Teala’ için Arşiv
Hz. Mehdi (a.s.) Gizli ve Aniden Çıkacak
29 Temmuz 2010 Yazan Harun Yahya![]() |
![]() |
![]() |
- Ahmed b. Muhammed İmam Hasan Mücteba’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor.
“Dedem Resullullah’a sordum: Biz Ehl-i Beyt’ten Kaim ne zama kıyam edecektir? Buyurdu: Ey Hasan! O, yere ve göğe pek ağır gelen “o saat” e benzer, aniden / birdenbire zuhur edecektir.” - Kumeyt b. Zeyd el-Esedi, İmam M. Bakır’dan rivayet ediyor. “Allah’ın Resulünden bir konuda (yani Hz. Mehdi (a.s)’nin kıyamı hakkında) soruldu; buyurdu: O, “saat” e benzer, ancak aniden zuhur edecektir.” - Dı’bil b. Ali el-Hüzai, İmam Rıza’dan rivayet ediyor: “Resullullah’a; Ey Allah’ın Resulü, soyunuzdan olan Kaim ne zaman kıyam edecek, diye soruldu. (Efendimiz) buyurdu; O, ‘O saate’ (kıyamet olacağı ana) benzer, onun zamanını Allah’tan başkası bilmez.. Ancak aniden vuku bulur.“ - Hazzaz Kummi: Ahmed b. Muhammed b. Münzir, rivayet ediyor: Ali oğlu Hasan buyurdu: Dedem Resulullah’a sordum: Biz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim ne zaman zuhur edecektir? Buyurdu: “Ya Hasan, kuşkusuz ki onun zuhuru kıyametin oluşuna benzer: “… O göklere de, yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir…“ - Şeyh Saduk: Dı’bil Hüzai rivayet ediyor: İmam Rıza buyurdu: Bana babam aktardı, ona da babası, ona da babalarından aktarılmıştır: Peygamber’e soruldu: Ey Allah’ın Resulü soyunuzdan olan Kaim ne zaman zuhur edecek, buyurdu: “Onun benzeri kıyamettir, şöyle ki: “… onu tam zamanında ortaya çıkaracak olan, yalnız O (Allah)’dur. O göklere de, yere de ağır gelmiştir, o size ansızın gelecektir…“ “Ey Resulullah’ın oğlu peki o ne zaman zuhur edecek?” diye sordum, buyurdu: “Andolsun ki bunu Allah’ın Resulü’ne sordular, buyurdu ki; Onun benzeri kıyamettir: Aniden meydana gelir. (Kıyamet aniden meydana geldiği gibi Hz. Mehdi (a.s) de aniden zuhur edecektir) - Züraret b A’yur rivayet ediyor: “İmam Muhammed Bakır’a; Allah-u Teala’nın: “Aniden / birdenbire gelecek olan saatten başkasını beklemezler ki,” buyruğu hakkında sordum. Buyurdu: Maksat Hz. Kaim’in zuhur “zamanını” beklemektedir…” |
Popularity: unranked [?]
Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti
20 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaHarun Yahya
Peygamber Efendimiz (sav)’in verdiği haberlerden biri daha tahakkuk etti
Peygamber Efendimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ın ortaya çıkışının alametlerini çok detaylı şekilde haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği bu alameletlerin yüzden fazlası Hicri 1400 itibariyle, teker terker, ardı ardına tahakkuk etmiştir. Resulullah (sav)’in Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak bildirdiği olaylardan birisi de Afganistan’ın işgalidir. Bilindiği üzere Hicri 1400′ün tam başında, 1979′da Afganistan Rus orduları tarafından işgal edilmiştir. Peygamberimiz (sav)’in bu gelişmeyi haber verirken bildirdiği önemli bilgilerden biri de “Afganistan’da altın ve gümüş olmayan, madeni hazineler bulunduğu”dur. Nitekim son yapılan araştırmalar Afganistan’da toplam değeri 1 trilyon doları bulan maden rezervi olduğunu ortaya koymuştur. Peygamber Efendimiz (sav)’in bundan 1400 sene önce haber verdiği bu bilginin günümüzde ortaya çıkışı, mübarek Peygamberimiz (sav)’in Allah’ın lutfuyla gösterdiği mucizelerinden biridir.
|
“Talikan’a (AFGANİSTAN‘A) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın ORADA ALTIN VE GÜMÜŞ OLMAYAN HAZİNELERİ VARDIR.” |
Bugün Gazetesi, 15 Haziran 2010

Habertürk Gazetesi, 15 Haziran 2010

Cumhuriyet Gazetesi, 15 Haziran 2010

19 Haziran 2010
Popularity: unranked [?]
HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ZAMANI
15 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaHZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ZAMANI
|
Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, geçmişle, gelecekle ve ahiret hayatı ile ilgili meseleler hakkında haber verirken teşbihler kullanmıştır.
Burada 7 bin yıldan kasıt, dünyanın gerçek yaşının 7 bin yıl olduğu değildir.
