Yazar Harun Yahya (Adnan Oktar) Hakkında...
ADNAN OKTAR'IN HAYATI ve ESERLERİ
1956 yılında Ankara'da doğan
Adnan Oktar, Harun Yahya müstear ismi ile kitaplarını
yazmaktadır. Hayatını tamamen Yüce Allah'ın varlığını ve
birliğini insanlara anlatmaya, Kuran ahlakını yaymaya,
materyalist ve ateist ideolojileri fikren mağlup etmeye,
gerçek Atatürkçülüğü yayıp Devlet'in bekasını ve milletin
bütünlüğünü savunmaya adamış dünya çapında tanınan bir fikir
adamıdır. Üniversite yıllarından başlayarak, hayatının her
döneminde, bu kutlu amaca hizmet vermiş ve hiçbir zaman
zorluklar karşısında yılmamıştır. Bugün, hala büyük bir
sabır ve kararlılık göstererek, materyalist, Darwinist ve
bölücü odaklardan gelen tüm baskılara karşın fikri
mücadelesini devam ettirmektedir.
Aşağıda, Adnan Oktar'ın özet biyografisini okuyabilirsiniz:
Seyyid olan Sayın Adnan Oktar'ın aile büyükleri Hülagü
fitnesi sırasında Kafkasya'ya göç etmiş, daha sonra
Osmanlı-Rus Savaşları ve Rus-Kafkas savaşları esnasında
Osmanlı'ya sığınıp, Ankara Bala'ya yerleşmişlerdir.
Sayın Adnan Oktar'ın dedesi Ömer Bey'in dedesi Beslen Arslan
Kasayev'in kökeni Nogay Hanlığı'na dayanmaktadır. Beslen
Arslan Kasayev'in ailesi Arslanoğulları olarak da
tanınmaktadır. Arslanoğulları, 1827 yılında Kafkas Valiliği
için hazırlanan bir belgede adı geçen 21 seyyid ailesinden
biridir.
Kara Nogay ve Yediskul
Bölgesinde yaşayan Nugay seyyidleri hakkında isim
soyadlarıyla ve aile mensuplarıyla ilgili bilgiler
![]() |
Rusya Federasyonu Stavropol
Federal Arşivi'nde yer alan, 17 Temmuz 1827
tarihli orijinal belgenin fotokopisi, Arşiv No:
48, Cilt 2, Dosya No: 853. Bu tarihi belgede,
Kara Nogay ve Yediskul bölgesinde yaşayan Nugay
Seyyidlerinin kimlikleri ve aileleri hakkında
bilgiler mevcuttur. Bu bilgiler bir liste
halinde düzenlenmiş olup listede 3. sırada Adnan
Oktar'ın dedesinin dedesi olan Beslen Arslan ve
ailesinin kaydı bulunmaktadır. Adnan Oktar’ın
dedesi Ömer Bey Kafkasya’da doğmuş, 1902’de
Ankara Bala kasabasına yerleşmiştir. Ömer Bey’in
babası Hacı Yusuf, Hacı Yusuf’un babası ise Rus
arşivlerinde seyyid olarak kaydı bulunan Beslen
Arslan (Kasayev)’dır. |
|
![]() |
|
Adnan Oktar’ın babasının
ismi resmi kayıtlarda Yusuf Oktar Arslan
olarak geçmektedir. Arslan soyadı, Rus
kaynaklarında da yer almaktadır.
|
![]() |
|
Sayın Adnan Oktar'ın İlkokul yıllarına ait
bir resmi |
1979 yılında, binlerce kişi arasından üçüncülükle girdiği Mimar Sinan Üniversitesi'nde eğitimine devam etmek üzere İstanbul'a taşındı. Sanatı, Allah'ın üstün yaratışının bir tecellisi olarak gören Sayın Oktar, resim yapma konusunda çocukluğundan beri yetenekliydi ve zaman zaman sürrealist tablolar yapardı. Arkadaşlarına hediye olarak verdiği çok sayıda tablosu bulunmaktadır. Ayrıca, Allah'ın sanatının birer tecellisi olarak gördüğü hayvanlara, bitkilere ve çiçeklere de özel ilgisi bulunan Sayın Adnan Oktar'ın, bahçe bakımı, iç mimari ve dekorasyon, ilgilendiği alanlar arasındadır.
