<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Onu</title>
	<atom:link href="http://www.mehdiyet.net/tag/onu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mehdiyet.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Mar 2011 12:55:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla insanlara islam dinini tebliğ edecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2010 20:16:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Demet]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Halas]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Imani]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[Seyit]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=458</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. Mehdi (a.s.) kendi evinden, televizyon, radyo gibi yayın araçlarıyla insanlara islam dinini tebliğ edecektir</h3>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>İmam Muhammed Bakır şöyle buyurmuştur:<br />
<strong>KAİMİMİZ KIYAM EDİNCE &#8230; ONLARLA KONUŞMAK İSTEDİĞİNDE DUYARLAR VE KENDİ MEKANINDA OLDUĞU HALDE ONU GÖRÜRLER</strong>.<br />
(Yevmul Halas s. 269) (Hz. Peygamber ve Ehli Beyt Gülistan&#8217;ından Bir  Demet Gül, Üstad Seyit Kemal Fakih İmani, Çeviri Kadri Çelik, Kevser  Yayıncılık 2005, Sy.97)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/18863041fs3.gif" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/11/hz-mehdi-a-s-kendi-evinden-televizyon-radyo-gibi-yayin-araclariyla-insanlara-islam-dinini-teblig-edecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Hazretleri, Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın saltanat ve diyanet alanlarında görevleri olacağını söylerken Kur&#8217;an ayetleri ve Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in hadislerini rehber edinmiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-hazretleri-hz-mehdi-a-s-in-saltanat-ve-diyanet-alanlarinda-gorevleri-olacagini-soylerken-kuran-ayetleri-ve-peygamberimiz-s-a-v-in-hadislerini-rehber-edinmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-hazretleri-hz-mehdi-a-s-in-saltanat-ve-diyanet-alanlarinda-gorevleri-olacagini-soylerken-kuran-ayetleri-ve-peygamberimiz-s-a-v-in-hadislerini-rehber-edinmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 08:41:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kisim]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Rehber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[Bediüzzaman Hazretleri,  Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın saltanat ve  diyanet ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Bediüzzaman Hazretleri,  Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;ın saltanat ve  diyanet  alanlarında görevleri olacağını söylerken Kur&#8217;an ayetleri ve   Peygamberimiz (s.a.v.)&#8217;in hadislerini rehber edinmiştir</h3>
<p><b>Sözün tamamı:</b></p>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b> On Dokuzuncu Mesele</b>
<p>Rivayetlerde, âhirzamanın alâmetlerinden olan ve <b>ÂL-İ BEYT-İ NEBEVÎDEN HAZRET-İ MEHDÎNİN (RADIYALLAHU ANH)</b> hakkında ayrı ayrı haberler var. Hattâ bir kısım ilim sahipleri ve veliler, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.</p>
<p>Allahu a’lem hakkaniyetle, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: <b>BÜYÜK   MEHDÎNİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. VE SİYASET ÂLEMİNDE, (1)DİYANET ÂLEMİNDE,   (2)SALTANAT ÂLEMİNDE, CİHAD ÂLEMİNDEKİ ÇOK DÂİRELERDE İCRAATLARI  OLDUĞU  GİBİ,</b> her bir asır, ümitsizlik zamanında manevi gücünü teyid   edecek bir nevi Mehdîye veyahut Mehdînin onların imdadına o vakitte   gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan, rahmet-i İlâhiye ile her devirde,   belki her asırda bir nevi Mehdî âl-i Beytten çıkmış, soyunun şeriatını   muhafaza ve sünnetini hayata döndürmüş. Meselâ, siyaset âleminde Mehdî-i   Abbâsî ve diyanet âleminde Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri <b>VE ŞÂH-I NAKŞİBEND </b>(Nakşibendî   tarikatının kurucusu şeyh Muhammed Bahaüddin). VE aktâb-ı erbaa (A.   Geylânî, Ahmed-i Bedevî, Ahmed-i Kutâî, Seyyid İbrâhim Dessûkî) <b>VE ON İKİ İMAM GİBİ BÜYÜK MEHDÎNİN BİR KISIM VAZİFELERİNİ YERİNE GETİREN ZATLAR </b>dahi,   Mehdî hakkında gelen rivâyetlerde, göz önünde bulundurulması gereken   Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm olduğundan, rivayetler ihtilâf ederek,   gerçeği bulmak isteyen bazı kişiler demiş: &#8220;Eskide çıkmış.&#8221; Her ne   ise&#8230; Bu mesele Risale-i Nur’da beyan edildiğinden, onu ona havale ile   burada bu kadar deriz ki: Dünyada dayanışma içinde olan hiçbir hanedan   ve tevafuk eden hiçbir kabile ve aydın hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur   ki, (3)<b>ÂL-İ BEYTİN HANEDANINA VE KABİLESİNE VE CEMİYETİNE VE CEMAATİNE YETİŞEBİLSİN.</b> (Şualar, 509)</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>SÖZÜN İLGİLİ BÖLÜMLERİ:</b><br /> <b>1.</b></p>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Allahu a’lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: <b>BÜYÜK   MEHDÎNİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. VE SİYASET ÂLEMİNDE, DİYANET ÂLEMİNDE,   SALTANAT ÂLEMİNDE, CİHAD ÂLEMİNDEKİ ÇOK DÂİRELERDE İCRAATLARI OLDUĞU   GİBİ,</b> &#8230;.(Şualar, 509)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>İNSANLAR  KURAN’I KENDİ NEFİSLERİNE GÖRE YORUMLADIKLARI ZAMAN HZ.  MEHDİ (A.S.)  ONLARIN DÜŞÜNCELERİNİ KURAN’A DOĞRU YÖNLENDİRİP ONU  KURAN’IN  GERÇEKLERİNİN HİZMETİNE SUNACAK. SONRA SİZE KİTAB VE SÜNNETİN  NASIL  UNUTULDUĞUNU GÖSTERECEK VE ONUN CANLI ANLAMLARINI İHYA EDECEK.</b> Nehcü’l Belağa, hutbe 134.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Hz. Ali (a.s), Hz. Mehdi (a.s.)’ın kıyamının getirdikleri hakkında şöyle buyurur:
<p><b>HALKIN KİŞİSEL REYLERİNİ, YORUMLARINI BOŞ VERİR; KURAN&#8217;IN HÜKMÜNÜ İCRAYA BAŞLAR.</b> Mikyalu’l Mekarim c.1, s.81</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Hazretleri (Hz. Mehdi (a.s.)) Tevrat’ı ve diğer Kitapları, Antakya’da bir mağaradan çıkartacak ve <b>TEVRAT EHLİNE TEVRAT İLE, İNCİL EHLİNE İNCİL İLE, ZEBUR EHLİNE ZEBUR İLE VE KURAN EHLİNE KURAN İLE EMREDECEKTİR..</b>. [Kemal-ud Din, Bihar-ül Envar]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Kaim (Hz. Mehdi (a.s.)) daha sonra <b>SİZİN İÇİNİZDE GERÇEKLERLE ÇIKACAK; SİZE GERÇEKLERİ GETİRECEK VE DELİLLER İLE HAREKET EDECEK;</b> &#8230; (El-Sahife El-Mehdiye’den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, sf. 65, Al-Bihar 51: 131)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Umm Hani der ki, Ebu Cafer (as)&#8217;a sordum &#8220;&#8230;&#8221; <b>Dedi ki: &#8220;… (HZ. MEHDİ (A.S.)) KARANLIK BİR GECEDE PARILDAYAN/ALEV ALEV YANAN BİR METEOR GİBİ ORTAYA ÇIKACAKTIR. </b>Eğer   bu vakti görecek olursanız, kalbiniz tesellisini bulacaktır.”  (Kitab-ül  Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık,  derleyen:  Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, sf. 206.
<p>İkmal-i Din: Muhammed İbn-i Sinan&#8217;dan, Emir İbn-i Şamir’den, Cebir&#8217;den, Ebu Cafir (as)’den rivayet edilmiştir: <b>&#8220;YÜCE   ALLAH&#8217;IN KİTABI HAKKINDAKİ BİLGİSİ VE O’NUN ELÇİSİNİN (SAV) SÜNNETİ   MEHDİMİZ&#8217;İN KALBİNDE BİR BİTKİNİN EN GÜZEL ŞEKİLDE BÜYÜYÜP YETİŞMESİ   GİBİ GELİŞİR.&#8221; </b>(Kitab-ül Gaybet, [Bihar-ul Envar, cilt 51], Ansariyan Yayıncılık, derleyen: Muhammed Bakır el-Meclisi, İran-Kum, 2003, s. 72)</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>2.</b></p>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Allahu a’lem bissavab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir tevili şudur ki: <b>BÜYÜK   MEHDÎNİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. VE SİYASET ÂLEMİNDE, DİYANET ÂLEMİNDE,   SALTANAT ÂLEMİNDE, CİHAD ÂLEMİNDEKİ ÇOK DÂİRELERDE İCRAATLARI OLDUĞU   GİBİ,</b> &#8230;.(Şualar, 509)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>“Allahü Zülcelal Hazretleri, Kuran-ı Kerim’de <b>“ÖYLE BİR KAVİM GÖNDERECEĞİM Kİ ONLAR ALLAH’I, ALLAH DA ONLARI SEVER”</b> buyurmuştur (Maide Suresi, 54). Ben de bu beyan-ı İlahi karşısında düşündüm. <b>BU KAVMİN BİN YILDAN BERİ ALEM-I İSLAM’IN BAYRAKTARLIĞINI YAPAN TÜRK MİLLETİ OLDUĞUNU ANLADIM.”</b> (Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, s. 233-234.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>ONLAR  Kİ, YERYÜZÜNDE KENDİLERİNİ YERLEŞTİRİR, İKTİDAR SAHİBİ  KILARSAK,  DOSDOĞRU NAMAZI KILARLAR, ZEKATI VERİRLER, MA&#8217;RUFU  EMREDERLER, MÜNKERDEN  SAKINDIRIRLAR.</b> Bütün işlerin sonu Allah&#8217;a aittir. Hac Suresi, 41</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>&#8220;O&#8217;NUN ÇIKACAĞI YIL, İNSANLAR HACCA, BAŞLARINDA BİR EMİR BULUNMADAN GİDECEKLER&#8230;</b> Hep birlikte Beyt-i Şerif&#8217;i tavaf edecekler, sonra Mina&#8217;ya   indiklerinde, köpekler gibi birbirlerine saldıracak, hacılar soyulacak,   kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.&#8221; (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni   El Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 168-169)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Ebu  Said Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:  Ahir  zamanda sultanlar tarafından ümmetime şiddetli bir bela  gelecektir. Öyle  bir bela ki, ondan daha şiddetlisi duyulmamıştır. Öyle  ki, geniş  yeryüzü onlara dar gelecek ve zulümle dolacaktır. <b>MÜMİNLER BU ZULÜMDEN KURTULMAK İÇİN BİR SIĞINAK VE BİR KURTARICI BULAMAYACAKLAR&#8230; </b>(El-Beyan, s. 72, Es-Sevaik-ul Muhrika, s. 161, Yenabi-ul Mevedde, c.2, s. 177)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>İNSANLAR BAŞLARINDA BIR İMAM (HALİFE)</b> (Müslümanların manevi lideri) <b>BULUNMAKSIZIN HAC EDERLER… </b>(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>…Arkasında  İsa bin Meryem&#8217;in namaz kılacağı Kaim (Hz. Mehdi)  dışında biz Ehli  Beyt&#8217;ten olan hepimizin boynunda zamanın tağutunun  (Allah&#8217;ın hükmünü  tanımayan her varlık, güç, şeytan) biatı olacağını  (Hz. Mehdi döneminde  dinsizliğin hakim olacağını, hemen herkesin bu  sisteme bağlı olacağını)  bilmiyor musunuz? Yüce Allah onun velâdetini  (zuhurunu) gizleyecek ve  şahsını saklayacaktır. <b>BÖYLECE O, ZUHUR ETTİĞİNDE KİMSENİN BİATI ONUN BOYNUNDA OLMAYACAKTIR&#8230;</b> (Kemal&#8217;üd-Din, c.1, s. 305)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Hişam bin Sâlim der ki: İmam Ebu Abdullah aleyhisselam şöyle buyurdu: “Kaim kıyam ettiğinde <b>ONUN BOYNUNDA HİÇ KİMSENİN MİSAKI, AHTİ VE BİATI OLMAYACAKTIR.”</b> (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s.219)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>O yılda <b>KIRMIZI BAYRAĞIN VE SONRA YEŞİL BAYRAĞIN SAHİBİ OLAN OĞLUM’UN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN)</b> gaybeti ilan olunacaktır. (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 170)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>3.</b></p>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>&#8230; Dünyada dayanışma içinde olan hiçbir hanedan ve tevafuk eden hiçbir kabile ve aydın hiçbir cemiyet ve cemaat yoktur ki, <b>ÂL-İ BEYTİN HANEDANINA VE KABİLESİNE VE CEMİYETİNE VE CEMAATİNE YETİŞEBİLSİN.</b> (Şualar, 509)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Ali ibn-İbrahim babası ibn Ebu Ömer, Mansur’dan, Fazıl el-Aour Ebu Übeyde’den bildirmiştir: <b>“PEYGAMBERİN EHLİ BEYTİNDEN KAİM (HZ. MEHDİ (A.S.)) GELDİĞİNDE, DAVUD VE SÜLEYMAN HÜKÜMDARLIĞINA GÖRE YÖNETECEKTİR</b></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td>Hz. Mehdi (a.s.) benim torunlarımdandır. <b>YÜZÜ PARLAK BİR YILDIZ GİBİDİR</b>, &#8230;Göklerde ve yerde yaşayan tüm canlılar ve kuşlar bile, <b>ONUN HÜKÜMDARLIĞINDAN VE HALİFELİĞİNDEN</b> mutluluk duyacaktır. Yirmi yıl boyunca hüküm sürecektir.” [El-Beyan fi Ahbari Sahib-üz Zaman]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>…MEHDİ (A.S.)&#8217;IN KURANİ HÜKÜMRANLIĞI (KURAN AHLAKININ HAKİMİYETİ) ALEMİN DOĞU VE BATISINI KAPLAYACAKTIR&#8230;</b> (El-Mehdiyy-il Mev&#8217;ud, c: 1, s: 254- 255.)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table align="center" border="1" cellpadding="10" cellspacing="1">
<tbody>
<tr>
<td><b>HZ.  MEHDİ&#8217;NİN (a.s.) HÜKÜMRANLIĞI ZAMANINDA ZALİMLERİN VE  MÜSTEKBİRLERİN  HÜKÜMRANLIĞI, MÜNAFIKLARIN VE HAİNLERİN SİYASİ NÜFUZU  NABUD (YOK)  OLACAKTIR (SON BULACAKTIR).</b> (El-Mehdiyy-il Mev&#8217;ud, c. 1, s. 252)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/birds_and_flowers_3266.gif" mce_src="http://us1.harunyahya.com/Image/gif_resimler/birds_and_flowers_3266.gif" alt=""></p>
<p><i>12 Ekim 2010</i></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/10/bediuzzaman-hazretleri-hz-mehdi-a-s-in-saltanat-ve-diyanet-alanlarinda-gorevleri-olacagini-soylerken-kuran-ayetleri-ve-peygamberimiz-s-a-v-in-hadislerini-rehber-edinmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2010 22:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günün Güzel Konusu]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bunu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Varsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>&#8216;Söylenmek&#8217; çirkin bir cahiliye alışkanlığıdır</h3>
<p><strong>İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah&#8217;ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için <span style="text-decoration: underline;">sözün &#8216;boş ve amaçsız olanını&#8217; satın alırlar.</span> İşte onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.</strong>(Lokman Suresi, 6)</p>
<p>Bazı  insanlar, gün boyunca karşılaştıkları konular hakkındaki düşüncelerini,  sürekli olarak ‘kendi kendilerine söylenerek’ dile getirirler. Kimi  zaman rahatsızlık duydukları bir şey, kimi zaman aksaklık olduğunu  düşündükleri bir konu, kimi zaman gördükleri yanlış bir tavır,  duydukları bir söz bu kimselerin, fazla düşünmeden hemen bu konulardaki  rahatsızlıklarını ifade etmelerine neden olur.</p>
<p><strong>Aslında  insanın hatalı olduğunu gördüğü bir şeyi dile getirmesi elbetteki  yanlış değildir. Ama, bu konuşmanın yanlış olmaması için, amacın mutlaka  -Allah rızası için- ‘o yanlışı düzeltmek’ olması gerekir. Bir de eğer  ortada hatalı bir tavır, söz ya da olay varsa, o zaman bunun mutlaka  konuyu halledebilecek olan ilgili kişilere iletilmesi gerekir. Ve aynı  zamanda da, yapılan yanlışın olabilecek en güzel, en hikmetli en  isabetli sözlerle karşı tarafa açıklanması gerekir.</strong></p>
<p><strong>İşte ‘söylenme’ alışkanlığında, bu sayılan hedeflerin hiçbiri yoktur.</strong>Amaç, yalnızca kişinin aklına gelenleri söyleyerek <strong>‘sinirini ve öfkesini gidermesi’</strong>dir. Bu da, söylenmenin ne kadar boş ve yanlış bir tavır olduğunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.</p>
