Tam’ için Arşiv

Hz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

24 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

Hz. Mehdi (as)’ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)’la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

R0092  Hz. Mehdi (as)ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlarAhir zamanda neler yaşanacağı, hangi olayların gelişeceği, hangi durumların oluşacağı Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde hayranlık uyandırıcı bir detayla haber verilmiştir ve bu haberlerin her biri tek tek gerçekleşmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bundan 1400 yıl önce haber verdiği olayların, tam tarif ettiği şekilde günümüzde gerçekleşiyor olması, Allah’ın Peygamberimiz (sav)’e lutfettiği bir mucizedir. Hicri 1400 yıl itibariyle, son 30 yıl içinde, Peygamberimiz (sav)’in bildirdiği 150′den fazla olayın hepsi olmuş, yani Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi, Allah’ın lütfuyla, gerçekleşmiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)’in bu mucizelerini kısaca özetlemek gerekirse; tam Kendisinin söylediği şekilde Hicri 1400′in başlamasıyla birlikte Fırat’ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe’de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı’nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak’ın Kuveyt’i işgali sırasında  petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu’dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül’de Amerika’daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki kuyruklu, diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet tahakkuk etmiştir. Tüm bu yaşananlar ahir zamanda olduğumuzun, bu yüzyılda Hz. İsa (as)’ın yeniden dünyaya geleceğinin, Hz. Mehdi (as)’ın çağında yaşadığımızın delilidir.

Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesinin gerçekleşiyor olması bu kadar açık ve anlaşılırken, bazı kimseler bu durumu görmezlikten gelmekte, çok kutlu ve güzel bir dönemde yaşadığımızı fark edememektedir. Aslında bu da ahir zamanın harikalıklarından biridir ve son derece şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bundan daha da şaşırtıcı olanı bazı kimselerin, Peygamberimiz (sav)’in 150′den fazla mucizesi ortadayken, daha başka mucizeler istemeleridir. NE VAR Kİ BU 150 MUCİZENİN GÖZLERİNİN ÖNÜNDE ARDARDA GERÇEKLEŞİYOR OLDUĞUNU GÖRMEDİKLERİ VE GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ GİBİ, ALLAH’IN GÖSTERCEĞİ BAŞKA HİÇBİR MUCİZEYİ DE GÖRMEYECEK VE ANLAMAYACAKLARDIR. 1400 yıldır ilk defa Fırat’ın suyunun kesilmesini, 1400 yıldır ilk defa Kabe’de kan akıtılmasını, 1400 yıldır ilk defa Ramazan’da Ay ve Güneş tutulmaları olmasını ve bu şekilde yüzden fazla olayın Hz. Mehdi (as)’ın zuhurunu müjdelediğini hiçbir bilgiye dayanmadan inkar eden insanlar, kendilerine hangi bilgi, hangi delil, hangi mucize getirilirse getirilsin gerçeği kabul etmeyeceklerdir.

Örneğin bazı kimseler hadislerde haber verilen müteşabih bilgileri cahilce yorumlayarak, Hz. Mehdi (as) zuhur ettiğinde Hz. Mehdi (as)’ın başının üstünde insanların baktıklarında görecekleri şekilde bulut üstünde melekler bulunacağını ve sürekli Hz. Mehdi (as)’ı işaret ederek insanlara tanıtacağını söylemektedirler. Ancak bu kimselerin iddia ettikleri gibi bir melek gelse ve Hz. Mehdi (as)’ı işaret etse dahi, bunlar Hz. Mehdi (as)’ın çıktığını kabul etmeyecek, kendilerince mutlaka bir tevil, bir açıklama yapacaklardır. Şunu belirtmek gerekir ki, Hz. Mehdi (as)’ın yanında meleklerin bulunacağı ve bu meleklerin kendisine yardım edecekleri Peygamberimiz (sav)’in hadislerinden de açıkça anlaşılmaktadır. Ancak HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDAKİ MELEKLERİN GÖRÜNMESİ SADECE MANEVİ ALEMDE GERÇEKLEŞEN VE DOLAYISIYLA SADECE MELEKLERİN GÖREBİLECEĞİ BİR OLAY OLACAKTIR. (konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz http://us2.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/14225)

İnsanların kendilerine bir elçi geldiğinde, inkarda direnmeleri nedeniyle, mucize görmek istemeleri Kuran’da bildirilen bir gerçektir. Hatta, ayetlerde haber verildiği üzere bu insanlar kendilerine melek gelmesini istemekte, ancak o zaman Peygamberin hak olduğuna inanacaklarını söylemektedirler:

