Orada’ için Arşiv
Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (a.s.)’ın Çıkış Zamanıyla İlgili Sözleri
20 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
(Sünen’i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030)
“Berâ (RadiyAllahu anh)’dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, saçları omuzlarına yaklaşmıştı. ”(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635.)(Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No: 2122) “…Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: - Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim edeyim mi? – Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi der ki: “Ebû Katâde “Evet ona ikramda bulun! sözü sebebiyle, günde iki sefer (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı.”(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3631) “(Ebû Talib’in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir: - Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke’ye dört gadiresi (örgüsü) olduğu halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç örgülerini kasteder.] ” (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No:1840-1841; Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed b. Hanbel rivâyet etmişlerdir (Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812) “Mescid-i Hayf da namaz kıl. Zira orada yetmiş peygamber namaz kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde Hz. Musa (a.s)’da vardır. Sanki kendisini şu anda üzerinde iki pamuk abası var. Şenua kabilesinin ağzına liften yular vurulmuş devesi üstünde saçları örgülü bir halde görüyorum.”(Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145) “Erkeğe gelince o gusül abdestinde başının saçlarını (beliklerini) çözerek iyice dağıtsın ve onun diplerine su ulaşıncaya kadar mükemmel bir şekilde yıkasın. ….” (Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.) [Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No: 95 (2338), s. 213] “Katâde, Enes’den şöyle tahdis etti: - Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın saçları iki omuzu arasını döver dururdu.” (Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635) “…Aişe (RadiyALLAHu anha)’den şöyle demiştir: Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın omuzlarına ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen saçı oldu.” (Sünen’ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5033) “…Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor: Medine’de Resûlullah’ın yanına gittiğimde bana: [Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs No: 24] “ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) … Saç örgüsü çözüldüğü zaman ayırırdı, aksi halde öyle örgülü olurdu …(Şemâil-i Şerif, Hadîs No: 6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634. (Bir benzeri))(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884) “…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir: - Ben yedi (kemik) üzerine secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum. ”( Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 1040-1041; Sahîh-i Buhari Tecrîd-i Sarîh, Cild 2, Hadîs No: 451.) (Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 9, Hadîs No: 1400) “Abdullah İbn-i Ömer (RadiyAllahu anhu)’den rivâyet olunduğuna göre, Nebi (SallAllahu aleyhi vesellem) demiştir ki: Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ’be de buldum. Ansızın esmer bir kişi gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu. (Yeni) Taranmış ve arınmıştı da baş (ının saç)’ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna koyarak Beyt’i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara):- Bu kimdir? diye sordum. (Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s.452) Berâ (Radiyallâhu anhu)’ın hadîsinde:”Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)’in saçı mübarek omuzlarına değerdi.” Râmûz-ul Ehâdîs (30. Bölüm) Hadîs No: 24. “Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir: - Rasûllullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)’ın saçı recil (yani ne düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, kulakları ile omuzlarına kadar (uzun) idi.” |
Popularity: unranked [?]
Peygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler
10 Temmuz 2010 Yazan Harun YahyaPeygamberimiz (s.a.v.), diğer Peygamberler ve Ashabın saçlarını uzattıklarına dair bazı hadisler
| (Sünen’i Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5030)“Berâ (RadiyAllahu anh)’dan; Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) kadar güzel kimse görmedim. Kırmızı hırkasını giymiş, saçları omuzlarına yaklaşmıştı.”(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635.) |

| (Kütüb-i Sitte, Cild 7, Hadîs No: 2122)“…Ebû Katâde (RadiyALLAHu anhu) anlatıyor: – Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim edeyim mi? – Evet! dedi. Ona ikramda bulun. Ravi der ki: “Ebû Katâde “Evet ona ikramda bulun! sözü sebebiyle, günde iki sefer (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı.” |

| (Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3631)“(Ebû Talib’in kızı) Ümmü Hâni (RadiyALLAHu anhu) şöyle demiştir: - Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem) Mekke’ye dört gadiresi (örgüsü) olduğu halde girdi. [Ümmü Hâni gadire ile saç örgülerini kasteder.]” (Sünen-i Tirmizî, Cild 3, Hadîs No:1840-1841; Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s. 453; Ebû Dâvûd ve Ahmed b. Hanbel rivâyet etmişlerdir |

| (Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 3812)“Mescid-i Hayf da namaz kıl. Zira orada yetmiş peygamber namaz kılmıştır. İçlerinde ihramlı olduğu halde Hz. Musa (a.s)’da vardır. Sanki kendisini şu anda üzerinde iki pamuk abası var. Şenua kabilesinin ağzına liften yular vurulmuş devesi üstünde saçları örgülü bir halde görüyorum.” |

| (Râmûzu’l-Ehâdîs, Hadîs No: 1145)“Erkeğe gelince o gusül abdestinde başının saçlarını (beliklerini) çözerek iyice dağıtsın ve onun diplerine su ulaşıncaya kadar mükemmel bir şekilde yıkasın. ….”
(Kütüb-i Sitte, Cild 10, Hadîs No: 3744.) |