(Allahualem Arapça) O zaman, 7 bin yıl ile ilgili rivayetler, bir takvim başlangıcı gibi insanlık tarihinde çok önemli bir olaya, mesela tufandan sonra insanların yerleşik hayata geçmelerine ve dünya hayatının bariz bir veche ile yeniden başlamasına ait başlangıç olabilir.Yani, o tarihten itibaren, insanlık tarihi adeta yeniden başlamış gibi, sayıları artmaya, şehirleşmeye başlamış olabilir. Bazı ulemalar, Hazret-i Nuh aleyhisselamdan sonraki devreyi Dünyada insanlık tarihinin yeniden başlaması olarak adlandırmışlardır. Nasıl Hıristiyanlar, Miladi 1987 yıl öncesinde önemli bir olay olmuş kabul edip, bir tarih başlangıcı meydana getirip ondan evvel, ondan sonra diyerek bir zaman belirlemesi yapıyorlarsa, aynı o şekilde rivayette, belirli bir vakti tesbit için, takvim başlangıcı gibi 7 bin yıl evveli ve sonrası şeklinde bir tarih zamanlamasına işaret ediyor olabilir. Yani, dünyanın ömrü 7 bin yıl olsa, ben onun şu tarihindeyim dense, belirli bir tarih zamanlaması yapılmış olur.
İmam Rabbani Hazretleri Mektubat ‘ta şu rivayeti nakletmiştir.
|
|
Normal olarak her 100 sene de bir peygamber, 1000 sene de de Ulü ‘l azm bir peygamber gelmiştir. Her 100 senede bir peygamber geldiğini kabul etsek, Hz. Adem aleyhisselam efendimizden, Hz. Resulullah efendimize kadar:
124.000x 100= 12.400.000 (onikimilyon dörtyüzbin= sene olması gerekir.) Demek ki peygamberimiz (s.a.v.) dünyanin ömrü 7 bin yıldır derken dünyanın gerçek yaşını değil, insanlık tarihi için önemli bir hadisenin baslangıç zamanını kasdetmiştir (Allahualem)
|
|
|
Bu rivayetlerden de anladığımız kadarıyla ümmetin ömrü Hicri 1400 yılına kadardır. Hicri 1400 yılında O (bin yıllık) bir gün bitmiş oluyor. Halbuki ümmet o bitiş gününde halen vaadedilen Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)yi bekliyordu. O zaman O (bin yıllık) bir gün uzatılarak, Hz. Mehdi (a.s.)(a.r.)nin vazifesini yapmasına müsait hale getirilecektir.
İmam Rabbani, Mehdi’nin peygamberimizin vefatından 1000 (bin) sene geçtikten sonra ikinci binin içinde geleceğini bildirmektedir.
|
|
|
|
Yukarıda izah edildiği gibi, İmam Suyuti hazretlerinin rivayetine göre Ümmet-i Muhammed’in ömrü 1500 (binbeşyüz) seneyi aşmayacaktır. Hicri 1500 yılına ulaşmaya bir yüzyıl başı kalmıştır. O da Hicri 1400 yılı başlarıdır.
Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, 494
Ramuz: El -Ahadis 508 (Ibni Mace-Tabaranai ‘nin Kebiri)
Popularity: unranked [?]
Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi >>>
15 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaDoğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi
| Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek. (Kıyamet Alametleri, s. 166) | |||
“İkdiddurer” isimli kitapta Mehdi’nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor:
| Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32) | |||
| Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)’dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in çıkmasını bekleyiniz, inşaAllah-ü Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek.(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32) | |||
| Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461) | |||
Mehdi’nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.
Bazı kişiler bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki kıyamet alametlerinin meydana gelişi sırasında imtihan devam ettiğinden onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz. Böylece insanlar akıllarını, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verirler. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı, daha önce de belirttiğimiz gibi herkes mecburen kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu sebeple kıyamet alametleri ile ilgili hadisler özellikle yarı kapalı bir şekilde bildirilmiştir.
Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz; ya bir kaza ile ihmal neticesinde veya kasıtlı bir olay ile çıkar. Mehdi’nin çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine ve ortaya çıkış vaktine uygun olmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.
Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak’ın, Kuveyt’i işgali sonrasında, Kuveyt’e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi’ni çok büyük bir ateş sarmıştı. Bu ateşle ilgili o dönemdeki yazılı kaynaklarda yer verilen bazı açıklamalar şöyledir:
- Kuveyt’de yanan petrol, insan ve hayvanlar arasında ölüme sebep oldu. Uzmanlara göre günde yarım milyon ton petrol duman olarak atmosfere karıştı. Her gün 10 bin tondan fazla is, kükürt, karbondioksit ve büyük miktarda, kanser yapıcı özelliği olan hidrokarbonlar bulut gibi körfez üzerinde asılı durdular… Yalnız Körfez değil, onun şahsında Dünya yandı. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 175)
-Ateşe verilen iki kuyu, Türkiye’nin bir günde çıkarabildiği kadar petrol veriyordu ve dumanlar 55 km. uzaklıktaki Suudi Arabistan’dan bile görülebiliyordu. (Hürriyet, 23 Ocak 1991)
-Kuveyt’te ateşe verilen yüzlerce petrol kuyusu alev alev yandı. Uzmanların “söndürmek son derece zor” dedikleri petrol kuyularındaki yangının Türkiye’den Hindistan’a kadar olan geniş bir bölgeyi en az 10 yıl süreyle etkileyebileceği bildirildi.