Şimdi onların: “Ona bir hazine indirilmeli veya ONUNLA BİRLİKTE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” demeleri dolayısıyla göğsün daralıp sana vahyolunanlardan bir kısmını terk mi edeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah her şeye vekildir. (Hud Suresi, 12)

“Eğer doğruyu söylüyor isen, BİZLERE MELEKLERİ GETİRMELİ DEĞİL MİYDİN?” Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz. (Hicr Suresi, 7-8)

Ve derler ki: “ONA BİR MELEK İNDİRİLMELİ DEĞİL MİYDİ?” Eğer bir melek indirilseydi, elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı. (En’am Suresi, 8)

Ancak Allah bu kimselerin kendilerine melekler gelse dahi inanmayacaklarını haber vermektedir:

Gerçek şu ki, BİZ ONLARA MELEKLER İNDİRSEYDİK, ONLARLA ÖLÜLER KONUŞSAYDI VE HERŞEYİ KARŞILARINA TOPLASAYDIK, -ALLAH’IN DİLEDİĞİ DIŞINDA- YİNE ONLAR İNANMAYACAKLARDI. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar. (En’am Suresi, 111)

Onlar, KENDİLERİNE MELEKLERİN GELMESİNİ Mİ, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: “Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.” (En’am Suresi, 158)

Hz. Mehdi (as) döneminde de, Hz. Mehdi (as)’ın İslam’ı Kuran ahlakının özüne ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetine döndürmesi, dini bidatlardan, hurafelerden temizlemesi, dinsizliği fikren yerle bir etmesi, İslam alemini birleştirmesi, Kuran ahlakını yayması nedeniyle bir kısım insanlar “ONUNLA BİRLİKTE, BAŞININ ÜZERİNDE BİR MELEK GELMELİ DEĞİL MİYDİ?” diyeceklerdir. Ancak inanmak için mucize beklentisi içinde olan bu insanların unuttukları çok önemli bri gerçek vardır: NASIL Kİ İNSANLARIN İKİ YANINDA BULUNAN YAZICI MELEKLERİ DÜNYA HAYATINDA HİÇ KİMSE GÖREMİYORSA, PEYGAMBERİMİZ (SAV)’E SIK SIK VAHİY GETİREN CEBRAİL ALEYHİSSELAM İNSANLARA GÖRÜNMEDEN GELİYORSA, HZ. MEHDİ (AS)’IN YANINDA BULUNACAK OLAN CEBRAİL (AS), MİKAİL (AS), İSRAFİL (AS) VE DİĞER YARDIMCI 46.000 MELEK DE GÖRÜNMEYECEKLERDİR.

A0043  Hz. Mehdi (as)ın gelişini gösteren yüzlerce alameti görmezlikten gelenler, Hz. Mehdi (as)la birlikte meleklerin geldiğini görseler de inanmazlar

24 Ağustos 2010

Popularity: 25% [?]

İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

19 Ağustos 2010 Yazan Harun Yahya

İki Ulu’l Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Bazı kimseler Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesinin, İmam Rabbani’nin değerini azalatacağını düşünmekte ve Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani’den 1000 yıl sonra gelmesi gerektiğini iddia etmektedirler. Oysa Hz. Mehdi (as)’ın İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelmesi, Rabbani Hazretlerinin değerini, kıymetini azaltacak bir husus değildir. Allah Peygamberimiz (sav)’i Ulu’l Azm bir peygamber olan Hz. İsa (as)’dan sadece 571 yıl sonra göndermiştir. Hz. İsa (as)’dan kısa bir süre sonra, yepyeni bir şeriat ve kitapla Hz. Muhammed (sav) gelmiştir. Yani iki Ulu’l Azm peygamber arasında 571 yıl vardır. Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani Hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir. Zaten bunu İmam Rabbani Hazretlerinin kendisi bizzat açıklamış, Hz. Mehdi (as)’ın Peygamberimiz (sav)’in vefatından 1000 sene geçtikten sonra geleceğini söylemiştir:

120 İki Ulul Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Bu ümmetin ahirliği, İKİNCİ BİNİN BAŞLAMASI ile başlar. YANİ RESULULLAH EFENDİMİZİN İRTİHALİNDEN (VEFATINDAN) İTİBAREN… Şeriatın teyid hasletleri, milleti tecdidi (Kuran’ın ahlakının tam olarak uygulanması ve islam aleminin yenilenmesi) BU İKİNCİ BİNDEDİR. BU DAVANIN DOĞRULUĞUNA ADİL ŞAHİD, İSA’NIN, MEHDİ’NİN BU BİN İÇİNDE (YANİ PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN VEFATINDAN SONRAKİ BİN YIL İÇİNDE) VAR OLUŞLARIDIR. (Mektubatı Rabbani, sf 261)
120 İki Ulul Azm Peygamber olan Hz. İsa (as) ve Hz. Muhammed (sav) arasında 571 yıl vardır, Hz. Mehdi (as) da İmam Rabbani hazretlerinden yaklaşık 400 yıl sonra gelecektir

Burada İmam Rabbani çok açık ve sarih bir şekilde KENDİ VEFATINDAN SONRA DEĞİL, PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)’İN İRTİHALİNDEN YANİ VEFATINDAN SONRA demektedir.

