KOKAİN KOMPLOSU
1991'in ortalarında yaptığı kültürel çalışmalardan rahatsız olan birtakım çevrelerin etkisiyle, Sayın Adnan Oktar yeni bir komployla karşı karşıya kaldı. Bu dönemde kendisi, masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışması yapıyordu. Sayın Oktar'ın annesiyle birlikte yaşadığı Ortaköy'deki evine gelerek arama yapan polisler, yaklaşık iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları ilk kitabın içinde bir paket kokain buldular.
Ancak daha sonra ortaya konulan delillerin tümü, bu iftiranın sadece bir komplo olduğunu kanıtladı. Öncelikle Sayın Adnan Oktar'ın evinde bulunduğu iddia edilen kokainin komplonun bir parçası olduğu ortaya çıktı. Bu komplodan kısa bir süre önce Sayın Adnan Oktar kendisine karşı gizli bir planın kurulmaya başlandığını hissetmiş ve Ortaköy'deki evinden ayrılmıştı. Sonra annesini arayıp kendisine karşı bir komplo kurulmasının muhtemel olduğunu söylemiş ve annesinden şahit olmaları için birkaç kişiyle birlikte evi temizleyip kontrol etmesini istemişti. Bunun üzerine Sayın Adnan Oktar'ın annesi Mediha Oktar komşularından birini ve kapıcılarını çağırmış ve hep beraber evi iyice temizleyip kitaplıktaki kitapların teker teker tozunu almışlardı. Sayın Adnan Oktar'ın bu temizlikten sonra eve hiç gitmediği gerçeğine rağmen, 16 polis memuru eve operasyon düzenlemiş ve eve girer girmez 2-3 dakika içerisinde iki bine yakın kitabın arasında ellerine aldıkları neredeyse ilk kitabın içinde "bir paket kokain" bulmuştu. Mediha Hanım'ın komşusu ve kapıcısı, olaydan sonra "Adnan Oktar'ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir.
![]() |
| Mayıs 2007 |
Bu gerçek, aralarında Scotland Yard'ın da bulunduğu 30'a yakın uluslararası adli tıp kurumu tarafından teyit edildi. Hepsinin de, incelemeleri için kendilerine gönderilen dosya hakkındaki ortak cevabı şöyleydi: Kokain Adnan Oktar'a göz altındayken yemeğine karıştırılarak verilmiştir. Olay komplodur.
Daha sonra Türk Adli Tıp Kurumu da kokainin gözaltında yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyid etti ve Sayın Adnan Oktar mahkemede beraat ederek aklandı.
Ancak kokain olayı çok önemli bir hususu gösteriyordu: Sayın Adnan Oktar'a husumet besleyen ve her türlü kirli yöntemi devreye sokarak onu yolundan döndürmeyi amaçlayan bazı karanlık odaklar vardır. Sayın Adnan Oktar'ı daha önce akıl hastanesi, hapis ve baskıyla yıldırmaya çalışan söz konusu güç odakları, bu kez böyle bir komploya başvurmayı tercih etmişlerdi.
Tıp Kurumlarının vermiş olduğu, kokainin Adnan Oktar'ın vücuduna 72 saatten çok daha kısa bir süre önce, yani gözaltında bulunduğu sırada girdiğini ispat eden raporlardan bir kısmının orijinallerini buradan görebilirsiniz:
1-Institut Für Rechtsmedizin Der
Üniversitat München
2- Aachen Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü
3- Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 5.Ihtisas Kurulu
4- Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı
5- Adli Tıp Raporlarında En Önemli Kaynak Olarak Kullanılan
Prof. Dr. Johhn Ambre Ye Ait Cizelge Grafik
6- Basel Polis Ve Askeri Merkezi Adli Tıp Laboratuarı
7- Bonn Rheinischen Friedrich-Wilhelms Üniversitesi Adli Tıp
Enstitüsü
8- Fransa Içişleri Bakanlığı Polis Laboratuarı
9- Glasgow Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü
10- Istanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adli Tıp
Enstitüsü
11- Kantonsspital St.Gallen , Institut Für Gerichtliche Medizin
12- Padova Üniversitesi Profesörü Davide Ferrara