SAYIN ADNAN OKTAR BİR GÜNÜNÜ NASIL GEÇİRDİĞİNİ ANLATIYOR >>>
MİMAR SİNAN ÜNİVERSİTESİ'NDEKİ YILLARI
![]() |
| Nisan 2007 |
Sayın Adnan
Oktar Mimar Sinan Üniversitesi'ne girdiği dönemde
üniversite, çeşitli illegal Marksist-komünist
organizasyonların etkisi altındaydı. Hem akademisyenler
hem fakülte görevlileri hem de öğrenciler arasında
saldırgan ateist ve materyalist akımlar hakimdi. Hatta,
öğretim üyelerinin bir kısmı, derslerinde konuyla
bağlantısız olmasına rağmen hemen her fırsatta
materyalist felsefe ve Darwinizm'in propagandasını
yapıyorlardı.
Sayın Adnan Oktar, dini ve
ahlaki değerlerin saygı görmediği ve neredeyse bütünüyle
reddedildiği, materyalist görüşün kontrolündeki bu
ortamda, çevresindeki insanlara Darwinizm'in
geçersizliğini, Allah'ın varlığını ve birliğini
anlatmaya başladı. Üniversitenin bitişiğindeki Molla
Camii'nde açıkça namaz kılan tek kişiydi.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KENDİ ANLATIMIYLA MİMAR SİNAN YILLARI
>>>
Annesi Mediha
Oktar'ın da anlattığı gibi, bu dönemde Sayın Adnan Oktar
gecede sadece birkaç saat uyuyor, zamanını okuyarak, notlar
alarak ve dosyalar tutarak geçiriyordu. İçinde Marksizm,
Leninizm, Maoizm, komünizm ve materyalist felsefe konulu
temel kitapların da yer aldığı yüzlerce eser okumuş ve hem
klasik hem de nadiren okunan kitaplar üzerinde detaylı
çalışmalar yapmıştır. Ayrıca, bu ideolojilerin sözde
bilimsel temelini oluşturan evrim teorisi üzerine geniş
çaplı araştırmalar yapmış, bu bilim dışı teorinin
açmazlarını gözler önüne seren bilgi ve belgeler
toplamıştır. Allah'ın inkar edilmesine dayalı olan bu batıl
felsefe ve ideolojilerde yer alan çıkmazlar, çelişkiler ve
aldatmacalar konusunda çok detaylı bilgi derleyen Oktar, bu
bilgi birikimiyle insanları gerçeğe ve doğruya davet
etmiştir. Üniversitedeki öğrenciler ve öğretim üyeleri de
dahil olmak üzere herkese Allah'ın varlığını, birliğini ve
Kuran ahlakını anlatmıştır. Okul kafeteryasında,
koridorlarda ya da ders aralarındaki sohbetlerde,
materyalizmin ve Darwinizm'in aldatmacalarını, bu
ideolojilerin kaynak kitaplarından direkt alıntılar yaparak
açıklamıştır. Sayın Oktar'ın bu kültürel çalışmaları büyük
etki oluşturmuş, bazı öğretim görevlileri de dahil olmak
üzere, çok sayıda kişinin ideolojik yapısında ve
inançlarında olumlu değişiklik olmuştur.