<p>Örneğin,  “Bunu buraya kim koydu?”, “Şuraya bak, kaç gündür burayı hiç temizleyen  olmamış!”, “Ne kadar gürültü yapıyorlar!”, “Ne kadar çok soru  soruyorlar?”, “Bak yine bunu yanlış yapmış, kaç kere tarif ettim!”,  “Yine etrafını dağınık bırakmış!” gibi söylenme çeşitleri, çoğu insanın  hiç düşünmeden ağız alışkanlığıyla gün boyu tekrarladığı bilinen  cümlelerdendir.</p>
<p>Bazen de söz konusu insanlar, başkalarına yönelik değil de, kendi yaşadıkları olaylar hakkında sürekli olarak söylenirler.</p>
<p>“Çok  acıktım.”, “Hiç uyuyamadım.”, “Çok uykusuzum.”, “Nasıl yetiştireceğim,  çok az vaktim kaldı.”, “Çok geç kaldım.”, “Çok hastayım.”, “Başım  ağrıyor.”, “Nasıl bitireceğim ben bunu?”, “Hiç halim yok!”, “Canım hiç  kalkmak istemiyor.”, “Çok üşüyorum.”, “Çok sıcak.”,“Bugün çok işim var,  hepsini aynı anda nasıl yapayım?” gibi, günlük hayatları hakkındaki  hemen her konudaki olumsuz düşüncelerini, bir yandan işlerini yaparak,  bir yandan da sesli olarak sürekli anlatırlar.</p>
<p>Tüm  bu konuşmaların ortak noktası ise, önceki satırlarda da belirtildiği  gibi, ortada bunlara bir çözüm bulma hedefinin olmamasıdır. Amaç, sadece  duyulan rahatsızlığı dile getirmektir. Nitekim çözüme yönelik tedbirler  alınmadığı ve bu yönde girişimde bulunulmadığı için, rahatsız edici  durumlar da sürekli devam eder. Dolayısıyla bu kişi de alıştığı şekilde  bunlardan yakınmayı sürdürür.</p>
<p>Oysa  Kuran ahlakına göre, bir insan çevresinde gördüğü her şeyden, duyduğu  her sesten, şahit olduğu her olaydan sorumludur. Eğer ortada yanlış bir  şey varsa, ‘bunu düzeltmek ya da bunun düzelmesi için çaba harcamak’,  müminin sorumluluğudur. Dolayısıyla müminin, rahatsız edici bir konuya  bakış açısı, öncelikle ‘bunu çözüme kavuşturmak’ yönünde olmalıdır.</p>
<p>Bunun  yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan  insanların da bu durumdan duyabilecekleri rahatsızlığı gözardı ederler.  Oysa ki bir insanın yanında, yaşadığı hemen her şeyden şikayet eden bir  kişi olması, hem manen hem de fiziksel açıdan çok yorucu ve  yıpratıcıdır.</p>
<p>En  başta, söylenen kişinin içerisinde bulunduğu ruh halinin Kuran&#8217;a uygun  olmaması ve tümüyle cahiliyeye ait bir ahlak yaşaması, bunu gören  müminlerde ciddi bir yadırgamaya ve rahatsızlığa sebep olur. Çünkü  söylenen insan çevresine, <strong>‘herşeyi Allah&#8217;ın yarattığını, her  olayda hayır ve hikmet olduğunu, herşeyin bir kader dahilinde ve  insanların imtihanları için özel yaratılan olaylar olduğunu unuttuğu’ </strong>izlenimini  verir. Zorluklara ve aksaklık gibi görünen, sabır gösterilmesi,  fedakarlıkta bulunulması beklenen olaylara, Kuran ahlakıyla karşılık  vermesi gerektiğinden gafil olduğu şüphesini oluşturur. Kişi, Kuran&#8217;da  bildirilen, <strong> ‘öfkelenilecek bir şeyle karşılaştığında, öfkesini  yenmek; sözün en güzelini söylemek; insanlara en güzel şekilde öğüt  verip, iyiliği emredip kötülükten men etmek’</strong> gibi ahlak  özelliklerini yaşamakla sorumlu iken, bunun yerine, kendisini iradesizce  cahiliye ahlakına bırakması, elbetteki şüphe oluşturan bir tavırdır.</p>
<p>Mümin  vicdanını kullanan insandır. Allah&#8217;tan korkup her an Kuran ahlakına  uygun bir tavır göstermekle; ve her sözünü, Kuran&#8217;a uygun olup  olmadığını düşünerek konuşmakla sorumludur.</p>
<p>Mümin,  söylenme alışkanlığının, Allah&#8217;a inanan, kaderi, dünya hayatının  imtihan yeri olduğunu ve ahireti bilen bir insanın ahlakıyla  bağdaşmayacağını bilir. Söylenmek, mümin asaletine, Müslüman şuuruna ve  müminin vicdanına yakışmayan bir tavırdır. Müslüman gerekirse gördüğü  her aksaklığı tek başına ve kendi imkanlarıyla telafi eder, ama yine de  bunlardan şikayet eden bir üslupla konuşmaz. Zahiren ne kadar mağdur  oluyormuş gibi görünse de, bunu hiçbir zaman için yakınarak dile  getirmez. İlgili kişilerle konuşarak ya da gerekli tedbirleri alarak bu  durumu ortadan kaldırmaya çalışır; ama asla basit bir cahiliye üslubuyla  bunları anlatmaz. Öfkelenecek bir durumla karşılaşsa bile öfkesini  yener. Hiçbir zaman için sinirlendiği için, bunu amaçsız bir şekilde  dışa vurmaz. İnsanın öfkesinden kurtulmasının yolunun söylenmek  olmadığını bilir. Öfkenin ancak Allah&#8217;a tevekkül etmekle ve Kuran  ahlakına uymakla ortadan kalkacağının bilincindedir.</p>
<p>Dolayısıyla  her ne zorlukla karşılaşılırsa karşılaşılsan ‘söylenmemek’ müminler ile  cahiliye insanlarını ayıran önemli ahlak özelliklerinden biridir.  Dolayısıyla Müslümanların, bu konuya bu bakış açısıyla yaklaşmaları ve  Kuran ahlakını en mükemmel şekilde yaşamak için akıllarını, vicdanlarını  ve iradelerini en güzel şekilde kullanmaları, imanın onlara yüklediği  güzel bir sorumluluktur.</p>
<p><strong>Kullarıma,  sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp  bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.</strong>(İsra Suresi, 53)</p>
<p><em>15 Ağustos 2010</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/08/soylenmek-cirkin-bir-cahiliye-aliskanligidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanların Hz. Mehdi (a.s.)&#8217;yi Tanıyamamalarının Bir Hikmeti De Allah&#8217;ın Hz. Mehdi (a.s.) Üzerindeki Korumasındandır</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/insanlarin-hz-mehdi-a-s-yi-taniyamamalarinin-bir-hikmeti-de-allahin-hz-mehdi-a-s-uzerindeki-korumasindandir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/insanlarin-hz-mehdi-a-s-yi-taniyamamalarinin-bir-hikmeti-de-allahin-hz-mehdi-a-s-uzerindeki-korumasindandir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 09:50:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[


 









&#8220;Ama Allah halkın nefislerine karşı zulmü, cefası ve israfı yüzünden, ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="489">
<tbody>
<tr>
<td height="10"><strong> </strong></td>
</tr>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="115" align="center" valign="top"><strong><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/insanlarin_hz._mehdi_a.s.yi_taniyamamalarinin_bir_hikmeti_de_allahin_hz._mehdi_a.s._uzerindeki_korumasindandir_tr.jpg" border="0" alt="İnsanların Hz. Mehdi (a.s.)'yi Tanıyamamalarının Bir Hikmeti De Allah'ın Hz. Mehdi (a.s.) Üzerindeki Korumasındandır" /></strong></td>
<td width="10"><strong><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" border="0" alt="" /></strong></td>
<td width="352" valign="top"><strong><em>&#8220;Ama Allah halkın nefislerine karşı zulmü, cefası ve israfı yüzünden, onu (Mehdi (a.s.)&#8217;yi) halktan gizleyecektir.&#8221; </em></p>
<p>(Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, <em>Gaybet-i Numani</em> s. 162)<br />
</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/insanlarin-hz-mehdi-a-s-yi-taniyamamalarinin-bir-hikmeti-de-allahin-hz-mehdi-a-s-uzerindeki-korumasindandir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İncil&#8217;deki &#8216;Su Testisi Taşıyan Adam&#8217; Hz.Mehdi&#8217;ye İşaret Etmektedir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/07/incildeki-su-testisi-tasiyan-adam-hz-mehdiye-isaret-etmektedir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/07/incildeki-su-testisi-tasiyan-adam-hz-mehdiye-isaret-etmektedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 15:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Eve]]></category>
		<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Incil]]></category>
		<category><![CDATA[Kente]]></category>
		<category><![CDATA[Kova]]></category>
		<category><![CDATA[Luka]]></category>
		<category><![CDATA[Markos]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Su Testisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[





İncil’deki bazı sözlerde su testisi taşıyan bir kişiden bahsedilir.  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="487">
<tbody>
<tr>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" alt="" border="0"></td>
<td align="center" valign="top" width="115"><img src="http://harunyahya.net/images/NewData/incildeki_su_testisi_tasiyan_adam_hz.mehdiye_isaret_etmektedir_tr.jpg" alt="İncil'deki 'Su Testisi Taşıyan Adam' Hz.Mehdi'ye İşaret  Etmektedir" border="0" vspace="2" hspace="7"></td>
<td width="10"><img src="http://harunyahya.net/img/ed.gif" alt="" border="0"></td>
<td valign="top" width="352">İncil’deki bazı sözlerde su testisi taşıyan bir kişiden bahsedilir.  İncil’de insanlığa, bereket, güzellik, akıl, şuur açıklığı, birlik  beraberlik getirecek bu kişi Hz. Mehdi (a.s.)’a işaret etmektedir. </p>
<p> Bilindiği gibi <strong>“Su testisi taşıyan adam”</strong> kavramı astrolojide kova  burcuna işaret eden bir tanımlamadır. Bu diğer işaret de Hz. Mehdi  (a.s.)’ın kova burcundan bir kişi olabileceğine işaret ediyor olabilir.  (Doğrusunu Allah bilir.) </p>
<p> Hz. İsa (a.s.) hem talebelerine hem de tüm hıristiyanlara kova burcundan  olan bu güvenilir kişiye uymalarını ve sözünü dinlemelerini ögütlemiş,  onu son ana kadar takip etmelerini tavsiye etmiştir. İncil’de kova  burcundan olduğu ifade edilen  bu mübarek şahıstan şöyle  bahsedilmektedir: </p>
<p> <strong>(Havariler) O&#8217;na, &#8220;Nerede hazırlık yapmamızı istersin?&#8221; diye  sordular. İsa onlara, &#8220;Bakın&#8221; dedi, &#8220;Kente girdiğinizde karşınıza su  testisi taşıyan bir adam çıkacak. Adamı, gideceği eve kadarizleyin”.  (Luka 9-11) </p>
<p> &#8230;Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: &#8220;Kente gidin,  orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin&#8230;”  (Markos 14:13)</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/07/incildeki-su-testisi-tasiyan-adam-hz-mehdiye-isaret-etmektedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. İsa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Müslüman olarak yeryüzüne inecektir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-hz-mehdi-a-s-zamaninda-musluman-olarak-yeryuzune-inecektir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-hz-mehdi-a-s-zamaninda-musluman-olarak-yeryuzune-inecektir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jun 2010 13:25:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Baha]]></category>
		<category><![CDATA[Bsk]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Dolu]]></category>
		<category><![CDATA[Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Feza]]></category>
		<category><![CDATA[Halid]]></category>
		<category><![CDATA[Iman]]></category>
		<category><![CDATA[Incil]]></category>
		<category><![CDATA[Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Trc]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=196</guid>
		<description><![CDATA[Hz. İsa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Müslüman olarak  ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Hz. İsa (a.s.), Hz. Mehdi (a.s.) zamanında Müslüman olarak  yeryüzüne inecektir</h3>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>HZ.  İSÂ, İNCİL’DE, BU ÜMMETİN ÖVGÜ DOLU SIFATLARINI GÖRDÜĞÜNDE, ONLARDAN  EYLEMESİ İÇİN ALLAH’A DUÂ ETMİŞ, ALLAH DA ONUN DUÂSINI KABUL ETMİŞTİR.</strong> Günü geldiğinde müceddid olarak yeryüzüne inmesi bunun içindir.</span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Kütüb-i  Sitte Tercüme ve Şerhi, Feza Gazetecilik, 1996, 14/74)</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
</span></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hz. İsa  (a.s.) Peygamber Efendimiz (sav)’e ümmet olmak için inecektir. Hakiki  İncil’de Muhammed aleyhisselamın üstünlüklerini gören<strong> HAZRET-İ  İSA, ONUN ÜMMETİNDEN OLMAK İÇİN ÇOK YALVARDI, DUA ETTİ VE DUASI KABUL  EDİLDİ.</strong> Allahü Teâlâ, onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete  yakın, Muhammed aleyhisselamın ümmeti olmak için yeryüzüne inecek, onun  dinine uyacak ve onu yayacak, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi tahrif  olmuş dinleri İslam dinine çevirecektir. </span></p>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">(Herkese  Lazım Olan İman, Ebü&#8217;l-Baha Ziyaeddin Mevlana Halid b. Ahmed Halid-i  Bağdadi, 1242/1827 ; Trc: Kemahlı Feyzullah Efendi, 6. bsk., İstanbul,  İhlas Yayınları, 1989)</span></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://us1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/hzisa.jpg" alt="" hspace="5" vspace="5" width="250" height="346" align="middle" /></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-hz-mehdi-a-s-zamaninda-musluman-olarak-yeryuzune-inecektir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük ehl-i sünnet alimi Suyuti Hazretleri, dünyanın ömrünün 7000 yıl olduğuna ilişkin sahih hadisleri kitabında nakletmiştir</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-suyuti-hazretleri-dunyanin-omrunun-7000-yil-olduguna-iliskin-sahih-hadisleri-kitabinda-nakletmistir.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-suyuti-hazretleri-dunyanin-omrunun-7000-yil-olduguna-iliskin-sahih-hadisleri-kitabinda-nakletmistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2010 10:00:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yeni Bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Amr]]></category>
		<category><![CDATA[Bin Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Elf]]></category>
		<category><![CDATA[Esile]]></category>
		<category><![CDATA[Fi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamberimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Tahki]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[Büyük ehl-i sünnet alimi Suyuti Hazretleri, dünyanın  ömrünün 7000 ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3>Büyük ehl-i sünnet alimi Suyuti Hazretleri, dünyanın  ömrünün 7000 yıl olduğuna ilişkin sahih hadisleri kitabında nakletmiştir</h3>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>1. </strong>Büyük ehl-i  Sünnet alimi Suyuti Hazretleri; <em><strong>Elkesfu An mucavezeti  Hazihilumme el Elf ve Elluma fi Ecvibeti el&#8217;-Esile</strong></em> adlı  eserinin (İmam Celaleddin Suyuti, şerh ve Tahki: Said Muhammed Lahham,  Beyrut-Lübnan) Arapça orjinalinde Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadisi  şeriflerine yer vermiştir. Bu eserin 10. sayfasında yer alan aşağıdaki  iki hadiste Peygamberimiz (s.a.v.), Dünya’nın ömrünün 7000 yıl olduğunu  açık bir şekilde bildirmiştir. <strong>Bu hadisler herhangi bir kişi  tarafından değil ehli Sünnet ulemasının büyük alimlerinden olan Suyuti  Hazretleri tarafından nakledilmiştir:</p>
<p></strong></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/makale_01_clip_image002.jpg" alt="" width="273" height="385" /></strong></span></p>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/makale_01_clip_image004.jpg" alt="" width="514" height="338" /></p>
<p><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/makale_01_clip_image006.jpg" alt="" width="514" height="358" /></p>