13- Prof Dr. H. W. Raudonat - Zentrum Der Rechtsmedizin
14- Tübingen Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü
15- Üniversita Degli Studi Di Parma Facolta Dı Medicina E
Chirurgia
16- Viyana Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü
![]() |
| Sayın Adnan Oktar'a karşı düzenlenen kokain komplosu mahkeme kararıyla bozulmuş, Sayın Oktar, 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22.2.1994 tarihli celsesinde BERAAT ETMİŞ ve böylece olayın bir komplo olduğu yargı makamlarınca da teyit edilmiştir. |
SAYIN ADNAN OKTAR'A KURULAN KOKAİN
KOMPLOSUYLA İLGİLİ DETAYLI BİLGİ İÇİN, BAKINIZ >>>
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KİTAP ÇALIŞMALARI
Oktar,
1991'den sonra bütün zamanını kitapları üzerinde çalışmaya
ayırdı. Tüm vaktini evinde geçirdi.Harun Yahya, müstear ismiyle, birbirinden değerli 300'e yakın kitap yazdı. Bu kitaplar 60'dan fazla dile çevrildi. Bu eserlerden faydalanılarak 200'ü Türkçe, toplam 43 dilde 550 internet sitesi hazırlandı. Bu siteleri aylık ortalama 4 milyondan fazla kişi ziyaret etmektedir. Yine bu eserlerden faydalanılarak hazırlanan görsel belgeseller dünyanın pek çok farklı ülkesinde 100'den fazla televizyon kanalında düzenli olarak yayınlanmaktadır. Sayın Oktar'ın özellikle Darwinizm'i bilimsel olarak çürüten eserleri, dünya çapında bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Evrimci yayınlarıyla tanınan New Scientist dergisinin 22 Nisan 2000 tarihli sayısındaki ifadeyle evrim teorisinin yanlışlığının ve yaratılış gerçeğinin anlatılması konusunda Sayın Oktar "uluslararası bir kahraman" haline geldi. Sayın Oktar'ın materyalizm ve Darwinizm'e karşı verdiği fikri mücadele sık sık National Geographic, Science, New Scientist, NSCE Reports gibi çoğunluğu evrimci olan yabancı yayın organlarında da gündeme getirildi. Örneğin National Geographic dergisinin Kasım 2004 tarihli İngilizce ve Almanca baskılarında, Sayın Adnan Oktar'ın, Yaratılış Gerçeği ile ilgili çalışmalarından bahsedilmiş, Evrim Aldatmacası adlı kitabından şöyle bir alıntıya yer verilmiştir: "Bu teori, dünya sistemini yönlendiren güçler tarafından bizlere empoze edilmeye çalışılan bir aldatmacadan başka birşey değildir."
Adnan Oktar'ın eserleri Hindistan'dan Amerika'ya, İngiltere'den Endonezya'ya, Polonya'dan Bosna'ya, İspanya'dan Brezilya'ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde beğeniyle okunmaktadır. İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Portekizce, Urduca, Çince, Arapça, Arnavutça, Rusça, Boşnakça, Uygurca, Endonezyaca, Azerice, Bengolice, Bulgarca, Danimarkaca, Lehçe, Malezyaca, Portekizce, Sırpça, Hollandaca, İbranice, Macarca, Fince, Farsça, Hausa, Dhivehi dili, Hindice, İsveççe, Japonca, Kırgızca, Kishwahili, Malayalam, Norveççe, Romence, Tamil, Telagu, Thai dili gibi hemen her dile çevrilen eserler yurtdışında geniş bir okuyucu kitlesi tarafından takip edilmektedir.
Dünyanın dört bir yanında olağanüstü takdir toplayan bu eserler pek çok insanın iman etmesine, pek çoğunun da imanında derinleşmesine vesile olmaktadır. Kitapları okuyan, inceleyen her kişi, bu derin farklılığın ve faydanın, eserlerdeki hikmetli, akılcı, kolay anlaşılır ve samimi üslubun farkına varmaktadır. Bu eserler süratli etki, kesin netice, itiraz edilemezlik, çürütülemezlik özellikleri taşımaktadır. Eserlerin her birinde hiç kimsenin reddedemeyeceği, samimi, açık, ispatlı bir anlatım vardır. Kuşkusuz bu özellikler, Allah'ın nasip ettiği bir hikmet ve anlatım çarpıcılığından kaynaklanmaktadır.