İmam Rabbani Hazretleri’nin de söylediği gibi, İslam aleminin ahirliği (yani sonu) ikinci binin başlamasıyla başlar ve İmam Rabbani Hazretleri de, Hz. İsa (as) da, Hz. Mehdi (as) da Peygamberimiz (sav)’in vefatının ardından ikinci bin yıl içinde olacaklardır.

18 Ağustos 2010

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’nin ‘hicri 1400′lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını’ söylemiştir

13 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.)’nin ‘hicri 1400′lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını’ söylemiştir

“YETMİŞ BİRDE FECR-İ SADIK BAŞLADI VEYA BAŞLAYACAK. Eğer bu, fecr-i kazib de olsa, 30 – 40 SENE SONRA FECR-İ SADIK ÇIKACAK…” (Hutbe-i Şamiye, s. 23)

“…Evet ŞİMDİ OLMASA DA 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet ve medeniyetin mehasini o üç kuvveti tam teçhiz edip, cihazatını verip o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş, İNŞAALLAH YARIM ASIR SONRA ONLARI DARMADAĞIN EDECEK.” (Hutbe-i Şamiye, s. 25)

Bediüzzaman bu sözünü, Miladi 1911 yani Hicri 1327 yılında Şam’da Emevi Camii’nde verdiği hutbesinde söylemiştir. Bediüzzaman bu hutbesinde İslam aleminin, Miladi 1951 yani Hicri 1371’den sonraki geleceğine yönelik açıklamalar yapmıştır. Bediüzzaman, bu konuşmalarında verdiği tarihlerle bir kez daha Hz. Mehdi (a.s.)’ın Hicri 1400’lü yıllarda ortaya çıkacağını delillendirmiştir.
Bediüzzaman’ın Miladi 1951, yani Hicri 1371′den sonraki yıllarda İslam dünyasının geleceğine yönelik yaptığı açıklamalardaki, “Hicri 1371’den 30 – 40 yıl sonra” ve “Hicri 1371’den yarım asır sonra” yani “Hicri 1371’den 50 yıl sonra” sözleriyle verdiği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın Kuran ahlakını hakim kılacağını bildirdiği tarihler şu şekildedir:

Hicri 1371 + 30 = 1401 (Miladi 1981) (30 yıl sonrası)
Hicri 1371 + 40 = 1411 (Miladi 1991) (40 yıl sonrası)
Hicri 1371 + 50 = 1421 (Miladi 2001) (Yarım asır sonrası)

Bediüzzaman’ın bildirdiği bu tarihler, Bediüzzaman’ın ‘Mehdi’ olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bediüzzaman çok açık bir üslupla Hz. Mehdi (a.s.)’ın görevlerini yerine getireceği tarihlerin Bediüzzaman’ın yaşadığı yıllardan çok sonrasında olacağını açıklamıştır.
132 Bediüzzaman Mehdi değildir çünkü Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)nin hicri 1400lü yıllarda ortaya çıkacağını’ ve İslam ahlakını bu dönemde hakim kılacağını söylemiştir

06 Temmuz 2010

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzaman’ın yaşadığı tarihlerden ‘tam bir asır sonra geleceklerini’ ve ‘bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını’ söylemiştir.

13 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman ‘Mehdi’ değildir çünkü Bediüzzaman, ‘Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzaman’ın yaşadığı tarihlerden ‘tam bir asır sonra geleceklerini’ ve ‘bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını’ söylemiştir.

“BUNDAN BİR ASIR SONRA ZULÜMATI DAĞITACAK ZATLAR İSE, HAZRET-İ MEHDİ’NİN ŞAKİRTLERİ OLABİLİR.” (Şualar, 1. Şua, s. 605), (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 90)

Bediüzzaman bu sözünü, Miladi 1936, yani Hicri 1355’te Şualar adlı eserinin 1. Şua bölümünde yazmıştır. Bediüzzaman’ın ‘bu eseri yazdığı tarihten; yani Hicri 1355 yılından bir asır sonra’ sözleriyle bahsettiği tarih, Hicri 1400’lere denk gelmektedir. Dolayısıyla Bediüzzaman bu sözüyle bir kez daha ‘Hz. Mehdi (a.s.)’ın gelişinin Bediüzzaman’dan bir asır sonra ve Bediüzzaman’ın vefat etmiş olacağı bir asırda gerçekleşeceğini’ açıklamıştır.