</div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">Amr bin Yahya, ens  hakkında elala’ bin Zeyd’e bildirdik Allah ondan razı olsun dedi ki: </span><strong><span style="font-size: small;"><span style="text-decoration: underline;">Allah’ın Resulu dedi ki (S.A.V): DÜNYANIN ÖMRÜ AHİRET  GÜNLERİNDEN YEDİ GÜNDÜR. Yüce Allah dedi ki: Gerçekten senin Rabbinin  katında bir gün sizin saymakta olduğunuz bin yıl gibidir.</span>1</span></strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ettaberani Elkebiyr de  dedi ki: Ahmed bin Ennadril askeri ve Ceafer bin Muhammedul Aryani’ye  (veya uryani de olabilir) bildirdik (haber verdik) ikisi de dediler ki:  Elveliyd bin Abdul Melik bin Serhul Sahrani’ye haber verdik, Süleyman  bin Ataul Kureyşilharbi haber verdik, Sullemetu bin Abdillahil Cehni  hakkında Amr bin ebi Şeceati bin Rabiil Cehni hakkında Eddehhak bin  Zemlil Cehni dedi ki:</span><strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
Bir rüya gördüm, onu Resulullah’a (S.A.V.) anlattım.  Kendindeki sözü zikretti: Ya Resulullah birden ben seninle içinde yedi  derece olan bir minberin (kürsünün) üzerindeyim, sen onun en yüksek bir  derecesindesin, (S.A.V.) dedi ki: İçinde yedi derece olan minbere  gelince, ben onun en yüksek bir derecesindeyim, <span style="text-decoration: underline;">DÜNYA İSE YEDİ BİN  SENE&#8230;</span></span></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> <strong></p>
<p>2.</strong> İmam Ahmed İbni Hanbel gibi birçok alimin Peygamberimiz  (s.a.v.)’den naklettikleri bir hadiste Peygamberimiz (s.a.v.)’e kadar  dünyada geçen zamanın 5600 yıl olduğu bildirerek insanlık tarihinin  başlangıcı hakkında önemli bir bilgi vermiştir:<strong></p>
<p></strong></span></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td align="left"><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ahmed İbni  Hanbel İlel’inde nakletti. İsmail b. Abdülkerim, Abdüssamed’den, O da  Vehb’den rivayet etti: </span><strong><span style="font-size: small;"><br />
<span style="font-family: Verdana;">DÜNYADAN BEŞ BİN ALTI YÜZ YIL  GEÇMİŞTİR.</p>
<p>(Ali B. Hüsameddin el-Muttaki, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il  Mehdiyy-il Ahir zaman, sf. 89)</span></span></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-size: small;"> <strong></p>
<p></strong><span style="font-family: Verdana;">(Aşağıda yer alan küpür Ali B. Hüsameddin  el-Muttaki Hazretleri’nin, Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir  zaman adlı eserinin Sayın Dr. Suat Arusan tarafından hazırlanan Türkçe  çevirisinin sf. 89’da yer alan ilgili kısmıdır.)</p>
<p></span></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://tr1.harunyahya.com/Image/yenibilgi/makale_01_clip_image007.jpg" alt="" width="444" height="169" /></span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p><strong>3.</strong> Büyük ehl-i Sünnet alimi <strong>Berzenci Hazretleri</strong> ise Hicri 1500’lü yıllar içinde kıyametin kopmasının Allah’ın izniyle  beklendiğini ifade etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)<br />
<strong></p>
<p></strong> </span></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: x-small;"><strong><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;">BU ÜMMETİN ÖMRÜ BİN SENEYİ GEÇECEK, FAKAT BİN BEŞ YÜZ SENEYİ  AŞMAYACAKTIR&#8230;</p>
<p>(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed b. Resul  el-Hüseyni el-Berzenci, Pamuk Yayıncılık, İstanbul, 2002, sf. 299)</span></span></strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> <strong></p>
<p></strong>Peygamberimiz (s.a.v.)’den rivayet edilen hadise dayalı olarak  Suyuti Hazretleri ise yaptığı açıklamada şöyle belirtmektedir:</p>
<p></span></p>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="10" width="600" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>BENİM ÜMMETİMİN  ÖMRÜ 1500 SENEYİ PEK GEÇMEYECEK.</p>
<p>(Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu,  el-havi lil Fetavi, Suyuti. 2/248, tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi.  (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, Kitâbu’l-İlel, sf. 89)</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"></p>
<p>Tüm bu hadisi şerifler değerlendirildiğinde, Dünyanın ömrünün 7000 yıl  olduğu Peygamberimiz (s.a.v.)’e kadar bu ömrün, 5600 yılının geçtiği ve  ümmetin ömrünün 1500’ü geçmeyeceği açık bir şekilde anlaşılmaktadır.<br />
<strong></p>
<p></strong></span><strong>_______________________________________________________<br />
</strong><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong></p>
<p>1. Gerçekten, senin Rabbinin katında bir gün, sizin saymakta  olduklarınızdan bin yıl gibidir. (Hac Suresi, 47)</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/buyuk-ehl-i-sunnet-alimi-suyuti-hazretleri-dunyanin-omrunun-7000-yil-olduguna-iliskin-sahih-hadisleri-kitabinda-nakletmistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA (A.S) VE HZ. MEHDİ (A.S)</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Adil]]></category>
		<category><![CDATA[Ahir]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakem]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Hakim]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz Eti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadisler]]></category>
		<category><![CDATA[Haram]]></category>
		<category><![CDATA[Imam]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mace]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pek]]></category>
		<category><![CDATA[Yemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir
Tevatür: Kuvvetli ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;nın inmesine Dair Hadisler Tevatür Derecesindedir</strong></p>
<div><strong>Tevatür: Kuvvetli haber,                  içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan                  kuvvetli haber. (Büyük  Lugat-Tur-Dav,                    3003)</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="155"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Şevkani                         de Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın ineceğine dair                        hadislerin sayısının 29&#8242;a ulaştığını                        söyleyerek bunları bir bir nakletmiş                        ve sonunda : Bizim naklettiğimiz                        hadisler görüldüğü gibi </strong><strong>tevatür haddine  ulaştı. Bu beyanımızla                        şu sonuca varılıyor ki, beklenen                        Mehdi hakkındaki hadisler, deccal                        hakkında hadisler ve Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın                        inmesine dair hadisler mütevatirdir                        demiştir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace, 10/338</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Kıyametin                          büyük alametlerinden biri olmak                          üzere ahir zamanda Hz.İsa (Aleyhisselam)&#8217;ın                          gökten yere ineceğini bildiren                          hadisler </strong><strong>tevatür derecesindedir.<br />
Sahih-i Müslim, 2/58</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Allah                          Resulu (sav)&#8217;den </strong><strong>mütevatir olarak rivayet  edilen hadislere                          göre Allah&#8217;ın Resulu (sav),                           Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın kıyamet gününden                          önce adaletli bir imam ve hakem                          olarak ineceğini haber vermiştir.<br />
Ibn-i Kesir, Hadislerle Kur&#8217;an                          Tefsiri, 13/7163</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="48"></a>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın      Geleceğini Bildiren Sahih Hadisler</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="247"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                    Hureyre şöyle demiştir  : Resulullah                                                    (sav) buyurdu ki:<br />
Hayatım elinde olan  Allah&#8217;a yemin                                                    ederim ki, </strong><strong>Meryem  oğlu (İsa                                                      Aleyhisselam)&#8217;ın  adil bir hakim                                                      olarak sizin içinize  inmesi<br />
Sahih-i Müslim, 6/532</strong> muhakkak yakındır. O, salibi (haçı)                                                    kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                    kaldıracaktır, mal o  kadar çoğalıp                                                    taşacak ki, hiç kimse  mal kabul                                                    etmez olacaktır.<strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre (r.a.)&#8217;den  rivayet edilmiştir                                                      : Resulullah  (s.a.v.) buyurdu                                                      ki:<br />
Benliğime hakim olan  zata yemin                                                      ederim ki, </strong><strong>Meryem&#8217;in  oğlunun                                                        adaletli bir hakem  olarak size                                                        inmesi pek  yakındır. O, Haç&#8217;ı                                                      kıracak (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek), cizyeyi                                                      kaldıracak; mal  çoğalacak ki,                                                      kimse onu kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Tirmizi,  4/93</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                      Hüreyre&#8217;den rivayet  edildiğine                                                      göre; Peygamber  (s.a.v.) şöyle                                                      buyurdu :<br />
</strong> <strong>İsa  bin Meryem adil bir                                                      hakim ve adaletli  bir imam (devlet                                                      başkanı) olarak  (gökten yere) </strong><strong>inmedikçe kıyamet kopmayacaktır.                                                      O, (indiğinde) haçı  kıracak (haça  tapınmayı kaldıracak), domuzu                                                      öldürecek (domuz   eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi kaldıracaktır.                                                      Mal da o kadar  çoğalacaktır ki                                                      hiç bir kimse mal  kabul etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/340</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>. .</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="779"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Resulullah                                                    (s.a.v.) buyurdu ki:</strong><strong>İsa bin Meryem (a.s.)  benim ümmetim                                                    içinde;</strong></p>
<p><strong>1- adaletli bir hakim  ve (yönetimde)                                                    adil bir imam olacak,</strong></p>
<p><strong>2- haçı kırıp ezecek  (haça  tapınmayı kaldıracak) ve domuzu                                                    öldürecektir.</strong></p>
<p><strong>3- (Zimmilerden)  Cizyeyi kaldıracak,</strong></p>
<p><strong>4- ve zekatı  terkedecektir. Artık                                                    ne koyun, keçi, sığır  sürüsü ne                                                    de deve sürüsü üzerine  zekat memuru                                                    çalıştırılmayacaktır.</strong></p>
<p><strong>5- Kap su ile dolduğu  gibi yeryüzü                                                    barışla dolacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Din birliği de  olacak, artık                                                    Allah&#8217;tan başkasına  tapılmayacaktır.<br />
Sünen-i Ibni Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>1-  Hz. İsa (a.s.)                                                      adaletli bir  yönetici olacaktır.</strong></p>
<p><strong>2- Hadiste Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın haçı                                                      kırıp (haça   tapınmayı kaldıracak), domuzu öldüreceği (domuz  eti yemenin haram  olduğunu bildirecek) belirtilmiştir.                                                      Serhü&#8217;s Sünne&#8217;de ve  başka hadis                                                      kitaplarında; Hz.Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                                      tahrif olmuş,  aslından uzaklaşmış                                                      olan Hıristiyanlığı  iptal ederek                                                      Ser-i Şerifimizle  (İslamiyetle)                                                      hükmedeceği  belirtilmiştir. Hz.Hz. İsa (a.s.) tekrar geldiği zaman teslis                                                      inancı haça tapınma,  ruhbaniyet&#8230;                                                      gibi Hıristiyanlığın  da esasında                                                      bulunmayan  hurafeleri kaldıracak,                                                      bu dini indirildiği  ilk haline                                                      döndürecektir.<br />
Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  domuzu öldürmesine                                                      dair cümlenin manası  da şöyledir                                                      : O, domuz beslemeyi  ve yemeyi                                                      yasaklayacak ve  öldürülmesini                                                      emredecektir. Artık  yeryüzünde                                                      domuz bırakmayacak  ve böylece                                                      domuzun yenilmesini  de tamamen                                                      önleyecektir.</strong></p>
<p><strong>3- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  cizyeyi, yani Ehl-i Kitab&#8217;tan alınan vergiyi kaldırmasına dair cümle de  şöyle yorumlanmıştır : Yani Hz. İsa (a.s.), Ehl-i Kitap olan insanları  İslam dinine davet edecek ve böylece cizye vermelerini kabul  etmeyecektir.</strong></p>
<p><strong>Diğer bir yorum  şekli de şöyledir                                                      : Cizye hiç bir  gayr-i müslimden                                                      alınmayacaktır. Bu  nedenle cizye                                                      almaya da gerek  kalmayacaktır.                                                      Çünkü cizye  müslümanların ihtiyaçlarında                                                      kullanılmak üzere  alınır. İhtiyaç                                                      kalmayınca cizye  almaya da gerek                                                      kalmaz.</strong></p>