SAYIN
ADNAN OKTAR'IN DARWİNİZM'İ YERLE BİR EDEN DEV ESERİ:
YARATILIŞ ATLASI
Sayın
Adnan Oktar'ın Darwinizm'e öldürücü darbeyi indiren en dikkat
çekici eseri ise Yaratılış Atlası isimli kitabı oldu. Yüzlerce
fosil örneğinin resminin yer aldığı bu dev eser, canlıların yüz
milyonlarca yıldır hiç değişmediklerini, yani evrim geçirmediği
gerçeğini belgeleriyle ortaya koydu. Bu belgeler Darwinist
çevrelerde büyük şok meydana getirdi. Özellikle kitabın
Avrupa'da pek çok ülkeye ulaşmasının ardından, Avrupa genelinde
adeta Darwinist bir panik başladı. Darwinizm'in bilimsel bir
dayanağı olmadığını somut bulgularla ve aksinin iddia edilmesi
mümkün olmayacak şekilde ortaya koyan Yaratılış Atlası, başta
Fransa olmak üzere, Amerika, Çin, Brezilya, Hollanda, Beçika,
İngiltere, İtalya, İsveç, İsviçre, İspanya, Danimarka gibi
birçok ülkede büyük yankı uyandırdı. Yaratılış Atlası'nı konu
alan sayısız gazete haberi, köşe yazısı, televizyon programı,
internet sitesi kitabın fikri etkisini gözler önüne serdi.
Başta Fransızlar olmak üzere, Avrupalı Darwinistler adeta bir
kültür şokuna girdiler. Yaklaşık 150 yıldır dinsizliğin
yayılmasına vesile olan Darwinizm'in Yaratılış Atlası
vesilesiyle aldığı darbe karşısında, Avrupalı materyalistler en
üst düzeyde alarma geçti. Avrupa Konseyi toplandı, raporlar
hazırlandı, Milli Eğitim bakanlıkları bildiriler yayınladı.
Avrupalı Darwinistler fikri olarak hiçbir cevap veremedikleri
Yaratılış Atlası isimli esere karşı ne yapacaklarını şaşırdılar
ve bu kitabı yok etmek için kendilerince çözüm arayışına
girdiler. Hatta yüzyıllardır savundukları özgürlükçü
geleneklerini bir çırpıda terk ettiler ve yasakçı ve baskıcı bir
kimliğe büründüler. Öyle ki, kitabı yasaklatmaya dahi
kalkıştılar. Ancak bu çabaları boşunaydı, çünkü Avrupa çoktan
aydınlanmaya başlamıştı bile!
Fransa’nın en büyük gazete ve dergileri "Yaratılış Atlası"na
dehşet dolu ifadelerle yer verdiler. Le Figaro, L’Express, Le
Monde ve La Croix gibi Fransa’nın önde gelen yayınlarında konu
"deprem", "hücum", "bomba etkisi" gibi dehşet ve panik ifade
eden başlıklarla yer aldı. Darwinizm’in yenilişini ve
perişanlığını "Fransız tarihinin en büyük yenilgisi"gibi
cümleler ile ifade ettiler. Bu muhteşem eser Avrupa'da,
Darwin’in teorisine körü körüne sahip çıkan kesimde, kendi
ifadeleri ile "ideolojik bir deprem" etkisi meydana getirdi.
Yaratılış Atlası'nın Darwinizm'e İndirdiği Darbe, Dünya Basınında
| Fransa, Science
& Vie Bilim Dergisi "Atlas, SOĞUK DUŞ ETKİSİ YAPTI…" Fransa, Le Point "DARWIN'İ KURTARIN!" Fransa, La Liberation (Yaratılış Atlası) Tek Bir Hamlede TAM BİR PANİK GERÇEKLEŞTİRDİ. Almanya, Stern Dergisi GÖKGÜRÜLTÜSÜ GİBİ PATLAYAN KİTAP... Almanya, Nürnberg
Zeitung |
Yaratılış
Atlası, Avrupa'da gerçek bir aydınlanma başlattı. Yaklaşık
1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı
altındaki Avrupa halkı, evrim teorisinin bilimsel bir değeri
olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu
görmeye başladı. Farklı ülkelerde yapılan anketler,
Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu
ortaya koydu. Örneğin Fransız Science Actualités tarafından
yapılan ankette, insanların evrim ile oluşmadığına
inananların oranı %92, evrime inananların oranı ise %5
olarak çıktı. Süddedeutsche Zeitung adlı ünlü Alman
gazetesinin yaptığı ankete göre ise, insanın bir
Yaratıcı'nın eseri olduğuna inananların oranı %85, evrim
teorisinin geçerli olduğunu düşenenlerin oranı ise sadece
%9'du. Die Welt Gazetesi'nin yaptığı anket sonucunda ise
halkın %86’sı "Size göre yaşam nasıl olmuştur?" sorusuna
"Allah yarattı" şeklinde cevap verdi. Avrupa'daki fikri
değişimi açığa çıkaran anketlerden biri de İsviçre'de
yayınlanan Blick'in anketi oldu. Bu ankette, Yaratılış'a
inananların oranı %85, evrim teorisine inananların oranı da
%8 olarak çıktı. Belçika’da yayınlanan De Morgen Gazetesi,
"on kişiden sekizinin evrim teorisinin tamamen bir saçmalık
olduğunu düşündüğünü" yazdı. Danimarka’da Ekstra Bladet
Gazetesi'nin internet sitesinin yer verdiği ankette
"İnsanların maymundan geldiğini düşünüyor musunuz?" sorusuna
Danimarka halkının %88’i hayır cevabını verdi. İsviçre
Factum Dergisi'nde yer alan haberde ise, İsviçre halkının
okullarda Yaratılışın da okutulmasını istediği bildirildi.