1b5809352ac16e052c710c0eecd654d3 Bediüzzaman Mehdi değildir çünkü Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.) ve talebelerinin, Bediüzzamanın yaşadığı tarihlerden tam bir asır sonra geleceklerini ve bu dönemde İslam ahlakını hakim kılacaklarını söylemiştir.

06 Temmuz 2010

Popularity: unranked [?]

Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti

20 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Harun Yahya

Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti

Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın ortaya çıkışının alametlerini çok detaylı şekilde haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği bu alameletlerin yüzden fazlası Hicri 1400 itibariyle, teker terker, ardı ardına tahakkuk etmiştir. Resulullah (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak bildirdiği olaylardan birisi de Afganistan’ın işgalidir. Bilindiği üzere Hicri 1400′ün tam başında, 1979′da Afganistan Rus orduları tarafından işgal edilmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bu gelişmeyi haber verirken bildirdiği önemli bilgilerden biri de “Afganistan’da altın ve gümüş olmayan, madeni hazineler bulunduğu”dur. Nitekim son yapılan araştırmalar Afganistan’da toplam değeri 1 trilyon doları bulan maden rezervi olduğunu ortaya koymuştur. Peygamber Efendimiz (sav)’in bundan 1400 sene önce haber verdiği bu bilginin günümüzde ortaya çıkışı, mübarek Peygamberimiz (sav)’in Allah’ın lutfuyla gösterdiği mucizelerinden biridir.

“Talikan’a (AFGANİSTAN‘A) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın ORADA ALTIN VE GÜMÜŞ OLMAYAN HAZİNELERİ VARDIR.”
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Bugün Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan maden rezervi  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Habertürk Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan trilyonluk maden  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Haziran 2010

afganistan lityum  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği haberlerden  biri daha tahakkuk etti

19 Haziran 2010

twitter8  Peygamber Efendimiz (sav)in verdiği  haberlerden biri daha tahakkuk etti

Popularity: unranked [?]

Güneş Tutulması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Güneş Tutulması

spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>
cercevekk r1 c1 Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>
Güneş alamet olarak doğmadıkça Mehdi çıkmayacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)
spacer Güneş Tutulması >>>
cercevekk r3 c1 Güneş Tutulması >>> spacer Güneş Tutulması >>>

10 Güneş Tutulması >>>

Güneş’te oluşacak alamet, 20. yüzyılda yaşanan patlamanın yanısıra, geçtiğimiz yıllarda yaşanan büyük Güneş tutulmasına da işaret ediyor olabilir. 11 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen Güneş tutulması 20. yüzyılın son tam Güneş tutulmasıdır. İlk kez bu kadar çok insan Güneş tutulmasını, hem de bu kadar uzun bir süre izleyebilmiş, inceleme fırsatı elde etmiştir. Bu tutulmada dikkat çeken bir nokta da Türkiye’nin de bu tam tutulmanın en iyi izlendiği ülkelerden birisi olmasıdır. Bartın’dan Silopi’ye kadar, yaklaşık olarak 12 şehir ve 100 ilçe tutulmayı gözleyebilmiştir.

guneshaber 11 Güneş Tutulması >>>
( üst orta resim) Türkiye Gazetesi, 12 Ağustos 1999
BBC News (17 Ağustos 1999): “Gündüz gece oldu”
CNN.com (11 Ağustos 1999): “Milyonlar yüzyılın son tutulmasını seyrediyor”

Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde ardarda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler Allah’ın inanan kullarına birer müjdesidir.

Popularity: unranked [?]

Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması

spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler… Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina’ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak.
(Kıyamet Alametleri, s. 168-169)
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>

Yukarıdaki hadislerde “onun çıkacağı yıl” cümlesi ile, Mehdi’nin çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Bu kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi’nin çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem 1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.

Yine hadis-i şerifte kanların akacağından bahsedilerek öldürme olaylarına dikkat çekilmiştir. Baskın sırasında Suudi askerleri ile militanlar arasında meydana gelen çarpışmada 30 kişinin öldürülmesi bu rivayetin kalan kısmını da doğrular.