<p><strong>4- Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de malın bolluğu ve  zekata müstahak                                                      fakirin kalmaması  sebebiyledir.                                                      Bu hüküm de cizye  ile ilgili hüküm                                                      gibidir. Yani Hz.  İsa (a.s.) İslam                                                      dininin koymuş  olduğu zekat hükmünü                                                      kaldıracak değildir.  Böyle bir                                                      mana düşünülemez.  Maksad şudur                                                      : Yüce dinimiz,  zekat müessesesini                                                      o döneme kadar  tatbik edilmek                                                      ve o dönemde gerek  kalmayacağından                                                      tatbik edilmemek  üzere koymuştur.                                                      Hz. İsa (a.s.) da  İslam&#8217;ın konulmuş                                                      hükümlerini tatbik  edecektir.</strong></p>
<p><strong>5- Hz. İsa (a.s.)  zamanında, bütün dünyayı hakimiyeti altına almış olan   Mesih-i Deccal�n fikir sistemi yok edilecek ve  dünyadaki hakimiyeti  tam anlamıyla son bulacaktır. Masonluk  v.s. gibi nifak odakları tamamen  yok edilecek, bütün dünya huzur içinde yaşayacaktır.</strong></p>
<p><strong>6- Bir hadis-i  şeriflerinde Resul-i                                                      Ekrem (sav)  Efendimiz şöyle                                                      buyurmuştur :</strong></p>
<p><strong>Muhakkak O yeryüzüne  inecektir&#8230;                                                      İnsanları İslama  davet edecektir.                                                      O&#8217;nun zamanında  Allah Teala İslam                                                      dışında bütün  dinleri kaldıracak.<br />
Tezkiret-il Kurtubi, 499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Yukarıdaki hadislerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın yeryüzüne  indiriliş                  alameti olarak bildirilen durumların hiçbirisi  gerçekleşmemiştir.                  Hıristiyanlık bozulmus, tahrif edilmiş şeklini muhafaza                  etmekte, teslise (üçleme) inanılmakta, haram olmasına  rağmen domuz eti yenmektedir.                  Dünya karışıklıklar içindedir; huzur, güven, barış                  ortamı yoktur, savaşlar, iç savaşlar devam etmektedir.                  Bolluğun aksine yokluk hakimdir. Bu durumda Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın                  henüz zuhur etmediği  anlaşılmaktadır.    Fakat bu üstün  Peygamber�n geliş zamanı çok yakındır. Peygamberimiz  (sav)�en rivayet edilen  hadisler ve din alimlerinin verdikleri  bilgiler, Hz. İsa (a.s.)�n, Hz. Mehdi  (a.s.) ile Hicri 14. yüzyılda  dünyaya tekrar geleceğini müjdelemektedir. İçinde  bulunduğumuz yüzyıl,  Hicri 14. yüzyıldır.</strong></p>
<p><strong><a name="49"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Ve Mesih Deccal</strong></p>
</div>
<p><strong>Mesih-i Deccal: Hakki                  batıl, batılı hak gösteren. Sahih hadislerin  haberleriyle,                  ahirzamanda gelecek ve Allah&#8217;ı (c.c.) inkar edip  kendisinin                  ilah olduğunu iddia edecek, dünyayı fesada verecek,                  tek gözlü  bir şahıstır.<br />
Büyük LUGAT TÜR-DAV</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="32"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Her                                      biri Allah&#8217;ın resulu olduğunu                                      iddia eden otuza yakın yalancı </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">deccal</span> gönderilmedikçe                                      kıyamet kopmayacaktır.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/82</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) çıkmadan önce birçok sahte <span style="text-decoration: underline;">Mesih                    (deccal)</span> çıkacaktır:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) ilk defa                   göğe alındığı haliyle yeryüzüne bırakılacağından,                  O&#8217;nun zamanında annesi, babası olan; doğup büyüyen                  33 yaşına gelmiş bir kimsenin Hz. İsa (a.s.) olma  ihtimali                  yoktur. Ondan evvel çıkan sahte Mesihlerin  (deccallerin),                  o devirde anne ve babaları olacaktır. Doğup, büyüyüp                  belli bir yaşa geldikten sonra sahtekarca  kendilerinin                  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edeceklerdir. Fakat  dikkatli,                  ferasetli, kültürlü, akıllı insanlar bu yalanları                  farkedip, onlara aldanmayacaklardır. Bu, deccalin,  dünyaya  hakim olmak için materyalist-marksist stratejiyi kullandığı  döneme denk  gelmektedir.</strong></p>
<p><strong>Deccal, bu sefer  dünyaya                  hakim olmak için tekrar strateji değiştirecek, dünyada                  materyalizme galip gelmiş olan &#8220;Yaratılış&#8221; inancını                  kendi menfaati doğrultusunda kullanmak isteyecektir.    Yaratılış inancını insanlara karşı kullanacak, Allah adına ortaya   çıkacak, hatta peygamber olduğunu iddia edecek, fakat ortaya çıkan  fitneden  onun deccal olduğu anlaşılacaktır.</strong></p>
<div><strong> Mesih-i Deccal hipnotizma, manyetizma ve sihir türünden                  bazı yöntemleri kullanarak birçok istidracı (*)  harikalar                  gösterecek, kendisinin Beklenen                  Mesih [yani Hz.  İsa (a.s.)] olduğunu iddia edecektir.  (Mesih, Hz. İsa (a.s.)�n lakabıdır.)</strong></div>
<p><strong>Değerli İslam alimi  Bediüzzaman Said Nursi, Mesih-i Deccal�n aldatıcı  yönünü şu şekilde  belirtmiştir:</strong></p>
<p><strong>Ve onların başına geçen                               en büyükleri, ispirtizma (hipnotizma) ve  manyetizmanın                              hadisatı nev&#8217;inden müdhiş harikalara mazhar  olan Deccal                              ise daha ileri gidip cebbarane suri  hükümetini bir                nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilan eder. Mehdi  ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75</strong></p>
<p><strong>Üstad&#8217;ın da  sözünde  belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi   aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek  çok kişiyi  kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz.  İsa&#8217;yı ve  Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal&#8217;in  gösterdiği yalancı  mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal&#8217;e  aldanmasına neden olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kendisine Mesih diyen Mesih-i Deccal, halen  dünyanın pek çok ülkesinde teşvik edilen ve meşru gösterilen  ahlaksızlığı, cinsi sapıklığı, homoseksüelliği                              daha da teşvik edecektir.  Onun kendilerine  fayda  getirdiğini zanneden, onun oyununa aldanan, gösterdiği cehennem  hayatını cennet  zanneden pek çok kişi O&#8217;na katılacaklardır. Deccal,  sahte peygamber görünümü  ile dindarları da etkilemeye çalışacak ama  gerçekte onlar arasında ayrılık çıkarmaya,  onları güçsüz düşürmeye,  hatta onları büyük müsibetlere uğratmaya çalışacaktır.  Deccal, samimi  dindar Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin en büyük düşmanı  olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Yanlış yönlendirilmiş bazı  Hıristiyanlar                               o devirde Hz.İsa (as)&#8217;ı beklediklerinden  dolayı, O&#8217;nu tahrif                              edilmiş, değiştirilmiş İncil&#8217;deki vasıfları  ile bekleyeceklerdir.                              Mesih-i Deccal de tam onların hayal  ettikleri gibi                              istidracı harikalıklar gösterecektir.   Örneğin, Hz. İsa (a.s.)� Yüce Rabbimiz�n bahşettiği üstün mucizevi   özelliklere sahip olduğunu iddia edecek, bir                              şahsa hipnoz telkini ile ölmüş annesini  konuşur halde                              gösterecektir. Ayrıca yine sihir ve  hipnozla, annesinin                              O&#8217;na katılmasını tavsiye ettiğini kendisine  işittirecektir.                              Görme ve işitme halüsinasyonları olacaktır.  (Dışarıdan                              bakan sihirin etkisinde olmayan bir kişi ise  o görüntüyü                              göremeyecektir.)</strong></p>
<p><strong>Deccal, önce beklenen  Hz. İsa (a.s.) olduğunu iddia edecek, ardından da Hıristiyanlığın   teslis inancındaki gibi Allah&#8217;ın kendisine hulül ettiğini (içine  girdiğini)  söyleyerek ilahlığını ilan edecektir (Allah� tenzih ederiz).  Bu sapkın yöntemi kullanarak  dünyada muazzam bir taraftar kitlesi  kazanacaktır. Daha çok keyfe ve zevke  yönelik, ahlaksızca ögretileri ve  tavsiyeleri olacağı için taraftarlarının sayısı  daha da artacaktır.</strong></p>
<p><strong>Böyle  azgınlığın arttığı  bir devrede İslam alemi de Hz. Mehdi (a.s.)�n liderliğinde  birleşmiş  olacaktır. Hz. Mehdi (a.s.), her ne kadar Hıristiyan alemini  &#8220;Sahte  Mesih&#8221;e karşı uyaracaksa da, Hıristiyanlar, tam bekledikleri tarzda   iddialarda bulunmasından, bekledikleri zamanda zuhur etmesinden ve  İstidrac  nevinden birçok harikalıklar göstermesinden dolayı bu izahlara   aldırmayacaklardır.</strong></p>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.),  deccalin  gösterdiği istidracı harikalıkları bozma konusunda bir öncü olacak ama   deccalin kirli oyunu yine de sona ermeyecektir. O halüsinasyonlardan  oluşan  istidracı harikalıkları ve deccalin bu sinsi oyununu tamamen  ortadan  kaldıracak, onun fikir sistemini yok edecek olan Hz.  İsa  (a.s.) olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman,  bu gerçeği  şöyle izah eder:</strong></p>
<p><strong><em>Sihir                   ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidracı harikalarıyla                   kendini muhafaza eden ve herkese teshir eden (etkisi                  altına alan) o dehşetli Deccal&#8217;i öldürebilecek,  mesleğini                  değiştirecek; ancak harika ve mu&#8217;cizatlı ve umumun                  makbulu bir zat olabilir ki; O zat, en ziyade alakadar                  ve ekser insanların peygamberi olan Hazret-i İsa  Aleyhisselamdır. </em><br />
<em>Mektubat, 53</em></strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İşari                                                  manada ayet mealleri</strong><strong>26/32- Bunun                                                                           üzerine asasını bırakıverdi, bir                                                                           de (ne görsünler) o, açıkça bir                                                                           ejderha oluverdi.</strong></p>
<p><strong>7/117- Biz de Musa&#8217;ya: &#8220;Asanı                                                                           fırlatıver&#8221; diye vahyettik. (O                                                                           da fırlatıverince) bir de baktılar                                                                           ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp                                                                           yutuyor.</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. Musa (a.s.)  o zamanın                              deccallerinin isdidraclarını ancak mucize  ile yok                              etmişti.</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="42"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;O&#8217;nun [Hz. İsa (a.s.)'ın] nefesinin  kokusunu duyan hiçbir kafirin ölmemesi mümkün değildir. Deccal&#8217;in  yalancı olduğu etrafa dalga dalga yayılacaktır. Deccaliyet perişan  olacak fikir sistemi yok edilecektir.</strong><strong>Sünen-i Ibn-i Mace, 10/323</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="40"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hz. İsa (a.s.) </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Deccal</span>&#8216;a nihayet                                                     Lud kapısı yanına  yetişecek ve                                                    onu öldürecektir.</strong><strong>Sünen-i Tirmizi, 4/105</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Lud  kapısında Mesih-i Deccal ile karşılaşacak,  onu tartışarak yenecektir;  Deccali  öldürmesinden kasıt onun fikir sistemini yok etmesidir. Hz.  Musa (a.s.)�a aynı  şekilde Firavun&#8217;un fikir sistemini yok etmişti. Hz.  İbrahim (a.s.) ise Nemrud&#8217;un  fikir sistemini yok etmişti. Hz. Mehdi  (a.s.) süfyanın şahsını değil fikir  sistemini yok edecek, Hz. İsa  (a.s.) da, Mesih-i Deccal&#8217;in  fikir sistemini ortadan kaldıracaktır.  Önemli olan da, ebette ki bu şahısların  yaydığı sapkın ideolojinin,  toplumları helake götüren kirli fikir sisteminin  ortadan kalkmasıdır.</strong></p>
<p><strong>Deccali yenip  fikir sistemini ortadan  kaldıracak olan Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın gerçek Mesih  olduğunu anlayan Hıristiyan  alemi, Allah�n izniyle, büyük bir süratle  Allah�n takdir ettiği doğru yola  yani hak din olan İslam&#8217;a girecektir.  �strong&gt;Andolsun,  Kitap Ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse  yoktur,�(Nisa Suresi,  159) ayetinde belirtildiği gibi, bundan sonra  tüm dünya Allah�n hak dinine tabi  olacak ve dinsizlik tamamen ortadan  kalkacaktır.</strong></p>
<p><strong> <a name="51"></a>Hz. İsa (a.s.) Zamanında Yeryüzü Barışla Dolacak</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Kap                                                  su ile dolduğu gibi </strong><strong>yeryüzü                                                     barışla dolacaktır.<br />
-Hiçbir kimse arasında  bir </strong><strong>düşmanlık                                                    kalmayacaktır.<br />
-Ve bütün düşmanlıklar,  boğuşmalar,                                                  hasetleşmeler muhakkak  kaybolup                                                  gidecektir.<br />