![]() |
| Kasım 2006 |
DARWİNİZM'İ ÇÖKERTEN İLK KİTAPÇIK
İşte bu amaçla
Sayın Adnan Oktar, öncelikli olarak yüz yılı aşkın bir
zamandır insanları etkisi altına alan ve onları din ahlakını
yaşamaktan uzaklaştıran bu aldatmacanın geçersizliğini
ispatlama konusundaki çalışmaları üzerine yoğunlaştı. Oktar,
sözde bilim adına ortaya çıkan Darwinizm'in gerçek yüzünü
ortaya koymanın en etkili yolunun yine bilimin kendisi
olduğunu düşünüyordu. Bu anlayışla, geniş çaplı araştırma ve
çalışmalarının bir özeti olan Evrim Teorisi isimli bir
kitapçık çıkardı. Bu kitapçığın tüm masraflarını ailesinden
kalan gayri menkulleri satarak kendisi karşıladı. Ardından,
bu kitapçığı üniversite öğrencilerine bedava olarak
dağıtmaya başladı.
![]() |
| Ağustos 2005 |
Dahası üniversitedeki bazı
militan öğrenciler, faaliyetlerini durdurmadığı takdirde
hayatını riske atacağını söyleyerek Sayın Oktar'ı açıkça
tehdit ediyorlardı. Tüm bu baskı ve tehditler, Sayın
Oktar'ın Allah'a olan bağlılığını ve kararlığını daha da
artırdı. Materyalist ve ateist çevrelerin sert reaksiyonları
ve endişeleri Sayın Adnan Oktar'ın doğru yolda olduğunun en
önemli delillerinden biriydi.
Terörün hüküm sürdüğü, ateist ve
materyalist akımların hakimiyeti altındaki bir üniversitede
dindar bir insanın istediği şekilde fikrini anlatması ve
inançlarını savunması şüphesiz son derece zordu. O yıllarda
Türkiye'de pek çok genç insan, ideolojik gerilimler yüzünden
acımasızca katledilmekteydi. Bu şartlar altında Sayın Adnan
Oktar, Allah'ın varlığını, birliğini ve Kuran'ın doğruluğunu
açıkça tebliğ ediyordu. Hiç kimsenin inançlarını açıklamaya
dahi cesaret edemediği bir okulda, karşılaştığı tepkiler ve
tehditlerden asla yılmadan, düzenli olarak Molla Camii'ne
giderek namaz kılmaya devam ediyordu.
Sayın Adnan Oktar Mimar Sinan
Üniversitesi'nde İslam ahlakını anlatmaya başladığında
yalnızdı. Üç yıldan fazla bir süre görüşlerini destekleyen
kimse olmadı. Ancak bu durum onun kararlılığını
değiştirmedi. Tek dostunun Allah olduğunu biliyor ve tüm
bunları sadece Allah'ın rızasını kazanmak için yapıyordu.

Ağustos 2007
Tüm zamanını, enerjisini ve imkanlarını sadece tek bir amaca
vakfetti: Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini
kazanabilmek ve din ahlakını tüm insanlığa anlatmak...
1982 yılında, ilk kez, yine
Mimar Sinan Üniversitesi'nde okuyan birkaç genç, Sayın Adnan
Oktar'ı fikri mücadelesinde onun yanında yer almaya karar
verdiler. Aradan aylar, yıllar geçtikçe, bu fikirleri
benimseyen gençlerin sayısı arttı. Adnan Oktar'ın bu
gençlerle yaptığı sohbetlerin konuları arasında vatan ve
millet sevgisi, büyük önder Atatürk'ün izinde yürümenin
önemi, yaratılışın delilleri, Peygamber Efendimiz (sav)'in
örnek ahlakı, Kuran'da Rabbimiz'in bildirdiği ahlaki
değerler ve materyalizmin, ateizmin ve Darwinizm'in
geçersizliği yer alıyordu. Bu dönemde ve bundan sonraki
hayatı boyunca da Sayın Adnan Oktar pek çok insanın iman
etmesine ve din ahlakına uygun yaşamasına vesile oldu.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN ESERLERİ VESİLESİYLE İMAN EDENLERİN YOLLADIKLARI MESAJLAR >>>
![]() |
| Eylül 2007 |
İLK KARALAMA KAMPANYASI VE AKIL HASTANESİNDE İŞKENCE
![]() |
| Sayın Adnan Oktar'ın Bakırköy Akıl Hastanesi'nde kaldığı yıllara ait bir resim |
1986'nın yazında Sayın Adnan
Oktar, "Türk
Kavmindenim, İslam Milletindenim"
sözlerinden ötürü hiçbir haklı hukuki gerekçe olmadan
tutuklandı. Bu ifade bir gazetede yayınlanan bir röportajda
yer almıştı. Aynı dönemde çeşitli yayın organlarında,
yukarıda ifade edilen çevrelerin etkisiyle, birtakım yalan
haberler, mesnetsiz bilgiler ve iftiralar yer almaya
başladı.