1979 (Hicri 1400)’de gerçekleşen bu Kabe baskınının ardından 7 sene sonra Hicri 1407 yılında, Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu olayda caddelerde gösteri yapan hacılara saldırılarak 402 kişi katledilmiş, çok fazla kan akıtılmıştır. Beyt-ül Muazzama’nın yanında, Müslümanların (Suudi Arabistan askerleri ile İran’lı Hacıların) birbirlerini öldürmeleri ile bir hadiste haber verildiği gibi “büyük günahlar işlenmiştir”. Bu kanlı olaylar ilgili hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır:

spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Resulullah buyurdu: Ramazan’da bir seda, Şevval’de bir ses, Zilkade’de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyle ki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Ramazan’da bir seda olur. Şevval’de de bir seda olur. Zilkade’de kabileler birbiriyle çarpışır. Zilhicce’de hacılar talana uğrar. Muharrem’de gökten şöyle nida olur. “Dikkat ediniz. Filan kimse Allah’ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz.” (Ramuz El Hadis, 2/518-5) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Şevval ayında ayaklanma, Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak, kanları (Cemretül Akabe) üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler (kanlı harpler) olur. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r1 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
Şevval’de savaş naraları, Zilhicce’de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur, yine Zilhicce’de Hacı talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzama’ın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37) spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
cercevekk r3 c1 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> spacer Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
mekke 8 Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>> mekke Kabe Baskını ve Kabede Kan Akıtılması >>>
1979 yılında gerçekleşen Kabe baskınında bir katliam yaşanmıştır. Bu olayın ahir zaman alametlerinin ardı ardına çıktığı dönemin tam başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde meydana gelmesi dikkat çekicidir. Bundan 7 sene sonra Hac sırasında çok daha büyük kanlı bir olay meydana gelmiştir. Bu kanlı olaylar, hadislerde tarif edilen ortamla çok büyük benzerlikler taşımaktadır.
(sol resim) Türkiye Gazetesi, 21 Kasım 1979
(sag resim) Türkiye Gazetesi, 2 Ağustos 1987

Hadislerde geçen ifadeleri incelediğimizde de aynı dönemle ilgili önemli olaylara işaretler bulunduğu görülecektir:

Beyt-ül Muazzama’nın yanında büyük günahlar işlenir.

Yukarıdaki hadiste, Beyt-ül Muazzama’nın (Kabe’nin) içinde değil, yanında çıkacak olaylara dikkat çekilmektedir. 1407 yılının Zilhicce Ayı’nda (Hac mevsiminde) meydana gelen olaylar da ilkinden farklı olarak Kabe’nin içinde değil yanında gerçekleşmiştir. En başta anlattığımız olay ise 1 Muharrem 1400′de Beyt-ül Muazzama’nın (Kabe’nin) bizzat içerisinde olmuştur. Her iki olay da rivayetlerin işaretine uygun bir şekilde gerçekleşmiştir.

Kabe’de kan akıtılması, hacıların katledilmesi gibi, hadislerde haber verilen böyle önemli iki büyük hadisenin Mehdi hakkında bildirilen tüm alametlerin çıktığı dönemde birbiri ardına gerçekleşmesinin bir rastlantı olamayacağı açıktır.

… Zilhicce’de harb ve kıtal (muharebe, kavga) olur.

Hadislerde, bu savaş ve çatışmalardan, hacıların öldürülmesi konusu ile birlikte bahsedilmesi söz konusu olayların aynı zaman diliminde meydana geleceklerini göstermektedir. Aynı dönem, İran-Irak Savaşı’nın çıktığı, Ortadoğu ülkelerinde çatışma ve karışıklıkların en yoğun yaşandığı bir dönemdi.

Popularity: unranked [?]

İran-Irak Savaşı >>>

15 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

İran-Irak Savaşı

Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:

spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>
cercevekk r1 c1 İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>
Şevval ayında ayaklanma Zilkade’de harb konuşmaları,
Zilhicce’de ise harb vaki olacak.
(Kıyamet Alametleri,s. 166)
spacer İran Irak Savaşı >>>
cercevekk r3 c1 İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>

Önceki sayfadaki hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşı’nın gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

Şevval ayında ayaklanma…

İran Şahı’na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)’de olmuştur.

Zilkade’de harp konuşmaları ve Zilhicce’de ise harp vaki olacak…

Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.

iranirak 2 İran Irak Savaşı >>>
Türkiye Gazetesi, 22 Ocak 1987, “İran-Irak göğüs göğüse”
Türkiye Gazetesi, 3 Ağustos 1988, “2 milyona yakın ölü”

Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>
cercevekk r1 c1 İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>
Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: “Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır… Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun…” Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler… Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar… Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak. (Kıyamet Alametleri, s. 179) spacer İran Irak Savaşı >>>
cercevekk r3 c1 İran Irak Savaşı >>> spacer İran Irak Savaşı >>>

- Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan

- Faris: İran – İranlı

- Yazıya inecekler : Ovaya inecekler (Irak Ovası)

- Mutık: Yöredeki bir dağın adı

- Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

“Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır.”

Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, “Yazı”ya (yani Irak Ovası’na) inileceği ve savaşın başlayacağı anlaşılmaktadır.

Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak…

Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

İran-Irak Savaşı

Yeni Asya Gazetesi, 21 Eylül 1980

iraniraksv yasya210980 İran Irak Savaşı >>>

Yeni Asya Gazetesi, 2 Temmuz 1980

iraniraksav yasya20780 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 24 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte240980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 22 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte220980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 23 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte230980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 25 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte250980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 26 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte260980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 27 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte270980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 28 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte280980 İran Irak Savaşı >>>

Son Havadis Gazetesi, 23 Eylül 1980

iraniraksvs shavadis230980 İran Irak Savaşı >>>

Son Havadis Gazetesi, 24 Eylül 1980

iraniraksvs shavadis240980 İran Irak Savaşı >>>

Türkiye Gazetesi, 23 Kasım 1979

iraniraksvs trky231179 İran Irak Savaşı >>>

Yeni Asya Gazetesi, 25 Eylül 1980

iraniraksvs yasya250980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 25 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte250980 İran Irak Savaşı >>>

Milli Gazete, 26 Eylül 1980

iraniraksvs mgazte260980 İran Irak Savaşı >>>

Bulvar Gazetesi, 1980

iraniraksvs bulvar İran Irak Savaşı >>>

18 Mayıs 2009

Popularity: unranked [?]

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir

13 Haziran 2010 Yazan Harun Yahya

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ”Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu”; ”Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını” söylemiştir.

BUNA RAĞMEN, “MEHDİLİK İÇİN İKİ GÖREVİ YAPMANIN YETERLİ OLDUĞUNU SÖYLEYİP BEDİÜZZAMAN’I MEHDİ İLAN ETMEK” DÜRÜST BİR YAKLAŞIM DEĞİLDİR.

Bediüzzaman eserlerinde “Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevi olduğunu” ve “bu üç görevin birarada yerine getirilmesinin Hz. Mehdi (a.s.)’yi tanıtacak en önemli alametlerden biri olduğunu” belirtmiştir. Bu görevlerin birincisi “materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle fikri mücadele yapılması ve bu akımların fikren tam olarak susturulması”dır. İkincisi, “İslam dünyasının liderliğini üstlenerek İslam Birliği’nin sağlanması”, üçüncüsü ise, “Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınması”dır. Bediüzzaman kendi yaşadığı dönemde bu üç görevin birden yerine getirilemediğini, bunu ancak Hz. Mehdi (a.s.)’nin gerçekleştirebileceğini söylemiştir:

Hem bu ÜÇ VEZAİFİ (görevi) BİRDEN BİR ŞAHISTA YAHUT CEMAATTE BU ZAMANDA BULUNMASI VE MÜKEMMEL OLMASI VE BİRBİRİNİ CERHETMEMESİ (birbirine engel olmaması, zarar vermemesi) PEK UZAK, ADETA KABİL (mümkün) GÖRÜLMÜYOR. AHİR ZAMANDA, AL-İ BEYT-İ NEBEVİ’NİN (A.S.M.) (Peygamberimiz (sav)’in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ’DE VE CEMAATİNDEKİ ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR (biraraya gelebilir, toplanabilir).

(Kastamonu Lahikası, s. 139)

Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Hz. Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş. Fakat HER BİRİ ÜÇ VAZİFELERDEN BİRİSİNİ BİR CİHETTE (açıdan) YAPMASI İTİBARIYLA (nedeniyle) AHİR ZAMANIN BÜYÜK MEHDİSİ ÜNVANINI ALMAMIŞLAR.

(Emirdağ Lahikası, s. 260)

A0035 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin “ÜÇ GÖREVİ BİRDEN” yerine getireceğini belirtmiş; ve kendisi de dahil olmak üzere, önceki müceddidlerin hiçbirinin bunların üçünü birarada gerçekleştirmediğini ifade etmiştir. Bediüzzaman, ayrıca “BU ZAMANDA” sözleriyle kendi yaşadığı dönemde, Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç görevi tek bir şahsın aynı anda yerine getirmesinin mümkün olmadığını söylemektedir. Ayrıca bu üç vazifenin birbirini engellememesinin de imkansız olduğunu söylemektedir. Bediüzzaman bu kanaatinin ne kadar güçlü olduğunu ise, “PEK UZAK” ve “ADETA KABİL (MÜMKÜN) GÖRÜNMÜYOR” sözleriyle belirtmiştir. Bediüzzaman ancak kendisinden bir asır sonra gelecek Büyük Mehdi’nin bu görevlerin hepsini yerine getireceğini bildirmektedir.

