep basite indirgeme eğiliminde olmuşlardır.  “Çamurlu suda hücre oluştu”, “DNA kendi kendine oluşup çoğalmaya  başladı” gibi hikayelerin temelinde yatan sebep de budur. Darwinistler  bu yolla insanları daha kolay aldatabileceklerini düşünürler. Fakat  kendileri de çok iyi görmüşlerdir ki, olay artık bu aldatma safhasını  çoktan geçmiştir. İnsanlar artık, yalnızca tek bir proteinin bile kendi  kendine oluşamayacak kadar üstün bir kompleksliğe sahip olduğunu  bilmekle kalmamakta, aynı zamanda bir proteinin, bir DNA’nın veya  RNA’nın ya da hücrenin küçük büyük herhangi başka bir parçasının  HÜCRENİN TAMAMI OLMADAN HİÇBİR İŞE YARAMADIĞINI DA bilmektedirler.<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu gerçek,  Darwinist yenilgi açısından çok önemlidir:<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Tek  bir proteinin oluşması için DNA gerekir</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Protein  olmadan DNA oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       DNA  olmadan protein oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Protein  olmadan protein oluşamaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Tek  bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Bu  proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Ribozom  olmadan protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       RNA  olmadan da protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       ATP  olmadan protein oluşmaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       ATP’yi  üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz. </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücre  çekirdeği olmadan protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Sitoplazma  olmadan da protein oluşmaz </span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücredeki  organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Hücredeki  bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler  gereklidir</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">-       Bu  organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz.<br />
</span></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/DNA1.jpg" border="1" alt="" hspace="5" vspace="5" width="256" height="256" align="right" />Bu sistem,  bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan  diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları  olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kısacası, </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">BİR PROTEİNİN VAR  OLMASI İÇİN <span style="text-decoration: underline;">HÜCRENİN TAMAMI</span> GEREKİR. Hücre, bugün incelediğimiz  ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var  olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ. </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu protein kendi  kendine oluşsa bile (ki, bu imkansızdır), hiçbir işe yaramaz. Tek başına  etrafta dolanır ve ölür.</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Dolayısıyla,  Dawkins’in “kendi kendini kopyalayan molekül” iddiası, olağanüstü  derecede saçmadır ve yalnızca insanları aldatmaya yöneliktir. İNSAN  HÜCRESİNDEKİ HİÇBİR MOLEKÜL, BAŞKA HİÇBİR YARDIMA İHTİYAÇ DUYMAKSIZIN,  KENDİ KENDİNİ KOPYALAYARAK ÇOĞALABİLME YETENEĞİNE SAHİP DEĞİLDİR. </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Cambridge  Üniversitesi’nden bilim felsefesi profesörü Stephen C. Meyer, <em>Signature  in the Cell</em> (Hücredeki İşaret) kitabında bunu şöyle anlatmıştır:<br />
</span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">DNA’nın yapısının  ve işlevinin ortaya çıktığı 1950’li yılları ve 1960’lı yılların  başlarını takiben, yaşama dair yeni bir radikal kavram gelişmeye  başladı. Moleküler biyologların keşfi, DNA’nın yalnızca bilgi  taşımadığıydı. Biyologlar DNA hakkındaki bu keşfin hemen sonrasında,  canlı organizmaların genetik bilgiyi işleyebilmesi için sistemlere sahip  olması gerektiğinden şüphelendiler. <strong>Bir diskin içine saklanmış  olan dijital bilginin o diski okuyan bir cihaz olmadan işe yaramaz  olması gibi, DNA’nın içindeki bilgi de hücre bilgi işlem sistemi olmadan  işe yaramazdır.</strong> (Darwinist) Richard Lewontin’in belirttiği  gibi “<strong>Hiçbir canlı molekül (yani biyomolekül) kendi kendine  çoğalamaz&#8230; Hücreler ancak bir bütün olarak kendi kendine çoğalmak için  gerekli makinelere sahip olabilirler&#8230;</strong> DNA, yardım alarak  veya almayarak, yalnızca kendi kendisinin kopyasını çıkaramamakla  kalmaz, aynı zamanda başka hiçbir şey ‘üretemez’&#8230; <strong>Hücrenin  içindeki proteinler başka proteinlerden yapılmıştır ve bu protein  oluşturan makine olmaksızın hiçbir şey yapılamaz</strong>.” <sup><span style="font-size: x-small;">1</span></sup></span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu açıklamalardan,  son dönemlerde uzay dinine giren Dawkins’in açıklamalarının tutarsızlığı  da bir kez daha ortaya çıkmıştır. Dünya, bir canlı hücrenin yaşaması  için uzaydaki en uygun ortamdır. Ancak bu uygun şartlar bile, canlı  hücrenin kendi kendine oluşabilmesine imkan vermemektedir. Dawkins, bu  gerçek karşısında yeni bir çözüm arayışına girmiş ve kendi kendine  çoğalabilen bir molekülün uzayda oluştuğunu ve daha sonra dünyaya  geldiğini iddia etmiştir. Buradaki birinci açmaz, böyle bir canlı  molekülün kendi kendine oluşamayacağıdır. İkincisi ise yukarıda  belirtmiş olduğumuz gibi, canlı bir molekülün dünyada dahi kendi kendine  çoğalabilme yeteneğine sahip olmadığıdır. Nitekim bütün bu açmazların  farkında olan Dawkins de en sonunda böyle bir molekülün üstün bir akıl  tarafından yaratılmış olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır.</span><sup><span style="font-size: x-small;"><span style="font-family: Verdana;">2</span><span style="font-family: Verdana;"> </span></span></sup></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana;"><br />