Sahih-i Müslim, 1/136</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Savaş (erbabı) da </strong><strong>ağırlıklarını (silah ve  malzemelerini) </strong><strong>bıracak.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/334</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Harp (erbabi) </strong><strong>ağırlıklarını (yani silah ve  saireyi) </strong><strong>bırakacak.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                Alametleri, 496</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Hz. Mehdi (a.s.) ve Hz.  İsa (a.s.) Mesih-i Deccal&#8217;in tüm fikir sistemini ortadan kaldırıp,   sistemini dağıttıktan sonra dünyaya hakim olacaklardır. O zaman tek bir  dinin yani İslamiyetin yeryüzüne yayılması ile  ırkçılık, milli egoizm  yok olacak; sevgi, kardeşlik, güzel ahlak ana düşünce  haline gelecek;  ayrıca masonluk, siyonizm, materyalist felsefe, komünizm,  faşizm,  kapitalizm gibi diğer sapkın ideolojiler de tarih sahnesinden silinecek;   egoistlik, bencillik, kin, düşmanlık gibi her türlü sapkınlık anlamını  kaybederek  yok olacaktır.  Savaşların, çatışmaların  sebepleri yok  olacağı için, savaş sanayine harcanan tirilyonlarca para, bu  sefer  meşru ihtiyaçlara, gıda, imar, teknoloji, bilim, kültür, sağlık  harcamaları  gibi son derece gerekli ve önemli ihtiyaçlara ve bunun  yanında da insanların  mutluluğu için gerekli diğer yatırımlara  harcanacaktır. Elbette doğrusunu Allah  bilir.</strong></p>
<p><strong><a name="52"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                  Zamanında Büyük Bolluk Olacak</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>&#8230;</strong><strong>Mal                                                    da o kadar  çoğalacaktır ki,                                                    hiçbir kimse mal kabul  etmeyecektir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/340</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Meryem                                                      oğlu (İsa) iner ve  Deccal&#8217;i öldürür.                                                      Ondan sonra kırk yıl </strong><strong>bol nimet içinde yaşarsınız.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                      il Ahir Zaman, 90</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İsa                                                      (Aleyhisselam)&#8217;ın  zekatı terketmesi                                                      de </strong><strong>malın bolluğu ve zekata                                                      muhtaç fakirin  kalmaması sebebiyledir.<br />
Sünen-i Ibn-i Mace,  10/339</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) zamanında, bilimin  gelişmesiyle hayvansal ve bitkisel  gıdaların üretimi arttırılacak, ilim  ve teknoloji son safhaya ulaşacak, dünya  kurulduğundan bu yana  teknolojik olarak en gelişmiş çağ yaşanacaktır. İnsanlar  teknolojinin  imkanlarıyla çok rahat ve bolluk içinde yaşayacaklardır. Hz. İsa  (a.s.)  ve Hz. Mehdi (a.s.)�n öncülüğünü yaptığı bu kutlu dönem, insanların   rahatlık, huzur, güven ve mutluluk içinde yaşadıkları bir refah  dönemidir. Bu döneme  bu yüzden &#8220;Altın Çağ&#8221; adı verilmiştir.</strong></p>
<p><strong><a name="53"></a>Hz.  İsa (a.s.) Yeni Bir Din Getirmeyecektir</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Ebu                                                   Seyh, Kitab-ül Fiten&#8217;de  Ebu Hureyre&#8217;den                                                  tahric etti, Resulullah  buyurdu:                                                  İsa bin Meryem iner,  Deccal&#8217;i                                                  öldürür ve kırk (40) yıl </strong><strong>Allah&#8217;ın                                                    kitabı ve benim  sünnetimle hükmeder, vefat eder.<br />
Kitab ul Burhan Fi  Alamet-il Mehdiyy                                                  il Ahir Zaman, 92</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>İmam                                                    Nevevi: Hz. İsa Ümmeti  Muhammed&#8217;e                                                    Peygamber olarak  değil; </strong><strong>Şeriat-ı                                                      Muhammediyyeyi  tatbik etmek için gelecektir,  demektedir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar Fi  Alamatil                                                    Mehdiyy-il Muntazar,  68</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><em> Kadi Iyaz:  &#8220;Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesi, Deccal&#8217;i öldürmesi haktır ve gerçektir.                              Ehl-i Sünnet mezhebi ve yolu bu konuda varid  olan                              hadisler nedeniyle budur. Ne akli yönden ne  de Ser-i                              Şerif&#8217;te bu görüşü iptal edebilecek hiçbir  delil yoktur.                              Bu itibarla bu hüküm sabittir. Mütezile ve  Cehemiye                              mezheplerine mensub bazı kimseler ve onlara  katılanlar                              bu konudaki hadislerin, Allah&#8217;ın 33/40- &#8220;Muhammed,                                 &#8230; ancak o, Allah&#8217;ın Resûlü ve  peygamberlerin sonuncusudur.&#8221; mealindeki ayete, Peygamber  Efendimizin &#8220;Benden                                  sonra hiçbir peygamber yoktur&#8221; mealindeki hadisine                              ve Peygamberimizden (s.a.v.) sonra hiçbir  peygamberin                              olmadığına ve şeriatının kıyamete dek ebedi  olup,                              hükümlerinin yürürlükten kalkmayacağına dair  Müslümanların                              icma&#8217;ına ters düştüğü gerekçesiyle  reddedilmiş olduğunu                              ileri sürmekteler ise de; Bu iddia ve  gerekçe batıldır.                              Çünkü Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın inmesinden maksad  onun şeriatımızı                              yürürlükten kaldırıcı bir şeriatla ve  Peygamber olarak                              inmesi değildir. Ne bu hadislerde ne de  başka hadislerde                              böyle birşey yoktur. Bilakis Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın şeriatımızla                              hükmedecek adil bir hakim ve halkın  terkettiği şeriatımızın                              hükümlerini ihya edici olarak ineceği sahih  hadislerle                              sabittir.&#8221; demiştir.</em><br />
<em>Sünen-i Ibn-i Mace,  10/338</em></strong></p>
<p><strong><em>Hz. İsa  (a.s.) inecek                              ve hatem&#8217;ür rüsul Resulullah (s.a.v.)  efendimizin                                şeriatina tabi olacaktır.</em><br />
<em>Mektubat-i Rabbani,  2/1309</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) Efendimiz                              ahirzamanda yeryüzüne  indirildiği vakit,  peygamberlikle                              vazifeli olarak yeni bir şeriat  getirmeyecektir. Sahih                              hadislerin ve İmam-Rabbani Hazretleri&#8217;nin  izahında                              belirtildiği şekilde, Peygamber Efendimizin  (s.a.v.)                              Şeriatını uygulayacaktır. Kur-an-ı Kerim  ayetlerine                              göre hükmedecektir.<br />
</strong> <strong><br />
<a name="54"></a>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın                                  Hilyesi</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Peygamber                                                  efendimiz (sav)  buyurmuştur ki:<br />
Onu [Hz. İsa (a.s.)�]  gördüğünüz zaman şu alametlerle                                                  tanıyınız:<br />
1.Uzuna yakın orta boylu<br />
2.Rengi kırmızı ile  beyaza yakın<br />
3.Üzerinde herd boyası  ile boyanmış                                                  iki elbise vardır.<br />
4.O derece temiz ki  kendisine                                                  ıslak dokunmadığı halde  başı su                                                  damlatır gibidir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametleri, 499</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Ebu                                                    Hureyre (r.a.) şöyle  dedi: Peygamber                                                    (s.a.v) buyurdu ki:  Geceleyin                                                    yürütüldüğüm zaman  Musa Aleyhisselam&#8217;a                                                    kavuştum. (Peygamber  onu tavsif                                                    ederek:) Bir de gördüm  ki, O Senüe                                                    kabilesi erkeklerinden  biri gibi                                                    kara yağız, uzun  boylu, balık                                                    etli, düz saçlı bir  zattır. İsa&#8217;ya                                                    da kavuştum (Peygamber  onu da                                                    tavsif ederek: ) </strong><strong>İsa,  orta                                                      yapılı, sanki  hamamdan çıkmış                                                      gibi al çehreliydi.<br />
Sahih-i Müslim, 2/1053</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Yine                                                    Abdullah Ibn-i Ömer  (r.a.) dan                                                    rivayet olunduguna  göre Nebi (sav)                                                    demiştir ki:<br />
Ben bu gece kendimi  rüyamda Kabe&#8217;de                                                    buldum. Ansızın esmer  bir kişi                                                    gördüm. Sanki o </strong><strong>esmer  insanlardan                                                      en güzeli, başının  saçı iki omuzu                                                      arasında sarkıyordu.  (Yeni)                                                    taranmış ve arınmıştı  da bas&#8217;inin                                                    saç)ı su damlatıyordu. </strong><strong>İki                                                      elini iki kişinin  iki omuzuna                                                      koyarak Beyt&#8217;i tavaf  ediyordu. (Orada bulunanlara) Bu kimdir?                                                    diye sordum. Onlar :  Bu Meryem&#8217;in                                                    oğlu Mesih (İsa)&#8217;dır,  dediler.<br />
Sahih-i Buhari, 9/177</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><br />
<a name="55"></a>Hz.  İsa (a.s.)                                Peygamberimizin (s.s.v) Kabri Yanına  Defnedilecektir</strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>İbni                                                    Asakir Abdullah b.  Selamdan: &#8220;Tevrat&#8217;ta                                                    Peygamberin sıfatı  anlatılıyor                                                    ve orada </strong><strong>İsa  aleyhisselamin                                                      onunla beraber defn  edileceği                                                      yazılıyor.<br />
Buhari Tarihinde, İbni  Asakir                                                    Ondan (Abdullah b.  Selam) dan                                                    nakl ettiklerine göre, </strong><strong>İsa                                                      aleyhisselam  Resulüllah ile iki                                                      Sahabisi (Ebu Bekr  ve Ömer (r.a.)                                                      &#8216;nın yanında defn  edilip kabir                                                      adedi dörde  çıkacaktır.<br />
İbni Cevzi&#8217;nin  Abdullah bin Ömer                                                    (R. Anhüma)&#8217;dan  merfuan nakl ettiği                                                    bir rivayette şöyle  buyurulmaktadır:<br />
&#8220;İsa aleyhisselam  yeryüzüne inecek, </strong><strong>evlenecek çoluk çocuk sahibi                                                      olup kırk beş sene  yaşıyacak,                                                      sonra ölecek,  benimle ayrı kabire                                                      gömülecek, sonra ben  ve İsa aynı                                                      kabirden Ebu Bekr  ile Ömer (r.a.)                                                      arasından  kalkacağız!&#8221;<br />
Kıyamet Alametleri,  246/247</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz.                                                      İsa, yeryüzünde  iken </strong><strong>evlenecek                                                        ve bir çocuğu  olacaktır. Ölünce, Müslümanlar onun namazını                                                      kıldıktan sonra </strong><strong>Ravza-i  Mutahhare&#8217;ye defnedeceklerdir.<br />
El-Kavlu&#8217;l Muhtasar  Fi Alamatil                                                      Mehdiyy-il Muntazar,  65</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Muhakkak                                                      ki, Meryem oğlu, İsa  yeryüzüne                                                      indiği zaman  evlenecek, çocuğu                                                      olacak, yeryüzünde  45 yıl kalacaktır.<br />
Miskatü-l Mesabih,  3/47</strong></p>
<p><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde indikten ve                                                      40 yıl kalıp  yaşadıktan sonra                                                      ölür. Müslümanlar,  O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  O&#8217;nu toprağa                                                      verirler. (Bu hadis,  ebu Davud                                                      et Tayalisi&#8217;nin  Müsned&#8217;inden rivayet                                                      edilmiştir.)<br />
Hazreti Hz. İsa  (a.s.) yeryüzünde                                                       kırk sene yaşadıktan  sonra vefat                                                      edecektir.  Müslümanlar O&#8217;nun cenaze                                                      namazını kılarak  defnedecekler.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret  ve Ahirzaman                                                      Alametleri, 498-499</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>.<br />
Hz. İsa (a.s.) yeryüzünde yaklaşık 40-45  sene kaldıktan                              sonra vazifesini tam yapmış olarak vefat  edecektir.                              Müslümanlar cenaze namazını kılıp, Peygamber  Efendimizin                              (s.a.v.) kabri yanına defnedeceklerdir.</strong></p>
<p><strong><br />
<a name="56"></a>Risale-i Nur Külliyatında  İsa Aleyhisselam<br />
</strong> <strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Dünyaya Tekrar  Gönderilecektir:</strong></p>