Bediüzzaman bir başka sözünde de, Kuran ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak amacıyla önceki asırlarda da bazı Müslüman şahısların geldiğini, ancak bunların hiçbirinin, ahir zamanda Hz. Mehdi’nin yapacağı üç önemli görevi bu şekilde birarada yerine getirmediklerini ifade etmiştir. Bu nedenle de ahir zamanın “BÜYÜK MEHDİ”si ünvanını alamadıklarını belirtmiştir.

Bediüzzaman Risale-i Nur’un da Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç görevinden birincisi olan “imanı kurtarmak” görevini yerine getirdiğini söylemiştir. Ancak bu hizmetin dar dairede yani belirli bir çerçevede yani sınırlı bir alanda kaldığını belirtmiştir. “Hz. Mehdi’nin imani çalışmaları ise, İslam ahlakının ‘tüm dünyada‘ hakim kılınmasını sağlayacaktır”:

Bazı ayat-ı kerime (ayetler) ve ehadis-i şerife (hadisler) AHİR ZAMANDA GELECEK BİR MÜCEDDİD-İ EKBERİ (en büyük müceddidi) mana-yı işari ile (işari anlamda) haber veriyorlar. Fakat O GELECEK ZATIN VE CEMİYETİNİN ÜÇ VAZİFESİNDEN en ehemmiyetlisi (önemlisi) olan ve zahiren (görünüşte) en küçüğü görünen imanı kurtarmak ve hakaik-i imaniyeyi (iman hakikatlerini) güneş gibi göstermek vazifesini Risale-i Nur ve şakirdlerinin (talebelerinin) şahs-ı manevisi tam yaptıklarından; O GELECEK ZATA dair HABERLERİ VE İŞARETLERİ, RİSALE-İ NUR’UN ŞAHS-I MANEVİSİNE HATTA BAZEN TERCÜMANINA DA TATBİKE (uydurmaya) ÇALIŞMIŞLAR ve Şeriatı ihya (Kuran ahlakının esaslarını hatırlatarak yeniden hayata geçirme) ve hilafeti tatbik olan ÇOK GENİŞ DAİREDE HÜKMEDEN BU MÜHİM VAZİFESİNİ NAZARA ALMAMIŞLAR (göz önünde bulundurmamışlar).


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, S. 9)


R0009 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Büyük Mehdi ünvanını taşıyacak olan HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN, İMANI KURTARMAK GÖREVİNİ, HEM DİĞER İKİ GÖREVİYLE BİRARADA HEM DE DÜNYA ÇAPINDA gerçekleştireceğini açıklamıştır. Bilindiği gibi “Bediüzzaman Hz. Mehdi’nin diğer görevleri olan İslam Birliği’ni oluşturmamış, tüm dünyadaki Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, bu vasıfla Hristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Kuran ahlakının ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinin yeniden canlandırılmasıyla tüm yeryüzüne hakim kılınmasına vesile olmamıştır.

Tüm bu bilgiler gerçekleri çok açık bir şekilde ortaya koyduğu halde, Bediüzzaman’ın bunlardan sadece bir iki tanesini ve bunları da çok sınırlı bir kesime yönelik olarak yapmış olmasının Mehdilik alameti olduğunu söylemek, dürüstlüğe uygun bir yaklaşım değildir. Bediüzzaman’ın tüm dünyaya İslam ahlakını hakim kılmadığı, tüm dünya Müslümanları arasında İslam birliğini kurmadığı, Hıristiyanların tamamının İslam’a dönmelerine vesile olmadığı çok açıktır.

BEDİÜZZAMAN “HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN HEM DİYANET, HEM SİYASET HEM DE SALTANAT ALANLARINDA MEHDİLİK YAPACAĞINI” BELİRTMİŞTİR.


Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin üç ayrı alanda birden Mehdilik yapacağını yani, hem “SİYASET MEHDİSİ” hem “SALTANAT MEHDİSİ” hem de “DİYANET MEHDİSİ” olacağını belirtmiştir. Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu önemli özelliğini açıkladığı sözlerinden biri şöyledir:


“Büyük Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve SİYASET ALEMİNDE, DİYANET ALEMİNDE, SALTANAT ALEMİNDE, MÜCADELE ALEMİNDE ÇOK DAİREDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ…”


(Şualar, s. 590)

A0014 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman’a göre “Hz. Mehdi (a.s.), Mehdilik görevini sadece tek bir alanda gerçekleştirmeyecek, dört ayrı alanda birden büyük ve önemli faaliyetleri olacaktır”.