</span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></p>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Verdana;"><sup>1 </sup>Stephen C. Meyer, Signiture in the Cell,  Harper One, 2009, s. 132-133</span></span></div>
<div><span style="font-size: xx-small;"><span style="font-family: Verdana;"><sup>2</sup> Ben Stein, Expelled “No Intelligent  Allowed”, 2008, movie</span></span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hucre-bir-butun-olarak-var-olmadan-protein-olusamaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana gelecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 16:41:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Akan]]></category>
		<category><![CDATA[Angi]]></category>
		<category><![CDATA[Asfalt]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Buna]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Medine]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim]]></category>
		<category><![CDATA[Ummet]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin çıkışından önce büyük bir olay meydana  gelecektir</strong></h2>
<table style="height: 138px;" border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;<strong>(1)</strong> Hz.  Mehdi (as) çıkmadan önce <strong>(2)</strong> medinede <strong>(3)</strong> simsiyah taşların bile <strong>(4)</strong> kan içinde kaybolacağı <strong>(5)</strong> büyük bir vak&#8217;a olacaktır. Bu olayda bir kadının öldürülmesi <strong>(6)</strong> bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır. Ve bu olay 2 km kadar  yayılacaktır. &#8221;</p>
<p>(EI-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-iI Muntazar, 41) </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/kanli1mayis.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="299" height="204" align="left" /><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>(1) Hz. Mehdi  (as) çıkmadan önce &#8230;</strong> Hadis-i şerifin böyle başlaması bu  olayın aynı zamanda Hz. Mehdi (as)&#8217;nin çıkış öncesi alametlerinden  olduğu</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">nu gösteriyor. Hz. Mehdi  (as)&#8217;nin çıkış zamanı hadis-i şerifler ve büyük İslam alimlerinin  izahlarına göre Hicri 1400 (Miladi 1979-80) yılı başlarındadır. Hadiste  geçen &#8220;Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce&#8221; ifadesi, Hz. Mehdi (as)&#8217;in ortaya  çıkışından kısa bir süre önce bu büyük olayın olacağına işaret  etmektedir. Kanlı <strong>1 Mayıs olayları, 1977</strong> yılında  meydana gelmiştir.<br />
</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong><br />
(2) .</strong></span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>&#8230; Medinede</strong> &#8230; Arapça&#8217;da Medine kelimesi aynı zamanda büyük şehir karşılığında da  kullanılmaktadır. Aşağıdaki hadis buna örnektir. </span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hz. İbni</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Am</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">r&#8217;dan rivayet edilmiştir. Resulullah (sav)  buyurdu ki:<br />
Ey Ummet! Altı şey vardır ki, onlar olmadan kıyamet kopmaz&#8230; Altıncısı  da medinenin fethi.<br />
Denildi ki: H</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">angi medine? Buyurdu  ki: Kostantiniyye. (İstanbul)<br />
(Bu İstanbul&#8217;un Hz. Mehdi (as) tarafından yapılacak manevi fethidir.)<br />
(Kıyamet Alametleri, s. 204  Ramuz EI Ehadis 1/296)</span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/1mayis77.jpg" alt="" hspace="10" vspace="10" width="470" height="320" align="right" /></span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<strong>(3) &#8230; Simsiyah taşların bile kan içinde kaybolacağı</strong> &#8230; Hadis-i şerifin bu kısmında da kanlı hadisenin üzerinde cereyan  edeceği zemin yüzeyi tarif edilmektedir. Siyah taş, yani asfalt yol  üzerinde kanlı bir olay olacağına işaret edilmektedir.<br />
- 1 Mayıs Taksim olayında 34 ölü ve 200 kişinin yaralanmasından akan  kanlar, siyah taşlar </span><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(yani asfalt  yol) üzerine dökülmüş ve bu kanlar caddeye yayılmıştır.<br />
Asfalt yol: Ufak çakıl taşlarının asfalt maddesi ile karıştırılmasından  oluşur.<br />
Bu karışım yola döküldüğünde yekpare siyah taş halini almaktadır. </span><br />
<span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<strong> (4) &#8230; kan içinde kaybolacağı</strong> &#8230; Çatışmalar  neticesinde akan kan, bazı kısımlarda asfaltı bir örtü gibi örtmüş ve  asfalt yer yer görülmez hale gelmiştir.</p>
<p><strong>(5) &#8230; büyük bir vak&#8217;a olacaktır &#8230; </strong><br />
1 Mayıs Taksim hadisesi anarşi döneminde çok sayıda insanın katledildiği  ve çok fazla kanın akıtıldığı büyük bir hadisedir.</p>
<p><strong>(6) &#8230; Bir kamçının sallanması kadar kolay olacaktır </strong>&#8230;  Burada bir benzetme yapılarak öldürmenin pek kolayca işleneceğine  dikkat çekiliyor. Nasıl bir kamçı, basit el hareketleriyle her tarafa  doğru kolaylıkla sallanabiliyorsa, aynı kolaylıkla kamçı gibi  kabzasından tutulan ve her tarafa yönetilebilen tabanca da sadece  tetiğinin çekilmesiyle hedefteki şahsı öldürebilir. </span></p>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/1mayis77_2.jpg" alt="" width="470" height="320" /></p>
<h3>Büyük Bir Olayın Meydana Gelmesi</h3>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli  Gazete, 1 Mayıs 1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1may77_milli4577.jpg" alt="" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete, 3 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis77_milli3577.jpg" alt="" width="500" height="471" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete. 2 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis77_millig2577.jpg" alt="" width="500" height="487" /></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Milli Gazete, 3 Mayıs  1977</span></p>