</div>
<p><strong>Süfyan                              ve mehdi hakkındaki hadislerin ifade  ettikleri mana                              budur ki, ahir zamandan dinsizliğin iki  ceryanı kuvvet                              bulacak.</strong></p>
<p><strong>Birisi:                              Nifak perdesi altında Risalet-i Ahmediyeyi  (A.S.M.)                              inkar edecek süfyan namında müdhiş bir şahıs  ehl-i                              nifakın başına geçecek, Şeriat-ı İslamiyenin  tahribine                              çalışacaktır. Ona karşı Al-i Beyt-i  Nebevinin silsile-i                              nuranisine baglanan, ehl-i  velayet ve ehl-i                               kemalin başına geçecek Al-i Beytten Muhammed  Mehdi                              isminde </strong><strong>bir zat-ı nurani, o Süfyanin  şahs-ı manevisi                                olan cereyan-i münafikaneyi öldürüp  dağıtacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 53)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Hadis-i şeriflerde Hz. İsa (a.s.)&#8217;dan önce geleceği                              bildirilen Hz.Mehdi; Süfyan&#8217;ın İslam  aleminde yaptığı                              manevi tahribatı tamire çalışacak,  İslamiyetin yeniden                              canlandırılmasına ve dünya çapında  yayılmasına gayret                              edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz.Mehdi  (a.s.), Allah&#8217;ı                              inkar üzerine kurulmuş bütün felsefe ve  teorileri                              tam anlamıyla susturacak, başta Süfyan&#8217;dan  kaynaklanan                              bütün fitne ve fesad odaklarını, kurumlarını  kapatacaktır.                              Mehdi, Halife ünvanıyla İslam  aleminin başına                              geçecek, Kur-an-ı Kerim&#8217;i ve iman esaslarını  günün                              şartlarını da dikkate alarak ilmi bir  şekilde insanlara                              açıklayacak, müminlerin imanlarını  güçlendirecektir.</strong></p>
<p><strong>İkinci  cereyan ise: Tabiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden                              bir cereyan-i nemrudane, gittikçe  ahirzamanda felsefe-i                              maddiye vasıtasiyle intisar ederek kuvvet  bulup, uluhiyeti                              inkar edecek bir dereceye gelir. Nasıl bir  padişahı                              tanımayan ve ordudaki zabıtan ve efrad onun  askerleri                              olduğunu kabul etmiyen vahşi bir adam,  herkese, her                              askere bir nevi padişahlık ve bir güna  hakimiyet verir.                              Öyle de : &#8220;Allah&#8217;ı inkar eden o cereyan  efradları                              birer küçük Nemrud hükmünde nefislerinde  birer rububiyet                              verir.</strong><strong> Ve onların başına geçen en  büyükleri, ispirtizma                                ve manyetizmanın hadisatı nev&#8217;inden müdhiş  harikalara                                mazhar olan deccal ise daha ileri  gidip, cebbarâne                              sûri hükûmetine bir nevi rubûbiyet tasavvur  edip ulûhiyetini                              ilan eder. Bir sineğe maglûb olan ve bir  sineğin kanadını                              bile icad edemeyen âciz bir insanın ulûhiyet  dâvâ                              etmesi, ne derece ahmakcasına bir maskaralık  olduğu                              malumdur.</strong></p>
<p><strong>İşte                              böyle bir sırada (Mesih-i deccalin ortaya  çıktığı sırada),  o cereyan pek kuvvetli göründüğü                              bir zamanda, Hazreti İsa (a.s)&#8217;in şahsiyet-i  maneviyesinden                              ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur  edecek, yani </strong><strong>rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek;                              hal-i hazır Hıristiyanlik dini o hakikata  karşı tasaffi                              edecek, hurafattan ve tahrifattan  sıyrılacak, hakaik-i                              İslamiye ile birleşecek; manen Hıristiyanlık  bir nevi                              İslamiyete inkilab edecektir&#8230; Ve Kur&#8217;an&#8217;a                              iktida ederek, o İsevilik , şahs-ı manevisi,  tabi;                              ve İslamiyet, metbu&#8217; makamında kalacak.  Din-i hak,                              bu iltihak neticesinde azim bir kuvvet  bulacaktır.                              Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken  mağlub olan                              İsevilik ve İslamiyet; ittihad neticesinde,  dinsizlik                              cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında  iken                              alem-i semavetta cism-i başerisiyle bulunan  şahs-ı                              İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının  başına geçeceğini                              bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Sey&#8217;in  vadine                              istinad ederek haber vermiştir. Madem haber  vermiş,                              haktır, madem Kadir-i Külli Sey &#8220;va&#8217;detmiş  elbette                              yapacaktır.<br />
(Mektubat, 53-54)</strong></p>
<p><strong>****</strong></p>
<p><strong>Mesih&#8217;i Deccal&#8217;in çok  kuvvetli olduğu bir devrede,  Hıristiyanlık dini, içinde bulunduğu  hurafelerden, sapkınlıklardan (teslis,  haç, domuz eti yemek v.s.)  temizlenecek, ilk nuzül ettiği, orjinal haline  dönecektir. İlahi dinler  birbirinin devamı olduğundan birisi bozulunca diğeri  onu düzeltmek ve  yeni hükümler koymak için gönderildiğinden, Hıristiyanlık da   hurafelerden, sapkın inançlardan kurtulduktan sonra manen bir nevi  İslamiyet  olacak, dolayısıyla Hıristiyanlar da Kur-an-ı Kerim&#8217;e  uyacaklardır. Aynı durum  Musevilik için de geçerli olacak. Müslümanlık,  Hıristiyanlık ve Museviliğin birleşmesi  sonucunda inananlar  kuvvetlenip, dinsizlik cereyanını yok edecek bir güce gelecek;  iman  edenlerin başında ise, Allah tarafından cismani olarak dünyaya  gönderilmiş  olan Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) bulunacaktır. Bunu  Peygamberimiz (sav)  Allah&#8217;ın vaadine dayanarak haber vermiştir. Allah  elbette vaadini yerine  getirecektir.</strong></p>
<p><strong>Sahih  hadislerde  müjdelenen hususlar bunlardır. Ahirzamanda gelmesi beklenen Hz. İsa   (a.s.) efendimizi tek bir zat olarak değil de &#8220;şahs-ı manevi veya   cemaat&#8221; şeklinde düşünmek veya &#8220;gelmiştir, görevini yapıp vefat   etmiştir&#8221; iddiasında bulunmak, mütevatir haline gelmiş bu konuyu   yalanlamak olur ki, manevi sorumluluk getirebilir, müslümanlara çok  büyük zarar  verebilir. Allah bunu vaadetmiştir ve vaadini elbette  yerine getirecektir.  Bediüzzaman başka bir eserinde de Hz. İsa  (a.s.)&#8217;ın dünyaya tekrar gelmesinin  kesin olduğunu bildirmektedir.</strong></p>
<p><strong>Evet,                              hadis-i şerifin ifadesiyle </strong><strong>Hazret-i  İsa&#8217;nın semavi                                nüzulu kat&#8217;i olmakla beraber; mana-yi  işarisiyle                              başka hakikatleri ifade ettiği gibi bu  hakikata da                              mucizane işaret ediyor.<br />
(Kastamonu  Lahikası, 50)</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.) Mesih Deccal&#8217;i Öldürecektir:</strong></p>
<p><strong>Kat&#8217;i ve  sahih rivayette var ki: &#8220;İsa Aleyhisselam büyük Deccal&#8217;i öldürür.&#8221;<br />
Vel&#8217;ilmü indallah, bunun da iki vechi var:<br />
</strong> <strong><br />
Bir vechi şudur ki: Sihir ve manyetizma ve ispirtizma                              gibi istidracı harikalarıyle kendini  muhafaza eden                              ve herkesi teshir eden o dehşetli Deccal&#8217;i  öldürebilecek,                              mesleğini değiştirecek; ancak harika ve  muc&#8217;cizatlı                              ve umumun makbulü bir zat olabilir ki: </strong><strong>O  zat, en                                ziyade alakadar ve ekser insanların  Peygamberi olan                                Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;dır.</strong></p>
<p><strong>İkinci vechi şudur                              ki: &#8220;Şahs-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın kılıncı  ve maktul                              olan şahs-ı Deccal&#8217;in, teşkil ettiği  dehşetli maddiyunluk                              ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı  manevisini                              mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o  ruhaniler,                              din-i İsevinin hakikatını hakikat-ı İslamiye  ile mezcaderek                              o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.  Hatta,                              &#8220;Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i  Mehdi&#8217;ye                              namazda iktida eder, tabi olur. &#8221; diye  rivayeti bu                              ittifaka ve hakikat-ı Kur-aniyenin  mutbuiyetine ve                              hakimiyetine işar<em>et eder.</em><br />
<em>(Sualar, 493)</em></strong></p>
<p><strong>****<br />
<em><br />
</em>Sihir ve hipnotizma gibi harikulade kuvvetlerle                              herkesi etkileyerek varlığını sürdüren  deccal ve onun                              fikir sistemi, ancak, vahiyle hareket eden  gerektiğinde                              mucizelerle desteklenen Hz. İsa (a.s.)  tarafından yok                              edilecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) tekrar                              dünyaya geldigi zaman yeni bir din  getirmeyecek, Islam                              dinine uyacaktir. Fakat bir peygamber olduğu  için,                              kendisine vahiy gelecek ve mucize  gösterecektir.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın idaresi  altında  Hıristiyanlığın                              hakikati ile İslamiyeti birleştiren  talebeleri, bu                              birleşmenin sağladığı güç ile Mesih-i  Deccal&#8217;in dinsizlik                              cereyanını, Allah&#8217;ı  inkar fikrini etkisiz  hale                              getirip, yok edecektir.</strong></p>
<p><strong>Hem alem-i insaniyette                              inkar-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve  mukaddesat-ı                              beşeriyeyi zir ü zeber eden Deccal  komitesini, Hazret-i                              Hz. İsa (a.s.) &#8216;ın din-i hakikisini  İslamiyetin hakikatiyle                              birleştirmeye çalışan hamiyetkar ve fedakar  bir İsevi                              cemaati namı altında ve </strong><strong>&#8220;Müslüman  İseviler&#8221; ünvanına                                layık bir cemiyet, o Deccal komitesini,   Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak;    beşeri, inkar-ı uluhiyetten kurataracak.<br />
<em>(Mektubat 413)</em></strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.)  Geldiğinde                              Başlarda Tanınmaması:</strong></p>
<p><strong>Hazret-i  İsa Aleyhisselam                              geldiği vakit, herkes O&#8217;nun hakiki İsa  olduğunu bilmek                              lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı,  nur-u iman                              ile O&#8217;nu tanır. Yoksa bedahet derecesinde  herkes O&#8217;nu                              tanımayacaktır.<br />
<em>(Mektubat, 54)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  hazretleri,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın dünyaya geldiğinin ilk  yıllarında                              ancak yakın talebeleri tarafından imanın  nuru ile                              tanınabileceğini, yoksa herkesin açıkça onu  tanıyamayacağını                              bildiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hatta  Hazret-i İsa Aleyhisselam&#8217;ın                              nuzülü dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam  olduğu, nur-u                              imanın dikkatiyle bilinir, herkes bilemez.<br />
(Sualar, 487)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa  (a.s.) yeryüzüne                              ilk geldiği vakit (nüzul ettiği vakit)  imtihan sırrı                              olarak kendisini bilmeyecek, daha sonra  kendisinin                              farkına varacaktır. Talebeleri de imanın  nuru ile                              O&#8217;nu zann-ı galiple (büyük zanla) sonradan  tanıyacaklardır.                              Herkes açıkça O&#8217;nun Hz. İsa&#8217;(a.s.) olduğuna  hemen kanaat getiremeyecekdir.                              Küçük bir Hıristiyan grup içerisinde  mücadelesine                              başlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) tam  anlamıyla                              zuhur ettikten sonra görebilen herkes onu  görecek                              ve hakiki Hz. İsa (a.s.) olduğunu  bileceklerdir. Fakat                              yine de &#8220;Acaba gerçekten İsa bu mu?&#8221; diye  şüphe edenler                              var olacaktır. Böyle şüphesi olanlar küfürle  suçlanamaz,                              çünkü bu konu bir Akaid konusu değildir.  Yalnız böyle                              şüphede olanlar bu mübarek şahsın feyzinden,  bereketinden                              mahrum kalabilir.</strong></p>
<p><strong>Hz.  İsa (a.s.)&#8217;ın Küçük                              Bir Cemaati Olacak:</strong></p>
<p><strong>İsa  Aleyhisselam&#8217;ı nur-u                              iman ile tanıyan ve ona tabi olan cemaat-i  ruhaniye-i                              mücahidinin kemiyeti, Deccal&#8217;in mektepçe ve  askerce                              ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve  küçük                              olmasına işaret ve kinayedir.<br />
(Sualar, 495)</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) küçük                              bir cemaat içerisinde vazifeye  başlayacaktır. Daha                              ziyade İsrail ve İsrail&#8217;e yakın bölgelerde  faaliyet                              gösterecektir. Okullarda ve askeri  birimlerde talebeleri                              olacak ilk başta kendilerini  gizleyeceklerdir.(Doğrusunu Allah bilir)</strong></p>
<div>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="452" align="center">
<tbody>
<tr>
<td height="99"><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
<td width="425" height="28">