Ateşe verilen petrol kuyularında çıkan alev ve dumanlar atmosferi devamlı kirlettiler. Kuveyt gündüzleri gece manzarası arz ediyordu. Alevlerle birlikte yükselen füme rengi duman, Kuveyt semalarında sonbahardan kış mevsimine geçişi hatırlattı… Kuveyt’in tamamının yaşanılır hale gelmesi için en az bir senelik bir zamana ihtiyaç olduğu açıklandı. Kilometrelerce uzaktan görülen alevlerle birlikte yükselen dumanlar, Kuveyt semalarını tamamen kaplayarak ülkeyi yaşanmaz hale getirdi ve varlıklı olanlar Kuveyt’i terk ettiler.
Dahran’daki araştırma merkezi müdürü Abdullah Dabbag’ın New York Times’da çıkan açıklamasına göre, Basra Körfezi’ndeki kirlenme neticesinde 106 tür balık, 180 tür yumuşakça ve bölgede yaşayan 450 tür hayvan yaşama savaşı verdi. 600 petrol kuyusundan yükselen dumanların komşu ülkelere yayıldığı, ayrıca kükürt gibi kanserojen maddeler ihtiva eden dumanların asit yağmuruna dönüşerek tarımda verimi azalttığı açıklandı. (M. Necati Özfatura, Kurtlar Sofrasında Ortadoğu, s. 171)
| Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut* denilen vadide sönük vaziyettedir… (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s.461) * Berehut: Bir vadi veyahut bir kuyu adıdır. (Kamus Tercemesi, 1/550) |
|||
![]() |
|
|
Önceki sayfalarda yer verdiğimiz hadis-i şerifin yukarıdaki ilk kısmında, ateş için “sönük bir vaziyettedir” denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana geldiğine göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir. O halde burada toprak altından çıkarılan petrole işaret ediliyor olabilir. Nitekim hadisteki Berehut denilen yer, bir kuyunun adıdır. Bu kuyu petrol kuyusu olarak düşünülebilir. Zamanı gelince bu kuyulardan çıkarılan petrol, yanmaya hazır bir ateş haline gelmektedir.
“O ateş müthiş azap olduğu halde insanları kaplar.” O ateş, sadece yanan bir ateş değil, aynı zamanda insanları canından, malından ederek azap içinde, elem-üzüntü içinde bırakacak ve bütün doğayı kirletecek olan bir ateştir.
“O ateş insanları, malları yakar bitirir.” O ateş bir kısım insanların ölümüne sebep olmaktadır. Bunun yanında malları yakarak, maddi zarara sebebiyet verdiği gibi, tüm çevreyi ve doğayı kirleterek de insanların geçim kaynaklarını yok etmektedir.
“Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır.” O ateşin, “rüzgar ile bulut gibi uçan” kendisi değil dumanıdır. Burada benzetme yapılarak dumanın bulutlara kadar yükseleceği de anlatılmıştır. Bu duman rüzgarın etkisiyle her yöne doğru yayılmaktadır.
“Geceki sıcağı, gündüzki hararetinden daha şiddetlidir.” O ateşin hem gündüz, hem gece devamlı yandığı anlaşılmaktadır.
“O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak, yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur.” O ateşin çok yükseklere kadar tırmandığına ve bu ateşten gökgürültüsü gibi pek şiddetli bir gürültü ile patlamalar meydana geldiğine işaret edilmektedir.
“Gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak.” Hadisin bu kısmında, olayın gece vakitlerinde meydana geleceğine işaret edilmiştir. Gece vakti meydana gelen büyük infilakın alevleri çok şiddetli bir aydınlanma yapar. Bu kızıl alevlerin meydana getirdiği kızıl aydınlanma, halkın alışık olduğu kırmızı “tan” aydınlanmasından çok ayrıdır. Çünkü gece vakti böyle gündüz gibi aydınlanma olağanüstü bir olaydır.
Popularity: unranked [?]
Afganistan’ın İşgali >>>
15 Haziran 2010 Yazan Harun YahyaAfganistan’ın İşgali
| Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. ” (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59) |
|||
Hadiste Afganistan’ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan’ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.
Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır…
Rivayetin bu bölümünde de Afganistan’ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan’da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.
Rusya’nın Afganistan işgali ile ilgili, o dönemde Der Spiegel dergisinde çıkan bir yazıda, Rusya’nın işgali bitirse de bölgenin ekonomik kontrolünü elinden bırakmak istemediği açıklanmıştı. Afganistan’ın o dönemde sahip olduğu yıllık 150 milyar metreküpten fazla doğalgaz rezervinin bunda büyük payı vardı. Ayrıca Afganistan’ın zengin kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın maden yatakları ve dünyanın en zengin lapis yatakları da Rusya’nın bu ısrarlı tutumunu açıklıyordu.
![]() |
|
|
Popularity: unranked [?]
