<p><img src="http://us2.harunyahya.com/Image/alametler_gazetekupurleri/1mayis2_milli3577.jpg" alt="" width="500" height="646" /></div>
</div>
</div>
</div>
<p><em>22 Mayıs 2009</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-s-nin-cikisindan-once-buyuk-bir-olay-meydana-gelecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN ÇIKIŞ ZAMANI</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:14:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Adeta]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Edip]]></category>
		<category><![CDATA[Etti]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Malik]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Mektubat]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbin]]></category>
		<category><![CDATA[Takvim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN        ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. MEHDİ (A.S)&#8217;NİN            ÇIKIŞ ZAMANI</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="53"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Enes                              Malik &#8216;den tahric etti. O dedi ki,  Resulullah                              (s.a.v.) buyurdu:<br />
Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi                              gündür. Allah-u Teala buyurdu ki: Rabbin                              katında bir gün sizin saydıklarınızdan                              bin yıl gibidir.</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Enes b.                                Malik &#8216;den O dedi ki Resulullah (s.a.v)                                buyurdu:<br />
Kim bir din kardeşinin Allah yolunda bir                                ihtiyacını görürse, Allah Teala onun için                                gündüzlerini oruçla, gecelerini de                                ibadetle geçirmişcesine şu dünyanın yedi                                bin yıllık ömrü müddetince sevap yazar.<br />
<span style="color: #000000;">Kitab-ül                                                                Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman,                                                                88</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
<p>Hazreti Resulullah              sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, geçmişle, gelecekle              ve ahiret hayatı ile ilgili meseleler hakkında haber  verirken              teşbihler kullanmıştır.</p>
<p>Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın              gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir.</p>
<p>(Allahualem              Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili  rivayetler,              bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli              bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata              geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden              başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten  itibaren,              insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları              artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir.  Bazı ulemalar,              Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada  insanlık              tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır.              Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli              bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana              getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman  belirlemesi              yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti              tesbit için, takvim başlangıcı gibi  7 bin yıl evveli              ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor              olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun              şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması  yapılmış              olur.</p>
<p>İmam Rabbani              Hazretleri Mektubat &#8216;ta şu rivayeti nakletmiştir.</p>
</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Takriben                              124 bin tane peygamberimiz gelip geçti.</p>
<p>Mektubat-i Rabbani, 1/354</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Hz. Ademden itibaren Resullah efendimize kadar 124              bin peygamber gelip geçmiştir. Başka bir rivayette İmam-ı              Rabbani hazretleri şöyle buyurmuştur:</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Böyle                                aradan &#8220;1000 senenin&#8221; geçtiği vakit,                                geçen ümmetlerde Ulü&#8217;l azm bir peygamberin                                 geldiği vakittir. .</p>
<p>Mektubat-i Rabbani, 1/495</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<p>Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene              de de Ulü &#8216;l azm bir peygamber gelmiştir.  Her 100              senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem  aleyhisselam              efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar:</p>
<p>124.000x 100=              12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.)               Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır              derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için              önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir  (Allahualem)</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Ahmet                                İbni Hanb<span style="color: #000000;">el ilel                                  inde nakl</span>etti.<br />