| [Sahîh-i Müslim, Cild 7, Hadîs No: 95 (2338), s. 213]“Katâde, Enes’den şöyle tahdis etti:
- Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın saçları iki omuzu arasını döver dururdu.” |

| (Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3635)“…Aişe (RadiyALLAHu anha)’den şöyle demiştir:
Resûlullah (SallAllahu aleyhi vesellem)’ın omuzlarına ulaşmayan ve kulak yumuşaklığını geçen saçı oldu.” |

| (Sünen’ün Neseî, Cild 7-8, Hadîs No: 5033)“…Ziyad bin Husayn babasından naklen anlatıyor:
Medine’de Resûlullah’ın yanına gittiğimde bana: |

| [Râmûzu'l-Ehâdîs, (30. Bölüm), Hadîs No: 24]“ Peygamberimiz (SallALLAHu aleyhi vesellem) … Saç örgüsü çözüldüğü zaman ayırırdı, aksi halde öyle örgülü olurdu ...(Şemâil-i Şerif, Hadîs No: 6, s. 52; Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 9, Hadîs No: 3634. (Bir benzeri)) |

| (Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 3, Hadîs No: 884) “…İbn-i Abbas (RadiyALLAHu anhu)’dan rivâyet edildiğine göre Resûlullah (SallALLAHu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu demiştir:
- Ben yedi (kemik) üzerine secde etmekle ve (secdeye giderken) saç ve elbiseyi toplamamakla emrolundum. |

| (Sahih-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, Cild 9, Hadîs No: 1400)“Abdullah İbn-i Ömer (RadiyAllahu anhu)’den rivâyet olunduğuna göre, Nebi (SallAllahu aleyhi vesellem) demiştir ki:
Ben bu gece kendimi rüyamda Kâ’be de buldum. Ansızın esmer bir kişi gördüm. Sanki, o esmer insanlardan görülenlerin en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında sarkıyordu. (Yeni) Taranmış ve arınmıştı da baş (ının saç)’ı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna koyarak Beyt’i tavâf ediyordu. (Orada bulunanlara): - Bu kimdir? diye sordum. |

| (Mevâhib-i Ledünniyye, Cild 1, s.452)Berâ (Radiyallâhu anhu)’ın hadîsinde:”Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem)’in saçı mübarek omuzlarına değerdi.” |