Sayın
Adnan Oktar önce tutuklandı ve cezaevine kondu. 9 ay boyunca
tekli hücrelerde tecrit edilerek tutuldu. Daha sonra Adli
Tıp’ta 40 gün ayağından yatağa zincirlenerek geçirdi. Sonra
Bakırköy Akıl Hastanesi'ne nakledildi ve akıl sağlığı
yerinde olmadığı iddiasıyla müşahade altına alındı.
Hastanede, en tehlikeli hastaların bulunduğu "14A" koğuşunda
tutuldu. 300 akıl hastasının olduğu 14A koğuşu, Abdülhamit
döneminden kalma taş bir binanın içerisindeydi ve bu koğuşa
birkaç kilitli demir kapıdan geçilerek gidiliyordu. İçerisi
oldukça bakımsız, izbe ve pisti. Bu ağır hastaların arasında
cinayet çok sıradan bir olay olarak görülüyordu. Sayın
Oktar'ın burada bulunduğu süre içerisinde, 7 cinayet
işlendi.
SAYIN ADNAN OKTAR'IN BAKIRKÖY AKIL HASTANESİ'NDE KALDIĞI KOŞULLARI GÖRMEK İÇİN BAKINIZ. >>>
Üstelik
böyle bir şuur bulandıran ilaçlar kendisine zorla verildi.
Kendisini ziyaret etme ve görme imkanı bulanlar, Sayın
Oktar'ın bu dönemde de kararlılığını ve şevkini hiç
kaybetmediğine şahit oldular. Onları İslam ahlakına davet
edeceği düşünülerek, doktora öğrencilerini, hemşireleri ve
hatta doktorları bile görmesine izin verilmiyordu. Bir süre
sonra yakınları ve arkadaşlarıyla da görüşmesi yasaklandı.
Hatta, telefon görüşmesi bile yapmasına müsaade edilmiyordu.
İlmi faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatı boyunca
hastanede kalacağına dair tehdit edildi. Bazı kesimlerden
Yahudilik ve Masonluk kitabını basmaktan vazgeçmesi için
yoğun baskılar gelmeye başladı. Eğer kitabı basmaktan
vazgeçerse, hemen hastaneden çıkabileceği, yaşamının bundan
sonrasını refah içinde geçirebileceği gibi teklifler geldi.
Kitabın tüm dosyalarını vermesi karşılığında, büyük maddi
imkanlar teklif edildi. Ancak, kendisi tüm bu teklifleri
geri çevirdi, baskı ve tehditlerden yılmadı. Tam tersine bu
yaşadıkları, onun kararlılığını daha da arttırdı.
Sayın Oktar hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19
ay tutuldu ve sonra savcılığın, "ifadelerinde suç unsuru
bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etti ve mahkemece
serbest bırakıldı.
Sayın Adnan Oktar’a Gülhane Askeri Tıp Akademisi
tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğunu
belirten "SAĞLAM" raporu ise basında hiçbir yerde
duyurulmadı. Sayın Adnan Oktar 20 yıl akıl hastası
olarak kamuoyuna tanıtıldıktan sonra akıl sağlığının
yerinde olduğu Askeri Hastane raporuyla açıklandı.

sabahyildizi.net 07.06.2009 by Admin