Dünyadan beş bin altı yüz yıl geçmiştir.<br />
<span style="color: #000000;"><br />
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman,                                   89 </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
Daha önceki hadislerle dünyanın              ömrünün 7 bin yıl oldugunu görmüştük. Burada ise Efendimize              kadar 5 bin 600 yıl geçtiği belirtiliyor. Bu rivayete göre              Ümmet-i Muhammed &#8216;in ömrü Hicri 1400 yılına kadardır.  (7000-5600=1400)(Allahualem)</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Abdullah                        (r.a) dan rivayet edilmiştir: Resulullah                        (s.a.v) buyurdu ki: Ehl-i beytimden                        ismi ismime mutabık olan bir kişi başa                        geçecektir&#8230;<br />
Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış                        olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı                        Allah O günü behemehal uzatır.<br />
Sünen-i Tirmizi 4/92</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Hz.Ali                          &#8216;den rivayet olduğuna göre Resulullah                          (s.a.v.) şöyle buyurdu:<br />
Kıyametin kopması için zamanda sadece                          bir günden başka vakit kalmamış ta olsa,                          Allah (cc) benim Ehl-i beytimden bir                          zatı gönderecek.<br />
Sünen-i  Ebu Davud, 5/92</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>İbn-i                          Mace ve Ebu Naim, Ebu Hüreyre &#8216;den tahric                          ettiler, o dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu:<br />
Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o                          günü uzatır ve Ehl-i Beytimden birisini                          Melik kılar.<br />
Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il                          Muntazar, 10<br />
El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il                          Muntazar, 27<br />
Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri,                          s.437</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Biraz önceki rivayetlerden ve şartlardan anladığımız kadarıyla Hicri 1400 yılı        aynı zamanda Hz. Mehdinin çıkış yılıdır. Hicri 1400 yılına        girmeye dünya günü olarak 1 gün! bile kalsa, vazifeye hazır        bekleyen Mehdinin vazifesini yapması için, kıyamet belirli        bir zaman ertelenecektir. (Allahualem)  İbni Abbas        &#8216;dan sahih olarak nakledilen şöyle bir rivayet vardır, O        dedi ki; Dünya yedi gündür, Her bir gün bin yıl gibidir        ve Resulullah (s.a.v.) &#8216;de onun sonunda gönderildi.</div>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="145"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Dakkak                        b. Zeyd-ü Cüheni &#8216;den rivayet ettiler.<br />
Ben gördüğüm bir rüyayı Resulüllah (s.a.v.)                        &#8216;e anlattım. Bu rüyada Peygamber (s.a.v.)                        yedi basamaklı bir minberin en üst basamağında                        idi: O buyurdu ki, Yedi basamaklı gördüğün                        minber şu dünyanın ömrü olan yedi bin                        senedir. Ben de O &#8216;nun son bininde olacağım.</p>
<p>Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il                        Ahir Zaman, 89</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu rivayetlerden de anladığımız      kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri      1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki      ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)yi      bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak,      Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)nin vazifesini yapmasına müsait hale  getirilecektir.</p>
<p>İmam Rabbani, Mehdi&#8217;nin      peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra      ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.</p>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="73"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Ancak                         beklenen odur ki; aradan bin sene geçtikten                        sonra bu saklı devlet tecid edile (yenilene).                        Ona bir üstünlük verilip suyu bulması,                        arttırıla&#8230; Böylece kemalatin aslı                        zuhur edip onun zilletini örte.. Ve                        nisbet-i aliyyenin mürevvici Mehdi gelsin.<br />
Allah ondan razı olsun.<br />
Mektubat-i Rabbani, 1/569</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Şeriatın                          teyit hasletleri, milleti tecdidi bu                          ikinci bindedir.<br />
Bu davanın doğruluğuna adil şahid: İsa&#8217;nın                          (a.s.) Mehdi&#8217;nin (r.a.) bu bin içinde                          var oluşlarıdır.<br />
Mektubat-i Rabbani 1/611</p>
<p><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></p>
<p>Resulullah                          (s.a.v.)in ümmeti arasından çıkanlar                          pek kamildirler. Yani Resulullah (s.a.v.)in                          irtihali üzerinden binsene geçtikten                          sonra isterse az olsunlar. Onların pek                          kemalli olmaları şunun içindir ki: Şeriatın                          takviyesi, pek tamam tekliyle hasıl                          ola.<br />
Aradan bin sene geçtikten sonra, Mehdi&#8217;nin                          gelişi de bunun içindir. Onun mübarek                          kudümünü (gelişini), Hatem&#8217;ür-rüsül                          Resulüllüh (s.a.v.) müjdelemiştir. İsa                          (a.s.) dahi aradan bin sene geçtikten                          sonra nüzul edecektir.<br />