İngiltere'de öğretmenler arasında yapılan anketler,
öğretmenlerin okullarda Yaratılış da okutulması gerektiğini
düşündüklerini ortaya koydu. Bu durum Guardian, The
Independent gibi ünlü İngiliz gazetelerinde geniş yer buldu.
Tüm bu haberler içinde asıl dikkat çekici husus ise,
Avrupalıların bu gelişmeye Yaratılış Atlası'nın vesile
olduğunu ifade etmeleriydi. Nitekim Vatikan, 2008'in son
aylarında Müslümanlara, "Allah inancını Avrupa'ya yeniden
getirdikleri için" teşekkür ettiğini açıkladı.
Yaratılış Atlası'nın vesile olduğu bu büyük fikri uyanış, Avrupalı liderler ve devlet adamları üzerinde de etkisini gösterdi. İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair'in dine yönelişiyle ilgili açıklamaları, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin Allah'a inancını anlattığı sözleri Avrupalı liderlerde çok güzel ve olumlu değişiklikler olduğunun örneklerindendir.
| Yaratılış
Atlası'nın Avrupa'ya ulaşmasının ardından Avrupalı
lidelerdeki fikri değişimin örnekleri: Nicholas Sarkozy: "Her insanın düşüncesinde ve kalbinde var olan Yüce Allah’tır. Sürekli olarak insanlara bir alçakgönüllülük ve sevgi mesajı, barış ve kardeşlik mesajı, hoşgörü ve saygı mesajı veren Allah’tır. İnsanların ölçüsüz kibirine -yani enaniyetine, gururuna- ve deliliğine karşı bir sur olan Allah’tır. İnsanı esir kılmayan, onu özgür kılan Allah’tır." Tony Blair: "Dini koruyun ve onun iyilik için bir güç olmasına yardım edin." Tony Blair: "Dünyanın problemlerini çözmede dinin merkeze konması için çağrıda bulundu. Din dünyanın vicdanını uyandırabilir." |
Tüm
bu fedakarane çalışmalar bazı çevreleri oldukça rahatsız
etti ve "endişelendirdi". Materyalist ve mason çevrelerin
provokasyonlarıyla, bu faaliyetlere karşı bir iftira
kampanyası başlatıldı. Amaç, evrim teorisini çürüten her
bilimsel çalışmayı kendilerince önlemekti. Sayın Adnan
Oktar'ın çalışmalarına fikren karşılık veremeyenler,
iftiralar ve ithamlarla bu çalışmaları kendilerince etkisiz
hale getirmeyi hedeflediler.1999 yılının Kasım ayında, Sayın Adnan Oktar yeni bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Bu, tam olarak üç ciltlik büyük kitabı Global Masonluk'un yayınlanmak üzere olduğuyla ilgili haberlerin yayıldığı zamana denk geliyordu. Sayın Adnan Oktar'ın fikri mücadelesine başladığı ilk günlerden itibaren, çeşitli iftiralar, komplolar, yalan haberler ve suçlamalarla kendisini yıldırmaya, din ahlakını yaymaktan alıkoymaya çalışan birtakım karanlık odaklar yine devreye girdi.