| Râmûz-ul Ehâdîs (30. Bölüm) Hadîs No: 24.“Enes (Radiyallâhu anhu) rivayet etmiştir:
- Rasûllullah (Sallallâhu aleyhi vesellem)’ın saçı recil (yani ne düzgün, ne de kıvırcık olup, hafifçe kıvırcık) bir saç idi, kulakları ile omuzlarına kadar (uzun) idi.” |
09 Temmuz 2010
Popularity: unranked [?]
Sayın Adnan Oktar hiçbir zaman kendisine Mehdi denilmesini kabul etmez
22 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya
Sayın Adnan Oktar hiçbir zaman kendisine Mehdi denilmesini kabul etmez |
|
| Sayın Adnan Oktar’a sevenleri “Mehdi” dese, kendisi bu durumu kabul eder diye bir şey asla söz konusu değildir. Hz. Mehdi (as) ömür boyu kendisine Mehdi dedirtmeyecektir. Sayın Adnan Oktar da Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlayan bir mümin olarak kendisine böyle birşey dedirtmez. Üstelik Sayın Oktar daha önce defalarca, kendisine Mehdi denilmesini kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Ancak bazı kimselerin bu konudaki yorumlarından, Hz. Mehdi (as) konusunu net ve açık olarak anlatmamak, mümkün olduğunca flu tutmak ve Mehdiyet konusundan uzak kalmak düşüncesi içerisinde oldukları hissedilmektedir.
Örneğin 1979 yılında yaşanan Kabe baskını ve Kabe’de kan akıtılması, 1979′da Afganistan’ın işgali, 1979′da Fırat’ın suyunun tarihte ilk kez kesilmesi, 1980 yılındaki İran-Irak Savaşı, 1986 yılının Ramazan ayında 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmalarının olması, 1986 yılında Halley kuyruklu yıldızının çıkışı, 2009 yılında Lulin kuyruklu yıldızının çıkışı Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruyla ilgili zaman bildiren adreslerdir. Bizi Hz. Mehdi (as)’a götüren mekanla ilgili adresler ise; Hz. Mehdi (as)’ın beraberinde olacak kutsal emanetlerin İstanbul’da bulunması, 1979′da İstanbul’da meydana gelen tanker patlamasıyla kör güzün bile göreceği bir ateş sütununun oluşmasıdır. Hadislerde Peygamber Efendimiz (sav)’in bildirdiği, Hz. Mehdi (as)’ın burnunun ince ve güzel olması, sağ bacağında siyah bir iz olması, alnında bir ben olması, alnında bir yara izi olması, sırtında yaprak şeklinde bir ben olması, alnının geniş olması, kaşlarının arasında tek bir kaş çatma çizgisi olması, dişlerinin parlak olması, yanağında açık renkli bir ben olması, omuzunda nübüvvet mührü olması, siyah saçlı olması, geniş vücutlu olması, karnının geniş, uyluklarının geniş olması, kaşlarının kavisli olması gibi dış görünüm alametleri de şahsıyla ilgili adreslerdir. Hz. Mehdi (as)’ın icraatları ile ilgili adresleri de Bediüzzaman Hazretleri belirtir ki bunlar; maddiyyun tabiyyun yani Darwinist-materyalist felsefeyi fikren tam anlamıyla yıkması, iman-ı tahkikiyi neşr (delillere dayalı imanı yaymak) ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak (iman edenleri sapkınlıktan korumak), İsevi ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam’a hizmet etmesi ve İslam Birliği’ni oluşturmasıdır.
Kuran’da Allah’ın müjdelediği haberlerden biri de bu yüzyılda Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya gelecek olmasıdır. Rabbimiz, Hz. İsa (as)’ın kıyamete yakın geleceğini ve geldiğinde O’na inanıp, uymamızı emreder:
Bir başka ayette Hz. İsa (as) geldiğinde yeryüzünde ona inanmayacak hiçkimsenin kalmayacağını bildirmiştir. Bu açık ve net olarak İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olması demektir.
Hz. İsa (as) geldiğinde, Hz. Mehdi (as) ile birlikte deccale karşı ilmi mücadele verecek ve bu ilmi mücadeleyle deccali etkisiz hale getirip, İslam ahlakının dünya hakimiyetini gerçekleştireceklerdir. Allah Nur Suresi’nin 55. Ayetinde İslam’ı dünyaya hakim edeceğini ve Müslümanların huzur ve güven içinde yaşayacaklarını şöyle bildirmiştir:
Sonuç olarak bu Kuran ayetleri, hadisler ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin anlattıklarına göre Müslümanların, “Hz. Mehdi (as)’ın gelmiş olması gerekir, ben de bildirilen tarife göre, Hz. Mehdi (as)’ı arıyorum ve ona talebe olmak istiyorum” demeleri şarttır, ancak Müslümanların bir kısmının bu samimi tavırdan uzak oldukları görülmektedir. Bu kimseler kendi akıllarınca Mehdiyet konusunu geçiştirmeye çalışmaktadırlar. Bu, deccalin yöntemidir. Zira Hz. Mehdi (as) deccalin zıddıdır ve deccali ilmen yok edecek güçtedir. Bu nedenle, deccal, Hz. Mehdi (as)’dan hiç hoşlanmaz, kendince onun etkisini yok etmeye çalışır. Onu, önce fikren yok etmeye çalışır, daha da olmazsa hakaret etmeye başlar. İlimle galip gelemeyince bu kez psikolojik mücadeleye başlar. “Hz. Mehdi şahsı manevidir, ruhtur, gelmeyecek, hadislerde bildirilen alametlere önem vermeyin, Hz. Mehdi (as)’ı aramayın” gibi telkinlerde bulunur. Peygamberimiz (sav)’e uyan, Kuran’ı rehber edinmiş, İslam ahlakının hakimiyetinin bir an önce gerçekleşmesini isteyen ve bunun için gayret eden salih müminlerin ise deccaliyetin bu sinsi telkinlerinden etkilenmeyeceği açıktır. Samimi müminler, Peygamberimiz (sav)’in verdiği adreslere bakarak, Hz. Mehdi (as) geldiğinde, Allah’ın izniyle, bu mübarek zatı imanın nuruyla hemen tanıyıp bilirler. 09 Mart 2010 |
|
Popularity: 100% [?]
Fırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş >>>
15 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaFırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş
| “Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak. Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak.” (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, sf. 38, El Muttaki) |
|||
Hadiste geçen “Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla” da yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı’na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Önceki sayfalarda da gördüğümüz gibi, iki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir
![]() |
|
|
Popularity: unranked [?]


Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde bildirdiği Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametlerinin 200′den fazlası Hicri 1400 itibariyle son 30 yıl içinde arka arkaya meydana gelmiştir. Bu alametlerin hemen hepsi belirdiğine göre, tüm Müslümanların bu alametler doğrultusunda Hz. Mehdi (as)’ı araması gerekir. Peygamber Efendimiz (sav), bu alametleri biz Müslümanların Hz. Mehdi (as)’ı bulması için söylemiştir. Peygamberimiz (sav) bir adres tarifi vermiştir. Hadislerde, zaman, mekan, şahıslar, olaylar biraraya geldiğinde alenen Hz. Mehdi (as)’ı gösteren bir adres tarifi vardır. Peygamberimiz (sav) adeta “gidin, orada bu mübarek zatı bulun” demiştir. Eğer Müslümanlar bu açık tarifi görmezden gelirlerse, o zaman Peygamberimiz (sav)’in böyle bir adres vermesini değerlendirememiş olurlar.