Mektubat-i Rabbani 1/440</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
Peygamber Efendimiz&#8217;in vefatından bin        sene geçtikten sonra ikinci bin yılına girilir. İmam-ı Rabbani        Hazretlerinin yukarıdaki izahlarına göre ikinci bin yılı        içerisinde Hz.Mehdi (a.r.) gelecektir. Bunun için en uygun        zaman 1400-1600 yılları arasıdır. Bu seneler ikinci bin        yılının tam ortasıdır. 1400&#8242;den 1500&#8242;e kadar İslam ahlakının  hakimiyeti,        1500-1600 yılları arasında da bozulma ve kıyamet beklenecektir.</div>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="76"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Bu                         ümmetin ömrü bin (1000) seneyi                        geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi                        aşmayacaktır.</p>
<p>Kıyamet Alametleri, 299</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
Celaleddin Suyuti&#8217;nin &#8220;El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti    El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar&#8221;isimli kitabından nakil     Beddiüzaman Said Nursi Hazretleri de, ümmetin galibiane    ömrünün 1506 yılına kadar olacağını bildirmektedir.</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="76"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">&#8220;&#8230;                         Birinci cümle, binbeşyüz (1500) makamiyle                        ahir zamanda bir taife-i mücahidinin                        (din için çalışanların, cihad edenlerin)                        son zamanlarına; ve ikinci cümle,  binbeşyüzaltı(1506)                        makamile galibane mücahedenin tarihine&#8230;.                        işaret eder.<br />
(&#8230;) bu tarihe kadar (1506) zahir ve                        aşikarane, belki galibane devam edeceğine                        remze yakın ima eder.&#8221;</p>
<p>Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 46</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
İmam Suyuti (r.a) dahil bir kısım ulema bu ümmetin icabet    ömrünün (Hicri) 1500 yıllarına kadar devam edeceğine daha    sonra da bozulmanın başlayacağına (Allahualem) diyerek işaret    etmektedirler.  Sahih kaynaklı Hadis-i Şeriflere göre    Hz.Mehdi (a.r.) zuhur ettikten sonra 40 sene yaşayacaktır.    Hz.İsa (a.s.) efendimiz hakkındaki Hadis-i şeriflerde de    O&#8217;nun yeryüzünde kalış müddedinin 40-45 sene olacağı bildirilmektedir.     Bunun bir kısmını Hz.Mehdi (a.r.) ile Hz. İsa (a.s.) efendilerimiz    beraber yaşayacaklardır; bu da yaklaşık 7-10  senedir.    Bu bilgilere göre Hz.Mehdi (a.r.) ve Hz.İsa (a.s.)  efendimizin vefatına    kadar olan 1475-1480 senelerine gelinmiş olacaktır. Bu tarihten    1500&#8242;e kadar devam eden 20-25 yıllık bir süre de vaziyetin    muhafazasına çalışıldığı bir devre olacaktır.  Bu rivayette    de Mehdi&#8217;nin yüzyıl      başında zuhur edeceği bildirilmektedir.</p>
</div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="48"><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50">Zira                       onun (Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;nin ) zuhuru, yüz başlarında                      olacaktır.</p>
<p>Mektubat-i Rabbani</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıda izah edildiği gibi, İmam                      Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i  Muhammed&#8217;in ömrü                      1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500  yılına ulaşmaya                      bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı  başlarıdır.</p>
<div>Yapılan hesaplar, Mehdi ancak Hicri 14. asrın başlarında çıktığı    taktirde doğrulanacaktır. Ümmetin ömrü Hicri 1500 senesini    aşmayacağına göre, Mehdinin Hicri 1400&#8242;ün başlarında gelmesi    gerekmektedir.  El-Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il    Muntazar<br />
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494<br />
Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai &#8216;nin Kebiri)</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-mehdi-a-snin-cikis-zamani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de Kan Akıtılması &gt;&gt;&gt;</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:13:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz Mehdinin Çıkış Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Hac]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Iran]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Katliam]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Kitab]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Suudi Arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Tam]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=106</guid>
		<description><![CDATA[Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de       ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kabe Baskını ve Kabe&#8217;de                                        Kan Akıtılması</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Onun                                              çıkacağı yıl, insanlar  hacca, başlarında                                              bir emir bulunmadan  gidecekler&#8230;                                              Hep birlikte Beyt-i Şerif&#8217;i  tavaf                                              edecekler, sonra Mina&#8217;ya  indiklerinde,                                              köpekler gibi birbirine  saldıracak,                                              hacılar soyulacak, kanlar  Akabe Cemresinin                                              üzerine akacak.<br />