<table border="0" cellspacing="5" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td height="50"><strong>Hakim                                                  et-Tirmizi, &#8220;Nevdirü&#8217;l  Usul&#8221;da                                                  şöyle nakletmiştir.  Peygamberimiz                                                  (sav): Meryem oğlu İsa  Ümmetim                                                  içinde havarilerinden  bir takım                                                  halkı bulacaktır. Başka  rivayette                                                  ise Peygamberimiz (sav)  üç                                                  defa: Muhakkak ki Mesih  (İsa)                                                  aleyhisselam bu ümmetten  birtakım                                                  kavimlere yetişecek ki,  onlar                                                  sizin gibidirler. Yahut  sizden                                                  daha hayırlıdırlar.  İlkinde benim                                                  sonunda Mesih (İsa)&#8217;nın  bulunduğu                                                  bir ümmeti Allah asla  utandırmaz,                                                  buyurmuştur.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                  Alametler, 501</strong><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/sphere1.gif" alt="" width="12" height="12" /></strong></p>
<p><strong>Resulullah                                                    (sav) efendimiz şöyle  buyurdu:<br />
Yemin ediyorum ki  Meryem oğlu                                                    İsa o gün yeryüzünün  en hayırlı                                                    800 erkek ile 400  kadın kişilerin                                                    yanlarına inecektir.<br />
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve  Ahirzaman                                                    Alametler, 498</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td width="14" height="28"><strong></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><strong><img src="http://www.hazretimehdi.com/images/c1.jpg" alt="" width="452" height="5" /></strong></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p><strong><br />
Hz. İsa (a.s.) Hakkında Bazı Hadisler  Mütaşabihtir:</strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Said Nursi,                              Hz. İsa (a.s.)&#8217;ın inmesine ve Deccal&#8217;i  öldürmesine aid                              hadislerin müteşabih (benzetmelerle  anlatılan) hadislerden                              olduğunu, muhakkak tevilinin yapılması, yani  müteşabihatının                              çözülerek açıklanması gerektiğini izah  etmektedir.                              Aksi takdirde, sözde alimlerin bu hadislerin  müteşabıhatına                              aldırmadan, zahirine bakıp şüpheye düştüğünü  veya                              hadisi tamamen reddetme yoluna gittiklerini  ifade                              etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Ahir  zamanda Hz. İsa (a.s.) nüzulüne ve Deccal&#8217;i öldürmesine ait hadis-i                              şahihanın ma&#8217;na-yı hakikileri  anlaşılmadığından, bir                              kısım zahir ulemalar, o rivayet ve  hadislerin zahirine                              bakıp şüpheye düşmüşler; veya sıhhatini  inkar edip,                              veya hurafevari bir mana verip adeta muhal  bir sureti                              bekler bir tarzda avam-i müslimine zarar  verirler.                              Mülhidler ise, bu gibi zahirce akıldan çok  uzak hadisleri                              şerr-i rüşte ederek hakaik-i İslamiyeye  tezyifkarane                              bakıp taarruz ediyorlar. Risale-i Nur, bu  gibi ehadis-i                              müteşabihenin hakiki te&#8217;villerini Kur&#8217;an  feyziyle                              göstermiş. Şimdilik nümune olarak bir tek  misal beyan                              ederiz. Şöyle ki:</strong></p>
<p><strong>Hz. İsa (a.s.) Deccal                              ile mücadelesi zamanında, Hazret-i İsa (as)  onu öldüreceği                              vakitte, on arşın yukarıya atlayıp sonra  kılıncı onun                              dizine yetiştirebilir derecesinde, vücudda o  derece                              Deccalin heykeli Hazret-i İsa  Aleyhisselamdan on,                              belki yirmi misli yüksek kametli olmak lazım  gelir.                              Bu rivayetin zahiri ifadesi sırr-ı teklife  ve sırr-ı                              imtihana münafi olduğu gibi nev-i beşerde  cari olan                adetullaha muvafık düşmüyor.<br />
<em>(Kastamonu Lahikası,  49)</em></strong> <strong><br />
<em><br />
****</em></strong> <strong><br />
<em><br />
</em>Rivayette var ki:  İsa Aleyhisselam Deccal&#8217;i                              öldürdüğü münasebetiyle &#8220;Deccal&#8217;in fevkalade  büyük                              ve minareden daha yüksek bir azamet-i  heykelde ve                              Hazret-i İsa aleyhisselam ona nisbeten çok  küçük bulunduğunu..&#8221;                              gösterir.</strong></p>
<p><strong>Bunun  tevili şu olmak                              gerektir ki:<br />
İsa Aleyhisselam&#8217;ı nur-u iman ile tanıyan ve  tabi                              olan cemaat-i ruhniye-i mücahidinin  kemiyeti, Deccal&#8217;in </strong><strong>mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına                              nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve  kinayedir.<br />
<em>(Sualar, 495)</em></strong></p>
<p><strong>Bediüzzaman  Hazretleri,                              hadis-i şerifte İsa aleyhisselam&#8217;ın Deccal  ile mücadelesinde                              onu öldüreceği vakitte on arşın (5 metre)  yukarıya                              atladıktan sonra kılıcı ancak onun  dizine yetiştirebildiği                              derecesinde Deccal&#8217;in İsa (a.s.)&#8217;a oranla  boyunun                              on-oniki katı (18-20 m.) uzun olması  gerektiğini izah                              etmektedir. Böyle bir yaratılış, Allah&#8217;ın  kudreti                              dahilinde olmakla beraber adetullaha  aykırıdır.</strong></p>
<p><strong>Adetullah: Allah&#8217;ın                              kainatta koyduğu değişmez yasalar.</strong></p>
<p><strong>Ancak bu  bekleniş tarzı                              deccalin asker gücüne, eğitim kurumlarına ve  her                              alanda maddi bakımdan üstün ordularına  kıyasla Hz. İsa (a.s.)                              ve cemaatinin sayıca çok daha az olduğuna  işaret                              ettiği şeklinde açıklanırsa, mesele daha  akılcı anlaşılır                              bir hale gelmiş olur.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/hz-isa-a-s-ve-hz-mehdi-a-s.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmam Rabbani Tarafından Bildirilen Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış Alameti:</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-tarafindan-bildirilen-hz-mehdi-a-s-%e2%80%99nin-cikis-alameti.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-tarafindan-bildirilen-hz-mehdi-a-s-%e2%80%99nin-cikis-alameti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 19:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harun Yahya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Amud]]></category>
		<category><![CDATA[Aydinlik]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Confor]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Harun Yahya]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Imam Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Melik]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Rabbani]]></category>
		<category><![CDATA[Sene]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir]]></category>
		<category><![CDATA[Yildiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[Harun Yahya
İmam Rabbani  Tarafından Bildirilen Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Harun Yahya</p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>İmam Rabbani  Tarafından Bildirilen Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış Alameti:</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>BOYNUZU ANDIRAN  İKİ UÇLU YILDIZIN ÇIKIŞI</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Mükerrer olarak, <strong>ŞARK CANİBİNDEN DOĞAN  AMUD-U NURANİDEN</strong> (nurlu sütundan) sormaktasınız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bilesin ki,<br />
Ashabın  verdiği habere göre, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">&#8220;Vaad edilen Mehdi&#8217;nin  zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan&#8217;a vardığı zaman, <strong>ŞARK  TARAFINDA İKİ DİŞLİ (1) MÜNEVVER (2) BİR BOYNUZ (3) ÇIKAR</strong>.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu rivayetin yapıldığı  haşiyede yazıldığına göre, o sütunun iki başı vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu sütunun ilk doğuşu, Nuh  (as) kavminin helaki zamanında oldu. Aynı şey, İbrahim (as) peygamberi  ateşe attıkları sırada dahi doğdu. Firavun&#8217;un ve kavminin zamanında dahi  doğdu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bir  de, Yahya (as) peygamberin katledildiği zaman doğdu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Her kim onu görür,  fitnelerin şerrinden Allah&#8217;a sığınsın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Şark tarafında meydana çıkan o beyazlık;  önceleri nurlu bir sütun halinde idi. Sonra, ona bir eğrilik geldi;  boynuz şeklini aldı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">İhtimaldir ki, onun için:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-iki başlı, isminin verilmesi, şu itibara göre  ola: Her iki tarafında da bir incelik olup dişe benzerler; bunun için,  her iki tarafta baş itibar edilmiştir. Nitekim, bir süngünün de her iki  tarafı incelik taşısa, onun için de:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-İki başlı, tabirini kullanır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Kardeşim Şeyh Muhammed  Tahir Bedahşi Confor&#8217;dan geldi. Şöyle anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-O sütunun üst tarafında  da iki başı var; iki dişe benziyor. İkisi arasında da kısa bir ayrılık  var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu  mânanın teşhisi sahrada hasıl oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Aynı haberi, bir başka topluluk da verdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Halbuki bu doğuş, Mehdi  (a.s.)&#8217;nin zuhuru zamanında olacak zuhur değildir. Zira, onun zuhuru,  yüz başlarında olacaktır. Şu anda dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş  vaziyettedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hadis-i şerifte, Mehdi (a.s.)&#8217;nin alâmetleri hakkında şöyle  anlatılmıştır:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>&#8220;ŞARK TARAFINDA BİR KUYRUKLU YILDIZ DOĞUP AYDINLIK  VERECEKTİR.&#8221;</strong></span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><img src="http://api.fmanager.net/files/article/resimler/mercek_hzmehdi_lulin_vatikan0509_b.jpg" alt="" align="absMiddle" /></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu yıldız dahi doğmuştur. Amma o mudur, yoksa onun bir benzeri  midir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu  yıldıza:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-Kuyruklu  yıldız, adının verilmesi, ihtimal ki, şu anlatmalara dayanıyor:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-Sabitlerin seyri,  MAĞRİBDEN (BATIDAN) MEŞRİKADIR (DOĞUYADIR) (4)&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu yıldızın durumu da,  onun seyrine göredir. Yani yüzü meşrik canibine doğru, arkası dahi,  mağrib tarafınadır. Bu uzun beyazlık dahi, onun arka tarafındadır. Bu  mana icabı olarak, ona:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">-Kuyruk&#8230; isminin verilmesi yerindedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Onun her günkü irtifı  (geçiş yönü) ise, meşrikten mağribedir. Ancak o, kısri (kendine has  durumunda ağırlık taşıyan) seyri ile felek-i azamın seyrine bağlıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><em>Hakikat-i hali, en  iyi bilen Sübhan Allah&#8217;tır. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381.  Mektup, s.1184)</em></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Lulin Kuyruklu Yıldızının Özellikleri</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peygamber Efendimiz  (sav)’in hadisinde ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi (a.s.)’nin  çıkış alameti olarak belirttiği ve İmam-ı Rabbani’nin de detaylı olarak  tefsir ettiği  “iki dişli münevver (aydınlatıcı) bir boynuz çıkar”  ifadesi 24 Şubat 2009 yılında Dünya’ya en yakın noktadan geçen Lulin  kuyruklu yıldızına işaret etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.) Hadisteki  ifadelerin hepsinin Lulin kuyruklu yıldızının özellikleriyle birebir  uyum içinde olması çok büyük bir mucizedir ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin  gelişini bekleyen bütün müminler için de çok büyük bir müjdedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>(1) &#8230; iki  dişli&#8230;:</strong><br />
Lulin  kuyruklu yıldızının arka kısmındaki  kuyruğun çatallı olması, hadisteki iki dişli ifadesiyle birebir  bağdaşmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>(2) &#8230; münevver (aydınlatıcı)&#8230;:<br />
</strong>Hadiste  bahsi geçen münevver (aydınlatıcı) sıfatı, Lulin kuyruklu yıldızının  Dünya&#8217;ya yaklaştıkça 6 yıldız parlaklığı kadar artan parlaklığına işaret  etmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>(3) &#8230; bir boynuz&#8230;:<br />
</strong>Lulin kuyruklu  yıldızını diğer kuyruklu yıldızlardan ayıran en önemli farklılığı,  yıldızının çekirdeğinin arka kısımda yer alan kuyruğunun karşısında,  çekirdeğin ön kısmında yani ilerleme yönünde de bir kuyruğunun  bulunmasıdır. Lulin kuyruklu yıldızının çekilmiş fotoğraflarına  bakıldığında da karşıt yöndeki iki kuyruğun şekil itibariyle bir boynuzu  andırdığı ilk bakışta fark edilmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: small;"><strong>(4) &#8230;  mağripten (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)&#8230;:<br />