Bu odakların provokasyonları ve yanlış bilgilendirmeleri neticesinde, 12 Kasım 1999'da, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının evlerine ve iş yerlerine bir polis operasyonu düzenlendi. Yaklaşık 50 eve sabaha karşı 03:00 sularında yapılan operasyonda hiçbir suç unsuruna rastlanmadı, hiçbir gayri ahlaki manzarayla karşılaşılmadı. Buna rağmen tümü birbiriyle çelişen akılalmaz yalanlar ve iftiralar her gün basında yer aldı. Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV camiası mensupları 7 gün boyunca İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'nde gözaltında tutuldular. Bu esnada gözaltındakilerin ağır işkenceye maruz kaldıkları Adli Tıp Raporlarıyla teyit edildi. Daha sonra BAV camiası mensuplarına işkence yapan kamu görevlileri hakkında İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde işkence yapmak suçundan dava açıldı ve bu kişiler halen 216'şar yıl ağır hapis istemiyle yargılanmaktadırlar.
Sayısız gayri hukuki uygulamanın yapıldığı bu süreçte gözaltına alınanlar, ağır işkence ve baskı altında, okumalarına dahi izin verilmeden, birtakım sözde ifadelerin altına imza atmaya mecbur bırakıldılar. Daha sonra da, kanunlarımıza göre hukuki değeri olmayan bu emniyet ifadelerindeki ithamlar temel alınarak iddianame hazırlandı. Hatta Sayın Adnan Oktar, yine bu emniyet ifadelerine dayanılarak 9 ay cezaevinde tutuldu.
8
yıl süren yargılama sürecinde, Sayın Adnan Oktar ve diğer
yargılananlar hakkında iddianamede öne sürülen ithamları
destekleyen tek bir delil, tek bir belge, tek bir rapor, tek
bir tanık beyanı elde edilmemiştir. Tam tersine onlarca
bilirkişi raporu, çok sayıda tanık beyanı, devletin yetkili
kurumlarının hazırladığı inceleme raporları, hukuk
akademisyenleri tarafından sunulan mütalaalar Sayın Adnan
Oktar'ın masum olduğunu ispatlamıştır. Nitekim Sayın
Cumhuriyet Savcısı da, dava boyunca yargılananlar aleyhine
hiçbir delil elde edilmediğini; ortada sadece emniyet
ifadeleri olduğunu, bunların da işkence altında, yanlarında
avukat bulunmadan ve okutulmadan imzalatıldıkları için
kanunlarımıza göre hukuken geçerli olmadığını; daha önce
aynı iddialarla ve aynı maddelerden yargılanan kişilerin
mahkemece beraat ettirildiğini beyan ederek Sayın Adnan
Oktar ile birlikte tüm yargılananlar için tek tek beraat
talebinde bulunmuştur. Üstelik Sayın Savcı bu mütalaasını
bir kere daha tekrarlamış ve ikinci defa Sayın Adnan Oktar
ve diğer yargılananlar için beraat talebinde bulunmuştur.
Ancak Sayın Oktar, Türk Adaletinin verdiği tüm kararlara saygı duymaktadır. Allah'ın herşeyi bir hayır ve hikmetle yarattığının bilinciyle davranmaktadır. Hapisaneyi Hz. Yusuf Medresesi olarak görmekte ve hakkında aleyhte verilebilecek herhangi bir kararı güzellikle ve sabırla karşılamaktadır. Ve şüphesiz Sayın Oktar, tüm Türk Milletinin ve dünya çapında milyonlarca okuyucusunun vicdanında, gündeme gelen bütün bu iddialardan müberradır (temiz) ve uzaktır. Tüm bu yaşananlar sırasında, Sayın Adnan Oktar, tevekkülü ve teslimiyetiyle çevresindekilere her zaman örnek olmaktadır. Tarih boyunca yaşamış tüm müminlerin benzer olaylarla imtihan edildiğini, yaşanan her olayın Allah Katında belirlenmiş bir kader olduğunu ve hepsinin pek çok hayır ve hikmetle yaratıldığını etrafındakilere hatırlatmaktadır. Başlarına ne gelirse gelsin müminlerin her zaman itidalli, neşeli, azimli ve teslimiyetli olmaları gerektiğini söyleyen Sayın Oktar'ın bu yöndeki güzel ve üstün ahlakı, kendisine duyulan sevgi ve saygının kat kat artmasına vesile olmaktadır.
SAYIN ADNAN OKTAR KENDİSİNE VERİLEN MAHKUMİYET KARARI İLE İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYOR? >>>
Sayın Adnan Oktar, içinde olduğu bütün bu koşullar altında dahi halen büyük bir şevk ve azimle kitap çalışmalarına devam etmekte ve insanları güzel ahlakı yaşamaya çağırmaktadır.

sabahyildizi.net 07.06.2009 by Admin