(Kıyamet Alametleri, s.  168-169)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>İnsanlar                                              başlarında bir imam  bulunmaksızın                                              hac ederler. Mina&#8217;ya  indiklerinde                                              etrafları, köpeklerin sarışı  gibi                                              sarılıp, kabilelerin  birbirine girmesi                                              ile büyük savaşlar olur.  Öyle ki ayaklar                                              kan gölü içinde kalır.  (Kitab-ül Burhan                                              Fi Alameti-il Mehdiyy-il  Ahir Zaman,                                              s. 35)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yukarıdaki hadislerde &#8220;onun  çıkacağı yıl&#8221;                                        cümlesi ile, Mehdi&#8217;nin çıkış  tarihinde Hac                                        sırasında meydana gelecek bir  katliama dikkat                                        çekilmektedir. 1979 yılında, Hac  sırasında                                        gerçekleşen Kabe baskınında aynen  böyle                                        bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı  Kabe baskını                                        da ahir zamanın başlangıcının ve  Mehdi&#8217;nin                                        çıkışının diğer alametlerinin  gerçekleştiği                                        dönemin tam başında yani Hicri  1400 yılının                                        ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21  Kasım 1979)                                        tarihinde meydana gelmiştir.</p>
<p>Yine hadis-i şerifte kanların  akacağından                                        bahsedilerek öldürme olaylarına  dikkat çekilmiştir.                                        Baskın sırasında Suudi askerleri  ile militanlar                                        arasında meydana gelen çarpışmada  30 kişinin                                        öldürülmesi bu rivayetin kalan  kısmını da                                        doğrular.</p>
<p>1979 (Hicri 1400)&#8217;de gerçekleşen  bu Kabe                                        baskınının ardından 7 sene sonra  Hicri 1407                                        yılında, Hac sırasında çok daha  büyük kanlı                                        bir olay meydana gelmiştir. Bu  olayda caddelerde                                        gösteri yapan hacılara  saldırılarak 402                                        kişi katledilmiş, çok fazla kan  akıtılmıştır.                                        Beyt-ül Muazzama&#8217;nın yanında,  Müslümanların                                        (Suudi Arabistan askerleri ile  İran&#8217;lı Hacıların)                                        birbirlerini öldürmeleri ile bir  hadiste                                        haber verildiği gibi &#8220;büyük  günahlar işlenmiştir&#8221;.                                        Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde  tarif                                        edilen ortamla çok büyük  benzerlikler taşımaktadır:</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Resulullah                                              buyurdu: Ramazan&#8217;da bir  seda, Şevval&#8217;de                                              bir ses, Zilkade&#8217;de  kabileler arasında                                              savaş olur. Hacılar talana  uğrar.                                              Mina&#8217;da ölülerin çok olacağı  bir savaş                                              olur, öyle ki orada taşları  kan gölü                                              içinde bırakacak kadar kan  akar. (Kitab-ül                                              Burhan Fi Alameti-il  Mehdiyy-il Ahir                                              Zaman, s. 31)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Ramazan&#8217;da                                              bir seda olur. Şevval&#8217;de de  bir seda                                              olur. Zilkade&#8217;de kabileler  birbiriyle                                              çarpışır. Zilhicce&#8217;de  hacılar talana                                              uğrar. Muharrem&#8217;de gökten  şöyle nida                                              olur. &#8220;Dikkat ediniz. Filan  kimse                                              Allah&#8217;ın halkının  hayırlılarındandır.                                              Onu dinleyiniz ve ona  uyunuz.&#8221; (Ramuz                                              El Hadis, 2/518-5)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Şevval                                              ayında ayaklanma, Zilkade&#8217;de  harb                                              konuşmaları, Zilhicce&#8217;de ise  harb                                              vaki olacak. Hacılar  soyulacak, kanları                                              (Cemretül Akabe) üzerine  akacak. (Kıyamet                                              Alametleri, s. 166)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Zilkade                                              ayında kabileler savaşır,  hacılar                                              kaçırılır, melhameler (kanlı  harpler)                                              olur. (Kitab-ül Burhan Fi  Alameti-il                                              Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.  34)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="547" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="21" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="502" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="24" height="1" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r1_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="22" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="22" /></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c1.gif"></td>