Ayrıca Bediüzzaman Hz. Mehdi (a.s.)’nin yerine getireceği üç büyük görev hakkında geniş bilgi vermiş ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin “diyanet, siyaset, saltanat ve mücadele alanlarında Mehdilik görevini ne şekilde yerine getireceğini” de detaylı olarak anlatmıştır. Bu sözlerinde Hz. Mehdi (a.s.)’nin “İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını, Müslümanların manevi liderliğini üstlenerek İslam Birliği’ni sağlayacağını, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapacağını” ayrıntılı olarak açıklamıştır.

Bediüzzaman’a Mehdilik zannıyla yaklaşan kimseler, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, Bediüzzaman’ın da eserlerinde açıklamış olduğu Hz. Mehdi (a.s.)’nin ikinci ve üçüncü görevlerinin yerine getirilmemiş olması konusuna bir açıklama getirememektedirler. Bediüzzaman ömrünü İslam’a hizmete adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze alarak imani yönde çok büyük bir hizmette bulunmuştur. Ancak hayatta olduğu sırada tüm Müslümanların manevi lideri vasfını taşımamış, İslam Birliği’ni kurmamış, Hıristiyan dünyasıyla ittifak yapmamış, Hz. İsa (a.s.) ile biraraya gelmemiş, birlikte namaz kılmamış ve İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olmasına vesile olmamıştır. Sözlerinde açıkladığı gibi, siyaset ve saltanat aleminde Mehdilik görevini üstlenmemiştir. Tüm dünyaya adalet ve hakkaniyet getirmemiş, tüm Müslüman dünyası üzerindeki zulüm ve haksızlıkların ortadan kaldırılmasına vesile olmamıştır.

BEDİÜZZAMAN, “HZ. MEHDİ’NİN BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYET SAHİBİ OLACAĞINI” BİLDİRMİŞTİR, ANCAK BEDİÜZZAMAN HAYATINI SIKINTI VE ZORLUK İÇERİSİNDE GEÇİRMİŞTİR

… O ZATIN (HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN) İKİNCİ VAZİFESİ, KURAN AHLAKINI İCRA VE TATBİK ETMEKTİR (HAYATA GEÇİRMEKTİR). Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN.


(Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)


A0019 Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)nin üç görevi olduğunu; Bu üç görevi hem birarada hem dünya çapında gerçekleştiren kişinin Hz. Mehdi (a.s.) olacağını söylemiştirBediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)’nin vazifelerinden birinin de, “KURAN AHLAKININ GEREKLERİNİ TOPLUM İÇERİSİNDE HAYATA GEÇİRMEK” olduğunu ve “BU GÖREVİN ANCAK “BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE” GERÇEKLEŞTİRİLEBİLECEĞİNİ” belirtmiştir. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Maddi güç ve hakimiyetin olması, onun diğer vazifelerini gerçekleştirmesine de vesile olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in döneminden bu yana böyle bir güç ve hakimiyet sağlanamamıştır. Bediüzzaman da yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış ve çok büyük bir hizmet vermiştir. Ancak Bediüzzaman’ın tebliği maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil, maddi şartların çok zor olduğu benzersiz sıkıntılar içerisinde geçmiştir. Hem Bediüzzaman hem de talebeleri büyük hizmetlerini çok kısıtlı imkanlarla gerçekleştirmişlerdir. Dolayısıyla Bediüzzaman hakim konumunda olmamış; aksine baskı altına alınmış, ömrünün 30 yılını esaret, maddi sıkıntılar ve zorluklar altında geçirmiştir. Sayıldığı gibi geniş bir kesimin desteğini almamış; aksine çeşitli haksızlıklara uğramış, eziyetlere tabi tutulmuş, yaşamının büyük bölümünü hapis ve sürgün gibi şartlar altında sürdürmüştür. Tüm bunlar, Allah’ın izniyle onun dünyadaki ve ahiretteki makamını yücelten çok şerefli olaylardır. Ve bu zorluklar Bediüzzaman’ın şerefli mücadelesini daha değerli hale getirmiş ve ihlasıyla, samimiyetiyle Müslümanlara önemli bir örnek teşkil etmiştir. Ancak bir yandan da, bizzat kendisinin de belirttiği gibi bu durum, Hz. Mehdi (a.s.)’nin elde edeceği “gayet büyük maddi kuvvet ve hakimiyet”in Bediüzzaman’ın hayatında söz konusu olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bediüzzaman tüm bunların kendisinden sonraki yüzyılın müceddidi olarak Hz. Mehdi’ye nasip olacağını bildirmiştir.

Popularity: unranked [?]

GÜNÜN VİDEOSU

Harun Yahya (Adnan Oktar) Mehdi Oldugunu İddaa Etmişmidir?

DEVAMINI BURDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.