</strong>Hadisin  devamında yer alan “Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır  (doğuyadır)&#8230;” ifadesi hadiste hareket eden bir cisme, bir kuyruklu  yıldıza dikkat çekildiğini teyit eder mahiyettedir. Nitekim diğer  gökcisimleri meşrikten (doğudan) mağribe (batıya) doğru saat yönünün  aksi yönünde hareket ederken, Lulin kuyruklu yıldızının seyri saat  yönünde yani mağripten (BATIDAN) meşrika (DOĞUYA)’dır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Başka hiçbir gök cisminde  görülmeyen bu özelliğin Lulin kuyruklu yıldızında olması ve bunun  yaklaşık 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Hz. Mehdi  (a.s.)’nin çıkışının habercisi olarak bildirilmiş olması şüphesiz ki çok  büyük bir mucizedir.</span></p>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="6" width="570" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Sayın Adnan  Oktar’ın Ahir Zaman Alametlerinin Birbiri Ardınca Gerçekleşmesi  Hakkındaki Görüşleri </strong><em>“Benim eserlerimde ve yazılarımda  saydığım hadisler, tahakkuk edip sahih olarak ortaya çıkmış hadislerdir.  Yani eğer hadis tahakkuk etmeseydi, sahih olduğu şüpheli olabilirdi ama  olmuş, tahakkuk etmiş hadislerdir bunlar. Peygamber Efendimiz (sav)  bunların, ahir zaman alametlerinin “Bir arada, tesbih taneleri gibi peş  peşe” olacaklarını söylüyor. “Biri bitti denirken diğeri başlayacak”  diyor, yani harikulade olaylar peş peşe olacak diyor. Dikkat ederseniz  dünyada sürekli harikulade olaylar oluyor, ahir zaman alametleri de  20-30 yıl içerisinde peş peşe olmuş olaylardır.” (Sayın Adnan Oktar’ın  The Muslim Observer (ABD) ile 23 Şubat 2009 tarihinde yaptığı  röportajdan)</em></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> </span></div>
<div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="6" width="570" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Hz. Mehdi (a.s.)’nin  geliş alametlerinin arka arkaya belirli bir dönem içinde gerçekleşiyor  olması, Müslümanların asırlardır gelişini bekledikleri bu mübarek şahsın  ortaya çıkışının çok yaklaştığını göstermektedir. (Doğrusunu Allah  bilir.)</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="6" width="570" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Dünya ve Türk Basınında Lulin Kuyruklu Yıldızı</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><br />
<strong>&gt;&gt; Lulin Kuyruklu  Yıldızının Çift Kuyruğu</strong><br />
“Bu akşam  dışarı çıkın ve Lulin kuyruklu yıldızına bakın. Karanlık bir yerden  baktığınızda, tek ihtiyacınız iyi bir yıldız haritası olacaktır. Lulin  kuyruklu yıldızı dün Dünya&#8217;ya en yakın noktasını geçti. Bu nedenle  kuyruklu yıldız önümüzdeki birkaç gün içerisinde en parlak döneminde  olacak. Şu anda kuyruklu yıldız Güneş&#8217;e göre yaklaşık 180 derece ters  konumda ve bu yüzden de hemen hemen bütün gece görülebiliyor; ancak her  gece gökyüzünde 10 dolunay kadar ilerliyormuş gibi görünüyor. İki gece  önce New Mexico/ABD&#8217;den çekilen yukarıdaki resimde, kuyruklu yıldız  olağanüstü bir biçimde görülüyor. Saçın merkezi, büyük bir ihtimalle  yüksek sıcaklık nedeniyle ışık saçan siyanojen ve moleküler karbon  gazlarının belirtisi olan oldukça yeşil bir renge bürünmüş. Görüntünün  arka planında parlak yıldızlar ve uzaktaki sarmal bir gökada da açıkça  seçilebiliyor. Güneş ışığını yansıtan toz kuyruğu, kuyruklu yıldızı  takip eder biçimde saçın sol tarafına doğru yayılırken, mavimsi bir  tonda ışıldayan desenli iyon kuyruğu ise saçın sağ tarafında, Güneş&#8217;in  aksi yönünü işaret ederken görülüyor. Geçtiğimiz birkaç hafta  içerisinde, Dünya&#8217;nın şu anda bulunduğu noktadan bakıldığında, bu iki  (çift) kuyruk tam ters noktalara dönükmüş gibi görünmüştü. Lulin  kuyruklu yıldızının önümüzdeki birkaç hafta içerisinde yavaşça  soluklaşması bekleniyor.” (Richard Richins, New Mexico Eyalet  Üniversitesi, 25 Şubat 2009 http://apod.nasa.gov/apod/ap090225.html)</span></p>
<p><strong>&gt;&gt; Yeşil Kuyruklu Yıldız Dünya&#8217;yı Teğet  Geçti</strong><br />
Atmosferi Jüpiter büyüklüğünde  olan yeşil kuyruklu yıldız ‘Lulin’ dün gece yörüngenin Dünya’ya en yakın  olduğu mesafeden geçti. Hava şartlarının uygun olduğu yerlerde gözle  görülebildi.<br />
İki yıl önce keşfedilen ve geçtiğimiz günlerde ilk defa  Güneş sistemine giren yeşil kuyruklu yıldız Lulin, dün gece Dünya’ya en  yakın konuma ulaştı.<br />
Lulin’in Dünya’ya en  yakın olduğu mesafe 61 milyon 155 bin 72 kilometre oldu. Kıyaslamak  gerekirse, Kızıl Gezegen Mars şimdiye kadar Dünya’ya 55 milyon 683 bin  302 kilometre yaklaşabilmişti.</p>
<p>http://www.ntvmsnbc.com/id/24939808/</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="1" cellspacing="1" cellpadding="6" width="570" align="center">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><strong>Günümüzden 1400  Yıl Sonrasını Tahmin Edebilir misiniz?</strong> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Ahir zamana dair günümüze  kadar ulaşmış olan hadislerin önemini ve alametlerin küçük veya büyük  olarak değerlendirilmeden bir bütün olarak görülmesi gerektiğini anlamak  için birkaç sorunun cevabını düşünmek yeterlidir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Örneğin elinizde hiçbir  teknik imkan olmadan 100 yıl sonra dünyada olacak olayları ana  hatlarıyla da olsa tahmin edebilir misiniz? Ya da 1900’lü yılların  başında yaşadığınızı düşünelim. Yalnızca 100 sene sonrası için,  tahminler yapmanız istense hiç yanlış çıkmayacak şekilde, günümüzde  yaşanacak önemli olayları, insanların ahlaki durumlarının nasıl  olacağını, depremlerin yoğunluğunu veya çıkacak savaşları tahmin  edebilir miydiniz? Elbette ki hayır&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Veya bir şehirden diğer bir şehre gidişin  günlerce sürebildiği, haberleşmenin oldukça zor ve yavaş olduğu, teknik  imkansızlıklar dolayısıyla binaların ancak bir iki katlı olarak inşa  edilebildiği 7. yüzyılda yaşadığınızı hayal edin. Sizden 1400 yıl  sonrasında bu koşullarda ne gibi değişiklikler olabileceğini tahmin  etmeniz istendiğini varsayalım. Neler söyleyebilirdiniz? Araba, uçak  gibi ulaşım araçları, 100-150 katlı gökdelenler, cep telefonları,  televizyon, radyo gibi bugünün dünyasına özgü teknolojik gelişmelerden  herhangi biri aklınızın ucundan geçebilir miydi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Peki günümüzden 1400 yıl  sonrasında yani tam 3409 yılında, örneğin binaların ne şekilde inşa  edileceğini, toplumların ahlaki durumlarının nasıl olacağını veya  dünyada ciddi bir kıtlık veya hastalık olup olmayacağını söyleyebilir  misiniz? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Tek  bir konunun bile, değil 1400 yıl; 140 yıl hatta 14 yıl sonra nasıl bir  gelişme göstereceğini bilmek son derece zor iken, çok çeşitli konularda  3000’li yıllardaki duruma aynen uyacak biçimde öngörülerde bulunulsa,  sizce gerçekleşecek olan bu olaylar küçük birer alamet olarak  nitelendirilebilir mi? Şüphesiz tüm bu soruların cevabı ‘hayır’dır.   Bütün bu gerçekler de göstermektedir ki; bundan 14 asır önce, yaşamakta  olduğumuz ahir zamana dair hadislerdeki bilgilerin her biri, büyük birer  alamettir ve bu alametler arasında küçük büyük ayrımı yapmak da mümkün  değildir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;">Bu  durum Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in ne kadar mübarek bir insan olduğunu  göstermesi bakımından da önemlidir.</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/06/imam-rabbani-tarafindan-bildirilen-hz-mehdi-a-s-%e2%80%99nin-cikis-alameti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ</title>
		<link>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 May 2010 11:09:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hz İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Beyt]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Gece]]></category>
		<category><![CDATA[Elini]]></category>
		<category><![CDATA[Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Ishak]]></category>
		<category><![CDATA[Kabe]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh]]></category>
		<category><![CDATA[Onu]]></category>
		<category><![CDATA[Pembe]]></category>
		<category><![CDATA[Sanki]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>
		<category><![CDATA[Yakub]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mehdiyet.net/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ
Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in    ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ. İSA&#8217;NIN ÜSTÜN AHLAK ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Peygamber Efendimiz (sav)&#8217;in          hadislerinde Hz. İsa ile ilgili birçok önemli                   haber verilmiştir. Hadislerde bu mübarek insanın          şemaili hakkında da bazı bilgiler bulunmaktadır.          Buna göre, Hz. İsa orta boylu, kırmızıya çalar          beyaz tenli, düz saçlı, olağanüstü güzelliğe sahip          bir kimsedir. Saçını uzatmakta, omuzları arasına          salmaktadır. Sırtına yün elbise, ayağına ağaç          kabuğundan yapılmış bir sandal giymektedir. Hz.          İsa dünyadan yüz çevirir, ahireti özler, Allah&#8217;a          ibadetle vakit geçirirdi.<sup><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_2.html#1">1</a></sup> Her görenin  hayran kalacağı güzellikteki bu mübarek          insan bazı hadislerde şu şekilde tarif edilmektedir:</p>
<p>&#8220;Ben bu gece kendimi          rüyamda Kabe&#8217;de buldum. Ansızın esmer bir kişi          gördüm. Sanki o, esmer insanlardan görülenlerden          en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu.          Taranmış ve arınmıştı da başı su damlatıyordu.          İki elini iki kişinin iki omzuna koyarak Beyt-i          tavaf ediyordu. &#8216;Bu kimdir?&#8217; diye sordum. Onlar:          -Bu Meryem&#8217;in oğlu Mesih&#8217;tir, dediler.&#8221;</p>
<p>&#8220;&#8230; O halde, onu          görünce tanıyacaksınız. O, orta boylu, beyaz ve          pembe tenli bir kişi olup, sarı bir kıyafet içinde          olacaktır&#8230;&#8221;<sup><a href="http://www.hazretimehdi.com/s1_2.html#2">2</a></sup></p>
<p>Allah&#8217;ın seçip göndermiş olduğu          her peygamber gibi, Hz. İsa&#8217;da da tüm üstün ahlak          özellikleri en güzel şekilde tecelli etmektedir.          Onu diğer insanlardan ayıran en belirgin özelliklerinden          biri, insanların görür görmez etkilenecekleri          yüksek ahlakı ve şahsiyetidir. Hz.İsa, Allah&#8217;a          olan güveni, tevekkülü ve imanı ile son derece          kararlı, cesaretli, toplumun etkisi altında kalmayan,          aksine herkesi etkileyen, güçlü bir insandır.          Nitekim tüm peygamberlerin sahip oldukları bu          üstünlük ayetlerde şu şekilde bildirilmiştir:</p>
<p><strong>Bu, İbrahim&#8217;e, kavmine  karşı          verdiğimiz delilimizdir. Biz, dilediğimizi derecelerle          yükseltiriz&#8230; Ve ona İshak&#8217;ı ve Yakub&#8217;u armağan          ettik, hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce          de Nuh&#8217;u ve onun soyundan Davud&#8217;u, Süleyman&#8217;ı,          Eyyub&#8217;u, Yusuf&#8217;u, Musa&#8217;yı ve Harun&#8217;u hidayete          ulaştırdık. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.          Zekeriya&#8217;yı, Yahya&#8217;yı, İsa&#8217;yı ve İlyas&#8217;ı da (hidayete          eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir. İsmail&#8217;i,          Elyasa&#8217;yı, Yunus&#8217;u ve Lut&#8217;u da (hidayete eriştirdik).          Onların hepsini alemlere üstün kıldık. Babalarından,          soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara          kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik.          Bu, Allah&#8217;ın hidayetidir; kullarından dilediğini          bununla hidayete erdirir&#8230; (Enam Suresi, 83-88)</strong></p>
<p>Diğer peygamberler gibi Hz. İsa          da, adaletten ayrılmayan, tevazulu, şefkatli,          samimi, dürüst, fedakar bir insan olarak, Allah&#8217;ın          seçkin kıldığı peygamberlerdendir. Bir ayette          Allah Hz. İsa için şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>İşte bu elçiler; bir kısmını          bir kısmına üstün kıldık. Onlardan, Allah&#8217;ın kendileriyle          konuştuğu ve derecelerle yükselttiği vardır. Meryem          oğlu İsa&#8217;ya apaçık belgeler verdik ve O&#8217;nu Ruhu&#8217;l-Kudüs&#8217;le          destekledik&#8230; (Bakara Suresi, 253)</p>
<p>Hz. İsa&#8217;nın hayatına bakıldığında          bu üstün ahlak özelliklerini görmek mümkündür.          Hz. İsa en başta gerçek dini insanlara anlatan          bir hidayet önderidir. O hem Allah&#8217;ın tüm emir          ve tavsiyelerine en fazla riayet eden, hem de          en doğrusunu anlatarak halkı hurafelerden arındıran          bir yol göstericidir. Kuran&#8217;da Hz. İsa&#8217;nın, Allah&#8217;ın          bildirdiği ibadetleri ve diğer ahlaki özellikleri          hassasiyetle uyguladığı şu şekilde belirtilmektedir:</p>
<p><strong>(İsa) Dedi ki: &#8220;Şüphesiz  ben          Allah&#8217;ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve          beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım)          beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana          namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti. Anneme itaati          de.&#8221;&#8230; (Meryem Suresi, 30-32)</strong></p>
<p>Hz. İsa yeryüzünde bulunduğu          süre boyunca, doğruyu yanlıştan ayırma, hikmetli          ve etkili söz söyleme gibi özellikleri en güzel          örneklerle ortaya koymuştur. Düşmanlarının onu          küçük düşürmek için art niyetle sordukları sorulara          en hikmetli ve en akılcı cevaplar vermiş, tek          bir örnekle düşmanlarının bütün girişimlerini          ortadan kaldırmıştır. O, kavminin tavrı karşısında          her zaman tevekküllü olmuş, Allah&#8217;a olan güçlü          imanı ve ihlası ona güç vermiş, Allah&#8217;ın varlığını          en etkili yollarla anlatmıştır.</p>
<p>Hz. İsa diğer peygamberler gibi          tebliğinde açık, yalın ve halkın anlayacağı bir          dil kullanmıştır. Verdiği hikmetli örnekler insanların          vicdanlarını hemen harekete geçirmiş, onları derin          düşünmeye, Allah&#8217;ın razı olacağı gibi davranmaya          teşvik etmiştir. Hz. İsa&#8217;nın tebliğinden, onun          Allah&#8217;a olan sevgisi, coşkulu imanı ve Allah&#8217;ın          emirlerini uygulamadaki titizliği açık bir şekilde          anlaşılmaktadır. İzlediği tebliğ yöntemi, onun          Allah&#8217;ın seçip beğendiği ve insanlara üstün kıldığı,          kutlu bir insan olduğunu bizlere en güzel şekilde          göstermektedir.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p>1<a name="1"></a>. M. Asım  Köksal,          Peygamberler Tarihi, s. 334, 335<br />
2<a name="2"></a>. Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid        Mücadelesi ve Hz. Peygamber, 1. cilt, s. 377-383</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mehdiyet.net/2010/05/hz-isanin-ustun-ahlak-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