<td>Şevval&#8217;de                                              savaş naraları, Zilhicce&#8217;de  harb ve                                              kıtal (muharebe, kavga)  olur, yine                                              Zilhicce&#8217;de Hacı talana  uğrar, hatta                                              caddeler kandan geçilmez ve  haramlar                                              çiğnenir. Beyt-ül  Muazzama&#8217;ın yanında                                              büyük günahlar işlenir.  (Kitab-ül                                              Burhan Fi Alameti-il  Mehdiyy-il Ahir                                              Zaman, s. 37)</td>
<td valign="top" background="images/cercevekk_r2_c3.gif"></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3" height="20"><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/cercevekk_r3_c1.gif" border="0" alt="" width="547" height="20" /></td>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="20" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/mekke_8.jpg" alt="" width="230" height="270" /> <img src="http://www.hazretimehdi.com/signs/pic_signs/mekke.jpg" alt="" width="400" height="234" /></td>
</tr>
<tr>
<td>
<table cellspacing="0" cellpadding="0" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div>1979                                                    yılında gerçekleşen  Kabe baskınında                                                    bir katliam  yaşanmıştır. Bu                                                    olayın ahir zaman  alametlerinin                                                    ardı ardına çıktığı  dönemin                                                    tam başında yani Hicri  1400                                                    yılının ilk gününde  meydana                                                    gelmesi dikkat  çekicidir. Bundan                                                    7 sene sonra Hac  sırasında çok                                                    daha büyük kanlı bir  olay meydana                                                    gelmiştir. Bu kanlı  olaylar,                                                    hadislerde tarif  edilen ortamla                                                    çok büyük benzerlikler  taşımaktadır.<br />
(sol resim) Türkiye  Gazetesi,                                                    21 Kasım 1979<br />
(sag resim) Türkiye  Gazetesi,                                                    2 Ağustos 1987</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hadislerde geçen ifadeleri  incelediğimizde                                        de aynı dönemle ilgili önemli  olaylara işaretler                                        bulunduğu görülecektir:</p>
<p>Beyt-ül  Muazzama&#8217;nın yanında                                        büyük günahlar işlenir.</p>
<p>Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül  Muazzama&#8217;nın                                        (Kabe&#8217;nin) içinde değil, yanında  çıkacak                                        olaylara dikkat çekilmektedir.  1407 yılının                                        Zilhicce Ayı&#8217;nda (Hac mevsiminde)  meydana                                        gelen olaylar da ilkinden farklı  olarak                                        Kabe&#8217;nin içinde değil yanında  gerçekleşmiştir.                                        En başta anlattığımız olay ise 1  Muharrem                                        1400&#8242;de Beyt-ül Muazzama&#8217;nın  (Kabe&#8217;nin)                                        bizzat içerisinde olmuştur. Her  iki olay                                        da rivayetlerin işaretine uygun  bir şekilde                                        gerçekleşmiştir.</p>
<p>Kabe&#8217;de kan akıtılması, hacıların  katledilmesi                                        gibi, hadislerde haber verilen  böyle önemli                                        iki büyük hadisenin Mehdi hakkında  bildirilen                                        tüm alametlerin çıktığı dönemde  birbiri                                        ardına gerçekleşmesinin bir  rastlantı olamayacağı                                        açıktır.</p>
<p>&#8230; Zilhicce&#8217;de  harb ve kıtal                                        (muharebe, kavga) olur.</p>
<p>Hadislerde, bu savaş ve  çatışmalardan,                                        hacıların öldürülmesi konusu ile  birlikte                                        bahsedilmesi söz konusu olayların  aynı zaman                                        diliminde meydana geleceklerini  göstermektedir.                                        Aynı dönem, İran-Irak Savaşı&#8217;nın  çıktığı,                                        Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve  karışıklıkların                                        en yoğun yaşandığı bir dönemdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/kabe-baskini-ve-kabede-kan-akitilmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEHDİLİK NE DEMEKTİR?</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdilik-ne-demektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdilik-ne-demektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 18:44:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[AhirZaman Ve Mehdi Alametleri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Gelir]]></category>
		<category><![CDATA[Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Huzur]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=67</guid>
		<description><![CDATA[MEHDİLİK NE DEMEKTİR?
Ahir zaman ve Mehdiyet kavramları bazı  insanlar ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MEHDİLİK NE DEMEKTİR?</strong></p>
<p><strong>Ahir zaman ve Mehdiyet kavramları bazı  insanlar                      için çok tanıdık olmayabilir. Bu nedenle öncelikle  bu iki                      kavramı açıklamakta yarar vardır. Ahir zaman sözü,  &#8220;son                      dönem&#8221; anlamına gelir. İslam&#8217;a göre ahir zaman,  kıyamete                      yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve  insanlar                      arasında çok yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi  ifade eder.</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.ahirzaman.net/pic/mahdi.jpg" alt="" hspace="5" width="250" height="189" align="right" />İnsanların                      hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye  yönelik bir                      özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha  güzel bir                      yiyecek, daha iyi ve toplumsal sorunların  yaşanmadığı bir                      hayat, refah, huzur, bolluk, güzellik… İşte ahir  zaman da                      tüm bu &#8220;daha iyi&#8221;, &#8220;daha güzel&#8221; kavramlarını                      içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman,  sıkıntının                      ve kıtlığın yerini bolluğun ve bereketin,  adaletsizliğin yerini                      adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın,  kargaşanın yerini                      barışın ve huzurun aldığı ve tüm inanan kulların  asırlardır                      özlemini duydukları, İslam ahlakının hakim olduğu  kutlu bir                      dönemdir.</strong></p>
<p><strong>Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadislerinde bu  dönemi                      ve özelliklerini açıklayan detaylı anlatımlar yer  alır. Peygamberimiz                      (sav)&#8217;in ardından bazı İslam büyükleri de ahir zaman  hakkında                      önemli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu anlatımlara  bakıldığında,                      ahir zamanın, birbirini izleyecek olan bir takım  önemli olay                      ya da süreçlerle dolu olduğunu görürüz. Ahir zaman  dünyanın                      önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı, ancak  sonra da                      gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu bir  dönemdir.</strong></p>
<p><strong>Ahir zamanın ilk aşamasında, dünya  Allah&#8217;ı inkar                      eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere  olacaktır.                      İnsanlar yaratılış amaçlarından uzaklaşacak, bunun  sonucunda                      büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma  oluşacaktır. Büyük                      felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak, insanlar  &#8220;Nasıl                      kurtuluruz?&#8221; sorusunun cevabını arayacaklardır.</strong></p>
<p><strong>Ahir zamanın bu dönemi, aynı zamanda  dinin de                      dejenere edildiği bir dönemdir. İslam dini, içine  sokulan                      birtakım hurafeler ve batıl inanışlar nedeniyle  aslından uzaklaştırılmıştır.                      Dindarlık adı altında tutuculuk ve ikiyüzlülük yapan  bazı                      kimseler bu hurafeleri daha da yaygınlaştırmak için  çabalamakta,                      İslam&#8217;ın özündeki güzel ahlakın kavranmasına engel  olmaktadırlar.                      Bir yanda ateizmi ve dinsizliği telkin eden  felsefeler, öte                      yanda da dini içten tahrip eden bu tutucu güçler,  insanlığı                      büyük bir karanlığa sürüklemiştir.</strong></p>
<p><strong>Ancak Allah, ahir zamanın bu büyük  karmaşası                      içindeki insanları kurtuluşa ulaştıracaktır. Yolunu  şaşırmış                      olan insanlığı doğru yola davet etmek için, &#8220;Mehdi&#8221;                      (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı bir  kulunu                      vesile kılacaktır. Mehdi, önce İslam dünyasının  içinde fikri                      bir mücadele yürütecek ve İslam&#8217;ın aslından kopmuş  olan Müslümanları                      gerçek imana ve ahlaka döndürecektir. Mehdi&#8217;nin bu  noktada                      üç temel görevi vardır:</strong></p>
<p><strong>1. Allah&#8217;ı inkar eden ve dinsizliği  destekleyen                      felsefi sistemlerin çürütülmesi.</strong></p>
<p><strong>2. İslam&#8217;ı, onu dejenere etmiş olan  ikiyüzlü                      kimselerin boyunduruğundan kurtararak hurafeciliğe  karşı mücadele                      edilmesi. Kuran&#8217;ın hükümlerine dayanan gerçek İslam  ahlakının                      ortaya çıkarılması ve uygulanması.</strong></p>
<p><strong>3. Tüm İslam dünyasını siyasi ve sosyal  yönlerden                      güçlendirmesi, huzur, güvenlik ve refah sağlaması,  toplumsal                      sorunları çözmesi.</strong></p>
<p><strong>Hadislerde bildirildiğine göre,  Mehdi&#8217;yle aynı                      dönemde dünyaya yeniden dönecek olan Hz. İsa ise,  özellikle                      Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları  içine                      düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran&#8217;a göre  yaşamaya çağıracaktır.                      Hıristiyanların Hz. İsa&#8217;ya uyması ile birlikte,  İslam ve Hıristiyan                      dünyaları tek bir inançta birleşecek ve dünya  &#8220;Altınçağ&#8221;                      olarak anılan büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve  refah                      dönemi yaşayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Peygamberimiz (sav)&#8217;in hadislerinde  ahir zamanın                      başlangıç alametleri ile ilgili çeşitli açıklamalar  mevcuttur.                      Ayrıca Kuran&#8217;da da bu döneme işari manada bakan  ayetler vardır.                      Bu bölümde çeşitli ahir zaman alametleri, hadisler  ve Kuran                      ayetleri doğrultusunda açıklanmaktadır.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/mehdilik-ne-demektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

